.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

15 Mayıs 2018 Salı

KUDÜS YALNIZ DEĞİLDİR

ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdığı gün 59 Filistinli şehit oldu, 2000'e yakın Filistinli de yaralandı.
Türkiye'de 3 gün yas ilan edildi. En sert tepkiyi Erdoğan dile getirdi. Buna karşılık ABD uydusu Arap ülkelerinde sessizlik hakim. Arap birliği etkisiz kalıyor.
...
Kahraman ordu elindeki kılıncı ayağına vurdurmaz. Düşmanına vurdurur. Kur'ana hizmetkar eder. Ağlayan Alem-i İslamı güldürür.
....
Bir gün bu tayyareler islama büyük bir hizmet edecekler.

169 yorum:

  1. Ergün Diler bugünkü yazısında Savaş başladı. Dün resmen ilan ettiler dedi.
    Takvim / Düğmeye bastılar.

    YanıtlaSil
  2. http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1965825-erdogan-ve-armageddon

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Neocon-Evangelizm modası bizde yenidir. Yani bizim için yenidir. Herşeyi o gözle görmek. Koca bir küresl gücü bir küçük Siyonist fırkasiyle değerlendirmek hatadır. Bizde eski değer yargısı daha kapsamlı idi, yani Masonlardı. Belki 80-90 yıl olan biteni Masonlara bağlamak modası vardı. Bir önceki asırdaki fitneleri yaşayanlar sonradan 80-90 yıl her şeyi ona bağlamak gibi bir özellikleri vardı. Düşman Masona bir de 1945 sonrası komünistler eklendi. Yani masonla başlayan fitne, Evangelist ve neocon kılıflı çeşidi de ortaya çıktı. Coğrafi konuma bağlı olarak. Amaç tekti. Büyük İsrail ve bütün dünya buna hizmet etti. Türkiye dahil.

      Meseleye külli bakılması lazım. Bu da kitap veya sünnet veya zamanın yani 13. kutbun bakış açısı esasıdır. Ortalama görüş bu da Yahudi hakimiyetidir. Şimdiki medeniyet Hıristiyan-Judo medeniyetidir. Bu medeniyetin ana motoru Yahudilerdir. Çünkü planlayan da, uygulayan da, sermayeyi ortaya koyanlar da onlar. Genel bir bakışla 1773 öncesi Yahudiler Haçlı seferlerinin başladığı ve sürdüğü 400 yılda sermaye birikimi elde ettiler. Onunla önce Hıristiyanlığı ifsad edip kurulan yeni mezheplerle kendilerini sevdirdiler ve kendilerine benzettiler. Sonra siyaseti de etkilemeye başlayarak söz dinleten ve yaptıran oldular. Esas ejderha yani çağdaş deccaliyet 1773 zirvesinde start aldı. Avrupa’nın bütün para piyasalarına sahip olundu. Bir asırda yeni teknoloji medeniyeti kuruldu. Felsefe, ilim, finansı onlar beyninden çıktı. Öyle ki, İlahi ceza olarak içlerinden bazı zümrelerin maymuna çevrilmesinin bir nevi intikamını alırcasına bütün insanlığın maymundan geldiğini bilimsel olarak yutturup kabul ettirmediler mi?

      Yeni medeniyetin ana efendisi Yahudilerin baskın gücü ile Osmanlı yıkıldı. 1860-1918. Kaç yılda 58 yılda. Yıktıkları yetmemiş gibi dinsizliği Süfyan ile hakim kıldılar. Kılmadılar mı? Bizde yıkımı yapan Masonik odaklar ve fesad komiteleri. Bir asır sonraki dünya hakimiyeti için 1897’de kolları sıvayan Siyonistler ABD’deki bir ifsadları Evangelizim oldu. Yahudi din adamlarının bir kısmı din değiştirip Hıristiyan oldular ve Evangelizmi kurdular. Yani Evangelist mezhebin kurucusu dönme Yahudilerdi. 50 yıl sonra da ABD’de güçlü bir şekildi etkili olup neoconluğu icad ettiler. Önceleri 1960’ların başında Demokratlarla işbirliği yaparken Kissinger’la birlikte Cumhuriyetçi kanada geçip işbirliğine başladılar.

      Denebilir ki Armageddon politikasının ilk delisi ve ağzına alan Başkan Reagan’dı. Yani 1400’lü yılların başında Yahudiler Büyük İsrail için kolları sıvadılar. Bunun için de 1970’lerde küresel sermaye tesis edildi. Bizde ilk etkileri 12 Eylül. Hatta Özal’ın da bir nevi başa geçmesinden olabilir düşüncesiyle ses çıkarmadılar. Ama askeri darbe küresel sermayenin eseridir. 1990’ların sonu Büyük İsrail kurulması planlanmıştı, ama kurulamadı. Sebebi hayalin gerçeğe uymaması yüzünden oldu. Bir de Mehdi sed çekti. Bunu anlamak için bilgi ve bakış açısına sahip olmak lazım. O tasarlanan tarihte Mehdiyetin 3. Faslı arz-ı endam etti. Ak Parti onun neticesidir. Bakın Reagan’la birlikte Armageddona niyetlenen ABD Yahudi ve Hıristiyanları iki fitneyi aynı anda ateşledi. Irak-İran Savaşı ve PKK. Bu da yetmeyince be kez 1. Körfez Harekatı ateşlendi. O olmayınca bu kez bütün bölgeyi hedef altına almak için 11 Eylül’ü tezgahlayıp karşı atağa geçitler. 11 Eylül Ruşen Çakır’ın deyimiyle küresel 28 Şubat’tı. İkisinin de tarih rakamı aynı 1417. Biri Hicri, biri Rumi. Bediüzzman 28 Şubat’ı zımnen ana deccal ile küçük deccalin yani Süfyanın yandaşlarının ittifakının eseri olarak niteler. 11 Eylül ise doğrudan doğruya ana deccal yani siyonizmin Hıristiyanlardaki kuklaları ile düzenlediği komplodur. Ama oyunu bozan önce Türkiye oldu. 2006. Buna bilmeden katkıda bulunan ise Suud-Mısır ikilisinin BOP’a demokrasi söylemi sebebiyle direnmesi. O zaman bugünkü tablo tezgahlandı 2006.

      Sil
    2. 2*Şimdi Armageddonun bizim İslam literatüründe yeri ve ihbarı yok. Ahir zamanın 3 melhemesi vardır. Bunlardan en önemlisi İslam açısından 1. Melheme, yani melheme-i kübra. 2. Melheme ise İslam düşmanlarının şükürsüzlük sebebiyle birbirini yemesi. 3. Melheme ise bir hesaba göre 1979 veya 1990’dan beri devam eden düşük yoğunlikli savaşlardan oluşur. Bir hesaba göre 13 bir diğerine göre 20 milyon Müslüman katledildi. Ve bütün İslam dünyası işgal altındayken görmediği kadara belalara uğradı. Dünyevi ve dini.

      Onun için Armegeddon derken Yahudilerin Hıristiyanları kullanarak (vekalet) emellerine nail olmak için dini rivayetleri kendilerine yontup onları Hıristiyanları yutturmasından ibaret. İslami değildir. Bir husus daha var bu pek bilinmez. Yahudilerin cihan hakimiyetini kendileri zemin hazırlayarak tesis edecekler ama topraklarına vekalet yoluyla kavuşacaklar. Çünkü beşeri güçleri yok. Yani başkaları savaşacak onlar konacak. İslam imparatorluğu batarken cephede Yahudi askeri yoktu. Haçlılar vardır. Onları fitne ve ifsadla tahrik edip piyasaya süren ise Siyonistlerdi. 1897 sonrası bu aleniyet kazandı. Yahudi kavminin dünyevi dehasına hiçbir kavim erişememiştir.

      İsrail ortadan kalkacak ama nasıl? Yani yeniden ayetin bildirdiği gibi “zillet ve meskenete” tabi olacaklar. Burada bir İslam işi yani farklılığı var. Haçlılar Kudüs’ü aldıklarında şehirdeki 70 bin Müslümanı kılıçtan geçirdi. Selahaddin Eyyübi ise o tip bir zulmü işlemedi, kılıçtan geçirmedi. Şimdi de biz kurşuna dizip katliam yapmayacağız. Çarpışanı temizleyeceğiz ve Kudüs’ü kurtaracağız. Mesele şu: İsrail’in tırnakları ve dişleri sökülecek ve siyasi hakimiyetlerine son verilecek. Yine nasıl? Biraz sabredin anlayacaksınız.

      Yani bölgede bütün ülkelerin ve sonra Avrupalıların sonra Amerikalılar karışacağı büyük bir savaş söz konusu değildir. Ve milyonların ölüp binlerce şehir ve kasabanın harap edilmesi değildir. Onlar cahillerin ve kafirlerin kafasında türeyen hayallerdir. Kaldı ki Mehdi ile Mesih’in en büyük maksatlarından biri din hakimiyeti ile dinsizliğin eseri Ye’cüc ve Me’cüc olan anarşist ve teröristleri ortadan kaldırıp insanlığa sulh ve huzuru hediye etmesidir.

      Yani külli bir savaş değil operasyondur. Nasıl olduğunu söylemek mahremiyetine binaen sırra büründürülmüştür. Dikkat edilirse bu konuda hiçbir dini rivayette ne tarih veriliyor ne de ipucu. Çünkü bu bir hikmet işidir.

      Sil
    3. 3*Hz. Mesih ilk teşrifinde dünyevileşen ve sekülerleşen ve gözlerini siyasi hakimiyeti diken Yahudiler onu kabul etmediler. Hıristiyanlar da şimdi Mesih geldiğinde öyle diyelim onu kabul etmeyeceklerden çok tanımayacaklar. Zaten Mesih geleli yıllar oldu. Mehdi gibi. Aralarında 20 veya 40 yıllık bir hizmete başlama fasılası var.

      Bütün mesele şu: Bölgede gerilim tırmanacak, tırmanacak ve bir anda bir kıvılcım kadar bir şey gerilimi bitirecek. İşte kafir Yahudi ve Hıristiyanların şişire şişire bitiremedikleri Armageddon bu. Hıristiyanlar, Yahudilerin şişirmesi ile onlara alet olduğu için gerçeği göremiyorlar. Yahudilerin büyüklük taslaması şu neticeyi veriyor. 2 bin yıl süren hayallerinin bitmesinin ancak ve ancak büyük ama hayal gibi büyük bir savaşla sona erebileceğinden Armageddonu icad etmişler. Öyle tahayyül etmişler. Yani habbe kubbe oldu. Yahudi mübalağasının karakteri budur.

      Armageddon denen İsrail’in siyasi hakimiyetinin bitiş meselesinde verilen tarihlerin tutmamasının küçük bir hesabın gözden kaçırılması var. Birinin asrı 100, yıl diğerinin ise 103 yıl. Böyle olunca 20 asırda bu 60 yıl fark atar. Bu da hikmetin gereği. Siz 2109’daki gelişmelere iyi bakın. Zaten bu birkaç yıldır cereyan eden olaylar onun zeminidir. Çünkü 1439-1441-1444 tarihleri çok önemli hadiseleri bünyesinde barındırıyor. İçinde yaşanan zamanı ve asrı değerlendirmek ancak ve ancak ilim sahiplerini işidir.

      İsrail’in öfkesi onu hataya düşürüyor. Hata uçurumuna. Elindeki sayısız kartlardan biri olan ve 98 yıldır oynadığı Kürt kartını kana bulayarak siyasi avantaja dönüştürmek için fiilen ve göstererek sahaya indiği an İsrail bitecektir. Sır bu. Şu anda İsrail’in elinde 200 nükleer başlıklı füze var. Peki nasıl sonları gelecek? O da hikmet-i İlahi’nin bir sırrı. Sekülerleşen, dünyevileşen, siyasetleşenlerin kafası ve idrakı manevi konuların tebşiratına çalışmaz, sıfırdır. Küfrün merkezinde yaşayıp bir zamanlar Nasır’a sonra Saddam’a sonra Esedlere Süfyanlık izafe edenlerin ilmi hükmü nedir ki. Güler geçersin. Büyük beyler de kale yapar, çocuklar da kumda yapar. Olay bu.

      Her Aşil’in zayıf olan noktası olan bir topuğu var.
      Serdar Turgut yakın zamanda yani son 30 yılda ABD’de görev yapan en iyi gazetecilerden biridir. Türkiye’de 11 Eylül’ün gerçek manada ne anlama geldiğini bir veçhesini yazan tek adamdır. 2001 Eylül ve Ekim yazılarını okursanız orada klasik teknolojisi askeri ile yeni elektronik silah askerleri arasındaki çatışmanın 11 Eylül’ü doğurduğunu yazar. Esas 11 Eylül 1993 yılında tezgahlandı. Patlayıcı yüklü bir kamyoneti Dünya Ticaret Merkezine sokulup patlattılar. Ancak istenen sonuç alınamadı. Ayrıca Bill Clinton yeni başa gelmişti ve onun politikası başka idi. Neoconların soytarısı oğul Bush gelince bu kez bu yeni teknoloji ile bu komployu düzenlediler.

      Sil
    4. 4*Serdar Turgut o yazısında ortalığı karıştıranların arzu ve gözünde tütenleri yazmış. Ama en ilginci Türkiye’nin hedefte olduğu hususu. Niçin Türkiye’ye kızıyorlar. Mesele bu. Eğer ahir zaman ihbaratında adı geçenlerin başarısı olmasa idi aksi durum olurdu. Türkiye’nin yıllar süren batıya tek yanlı bağımlılığından sonra böyle bir durum sevindiricidir. Armageddonmuş bilmem neymiş. Beyler Çin’den Atlantiğe kadar bütün Müslüman ülkeleri ateş içinde, daha ne Armageddon bekliyor. Onların kafasındaki hayal. Gerçeği ise yakında çakacak bir kıvılcımdan ibaret olan İsrail’in sonu. Yani bazen elektrik kontağı yapınca çıkan yangın gibi bir şey. O da Türkiye’ye bakıyor. Türkiye’de sadece AK Parti ve Erdoğan düşmanları dışında herkesin gözü açıldı. Herkes diş biliyor. Şöyle diyelim. Bir uçak filosu gitti gök kalkanına rağmen İsrail’i bombaladı veya bir filo gemi gitti deniz kalkanına rağmen bombaladı. Buna kimseye itiraz eder mi? Etmez değil mi? İyi de buna kim zemin hazırladı. 1343’ten beri patlamış mısır yetiştirmedik.

      Şimdi düşünelim, tek yanlı batı bağımlılığından masaya eşit şartlarda oturan bir Türkiye’ye nasıl gelindi. Yani bağımlı Türkiye’den müstakil bir Türkiye’ye karşı hazımsızlık var. Onlara Tevhid sodasını içirir mide ağrıları geçirince sıkıntıları biter. Buna nasıl gelindi: Bir başka 4 aşamanın değerlendirmesi: DP-AP,DYP-ANAP-Ak Parti. The end.

      Sil
    5. Dunyada mustakil bir ulke varmi ki Turkiye mustakil bir ulke olsun? Ne Amerika ne Rusya ne de Cin, hicbiri tam bagimsiz degil. Uzaya gidebilen, kendi silahini kendi uretebilen bu super devletlerbile ekonomik yonden birbirlerine bagimlidirlar.Dunyada tam bagimsiz mustakil bir devlet yok ve bundan sonrada olmayacak. Samani ve eti bile yurtdisindan ithal ediyoruz. Lutfen biraz mantikli olun Abdurrahim bey, ucmadan ve hislerinize hakim olarak yazin lutfen. Mustafa bey bu sozum de size : Kudus konusunda yazdigim yazida hicbir hakaret unsuru olmamasina ragmen yazimi yayinlamadiniz. Hani dikensiz gul bahcesi yoktu? Siz boyle yaparsaniz yeni fikirler uretemeyizki...

      Sil
    6. musty. dunyada elbette mustakil bir devlet yok.ama ekonomik olarak.siyasi olarakta zaten gerek yok.

      tum devletler turkiyedeki sebatayci ve ergenekon gibi yahudi yada kripto yahudi yada yahudi uşaklari tarafindan yonetilir.perde arkasindan.

      dunya siyaseti denilen şey tamamen bir danisikli dovustur.bir algidir.

      amaç toplumlari yahudilerin isyedigi gibi yonlendirmektir.yahudiler ne isterse o olur.(allah ne isterse o olur ama allah onlara musade vermis)

      mehdiye tabi olmakta bu sistem ve alginin disina çikarak sistemin kendi ve toplum menfaatine aykiri olarak sistemin çokmesini arzu etmektir.

      yanliş anlasilmasin bu kaos kriz darbe anarşi yada teror yolu ile olmaz.bu teblig irsad ve ilimle olur.

      sistemin adamlari deccaliyet ve sufyaniyete taabi olur. sistemi elinden hiçbirsey gelmesede sadece reddetme ve savunmama tavri i takinanlar ise mehdiye taabi olurlar.

      mehdi sisteme eror yaptiracak kisa devre yada şase yaptiracak olan kisidir.

      bunu siyasi olarak algilamayin.armegeddonu aç kalmak yada çok buyuk sıkıntilar çekmek pahasina arzu etmektir.

      bunu etrafinizdada gorebilirsiniz.
      armageddon için "allah korusun" diyenler mevcud sistemi seven ve onu benimseyen insanlardir ki sufyana tabii olurlar.

      yok armegeddonu altincaga girmek icin bir anahtar ve bir kapi olarak gorup onu arzulayanlar ise mehdiye taabi olurlar.

      mehdiye taabi olmak tabiri caizse sıkıya girmektir.duzenim bozulmasin diyenler ise sufyana şimdiden biat etmiş saysinlar kendilerini.

      bakmayin mehdi severler cemiyetinden olan bizim gibi insanlarin laflarina.lafim meclisten dişari.

      mehdi ile ilgilenlerin ćoğuda aslinda sistemin devamini cani gönulden arzular.

      musty ye yazacaktim biraz umumi oldu affola.

      Sil
    7. 1*Siz galiba ittifak ile ittihadı karıştırıyorsunuz. İttifak istiklale zarar vermez, ama ittihad tarafları bir şemsiye altında toplar tek vücud yapar. Hz. Peygamber ehl-i kitaptan Hırıstiyan ve Yahudilerle ittifak yaptı. Ne için, ortak bir düşmana karşı. Ama o istiklalini Yahudi ve Hıristiyana vermedi. Hatta ittifak sözünü bozan Yahudileri anlaşma gereğince kılıçtan geçirtti.

      Türkiye hür ve müstakil bir ülke değildir. Türkiye batının vesayeti altında olan bir ülke. Türkiye Cumhuriyetinin yapay istiklal senedi Lozan Anlaşmasıdır. O da İngilizle-Fransızla-Yunanlı ile yapılmıştır. Meşruiyetini onlardan alır. Alınca ne olur? Otur tarih oku. Mesela onların dine bakışı ne ise onlar gibi olunur. Sonra Amerikan Bizans Vakfı istedi diye Ayasofya Puthaneye çevrilir. Sonra tek yanlı ve gönüllü batıya bağlılık gereği batının her değerinin dayatmasına eyvallah denir. Mesela uçak yapmaya kalkarsanız kapattırırlar. Silah imal eden fabrikaya havaya uçururlar. Menderes ABD’ye gider yatırım için para istediğinde (Biz sizinle askeri konular için işbirliği yaptık kalkınmanız için değil) denilerek kovulur. Rusya’da yardım almaya kalkışınca idam ettirilir. Sonra Türkiye’nin ekonomik ihtiyaçları için devreye Almanya sokulur. Ekonomimiz Almanlara verilir. Almanya 20 yıl bizim ekmeğimizin bulmamıza yardım etti. Öyle ki Alman başarısının baş aktörü Erhard'ı Türkiye’ye gönderilerek kurulmakta olan Ortak Pazar’a üye yapması istenir.

      Başbakan İnönü 1963’te Kıbrıs’a müdahaleye kalkışınca ABD Başkanı Johnson “Silah bizim Kıbrıs’a çıkamazsınız” mektubu yazar. Ve Washington'a çağrılır. İnönü ABD'de iken hükümeti devrilir. Ve siz de itaat edersiniz.

      Demirel, ilk işi Türk hükümetinden habersiz İncirli’den kalkan casus uçaklarının Rusya üzerinde uçuşunu durdurunca NATO’nun sivil-askeri gücü gladyo devreye sokularak sokaklar çalıştırılır. Dinci parti kurdurulup iktidarı zayıflatılır. Şimdi olduğu gibi dövizle oynanır 1970 devalüasyonuna zorlanır. Söz dinlemeyince bu kez muhtıra ile iktidardan indirilir. Bundan da önceden Türkiye’de kimsenin haberi olmaz ama İran Şahı’nın haberi vardır. Ve iktidar olmaması için her türlü tedbir alınır.

      1973 Arap-İsrail Savaşı olunca bölgede İsrail’in güvenliği için bölgesel ve küresel bir plan yürürlüğe konur. Kıbrıs’ta Rus yanlışı iktidar ağırlık kazanınca ne olur? Bir yıl sonra Türk Genelkurmay Başkanı ABD’ye çağrılır. Ve ona yakında Kıbrıs’a çıkacağımız haberi verilir. Başbakan Ecevit Afyon ekimi için uçağa bineceği sırada Kıbrıs’ta darbe olur. Genelkurmay Başkanı hemen Havaalanı’na koşar, Ecevit’e gitmemesini ve Kıbrıs için karar alınmasını ister. Ve sonra Kıbrıs’a çıkılınca ne olur. Neler olmaz ki. Ambargo koyarlar. Türk askerini bir mermiye muhtaç hale getirirler. Ve daha önemlisi 20 Temmuz 1974 tarihine kadar ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu Masası’nda gözüken Türkiye hemen oradan alınıp Avrupa Masası’na bağlanır. Niçin? Türkiye’yi Ortadou’da istemiyorlar. Orası İsrailin malı. Lozan da bunu öngörmüştü. Ve Türkiye AET’in kapısına diktirilir. Sonra sokaklar çalıştırılır çalıştırılır ve malum 12 Eylül olur.

      Sil
    8. 2* Bu arada ambargo yüzünden yedek parça sıkıntısı baş gösetir. ABD vermez ama ABD firmasının Hollanda şirketi bize 100 dolarlık parçayı 2-3 bin dolara satar. Ege’de Petrol arama kirzi çıkınca asker MC’nin Başbakanı Demirel’den uçak ister. Batı satmıyor, Rusya’ya teklif edilir. Bir hafta sonra bir Fransız uçak şirketi gelir Demirel’e uçak satalım der. Bunlar müstakil Türkiye’nin hali mi? Kim haber vermiş Fransızlara. Müstakil Türkiye'nin müstakil adamları. Pardon Batı'nın uşakları.

      12 Eyül’ün ertesi Pentagon’dan 12 general gelir. Evren’e talimatlar verilir. Biri de sakın okullarda kamuda başörtüsüne izin vermeyin direktifi masaya konur. Birkaç yıl sonra Özal’a iki emir verilir. FETÖ ile çalış ve İsrail’le arayı düzelt. 1990’larda ABD’nin emriyle Meclis’e ve hükümete sormadan İsrail’le asker, askeri işbirliği anlaşması yapar. Askeri açıdan İsrail'e bağımlı hale gelinir. Bunu yaparken de dindarlara asla göz açtırılmayacağı sözü verilir. Ve o 28 Şubat'la ispatlanır.

      İsrail Başbakanı 1958’de gelir Menderes’e istihbarat için işbirliği teklif eder. Red edilir. 27 Mayıs darbesi olur. Cuntacı soytarılar o tekrarlan teklifi kabul eder ve bunun 1958’de yapılmış gibi gösterilir. Türk istihbaratı ABD ve İsrail’e bağlanır. İhsan Sabri Çağlayangil CIA-MOSSAD-MİT yılda birkaç defa toplanarak strateji belirlediğini ve karşılıklı ajanlar yerleştirildiğini açıklamıştı.

      Şey Türkiye müstakil mi? Dini inançlara zincir. Başörtüsüne yasak. Nurcu evleri basılır. MİT Türkiye’de dindar izler. Niçin? Ayasofya’nın anasını ağlatan elbette milletin anasını ağlatacaktı. Efendim Türkiye müstakilmiş. O sırada NATO müttefiki ülkeler kendi milli çıkarları için ne isterlerse yaparlar. Biz onları yapmayın etmeyin demeyiz.

      Sen önce bir düşün. Bir ülkenin İstiklal Marşı’nın şairini yazan başüstü mü yapılır, yoksa ülkeden Mısır’a mı kovulur. Çünkü bir değil birçok çılgın zincir vurmuş da ondan. Hür yaşamak şiirde zincir hayatta. Al sana hakikat al sana rüya. İşte istiklal işte bağımlılık.
      Türk’ün Anadolu’da ve İstanbul’da iki kılıç hakkı var. O 2 kılıç hakkından biri Ayasofya’dır. Onu İslam mabedi yapamıyorsa bunun sebebi müstakil olduğu için mi değil mi? Bu arada bir kanunla 5 bin camiye satılır ya yıkılır ya meyhane olur.



      Sil
    9. Bakin bundan 1000 sene once bagimsiz ulke vardi belki bu Dunyada ama artik bu mumkun degil.Hele hele ekonomik askeri ve siyasi gucun yoksa talihin elinde oyuncak olursun. Cin bile ekonomi, siyasi ve askeri alanda bir super guc olmasina ragmen höt zöt ederek ulkeyi yonetmiyor. Buna sebep olarak siz ister yahudileri ister bilmem neyi gosterin, sonuc degismez. Bir firildak cevirirler, dolar 5 lira olur siz de bakakalirsiniz. Hic laf salatasi yapmaya gerek yok, tamam, bize bir Mehdi lazim ama bu sene lazim. Diyelim ki Mehdi geldi, ilk tokati biz muslumanlara atmayacagi ne malum. Duzgun bir tane musluman ulke gosterin bana, Iran mi?,Suudi arabistanmi? Yoksa Turkiyemi? Valla siz dua edin de muslumanlar olarak aklimizi basimiza toplamadan Mehdi gelmesin, yoksa cok buyuk hayal kirikligi yasariz. Degilmi ki Mehdi bu Dunyaya adalet getirecek, o zaman adaletsizlikte rekor ustune rekor kiran musluman ulkelerin vay haline.

      Sil
    10. vallahi dogru konuştun musty.

      Sil
    11. Sen dalaş istiyorsun galiba. Dünyadaki bütün ülkeler ikiye ayrılır. Müstakil yani istiklali olan ülkeler veya işgal ve vesayet altındaki ülkeler. Bugün İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre, Rusya gibi ülkeler hür ve bağımsızdır. Kimse onların iç işlerine falan karışamaz. İşgal altında ülke bir düzineyi geçmez. Ama vesayet altındaki ülkelerin sayısı 100’ü bulur. Bu ülkeler çeyrek veya yarı bağımsızdır. Türkiye gibi, Suriye gibi, Irak, Mısır, gibi, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan gibi. Bunlar büyük ülkelerin vesayeti altındadır. Tam bağımsız değiller. Bazı konularda abi ülkelerin iradesine bağımlıdır. Yani onun iradesi altındadır. Mesela Türkiye yakın tarihi kadar askeriye ve hükümet ABD’nin vesayeti, üniversiteler, C.Başkanlığı, adliye İngiltere’nin vesayeti altında idi. Onun için ihtilaller dış iradenin isteğiyle olur. Veya dindarlara baskı uygulanır. Sen 1920’lerde aylarca Hıristiyan olup olunmamasının gizli gizli tartışıldığını bilir misin? Niçin? Türkiye güçlendikçe bu vesayet kırıldı.

      1969 seçimi sonrası o zaman AET toplantısı olur. Dışişleri Bakanı gider katılır. Orada bir yavşak üye şu soruyu yöneltir: “Hile mi yaptınız da seçimi kazandınız” Niçin bu soruyu sorar. Çünkü Türkiye’yi onlar karıştırıp şimdi olduğu gibi zamanın iktidarını seçtirmek istemediler. Ve o tarihte omuzu kalabalıklar marifetiyle parti kurdurup iktidarın oylarını böldüler.

      Başkan Nixon zamanında ABD Büyükelçisi Başbakan’a gelip haşhaş ekimini yasaklaması için emir verir gibi konuşur. Zamanın Başbakanı onu evinden kovar. O da gider ODTÜ karıştırır. O üniversite Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yuvası olur. 1971’de önce İngiliz cuntası ihtilale kalkışır. ABD bunu öğrenir engeller 3 gün sonra 12 Mart muhtırası verir hükümet istifaya zorlar. Şimdi böyle bir şey nasıl olabilir? Bunu Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, İsviçre, Finlandiya’ya yapabilirler mi? Ama bize olur. Çünkü biz gittik batıya sığındık tek yanlı bağlandık ondan.

      1.Cihan Harbi’nde Çanakkale cephesini, Suriye-Filistin cephesini Alman generaller yönetti. Bilir miydiniz? Sonra istiklal harbi oldu. Palavra şu: 7 düvelle savaştık. Yalan sadece Yunanlı ile savaştık ama İngiliz-Fransız-Yunalı-İtalyan’la anlaşma yaptık. O bizim kuruluş belgemiz. İngiliz İstanbul’u tek kurşun atılmadan geri verdi. Niçin verdi bilir misin?

      Senin Türkçe anlama zorluğun olduğu anlaşılıyor. Şunu herkes kafasına koysun. Ayasofya Türk’ün kılıç hakkı. Puthane olmaktan çıkarıldığı gün bilin ki Türkiye istiklalini kazandı. İstiklali alma mücadelesi bitmiş değil. Ondan sonra kısa sürede birçok İslam ülkesi gerçek istiklalini kazanır. İstiklali olan bir ülke başka ülkenin iradesine bağlı olmaz. Anlaşmalı ve menfaate dayalı ortaklıklar ittifak işidir. O istiklali gölgelemez. Biz istiklalimizi ta 19. Asrın ortasından itibaren kaybetmeye başladık. Ve bir daha tam müstakil bir ülke olmadık. Çeşitli sebepleri var.

      Bu ülkede marksit-leninst soytarılar senelerce sokaklarda “Bağımsız Türkiye” diye bağırıp yürüdüler. Sonradan Mahir Kaynak’tan öğrendik ki onları CIA ve MI6 yürütüyormuş. Niçin? İradelerine karşı gelen hükümeti devirmek için. Ve devirdiler.

      Sen git martavallarını başkalarına anlat. Bugün Ege ordumuz var. Niçin bilir misin? Milli bir operasyon için NATO’ya bağlı 3 orduyu kullanamadığımız için. Kıbrıs meselesinden bu anlaşılınca bu ordu kurulup teröre ve benzeri olaylarda bu orduyu kullanınca batılı köpeklerin sesi kesildi. Erbakan 1996’da bir Fransız gazetesine beyanat verir. Bir soru üzerine niçin İsrail’den silah alındığı sorusuna şunu söyler: “Washington böyle istiyor”

      O Washington o yıllarda İsrail müesses nizamının isteği üzerine elçilerini, yandaşlarını, söz veren cuntacıları kullanarak hükümet devirdi. Siz İstiklal Marşı şairini gerici diye damgalar polis takibine alırsanız ve bu ülkeden kaçırırsanız istiklaliniz de çakma olur.
      Hadi aslanım git mektebinde oku bunları.

      24 Haziran seçimi bir manada tam istiklal oylamasıdır. Bilir miydin niçin?

      Sil
  3. Savaş 11 eylülde başladı, dünyaya hakim olmak için gün sayan Küresel Sermayeye Pentagon savaş açtı. Pentagon, İngiltere ile ilişik bütün Küresel Sermaye kontrolündeki ülkeleri işgale devam ediyor...du.

    Birden, İngiliz Kraliyet ailesi, Küresel Sermayeye ile bağlarını kopararak Pentagonla anlaştı.

    Brexit ile ABden (Avrupa) ayrılan, casus zehirlenmesi haberleri ile Rusya ile bağlarını kopardığını dünyaya duyuran İngiltere, bizimle de bağlarını kopartmış,büyük ihtimalle

    Bahsettiğiniz yazıda, TRnin Avrupa (AB) ile aynı çizgide (gibi) olduğu,tercihini yapmış (gibi),karşıdaki rakib(imiz)in ABD ve yanındaki İngiltere olduğundan bahsediliyor.

    2 defa dünya savaşlarının kaybedeni Almanya tarafındayız...

    Dünya savaşlarının sahnesi kuruluyor ,anglosakson-germen karşıtlığı yeniden hortladı...

    YanıtlaSil
  4. Gaybı yalnız Allah bilir. İsrael ölüm fermanını imzaladı. Çok sürmez 2 yıl sonra zillet ve meskeneti tadacaklar. Ecellerini kendi elleriyle çabuklaştırmakta pek istekliler

    YanıtlaSil
  5. Onlarin plani varsa Allah'in da plani vardır ve o en hayırlı plandir.

    YanıtlaSil
  6. INSALLAH RABBIM AGLAYAN ISLAM ALEMINI TOP YEKUN ORDUMUZLA MILLETIMIZLE GULDURUR.

    YanıtlaSil
  7. http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1967973-kudusun-arka-plani

    YanıtlaSil
  8. Irlanda tv kanalı RTE muhabiri: Neden Gazzelileri vuruyorsunuz?
    Israil hükümet sözcüsü: Bu kadar çok insanı hapse atamayız. !?

    YanıtlaSil
  9. Gazzedeki yaralıların Türkiyeye tedavi için getirilme talebi Israil ve Mısır tarafından reddedildi.

    YanıtlaSil
  10. Abdurrahman bey kardesim armegedon savasi yok diyorsun ustadin bundan bir asir sonra gelecek olan zulumati mehdinin sakirtleri dagitacak ne demek bu ucaklar islama cok hizmet edecek ne demek daha oncede sordum cevabini alamadim A.B.D ALMANYA JAPONYA TURKIYE ITTIDADI ISLAM MUTLAK KUFRE KARSI SAVASACAK NE DEMEK KESIN BUYUK BIR SAVAS VAR AMA NE ZAMAN BILEMIYORUM BU KONULAR HAKKINDA BILGILENDIRIRSEN MEMNUN OLURUM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Ahir zaman uzun bir süredir. Biz ahir zamanın bir faslındayız. Ahir zamanda İslam aleminin ne halde olacağı konusunda bir bilginiz var mı? *Dinsizlik en üst düzeyde olacak. *İslam dünyası vesayet altında olacak. *Artık eski hal muhal olacak. * İnsanlık tarihinde yeni yepyeni bir küfr-ü mutlakın veçhesine karşı rahmet-i İlahi’den gelen bir iman şahikası göreceğiz.. **Bir nokta daha var. Ahir zamanın çok önemli hususiyeti daha vardır. O da şu: “Nev-i beşer, ahir vakitte ulum ve fünuna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir.” (20 söz). Peki o zaman dini mücadele ve cihad hangi esas üzerine olacaktır. Talim-i Esma’ya. Yani Allah’ın isimlerine dayanan ilimlerle Allah’a inanma, bilmek ve tanımakla. Ahir zamanın hizmetinde bu en faik husustur. Alternatifi yoktur. Mahiyetini sadece ve sadece Hz. Peygamber (as) ile ilim beldesinin kapısı Hz. Ali (ra) biliyordu. Yani silahı eline alıp öfke krizinde insan katletmek o zaman İslam’ı şiarına uygun olmayacaktır.

      Kader-i İlahi Bediüzzaman’ın klasik tarzda ayet ayet Kur’an’ın tefsiri yapmasına, iman hakikatlerine olan ihtiyacın zirve olması hikmet gereği mecrasını değiştirmiştir. O tefsirin yazıldığı savaş cephesinde onu esir düşürerek o hizmetini hem tebdil etmek hem de yeni hale hazırlamak için esarete göndermiştir. Öyle ki klasik tarzdaki tefsir olan İşarat’ül İ’caz tam da bu esma ile ilgili Bakara Suresi’nin 33-35 ayetlerin nazara verilen Adem’in bütün varlıklara rüçhaniyet kazandıran talim-i esma noktasında kesilmiştir. Artık sadece talim-i Esma’nın hakikatleri iman ışığında tefsir ve izah edilecektir. Çünkü:
      “Cenab-ı Hakk’ın arzda beşerin halife olması Allah’ın hükümlerini icra ve kanunlarını tatbik etmesi içindir. Bu ise tam bir ilme mütevaffıktır. Ve keza birinci ayette kelamın sevkiyatı iktizasınca şöyle bir takdir olacaktır. Adem’i halk etti, kesviye etti, cesbedine nefhe-i ruh etti, terbiye etti, sonra esmayı talim etti ve hilafete namzet kıldı” (İşarat’ül İ’caz).

      Rusya esareti sırasında Bediüzzaman’ı kader Büyük Deccal’in hurucuna şahitlik ettirir. Sonra firar eder. Yolda karşısına Hızır (as)ı çıkarır ve gelmekte olman tehlikelere karşı esasları akla getirir. Esaret dönüşü herkes Bediüzzaman’daki değişime şaşarır. Eli silahlı bir mücahid değildir. Artık başka biri var. Ve 6 yıl sonra İbrahim Suresi’nin 4. Ayetine mazhar olur. 1300’lü yıllara yani 14. Sure ile 14. Asrın irşad ve iman fetvasının sahibi kılınır.

      Bu kadar uzatmamın sebebi artık ahir zamanda kılıçlı-silahlı cihad olmayacaktır. Bazı yorumcular benim bazı şeyleri tekrarladığımdan şikayetçi. Ne yapalım. Beyinler fehmedinceye kadar bunu yazmak lazım. İslam’ın ikinci büyük temsilcisi Osmanlı’nın silahlı cihadı ve gücü 1222 (1806) tarihinde sona ermiştir. Ve yıkım başlamıştır. O tarihi takip eden asırda Deccallerin ileri karakolları olan fesad komiteleri sahneye çıkar. Hem Osmanlı’da hem Batı’da. 14. Asırda Deccallere hakimiyetin zeminini hazırlar. Ve İslam dünyası yok olur (1918) . Önce işgale, sonra haçlı-siyonist vesayetin altına girer. Daha hiçbir İslam ülkesi bu vesayeti tamamen söküp atma başarısını gösterememiştir. Vasilerimiz emreder, biz yerine getirir. Birazcık Türkiye 2006’dan bu yana bu “vasilerle” çekişme halindedir. Yıllarca süren batıya hayranlık ve tek yanlı bağımlılıktan kurtulma ve istiklal elde etme mücadelesi içerde-dışarda tepkilere ve komplolara maruz kalmaktadır. Kapatma davası, 2007C.Başkanlığı seçimi, 15 Temmuz gibi.

      Sil
    2. 2*Bütün bunlar olurken bütün mürşidlerin, evliyanın, ilim adamlarının fark etmediği bir devir başlar. 1928’de. Kur’an işareti ile yeni bir devre girildiği anlaşılır. (Evet, evvelâ başta (Dinde zorlama yoktur , doğruluk sapıklıktan) cümlesi, makam-ı cifrî ve ebcedî ile bin üç yüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-yı işârî ile der: Gerçi o tarihte, dini, dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükümetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükümet, lâik cumhuriyete döner. Fakat ona mukabil mânevî bir cihad-ı dinî, iman-ı tahkikî kılıcıyla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur’ân’dan çıkacak diye haber verip bir lem’a-i i’caz gösterir.”(Asa-yı Musa)

      Bu ahir zamanda küfr-ü mutlakın hakimiyet yıllarının zirvesinde iken Kur’an’ın işareti şu: (mânevî bir cihad-ı dinî, iman-ı tahkikî kılıcıyla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur’ân’dan çıkacak.)

      Bu da manevi cihaddıdr. Talim-i esma ile olacak bir manevi cihaddır. Beşere ta cennette ilk Adem’e öğretileni ahirde yani sonda yeniden öncelik verilerek Adem’in hakiki çocuklarına da yine üstünlük veriliyor. Beşer ilk atanın mesleğine dönüyor. Talim-i Esma.

      Sözün kısası harp-darp-kan dökmek-can almak gibi insanlığın vahşet yıllarına ait halleri Mehdiyet’in ilk başladığı günden itibaren tedavülden kalkıyor. Çünkü Hazreti Peygamber’in ahir zamandaki melhemelerden bahs ederken birinci ve ikinci melhemeye dikkatle atıf yapar. Ve bu iki melhemede çok insanın öleceğini gayb aşyina gözle haber verir. Nitekim 1. Cihan Harbi ile İslam alemi çökmüş. Ve hakim milletin yarısının içinden Süfyan çıkmış, diğeri yarısı Büyük Deccalin zulüm ve gadrına uğrayarak istilaya uğramıştır. Milletin 1000 yıllık manevi mahsulatı yakılmıştır. Ve de alem-i İslam haçlı-siyonistin önce işgaline sonra vesayeti altına girmiştir.
      İşte o zaman harp ve darp söz konusu değil.

      Bediüzzaman’ın geleneksel ve gündemden düşen eski halin gözüyle bakanların İsrailiyatın etkisinde sözünü ettiğiniz Armegeddon dahil harp darp yoktur. Cihad manevidir. Çünkü İslam dünyasının çoğu işgalden tek kurşun atmadan 1950’lerin ortasında Mesih’in cemaatinin yardımıyla kurtularak vesayetli istiklal kazanması bunun bir delilidir.

      Beidüzazman ittihad-ı İslam derken bunun İslam Cumhuriyetlerinin birleşmesini ve hilafet-i Muhammediye’yi ihyasını ve istiklalini bu suretle elde etmesini öngörmüştür. Bunun için de önce Müslümana yani hakiki Müslümana ihtiyaç var. Talim-i esma ile iman hakikatlerine vakıf Müslüman şuurlanacak ve alem-i İslam’ın istiklalini manevi cihadla elde edecek. Çünkü manevi cihadla iman ve hayat fasıllarından sonra dini cemaatlerin özellikle al-i beytin milyonarı bulan mensupları devreye girerek bu ittihadı sağlayacaklardır. Bu da İsrail7in ortadan kaldırılmasını gerektirir.

      Sil
    3. 3* Sizin vahşet döneminin cihad tarzı olan silahlı yöntemle Amerikalılarla, Avrupalılarla küfre karşı cihad falan rivatlerde yer almaz. Ancak manevi cihad olacaktır. Yani Hz. Peygamberin “bürhan” olarak nitelediği Kur’an’ın delille ispat yöntemiyle iman ve Kur’an hakikatlerini ilimle açıklamaktır. Batıda Hz. Mesih’in cemaatinin yapacağı Mehdi’ye Tevhid’de iştirak ancak ve ancak medeni insana galebe tarzı olan ilimle iknadır. Risale-i Nur baştan aşağı esma-yı İlahi’nin açıklaması ve tefisiridir. Ki bununla ilmin yaygın olduğu bir zamanda ilimle arşa bağlanmaktır. Risale-i Nur’da silahla cihada tek satır yoktur. Sizi kafanızdaki fikirleri Risale-i Nur’un hakikatleri ile karıştırmışsınız. Bana bu hususta tek satır gösteremezsiniz . Uçaklar, Kıbrıs operasyonunda, terör ile mücadele ve Afrin ile Bab’ta da kullanıldı. Onlara kast edilmiş olamaz mı? Bunun Armageddon ile ne alakası var. Çünkü Armageddon diye bir tabir İslam literatüründe bir savaş yoktur. Siyonist-Hıristiyan literatüründe vardır. İslam’da Hermecüddin olarak tabir edileni Armageddon ile karıştıranlar var. Hermecüddin’i 1. Cihan Harbinde doya doya yaşadık daha hala Hermecüddin bekleniyor. İslam dünyası işgal altında. Bütün tabii kaynaklarını gavurun sömürüyor. Ve en fenası ve kötüsü ümmet İslam’dan uzaklaştırılmış. Ehl-i imanın en temiz lakabı gerici olmuştur. Müslüman=Gerici. Bunu hangi Süfyan’ın yalakları uydurdu. O hal sizi düşündürmüyor mu?
      Bakın 2. Cihan Harbi sırasında ve sonrası yaşananlar Amerikalılarla Avrupalıların gözünü açtı. Fen ve ilmin ortaya koyduğu dehşetli silahlar batıda bir dehşet dengesi ve çatışmasızlık oluştu. Ve artık birbirleriyle silahla değil siyasi-ekonomik usullerle savaşıyorlar. Bize gelince. 7 trilyon dolar harcanmasına rağmen alem-i İslam’a tam hükmedilmeyince 1. Cihan Harbi taktiğine dönüldü. Ve etnik ve milli bölünmelerine tahrikle bu kez silahla çarpıştırarak hükmetme yolundalar. Ki bu taktik ahir zamanda ortaya çıkacağı belirtilen Ye’cüc ve Me’cüc denen terör ve anarşistleri içimizden çıkardılar.

      Dünyadaki terörist ve anarşistlerin yüzde 90’ı İslam dünyasında faaliyet gösteriyor değil mi? İlk örneğini de 1960 sonrası Türkler verdi. Vesayeti delmeye kalkınca sağcı-solcu, ülkücü-komünist bölünmesi ile sokak savaşları ile bizi 20 yıl sokakta, sonra PKK ile de 36 yıldır uğraşıp duruyoruz. Ve bu hal silahlı cihadın başarısızlığının sonucudur. Kur’an manevi cihadı, yani Kur’an’ın elmas hakikatlerini ve iman hakikatlerini yeni nesillere nakşederek terör ve anarşi ancak bitirilebilir.Bir de terör ve anarşinin uzanmadığı alanlarda ise FETÖ gibi münafık –örgütler devreye sokularak siyasi iktidarların ABD’nin emrinde olmasını öngörmüştür. Ve İsrail’in güvenliğini esas alınmıştır. FETÖ’nün Türk Silahlı kuvvetlerinde havacılığa ağırlık vermesinin sebebini İsrail’le açıklasam inanır mısınız. Evet Türk hava gücünün İsrail’in güvnelkiğine tehdit unsuru olmaması için Hava Kuvvteleri fetöcü kışlasına döndürülmüş.

      Sizin har-darp işini Bediüzzaman’a izafe etmeniz büyük bir günah ve bühtandır. İslam dinin maruz kaldığı en önemli tehlikelerden biri de İsrailiyettır. Beni İsrail İslam’a gelirken eski gelenek ve görenekleriyle birlikte inançlarını da getirdiler. Ve onları İslam’a mal ettiler.Bugün İsrailiyat hala hükmünü sürdürüyor ki, Armegeddon’u İslam’a mal etmek gibi bir garabetin içine giriliyor. Armageddon İsrailiyat ve Hıristiyanlık safsatasıdır. Armageddon binlerce sene önce ahir zamanın ahvalini keşfeden Kohenlerin haberini verdiği İsrail’i yıkılmasını bir felaket olarak görmelerinin hurafelerle şişirilmiş halidir. Armageddon denen yerin bir özelliği dolayısiyle küçük bir operasyonla yok olmalarını şişire şişire cihan savaşı haline getirdiler. Hadi onlar Beni İsrail. Ya siz?

      Sil
    4. 4*Büyük büyük melheme olacak. Eeeee. Bütün milletler çarpışacak. Eeee. Bütün şehir ve kasabalar bombardımanla yıkılacak ve milyonlarca insan ölecek. Ne için? Kıçı kırık İsrail’i ortadan kaldırmak için mi? Böyle bir hurafe olur mu? Müslüman Armageddoncu olur mu? İsrail’i rotada kaldırılması küçük bir operasyondur. Siyasi-askeri gücünün kırılmasıdır. Yoksa külli bir katliam değildir.Ve bunda Mesih ile Mehdi’nin desteklediği siyasiler karar verecek. Ve bir gecede. Veladdalin amin.

      Bakın büyük deccal nasıl sona erecekti? Deccal Mesih’i görünce tuzun suda erimesi gibi şipşak. Ya Süfyan’ı bid’a rejimi. O da manevi cihadla ıslah edilecek. İsrail ise, bir külli tokatla yok edilecektir. O da çok yakın bir zamanda hesabı tamamdır. Deccaliyetin bütün sırrı Arz-ı Mev’ud ve Kudüs’ü ele geçirmek. Kader onların bu dünyevi azgınlıklarını cezanın günahın cinsinden olmak sırrıyle cezalandıracak.

      Siz kendi görüşlerinizi Risale-i Nur’a yakıştırmayın. Ayasofya sonrası batıda oldukça yaygınlaşma temayülü gösteren Tevhid’in aleniyete çıkma hususu var. Risale-i Nur bu konuda bir hüccet olacak. Şu anda 70 ülkede Risale-i Nur okunuyor. 40-50 dile çevrilmiş halde. Mesih cemaatinin çalışması ile Avrupalı ve Amerikalı Müslüman Hıristiyanlar ortaya çıkacak. Gargad Ağacı’nrın sırrı şu: Dünyadaki bütün kaliteli finans kağıdı Gargad ağacından yapılır. Her fitnenin Yahudilerce işlendiği bilindi-biliniyor-bilinecek, ama Gargad ağacından yapılan kağıdın arkasındaki yani sahibi hariç. O da finans kağıdı ile oynayan Yahudilerdir. O kağıt koruma kalkanı olacak. Ama İsrail’li Yahudiler yeniden zillet ve meskenete tabi edilecek. Unutmayın Yahudilerin hepsi kötü değildir. Onlar ehl-i kitaptır ve: “Musa'nın kavminden bir topluluk da var ki, hak sözle insanlara doğru yolu gösterir ve hak ile hükmederek adalet ederler.”(Araf-159)

      Bir husus daha. Yahudiler ehl-i fesaddır. Nereden darbe, ihtilal varsa parmak bulaştırır. Bu halden Hıristiyanlar da rahatsız. Özellikle Yahudi fesada ile Protestanlığın içlerinden çıkarılarak gücü etkisiz hale getirilenler Katolikler.

      Bunu yakında öğreneceğiz. Suriye ve Irak’taki bölünme yıllarca önce planlandı. 1991 sonrası fiiliyata döküldü. 3. Melheme ile bu yapılıyor. Bölgede 40 dünya devleti var. Bu Melheme’nin sonu İsrail’in ortadan kaldırılmasıdır. Nasıl mı? Yakında görürsünüz. Biraz sabır. Bütün mesele Türklerin Duhan’ın etkisinden ve Deccaliyetin saphıklığından kurtulmasına bakıyor. O defter 2007’de kapandı. Onun için üstümüze geliyorlar. Batıya senelerce tek yanlı bağımlı olan kapı bekçileri birden bire ittat etmeden üstelik masalarına eşit şartlarla oturmasını hazmedemediler. İngiliz-ABD vesayeti çöktü. En fenası Siyonist düşmanlığı zirve yaptı. Araplar 4 savaş yaptılar. O zaman Türkler yardım etmedi. Burun kıvırdılar. O zaman kader “pisliği sen temizle” diyor. Ve öyle olacak.

      Şimdi Türk’ün kilidi açılıyor. Arkasından alem-i İslam’ın.

      Sil
    5. " Ve bir gecede. Veladdalin amin. " :):):)
      sen çok yaşa Abdurrahim ağabey harikasın...

      Sil
    6. "Gargad Ağacı’nrın sırrı şu: Dünyadaki bütün kaliteli finans kağıdı Gargad ağacından yapılır. Her fitnenin Yahudilerce işlendiği bilindi-biliniyor-bilinecek, ama Gargad ağacından yapılan kağıdın arkasındaki yani sahibi hariç. O da finans kağıdı ile oynayan Yahudilerdir. O kağıt koruma kalkanı olacak. "
      müthiş ufuk açıcı tebrik ediyorum...

      Sil
    7. Var olasın Abdürrahim abi hiç konuşulmayanları konuşuyorsun ufkumuzu açıyorsun. Sadece bu sitede değil diğer sosyal medya ortamlarında da senin yazıların paylaşılmalı

      Sil
    8. Abdurrahim Çokgüngör, aynı şeyleri yazmanız benim sizi ciddiye alma sebebimdir,bazıları gibi ortama göre sürekli farklı şeyler yazıp tutarsız olsaydınız sizi takip etmezdim elbette her yazdığınızı onaylıyor ya da kabul ediyor değilim ve red de etmiyorum, doğruları zaman gösterecek. Boş bir insan olmadığınızı düşünüyorum ve yazılarınızı zevkle okuyorum

      Sil
    9. abdurrahim bey.imanini seven biri her ihtimali değerlendirmelidir.hakli olabilirsiniz.ama benin size haklisiniz demem için oğrenmem gereken bir şey var.

      ahir zamanin mehdisi bediuzzaman ise zuhur tarihi nedir?

      19.. yili ..ay .. gun.

      1. çikisi varsa 2. çikisi.

      izah istemiyorum tarih istiyorum.

      madem geldi geçti yani geçmiş o zaman zuhur tarihi belli olmasi lazim .

      hadislere uygun zuhur tarihi nedir?

      Sil
    10. Ahir zaman eşhasının aşikare ve net olarak her kes tarafından tanınmayacaktır. Hatta Deccal ve Süfyan dahi kendilerinin Deccal ve Süfyan olduklarını bilemeyecekler. Ahir zaman eşhasının kim olduğu ancak nur-u imanla bilinecek. Bunlardan en az azami derecede zor olanı ise Hz. İsa (as) dır. Bu konuda ahir zamanda sayısız şeyh, kutup, gavs falan ne kadar varsa onlar da bilemeyecek. Yalnız sırr-ı imtihana aşanlar müstesna.

      Mehdi hayatta iken kim olduğunu bilenler ona gidecek sen “Mehdisin” dendiğinde o “Değilim” diyecek. Çünkü sırr-ı imtihan bunu gerektiriyor. Deccalin ve rejiminin Mehdi’nin üzerindeki zulmü ve baskısı bir salise dahi kalkmadığı bir zamanda Mehdi’nin kim olduğunu konusu hikmet-i ibhama bağlı kalmış. Onun için herkes uykuda yani gaflette iken Mehdi gelir hizmetini yapıp gider de kimse uyanamazmış.

      Bediüzzaman kendisi için sadece “alim” denebileceğini ve onun dışındaki hiçbir makamı ve ünvanı kabul etmemiş. Şimdi ehl-i din hizmetkarları dünya hayatından el çekip uhrevi hayatı hedefleyince onlar bir manada tedvir-i İlahiye tabi olurlar. Yani Cenab-ı Allah onları ilimleri ölçüsünde ilhamla yönlendirir. 13 büyük müceddit, büyük evliya ve asfiye en başta. Sonra küçük velayetin erbabı bir manada tasavvuf ileri gelenleri, tarikat şeyhler dahil (çakma olanlar değil) hepsi muhtardır. Geçenlerde bunu yazdım ehl-i tarikatın büyükleri muhtardır dedim kıyametleri kopardılar. Parmağını gözü sokup da parmağından büyük görmemesi gibi gözüne şeyhini sokup ondan büyüğünü göremeyenler. Sesimi çıkarmadım. Çünkü cahiller. Hz. Peygamber’in de bir ünvanı Ahmed-i Muhtar’dır. O çok akıllılar şunu bilemediler. Muhtar seçilmiş demektir. Bir mahalleye, bir köye, bir kasabaya, bir beldeye, bir kıta parçasına falan. Böyleleri hizmet anında enaniyete kapıldıkları an kader-i İlahi makamlarını sabit kılar veya devre dışı bırakır. Onun için bir makamı isteyerek hizmet olmaz. Çünkü ihlasa aykırıdır. Makamı ve hizmeti takdir edecek ancak ve ancak Cenab-ı Allah’tır. Onun için Mehdi’nin zuhuru değil onun açtığı zaman diliminde külli bir hizmet olacağından şahs-ı manevi söz konusudur. Yani hükmi şahsiyet. “Mehdî-i Resulün temsil ettiği kudsî cemaatin şahs-ı mânevîsinin üç vazifesi olduğu…”(Şualar)

      Büyük Deccal’in hurucu 1917. Küçük deccalin hurucu ise 1924’tür. Mehdi 1926'da vazife alacağı hadis-i Şerifle sabittir. Bir hadiste “Son halife Şam’da toprağa verildiği zaman Mehdi zuhur eder” buyrulur. Hz. Mesih ise ondan 20 yıl sonra ilk nüzulü olur. Ama hizmet nüzulü 1961’dir. Mesih, Mehdi ile ilk nüzulda mülaki olur zamanın ahvalini tanır. Ama hizmete onun vefatından sonra başlar. Nüzulu bir kaç kez olur. Mehdi Türklerin içinde çıkacak ama Türk asıllı olmayacak. Çünkü o Arap asıllıdır. Al-i Beyt mensubu. Hem anne hem baba tarafından. Türkler deruhte ettikleri ve 1000 yıl süren hakimiyeti getirir Mehdi’ye teslim edecekleri rivayeti vardır. Yani Türkler devreden çıkar Çin’den Atlantiğe kadar Süfyan ve Deccalin hakimiyeti altına girerler. O zaman varis-i Nebi ve al-i beyt mümessili Mehdi’ye hüküm geçer.

      Ahir zaman çok çetin ve zorludur. O güne kadar ortaya çıkan bütün fitneler Deccalin hurucuna zemin harcadığından müthiş bir perdeleme ve aldatma olur. Onun için herkse konuşur. Ehl-i tarikin alem-i misalin renkli rüyasında çok şeyler görür ve çok şeyler söylerler. Ama doğru değildir. Çünkü gördükleri doğru ifadeleri hatalı. Onun için bir evliyanın söylediğini diğeri ihtilaf eder. Bu sitede bu konular çok yazıldı. Geçenlerde çok ünlü bir tarikat şeyhinin videosunu gördüm. Zavallı diyor ki: “Mehdi gelecek arkasında namaz kılacağız” Ümid, fakirin ekmeği ye şeyhim ye.

      Sil
    11. .5--- Naim b. Hammad, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O şöyle dedi: Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman, muhtelif beldelerden yedi alim her birinin beraberinde üçyüz on küsur kişi olduğu halde, birbirlerinden habersiz bir şekil Mekke’de bir araya gelirler. Biri diğerini “Burada ne arıyorsun?” diye sorar. Ona şöyle derler: “Biz O şahsı aramak için geldik ki, fitneler O’nun eliyle sönebilir. Konstantiniyye O’nunla feth edilir. Biz O’nu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız, Mekke’de olduğunu da biliyoruz”. Bu yedi alim bu konuda birleşirler O’nu ararlar ve Mekke’de bulurlar. Ve kendisine “Sen falan oğlu falansın” derler. O ise “Ben sadece Ensar’dan birisiyim” der. Onların elinden kurtulur. O’nu tanıyan ve bilenlere anlatırlar, bunun üzerine “aradığınız sahibiniz O’dur ve Medine’ye gitmiştir” denilir. Bu defa O’nu ararlar, halbuki O tekrar Mekke’ye dönmüştür. O’nu tekrar Mekke’de bulanarak yine, “Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim” derler. Bunun üzerine O “Ben aradığınız değilim” der ve tekrar Medine’ye gider. Medine’de yine aranınca tekrar Mekke’ye döner. Mekke’de kendisini Rükun’da bularak şöyle derler: “Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam’dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız Senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun.” Derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükun ile Makam arasında oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder.

      Allah’da O’nun muhabbetini insanların sinelerine yerleştirir. O daha sonra gündüz aslan, gece ise abid olan bir kavimle beraber olur.

      Sil
    12. 1926 dan sonra hangi konstantiniye hangi mehdiyle hangi 7 alimin zoruyla ve biatiyla feth olunduda haberimiz yok.

      nuriye hanim ve sofi mirza bey i alamet olarak gorupte biata kim zorladi.ne ara biat aldi.ne ara biattan kacti. biat almasi için olumle tehdit edildi.

      hadi mehdi mehdi olduğunu soylemeyecek diyelim(ki soyleyecek)

      mehdiye mehdi olduğu için biat edenlerde mi soylemeyecek?

      ustad bediuzzaman kendi makamini ćok net soylemiştir.

      "ben mevlananin zamaninda gelsem mesneviyi yazardim mevlana benim zamanimda gelseydi risale yazardi"

      senin yaptiğina keyfi tevillendirmek denir.

      uşenmedim bircok yazini okudum son bir haftada.tevil yapacaģim diye birçok olayin siralamasi itibariyle yanliş olduģunu fark ettim.

      ornekleme adina istanbulun fethi ve biat alma ornek olarak yeterli.

      çeliskilerini ortaya atmami istemezsin inan.

      bu mehdi ile ilgili.sufyan hz isa ile ilgili olanlari yamiyorum daha.

      pisikolojik destek almani tavsiye ederim. sana deli paranoyak yada sizofren demiyorum kesinlikle.

      ama okadar çok çeliski ve uçuk tevil var.iş oraya gitmez insallah.

      Sil
    13. 3--- Emiril Mü’minin Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.)’dan Mehdi kıssası hakkında rivayet edildi. Dedi ki: O (Mehdi) dünyanın her yerine teveccüh eder ve her zalimi yok eder. Ehli İslamın kalbini Allah O’nunla ihya eder. Hazineleri Beyt-ül Makdis’de toplar. İçinde bir çarşısının her bir çarşıda da bin dükkanın bulunduğu bir şehre gelir, orayı feth ettikten sonra dünyayı kuşatan yeşil deniz üzerindeki Kat’i şehrine gelir. Bu denizin arkasında Allah’dan başkasının bilmediği şeyler vardır. Kat’inin uzunluğu bin mil, genişliği ise beş yüz mildir. Mehdi’nin askerleri üç tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir ettikten sonra bir milyon insanı öldürerek burayı feth ederler. Hz. Mehdi daha sonra bin adet binekle buradan Beyt-ül Makdis’e geri yönelir. Filistin de Trablusşam, Akka, Sur, Gazze ve Askalanı da alarak buradaki hazineleri Kudüs’ü şerife getirir. Deccal çıkıncaya kadar burada ikamet eder. Daha sonra da Hz. İsa (a.s.) nüzul eder ve Deccal’i öldürür.

      Sil
    14. .9--- Naim, Selman b. İsa’dan tahric etti, o Dedi ki: Mehdi’nin elinde sekine bulunan tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de O’nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.

      Sil
    15. 1*Aslan yavrusu şu ifaden ile senin tıraşa geldiğini gösterir. “izah istemiyorum tarih istiyorum.” Bu 23 Mayıs tarihli yorumundan alıntı. Senin he biçim ilmi ahlakın var ki böyle bir talepte bulunuyorsun. Benim söylemediğim bir şeye atıf yaparak, daha doğrusu senin kabulüne mazhar olmayan bir zat hakkındaki itirazını bana yakıştırarak soru sordun. Cevabını verdim. Ama anlaşılan o ki, cebi delik fakirin eline geçen 100 lira ile kendini zenginler zengini sanması gibi gaybi ilmin zirvesine geldiğini sanıyorsun. Maksadın sahip olduğun aşırma istihraçlı bilgilerle eleştiri yönelterek ilmi bilgiçliğini sergilemek istemişsin. Senin bilgilerin ehl-i ham ve hakikatin bilgilerine dayalı değil.

      Ki senin o bilgilerin bilgi değil bilgi taslaklarıdır. Çünkü bütün gaybi haberler müteşabihtir. Müteşabih nedir? Manası kesin olmayan sözleri teşbih (benzetme) yoluyla anlatımdır. Çünkü gayb mutlak anlamda Cenab-ı Allah’ın hükmü altında olduğundan kimse kaybı bilemez. Ancak Cenab-ı Allah’ın bazı kullarına mesela Hz. Peygamber’e vahiyle verdiği bilgiler ve bazı velayet-i kübra sahibi zatlara ilhamla verilen bilgiler de onlar tarafından o hükme muhalefet etmemek için o bilgileri müteşabih ifade edilir.

      Şimdi falan zat istihraç etti, falan zat şunu söyledi benim için hükmü hiçtir. Velayet-i kübra sahipleri, asfiyalar ve mücedditler hariç. Tasavvuf evliyası diye geçinen bir çok zatın, bugün Acem ve Arap kütüphanelerini dolduran ancak Türk kütüphanelerine sokulmayan on binlerce ciltlik rivayetlerden tahmini zamanına uygun görüp iktibasen alıp yorumlayarak anlatması benim için hiçbir değeri yoktur. Dikkatinizi çekerim Osmanlı bu kitapların okunmasını ve kütüphanelere konulmasını siyasi sistem ve misyonu gereği izin vermemiş. O zaman bana şunun bunun istihraçlarını hakikat diye yutturmaya kalkışma.

      İstanbul’un fethi ne demektir? Şehir ehl-i İslam’ın elinden değil iken savaşılarak feth edilir. Yani gavurdan alınır. İstanbul bir Rumlar’dan alındı ve 470 yıl sonra İngilizlerden değil mi? Yalnız dillere pelesenk edilen İstanbul’un ikinci fethi hususunda bir şey atlanır. Tam İstanbul fethedileceği sırada bir haber gelir “Deccal huruç etti” yani deccal çıktı. 1923. O zaman o fetih yarıda kalırmış. Rivayetleri okursanız bunu görürsünüz. Şimdi İngiliz’den İstanbul alınır o sırada Deccal huruç edermiş bir başka yerde. Şimdi o zamana ait bir-iki rivayet:
      “Melheme-i kübra ile Konstantiniyye’nin fethi ve Deccalin çıkması 7 sene içinde olur.” Ramuz el Hadis 236/1-Ravi Hz.Muaz (ra)
      Melheme-i kübra ile İstanbul’un fethi arasında 6 sene vardır” 264/4 Ravi:Abdulleah ibni Buğr (ra).

      Yani önce Melheme olur. Bu da 1. Cihan Harbidir. 1917 tarihinde Büykü Deccal yani Mesih-i Deccal huruç eder. 7 yıl sonra İnglizin elindeki İstanbul geri alınır gibi iken yani fethedilirken haber gelir Mesih-i Süfyan huruç eder. Yani İstanbul’un fethi yarıda kalır. Zaten o yıl Hilafet ilga edilir. Yani. Ümmet-i Muhammed (as) sahipsiz kalır. İstanbul da. Bu Peygamberi fetih nokta-i nazarına göre. Hilafet-i Muhhamedi sona erince Halifetullah’ın dönemi başlar. 1344-1924.

      Sil
    16. 2*Bu arada hatırlatayım herkes aklını Amik Ovası’na takmış. O hadise 1. Melheme’de Suriye’de bulunan 3 Osmanlı ordusuna işaret eder. Bir ordu esir düşen, bir ordu tamamen yok olur, bir ordu ise geri çekilir. Hem de önemli bir kısmı Afrin’den. O ordunu subayları gelir Konstantiniyye’nin İngilizler’den geri alınmasında rolleri olur. Bu uzun bir hikaye.

      Peki en açık ve sarih bir şeklide İstanbul’un Mehdi zamanında alınacağını kim haber vermiş. Hacı Bayram Veli. O fethin silahla değil de tekbir ve tehlillere alınacağı hususu açıkça bilinir. Yani manevi cihad ile. Çünkü fethin sembolü olan Ayasofya puthaneye çevrilir. Ve fetih yarıda kalır. Ayasofya fethin manevi kılıç hakkı olarak yeniden ibadete açılması ile ikinci Konstantiniyye fethi gerçekleşir. Bu konuda yazacak şey var ama atlıyorum. Yani Mehdiyetin 3. Faslında Ayasofya tekrar Ezana ve cemaatine kavuşur. Bu Ayasofya’nın niçin çok önemli olduğunu kimse düşünememiştir. Hz. Peygamber haber verir ki: “Mehdi ile Mesih sabah namazında buluşur.” Bunun ne olduğunu kimse doğru dürüst Ayasofya ile ilgisini gösterememiştir. Varsa yoksa Şam. Halbuki Ayasofya’nın ibadete açılması yalnız Mehdi değil Mesih’i de ilgilendiriyor. Mehdi kadar Mesih de daha doğrusu şahs-ı manevileri bununla ilgilenir. Çünkü o mabed iki hak dine mabedlik yapmıştır. Öyle olduğu için Mesih veya cemaati bu mabede özel önem verir. Rivayetlerde “Mesih ellinde kılıç savaşır savaşır ve sonunda gelir kılıcını Ayasofya’nın minaresine asar” Yani vazifesi orada biter. Çünkü Mehdi’nin fethi için Mesih katkıda bulunurken Mehdi’ye dinde tabi olur. Onun elindeki siyasi güç Mehdi’nin hizmetine yardımcı olur ve ittihad-ı İslam sağlanır. İşte sabah namazı buluşmasının esas hikayesi budur. Aynı ikili Kudüs’ün fethinde de birlikte çalışır. Yani Mehdiyetin ve Mesihiyetin şahs-ı manevilerini olan cemaatleri bu hususta işbirliği yapar. Ve Kudüs de fetholur. Ne zaman fecr-i sadık sonrası ki o fecr-i sadıkta Mesih artık dinde Mehdiye tabi olmuştur.

      Naim b. Hammad’ın istihracı ahir zaman hizmetini bağlamaz. İlgilendirmez. Zaten o istihraç yapmış. Nedir istihraç müteşabih olan bir konuya açıklık getirmiş. Neye göre şahsi ilmine göre. Hatta zamanının idrak ve fehmine göre yorum getirmiş. O yorum bizi bağlamaz. Ancak tevilen kabul edilebilir. Naim’in o istihracı kendi zamanının anlayışına göre bir. İkincisi Mehdi ve Mehdiyet İslam dünyasında en son gireceği yer Mekke-Medine’dir. Mehdi hayatta iken Mekke ve Medine’ye fiziken gitmeyecektir. Yani fethiler önce kimi yabancı vesayet kimi süfyan rejimindeki ülkelerde önemine ve aciliyitene bianen olur. Ve sonunda Mehdi-Mehdiyet ehl-i sünnet anlayışını ikame için Mekke-Medine’ye hakim olur. O’nun şahsı değil şahs-ı manevisi. Ahir zamandaki bütün fütühatı ve hizmetleri Mehdi bizzat kendisi değil cemaati yani şahs-ı manevisi yapar. O sadece hizmet programını kabul edilecek Kur’an’ın o güne kadar açıklanmayan hakikatlerini telif eder. Yani dini tamamalar. Asıp keserek veya siyaset şaklabanlığı yaparak değil. Çünkü o bir kumandan değil bir müceddit. Hz. Peygamber ve ashabından sora gelen en büyük makamın sahibi. Cennetin 7 seyidinden biri. Naim kendi kafasına göre bir şeyler söylemiş. Alem-i misalin renkli görüntülerine bakarak. Bizi bağlamaz.

      Sil
    17. 3*Beidüzzaman’ın Konstantineyye ile ilgili açık ve net bir tarihi vermiyor. Çünkü o istihraç yapmaz. Ama tevafukat-ı Kur’aniyye istinaden bazı olmuş olayların tarihlerini ebcedi hesabına göre Kur’an’daki yerini gösterir. İstihraç onun işi değil. Lakin zımnen anlaşıldığına göre tahminen söylüyorum 1441-44 arası bir tarih Ayasofya’nın ibadete açılarak 2. Fethinin gerçekleşeceğidir. Bu Hicri-Miladi takvim farklılığı sebebiyle 1440 da olabilir 1444 de. Çünkü 3. Faslın ilk küçük karn rakamına (20 yıl) göre 1999 alınırsa (Rum Suresi’ne göre galibiyet zamanı) 2019, 2001 alınırsa 2021 de söz konusu olabiliyor. Bunun doğrusu ve tevili ancak ibadete açılma sonrası yapılabilir.

      Bir gün öğrenebilir misin bilemem ama en geç Mahşer’de göreceksin ki Hz. Mesih’in ilk nüzulü 1930 veya 1945-46’tir. Ve O‘nun çabaları sonucu İslam dünyasından bir çok ülke tek kurşun atmadan Batılı işgalcilerden 1955-56 yılında istiklalini kazanır. Bir önmeli nüzulü ise 1960-61. Vatikan’ın tevhide en çok yaklaşacağı zamandan hemen önce. 1984 yılında Avrupalı Kardinaller Tevhidi ve tanrıya Allah deme kararı alınca küresel Deccaliyet devreye girer ve Vatikan’a 1985 tarihinde İsrail’i aklayan bir deklarasyon yayınlatır. Önce ilk kez bir Papa havrayı ziyaret eder sonra yayınladığı deklarasyona ile Yahudiler’in Hz. İsa’ya (as) işkence etmediğini yayınlar. Bunun Mossad’ın Vatikan ile ilgili yasa dışı mahrem bilgileri açıklama şantajı üzerine ve ABD’nin baskısı ile alındığını çok az insan bilir. Buna rağmen 10 yıl sonra o papa Tevhide yaklaşan bir kitap yazar ve Fatiha Suresi’ni o kitaba alır. Ancak çok uzun bir hikaye. Başkan Reagan’la başlayan 3. Melheme’nin gündemde olması Mesih-Mehdi buluşmasını yani Tevhhid’in alenen kabulünü geciktirir. Ama bugün Hıristiyanlarda çok yüksek derecede Tevhide yaklaştığı gelen bilgeler arasında.

      Hz. Ali “Besmele’nin harfleri biter. Mehdi zuhur eder” buyurur. Yani Besmele 19 harf yani 19. Yüzyıldan sonra Mehdi zuhur eder işareti verir. Tabi aklı olana. Çünkü Mehdi Rum diyarında zuhur edeceği için Miladi takviimi nazara verir. Bununla birlikte Celcelutiye duasında bir çok hicri tarih var. Bu sitede bunları yazdım.

      Şimdi zuhur ile huruç arasında büyük fark vardır . Zuhur ne demektir bilir misin aslan yavrusu tedrici çıkıştır. Güneşin zuhuru gibi. Güneş ortalama 6-8 saatte zirveye gelir. Ve 6-8 saatte yavaş yavaş gurub eder. Huruç ise aniden başa geçme. Darbe ile, ihtilal ile, siyasi entrika ile. Deccal zuhur edince ki o zaman küfr-ü mutlak zirve yapmaktadır. Mehdi zuhur Hz. Mesih nüzulü eder. Nüzul da birden değil kısım kısım olur. Mesih’in en açık ve bilinen icrası komünizmin birkaç haftada “Deccal Mesihi görünce buzun suda erimesi gibi erir” rivayetini doğrularcasına olur.

      Sil
    18. 4* Şimdi senin yüksek ve dahiyane olan sözün için bir çift laf edeyim. Buyurmuşsun ki: “ustad bediuzzaman kendi makamini ćok net soylemiştir. "ben mevlananin zamaninda gelsem mesneviyi yazardim mevlana benim zamanimda gelseydi risale yazardi"

      Yani 7. Müceddid Hz. Mevlana olduğuna göre ve Bediüzzaman da kendini onunla kıyasladığına göre o da senin mantığına göre bir müceddid. Ve 13. Müceddid mi oluyor acaba, Öyle değil mi. Mevlana halid 12. Sonra gelen 13. Müceddid kimse Mehdi’dir. Acaba 13. Müceddidin vazifesi ne idi. O saksını bir çalıştır.

      Şunu unutma bütün rivayetlerde bildirilen 14. Asırdaki 13. müceddid kimse Mehdi odur. Hz. Peygamberin o sözü 1926-1344’e denktir. Yani 1300lü yılların ortası. 13. Müceddit 14. Asırda gelir. Bütün bunlar senin yüksek dehandan süzülen sözlerin çağrışımıdır. Beninme ilgibi yok. Bir daha lafını bilmeden etme emi? Ben bir şey demedim.

      Şimdi ben Nami b Hammad’a mı inanacağım yoksa Hz. Peygamber’e mi? O buyurmuş: “İaşenizi ve hayatınızı temin eden (koruyan) ve mallarınızı devlet hazinesiyle güvenceye alan halifeniz (Abdülhamid) vefat ederse (1917) ve onu takiben beden ve siyaseten zayıf bir halife tayin edilirse (Vahdeddin 1918) iki sene sonra vazifeden atılırsa veya istifa ederse, (öldüğünde) Şam’da Mescid-i Dımeşk’in batısında hasıf gibi bir yere batmış mezara benzer bir yerde defnedilirse (1926), İşte o zaman Mehdi’nin zuhurunun alametidir” (Urfi Verdi Cilt 2. Sayfa 42/El Kavl’ül Muhtasar El Hicr sayfa 44)

      Bu hadisin evveliyatında Türkler (Ettürk) adı geçer. Onlar bir başka hadise göre Hz. İbrahim’in sarışın cariyesi Kantura’nın neslinden olan sarışınoğulları anlamındaki Beni Asfar yani Beni Kantura’dır. Onların dünyanın kuzeyinde yaşayan sarışın milletler olarak tarif edilir. Onlar İslam dünyasını işgale başladığı zamana atıf yapılarak yukardaki hadis söylenir.

      Hz Mesih ile ilgili ayet. Meryem Suresi 30. Ayet: “Kâle innî abdullâhi, âtâniyel kitâbe ve cealenî nebiyyâ” Meali: “Çocuk dedi ki: 'Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı.” Bu ayet çeşitli hesaplamalarla 8 tarih verir. Bunlar şöyle 1349-1350-1360-1361-1362-1410-1412-1462. Bu tarihler hem Hz. Mesih nüzulü hem de şahs-ı manevisinin Hz. İsa’ya (as) uyarak Hıristiyanlık hakikatine ulaşarak İslamiyete tabi olacağı yılları gösterir. Tabi sen bunu anlar mısın bilmem? Bir hatırlatayılm dedim. Bundan 20 yıl sonra Tevhid Hıristiyan aleminde zirve yapmış olacak. Allah’ın iziniyle. Önümüzdeki 10 yılda bu görülmeye başlanacak.

      Ben kendimden bir şey nakletmem. Benimki iktibastır bir çeşit. Otur adam gibi Risale-i Nur'u okur ve Çevşen'e tabi olursan, bütün hakikatler film şeridi gibi önünde gelir.

      Unutma Mehdi'nin zamanı yani hakimiyeti 3. faslırdan sonra 70-80 yıldır içinde 7 yıl zirve olarak yaşanır. O 7 yılın bir asır kadar cirosu olur. Maddi-manevi.

      Sil
    19. 1-canakkale savaşiyla istanbulun fethi arasinda 6 yil vardir 7.yil cfr kurulmuştur.o hadisin hemen altindaki diğer SAHIH hadiste de

      "buyuk kahramanlik savaşiyla istanbulun fethi arasinda 6 ay vardir 7. ay deccal çikar"

      2. hadisi şerife uydurma deyip dinden cikmayacaksak tevili şudurki

      amik ovasi savaşi ile istanbulun fethi arasinda 6 ay olacak 7. ay deccal cikar.

      bak ne sis yandi ne kebab.

      amik ovasi savaşi en buyuk zaferdir ve rumlar istanbulda 6 ay kalir 3 sene degil.

      lozan tam bir hezimettir ve istanbuldan daha değerli imtiyazlarin bizden alindigi ve sufyanin başyapitidir.

      aćtirtma bana haim nahumu lord gurzonu.

      istanbulun muslumanlarin zaferi olan fethi mehdi eliyle olur. sufyan beton eliyle degil.

      sefer yarida kalir.fetih yarida kalmaz.fetih bitmis olan bir olgudur.

      ahir zamanda 2 istanbul fethi vardir biri ingilizin turklerden fethi digeri turklerin rustan fethi

      beni esfer rustur.bediuzzaman imzasi ile.

      amik ovasinin bir hezimet oldugunu soyleyen bir hadis bulamadim .

      bediuzzaman muceddiddir ama 13. cumudur? yoksa

      risalelere muhalefet etse dahi nur talebelerinin teveccuhe mecbur olduklari mutlaka ile mekkeden ćikacak olan zat midir?

      ahir zamanda tek muceddid gelme mecburiyetimi vardir?

      Sil

    20. Beni Esfer, diğer ismi ile Beni Kantura 1. Cihan Harbi'nde İslam dünyasını istila edecek 3 millet-devlet. İngiliz-Fransız-Orta Asya'da Rus. Bu işgal ve vesayet 1962'yle kadar bir (Arap alemi), 1990'a kadar iki (Türki devletler) olarak sürdü. Buna rağmen tam istiklal kazanılamadı. Türkiye'yi bekliyor. Çünkü Türkiye'de rivayetlerde belirtildiği gibi "Süfyan Mehdiyi iki kez kılıçla ortadan ikiye bölünüp geçip gider yani hükmünü sürdürür" gerçekleşince fetih gecikti. Bu da bir dinci siyasi parti ve bir de Fetö çetesi yüzünden. Fecri sadık tam tamına 70 yıl gecikti. İlk bölme Deccaliyetin küresel hakimiyeti zamanında çok zaafiyeti verdi. İkinci bölme ise Mehdiyetin hayat faslı ile güçlendiğinden kahramanca direnerek Hendek sahabeleri gibi veya Talut'un 313 kahramanı gibi çabuk atlatıldı.
      Fetö çetesi alçakça hem Mesih-i Süyfan'a hem de Mesih-i Deccale hizmet ettiler. Yetmemiş gibi ana Deccal neocon-siyoniste aleni destek verip İslam'ın yeni bayraktarını arkadan hançerlemeye kalkıştılar. Ama kim ne derse desin tek başına da kalsa Recep Tayiyp Erdoğan Talut-Davud gibi vurdu geçti, inlerine kadar kovaladı. Ve hayr-ı kesir olduğunu ispatladı. Bu hayr-ı kesir nitelemesi Bediüzazamn'ın ben sende yaşayacağım dediği Mustafa Sungur'a ait. Hani Bediüzzaman’ın “Sovyetler çökünce Risale-i Nur’u Türk kardeşlerimize sen götüreceksin” dediği zat. CIA-Mossad uşağı fetö 1990’ların sonunda Türki devletlerde Deccalin gücü ile palazlanınca ilk yaptıkları iş Mustafa Sungur’un hizmetini engelleyip onu oradan kovmak oldu. Recep Tayyip Erdoğan, Beidüzzaman’ın 3 isteğinden ikincisi yerine getiren bir İslam kahramanıdır. Bir şey daha yaparsa ki yapmak üzere o zaman Cehcah olacak.
      Senin iddia olan (beni esfer rustur.bediuzzaman imzasi ile.) palavradır. Öyle bir şey yok. Uydur uydur halinde vaz geç. Risale-i Nur için müceddid-i elfi sani İmam-ı Rabbani ne demiş bilir misin? Şualarda var aç oku. Birinci Şua’da var. Seyyah-ı Alem onun medresesine uğrar ve …..

      Mekke'den zat falan çıkmaz. Risale-i Nur talebeleri hiçbir kutba veya gavsa tabi değiller. Çünkü onlar ism-i Ferid'e mazhardır.

      Din Mehdi ile tamamlanır. Fütuhat ise Hz. İsa (as) ile. Fetih Suresinin son ayetleri bunun delilidir. Hz. Mehdi'nin dönemi zuhurdan sonra 162 ve 186 yıl.
      Hakimiyeti ise 70 yıl ve bu 70 yılın içinde 7 yıl çok parlak olacaktır. Tevhidin cihana hakimiyeti döneminde. 1456 ve 1462 sıraları. Risale-i Nur Hicri 1525 tarihine kadar hizmeti devam edecek ve o tarihten sora iyice gizlenecek, yani yer altına girecek. 20 yıl sonra da kıyametin ilk faslı başlar.

      13. asır yani 1300 yıllar 13. müceddidin zamanıdır. Mevlana Halidi 12. Mehdi 13. imam. Ve velayet-i kübranın hatemidir. Velayet-i mutlakanın hatemi ise Hz. İsa (as).
      Mehdi'den sonra artık velayet-i kübra sahibi ve müceddid gelmez. 16. asrın ortası dünya hayatı sona erer. Ve 150 milyon km. yarı çapında mahşer platfonrmu kurulur. Mevcut gezegenlerin birleşmesiyle.

      13 rakamı Hem Hz. Muhammed Arabi (as), hem Hz. Ali (ra) hem de Mehdi'nin tevafuk sayısıdır. Mehdi'nin ismi veya lakabı 13 harftir. Arap alfabesiyle. O Hz. Peygambere ayna olduğundan Hz. Peygamberin ebced rakamının (92) iki katı rakamı vardır. (184)

      Bu kadar gevezelik yeter. Mehdi Maruf-i Kerhi, Abdülkadir-i Geylani ve Hayat bin Kays el-Harrani gibi ölümünden sonra tasarruf sahibidir. Manen hizmetine müdahale eder. Tabi Allah'ın izni, rizası, iradesi, inayeti çerçevesinde. O, Peygamber ve sahabeden sonra en yüksek makamın sahibi ve cennetin 7. seyyidi olmasından dolayı böyle bir tasarruf sahibi kılınmıştır. Levh-i Mahfuza yine izni İlahi ile şahadet etme hakkı olduğu bilinir.

      Sil
    21. Ne sende zerrece mihr ü vefaya rağbet var
      Ne bende bâr- ı girân-ı cefaya tâkat var.

      O iddia sahibine şöyle denilir:Gayb iki türlüdür.Sen şu ayette zikredilenin bunlardan hangisine girdiğini biliyormusun?
      “De ki: "Göklerde ve yeryüzünde gaybı, Allah’tan başka kimse bilemez. Ve ne zaman beas edileceklerini bilemezler.”Neml/65
      Allah Teâlâ başka bir ayette şöyle buyurmaktadır.
      “Gaybı bilen Allah ,gayba kimseyi muttali kılmaz.İlla/ancak resullerden bildirmek istediği bunun dışındadır”Cin/26-27
      Bu suretle Allah’ın rasul olmayan enbiyaya da vahiy yoluyla gaybını izhar ettiğini görmekteyiz.Allah’ın neredeyse kendinden dahi gizlediği bir gayb vardır ki o da kıyamet vaktidir.O’nun ayrıca muhaddes ve evliyasına açtığı bir gayb daha vardır.Sen bunların arasındaki farkı biliyormusun?Yoksa gelişigüzel ve yüzsüzlük ederek mi konuşuyorsun?Aslında sen gaybın yalnızca ismini duydun ve Kur’an’ın herhangi bir yerinde geçen bir ayeti alarak duyduğun bu şeye delil olarak kullanmaya çalışıyorsun.
      Ey miskin! Sana ne oluyor da evliyaya saygı gösterilmesine karşı çıkıyorsun? Halbuki sen nefsine kul olan bir adamsın.Hevadan kurtulmak bir tarafa,hevanın verdiği sıkıntılardan dahi sıyrılamamışsın.Üstelik nefsinin ve vesveselerinin tuzağında esir olduğun hevan sana geri dönüyor.Evliyanın makamları ve sözleri meselesine dalmaktan uzak dur!Zira sen onların ilmi hakkında HİÇ BİR ŞEY BİLMİYORSUN.
      HATMU’L EVLİYA(Veliliğin Sonu)…sayfa-171
      HAKİM ET- TİRMİZİ (KS)

      Sil
    22. Selamun aleyküm…Sayın altan e
      Bir soru sordunuz..herkes cevaptan nasiplendi..sorunuzla deyim yerindeyse…körün istediği bir göz Allah verdi iki göz misali.. gelene,gidene salladı çokbilen vatandaş.hiç bir fırsatı kacırmıyan durumdan vazife çıkaran bilgili ama şuursuz abi kendisine cahil denmesine razı olmayan insanlara gönül rahatlığıyla cahil ve akılsız yaftasını yapıştırdı.. Karakterini gösterdi..
      Bu site umuma acık bir şey yazılırsa umum muhatap alınmış olur..söz hakkı doğar..(zaten niyet o..dalaş.. arkadaş nizadan zevk alıyor)3. Şahısların zihninin bulanmasını önlemek hak olur..vazife olur..vazifeden ve hak’tan kaçılmaz.bekledim vazife alan olmayınca vazife bize vacip oldu..
      Madem ” Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede..”Huzurumuzun kaçtığına orucumuzun bozulduğuna değsin..sorunuza ben cevap yazayım..zihni bulanana cevap olsun..
      Bütün İslami kaynaklardaki rivayetlerde önce süfyan sonra mehdi sonra deccal çıkar diye rivayetler açıkça beyan edilmiş olmasına rağmen ..çokbilen abinin cevabi yazısında deccalin önce 1917 süfyanın ortada 1924 mehdinin en son 1926 da vazife alacağı iddia edilmiş..Hadisle sabitmiş(hangi hadis-hangi kaynakta-matematik ve okus pokus değilse kaynağı yazsada öğrensek)..Doğru ve düzgün düşünemeyen her şeyi ters görüp, ters anlar,ters anlatır..
      Sizin sorunuza cevap olacak delil üstadın kendi sözlerinde…
      İstikbal-i dünyeviyede (dünyanın geleceğinde) 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, s. 318)
      Bediüzzaman hz, bazı şahısların Hz. Mehdi'nin geçmişte geldiğini düşünerek yanıldıklarını belirtmiş ve Hz. Mehdi'nin geliş zamanı hakkında bilgi vermiştir.. Bediüzzaman hz bu sözleriyle İslam tarihinde pek çok kişinin Hz. Mehdi'nin kendi dönemlerinde geleceğini düşünerek yanıldıklarını belirtmiş ve Hz. Mehdi'nin, Peygamberimiz (sav)'den “1400 SENE SONRA” geleceğini hatırlatmıştır. Bu çok önemli bir bilgidir. Bediüzzaman burada ne 1373, ne 1378 ne 1398 ne de başka bir tarih vermemiş tam olarak 1400 yıl sonrasından bahsetmiştir. Bu tarih Miladi 1980 yılına denk gelmektedir. Hicri 13. yüzyılın müceddidi olarak Hicri 14. yüzyıla kadar müceddidlik görevini yerine getiren Bediüzzaman, Hicri 1379 yani Miladi olarak 1960 yılında vefat etmiştir. Dolayısıyla Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin gelişi için kendi yaşadığı dönemden çok ileriki bir tarihi belirtmektedir. Bediüzzaman bu açıklamasıyla, açık ve kesin bir tarih vererek kendisinin Hz. Mehdi olmadığını ifade etmekte, Hz. Mehdi'nin kendi vefatından yaklaşık 20 sene kadar sonra geleceğini müjdelemektedir.
      Bediüzzaman ayrıca risalelerinde Peygamberimiz (sav)'in hadislerine dayanarak “her yüz yıl başında bir müceddid gönderileceğini” hatırlatmıştır. Bediüzzaman “1400 YIL SONRA” tarihini vererek aynı zamanda “14. ve 15. yüzyıllar arasında görev yapacak olan müceddidin de Hz. Mehdi olduğunu” haber vermektedir.Risale-i Nurdaki Diğer onlarca delilden sadece biri…Şimdilik bu cevap yeterli..
      EY ORUÇ TUT BİZİ…
      Selam ile kalın…
      Harîd-i zâyi’ât behâne est
      Kûce be kûce şehr râ mîgerdem
      Tâ torâ peydâ konem

      Sil
    23. Bildirilmesi lâzım olanı söyledim sana,
      Yâ faydalanırsın, yâ da çarpar kulağına.

      Onun ümmetinin sâlihleri tekellüf, gösteriş yapmaktan uzaktır. Fakat tekebbür edenlere karşı tekebbür yapmak, sadaka vermek gibi sevaptır. Bir kimse, Hâce Nakşibend hazretleri için, kibrlidir dedi. Bunu işitince, (Benim kibrliliğim, Onun büyüklüğündendir) buyurdu. Bu yolun yolcularını aşağı ve küçük sanmamalıdır. Hadis-i şerifte, (Saçı sakalı karışmış çok kimseler vardır ki, hangi kapıya gitseler kovulurlar. Allaha yemin etseler, istedikleri şeyi ihsân eder) buyurdu.

      Az söyledim, dikkat ettim kalbini kırmamaya,
      Bilirim üzülürsün, yoksa sözüm çoktur sana.
      1.Cild 68.Mektub
      İMAM-I RABBANİ MÜCEDDİD-İ ELFİ SANİ (K.S.)

      Sil
    24. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    25. Çok garip, çok anlamaz ve çok telbis yapan garib-i galat.
      1*Önce şunu belirteyim . Benim verdiğim bir çok tarih Bediüzzaman’ın telifinden ve tashihinden geçmiş hatta Risale-i Nur’da ayrıca bir talebesinin çalışmasından ve de bazı müfessirlerin keşfinden ibaret. Beni tanıyan bunun böyle olduğunu bilir. Dedikten sonra sen daha Süyfan kim Deccal kim ne zaman huruç etmiş bilmiyorsun. Daha doğrusu Mesih-i Deccal kim, Mesih-i Süyfan kim anlamamışsın. Niçin bunlara Mesih denir bilir misin? Yazıyordum yarım kaldı. Bir gün yayınlayacağım anlarsın. Kültürün artar. Veya çoğalır.

      Bediüzzaman gaybi istihraç yapmaz, yalnız gayba ait hususları izah ederken konunun akışını gereği birkaç tane vermiştir. Kur’an’ın binbir çeşit mucizevi yönünü nazara vermek masadıyla bazen bir kaç tane yazar, amma bunun dışında verdiği tarihlerin kısm-ı azamı yani yüzde 99’u tevafukat-ı Kur’aniyye ile ilgili. Öyle olunca zamanının yani asrının cereyan eden ve mazi olmakta olan hadiselerine bakan Kur’an tevafuklarını verir. Geçmiş hadiselerin tarihlerini ise Kur’an’ın gaybi haberlerinin mucizeliğine delil olarak sunar. Bunun için ayrıca Kur’an’ın mucizeviliğini belirten 25. Sözü yazmış ki müthiş.

      Şimdi şunu öğreneceksiniz. Tasavvuf şakirdi ile Kur’an şakirdi arasında ekmek ve meyva farkı kadar fark var. Kıtlıkta kuraklıkta ekmek hayati önem kazanır. Hz. Peygamber ekmek mesabesindeki iman hakikatlerine dair vahiy ile gelen sureleri bildirerek vazifesine başlamış. Mekki Surelerin tamamına yakını küfre karşı ispat-delilli iman hakikatleridir. Meyva yemek ancak 4-5 asır sonra mümkün olmuş veya zamanı gelmiş.

      Şimdi Risale-i Nur’da Kur’an’ın ayetlerinin mana mertebeleri için ne denmiş bir bakalım? Senin gayb anlayışının dini ilmi noktasında amiyane bir tarzı var. Çünkü Kur’an hem alem-i gayb hem alem-i şahadetin müfessiri ve lisanı. Öyle olunca Kur’an’ın ilim seviyesine göre mesajları olur. Hatta ihbarı bile. Çünkü:

      "Herbir âyetin mânâ mertebelerinde bir zâhiri, bir bâtını, bir haddi, bir muttalaı vardır. Ayrıca bu dört tabakanın Hadise göre her birisinin dal ve budakları tabir edilen fürûatı, işârâtı, dal ve budakları vardır"
      “Kur’an’ın i’cazı tabakat-ı insaniyede kırk tabakaya karşı ayrı ayrı i’cazını gösterdiği ve o tabakatın 10 kısmının ayrı ayrı hisse-i i’caziyelerini ispat 30 tabaka-i ahir, ehl-i velayetin muhtelif meşrepler ashabına ve ulum-u mütenevvianın ayrı ayrı ashaplarına ayrı ayrı i’cazını göstrediğini, onlara ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin derecesinde Kur’an hak olduğunu iman-ı tahkikleri göstermişler.”

      “Bir tabakanın mânâ-yı işârîsinin külliyetindeki efradının bu asırda tezahür eden ve münasebeti pek kuvvetli bir ferdi Risaletü’n-Nur olduğunu, onu okuyan herkes tasdik eder.”

      Risale-i Nur’da şöyle bir ihtar var: “Herbir ayetin müteaddid manaları vardır. Hem herbir mana küllidir, Hear asırda efradı bulunur. Bahsimizde bu asrımıza bakan yalnız mana-yı işari tabakasıdır. Hem o külli manada asrımız bir ferddir. Fakat hususiyet kesbtemiş ki ona tarihiyle bakar.”

      Sil
    26. 2*İŞARET GİZLİ OLUR “İşaretin mahiyeti gizli olur. Sarih bir suret onda aranılmaz. İşaretlerin cüz’leri daha ziyade gizlenir. Bir işaretin yüz eczasından bir cüz’ü gayet hassa bir dikkatle hissedilir. İşte bu sırra binaen beyan ettiğimiz ince tevafukattan ve münasebatından saraht-ı kat’iyye istemek gayet insafsızlıktır”

      “Zayıf emaraler bir meselede ictima’ etse bir delil-i kat’i hükmüne geçer. Ve 3-4 adam ayrı ayrı yoldan gelip aynı hadiseyi söyleseler tevatür derecesinde yüz adamın ihbarı kadar o hadisenin kat’i olduğunu gösterir.”

      HARFLERİN VAZEYETİ: “Mürekkabat-ı kelimat-ı Kur’aniyyenin zerratı hükmünde olan hurufatının dahi gayet manidar vaziyetleri var. Ve çok işaret-i i’caziyeyye medardırlar."

      GAYBİ HABER gizli amma: “Gaybi istikbal-i dünyevide ve dünya işlerinden başa gelen hadisat-ı bildirmemekte Cenab-ı Erhamürrahimin’in çok büyük bir rahmeti saklandığını; ve gaybı gizlemekte, çok ehemmiyetli bir hikmeti bulunduğu cihetle gaybi şeyleri haber vermekten yasak edip, yalnız müphem ve mücmel bir surette, ya ilham veya ihtar ile bir emareyi vesile ederek, keşfiyatta ve rü’ya-yı sadıkada bir kısım gaybi hakikatleri ihsas eder. O hakikatlerin hususi suretleri vukuundan sonra bilinir.”

      “İlm-i cifrin mühim bir düsturu ve ulum-u hafiyenin bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gabiye-i Kur’aniyyenin mühim bir miftahı olan tevafuktur”

      TEVAFUKAT: “Tevafukat ittifaka işarettir. İttifak ise ittihada emarettir, vahdete alamettir, vahdet ise tevhidi gösterir, tevhid ise, Kur’an’ın 4 esasından en büyük esastır”

      “Tevafukat, Rahmet-i İlahiye tarafından ihsan olunan bir fakihe-i ilmiye ve medar-ı teneffüs bulunan bir ilim tatlısı”

      MANEVİ MÜNASABET ŞART:”Tevafukla işaretler, eğer münasebât-ı mâneviyeye istinad etmezse, ehemmiyeti azdır. Eğer münasebet-i mâneviyesi kuvvetli ise, bu onun bir ferdi, bir mâsadakı hükmünde olsa ve müstesna bir liyakati bulunsa, o vakit tevafuk ehemmiyetlidir. Ve o kelâmdan bunun iradesine bir emâre olur. Ve ondan o ferdin hususî bir surette dahil olduğuna ya remiz, ya işaret, ya delâlet hükmünde onu gösterir.”

      Gaybi ihbaratın Risale-i Nur’daki hali ve mahiyeti de böyledir. Levh-i Mahfuzla tevafukatı da vardır. Kur’an’ın manevi bir mucizesi ve Kur’an’dan tereşşüh ettiği için. Yani Kur’an’ın malı olduğu için.

      Sil
    27. 3* Şimdi gelelim senin Türkçe okumasını bilmeme hatalarına. Süfyan’ın 1917’de huruç edeceğini söylemedim. İspat et. Ne dersen olayım aksi halde cehaletini kabul et. Şimdi 1917, Büyük Deccalin ortaya çıkışıdır. Bediüzzaman o tarihlerde Rusya’da esir idi ve kader ona gözüyle göstermiş, hikmetini vermeden önce. Ve adeta ona “Bunun bir benzeri sizde olacak” mesajı verilmiş.

      Rivayetlerde Mesih-i Deccal ile Mesih-i Süfyan arasında huruç tarihi farkı 7 yıldır: 1917 + 7 = 1924. Tamam mı aslanım.

      Şimdi 5. Şua’da Mesih-i Deccal’inn huruç edeceğine dair bir not:
      “Rivayette var ki, "Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar." Allahu a’lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya’da çıkmış. Çünkü, her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı, Rusya’nın Başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin’den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya’nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar. “

      Yani kızıl ihtilal 1917’de olmuştu değil mi. Ve 28 yıl sonra küresel çapta tehdide başladı. 1945 sonrası. Buna dair Risale-i Nur’da çok delil var.

      Bir hatırlatma Marksist-Leninist ideoloji fiiliyatta çöktü. (1991) Troçkizm ise Neoliberaller üzerinden hayatiyetini devam ettiriyorlar. Yahudi küresel sermayenin katkılarıyla. Siz bunu bilir misiniz?

      Peki Risale-i Nur’dan Mehdi-Mehndiyet gayet detaylı anlatılır da niçin isim verilmez. Arifler anlar, cahiller suya bakar. Mehdi 1400’lerde mi zuhur eder, yoksa 1300’lerde mi? Bediüzzaman’ın ispatıyla 14. Asırda. “Âhirzamandaki büyük Mehdi’den evvel çok mehdiler gelmiş geçmiş diye, Risâle–i Nur isbat etmiş. Rivayetlerin muhtelif olması bu noktadan ileri geliyor. Bu zaman şahıs zamanı olmadığından, o ehemmiyetli ünvanlar şahıslara verilmez.” diyen Bediüzzaman maksadı nedir? Şu: Aleniyete dökülecek bir Mehdiyet dâvâsı veya ilânâtı, bütün bu prensipleri çiğnettirir, altüst ettirir.

      Bununla birlikte sana bir kaç ipucu vereyim. Bak bakalım kafan alıyor mu? Önce şu anlaşılmalı. Deccallerin ileri karakollara yani zemininin hazırlandığı zaman 19. Yüzyıl. Peki Süfyan’ın ne zaman Hicri 1243-1343. Öyle olunca 20 yüzyılda hakimiyet iki deccalin. Yani dinsizliğin en azılı colduğu asır. Aynı asırda ise Mehdi-Mesih’in hizmetleri devreye girer. Zuhur-nüzul olduğu için zamana mütevakkıftır. Huruç gibi aniden hakim olunmaz. Mehdiyet-Mesihiyet tesis edilir. Şimdi Müceddidler 12. Tanedir. Bunlar hakimiyet-i İslamiye zamanında vazife alır. İlk müceddidin zamanı Hicri 100-200 yıl X 12 asırdaki mücedditler = 1300. İşte Mehdi’nin zuhur asrı budur. 1300’lü yıllar. Yani 14. Hicri asır. İspat mı. Hem de Bediüzzaman’dan. Öyle internete gir Mehdi davası güden bir iki kepazenin sitelerinden bilgi aşır, geç karşıma fiyaka sat. Ayıp olur. Mehdi’ye dahi ayıp olur. Böyle dangur dungur bir ehl-i tarik mi olur mu? Bediüzzaman Mehdi öncesi ve zamanına işareti şöyle:

      Sil
    28. 4* Tevbe Suresi’nin “Allah’ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye râzı olmaz kâfirler isterse hoşlanmasınlar.” 9. ayetinin tefsirin yapan Bediüzzaman mazi de kalan 93 harbinin tarihini bulur, Yani 1878 yılını. O mağlubiyetin sıkıntıların, karanlıklarını yani sıkıcı havasını dağıtanların 13. Yüzyıl Müceddidi Mevlana Halid’in (k.s) talebelerinin olduğuna işaret ettikten sonra Kur’an’ın bir gaybi tevafukunu daha keşfeder:

      “Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli Lam’lar ve mim’len ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra (1975-8) zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdînin şakirtleri olabilir.” Yani Mehdi gelmiş gitmiş talebeleri hizmete sürdürüyor. Tıpki Mevlana Halid (k.s) gibi o tarihteki olumsuz havayı dağıtıyorlar.

      Peki bu süfyana işaret eden sure-ayet var mı? Evet, Kevser Suresi. Onun tefsirini yapan mahrem bir risaledir. Ama piyasada az-çok dolaşır. Ararsan bulursun. 1. Şuada Alak/6’nın “Şüphesiz insan azgınlaşır” ayetinin cifri işareti 1344 tarihini verir. Bediüzzaman bunun için “Nev-i insan içinde firavunane emsalsiz bir tuğyan, bir inkar çıkacak” der.“Allah’ın nurunu üflemekle söndürmek istiyorlar” (32/9) ayeti de 1347 tarihine işaretle “bu asrın tağiyane faaliyet tarihi” olduğunu belirtir. Bunlar gaybi istihraç değil vukuundan sora telif edilen risalede yer alıyor.

      Kevser Suresi’nin tefsirini yaparken Hz. Ali’nin (ra) Deccalin intizar edilecek zamanı için Kaside-i Ercuze’de ki o Huruf-u Arabiyenin Acem harflerine çevrilmesini zamanına işaret eder. Arapça’da bir kuraldır bir isim zikredilince zıddı da zikredilmiş olur. Deccal varsa Mehdi var. Bu bir kuraldır. 1350.

      Mehmed Şevket Eygi’nin 4 Haziran tarihli yazısını okumanızı tavsiye ederim. O yazıda hangi karanlık yılların geri gelmemesini isterken saydığı örnekler malum kabus yıllarına işaret eder. O yıllara Kur’an nasıl baktığını yazdım kıyas edin. Peki o devir kimin devri idi? Şimdi oturmuş bir el yağda bir el balda gibi bir eliniz Kur’an’da bir eliniz Hadislerde gelmesini zannettiğiniz Mehdi gelip de ne yapacak.

      Şevket Eygi’nin yazısında ki bir dönemde hayatta olan ve vazife alarak zuhur eden bir Mehdi kaç günde sehpaya çekilirdi. Veya bir suikaste kurban giderdi. Öyle olduğu ve dini hayatın tamamen söndüğü bir zamanda bir avuç insan 313 kişi dini ihya eder. Bunu anlamak için oldukça sağlam bir nur-u iman ister.

      Mehmed Şevket Eygi 1960’larda şeiar-i İslamiye’ye kapsayan Mehdiyetin hayat faslında yer alan Kur’an kursları, başörtüsü, toplu namaz, imam hatip okullarının sayısında patlama, dini neşriyat ve muhafazakar kesimlerin günlük gazete çıkarma örneği olma gibi hususlarda öncü rolü olan bir kimsedir. Hele toplu namazları sabahın erken saatlerde seçilen camiye gitmek için Müslümanlar cadde ve sokakları gündüz kalabalığına çeviriyorlardı. Ve diğer bir önemli husus başörtüsü konusunda büyük bir uyanış ve rağbet başlamıştı. Süfyanistler öfkeden kuduruyordu. O günler olmasa idi bugünler olmazdı.

      Sil
    29. 5*Eygi’nin nazara verdiği örneklerin yaşandığı dönem için Huntington yazdığı eserde o tarihlerde dinin geri geleceğine dine inananların bile inanmadığını yani ümitsizlik içinde olduğunu yazmıştı. Ve ekler. “Ama ne olduysa oldu 1950’den sonra her şey değişti. Din geri geldi. Sovyetlere bile” Yani Mehdi ile Mesih’in kulaklarını çınlatıyordu.

      Bunları yazdıktan sonra senin şu saçma cümleni “Bediüzzaman burada ne 1373, ne 1378 ne 1398 ne de başka bir tarih vermemiş tam olarak 1400 yıl sonrasından bahsetmiştir” çöplükler bile kabul etmez. Bir daha bilgi sahibi olmadan internet palavralarla bize bilgiçlik taslama. Sana verdiğim tarihler konumuzu ilgilendirdiği için. 1222-1293-1344 ve 1344 ile 1393 arasında Bediüzzaman Kur’an’ın tevafukatında yer alan onlarca tarih sayar. Risaleleri okumayan bunları bilemez. O tarihleri yazmadım çünkü kıskançlık krizi geçirenler olabilirdi. Senin gibi. Bir husus daha Bir talebesinin yaptığı bleki son 500 yılın en muhteşem istihraçlarının Risale-i Nur’a eklemiş ancak kimse evhamlanmasın diye neşrine izin vermemiştir. Orda her şey ayan beyan var.

      Bir şey daha Mehdi konusu sırr-ı teklife tabi olduğu için isim verilmez. Hatta bu konuda Mehdi’nin kendisi bile kendisini inkar edeceğini rivayeti meşhurdur. Bunun için bazı ehl-i keşif Mehdi’nin biyolojik zamanını değil de Mehdiyetin hakimiyeti dönemini haber verir. Muhyiddini Arabi bile aynı yolu izlemiş. Çok yazdım bir daha yazayım. Anka-u Mağripte verdiği harflerle Mehdi’nin zuhuru için 1321 (1904) tarihi verir. Bir başka eserinde ise 1402. Yani ilkinde Mehdi Süfyan’a karşı mücadele asrının haber verir. Ve Mehdi, Cabir ünvanını kazanarak bir ceberrut olan Süfyan’ı mağlup ederek dini hürriyeti geri alarak hakimiyet kurulur. Ne zaman 1402 sonrası. Şimdi bir yığın allame-i cihan çıkmış Mehdi 1980’de doğar. Eeeee. 40 yaşına gelince Krala ve Padişah gibi astığı astık kestiği kestik palavrasına layık görülür. Biz 1439’dayız. Birkaç ay sonra 40’a gireceğiz. Ve görülecektir ki ne 40 yaşında Mehdi var ne de adı. Hatta ve hatta ondan sonraki yıllar. Acaba yüzleri yalancılıktan kızaracak mı? Hele gökten bir nida gelecek “İşte Mehdi” denecekmiş. İyi de onu kim söyleyecekmiş ki. Hiçbir Peygambere tanınmayan eski moda dellal ile Mehdi ilan etmek. Allah akıl versin.

      1400 palavrasın çıkaran Adnan Oktar. O yukarda verdiğim Tevbe Suresi’nin 9. Ayeti ile ilgili Bediüzzaman ebcedi hesapları yapar. O bir elif lam mimlerin hesaplamasında hata yaparak 1400’den sonra Mehdi’nin zuhur edeceğini ve kendini gizlice işaret ederek millete yutturmaya kalkışır. Halbuki Beidüzzaman hemen aşağıda bir asır sonra 1978’de Mhedi’nin şakirdlerinin hizmette olacağını vurgular. Kimi ise bu tarihi Mehdi’nin doğum tarihi yapar. Yani anlayacağınız palavra üstü palavra.

      Kendini mürşid-i kamil pozisyonunda ona buna kibir bilmem ne gibi palavraları atma. Bu bil ilmi tartışma. Müteşabih rivayetlerini hakikat pozisyonunda satmaya kalkışanları uykularında uyandırmanın kibirle ilgili yok. Millet ninni dinler gibi ölçülü ölçüsüz rivayet dinleyip sayıklıyor. Din aklı olan içindir. Rivayetin mesajlarını iyi okumak lazım veya gerçekleşmesini bekleyip tevil etmek lazım. Zaten bu da rasih ilim sahiplerinin işidir.

      Sil
    30. sayin ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR,

      herzaman yaptigin gibi yine insanlari asagaliyorsun,yine yukardan bakarak herkeze cahil muamelesi yapip hakaret ediyorsun.

      ayni senin bozuk agzinla sana cevap verincede admin yayinlamiyor ve sinirlerimiz bozuluyor.

      Allah askina, egonu tatmin edeceksin diye millete laf yetistirecegine insanlarla bira alt perdeden konus,biraz yapici ol da belki yazdiklarini bizde okur biraz faydalanirsin.

      kibir patlamasi yasiyorsun, siz cahilsiniz ben alimim,siz bilmezsiniz ben herseyi bilirim modundasin.

      2-3 yildir bu blogu takip ederim, burda tartismadigin,kavga etmedigin insan yok gibi.
      Allah sana akil fikir versin...

      Sil
    31. ….< 3* Şimdi gelelim senin Türkçe okumasını bilmeme hatalarına. Süfyan’ın 1917’de huruç edeceğini söylemedim. İspat et. Ne dersen olayım aksi halde cehaletini kabul et…>

      Yazım orda duruyor bak bakalım senin dediğin gibimi yazmışım..yazı şöyle;…< çokbilen abinin cevabi yazısında deccalin önce 1917 süfyanın ortada 1924 mehdinin en son 1926 da vazife alacağı iddia edilmiş…> süfyanı 1924 diye yazdım..yazıyı yarımyamalak okuyup cevap yazmaya koşacağına dikkatli ve anlayarak okusan anlar,ahkam kesmezsin..

      Ne dersen olayım diyorsun ya! Ne olursan ol EDEP li OL..

      Ben cehaletimi en başta itiraf edip kabul ettim..caresini arıyorum..gidermeye çalışıyorum..cahilliğin bir seviyesi var.Senin müptelası olduğun derdin seviyeside çareside yok..Adem(as) beri gelen Nebiler,Resuller,Hakimler ve Hekimler sendeki derde çare bulamamışlar.Mübarek zamanlarda ve mekanlarda sizin için ettiğimiz dualarda işe yaramadı görünüyor..ne yapalım,nasıl yapalım bilemedim…

      Mümin Müminin aynasıdır diye buyurmuş Efendimiz (as)..kâni oldum ki aynaya bakıp gördüğünü söylüyorsun..

      NE’ÎBÜ ĞAYRENÂ VEL AYBÜ FÎNÂ…

      Yüzlerce sofi tanıdım..hiç birinden üstadı risale-i nurları nurcuları incitecek..küçük gören..tahkir eden bir cümle duymadım..Kıskananı da görmedim..Sizin uslubunuzla konuşan bir sofiye denk gelsem üzülürüm..alkışlamak bir yana uyarır onun adına muhataptan özür ve af dilerim..
      “Kul kullun ya’melu alâ şâkiletihî…/De ki;Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar…”İsra/84

      Bak kardeşim senin burada ileri sürdüğün fikirlerin,iddiaların,indi görüşünün yanlış olduğunu ispat eden onlarca delil kaynaklarda(Risaleler dahil) var..ancak insanlar uslubun yüzünden yazmıyor..yazanada agresif bir şekilde saldırıyorsun..hatta kendi yazdığın yazılarda bile kendi iddianı kendin çürütüyorsun..yazıların çelişki yumağı..örnek son yazından;Mehdi peygamberin aynasıdır deyip..Efendimizin(as) Bedir savaşını,Uhud savaşını,Mekke,Tebük vs savaşlarını unutup..Ahirzaman fetihlerini Mehdinin talebeleri/şahsı manevi yapacak diyorsun..Peygambere ayna olan Mehdimi şahsı manevimi..Mehdi Efendimize ,şahsı manevi ashaba ayna olur..En korkuncu Mehdi BARBAR mı ki eli kılıçlı olsun diyorsun..HAŞA Efendimiz barbar mıydıki elinde kılıç zırh giyinip savaş meydanına cıktı..
      Siz hiç akletmezmisiniz…Yasin/62

      Zatında görür suret-i noksan u kusurun
      Âyine-i ahvaline her kim nazar eyler…

      Sil
    32. Daha önce çok hoşuma giden ve kaydettiğim bir yorumu tekrar paylaşmak isterim

      Neden ? Daha önce yazmıştım, rastladınız mı bilmem, "hiç akletmezmisiniz" ayetindeki "akletmek" fiili "ukl" kökünden geliyor, "bağlamak" demek, "kalple zihni birbine bağlamak" anlamında. Kalple zihni birbirine bağlarsanız, bedendeki kalp-zihin ikilemi kayboluyor, kalp bütün bedene ve dahi zihne hakim oluyor, sonuçta zihin duruyor.

      Gördüğünüz gibi Hazreti Allah bir kulunun akletmesini arzu etmeZ ise beyinde bir yere kadar idare ediyor.
      Bu yorumu yazan arkadaşa da sonsuz teşekkürler ediyorum Allah razı olsun

      Sil
    33. Azmi Selvi
      1*Bilgiye, hakikate erişmek yalnız akıl kafi değildir. Çünkü insan aklıdan ibaret olmadığı için devrede başka hususlar vardır. Her şeyden önce vicdan. Sonra kalb ve aklı gelir. Ve hakikat bu ikilinin imtizacı nisbetinden inkişaf eder.

      Bediüzzaman Risale-i Nur’un önemli bir hizmetini belirtirken (yalnız bir cüz’î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor; belki küllî bir tahribatı ve ıslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal’ayı tamir ediyor) diyerek şu önemli hususu vurgular: (yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslâha çalışmıyor, belki bin sene den beri tedarik ve teraküm edilen [yığılan] müfsit âletler ile dehşetli rahnelenen kalb-i umûmî ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bâhusus avam-ı mü’minînin istinadgâhları olan İslâmî esaslar ve cereyanlar ve şeâirler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi Kur’ân’ın i’caziyle o geniş yaralarını, Kur’ân’ın ve îmanın ilaçları ile tedavî etmeye çalışıyor…) der.

      Burada vicdanı umumiyi Kur’an mucizesiyle, yaraları ve Kur’an’ın ve imanın ilaçları ile tedavi edilmeye çalışıldığını belirtir. İyi de bu vicdan neyin nesi? Neden bu kadar önemli? Yani vicdanın rahatsızlıklarını Kur’an’ın tedavi etmesi nedendir? Vicdan sözü çok geçer ama bu vicdan nedir diye düşünen az olmuştur.

      Evet nedir bu vicdan? Niçin önemli? Çünkü vicdan önce insandaki temel duygulardan biridir Ve bir nevi hakim gibi sürekli hükmünü uygulamaya çalışır. İyi de niçin? Çünkü insanın bozulmamış fıtratı yani yaratılışıdır vicdan. Kur’an neyi emretmişse vicdan onu tesdik eder. Ve vicdan doğruları isteyen ve yanlışları red eden bir terazi gibidir. Ama her terazi gibi de vicdanın bozulma yani tartı hassasiyetin kaybetme tehlikesi de vardır. Günahlar vicdan terazisini bozarsa ne olur? Tıpkı İslam fıtratı üzere doğan her çocuğun ileri yaşlarda ihtiyariyle dinden sapması gibi.

      Risale-i Nur’da vicdan için “Âlem-i gayb ve şehadetin nokta-i iltisakı.” diye tarif edilir. Yani görünen alem ile görülmeyen gyab aleminin buluştuğu noktayı temsil eder. Burada bedeni uzuvlarla şahadet alemini görüp istifade ederken, akıl ve kalp bu görünen alemleri yaratan, onun hizmetine veren Halık’ı, Rabbi bilerek ve tanıyarak tatmin olur. Yani vücud dili maddi alemden yararlanırken akıl ve kalb ile bu nimetleri vereni bilerek ve tanıyarak hamd ve şükre yönelir. Vicdan, günahlarla, yanlış fikirlerle ve bâtıl telkinlerle gölgelenirse hak ve hakikat bilgisine ulaşması Yaradan’ını anması ve şükretmesi tehlikeye girer. Vicdan bir manada ruhun en ileri bilgi kanadığı olduğundan vicdanın karardığı nisbette bilgiden mahrum kalır. İşte o zaman sapmalar başlar.

      Şimdi kainattaki bütün hakikatleri eksiksiz gösteren nedir Vahiy değil mi? Bilginin kaynağı kabul edilen akıl, kalb ve 5 duyu vahyi anlamak insana verilmiştir. Bunların arasında ne bulunur? Yani bir nevi hakikati ilk tasdik ve hisseden nedir? Vicdan. Öyle ki vicdandan süzülen hakikat önce kalbe gelir. Oradan tasdikten sonra anlaşılması için akla havale edilir. Ve hakikat vicdandan gelen sinyali, mesajı hem kalbte hem akılda işlenir. Ve kalb ile aklın imtizaç etmesi sonucu hakikat tecelli eder. İmtizaç etmezse ne olur? Akılla inkara gidilirken, kalb ile taassuba düşülür. Onun için kudsi hakikatleri okumada, anlamada, tasdik etmede bu merhaleler yaşanır.

      Vicdan şuurlu bir fıtrattır. Yani vicdan, gayb alemlerini temsil eden Kur'an ile şehadet alemini temsil eden kainata ait hakikatlerin kesiştiği yerdedir. Cenab-ı Hak, insandaki vicdanı her iki alemden gelen hakikatleri anlayacak bir fıtratta yaratmıştır.
      Gerçek böyle olunca Kur’an hakikatlerini anlamada akıl tek yol değildir. Yani vahyi yorumlamak ve anlamak hissen vicdan ve kalb ile ilgili iken aklı da bunların mantık ölçüsünde düşünülmesi, yeni sentezlere gidilmesi ve fikirler ilave edilmesi hususu unutulmamalıdır.

      Sil
    34. 2*Hakikate varmada nefsi, aklı ve kalbi kullanan 3 sınıf var. Yani ehl-i fikir, ehl-i velayet, ehl-i nübüvvet. Nefislerini saflaştırarak akılla hakikate ermek isteyenler. Enaniyeti bırakmayan ve eserlere-sebeplere takılarak hakikati arayanlar. Tercih edilen ise: İlim ve hikmetle akıl ve marifetle hakikati arayan iman ve Kur’an ve ubudiyetle çabuk gidenler bulunuyor. Bu vicdana tabi ve safiyetini muhafaza edenler sınıfıdır.
      Hakikat güneşine varmak isteyenler ne yapar? Ona yönelir. Burada hakikat güneşinin onda yansıması sınırsız değildir, sınırlıdır. Kişinin ruhi ve kalbi ve aklı derecesine göredir. Şimdi Güneş’in tabiatta yansıması ve her gezegen, uydu, bitkilere aynı mıdır? Hayır. Mesela ay güneşi bütün hakikatiyle ve bütün ışığıyla görür ve yansıtır. O güneşe en çok mazhar olandır. Peygamberler böyledir. Güneşin ayrıca tabiatı aydınlatırken her bitki ve çiçeğe cüz’i yansıması olur. Ayrıca her çiçek ancak kabiliyeti nisbetinde o güneşin renklerinden birini veya ikisini yansıtır. Bunlar evliyadır. Güneşin ayrıca denizlerdeki kabarcıklara minnacık, cüz’i yansıması vardır. Has kullara esmanın tecellisi gibi. Bunlar yani çiçek ve kabarcıklara sorsan “Ben güneşin aynısıyım” der ama öyle olmadığını bilemez.

      Böyle olunca şimdi bir çiçeğin “Ben güneşin tamamının aynasıyım, yansımasıyım” demesi gerçekle bağdaşır mı? Bu böyle olduğu için evliyanın bütün gördükleri doğru ama, anlatımları farklı olur ve birbiriyle ihtilafa düşer. Gördükleri doğru ama nitelemeleri farklı olarak anlaşılmalı. Ama ay gibi güneşin ışığını doğrudan ve perdesiz alarak yansıtan Peygamberlerin söyledikleri sözleri hak olur. Evliya ise güneşin bir ismine mazhar olur ve tek rengini yansıtır. Onun için Kur’an’ın müteşabih ayetlerini ifadede farklığın olması bundandır. O ayet akla kapı açar ve “gel mana mertebelerinde hakikati bul” der. Ve herkes istidadına göre ilmine göre, vicdanının yansıttığını kalbte ve akılda işlenmesi nisbetinde gerçeği ifade eder. Genelde tasavvuf ehli kalbe dayanarak kalb ayağı ile inkişaf eder. Ama velayet-i kübra sahipleri ve asfiya ise sahabe mesleğiyle akıl ve kalbi tam imtizaç ettirdiklerinden hakikate daha yakındır.

      Vicdanen yaratıldığını ve kendisine bir vücud verildiğini bilen insan, aynı halin diğer yaratıkları da kapsadığını aklı ile anlar. Böylece, vicdanda başlayan hakikat, akıldan ve duyu organlarından da yardım alarak inkişaf eder. Ve insanı, bütün eşyanın yegâne sahibine, Allah’a götürür. Kalb de öyledir.

      “Şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insanin kalbi binler âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir. İnsanın mahiyetindeki kalbi, hadsiz hakaik-i kâinatın mazharı, medarı, çekirdeği (gibidir)… Elbette ve herhalde, o kalbin Fâtırı, o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını ve inkişafını ve hareketini irade etmiş ki, öyle yapmış. Madem irade etmiş; elbette o kalp dahi akıl gibi işleyecek. Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasita, velâyet merâtibinde zikr-i İlahi ile tarikat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir.” (Mektubat)

      Sil
    35. 3* Bediüzzaman İşart’ül İcaz adlı eserinde “Allah onların kalplerini de mühürlemiştir, kulaklarını da. Gözleri ise perdelidir. Ve onlara büyük bir azap vardır.”( 2/7) ayetinin tefsirinde kalbi tarif eder. Şöyle: “Kalb, imanın mahalli olduğu gibi, en evvel Sanii arayan ve isteyen ve Saniin vücudunu delailiyle ilan eden, kalb ile vicdandır. Zira kalb, hayat malzemesini düşünürken, en büyük bir acze maruz kaldığını hisseder etmez, derhal bir nokta-i istinadı; kezalik, emellerinin tenmiyesi (nemalandırmak) için bir çare ararken, derhal bir nokta-i istimdadı aramaya başlar. Bu noktalar ise, iman ile elde edilebilir. Demek, kalbin sem’ (işitme) ve başara (görmeye) hakk-ı takaddümü vardır.
      İhtar : Kalbden maksat, sanevberi (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir latife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, makes-i efkarı dimağdır. Binaenaleyh, o latife-i Rabbaniyeyi tazammun eden o et parçasına kalb tabirinden şöyle bir letafet çıkıyor ki, o latife-i Rabbaniyenin insanın maneviyatına yaptığı hizmet, cism-i sanevberinin cesede yaptığı hizmet gibidir.”

      Netice tek bir organla veya hisle hakikati külli olarak bulmak ve anlamak imkansızdır. Cüz’i kalır. Tıpki bir çiçeğin “ben güneşin tam aynasıyım” demesi gibi eksik kalır. Evet aklı olmayanın dini olmaz ama. İmanla vicdanda bulunan hakikat kalbde açılır akılla kemalini bulur.

      Mehdi meselesine de böyle bakmak lazım. Naklin kalb ve aklın imtizaç etmesi sonrası o hakikat anlaşılır. Nakil diyor ki 14. asır Mehdi’nin 13. Müceddit olarak zuhur asrı. Mehdi Hz. Peygamberin aynası. Aynası olduğu için fütuhat ve hizmeti o yapmayacak. Cemaati ile başlayan dalga, önce Mehdi’nin zuhur ettiği Süfyan’ın ülkesinde ittihad-ı İslam’ı sonra alem-i İslam’da sayıları milyonları bulan Al-i Beyt mensuplarının katılmasiyle fütuhat tamamlanacak. Bu hizmet şahsa değil şahs-ı maneviyeye ait olduğu aklen anlaşılır. Çünkü eski hal muhal. Muhali talep etmek akla ziyandır. Çünkü küfr-ü mutlakın kasırga gibi estiği, ehl-i iman ve İslam’ın sindirildiği için önce iman ve dini hayat ihya olur sonra son halkaya gelinir. Mehdi’nin zamanı yani vazifeli yaşadığı yıllar, Hz. Musa’nın Firavun’un ülkesinde dinini yaşamak için vahiyle gelen emir üzerine evlere kapanması gibidir. Hizmeti de askeri değil, siyasi değil manevi cihad ile olur. Siyasi-askeri-ekonomik değildir. Avamın gözünde 3. şık alacalı bulacalı göz alıcı olduğu için ona bakar ve böyle anlar.

      Mehdi asla ve kat’a aleni ve ilanlı ve dellalı, bilinmeyecek. O ancak ve ancak nur-u imanla bilinecek. Bir iki deve dikeni çiçeği gibi ortaya çıkıp Mehdi ile ilgili “Biz hakikatiz” denmesi ile 20 yıldır ışık hızıyla arttığı için bu maskaralığa kimsenin kapılmaması için Mehdi konusunu yazıyorum. Çünkü Mehdi, yani Mehdi’nin cereyanı etkisini gösterdiğinde herkesi iş başında bulması esastır. O bizi kurtarmayacak. Biz onun verdiği manevi dalga ile uyanıp kurtulacağız. Aksi halde sırr-ı teklif bozulur.

      Mehdi’nin insanlığın tam kıyameti hak ettiği bir zamanda çıkıp asr-ı saadet inancını yayması konusunda mazide keşfiyatta bulunanlar onu manevi alemde çok büyük gördüğü için kendi zamanın enstrümanları ile onu ifadeye çalışmış. Medeni ve fenni hayatın ve araçlarının olmadığı, bilinmediği, kavramlarının olmadığı bir dönemde başka nasıl anlatılır. İşte okuyorsunuz. Gökten nida gelecekmiş. Talut gibi 314 kişilik ordusu olan Mehdi gidip 7 minare boyundaki deccali öldürecekmiş. Efendime söyleyeyim nenem dinlesin. Sonra dünyayı Deccal ve Süfyan rejimlerinin kan dökücülüğü ile yarışarak askeri katliamalarla kan dökerek Tevhid’i yayacakmış. Bunun söylemek dini, vahyi, risaleti bilmemektir. Cehalettir. Zaten ahir zaman Duhanlı olunca kimse gerçeği göremez

      Ne güzel hikaye değil mi? Haydi Mhedi Hopppa şinanay şinanay hoppa şinanay.

      Sil
    36. Abdurrahman bey mehdinin nuzulu ve zuhuru farklı şeyler olduğunu ortaya koyarak önemli ince bir konuyu açıklığa kavuşturdunuz. Nuzulünde kendi zatı, zuhurunda şahs ı manevi boyutunu görmek gerektiğini net anladım. Ve bende sizin gibi nuzulü olan mehdinin Üstad olduğuna inananlardanım. Hemde mehdiyi azam..Aynı durum mesihdede geçerli değilmi..Mesihin nuzulünde kendi zatı bizzat mevcut olarak dünyada hizmet etmiştir. İmtihan sırrı gereği bunu herkes anlayamaz elbette..İşte bu noktada mesih nuzül etmiş olduğuna göre mesih olarak değilde, üstad gibi muhakkak bilinen birisidir. Kim biliyormusunuz????????

      Sil
    37. Allah senden de razı olsun, Azmi Selvi.

      Akletmek, bir kuran terimi, türkçe tam karşılığı yok, daha çok akıl yürütmek şeklinde ,mantık yürütmek anlamında olarak kullanıyoruz. Sen de bu yazında türkçede kullandığımız anlamda kullanınca benim yazımdan aldığın pasajda kasdedilen anlamla hiç benzemez bir durum ortaya çıkmış. Bu sebeple bir açıklama yapmam gerekti.

      Akıl, ukl kökünden türemiş, kökeninde devenin başıboş kalıp, kaçıp gitmesini önlemek için oturduğu yerde arka ayağını baldırına "bağlamak" anlamı var, insan için kullanımında ise "zihnin başıboş kalıp ,kelimelerin peşinde kaçıp gitmesini durdurmak anlamında kullanılıyor.

      Kelimeler, zihnin oyuncağı ,çocuklukta ilk konuşmayı öğrendiğimizden beri zihin sürekli kelimelerle meşgul.Zihni bu otomatik meşguliyetten kurtarıp, beyni rahatlatmak, sakinleştirmemiz kasdediliyor. Peki, neden ? Zihnimiz herşeyde olduğu gibi sürekli bir mantık araması gibi bunda da bir mantık arıyor ama bu soru mantıksız. Burada sebep değil, amaç, sonuç önemli. Yani amaç zaten zihni by-pass etmek. Zihindeki kelime bombardımanını durdurduğumuzda, beyinde kelime bombardımanı ile meşgul zihin yerine, zihindeki kelime, düşünce gürültüsü durulunca daha nahif olana kalp farkedilmeye başlanıyor, durgunlaşan zihin, adeta kalple birleşiyor, kalbin yönlendirmesine giriyor. Burası sadece başlangıç,daha ilerisi de var. Zaten amaçlanan da da daha ilerisi...

      Aslında teorik açıklamalara gerek yok, mesela pratik olarak ibadetlerde de bu "hal" kendiliğinden ortaya çıkıyor. Son 1 aydır iftar vakitlerindeki halimiz gibi, iftar yaklaşırken kandaki şeker iyice düşüyor ve enerji olarak şekeri kullanan beynin çalışması yavaşlıyor, artık düşünemez hale geliyor, zihin ister istemez duruyor.Mesela "İftar vaktinde oruçlunun orucunu açarken yapacağı dua reddedilmez" hadisi bu durumun (hal'in) önemini vurguluyor.

      Yada namaza başlama tekbirinde başparmaklar, kulak memesine dokunurken hisset ve o hissin içinde kal. Hepsi bu kadar. Bu hissin içinde kaldığın müddetçe zihin duracak, zihnin kelime ve düşüncelerin tasallutundan kurtulacak. Zihin rahatlayacak, namaz huşu içinde kılınacak. Farkında olsak da olmasak da her ibadette amaç zihni durdurarak dua etmek, dua "hal'inde" olmak yada ibadete zihni durdurarak başlanıyor.

      Mesela tam tersine namazın sonunda selam verirken neden omuz başlarımıza "bakıyoruz"? Bu soru da yanlış,neden diye sormanın bir anlamı yok, deneyen zaten bu selamın neden yapıldığını deneyimleyecektir.

      Din pratik bir şey, teorik palavralarla zihninizi doldurmaya kalkanlardan uzak durun yada zihninize doldurulmuş palavralardan bakışlarınızı değiştirerek kurtulun,kalbinize huşu dolsun.

      Sil
    38. Oktay Arslan’a
      1*Risale-i Nur’da bir çok yerde belirtildiği üzere dünya dar-ül Hikmettir. Yani Cenab-ı Allah’ın Hakim isminin tecellisi ile her şey sebepler dahilinde cereyan eder. Özellikle ahir zaman hizmetinde de Hakim isminin tecellisi ile inkişaf hikmet dairesinde gerçekleşir. Öyle olunca birçok rivayette ve 5. Şua’da belirtildiği üzere ahir zaman şahıslarını herkes bilemeyecek. Ancak nur-u Kur’an ile tanınacak. Öyle ki Mehdi’yi teşhis edenler ona gidip “Sen Mehdisin” dediğinde Mehdi bunu red edecek. Bu da Mehdi’nin kimliğinin gizliğine işaret eder. Zaten hizmeti Mehdi’nin kendisi değil cemaati ve geniş dairede ittihad-ı İslam ile dini cemaatlerin ve özellikle sayıları milyonları bulan Ehl-i Beyt seyyidlerinin katılması ile olacak. Ahir zamanda takarrub-u zaman cari olacağından mazide 100 yılda yapılan şimdi 7 yıl gibi kısa bir zamanda cereyan edecek yoğunluğa sahip. Onun için Mehdi’nin kimliği konusu üzerinde durmamak lazım. Çünkü bu kıskançlığa ve rekabete yol açacağından fitne çıkarma ihtimali bulunduğundan kader-i İlahi onun kimliğini gizlemiş. Çünkü İslam Deccali’nin keyfi-cebri-küfri-askeri rejiminin hükmettiği zamanda zuhur edecek Mehdi hizmetini perdeli ve çaktırmadan yani gaflet perdesinin en koyulaştığı bir anda yapıp gider. Rivayette bunu “Herkes uykuda iken hizmetini yapıp gider” denmiş.

      Şu unutulmalı bizim çakma Türkçemiz meramı ve muradı izah ve algılama kapasitesi çok düşük olması sebebiyle çıkacak, gelecek, inecek gibi kelimeler ahir zaman şahıslarını ifadede aciz kalır. Deccaller birden bire aniden, ansızın, isyanla başa geçer anlamında huruc edecekleri bildirilmiş. Ve öyle olmuş. Ancak Mehdi zuhurla, tedrici bir şekilde ortaya çıkar. Ki bu da hizmetin fecri, tuluu; kuşluk vakti ve öğle vakti gibi merhaleleri olmasına işaret eder. Mehdi fecri bile göremeden bu dünyadan göçer. Sadece fecr-i kazibi görür.

      Mesih ise nuzül eder. Şimdi nüzulü-inzal iki ayrı anlama gelir. Biri aniden inme diğeri ise bölüm bölüm. Tıpki Kur’an gibi. Kur’an bir gecede dünya semasını inmiş ama 23 yılda vahiyle Hz. Peygambere tebliğ edilmiş. Mesih’in hizmeti de öyle. Hatta Mesih’in Mehdi’nin son zamanına ulaşacağı bir rivayete göre birbirleriyle müttali olacakları belirtilir. Mesih’in ilk ciddi nüzulü 1945 civarıdır. Kızıl tehlikenin dünyayı tehdit eder hale geldiği zamandır. Hatta Yahudi kohenleri İsrail’in yeniden kurulmasının Mesih’in nüzulü sohnrasına olacağına işaret etmişler. Ki bu doğrudur. O da gerçekleşti. Ama Mesih’in siyasi değil de dini açıdan ilk hizmeti 1961 sonrasıdır. Hz. Mesih’in hizmetini yerine getirirken öyle çok yorulacağı ve zorlanacağı belirtilmiştir ki, çok terleyecek anlamında alının su içinde kalacağına işaret edilmiş. Böylece fasılalarla nüzul edecek Mesih’in bilmek ve tanımak sadece ve sadece akarribinin ve çok az sayıda ehl-i iman için mümkün olacaktır. Hatta 13 kişi dense yalan olmaz. Onun hem Deccalizmin ilk yatağı olan Almanya’ya bir nüzulü olacağı, daha sonra dünya siyasetinin alem-i İslam’ın lehine yardımcı olması için ABD’ye nüzul edeceği anlaşılıyor. Onun bir kimliğe bürünmesi tıpki Cebrail’in (as) Dıhye kimliğine bürünmesi gibi olacak. Netice-i kelam Mehdi Tevhid’in esaslarını ortaya koyarken ona uyacak Mesih’in dini hizmetin yanı sıra ittihad-ı İslam’ın gerçekleşmesinde siyaseten yardımı olacağı anlaşılıyor. Şüphesiz her şeyi bilen Cenab-ı Allah’tır.

      7. Şua’da seyyah-ı alemin asırları gezerken uğradığı İmam-ı Rabbani’nin medresesinde ahir zaman için söylenen söz nasıl tevil ediliyor. Bir kere daha okumanızı tavsiye ederim.

      Sil
    39. 2*Ahir zamanın küfrü öylesine eşed ve tahripkardır ki, Mehdi’nin kimliğini ortaya koyması ve göstereceği kerametle genel bir kabule mazhar olması tam ve kesiksiz ihtiyarla halis bir hidayet olamaz. Yani, Mehdi’nin kişiliğine bağlılık ve tabi olma şeklinde tanınıp uyulması kuru kalabalıkların ona uyması ve bir nevi yarı mecburiyet ile bir şekilde tarik-i hakkı ihtiyar edinmesi veya seçmesi olur. Bu ise ise matlub bir husus değildir. Onun için taklid-i iman yerine tahkik-i iman esas alınması mü’minlerin imanın ve İslam’ın güzelliğinden, hakkaniyetinden ve tam bir hak ve hikmet ile tabi olunmasını gerekmektedir. Bu da 500-700 yıllık İslam toplumundaki taklid-i imanın yerine burhanla, delille, ilimle ve de esma-i İlahi’nin talimi ile bir hidayet takdir edilmiş. Çünkü dinsizlik ve küfür fen ve felsefeden doğuyor.

      Kısaca söylersek, hidayet zatlara tabiyyet ile değil. Araştırarak, okuyarak, ilim tahsil edilerek ve sahabe mesleği ihtiyar edinilerek velayet-i kübra tarzı bir manevi inkişaf söz konusudur.

      Netice-i kelam kişi bazında değil şahs-ı manevi tarzında bir hidayet cereyanı olarak ahir zaman hizmetini anlamak lazım. Yani Deccalleri mağlup edecek fen ve felsefenin doğurduğu küfr-ü mutlakı mağlup edecek olan şahıs değil, Mehdiyet ve Mesihiyet’tir. Tevhid’in Hıristiyan aleminde kabulünün sabote edilmesi ve geciktirilmesinin sebebi ana deccal siyonizmdir. Küresel sermayenin katkısıyla. Ona da en büyük darbeyi Mehdiyet-Mesihiyet ittifakı vuracağı beklenebilir. Nitekim öyle oluyor. Yahudi parmağının bulaşığı olan nice fitneler nasıl söndürüldü. Hemen hemen her taşın arkasından çıkan Yahudi fitnesi insanoğlu tarafından sürekli bertaraf ediliyor. Zaten dini iyice dışlayan batı medeniyetinin içinde bulunduğu manevi buhran Hz. Mesih’in cemaatinin çalışması ile tedavi edileceği ve dinde İslam’a tabi olacağı anlaşılıyor.

      Sil
    40. Abdurrahim bey, eski yazılarınızda da rastladım. Bu yazınızda da
      ""Ahir zamanda takarrub-u zaman cari olacağından mazide 100 yılda yapılan şimdi 7 yıl gibi kısa bir zamanda cereyan edecek yoğunluğa sahip.""
      diyorsunuz. Zamanın hızlanmasından mı yoksa başka bir kavramdan mı bahsediyorsunuz?

      Sil
    41. "Takarrub-u zaman" pek kullanılan bir kavram değildir. Ama bununla murad edilen eskiden uzun zamanda yapılan işlerin, cereyan eden olayların medeni hayatın gelişmesine paralel olarak ve ahir zamanda çoğalması, kısa zamanda olması, meydana gelmesi, oluşması manasındadır. Yani 1 milyon insanın yaşadığı bir zamanda cereyan eden olayların, 1 milyar insan varken veya 2 milyar insan varken rakamsal olarak daha çok artacağı manasındadır. İletişimin ve ulaşımın inkişafı ile fiil,amel, olay cirosunu artırmaktadır. Eskiden Hacca 3 ayda, sonra 3 hafta derken şimdi 3 saatten gidiliyor. 10 bin kişi hacı olurken şimdi 3-4 milyona çıktı. Yani kısa zamanda uzun mesafeleri kat etmek manasında. Bir de medeni hayatın gelişmesi olayların çoğalmasına yol açtı.

      Yoksa zaman kaderin yani levh-i mahv ispata tayin ettiği gibi değişmiyor. Tayy-ı zaman kast edilmemektedir. Zamanda yolculuk gibi mana vermeyelim. Ehl-i tarikatın zamanda süluku da kast edilmiyor.

      Sil
  11. Ahir zamanda buyuk bagdattan buyuk bir alim cikacak mehdiye karsi gelecek mehdide o adami oldurecek hadi diye biliyorum.tamda bizim kacaklara benziyor. mehdi hz geldigi zaman bunlarin butun evanelerinin kokunu ic destekcileri ve dis destekcileri ile birlikte insaallah kokunu kaziyacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bağdat rivayeti yok diye biliyorum herşey birbirine karışıyor hadis yazılmamış

      Sil
  12. Siyasetci icin vatan millet hepsi palavra kendi menfatleri en ust duzeyde bizim mollalar guli guli dansi yapmaya gitti Allah cc islah eylesin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hz. Ebubekir dahil 4 büyük halife , sonraki ısırıcı ve saltanatçı halifeler bila istisna hepsi de siyasetçidir. Yani dini makamlarının yanında bir de siyasi makamları vardır. Kur’an’ın emri dini konular dışında dünyevi meseleler ve konular için yönetilenlere sorulmasını emreder. Bu da seçimle olur. Seçim siyasidir. Siyaset ve siyasetçiye palavra dersen Kur’an’ın o hükmü ve halifelerin o makamları da palavra olur. Sen bütün zamanların fetva eri misin ki siyasetçiler için palavra diyorsun. Türkiye 1918’de sıfırı tüketti. 40 yıl bu ülkede hiçbir şey yapılamadı. Göz boyama hariç Demokrasi yani hür seçimler başlayınca 150 dolar olan ferd başına gelir bugün kayıt dışı ile 20 bin dolara çıktı. Bunun baban mı yaptı deden mi? Hıncal Uluç İstanbul’dan Kilise bir yakınının bir zamanlar bir haftada gittiğini yazmıştı. Şimdi ise birkaç saat. Bunun deden mi yaptı baban mı?

      Yalnız şu husus var ehl-i hakikatin nazarında bir çakma siyasetçi, yani yiyici var bir de hizmet erbabı. Bunları ayırt etmek lazım.

      Ehl-i dinin siyasetle iştigali özellikle bu zamanda asla ve kat’a doğru değildir. Ama kime oy verileceği konusunda fikir beyan etmeleri haklarıdır ve vazifeleridir.

      Sen siyaseti sevme, siyasetçi olma amma kuyrukta yiyecek ve giyecek almak zorunda kalmak istemezsen, muasır cihaz ve aletler ve medeni hayatın imkanlarından istifade etmek istersen becerikli ve namuslu siyasetçilere sahip çıkmak lazımdır. Fatih de siyasetçi idi. Bir tarikat büyüğü olan Ebu Vefa hazretleri onu huzuruna almamış ki, dünyevi işleri ve fütuhatları yapsın ümmet istifade etsin diye.

      Guli guili dansını çıkaran bir palavracı siyasetçidir. Deccalin yamağının iktidar olmasını sağlamış palavracı siyasetçidir. Onun yolundan gittiğin belli oluyor.

      Sil
  13. Habertürk yazarı Serdar Turgut bugünlerde ABD evanjelik yönetici elitinin okuduğu bir kitabı yazmış.
    "Türkiye Israili işgal ediyor: Armageddona az kaldı- Şimdi uyanmanın zamanı."
    Yazarı Craig C. White

    Kitaba göre Erdogan incilde bahsedilen magog oldugundan, eski Asur krallarının yaptığı gibi İsrail üzerine yürüyeceğini ve Armageddon savaşının çıkacağını yazmış.
    Erdogan hakkındaki önyargının nedeni bu olmuş oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıttan saray olur mu, kumdan kaleler. Ya hayallerle hülyalarla gerçek bir mamur hayatı yaşamak. Daha olmadı lafla peynir gemisi yürür mü? Ve de Siyonist-Evangalist sözü ile ehl-i imanın seçtiği Magog olur mu? Olur mu hiç. Ama bu “Gog ve Magog” aslında hak dinlere ait ahir zamanla ilgili bir ihbar-ı gaybidir. Amma ve lakin sapık birkaç Musevi-İsevi dini cemaatin eline geçmiş kendilerine göre yontarak baktılı hak hakkı batıl gösterme sevdasındalar. Mümkün mü hiç? Erdoğan Magomuş. Yok devenin nalı. Erdoğan 1950’den itibaren hayat faslı ile başlayan ihya ve uyanışın oluşturduğu manevi-nurani atmosferin bir sembolüdür. Milletin ekseriyetinin teveccühünü kazanmış bir liderdir. Başarabilirse ki bu imkan dahilinde görülüyor, Mehdi’den sonra geleceği bildirilen ve avamın gözünde daha önemli görülen bazı hususların gerçekleşmesinde vazife alacak zattır. Elmasın şom ağızların dillerine düşmesiyle sakıt olur mu hiç? Şeytanın muhalefetine rağmen Adem’in varlıklara üstün olduğu gibi, Erdoğan Siyonist-avangelist sapıklığa rağmen misyonu üstün olmasın? Magog’muş. Aslında Gog ve Magog'un kaynağının Yahudiler olduğu İslami kaynaklar gösteriyor.

      Aslında Magog sık sık azan ve o kadar tokat yiyen Beni İsrail’in başına bela kesilen bir şahsa verilen ünvandır. Gog gibi. Onlar ahir zamanda Deccaliyetin kalplerdeki iman sedlerinin yıkmasiyle ortaya çıkacak başıboş şer güçler olan Ye’cüc ve Me’cüc’ün yani terör ve anarşiye işaret eder. Hem eski Ahit’te hem de yeni Ahit’te buna işaret var. İslami kaynaklarda ise tarifi ve huruç zamanı genişçe anlatılır.

      Aslında burada tezgah açık. Siyonistler, iğfal ettikleri Hıristiyan dini cemaatleri etkileyerek vekaletle İslam alemine ve başı çeken Türkiye’yi vurma komplosu peşindeler. Kendi emellerini, Hıristiyan inançlarını istismar ederek yutturmaya Evangelizmle başlayan siyonist Yahudiler, neoconların da yardımiyle yeni bir ifsad peşindeler. Hıristiyanlara Mesih ikinci gelişini hızlandırmak ve göğe yükselip cereyan edecek kanlı Armageddon savaşını seyretme havucunu gösterip Büyük İsrail’e konma peşindeler. Vekaletle önce İngilizleri kullandıkları gibi şimdi de Amerikalılar emellerine alet ederek Büyük İsrail’e konacaklarını sanıyorlar. Salaklar da bunu yedi. Aslında 1997’de bu iş bitmiş olacaktı ama Mehdi ülkesi Türkiye’nin uyanışını hesaplayamadılar. 28 Şubat provokasyonuna rağmen netice alamayınca bu kez daha başka fesatlara yöneldiler. İşte Magog palavrası da bunlarda biri.

      Halbuki Hıristiyanlar, dini kaynaklarında Gog ve Magog’un tarifi olmasına rağmen Yahudi fitnesini yediler. Bu Gog ve Magog’a önce Sadam ve Irak’ına yakıştırdılar. Hata Deccalin Fırat ile Dicle arasında çıkacağını söyleyip Saddam’ı Deccal de ilan ettiler. O gitti sıra Türkiye’ye gelmiş galiba. Çünkü Filistin toprakları bir nevi Türkiye yüzünden onlara iğneli beşiğe döndü. O zaman sinsice Türkiye’ye tuzak kurarak Hıristiyan dünyasında aleyhte rüzgar estirip komplolar kuruyorlar. Tabi havalarını alacaklar. Serdar Turgut’un biraz dini kültürü olsaydı onların bu çabaların beyhude olacağını bilirdi. Ve dalgasını geçirdi. Kudüs’ün fethi eli kulağında. Bu bir hattı Nurani veya siyasi veya İslami ne derseniz deyin. Kevser Suresi’nde adı geçen aynı hat üzerinde 6 şehirden üçünün Mehdi’nin zamanında yani devrinde fethine bakar. Sultanahmet-Ayasofya-Kudüs-Mekke. İstanbul ve Kudüs namazda Mekke’ye döner. Bu hat şimdi arızalı. Artık açmanın zamanı geldi. Bu benim muradım değil. Murad-ı İlahi’nindir. Çünkü Tevhid’in cihan hakimiyeti bunu bekliyor. Mehdi-Mesih el ele, bütün beşer hidayete koşacak. Bu işin bir yönü. Bir de işin tarihi mazisi var. Onu da ayrı yazayım.

      Sil
  14. Ben bu evangelistlerin bütün belgesellerine baktım ( Almanca ). Bunlar Erdoğan’ı deccal olarak gösteriyor ve Türkleri yecüc ve mecüc olarak gösteriyorlar.
    Ama incilden bir ilgimi çeken alamet oldu o belgeselde. Bunlara göre Hz İsa’nın geleceğine kadar 7 imparatorluk batacakmış. 7nci imparatorluk son imparatorluk olacakmış. ( şimdi tefsir yapıyorlar. Bütün imparatorlukları sayıyorlar ve 7nci imparatorluk Osmanlı diyorlar ) sonra bir süreliğine imparatorluk olmayacakmış yani şuanki durum ve ondan sonra 7nci imparatorluk 8nci imparatorluk olarak geri gelecekmiş ve bu imparatorluğun başındaki şahıs deccal olacakmış.
    Aslında bu alamet Hz Mehdi anlatıyor ve bunlara göre Mehdi as deccal olacak.
    Bu 8nci imparatorluk olayında dolayı bunlar erdoğana deccal diyorlar. Yani Osmanlı geri gelecek ve lider deccal olacak.
    Bu incil ayetinde şeytan eli olduğu nasılda belli oluyor ama bunlar gözleri kör, kulakları sağır hakikatı göremiyorlar.
    Hz Mehdi geldiğinde diyecekler: bakın bizim alamet suhur etti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir Selim'in aldığı emanetleri bir selim teslim edecek.
      Son şehzade Selim'i araştırın.
      Şu an 48 yasinda.

      Sil
    2. Dediğiniz eric mehmet ziyaeddin nazım mı turgut bey açıklarmısınız

      Sil
    3. Yaniliyosun su an 30 yasinda ayrica ismi Selim degil öz zati Selim yani karakteri cennetmekan Yavuz Selim han gibi sert karakterli ve son Sultan olacak o mübarek kisi Oguz Kagan atamizin son Sultan torunu

      Sil
    4. Ağalan beyler Türk hakimiyeti 1924'te çöktü bitti. Artık ahir zaman sürecine girilir ki bütün hüküm Mehdi'ye geçer. Dini temsil yetkisi ilham-ı İlahi ile ona verilir.

      Öyle olunca 1928'de ümmeti temsilden de istifa etmiş bir milletten artık bir şey çıkmaz. Çünkü komaya girmiştir. O zaman onun canlanması yani ihyası Mehdi'nin dini ihyası ile mümkün olur. Başka ilaç yok. Yani haramzadelerin gerici dediği millet yeniden ayağa kalkarsa ki kalkıyor, o zaman Mehdi'nin hizmet programında yeniden hizmete kaldığı yerden devam eder. Ama hüküm artık onda olmayacak.

      Dinin ihyası olması demek Muaviye ile başlayan ısırıcı ve saltanatçı hilafet artık geri gelmeyecek demektir. Zaten İslam seçimli bir demokratik hayat öngörüyor. Milletin yönetecek kimseyi halk seçecek. Yani bürokasi belasının hükmü hiçe inecek. Osmanlı bir iken içinden çıkan 40 kadar devlet cumhuriyetler olarak bir ittifak içinde güç birliği yaparsa o zaman hem Türkiye hem de alem-i İslam’ın diğer cumhuriyetleri kazanır.

      Ahir zamanın en büyük özelliği medeniyet, ilim, fennin inkişafı ve kalabalık medeni nüfus. Artık saltanatçı, ceberrut, dedğim dedik astığım astık hanedanların geri gelmesi muhal. Vahşet döreminin ölçüleri geçersiz olur. Muhali talep etmek veya beklemek akla zarardır.

      Oğuz Kaan atamız mı kesin belli değil. O’nun hak dini ile bir bağı ve özelliği yok. Kafir midir, mü’min mi belli değil. O atamız diye onun ne idiğü belirsiz fikriyatına tabi değiliz. Sözün kısası iman ölçüsü kişileri değerlendirmede bir mihenktir. Onunla kmişi ve olayları tartmak lazımdır.

      Sil
    5. Abdurrahim sen benim yorumlarima cevap yazma lutfen bilgilerini kendine sakla

      Sil
    6. Yonetici diger aciklamami neden yayinlamiyosun adam hz. Muaviyeye hakaret ediyo ona tahammulum var bizim hak sozumuze yok mu

      Sil
    7. Hayali Selim’in beklentisi içindeki o kan kara su.
      Bu site umuma açık. Biri bir şey yazar ve söylerse umum muhatap alınmış demektir. Ve söz hakkı doğar. Daha doğrusu 3. Şahısların zihninin bulanmasını önlemek hak olur.Çünkü bir batıl fikre karşı durmak dinen vazifedir. Senin adını yazmadım. Yani muhatap almadım. Umuma “ağalar, beyler” diye hitap ederek. Çünkü batıl bir fikri ortaya atmak safi zihinleri idlal eder, yani sapıtır. O açıdan bilmeyenleri bilgilendirmek için yazdım. Senin için değil.

      Oğuz Han’ın tam kimliği ve dini mensubiyeti belli değil. Oğuz Han bir mittir. Hatta bir şahs-ı manevidir. Adem ismi gibi, Mehmetçik ismi gibi falan. Bazıları onu Mete Han olduğunu söylemişlerdir ama buna dair bir bilgi yok. Zaten Oğuz Han diye birinin yaşayıp yaşamadığı da belli değil. Bir destan kahramanı. Ve 13. Yüzyılda Uygurca’ya o destanın ancak bir bölümü kağıda dökülünce ismi zamanımıza ulaşıyor. Dini inancı hakkında bir bilgimiz bulunmuyor.Kimliği şüpheli. Şüpheli bir ismi uyduruk bir Selim'e malzeme yapılmamalı.

      Onun için kelimeleri dikkatli kullanmak lazım. Kaldı ki Türk kavimlerinin içinden Nebilerin gelmiş olduğu akla uzak bir ihtimal değil. Ama onlara dair de tarihi bir bilgimiz yok. Bu site dini bir sitedir. Dini gaybi haberler üzerinde durur. Sana tavsiyem ırkçılık kokan Selanik Mason localarında kimi Kürt, kimi Yahudi, kimi Rus kırması Türk kimselerce ideoloji haline getirilmiş uydurmaları dini kavramlara bulaştırma. Ahir zamanın Mehdisi ve zamanının saltanat ve siyaset ve askerlikle bir ilgi ve alakası yok. O bir müceddit. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali gibi. Bir din aliminin dini ihya hareketidir. Siyasi ve dünyevi manalar verip konuyu saptırmayın. Tevhidin cihan fatihi.

      Hz, Peygamber bizim için Horasanlılar tabirini kullanır. Yani Türk milleti Horasanlılar adı ile anılmış. Diğer yorumda bunun hikayesini yazdım. Çünkü o zaman bizim şimdi anladığımız manada bir Türk milleti yoktu. Kavimleri vardı. Türk adı 8. Yüzyıldan sonra az az duyulmaya ve 10. asırdan sonra kitleler halinde İslam’a girip sahip olduğu “güç ve kuvvet” ile İslam’a büyük hizmet sağlayınca adı cihana duyulmuştur. Bugün Türk İslam’ın müteradif ismidir. Türkler o günden bugüne kadar dine hizmet gayesiyle doğru dürüst bir rahat yüzü görmedi ve zenginlik yaşamadı ve de çöktü. Mehdi’nin dini ihyası ile hem yeni ortama uyum sağlayacak ve zenginliğe kavuşacağı rivayetlerde yer alır. Maddi-manevi. Eski zamanın hikayeleri ve kahramanları ile temsiliyet devri kapandı. Öyle olunca bazı sofilerin uydurması Selim’i yine bir Mit ile irtibatlandırıp ne elde edeceksiniz. Bunun dini bir anlamı yok. Türk-İslam sentezi dersen o hikaye de tarih oldu. Hz. Musa (as) da Yahudi Karl Marks da. Ne yani şimdi bunların ikisin aynı kefeye mi koyacağız?

      Türk adı Kur’an’da geçmez. Ama 350 bin müfessirin 300 binden fazlası o malum ayetin Türklere işaret ettiğini belirtir. Bu referans bütün dünyevi ve destansı övgülerin üzerindedir. Türk'ün maddi-manevi şeref madalyasıdır.

      Bir husus daha. Hz. Peygamber gayet açık ve net olarak Türk (Horasanlıların) hakimiyetinin yani hizmetkarlığını sona ermesinden sonra hakimiyetin artık Hz. Mehdiye geçeceğini açıkça belirmiştir. O söyleyecek Türk ona tabi olacak.

      Sil
    8. Ey ehl-i Selim hayal biter hakikat baki kalır.
      1*Selim hikayesi yeni değildir. Görme özürlüsü gibi bilgi özürlülerinin keşfettiği tesellidir. Önce şu unutulmamalıdır. “Eski hal” yani eski anlayış, eski tarz, eski hayat muhal. Bediüzzaman “Ya yeni hal ya da izmihlal” demesinin üzerinden 107 yıl geçti. Ama dini ilim yetersizliğinin yanında, geleneksel tarz ve anlayış, tecdidin tamamlanmaması sebebiyle devam ettiği için birileri eski tarzın enstrümanlarını kullanmakta kendilerini mecbur sanıyorlar.

      Bunu belirttikten sonra “Selim”in son mucitlerinden biri de merhum Şeyh Nazım Kıbrısi’dir. Rivayet kitaplarından kopyaladığı bilgilerle düşünen bu zat “Madem Osmanlı’ya hilafeti getiren bir Selim oldu, yenisini de getirecek de yine Selim olur” mantığıyla hareket ederek Selim adını sık sık tekrarladı. Yeni bir Selim gelir ve hilafeti getirir düşüncesiyle şöyle demişti: “Yavuz Sultan Selim Emanetleri teslim aldığı gibi en sonunda gene Osmanlı’dan bir Sultan Selim gelse gerektir, ondan da vaktin sahibi olacak Mehdi aleyhisselam Emanetleri teslim alsa gerektir.”

      “Sultan Selim gelse gerektir” diyor. Sonra indi görüşünü de şöyle doğrulamak istiyor: “ondan da vaktin sahibi olacak Mehdi aleyhisselam Emanetleri teslim alsa gerektir.” Halbuki onun okuduğu kitaplardan aldığı bilgiyi yanlış değerlendirmesi sonucu olsa gerek bir husus atlamış. Hadisin ihbarına göre son Osmanlı Padişah’ı gider yani ısırıcı hilafet biter. Artık Halifetullah’ın (Mehdi) dönemi başlar. Ve Mehdi’ye vazife ilham-ı İlahı ile tevdi edilir. Niçin: Okuyalım. Hem de Hz. Peygamberin mübarek ağzından:
      “Nübüvvet, içinizde Allah’ın dilediği kadar devam eder; sonra dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, nübüvvet sisteminde bir hilafet olacaktır. (4 Halife devrini kast ediyor) Bu da Allah’ın dilediği kadar devam eder; ardından Allah onu da dilediği zaman ortadan kaldırır. Sonra ısırıcı bir saltanat olur. O da Allah’ın dilediği kadar devam eder, sonra Allah dilediğinde onu ortadan kaldırır. Daha sonra ceberut bir saltanat olur; o da Allah’ın dilediği kadar devam eder, ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, nübüvvet sisteminde bir hilafet olur.” (Ahmed b. Hanbel, /273)

      Son hilafet ne imiş? “nübüvvet sisteminde bir hilafet olur” Yani 5. Büyük halife. Yani Hz. Hasan (ra) ile ancak 6 ay devam edip sonradan saltanatçı ”ısırıcı halifelerin” devrinin başlaması sebebiyle yarıda kalan hilafet. İşte o hilafet ahir zamanda Mehdi ile yani Halifetullah ile devam eder. 1924’ten sonra Hilafet Mehdi’ye geçer. Çünkü Hilafet Türkler tarafından resmen terkedilmiştir. Bunu da Hadisler doğrular. Okuyalım:

      “Allah-u Teala Biz Ehl-i Beyt’e, ahireti dünyâ üzerine tercih etti. Ve muhakkak Ehl-i Beytim, benden sonra bela ve musibetlere ve zülme ve nefye maruz kalacaklardır. Tâ ki doğu tarafından siyah sancaklılar (Türkler) gelinceye kadar. Onlar gelince ekmek isterler, onlara verilmez (yâni maddeten sıkıntı içinde oldukları halde, onlara yardım edilmez), onlar mukatele (savaş) ederler ve galip olup, nusrete mazhar olurlar. O zaman istedikleri gıda yardımı kendilerine verilir, fakat onlar, tâ sancakları (hakimiyeti) Ehl-i Beytim’den bir adama (Mehdî) verinceye kadar onların yardımını kabûl etmezler (yani hakimiyeti bir tek Mehdî’ye teslim etmedikçe o reislerin gıda ve maddî yardımlarını kabul etmezler). Ve işi O’na teslim ederler. O Mehdî de hâkim olup, daha önce zulümle dolmuş olan yeryüzünü, adaletle doldurur. Sizden her kim ki o zamana kavuşursa, kar üzerinde, emekleyerek dahi olsa, şarktan çıkan o mücahidlere gidip tabi olsun”.(En- Nihaye Fil Fiteni vel Melahim, İbn-i Kesir, c.1/s.25- 1/25)

      Sil
    9. 2* Bu hadisin anlaşılmasına katkıda bulunacak bir hadis daha var. Osmanlı’nın sonu ile ilgili olarak: “Siyah sancaklılar(Türkler-Osmanlılar) kendi aralarında ihtilafa düştükleri (İttihatçı-Osmanlıcı) zaman sarı sancaklılar (Beni Esfer-yani İngiliz ve Fransızlar) onların üzerine gelir ve Mısır’ın köprüsünde toplanırlar. Ehl-i maşrık ( doğulular-Osmanlılar) ve ehl-i mağrib (batılılar-haçlılar) arasında 7 (gün veya hafta veya ay veya yıl mı olduğu hadîste belirtilmemiştir) harb olur.(Yani 1. Melheme)” (Naim bin Hammad Kitab-ul Fiten-160)

      İşte bu aşamada Hz. Peygamberin bir başka Hadisi’nde hala Halife kabul ettiği Sultan Abdülhamid vefat eder. 1918’de Osmanlı işgale uğrar. Yani siyah bayraklıların hakimiyetinin sonuna gelinir. Ve mantıken o yıl Mehdi vazifeye hazırlanır. Çünkü silahlı hakimiyet sona ermektedir. Artık tecdid ile din bir asırda ihya olacak. Bediüzzaman bu aşamaları birkaç yerde anlatır. Ve ahir zaman Mehdisinin üç vazifesi şöyle açıklar:
      “Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu (yani dinsizlik ve cereyanları ve ideolojileri), beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır...”
      “İkinci vazifesi: Hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) unvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihya etmektir. Âlem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve mânevî tehlikelerden ve gazab-ı İlâhiden kurtarmaktır...”
      “Üçüncü vazifesi: İnkılâbât-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’âniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tâtile uğramasıyla, o zât, bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır…”(Emirdağ L)

      Burada küçük bir ayrıntı var. Vazifeyi Mehdi yapmıyor: Şöyle:
      “Mehdî-i Âl-i Resulün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevîsinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlâhiyeden bekliyoruz…”(EmirdağL)
      “Hem bu üç vezâif… Âhirzamanda, Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı mânevide ancak içtima edebilir...”(KastamonuL)
      Bediüzzaman önemli bir tasrih daha yapar şöyle: “Ahir zaman Mehdisi bir şahıs değildir, bir şahsı manevidir, bir cemaatir…” Yani Mehdi cemaati, A-i Beyt’in mensupları ve diğer dini cemaatler ehl-i tarik dahil ittihad eder ve hizmeti yerine getirir. Sözün kısası bir asrı kapsayan ahir zaman hizmeti şahs-ı manevi ile olur. Hz. Mehdi’nin hazırladığı hizmetle ilgili çalışması programı olur. Bu devrede iman faslıdır. Sonra şeair-i İslam’ın yani dini sembollerin, ezan, başörtüsü, dini tedrisat gibi hususların hayata geçmesi. Yasak olmaktan çıkması dönemi. Ondan sonra geniş dairede ittihad ve diğer hususlar gelir. 1902 de başlayan bu fasıllar 50’şer yıl arayla devreye girer. Fesad komite ve şebekelerinin İstanbul’un ele geçirilerek hilafetin ve İslam’ın bitirilmesi ilgi ilgili komplo başarısızlıkla biten Yunan harbi ile başladığından Mehdiyetin başlaması zamanı 1902 oluyor.

      Sil
    10. 3*Netice-i kelam Selim sizlere ömür. Hayalden geldiği gibi hayalde hayatı sona erer. Din akıl işidir. Hz. Peygamber ile Hz. Ali’nin (ra) ihbarları çok önemli. Çünkü onlar tam ve kesiksiz bilgileri müteşabih olarak veriyor. Öyle olunca her alimin veya şeyhin veya evliyanın sözü sünnet terazisinde tartılmalıdır. Şöyle bitireyim Ali Ferşadoğlu’nun bir değerlendirmesi ile. Küçük evliyanın yani ehl-i tarikin niçin yanılabileceği konusunda:
      “Evliyalarda ilham oldukça yoğundur. Ancak bu, onlar için her şeyin gül gülistanlık olduğu mânâsını taşımaz. Zîrâ, evliyalık mesleğinin yolu çok kolay olmakla beraber çok müşkülâtlıdır; çok kısa olmakla beraber çok uzundur; çok kıymettar olmakla beraber çok tehlikelidir; çok geniş olmakla beraber çok dardır. İşte bu sırlar içindir ki, o yolda gidenler bâzen boğulur, bâzen zararlı düşer, bâzen döner, başkalarını yoldan çıkarır.
      İlham yoluyla ulaşılan bilgiler, değerlendirene göre bâzân yanıltıcı olmasının sebebi; maddî âlem ile gayb, mânâ (metafizik/enerji boyutları) âlemin hükümleri ayrı ayrı olmalarıdır. Tefrik ve temyiz edilmezse hatlar karışır, yanlış yollara sapılır, sapıtılır veya saptırılır.
      Meselâ, bir odanın dört duvarına dört büyük ayna yerleştirilse, oda fevkalâde geniş bir meydan gibi, veya oda içinde oda görünür. Eğer, izleyici, “Odamı bir meydan kadar geniş görüyorum” deyip ona göre hareket ederse, isâbet eder. Çünkü öyle görüyor. Şâyet, “Odam bir meydan kadar geniştir” derse, yanlış hükmeder. Çünkü, misâl (görüntü) âlemi ile hakikat âlemini biri birine karıştırıyor.”

      Ahir zamanın küfür cephesinde Mesih-i Deccal ve Mesih-i Süfyan 4 devreli şer saçarken, Mehdinin daha doğrusu Mehdiyetin de 3 devresi vardır. Mesihin hizmeti çok kapalı ve karmaşıktır. Ve hizmetini tamamlamak için çok ter ama çok çok ter dökeceği anlaşılıyor. Mehdi ile ona yapışık çıkan Kahtani ile birlikte hizmet ederler. Son aşamada Cehcah söz konusudur. Bu daha çok ittihad-ı İslam, Mesih-i Deccalin Lut Gölü civarında Mesihiyet ile ortadan kaldırılmasında hizmeti olur. Ama esas olan Mehdi’nin programıdır. Ve onun iman faslı bütün hizmetlerin fevkinde ve önündedir.

      Mehdi’ye her hizmet dönemi için ayrı ünvanlar verilmiştir. Cabir-Mensur-Haris gibi. Bunların bir kişi ile ifade edildiği görülür. İnanmayın. Mehdiyet iki kez bölünür. Bu bölünme Süfyan’ın rejim-i bid’asının kılıcı ile olur. Yani askeri gücünün uyandırdığı fitne ile. Bunun ilki siyasi bir dinci parti, ikincisi dini kisvekli bir cemaat veya çete ile. Bu sayede Süfyanın rejiminin ömrü Mesih-i Deccali göre 20 yıl kadar daha uzun olur. Rivayete göre Süfyan-süfyaniyet bir kilisenin bulunduğu bir meydanda boğazı kesilerek yani sesi soluğu kesilerek tamamen ortadan kaldırılacak. O kilise meydanını hatırladınız mı? O kilise Fatih’in vasiyetindeki kilise. Rivayet yapıldığı zaman orası hala kilise olarak bilindiği için ravilerin çoğu kilise demiş. Anladınız mı? Bediüzzaman’ın yerine gelmeyen 3. Şartını ifade eder. Sahi orası neresi?

      Sil
    11. Hz. Muaviyeye hakaret edersen bize mecburen uyarmak duser sahabei kiram dan hangisi olursa olsun dil uzatmak kimsenin haddi degil Oguz kagan mit degil Zulkarneyn as Oguz Kagandir Suleyman as gibi dunyanin tumune hakim olmustur
      Sahsi manevi diye birsey yok ayrica

      Mehdiyet sufyaniyet deccaliyet bunlarda uydurmadir
      Mehdi as Isa as sufyan sufyani deccal gercek birer sahistir

      Sil
    12. 1*Sen cumhuriyet çocuğusun. Mekteplerde öğretilen batının kavram ve ıstılahları ile kafan çalışır. Milli ve dini değerlerden anlamaz-çakmaz. Olaylara batı felsefesi, düşünce ve hayat tarzı ile bakarsın. Ve ayrıca 1923 öncesi her şey inkar edildiği için tarihini de anlayamazsın, kültürünü de, medeniyetini de. Çünkü artık batının kuyruk tabiiyetinde taklitle bir medeniyetin mensubiyeti başlar. Bunu belirttikten sonra cumhuriyet Türkçesini de eleştireyim. Cumhuriyet nesillerinin kavrama ve anlama melekesi kelime haznesinin azlığından dolayı çok zayıftır. Yabancı dil ile Osmanlıcayı bilenler hariç.

      Öyle olunca dini ve milli kavramları anlamada ve bilmekte Everest tepesine tırmanmaktan daha zordur. Örnek mi? İşte sen. Çünkü bir halife var bir de hilafet var. Nebi var, nübüvvet var. Evliya var evliyalık var. Osman var Osmanlı var. Anlamazsın. Biri tekil isim biri şahs-ı maneviyi temsil eden sistem veya makam ismi. Mehdi Halifetullah’tır. Bir devir açar. O devrin adı Mehdiyettir. Şahs-ı manevidir yani tüzel kişiliktir. Onun gibi deccal var, deccaliyet var, süfyan var süfyaniyet var. Rivayetleri iyi okursan Mehdiyetin Süfyaniyetin bid’a rejimin ıslah ederek ortadan kaldıracağını haber verir. Bir asırda.

      Sonra Hz. Muaviye (ra) sahabedir. Onun içtihad hakkı ve reyi var. Ben hiç adını anmadım üstelik içtihadını da eleştirmedim. Seni öfkeden ne yapacağını anlamadığın için kıt Türkçe anlayışınla iftiraya kalkışmışsın. Ben Hz. Peygamberin hadisini verdim. Hakiki yani raşid halife 4 kişidir. 5. Mehdi’dir. Şu an hilafet Mehdi’nin üzerindedir.

      Sonra şu sahabe düşmanlığı uydurman var. Meseleyi Muaviye ve Hz. Ali (ra) içtihadı noktasından bakmak aklına gelseydi ki onu bilemezsin, sahabe ihtilafı hakkında bilgin olurdu. O içtihad ayrılığı şu. Al-i beytin reisi Hz. Ali (ra) ve onun neslinden gelenlerin hepsi adalet-i mahzı savunur. Muaviye gibileri ise adelet-i izafiyeyi. Bu mesele şöyle izah edilir. Hz. Ali’nin reyinde, bir gemide 10 kişi bulunsa ve bunlardan 9’u cani biri masum olsa o gemi batırılamaz. Hz. Muaviye (ra) ise izafi adaletin savunucusu olarak bir gemide 10 kişi bulunsa ve bunlardan biri cani, 9’u masum da olsa o gemi batırılır. Bu farklı iki içtihattır. Ve ikisi ile amel edilir. Siyasi makam sahipleri izafi adalet gereği bir cani için 9 masumu öldürmekten korkmaz. Al-i beyt mensupları ise takva cihetiyle 9 cani de olsa bir masumun canı yanacağı için geminin batırılmasına şeriata aykırı görür. Mesela bir adamın 9 günahı bir hasenatı olsa onu tekfir edemezsiniz. Ama Hz. Muaviye’nin içtihadına göre bu hemen kötü ilan edilebilir. Bu içtihad farkının kaynağı ne? Hz. Osman’ın şehit edilmesini bahane eden Muaviye ve yandaşları o olaya karışan cani ile ailesini hatta aşiretini suçlayarak cezalandırılmasını ister. Hz. Hasan (ra) halifeliğe seçildiğinde Muaviyenin bu izafi siyasi işleriyle uğraşmak yerine hem kan dökülmemesi hem de hakiki hilafet olan dini hakikatlere hizmeti ihtiyar edinir. Ve o izafi hilafeti bırakır. Ama ondaki raşid hilafet şehadeti sebebiyle devam etmez. Onun için bir daha raşid hilafet ancak ve ancak Mehdi ile ihya ve devam eder.

      Sen cumhuriyetin çorak eğitimi ile yetiştiğinden bunları bilemezesin bir. İkincisi Hz. Peygamberin hakiki hilafetin Hz. Ali’den sora son bulacağını gaybaşina gözle bilip söylerken hayıflanarak “Ne yazık ki” der ve hakiki hilafetin 4. Halifeden sonra biteceğini haber verir. Hz. Peygamberin hükmi ömrü 92 yıl. Yani kendisinden sonra gelecek ve 30 yıl sürecek raşit 4 halife ile hayatının devam edeceğini Allah’ın bildirmesi ile haber vverir.
      Hz,. Ali’nin (ra) dayandığı adalet-i mahza esası şu ayete istihad eder: “"Hiç bir günahkâr, başkasının günahını çekmez.” Bu ayet Fatır, Nur ve Lokman surelerinde geçer.

      Bir daha meseleleri anlamadan ortaya çıkma ortada kalırsın.

      Sil
    13. 2*Sen Zülkarneyn kimdir bilir misin?. Ne zaman yaşamış ve ne yapmış? Onun vazifesinin ne olduğu. Falan filan. Turani kavimlerin dini inancını ile ilgili bir tek dini kaynak yoktur. Dinlerinin ne olduğu meçhul. Ancak onlara da Peygamber geldiği bazı ipuçlarından anlaşılmaktadır. Ama kimdir, neyin nesidir bilmiyoruz.

      Zülkarneyn Araptır. Yemenli bir hükümdardır. Hem doğuya hem batıya hem de kuzey-güneye sefer yaparak iyileri koruyup, kötüleri cezalandırmakla görevli bir hükümdardı. Kur’anda kısası vardır. Mit bir isim olan Oğuz Han veya nam-ı diğer Mete Han (ki bu da şüpheli) ile yakından uzaktan bir alakası yoktur. Mitolojide adı geçen biri. Neyin nesi tam bilmiyoruz. Dini var mı yok mu bilmiyoruz. Zaten Turani kavimlerin yazılı bir medeniyeti yok? Hukuki ve medeniyete dayalı bir hayatları da yok. Göçebe kültürü ve geleneği ile Orta Asya steplerinde göçebe bir hayat yaşayarak hayvancılık ve tarımla geçinmişler. Bizim İslam öncesi Turani kavimlerle ilgili ilmi bir çalışmamız yoktur. Yahudi müsteşriklerin özellikle Turani kavimlerini çalışma konusu yapıp fitne için bilgi toplamışlar. Hatta Yahudi bazı yazarlar roman bile yazmışlar. Yani kafalarına göre bir Türk tipi uydurmuşlar. Biz ise araştırma yapmamış Yahudi müsteşrikçilerin (doğu bilimcilerin) bilgilerini alıp onların verdiği gazla şişinip durmuşuz. Senin gibileri de Zülkarneyni Türk bile ilan etmesi hayrete düşürüyor. Zülkarneyn’e sahip çıkan çok. Kimi onu İskender-i Rumiye benzetirken kimi bilmem kimin kimliğini giydirmiş.

      Hz. İbrahim’in döneminde yaşadığı kuvvetle muhtemel olan Zülkarneyn batı seferinden sonra ta Çin’e kadar gittiği ve medeni hayat süren Çin ile Hintlilere tecavüz ederek ağır zayiat verdiren Moğol-Mançur eşkıya kabilelerinin oluşturduğu Ye’cüc ve Me’cü cezalandırıp medenilerini korumak için bir rivayete göre Çin seddinin ilkini inşa ettirmiş. Yani tarihe geçen Ye’cüc ve Me’cüc taifesi Moğol-Mançur kavimleri olduğu görüşü ağır basmaktadır. Bunun gibi bir seddi de yine mütecaviz bazı kavimlere karşı Kafkasya’da inşa ettirdiği de rivayet edilir.

      Yani senin anlayacağın Selanik menşeli menfi milliyetçilikle Türk’e ün ve şan yakıştırma numaraların sökmedi. Halbuki İslam’ın en kalabalık milleti Türklerin övünçlerinin tamamı İslam’a mal olmuş. Kur’an işari olarak övmüştür. Böyle palavradan kahramanlar üreterek bunu gölgeledin. Şimdi Hz. Nuh’tan itibaren Türklerin Ortaasya’da türemesi, zor şartlarda yaşaması, geniş steplerde hayat sürmeleri tahminen 3-4 bin sene ne eğitimi aldığını bir öğrenebilseydin buna tenezzül etmezdin. Kaldı ki Türklerin Yenisay (Adronovo) denen kültürünün 3-4 bin yıl önce doğduğunu falan öğrenseydin daha iyi olurdu.

      Yasef’ten başlayrak Türkler 3000-3500 yıllık bir eğitimiden geçer. DNA’larına bazı özellikler işlenir. Kader-i İlahi tarafından. Ve medeni bir hayatı olmayan bu insanlar sonra bir gün gelir Alem-i İslam’a hizmet için gerekli güç ve kuvvet eğitimi almasın sonucu insanlığını iki önemli imparatorluktan birinin kurma şerefine nail oldular.

      Hal böyle iken kalkmış oradan buradan tip aşırıyorsun. Yakışır mu bu Türklüğe.

      Sil
    14. İnsanlar malum vakti beklerler.Mevla’dan ferman çıkınca ayların en şereflisinde (ramazanayı) zuhur etmek için izin çıkar.Değerli ashabının havassıyla beraber Şam’ın Ğuta’sına (sulak ve ağaçlıklı yerine) gelirler.sonra yolculukları Antep’e uzanır ve arap kabileleri orada toplanır.Korunmuş olan KONYA’ya vardığında OSMANLI kapısının başı, Rahim’in/SELİM’in samimi SİN’inin izniyle kendi isteği ile gönül rızası ile onun huzurunda toplanır.
      Orda yemin ehlinin fetihlerini mühürleyen feth-i Mübin husussunda emirlerin ittifakı vardır.Asıl kaynaklarda vaat edilen bu fetih,Beyt-i Makdis’in azıklarının hazinelerinin geri iade alınması,Roma’nın harap edilmesinden sonra nakledilen hazinelerinin alınması ve altın kilisenin yıkılması içindir.Orası(Roma)Mim’in(Mehdi’nin) ordusunun ganimet olarak alaçaği şehirlerin en büyüğüdür.
      EŞ-ŞECERETÜ’N-NUMANİYYE Fİ’D DEVLETİ’L OSMANİYYE…Sayfa/150-151
      Selim’in ismimi, kendimi selim…hayel mi? hakikat mi? Zaman'ı gelince anlaşılır …
      Oğuz Kaan bizim atamızdır..töresi öğretileri mümin ve muvahhid olduğunu gösterir..
      Bir kişinin 99 cüz’ü küfrüne bir cüz’ü imana işaret etse biz onu mümin görürüz.İmam Gazali (ks)
      Oğuz Kaan ve Zülkarneyn gerçeğini..sırların açıklanacağı gün öğreniriz.
      “Yevme tubles serâir(serâiru)./ Sırların orta yere çıkarılacağı gün.”Tarık/9

      Sil
    15. Abdurrahim senin kadar cahil ayni seyleri durmadan tekrarlayan 19. Yy den cikamamis bir insan daha gormedim. Imami Gazalinin dedigi gibi cahil cuhelayla tartisma onlarin kafatasindan iceri birsey sokamazsin

      Sil
    16. Zulkarneyn as yani Oguz Kagan Ibrahim as soyundan gelir yani Efendimiz sav dedelerinden olan Hasim soyundan Oguz Kagan soyundan gelen Yemani de Yemen kokenlidir lakin Turk tur Arap degil yani anlayacagin Mehdi Turktur hem de Kureyş tir

      Sil
    17. Amacim Turklugu yuceltmek degil hakikati soylemek
      Hz. Ibrahim soyundan gelen Oguz Kagan Efendimiz soyundan gelen Mehdi ayni zamanda Abdulhamid soyundan gelen
      Bu sebeple Osmanli ecdadimiz Kureyştir hilafet nasil gecer yoksa Osmanogullarina....

      Sil
    18. garipmiş
      Önce şunu öğren. Muhyiddin-i Arabi der ki: “Bizim makamımıza gelmeyenler bizim gibi olmayanlar bizi anlamazlar” Yani onun gibi olunca onun dedikleri anlaşılır. Roma’nın tahribi olur mu olmaz mı bilmem ama asla ve kat’a Mehdi’nin böyle bir barbarca tutumu olmaz. Çünkü o bir ehl-i şefkat biri. Gözü dönmüş eski zaman kan dökücüleri ile bir ilgisi yok. Bir müceddit. Onun zamanında Roma feth olur. Manevi bir cihad ile. Belki Mesih’in dini hakka kabul ettirmesiyle. Aslında Vatikan bizi kafir olmaktan çıkaralı tam tamına 56 yıl oldu. 1962 2. Vatikan Konsülü kararları ile. Ve o tarihten beri Papalar dini günlerimizi kutlar. Hıristiyanlar, ta Pavlus zamanında beri uygulanan tahrifattan Mesih’in yardımiyle kurtulmadıkça İslam'a yönelemez. Bu da Yahudi Deccalin katli yani siyonizmin temizlenmesi sonrası Papalık yani Katolikler ilk önce Müslüman Hırisityan vasfını kazanacaklar. 10-15 yıl içinde. Avrupalı Kardinallerin Tevhid için 1984 kararı var. Yahudi ağırlıklı küresel sermaye ve ABD devreye girerek bunun açıklanmasını durdurdu. Üstelik Papa’ya baskı yaparak 1985 tarihinde “Yahudiler Hz. İsa’ya (as) işkence yapmamıştır” açıklaması bile yaptırıldı.

      Oğuz Kaana bir mittir. Destanda adı geçen biri. Ve o destana göre şarapçının teki imiş. Senin Peygamberin şarapçıymış. Bilmiyorduk öğrendik. Çünkü 13. Yüzyılda kağıda dökülen destanda şöyle denir:“Bu çocuk anasının göğsünden bir defa süt içti, bir daha içmedi. Çiğ et, aş ve şarap istedi. Dile gelmeye başladı. 40 gün sonra büyüdü, yürüdü, oynadı. “

      Anlayacağın biraz Hz. İsa (as) bir kopyası gibi bir şey. Yalnız ne şarabı istemiş öğrenemedik. Görürsen bir sor. Emi. Biliyorsun şarapçı Bektaşiler de var. Akşamdan akşama içerlermiş.

      Selim diye biri yok. Mehdi’nin öngördüğü Cemahir-i müttefikanın ihya edeceği Hilafet-i Muhammediye’nin bir nevi şura olma ihtimali var. Meşihet Dairesi’nin bizim Diyanet’in olması da akla uzak bir ihtimal değildir. Ezher de olabilir. Hilafet iki makamdan oluşur saltanat ve meşihat. Cemahir-i Müttefika konseyi siyasi tarafını Diyanet de Meşihet tarafını temsil etme gibi bir örnek söz konusu.

      Mazideki tasavvuf evliyanın istikbaldeki halleri kendilerine göre tarifi konuya açıklık getiremez..

      Sil
    19. Okan Aksu
      Bizim ferden ve millet olarak biyolojik kimliğimizi takdir yani tayin eden Cenab-ı Allah’tır. “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da birbirinizi tanıyasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, en ziyade takvâ sahibi olanınızdır. Allah ise her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” (49/9) Yani milletlerin, insanların birbirine üstünlüğü yoktur. Kişinin ve milletlerin değerini takva belirliyor.

      Unutulmasın Hz. Peygamberin teşrifinden önceki devir Araplar için cahiliye devri idi.Onun gibi bizim de İslam öncesi atalarımız cahiliye dönemi Türkleridir. Kaldı ki Türk diye bir millet ırk ve kavim yoktur. Millet vardır. Ortaasya kavimlerinin birleştiği son milli kimliği Türklüktür. Bir millet adıdır. Daha önce askeri fetihle birliktelikler kurulmuş ve başka ad verilmiş. Böyle olunca falan zamanda yaşamış falan kimse atamızdır ama uhrevi kimliği konusunda bir bilgimiz yoktur. Yani Türklerin tarih boyunca homojen bir sırat-ı müstakim kimliği yoktur. Diğer milletler gibi. Kafir hiçbir Türk’ü atamız diye sayamayız ve sevemeyiz.

      Türklükle, kavmiyetçilik manasında Türkçülük eş anlamlı değildir. Türklük bir milletin yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri. İslam bu Türklüğü red etmiyor. Çünkü Türklerin bütün değer ve övünçleri hem İslam’la imtizaç etmiş hem de İslam’ın hanesine ve tarihine geçmiş. Böyle olunca Türlüğü karşı olmak demek bir nevi Türk düşmanlığıdır. Müslümanların içinde en kalabalık ve çoğunluk Trüklere aittir. Hatta denebilir ki İslam bir nevi Türkler için gelmiştir. Öyle olduğu içindir ki 900’lü yıllardan başlayarak 20. Yüzyılın başına kadar İslam’ı onlar koruyup bayraktarlık yapmışlar. Bu şuur yeni nesillerde yok. Süfyan’ın keyfi-cebri-küfri uygulamaları yüzünden.

      Kavmiyetçilik manasındaki Türkçülük ise Rahmani değil şeytanidir. Çünkü bu alemlerde ilk ırkçı şeytandı. O Adem’in üstünlüğünü kabul etmeyince kafir olarak affa uğramayacak şekilde lanetlenmiştir. Sonra bunun yeryüzünden ikinci kez tekrarlayan Beni İsrail’dir. Biz onlar gibi değiliz. Zaten ırkçılık manasındaki Türkçülüğün doğum yeri Selanik Mason localarıdır. Ve doğuran da Türk değil. Ebeleri Siyonist-masonlardır. Türkçülük Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkan 3 cereyandan biridir. Ve o imparatorluğun yıkımında asli görev almıştır. Öyle ki İslam deccali Türkçülük ve Batıcılığı birleştirerek küfrü hakimiyetini tesis etmiştir.

      Mesele bu. Hz. Mehdi Arap’tır. Hz. Peygamberin soyundan gelir. Yani Al-i Beytten. Türkler aşağı yukarı bin yıllık İslami hakimiyeti getirir sonunda Mehdi’ye devredecekleri bütün rivayetlerde var. Nasıl mı? Dinden ayrılarak ve siyasi temsilcilikten istifa ederek. Ondan sorası artık hüküm Mehdiye geçer. Dini ve peygamberi temsil görevi ona kalır. Hz. İbrahim Arapların atasıdır. Sam’ın soyundan gelir. Biz Yasef’in. Bilgilerin hatalı, tashihine ihtiyaç vardır. Abdülhamid Osmanlı ve Osmanlı’nın ağır basan görüşe göre Uygurdur veya Uygur coğrafyasından gelmiştir. Bu konu ihtilaflı. Amma hiçbir Türk Hz. İbrahim’in soyundan gelmez. Süfyan sonrası kafalar karışınca ortaya böyle ırklar-milletler koalisyonu gibi sapık ve garip bir kimlik ortaya çıkıyor. Unutulmasın ki Tevhid dini esasına alan din Haniftir ve Hz. İbrahim ile başlar. Ondan sora gelen dinler de haniftir. Bu Kur’an’da yer alır.

      Ahir zaman fitnesinde Türklerin ıslahı ve dini noktadan tecdidi hizmeti Mehdiye aittir. Yani kimliğini kaybeden Türk’e kimliğini geri verecek olan Mehdi’dir. Ve bu bir asırlık mücadele sonucu gerçekleşir. Eskiden bu ülkede Müslüman’ın niteliği “Gerici-Mürteci”. Bilgilerini tashih et. Türk adam olmadan yani ikinci devresi başlamadan İslam alemi istiklaline kavuşamaz.

      Sil
    20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    21. Mesajın yüklenme saatine baktım. 04.41.. Sahur yapılmış, sabah namazı kılınmış.. İftar öncesi saati olsa asabiyete vereceğim. Yazılara eyvallah ama hitap böyle olmamalıydı. Ramazan vakti sansür de nahoş.. La havle deyip sustum. Hoşça kelam zor mu ki?

      Sil
    22. Mustafa kardeş tamam iyi de adamın saçmalamasına nasıl cevap verilsin herkes tutturmuş Abdurrahim çok sert cevaplar veriyor iyide kardeşim herkesin bir kutsalı var bir çizgisi var ona saldırırsanız hele mesnetsiz saldırısanız alacağınız cevap bellidir.Ben Abdurrahim ağabeyimize hak veriyorum geriye dönük cevaplarına bakın adam defalarca anlatmaya çalışmış anlamak istemeyenler dikkat edin hep aynı kişiler ve saldırınca alınan cevaplara ya çok sert oldu daha kavli leyyin olsaydı falan...arkadaş bunun alayacağı cevap böyle olur... Kurdun ıslahı hikayesi gibi...Çokgüngör Ağabey durmak yok yola devam zevkle takip ediyorum Allah feraset basiret ve zihin açıklığınızı versin :)

      Sil
    23. kırıcı yazı olmuş
      evvela hz ibrahim israilde denen hz yakub un dedesidir
      hz yakup ve 12 oğlu mısıra göç ediyor yahudi kaynaklara göre 250 yıl kadar orada kalıyorlar(bu yanlıştır çünkü hz musa ile mısırdan çıkan yahudi nufus tarihlere göre 100.000 üstündeydi 250 yıda bu kadar artamazlar üstelik firavun tarafından erkek çocukları öldürüldü israiloğullarının mısırda kalışları 1000 yıldan az değildir.....yahudilerin takvimi şu anda 5780 gibi bir rakam bu takvimin 2250 li yıllarında mısırdan çıktıkları söylenir
      bu takvimin hz musadan öncesi fictiftir
      bu takvime göre hz musa(a.s) günümüzden 3500 yıl önce mısırdan çıkmıştır yani M.Ö 1500 lü yıllarda israiloğulları mısırdan çıktılar
      bunun üstüne 1000-1200 yıl daha koyarsak hz ibrahim(a.s) M.Ö 2500-2700 lü yıllarda yaşadı
      hz ibrahimin yaşadığı yıl ile ilgili hata bence hammurabinin nemrut zannedilmesinden kaynaklanmaktadır
      bunun izahıda ya hammurabi nemrut değildir yada hammurabinin yaşadığı yıl hatalıdır
      aynen bizim edebiyatımızdaki köroğlu gibi
      köroğlu aslında iki kişidir
      biri hakiki eşkiya ruşen ali
      biri ayvazla saz çalıp dilenen köroğlu
      bu ikisi zaman içinde birleşip tek bir köroğlu olmuşlar
      hz ibrahimin(a.s) zamanında yaşayan nemrut büyük ihtimal hammurabi değildi
      oğuz hanın budanın zerdüştün sokratın peygamber olduklarına dair rivayetler vardır ancak bir rivayete göre 124000-ila 224000 arasında peygamber(a.s) geldiği rivayet edilirki peygamber olan birine değil demek veya peygamber olmayan birine peygamber demek küfrü mucip dir denilmiştir
      her birimizin neslinde en az 2 peygamber dedemiz var
      hz lut ve hz nuh(a.s) meselesinde olduğu gibi peygamber evladı eşi olmak insanı kurtarmaz
      türk mevzusuna gelince

      Sil
    24. 2-benim gördüğüm moğollarla türklerin tarihi karıştırılmış
      anadoluya gelen türkler diriliş dizisindede gördüğünüz gibi dinleri için onların önünden kaçanlardırki bunların içinde mevlana nın babasının şeyhi ve ahmet yesevinin müridanı moğolların şehit ettiği veli tıraş namlı necmeddin kübra(r.a) ve talebeleri vardır
      bunlar dinlerini diyanet lerini korumak için buralara hicret ettiler
      birimizin diğerine moğol demesi diğerinin ona ermeni demesine sebebiyet verir gereksiz ve tehlikeli bir tartışmadır
      anadoluya gelen istila eden 3 moğol komutan vardır bunlar
      baycu noyan kösedağda selçuklu ordusu karşısından çekildi selçuklu moğollara vergi verir hale geldi
      abışka han baycudan sonra konyaya kadar anadoluyu çiğnedi
      abaka han bu kişi bizans tekfurunun kızı ile evlenip anadoluyu ezdi özellikle memluk sultanı baybars ile ordusunun elbistanda yaptığı savaşı kaybetmesinin sebebini ordusundaki selçuklu askerinden bildi bunları katlettiği gibi milyona yakın anadoluya göç eden türkü ya öldürdü ya zincirleyip yanında götürdü
      yani müslüman türklerle moğollar asla dost olmadı
      ancak moğolların yanında yer alan bazı türk kabileleride oldu mesala varsakların bu grubdan olduğu bazı kayıtlarda geçer
      moğollar türk değildir sarı ırktandır onların son temsilciside emir timurdur
      timurun 5 atası ile cengizin 3 atası aynı kişidir
      sivasda bize dokunmasın müslümandır diye rahlelerinde kuran taşıyan yüzlerce kuran talebesi çocuğu fillerle ezmiştir
      yine sivasta teslim olan binlerce kişiyi kanını dökmeyip diri diri toprağa gömmüştür
      ama ne çareki bazı nakşilerde ben kendisine bir saygı gördüm
      bir şahsın imam nakşibendi(r.a) ile görüşmesi zulmüne beraat vesilesi değildirki
      bu timurda anadoludan giderken yanında 100.000 den ziyade anadolu türkünü zincirleyip götürürken bunları erdebilde şah ismailin dedelerine teslim etmiş bunlar şiileştirilmiş ve anadoluda şii harekatı bunlarla başlamıştır

      Sil
    25. Okan Aksu
      İkinci konuya gelince. Yani benim cahilliğime. Önce terbiyeni takınacaksın. Çünkü elif ile merteği birbirinden karıştırıp gülünç duruma düşüyorsun. Şu sözlerin ne hakikat ne de gerçekle bir ilgisi yoktur:
      “Zulkarneyn as yani Oguz Kagan Ibrahim as soyundan gelir yani Efendimiz sav dedelerinden olan Hasim soyundan Oguz Kagan soyundan gelen Yemani de Yemen kokenlidir lakin Turk tur Arap degil yani anlayacagin Mehdi Turktur hem de Kureyş tir”

      Bunun tarihi hiç bir doğruluğu yoktur. Hz. Peygamber Hz. Ali’yi (ra) göstererek “Mehdi bunun soyundandır” buyurmuştur. Bu da Mehdi’nin Arap olduğunu gösterir. Yani Mehdi hem ana hem baba tarafındna Hasan-Hüseyn'in soyundan gelir. Senin Selanik Hanedanı’nın tarihi dolmuşuna geldiğin anlaşılıyor.

      Hz. İbrahim Sam’ın çocuğu hatta önce Kuzey Irak’tan Urfa’ya gelir. Sonra Filistin’e göç eder. Kabeyi inşa edendir. O sırada Yasef’in çocuklarından olan Horasan kavimleri ise Ortaasya’da yaşıyor ve dünyadan haberleri, dünyanın da onlardan haberi yoktu. M.Ö 3000-3500. Yani 5 bin yıl önce. Hatta denebilir ki Arap, Beni İsrail ve Sami diğer kavimler Ortadoğu’da varken ne Türk ne Türk adı hatta Turan kavimlerin adı yoktu.

      Unutma ırkçıların bir manada Türkçülerin karakter atası şeytandır. Onun affedilmeyen suçu ise ırkçılıktır. Öyle olduğu için cennetten kovulur. Onun işi gücü insanları Allah’a itaatten ve ibadetten alıkoyup kafire çevirmektir.

      Sana bir hafta mühlet. Yoksa seni şeytani ve taife-i mertekten ilan edeceğim. Hodri meydan. Git Kürt Ziya Gökalp’i mezarda mı bulursun, Kemalist Yusuf Akçora’yı mı, Türkçülüğün ilk banileriden ünlü Türkçü Rus Yahudisi’ni mi bulursun kimi bulursan bul imdada çağır.

      İstediğin ilim adamına danış, tarih oku böyle bir saçmalık görülmemiştir. Ve bu iddiayı sürdürmek bir nevi münafıklık veya küfrüdür. İspat et sana bütün mal varlığımı vereceğim. Yoksa senin müseccel cahil-i eçhel ilan edeceğim. Bir hafta mühlet sana.

      Bu site gaybi haberler sitesi. Meçhul olanı karınca kaderince ortaya çıkarır. Cehl-i mürekkep sergilemez. Senin doğru ve sahih bir bilgin olduğunu ispatlaman için için Oğuz Kaan denen hayali zatın veya Mete Han’ın Hz. İbrahim’in soyundan ispatına dair ilmi ve tarihi delil getireceksin.

      Bak Oğuz Han Çinlinin veya Moğolun veya Japon’un veya bir Tatar’ın soyundan gelmiş olabilir. Ama asla ve kat’a Hz. İbrahim’in soyundan gelmez. Sen biraz dinler tarihi oku. Hadi hodri meydan. Unutma cahilin aklı yoktur. Aklı olmayanın imanı da olmaz.

      Zülkarneyn için Kur'an'ın dışında başka tarihi bir delil yok. Zülkarneyn bir Arap'tır. Ve Ye'cüc ve Me'cüclerin sonunu getirmiştir. Ahir zamanda Ye'cüc ve Me'cüc’ün yeniden ortaya çıkacağı rivayetleri vardır. Ve öyle olmuş ve de önce Türklerden çıktı. Anadolu'dan 1961 sonrası. Keyfi-cebri-küfrü uygulamalar sonucu nesillerin dinsizleşmesi ile. En çok anarşist bu topraklar çıktı değil mi? Unutma bilgiçlik taslamak da bir nevi ilmi Ye'cüc ve Me'cüc’lütür.

      Sil
    26. Abdurrahman efendi anladigim kadariyla bana sovmus saymis. Gelen yorumları görüncede yazısını silmiş. Okuyamadığım için kendimi savunacak durumum yok. Kötü söz sahibine aittir diyor şu mübarek günlerde onu Allah'a havale ediyorum. Hakkımida helal etmiyorum....

      Sil
    27. "Sana bir hafta mühlet. Yoksa seni şeytani ve taife-i mertekten ilan edeceğim."


      Her mesajında en az bir yada daha fazla hakaret var.
      Şeker hastası filanmisin.sinirlerinemi hakim olamıyorsun.
      Yahu biraz sakin ol.
      Insanca aşağılamadan cevap ver insanlara.
      Tamam senin her dediğin doğru, bizim alayımız cahiliz. Asagilayip durma, öğretmeye çalış bize

      Sil
    28. Selamun aleyküm…Milleti İbrahim..

      Tarihçiler “Beni İshak” diye isimlendirilen kimselerin Osmanlı Türkleri olduklarını belirtirler. Müneccimbaşı tarihinde (Osman Gazi’nin babası) Ertuğrul Gazi’nin nesebi hakkında bilgi verirken şöyle denilmektedir: “… İdris Bitlisi ve Müverrih Ruhi’ye göre, Hoca Sadettin Efendi de onlara uyar, Ertuğrul’un nesebi Ays bin İshak bin İbrahim aleyhisselama ulaşır… Bir rivayete göre Koy Han-Kayı Han Ays bin İshak bin İbrahim aleyhisselamdır.“ (Müneccimbaşı Tarihi 1. cilt, s. 52, Tercüman 1001 Temel Eser) Ahmet Cevdet Paşa Süleyman Şah’ın soyunun kırkıncı göbekten İshak Peygamberin oğlu Ays’a ulaştırır.
      Altarnatif bir bilgi!Tevrat,İncil tahrif edildi de tarih edilmedimi?

      Kimin Ümmetindensin?...Muhammed (as)
      Kimin Milletindensin?...İbrahim (as)
      Bize çocukken böyle öğretilmişti…

      “Ahmaklıkla kendisini rezil edenden başka kim İbrahim'in milletinden yüz çevirir? And olsun, Biz onu dünyada seçkin kıldık; âhirette de o iyi ve hayırlı kullardandır.”Bakara/130

      Sil
    29. (ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR 6 Haziran 2018 04:41) tarihli yorum silinerek düzeltilip (ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR 6 Haziran 2018 19:24) tarihinde yeniden yayınlanmıştır. O yazı şöyle başlıyor: (Okan Aksu
      İkinci konuya gelince.)
      Kendilerini fasulye gibi nimet sanıp (bana cevap yazmış) diye üstüne alınan 3. Şahıslara duyurulur.

      Sil
    30. ata,atatürk bizim atamız deil mi.oğuz kağan müslüman mı bi kere.müslüman plmayan ata mı olur.bu ne 1920 lerden geln cahiliye devam ediyor. yok osmanlı torunuyuz.

      Sil
    31. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR 31 Mayıs 2018 06:11

      Bu site umuma açık. Biri bir şey yazar ve söylerse umum muhatap alınmış demektir. Ve söz hakkı doğar…….. doğrusu ….. ………………………………………… ..…. adını yazmadım. …………………………………… bir fikri ortaya ………………, …….. O açıdan ……….. bilgilendirmek için yazdım………….. için değil.
      Cümleler size ait benim paşam…
      Söz uçar (kaybolmaz) yazı baki kalır..insanın önüne çıkar..mahcup eder..
      Yunus der sözü eğri büğrü söyleme..sigaya çeken bir molla kasım gelir..

      Sil
  15. Sen misin Kudüs'e sahip çıkan. Para babaları, silah babaları hep bir olup kur üzerinden ülkemize ekonomik harp ilan ettiler.
    Yalnız o dolar biriktirenlere, faiz yiyenlere söyleyim bu düzenin sonu yaklaştı.

    Herkes mescidi aksanın yıkılıp yerine yahudilerin mabed yapacağını bekliyor. Olabilir bilemem ama benin yorumum şudur.

    Yahudinin tapınağı finans sistemi ve mabudu da kağıt paradır. Daha özelleştirsek mabed banka mabud dolar. İşte ayetle işaret edilen mescitlerine girip onları halletmenin bir manası da bu finans sisteminin çökeceğidir.

    Gaybı yalnız Allah bilir

    YanıtlaSil
  16. Craig C. White . Mustafa bey siz söyledikten sonra bu yazarın facebooktaki paylaşımlarına ve yorumlara baktım. Gerçekten hepsi Erdoğanı deccal olarak görüyorlar ve mesihin gelmesine çok az kaldı tarzında şeyler yazmışlar.

    YanıtlaSil
  17. Duyumlarima gore a.b.d birilerine Turkiye icin yeni cumhurbaskani bayan olacak demisler. demekki bayan adayi A.B.D ve israil ayrica icte ve distaki se gucler desdekliyor daha oncede yazdim ekonomik kriz icin herseyi yapacaklar faiz artirimi bile ise yramamisa benziyor parelelin hiristiyan birligi tarafindan iktidar olmasi isteniyor buda kimin vasitas ile olacak belli.muharrem inceyi A.B.D den aramislar ben gercekten arandigina inaniyorum yalniz muharrem inceye soyledikleri su olabilir biz bayani cumhurbaskani olarak gormek istiyoruz sen secimlere fazla asilma deme ihtimalleri cok yuksek anlasilan kesinlikle bu zindika komitesi reisi istemiyor.ayrica bazi risalei nur talebeleri sayin cumhurbaskanimiza ayasofyayi ibadede acacak yok cehcak yok kahtani ayasofyayi acarsa mehdilige donusecek gibi yorum yapiyorlar sayin cumhurbaskanimiz doldurusa gelmemeli sayin cumhurbaskanimiz benim kanaatime gore bunlarin hic biri degil olsa olsa islama hizmet eden bir lider olarak goruyorum
    ayasofyanin ibadete acilmasini bende cok isterim ama simdi acilacak olursa basimiza nasil corap oreceklerini tahmin bile etmek istemiyorum
    tayyip erdogan mehdi olamaz cunku mehdi olamaz mehdi hz hic yanilmiyacak seriata aykiri hicbir is yapmiyacacak cumhurbaskanimizi obama aldatti paralel aldatti israil aldatti daha bilmedigimiz kimlerin aldattigi ileride ortaya cikacak israil kendisin karsi gelen hukumetlleri bir sekilde gecmiste devirmis fehmi korunun17 mayis 2018 tarihli israille iliskilerle ilgili yazisisi okursaniz gorursunuz fehmi koru.com sitesinde zamaninda suleyman demirelin sponsorlugunda bir israilli bayan gazeteciye yaptirdigi arastirmada gazeteci bu konuda kitap yazmis turkiyede irail ile iyi gecinmiyen iktidarlarin nasil dusuruldugunu oradan okuyabilirler bize bugune kadar menderesin darbe ile iktidardan uzalastirilmasinin sebi rusyaya yakinlasmasi olarak ogretildi bayan gazetecinin raporuna gore o zamanki disisler bakani polatkaninin israille iliskileri israillilerinistedigi sekilde yurutmedigi icin darbe yapildigini rapor etmis ayrica 1960 darbe sonras.inonunun kurdugu hukumetinde bu nedenlerden dolayi yikildigin belirtmis daha sonra ilter turkmen olayi var meraklilarina okumalarini tavsiye ederim. bu yuzden Turkiyenin.ve sayin cumhurbaskanimizin isi cok zor hep birlikte dua edelim ALLAH CC yardimcimiz osun bayan secilirse parelelin a.b.d.nin israilin temsilcusi olarak o koltuga oturacak gibi duruyor ALLAH CC en hayirlisi ne ise onu istiyelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pensilwanyadaki ekib yanlış hesap yapıp gavuru yanlış yönlendiriyor gavur 15 temmuz açığa çıkınca ihtimal darbeyi ötelemek istedi bunlar karşı çıktılar
      abd ve batı bunlar bu ülkeyi bizden iyi bilir dediler darbe 22.00 çekildi neticede tanklar istanbul trafiğinde kayboldu perişan oldular
      https://www.youtube.com/watch?v=GtJO4zNx2pE
      bu kişiler şimdide ıyı parti ile ilgili abd ve batıyı yanlış yönlendiriyorlar
      bütün memlekette chp teşikatında huzursuzluklar var
      bu partiden vatan partisine bir kaçış olacak
      ilk turda tayyip bey başkan olacak görünüyor
      chp akil olsa
      alevi v.b özelliği öne çıkmayan bürokrat büyükerşeni aday gösterselerdi şansları daha fazla olurdu
      ortak diye ortaya çıkan kadında aday olmazdı
      anladığımız pensilwanya ekibi abdyi yine yanlış yönlendirdi
      ha hesapları bu inceye meşrebinden dolayı nasıl olsa oy verilmez ikinci turda mhp nin chpnin oyları bize gelir düşünüyorlarsa yine yanlış
      sanırım hdp barajı aşamayacak
      hüdapar %1 oyu bbp %1 oyu mhp nin doğu ve iç anadoludaki %4 oyu tayyip beye gider neticede %51 ile ilk turda seçilir
      sahillerde ve batıdaki mhp seçmeninin büyük kesimi başkanlık seçiminde tayyip bete oy vereceğini sanmam
      tayyip bey mehdi değildir.ancak ALLAH(C.C)lutfudur biz kılıçdaroğlu gibilere layıkken bize lutufdur

      Sil
    2. tsyyip bey için şu yüzden lutuf diyorum
      sair zaman kadar olmasada lokantalar kafeler dolu sokakta sigara tüttüren dolu
      3-5 ine dedim milletin içinde içme herkes oruç diye ama bir iki değil benim yaptığıma şimdikiler mahalle baskısı diyorlar ancak biz emri bil maruf diyoruz fakat söylememekte o beldeye bir belanın inmesine sebebdir
      şöyle bir şey var
      Çok dindar olup gece gündüz namaz kılan bir topluluk yanı başlarındaki günahkar toplumu uyarmadıkları için helak edilmişlerdir.Cebrail (a.s) gelmiş bakmış ki herkes namazda gece.Rabbimize tekrar döner.Onların hepsi ibadette;yine de helak edeyim mi?Allah Teala git helak et der.Cebrail (a.s) gelir.Hala namaz kılıyorlar dua ediyorlar.Tekrar döner.Onlar ibadette hala helak edeyim mi??Allahü Teala git helak et der ve Cebrail (a.s) 3. seferde yerle bir eder.Allahın yanına geri döner ve hikmetini sorar.Bu kadar kendisine ibadet edenleri neden helak ettiğini anlamak ister.Allahü Teala der ki:’’Onlar kendileri sabah akşam namaz kılıp ibadet ediyordu ama yanıbaşlarındaki harama dalmış olan insanları uyarmadılar.onlara anlatmadılar.Bu yüzden de helakı hakk ettiler.’’

      Sil
    3. Insanlari uyarmak isteriz lâkin o kapasitede miyiz, şimdiki Müslümanların en büyük cegincesi iyilik yapayım derken dinden soğutur muyuz acaba?! düşüncesidir en azından ben hep bunu düşünürüm nitekim aile de bile farklı din yorumlarından dolayı kavga çıkabiliyor. Rabbim ne yapmamız gerekiyorsa onu yapmayı nasip etsin

      Sil
    4. defi mefasid celbi menafiden evladır (mecelle-m-30)
      yumuşak bir tonla yüzünde nur pir kalmamış yani çirken birine değilde mutedil görünümlü kişileri mümkün oldukca ikaz mahiyetinde yani kavli leyyin uslubu ile söylenirse bir şey olmaz inşallah
      kabul etsede etmesede bunlar sevap hanemize işlenir

      Sil
    5. hasan hüseyin adınla müsemma ol emi.
      Bilirsin elma çeşit çeşittir. Golden elma ile at elması aynı tadda ve kalitede olmasa gerek. Bu farkı bilmeyen daima at elmasını yer ucuz diye. Onun gibi pahalı ve mukaddes fikirlere yanaşmayan fitne erbabının ürettiği korku ve panik dolu fitnelerine kanarlar. Nasıl mı? “Şunu yapacaklar. Bunu yapacaklar amanin imdat” diyerek. İyi de siz ödlek şövalyesi miniz ki ehl-i küfrün höt demesinden titreme krizine giriyorsunuz. Artık eski Türkiye yok. Son model Hacevate ile Karagöz’ün bu ülkede ne hikmeti var ki kimin cumhurbaşkanı kimine bilmem ne lideri yapıyorsunuz.

      Eğer at elmasına golden der gibi bir siyasetçiyi Mehdi ilan ederseniz o cehaletinizin eseri. Mehdi olmak başka, Mehdi’nin desteğine mazhar olmak başka. Erdoğan milli iradenin adamıdır. Tepeden inme veya darbe ile oraya gelmedi. Girdiği 13 seçimi kazandı. Nasıl oldu bu. Bu millet 4 darbeyi görünce aklı nihayet başına geldi. Çünkü her darbeden sonra 10 yıl geriye gittik.

      Sonra Nur talebeleri şunu iyi bilirler. Kur’an ve millet hesabına kimi destekleyeceklerini. Onlar Kur’an’dan ders aldıkları için doğruyu kolay bulurlar. Bu ülkede 4 parti var. Bunlardan ikisi ittifak ederek yani manevi-milli ittifak kurarak büyük bir belayı üstelik din maskeli bir Deccal maşasını def ediyorlarsa bu alkışlanır. Bu onların hayr-i kesir olduğunu gösterir. Ayrıca bürokratik uğursuzluğa son vererek Türkiye’yi düzlüğe çıkarmayı hedefliyorlar.Onlara katkıda bulunmak milletin yararınadır. Türkiye istiklalini yani tam istiklalini kazanırsa bu İslam alemine de örnek olur. Ve kurulan son kumpas madara olur. Erdoğan bunu başarırsa ki olabilir Cehcah ünvanına layık olur. Kudüs meselesinde bunu iki kez ispatladı. Cehcah’ın özelliğini kim taşırsa odur. Daha olmadı. Ama olma istidadı gösteriyor. Cehcah adayı mı derseniz öyle görünüyor. Cehcah dini olmaktan çok siyasi bir makamı temsil ediyor.

      Siz siyaseten kimi desteklerseniz destekleyin ama cahilce bir dini unvan sahibi ve al-i beyt mensubu üstelik varis-i Nebi’yi bir siyasetçi ile karıştırmayın. Din Mehdi ile tamamlanacak. Mehdi alt yapıyı tamamladığı için Türkiye bugün bu aşamalara geldi. Acaba siz hangi çarpık siyasetin aşığısınız ki, atmasyon-tutmasyon laflara kanıyorsunuz. ABD’nin bir etkisi olsa idi 5 yılda 7Şubat kumpası-17/25 Aralık-Gezi-15 temmuz darbesi başarılı olurdu. Olamadı. Çünkü biri çap kaybetti biri derece atladı. Mesele bu kadar açık. ABD neye kalkıştı eline ne geçti? Sıfıra sıfır. Erdoğan’a oy vermek bugün milli ve manevi bir vazifedir. Türkiye hacevat ile Pazar esnafı kılıklı bir lidere ihtiyacı yoktur. Onlar Türkiye’nin sonunu getirir. Çünkü son aşamadayız. Golü atan kazanacak. Ve şampiyon olacak. Tekrar Deccal liginde oynamak istemiyoruz.

      Allah’tan istemek tabi iyi bir şeydir. Ama o dua veya isteğe yakışan şekilde hareket etmektir. Kavli dualar fiili dualar ile desteklenmezse lafla peynir gemisin yürümediği gibi sözü başka özü başka olanın duası makbul olmaz. Ne istediğini bileceksin.

      Hala Erdoğan'ı bilmeyen tanımayan varsa bir ruh doktoruna gitsin.

      Sil
    6. mehdi kudüsün adaların fethi diyoruz ve yakın diyoruz ancak daha kendi motorumumuzu uçağımızı yapamıyoruz
      çelik zırh yapamıyoruz
      elbette savunma sanayinde hamle yaptık ancak için başındayız çok geç kalındı inşallah paralı askerlik çıkar o para savunma sanayiine akar işler hızlanır
      inşallah antalya körfezinde gaz petrol bulunur
      antalya demrede bir mağaradan hiç sönmeyen bir ateş çıkıyor bu doğal gazdır.ısparta sütcüler civarındada petrol sızıntısı var
      inşallah menbaaları bulunur
      kendi uçağımızı tankımızı motorumuzu yapabilmemiz 2030 ları bulacak görünüyor

      Sil
    7. Sayın akdoğan hazreti mehdi önderliğinde kazanılacak savaş askeri güçle kazanılacak bir savaş değildir. Bedir savaşı ve talut-calut savaşı misali güçsüz olunduğu halde hazreti Allah’ın yardımıyla kazanılacak bir savaştır ki zaten biliyorsunuz deccale karşı savaşı da hazreti mehdi tek başına değil Allah teala hazretlerinin hazreti İsa ile yardım etmesiyle kazanacak inşallah tabi siz Abdurrahman beyabi gibi stratejistlerdenseniz, gayba inanmıyorsanız , mucizeler 1400 sene öncesinde kaldı diyorsanız onu bilemem.teşekkürler

      Sil
    8. erken natodan çıkmak veya yunan veya israille savaşmamız için çok erken
      akkuyu devreye girdiğinde her yıl 2 ton u-235 açıga çıkacakki bu dahi 40-50 nükleer silah demek
      atimiz aydın görünüyor yeterki barış olsun bize 10 yıl lazım

      Sil
    9. azmi bey inanmıyorsanız şöyleyseniz böyleyseniz deyip itham etmeden konuşmak lazım çünkü ne gayb senin benim yazımla şekilleniyor nede sabah kalkınca devlet senin benim yazımı okuyup ona göre kendine nizam veriyor
      günümüzde mehdi olduğunu iddia eden ve bunların böyle olduğuna inanan yüzlerce kişi var
      adnan hoca denen kişi ve çevresi
      gülen ve çevresi evrenasoğlu ve cevresi
      ve içinde gizlediklerini sadece cemaatine sır diye söyleyen 10 larca turfanda şeyh
      hatta mehdi kimdir diye soran birine meşrebini şeyhini bilmeden mehdi senin şeyhindir de memnun olur. şükür herkes öğrenmiş der
      işte böyle bir zeminde silahın düzenin olmadan ona buna savaş açmak felekattir
      ve hatta zannım gavur gavur bize falan mehdidir diye propaganda ile kabul ettirip. ülke olarak bazı yerlere saldırtıp biz araç gereç çalışmayacak diye beklerken kahkari bir hezimete uğrayabiliriz
      şu anda mehdinin yapacağı işlere uygun bir kişi ortada yok
      ortalık benim diyen sahtekardan geçilmiyor sadece türkiyede 10 larcası var
      kendimizi kandırmayalım onun siretine suretine işlerine benzer ortada kimse yok

      Sil
    10. Akdoğan bey dediklerinize aynen katılmakla beraber bikaç şey eklemek isterim
      ilüminaticiler şeytandan aldıkları bilgilerle islamın hükmedeceği bir altınçağ yaşanacağını biliyorlar bunun kaçınılmaz olduğunu bildikleri için en az zararı nasıl görürürüz ve tekrar hükmederiz şeytana alenen tapılan çağı nasıl başlatırızın planlarını yapıyorlar zaten peygamberimiz ne diyor altınçağdan sonra imanlıların gizlendiği dinsizlik çağı başlayacak diyor bu olacak bunu nasıl strateji geliştirirsek geliştirelim ne kadar güçlü olursak olalım engelleyemeyiz çünkü öyle yazılmış Ayrıca Gavurlar sizin dediğiniz gibi deccali bize kurtarıcı olarak yutturacak olabilirler

      Bununla beraber şu an dünyada hükmeden tüm hristiyanlar yahudiler tabiata tapanlar ateistler şeytana tapanlar münafıklar ve hazreti mehdiden bi haber mü’minler bilerek veya bilmeyerek Onun gelişine hizmet ediyor bizim kötü bir gelişme olarak gördüğümüz bir olay onun gelişi için grrekli bir basamak olabiliyor. Biliyorsunuz türkiye altın çağa girmeden önce kötü günler görecek,hazreti mehdinin içinde olduğu bir savaş kaybedilecek bazılarımız onu göremeden o günlerde ölebiliriz bile Allah o zamanlardan sapa sağlam çıkıp hoşnut olduklarından eylesin, amin!

      Ayrıca herkes mehdiyim diyor sözünüze gelince aynen size katılıyorum. İşte orada Hazreti Allah'ın takdiri ve imtehan devreye giriyor . Hazreti Allah’ın imtehanları çok çetin, hazreti musa bile işin iç yüzünü anlamadan önce Allah dostu hazreti Hızır’dan şüphe etti ondan uzaklaştı biz ne yapacağız bilemiyorum hakkımızda hayırlısı

      Sil
    11. yorum yaparken bazı kelimeleri dikkatli kullanmalı.mesele şeyhlik lafı yerin dibine geçmiş gibi bu yorumda şeyh diyorsunuz ama hangi şeyh belirtilmemiş.herkes kendisinin mehdisi olmalı. o zaman mehdiyi beklemeye de gerek yok.dışarı çıkıyorsun diz boyu günah.bunu engelliyecek kişi benim için mehdi olur.

      Sil
    12. turfanda dedik ya yani yeni yetme demek
      tıpkı arapca bilmeyen birinin 3-5 tefsiri meali toplayıp yeni bir meal yazıp piyasaya sürmesi gibi ortalık erkek bayan şeyhden geçilmiyor........herkes kendisinin mehdisi olmuyor mehdi hidayet olunan demektir

      Sil
  18. kudusun fethi ayasofyanin camiye cevrilmesi hz mehdi zamaninda insanlarin akin akin islama girmesinden ve ittihadi islam gerceklesmesinden sonra olacak insaallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hangi olayın hangi zaman da olacağıı hadislerin geliş sırasına göre sıralanır mı mi acaba.yoksa işin içinden çıkılacak gibi deil.hani kıyamet alametlerini sıralamışlar ya. onun gibi bir sıralama.bel ki alllah bunu gayb aleminde bırakıp bizim düşünüp yorulmamızı istemiş.israili fethetmeye çıkan ordu ve karabayraklı ordu çıktığında mehdinin gelişi yakın diyebiliriz yoksa bazı olaylar oldu mehdi çıkmadı o olaylardan 25 sene geçmiş hala mehdi yok.müslümanlar perişan halde hala mehdi yok.

      Sil
  19. hasan bey.diş gucler iç gucler vs duğmeye basti .tayyibi devirmek için ellerinden geleni yapiyorlar vs vs.

    gibi soylemler gerçegi yansitmiyor
    çunku eğer tayyibin arkalarinda kendilerinin olduğu açikça belli olacak bir şekilde devirmek isteseler hukumeti çoktan devirirlerdi.

    misal dolardaki yukseliş.

    merkez bankasinin mudahalede gec kaldigi gerçegi tum ekonomistlerin onunde kabak gibi dururken kimse bunu ingiliz portfoy şirketlerinin ustune yikamaz.

    tayyibin devrilmesini istiyorlar evet ama bunun dogal seyrinde olmasini istiyorlar.

    dogal seyrindede yikilacak zira kader boyle.selim yuzunden 3aylik kominist hukumet yuzunden .kabeden cikacak mehdi yuzunden .urdunden cikacak sufyan yuzunden.izmir depremi yuzunden.firatin suyunun kesilmesi yuzunden.yunanistan yuzunden. vs vs.

    seninde belirttiğin gibi tayyib mehdi yada selim degil sonuçta.

    bir kapi kapanir digeri acilir. oda kapanir digeri.oteki sonraki derken menzile ulasilir

    bu ulkenin en az yuzde 70 i kimlik muslumani. yunanistan yada venezuella gibi oldugumuz vakit kimlik muslumanlarinin tavrini ongorebilmek lazim.

    sonucta ne olursa olsun. ebegumeci mevzuundan kaçişimiz yok.mehdiye inananlar ve geleceğini umanlar bilsinki mehdiden once halk bir yil aç kalacak.bunu sindirirsek hakikati daha net goruruz kanaatindeyim

    hasan kardeşte goruyor sanirim.yazilarindan kabullenmiş tavri var.bu feraset adina muthiş bir sey.

    mustafa bey .sakarya seyf. akdogan kardeşlerde kabullenmiştir.

    bu blogu ozel yapan yegane sey.

    YanıtlaSil
  20. altan e dolardaki yükseliş spekülatiftir. Faiz lobisinin faizleri düşürme durumuna ve seçim anketlerinde sayın Rte nin yüksek bir oy durumunda olması sebebiyledir. Bu açık ve nettir. ilerleyen zamanlarda daha açık ve net göreceğiz inşallah. Bu seçim sıradan bir seçim değil.ya bağımsız olacağız yada siyonistlerin gaflet ilacından almaya devam edeceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yarın bugün asker kandile bayrağı diktiğinde dolar falan unutulur

      Sil
    2. o zaman mehdi de gelir kendi bayrağını diker,şeriat olmayan ülkelere.şeriatsız bir devletin bayrağı ne işe yarar ha oraya dikmiş ha buraya.bu ne taassup aman allahım.biz nasıl müslümanlarız ki taassupçuluk yapıyoruz ki oratak bir bayrağımız yok

      Sil
    3. bu millet askerine mehmetcik yani küçük muhammed(s.a.v)demiştir..... yiğit düştüğü yerden kalkar...o yiğitler mehdi gelecekde buraya bayrak dikecek diye miskin miskin oturmuyorlar ...mal cömertliğini ten cömertliğini geçmişler can çömertliğinde bulunuyorlar yolları açık kılınçları keskin olsun o aslanlanlar beklediğin mehdiye zemin hazırlıyorlar
      maden yardım için elin uzanmaz tan etmemek içinde dilini tutmak lazım
      şayet şu yazıları provake için yazmıyorsanız dikkat edin sizi ilerde her örgüt kullanır...birinci gün mücahid kardeşimiz derler ikinci gün beline bomba sararlar patlatmaya gönderirler

      Sil
    4. özellikle adıyamanlı gençlerin kullanıldıkları dokumacılar diye adlandırılan bir grup geçmişde bu tür eylemlerde kullanıldılar kendinizede cevrenizede dikkat edin

      Sil
  21. elbette spekulatif.zaten sistemin kendisi oyle işliyor.bu abd dede boyle rusyadada boyle heryerde boyle.

    ekonomik veriler aćiklanmadan evvel sizdirilir aciklanacak veriler yada daha evvel planlanan olaylari bilenler pozisyon alir ve zengin olurlar.

    deccali sistemin en basit işleyişidir bu.

    dunya uzerinde yahudilerin istemedigi bir hukumetin yahudilere rağmen ayakta kalmasi imkansizdir.(allahin ozel olarak murad ettikleri hariç).

    sadece reza zarrab davasi uzerinden turkiyeyi isteseler mahfi perişan ederler.sadece ornek veriyorum ornekler o kadar fazla ki.

    dediğim gibi arkasindan dogrudan kendileri cikmamasi lazim.

    iç kamu oyuna 15 temmuzu abd yaptirdi demek başkadir.tayyibin trumpa herkezin ortasinda siz yaptirdiniz demesi baskadir.

    tayyib trump ile ilk goruşmesinde ne dedi?

    "15 temmuzda turkiyeye verdiginiz guçlu destek icin teşekkur ederiz."

    bu isler boyle yurur.

    24 haziranda tayyib kesin alir.zira kaybetmesi istenseydi ona gore tedbirler alinirdi. misal muharrem ince yi aday yapmazlardi.yada meral akşeneri seçim dişi brakarak provakasyon yapalardi.halkbanka ceza kesilir siyasi suikast yapilir pkk hortlattirilir.bombalar patlattirilir.suriyede provakasyon yapilir birkaç yolsuzluk dosyasi ortaya atilir muhalefet daha sert muhalefet ettirilir vs. vs

    iş dolardaki yukselişle kalmazdi.

    hatta dolari kullanarak tayyibe şantaj yapiyorda olabilirler.

    kesin olan şudurki tayyibin kalemini kirmadilar.kirsalardi şimdiye çok sey olurdu.

    olmasini istiyormuşum gibi bir anlam çikmasin. altin ćag doğumunun sancisiyla(dehşet) şu anda var olan hiçbir hukumetin ayakta kalmasina ihtimal vermiyorum.hadisi seiflerde bahsi geçen yerlerde ve toplumlarda buyuk zuhuratlar kaçinilmaz.en kotulerin ikdirlarini gordukten sonra en iyilerin ikdidarlarinin gelmesi adetullahtandir.

    gecenin en karanlik ani şafak sokmeden hemen evveldir bildiginiz gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iyi de bütün şartları deccalin adamları düzenliyor, bizim elimizden gelen hiç bir şey yok yaklaşımı ne kadar doğru?
      Hiç mi bu milletin duasının etkisi yok? Müslümanlar hepten mi basiretsiz ve aciz?
      Batı, Erdogan'ı ortadan kaldırmak amacıyla 250 civarında suikast tertibi yalan mı?
      Bu milletin her şeye rağmen Cumhur ittifakının ardında durmasının hiç mi kıymeti yok?

      Sil
    2. yer gok dua ile demişler.ama muslumanlar olarak o kadar bozulmuşuz ki duamiz kabul olmuyor.
      kabul olsaydi bu halde olmazdik.

      zaten duzgun olsaydik fiili dua mukabilinde dahi mehdisiz altin çağa girerdik.

      bati kuffarin gerisinde ve ondan daha az adalet etmenin hiçmi vebali yok?

      bati adaletiyle ovunecek bizde millet bir birini girtlaklayacak.e bununda bir bedeli olucak.

      yanliş anlaşilmasin bu siyasetle alakasi yok.cumhur ittifaki millet ittifaki şu parti bu parti değil mevzuu.

      mevzuu kul hakki ve adaletsizlikte hiçbir zumre ayirmadan her kesimin bu allahin rahmetine uğramayan konularda tavan yapmasi.

      herkez toplum kadar suçlu toplumda herkez kadar suçlu.

      ustelik bu yalniz bizim suçumuzda değil.

      sufyaniyet ve deccaliyet bize babalarimizdan dedelerimizden evvelki yuzyildan kaldi. yani yeni değil bu.

      toplum olarak hatta tum dunya muslumanlari olarak islah olabileceklerin islah olacaği olamayanlarinda helak olacagi bir surecin arefesindeyiz.

      işte hadisler buna işaret ediyor.

      ebegumeci mevzu kaçinilmaz derken bunu kast ediyorum.

      temenni ve duadan çikti artik iş.dua edelim ama hiçbirimizin allahin bu toplu islah operasyonunu engelleyecek iman gucu yok.

      varmi bildigin bir bediuzzaman.gidelim dua etsinde ebegumecine muhtaç olmayalim.

      yok iste ne yapalim.

      Sil
    3. sizin hakikati gormenizdeki yegane engel çeliskili bir ongorude israr etmeniz.

      tayyib gitmesin selimde gelsin istiyorsunuz.

      bunu istemekteki yegane gerçek ölmuş kemiklere gibta ettirecek olan sureci yureģinizin en derininde kabullenmemiş olmaniz.

      kabullenin artik

      o vakit hadisler neler anlatiyor anlardiniz.

      bu surec nemrudun ateşine su tasiyan karincanin durumundan farksizdir.amik ovasinda bunu dibine kadar yasiyacaģiz.

      Sil
    4. Altan e , açık konuşmayı severim sende bir feto kokusu geliyor .. 2. si __"Erdoğan'ın kaybetmesini isteselerdi"__ demek başlı başına çok gulunc, isteselerdi bilmem bomba patlatirlardi,pkk yı hortlatirlardi bankaya ceza keserlerdi vs vs Sen bizim aklımızla dalga mı geciyon Geçmiş her seçimde bunları demediler mi Sapına kadar demediler Ama olmuyor yapamıyorlar basaramiyorlar 100 yıldır en iyi bildikleri hokkabazlık ama Tayyibe sokmuyor,sokmeyecekde Çünkü Allah'ın Allahımın Allahımızın En sevdiği şey bir Kulununun zalime karşı korkmamasıdır.. Tayyib diye dile getirip kucumsedigin Adam 15 senedir pervasız zalime karşı Nara atıyor, haykırıyor.. bunun karşısında bizim ciyerimiz yanıyor her davası olan müslümanın ciyerinden dikenleri sokuluyor..başörtüsü sorunu çözülmesi,anamın ablamın ciyerinden dikeni sokuyor, Kürtle Türkü barıştırması(işte MHP HÜDA-PAR)ciyerimizden diken çıkarıyor Ümmet olduğumuzu hatırlıyoruz.İsraile TV den terörist devlet dedikçe Baska bir diken çıkarıyor ciyerimizden.. Ama tayyip deyip anlayamazsın kardeşim anlayamazsın.. Ama öyle ama böyle 5 yıl içerisinde 4. Kudüs fatihi olacak Dünyayla savasacagimiza gidip yılanın başını İsrail'i ezeceyiz inşallah..

      Sil
    5. Altan e,
      Batı adaletinden bahsetmişsiniz yalnız Batı'nın adaleti yalnızca kendinedir. Para gördü mü adalet madalet kalmaz. Vietnam'a atılan sarı kimyasal bombaları, Ortadoğu'da yapılanları, zamanında kendi ülkelerindeki Afrika'daki sömürgelerinden getirdikleri insan hayvanat bahçelerini ya bilmiyorsunuzu ya da art niyetli bir şekilde görmezden geliyorsunuz. Batı hiçbir zaman adaletli olmamıştır olamaz da zira Müslüman değiller. Adalet kavramını kendi medeniyetlerine göre oluşturmuşlardır.

      Sil
    6. semistan bey.sezgilerinde haklisin.
      onlarin hiçbir sohbetine gitmedim. zamana abone olmadim .bank asyaya para yatirmadim.hatta hukuk okurken dusmandim bile.

      ama zindika komitesi sebataycilar ve ahir zaman alametleri konusunda benim gibi doktora yapanlar onlara benziyor.

      fg ye tayyibten daha yakin oldugum doğrudur.ama bu beni onlardan yaparmi inan bende bilmiyorum.sonuçta o kulvarda hizmetim olmadi.

      sen beni onlardan gormek istersen gorebilirsin .ne olduğumu allah bilir.

      defalarca yazmisimdir.çydd kumpas kuruldu demenin bedeli ćok ağir olacak diye.

      beni anlaman bu konunun altini deşmekle olur.

      anlayamazsin demişsin ama anliyorum sizi.

      tarihe altin harflerle yazilacak olan hizmetleri yapan bir şahsiyet olan tayyib nasil desteklenmez demek istiyorsun.haklisinda.

      ama islamda ve hukukta daha muhim ve daha oncelikli konular vardir.

      adalet gibi.

      ve en onemlisi. mizanseni ve danişiklikli dovuşu hemen anlarim.yutmam.yutmuyorumda.

      turklerin başini çektiģi islam ordusunun yilanin başi israili ezeceğine bende cani gonulden katiliyorum.verdigin tarihte benimki ile ayni.

      ama bu f35 ya s400 le felan olmuyacak. tayyiblede olmayacak.selimle olacak.

      bu siyasi yada ideolojik bir çikarim değil kaderi bir çikarimdir.

      bu hakikatin ta kendisidir. aramizdaki fark senin ve diğerleri için bunu kabullenmenin zor olusu benim icinse kolay olduğudur.

      fark bu.

      polemik yapilacak bir konu yok yani.

      Sil
    7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    9. umut yilmaz ysn krt.

      takiye yada ikincirli yazmiyorum.bu bloğa uygun olarak yaziyorum. yazdigimdada zaten yayinlanmiyor tipki tarik beye yazdigim gibi.mustafa bey alinmasain şikayetci degilim.o da yapmasi gerekeni yapiyor sonucta.

      acik yazmami istiyorsaniz şoyle yazayim

      17- 25 aralikta gerçekte ne olduda hukumet tescilli katmerli kaşarli ve acikça din duşmanliģi yapan darbeci bu ulkenin hakiki paralel ve vatan haini olan sebataycilari hapisten ozel kanun ve duzenlemeler ćikarmak suretiyle saliverdi?

      sonuçta sebataycilar ve fg yanlilari beraberce hapiste yatabilirlerdi.

      ulke vatan hainlerinden temizlenmiş olurdu.

      adalet hak hukuk ve hak ile batil mevzuunda hesap vermekten munezzeh olan yalniz allahtir.

      saygilarimla..

      Sil
    10. umut yilmaz ysn krt.

      takiye yada ikincirli yazmiyorum.bu bloğa uygun olarak yaziyorum. yazdigimdada zaten yayinlanmiyor tipki tarik beye yazdigim gibi.mustafa bey alinmasain şikayetci degilim.o da yapmasi gerekeni yapiyor sonucta.

      acik yazmami istiyorsaniz şoyle yazayim

      17- 25 aralikta gerçekte ne olduda hukumet tescilli katmerli kaşarli ve acikça din duşmanliģi yapan darbeci bu ulkenin hakiki paralel ve vatan haini olan sebataycilari hapisten ozel kanun ve duzenlemeler ćikarmak suretiyle saliverdi?

      sonuçta sebataycilar ve fg yanlilari beraberce hapiste yatabilirlerdi.

      ulke vatan hainlerinden temizlenmiş olurdu.

      adalet hak hukuk ve hak ile batil mevzuunda hesap vermekten munezzeh olan yalniz allahtir.

      saygilarimla..

      Sil
    11. Fütuhat müjde ve tebşirat nevindendir.O da alakalıların cehdi ve cihadı ile olacağını ancak neticenin Allah’a ait olduğu Kur’an haber veriyor. Kudüs Siyonist zincirinde ise sebebi cihadı yapılarak şartları oluşmadığı için. Ayrıca o fütuhatın Mehdi-Mesih cemaatlerinin gayretine bakan bir tarafı da var.İmam-ı Mübin’de yazılı olan bir husus kitab-ı mübine geçtikten sonra gerçekleşmesinin şartı vardır. O da vazifenin yerine getirilmesi. O zaman şartlar oluşur ve fetih olur. İstanbul’un fetih müjdesinden 857 yıl sonra olmuş. Nasıl olmuş? 11 kuşatmadan sonra şehir alınabilmiş. Çünkü son kez şartları oluşunca fetih gerçekleşmiş.

      Şimdi Kudüs’ün fethi Deccalyiet ile ilgili bir husustur. Deccalin mağduru iki tarafın cemaatlerinin çabaları sonucu fetih gerçekleşecek. Bugün kadar olmadı ise şartları yerine getirilemediği için. Yani meşiet-i İlahi müjdesini vermiş. Ama şartları oluşmayınca tehir etmiş. Onun da baş sebebi Türkiye’de fecr-i sadıkın küfr-ü mutlakın yanı sıra biri densiz diğeri münafık iki dini görüntülü cereyanın taş koyması yüzünden gecikti.

      Şimdi burada bir husus var: Kudüs’e Siyonistler hakim. Siyonistlerin Türkiye’de kaç kolu var? Yığınla. Bunlardan biri de FETÖ. O habis çetenin başındaki münafık-ı ekber neseb-i gayri sahih fetoş ne demiş: “Kur’an Yahudilerin lanetlememiştir” Başka? “Mavi Marmara için İsrail’den izin alınmalı idi” demiş. Niçin. Çünkü onun hizmetinin en önemli rejisörlerinden biri kimdir? Yahudi bir işadamı herkes onu bilir. O adama yıllardır fetoşu yönetirdi. Ve o küresel siyonizme fetoşu teslim etti. Sadakatine binaen.

      Tayyip Erdoğan Türk milletinin yüzde 50’den fazla yani çoğunluğun oyunu alan yegane 3 liderden biridir. Hadis: “Ümmetim batıl üzerine ittifak etmez”. Yani o 3 liderden biri olan Erdoğan bundan 18 yıl önce parti kurarken bir gazeteyi ziyaret eder. Orada bir laf eder. Günü gelince açıklayacağım. Erdoğan’ın bir hülyası da Kudüs’tür. Çünkü bu fikri ona veren seçmenleri. Türkiye’de kim Kudüs’ün fethine karşı. Malumun uşakları. Ve onlar 24 Haziran sonrası hak ile yeksan, istikbalden noksan, ferasetten mahrum olacaklar. O zaman hüküm tamamen milli iradeye geçecek. Uğursuz bürokrasinin beli kırılacak. Küfrün beli kırıldı ama bürokrasinin ki kırılmadı. Şimdi kırılacak. Ve İstanbul’dan Mekke’ye yol açılacak. Hepimiz yaşıyoruz. Göreceksiniz. İnşaallah. Erdoğan bir temsilci. Kimin milletin.

      Din kisvesin altında beyanatlar verip Mehdiyetin ikinci faslı olan hayat faslını gerçekleştireceklerini söyleyen (1995) Siyonist uşağı fetoşun ilk yaptığı iş hayat faslının şeairi için teferrüt deyip alçaklığını gösterdi de kimsenin Duhan’dan gıkı bile çıkmadı. Risale-i Nur hizmetinin üstadı belli iken çıktı paralı uşaklarına kendini “Nur cemaati lideri” diye yutturdu ama kimsenin gıkı Duhan’dan çıkmadı. Malum insanlar hariç.

      Hayat faslının 2.5 siyasi lideri var. 3. Faslın ilk lideri ise Erdoğan oldu. Mehdiyetin ve ittihad-ı İslam’ın desteğini alan Erdoğan bugün kadar bunu fevkalade yerine getirdi. Zamanı gelmedikçe hiçbir şeye teşebbüs etmedi. Öyle ki teşebbüs ettiği zaman ayak diretenleri yürüttü. Bazı ünlü simaları nasıl tasfiye ettiği gördük.

      Şimdi kaderin bir takdiri var. Ama kader-i muallakta olan konular ehli iman ve İslam’ın çalışmasına bakar. Gevezelerin değil. Erdoğan milli irade ormanını gereği gibi büyütendir. Fetoş ise yabancılara hoş görünüp hoş gören bir soytarıdır. İstidraçla elde ettiği her şeyi kader-i İlahi’nin kurduğu tuzakla gümbürdeyip gitti. Üstelik ayetle tarih vererek yok etti. Öyle yok etti ki, bütün komplolara ve kumpaslara rağmen Erdoğan’ı deviremedi, kendisi altında kalıp rezil-i rüsvay oldu. Niçin bilir misin? Mesele soyundan başladı ve sonra zamanın sahibini dinlemedi. Yazacağım ne halt ettiğini. Kudüs Mesih cemaatinin kritik yardımını bekliyor. Anında İzacae nusrullahi’ye mazhar olacak. Çünkü şartları yerine getirilmiş olacak. Ter dökmeyene Nusret yoktur. Bu İlahi kanundur.

      Sil
    12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    14. Sevgili kardeşim ysn... Kimden söz ettiğini biliyorum, yapma kardeşim ayıptır burası bir nevi ilim meclisi arkadaşın o uzun yazılarını ben bir çırpıda okuyup daha yokmu diyorum..Bence senin hoşuna gitmiyor,anlamıyor, anlamak istemiyorsun,buda önyargıdan kaynaklanıyor..

      Sil
    15. ysn krt bey. googleye "damadi yahudi pasalar" yada "turkan saylan biz asılız" yazmaniz yeterlidir.kimi kast ettigimi anlarsiniz.

      sonuçta "sebatayci" lafzini kullanan biri zaten biliyordur.sizinde bildiğinize eminim.

      bu orgutun en temel stratejisi golge iktidarlik yapmaktir.yani paralel devlet olma ve ikdidari yonetme.

      vitrin olarak chp yi kullanirlar ve gercek iktidar olmalari halinde oyunlari açiga cikacagi için asla ikdidar olmayi istemezler.

      akp ye şahsi garezim yoktur.hatta oyum da akp dir.(ehvenuşşer)

      fakat "ben ergenekonun savcisiyim" diyen adamla "tum ergenekon saniklarindan ozur diliyorum" diyen adamin ayni adam olduğunu sanmiyorum.

      erdogani kast ediyorum.

      tayyib erdoğanin hz ibrahim gibi imtihan olunduğunu ve imtihani kaybettiğini duşunuyorum.bu imtihanin ne olduğunu yazmicam.

      fakat bu imtihani kaybettiğinin ve halkinda ayni yolla bu imtihani kaybettiğini çok net gorduğumu bilmenizi isterim.

      bunun hem kaderi hemde gaybi istihbaratla birleşince ortaya çok net ama çok vahim bir tablo çikarki zaten biliyorsunuz.

      hadisi şerifler ve bu surece yetişememiş evliyaullah ne diyorsa aynen yaşiyacagiz.

      2. asri saadedin sahibi turklerdir.

      dogacaktir sana vaad edilen gunler hakkin kimbilir belki yarin belki yarindanda yakin.

      ama oncesinde " hamdım piştim YANDIM"

      sureci simdiden kabul etmezseniz ruhen bu beklenti ićinde olmaźsaniz piştim yandim safhasinda sistemin statikosunu savunan sufyaniyete taabi olursunuz maazallah.

      sistemin formatlanip yeni işletim sisteminin yuklenmesini isteyen mehdiyetinde karşisinda olursunuz.

      her coğrafya bunu kendi şeklinde kendi şartlariyla yaşar.

      akp ve erdoğan acisindan ise kader sudurki bakin bu bir sirdir ve soylenmez ama soylucem

      akp nin mulkunun yikilişi kesindir.ve bundan sonra o mulkun yani akpnin zevali(yeniden doğuşu) sirasinda selim cikar.

      selim bir akp lidir.

      akp yi bir umeyyeoglu(muşrik) yikar.selim tekrar kurar.

      iste o muşrikler taifesi sebataycilardir.kemalistlerdir.solculardir.

      herkeze itirazim şudurki bu olum kalim savaşi degil.alti ustu sećim.

      taraf tutma bir yer kadar.bir yerden sonra vebale ortaklik olur.

      hadis ve ifsaat odakli yeni gaybi istihbarat ongorunuzun artmasini istiyorsaniz ki bu fitne zamani imaninizi kurtarir.akp sonrasina odaklanin derim.

      ysn krt diye basladim ama genele gitti gene mesaj.affola.





      Sil
    16. insanlar değerlendirmelerinde çok insafsız
      din karşıtı bir cepheden bir kişi din veya temsil olunduğu konuda olumlu bir şey söylese onun tüm olumsuzluklarını göz ardı edip sırtında taşıyor
      bu cephedeki bir kişiden ise bir kişiitiraz edenin kendisince hata gördüğü bir konuda bir yanlış görünce ona karşı hiç bir tolerans yok
      bütün fazileti inkar edilip tefe konuyor
      tayyip bey bir siyasetcidir din adamı değildir...yaptığını neden yaptığını işin iç yüzünü sana bana anlatmaya mecbur değildir
      şu gün şu satırları yazabiliyorsak bırakın meclisi sokakta başörtülü dolaşılabiliyor memurlar başörtüsü takabiliyorsa bunun sebebi erdoğandır
      erdoğan şu hareketi kusurluda ondan diyen insanların gerçek itiraz sebebi erdoğanın kendi şeyhine grubuna partisine v.b biat etmediği içindir...yani nefsi dir
      bu nefsilik onları gavurla işbirliğine götürüyor
      ve bu itirazı yapan arkadaşlarda erdoğanın varsa bir kusuru bu kusurun binler mislini işleyen bir partiye payandalık yapıyorlar
      ya arkadaş sizin destek olduğunuz bu parti şapka giymedi diye adam astı
      peygambere(s.a.v) arap uşağı kitabım dediğin kuranada onun yavesi dediler
      geçenlerde safa efendinin facesine baktım döktürmüş
      arkadaş iyide sırf kalbinin bir köşesinde gizli kalmış fetöcülük için islama bunca darbe vuran adamlara nasıl yandaş oluyorsun
      sen erdoğanın yıllar önce resimlerini buluyorsunda senin şu anda destek olduğun partinin senin insanlarını değerlerini nasıl katlettiğini bulamadınmı
      ne diyelim herkes ahirette gideceği yeri itarazsız hak etmek için çalışıyor gereğini yapıyor

      Sil
    17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    18. ysn krt bey.erdoğandan sonrasinin daha beter olacagi konusunda sizinle hemfikirim.

      sizin verdiginiz ornek uzerinden izah edersek eger erdogan israili bob esbaşkanligi uzerinden kandirip heron satin almiştir ve teknolojisini kullanarak iha sektorunde turkiyeyi dunya markasi yapmiştir.tsk nun muharebe kapasitesini katlamistir bu sayede.israil enayiligine doymasin.

      ekonomik askeri siyasi stratejik kurumsal yonetim taktik hile vs konularinda yonetimi hele hele bu ulkeye kimsenin yapmadigi hizmetleri yapan erdoğana haksiz ve mesnetsiz yargisiz infaz yaparak elestirmek akil tutilmasindan ote vatana ihanettir.

      erdogani senden ve diger arkadaslardan daha iyi savunurum.

      mevzu bu degil ama.

      ben tayyibin hatasini gormedim.yapsa bile kaderin hayra çikarmasini husnu zan ile memuruz

      hatalarin tovbesi vardir hatta.

      ama zulmun ve kul hakkinin tovbesi yoktur.

      adalet kuruyu yakmak yaşada su vermektir.

      yaşi yakip kuruya su vermek baskadir.hata ile zulum arasinda fark vardir.affedilebilen ve tovbesi olan ve yahut ustumuze vazife olmayan konular ayri kufru mutlak ve zulum ayridir.

      reza zarrabla yenen haltlarin orfpas edilmesi karsiligi devletin tum iplerini sebataycilara teslim edip adaletperverlerin feto adi altinda zulm edilmesine tavrimi koyarim arkadaş.

      hz omerin yaptiği atamalarin mahiyeti bizi ilgilendirmez ama yeni aldigi gomleginde hesabi sorulur.

      tovbesi olan husnuzana kapisi olan ve adalete dokunmayan seyler ustunden insanlara iftira atmak nasil ahmakliksa adeletin hiçe sayilip masumlara zulum etmeye sezzis kalmakta bir okadar ahmakliktir.

      malini artiran emir tağuttur hukmu gereği imanini seven(iman nuru feraset) gereğini yapar.sevmeyen kendi bilir.


      Sil
    19. hakkaten uzun yazılardan şikayetçi olmayan var mı bu blogda hepimiz nafakamızın peşinden koşup çalışıyoruz gerçekten de zamanımız yok uzun yazıları okumak için.

      Sil
  22. Evet arkadaşlar nidaya çok az kaldı eğer bu seneyse ve ben çok korkuyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. nida bu sene olamaz.ramazandaki nida muharremden sonraki çikiş içindir.kabe katliamindan sonraki ramazan.

      Sil
    2. kabe katliamı olmuş gibi.kabe de kan akıtılması hadisinde.hadislerde mehdinin atıyorum 10 senesi sizin 1 seneniz gibidir...yani bastı zaman yaşayacak mübarek ömrü bereketlenecek.kim dayanabilr buna ki bir ömür mutlu geçmedikten sonra

      Sil
  23. Yüce Türk devletinin gerçek sahiplerine selam olsun. Şeytana karşı savaşan ilk ordu türk ordusudur. her zaman bir devlet yıkıldığında yeniden tarih sahnesine bir devlet daha çıkmıştır. 2023 Az kaldı o zaman yaşayıp görürsek Türk milletini o zaman göreceğiz. Yaşasın Türk milleti yaşasın Türk devleti yaşasın Türk ordusu

    YanıtlaSil
  24. Abdurrahman bey kadesim mutlak kufre karsi yapilacak savas risalelerde yok ama hasan akar hoca buna gayri muntesir diyor hatta ustad hz mehdi ama ondan sonrada mehdi gelecek risalei nur ile hareket edecek.ustad hz talebesi olacak diyor hatta 3. dunya savasi cikacak muslumanlara mevail denen ordu yardim edecek gunesten parca kopacagini butun elektironik esyalarin kullanilamaz olacagini onundeki kitaplardan okuyor .bizde kime inanacagimizi sasirdik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aziz kardeşim, ahir zamanın hizmeti manevi cihad iledir. Hem Mehdi hem de Hz. Mesih için. Şimdiki çatışmaların, savaşların, terör ve anarşinin menşei batı dünyasıdır. Yani batıya çöreklenen Mesih-i Deccal'in marifetidir. Ki Bediüzzaman anarşi ve dinsizliğin hariçten yani dışarıdan geleceğini nur-u Kur’anla görüp haber vermiş. Hatta anarşi ve terörün siyaset ve diplomasi ile bitirilemeyeceğini ancak ve ancak iman hizmeti ile olacağını açıkça beyan etmiş. Öyle ki ortada ne terör ne anarşi varken, bu ülkenin basiretsiz ve maneviyat düşmanı yöneticilerini 50 yıl önceden ikaz etmiş ki, onların uygulamalarının anarşiye zemin hazırlayacağını haber vermiş. Ve 50 yıl sonra öyle olmuş.

      Hz. Mesih'in ana hizmeti nedir? Mesih-i Deccali mağlup etmektir. Bu yüzde 50-60 gerçekleşti. O’nun bir konudaki çabası sonucu batıdan dünyaya sirayet eden silahlı ve kanlı çatışmaları yine onlar bitirecek. Niçin mi? Çünkü Batı İseviliğin dini hakikisine rücu edecek. Kimin çalışmasını esas alarak? Mehdi'nin. Bu büyük ölçüde kurulmak üzeri iken Mesih-i Deccalin kolları siyonistler, neoconlar, evangelistler, fesad komiteleri devreye girdi. Küresel sermayenin şemsiyesi altında. Şimdi bu çatışma yakında bitecek. Bunun Başkan Reagan'ın seçilmesinin 40. sene-i devresinde olması ihtimali yüksektir.

      Risale-i Nur hizmetinin üstadı yine Risale-i Nur'dur. Onun talebeleri ona uydukları sürece talebesi olurlar. Hariçten iltibaslar Nur talebeliği vasfını zedeler hatta düşürür. Risale-i Nur, Kur’an’dan tereşşüh ettiği ve onun manevi mucizesi olduğu için onun konuları işleyiş tarzıyla meselelere bakar ve bir konuyu diğer bir konuyla izah eder ve destekler. Hasan Akar heyecanlı biri. Risale-i Nur’un gözü ile değil kendi indi görüşüne göre tevilat yapıyor. Bu Nur talebeliği vasfını zedeler. Küfürle mücadele silahlı değil. Kur’an’ın burhanları ile olacak. Silahlı cihad eski vahşet devrinde kaldı. Bakın ne diyor Bediüzzaman:

      (Biz, Risale-i Nur la, bu memleketin ve istikbalinin en büyük iki tehlikesini def etmeye çalışıyoruz ve bilfiil çok emarelerle, hatta mahkemede de kısmen ispat etmişiz.
      Birinci tehlike: Bu memlekette, hariçten kuvvetli bir surette girmeye çalışan anarşiliğe karşı sed çekmek.
      İkincisi: Üç yüz elli milyon Müslümanların nefretlerini kardeşliğe çevirmekle, bu memleketin en büyük nokta-i istinadını temin etmektir. ) “Emirdrağ-1”

      Burada harp darp yoktur. Hasan Akar indi fikrini beyan etmiş. Risale-i Nur’u bağlamaz. Mehdi-Mesih hizmeti paraleldir. Bu konuyu ayrıca yazacağım. Yani İseviliğin misyonunun. O zaman daha iyi anlarsınız. Batı hem terör hem savaşları desteklemekten vazgeçmesi bir yana ittihad-ı İslam’a güç verecek. Bir ara verdi. Hemen İsrail Yahudi sermayesi, İngiltere Rothschlid ile devreye girip konuyu saptırdı. Menderes bunun kurbanı oldu. Ve terör hemen hortladı. Şimdi mesele o haberi verilen cemaatin devreye girip konuya hakimiyeti gerekiyor. Ki o da oluyor? Hasan Akar bu konuda büyük yanılgı içinde.

      Sil
    2. AHİR ZAMANIN CİHADI MANEVİ CİHAD İLEDİR.küçük cihaddan büyük cihada hadisi şeirfin açıklaması ki o her zaman var sadece ahir zaman kayıtlı bir şey deil

      Sil
  25. Altan e bu sene kabe karışırsa hz.mehdi çıkacak demektir bana öyle geliyor

    YanıtlaSil
  26. ozen bey zaten kabe katliami son fitnenin(duheyma) başlangici ve mehdinin son öncü alametidir.

    ondan evvel sufyaninin ilk gorunmesi vardirki recep şaban ramazan ve şevval ayindadir.ramazani devirdik şevvale bakacaz.şevvaldede çikmaz ise o melun sufyani diģer seneye bakicaz.

    şevval ayi geçmeden bu sene olmaz dememek gerekir.

    çiksa dahi ilk etapta taniyamayiz.ama olaylarin harareyinde ciktiģini bilicez inşallah.

    burdaki ilk çikişi gorunme olarak anla.

    o vakit sufyani adaylarimizi tartişabiliriz.

    trump veya putinden buyuk bir hamle bekliyorum. ne olduģunu bilmiyorum ama suriyede taslar çok ciddi yerinden oynayacak.

    turkiyede suriyeden ćikicak.eğer bu seneyse.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehdi'nin zuhurunun tek ve yegane işareti: 1-Deccallerin hurucu 2-Hilafet-i İslamiye'nin sona ermesidir. Başka hiçbir işaret ve sebep yoktur. Bir takım dini fantazilerin bu ciddi meselede hiçbir bir hükmü ve rolü olamaz. Çünkü irade-i Rabbani doğrudan doğruya devreye girer ve son Halifesini ümmete gönderir. Kapkaranlık bir tabloda Mehdi vazifesini ifa ederken, yani zulmün insanlık tarihinin en şiddetli olduğu bir zamanda onu tanımak ve bilmek hikmet-i ibhama ve sırr-ı teklife tabidir. Geleceğini söylemek, onunla ilgili süslü püslü kelimeler sarf etmek Mehdi’nin hakikatini açıklamaktan çok uzaktır.

      Ahir zamanın en önemli hususu beşer ilminin artık Sebe Melikesi Belkıs’ın kısasında işari olarak belirtildiği üzere son sınıra yaklaştığı içindir. Öyle olunca Mehdi kerametle değil burhanla hareket ederken onu tanımak için en mümeyyiz vasıf ilimdir. Zaten insanın dünyaya gelişinin iki temel sebebi vardır : İlim ve duadır (ibadet). Sultan Abdülhamid’in bağlı olduğu Şazeli Şeyhi 31 Mart sonrası ne mektup yazmıştı: “Aralarında Deccal var mani olamadım Sultanım” O deccal de Süfyandır. Eşkıya ordusunun içinde çok önemli bir mevkiye sahipti. Çok ünlü bir askerdir.

      Bir diğer husus şu. Fetoş’un 23 yıl önce sarf ettiği sözleri. O Mehdi’nin kim olduğunu biliyordu. Onun için senelerce kendisini Mesih diye takdim etti. Kainat İmamlığı vasfını kendisine yakıştırmasının sebebi de budur. Mesih kainata hükmedecek ya, o zaman kendisi öyle olacak. 1995 yılına yalakası Eyüb Can’a verdiği röportajda şunu söylüyor. Bu söz Mehdi’nin zuhurunu o sahtekar cemaatin mensuplarını bağlar: “Mehdiyetin ikinci faslını gerçekleştireceğiz” Yani Mehdi gelmiş ki vazifesini yapıyoruz numarasına yatıp yandaş topluyordu.

      Eh-i tasavvufun çok azı amma çok çok azı tasavvuf yanında ilim sahiplerinin bir kaçı Mehdi’yi zamanında teşhis etmiştir.

      Mehdi’in Mekke- Medine ile direk ilgisi yoktur. Oralara hiç gitmeyecektir. Fütuhatın sonunda cemaatinin hizmeti ile orası hizaya sokulacaktır. Mekke ve Medine’nin Mehdi ile anılmasının sırrı şu: Mehdi Hz. Peygamberin varisi. Sonra onun aynası. Yani hizmeti onun gibi olacak. 1-Mekke dönemi, küfrün en azgın olduğu dönem. O dönem Kur’an’ın iman sureleri nüzulü eder. 2- Medine dönemi. Ameli il ilgili surelerin nüzul mahalli. Ahkam-ı Kur’aniyye’nin hayata geçmesi dönemi. Yani Mekke ve Medine dönemi demek iman ve hayat fasıllarına işaret eder. Son safha ise Mekke’nin fethi yani İslam’ın hakimiyet dönemi. Alem-i misali giren bazı ehl-i tasavvuf evliyası yoğun ilhamat içinde mesajları tam kavrayamayınca meseleyi kendilerini göre tarif etmişler. Ve her evliya makamına yakışır ifade etmiştir.

      Mehdi’nin hizmetinin şahs-ı manevi ile yani Mehdiyet ile devam edeceğine göre,3. fasıl 1424 tarihinde yani 2002’de başlar. Hz. Peygamberin döneminde kerkezi bir şehrin ortalama nüfusu 10-50 bin. Şimdi ise 1-2 milyon. Onun için nüfusu kalabalıklığına göre hizmet şekli olur.

      Bunun dışında kim ne söylerse söylesin doğru değildir. Herkese garanti veririm ve öyle olacağını görecek Kimse Mehdi diye bir insanı göremeyecek. Duhan’ın perdelediği beyin-kalb-gönül ve hatta ve hatta vicdan o gerçeği anlayamaz. Rahmet-i İlahi gereği Mehdi vazife almamış olsaydı yani şu anda güneş sistemi diye bir sitem olmayacaktı. Ve Mahşerin kurulması için gezegenler birleşiyor olacaktı. Mehdi avcıları bunu iyi öğrensin. Özellikle fetoşun meczupları? Niçin fetoş Mehdi’liğini ilan etmedi de el altından senelerce “Mesih” dedirtti. Ve niçin “Mehdiyetin ikinci faslını gerçekleştireceğiz” dedi. Demek ki Mehdi gelmiş. Ve on bunu biliyordu. Bildiği için de kendini başka makamlarla satışa sundu.

      Sil
    2. mehdinin son öncü alametini kim bilebilir ki.hadisleri sıralarken neye dikkat ediyoruz.geliş sırasına göre mi yoksa başka birşeye göremi.gerçekleşen hadislere göre mübarek geldikten sonra sıralama yapabiliriz.

      Sil
  27. Perşembe günü nida gelecek mi bakalım ben korkuyorum ya sen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne bu Perşembe, ne de başka bir Perşembe, daha doğrusu gökten hiçbir zaman nida gelmeyecek. Çok beklersiniz. Çocuk masallarına indirgediğiniz bir Mehdi'den nasibin sıfır üstü sıfırdır. Gökten nida gelmesi sünnetullaha ve sırr-ı teklife aykırıdır.

      Nida hikayesinin aslı şudur. Telsizin icadı ile arkasında imal edilecek radyonun çıkan dalgalar havada yayılarak alıcıya ulaşacağına kinayedir. Yani bir nevi gökten haber gelir. Teknoloji için yapılan bir teşbihtir. Yani Mehdi'nin döneminde gökten haber gelir yani insanların haberleşme yöntemi nazara verilmek istenmiştir. Hatta bazı rivayetlerde radyo için şeytan benzetmesi yapılmıştır. Nitekim Deccalin öldüğü haberi İstanbul'da Dikilitaş’taki şeytan vasıtasiyle duyulur rivayeti bunun bir başka anlatım şeklidir. Dikilitaş’ta İstanbul Radyosunun anteni vardı. 20-22 yıl kadar oradan İstanbul Radyosu yayın yaptı. (1926-1948) Ve Deccal’in ölüm haberini oradaki o anten vasıtasiyle yani rivayeti yapanlar için şeytan icadı kabul edilen radyo anteni ile haber verileceği kast edilmiştir.

      Korkmana gerek yok.

      Sil
    2. deccal bir tane deil.mehdi de bir tane deil.küçük mehdiler büyük mehdilerin habercisi küçük decceller büyük deccalerin habercisi.valla küçük deccal böyle ise büyük deccalin tahribatını allah bilir.küçük mehdiler bu kadar büyükse en büyük mehdinin nasıl olacağı hafzalaya sığmaz

      Sil
  28. Fetonun tabani cogunlugu risalei nur talebesi diye tabi oldular risalei nur talebeleri bediuzzaman hz mehdi olarak biliyorlar feto ben mehdiyim diye tabanini urkutecek kadar aptalmi mahkemede ben nurcu degilim desede talebelerine cevsen okutuyordu millette onu rialei nur talebesi biliyordu kendisini oyle gosteriyordu ben mehdiyim dese etrafinda kimse kalmazdi nice anli sanli risalei nurtalebeleri onu kutup olarak ilan ettiler seriata aykiri hareketleri oldugu halde ustadin bazi talebeleri risaleleri sadelestirecegim diyene kadar karsi cikmadilar karsi cikanlari tenzih ederim gezi olaylarindan sonra bile desdeliyenler oldu ayrica mehdi hz iman nuri ile bakanlar bilebilirler diyorsun bunca veli gorememiste decalin yamagi dedigin feto de iman nuru ne arasinki saidi nursi mehdi olarak gormus fetode iman nuri ne arar bu bir celiski degilmi.ben ustad hz mehdimidir degilmidir bilemem ama deccal yamagi dedigin adam goruyor biliyor her devirde bulunan 124 bin veliden goren bilen varmi bilmiyorum sen bu konularda uzmansin benim ilmim.yok.kitaplardan okudugum yorumlardan ogrendiklerimle sinirli.

    YanıtlaSil
  29. ay ve güneş Tutulmaları olmadı ki nida neden gelsin?

    YanıtlaSil
  30. ay ve güneş tutulmaları olmadı ki nida neden gelsin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küba’nın ardından Çin’deki bazı ABD’li diplomatlar da gizemli bir rahatsızlıktan muzdarip. Bu iddia ile ilgili haber New York Times gazetesinde yer aldı.

      Çin’in güneyindeki Guangzhou kentindeki ABD diplomatik misyonunda çalışan en az iki diplomat, sebebi henüz belirlenemeyen bir rahatsızlığa yakalandı. Habere göre; nereden geldiği belli olmayan bir uğultudan sonra ortaya çıktığı belirtilen rahatsızlık işitme kaybına yol açıyor.



      Olayın bildirilmesinin ardından ABD’li doktorlar, şikayetleri olan diplomatları ve ailelerini muayene etmek üzere Guangzhou kentine ulaştı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; kentte çalışan bazı diplomatların, üzerlerinde daha derin tetkikler yapılmak üzere ABD’ye gönderildiği bildirildi. ABD hükümeti, olayı incelemek üzere Pennsylvania Üniversitesi’nden doktorları görevlendirdiğini duyurdu.

      Gizemli rahatsızlığın verdiği şikayetler arasında; işitme kaybı, kulak çınlaması, baş dönmesi ve uyku bozuklukları bulunuyor. Rahatsızlıktan muzdarip olan kişiler, kulaklarına tıkaç takmanın fayda etmediğini, ancak bulundukları mekanı değiştirdiklerinde kaynağı belirsiz olan ve şikayetlerinin nedeni olan uğultuyu duymadıklarını belirtiyorlar.

      Benzer vakalar Küba’da da yaşanmıştı

      ABD’nin Guangzhou Konsolosluğu’nda 170 diplomat ve daha alt düzeyde çalışan bulunuyor. Daha önce de ABD’nin Küba’daki diplomatik misyonunda çalışan 24 memur ve aileleri, benzer şikayetleri gündeme getirmişti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da konuya ilişkin yaptığı açıklamada; Guangzhou Konsolosluğu çalışanlarının bildirdiği şikayetlerle, Küba’daki diplomatların şikayetlerinin aynı olduğunu dile getirdi. Küba’daki ABD’li çalışanların rahatsızlıklarını ortaya çıkmasını ardından, ABD Yönetimi, çalışanlarını korumadığı iddiasıyla 15 Kübalı diplomatı sınırdışı etmişti. Küba Hükümeti ise, gizemli seslerin ve diplomatların rahatsızlıklarının ardında kendilerinin olduğu iddialarını reddetmişti.

      Sil
  31. Küba’nın ardından Çin’deki bazı ABD’li diplomatlar da gizemli bir rahatsızlıktan muzdarip. Bu iddia ile ilgili haber New York Times gazetesinde yer aldı.

    Çin’in güneyindeki Guangzhou kentindeki ABD diplomatik misyonunda çalışan en az iki diplomat, sebebi henüz belirlenemeyen bir rahatsızlığa yakalandı. Habere göre; nereden geldiği belli olmayan bir uğultudan sonra ortaya çıktığı belirtilen rahatsızlık işitme kaybına yol açıyor.



    Olayın bildirilmesinin ardından ABD’li doktorlar, şikayetleri olan diplomatları ve ailelerini muayene etmek üzere Guangzhou kentine ulaştı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; kentte çalışan bazı diplomatların, üzerlerinde daha derin tetkikler yapılmak üzere ABD’ye gönderildiği bildirildi. ABD hükümeti, olayı incelemek üzere Pennsylvania Üniversitesi’nden doktorları görevlendirdiğini duyurdu.

    Gizemli rahatsızlığın verdiği şikayetler arasında; işitme kaybı, kulak çınlaması, baş dönmesi ve uyku bozuklukları bulunuyor. Rahatsızlıktan muzdarip olan kişiler, kulaklarına tıkaç takmanın fayda etmediğini, ancak bulundukları mekanı değiştirdiklerinde kaynağı belirsiz olan ve şikayetlerinin nedeni olan uğultuyu duymadıklarını belirtiyorlar.

    Benzer vakalar Küba’da da yaşanmıştı

    ABD’nin Guangzhou Konsolosluğu’nda 170 diplomat ve daha alt düzeyde çalışan bulunuyor. Daha önce de ABD’nin Küba’daki diplomatik misyonunda çalışan 24 memur ve aileleri, benzer şikayetleri gündeme getirmişti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da konuya ilişkin yaptığı açıklamada; Guangzhou Konsolosluğu çalışanlarının bildirdiği şikayetlerle, Küba’daki diplomatların şikayetlerinin aynı olduğunu dile getirdi. Küba’daki ABD’li çalışanların rahatsızlıklarını ortaya çıkmasını ardından, ABD Yönetimi, çalışanlarını korumadığı iddiasıyla 15 Kübalı diplomatı sınırdışı etmişti. Küba Hükümeti ise, gizemli seslerin ve diplomatların rahatsızlıklarının ardında kendilerinin olduğu iddialarını reddetmişti.

    YanıtlaSil
  32. Selamün aleyküm cümleten bayagdr takip ediyorum ilk yorumum olacak.bu nida meselesi.bi habere denk geldim sizlerle de paylaşıp yorumlarınızı almak istedim bana çok saçma gelmedi ama konu haber şu. Küba’nın ardından Çin’deki bazı ABD’li diplomatlar da gizemli bir rahatsızlıktan muzdarip. Bu iddia ile ilgili haber New York Times gazetesinde yer aldı.

    Çin’in güneyindeki Guangzhou kentindeki ABD diplomatik misyonunda çalışan en az iki diplomat, sebebi henüz belirlenemeyen bir rahatsızlığa yakalandı. Habere göre; nereden geldiği belli olmayan bir uğultudan sonra ortaya çıktığı belirtilen rahatsızlık işitme kaybına yol açıyor.



    Olayın bildirilmesinin ardından ABD’li doktorlar, şikayetleri olan diplomatları ve ailelerini muayene etmek üzere Guangzhou kentine ulaştı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; kentte çalışan bazı diplomatların, üzerlerinde daha derin tetkikler yapılmak üzere ABD’ye gönderildiği bildirildi. ABD hükümeti, olayı incelemek üzere Pennsylvania Üniversitesi’nden doktorları görevlendirdiğini duyurdu.

    Gizemli rahatsızlığın verdiği şikayetler arasında; işitme kaybı, kulak çınlaması, baş dönmesi ve uyku bozuklukları bulunuyor. Rahatsızlıktan muzdarip olan kişiler, kulaklarına tıkaç takmanın fayda etmediğini, ancak bulundukları mekanı değiştirdiklerinde kaynağı belirsiz olan ve şikayetlerinin nedeni olan uğultuyu duymadıklarını belirtiyorlar.

    Benzer vakalar Küba’da da yaşanmıştı

    ABD’nin Guangzhou Konsolosluğu’nda 170 diplomat ve daha alt düzeyde çalışan bulunuyor. Daha önce de ABD’nin Küba’daki diplomatik misyonunda çalışan 24 memur ve aileleri, benzer şikayetleri gündeme getirmişti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da konuya ilişkin yaptığı açıklamada; Guangzhou Konsolosluğu çalışanlarının bildirdiği şikayetlerle, Küba’daki diplomatların şikayetlerinin aynı olduğunu dile getirdi. Küba’daki ABD’li çalışanların rahatsızlıklarını ortaya çıkmasını ardından, ABD Yönetimi, çalışanlarını korumadığı iddiasıyla 15 Kübalı diplomatı sınırdışı etmişti. Küba Hükümeti ise, gizemli seslerin ve diplomatların rahatsızlıklarının ardında kendilerinin olduğu iddialarını reddetmişti.

    YanıtlaSil
  33. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  34. Yanıtlar
    1. kitlikta ve guneş işiğinin engellendiği durumlarda yada nukluer savasta yetişebilen âçliğa birebir ve akşemseddinin haber verdiği istanbul ahalisinin can simidi bitki.

      Sil
  35. CUMHURBASKANLIGI SECIMINDE CUMHUR ITTIFAKINA OY VERMEKTE OLAN TERETUTU OLAN ARKADASLAR BEDIUZZAMAN HZ DEMOKRAT PARTIYI NICIN DESDEKLEDIGINI.AYRICA OY VERIRKEN NELERE DIKKAT EDILMESI GEREKTIGINI MUBAREK COK GUZEL ACIKLAMIS BURAYA YAZACAKTIM AMA SERI YAZI YAZADIGIM AYRICA KOPYSLA YAPIRTIR ISLEMINI YAPAMADIGIM ICIN YAZAMADIN SORULARLA RISALEI NUR SITESINDE YAZIYI OKUYABILIRSINIZ BEDIUZZAMAN HZ.HEPIMIZIN BILDIGI GIBI SON YUZYILIN YILDIZ ULAMASIDIR.BEN NURCU DEGILIM AMA USTADIMIZ RISALEINURLAR IMANININIZI KUVVETLENIR DIYE TAVSIYELERI VAR.BUTUN UMMETI MUHAMMEDE DUYURULUR. SOYTARILARIN TENKITLERINE INANMAYIN IMANINIZ ZAYIFLIYABILIR
    BU SECIMLERIMEMLEKETIMIZ VE ISLAM ALEMININ HAYRINA NE ISE OLSUN INSAALLAH.SELAM VE DUAILE

    YanıtlaSil