.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

23 Haziran 2018 Cumartesi

BÜYÜK TÜRKİYE SEÇİMİ

Bu seçim yerli ve milli partiler ile arkasında yabancı güçlerin olduğu partiler arasındadır. Akparti, MHP ve BBP milli ve yerlidir. Diğerlerinin arkasında Amerika, İngiltere ve Almanya bulunmaktadır.
Yerli ve milli partiler Türkiyenin yükselmesi için çalışırken, sırtını yabancı güçlere dayamış olan partiler ülkemizde yabancı güçlerin çıkarlarına göre hareket etmektedirler.
Yerli ve milli partiler kendi öz değerlerimize dayalı siyaset üretirken, diğer partiler yabancı ülkelerin batıl değerlerini bize dayatmaktadırlar.
Yerli ve milli partiler Türkiyenin büyük bir dünya gücü olmasını hedeflemişken, diğerleri Türkiyenin batılılar karşısında zayıf, ezik ve boyun eğmiş olmasını istemektedirler.
Batılı güçler Türkiyenin yerli ve milli partiler eliyle ilerleme hamlelerini ülkemiz icindeki beşinci kolları olan parti ve akımlarla engellemeye ve akim bırakmaya çalışmışlardır.
Hepimiz 3. Dünya savaşı içinde olduğumuzun farkındayız. Sur, Afrin, Cerablus ve Kandil harekatları bu savaşta cephelerimizdir.
Bu cephelerde kim Türk ordusu ve polisinin yanında ise onlar yerli ve milli güçlerdir, kimler ordu ve polisimizin elini zayıflatmaya çalışmış ise onlar da düşman lehine çalışanlardır.
Türkiye bir varoluş mücadelesi içindedir. Türkiyenin yatırımlarını küçümseyen kimlerdir? Cumhuriyet tarihinde yapılmayan hizmetleri yok sayanlar kimlerdir? Amerikanın, İngiltere'nin, Almanya'nın sufleleri ile yönünü tayin edenler kimlerdir?
Bir şey daha var ki en önemlisi odur. Türkiye son 150 yılda başta Balkanlar ve Kafkaslar olmak üzere her yerden gelen müslümanlar için bir sığınak olmuştur. Allah göstermesin eğer bu kale düşerse biz nereye gideceğiz?
Kimileri batıl değerleri benimsemiş olabilir. Dinini, imanını bir kenara koymuş olabilir. Ama bizler mümin ve müslümanız. Türkiye gibi bir islam ülkesinde doğduk ve yaşıyoruz. Türk bayrağı altında yaşamaktan mutluyuz.
Türkiyeden başka bir ülkemiz yok. Gidecek başka bir yerimiz yok. O nedenle Türkiyenin varlık ve bekası bizim için herşeyden daha önemlidir.
Bu nedenle 24 Haziran 2018 seçimlerini vatanımız,  devletimiz ve milletimiz için çok önemsiyoruz. Bu milletin bir ferdi olarak bu millete hizmet etmiş iktidarlara minnet duymaktayız.
Türkiyenin Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ülkemiz için hayati değerde olduğuna inanıyoruz. Kuvvetler ayrılığı prensibinin hakkıyla gerçekleşeceği bu sistemde yürütmenin çağın gerçeklerine ve gereklerine vakit geçirmeden uyumu sağlayan bir sistem olacaktır.
Bu sistemin Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başarıya ulaşacağına inanıyoruz.
Re'yimiz ve duamız bu şekildedir. Biz vazifemizi yaparız, Allahın vazifesine karışmayız. Biliyoruz ki bu millet neye layık ise o şekilde idare olunacaktır. Milletimizin ferasetine inanıyoruz.
Allah milletimizin yardımcısı olsun.


58 yorum:

  1. Yeniden Devam, DAVAM....
    • Türkiye ne zaman terörde ciddi bir başarı sağlasa,
    Hemen arkasından terör destekcileri sözde solcu geçinenleri de yanına alarak barış naraları atıyorlar Yılanın başını ezecekken ayağımız havada kalıyor...
    • Türkiye ne zaman Uçak, Tank , Araba üreteceyim dese,
    Araya, Dünyanın sanayi devleri onun içerdeki Komisyoncu ağa babalar devreye giriyor; Ya, aklımızla dalga geçer gibi benzin koymayı unutuyorlar Ya da Komisyoncuların sahibi Medya patronları hükümetleri etkileyip milli projeleri iflasa sürüklüyorlar.
    • Türkiye ne zaman Devletiyle-milletiyle, Türküyle –Kürdüyle bir kaynaşma sağlasa ortak bir sinerji oluştursa,
    Milletin muhabbet rabıtaları olan, Dininden ,Bayrağına,Sakalından Başörtüsüne kadar yasaklar istibdatlarla ülkeyi yaşanmaz hale getiriyorlar. Arkasından zavallı milletimizi 20 yıl geriye götüren Darbeler yapılıp Başbakanlar asılarak millete gözdağı veriliyor.
    • Türkiye de ne zaman Selahattinin torunlarıyla Fatihin torunları kendi benlik buzlarını kırıp ortak havuzda eritse, Demokrasi ve Medeniyet beşikcilerinin etekleri zil çalıyor kabus üstüne kabuslar çöküyor üzerlerine, (Daha önce İdrisi Bitlisi Sultan Yavuza gelip biat ettiğinde Osmanlı 600 yıl Dünyaya Hükümferman olmuştu)
    Şimdi........
    •Terörün başını koparmaya ramak kaldı...
    •Medeniyet fantazileri denilen, Uçak Tank Araba yapım aşamasında...
    • Millete ümitsizliği aşılayan İstibdat denilen naletin beli kırıldı kafasıda kopmak üzere...
    •Fatih in ve Bitlisi nin torunları birbirlerine sarılmış Düşmana karşı Kılınçlarını bilevliyorlar...
    •••“İşte bu yüzden yarın vereceğimiz oylar çok önemli,
    Gayemiz Erdoğan değil , Onda tecelli eden Davamız”...

    YanıtlaSil
  2. 1* Kur’an hamd ile başlayarak ehl-i imana ders verir. Onun için seçim zaferi için önce bir değil binlerce kez hamd etmek lazım. Binlerce kez hamd için vakti olmayan şunu yapabilir: “Seçimde oy kullanan ehl-i iman sayısının Kur’an harflerinin sayısıyla çarpımının şeddeli kübik adedince hamd ederiz” Tabi hamd edince de bir kez de sevgili Resulullah’a salavat da vacip olur: “Elfü elfi selatin ve elfü elfi selamün aleyke ya Rasulallah ya habubullah ya eminu vahyullah”

    15 Mayıst’ta bu sitede Erken Seçim ile ilgili yorumumun 3. Kısmında 24 Haziran seçimleriyle ilgili Kainat kitabının işaretlerine bakıp görüşümü yazdım. O yazıda erken seçim kararı öncesi gelişmeleri muvacehesinde 24 Haziran’ın neticesinin ne olacağını kitab-ı kabir-i kainatta cereyan eden tabiat olaylarının tevafukatıyla yorumladım. Çünkü art arda başlayan sellerin devam ettiği ve edeceği emareleri baş gösterince bundan gaybi haber çıkarmak gerektiğini düşündüm. Yağmuru yağdıran elbette taşkınlara sebep oluyorsa bunun işari manalarının olması gerekir.

    Seçim 10 Şevval günü yapılıyordu ve tevafukunu şöyle belirttim: (10. Sure Yunus Suresi. Hicri 10. Ayda yapılacak seçime tevafuk eden 10. Surenin 10. Ayeti de çok hoş: “Orada onların duaları 'Sen kusurdan ve ortaktan uzaksın Allahım' sözünden, karşılanmaları bir esenlik müjdesinden ibarettir. Dualarının sonu ise, 'Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun' demektir.) Bu hayra işaretti.

    Onun için hamd edilmesi gereğini hemen başta hatırlattım. O yazının 5. Bölümünde ise yine tevafukların işareti ile şöyle yazdım: “Ak Parti’nin şu anki tek başına potansiyeli yüzde 46-48. Buna ittifakla gelecek ilave oylarla yüzde 53-55 olabileceği öngörülüyor. Bunun sandalye sayısı ise 360 ile 400 arası. Veya 340-360 arası. Bunu HDP’nin Meclise girip girmemesi tayin edecek.”

    HDP Meclis’e 67 sandalye ile giriyor. (Tabi CHP’lilerin oy katkılarıyla) Cumhur İttifakının 24 Haziran’da oy oranı bu yorumu yazdığım sırada yüzde (53.6) kazandığı sandalye sayısı ise 343. Risale-i Nur okuyanlar iyi bilir. Kainattaki olayların ve onlara işaret eden ayetlerin tevafukatı iyi okunduğunda gaybdan çıkarak yaklaşan olayları işari veya hiss-i kablel vuku ile bilinebilir. Romatizmalıların yağmuru hissetmesi gibi. Yani bazı şeylerin gaipten çıkıp alem-i şehadete yaklaşması vaktinde bazı mukaddematına ıttıla suretinde bilmek şeklinde olabiliyor.
    İnsanın yaratılışının gayesi ilim (talim-i esma) ve duadır. Esmanın kainattaki ve dünyadaki ve beşerdeki tecelli ve cilvelerini Kur’an’da anlatılan olayların sonunda Cenab-ı Allah’ın zikredilen isimlerinden hangisinin onlarda tecelli ettiğini bilmek benzerlerini anlamada bir emsal teşkil edebiliyor.

    Bu esma ve dayandığı ilimlerle kitab-ı kebiri kainatı okumak bazen yol gösterici oluyor. Sonra tevafuk bir değil de birkaç tane olunca o zaman anlıyorsunuz ki gayb yönünden İrade-i İlahiye’nin tertibinin ve kasdının nasıl olacağının farkına varmak kolay oluyor. Şimdi sellerin art arda geldiğini ve bunun yıllardır ilk kez olduğunun farkına varınca tevafukunu aradım. Mesele irade-i İlahi’in tertibi ve kasdı olunca insanın yanılması ihtimali 0’a yakın oluyor.

    Gaybi haber okumak ilimle olduğu kadar ilhamla da oluyor. Kainattaki mananın verdiği ilhamla. Peki Cumhurbaşkanlığı seçimi için tahminimiz Meclis sandalye paralel olacağından şöyle yazmışım: “Cumhurbaşkanının seçilmesi belki veya bir ihtimal 7 Temmuz’a kalabilir mi? Teorik olarak olabilir. O zaman da seb’a mesani yani 7. Ay 7. Gün hükmünü icra eder. Ama 24 Haziran’da işlemin tamam olması beklenmelidir.”

    YanıtlaSil
  3. 2* Peki bunları niçin yazdım. Mehdi bekleyenler bekleye dursun 1439’dan başlayarak 1444’e kadar Mehdiyet’in 3 faslının gereği ile tam hakimiyeti söz konusu olacak inşaallah.

    Evet bir nevi mini tufan gibi sellerin sonunda Nuh’un gemisine yetişemeyenler 24 Haziran’da battı. Artık top bizde. Şimdi fecr-i sadıkı karşılama zamanı. Seçim öncesi İslam dünyasının birçok yerinden Erdoğan için dualar edildi. Yani Türkiye’nin kilidi açılınca sıranın oraya geleceği biliniyor. Koca bir heyula gibi insanlığın istikbalinin kapısının önünde siyonizm ve kollarından kurtulmanın zamanı da geliyor. Vacip bir hal aldı. Batı’nın nüfusu azaldığı yetmezmiş gibi ekonominin ağrılığı nüfusun neredeyse yüzde 80’ini oluşturacak Asya-Afrika’ya kayıyor. Bunun çok sayıda neticeleri olacak. Maddi çıkar için dinsiz fen ve felsefenin sapıklığıyla din ve manevi değerlerini terk eden batı yol ayrımına geldi.

    Seçim öncesi batıdan yükselen çatlak seslerin Türkiye’deki kumpasları tutmadı. 2001’de Genç Parti ile oynanan oyun bu kez dişi hacevat ile oynanma teşebbüsü akamete uğradı. Yine Siyonist ve küresel sermayenin ayak oyunları ile FETÖ üzerinden tezgahlanmak istenen oyunları da çöplüğe gitti. Evet Türkiye şimdi bir Reis Sistemine geçerek başlı başına bir vesayet oluşturan bürokratik oligarşiye ağır bir darbe indirebilecek.

    Unutulmasın zafer ve fütuhat bazen fırsat anlamını taşır. Yani kader-i İahi kuvvet verir ki, istikamet sürdürülsün. İttihadın baki semereleri 2002’den beri şu veya bu şekilde aralıksız alınıyor. Böylesi tarihte az rastlanır. Acaba bu neyin hikmeti? Mehdiyet’in en önemli farz vazifesi olan ittihad-ı İslam değil mi? Bu vazifeye uyulduğu sürece zaferler art arda geliyor.
    24 Haziran 1918’in rövanşı için de bir fırsattır. Türkler 1000 yıldır ilk kez ekonomik olarak daha önce çok istemelerine rağmen verilmeyen zenginliği ve refahın eşiğine geldi. Çünkü medeni zamanda hizmetin sürdürülmesi için bu şarttır. Türkiye şimdi alem-i İslam’ın muhtaç ve fakir yörelerine gidebilmesi için, onların saadeti için maddeten terakki etmiş olmasına ihtiyaç vardır. Akılsız petrol zenginlerinin sefahate ve batının tuzağına düşerek sömürülme zamanının sonunun da gelmesi Türkiye’ye bağlı.

    Neticelerin iyice belli olmasından sonra Türkiye’deki siyasi dengelerin nasıl oluştuğunu daha iyi anlayacağız. Bediüzzaman’ın 1920’de müjdelediği “yed beyza-ı İslam” ve “şu istikbal inkılabatı içinde en gür seda İslam’ın olacaktır” müjdesi sebepsiz değildir. Eskiden “Deccale zil çalan bu millet” artık Mehdi’nin nuraniyetinin Süfyan’ın bid’a rejimini ıslaha ederek çevresini aydınlatan Nur Suresi’nin 35 ayetinin tecellisine mazhar oluyor. Rahmetli Ömer Lüftü Mete’nin 3 kasım sonrası yazdığı makalenin başlığı şu idi: “Ampulü türban yaktı” O ampülün son sloganı ne idi? Şimdi Türkiye vakti. Arap yazarlar 20 yıldır Türkiye’nin vaktini yazıp dururdu. Çünkü onlar da biliyorlar ki Türklerin tarihteki yükselişi ikidir. Birincisi 1918’de bitti. Ya ikincisi? O Mehdi’nin cihad-ı manevi ile ihya edeceği Beni Ademin yaratılış gayesi olan ilim ve dua akıl ve kalbi yeniden aydınlatarak.

    Şimdi Türkiye Vakti.

    YanıtlaSil
  4. Yedinci Lema da Malum sureyi fethin son ayetleri var.Feth-i Mekke'yi vukuundan evvel kat'iyyetle haber veriyor. İki sene sonra haber verdiği tarzda vukubulmuştur.
    Lemalar - 29Sulh-u Hudeybiye, çendan zahiri İslâm aleyhinde görülmüş ve Kureyşîler bir derece galib görünmüş olduğu halde manen Sulh-u Hudeybiye, manevî büyük bir fetih hükmünde olacak ve sair fütuhatın da anahtarı olacak diye ihbar ediyor. Filhakika, Sulh-u Hudeybiye ile çendan maddî kılınç, kılıfına muvakkaten konuldu. Fakat Kur'an-ı Hakîm'in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalbleri, akılları fethetti. Musalaha münasebetiyle birbiriyle ihtilat ettiler. Mehasin-i İslâmiyet, envâr-ı Kur'aniye, inad ve taassubat-ı kavmiye perdelerini yırtarak, hükmünü icra ettiler. Meselâ: Bir dâhiye-i harb olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü'l-Âs gibi, mağlubiyeti kabul etmeyen zâtlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur'anî onları mağlub edip, Medine-i Münevvere'ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyete gerdendâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir "Seyfullah" şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.
    Lemalar - 29 Fahrü'l-Âlemîn ve Habib-i Rabbü'l-Âlemîn Hazret-i Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sahabelerinin, müşrikîne karşı Uhud'un nihayetinde ve Huneyn'in bidayetinde mağlubiyetinin hikmeti nedir?

    YanıtlaSil
  5. 2--ELCEVAB:
    Müşrikler içinde, o zamanda saff-ı Sahabede bulunan ekâbir-i Sahabeye istikbalde mukabil gelecek Hazret-i Hâlid gibi çok zâtlar bulunduğundan, şanlı ve şerefli olan istikballeri nokta-i nazarında bütün bütün izzetlerini kırmamak için, hikmet-i İlahiye, hasenat-ı istikbaliyelerinin bir mükâfat-ı muaccelesi olarak mazide onlara vermiş, bütün bütün izzetlerini kırmamış. Demek mazideki Sahabeler, müstakbeldeki Sahabelere karşı mağlub olmuşlar. Tâ o müstakbel Sahabeler, berk-i süyuf korkusuyla değil, belki bârika-i hakikat şevkiyle İslâmiyete girsin ve o şehamet-i fıtriyeleri çok zillet çekmesin.
    Lemalar - 29"Sizler emniyet-i mutlaka içinde Kâ'beyi tavaf edeceksiniz." Halbuki Ceziretü'l-Arab'daki bedevi akvam, çoğu düşman olmakla beraber, Mekke etrafı ve Kureyş kabilesi kısm-ı a'zamı düşman iken, yakın bir zamanda hiç havf hissedilmezken Kâ'beyi tavaf edeceksiniz ihbarıyla Ceziretü'l-Arab'ı itaat altına ve bütün Kureyş'i İslâmiyet içine ve emniyet-i tamme vaz'edilmesine, delalet ve ihbar eder. Aynen haber verdiği gibi vukua gelmiştir.

    YanıtlaSil
  6. Lemalar - 29"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın getirdiği din, umum dinlere galebe çalacak." Halbuki o zamanda yüzer milyon tebaası bulunan Nasara ve Yahudi ve Mecusi dinleri ve Roma, Çin ve İran hükûmeti gibi yüzer milyon tebaası bulunan cihangir devletlerin edyan-ı resmîleri iken, kendi küçük kabilesine karşı tam galebe edemeyen bir vaziyette bulunan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın getirdiği din, umum dinlere galib ve umum devletlere muzaffer olacağını ihbar ediyor. Hem gayet vuzuh ve kat'iyyetle ihbar ediyor. İstikbal, o haber-i gaybîyi, Bahr-i Muhit-i Şarkî'den Bahr-i Muhit-i Garbî'ye kadar İslâm kılıncının uzamasıyla tasdik etmiştir.
    Lemalar - 30 başa geçecek halifelerinin sırasıda verilir.İncil'in bir yerinde der: "Ben gidiyorum, tâ âlemin reisi gelsin." Yani: Âlemin Reisi geliyor. Demek oluyor ki; İncil'in bu iki fıkrasından anlaşılıyor ki: Sahabeler, çendan mebdede az ve zaîf görünecekler. Fakat çekirdekler gibi neşvünema bularak yükselip kalınlaşıp kuvvetleşerek, küffarın gayzlarını onlara yutkundurup boğduracak vakitte, kılınçlarıyla nev'-i beşeri kendilerine müsahhar edip, reisleri olan Peygamber'in (A.S.M.) ise, âleme reis olduğunu isbat edecekler. Aynen şu Sure-i Feth'in âyetinin mealini ifade ediyor.

    YanıtlaSil
  7. 4--Lemalar - 32 Şu fıkra ihbar ediyor ki: Sahabeler çendan azlığından ve za'fından Sulh-u Hudeybiye'yi kabul etmişler; elbette, her halde az bir zamandan sonra sür'aten öyle bir inkişaf ve ihtişam ve kuvvet kesbedecekler ki, rûy-i zemin tarlasında dest-i kudretle ekilen nev'-i beşerin o zamanda gafletleri cihetiyle kısa, kuvvetsiz, nâkıs, bereketsiz sünbüllerine nisbeten gayet yüksek ve kuvvetli ve meyvedar ve bereketli bir surette çoğalacaklar ve kuvvet bulacaklar ve haşmetli hükûmetleri gıbtadan, hasedden ve kıskançlıktan gelen bir gayz içinde bırakacaklar. Evet istikbal, bu ihbar-ı gaybîyi çok parlak bir surette göstermiştir.
    Şu ihbarda hafî bir îma daha var ki: Sahabeyi tavsifat-ı mühimme ile sena ederken, en büyük bir mükâfatın va'di, makamca lâzım geldiği halde, ﻣَﻐْﻔِﺮَﺓًkelimesiyle işaret ediyor ki: İstikbalde Sahabeler içinde fitneler vasıtasıyla mühim kusurlar olacak. Çünki mağfiret, kusurun vukuuna delalet eder. Ve o zamanda Sahabeler nazarında en mühim matlub ve en yüksek ihsan, "mağfiret" olacak ve en büyük mükâfat ise; afv ile, mücazat etmemektir. ﻣَﻐْﻔِﺮَﺓًkelimesi, nasıl bu latîf îmayı gösteriyor.

    YanıtlaSil
  8. 5--Lemalar - 32
    Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

    28 - Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.

    29 - Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

    YanıtlaSil
  9. Eski hizmet edenler(AK Parti) yeni hizmet edecekler (MHP) Tabii ki Allah onların İzzet lerini kırmayacaktı.
    Mehmet Ali Bulut yazısında seçimi Bedir zamanına benzetmiş kurandan tefeül etmiş. E tabi üzerine yattıkkları mallarımızı bizde Anadolu'ya hicret edenler olarak müşriklerin elinden Kurtarmak istiyoruz doğrudur. Tabii Okçular tepesini terkeden Sahabeler (R.h Allah şefaatlerine nail etsin.) Mallarını kurtarmak ganimet alacakken başa gelenler bu seçimde ak partinin başına gelenler kıyaslanabilir.
    Bize Çin Seddi gibi 1000 kilometre duvar yaptıranlar 1400 sene evvel Hendek'te kazdırmıştı. Tabii 1 el bab 2 Afrin 3 münbiç müşriklere karşı meydan okuyan sahabeler gibi fırtına öncesi müşriklerin son fiyakaları. Ee Kürtleri kışkırtıp Şimdiye dek sahip çıkıp tanıdığımız Yahudi Medine devletini ihanetle arkadan olduğundaVurduğunda başına ne geldiyse değişik bir şey başına gelmez.
    Mekke'nin İstanbul'un Ayasofya'nın fethinden evvel Anadolu'yu da barıştırır inşallah.
    Tabii alemin REİSİ geldiğinde müşriklerin kafirlerin haset ve kıskançlıktan öfke ve gayzdan çatlamalarına yapacak bir şey yok.
    Tabii bu 1400 senelik tamirat (Saltanatla sultanlıkla değil) mehdiyet programı ile manevi futuhat la Allah'ın Esma ve sıfatının kaderin belirlediği miktarla ilim irade ve kudretinin tecelliisinin cilvelerine şahitlik edip dellallık edip Hayret ve istihsanımızı dua ile ubudiyetle şükürle ilan edip mevcudat adına Ahseni takvim deki yaratılışına uygun talimi Esma ile cennetiEsma'nın bütün şaşalı tecellileri ile isteyeceğiz.önceden yayınlanmış ders ve hakİkatları üstadlara anlamışmıyım dİye arz eden kardeşlerİnİ hatalarından dolayı af etmelerİnİ İstİrham ederİm.

    YanıtlaSil
  10. Devletimiz için milletimiz için inşallah hayırlı olur. Erdoğan devrilirse, Türkiye devrilir. Kurumlarla yönetilen bir ülkenin yönetimini bir kişiye devredersen ülkenin bekası bir kişiye bağlı olur Irak, Suriye, ve Libyadaki şartlar ülkemiz içinde oluşturuldu Biz ateşe su taşıyan karınca misali tarfımızı belli ettik. Üstümüzdeki bütün veballeri attık Allah yar ve yardımcımız olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye’de işlerin yürümemesi, kalkınmanın kösteklenmesi, milli değerlere bile sahip çıkılamaması, hatta ve hatta din ve vicdan hürriyetinin engellenmesinin tek ve yegane sebebi bürokrasi. Özellilke 27 Mayıs Anayasası ile tam bir bürokratik oligarşi kurulmuştu. Anayasa Mhakemesi’nin burnunu sokmadığı hiçbir şey yoktu. Türkiye’de ne Demirel, Ne Özal ne Çiller, ne Erbakan istediği icraatı yapamazdı. Hemen bürokrasi burunun sokar işi bozardı. Çok bilinen bir örnek. Türkiye’nin borcu 1995’te 30 milyar dolar. Telekom 30 milyara özelleştirilmek istendi. Hemen araya bürokratik kurumlar girdi ve işlemi iptal ettirildi. Hiçbir hukuki dayanakları yoktu. 10 yıl sonra Telekom 4 milyara gitti. Bunun hesabı sorulamadı. Zaten sormaya kimsenin gücü yetmez. Şu baş örtüsü için bütün yargı kurumları köstek oldu. Ama sonunda serbest oldu. Nasıl oldu?. Yasaklayan sonra izin verdi. Demek ki keyfi bir uygulama var.
      Erdoğan’a kurumların verildiği iddiası koca bir yalan. Cahilleri aldatmaya yönelik bir söylem. Yapılan iş şu: Hükümet ile C.Başkanlığı birleşti. Meclis artık iktidar partisini ve hükümetin emrinde ve yönetiminde değil. Artık yasaları hükümet olmadan Meclis etki altında kalmadan çıkaracak. C. Başkanı sadece icra olarak çalışacak. Yani ülkeyi Meclis’in çıkaracağı kanunlarla yönetecek. Yönetirken de Meclis’ten kanun bile çıkaramayacak. O zaman. Ümidini bürokrasiye ve koalisyon hükümetlerine bağlayan tembel ve beceriksiz muhalefetin ağzı ile konuşmak marifet değil. Bürokrasi icraata hep köstek oldu. Bakın askeri bürokrasi onaylamadan hiçbir güvenlik ve dış konularında hatta ve hatta devlet yönetimiyle ilgili bir karar alınamazdı. Halbuki demokrasilerde kuvvetler ayrılığı olmasına rağmen bürokrasi icrayı denetleme yerine işine karışma ve bozma işini görüyordu. Onun için bilmeden yorum yapmamak lazım. Demirel ve Özal Cumhurbaşkanı’nın halkın seçmesini ve onun ülkeyi yönetmesi için çok uğraştı. Ancak bürokrasi kendi içinde paslaşarak bunla engel oldu. Bakın Osmanlı’nın tek batış sebebi bürokrasinin ülkeyi yönetme hevesindir. Son olarak 1912 darbe yapıp icrayı yani hükümeti ele geçiren askeri bürokrasi 7 yılda ülkeyi batırdı.

      Sil
  11. Ben ise tam tersini düşünüyorum. Suzi bir kaç ay sonra da burada ayni şeyleri yazmaya davet ediyorum. Tayyip erdoğanın seçilmesi süreç itibarıyla değil ama sonuç itibariyle turkiye için hayırlıdır. Bazen bir musibet bin nasihatten iyidir. Bi de risaleleri siyasete alet etmeyin. Bu kadar da çok konuşmayın. Çok mal haramsız,çok laf da yalansız olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hak ve hakikat ehli dini siyasete değil, siyaseti dine alet eder. Çünkü esas ve hak olan vahiydir. Vahyin bir gereği de dünyevi hususlarda idare edilenlere danışılmasıdır. Bu farz emirdir. Siyaset bu açıdan dikkate alınır ve önem verilir. Tabi ehl-i dinin değil ehl-i siyasetin vazifesi. Ehl-i din ise murakabe eder. Peki ahir zamanın murakibi kimdir? Mesele bu. Bu vazife diğer meslek ve meşreplere dost kalmak ve ittihad etmek şartiyle mebde' olarak Risale-i Nur’a verilmiştir. Risale-i Nur Kur’anın manevi bir mucizesidir. Ayrıca Kur’an ve Cevşen’den tereşşühn ettiğinden hizmetin her 3 faslının programıdır. Risale-i Nur bir ekoldür. Bütün ehl-i iman ve İslam’a takviyedir. Böyle olunca 50 yıl kadar ehven-i şer, sonra ise hayr-ı kesir partiyi destekelemek Bediüzzaman’ın deyimiyle “mecbur ve mahkumuz”. Çünkü dine hürmetkar yöneticilerin işbaşında olması gereği ve önemi vardır.

      Risale-i Nur, müellifinin belirttiği üzere iman ve Kur’an hizmetini önceleyerek kıyamete kadar sürdürecektir. Öyle olunca mesaisinin yüzde 70-80’i budur. Yüzde 19-29 şeair-i İslam'ı ihya, yüzde 1'i siyaset. Ancak murakabe hususunda kılavuzluk edecek. Daha Risale-i Nur telif edilmemişken Bediüzzaman 1911 yılında şunu söylemiş:
      “İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez; gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de, mağlûp bîçare bir reise yahut müdâhin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere îtimat edilirse ve dînin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir? Yoksa efkar-ı amme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin madeni olan-herkesin kalbindeki şefkat-i îmâniye olan-envar-ı İlahînin lemeatının içtimalarından ve hamiyet-i İslamiyenin şerarât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nûranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir? Siz muhakeme ediniz.
      Evet, şu amûd-u nuranî, dînin himayetini şehametinin başına, murakabenin gözüne, hamiyetinin omuzuna alacaktır. Görüyorsunuz ki, lemeat-ı müteferrika tele’lüe başlamış, yavaş yavaş incizab ile imtizaç edecektir. Fenn-i hikmette takarrür etmiştir ki, hiss-i dînî, bahusus dîn-i hakk-ı fıtrînin sözü daha nafiz, hükmü daha alî, tesiri daha şedittir."

      Burada en önemli hakikat dinin himayesini kime ait olduğu hususudur. O da daha sonraları şahs-ı manevi olarak tecelli edeceği şöyle ifade edilmiş: “efkar-ı amme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin madeni olan-herkesin kalbindeki şefkat-i îmâniye olan-envar-ı İlahînin lemeatının içtimalarından ve hamiyet-i İslamiyenin şerarât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nûranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir?”

      İşte Risale-i Nur bu hizmeti görüyor. Yani milletin yani seçmeninin vazifesi ahir zamanda şahs-ı manevi olan ümmetin genel vazifesi olacağıdır. Size Münazaratın başındaki bu hakikati okumanızı ayrıca Tenvir ve Beyanları gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Risale-i Nur talebelerinin hizmetinin yüzde 99’u şeriat gereği Kur’an ve iman hizmetidir. Yüzde biri ise sosyal ve siyasidir. Unutmayın ahir zamanın hizmeti 3 fasılla külli bir hizmet ve Tevhid’in dünyayı hakimiyeti böyle “amûd-u nûranînin” olacak. Siyasi-askeri-ekonomik ehlinin değil. Siz bugün Nur talebesi olmuş Hırıstiyanların varlığından haberiniz var mı? Hem de İseviler cemaatinden. Acaba Vatikan 2. Konsülü İslam’ı ne zaman Hak dini olarak kabul etti. Kimin eseri onlara ulaşınca? Türkiye alem-i İslam’ın kapısının kilididir. Kilidi açmak 100 yıl sürdü. Sonra daire daire bu fetih yayılacak. Ne ile? “amûd-u nûranînin” hizmeti ile. Bu “amûd-u nûranînin” içinde 100’e yakın dini ve İslami cemaat bulunuyor. Tabi Al-i Beyt en başta. Başlangıçta bir idi. Sonra artı arttı arttı ve yüzü geçti. Bak 16 yıldır her Süfyani ve deccali darbe “amûd-u nûranînin” surlarında kırılıp gidiyor.

      Sil
  12. 1994 Yilindan beri girdigi her secimde basari ile cikan dunya lideri Cumhurbadkanimiz sayin Recep Tayyip Erdogan 2018 secimlerinide kazanarak bu dunyada bu gune kadar hicbir siyasi lidere nasip olmiyan bir basariya imza atarak secim zaferini rabbime binlerce kez sukurler olsun tescilllemistir Insaallah Turkiye icin islam alemi icin dunya icin hayirli olsun Allah cc daha nice zaferler kazanmayi nasip etsin AMIN AMIN AMIN.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zan kişiyi örtendir örtüsü onun zannettiği hususi Dünyası limanındaki tasavvuru dur. Kişinin ahlakı ve huyu tabiatı içsel alemini oluşturan kazanımları fiiliyatı yaşantısı nun oluşturduğu niyeti ve nazarı sır. Ucub Gurur yeis ile birlikte suizan nefsin 4 hastalığından biri. Suizanın sebebi nefsini müstakil serbest ve bizzat mevcut bilmesinden Oysaki nefis Fani hadis madumdur. Suizan kendi Hayrettin teşmil edip Herkesi kendi gibi zanneder suizan bütünlüğü parça parça tek tek eder. Suizan Karşıyı çökertir. İnsandaki Enaniyet ve gaflet zannı suizanna çevirir. Suizan insanı kör sağır dilli dilsiz ahmak Enaniyet budalası hukuku ibadıitahrip eden hukuku umumiyeumumiye eden ihlası Uhuvvet tesanüdü kkıran kardeşlerinin hukukuna tecavüz eden Kur'an'ın hizmetine taarruz eder hakikat iman Kutsiyetine hürmetsizlik ettirir. İnsafsız bedbin bir adam suizan oldukça hüsnü zan etmez. Suizan varı yok eder. Günahlardan gelen yaralar yaralar dan Hasıl olan vesveseler vesveselerden kuvvet bulan suizan şeytanın sözünü kendi kalbinin sözü zannedip kabul eder.kısaca bir mümin hakkında iyi düşünceler besleyip de yanılmak kötü zanda bulunup da isabet etmekten daha hayırlıdır. Tedavisi ise aczini bilmek fakrını şefkatve Tefekkür dur 4 hatvedir.Tezkiye-i nefs etmemek.nisyan-ı nefs içinde nisyan etmemek. Yani huzuzat ve ihtirasatta unutmak ve mevtte ve hizmette düşünmek. Kemalini kemalsizlikte, kudretini aczde, gınasını fakrda bilmektir. Vücudunda adem, ademinde vücudu vardır. Yani, kendini bilse, vücud verse; kâinat kadar bir zulümat-ı adem içindedir. Allah cümlemize Baki cenneti fani zan ettirmesin seciye islamiye olan İnsaf ve Hüsnü Zan lütfetsin Allah'a emanet olun.





      Sil
    2. ZAN yazısı DÜZELTME: 1-onun umumi zannettiği hususi dünyası olacak.2-Dimağındaki tasavvurudur olacak.3-Niyet ve nazarıdır olacak.4-suizan kendi ahlaki düşüklüklerini umuma teşmil edip olacak.HAŞİYE: Fikrin sönük ise; Kur'anın güneşi altına gir, imanın nuruyla bak ki: Yıldız böceği olan fikrin yerine herbir âyet-i Kur'an, birer yıldız misillü sana ışık verir.
      Sözler ( 635 )! Nasılki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder; gecenin hadsiz zulümatında kalır.
      Sözler ( 213 )Öyle de: Kendine, vücuduna ve enaniyetine dayansan; yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen, fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda feda etsen, bal arısı gibi olursun. Hadsiz bir nur-u vücud bulursun. Hem feda et. Çünki şu vücud, sende vedia ve emanettir.İşte yıldız böceği hükmünde olan kafa fenerine itimad eden ve Kur'an güneşinden gözünü yuman
      Sözler ( 182 )Gözünü aç, kafa fenerini bırak, gündüz gibi i'caz ışığı içinde şu âyetin manasını gör!. O âyetin semasından bir hakikat yıldızı al, senin başındaki şeytana at, kendi şeytanını recmet!..
      Sözler ( 182 )Eğer nefsini seversen, (çünki senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir, sen de lezzet ve menfaatin zevkine meftunsun.) o zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-ı nefsiyeyi, nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme. Yıldız böceği gibi olma. Çünki o, bütün ahbabını ve sevdiği eşyayı karanlığın vahşetine gark eder, nefsinde bir lem'acık ile iktifa eder
      Sözler ( 359 ). ila ahir .Allaha emanet olun.







      Sil
  13. Avrupa birliği üyesi 9 ülke birlikten bağımsız olarak bir askeri kuvvet kurmak için iyi niyet mektubu imzaladı size bu neyi hatırlatıyor ipucu yedi bayraklılar

    YanıtlaSil
  14. BAKİ HAKİKATLER FANİ ŞAHISLAR ÜZERİNE BİNA EDİLMEMELİ..ELBETTEKİ RTE SAMİMİ NİYETİNE İSTİNADEN ALLAH MUVAFFAKIYET VERMİŞTİR.. AMA ALLAHIN TAKDİR ETTİĞİ FETİH TECELLİLERİNİ BİR ŞAHSA BAĞLAMAYALIM. RABBİM RTE NASIL YARATTI İSE ONUN GİBİ NİCE YİĞİTLERİ YARATMIŞ VE YARATABİLİR..ORDUNUN KAZANDIĞI ZAFERLERİ KUMANDANA VERMEK NASIL ZULÜM İSE, TÜRK MİLLETİNİN İNTİBAHA GELMİŞ ADIMLARINI BİRİNE VERMEK ÖYLE ZULÜMDÜR. RABBİM TEVHİDİ DÜŞÜNCELERLE OLAYLARI DEĞERLENDİRMEMİZİ VE KALBİMİZİ ZALİME VE ZULÜMLERE ORTAK OLMAYACAK ŞEKİLDE SELAMETTE OLMASINI SAĞLASIN....AMİN

    YanıtlaSil
  15. İyi bir analizi yakalamış arkadaş.

    "Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan راىس جمهور رجب طىب ارطوغان

    Küçük Ebced Hesabı 2018 rakamını işaret eder.

    En Küçük Ebced Hesabı ise 116 rakamını işaret eder. Yılın 116.günü olan 26 Nisan 2018 tarihinde YSK resmi olarak erken seçim kararı aldı.

    İlahi işaret !!! Kazananın kim olduğu belli İNŞALLAH. "

    Link: https://www.facebook.com/2023murat

    YanıtlaSil
  16. 1*Seçimler yapıldı. Akla kara ortaya çıktı. Yani artık daha net konuşabiliriz. Bu seçimin iki önemli özelliği vardı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk başkanının seçilmesi. Diğeri ise partilerin iki ittifak halinde yarıştığı bir seçim. Yeni bir dönem başlıyor. Türkiye’nin artık bir çok alanda hem kalkınmada, hem ekonomide hem dış siyasette eli rahatlıyor. Bir çok engeli aşmış ama bürokratik oligarşiyi kimse aşamamıştı. Onun engel olması artık mümkün değil. Devletin zirvesinden halka ve çözüme ulaşma daha kısa zamanda ve aracısız olacak. Hele 27 Mayıs sonrası kurulan bürokratik düzende devlet içinde devlet içinde bambaşka bir devlet olan bürokrasi artık problem olamayacak.

    Bu seçimin önemi ve perde gerisinin anlaşılması için 2009’da “one minute”çıkışı sonrası meydana gelen gelişmelere bakmak lazım. Askere kumpasa yalnız Irak operasyonun hesabı olarak bakılmamalı. Bir amaç da orduyu sokulan FETÖ’cü kadroların ilerlemesini sağlamaktı. MHP-CHP kaset kumpasları. FETÖ eliyle Türkiye’nin siyasetini dizayn içindi. Bazı dindarların tutuklanması ehl-i hakikatin FETÖ’nün komplolarının dini açıdan engel olma ihtimalini bertaraf etmekti.

    Ve bugünkü siyasi tablonun oluşumunu anlamak için CHP ve MHP’de yürütülen kaset operasyonun amacını iyi bilmek lazım. Bu operasyonun benzerleri 1989 ve 1999’da uygulandı. Hatta ve hatta 1969 sonrası CHP-MSP koalisyonu aynı düşüncenin ürünü. Bir farkla. 1989 operasyonu dahil bütün operasyonlar neocon-siyonist çete ile FETÖ’nün eseri olması.

    Derin ABD’ye engel teşkil eden sağ iktidarlar, askeri darbe ile devrilirken, yeni kurulacak hükümetin, rejimini esas partisi ile onun koltuk değneği mesabesinde kurgulanan sağ bir parti yapılmışktır. 1989 sonrası bu uygulandı. 1999’da da uygulandı. 2009’da da uygulanacaktı, ama ne CHP ne MHP müsait değildi. O zaman kaset kumpasları devreye sokularak hemen netice alınacağı ve 2011 seçimi sonrası CHP-MHP koalisyonu öngörülüyordu. Ama operasyonun MHP ayağı tutmadı. Bu kez devreye başka operasyonlar sokularak Ak Parti’nin yıpratılırken MHP’nin hizaya getirilmesi için yeni bir operasyon yürütüldü. FETÖ yanlılarının partiyi ele geçirmesi. Ve bu operasyonlar neocon-FETÖ ortaklığının eseri. FETÖ 1999’da yöntemi iyi iş tuttu. Hem Ecevit’i canlandırdı, hem de DYP’yi yıpratarak Ege’deki FETÖ etkisi kullanılarak DYP’nin oyları MHP’ye transferi sağlanırken yüzde 18’lük bir orana ulaştırıp Ecevit’in koltuk değneği yaptılar. Aynısı 2010’da yapılacaktı ama belirttiğim gibi tutmadı. Bu kez yenisi devreye girdi. Yani MHP’yi FETÖ yanlılarına bırakmaktı. Araya 15 Temmuz başarısız darbe girişimi o oyunu bozdu. Buna rağmen 24 Haziran’da muhalif parti sayısı bir anda 3-4’e çıktı.

    Tabi bütün bunlar MHP’nin gözünü korkuttu. Ve onun Ak Parti’ye yanaşmasına yardımcı olundu. Çünkü MHP elden gidiyordu. 2016’daki MHP kurultay krizi neredeyse başarıya ulaşıyordu. O operasyonu frenleyen yargının cesareti oldu. Arkasından gelen 15 Temmuz operasyonu başarısız olunca. MHP’yi ele geçirme operasyonu yarıda kalmasına kaldı amma, MHP’nin asilerine yardım edilerek yeni bir örgütlenmeye gitmeleri sağlandı. Ayrıca taraftarları ile destekleyip mali yardım sağlandı. Yereldeki bütün FETÖ birimleri onlara yardım etti. CHP zaten 2010’da işi bitmişti. Ve seçime böyle girildi. HDP ile işbirliği ise 2016 15 temmuz darbesi öncesine dayanıyor. Muhalefet cephe böyle kuruldu.

    YanıtlaSil
  17. 2* Peki MHP nasıl oldu da AK Parti ile işbirliğine gitti. Esas üzerinde durulması gereken husus bu? MHP’nin can havli, Ak Parti ise iktidarı kaybetme korkusu. 7 Haziran sonrası MHP’nin kararlı tutumu yepyeni bir dönemi başlattı. Ve Erdoğan’ın liderliği işbirliği konusunda bir çok engelin aşılmasına katkı sağladı. Yeni bir siyasi ittifaka güven ve hayat verdi. Sonrası biliniyor. 1 Kasım’da MHP’ye bir önceki seçimde oy veren 2 milyonu aşkın seçmen istikrarın bozulmaması için AK Partiye kaydı ve 1 Kasım’da onu tek başına iktidar yaparken yeni dönemin ilk kavşağı oldu. 1 Kasım yeni Türkiye’nin habercisi oldu. Ve Davutoğlu sonrası işbirliği sıklaştı. Ve sonrası biliniyor.

    24 Haziran’a gidilirken yapılan ittifak iki partiye birçok yarar getirdi. MHP’nin, İYİ partinin bölerek çaldığı yüzde 5-6’lık oy yüzünden barajı aşmaması ile oluşacak kayıp önlenecekti. Yani ittifak MHP’ye koruyucu zırh oldu. Ak Parti’nin ise elini rahatlattı. Nitekim İYİ Parti’ye kayan MHP oyları seçmenin 1 Kasım’da Ak Parti’ye tek başına iktidarın yolunu açtığı gibi bu kez MHP’nin sandalye sayısını artırarak konumunu güçlendirdi. Sağ seçmen adeta gezgin oylarla zayıflayan tarafa güç veriyor. O oylar bu kez 24 Haziran’da MHP’ye arka çıktı. Ve MHP oy kabına uğramamış gibi durumunu korurken, üstelik 5-6 milletvekilliği ittifakın sağladığı avantajla kaptı.

    Tabi burada MHP’yi ciddi bir imtihan bekliyor. AK Parti’nin 5-6 sandalye ile Meclis çoğunluğu kaçırması sonrası şimdi Beyaz Türklerle, muhalefet ve şen güçlerin MHP’yi algı operasyonu bombardımanına tutarak onun istikametini bozmaya başladılar. MHP buna aldanmamalı. Yani iktidara güçlük çıkarmak oyununa gelmemeli. Çünkü MHP seçmeni gibi hissi davranabiliyor. Bu da istikrar için endişe veriyor. Bütün mesele Devlet Bahçeli’nin yaşanan süreci unutmadan partisinin sebat etmesine bağlı. Seçim sonrası Olağanüstü Hal için takındığı tavır gerçek düşmanı unutmadığının göstermesi bakımından ümit veriyor. Ancak dış yatırımlar için bu halin devam etmemesi gerekiyor. Bu konu iyi müzakere edilmeli.

    CHP seçimde bir üst akıl tarafından yönlendirildiği anlaşılıyor. O üst aklın kim olduğunu biliyoruz. Parti ittifakı çerçevesinde yüzde 10 gezgin oy ile hem İyi Parti hem HDP’ye önemli avantajlar sağladılar. HDP’nin doğu ve güneydoğu oyları gerilerken FETÖ’nün batıda seçmeni yönlendirmesi sonucu yüzde 3-4 oy kayması HDP’nin baraj altında kalmasını önledi. Aynı şey İyi Parti için de oldu. Bu parti için Ege’de 1999’da tezgahlanan oyun tekrarlandı. Anlaşıldığı kadarıyla Ak Parti yönetimi bunu anlayınca son İstanbul mitingine Tansu Çiller davet edilerek özellikle Ege bölgesinde DYP kökenli oyların Ak Parti’den kaçmaması planlanmış. Çünkü Ege’de FETÖ bir başka dini grupla yaptığı çalışma ile DYP kökenli oyları etkiliyebiliyor. Nitekim aşağı yukarı 25 kadar sandalye o bölgede bu sayede İyi Parti’ye kazandırılmış. Diğer bölgelerde oy oranı yüzde 5-7’lerde gezerken Afyon, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Mersin, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Manisa gibi illerde İyi Parti’nin oyu yüzde 10-16 arsında seyrederek 25 kadar sandalye kazandırılmış.

    YanıtlaSil
  18. bir kaç güne kadar yeni bir ihraç kararnamesi çıkacağı haberleri var
    iktidara bir yerden yapışabilmek için iyi parti hükümete pas atmış
    akıllarınca akp yi kadındırıp destek vaad edip hükümet buna kanıp tamam deyip mhp den vazgeçecek
    sonra kendisi hükümeti yarrı yolda bırakacak
    http://haber.sol.org.tr/turkiye/iyi-partiden-akpye-destek-sinyali-chp-ile-ittifak-nedeniyle-az-oy-aldik-241338

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi stratejinin Erdoğan ile Bahçeli arasını açmak olduğunu bilmiyor degiliz. Dikkat Akparti ve MHP demedim. Zira pek çok kimse kafasını kaldırıp etrafına bakmıyor.

      Sil
    2. inşallah bahceli de bunun farkında olur
      çakıcı için genel af gibi bir şey için hükümeti sıkıştırmaz
      devlette güya ak partisi takkesi takan bazı fırıldak müteaahhitlere bu parti elemanları müteaahhitleride katılmazlar

      Sil
  19. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne hedeflediği ve amacı belli olmayan bir gri propaganda yazısı.. Biz netlikten yanayız. Kime vurmak istiyorsunuz?

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Kardeş.. Ana mesajı silmişsin. Okuyucular neye gore karar verecek. Kaynak yazmazsan yazdıkların senin görüşün demektir. Ne kastettiği belli olmayan bir yazı olduğu için gri propaganda niteliğinde idi.
      Biz kimiz?. Biz diye bir şey yok. Bu kişisel bir blogdur. Derinlerde işi yok. Yazdıklarım kendi kanaatlerimdir.

      Sil
  20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  21. Önce Süleyman Efendi hazretlerinin torunu cemaat yönetimini uyardı. Sonra cemaat yönetiminin talimatı basına yansıdı. Tarifsiz üzüntü içindeyim. Müslüman ferasetli olur, mert olur. Muslumanda takiyye olmaz. Ancak önce basına Akpartiyi desteklediğini deklare et, sonra el altından Iyi partiyi destekle. Bu olmaz ve olmamalı.
    Neyseki ben bunu cemaate mal etmiyorum. Demek bu cemaatin tarlası da sürülmüş, hazır hale getirilmiş.
    Bunu vicdanen kabul edemiyorum. Batı Anadoludaki etkiyi böylece anlamış olduk.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa Kardeş ortada karışık bir durum yok. Nasıl ki derin devlet Nur Talebelerinin arasını ifsad sokarak onları bölmeye çalıştı ise, ehl-i tariki tehditle emellerine alet etmek istedi ise, tuzak gruplar kurup Müslümanların kafasını karıştırmak istedi ise aynısı Süleyman Tunahan Hazretleri’nin hem damadının hem torunlarının, hem talebelerinin başına geldi. Derin devletle iş birliği yapan değil de maşası ırkçı bir parti ve grup onları 1969 yılında böldü. Sonra bir daha bölündüler. Bir daha. Ve Süleyman Tunahan Hazretleri cemaati arasındaki bu bölünme zamanımıza kadar devam etti. Siyasi entrikalara alet olan çıktı. Bu bir imtihan dünyası. Bir gün bir talebe ile konuşmuştum: “Abdürrahim bizi de böldüler ne yapalım?” itirafında bulunmuştu. Şimdi bir site var. Süleymancı geçinen bir ekzantrik sesli bir oğlan orada o geçmişteki bölünmenin devamı olarak ne iftiralar ne alçaklıklar sergiliyor girin sitesine görürsünüz. Onların derin devlet veya o aşağılık üst aklın maşası oldukları şüphesiz. Müthiş Ak Parti düşmanıdırlar.

      Onun için o bölünmenin bir sonucu böyle gariplikler ortaya çıkar. Hz.Tunahan’ın damadı Kemal Kaçar bile siyasi oyuna gelip AP’ye sırt çevirmişti. Siyaseti okşayan din anlayışının tuzağın düşüyorlar. İşte Yeni Asya örneği. Onun ne ile telif edeceksin?

      Onun için meseleyi iyi bilmek lazım. Bu konuya meşhur eden 24 Haziran öncesi Ankaralı bir gazeteci. Onu kumpasa getirip eline bir görüntü verdiler. O da sosyal medyada yaydı. Ve ondan sonra dinden bihaber Ak Partili yazarlar saldırıya geçti. Halbuki Süleyman Tunahan Hazretleri’nin torunu Ak Parti 1. Bölgeden milletvekili seçildi. Seçilince Süleymancı taraftarı bunun müjdeli haber olarak verirken, malum üst aklın oyununa gelip de hâcevatın partisine de bilmem kimin partisine de oy veren ve verdirmeye çalışan şaşkınlar oldu. Onun için genel bir hüküm vermek doğru değildir. Ak Parti'den seçilen genç 4 yıldır Ak Parti'nin birçok örgüt kademesinde hizmet yapan biri.

      Mesele Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu ölçüye çok dini cemaatin anlamadan riayet etmemesi. Kaldı ki her kes oyunda serbesttir. Sonra her dini hizmetin hayatın gerçekleri ile bağdaşmasını bekleyemezsiniz. Unutmayın ahir zamandayız. O zamanda hakiki hizmetin ne olduğunu herkes bilemez.

      Ben Süleyman Tunahan’ın talebelerine değil de aile fertlerine çok kızıyorum. Süleyman Tunahan Hazretleri kimdir. Onun tarihe-i hayatı niçin yazılmıyor? Yazılanlara izin vermiyorlar. Böyle bir saçmalık olur mu? Yerlerini bilsem gideceğim bu konuda kavga edeceğim.

      Sil
  22. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  23. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  24. chp nin tarlası sürülecek bahçeli ile neden arası açılsınki ikisinin kurtuluşu kendileri..siyasette sadakat olmaz ihlas da olmaz siyaseti islamiye değil beşer sisteme göre seçiyoruz ..siyaseti islamiye abdülhamid han ile birlikde bitti temsili hilafet onla bitti ...1909 larda sen şeriat istemişşin suçlamasına muhatap olan zatı düşün bide suçun içeriğini siyaset böyle bir şey

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dinde kuraldır, yeterli ilim ve salahiyete sahip olmadan fetva verircesine görüş beyan etmek mes’uliyeti muciptir. Bir dakika sonra kıyamet daha kopacak dahi olsa, kişi yani kul nerede ve hangi şartta olursa olsun dini hükümlerle kayıtlıdır. Yani Allah’la beraberdir. Hz. Peygamberin dönemine ait şartlar veya etbain veya atba-i etbainin şartlarıyla imtihan edilmiyor olsak da dinin her zaman ve çağa göre olan hükümleriyle mükellefiz.
      Hilafet-i İslamiye iki ana müesseseden oluşur. 1- Saltanat-siysaet 2-Meşihat yani diyanet. Yani manevi saltanat. Hilafetin bitmiş olması Müslüman olarak bizim mükellefiyetlerimizi iptal etmiyor. Çünkü hilafetin siyaset bölümü ilga olmuş. Ama manevi slatanat kısmı dimdik ayaktadır. Süyfan bile yıkamadı. Havasını cehenneme kadar aldı. Hilafet-i Resullah’ın siyasi kanadı çökmüş ama diyanet dimdik ayakta,. Hem de manevi saltanat Allah’ın takdiri ile bir halife le temsil edilir. O da Halifetullahtır. Öyle olunca hilafet yok, ben başı boş bir koyunum istediğim yerde otlanırım deme hak ve selahiyetine sahip değilsiniz. Çünkü müessese olarak hilafetin siyasi kanadı çökmüş olsa da ümmet nezdindeki hükümleri iptal olmaz. Onu kimse akıl ve kalplerden en önemlisi vicdanda söküp atmaya gücü yetmez. Velev ki o deccal dahi olsa.
      Öyle olunca sizin görüşünüz gayri İslamidir. Çünkü biz her şartta ve halde şeriat-ı Muhammediye ve şeair-i Ahmediye’ye tabiyiz. Seçme hakkımız elimizden alınsa da biz bunlara uyarız. Bu kez Allah’ın emriyle ehven-i şer ihtiyar olunur. Öyle olunca din ve vicdan hürriyetine hürmetkar ve onu esas olan siyasiyi desteklemek dinen vacip değil farz olur. Çünkü onlar bir manada dini bir hizmet de gördüğü için hizmetliyi desteklemek, bir nevi oya muhtaç siyasiye sadaka türünden de oy vermek doğrudur ve elzemdir. Bunun en bariz örneği Bediüzzaman’ın şu sözleri: “Hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin iktidara gelmemesi için, Demokrat Partiyi, Kur’an ve vatan ve İslâmiyet namına muhafazaya çalışıyorum. Milliyetçilere gelince, "Eğer bu partide sırf İslâmiyet esas olsa, Demokrat Partiye yardım ettiği gibi, muhalif ve muarız olmayarak, iktidara gelmesine çalışmaz.” (Emirdağ)
      Tabi bir takım dinsiz çevreler veya gafil Müslümanların şöyle bir tehlikesine karşı da “şimdi bir kısmı dindarlık perdesine girip Demokratları din aleyhine sevk etmek veya kendileri gibi tahribata sevk etmek istedikleri katiyen tebeyyün ediyor.” diyerek desteğini yine açıklıyor. Bunu belirtirken de dahi “Biz dünyaya bakmıyoruz. Baktığımız vakit de onlara yardımcı olarak çalışıyoruz. ….İşte bu gibi hakikatler itibariyle bize zulüm de etseler hoş görmeliyiz” demesi müsbet hareket gereğidir. Çünkü hilafetin manevi saltanatının siyasi hilafetin fevkinde olmasını nazara verir. Öyle olduğu içindir ki Mehdi manevi saltanat üzere gelir o ve şahs-ı manevisi çalışır, Mesihin şahs-ı manevisinin katılmasiyle Tevhid cihana hakim kılınır. İşte bu esnada dine dost siyasetçiyi desteklemek farzdır. Çünkü bu aşamada ehven-i şerrin yerini hayr-ı kesir alır ki artık bundan kaçmanın hiçbir mücbir sebebi yoktur.

      M.Ali Bulut Kardeşimiz çok değerli bir kalemdir. Onun yazılarını takip eden tecddi-i iman gibi bazı bilgileri tecdid eder. Ha sakın bunun ikisini aynı anlamda demiyorum. Böyle hızlı gelişen hadiseler sırasında sapkınlığa düşmeyi önleyen kalemlerdendir. Onu senelerce yazı yazdığı siteden attılar. Niçin? Ehliyetsiz ve basiretsiz oldukları ve manevi hizmetin büyüklüğünü bilemedikleri için. Herkese M.Ali Bulut’u bilgi edinmek ve muhakeme için yazılarını okumanızı acizane tavsiye ederim. O Milli ve milliyetçi bir çizgiden gelerek terakki ve inkişaf ederek İttihad-ı Muhammedi’nin değerli bir mensubu olmuştur. Onu eleştirirken önce bir değil bin düşüneceksiniz. Allah korusun sapma ihtimaliniz yüzde bir milyon. Bu da Halidiliğe yakışmaz. Kesinti ve inkıta olur.



      Sil
    2. mhpye kurultay yaptirmayanlar mhpyi çatir çatir kullanir.yanliz onlar kim akp mi yoksa sebataycilar mi onu bilmiyorum.

      inşallah akp dir.yoksa dolar 5 olur.

      Sil
  25. 1*Dünya, 20 yüzyılın başından itibaren bir köy mesabesine indirgenince, savaşlar ve taktikleri tedrici olarak değişerek yeni yöntem olarak algı operasyonu, manipülasyon, psikolojik operasyon gibi kalleşçe ve aldatıcı kitleleri hedef alan propagandalar çoğalarak yoğunluk kazandı. Öyle ki artık günlük hayatımızda rakip siyasi örgütlerin, harici düşmanların, vurguncuların başvurduğu bir silah olurken arkadaşlar arasında, mahalle aralarında bile örneklerine sık rastlanır oldu. Hele sosyal medyanın icadından sonra yalanın bini bin para. Bir de küfr-ü mutlakı hakim kılarak toplumları dinsizleştiren Süfyan veya Deccalin hükmü altıda yaşayıp onu bilmeden ve tanımadan (çünkü o iyi bir aldatan olduğundan) hayali Mehdi ve Deccallerin peşinden koşmak gerçek algı operasyonuna hedef olmanın gizli bir utancıdır. Aslında beşerin düştüğü bu hal bizde bir nevi fitne-fesad ehli veya münafıkların sık vurduğu bir yöntemi de akla getiriyor. Daha doğrusu şeytanın iğvasını. Ve ahir zaman bunlara da sıkça rastlanılır.

    Biraz daha analitik düşünülürse bu Cenab-ı Allah’ın insanoğluna en büyük emaneti olan “ere-ego”nun mahiyeti ve veriliş sırrına aykırı hareket etmenin sonucu onun hayra değil şerre bakan tarafına esir olmaktır. Çünkü ene alemin anahtarıdır, yani alemin bütün kapılarını açmaya yarayan bir emanettir. Aksi halde yani ene yaratılış hikmetini unutup fıtri vazifesini terk ederse koca bir ejderha olarak onu yutar. Artık o insan onun bir esiri olarak bütün letaifiyle bir (ene) olur ve bir nevi şeytan kesilip yukarda sıraladığım operasyonları icra eder. Çünkü o enenin insana veriliş sebebi Kainatın yaratıcısını gizli hazineler olan esmasıyla bilip ona iman etmesi içindir. Ama o bunu yapmayıp bir nevi şeytan kesilir. Ondan sonra buyurun fitne fücura.

    Bunu niçin yazdım? Şimdi birileri bilir makamında boş beyinleri ile atıp tutuyor. Yalanları ve palavraları ortaya çıkınca bu enaniyetlerine dokunup eperasyonel taktiklere başvuruyorlar. Halbuki unutulan bir husus var: “Aldatan bizden değildir” Bu Peygamberi hüküm. Heleki deccaliyet çağında bu bir nevi decacalizm ahlakına tabiiyettir.

    İlmi tartışmalarda kifayetsiz taraf yalana başvurur. Heleki konu gaybi veya manevi haber olursa bu durumu daha vahim hale getirir. Çünkü din bütün kainatı mevcudatıyla yaratan ve her an işte ve oluşta olarak yaratan bir kudret sahibi Kadir’e ve hikmet sahibi bir Hakim’e ait bir hususiyet üzerinde ahkam kesmek ve yalana başvurmak ve kendi yalanını ortaya çıkarmak için hakikatleri söyleyenlere algı operasyonları ve hileye başvurmak insanı deccaalin gönüllü askeri yapar. Çoculuğunda okuyanlar bilir. Tom Miks’te bir binbir surat vardır. Her defasında foyasın ortaya çıkınca yüzünü değiştirir ve yeni birisine başlar. Birileri de böyle yapıyor. Binbir isim olarak karşımıza çıkıyor. Yazık. İnsan bu kadar farazi yani gerçekte olmayan mevhum bir eneye tabi olarak böyle alçakça taktiklere başvurması heleki din konular için bunu yapması o kişinin zavallılığını gösterir.

    Unutulmaması gereken bir husus var. Gaybi haber, müjde, keşif veya felaket haberleri şartları oluşmazsa ya tehir ya iptal edilir. Çünkü kader-i İlahi onlara mahkum değildir. O ilm-i ezelide olanı devreye sokar ve “Gayb Allah’a aittir” hakikatini herkese ilan eder.

    YanıtlaSil
  26. 2*Öyle olunca şu evliyanın veya bu velinin veya şu şeyhin veya şu hocanın söyledikleri gaybi haberi kapsadığında ortaya çıkacak gerçek şudur. Bediüzzaman’ın 24. Sözde belirttiği gibi ehl-i velayet doğruyu müşahede eder ama ifade ederken birbiriyle ihtilafa düşer. Çünkü makam farklılığın tabibi bir sonucudur. O zaman kime inanacağız. Velayet-i kübra sahibi yani asfiyaya, yani zamanın kutbuna yani son müceddide. Velayet-i suğra sahipleri, tasavvuf yani ehl-i tarike verilen velayet ve keramet irşada yardımcı olunması içindir. Avamı eğitmede teveccüh içindir. Zaten o kerametler onların değil fiil-i İlahidir.

    Şu unutulmamalı. Kur’an’ın işari haberlerini ilimsizlik dolayisiyle kabul etmeyebilirsiniz. Hz. Ali’nin (ra) sarahaten haberini verdiği 19 harfin 19’uncusu bitince yani mim olan 19 harften sonra 13. Müceddid olan Mehdi çıkar ve Hz. Peygamberin son halife Şam’da toprağa verildi tarihten sonra (1344) Mehdi’nin beklenmesine işaret etmesi bütün tartışmalara nokta koydurur. Kişinin en birinci vazifesi hakiki iman sahibi olması ve ondan sonra en büyük hakikat olan 5 vakit namazı daimi zamanında kılmasıdır. İmanı elde ederken yaptığı her 1 saatlik tefekkür 80 yıllık nafile ibadete bedel olduğu da unutulmamalı. Bu kişiyi önce ibadetin ilki olan namaza sevk ederken, onun imanın 6 şartına ilaveten Seb’a Mesani’yi oluşturduğu unutulmamalı. O zaman bir nevi küçük Kur’an olan Fatiha ile bir nevi Kur’anın özüne ve ilme sahip olma kapısını açar. Ve artık kişi imanıbillah ve marifetullah ve muhabbetullah yolunda ehl-i tarikin çileli sülukuna gerek kalmadan zahirden yani dışardan çok kısa zamanda kurbet-i İlahi’nin eşiğine gelir. Her anı Allah’ın huzurunda bilerek hadiselere ferasetle ve basiretle bakar. Binbir Gece Masalları gibi tasavvufi süslü ve bezeli kıssaların ahir zaman ihbaratında artık bir manası yoktur. Ayrıca beklenen geldiği halede gelecekmiş gibi uydurma tevillere gidilir ki bu bir nur-u iman sahibi bir mü’mine yakışmaz. Hakikati söyleyene algı operasyonu yapan sadece kendini aldatır. Yani enaniyet çukurunda debelenir durur. Ne binbir suratı ne binbir sahte ismi onu kurtarır. Çünkü her şey açıkta ve bilinmektedir.

    Tekrar ediyorum. 12. Müceddid Halid-i Bağdadi’nin doğumundan tam tamın bir asır sonra Mehdi dünyaya gelir. Bağdadi’nin vefat tarihinde ise ehl-i tarikin manevi feyız verme nuru giderek azalır ve 50-60 yıl sonra kaybolur. İslam deccalinin hurucu sonrası yer altına iner. Yani Müslümanlar asr-ı saadetle birlikte tam 300 yıl kadar ilerici 500 yıla kadar da yarı ilerici bir atılımı olmuştur. M1122 tarihine kadar. Ondan sonra ilimde gerileme başlarken manevi feyiz azalarak H1247-M181832 tarihine kadar devam eder ki bu da 12. Mücedidin vefatının bir nevi tarihidir. Bu duraksama Mehdi’nin dini ihyasından sonra başlayarak 1444’ten itibaren yeniden feyiz kaynağı olurlar. 13. Asır Bağdadi’nin hizmet asrı, 13. Mücedidin geldiği 14. Asır ise Mehdi’nin hizmet asrı 1400’den sonra onun ve Mesih’in hakimiyet asrı olur. Hayat faslının inkişafı 1422’de biter ve o tarihte 1422’den sonra 3. Fasıl başlar. Bu ahir zamanın hizmet programı Risale-i Nuir’un tedris ettiği iman ve Kur’an hakikatleridir. Dinde zorlama yoktur. İsteyen kabul eder isteyen etmez.

    Unutulmasın nasıl ki Berzencilerin silahlı adamları cami çıkışı
    Bağdadi’ye tuzak kurup başlarına geçirdi ise bir asır sonra Süfyan’ın bütün çabalarına rağmen Mehdi hizmetini Peygambere ayna olması sebebiyle 23 yılda tamamlar ve 2. Faslı başladıktan hemen sonra kimse onu bilmeden gider. Onun için Mehdi’nin geldiği çok sonra anlaşılır. Tabi nur-u iman sahiplerince. Bunlar ahkam kesmek değil Kur’an’ın manevi mucizesi ve ondan tereşşüh eden Risale-i Nur’un verdiği derstir. İnanmamak serbest, ikrah yoktur. Ama terbiyesizlik yapmak da yoktur.


    YanıtlaSil
  27. “Bu asrın acib bir hassasıdır (özelliğidir). Bu asır­daki ehl-i İslâm’ın fevkalâde safderunluğu (saflığı) ve dehşetli canileri de âlîcenabane afvetmesi; ve bir tek haseneyi (iyiliği), binler seyyiatı (kötülüğü) işle­yen ve binler manevî ve maddî hukuk-u ibadı (kul hakkını) mahveden adamdan görse, ona bir nevi ta­rafdar çıkmasıdır.”

    emirdağ lahikası

    Evet bu durumun getirisi önü alınmaz bir zulme sebebiyet vermektedir. Hem yüksek ahlâkından do­layı zulme karşılık affetmeyi tercih eden bir kişinin ancak kendi hakkından vazgeçme hakkına sahip ol­duğu; başkalarının hukukunu çiğneyen canileri af­feden bir yaklaşımda bulunmaya hakkının olmadığı muhakkaktır. Eğer böyle davransa onun da zulme ortak olduğu inkâr edilemez bir hakikattir.

    tamamen alintidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun kel alaka bir yerde yayınlanıyor. Konumuz ise kulüplere yönettiğin iftira veya bir baka konuda olsa hakikati değiştirmez. Çünkü bu yorumun da kel alaka..

      Şimdi senin kafan almıyor. Almadığı için karıştırıyorsun. Bu saçma halin açığa çıkınca bu kez kurtulmak için ikinci bir karıştırma yapıyorsun. İfsadın için. Bir dergiden iktibas yapıyorsun. İktibasın ilk paragrafının Emirdağ Lahikası’ndan olduğunu yazıyorsun. Oysa o Risale-i Nur’da bir Kastamonu Lahikası’nda iki Sikke-i Tasdiki’de geçer. Bediüzzaman o paragrafın hemen öncesinde şunu belirtir:
      “Geçen Ramazan-ı Şerifte, Ehl-i Sünnetin selamet ve necatı için edilen pek çok duaların şimdilik âşikâre kabulleri görünmemesine hususi iki sebep ihtar edildi.”

      Yani o zaman 1936-1943 arasında bir zamanda duaların önüne set çekilmesinin yani kabul edilmemesinin sebebinin ahir zamana ait bir garabeti (konuyu yuvarlayarak belirtmek durumundayım) yani cebabireyi hakkları olmadığı halde saflıkla da olsa af edilmelerinin azim bir hata olmasını gösteriyor. Çünkü dinde büyük bir tahribat yapanların ufak bir iyiliği için bazılarının onları af edilemeyeceğini izaha çalışıyor. Külli bir tahribat var. Bir Nur talebesi bulursan Bediüzzaman’ın neyi kast ettiğini söyler. Ve tüylerin diken diken olmuyorsa imanından şüphe et. Burada yazmam sakıncalı.

      Ve o alıntılı yorumun ilk paragrafın hemen sonrasında o dergide bununla ilgili yorumu yapanın yazısını kel alaka alıp yayınlıyorsun. Onun ilk cümlesi kimi kast ediyor biliyor musun? S……..’ı. Ehl-i imana küfürle zulmeden S….’ı. Ve yorumu yapan diyor ki sen kendin için onu affedebilirsin ancak (başkalarının hukukunu çiğneyen canileri af-feden bir yaklaşımda bulunmaya hakkının olmadığı muhakkaktır. Eğer böyle davransa onun da zulme ortak olduğu inkâr edilemez bir hakikattir.) diyor. Sen S…...'ın küfri zulmü için yapılan yorumu alıp konumuzla alakalı olmadan zihin karışıklığı için yayınlıyorsun. Sen kendi adına spor kulüplerini suçlamana gerekçe gösterip günaha girebilirsin. Bununla onlara zulüm edebilirsin. Ama bizi iftirana ortak edemezsin. Bir kaprisin için onlara yönelttiğin suçlamalara gerekeçe gösteremezsin.

      Adalet-i mahza için yapılan ve S…..’ı suçlayan o yorumu alıp adi suçlamalarına delil olarak gösteremezsin. Yemezler. Küfrü icra edenin öyle bir suç işler ki bütün kainatı ve mevcudatı tahkir ettiği için artık onun hiçbir küçük hasenatı kaale alınmaz. O külli bir sapıkla külli bir suç işliyor. Bütün kainata ve mevcudata karşı suç işliyor. Artık o ebedi bir azabı hak etmiştir.

      Tekrar ediyorum: Kulüplerle ilgili adi iftiranı şeref ve namusun varsa ispat et.

      Sil
  28. Esselamun aleykum !

    Bismillahirrahmanirrahim.
    Sen dinlerine uymadikca ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden hoşnut olmazlar. (Bakara 120) buyurmuş Yüce Allahımız. Ve yine aynı ayette, " De ki ; doğru yol ancak ALLAHİN yoludur. Sana vahiyle gelen bilgiden sonra kalkıp onların arzularına uyarsan andolsun ki Allah'tan sana ne bir dost ne de yardımcı vardır." diye buyurmuş Yüce yaradan. Ve "Küfür tek millettir" demiş sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) Ve İmam i Şafi ye sormuşlar : " Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız ?" İmam demiş ki; " Düşman oklarını takip ediniz. O sizi hak ehline götürür." Bu ayetler, hadis ve nasihat böylesi açık ve net bir şekilde ışık tutarken , bu ahir zaman günlerinde doğruyu görüp idrak etmek bizlere kalmıştır.

    Şerliler, küfür milleti, son kartlarını açıyorlar..Özgür iradeyi yok edip dünyayı imtahan yeri olmaktan çıkararak ele geçirme peşindeler.Çünkü imtahan sadece özgür iradesini kullanabilenlerindir. Öncelikle Müslümanlar olmak üzere tüm insanlık tehdit altındadır.

    Unutmamamız gereken bir şey Onların planları varsa elbet ALLAH’IN da planın olduğudur. 1400 yıl önce Peygamberimiz(S.A.V.) bu günlerin geleceğini alâmetleriyle bize bildirmiştir. Küçük alametler diye bildirilenlerin tamamı gerçekleşmiştir. Vakit daralmıştır, ŞAKASI YOK DÜNYANIN SONU GELMİŞTİR! Sıra büyük alâmetlerdedir. Dolayısıyla davamız hiç olmadığı kadar büyüktür. Hem de küçük hesaplara, şahsi çıkarlara, üzerimize oynanan büyük oyunlara, kısır siyasi çekişmelere ve hatta siyasete birakilmayacak kadar büyüktür. Bu dava öncelikle iman ehli ile küfür milleti arasındadır. Bu dava Hak yolunda olup kurtuluşa erme davasıdır. Ya kölelik (şeytana hizmet) ya kurtuluş (Allah a hizmet)! Vakit idrak ve uyanma vaktidir.' Daha gelmez' denilen günler gelmiş de yaşanmaktadır. LÜTFEN UYANIN ARTIK KARDEŞLERİM!

    İnşallah beklenenin gelişi çok yakındır. Şahs-ı manevi olarak değil fiziksel olarak gelecektir, bu konuda hiçbir şüphe yoktur.Farklı düşünenler yanıldıklarını göreceklerdir.

    Kurtuluşa ermeyi diliyorsanız , tövbe kapıları kapanmadan (nasuh) tövbelerinizi yapın, üzerinizde borç yükünüz varsa bir an önce ödeyin ve tekrar borçlanmayın, kul haklarını verin helalleşin , ibadetlere sarılın, günahlardan ve haramlardan şiddetle sakının , bol bol sadaka verin, çok af dileyin. Çok fazla vaktimiz yok! Hepimiz yakınlarımızı dostlarımızı bir şekilde uyaralım. Şüphesiz ki Yüce Allah elbet nurunu tamamlayacaktir. İnşaallah doğru yolu, doğru tarafı görüp idrak ederek kurtuluşa erenlerden oluruz. Yüce Allah buyuruyor ki ; " Ey iman edenler! Siz kendinize bakın ! Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar veremezler." (Maide 105) ALLAHU EKBER!

    Esselamun aleykum verahmetullahi veberekatuhu

    YanıtlaSil
  29. Selamun aleyküm…
    Tavsiyeye uyup analitik düşünelim..
    “Aldatan bizden değildir.”Bu Peygamberi hüküm..

    Bediüzzamanın mehdi olduğunu iddia eden anlayışın bir kac delilinden biri..
    < Hz. Peygamberin son halife Şam’da toprağa verildi tarihten sonra (1344) Mehdi’nin beklenmesine işaret etmesi bütün tartışmalara nokta koydurur.>
    Tırnak içindeki cümleler bu arkadaşın yazılarından alıntı..
    SON HALİFE KİMDİR DİYE BU ARKADAŞA SORALIM..?
    Cevap vermeye tenezzül! Etmeyebilir..canı sağ olsun..biz zaten cevabı biliyoruz..
    ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR12 Kasım 2017 06:28
    <…Son Halife herkesin bildiği gibi Abdülmecit’tir. O 102. Halifedir…>
    http://gaybihaberleri.blogspot.com/2013/07/misir-ile-ilgili-hadisler.html

    Son Halife Abdülmecit efendi ..ölüm tarihi ve yeri: 1944 (1363)/Paris
    10 yıl sonra kemikleri medineye taşsız bir mezara nakledilmiş..30 mart 1954
    Demekki son halife ŞAM’da toprağa Verilmemiş..Önce Paris sonra Medine..
    Peki 1344/1926 da ölen halife kim?Abdülmecitten önceki halife Vahideddin…
    &&&
    Aşağıdaki alıntı paragraf daha geniş..meseleyi kökünden çözer..yanılgıyı ortaya çıkarır..
    ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR29 Mayıs 2018 07:08
    < Şimdi ben Nami b Hammad’a mı inanacağım yoksa Hz. Peygamber’e mi? O buyurmuş: “İaşenizi ve hayatınızı temin eden (koruyan) ve mallarınızı devlet hazinesiyle güvenceye alan halifeniz (Abdülhamid) vefat ederse (1917) ve onu takiben beden ve siyaseten zayıf bir halife tayin edilirse (Vahdeddin 1918) iki sene sonra vazifeden atılırsa veya istifa ederse, (öldüğünde) Şam’da Mescid-i Dımeşk’in batısında hasıf gibi bir yere batmış mezara benzer bir yerde defnedilirse (1926), İşte o zaman Mehdi’nin zuhurunun alametidir” (Urfi Verdi Cilt 2. Sayfa 42/El Kavl’ül Muhtasar El Hicr sayfa 44)>
    Analitik düşünüp..paragrafı çözümleyelim..
    ..?
    Abdülhamid han hz resmi vefat tarihi..10 şubat 1918..Tahtan indirildiği tarih 1909.. yerine gecen padişah ve halife Mehmed Reşat..1909/1918
    Rivayet malı toplayan halife vefat ederse ve onu takiben zayıf bir halife tayin edilirse diye nakledildiği için..Sultan Reşat’ı dikkate almıyoruz..
    <… ve onu takiben beden ve siyaseten zayıf bir halife tayin edilirse (Vahdeddin 1918) iki sene sonra vazifeden atılırsa veya istifa ederse..>
    Halife ve Padişah Vahideddin tahta çıkış…1918
    Vazifeden atıldığı tarih…………………………….1922
    Vazifede kaldığı süre dört yıl…Rivayette bu süre iki yıl olarak belirtilmiş..
    Vahideddin vazifeden atılıp sürgüne gönderildikten sonra..Saltanat/Padişahlık kaldırıldı..Hilafet/Halifelik devam etti..TBBM 18 kasım 1922 günü Abdülmecid’i halifeliğe getirdi..
    29 Ekim 1923’te cumhuriyet kurulduktan sonra,3Mart 1924 te halifelik kaldırılıp(meclise verilip)Osmanlı hanedanı Abdülmecid efendi ile sınırdışı edildi..
    Ahir zaman rivayetleri müteşabihtir/benzerdir cümlesi bu rivayet içinde geçerli..benzerlik sadece hasıf/cukur bir yere gömülen Vahideddin…Diğer anlatılan olayları zorlama ile benzetmek…Zan ve HAYEL..Diğer delillerinin sağlamlığı bundan daha iyi değil..
    Görüldüğü gibi hayeller gerçeklere uymuyor..tadında bırakın..zorlamayın..

    YanıtlaSil
  30. Şimdi birisi çıkıp ben Abdurrahim Çokgungor’e mı inanacağım yoksa Hz. Peygamber’e mi?
    O buyurmuş: “İaşenizi ve hayatınızı temin eden (koruyan) ve mallarınızı devlet hazinesiyle(VARLIK FONUYLA) güvenceye alan halifeniz (R.T.Erdogan) vefat ederse (xxxx) ve onu takiben beden ve siyaseten zayıf bir halife tayin edilirse (……xxx) iki sene sonra vazifeden atılırsa veya istifa ederse, (öldüğünde) Şam’da Mescid-i Dımeşk’in batısında hasıf gibi bir yere batmış mezara benzer bir yerde defnedilirse (xxxx), İşte o zaman Mehdi’nin zuhurunun alametidir” DERSE…
    Böyle bir yorum Hayatın akışı ile daha uyumlu ve gerçekçi olur.Abdurrahim’in yorumundan daha makul kabul edilir..
    &&&&&&&&&&
    Hz. Ali (ra) buyurdu: “Besmelenin harflerini sayın ve sonunda zamanın bitmesini ve Mehdinin çıkmasını bekleyin. Ona uyarak selameti bulun.”
    Beyazıd-ı Bistami (ks) buyurdu: “Besmelenin harflerinin sonu Mehdinin çıkma vaktidir.
    Gaybi hadisler sitesi bu rivayetten 2016 tarihini bulmuştu…
    Başka bir görüş besmelenin harflerinin 19 olduğunu ve 2019’un sonunda mehdinin çıkabileceğini ifade ediyor..
    19.Yüzyıl…13.Müceddid…Mehdi..!?
    Bunlar Kur’an ayeti veya peygamber sözü değil..Vahiyle doğrulanmadığı için..Doğru/isabetlide olabilir..isabetsizde olabilir..
    Efendimizin (as) hevasından konuşmadığı ve vahye uyduğu kur’an şahitliği ile kesin olduğundan..ondan sahih senetle rivayet edilen hadisler müslümanları bağlar..delildir..
    Efendimiz (as) dan rivayet edilen hadislerde….
    "Benden sonra on iki emir olacaktır."
    "Bu din, on iki imam var oldukça aziz ve ayakta duracaktır."
    "Benden sonra on iki halife olacaktır"
    Efendimiz (as) İslamı ayakta tutacak ihya edecek ..12 Emir..12 İmam..12 Halifeden haber vermiş..
    13.Bir şahıstan bahsetmemiştir..
    "Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."HŞ
    Hadise göre her yüzyılda bir müceddid geleceği aşikar..Hadisde birkaç yüzyıl denmediğinden veya Bir müceddidin Ahirzaman Mehdiside olsa üç asır/yüzyıl’ı hükmü altında tutacağından bahsetmediğinden ,bahseden başka bir hadisde olmadığından iddialar boşa çıkar..zandan öteye geçmez..14 asra müceddid beklemek doğrudur,Haktır,gerçektir..Hadisten anlaşılan mana budur..
    Şimdiye kadar gelen müceddidler ve sayıları (vahiy ve peygamber şahitliği olmadığından) Müslümanların hüsnü zannı ve zannı galibiyle kabul görmüştür..sayı ve şahıslar kesin, mutlak ve ispat edilebilir değildir..Müceddid Odur diyen olduğu gibi Budur diyen görüşlerin varlığı ortadadır.Gerçeği olduğu hal üzere Rahmanın huzurunda konuşmasına izin verilen açıkladığında öğreniriz..Müceddid diye ismi gecen zatların hepsinden Allah cc razı olsun..makamlarını âli etsin..bizide marifet ve muhabbetlerinden hissedar etsin..
    Selam ile kalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Senin canın oyun oynamak istiyor anlaşılan. Oyunu kuralını göre oynayınca yani hakikati söyleyince de sivri dilli diye sızlanmaya başlıyorsun. Sonra sana katılan senin gibilerin aynı şeyi söylemesi sonrası cesaretlenerek sivri dilini kestik artık istediğimiz gibi onunla oynarız zehabına kapılıyorsun. Ve başlıyorsun aklının arızalı dişlileri ile döktürmeye. Onun için kaşırsam bozulmaca yok.
      Dini meseleleri tartışırken önce sağlam bir kaynak lazım. O da Kur’an ve sünnettir. Kur’an’ın her asra bakan külli manalarını tevil veya tefsir edecek olan o asrın Rasih ilim sahipleri kadar o asrın sahibine de uymak esastır. Konumuz ahir zaman. Onun da kim olduğu belli. Çünkü din onunla tamamlanıyor. Yani 12. Müceddidden sonra gelecek zatın vazifeye başladığı tarihten 200 yıl sonra kıyamete kopmaya başlar. Fasılalarla. Anlaşıldığı kadarıyla 30 yıl sürüyor. 12. Müceddid Mevlana Bağdadi 12. Asrın sonunda doğar (1193) 13. Asır olan 1200 yıllarda hizmeti ve manevi hakimiyeti ona aittir. 13. Asrın sonunda ise Mehdi doğar. 14. Asır onun hizmet asrıdır. Zuhurla geleceği ve Deccallerin hakim olması sebebiyle sırr-ı ibham gereği tanınamaz ve anlaşılamaz. Onu kimse uykuda yani gaflette oldukları için bilmeden hizmetini yapıp gider. Hakimiyet ise 15. Asırdır. İslam’ın son asrı. 14. Asırda zuhur eden Mehdi’nin hizmeti sonucu, iman ve hayat fasılları tamamlanır arkasından 15. Asra girilirken hakimiyetinin emareleri belirir. Mehdi’nin zuhurunun 90. Yılında ittihad-ı İslam neticesi hakimiyeti yükselmeye başlar. Ümmeti Muhammedin ömrü 1500 yıldır. Yani 16. Yüzyıla girilirken ümmet-i Muhammed’in ömrü doluyor. Şimdi 1439’dayız. Bu inceliği anlamayan ne yapar? Hikmet-i ibham denizinde batar gider veya aklının sırtı kaşınır.

      Şimdi. (Urfi Verdi Cilt 2. Sayfa 42/El Kavl’ül Muhtasar El Hicr sayfa 44). Hadisini sen anladınsa ben tayyare olayım. Bu Hadis imtihan sırrı ve hikmet-i ibham gereği işari olarak haber veriliyor. Tarih dersi veya fıkıh dersi verilmiyor. İşari olarak Mehdi’nin geliş zamanına işaret ediyor. Bediüzzaman gaybi haberlere yer vermez, ancak olmuş olayların gaybi haberlerini ilmi ebçced veya cifirle veya tevafukatla Kur’an’ın mucizeliğini ispat için veriyor. Bu konuda risalelerin çeşitli yerlerinde gayb ile ilgili kıstaslar vardır. Gaybı sadece Allah bilir düsturu gereğince kimse gaybı bilemez. Ancak Resullerden başkasına açılmaz. O düstur külli ve daimidir. Öyle olunca gaybi haberlerle ilgili işaretin mahiyeti gizli olur. Sarih bir suret onda aranılmaz. Kaldı ki işaretin cüzleri daha ziyade gizli olur. Bir başka husus gaybın gizlenmesinin çok önemli bir hikmeti olması cihetiyle gayb gizlenmekte ancak müphem ve mücmel bir surette, ilham veya ihtar ile bir emareyi vesile ederek keşfiyatta ve rü’ya-yı sadıkada bir kısım gaybi hakikatler ihsas edilir. İşte bu sırra binaen aşağıdaki Hadisi bu şekilde tevil edilebilir. Bir kere olay mazide olmuş. Artık gaybi tarafı kalmamış. Ona dayanarak kesin hüküm verilebilir.

      Hz. Peygamber Abdülhamid’i kast ederek halifeniz diyor. (Halifem) demiyor. Çünkü Raşid hilafet 30 yıl sürer ve 5. kişide yani Hz. Hasan’ın başladığı yılın 6. Ayında raşid olmayan halifenin silahlı adamı tarafından şehid edilir. Peygamberin bir başka hadisinde hilafetin saltanata çevrileceğini hayıflanarak haber vermiştir. Çünkü Halife seçimle gelir, saltanatla değil. Onun için Hz. Hasan (ra) o suni hilafeti terk ederek hakiki hilafet olarak nitelediği hilafete geçer. Ama suikast sonucu vazifesini ifa edemeden ebedi alame göç eder. Bu inceliği bilmek lazım dedikten sonra…

      Sil
    2. 2*Abdülhamid’e kast ederken Hz .Peygamber şöyle diyor: “Ne zaman ki Türkler (beni Esfer yani batılı emperyalistler) şiddetli bir rüzgar gibi üzerinize esmeye başlarsa (hala esiyorlar), iaşenizi ve hayatınızı temin eden ve mallarınızı devlet hazinesiyle güvenceye alan Halifeniz vefat ederse, (Kudüs’ü Yahudiye vermeyen Abdülhamid’i kast ediyor) onu takiben bedenen ve siyaseten zayıf bir halife tayin edilirse, iki sene sonra vazifeden de atılırsa (Vahiddin-1922) veya istifa ederse, Şam’da Mescid-i Dımeşk’in batısında hasıf biri bir yere batmış mezara benzer bir yerde defnedilirse (1926) işte o zaman Mehdi’nin zuhurunun alametidir.”

      Bildirim gaybidir. Açık ve net olmaz. Müteşabih olarak yer ve zaman göstermeden ancak olacak bir olayı hem sarih hem işari olarak belirtiyor. Burada Sultan Reşad’ı zikretmemesinin iki sebebi var. 1-İttihad ve Terakki taraftarı olduğu için, ki o parti Hilafet-i İslamiye’nin önce halifesini sonra hükümetini ele geçirir 1913. 2-Abdülhamid hala hayatta olduğu için. İhbarını onun üzerinden yapıyor. Çünkü “Rum mağlup oldu” (yani Türk mağlup oldu) ayetinin ihbarının ebcedi hesabı 1909. Kur’an Rum ilindeki olay için Rumların takvimini kullanıyor. Gerçekte hilafet-i İslamiye’nin bitiş tarihi İbrahim Suresi’nin bu asrımıza bakan işari manası ile 1909’u gösteriyor. Ayrıca Rum mağlup oldu ihbarının ikinci tarihi 1913 Baba-ı Ali baskınıdır. Her iki uğursuz olay mason-siyonist komplosudur. Burada 1909 için iki işaretle haberk veriliyor. Artık onunla kesin olarak hüküm verebiliriz. Gaybi olmaktan çıkmış. İslam halifesinin-siyasetinin hakimiyeti o tarihte bitiyor. Bu sarih derecede kesindir.
      Hz. Peygamber, Abdülhamid hayatta olduğu için onun üzerinden giderek işaret ediyor. O vefat ettiğinde hilafet Abdülhamid nezdinde tamamen bitmiş olacak. Ancak Hilafetin yarı buçuk saltanat bölümü devam ettiği için Vahideddin’i de son işaret olarak onun ölümü üzerinden Mehdi ihbarı yapıyor.

      Şimdi tarihin ve dini usul bilginiz eksik olduğunda şu gerçeği kafanız almıyor. Sultan Abdülmecid İttihad ve Terakki’nin vesayetindeki Sultan Reşad’ın sahip olduğu hakimiyetin onda biri değil yüzde biri bile yok. Orada sembolik bir makam işgal ediyor. Gücü ve karar verme hakkı yok. Her şeyi Ankara’da Meclis yürütüyor. Hz. Peygamber tarih dersi vermiyor. İşari olarak gaybi bir haber veriyor. Verirken de gayb aşina nazarla olaylara bakıp uygun bulduğu işaretleri kullanıyor. Onun vereceği haberin Kur’an’ın hükmü ve ihbarı ile uyuşması için. Çünkü şu çok önemli: Mehdi’nin ıslahı Abdülhamid’in vefatına tevafuk ediyor. Osmanlı’nın batmasına da1918 Sevr. Ve o yıl kuyruklu yıldız görülür 1918. Hani rivayetlerde bahsedilen kuyruklu yıldız Mehdi’yi haber verecekti ya? Burada bütün bu olayların tarihi 1336 = 1+3+3+6 = 13. 13 imam yani son müceddit yani Halifetullah’ın devrinin işari başlangıç tarihi oluyor. Mehdi ıslah edilerek ilhamla hizmete hazırlanmaya başlandığı tarih gibi. Sonra1340-41-43-44-45 tarihleri Mehdi’nin vazifeye tedrici hazırlanma tarihleridir. Ve 1343-45 yılı Süfyan’ın dünyevi hakimiyetinin başladığı tarihten itibaren de Mehdi onu tanıyıp vazifeye nasıl başlayacağını öğreniyor. Süfyan her şeye hakim, Mehdi bir kişi. Süfyan, Büyük Deccalden 7 yıl sonra huruç eder. İlginç tarafı onun huruç tarihi Büyük Deccalin rejiminin yerleştiği ve fırtına gibi ülkesinde esmeye başladığı tarihe tevafuk eder. Hikmet-i ibham gereği bu konuda söyleyeceğim budur. Ben kimseyi inanmaya zorlamıyorum. Gelmişin geleceğini beklemek akıl ve kalb gözü kapalılığıdır.

      Sil
    3. 3* Sultan Abdülhamid’in vefatından sonra yerine geçen son Halife olarak Vahdeddin’in zikredilmesi Osmanlı’nın Sevr ile bitmesine kinaye ve işarettir. Ülke işgale uğramış payıtahtı düşmüş. O devletin son adamıdır. Ondan sonra işgal var. Abdülmecid ise kağıt üzerinde olan biri. Bir hakimiyeti yok. Bir kere 1918’de Sevr Anlaşması ile alem-i İslam işgale uğramış. Hz. Peygamber gaybaşina nazarla bakıp kendine göre olayı haber veriyor. Yani onun maksadı ve hedefi bu şahıslar değil Mhedi. Zuhurunun işari olarak haber veriyor. Olayın izahı böyle.

      Bunları ifade ettikten sonra mal bulmuş mağribi gibi, bir Mehdi avcısı, hastası ve aşığı ve fanatiği ve büyük tarihi olaya şahit olma hastası biri olarak bana iftira ediyorsun. Kendince bir şeyleri muvazenesiz kafanda icad ediyorsun ve sonra Bediüzzaman’ı o pis ağzına alıp çamur bulaşığı kaleminle Mehdi iddiasında bulunduğumu öne sürüyorsun. Sende hiç utanma ve arlanma var mı? Ben sadece tevafuku göstermeye çalışıyorum. Tevafukta işari yani gizli olan hususların anlaşılmasında yardımcı bir önemi vardır.

      Şunu diyebilirsin “Biz Risale-i Nur ve talebelerini inanmıyoruz. Biz arş-ı alanın gölgesinde oturmuş gelmiş ve geçmişi bilen manevi güç sahibi olarak kendi yolumuzda gidiyoruz.” O zaman kulvarından çıkma yani meslek ve merebinde sebat et, yoksa sivri dilim sana batar da kurtulamazsın.

      Risale-i Nur ahir zamanı hizmetinin türünü anlatan, tevil ve tefsir eden bir eserdir. 40 dile çevrilen ve 70 ülkede okunan ve talebeleri olan bir eserdir. Herhalde bu eserleri okumak için sizin gibilerden icazet alacak değiller. Unutma muvaffakiyet Allah’a aittir. Bediüzzaman ihlası esas alır ve hiçbir makamı öngörmez. .Ve diyor ki, ahir zaman hizmetini şahs-ı manevi yapacak. Risale-i Nuru da o hizmetin eser programı olacağını belirtiyor. Ve imanların iman-ı tahkik-i ile kurtarılacağını söylüyor. Ve sadece iman hizmetini ısrarla vurgulayıp büyük önem veriyor ve talebelerine onu tedris ediyor. Ve herkese söylediği şu: Sadece vazife yapılacak, neticeye bakılmayacak çünkü o netice ve muvaffakiyet Cenab-ı Allah’a ait. Birine bir makam ve derece verilecekse onu Cenab-ı Allah takdir edecek. Beidüzzaman dinin neredeyse hayattan soyutlandığı bir zamanda vazife alınacağını ve gönüllerin ve aklın tahkiki imanla dolmasından sonra 2. Fasılda şeair-i İslamiyenin hayatta yeniden görüneceğini. Ve son olarak hakimiyet döneminin geleceğini belirtiyor. Ona göre iman hizmeti siyasi ve dünyevi oluşumların ve fütuhatın çok ama çok fevkinde. Onun için Risale-i Nur’a talim-i esma noktasında hiçbir eser ona yetişemiyor. Kur’an gibi delil ve hüccetle ispatla Alah’ın varlığını ve sanatını ve meşietini izah ediyor. Siyasi ve hayatın diğer değerleri için ittihad-ı İslamın önemine vurgu yaparken son aşamada sayıları milyonları bulan al-i beyt mensuplarının da harekete geçeceğini belirtiyor.

      Sil
    4. 4*Senin hangi gavsın, büyüğün, şeyhin, usta yazarın, bilmem kim bana Rabbimi anlatabilir. Rabb-ül Alemin hamdan sonra gelen ikinci kelimedir. O kimdir, ne yapar. Fatiha önce uluhiyet noktasın o ismi sayıyor. Ve Bediüzzaman çok mühim bir vazifeden de bahsediyor: Şöyle:
      “"Risale-i Nur, yalnız bir cüz’î tahribatı ve bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan ve dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhît kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor. Belki, bin seneden beri tedarik ve terâküm edilen müfsid âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumîyi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun ve bâhusus avâm-ı mü’minînin de istinadgâhları olan İslâmî esasların ve cereyanların ve şeâirlerin kırılmasıyla bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi, Kur’ân’ın i’câzıyla ve geniş yaralarını Kur’ân’ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor. Elbette böyle küllî ve dehşetli tahribata ve rahnelere ve yaralara, hakkalyakîn derecesinde, dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar ve hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki, bu zamanda Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın i’câz-ı mânevîsinden çıkan Risale-i Nur o vazifeyi görmekle beraber, imanın hadsiz mertebelerinde terakkiyat ve inkişafata medardır"

      Çünkü o eser Kur’an’ın manevi mucizesi olduğunu ve Cevşen ile Kur’andan tereşşüh ettiğini belirtiyor ayrıca kendi rolünü ise asmanın odunu olarak tavsif ediyor, üzümü de Risale-i Nur olarak belirtiyor. Bediüzzaman asmanın odunudur. Bu onun kendine biçtiği tarif. İken…

      Sen kalkıyor ve saçmalama raddesinde şu yüksek fikri belirtiyorsun: “Bediüzzamanın mehdi olduğunu iddia eden anlayışın bir kac delilinden biri.” Şimdi sana cevabım: İlmi haysiyetin varsa bana Risale-i Nur’dan Bediüzzaman’ın Mehdiliğine dair bir delil göstereceksin. O verdiğim hadisi inkar edebilirsin. Zaten zamanımızda Hadis inkarı salgın hastalık halinde. Ve sonra algılama ve idrak fukaralığı ile sosu olarak o Hadisle ilgili açıklamamı cehaletin ve akıl noksanlığın olarak dalga geçiyorsun. İzahını yukarda yaptım. Burada önemli olan şu: Süfyan’a yani iki deccale dolaylı yani gizli işaret var. Herkes aklını Mehdi ile bozmuş kimse Süfyan’dan söz etmiyor. Nerede bu süfyan. Kim? Kim o Yahudi piçi. Aslında o hadisin bir önemli açıklaması Türklerle ilgili. Niçin Türkler? Kim o Türkler. Ne kadar aptal ve dangalak varsa Hz. Peygamberin Turani kavimlerin milliyetini kast ettiğini ezberden sallayıp durdular. Oysa Türk adı 7. Yüzyılın başında dünyada bilinmediği gibi Arap dünyasında da bilinmiyor. Gereksiz, terk edin, değer verilmeyecek anlamında Etrak-Türkler diyor. Hz. Peygamber batılı emperyalistlerin, sarışı askerlerin gelip her yeri işgal edeceğini işari olarak belirtmek istiyor. Yani 1. Cihan Harbi’ni. O harp Deccallerin çıkışını netice verir. Mesele bu kadar basit. Deccal huruç ederse Mehdi de zuhur edecek. Kim ve nasıl biri olduğunu belirtilmiyor işaret ediyor. Bunun Risale-i Nur ile Bediüzzaman ile ne alakası var. Sözün sahibi kainatın efendisi.

      Sil
    5. 5*Senin gibi aklı gaybubiyete uğramış birisi ile tartışmak istemiyorum. Ayrıca garip değilim. Garibe de inanmam. Kişi ya zavallıdır ya dostu vardır. Çünkü 25. Sözün sonunda “Kimin için Allah var, ona her şey var; ve kimin için yoksa her şey ona yoktur” Şizofrenik manevi gariplerle bir işim yok. Çünkü Risale-i Nur şunu öğretir: (Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise herşey dosttur.

      Yârân istersen Kur’ân yeter. Evet, ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder.
      Mal istersen kanaat yeter. Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur.
      Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.
      Nasihat istersen ölüm yeter.)

      Besmele ile ilgili herkes bir tevil çıkarabilir. Ancak 19 rakamının verilmesi işari olarak 19. Yüzyıl bitince İslam’ın hakimiyeti sona ereceği anlaşılır. Yani Deccaliyet asrına gireceğiz. O zamana da “Mehdi’yi bekleyin” diyor. Şeyh Bestami cifir kitabı olan “Ed Dürret-ün Nasia” adlı eserinde Hz. Mehdi’nin doğumu olarak Hz. Ali’nin Besmele’nin harflerinin bitimi ihbarına dayanarak 1294 tarihini verir. Şa’rani, Aliyyul Havas ve Muhyiddin-i Arabi de aynı yolla 1255 yılını istihraç eder. Ancak Bestami Mehdi’nin doğum tarihi olarak güneş takvimine göre değil kameri olarak 1255+39 (hicri-miladi yıl farkı)= 1294 yılını verir. Yani Mehdi’nin doğum tarihi Hicri 1294 yılıdır. Bu tarih miladi olarak 1876-77 yılına denk düşer. Muhyiddin-i Arabi Mehdi’nin Rumeli’nde zuhurunu keşfettiği için, hicri takvimin kameri olanı ile değil şemsi olarak hesaplananını kullanmıştır. Hicri şemsi takvimin 100 yılı, Hicri 103 kameri yılına denktir. O zaman şemsi 1255 tarihi hicri takvime göre 1294 eder. 1255, 33’e bölünürse = 38 + 1255 = 1293-94. Bu Mehdi’nin Hicri takvime göre doğum tarihidir.

      Bestami aynı eserde Mehdi’yi kıymetli mücevhere benzetir. Onun sebep kapısından edep mektebine gireceğini ve levh-i şuhude çıkarak kainatın bütün sırlarını çözerek akıl ve tefekkür sahiplerine izah edeceğini keşfeder. Yani Hz. Mehdi, esma-yı ilahiyenin kainattaki tecellilerini müşahede ederek haşmet-i Rububiyeti ve hilkatin sırlarını açıklayacak. Mehdi’nin esas vazifesi budur. Yani iman ve Kur’an hakikatlerini ispattır. Akla tesbit ettirmektir. Ehl-i tasavvufun kalp ayağı uzun ve meşakkatli bir süreçte ulaştığı mertebeyi akıl-kalp birlikteliği ile kısa zamanda varmaktır. Bu da velayet-i kübraya işaret eder.

      Hal böyle iken “Gaybi hadisler sitesi bu rivayetten 2016 tarihini bulmuştu…” 2016’yı geçtik nerede bu Mehdi. Niçin çıkmadı? Rum Suresi’nin mana mertebelerinde 90 yıl vardır. Geriye 90 yıl gidersen ne tarihi bulursun? Vahideddin’in Şam’da toprağa verildiği yıl 1926. Rum Suresi’nin “Rum tekrar galip gelir” işari tarihinin ilki 30 (bu zalim Avrupalıların şükürsüzlükle birbirlerini yemeleri tarihidir) diğeri 2016. Niçin 2016? Çünkü zuhurdan 90 yıl sonra galip gelinir. Rum yeniden galip gelir ba’de sinin ifadesi 3-9 olarak tasrkih edilmiyştir. Ancak ahir zamanda 30-90 yıl olarak. Bu tarih aynı zamanda Mehdi’nin 3. Faslının önemli bir tarihidir.

      Sil
    6. 6*Şimdi şizofrenik Mehdi avcısı Hz. Peygamber bir Hadisinde buyurur ki “Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." Bakalım onlar kim miş?
      1-Ömer b. Abdülaziz (H. 17-102 / M. 638-720)
      2- İmam-ı Şafii (H. 150–204 / M. 767–819)
      3- Ebu’l-Hasan Ali El- Eş’ari (H. 260–324 / M. 873–936)
      4- Ebu Hamidi’l-Isfarayani (H. 344-406 / M. 955-1016)
      5- İmam-ı Gazali (H. 450–505/M. 1058–1111)
      6- Fahreddin-i Razi (H. 544–606 / M. 1149–1209)
      7- Mevlânâ Celâleddin-i Rumî (H. 604–672/ M. 1207–1273)
      8- Zeynüddin-i Irakî (H. 725-806 / M. 1325-1403)
      9- Celâleddin-i Suyutî (H. 849–911/ M. 1445–1505)
      10- Müceddid-i Elf-i Sânî: İmam-ı Rabbani (H. 971- 1033 / M. 1563-1624)
      11- Şah Veliyullah Dehlevî (H. 1114–1176 / M. 1702–1762)
      12- Mevlânâ Halid-i Bağdadî (H. 1193–1242 / M. 1776–1826)
      1242-1243 Bağdadi’nin vefatı. Ondan bir asır sonra Mehdi zuhur eder.1826-1926. 1243 Yeniçeri Ocağı’nın masonik Siyonist entrikalarla bitirilme tarihidir. Yeniçeri Ocağı’nın temel tarikattır.
      Şimdi ahir zaman hizmeti noktasında Mehdi ile ilgili bilgi edinmek başka, onunla aklı bozmak bambaşka. Onu tanımak için nur-u iman sahibi olunmalı. Nur-u imanı kuvvetli olmayan bilemez. Ehl-i tarikin ise çok ama çok azı. Çünkü onlar 1-Zaafa uğraması ile feyiz verme nurları azaldı 2-Hizmet alanları başka. Terk-i dünyayı prensip edinenlerin alem başkadır. Konumuzun dışındadır. Unutma hilafetin batmasına mani olamadılar. 1826 aynı zamanda tarikatın feyiz verme özelliğini zaafa uğramaya başladığı tarihtir. Cin Suresi’nin işareti ile.

      Benimle sahip olduğun meslek ve meşreple diyalog kuramazsın. Sen git tasavvufi eğlenceli fantazilerle oyna. Bu kadar ehl-i tarik var 1993 yılında Gülen kıtmiri Hürriyet Gazetesi’ne beyanat veriyor “cı ve cu yani (Süleyamn’cı ve nur’cu) ruhuma azap veriyor.” Hiçbir ehl-i tarik çıkıp da ona cevap vermedi ve dönen dolabı anlayamadı. Çünkü 1990’da Gülen çetesi Risalei-i Nur’un tahrifatı üzere çalışmalara başlayınca Nur talebelerince mani oldu. O yıl Gülen’in gerçek kimliğinin ortaya çıktığı tarihtir. 6 yıl sonra Milli Görüşçüler ona cephe aldı. 10 yıl sonra ise, Gülen çetesi hem Nur talebelerini, hem de ehl-i tarike kumpas kurdu. O zaman neredeydiniz. Bir münafığı teşhisten acizler Mehdi üzerine ninniler yazacak. Olacak iş mi?

      Şu anda Türkiye’de ihyanın sen bölümüne gelindi. Onda sonra ne var bilir misin? Yazacağım da senin gibilere cevap vermekten vakit buyamıyorum. Erdoğanın aldığı oyun oranı: 52.6 = 5+2+6 = 13. Cumhur ittifakın oy oranı 53.6 = 14. Bu kimin tevafuk sayısı bilir misin? 13. Asır + 1 = 14. Bediüzzmaan bir asır sonra dediği zaman. “Acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz” dediği baharın nergizleri. Daha güller açmadı.

      İstersen şimdi hemen otur ahkam kesmeye başla. Bak sana bir şey öğreteyim. Manevi işaretler, remizler birden fazla olması halinde kesin delil gibi mütlaa edilir. Bediüzzaman “Zayıf emaraler içtima’ etse delli-i kat’i hükmüne geçer” diyor. Veya “Ve üç dört adam ayrı ayrı yoldan gelip aynı hadiseyi söyleseler tevatür derecesinde yüz adamın ihbarı kadar o hadisenin kat’i olduğunu gösterir.” Mesele bu 1926’ya çok tevafuk var. Ve baş örtüsü yasağının konduğu yılın 90 yılında yasak kalktı. 2016. Son bir şey: Muhyiddin-i Arabi Anka-i Mağrip adlı eserinde 3 harfi verir ve cifirle 1403 tarihini hesaplar. Allahü alem bu Mehdiyetin 3 faslının kıyamına işarettir. Ayrıca (1902-4) tarihini verir. Niçin? İstersen bir istihareye yat. İstersen gavsına sor. Veya bir bilene sor. O iki tarih Mehdi’nin ilim eğitim tarihi diğeri hakimiyet vakti. 40’ar yıl sonra ise?1442????

      Manevi işler biraz karışıktır. Dünyevi işlere benzemez. Kalb ve akıl birlikte çalışmadıkça hakikat bulunamaz. Risale-i Nur sahabe mesleğini ihtiyar edinir. İlim ve delille zahirden giderek yani akıl-ilim-mantık-kalb ve maneviyat birlikte çalışır ve inkişaf edilir.

      Sil
    7. Tekrar
      Ba dusitan muruvvet
      Ba duşmenan mudara...

      Sil
  31. Bu kripto yahudilerin ülkemizdeki hegomanyası ve yaptıkları içimizi acıtıyor.5816 olduğundan konu araştırılsa bile açıklanamıyor.Bunlara sabetay denmesinin nedeni bizim gibi namaz kılıp oruç tutuyor olmaları,İsimleride Mustafa,İsmet,Fevzi olunca tespit etmek neredeyse İmkansız.Ezeli dost Ebedi Rakip üç büyükler Yakubi-Kapani-Karakaşi...GS-FB-BŞK spor kulubleri liğleri hegomanyaları altında tutuyor.Siyasette,Ekonomide,Medyada hegomanyaları kırılamadı Erdogan bir kac mevzi kazandı ama onun yanındada varlar.Irkı ibrani vicdanen müslüman olanlarıda olabilir.Abdurrahim beyin dediği gibi onlarında hukuku var.Biz müslümanız kızgınlığımızın bizi adaletten saptırmaması lazım.Altan beyin yazdıklarınıda gözden kacırmamak lazım.Mücadele hukuk içinde olmalı.çünkü hukuk bir gün hepimize lazım olabilir.Zulüme Zulümle cevap verilmez.Müslümana namaz gibi adaletle davranması farz

    YanıtlaSil
  32. Idam olmazsa insanın şer meyillerini hangi ceza durduracak. Kısasta bizim için hayat vardır. Mazlumun katli karşısında susmamak niyetiyle yazdım.

    YanıtlaSil
  33. Harre vakasını eğer Feto kazansaydı görecektiniz.
    Akparti dışarıdan yıkılamaz. Onun için Akparti küskünlerini toplayıp bir muhafazakar muhalefet oluşturmaya çalışmaktalar.
    Dindarlar ve cemaatler Erdogan'ın arkasındadır. Ama görüyoruz ki bazı cemaatlerin tarlası sürülmüş. Hazırlanıyorlar. Onun için dindarların önündeki engelleri kaldırmış bir iktidarın Fetö'den sonra onlara baskı uygulayacağı iddialarını servis ediyorlar.
    Kanaatim şu ki, cemaatler dine hizmeti esas almalı. Eger maksat din degil dünya ise Allah muhakkak bir Harre vakasını musallat eder.
    Musluman ferasetli olmalı. Yönetimi kendine dost kılmalı. Dostları desteklemeli. Dostu düşman gösterenleri görüyoruz. Kökü dışarıdadır.
    Ba dusitan muruvvet, ba duşmenan müdara... Dostu düşmana çevirene akıllı denmez.

    YanıtlaSil
  34. DÜNYANIN HALİ…
    ABD'de savaş koşullarının hüküm sürdüğü ülkelerde çocuklara yönelik cinsel suçları önleme faaliyetleri yürüten uluslararası yardım kuruluşunun başkanı Joel Davis, 2 yaşındaki bir çocukla cinsel ilişkiye girmeye çalışmak ve cep telefonunda çocuk pornografisi bulundurmaktan gözaltında.
    http://www.ehamedya.com/cocuk-istismariyla-mucadele-kurulus…
    Ülkemiz Dünyadan çok farklı değil..Buradada Eylülleri,Leylaları Canilerden koruyamıyoruz..Dilsiz hayvanlara yapılanlar,canlı canlı pürmüzle pişirilip lokantalarda servis edilen kediler köpekler..LGBT’lilerin cüretkar tavırları..Dünyanın ahvali bu..Bir tarafta İdam,Kısas,İntikam İsteyenler..Diğer tarafta Medeni Dünya!! Da İdam’ın barbarlık, İntikamın Teröristce düşünce olduğunu Savunanlar..
    Rusya lideri putin ülkesinin Suriye Müdahelesini,Rus ordusunun savaş kabiliyetini geliştirmek ve yeni silahları denemek için “paha biçilemez bir fırsat” olarak değerlendirdi.
    Times’ın haberine göre, Rusya Devlet Başkanı Putin televizyondaki soru-yanıt programında “Savaş meydanında silahlı güçlerimizi kullanmak eşsiz bir deneyim, silahlı güçlerimizi geliştirmek için eşsiz bir araçtı. Hiçbir tatbikat çatışma koşullarında güç kullanımıyla kıyaslanamaz” dedi.
    http://www.stratejikhaberanaliz.com/2018/06/sasiracak-bir-sey-yok/
    Suriyede ölenlerin sayısı istatistikten öteye bir anlam ifade etmiyor..
    AB'li bir bakan:
    "Dünya nüfusunun %5'ni oluşturan Araplar, dünya silahlarının %50'sini satın alıyor ve bu silahlarla birbirlerini öldürüyorlar. Sonuç, dünyadaki göçmenlerin %60'ı Araplardan oluşuyor. Ortak düşmanları İsrail'e karşı da sadece beddua üzerinden savaşıyorlar"
    Kabe İmamı Abd ve Suud’un dünyayı huzur içinde yönettiği için Allah’a Hamd ediyor..
    Dünyanın bu hali…Müslümanların zulum altında inim inim inlerken..Mekke Medine,Kudüs işgal altındayken..Sizce Tarih Abdülhamitten sonrasını nasıl yazacak..Fetret..Kollestürolden ölen Müslümanlar!
    Selam ile kalın

    YanıtlaSil
  35. IKiNCI BINININ YENILEYICISI BEDIUZZAMAN HZ.NINDE DE USTADIM DEDIGI MUCEDDID IMAM RABBANIYE GORE HZ MEHDIMIN SALTANATI ZAMANINDA RAMAZAN AYINIM ONBESINDE GUNES TUTULACAK AYNI AYIN BASINFA ISE AY KARARACAK MUNECCIMLERIN VR ADETIN HILAFINDA.MEKTUBATI RABBANI 2.CILT 380.MEKTUP.BU OLAY ACABA DUNYANIN EKSENININ DEGIDMESINEMI BIR ISARET RET YOKSA BASKA BIR OLAYMI OLMA IHTIMALI VAR GOK BILIMCILERDEN BU KONUDS GORUS ALINIP BIZIDE BILGILENDIRIRSENIz MEMNUN OLURUM.

    YanıtlaSil
  36. Memleketi germek için umulmadık mecralarda düşman faaliyet gösteriyor. Patates sogandan tut taa masum çocukların katline kadar her şeyin suçunu iktidara yüklüyorlar.
    Onun için aklımız varsa söz ve hareketlerimizle düşmana yardım etmemeliyiz.
    Haklı çıkmaya çalıştıkça hem kendimize hem de çevremize zarar veriyoruz.
    Fayda zarar muvazenesi ile bırakıp gitmemek arasında düşünceler içindeyim.

    YanıtlaSil
  37. Ali Erkan Kavaklı
    Cemaatlerin Gladyo ile imtihanı..
    Yeni Akit
    5 Temmuz 2018

    YanıtlaSil