.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Mayıs 2018 Cuma

DOLAR SALDIRISI

Dolar saldırısı hadis-i şerif' teki Amik savaşının ekonomik cephesidir. ABD ve IMF'nin ekonomik 15 Temmuz benzeri bir saldırı hazırlığı içinde olduğunun öngörülmesi üzerine devletimiz seçimleri öne alma kararı vermiştir. 15 Temmuz 2016 tarihinden daha sonrası için belirlenen darbe teşebbüsü alınan tedbirle erken doğum yaptırılarak akim bırakılmıştı. Şimdi de ekonomik saldırıya karşı erken seçimler öne alınarak mukabele edilmistir. Ancak dolar saldırısı ile seçimlerin sonucu etkilenmek istenmektedir.
Saldırı sadece Türkiye'ye değil IMF'den ayrılmış gelişmekte olan ülkelerin çökertilmesine yöneliktir. Bu ülkelerden ilk pes eden Arjantin olmuş ve IMF'den tekrar borç alma görüşmeleri başlamıştır.
Ekonomik saldırının amacı bu ülkelerin tekrar IMF boyunduruğu altına alınmasıdır. Silah atmadan bu ülkelerin işgal edilmesidir.
Meselenin bize bakan tarafında Kuzey Irak ve Suriyedeki petrolün ve Kıbrıs etrafındaki doğal gazın Türkiye'ye koklatılmadan batı tarafından yağmalanmasıdır.
Gerek Afrikadaki ve gerekse İpekyolu üzerindeki ülkelerin IMF kölesi haline getirilmesi süreci devam etmektedir. Bütün dünya ülkeleri böylelikle IMF yoluyla egemenlik altına alınmaktadır. IMF den borç alan ülkeler daha önce Türkiyemizin yaşadığı gibi tüm kaynaklarını borç faizi ödemeye mahkum hale getirilmektedir.
Bu arada IMF'nin Türkiye masasını kurduğu ve başına bir ingiliz ekonomistin getirildiği belirtilmiştir. IMF Türkiye Cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Derviş'i istemişse de bu mümkün olmamıştır.
Eğer IMF'den borç alınırsa dövizin derhal olması gereken seviyeye ineceği ifade edilmektedir. CHP cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce seçildiğinde  bir haftada doların kendi kendine düşeceğini söylemesi ülkenin IMF'ye teslim edileceginin itirafıdır.
Ülke bir varoluş mücadelesi içindedir. Bunun bilincindeyiz. Bu açıdan siyaset bizim için çıkar mücadelesi değil millet ve vatanın selameti içindir. Görevimiz vazifemizi yapmak Allahın işine karışmamaktır. Neye layık isek onu göreceğiz. Tamam yada devam diyecek olan Allahtır. Biz dış güçlerin değil kendi idarecilerimizin yanındayız. Galip olan Allahtır. Her türlü tertip akim kalacaktır. Türkiyedeki mücadele özgür yaşamak isteyenlerle batının köleliğini isteyenlerin mücadelesidir.

Not: Amik ovasındaki savaşta bütün izm'ler yok olacaktır. Nazım Kıbrısi...










190 yorum:

  1. 1*Türkiye seçime gidiyor. Her seçimin kendine göre bir önemi vardır. Ama bu sefer ki Sevr’in 100 yılın yıldönümüne rastlıyor. 100 yıl “karn” kelimesinin ifade ettiği sürenin sonu. Karn burada biter. Yani şer asrı sona eriyor. Bir dikkat çekici “karn” süresi daha var. 90. yıl. neyin 90. yılı? 1928’in. Peki o zaman ne oldu? Bilen bilir. Bu demektir ki, artık şöyle veya böyle bir değişim olacak. Aslında bu değişime 2007-2010-2016’da cereyan eden olaylar habercisi oldu. Daha geriye giderseniz 2002 Kasım 3. Bu tarih dini ve dünyevi olmak üzere iki devrin başlangıcıdır. Dini noktadan bunun tek ve yegane izahı Mehdiyetin üçüncü son aşamasına başlangıç tarihine denk gelmesidir. Bu manevi hayatla ilgili inkişafın başlangıcıdır. Manevi cihadın bir yeni semeresidir.

    Dünyevi noktadan ise en önemlisi Türkiye’nin tam ve katıksız ve vesayetsiz istiklali, sonra halkın huzur ve refahını elde etme aşamasının 4. başlangıcıdır. Ve bunun çevre ülkelere sirayetiyle külli bir uyanışa yol açma istidadı taşımasıdır. Aynı zamanda büyük ittihada gidişin son kilometre taşıdır. Ve 16 yıllık süreçte 1900’ün başından beri ilk defa bu vatana İslam dünyasının bakışındaki muhabbet sıcaklığının oluşmasıdır. Çok Müslüman Türkiye’ye ve liderine duacı. Bazı ülkelerin siyasi kadrolarının Türkiye aleyhtarı tutumuna rağmen halkın teveccühü gözlerden kaçmıyor. O ülkelerin siyasilerinin bu tutumunu garipsemeyin. Çünkü bir zamanlar biz de hasıl olan zaafın bir neticesidir. Zavallılığın ifadesidir. Onlar işgal ve işgal sonrasının zor döneminde yaşarken biz onları unutup burun kıvırdığımız zamandı. Onları terk edip batının esiri olarak batının gözlüyle ve adetiyle davrandığımız gibi. Ama şimdi roller değişince bu manzara ortaya çıkıyor. Yani rüştünü ispat eden Türkiye batı vesayetinin zincirini kırmaya kalkışınca, Siyonist deccaliytein güdümündeki batı istilasını sürdürecek kendine yeni bir cephe kurdu.

    Bütün batı istisnasız şimdi Türkiye’den rahatsız. Batı, Haçlı yenilgilerinde yaşadığı hayal kırıklığına tekrar uğrama telaşı içinde. Üstelik bu kez Haçlı değil küresel deccaaliyetin bütün efradıyla hedefindeyiz. Öyle olunca bütün güçleriyle saldırıyorlar. Yahudi sermayesi bu defa bütün küresel güçlerle en büyük hedefi olan Büyük İsrail için uşaklarını saldırtıyor. Hz. İsa’nın (as) göğe kaldırıldığı günden bu yana Hıristiyanların yönetim kılcal damarlarına giren Yahudi istediği gibi Hıristiyan dünyasını yönlendiriyor. Ve 1600’lerden beri artan bir hızla devam ediyor. Ve tek hedef İslam dünyası. Zaten bu açıkça en son 1990’da batının askeri ittifakı NATO’nun hedefi olarak bile açıklanmıştı.

    Biz batıya nasıl teslim olduk. 19. Yüzyılda başlar hikaye. Önce İngiliz-Alman müttefik dolmuşuna binerek. Sonra 1.Cihan Harbi’nde hakimiyet ve gücümüzü yitirince teslim olarak. Artık tek kılavuzumuz, önderimiz, hayat kaynağımız batı olmuştur. Batıya ikinci kapsamlı teslim tarihiminiz 1946-1952. O zaman komünizm küresel tehlike haline gelince Batı dünyası sığınakımız oldu. O tarihte dünya sahnesine çıkan ABD açısından ise yandaş ve taraftar toplamak bakımından onlara şirin göründük. Bize ılıman baktılar ve samimi davrandılar. Burada Mesihi cemaatin veya düşüncenin rolü olmadı değil. Ancak bu 1955’ten sonra Arap-İsrail Savaşı ile hızla değişmeye başladı. Bu değişimin ilk ön ayağı İngiltere oldu. Türkiye’nin varlığına göz dikme, sonra batı vesayetini artırma olarak İngilizler asırlık müttefikleri İsrail ile cephe açtı. ABD’nin tutumu da 1958 sonrası değişmeye başladı. Bunun Deccaliyet ile ilgili hususunu başka bir yazıda anlatacağım.

    YanıtlaSil
  2. 2* 3. Melhemenin kilit kartlarından biri olan Kürt kartı 1959’da İngiltere’de ala ile vala ile açıldı. İlk kez bir Kürt kongresi düzenlendi. Osmanlı’ya uygulanan böl ve yönet politikası Lozan’a rağmen yeniden hortlatılıyordu. Ve çok az insanın bildiği Kuzey Irak Krütlerine İsrail’in el atıp kışkırtmalara başladığı tarihtir 1960. İran eliyle silahlandırıp İran’da asker eğitip verip, TelAviv’de temsilcik açtırmıştı. İngiliz’i 2 asır önce Mason ayağı ve finansla Türkiye’ye karşı soyunduran siyonistler bu kez ABD’yi de devreye soktu. O dönemi yaşayanlar özellikle omuzu kalabalıklar bunu kavrayamazdı. Öyle ki gafletle Londra’nın tahriki ve Washington’un emriyle 27 Mayıs darbesini yaparken tereddüt etmediler. Ve o tarihte orduda büyük bir tasfiye oldu. Ve Türkiye’nin bir daha DP gibi bir iktidara gelmesini önlemek için tedbirler bile alındı. Bu milli iradeye karşı kurulan demokrasi döneminde ilk büyük harici komplo idi. Amma velakin ehl-i iman ve İslam için bu ta Talut’un zamanından, Hz. Peygamber’in Bedir Muharebesinden kalan bir miras vardı. O da şu:

    Muvaffakiyet daima çoğunluğun ve kudretlinin değil bir avuç kahramanın ve kainatı kapsayan manevi gücü olanlarındır. O tarihlerin hemen vefatı öncesinde Bediüzzaman’ın şu sözündeki hikmet anlaşılamadı. “Küfrün beli kırılmıştır” Evet beli kırılan küfür mağlubiyeti yavaş yavaş hissetti. Ne zaman?1965’te ikinci bir 14 Mayıs’ı yaşadık. Ama hayasız akın durmadı. Bu kez 1971 darbe-i münafıkanesi geldi. Öyle ki o dönem bir asır öncesi 1878’in zulamatlı günleri yaşanır gibi oldu. 1975-1980. Ama nafile 1878’deki mağlubiyetin karanlığı gibi bir zulumatı bu kez milli ve manevi değerlere sahip siyasilerin karşı direnmesi ile dağıtıldı. Sonra 1980 darbesine karşı 1983’deki ANAP zaferi ve sonrası malum. Burada şöyle bir husus var. Bütün bunlar niçin oluyor? Şimdi olduğu gibi. Bunun iki veçhesin var. Unutulmasın Deccaliyet asrındayız. Buraya şimdi dikkat.

    Kennedy suikasti sonrası Başkan olan Johnson’un Türkiye’ye bakış açısını 1963’teki meşhur mektubu ile anlamaya başladık. Asker ve bürokratik vesayet değil. Akl-ı selim sahipleri. Siyonizmin tahrikiyle İslam düşmanlığı ateşi ABD’de o tarihte yükselmeye başladı. O zaman içe kapanmışlığın yol açtığı cehalet yüzünden anlayamamıştık. Komünizm tehlikesinden başka gözümüz bir şey görmüyordu. Ve Ortak Pazar’a girmekten başka bir görüş-bakış-beklenti ehl-i imanın dışında kimsede yoktu. 1960 çok önemli bir yol ayrımı oldu.

    O sıralar ABD dostumuz, kurtarıcımız, askeri açıdan destekçimiz falan sanıyorduk. Ama monşerlerden oluşun ve çoğu Selanik Hanedanı’na bağlı hariciyemiz bazı bilgileri bize aktarmıyordu. O da şu: ABD Dışişleri Bakanlığı Planlama Dairesi Başkanı Eugene Rousteau NATO müttefikliğine ve komünist tehlikesine rağmen İslam’ın bir tehlike olduğunu görüşünde idi. Ve “Bu ayrılık İslam medeniyeti ile Hıristiyan medeniyetin arasındaki ayrılık”tan doğduğunu söylüyordu. Niçin? Onu da yıllar sonra Laurence Brown şöyle itiraf ediyordu:
    “Liderlerimiz bizi çeşitli kavimlerle korkuturdu. Bizi Yahudiler, Japonlar, Komünistlerle korkuttular. Fakat sonraları Yahudilerin dostumuz, komünistlerin de müttefikimiz olduklarını öğrendik. Japonlara gelince onların önünü kesecek bir çok demokratik devlet vardı. Ama biz gerçek tehlikeyi İslam’da görüyoruz.”

    YanıtlaSil
  3. 3* Niçin böyle bir zihniyete sahiplerdi hiç düşündünüz mü?. Bunu, küresel hakimiyeti elde etmek için asırlarca Hıristiyanları çekip-çeviren Siyonistlerin başarısı olarak görülmeli. Çünkü onlar Hz. İsa’nın (as) bütün uyarılarını rağmen Hıristiyanlar Mesih Deccalin esiri olmuşlardı. Artık Yahudi Hıristiyandılar. İsrail’in cadısı Bayan Golde Meir 1969’da İslam düşmanı Nixon’a çevredeki ülkeleri bölelim teklifini yapıyordu. Yani Büyük İsrail’ için hazırlık sinyalleri veriyordu. Nixon “Nasıl olur” dediğinde. “Bakmayın bunlara hepse çakma devletler. Milli birlikleri yok”diyerek dini ve ırki etnisiteleri ABD’nin aklına sokuyordu. Tabi o sırada ilk ana vatanları olan Kuzey Irak’ta harı harıl Kürtleri kendi yanına çekip 3 milletten (Türk-Acem-Arap) gelecek tehlikelere karşı Kürtleri mankurtlaştırarak devletleştirme ameliyesine başlamışlardı.

    Şu gerçeği anlamadan niçin bütün batının her başımızı kaldırdığımızda bizi darbelediğini anlayamazdık. O sır şu. Batıya tabi, onun emrinde, her emrine selam duran bir Türkiye istediler. Daha doğrusu topraklarına Mesih Deccal eliyle kavuşmak için çırpınan ve ifsad saçan Yahudilerin eylemiyle hep İslam’a düşman oldular. Çünkü Türk’ün gücü geri gelir ve bölgede dini uyanışa sebep olurlarsa Yahudi’nin Büyük İsrail için yüzyıllarca harcadıkları emek boşa giderdi. Onun için Türkiye uyutulmalı. Uyanırsa başına vurulmalı. İşte son bir kaç yılda yoğunlaşan saldırılan sebebi bu. Ama artık eski Türkiye yok. 1926’da tesis edilen tek parti zihniyeti, diktatoryası, vesayeti ve onun emrindeki bürokrasi milli iradeye daimi 1950’den beri mağlup oldu. Nasıl? Rüştünü ispat eden maddi-manevi değerlerine sahip olarak direnmesi ile.

    Necip Fazıl’ın çok söylenen beyti var. "Surdan bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes/Şimdi ey deli rüzgar, nereden esersen es" Ama o surda şimdi bir gediğimiz yok. Bediüzzaman’ın ölçüsü ile iki oldu. Üçüncüsü ise fetihtir. İkincisi Hz. Peygamber’in ünlü sözü ne idi? Yani Bedir-Uhud-Hendek sonrası firar eden düşmanın arkasından söylediği söz : “Artık sıra bizde. Bundan sora biz saldıracağız” Ve Mekke fethedilir. O fetih bütün fetihlerin anasıdır. Üçüncüden sonra büyük fetih gerçekleşir. Biz de de öyle oluyor. Şimdi 3. fasıldaki son ve büyük fetihin arefesindeyiz. Sonra ise suya atılan taşın yaydığı dalgalar gibi fetih dalgalarına şahit olacağız. Çünkü mesele bizim ortaya koyacağımız niyet kafi. Sonra ise İzacae nasrullahi eylemi başlar.

    YanıtlaSil
  4. 4* Siyasi-askeri-ekonomik kumpasları bozulanların Türkiye’de sandığı etkilemek için başlattıkları son döviz saldırısı hikaye. Çünkü millet canından sonra malını da ortaya koyuyor. Birkaç gün içinde bir çok kimse elindeki dövizleri TL’ye çevirdi. Bediüzzaman ahir zamanda Türklerin içinde baş gösteren inşikak yani bölünme yüzünden dış etkenler küçük bir ağırlıkla istedikleri tarafı destekleyerek azim bir netice almalarını önleyecek iradeyi ortaya koymak bizden. Yani sandığı oylarımızla doldurmazsak, kader-i İlahi’nin muaveneti gelmez. Biz neticeyi tayin etmiyoruz. Netice Allah’a ait ama, direnmek, bir avuç da kalsak direnmek ve mücadele temek ta Talut’tan beri ehl-i iman ve İslam’ın özelliğidir. Onun için biz niyetimizi ortaya koyalım. Fitnenin dengeyi aleyhimisze bozması yerine kader-i İlahi neticeyi lehimize çevirir.

    Sel taşkınlarına yol açan yağışlar bütün hızıyla devam ediyor. Nuh’un gemisi gibi dalgalar arasında gidip geliyoruz. O geminin Cudi Dağı’na demirlemesi veya batması kime bağlı. “Mehdi gelecek. Bizi kurtaracak” tembellerine kanmayın. Siz çalışmazsanız Mehdi gelmez. Yani Mehdi’nin planı yürümez. .Çalışmayana ekmek olmadığı gibi mücadele etmeyene de zafer yok. Gerçi bu yağışlar Nuh’un gemisine bir nevi işareti gibi. Ama tembellere veya nankörlere bir te’dip tokadı da olabilir. Dua edin de başka tufana kalmasın. Cüz-i ihtiyari her zaman için kader-i muallaka tesiri vardır. Verilen müjdelere şartları oluşturulmazsa ertelenir. Bu hakikati gören Hür-Par seçimde Erdoğan’a destek vereceğini açıkladı. Yani Kürt kardeşlerimiz sahil-i selamet Cudi’yi gösteriyor.

    Siz gaybi haberleri Kur’an ve sünnetin naslarının yerine ikame etmek isteyenlere aldırmayın. Onlar çocukken yaşayamadıkları masal rüyasındalar. Biz ise hak ve hakikate bakacağız. O da çalışmak bu fili dua. Sonra Sözle istemek bu da kavli dua. Var mı başka yol?

    Milletin seçtiği bütün iktidarlar DP-AP-ANAP-DYP-Refah partileri bürokratik vesayet yüzünden bir türlü meşruiyet kazanamadılar. Hep rejimin üvey çocuğu muamelesi yapılıp zam-zulüm 6 kazık partisini el üstünde tuttular. Dikkat ederseniz Erdoğan sürekli bu uğursuz vesayetten söz ediyor. Yani aklımızı kullanırsak bürokratik uçurumu oylarımızla kapatacağız.


    YanıtlaSil
  5. Bu mucadele iman ile kufrun mucadelesidir muslumanim diyenler bana gore kendilerini buna gore konumlandirmali

    YanıtlaSil
  6. Afganistan savunma bakanı dastagir han abdye karşı tüm seçeneklerin masada olduğunu söyledi siyah sancaklılar her an harekete geçebilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dastagir han pakistanın bakanıdır afganistanın değil

      Sil
  7. C.H.P.VE IYI PARTININ SECIM BEYANNAMESINDE PARALEL YAPI ILE MUCADELE HAKKINDA TEK CUMLE YOK AYRICA C.H.P GUNEYDOGUYA OZERKLIK KONUSUNDA OY ALMAK ICIN GOZ KIRID GIBIME GELDI DEMEKKI BU GUNE KADAR YAPMIS OLDUGUMUZ MUCADELE BOSUNA IMIS BIRCOK ASKETIMIZ POLISIMIZ KOTURUCUMUZ BOSUNA OLMUS. SAYIN GUMHURBADKANIMIZI DEVTR DISI BIRAKDALAR ARKASINDAN HEMEN GELSIN BUYUK ISRAIL DEVLETI MESCIDI AKSANIN YIKILISI
    SAYIN CUMHURBASKANIMIZI BUNLARIN ONUNDE ENGEL OLARAK GORUYORLAR.ISLAM ALEMINI AYAGA KALDIRACAK LIDERIN SAYIN CUMHUR BASKANIMIZIN OLDUGUNU BILIYORLAR SEVGILI RECEBIM DURMAK YOK YOLA DEVAM RABBIM YAR VE YARDIMCIN OLSUN BUTUN ISLAM ALEMININ EVLIYANIN DUASI ILE YENIDEN KAZANIRSINIZ INSAALLAH.AMIN AMIN AMIN.SAYIN ABDURRAHMAN BEY KARDESIM BENIM GULI GULICILERLE ISIM OLMAZ SIYASET NASIL BIRSEYKI ZAMAN GAZETESINDE CAMILERI YIKAN SATAN CHP HK OLUMSUZ YAYIN YAPAN BIR BAKMISIN CHP DESTEKCISI OLMUS.SELAMET PARTISI DAHA ONCE DIN DUSMANI OLARAK GORDUGU CHP NIM PESINDEN GIDIYOR.ALLAH AKIL FIKIR VERSIN ALLAH.CC SASIRTMASIN.AMIN

    YanıtlaSil
  8. millet ittifakı erdoğan hasımlığında birleşmiş bir yapının adıdır
    bundanda en büyük zararı saadet ve feto görecektir
    çünkü sanırım iyi parti %15 diye şişirilirken %5 lerde diğeride %0.25 i geçemeyecek hormonlu oldukları bilinecek
    yakında askerin kandile bayrak dikmesi millet ittifakına 3-5 puan getirecek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doğrusu......
      yakında askerin kandile bayrak dikmesi cumhur ittifakına 3-5 puan getirecek.....
      olacaktı özür

      Sil
    2. Ici bos kandili bombalayarak oy toplayanlara yazıklar olsun. Operasyon haber verilmeden yapılır aniden bir gece. Oy için terörle mücadele edilmez

      Sil
    3. Pkk nın üst düzey kadrosu artık kandilde değil Suriye nin kuzeyinde fıratın doğusundadır Amerika K Irakı Barzani ve peşmergeye bıraktı.Orada pkk lı istemiyor. Pkk lıları fıratın doğusunda toplanmasını istiyorlar.Sen ve siyasi iktidar askeri operasyonları oy potansiyeli olarak görürseniz bu yüzden verdiğimiz şehitlerin vebalini ve bedelini kaldıramazsınız Türk halkıda bunu bildiği için bundan dolayı oyları artmaz

      Sil
    4. Devran Tuncer PKK muhibbi. Bu operasyona İran ve Irakla Ekim-2017'de mutabakata varılmış. Hem de üst düzeyde. Mart-2018'de de fiilen başlamış. Yani seçim kararı alınmadan önce. Bahçeli ne zaman erken seçim istedi 17 Nisan'da. Siz küçük dünyanızda yaşarken bunlar olmuş, lakin haberiniz olmamış. Kaldı ki Ak Parti'nin oy potansiyeli seçim kazanmaya yeter de artar bile. Mesele Türkiye'nin değil aynı zamanda bölge ülkelerinin beka meselesi. ABD'nin İsrail'in isteği üzerine 9 İslam ülkesini 22 parçaya bölme planı 1969 Nixon-Goldemeir mutabakatında var. Türk Cumhurbaşkanı Korutürk bunu 1974'te çevresine söylemiş. 35 yıldır aklınız neredeydi derler adama. Bu operasyon bir mutabakat gereği oluyor.

      Sil
    5. Bozkurt Turan sen git Turan'ın dağlarında yaşa, koyunların peşine düş, avlan falan. Aklının ermediği işlere burnunu sokma. Unutma Türkiye eski Türkiye değil. Türk milleti İstiklal Harbi'ni kazanmış ama istiklalini, din ve vicdan hürriyetini kazanamamıştı. O (.....)in vesayeti altında idi. Yeni yeni kazanıyor ve kazandıkça güçleniyor. Bu da kimi rahatsız ediyor. Harici düşmanla onun yerli maşalarını. Ayrıca kimin oyununu bozuyor. Acaba bir avuç siyonist cihanın en büyük devletini yıkarken, sizi Anadolu'ya tıkarken dedeleriniz neredeydi de senin gibi torunları böyle bir seçim kazanma hırsı uğruna beş paralık çıkar için dünya çapında bir kazancı göz ardı ediyor. Ve sen de abuk sabuk laflar ediyorsun, ki senin siyasi hacevetanın kazanma ihtimalini katrilyonda bir iken eleştiride bulunuyorsun. Asker düşmanı mağlup ederse kötü, ihtilal yaparsa iyi diye düşünenler bu topraklarda yaşamaya hakkı olabilir mi sence?

      Sil
    6. Kandilin içinin boş olduğunu nerden biliyorsunuz? Askeri operasyonun erken seçimle ne alakası var. Uzun planlama ve süreç gerektiren operasyonlara aylar öncesinden hazırlık yapılır. CHP nin İPİni tutanlar laflarınız hep aynı.

      Sil
    7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    9. üst düzeye ulaşılmıyorsa alt kanadın kolu başı kırılır
      kandile 50 km yaklaşıldı yakında obüsler döver orayı
      oy potansiyeli olmasıda işin yan faydası
      türkiye 40 yıllık fesat yuvasını dağıtacak bayrak dikecek
      bu ana fayda
      oyda talii fayda
      oy sayısıda artar
      ilk turda iş biter

      Sil
    10. ırakda seçimlerde oyların tekrar sayılması istenince sandıkların depolandığı yer ve oylar tamamen yakılmış
      şii blokta ve tüm ırakta büyük bir şiddet savaş dalgası başlamak üzere
      neticede dileriz sünnilerin durumu düzelir
      türkiye kargaşaya karşı garantör olarak
      kandille kalmaz musul ve kerküke yürür
      bu ara barzaninin türkiyeye getirildiği ve korumada olduğuna dair rivayetler var
      ırak çok kötü karışacak görünüyor bunun sonucu iran oradan sökülecek görünüyor

      Sil
    11. adamlar orda terörist öldürüyor. nerde pkk yok. bu bir oyun

      Sil
    12. inşallah islam bayrağı da bir gün açılcak

      Sil
    13. ne sünni ne şii yaşasın müslümanlık

      Sil
    14. Secimi erkene alma nedenleri ne o zaman ? Bi çıkarları olmasaydi 2019 da olurdu. Siyasete bulasmayin çünkü arkasında dönen cok oyun vardir.Bu hükümet yeterli olsaydi mehdiyi aramaz gelsin diye beklemezdik. Her farkli görüşu fetoya ve hainlige baglamayin. At gozluklerinizi cikarin. Yakinda pisman olacaksınız. Perdenin arkasida gozukecek

      Sil
  9. Sayin cok muhterem bu sitenin yorumculri okuyuculari bas ortusu konusunda benden daha fazla zulum goren varmi biiyorum esim valisiyordu.her zaman her yerde horlaniyor asagilaniyor hakaretlere maruz kaliyorflduk en zor gorevler en kotu yerler bize uygun goruluyordu. emeklilik icin yirmi seneyi zor getirdik Sayin cumhurbaskanimizdan Allah razi olsun ayrica memurlarin buyuk cogunlugu sanki isgal altida imisiz gibi cuma namazina gidemiyordu.yapilanlarin hepsini burada saymiyacagim. tabii herkes gibi cumhurbaskanimizinda bazi hatalari olmus olabilir ergenokon davasida ben savciyim demesi fetoculeri istihbarat birimlerini ayrica onemli mevkileri ellerine gecirip yanlis bilgi vermis oslarindan kaynaklanabilir unutmiyalim o yillar her uc bey ayda bir sayin cumhurbaskanimiza suikast girisimini biz onledik diyen fetoculer vardi bu sekilde tayyib beyin guvenini kazanmislardi ayrica unutmiyalim ki bulent arinca suikast var diye bunlar kozmik odalara bile girdiler.ekonomik kiriz veya bazi selerin kotoye gittigi soylensede benim icin bas ortusu ve cuma namazi hepsinden onemlidir muslumanlari ozgurlugune kavusturmustur bu bile bir lider icin buyuk basaridir cumhuriyet tarihinden bu gune kadar gelenler icinde islama en fazla hizmet eden liderdir ALLAH cc ondan razi olssun.Sayin mustafa bey sayin abdurrahman bey yeni asya gazeteside yazam kazim gulecyuz Saidi nursi ve chp diye bir yazi yazmis dondum kaldim.C.h.p nin duzeldigini anlatan bir yazi gibi geldi bana yoka bunlar ustadi hz ne cektigini unuttularda yeni nedillere c.h.p yi tavsiye ediyorlar bu yazi hakkinda ne dersininiz bunlar ustadin talebeliginde ayrildilarmi ALLAH CC Sasirtmasin AMIN.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni Asya maalesef çok uzun zaman önce ele geçirilmiş yada elden çıkmış bir mevzidir. Feto kendisini nur cemaatinden saymıyordu ama bunlar nur cematinden oldukları iddiasıyla cemaatin tarihçesini bilmeyenlerin zihninde ciddi bulantılar yapıyorlar.

      Sil
    2. Yeni Asya 1991 yılından başlayarak Risale-i Nur’un siyaset anlayış tarzından inhirafa-sapmaya başladı. Risale-i Nur’un öngördüğü hizmet konusunda o tarihte çok hayati bir siyasi gelişmeyi algılayamadı. Zübeyri çizgi diye bir şey uydurup hata üzerine hata inşa ettiler. Ve 10 yıl sonra sapıtmaya başladı. Hayali bir “Demokrat” söylemi ile kendilerini tatmin ederek Risale-i Nur’un misyonunun temsil ettiklerini sandılar. Bu arada bazı safi zihinleri idlal ettiler, ediyorlar.

      Risale-i Nur alçakça tahrif edilirken hiç gıkları çıkmadı. 1990’larda Cibali Baba diye niteleyip ağır eleştiriler yönelttikleri Fetoş’u özellikle son gelişmelerden sonra sahiplendiler. Düşmanımın düşmanı dostumdur prensibiyle, milletin çoğunluğunu temsil eden iktidara karşı çıkarken, FETÖ çetesinin harici ortaklarının politikalarına da alet oldular. Ki bu ortaklar Risale-i Nur’da işaret edilen Kuzey Rüzgarın aslı ve devamı olan ve (küçük ve büyük değil) ana deccaliyettir. Bunda içine düştükleri maddi sıkıntılarını bir nebze patronlar kulübünün gelen desteği, ki o destek uluslararası sapkınlığın maşasıdır, onları çukura düşürdü.

      Basiretsizce iki hususu gözden kaçırdılar. 1-Mehdiyetin 3. Faslının fecr-i sadıka gidişini göremediler. 2- Demokratların bir hadise göre 1990’nın sonunda misyonunun bittiğine anlayamadılar. Çünkü o 1950'den beri iki farklı demokratın bir koalisyonuydu. O misyonda çok meşhur bir zatın yerli 28 Şubat'ta deccaliyetin yörüngesine girmesi ile o misyon sona erdi. Ama dindar demokrat misyonun İttihad-ı Muhammedi fırkası ile birleşerek ortaya çıkışını göremediler. Katip Osman’ın rüyasındaki Risale-i Nur’un makbuliyetinin genelleşmesini anlayamadılar.

      O gazetenin başındaki ne oldum delisi bir anda dümeni elinde görünce acemilikler sergiledi. Ve hakikatten eyyamcılığa kapılıp hadiseleri okuyamadılar. İçi boş söylemlerle papağanca söyledikleri “Demokrat da Demokrat” safsatası ile hakikat değil boş ideal peşinde koştu ve koşturdu. Kim ne derse desin, beğensin beğenmesin DP (Menderes)-AP (Demirel)-ANAP (Özal)-DYP (Çiller) ile 4 aşamada gelen misyon 1993 veya 1999’da sona erdi. Daha doğrusu dönüştü. Fecr-i sadık için. 2002’de parçalanan bütünden iki görüşün birleşmesi ile 3. Fasıl başladı. Ehven-i şerden hayr-ı kesire geçişi göremediler. Yani bir nevi Refahyol yüzde 37’lik oyla Ak Parti’yi doğurdu. Bu süreç geçiş de olabilir terakki ederek asli misyonu da temsil edebilir. Bugün Nur talebelerini kahır ekseriyeti, diğer kıymetli dini cemaatler gibi Ak Parti’ye destek veriyor. Bu destek çok önemli. Bir şahs-ı manevi desteğidir. Ve bu önümüzdeki 10 yılda alem-i İslam’ın istiklal ve kurtuluşunun kapısını açacaktır. İlk kilit Türkiye. O da ya 24 Haziran’da olmazsa müteakip 1-2 yıl içinde ancak ödenecek ağır bir fatura ile açılacak. Ondan sonrası çorap söküğü gibi art arda fetih sahneleri yaşanacak.

      Şimdi Yeni Asya’nın hükmü ve değeri ve misyonu koca bir hiçtir. Kendileri çalar kendileri oynar. Risale-i Nur’un tahrifine göz yuman, CHP’ye muhabbet zılgıtları gönderen, ahı gitmiş vahı kalmış bir siyasi partinin hamiliğine soyunarak gülünç duruma düştüler. Gayet açık ve net belirteyim. Bu tutum Süfyaniyetin ve ana deccalin ekmeğine yağ sürmektir. 2002’deki seçim sonuçlarını okuyamadılar. Daha sonra yedikleri utanç darbeleri onların ayıltmadı ise onlara acımak boşunadır . Beidüzzaman’ın misyonunu terk edip yeni misyon ihdas edenler, FETÖ cemaati gibi zecri tokatları yiyecekleri şüphesizdir. Bediüzzaman’ı Risale-i Nur üstadlığından azlederek yerine geçmeye kalkışan Fetoş’a kucak açanlar onun gibi izmihlal ve dağılmaya mahkumdur.

      Sil
  10. 1*Kamuoyunu ilgilendiren ve meşgul eden bir düzine olayın gözden kaçırdığı bir haber çıktı. Fitne fücur milletinin bir sözcüsü çıktı alenen Türkiye ile dalga geçti. Dolar saldırısını doğrularcasına. Haber bütün yayın organlarında çıktı. Şu: Bar-Ilan Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Begin-Sadat Strateji Araştırmaları Merkezi analisti Edy Cohen, Twitter'da Türkiye ve para birimi ile dalga geçti: "Türk Lirasına Yardım Edin" dedi ve alçak adam Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak “Ey Hüsran Erdoğan!" diye de terbiyesizliğini alenen sergiledi. Tısss yok. Küstahlığı pardon düşmanlığın böylesini gördünüz mü? Daha bitmedi bu eceli gelen misali Cohen “Dünya servetinin yarısı sadece Yahudi bir aileye ait ve bu ailenin İsrail'in en büyük destekçisi olduğunu bilmiyor musun? Peki ya diğer Yahudi zenginlere ne dersin?" diyerek senelerce komplo iddiamızı alenen faş etti. Yani demek istiyor ki “Para bizde, güç bizde ey Türkler bize ram olun, bize karşı gelmeyin yoksa..” diyor.

    Ne ahir zaman melhemeleri ne de savaşlarının nasıl olduğu konusunda sağlam bilgisi olmayan Mehdi avcıları, okus-pokusçu bir dini kahraman bekleye dursun meselenin iç yüzü şu: Ahir zamanın fesad odağı bir kez daha Beni İsrail’dir. Onlar ellerini sıcağa soğuğa değdirmeden ta MS 70 yılından beri Mesih-Eli ile yani vekaletle her şeye yeniden konacaklar ve hükmedeceklerini becerdiler. Ve İslam’ın kahraman kılıcı Türkler’in ne hallere düşürüldüğüne bakın. Cihanın gelmiş geçmiş en büyük iki devletinden birini 10 yılda kaybettiler. Ve 1897 siyonsit kongresinden 50 yıllık mücadeleden sonra devletlerini kurar kurmaz onları ilk tanıyan da Türkler oldu. Bitmedi. Türkiye’nin keyfi-cebri-küfri uygulamaları sonucu dahilde terör ve anarşi ve dışarda Kürt sorunu ile uğraşır hale gelindi. Tam tamına 58 yıldır bu krizler yaşanıyor. Bu kadayıfın üstüne kaymak olarak ekonomik krizlerle boğuşturuldu. 1957-1970-1979-1987-1999-2000-2008 ve geziden beri her yıl bir melanet. Bunların arkasında bırakın yabancı maşaları ama gerçek aktör Siyonistler oldu. Adamları hakkını teslim etmek lazım Türkiye’ye kafa tutar hale gelince 3 silahı birden piyasaya sürüp bizi siperimize hapsediyorlar.

    Bu silahlardan biri Kürt kartıdır. Bu kart benim bildiğim 1930-32’de Mossad kurucusunun 24 yaşında Kuzey Irak’ta keşfe çıkması ile başladı. 1960 sonrası silah desteği ile devam etti. Ama bitmedi. Şimdi yazacağım acı gerçek. Meğerse büyük büyük devlet adamlarımız her şeyi görmüşler ama bir şey yapmadan işgal ettikleri makamın değerini vermemeleri sonucu bu mesele büyümüş. Cumhurbaşkanları eski danışmanı Ali Baransel: “1974’te Fahri Korutürk bana bu Amerika Kürt örgütünü kurduracak.” Yıl 1980. Evren de buna benzer laflar etmiş. Bitmedi. Az kimsenin haberi olmuş bunu yeni öğreniyoruz. Özal’ın bakanlarından Vehbi Dinçerler anlattı: Meğer ABD 1985’te bize şu teklifi yapmış: “Hakkari-Siirt-Van’ verin Kürt devleti kurun. Bu devlet Irak ve İran’dan katılacaklarla birlikte Kürtlerin devleti olsun” Milletin bundan yani haberi yok. Devletin gizli mahfilleri fıs fıs da fıs fıs. Çünkü onlar millete inanmazlar. Özal cevabı ise: “Bir şartla kabul, bu kurulacak devlet bize bağlı olacak” deyince o proje ortadan kalkmış. O proje kalkmış yerine daha esaslı bir proje gelmiş. PKK. Ve dini maskeli bir Yahudi uşağı çete devletin içine salınmış. Ve o projeyi kabul etmeyen Özal’ı harcayıp sonra zehirlediler. Ve 1990’da Kürt devleti haritalarını hazırlayıp ve askeri sözcüleri alenen Kürt devleti kurulacağını açık açık basın toplantılarından ilan etmişler. Neticede PKK terörü yüzünden 60 bin kişi hayatını kaybetti. 300 milyar dolar kaybettik.

    YanıtlaSil
  11. 2*Bu Kürt kartı meselesi fiili şekli yeni değil. 1950’lerin ikinci yarısında İngiliz-İsrail ile sahneye konmuş, 27 Mayısı ile ABD devreye girmiş. Amerikalı Barış Gönüllüleri adı altında CIA ajanları Doğu ve Güneydoğu’da İngilizce öğretmeni olarak vazifelendirilmesini 27 Mayıs ve İnönü hükümetleri kabul etmiş. Onlar gelmiş bölgenin nüfus yapısını araştırıp Kürt devleti uygulamasına geçilmiş. Hatta her milletin kendine kaderin tayin tasarısıyla konu BM’ye getirilmiş. Buna o zaman İhsan Sabri Çağlayangil’in çalışması ile geçmesi önlenmiş. Ama bu başka alanda devam ettirilerek 2002’de kaşla göz arasında TBMM’den bile geçirilmiş. Yani milleti resmen uyutmuşlar.

    Şimdi ahir zamanın önemli hadiselerinin menşei ve varılacak noktayı görerek haber verenlerden biri değil ilk olan Nur-u Kur’an ile Bediüzzaman’dır. O bu tehlikeyi devletin sağır büyüklerine 1945’lerde haber vermiş, çaresini göstermiş ama ilke ve bilmem ne uğruna dinlenmemiş. O zaman tehlikenin alacağı şekli bilindiğinden çözümü için demiş ki: “Kürt meselesi ittihad-ı İslam’a vesile olacak”. Yani bu Kürt meselesi büyüyecek değil büyütülecek, yani küresel deccaliyet bunun kullanacak ve bölgeyi ateşe atacak. İşte o zaman ittihad-ı İslam zorla bölge ülkelerinin başına vurula vurula gerçekleştirilecek. Örneği şimdi 3 ülkenin katılımıyla Mart ayında başlayan terör örgütüne karşı askeri operasyon Kuzey Irak’ta bütün hızıyla sürüyor.

    Ufak bir hatırlatma: 1897 Siyon kararlarına göre 1997’de Büyük İsrail kurulacaktı. Bu maksatla bir yığın proje ve plan devreye sokulmuş. Türkiye açık-kapalı tehdit edilerek İsrail’e stratejik ortak yapılmış (1996) ve 28 Şubat da bilmem ne korkusundan uygulamaya konulmuş. Bir Muavenet gemisi olayı var. Acaba kaç kişi hatırlar bunu. 1992 yılında ABD Türkiye’yi planlarına alet etmek için Muavenet Gemisi’ni vurdurdu. Hem de Türk gemisinin TC’yi temsil eden ve içinde sancak olan kaptan köşünden. Bizim 28 Şubatçı paşalar hemen teslim oldu. Ve sonra yaşananlar biliniyor.

    Şimdi Kürt teröraü şantacıyla o zaman Türkiye’nin yelkenleri indirmesiyle Apo verilerek bekle-gör politikasına geçildi. İşte o hengamede Türk silahlı kuvvetlerinde yerli ve millici kuvvetler savaş araç ve gerecin yerli kaynaklardan temini konusunda bazı çalımalar yaptı. Onun dışında hiçbir şey yapılamadı. Sadece teslimiyetçi politikalar uygulandı. Ne zamana kadar? 2006’ya kadar. Sonrasını herkes biliyor. Bu arada şunu belirteyim PKK teröristleri için yapılan bütün askeri operasyonlardan hiçbirinden ciddi bir sonuç alınamadı. Çeşitli sebepleri var. Terör yuvaları yerine dağ-taş bombalanıp dönüldü. Göstermelik operasyonlar yapıldı. Ama bir sonuç alınamadı. PKK yayıldıkça yayıldı. O zaman yapılan meydanda şimdi yapılan. Fark ne? Nasıl oldu bu?

    YanıtlaSil
  12. 3* Şimdi Türkiye bıçak kemiğe dayanınca yani DAEŞ ve Suriye olayları sonrası bütün sorumlular sivil-asker oturup bu Kürt terörünü bitirme kararı aldı. Irak ve İranla görüşüldü. Anlaşmaya varıldı (2017). Ve geçen Mart ayında Kandil’e operasyon başladı. İran da doğu tarafından operasyon başlattı. Irak Kürt bölgesi yönetimi de. Ve Kandili kuşatıldı. Bu operasyon bir haftadır gündemde. Ve ittihad-ı İslam’ın ilk örneğini vererek. Daha işin başındayız. Ve yakında bu operasyonu o malum ülke de alenen Kürtlere destek için karışacak. Ve zillet ve meskenet sopasını bir kez daha yiyecek. Kur’an’ın ihbarı bu.

    Ahir zaman savaşları silahlı kadar fitne-fesad komiteler eliyle yapılanı da var. İşte böyle dolar saldırısı gibi silahlar da kullanılır. Eskiden bu konuda batıyı suçlardık. Adamlar o kadar güçlendiler ki, cesaret almışlar. Alenen “Türk Lirası yardım bekliyor” diye bizimle dalga geçiyorlar.

    Yani dolar saldırısı melhemenin bir başka cephesi. Komünizmin çökertilmesinden, Türkiye’nin gerçek kimliğini bularak ve onun verdiği güvenle yeni nesillerin yetiştimesi, hepsi ne ile oldu? Hani o beklenen Mehdi var ya? Yani gelmeden daha ruhlar aleminden bu işleri yaptı mı? Yoksa Mehdi’nin açtığı hizmet cereyanı (Mehdiyet) şimdi 3. safhada mı? Bu milletin yabancı hayranı, yabancı eliyle desteklenmiş yöneticiler, yabancı eller tarafından paralandırılmış iş adamları, (Ki bunlardan bir tanesi ABD’den yardım istediğimizde haber gönderip vermeyin diyen büyük çok büyük bir işadamımız da var) üniversitede önü açılan kara cübbeliler hepsi nasıl oldu da devre dışı? Bir zamanlar asker kullanarak ihtilal yaptırarak iktidar olan zevzekler askere kızıyor. Zemini ve makamı ve iktidarı kaybetmenin hırsı içinde saçmalıyorlar.

    Ey Mehdi avcıları bana söyler misiniz? Bunları yani bu başarıları Mehdi ruhlar aleminden mi yaptı? Bu adetullaha uygun mu? Sünnetullah’a uygun mu?

    Osmanlı’da iktidar Siyonist-masonların eline geçecek. 3 Süfyan’ın örneği 3 Süfyani iktidara geçecek. Osmanlı’yı 10 yılda bitirecek. Ve alem-i İslam önce işgale uğrayacak sonra da yabancı vesayetine terk edilecek. Hilafet sözlere ömür. Dini eğitim sizlere ömür. Başörtüsü tecavüze uğrayacak. Öyle ki 1919’da Türk kadının namusunu koruyacak askeri kalmadığı için annesini başörtüsüne el uzatan bir Fransız askerine karşı duran 6 yaşındaki oğlu bu korumayı canı ile ödeyecekti. Bunlardan daha beter olanları saymıyorum malum sebepten. İyi de bu Mehdi 14 asırda yani 1300’lerin ortasında gelmeyip de ne zaman gelecekti. Yoksa onun vizesini siz mi vereceksiniz?. Bu manzaranın oluşturduğu duhan her yanınızı sarmışken nasıl anlayacaksınız?

    Şu hale bakın Mehdi çam sakızı ağızlarda çiğnene çiğnene balon patlatmaya dönecek iş neredeyse? Bereket versin Rahim ve Hakim ismine mazhar isim devrede de ufak tefek sıyrıklarla atlatıyoruz. Mehdi Hz. Peygamber’in aynası. Resullah Kur’an’ı tebliğ edip ebedi aleme göç etti. Sahabeleri yaptı ne yapılacaksa. Mehdi dönemi de öyle olacak. O değil şahs-ı manevisi fethi yapacak.

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. Abdyi ayağa kaldıran garip sesin nida ile bir ilgisi olabilir mi

    YanıtlaSil
  15. Devran tuncer kardes kandil operasyonunu cok hafife almissin zamanin genel kurmay baskani yasar buyukanit pasa m.ali birandin 32 gun tv programinda kandili butun turk ordusunu gonderseniz temizliyemezsiniz yuz km uzakta ayrica cografi olarak cok engebeli bir arazi demisti tv kayitlarinda mevcut.ALLAH CC kahraman turk ordusundan razi olsun simdi girilmez denen yerlere kendi canlarini feda ederek teroristlerle mucadele ediyorlar. hem sen nereden biliyorsun hepsinin kactigini onlari oradan kacirtmakta buyuk marifet ister dag tas degil onlarin siginaklari barinaklari mevzileri silah depolari bombalaniyordur.tekrar gelip yerlesmesinler diye sen niyetini saglam tut Askerimizde duani eksik etme ALLAH cconlardan razi olsun butun dunyaya turkun gucucunu cesaretini fedakarligini gosteriyorlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ordudaki herkes belki türk deil.milliyetçilik yapmanın bir anlamı yok.kahraman ordumuz deseniz daha uygun.

      Sil
    2. Kürtler bir ordu kurdu, İslam'a hizmet etti de biz mi desteklemedik? Bu kahraman ordu catisi altında can vermeye gönüllü Arap, Kurt vs kardeşlerimiz Türk bayrağı altında, Türk devletinr bağlı olarak can vermeyi isteyen şanlı kahramanlardır. İstesen de istemesen de, çatlasan da patlasan da İslam sancagini taşıdığı müddetçe Türk ismi mazlumların dillerinde çölde su gibi büyük bir istiyakla anılacaktır ins. Sen de bu arada Türk isminden korkmaya devam et ((:

      Sil
    3. Bugün hala Türk isminden korkan güya İslam davasını savunan gafilleri görmek üzüntü verici. Allah Türk ordusuna, polisine muhtaç etsin bu kifayetsizleri. Bir şehit kardeşi olarak mübarek su günlerde duam olsun, söylemeye utandığın Türk askerinin gelişini, düşman karsisinda inim inim inlerken, bekleyesin inşallah.

      Sil
  16. kuleli vakası iyi anlaşılmalı orada topal sahte derviş var vamperyl var aslı yahudi olan bu ajan başarızlığa kurgulanmış bir darbe anatomisini o vakada resmetmişler dedide anlayan yokdu sanırım ..abdülazizi şehit eden güreşçi çerkezler osmanlı elitlerini tasfiyeye tutan zihniyet zaman geçdi değişmedi

    YanıtlaSil
  17. Burda bir arkadasimiz oyle baskı kurduki illaki mehdi bu bu diye bunu yaparken de tavri ve uslubunu dememe gerek yok bu blogta gercekten birseyler paylasmaya ve bilgi edinmeye caslisan arkadaslarimizin hepsini soguttu geriye buraya dadanan (herkes icin demiyorum) fetocu artiklariyla bastakileri sevmeyen diger zumreler kalmis yazik olmus bloga..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. daha onceki yorumlarimi yazdigimda omerin yorumunu okumamisdim.
      ayni seyleri soylemisiz.
      aklin yolu bir mustafa bey.
      bir kisi yuzunden ben 1-2 yildir buraya hic bakmiyordum.
      benim gibi cok arkadasin oldugunu biliyorum.
      pireyimi kovarsin yorganimi yakarsin mustafa bey ama inan ki o kisi burda kaldikca blogda sende zarardasin.
      birakin egonuzun pesinden kosmayi,insanlar iki gram bilgi edinme pesindeler...

      Sil
  18. Bazı yazılarda pire var yorgan var. Pire için yorgan yakılmaz. Bazı yazılarda sadece pire var. Aradaki fark bu. Sanırım anlaşılmıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yani blogda birkac kisi haricinde hepimiz bilgisiz kultursuz cahiliz he mustafa bey?

      peki neden herkese karsi bukadar adil degilsiniz?
      yani bize yapilan hakareti de yayinlama ozaman,neden yayinliyorsun ki?
      omer adaleti beklemiyoruz senden ama azcik insafli davran bari,Allah senide islah etsin ne diyeyim

      Sil
    2. Yani bu mantiga gore yorganin altinda istedigin gunahi isleyebilirsin ama yorgan yoksa olmaz!!!! Pire piredir yorganin icinde veya disinda olmasi farketmez. Allah butun gunahlari gorendir. Kendinizi kandirmayin Mustafa beycigim. Abdurrahim insanlara hakaret ederek ve asagilayarak gunah islemektedir. Maalesef siz de buna araci olmaktasiniz. Tekrar ediyorum, hakaret ettigi icin Abdurrahime ve araci oldugunuz icin de size hakkimi helal etmiyorum. Biraz vicdaniniz varsa bunu yayinlarsiniz.

      Sil
    3. Millet kim kime hakaret etmiş Mehdi toto oynarken ha geldi geliyor 1420, olmadı 25 yaa 30 muş ha şuradan çıkacak gökten ses geldi... nedir bu? Mehdinin Dünyayla siyasetle işinin olmayacağını, hurucu, nuzlü şahsi maneviyi,teşbihi,furuğu, asra bakan vechini,işariyi,rumuzu, delili anlattığı için mi bütün bu yaygara Mustafa kardeşi tehdid ediyorsunuz Abdurrahimi kov bura bize kalsın havasındasınız sizinde belirttiğiniz gibi internet ortamında fikirlerinizi belitebileceğniz bir dünya yer ve site var niye duruyorsunuz beğenmeyen çeker gider ha giderken ben filan blog'da yazmaya devam ediyorum beni sevenler arkamdan gelsin dersiniz olur biter.Ben Abdrrahman Beyi zevkle okuyorum ufkumu açıyor keşke yüzyüze oturup dersine katılabilseydim herkesin mizacı fıtratı bir değildir kiminde cemal kiminde de celal tecelli eder ben derim ki biraz daha kırıcı olmadan sabırla birşeyler öğrenmeye gayret edelim vesselam...

      Sil
  19. Muhalefet son umutla bu seçimlere bel bağlamış durumda.. Ciddi ciddi bu iş tamam sanıyor. Iktidar için de durum çantada keklik değil. Kanaatim Cumhur ittifakı seçimi alır. Alır da asıl bundan sonra iç ve dış güçler -son umut da tükenince- kör bir hırsla kaos baslatabilir.
    Diğer taraftan genç oyların nereye gittiği iyi analiz edilmeli. Bir yerde okudum. Yeni oyların sadece üçte biri Akpartiye gidiyormuş. Işte sorun burada.. Yeni nesle hitap edemezseniz ayakta kalamazsınız. Sadece dindar cemaatler seçim kazandırmaz. Diyelim bizim cemaatin niyeti vatan ve milletin selameti icin iman ve islama hizmet ise bu her zaman fedakarlık ister. Niyetler değişmiş ise niyet nimetlerden pay kapmak olmuşsa ışte o zaman istegimizin aksi ile tokat yeriz.
    Seçim gürültüleri bana bıkkınlık verdi. Bir an once seçim telaşı bitmeli. Herkes işine vazifesine sarılmalı. Kafalar siyasetle sarhoş olmuş.
    Allah liyakete göre hükmeder. Eger bu millet ve devletin yapacak bir vazifesi olmasa herhalde çoktan defterimiz dürülmüstü.
    Ben blogu İslamın ve ümmetine parlak gelecegine dair ümitleri yaymak niyetiyle açmıştım. Hep muhasebe içindeyim. Ne zaman zarar faydayı geçerse o zaman bu blogu kapatırım. Halen ümidim var. Hem de vatan millet düşmanlarını sevindirmek istemem. Burada seviyeli fikirler görmek istiyoruz. Karşılıklı anlayış ve saygı arıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kardesim,anlayis saygi istiyorsan o egosu yuksek arkadasi blogdan cikaracaksin.
      belkide ikinizde ayni kisisinizdir,degisik isimlerle yaziyor olabilirsin. onuda dusunmuyor degilim.
      bu adam kendi egosunu tatmin icin surekli necaset saciyor.
      bu ilk degil. bunu sende biliyorsun ki son birkac yildir olan tartismalara bak, olayin bir tarafinda herzaman bu kisi.
      niye bukadar tahammul ediyorsun anlamis degilim?
      bir adamin blogdan kopmasimi seni bukadar korkutuyor?
      emin ol cok daha "yorgan" gelir...

      Sil
    2. Yazılarımdaki samimiyeti takdir eden Abdulkadir kardeşime teşekkür ederim. Oraya bakılsın.

      Sil
    3. Abdurrahim Cokgungor kardesimin sivri uslubu yanında yazdigi hakikatlere kulağını tıkayanlara diyecek sözüm yok. Yorganı isteginiz yere çekin. O bir deyimdir, anlayan anlasın.
      Bu mucadele kimlerin karnını ağrıtıyorsa ağrıtsın. Bu mevziyi terk etmeyeceğiz. Elden geldiğince herkese kavl-i leyyin olmaya çalışıyorum. Herkesi memnun etmeye imkan yok.

      Sil
    4. Mustafa bey hakikat derken abdurrahim beyde hakikat disinda cokca sey var

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. HAKİKAT NASIL SÖYLENİR…ŞÖYLENMİŞ
      Hakikatin nasıl söyleneceği bizzat Allah cc ve peygamberleri tarafından kavlen ve fiilen insanlara gösterilmiş..Kur’an ve Sünnet bunun delilidir..Hakikati yaşama,anlatma derdinde olanlar,Kur’an ve Sünnete uymaya mecbur..İnsanın bu konudaki samimiyeti ve iddiası Kur’an ve Sünnete uyduğu kadardır..Aksi nefsin hevasıdır..

      “…Allah hakkı/hakikati söyler,doğru yola ulaştırır.”Ahzab/4

      Allah cc Musa (as) firavuna göndermiş ve yumuşak söz söylemesini emretmiş..
      "Ona (kavli leyyin) yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; umulurki öğüt alır, yahut ürperir."Taha/44
      Efendimiz (as) sahabede yanlış bir şey gördüğünde..direk şahsı hedef almadan..Genele hitapla;BANA NE OLUYORKİ sizde şöyle şöyle haller görüyorum dermiş..Evet bana ne oluyorki inceliğe bakın..
      “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et....”Ali imran/159

      Efendimiz (as) beni Rabbim terbiye etti ne güzel terbiye etti…
      Kibar-ı kelam..Kelam-ı kibar..Allah cc evliyasının en büyük özelliği kibar kelam etmeleri..
      Kur’an evliyayı ikiye ayırır..Allah cc evliyası..şeytan evliyası..
      “Muhakkak ki Allah’ın evliyasına , korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?”Yunus/62
      “…Şeytan evliyasına/dostlarına vahyeder…”Enam/121

      Bazı arkadaşlar yeni bir tasnife gidip bir de tasavvuf evliyası ihdas ettiler!İşteTaassub tamda bu..Niye İslam alimlerinin ve ariflerinin yapmadığı bir tefrikayı/ayrıştırmayı bu anlayış yapıyor..!Cünkü Allah’ın evliyasının söyledikleri, bu anlayışın işine gelmiyor.İslam semasını süsleyen bu yıldızlar Müslümanlara rehber olurken.. Zekavet-i betranın gözüne batıyor..İleri sürdükleri senaryolarını, adete mihenk taşı olan evliyaya mutabık hale getirseler çatışma ortadan kalkar..Bunun yerine şeyh efendileri itibarsız hale getirip eleştirmekten geri durmuyorlar..Üstad söylemiş bu zamanda en mühim farz ittihadı İslamdır..Her kim İddia ediyorsa;Cemaat,cemiyet,tarikat,siyaset ittihad bizim sancağımız altında olacak..bize tabi olunacak bu boş ve batıl bir sözdür..Allah cc böyle olmayacağını yaşatarak ümmete gösterdi..Efendimizin sancağı UKAB’ı kim acarsa,kutsal emanetler kimin yanında olursa MEHDİ RESUL odur..Ümmet Ona tabi olur..Rabbim bizede nasip etsin..
      Peygamberler haber/bilgi getirirler..Veliler yeni bir haber/ bilgi getirmezler,ancak peygamberlerin getirdiği haber ve bilgileri açıklarlar.. Efendimiz(as) sözlerini alıp haline varis olamayan alimler bizim ölçümüz değil.Kavli ve Fiili tam varis-i nebi olmuş evliya.. Rabbani alimler’in sözleri bizim için muteberdir,İnanıp amel ederiz..Bu ariflerin kadrini düşüren laflar bizi rahatsız eder..Bu da bizim kutsalımız..
      “…Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler olun.”Ali imran/79

      Sil
    7. Mustafa bey son eklemek istediğim şeyler ise hayatta mümkün mertebe kalp kırmaktan kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Peygamberimiz dini tamamlamak yani Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiyse peygamber sünnetini takip ettiğini iddia eden bireyin konuşmalarında ve tavırlarında en azından Ölçü olmasını bekleriz. (Kafire karşı sert olmayı katmıyorum, din kardeşine karşı tavırlarını kast ediyorum. )
      Biz devletimizin ve dinimizin bakası için cumhur ittifakında ısrar ediyoruz. İnsanlarımızın anlaması gerekir ki milli projeleri ve inşaatları durdumak, kapatmak vs gibi şeyler müslümanın davranışlarıyla başdaşmamaktadır. Müslüman ifşad etmez ıslah eder. Yerine başka bir şey koyar yada eksiklikleri giderir. Kabenin peygamberimizin peygamberliği gelmeden ki ıslahı hatırlanmalıdır. O dönemde de kabenin yıkılmasının Tanrının gazabının getireceğinden korkulmuş fakat amaç Islah olduğu için Kabe tekrar inşa edilmiştir.

      Sil
    8. butun yazdigim yorumlari silip bu blogu birdaha takipetmemek uzere birakiyorum.
      2 kisi bir olmus kendi egonuzu tatmin ediyorsunuz,amaciniz insanlari bilgilendirmek yada bilgi paylasmak degil...

      buradan baska insanlarin fikirlerini ozgurce ifade edebilecegi mecra cok.
      biraz vicdanin varsa bunuda yayinlarsin.

      iki bilgi verecek diye,yada birsey ogrenecegiz diye kimsenin bize hakaret etmeye hakki yok.

      Allah sizi bildigi gibi yapsin..

      Sil
    9. Mustafa kardesim sana hala anlatamadik derdimizi. Abdulkadir sivri dilli olabilir, kabul, ama, karsi taraf Abdulkadire anlayacagi dilden, yani ayni uslupla cevap verdigi zaman yayinlamiyorsun. Bu sekilde haksizlik yapiyorsun. Demek istedigimiz sadece budur. Belli ki Abdulkadir cok kalp kirmis, neden cikip ozur dilemiyor? Cunku gurulu ve kibirli ... Yani iyi bir muslumanda kesinlikle olmamasi gereken seyler. Nasreddin hocanin dedigi gibi: Hirsizin hic mi sucu yok? Yine geldik yorgan hikayesine :))))

      Sil
    10. Bu blogda herseye ragmen cok faydali ilimler var aciklamalar var degerli kardeslerim size tek diyecegim su abdurrahimi takmayin ve dikkate almadan blogu takip edin yöneticinin bazi onemli eksikliklere ragmen 5 yildir blogu iyi yonettigi kanaatindeyim. Karsimizdaki ne derse desin biz yolumuza bakalim. Varsin birileri 20. Yy de takilip kalsin Sahsi manevi desin birsuru seyi sallayip dursun. Bize düsen bu algilara gelmeden evliyaullahin haberlerine bakmaktir.

      Sil
    11. Neden sürekli hakaret ediyor ? Küpün içinde ne varsa dışına o sızarmış. İçerde "nefret" olunca dışarı "hakaret" sızıyor. Düşünemeyeceğiniz kadar hasta. Ancak zihnindekileri bu siteye kusarak rahatlayabiliyor. Buradaki yazıları onu geçici olarak rahatlatıyor, ama gördüğü tepkiler tam tersine hastalığını siddetlendiriyor. Diğer yandan siteye kustukları sitede okuyanları hasta ediyor. Tam bir kısır döngü, bu kısır döngüden kurtulmak imkansız ancak kaçan kurtulur

      Sil
    12. "kardesim,anlayis saygi istiyorsan o egosu yuksek arkadasi blogdan cikaracaksin." kimin egosuu anamadım...

      Sil
    13. Benim cumlemde sadece bir kisi yok genel anlamda bir sahsa yuklenilmis ama lafim fetocu artiklarina da devletin basindaki adam sanki ahbabı direk ismiyle hitap ediyor bey bile diyemiyor cunku icindeki buna bile engel oluyor aslinda ben onlarin nasıl ikircikli oldugunu da biliyorum. Benim kastettigim burdaki saf kalbi duygularla birseyler ogrenmek isteyenlerin sagli sollu fikir saldirilarina ugramalari ve bunun neticesinde saglikli bilgiler edinememesi.

      Sil
    14. Bende okan aksuya katiliyorum ummet olarak bi beklentide oldugumuz dogrudur insallah ummetin feraha ermesi peygamberimizin mujdeledegi o guzel gunlere kavuscaz birbirimizon gonlunu kirmayalim hayir dua edelim insallah bende sahsim sayfadannistifade ediyorum

      Sil
  20. Mustafa bey selamlar. Gerçekten son yazınız gibi içten ve samimi olduğunu düşündüğüm yazılar az bu blogda. Hatta artık zamanımızda samimi şeylerin tümü azalmakta. Şunu belirtmek isterim ki son bir kaç seçimdir muhalefet devamlı aynı ümitleri taşımakta. Ha kazandık kazanacağız, ha oldu olacak. Halbuki her seçim sonrası CB nin zafer konuşmalarını dinleriz. Beklentimiz ve ümidimiz yöneticilerimizin de her zaman Allah yolunda hareket edip karar almaları. Ben bu seçimde yine aynı şeylerin olacağını temenni ediyorum. (tabiki herşeyin en doğrusunu Allah bilir) Bizim için ümitsizliğe yer yok. Yani sünneti takip edip Kuran ı anlayanlar için. Eğer Allah takdir ederse ve muhalefet kazanırsa da buna sebep iktidarın içinde bulunanların yanlışlara düşmesi olabilir. Ama unutmayalım ki her zaman işler Allah a döner. Kafir de müslüman da istese de istemese de Allah ın işlerine katkıda bulunur. Yaprak bile Allah ın izni olmadan düşmez ise demek ki biz elimizden geleni yaptıktan sonrası hep Allah ın takdiri ile ortaya çıkmakta.
    Ben şahsen hiç ümitsizliğe gerek olduğunu düşünmüyorum. Özellikle çevremizde olup bitenler için. Allah istemesse bir mümine hiç bir şer dokunamaz. Bizim ümidimiz sedece kendimizin ve sevdiklerimizin ölmeden ahiretini kurtarmak. Bunun dışındaki şeyler kimi zaman bize şer gibi görünsede hayrımıza olabilir. Zafer islamın nasılsa.(Nasr suresi) En büyük amacımız ileri de islam zafer kazandığında elimizden geleni yapmış olmamızdır. Zaten Allah ın bizim emeğimize de ihtiyacı yok. Bizim Allah ın huzuruna yüzümüz ak çıkmak için emek vermeye ihtiyacımız var.

    YanıtlaSil
  21. Mustafa bey sakarya seyf rumuzlu biri vardi noldu ona ? Hala blogta mi ? Olaylari doğru yorumlayan birine benziyordu

    YanıtlaSil
  22. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  23. Ukrayna rusyanın elinde tuttuğu esirler için yardım istedi melhamei kübra yaklaştı galiba

    YanıtlaSil
  24. Ysn Krt mehdiyi ayırt edebilecek akla sahip milyonlar var. Bir kişinin sozune göre hareket etmek yanlis olur. Dunyadaki zulüm devam ediyor ve daha da siddetlenecek sonra zuhur edecek mehdi Allah'in izniyle

    YanıtlaSil
  25. 1*Bu sitede yapılan yorumların üçte ikisi ahir zaman ve Mehdi üzerine kurulu. Ve söylenen söz Mehdi gelecek ve….. başlıyorlar atmasyon tutmasyon rivayetler nakletmeye. İyi de ahir zamanın en belli alameti Deccal. Decaller nerede? Tısss. Ama Mehdi der demez sağanak yağmur gibi fikirler ortaya dökülüyor. Sosyal medyanın varlığı ile birlikte bu konu big bang patlaması gibi patlama yaptı. Bazı cahil işgüzarlar rivayet nakli yaparak veya blogg açarak döktürdüler. Kimileri kitap yazdı. Geliyor, gelecek, yok yok şu zaman gelecek. Şu tarihte doğdu yok, yok bu tarihte. Falan dedi ki: Yok falan alim dede ki: bu böyle sürer gider.

    Osmanlı bütün tarihi boyunca bu dedikodu misilli rivayetlerin okunmasını ve kütüphanelere konulmasını yasakladı. Halkın aklını karıştırır diye. Ne zamana kadar. Sosyal medyaya kadar. Girin You Tube’a. Konuşmayan hoca-hacı-şeyh yok. Hepsi boş. Topu bir incir çekirdeğini doldurmaz şeyler söylüyorlar. Çünkü ilmi dayanağı yok. Ve onlar varken İslam mağlup olduğunu unutarak konuşuyorlar.

    Kilidin ilk anahtarı şu: Deccal kim? 2 tane? Kim ona karşı Mesih ve Mehdi. Ne zaman nerede çıkarlar? İlki bir adadan diğeri bir yarım adadan. Yani Anadolu’dan. Hatta ve hatta Dicle ile Fırat arasında (Bunun sırrı da var yazmıyayım). Rivayet böyle. Bu küçük deccal, büyüğü ise kuzey rüzgarının ilk estiği ülkeden ve bir adadan. Büyükçe bir adadan. Ne yaparlar ki din bir asırda yok olur. Din ne zaman yok oldu. Kağıt üzerinde kaldı. Ehl-i iman evlere kapandı, şeyh ve hocların yarısı ya pustu ya da diğeri yarası ulema-i su’ olarak ona katıldı. Bu hangi dönemdi. Şöyle konuyu açayım. Başörtüsü hangi yıllar arasında yasaktı. Niçin yasaktı. Kim yasakladı. Kaç yıl yasak oldu. O yasağın konulduğu gün Süfyan vardı. Çünkü yasağı o koydu. Sonra imana ilişti. İşin garip yanı Hz. Peygamber’in ahir zamanda müjdelediği taife-i nisadan bir hanım bu yasağa bayrak açtı ve tam tamına onun bayrak açtığı yıldan 49 yıl sonra o yasak kalktı. 60’lmı yılların iknici yarısında o kadın gittiği her şehirde başörtüsü hasreti içinde kıvranan kadınların tufanına uğradı. Öyle olunca Süfyaniler hemen harekete geçirip onu içeri attılar. Ve o hanım yıllar sonra yasak sürerken şunu söyle: “Erkekler bizi bu davada yalnız bıraktı”

    Çünkü erkeler o sırada hayat faslında iken şear-i İslamliye'yi ihya yerine iktidar olma boş hayalleri peşinde idi. Ve kadını yalnız bırakmanın cezasını hüsran üzerine hüsran yaşadılar.

    YanıtlaSil
  26. 2*Neyse konumuza dönem. Mehdi bir din adamı. Dua ve ibadet üzerine yoğunlaşır. Yani kişinin bütün varlığının sebebi olan ilim ve dua. Kılıçla falan işi yok. Siyasetle de. Ekonomi ile de. Mesela Mehdi ne anlatır, neyi nazara verir. Neyi öğretir. Kur’an hakikatlerini. Bakın Kur’an’ın ilk kelimesi Hamd’dir. Hamd ne anlama gelir? Bu sorunun son cevabını dini tamamlayacak olan Mehdi anlatır. Kim hamdi bu şekilde anlayıp uygular? Hamd şudur:
    (Hamdin en meşhur manası, sıfat-ı kemaliyeyi (olgunluk belirtisi sıfatları) izhar etmektir. Şöyle ki: Cenab-ı Hak, insanı, kainata cami (kayşayan) bir nüsha ve on sekiz bin alemi havi (kuşaktan) şu büyük alemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve Esma-i Hüsnadan her birisinin tecelligahı (görüldüğü yer) olan herbir alemden bir örnek, bir nümune, insanın cevherinde vedia (emanet) bırakmıştır.
    Eğer insan, maddi ve manevi herbir uzvunu Allah’ın emrettiği yere sarf etmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfiyi (Allah’a şükmür duygusunu bildirme) ifa ve şeriate imtisal ederse emre tamemen uyma) , insanın cevherinde vedia bırakılan o örneklerin herbirisi, kendi alemine bir pencere olur. İnsan, o pencereden, o aleme bakar ve o aleme tecelli eden sıfatla o alemden tezahür eden isme bir mir’at ve bir ayna olur. O vakit insan, ruhuyla, cismiyle alem-i şehadet ve alem-i gayba bir hülasa olur ve her iki aleme tecelli eden, insana da tecelli eder. İşte bu cihetle, insan, sıfat-ı kemaliye-i İlahiyeye hem mazhar (nail) olur, hem muzhir (gösteren) olur. Nitekim Muhyiddin-i Arabi, hadis-i şerifinin beyanında, "Mahlukatı yarattım ki, Bana bir ayna olsun ve o aynada cemalimi göreyim" demiştir.)

    Ey bana kızanlar. Siz kimin aynası oldunuz, bilelim. Allah’ın mı; şeytanın mı, Mehdi nin mi Deccalin mi? Bu soruyu kendinize de sorun. Allah’tan başkasına ayna olunmaz. Çünkü büktün hamd ve senalar onadır. Mehdi bile Allah’ın bu zamanda has aynasıdır. Mehdi’nin bütün gayesi bu Hamd paragrafındadır desem yalan söylememiş olurum. Gökten nida mı gelir yoksa gözler üzerinden beyinlere bu Hamd mi öğretilir anlayın.

    Kur’an Fatiha’da. Fatiha’da Besmelede vardır. Besmeleden sonraki ilk kelime Hamd. Buyrun söyleyin. Bu ülkede Süyfan’ın 4 numarasına milletin vermediği siyaset koltuğunu batılı emperyalistler adına hediye eden dinci siyasetçiden bu Hamd’in sırrını öğrenmediniz. Hiç duymadınız. Ama Mehdi’den belki öğrenirsiniz.

    YanıtlaSil
  27. 3*Şu unutulmasın Mehdi 13. Müceddid. 12’ncisi H1192 tarihinde doğan Mevlana Halid-i Bağdadi’dir (ks). Onun vefat ettiği gün ehl-i tarikin hakimiyeti biter ve Osmanlı’nın yıkıma başlar. Tekrar onarılması ve yerine gelmesi ise ancak ve ancak 2 asırdır. Bir asırda yıkılır, ikinci asırda onarılır ve üçüncü asırda hakimiyeti ittihad ile gerçekleşir. O tarih de Onun vefatından
    60 yıl sonra. Halidi'nin doğumundan bir asır sonra Mehdi doğar. Mehdi doğunca bir asır sonra hakimiyetinin ilk belirtileri görülür. Tabi ehl-i feraset tarafından. Bana inanmayabilirsiniz. Ama mahşerde pişmanlıkla kabul edeceksiniz. Bilene sözüm yok. Mehdi son dini şahsiyettir. Son velayet-i kübra sahibi olarak.
    Ben hayatta ilk öğrendiğim kişi Deccal kimdir? Bunu da öğrenmem hayatımın ilk büyük hediyesidir. O köpeğe ve ideolojisine hiç inanmadım ve uymadım. Ve milliyetçi, mukaddesatçı görünün ve onun oyununa gelen şarlatanları hiç desteklemedim.

    Şu unutulmasın dinin ihyası ve Tevhid’in esaslarını burhanla (Hz. Peygamberin tavsiyesi ve Mehdiye emridir burhan) hikmetle açıklayıp uygulamak Mehdi ve cemaatin aittir. Siyasi konular ise Mesih ve cemaatine aittir. Tam bu cümleyi yazdım Erdoğan TV’de açıkladı: BM Genel Kurulu Filistin halkını korumaya. (Laf aramızda bu kararda mutlaka ve mutlaka Mesih cemaatinin de parmağı vardır. Ve ilginç olan bu karar 13. Haziran’da alındı. 13. Rakamının sırrını bilen bilir. Ve saat farkı dolayisyle 14 tevafukunu sahibi Erdoğan’ın ağzından açıklanıyor. Dünya yuvarlak ya)

    Dinde bir kural vardır. Herkes mesleğini ve görüşünü över ve hak olduğunu söylemek hakkına sahip. Ve bu doğrudur. Ehl-i sünnet velcemaatin bütünü böyledir. Amma velakin tek hak herkes ona uymalı tutumu yanlıştır. Çünkü Esma-i İlahi’nin her cemaatte tecelli ve mazhariyeti farklıdır. Her biri bir başka isme mazhar olarak Cenab-ı Allah’ın o ismine aynadarlık eder. Aksi hal yani kendini satışa getirmekle gurura kapılarak çirkinleşir.

    Ahir zaman hakkında tek ve yegane ve en güzel rivayetler demeti ve tevilleri günümüzde 5. Şua’dadır. O eser 30 yılda tamamlanmıştır. Onu okuyanın görme ufku 360 derece açılır. Rivayetler kapalı sır kutusudur. Onların dış manasına bakar ahkam kesmek bizim işimiz değil. Kur’an müteşabihatı gibi Rasih alimlerin işidir. Bu konu amatörcülüğe kesinlikle izin vermez. Herkes haddini bilecek.

    Evet Hamd dersinin bir hakikati şuydu: (O vakit insan, ruhuyla, cismiyle alem-i şehadet ve alem-i gayba bir hülasa (özet)olur ve her iki aleme tecelli eden, insana da tecelli eder.)

    Acaba bizde ne tecelli ediyor? Kimine şapur şupur, kimine şükür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdürrahim beyin -şahsı manevi- fikrine tamamen katılıyorum. dünya nüfusu dayanmış 8 milyara, bir kişi aniden çıkıp ben mehdiyim diyecek ve kitleler arkasından gidecek öyle mi yaşadığımız çağda? ortalama bir zeka için bile bu tez kabul edilmez.
      diğer taraftan bakınca, adı duyulmadık ülkelerde, bırakın televizyonu elektrik olmayan köylerde, insanlar Reis için TR için dua ediyor. londrada yaşayan afrika kökenli bir güvenlik görevlisi hergün Reis ve TR için dua ettiğini söylüyor. bu sevgiden ve inançtan daha güçlü ve etkili ne olabilir? ama ak parti sayesinde on beş yıldır zenginleşmiş ve modernleşmiş içimizdeki lut kavmi, her gün nimet yediği kaba sövüyor. üstelik bu insanlar sözüm ona okur yazar takımdan. ama işte gördüğünü okuyabilmek ve duyduğunu işitebilmek, analiz yapabilmek başka bir şey aynen ayetteki gibi. bu durumu ancak -duhan- açıklıyor.
      sonuçta 15 temmuzdan sonraki ilk seçim ve çok insan o gün bir uykudan uyandı. feto üzerine fırat kalkanı, zeytin dalı derken, hainlikler ve seviyesizlikler iyice ortaya döküldü. imanlı bir Türk vatandaşı olarak ana muhalefetin bu denli çapsız, edepsiz ve seviyesiz durumundan utanç duyuyorum. keşke diyorum mhp ana muhalefet çıksa da gerçek siyaset yapılabilse mecliste.
      Erdoğan çıtayı o kadar yükseltti ki bırak Türkiyeyi dünyada bile gerçekten -siyaset- yapabilen bir devlet başkanı olmadığına şahit olduk. avrupa üç beş bin mülteci yüzünden birbirine girdi, neden ? çünkü siyasi çözüm üretilemiyor. ve bu çözümsüzlük medya sayesinde artık kabak gibi ortada. neyse...
      Abdurrahim bey daha iyi bilir de birşey dikkatimi çekti. 15 temmuz 2016 - 11 şevval imiş, bugün ise 10 şevval. gerçi inşallah balkon konuşmasını 11 şevvalde dinleyeceğiz.
      Mevlam neylerse güzel eyler ...

      Sil
    2. astrocosmicanalyst bey.

      ben ve benim gibilerde seninle ayni fikirdeyiz.8 milyar insan irsad ve tebliģ edilemez.

      5-6 milyar vefat edecek 1-2 milyar cehennemi dunyada yaşamiş insani ittihadi islam ile teblig irsad yapariz.

      mehdi dediğimiz kisinin en buyuk alameti 3. cihan harbinin çikmasidir(nukluer).

      armagedonsuz melhamei kubrasiz mehdi beklemiyoruz.yahudilerin kurdugu duzen dahilindede mehdi beklemiyoruz.

      ayni zamanda kafirlerin var oldugu bir altin çagida beklemiyoruz.

      Sil
    3. 1400 sene öncekilerde sizin gibi diyordu; bırakın bu eskilerin masallarını canım yaşadığımız çağ hazreti ahmed’in değil şahsı manevisinin devri, onunla ilgili gerçekleri ulu orta anlatmayın. Anlatmayın ki size karşı kullanmasınlar.şu mucizeye bakki 1400 sene sonra yine ortaya çıktılar.peygamber efendimiz zamanındaki inkarcılar ortaya çıkmışken ,inkâr ettiklerimi ortaya çıkmayacak.ister inanın ister inanmayın inanan ödüllendirilecek dünya ve ahirette hazreti Allah’ın rızasına ,hikmetine ve lütfuna nail olacak inanmayanlarsa insanları yanlış bilgilendirmenin, umutsuzluğa düşürmenin vebali ve günahıyla biz yanıldık diyecekler kendilerine yazık edecekler. Ayrıca fetö fetö diyip duruyoruz ama tayyip erdoğan ve islam düşmanı hergün twitter da hükümete hakaretler eden iftiralar eden kemalist ve dinsizleri temiz çıkarmayın.şimdi korkudan ses çıkarmıyorlar ama darbe yapanların % 70-80’i kemalist, içki içemiycez ,türban geliyo, kızım çıplak gezemeyecek , oğlum zina edemeyecek , laiklik elden gidecek diyen adamlardan ve askerlerden oluşuyor. Yarın birgün darbe tekrarlansa alkışlayacak 20.000.000 ya da fazlası insan var bu ülkede ve bunlar fetö mensubu değil

      Sil
  28. Serdar Turgut, HaberTurk gazetesinde 14.06.2018 tarihli "Washington seçimi nasıl izliyor?" başlıklı yazısında;
    "Gerek elçilikten ve gerekse haber kaynaklarından gelen bilgilere göre, seçim kampanyası sürecinde köprü ve diğer altyapı yatırımları hakkında muhalefetin bu yatırımların gerçek anlamını tam kavrayamadıkları düşüncesi dile getiriliyor.
    Amerikalılara göre Erdogan'ın bu tür yatırımlara oncelik vermesi Türkiyenin dış politikasının geleceğine yönelik çok farklı bir strateji ortaya koyuyor.
    Kanal İstanbul ve Üçüncü köprü gibi yatırımlar Erdogan'ın kısa süre içinde ipek yolu projesi çerçevesinde Çin ile büyük bir eko/stratejik işbirliğine gitme stratejisini ortaya koyuyor."
    Amerikan yönetimi Türkiyedeki yatırımları boyle okuyor. Ama Türkiyedeki muhalefet bu yatırımları gereksiz bulup betona yatırım olarak niyeliyor. İktidara geldikleri vakit bu yatırımları durduracaklarını söylüyorlar. Ancak bu söylemin ters teptiğini görünce bundan vazgeçmiş durundalar.
    Şimdi ya muhalefet yatırımları doğru okuyamıyor yada Amerikanın sufle ettiği söylem gereği Türkiyenin yatırımlarına düşmanlık ediyorlar. Bu takdirde Türkiyedeki muhalefet Amerikaya kulak veren sahibinin sesi oluyor demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Avrupa müttefikimiz, dostumuz. Senelerce bu öğretildi. Yani Türk milletine yutturuldu. Kimler tarafından. Peyami Safa Türk İnkilabına Bakışlar kitabında bunu yapanların Türkçü-Batıcı iki akımın birleşmesiyle ortay çıkan ideolojinin savunucusu ittihatçı-halkçı zihniyet. 1839’dan başlayarak zihnen batı köleliğine akın akın göçün sonu gün geldi iflas etmeye başladı. Bunun ilki 1950 iktidarı. Ama hemen 27 Mayıs ve onu takip eden darbeler geldi. Yani yerli batıcılarla batılı güçler bunu durdurmaya çalıştı. Önceden medeni ve kültürel kölelik vardı. Buna ek askeri olarak batının emrine girildi sonra AET ile ekonomik AB ile siyasi kölelik dönemi başladı.

      Halbuki işin aslı ABD ve Avrupa’nın derdi başka. Kendilerine uydu bir devlet ve millet istedikleri seneler sonra milletin gözünü açılınca dile getirilmeye başlandı ve yerli-milli politikacının gözünü açtı. Askerin de Irak Operasyonu sonra FETÖ kumpasına maruz kalınca anlaşıldı. Biz Japonlar gibi olamadık. Çünkü kale içerden fethedildi. Batı kapıkulluğu maziyi inkarla başladı. Japonlar batıyı taklid değil iktibasla işe girişti. Gelenek ve göreneklerini ve dini korudu. Biz ise geleneği ve dini gericilik saydık, dini irtica kabul ettik. Bu maskaralığa ilk isyan 1950’de başladı. Ve dalga dalga yayıldı. Öyle ki bizi içerden yıkan harici dinsizlik cereyanının maşaları idi. Ama gün geldi gerçek ortaya çıktı. Hemen bu uyanış-ihyayı durdurmak için yepyeni bir yöntem devreye sokuldu. Bizi batı vesayetindeki parası çok aklı yok Araplar’la vurmaya başladı. Çünkü anlatması çok uzun özellikle 1973 sonrası bölgenin havası değişmeye saflar yeniden belirlenmeye başladı. 1950-1965-1975-1983-1996-2002 milli irade zaferleri, batılıları 6 kez arkadan vurma taktiğinin değişmesine yol açtı. Her defasında bir başka melanete yapıştılar. Son numaraları İsrail’in güdümüne giren parası çok aklı yok Araplar. Yani yiğidi arkadan vurmaya gledi. Nasıl mı? Şimdi size iki haber, okuyun ve aklınızı çalıştırın. Ha sakın endişelenmeyin geçti gavurun pazarı. Bediüzzaman’ın haberini verdiği fecr-i sadıkın menşei Hz. Peygamber’e dayanır.

      İlk haber:
      Sudan resmî haber ajansı SUNA'da düzenlenen bir programda, 24 Haziran seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde Sudanlı araştırmacı yazar Dr. Fatih Ali Hasaneyn, bazı körfez ülkelerinin, seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı iktidardan düşürmek için 12 milyar dolar harcadığını açıkladı. Hasaneyn, seçimlere Körfez ülkeleri başta olmak üzere dış güçlerin etki etmek istediğine dikkati çekti.
      Hasaneyn bu darmeci ülkelerin de isimlerini şöyle sıraladı: "Bazı Körfez ülkeleri, Erdoğan'ı iktidardan düşürmek için 12 milyar dolar harcadı. Bunun yanı sıra ABD, Almanya, İsveç ve Norveç gibi ülkelerin de benzer etkileri var. ABD'nin Türkiye içerisindeki işbirlikçilerine etkisi büyük."
      Akademisyen Usame el-Eşkar da bölgenin içinde bulunduğu olağanüstü şartlarda Türkiye'de genel seçimlerin yapılacağına dikkati çekti.Türkiye'ye yönelik belirli bir takım ülkelerden daha çok Avrupalı tarafların yönettiği bölgesel bir sistem tarafından saldırının olduğuna işaret eden Eşkar, "Avrupalı bazı taraflar, Osmanlı mirası ile Türkiye siyaseti güçlenirse ve uluslararası sahada önemli bir güce dönüşürse Avrupa'ya karşı sert olacağını zannediyor." ifadesini kullandı.

      Sil
    2. 2* İkinci haber ise daha ilginç. Artık ittihad-ı İslam’ın ayak sesinin öncülerinin işaretidir. Okuyalım.

      (Arap dünyasından 100'ün üzerinde siyasi ve düşünür, Türkiye ekonomisinin hedef alınması ve medyada bu ülkeye yönelik karalama kampanyası yürütülmesinin "siyasi ve planlı olduğunu" belirterek, Türkiye'ye destek çağrısında bulundu.
      İstanbul merkezli Umeyye Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin yayımladığı, Arap dünyasından 100'ü aşkın siyasi ve düşünürün imzasını taşıyan açıklamada, medyadaki dezenformasyon çalışmaları ile Türkiye ekonomisinin hedef alınmasının "planlı" olduğu vurgulandı.
      Dünyadaki özgür halklardan, "Türkiye'nin demokrasi tecrübesini desteklemeleri" istenen açıklamada, "Türkiye'ye yönelik saldırıların, elde edilen demokratik kazanımların başarısızlığa uğratılması" amacıyla yapıldığı ifade edildi.
      Türkiye'nin yanında yer almanın insani ve ahlaki bir sorumluluk haline geldiği kaydedilen açıklamada, bu desteğin demokrasinin inşası için katma bir güç teşkil edeceği belirtildi.
      Açıklamada Türkiye'nin içeride ve dışarıda izlediği stratejik siyasetten, milli güvenliğini güvence altına alan ve bölgenin güvenliğini koruyan kazanımlarından, teröre karşı güçlü bir set oluşturarak komşularına ve uluslararası topluma yaptığı büyük hizmetlerden övgüyle söz edildi.
      Özgürlük ve demokrasi düşmanlarının tüm karalama kampanyalarına karşılık Umeyye Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin, Türk halkının ve seçilmiş kurumlarının yanında yer alacağı vurgulanan açıklamada, Arap dünyasına, halklara, sivil toplum kuruluşlarına, özgürlük ve onurlu bir hayat arayan herkese "demokratik tecrübesini tamamlaması, elde ettiği kazanımları ve bağımsızlığını koruması için Türkiye'ye destek vermeleri" çağrısı yapıldı.
      Açıklamada ayrıca tüm medya kuruluşlarının ahlaki ve mesleki görevlerini yerine getirerek, Türkiye ile ilgili haberleri, objektif ve titiz bir şekilde vermeleri gerektiği hatırlatıldı.
      Umeyye Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin yayımladığı açıklamaya imza atan isimler arasında Merkez Başkanı Bessam Duveyhi, Suriyeli eski bakanlardan Esad Mustafa, eski Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi ve Moritanya Meclis Başkan Yardımcısı Muhammed Gulam eş-Şeyh de bulunuyor.)

      Ne yaparlarsa yapsınlar. Kaderin oku Kitab-ı Mübin'den çıktı. Hedefine son hız gidiyor. Ana deccali tam kalbinden vuracak.

      Sil
  29. Blogu uzun zamandir takip ediyorum. Bilgilendirmeler icin herkesten Allah razi olsun. Abdurrahim bey , Hz. Isa(A.s) in yetisdirdigi su anda tevhide hizmet eden hristyan toplulugun mahiyetini daha detayli anlatabilirmisiniz?Sadece bir grupmudur yoksa birbirinden habersiz farkli hristyan gruplar da olabilir mi? Ve bu dini bir grup ise siyasi olarak nasil bir guc ile dunya siyasetine etki ediyorlar? Bu konuda fikirlerinizi ogrenmek isterim.

    YanıtlaSil
  30. Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi Aksın,
    BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.
    Evleriniz cennet kokusu gibi Koksun,
    BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.
    A.KAROKOÇ

    YanıtlaSil
  31. 1*Dünya ve ahiret için büyük bir kazancı netice veren 11 Ayın Sultanını idrak ettik. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluş olan bu aydaki külli nimetlerin şükrünün bir anahtarı olduğu gibi uhrevi neticelerinin sevinci olarak bayramı idrak ediyoruz. Yani Ramazan’ın içindeki ibadetlerle geçici bir dünya hayatı ve kısa bir ömürde baki bir ömür ve uzun bir baki hayatı kazandırmasının bayram sevincini getirir. Çünkü bir Ramazan ayı, 80 yıllık bir ömrün meyvelerini kazandırabiliyor. Sadece içindeki Kadir gecesi bin aydan hayırlı olması bayram sevinici katmerleştirir.

    Tabi bu bayram sevinci, gafletle gayri meşru bir yola sapmamak için zikrullah ve şükre teşvik ve rağbet ettirilir. Böylece bayramlardaki sevinç nimetlerini şükre çevirip nimeti devam ettirip artırsın. Ramazan aslında Kur’an ayıdır. Kur’an mü’minlere mukabelelerde manevi ziyafet verir. Yani hakikatlerini, nasların, muhkematının manalarını yeniden sergiler. İmanları takviye eder. Hatta o asra ait gizli hakikatlerini ehl-i tahkike izhar eder. İmana güç verir. Ve bir ayda 80 yıllık bir ömrün meyvaları için Cenab-ı Allah bayram ettiriyor. Tabi bu bayram şükür ve zikir ile karşılık verilmesi gerekir.

    Aslında dünyamız Rabbani bir bayram yeridir. Cenab-ı Allah sanatının eseri olan dünya sergisini şuurlu yaratıklarının temaşasına verirken, zaman ve mekan yönüyle bayramı asırlara , yıllara, mevsimlere hatta günlere yayarak yerin ve göklerin yaratıklarına gösteriyor. Bayram sevinç günleridir. Bazen art arda gelir. Aslında İslam dünyası bir asrı aşan bir zamandan beri büyük bayramını bekliyor. Bu bayram için cehd eden, emek veren, çabalayan çok zat var. Biri de kendisinin felaket ve helaket asrında dünyaya geldiğini belirten Bediüzzaman bizlerin bahar asa bir zamanda geleceğimizi Kur’an’a dayanarak haber verirken “İnşaallah alem-i İslam’ın da büyük bir bayramına yetişirsiniz” demiştir. Tabi bu bayramın niteliğini de ortaya koymuş: “Cemahir-i müttefika-i İslâmiyenin kudsî kanun-u esasiyelerinin menbaı olan Kur’ân-ı Hakîm, istikbale tam hâkim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler var.”

    Bunu belirtirken ilginç bir hususa dikkat çekiyor. Alem-i İslam için ittihadı salık verirken bize düşeni de ifade ediyor: “Elbette ve elbette ve kat’î olarak, şimdi bu memleketteki ehl-i siyaset, garba ve ecnebîye verdiği siyasî ve mânevî rüşvetin on mislini âlem-i İslâmın ileride cemahir-i müttefikası hükmünde olacak olan dört yüz milyon (şimdi 1.8 milyar) Müslüman kardeşlere memleket ve milletin ve bu devlet-i İslâmiyenin selâmeti için gayet azîm bir bahşiş ve zararsız rüşvet vermesi lâzım ve elzemdir. İşte o makbul, lâzım ve çok menfaatli, caiz ve vacip rüşvet ise, teavün-ü İslâmın esası ve hediye-i Kur’ân’ın semavî bir düsturu ve rabıtası ve kudsî kanun-u esasîsi olan “Müslümanlar ancak kardeştir." Hucurât/10. "Allah’ın dinine ve Kur’ân’a hep birlikte sımsıkı sarılın." Âl-i İmran /103. "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez." En’âm /164; İsrâ /15; Fâtır/18; Zümer/7.
    "İhtilâfa düşmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider." Enfâl /46

    YanıtlaSil
  32. 2* Evet bunun için Türkiye’ye görev düştüğünü belirten Bediüzzaman İslam’ın ikinci rüknü Araplara da bir asır önce Emevi Camii’nde şöyle seslenmişti: "küçük taifelerin menfaati ve saadet-i dünyeviyeleri ve uhreviyeleri sizin gibi büyük ve muazzam taife olan Arap ve Türk gibi hakim üstadlarla bağlıdır. Sizin tenbelliğiniz ve fütûrunuz ile, biz bîçare küçük kardeşleriniz olan İslam taifeleri zarar görüyoruz. Husûsan ey muazzam ve büyük ve tam intibaha gelmiş veya gelecek olan Araplar! En evvel bu sözler ile sizinle konuşuyorum. Çünkü, bizim ve bütün İslam taifelerinin üstadları ve imamları ve İslamiyetin mücahidleri sizlerdiniz. Sonra muazzam Türk milleti o kudsî vazifenize tam yardım ettiler. Onun için, tenbellikle günahınız büyüktür. Ve iyiliğiniz ve haseneniz de gayet büyük ve ulvîdir. Husûsan kırk-elli sene sonra, Arap taifeleri, Cemahir-i Müttefika-i Amerika gibi, en ulvî bir vaziyete girmeye, esarette kalan hakimiyet-i İslamiyeyi eski zaman gibi küre-i arzın nısfında, belki ekserîsinde tesisine muvaffak olmanızı rahmet-i İlahiyeden kuvvetle bekliyoruz. Bir kıyamet çabuk kopmazsa, inşaallah nesl-i atî görecek.”

    Şimdi İslam’ın 5 esasından biri olan oruç ibadetinin yerine getirilmesi ve Kur’an’ın nüzul ayında milyonları bulan mukabeleler sonrası kutladığımız bayrama Alem-i İslam’ın büyük bayramı bir asırdır beklediği gibi sırada bir bayram daha olacak. Bediüzzaman İslam ülkelerinin istiklalini kazanmaya başladığı 50’li yılların ortalarında Alem-i İslam’ın büyük bayramı gibi beşeriyetin de bir büyük bayramı olacağını haber vermiş. Yani Alem-i İslam’ın büyük bayramına bizim yetişmemizin ardından küresel bir bayram var: “Cemahir-i müttefika-i İslâmiyenin kudsî kanun-u esasiyelerinin menbaı olan Kur’ân-ı Hakîm, istikbale tam hâkim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler var."

    Peki bu nasıl olacak. Tabi ki Alem-i İslam’ın kapısının kilidi Türkiye’dir. Kur’an ayının mükellefiyetlerinin ücreti olarak bayram yaşatan kader-i İlahi diğer iki bayramın yaşanması bir manada Türkiye’ye bakıyor. Şevval ayının 6 günlük orucunun mükafaatı olarak 24 Haziran’da mı yoksa sonramı bayram yaşatacak göreceğiz. Çünkü Kur’an indiği ayının hemen akabinde Şevval’de yalnız Müslümanlara değil beşeriyete de müjde var mı? Türkiyle müjdesi inşaallah. Bir nevi Mayıs’tan beri tufanvari selleri art arda yaşıyoruz. Anadolu hem Cebel-i Cudi hem de Nuh’un gemisi gibi. Peki ne bekleniyor. Türk’ün seçim imtihanından başarıyla çıkmasını. Aksi halde çok sayıdaki beşaret ertelenebilir. Allah korusun iptal da olur.

    Necip Fazıl söylemiş: "Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya." İbadetlerinizin kabulü dileği ile Ramazan Bayramınız mübarek olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Allah razi olsun. Tüm kardeşlerimin mübarek Ramazan Bayramini kutlar islam alemine hayirlara vesile olmasini dilerim...

      Sil
  33. mehdi ve sufyan beklentisi tamamen geleceğe dönük olan şahsimin hepinize bir sorusu olacak.sanirim sorunlar buradan kaynaklaniyor.

    mehdi ve sufyan alametlerini hiç bilmeyen biri o şahislar çiktiği vakit hakikati nasil anlayacak?

    hepimiz alametleri az çok biliyoruz ama bilmeyen ne yapacak? yanliş tarafi seçip helak mi olacak?

    şimdi içinizden bazilari iman nuruyla gorecek diyecek ama iman nuru ne olaki?

    ak sakalli dedeler manevi bize gorunup yol mu gostericek?

    mehdi bir allah dostu bir muceddid sufyan ve deccal ise bir tağut ve sahtekardir.

    peki muceddid ve tağut arasindaki fark nedir?. kim neyi savunur? ne için?

    ve en onemlisi tarihte muceddid ve tağutlar hangi alametleri sergilemişler?

    en az bir ornekle ve o devrin tağut ve muceddid mucadelesini irdeleyerek cevaplar bekliyorum.

    burda sufyan ve mehdilerin umumi alametleri konusunda çozume ulaşirsak hususi alametleride çozebiliriz sanirim.

    simdiden herkeze teşekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Sık sık sorulan, hatıra gelen bir konu. İstikbale ait haberlerdeki şahıs veya olayları ortaya çıkınca nasıl bileceğiz? Veya çıkınca “Biz biliriz” havası. Veya “Böyle saçmalık olur mu? Tabi ki bileceğiz” kanaati. Bir defa gaybi haberler perdeli. Kapalı. Herkes anlayamaz, bilemez. Çünkü gayb konusu Allah’a aittir. Bu konuda ortak olamaz. Ancak Allah’ın şu veya bu şekilde genel veya özel haberini verdiği dışında. Konu ahir zaman kişileri ve olayları ve zamanı olunca mesele hepten perdelenir. Hatta ehl-i keşif gördüğünü sembolize ederek haber verir. Çünkü sırr-ı imtihan ve hikmet-i ibham (gizleme veya belirsiz yapma hikmeti) devrededir. O zaman hizmet ve vazife belli ama şahsı niçin gizli?

      Bediüzzaman bu konuda (Din bir imtihandır, bir tecrübedir; ervâh-ı âliyeyi ervâh-ı sâfileden tefrik eder. Öyleyse, ileride herkese gözle görülecek vukuatı öyle bir tarzda bahsedecek ki, ne bütün bütün meçhul kalsın, ne de bedihî olup herkes ister istemez tasdike mecbur kalsın. Akla kapı açacak, ihtiyarı elinden almayacak. Zira, eğer tamamen bedâhet derecesinde bir alâmet-i kıyamet görülse, herkes tasdike muztar olsa, o vakit kömür gibi bir istidat, elmas gibi bir istidatla beraber kalır. Sırr-ı teklif ve netice-i imtihan zayi olur.)

      Yani akla kapı açılıyor ve “bul” diyor. Evet insan bu dünyaya niçin geldi? Ebedi hayata liyakat kazanmak için. Cenab-ı Allah’ı bilmek ve tanımak için. Bu dünyanın bütün hikmeti budur. Esfel-i safiline insan hayvan-ı natık olarak indiriliyor. İlim ve dua ile terakki ederek ala-yı illiyine çıkması ve Rabbini bilmesi isteniyor. Bunun için ona birçok cihazat ve kabiliyet veriliyor ve imtihanı geçmesi isteniyor. Yani Allah’a iman etmesi. Hem de hakiki bir iman sahibi olması. Sonra Allah’ı bilmesi ve tanıması isteniyor. Ne ile? İsim ve sıfatları ile. Her isminin dayandığı ilim ile bir sergi olarak sunulan kainat, güneş sistemimiz, dünya ve dünyadaki binbir ayet ile. Yani Allah’a ve sanatına işaret eden ve onu tanıtan ayetler. Bunun için de vicdana bağlı kalb ve aklın yanı sıra eline bir de kainat okuyan Kur’an veriliyor. Bütün bunlarda başarılı olunca kurbet-i İlahi kazanılarak daimi huzur-u İlahi’de imiş gibi yaşar ve muhabbetullah mertebesine erişiliyor.

      Şimdi ahir zaman olayları ve şahısları üzerinden düğümlenen konuya gelelim. Bütün ihbar ve keşifler uyarı içindir. Üstü kapalı haber verilip “Aman dikkat imtihanı geçin” isteniyor. Yalnız ihbarlar müteşabih, perdeli, zahiri manaları ipucu vermiyor. Zaman da. Burada Mehdi’yi tanımakta en önemli ipucu Deccal. Deccalin en başlı özelliği ne idi? Aldatan olması. Suret-i haktan görünüp insanları, akıl ve fikirlerini sahip olduğu ilmin de (askeri-siyasi) yardımiyle çelip kendisine bağlaması. Hükmü altına alması. Ve ondan sonra tahribatını yapınca Duhan yüzünden olup biteni hakikatin herkes tarafından görülememesi. Çünkü akıl ve kalb gözü kararıyor. Basireti ve feraset işlemiyor.

      Halbuki halis bir iman, akıl ve kalbe kapı açıyor, yol haritası veriyor. Taklidi değil de hakiki iman yani tahkiki imana sahip olan insanın bir takım özellikleri gelişiyor ve ona yardımcı oluyor. Kur’an ve iman insanı iki önemli kuvvet ile donatıyor. Nedir bunlar? Feraset (firaset) ve Basiret. Kur’an’da basiret manasında hüccetler var: “Size Rabbinizden gerçeği gösteren deliller gelmiştir. Artık görenin yararı kendisine, körlük edenin zararı da kendisinedir” 6/104 “Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."7/203 “Onlardan sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, üstelik kalp gözleri de görmüyorsa, sen yol gösterebilir misin” 10/43 “Üstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl bina edip süslemişiz ki, hiçbir gediği yoktur.” “Hakka yönelecek herbir kulun gönül gözünü açsın ve ibret olsun diye.” 50/6 ve 8.

      Sil
    2. 2*İman bir basirettir. Basiret kalbde eşyanın hakikatlerini bilen kudsi bir kuvvettir. Basireti açık olanlar Allah'ın dinine ve hükümlerine talip olurlar. Basiretin nuru kalbden gelir. Kalbin ziyası ile aklın nurunu imtizaç edince hakikat tecelli eder. Aksi halde göz görmez.

      Bir de feraset var. Zihin uyanıklığı ve seziş manasında. Bir konuyu çabuk kavrama ve anlama kabiliyeti. Bir kişinin ahlak ve istidadını yüzünden anlamak gibi. Ferasetin iki hali vardır. Biri ilham eseri vücuda gelirken diğeri ise çalışılarak ilimle kazanılır. Bu kazanma ilimle olurken huy ve tabiatları bilmekle olur. Kamil bir imana sahip bir mü’min karşısındakini ruhi hallerini ve samimi olup olmadığını hemen anlar.

      Bu iki özelliği edinen tahkik-i iman sahibi bir mü’min Deccali elbetteki tanıyacak ve onun aldatmasına kanmayacaktır. Ya Mehdi’yi nasıl bilecek? İşte Kur’an ve onun öğrettiği iman ile. Tahkik-i iman ile. Taklidi iman ile mümkün değil. Çünkü Mehdi diğer büyük zatlar gibi sırr-ı ihlasa sahip. O gibi zatların maddî ve manevî makamları istemesine izin verilmiyor, men ediliyor. Üstelik Mehdi’nin makamı nübüvvet makamı değil. Bir velidir. Velayet-i kübra sahibidir. Öyle olunca velayetin gizli kalması gerekir. Bu hal hikmete uygundur. İşte Mehdi’nin hikmet-i ibham ile örtülü kişiliği nur-u imlan ile bilinir, açığa çıkar. Çünkü Mehdi yaşarken üzerindeki Deccalin baskısı kalkmayacak. Daimi tarassut altında olacak. Deccali bilen onun bir zatı niçin baskı-zulüm-işkence altında tuttuğunu anlayacak. Firavun’un Hz. Musa’yı (as) veya Nemrud’un Hz. İbrahim’i (as)baskı altında tuttuğu gibi. İman nuru kalbten aklı aydınlatınca basiret sahibi olan mü’min feraseti ile Mehdi’yi tanır. Mesele bundan ibarettir.

      Zulüm anında bir husus daha ortaya çıkar. Deccalin imana ilişmesi, nübüvveti ve ahireti inkarı, manevi değerleri dünyevileştirmesi. Niçin olduğunu da. Çünkü o basiret sahibi görüyor, feraset sahibi anlıyor. Efendim evliyalar da öyle. Niçin bunca evliye Mehdi’yi tanıyamadı. Efendim evliya da hangi evliya. 3 çeşit evliya var. Tasasvvuf yani ehl-i tarik evliyası velayet-i suğra sahibi. O girdiği manevi süluk aleminde berzahtan berzaha geçerek uzun ve çileli yoldan kurbet-i İlahiye’ye ulaşırken velayet-i kübra sahipleri tasavvuf tarikini izlemeden, hariçten hak ve hakikat ile o mertebeyi kazanır. Onlar keramet falan göstermez. İlimle, akıl ve kalbi birlikte çalıştırarak terakki eder. Tasavvuf evliyası ise akıl ve ilme yer vermeden kalb ayağı ile iman ve marifetullahta terakki eder. Meslek ve meşrep farklılığı. Ama bazıları kazandıkları hal üzere Mehdi’yi tanıyıp ona intisap ediyor. Ama diğerleri kedi mesleklerinde devam ediyorlar. Otomobil ile uçak gibi. Otomobildeki uçağın gürültüsünü duyar ama teşhis edemez. Uçak menziline daha çabuk varır. Bu hal tabiidir. Herkesin vazifesi mesleği farklıdır. Velayet-i kübra sahipleri kimlerdir? Sahabeler, asfiya, tabiin, ehl-i beyt imamları, müçtehidler. Mehdi velayet-i kübra sahibi olarak sahabelerin hemen ardı sıra gelir. Çünkü o ehl-i hakikat mesleğinden sahabelerin tarzında doğrudan doğruya Kur’an’ın birinci tabaka şakirtlerindendir. Ve öyle olduğu için ahir zamana kadar kimsenin açıklayamadığı bir Kur’an hakikatini açıklayarak dini tamamlayacak. Bu hakikate o güne kadar Hz. Peygamber ve imam Ali (ra) biliyordu.

      Gaybi haber okuyarak, istikbale ait keşifleri öğrenerek basiret ve feraset sahibi olunamayacağı gibi taklid-i iman mertebesinden kalarak tahkik-i imana geçemez. Ve ancak hurafe üretir. Ehl-i imanın iki kaynağı var, Kur’an ve sünnet. Kur’an’ı canlı Kur’an olan Hz. Peygamberin gösterdiği tarzda anlar. Mesele bu.

      Bazıları Mehdi beklesin. Siyasi ve askeri makamlar beğensin. Asıp kessin, dünyayı korku ve zorla imana getireceğini sansın. Eli kanlı ve kılıçlı bir müçtehid veya müceddid bekleyen acaba hangi nasipsizler sınıfına girer?

      Sil
    3. abdurrahim beyabi senin dediğin doğru olsaydı mutlaka hazreti mehdi ve hazreti isa yı görenler onlarla yaşadıklarını , anılarını, onların tavsiyelerini anlattıkları kitaplar yazarlardı.ropörtajlar yapılırdı;kendilerinden hazreti mehdinin talebelerinden şu şu şahıs diye bahsedilir idi.ALLAH dostları ben hz mehdiden şöyle, hazreti isa dan böyle işittim derlerdi.misal hazreti İSA; matta -markos-luka-yuhanna ile yanlış veya doğru bişeyler öğreniyor insanlar kuranın bildirdiği haricinde,keza peygamber efendimiz de öyle ,bizde o da yok.Ama sizin dediğiniz tarihlerden günümüze böyle bir şey olmamış efsanesi bile yok.anca ben rüyamda gördüm bana şunu şunu dedi.diyorlar

      Sil
    4. Velayet-i Kübra sahibi ehl-i beyt imamları kimlerdir?
      Bu velayet-i kübra sahibi imamların mehdi hakkında ki görüşleri sizcede mutebermidir?

      " Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona(isa) inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır."4/159
      Kuran bütün rivayetlerin üstündedir.
      İsa-as- herkes tarafından tanınmayacaksa ehl-i kitap ona nasıl iman edecek?

      Davud-as- da eli kanlı biriydi.Calutu o öldürdü.
      Müslümanın kanının dökülmesi normal,Zalimin kanının dökülmesi niye olmaz.Hak hukuk,boynuzlu koyundan hakkını alan boynuzsuz koyun varken mazlumlar niye zalimlerden haklarını alamasınlar.Biraz dinlen şampiyon çok maç yaptın.

      Sil
    5. Abdürrahim abi malum yakında seçimler olacak. Oyumu ismini anmayacagim bir partiye vermeyi düşünüyorum. Fakat partinin aday ve yerel yöneticileri harama batmış durumda öte yandan vereceğim oy ülkenin geleceğiyle alakalı. Malum oyumu bu partiye verirsem sonuçta o milletvekilleri seçilirse vebaline ortak olurmuyum?

      Sil
    6. Sayın altan e
      HZ. MEHDİ (AS)'NİN SAKALI BOL VE SIK OLACAKTIR

      (Hz. Mehdi (as)'nin) Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23) adlı kitap, İbn Hacer el-Mekkî’nindir.
      Hz. Ali bin Ebi Talib’den tahric etti. O dedi ki: Mehdi’nin doğum yeri Medine’dir, Peygamber (s.a.v.)’in Ehli Beytindendir. İsmi Peygamber (s.a.v.)’in ismidir. Hicret edeceği yer Beytül Makdis (Kudüs)’dir. Sakalı sıktır, gözleri sürmeli olacaktır. Dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Omuzunda Peygamber (s.a.v.)’in alameti vardır. Peygamber (s.a.v.)’in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahır. O’ndan bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah (s.a.v.)’in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. Allah üçbin meleği Mehdi’ye yardım için gönderecek ve melekler O’na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır.( CELALEDDİN SUYUTİ’NİN TASNİFİNDEN HADİSLER)
      Bu iki yazar da İslam aleminde tanınmış büyük alimlerdendir.
      Hz. Mehdi’nin geleceğine dair hadisler sahihtir. Büyük hadis alimlerine göre, Mehdi ile ilgili hadis rivayetleri mütevatir olup sıhhatinde şüphe yoktur.

      (Hz. Mehdi (as)'nin) Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

      ... (Hz. Mehdi (as)'nin) Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

      ... (Hz. Mehdi (as)'nin) Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir. (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

      Hz. Mehdi (as), gür sakallı... (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
      Ehli sünnet ve şianın üzerinde ittifak ettikleri rivayetlerde Mehdi sakallı tarif edilmiş.Bu bilgi bir cok kişiyi hayel kırıklığına uğratsada,Mehdinin şemailini vererek mevcut idda sahiplerini susturur.

      Sil
    7. Serdar Uçar
      Demokrasilerde fertler değil, partiler ön planda. Yani ferdin bir hükmü yok. Milletvekilleri veya mahalli idareciler bir partinin tüzüğüne bağlı. Onun programını uygulamak zorunda. Biz de oy verirken bunu göz önünde tutarız.

      Böyle olunca seçme hakkımız var. İyi kötüyü ayırt etmek için elimizde ölçü var. İddia ettiğiniz gibi “harama batmış” birine oy vermenin durumun soruyorsunuz. Haram dini bir kavramdır. Laik düzende bir önemi yok. Çünkü devlet haram-helal konusunda bitaraftır. Ancak bu durum yolsuzlukla ifade edilmesi halinde veya iddia ettiğiniz gibi bir durum varsa bunun yasal yolları vardır. Yolsuzluk yapanlar biliniyorsa derhal işten el çektirilir. Onun dışında zan ile hareket edilmez ve hükmedilemez.

      Vicdani kanaatle hareket edildiğinde ortaya şöyle bir durum çıkıyor. Milyonlarca üyesi bulunan bir partide bir veya birkaç kötü adam var. Diğerleri masum ise o partiyi kötüleyerek mahkum edemezsiniz. Şahsi kanaatiniz sizi bağlar. Ama geneli ilgilendirmez. Dinen harekette de aynı kural geçerlidir.

      Günümüzde yani demokratik hayata geçildiğinden bu yana geçen 68 yılda batıcı egemen güçlerin siyasi kuruluşları ile milletin tercih ettiği partiler arasında bir mücadele var. Bu mücadele hem milli hem de manevidir. Bu bir milletin kaderini talin edecek bir mücadeledir. Böyle hallerde bir iki kusurun önemi kalmaz. Şer’i manada ifade edilirse ehven-i şer tercih edilir. Bu şer’i bir hükümdür ve kişiyi de geneli de bağlar. Ancak bu ehven-i şer ölçüsü 28 Şubat sonrası hayr-ı kesire dönüştü. Bu söz olduğunda bu esas geçerlidir. Çünkü ehven-i şer hükmünü kaybetmiştir.

      Durum böyle olunca teferruat değil ana eksenin tutumu geçerlidir. Türkiye bir seçime gidiyor. Tablo ikiye bölünmüş durumda. Kader bizi hayr-ı kesirin yanında olmayı emreder. Bizi milli-manevi değerlerimiz bağlar.
      Oyunuzu buna göre değerlendireceksiniz. Türkiye iki asırdır bunalım geçiriyor. Maddi-manevi. Ancak bir asır sonra kendini toparlamaya başladı. Bir nevi bağlı olduğu batılı zinciri kırmaya kalkıştıkça dış müdahalelere ve entrikalara maruz kaldı.

      Bediüzzaman’ın tesbiti ile Türkiye iki dış tehlike ile karşı karşıya 1-Dinsizlik 2-Terör ve anarşi. 2. madde bir nevi ilkine bağlı. Dünyada kapsamlı teröre maruz kalan ilk ülke de Türkiye’dir. Kur’an’ın işaretine göre 1961’den bu yana bir türlü anarşi ve terörden başımızı alamadık. İlki vesayetin tesisinde etkili olurken ikincisi ise onun devamını sağlıyor. Öyle ki bu model Türkiye’de başarılı olunca İslam dünyasına da aynı taktik uygulanıyor. Türkiye'nin kontrol altında tutulmasında etkili olunca aynı model İslam dünyası çapında uygulamaya geçildi. Bu oyunun kaynağı Türkiye. Türkiye bunu bozunca bölgemiz ardından dünya bir sulh ve sükuna kavuşacak. Tabi bunun son ve anlaşılır aşaması İsrail’in ya dişlerinin sökülmesi veya ortadan kaldırılmasıdır.

      Onun için Türkiye 2006’dan bu yana büyük komplolara maruz kalıyor. Meseleye bu açıdan bakılmalı. 24 Haziran müsbet netice verirse önümüzde 3-4 yılda çok büyük değişimler görülecek. Tabi doğrusun Allah bilir.


      Sil
  34. Bende yıllardır bu siteyi takip ediyorum şu sıralar abdurrahim abiyle çok uğraşılmaya başlandı safa asyanın blogunda da 3_4kisi vardı abdurrahim abi ukala cahil yalancı olarak tanimliyorlardi.arada bu blogdada yaziyorlardi darbeden sonra hiçbiri ortada yok bence o kisiler baska isimle hala abdurrahim abiyle ugrasiyorlar.

    YanıtlaSil
  35. Ustad hz etrafinizda bircok dusman varken birbinixle cedellesmeyin buyuruyor amma velakin bu blota yazan dostlsrimiz devamli birbirleri ile cedrllesiyorlar.

    YanıtlaSil
  36. NE YAzIKKI BU SITE YAZAN UC BES KISI BILE BIRBIRI ILE ANLASAMAYIP CEDELLESIYOR UC BES KISI ANLASAMIYOR. MILYSRLARCA MUSLUMAN NASIL BIRLESIPTE ITTIHADI ISLAM OLACAK DEMEKKI MUSLUMANLAR TAM OLGUNLAAMIS DAHA VAKIT VAR.

    YanıtlaSil
  37. ABDURRAHMAN BEY KARDESIM ISA ALEYHISSELAMIN ACIKCA ORTAYA CIKMAMASININ SEBEBINI USTAD HZ ACILAMIS MEHHDI HZ.NI HERKESIN TANIYAMIYACAGI NEREDE YAZIYOR BU GUNE KADAR GELMIS GECMIZ KUTUPLAR GAVSLAR AKTAPLAR.MUCTEHITLER MUCEDDITLER HERKES TARAFINDAN BILINIP TANINIRKEN MEHDI HZ INSANLARIN HIDAYETINE VESILE OLMAK ICIN GELECEKSE TANINIP BILINMESI GEREKMEZMI.KAYNAK YAZARSANIZ MEMNUN OLURUM USTAD HZ SOYLEMISSE AMENNA KABULUZDUR.

    YanıtlaSil
  38. Ak Parti’nin İstanbul mitingi sağanak yağmura rağmen öncekileri aratmayacak ihtişamda oldu. Zaten öyle olması bekleniyordu. Bayram içinde bayram. Milletin teveccühünde bir düşüş yok. Peki bu mitingin sürprizi ne idi? Bir katılım. Milli şuuru üst düzeyde olduğu sözünden anlaşılan bir eski lider. Üstelik Ak Partili olmayan bir siyasi lider. Bolca alkış da aldı. Evet o kimdi? O cinsiyet itibariyle erkek olmamasına rağmen şeddeli erkek cesaretine sahip bir kadın Tansu Çiller. Sebe Melkise'nin bir numunesi. Nam-ı diğer cesur yürek.

    Ne mecburiyeti vardı da o mitinge katıldı. Lisan-ı hal ile ne mesaj veriyordu? Ne gibi bir tehlikeyi üst düzey bir makamın işgal etmenin verdiği açıdan görüp dile getiriyordu: “Bugün milli bir şuurla buradayım” derken bu sözüne açıklık getiriyordu:

    (Ülkemiz kıskaç altında. Bu kıskacı dış politikada, terörle mücadelede görüyoruz. Bunun yansımalarını ekonomide de görmekteyiz Bütün bunların içinde ciddi bir terör mücadelesi devam ediyor. Bir FETÖ olayını yaşadık. Dış mihrakların nasıl kullandığını, bir hain darbenin Türkiye'yi nerelere götürebileceğini gördük. Bütün bunlar ciddi riskler taşıyan meseleler. Şükür olsun son dönemde terör mücadelesinde ciddi başarıları özellikle askerlerimiz Mehmetçiğimiz elde etmekte, destan yazmakta. Bu destan bütün dünyada şaşkınlık meydana getirmiştir. Ancak şunu da söylemek durumundayım bir eski başbakan olarak, 'bu terör ya bitecek, ya bitecek' demiş bir eski başbakan olarak, bu iradeyi ortaya koymuş ve olumlu sonuç almış bir başbakan olarak terör mücadele sadece bir askeri müdahale değildir. Onun kadar önemli olan dış politikadır. Dış politikada bu defa görüyoruz ki çok dar bir alanda değişen müttefikler ve çok ani kararlar, ciddi bir kararlılık, çok sür'atle geliştirilen çözümler gereği var"

    Tansu Hanım’ın Bediüzzaman’ın kast ettiği manada Demokratların makas değişikliği anında o kitleye liderlik etmiş birisidir. O tehditlere rağmen Refah Partisi ile koalisyon yaparak 27 Mayıs sonrası dış güçlerin iç siyaseti karıştırarak hükmetmek için 1966 sonrası böldüğü Demokratların asli mecrasına dönmesine vesile olmuştur. Ki onun bu çabası sonucu dindar demokrat Ak Parti doğmuştur. Hatta Ak Parti kurulmadan önce Erdoğan’ı partisine bile davet etmiştir.

    Bütün bunları bir rüyanın çağrışımı üzerine yazdım Bediüzzaman’ın talebesi Katip Osman’ın 70-75 yıl önce gördüğü bir rüyaya üzerine. Demokrat misyon Tansu Çiller’in lider olduğu 1993 yılında bitti ve yenilendi. Yani misyon değişti. İttihad-ı İslam’ın siyasi ve sosyal hayatta ilk filizi oldu. Yani fecr-i sadıkın ilk filizi. O filiz olmasaydı 2002 zaferi belki başka türlü yaşanacaktı. 12 Eylül’le geciktirilen o fecr-i sadıkın 20 yıllık kesintisi telafi edildi. Tabi bunun manevi inkişafın neticesi olduğunu unutmamak lazım. Ruh istemeden madde eyleme geçmez.

    Tansu Çiller zengin bir ailenin çocuğu, bu milletin dertlerinden uzak, yalılarda büyümüş, yabancı ellerde okumuş. Ama ilim sahibi olmuş, ki bu ilim de gerçek bir ilimmiş ki, siyasetin zirvesinde milletin gerçek ferdi olma şerefine nail olmuş. Yani “milli şuur” sahibi olmuş. Manevi hayatla o zaman tanışmış ama, ne derece terakki ettiğine dair bir bilgimiz yok. Ama dindar kitlelere gösterdiği şefkat, sevgi ve hocalığı sırasında sınıfına başörtülü kızların derse girmesine izin vermesi hüsn-ü zannımızı besliyor.

    Bu kadar yazdım. Katip Osman’ın rüyasının 4 partiden ikisinin ittihad etmesi müjdesi hatırına. Minbere inen o huriyenin ikazı hakikatine. Ve 4 görüşten ikisinin yeniden birleşmesini. Ki bu Risale-i Nur’un ittihad esasının hayata geçmesinin makbuliyetine işaret eder. Bir gün daha açık yazarım. Şimdi zamanı değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Tansu Cilleri de Saba Melikesi yaptin ya helal olsun sana Abdurrahim. Fantazi diye ben buna derim. Acaba orada olmasinin bir baska sebebide Tansu hanimefendinin ogullarinin 400 milyon dolarlik enerji isine girmis olmalari olabilirmi? Ya bu Tansu Ciller Fetonun Bank Asyasinin acilisini yapmamismiydi? Bir soru daha:Tansu Ciller Saba melikesi oluyorsa, hz. Suleyman kim oluyor? (Mustafa adasim lutfen yazimi yayinla.Nihayetinde hepimiz hakki ve gercegi aramiyormuyuz?)

      Sil
    3. 1*Bir cümleye cımbızlayarak küflenmiş beyndeki düşüncelerin doğrultusunda yorum yapmak insanı gülünç duruma düşürebilir. Önce ne murad edildiğini anlayacak sonra cımbızladığınız cümlenin değil belirtilen hakikate göre fikir beyanında bulunacaksınız.

      Önce Sebe Melikesi Belkıs kim? Güneşe tapan sapık bir kavmin kraliçesi. Hüdhüd Kuşu bunu görür ve Hz. Süleyman’a (as) haber verir. O da Belkıs’a mektup yazar ve Hak dine davet eder. Bunların işin dini hikmet yönü.

      Ancak acaba Kur’an niçin sapık bir kraliçeyi nazara veriyor. O kraliçe nasıl bir kraliçe ki ondan siyasi bir örnek çıkarıyor. Despot bir hükümdar değil. Belki meşrutiyet-i meşrua ile hükmeden bir melike. Yani bir meclisi var ve onlara danışarak karar alıyor, hükmediyor. Kur’an bunu nazara veriyor. Ve onun bu güzel tutumunu bir hidayetle ödüllendiriyor. Ve Kur’an fetva veriyor. Böyle bir kadın bir milletin başına geçebilir. Yani istişare ettiği bir Meclis’i olan kadın Başbakan da Cumhurbaşkanı da, sultan da, padişah da olabilir. Bu yobaz takımına örnek olmalı. Ayrıca dinde yaşlı kadının dinine ittiba olunabileceğini de buyurmuş Resullullah.

      İşte o kefere Belkis, danıştığı Meclisin kararı ile gidip Hz. Süleyman (as) ile görüşüyor. Ve hidayete ererek Müslim olan icraatlarının yanı sıra, akıl ve kalbin imanı ile bir de mü’mine oluyor. Mesele bu. Ama biraz daha bilgi istersen Sebe Suresi’in 15. Ayetinin İstanbul’a yaptığı ebcedi atıf var. 34. Sure İstanbul’un plaka numarası. 15. Ayette ise İstanbul’un 857 tarihinde ilk fethine işaret eder. Acaba 2. Fethine de işaret olabilir mi? Şimdi her ayetin mana mertebeleri var. Ve o mertebelerden biri de her asra bakar. İşari olarak, mana itibariyle, ebcedle, Bu 15. Ayet acaba neye işaret eder. 15. Hicri asra olabilir mi? Çünkü miladi 15. Asırda fethedildi. Ya 15. Hicri asırda 2. Fethi mi olacak?. O ayet 15. asrına başında neye işaret eder. Mesela 1414’e. İstanbul’dan iki kişi çıkar, biri erkek biri dişi. Kim onlar. İstanbul’un ikinci fethi ne zaman başlar. Çünkü 1343’te yarım kaldı. Ayasofyası puthane oldu. Fetih ertelendi. Bunu bir düşünmek lazım. Bu sitede bunun ben sırrını yazdım. Ara bul. 1414 neye işaret eder. Çok önemli.

      Şimdi bu zamanda siyasilerin tabi olacakları bir hoca, gavs, dini makama falan filan var mı, yok. Din şahs-ı manevi olan milletin korumasında. Acaba Tansu kime dayanıp 1. Parti iken İstanbul’un dükalığından gelip kime tabi oldu. Millete. Ve bütün baskılara rağmen millete uyup kiminle koalisyon yaptı. Ve yaptığı için siyasi hayatı silindi. Aslında silinmedi. O doğum yaptı. 1946 ruhu 47 yıl sonra ölmüştü. O ruhun tekrar dirilmesi ne zaman oldu? 1945-46’daki ruh 1950’de iktidar oldu. Peki 1996’daki ruh ne zaman iktidar oldu. Tansu Hanım, İsrail-ABD-askeri vesayetin kurbanı olarak gitti. Ama tabi olduğu millet davasını sürdürdü. Yeni bir ruhla ayağı kalktı. Ne zaman. 2002 mi?

      Şimdi ben derim Çanakkale Boğazı sen dersin ki laga luga boğazı. Kabil-i telif edilebilir bir hal değil. Daima karşısındakinin neyi kast ettiğini bileceksin. O bir erkek sesti. Çakma erkekliğin zirve yaptığı bir zamanda.

      Sil
    4. 2*FETÖ’cü Alaaddin Kaya’nın iki yıl önce darbe komisyonunda verdiği ifadeye göre Çiller bir nevi çakma mürşid Gülen’i bile kovmuş. Okuyalım mı? Okuyalım. Buyrun:

      Yer: Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu
      Kişi: Zaman Gazetesi’nin kurucularından gazeteci Alaattin Kaya.
      Anlattığı dönem: 28 Şubat sürecinin yaşandığı günler.
      İşte Kaya’nın, komisyona verdiği bilgi:

      “Siyasetçiler açısından da söylenmesi gereken, bildiğim ve önem verdiğim iki husus var, onları aktarmak istiyorum. Zaman zaman elimize gelen belgeler, bilgiler nedeniyle bazı şeylerde faydalı olalım, bazı şeyleri daha öne alalım gayretiyle siyasilerle görüşmelerimiz oluyordu.
      Ben bu görüşmelerin birinde sayın Gülen’le sayın Başbakanımız Tansu Çiller beraberken yanlarında bulundum. Bu görüşmede sayın Gülen kendisinde bulunan bazı bilgi, belgeleri kendisine vermek istedi ve dedi ki, ‘Bakın, bazı yanlışlar oluyor, bazı sıkıntılar oluyor, bazı hareketlenmeler var.’

      Bunu daha söylemeye fırsat vermeden Tansu Hanım’ın şu ifadesi oldu sayın Gülen’e: ‘Lütfen dengeli adil olalım Hocam’. Hoca Efendi ne yapacağını şaşırdı ve dosyaları topladı, çıktı dışarıya. Önemli bir kare olarak kabul ediyorum ben bunu”.

      Gülen aldatan biri idi. Acaba o tarihte Çiller’in dışında onun palavrasını gören başka kimler vardı. Ona Cibali Baba diyenler ve de Milli Görüşçüler. Yani? Kani akıl etti mi yani.

      Ahir zamanın hükmü dar görüşlülüğe ve şahsa bağlı hidayet beklentisi olanların istememesine rağmen şahs-ı manevi hükmeder. 20. Yüzyılda hakim insan mı vardı yoksa ideolojik cereyanlar mı? Marksizm, kapitalizm, faşizm, Nazizim, liberalizm, Siyonizm, kemalizm, nasyonalizm. Her şey var. Ama İslam yok. İyi de kıyamet de kopmadı. Demek ki, dini temsil eden biri var. Kim ola. Mehdinin şahs-ı manevisi. Bir de buna katılan Mesih’in şahs-ı manevisi. Gerzeklerin dışında kimse İslam’ı temsil eden bir siyasi şahsiyet gösteremez. Özellikle Sultan Abdülhamid’den sonra. Ama İslam siyasi ve askeri otoritesi olmamasına rağmen yaşadı. Ve gün geldi bahar çiçeği gibi açtı. Bir bahar çiçeği değil çiçekleri. Müslüman Türkler, Müslüman Araplar, Müslüman Kürtler. Önce bir iki derken bütün kırlar, ovalar çiçek oldu. Ahir zamanın hükmü bu.

      Şimdi zamanı değil. Bir gün Demokrat misyonun 1996’da nasıl ikiye bölünüp birinin Hadis’in ihbarından olduğu gibi deccale, diğerinin Mehdiye yani şahs-ı maneviyeye tabi olduğunu anlatırım.

      Katip Osman’ın rüyasında gökten göle alelacele kurulan minbere bir kadın iner (minber aynı zamanda siyasi bir kürsüdür) şunu söyler:
      "Evet, Hazret-i Kur’ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer’iyesince amel ederseniz yakayı kurtarırsınız. Eğer Kur’ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer’iyesine riayet etmezseniz, hepiniz mahv ü perişan olacaksınız"

      Yani müteşabihi okumak lazım. Okuyunca da fantezi denmez Sonra adamı fan fan yaparlar.

      Unutulmamalı. “Cehnab-ı Hak, muhakkak günahkar bir Müslüman’ın hizmetiyle bu dini kuvvetlendirir. “ Hadis.

      Sil
    5. Tamam da Abdürrahim Beycigim; senin saba melikesine benzettigin sahis imana geldigi icin degil maddi menfaatleri oldugu icin artistlik yapiyor, ha bir de Sariyerde ki arazisinde yapilabilecek bir imar degisikligiyle milyonlarina milyon katabilirmis. Tayyip Erdogani batirirsa böyleleri ve ona yalakalik yapanlari bilip bilmeden saba Melikesine benzetenler batiracak. (Mustafa kardesim her yazimdan sonra yazimi yayinla lütfen demem gerekiyorsa söyle hic bosuna ugrasmayayim)

      Sil
    6. “Cehnab-ı Hak, muhakkak günahkar bir Müslüman’ın hizmetiyle bu dini kuvvetlendirir. “

      bu hadis suayb bin salihi kasteder.

      şuayb bin salih hakkindaki hadislerde

      "bu dini kuvvetlendirir. “

      ifadesi çok geçer.

      zaten temimi ifadedi hidayete ermiş bir fasiki işaret eder

      bu adam deas safindadir.

      Sil
    7. 1*Bediüzzaman’ın bir asır önce söylediği bir söz vardır: “İstanbul siyaseti, İspanyol nezlesi gibi bir hastalıktır. Fikri hezeyanlaştırır.” Hezeyan bilindiği gibi saçmalamaktır. Bir başka söz daha vardır. “Arkadaşının kim olduğunu söyle, ne olduğunu söyleyeyim.” Senin de Hasan Hüseyin’in de arkadaşınız yani sözünü hüccet yani delil getirdiğiniz kim? Fatih Altaylı. Eskiden değil de şimdi demokratik hizaya yaklaşan halleri var. Başka, kimdir Fatih Altaylı? Tansu Çiller ile ne gibi bir kavgası var. Derdi ne? Ona 28 Şubat dönemi ile ilgili ne gibi suçlamalar yöneltirdi. Buna bir bakalım.

      Önce şunu belirteyim. Türkiye’de Başbakanlığı elinden zorla, hileyle, gaspla, silah gücüyle, darbeyle, entrikayla alınan kim var? Menderes-Demirel-Tansu Çiller. Çiller, Refahyol protokolünün gereği olarak Başbakan olacakken olamadı. Niçin? Nasıl? İsterseniz zamanda geriye gidelim.

      Tarih19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Niçin? Şimdi 28 Şubat’ı hazırlayan fitne-fücur hallerini saymayım. Ama o sırada medyada neler oldu neler? Kimler karanlık güçlerin tetikçiliğini yaptı?

      Bir Sabah yazarı anlatıyor: (Çiller ailesi üzerine darbecilerin yazılı talimatıyla en çok operasyonel yazıları yazan kimdi? Çiller'lerin evine yine askerin yazılı emriyle taciz saldırılarını organize eden dönemin Hürriyet yazarı kimdi? "Çiller ailesini yalan haberlerle linç emri"ni kim uyguladı?) (Fatih Altaylı Tansu Çiller’in yalısının önünde amigoluk yapıyordu )

      İki yıl önce. Lacivert Dergi, hafızaları tazelemek adına 28 Şubat’te yaşananları yazdı. Lacivert Genel Yayın Yönetmeni Meryem İlayda Atlas, üniversitelerdeki başörtüsü yasağını ve Fatih Altaylı’nın köşesinden açıkça ihbar ettiği Bilgi Üniversitesi’ndeki yasağın hikayesini yazdı. Bir bölümü şöyle:

      “28 Şubat mağduru öğrenciler ve okul yönetimi arasında bu ilk gerilim. 2002 yılında Fatih Altaylı’nın Hürriyet gazetesinden Bilgi Üniversitesi’ni açıkça ihbar etmesi ile başörtüsü konusunda baskılar başlayınca gerilimler çeşitleniyor. Bir gün, okula dışarıdan ders vermeye gelen İsmail Cem’in dersinde başörtülü bir öğrencinin oturduğu fotoğrafın Hürriyet’te yayınlanması son darbe oluyor. Ağır baskı ve teftiş altında kalan okul, yasağı uygulamaya mecbur oluyor. Daha sonra bu kavganın aslında dönemin Şişli Belediye Başkanı Mustafa sarıgl ve Bilgi Üniversitesi arasındaki bir gerginliğin ideolojik rövanşı olduğunu söyleyenler de oluyor. Peki, nasıl oluyor da yıllarca uygulanmayan yasak, bir haftada bir gazetenin etkisi ile uygulanmaya başlıyor? Bilmiyoruz… Ama ortada bir gerçek vardı ki, Bilgi Üniversitesi’nin direnci bu şekilde kırılıyor ve yasağı uygulamaya başlıyor.”

      Sil
    8. 2*Bir başka gazeteci Canan Barlas da Sabah Gazetesinin o dönemki (28 Şubat’ta) genel yayın yönetmeni Zafer Mutlu’nun Güngör Mengi’nin evinde oldukları sırada yanlarına geldiklerini ifade ederek ‘ Zafer Mutlu ‘yarın sabah Özer Çiller’le Tansu Çiller içeri tıkılıyorlar ve ne olacakları belli değil’ dedi. Biz donduk kaldık bu arada. Öyle bir şeyden bahsetti ki içeri girecekler, işkence görecekler, mahvolacaklar ve yok olacaklar gibi bizim üzerimizden Tansu Çiller’i tehdit etti” dedi.

      Yeni Şafak’ta çıkan bir 28 Şubat ile ilgili bir yazıda şöyle deniyor:
      (Fatih Altaylı, gazetecilik refleksini Refahyol hükümetinin yanısıra milli iradeye en galiz küfürleri savurma noktasına taşıdı. Başörtülü bayanlar için radyoda ‘kevaşe’ nitelemesini yapan Altaylı yazılarında da dönemin Başbakanı Erbakan ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller için “Fotoğraflarını klozet kapağı yapın” önerisinde bulundu.
      “Klozet imalatçılarına öneri” başlıklı yazısında “Evde yapabileceğimiz bir toplumsal muhalefet örneği” ifadelerini kullanan Altaylı, Haziran 1997 tarihli yazısında vitrifiye üreticilerine seslenip, Erbakan’ı kast ederek, ‘çeşitli siyasi kişiliklerimizin fotoğraflarının nakşedildiği klozet üretilmesini’ önerdi. )

      Fatih Altaylı söz konusu olunca CHP’liliğini gizlemeyen bir yazar. O 400 milyon ile ilgili yazısı bir hüccet olabilir mi? Yani Çiller 400 milyonluk avanta istiyor. AK Parti’ye yanaşıyor. Destekliyor. Ve bu desteğin karşılığında rüşvet istiyor. Ve Ak Parti haksızlığa göz yumarak, destek karşılığında Çiller’e suç ortağı olarak istediğini veriyor. Yani bir anda CHP’li Altaylı, hem Ak Parti’yi hem de Çiller’i vuruyor. Bir taşla iki kuş. Bizim akl-ı evveller de bunu yiyip bir iftirayı delil olarak gösteriyor.
      (Not: Bu da benim iddiam: Tansu Çiller'in 400 milyonluk avanta iddiasını ispatlamayan şeydir.)

      Bir kere daha adama soralar arkadaşın kim. Şahidin kim. O zaman hükmü veririz. Ben vermeyeyim. Bu ülkenin Başbakanı birkaç gün önce bir TV programında şunu söyledi:
      “"Hiçbir kimseyle hiçbir pozisyon için konuşma, görüşme olmadığını ben biliyorum. İster partideki arkadaşlarımız ister dışarıdakiler olsun. Tansu Çiller 'in gelmesinin arka planı Türkiye Cumhuriyeti'nde mevcut sistem içinde 28 Şubat ile muhatap olmuş ve millet iradesi elinden zorla alınmış, istifaya zorlanmış bir başbakan, bu haksızlığı yaşamış bir başbakanın feryadıdır o. Vesayet döneminin ortadan kalkması için verilen mücadelede 'Ben de varım' diye gelmiştir. Kendisine milletimiz adına teşekkür ederiz."

      Yani ben Fatih Altaylı ile onun gafillerine mi inanacağım yoksa Başbakan Yıldırım’a mı? Kaldı ki, o iddiayı daha önce Haber Türk TV’sine defalarca katılan bir çok muhalif isim ortaya atmış Altaylı da iftirayı-dedikoduyu yazısına delil yapmış. Malum İnce’ye çalışıyor ince ince. Ama millet aızının payını verecek ince ince.

      Yani ortada şiracı-bozacı hikayesi var. Katmerli olarak. Şiracı musty ile Hasan Hüseyin’in bozacısı Fatih Altaylı. Şiracı Fatih Altaylı’nın bozacısı müfteri muhalif sözcüleri. Gel işin içinden çıkın.

      Sil
    9. 3* Bütün mesele şu. Demokratik bir lideri, Kur’an’ın verdiği örnek üzerinden Tansu Çiller ona benzetmek üstelik de o melike bir kefere iken mü’mine olması kutsallık kavramları bulanık olan iki kişinin itirazına yol açıyor. Kur’an’ın ahlakı ile ahlaklanmak esastır. Çiller, Beyaz Türklerin içinden çıkan ve milletin değerlerine saygı gereği uyan bir lideridir. Yeni Kapı konseptine MHP ve CHP gibi 2 yıl önce de katılan Çiller eleştiriliyor. Niçin? Çiller’e sempati duyanların Ak Parti’ye oy vermesini önleme için. Siyaset kuralları içinde yapılmadığında ve cahil cühelanın eline geçtiğinde ne olur? Fikri, aklı hezeyanlaştırır. Ve Çiller rüşvet isteyen ve Ak Parti de rüşvet veren mertebesine indirilir. Halbuki bu ülkede rüşvet ve kayırmacılığın kapısını kapatan bizzat Tayyip Erdoğan. Fatih Altaylı da iki-üç yıl önce yazdığı bir yazıda bunu itiraf etti. Mealen o yazıda, Erdoğan yolsuzluk yapanlara asla yaşatmadığını, yapanları yakalayınca da usulü dairesinde harcadığını anlattı. Kimse bana Erdoğan’ın yolsuzluk yaptığını, siyasi çıkar için öna buna avanta dağıttığını iddia edemez. Aklına şaşarım. Varsa hodri meydan. ….. Bir şey daha 28 Şubat'ta Tansu Çiller'in baskıcı-zalim çıkarcı azınlığa, cuntasal vesayete karşı sesinden daha gür çıkaran erkek var mıydı?

      Nokta.

      Sil
    10. “İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mü’min, ikisi de kâfir idi. Mu’min olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleymân (a.s.) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile Buhtünnasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evlâdımdan biri Malik olacaktır”
      Yeryüzüne malik olmuş Süleyman(as)’ın emrine rüzgar!verilmiş..Sabah gitmesi bir ay Akşam dönmesi bir aylık mesafeyi Süleyman(as) emrine verilmiş rüzgar/güçle bir günde katedebiliyordu..
      Kudüsde bulunan Süleyman (as) rüzgarla!.. bu imkanla bir günde dünyanın tamamını birkaç kez dolaşabilme gücüne sahipti..İlginçtir yemende bir bölge olduğu söylenen!Bir kadının melike olduğu saba! Medeniyetini Süleyman (as) farkedemiyor..kuş! olduğu söylenen hüd hüd farkediyor! Oysa ki yemen, kudüsün biraz altında..bu gün uçakla birkaç saatte gidilebilecek mesafede..
      Kıssanın kahramanı hüd hüd…Süleyman(as) emrinde cinler,şeytanlar..Meclisi..meclisinde kitaptan ilim verilmiş kişiler..001 saniyede eşyayı (tahtı) olduğu gibi nakledebilecek bilgiye sahip vezir..bu günkü bilgi ve teknolojiyle bile yapılamayan işler..Bu güç ve imkanlara sahip Süleyman (as) hemen yanı başındaki Yemen’i !?fark edemiyor!Bir kuş!? Hüd hüd farkediyor..
      Saba neresi..?
      Hüd hüd kuş mu?Kim?

      Efendimize (as) miraçla tayyi mekan ve tayyi zaman yaptırılmış..
      “Âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.O işitendir görendir”İsra/1
      Efendimiz miraç yaptığında kudüste bir MESCİD veya mabed yok!..ilk mescid miraçdan 40 yıl sonra yapıldı..Efendimizin (as)Peygamberlere imam olup namaz kıldırdığı uzak mescid..
      Mescid-i Aksa neresi…?
      Mütmain edemeyen cevaplar…
      Bu hakikatleri ve sarahaten açıklanmamış başkaca hakikatleri şüpheden ari,su götürmez şekilde açıklayıp,Kur’an ayetlerinin hak olduğunu tüm insanlığa(enfüste ve afakta) gösterecek olan MEHDİ-İ AZAM gelinceye kadar sabretmekten başka care yok…
      “İnsanlara mahşerde kur’an okunur,bu bizim okuduğumuz kur’an değildir derler”
      “Sana gereği gibi hamd etmekten acizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin”
      Hamd Allah’a mahsustur..
      Selam ve dua ile…

      Sil
    11. Reisi severim yolu da yolumdur ama kalkip tansu cilleri cilalamayin cia ajani oldugu ona İstanbul Gülü kod adı takildigini biraz arastirdiginizda gorursunuz şu iki kesimden sinir oluyorum bir iktidarin yaptigi her isi kotuluyenlerden iyi bile olsa birde yaptigi her isi ovenlerden insanlardan kotu bile olsa insanlar elbetki yanlislari da olacak dogrularida biz burda genel anlamda dogrulari daha cok oldugu ve HAK ki tuttugu icin Reisi cumhurumuza taraftariz. Tuttuklari icin demedim cunku ak parti icinde cok nadir sayida Hak icin mucadele eden var cogu cumhurbaskanimizin golgesi altinda malina mal katma egosunu tatmin etme mevki makam sahibi olma derdin secim sonucunda insallah burda olacagiz millet cumhurbaskanimizi sececek ama ak parti milletvekili sayisi noktasinda sikinti yasayacak.

      Sil
  39. CUMHURBASKANLIGI SECIMLERINDE USTAD HZ DEDIGI GIBI KURT KARDESLERIMIZ OYLARI ILE IDDIHATI ISLAMA VESILE OLACAKLARMI

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahir zamanın özelliği nedir. Vazife açık ve belli. Amma eşhas-ı gizlidir. Herkes onları tanıyamayacak. Sırr-ı imtihan ve hikmet-i ibham sebebiyle. Şimdi Risale-i Nur bak ne diyor?

      "İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur’ân’a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır. (Bu husustaki ilahi vaad Nisa Suresi’nin 156-159. Ayetlerinde ifade buyurulur. )
      Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz’ eden (Hazret-i Cibril’in Dıhye suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmı, İsâ dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil semâ-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsâ, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o Hakîmin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek.

      "Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır. (15. Mektup)

      *Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar. (5.Şua)

      Ahir zaman 300 yıl. Ve bu tarih 1243'te başlar. Bazı akl-ı evveller zaman tasnifine giderek şu asır bu asır diyor. Halbuki ahir zaman bir blok. 19 asır-20 asrı-21.asır. Birbiriyle sıkı sıkıya bağlı. Ümmte-i Muhammed (as) ömrü kaç yıldı. Şimdi 1439'dayız

      Sil
    2. nasil bir okuma var ben anlamiyorum.mubarek daha nasi izah etsin.cesediyle gelmeyecek diyenlere yazmiş sen hala manevidir diyorsun.

      çok net arkadaşim.

      Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz’ eden (Hazret-i Cibril’in Dıhye suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmı, İsâ dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil semâ-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsâ, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o Hakîmin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek.

      Sil
    3. şahsi manevi tamamen manevi anlamina gelmez.manevi olan mehdiyettir.mehdi değil.

      mehdiyet iman hayat şeriat safhalarindan ibaret.

      seriat safhasini gerçekleştiren kişinin 3 gorevi var.diyanet siyaset saltanat.

      imamsiz diyanet,reissiz siyaset ve sultansiz saltanat olmaz. olamaz.



      Sil
    4. 1*Hz. Mehdi ve Hz. İsa (as) biyolojik vücutlarıyla, yani kafası, kolları, bacağı, midesi ve akciğeri ile beyni olarak dünyaya gelecek. Mehdi’nin anne ve babası var. Onlar Al-i Beyt mensupları. Hz. Mesih ise onun nüzulü mucizevi olduğundan bazı nüzullarda Dıhye gbi olacak. Amma o da gelecek ve bir çalışma grubu ile hizmet görecek. Onun ve dar ve küçük cemaatinin başlatacağı bir akım var. Dini cereyan. Buna hakiki Türkçe’de şahs-ı manevi denir. Bak bir M.Kemal var bir de şahs-ı manevisi Kemalizm. M.Kemal toprak oldu ama şahs-ı manevisi hala hükmediyor. Kafan aldı mı şimdi. Şahs-ı manevi hükmi bir şahsiyettir. Halife-hilafet, Resul-Risalet, kafir-küfür gibi. Biz şimdi Mehdi’nin açtığı yolun yolcularıyız. Onun hükmü cari. 13. Müceddid. Hz. Peygamberin varisi, Al-i Beyt’in mümessili, Halifetullah. Ama o bir veli. Velilik gizli olur. Sen bakma çakma velayet veya taslalklarının You Tube’ta gevezeliklerine. Onlar işin hikaye tarafı.

      Bediüzzaman bu konuda çeşitli yerlerde konusuna göre bilge veriyor. Bir yerde Hz. Mesih’in cemaatinin hizmetini şahs-ı manevi olarak açıklıyor. Bir yerde Mesih’in gökteki vücuduyla gelip hizmet edeceğini söylüyor. Ben bunu yazdım. Hatta Mesih’in senin gibi insani vücudu olarak nüzul tarihini yazdım. Şimdi dünyada bir kızıl tehlike var mı? Yok. Çünkü Mesih ve cemaati onu halletti. Sırada ne var. O ayrı bir konu.

      Bakın her gün 33 defa Elhamdülliah demek, bir cahilin 33 katrilyon satır Mehdi ile söz etmesinden daha hayırlıdır. Çünkü cahilini ilmi ne ola ki, Mehdi’den söz etsin, onu tanısın bilsin. Mehdi 13. Müceddid. 14. Hicri asırda gelir. O kim? Onu ancak nur-u iman sahiplerinin tanıyabileceğini söyledim. Mehdi geldiğinde baskı altında olacak. Kimse vazifesi anında onunla her zaman görüşemeyecek. Ama o hizmetini yapacak. Bir müceddid gibi. Sahi Bir müceddid ne yapar bilir misin? Şöyle geçmiş 13 müceddide bak anlarsın. Şunu herkes çok ama çok çok iyi anlasın. Kafasına koysun. Bundan sonra velayet-i kübra sahibi Mehdi dahil hiçbir zat gelmeyecek. Bitti bu iş. Ha, bir Mehdi gelecek. Mehdi’nin getirdiği esaslar dahilinde din ihya edilerek 70 yıllık ( başlangıcı 1439) bir Tevhid dini hakimiyeti yaşanacak. Bunun da 1456 sıralarında veya sonrasında 7 yıllık bir zirve hakimiyeti olacak. Bazı ehl-i keşfin geleceği dediği şey gelmiş Mehdi’nin kuracağı sistemin adıdır. Şahs-ı manevi.

      Kafası az çalışır, nur-u iman mahrumları şunu iyi bilsin Ayasofya’da namaz kılındığında ortalıkta Mehdi diye biri görülmeyecek. Kudüs fethedildiğinde de ne Mehdi ne Mesih diye birileri görülmeyecek. Ama fetih olacak. Muhyiddini Arabi işari olarak 1320 tarihinde Mehdi’ni hayatta olacağını belirtmiş. Onu yazdık. Orada okuyun. 1402’den itibaren de Mehdiyet’in yavaş yavaş zuhurla etkili olmaya başlayacağını da haber vermiş. Yani bir nevi bir asır sonra. 20 yüzyıl içinde. 1410 civarında da Büyük Deccal 10 yıllık siyasi bir çalışma sonucu anlaşıldığı kadariyle Amerikalı Hırisityan ruhanilerin çalışması ile çökertildi. Bizim Süfyan’ın hakimiyeti ise 2007’de ismen kaldı. Fiilen bitti. Bazı batılı kahinler ki bunları Aytunç Altındal nakletti 11. Cumhurbaşkanı zamanında Türkiye’nin yıkılcağını yazmışlar. Doğru söylemişler. Ve öyle olmuş? Çünkü eski Türkiye (kimin Türkiyesi) bitti yenisi başlıyor. Hele ki H1430 tamamen yok oldu. Bunları anlamak için basiret ve feraset sahibi olmak lazım. Olmayan kabahati kendinde arasın. Niçin diye?

      Sil
    5. 2*Tekrar ediyorum. Sabah akşam Mehdi rivayetleri okumak, gevezeliğini yapmak mekruhtur. Namaz kılmayanlar için asla caiz değildir. Bir kerede 33 kere Allahü ekber demek 33 katrilyon Mehdi ile ilgili söz etmekten evladır. İlkinin sonsuz semeratı varken ikincisinin değeri hiçtir. Vakti boş geçirmenin mesuliyeti vardır. Risale-i Nur 6 bin sayfa. Mehdi ile ilgili bölümü toplasanız 60 sayfa. Yani yüzde biri.

      Mesele şu Deccal kim. Bunu keşfedemeyen Mehdi ile uğraşması aklı noksanlığıdır. Bilinmeyen meçhul bir düşmanla mücadele olur mu? mu? Bilgisayar oyunu mu bu? Süfyan’ın annesi Müslüman ama babası Müslüman kimlikli Yahudi. Çok ama çok meşhur biri. Menderes onun kim olduğunu biliyordu. Kasasında belgesi vardı. 27 Mayıs’ta yok edildi. 1780 sonrası Osmanlı Sarayı’na kim sızmaya başladı. Sonra resmi dairelere, sona ileri gelenler arasına. Ve hangi şehir mosan-siyonist üssü oldu. Ve ittihatçıar dahil halkçıların çoğu oradan nasıl türedi? Mesela Ziya Gökalp’i kim piyasaya sürdü. 1912’de ne oldu? Ve kimler tasfiye oldu ve hakimiyet kime geçti.? Bu hakimiyet ne kadar sürdü? Şu veya bu adla. Ziya Gökalp’in 9 umdesi nasıl 6 oldu. Sonra 9’a kim sahip çıktı. O umdeleri Karl Marks’ın Kapitali kimi gibi kim üretti? Bir gün Deccal'den bahsederken niçin Hz. Ali ahirzaman Mehdiyet’in zaferi veya Süfyanizm çöküşü için havada 9 rakamı yazıp sevinçle ellerini çırptıktan sonra Mevleviler gibi sürurla etrafında dönmeye başladı. Ercuze Kasidesi’nde ne zaman Deccalin beklenmesini haber verdi?

      Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda “istibdad-ı mutlak ve rüşvet-i mutlaka ile hareket eden bir cereyan-ı zındıka masonluk, komünistlik hesabına bizi böyle işkencelerle ezmeye çalışmış. Şimdi o kuvveti kıracak başka bir cereyan bu vatanda tezahüre başladığını gördüm. Fazla bakmak mesleğimce iznim olmadığından daha bakmadım” diyerek neyi izaha, göstermeye, akıllara girmesine, idrak edilmesine, anlaşılmasına, algılanmasına ve tefehhüm edilmesine çalışmış. Ve bir şey. Acaba Türkiye’de dar-ül harp yani dar-ül küfür olmaktan kaç yıl sonra ne zaman çıktı? Bunları bilmeden ahir zamanın ahvali anlaşılamaz. Herşey basiret ve feraset işi. Yani nur-u imanı gerektirir. “"İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder."
      "İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve, imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alâllah" der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlakın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra, saadet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir. Yoksa, tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları, uçmasına değil, belki esfel-i sâfilîne çeker."
      “Şu meselenin binler delillerinden yalnız hayvan ve insanın dünyaya gelmelerindeki farkları, o meseleye vâzıh bir delildir ve bir bürhan-ı kâtidir. “
      Demek, insan bu âleme ilim ve duâ vâsıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidad itibâriyle her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esâsı ve mâdeni ve nuru ve ruhu, mârifetullahtır. Ve onun üssü’l-esâsı da imân-ı billâhtır.
      (23. Söz)

      Sil
    6. abdurrahim bey.bu sitedeki çoğu kişi 3. dunya savaşi sablonu altinda gelecekte olacak olaylar silsilesini çozmeye çalişan insanlar.sen ise kendi cemaatinin 7 milyar insana tebliğ ve irsad ve hatta guç kuvvet ve ustunluk ile sonuca ulaşilacagini idda eden bir kişisin.ve ferasetsizlikle suçluyorsun.

      3. dunya savasi sana gore hafif geçebilir.tum alametler tamam olup bitmiş olabilir sana gore.ama bize gore değil.

      sana gore ahir zaman bir tebliģ irsad hareketi bize gore bir zulumat devri.

      rabbimizin nurunu tamamlamasi ve dunyanin tek bir insanin burnunun kanamayacagi uyuyaninda uyandirilmayacagi bir hale gelmesi mevzuunda şablon olarak 2 senaryo var.bu konuda anlaşamiyoruz.

      senin şablonunda dunyanin her ikimizinde istedigi kivama gelmesi mumkun gozukmuyor.ek olarak geleceğe dair bir alamet yada olay brakmadin.hersey olmus bitmis.ve dahasi hepimizin sozunu dinlemekle mukellef olduğu evliyaullah ile de bir zitlaşma içindesin.

      misal dunyadaki var olan nukluer silahlarin geleceģi nedir?yahudiler insafa gelip hepsini imha mi edecek?tebliğ ve irşad ile olacak iş mi bu.

      bunun gibi tonla soru var.ve cevaplari mehdiyi şahis olarak bekleyenlerde mevcud.

      şahsi manevi senin tanimlamalarindaki gibi dahi olsa bu şahis olmayacagi anlamina gelmez.

      millete laf yetiştirecegim diye altin çagin gelmesi ićin gereken alamet zuhurat olay ve şartlarin hepsini tukettin.teblig ve irsaddan baska bir sey brakmadin.

      siayi vahabiligi bilimum ehli bidati siyonizmi yahudiliģi budizmi ataistliği ve hatta kendi ulkemizdeki kemalizmi dahi ve hatta hasan huseyin kardesin tespitte bulunduğu mevcud lut kavmi durumlarini bitiremezsin bu senaryo ve şablonla.






      Sil
    7. Sana dört başı mamur bir cevap yazdım. Şu seçim tantanası bitsin, sana zuhuru da zuhuratı da, bilmem kaçınca savaşı, nükleeri de, anlatacak. Yahudinin göz bebeği mabudu altının ve çağının dini ve manevi bir atmosferde, özellikle dünyevi nimetlerden mutlak manada içitnab eden iki zat Resulullah ve Mehdi'ye izafe edilemeyeceğini göreceksin. Duhan çarpıklarının gerçeği göremeyince nasıl fantazilere sığındığını da. Mehdi Yahudi uydurması bir Sinbad veya Binbir Gece Masalları kahramanı olmadığını da.

      Sil
    8. Abdurrahim bey
      Günlerdir dört başı mamur bir cevapta ben bekliyorum.
      Fikrini öğrenmek için soruyorum.Niyetim polemik değil.

      KARTAL19 Haziran 2018 12:21
      Velayet-i Kübra sahibi ehl-i beyt imamları kimlerdir?
      Bu velayet-i kübra sahibi imamların mehdi hakkında ki görüşleri sizcede mutebermidir?

      " Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona(isa) inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır."4/159
      Kuran bütün rivayetlerin üstündedir.
      İsa-as- herkes tarafından tanınmayacaksa ehl-i kitap ona nasıl iman edecek?

      Davud-as- da eli kanlı biriydi.Calutu o öldürdü.
      Müslümanın kanının dökülmesi normal,Zalimin kanının dökülmesi niye olmaz.Hak hukuk,boynuzlu koyundan hakkını alan boynuzsuz koyun varken mazlumlar niye zalimlerden haklarını alamasınlar.

      Sil
    9. 1*Emriniz olur amma…Kur’an’dan hüküm çıkarmak çoluk çocuk veya cahil-cühela işi değildir. Mutlaka belli bir birikimin olması gerekiyor. Çünkü Kur’an’ın iki türlü yani muhkem ve müteşabih ayetleri var. Kur’an’ın 40 ayrı sosyal tabakaya hitabı var. Sonra her bir ayetin müteaddit manaları olması ve her bir manasının külli olmasının yanı sıra her asırda ferdi bulunuyor. İşte bu hakikate binaen elinize meal alıp ahkam kesmek doğru değil. Kaldı ki bu ayet muhkem değil müteşabihttandır. Yani tevili gerekiyor. Onu da ehlinden önce Kur’an’ın tefsir muallimi Hz. Muhammed’in (as) tefsirinin olup olmadığını bakılması lazım. Bu konuda 29 kadar hadis tesbit edilmiş. Yani Hz. Mesih’in geleceği tevatür derecesinde doğrudur.

      Son Peygamber Hz. Muhammed(as ) olduğundan artık bir daha nebi ve resul gelmeyecek. O zaman Mesih’in nüzulünde ünvanı ne olarak gelecek? Çok kez belirttiğimiz gibi velayet-i mutlaka ile. Çünkü her Peygamber Nebi ve resul olmadan önce velayet-i mutlakaya erer, sonra peygamberlik vazifesini alır. Hz. İsa (as) Peygamber olarak dünyaya geldi. Yani velayet-i mutlaka aşamasını yaşamadı. Öyle olduğundan ikinci gelişi velayet-i mutlaka sahibi olarak olur. Mehdi ise velayet-i Muhammediyle üzere vazife alır. Yani velayet-i kübra sahibidir. Here ikisi de bu velayetin hatemidir. Müçtehidler ve müceddiler velayet-i kübra sahibidir.
      Velayet bilindiği gibi gizli olur. Gizli olunca onların teşhisi yani tanınması imtihan sırrına tabidir. Sonra ahir zamanın hizmeti ve vazifesi belli. Ancak şahısları yani kahramanlarının kimliği gizlidir. Onların tanınması nur-u iman ile mümkün olabilecek. Öyle olunca Hz. Mesih’i herkes bilemeyecek. Sadece akarrabi. Yani maiyetindeki bir avuç insan bilecek. Bir de ehl-i İslam’dan cüz’i sayıda kimse.. Bu hakikat bilinemediğinden herkes açık ve aşikare neredeyse davul-zurna ile gelecekleri sanır.

      Ahir zamanın en önemli özelliği vicdanen tam bir ihtiyar (yani iradeyi kullanarak) ve halis bir hidayet esastır. Eski zamanda bir kişiye ve kerametine tabi kuru kalabalıkların hidayet seçimi gibi değil. Hz. Mesih’in vazifesi konusu çok kompleks ve karmaşıktır. Ve onun ilk vazifesi dinsizliğin yayıcısı deccali ortadan kaldırıp, Hıristiyanlığın hurafelerden arındırılarak Tevhide tabi olması. Bir nevi Müslüman Hıristiyan haline gelmesi söz konusudur.

      Onun için sizin bir ayetin üstelik müteşabih bir ayetin dış banasına bakarak hüküm veremezsiniz. Ayet nüzul zamanı vermiyor. Ahir zaman ve şahıslarını teşhis ettiğinizde önünüz ufkunuza kadar açılır. Ve her şeyi daha doğru manalandırırsınız. Sonra yalnız Hz. Mesih’in kendisi değil cemaatinin yani şahs-ı manevisinin mehdinin şahs-ı manevise tabi olacağı hususudur. Hizmet programı Mehdi’ye ait. Hz. Mesih ve cemaati Mehdi ve cemaatine takviye olarak gelecek. Mehdi’nin hizmet programı ile deccal ve komitesini ve şahs-ı manevisini mağlup edecek. Son bir husus Yahudi deccalin ortadan kaldırılması yani Yahudilerle yapılacak savaşta Mesih veya cemaatin önemli bir katkısı olacak. İslam dünyasının siyaseten desteklenmesi hususu.

      Sil
    10. 2*Ahir zamanın hizmeti geleneksel dini anlayışına uygun düşmeyen bir tarzı vardır. Dinin son 300 yılında küresel çapta iletişim ve bilişimle küçülmesi yani bir nevi bir köyle indirgenmesi yaşanacak. Şimdi olduğu gibi. Medeni hayat terakki edecek. İnsanoğlu fen ve ilimde ona tanınan sınıra ulaşacak. Bu da vahşet ve köylülük ve göçebelik zamanının anlayışının dışında bir hayatı netice verir. Eski kurallar ve haller ortadan kalkacak. Onun için hizmet silahlı değil ilim ve fenne dayalı Hz. Peygamberin açıkça ve net olarak belirttiği burhanlarla olacak. Geleneksel kurallarla yetişen nesiller bu konuyu kavrayamıyor. Mehdi’in en büyük ve en önemli hizmeti Tevhidi netice verecek esma-i İlahiye dayanan ilim ve fenle dini hakikatleri açıklamasıdır. Yani delille ispattır. Mehdi’nin vereceği bu hakikat ile din tekemmül ederken fütuhat ise Hz. Mesih ile sona erecek. İslam dünyasında dini ihyanın tamamlanmasının son safhasında Hz. Mesih cemaatinin çalışması sonucu ile dinsizlik mağlup edilerek Hıristiyanlık tasaffi edecek ve İslam’a tabi olacak. Bunun da H1456 civarında zirve yapması bekleniyor. Bir de Mesih’in deccalini çıkmasının hemen akabinde Mehdi’nin zuhuru sonrasından başlayarak birkaç kez nüzul edecek. Tevhidin adeta bir bütün dünyanın bir millet olarak kabulü ile vazifesi sona ererek vefat edecek.

      Deccal demek dinsizlik demek. Dini fikir ve hislerin zayıflaması demektir. Deccalin komitesi veya rejimi veya düzeni dinsizlik üzerine kurulu olcak. Ve dünyanın neredeyse tamamına yakın etkisi olacak. İşte Mehdi nur-u Kur’anla eserlerini telif edip ehl-i İslama ve beşere sunacak. Onun o çalışması dinin ihyasında temel rol oynayacak. İnsan katlederek değil ikna ederek. Çünkü medeni insana galebe şiddet ve baskıyla değil ikna ile galebe edilebilir. Ayrıca Kur’an’ın kesin hükmü var. “Dinde zorlama yoktur” Zor kullanmak kafiri münafık dercesine çıkararak daha zararlı hale getirir. Onun için ahir zamanın hizmeti kişiyi vicdanen isteyerek ve halis bir hidayete talip olması esas alır. Öyle olunca eski zaman toplumlarının nebi veya resullerinin boğazlama yoluyla yani kılıçla hizmeti geçeri olmayacaktır. Zaten hem Meshi hem Mehdi velayet sahibi olacakları ve hiçbir veli şiddete başvurmadığı için askeri ve siyasi hizmet öngörülmüyor. Dinsizliğe karşı dini Allah’ı tanıyarak ve bilerek tabi olunması esası üzerine etkili olacaktır.

      Burada unutulmaması gereken husus Deccalin Yahudi kökenli olması. Yahudiler gördükleri baskı ve sürgünlerin intikamını fitne-fesadla Hıristiyan ve Müslümanları dinsizleştirerek dünya hakimiyetini sağlama hedefleri. 18 yüzyılın sonundan başlayarak ilim ve fen ve finansta mutlak hakimiyet kurup, bu emellerine 19 yüzyıldan başlayarak kavuşurlar. Burada dinin zayıflaması ve neredeyse toplum hayatından soyutlanması hakikati, Mehdi-Mesih hizmetinin esası imanı tecdid ederek dini ihya üzerine kuruldur. Bu da Yahudilerle değil dini ihya ederek dinsizleşen toplumları hidayete erdirmedir. Ve ondan sonra Müslümanların adeta denizinin ortasında kurulu devletin ortadan kaldırılması adl-i İlahi’nin takdiri ile söz konusu olacaktır. Ve bunun temeli 2006’da atıldı.

      Sil
    11. 3*Bugün Müslümanların kanı dökülüyorsa müsebbibi dine sırt çevirmeleri ve ittihada tenezzül etmemeleri. Asabiyet-i milliyeye sarılmaları. Türkler İslam dünyasına sahip çıkamadı. Mağlup olup bütün topraklarını Sevr ve Lozan’la emperyalistlere teslim ettiler. Sahipsiz ve silahsız kalıp esir düşen İslam dünyası ise istiklalini kazandıktan sonra dini bağların zayıflaması ve Süfyan’ın yöntemini taklid etmeleri şimdiki tabloyu hazırladı. İslam dünyasının kasıp kavuran Ye’cüc ve Me’cüc olan terör ve anarşi dinsizlikle birlikte harici bir tehlike. Ama buna bulaşanlar dini hisleri zayıflayan nesillerdir. Müslüman ülkelerde Müslümanların çocukları anarşi ve teröre bulaşıp birbiriyle savaşıyor. Niçin? Savaşarak kimi öldürüyorsunuz, Çocuklarınızı. Ne ile harici tehlikenin fesadı ile. Bak biz 40 yılda bu ülkenin 70 bin çocuğunu öldürdük. 400 milyar dolarımız harcadık. Niçin. Dinsizlik yani Süfyan yüzünden.

      Hak ve adalet meşru iktidarlarla aranır. Siz adaleti sağlayacağım diye dine aykırı eyleme kalkışamazsınız. Ederseniz davasında mutlak haklı olan ancak dine aykırı hareket eden Şeyh Said gibi kalkar isyan eder kardeş kanı döker ve iki bölgenin senelerce baskı altında kalmasına yol açarsınız. İslam sulh ve müselamattır dahilde niza istemez. Bunun halli dini duyguları zayıflayan yöneticilerle olmaz. Onun için dini ihyası lazım. Kur’an sizi zalime karşı isyan edeceğim diye kardeş kanı dökmenize izin vermiyor. Anarşist iseniz onu da meşru güçler temizler. Bak Bediüzzaman sürgün sürgüne, zindan zindan gezdirilerek zulm edilmesine rağmen müsbet hareket etti. Ve eserini zindanlarda telif edip dini ihyasında büyük vazife icra etti. Süleyman Tunahan Hazretleri ise ücretli talebe bulup yetiştir. Polis peşine düşünce talebelerini alıp her gün İstanbul-Adapazarı arasında trenle gidip gelirken eğitti. Ve bugün Kur’an ve dini hizmetin yüzde 90’ının bu iki zat icra etti. 4 harici düşmanın emriylee yapılan darbelere ve dine hürmetkar iktidarların al aşağı edilmesine rağmen muvaffak oldular. Çünkü Cenab-ı Allah’ın sünnetine uyup mükafaatını böyle aldılar. .

      Unutma dini ihya vazifesi Mehdi’ye ait. Onu vaziflendiren Cenab-ı Allah’tır. Öyle olunca onun kurallarına tabi olmak farzdır. Kendi başınıza harekete kalkışırsanız onun cezası ebedi cehennemdir. Bugün Mehdi-Mesih hizmetinin son safhasına geliniyor. Yakında bir şey olacak. Ondan sonra Batı dünyası İslam’a karşı terk-i silah edecek. Sizin gibilerin ayakta yatakta uyuma hastalığı yüzünden her şey görülemiyor. Ve anlaşılamıyor. Bir terörist gibi düşünen asla hakiki bir mü’min olamaz. Şimdi sordun yazdım. Tabi sen düşünceni değiştirmezsin. Ama kader-i İlah öyle bir değiştirir ki sonunda bir ebedi hayat kadar pişmanlık yaşar ve karşılığını zakkum olarak alırsın.

      İnsanlığın vahşet ve barbarlık gelenekleriyle medeni bir alemde hayat hakkı yoktur. Sonra ne yapılırsa yapılsın netice bize değil Allah’a attir. O isterse muzaffer eder, isterse etmez. Onun da bir hesabı var. Vazife-yi İlahiye’ye karışmak dinin emridir. Mahşerde boynuzlu-boynuzsuz koyun meselesinde sizin yüksek ve dahiyane fikri olduğunu sanan aciz bir insanın kararı ve adaleti ile değil Rabb-ül Alemin’in elindedir. Herkes haddini bilecek. Haddini bilen Rabbini bilir..

      Sil
    12. Bu yorumun son paragrafında 3. satırda hataen (Vazife-yi İlahiye'ye karışmak dinin emridir) cümlesi yazmışım. Doğrusu şöyle: (Vazife-yi İlahiye’ye karışmamak dinin emridir.) Düzeltir özür dilerim. A.Ç

      Sil
    13. Abdurrahim bey
      Cevabını okumaya başladığımda,espiri ile başlamış hakaret yok bi teşekkür edeyim diye düşünerek devam ederken,3.bölüme geldiğimde senin adına üzüldüm şampiyon.Fikrini şunun için merak ettim.bana çelişki gibi gelen cümlelerinin belki sende benim bilmediğim acıklamaları vardır,diye düşündüm.Düşüncemde yanılmışım.arz ederim.

      Şunu bil, baş yazar forsuyla ve imtiyazıyla insanlara tepeden bakıp yazdığın yazılarda, dikkatli okuyucunun gözünden kaçmayan çelişkiler, anlayış seviyeni gösteriyor.Bir yanlışı bin kere,milyonkere yazmak,hararetli savunmak,aleyhine deliller ortadayken onu doğru yapmaz.Yazarın taassubunu gösterir.Hakikat aksi ispat edilemeyen kesin gerçektir. Bilgiye-delile dayanmayan zan üzere inşa edilen gerçeklik sanaldır.
      Cevap yazamadığın, ehli beyt imamlarının hepsi Yüksek velayet sahibidir ve hiç birinden senin görüşünü destekleyen bir cümle nakledilmemiş.Ama senin her şeye sihirli ‘bir’cevabın var.MÜTEŞABİH

      İnsan her şeyi bilemez ama neyi bilip neyi bilmediğini bilmek yani haddini bilmek mecburiyetindedir.

      Hakikat hep mahcubdur, bu yüzden, nezaket ve zarafetten mahrum olanların hakikatten de mahrum olmaları kaçınılmazdır.

      NEFSİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR.

      Sil
    14. Unutma kartal da kuştur, kanarya ve serçe de. İkisi bitki ve tohumlarla ilki ise leşle veya avla öldürerek beslenir. Tabi bir de karga vardır. O da kuştur. Karga da budaladır. O fındık getirir sıçan yer bitirir. İşte size 4 kuş. Bunların birbiriyle kabil-i telifi var mı? Yok. Üstelik kartal eline geçerse üçünü de yer bitirir. Canavar yaratık. Cahil de öyledir. Kapasitesiz aklı hakikati tartamaz da kasları hareket geçirir.

      Müteşabih ve Muhkem olduğu gibi bir de şeytani iğva vardır, bir de fesad işi. Müteşabih ve muhkemi takdir eden Allah'tır. Çünkü bu dünya imtihan dünyası. Herkes herşeyi tam bilemez. Gayret ve cehd ister. Öyle olduğu için şeriatını açıklayacak Peygamberler, hükümleri açıklayacak rasih alimler lazım olur.

      Çünkü dinde hak ve doğru bir değildir. Taaddüd eder. Su içmek nimettir. Bazı hastalara haram iken bazıların bazılarına hastalığı sebebiyle farzdır. Bazılarına ise mübahtır. Halbuki içmek bir haktır. O fiile kısıtlama koyan veya farz mesabesine getiren de Cenab-ı Allah'tır. Böyle olunca doğru bir değil birkaç tane olur. Onun için insanlar 40 ayrı sosyal tabakaya ayrılmış. Tıpkı kuşların türlenmesi gibi. Bu esma-yı İlahi’nin sayısız tecellilerinin gereğidir. Bilenle bilmeyen bir olur mu? Kimine Hakim kimine Akil, kimine Rahim kimine celil ismiyle tecelli etmiş.

      Velayet de böyledir velayet-i kübnra, velayet-i vusta ve velayet-i suğra olmak üzere üç ana kısma ayrılır. Velayet-i kübra sahipleri veraset-i nübüvvet ve cadde-i kübra olarak tarif edilen sahabe, asfiya ve müceddidlerin yoludur. Bunlarda Kur’an’a uygun olarak akıl-kalb-mantık-ilim-maneviyet birlikte çalışır. Yani karga var, kanarya var bir Hudurin kuşları var. Hani ruhların onlara binerek berzahta iken cenneti gezmeleri gibi. Karga ürkütür ve kanarya eğlendirir. Ama feyiz alma Hudurin kuşları ile olur. Kartal bunların üçünün de katilidir. Sahi o niçin böyle?

      Nefsini bilmekten çok enenin, aslında ikisi de müteradiftir. Varlığı, vücudu olmayan farazi kavramlardır. Hipotez gibi anahtar vazifesi görürler. Ene-ego-nefis kutsal hazinelerin anahtarı olarak esma ile halıkını tanımakla yükümlüdür. Öyle ki bu esmanın tecelli ettiği alemlerden her biri insana pencere olur ve o alemlerde tecelli eden esma onda tecelli olurken Halıkını bilerek Cenab-ı Allah’a halis bir hidayetle iman eder. Talim-i esma bu dünyaya gelişimizin tek ve yegane sebebi olduğu gibi Adem babamızın fıtri mesleğidir. O esma yüzünden şeytan bize secde etmedi. Onun için iğvası ile Adem’in çocuklarını dalalete sürüklemek istiyor da havasını alıyor. Tabi bazıları enenin hayır değil de şer tarafına dalınca ejderha kesilirler. Ejderha da çeşit çeşittir. Parça parça veya iki lokmada veya tek lokmada yutar. Kartal da kuştur şahinler de akbabalar da. Ama hepsi yırtıcıdır. Değil mi yani? Bak su sene kartal havasını alırken aslan şampiyon oldu? Yani herşey fani. Baki olan Allah ve dinidir.

      Sil
  40. mehdinin kim olduğunu yazayimmi?

    mehdi şu anda ismini bildiginiz yada duyduğunuz kimse değil.aday çikarmak sizi yaniltir.

    mehdi gorunurde tum toplum ve bireylerin bilhassa arablarin tum nefsi menfaatleriyle çatişan bir sistemi getirmek isteyen kişidir.

    aklima gelen tek ornek var.tamamen ornek vermek adina.bu şekil olacak anlaminda soylemiyorum.

    bildiğiniz gibi banknot yani kağit para haramdir.fakat zaruret olduğu icinde caizdir.

    mehdi çiksa "elinizdeki tum kağit paralari ateşte yakin" dese ne yapardiniz?

    yakarmiydiniz?

    işte mehdide sizden boyle bediuzzamanin tabiriyle acayip bir şey isteyen kişidir.

    mesele mehdinin zatinda yada alametlerinde değil .

    mesele vakti gelince ibrahimin ateşine su taşiyacak kadar fedakar bir karinca olmaktir.

    mesele vakti gelince tum dunyevi menfaatleri karşimiza alip sirf haktir diye icabet edip etmememizdir.

    çok soğuk ve çok sicak ulkeler hariç herkez mehdiye duşman olacak.
    mehdi ne isteyecekki bizden bu kadar duşmani olacak acep.arablara çok zor gelecek olan ne olaki?

    bunun olacağini kesin biliyorum ama ne olacağini bilmiyorum.


    her ne olursa olsun hak ile menfaat tarihte hep çatişmiş kavga etmiş.mehdide final olacak.

    sorum mehdi kimdir degil.ona hazirmiyiz yada degilmiyiz.yada o kadar fedakarmiyiz?


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyaya o kadar dalmışızki, hz Mehdiyide sanki gelip dünyamızı değiştirecek diye bekliyoruz.elbette din herşeydir dünya hayatını da herşeyide kapsar ama asıl geliş amacı ahiret hayatına hazırlamak içindir.dolayısıyla hz Mehdideki acayipliğinde bu yönde ahirete hazırlama yönünde vereceği bilgiler ile olacağını düşünüyorum kendimce.

      din kuran evrenseldir o yüzden misallerle anlatılmıştır.nasılki 14

      Sil
    2. Nasılki 1400 sene önce interneti birine direk anlatamazsanız ve misaller vererek anlatmak gerekirse kuranda öyledir.her devirde kıyamete kadar anlaşılırdır düşünebilen beyinler için.

      Sil
    3. içki fuhuş katl haramdır
      siz kağıt parada haramdır demişsiniz
      dönmüşsünüz zaruret varsa caizdir demişsiniz
      birinin bekar kalması zaruret diye fuhşu
      herhangi bir sebeb içkiyi katli caiz kılmaz
      açlık veya susuzluktan ölme korkusu ile şaraba leşe ölmeyecek kadar az olma şartıyla ruhsat verilmiştir
      haram ancak hayati tehlike varsa onu savacak kadarına ruhsat vardır
      banknot neden haramdır..
      hangi hayati mesele onu ne ölçüde caiz etmiştir izah ederseniz seviniriz
      ön bilgi olarak para değişim aracıdır çek gibi senet gibi kırdırılmaz devletin mührünü taşır istersen gider altınla değiştirirsiniz
      mehdi meselesine gelince şu anda gruplar kendi şeyhini mehdi sanıyor inanıyor bu şekilde onlarca mehdi var
      ırak ve suriyede bize sirayet edeceği görünen büyük bir ateş harlanıyor
      körfezde büyük bir harbin hazırlıkları var
      muhaysininin vahhabilik ve işid konusundaki görüşlerini bilmiyorum
      birisi ben mehdiyim dediğinde veya iddia edildiğinde yaşayışına itikadına ehli sünnet akidesi üzre bakacağız
      bunlar nedir.... bediüzzaman kadae alim
      müslümana şefkatli gavura şiddetli.... hakim...devlet reisi birisi şu anda buna uyan biri görünmüyor

      Sil
    4. akdogan bey polemiğe girmeyelim altin karsiliģi banknot taa 1071 de bitti dunyadaki 300 trilyon dolarlik banknotun bir karşiliģi yok.bu yuzden haram. baska çare yok bu yuzden caiz.

      Sil
    5. 1971 olucakti.yanlis olmuş.
      dunyadaki altin7-8 trilyon dolar.

      https://www.google.com.tr/amp/s/www.yenisafak.com/amphtml/ekonomi/yer-altindan-185-bin-ton-cikarildi-3165286

      abd nin 1 yillik hasilati bile etmez.

      kapitalizm boyle birsey.dunya onumuzdeki 20 yilin parasini harcadi bile. altin felan yok.para denilen şey bildiğin kağit.

      gunumuzde mehdi olmasi muhtemel kimse yok dediğin gibi.hatta aday bile yok.

      ben mehdinin itikadina bakmam.zira kendimin farkinda olmadiģim bozuk bir itikadim yuzunden reddederim.boyle bir hata yapmam.

      adaletine, çektiği sıkıntıya çilesine ve alametine bakarim.zıttına bakarim.yani sufyaniye.ve en onemlisi medineye mekkeye bakarim. kesinlikle başka bir yere bakmam. dediğin gibi herkez kendi dibinde ariyor.hava bulurlar.

      saygilarimla



      Sil
    6. Selamun aleyküm…Sayın akdogan

      Merakımı mazur görün..öğrenmek için soruyorum..şeyhini mehdi sanan gruplar hangileri?

      Müteşeyyihleri saysak bile ülkede “onlarca” diye ifade edilebilecek şeyhi! olan grup varmı?

      Mesala icazetli, bir silsileye bağlı Şeyh Mahmud efendi hz grubunda böyle bir iddia ve sanı yok..hatta Mahmud efendi (ks) hz kendi açıklaması var;Ben Mehdiye biat etmeden ölmeyecem diye…

      Mesala Menzilde böyle bir iddia ve sanı yok…
      Seyda Muhammed Konyevi (ks) hz grubunda böyle bir iddia yok..
      Seyyid Fevzeddin (ks) hz grubunda yok..
      Aydınlar/Tillo da yok.. Nurşinde yok..

      Örnekler onlarcayı bulmasada çoğaltılabilir..
      Bizim Hak bildiğimiz ehli sünnet gruplarda böyle bir iddia yok..duymadık,görmedik..

      Zaten sayıları az olan,ehli sünnet çizgisinde,devletine milletine bağlı,irşadla uğraşan bu insanları da genelin içinde müteşeyyihlerle bir tutar ve gösterirsek gayretullaha dokunur..Sizin maksadınızın bu olmadığı konusunda hüsnü zan üzereyim..

      Toplum yaşadığı travma yüzünden ehli sünnet ve Allah rızası için çalışan grupları bile tehdit olarak algılıyor..Türk milletini özünden koparmak isteyen suiistimalcilere fırsat vermemek lazım..Unutulmasın ki Anadoluyu bize açan İslamlaştıran Ahmet Yesevi (ks) hz alperenleri ve diğer tasavvuf gelenekleri…Bizi diğer(şia-tekfirci selefi-vehhabi)anlayışlardan ayıran ve İslama bin sene sancaktarlık yaptıran anlayışa,Tasavvufla yoğrulmuş ANADOLU İSLAMI demiş alimler ve arifler..İrfanla yoğrulmuş bu topraklardan Tasavvuf çıkarılırsa geriye deaş,vehhabi,radikal kafalar kalır.
      Heralde size Adnan oktarın,evrenesoğlunun ve benzerlerinin şeyh olmadığını anlatmaya gerek yoktur.
      Selam ve dua ile…

      Sil
    7. öngüt şeyhim diye gezen biriydi
      kalkancı şeyhim diye gezen biriydi
      gündüz şeyhim diye gezen biriydi
      mezarcı aklı ile oynanmış biri
      evrenosda kafayı yemiş biri ancak bu takipcilerini kurtarmaz
      kedicik cileri saymıyorum
      gülen
      bir ara mustafa kemal için denildi
      Kadiri tarikati celilesinin dördüncü Pîr-i ahmet süreyya
      mehet ali özkardeş
      menemende müslümanları tuzağa düşürenlerde aynı iddiada idi
      mehdinin icratı bellidir hilafeti islamiyeyi ihya eden ayasofyayı açan kimse mehdi odur
      konuştuğunuz size mehdi kimdir diye soran birine şeyhini pirini bilmeseniz bile senin şeyhindir deyin memnun olur teşekkür eder
      benim tahminim %90 asker %9 akademisyen kökenli bir ricali devlettir ve ülkemizde zuhur edeceğini sanıyorum
      ama kimdir bilmiyorum

      Sil
    8. https://www.youtube.com/watch?v=xECLRGLZNzg

      Sil
    9. kimse şeyhim mehdi demiyor yada hicbir şeyh mehdiyim demiyor ama ima ediyorlar.

      muslumanlarda mehdi mehdiyim demeyecek gibi yanliş bir inanç oldugu muddetçe bu imalar bitmez.

      mehdinin kisa bir muddet mehdiligini bilmemesi suistimal ediliyor.

      mehdi mehdiyim diyecek.ashabi mehdidir diyecek.bilenlerde diyecek.hatta sufyani dahi bilecek.

      ama hakikatlarin nefse olan ağirliği sebebiyle çok az olacaklar o ayri.corbadaki tuz kadar.

      Sil
    10. Bir türkü var: “Sallasana, Sallasana Mendilini” diye. Bu türkü şimdi Mehdicilerin elinde: “Vakti oldu göndersene Mehdimi/ Sallasana, sallasana kerametini/ vakti olsun Söyleyeyim Mehdimi” oldu. Yalnız bir şey var. Sallama, atmak, uydurmak anlamına da gelir. Niçin? Hayaller gerçeklere uymazsa, gerçekleri hayallere uydurmak adettendir. Süfyan Süfyan olduğunu bilemeyecek. Mehdi ise Mehdi olacağını bilecek ama gizleyecek. Rivayetleri doğru okursanız orada Mehdi’nin Mehdiliğini gizleyeceği vardır. Niçin? Çünkü o nefsi için dava gütmüyor. Kur’an ve iman davası yürütüyor. Öyle olunca hubbucah yani şöhret ve makam peşinde koşmayacak. Onun vazifesi halis ve eksiksiz bir hidayet peşinde koşacak. Çünkü küfr-ü mutlak hakim olmuş olacak. Velayet-i kübrada, velayet-i sağrada olduğu gibi keramet gösterip avamı eğitmek yoktur. İlim ve dua ile imanıbillah-marifetullah-muhabbetullah mertebelerinde terakki edilir. Mehdi’nin yolu budur. Ehl-i tarikten ayrılır. Çünkü esas olan imandır, İslam ondan sonra gelir. Gelince de asrı saadetten 250-300 yıl sonra olduğu gibi tasavvuf ortaya çıkmıştır. Ve 750 yıl Kur’an’ın işareti ile hizmet etmiştir. Sonra Süfyan’ın ileri karakolları (zemini) mesabesindeki dinsizlik hareketleri başlarken ehl-i tarik zaafa düşer ve kaybolur.

      Süfyan bir firavun ve nemurud gibi despot keyfi-cebri-küfri bir rejimin sahibi. Mesela, komünist dönemde Rusya’da böyle biri olsa idi ne yapılırdı. Anında kurşuna dizilirdi, değil mi? Ve öyle oldu. 25 milyon Müslüman katledildi. Peki o sırada böyle bir rejime sahip bir sabık Müslüman ülkesinde olursa ne olurdu? Gerici-yobaz kafa diye yargılanıp öldürülürdü. Onun için Mehdi Hakim ismine mazhar olmuştur. Sebeplerle kendini gizler. Ama nur-u iman sahipleri onu tanır ve bilir.O ehl-i tarikten olmayacak. Ehl-i tarik İslam’ın meyvasıdır. Din olmayınca hükmü hiçtir.

      Şu iyi bilinmeli bütün İslam dünyasında tasavvuf yani tarikatler varken ve hakim iken İslam dünyası niçin geriledi? Ve battı. Hilafet bitti. Çünkü nasıl ki 124 bin Nebi ve Resul’ün getirdiği din zamanla hükmünü yitirip küfür hakim oldu ise, manevi mektepler olan ehl-i tarik de aynı akibete uğradı. Deccal fitnesi ile. Ama rahmet-i İlahi bu açığı Mehdi ile kapatır. Ve din yeniden ihya olmasından sonra Mehdiyet’in hakimiyeti devrinde ehl-i tarik ihya olur ve hizmete kaldığı yerden devam eder. Bu özelilkle 3. fasıl sonrası kendini gösterir. Çünkü din olmadan ehl-i tarikin hükmü hiçtir.
      Şeyhler meccani yani karşılıksız hizmet eden hocalardır. Onlara dini öğretir. Belki bazı halleri fevkalade olabilir. Olduğunda ise o şeyh bir kadının adet görmesi gibi utanır. “Benim gibi günahkar böyle keramet nasıl görür” diye üzülür. Çünkü o nefsini yok etmiştir. Nefsi için bir şey istemez. O bu uğurda dünyevi bütün nimetleri terk etmiştir. Böyle biri nasıl olur da dünyevi hislere sahip olabilir.

      Şu çok önemli. Ehl-i tarik ilim ve akılla değil kalb ayağı ile dini mertebeleri aşarak imanını kuvvetlendirir. Bu da dünyevi nimetleri terki mecbur kılar. Onun için emniyeti sağlayan Mehdiyetin hakimiyeti ehl-i tarikin önünü açar. Bugün ehl-i tarikin tamamı değil bir kısım kendini yenileyerek yeniden doğuyor. Takdir-i İlahi ile Mehdi’nin hizmeti sonucu.

      Bu ifadeleriniz gerçeği değiştirmez ve sizi kurtarmaz: “yanliş bir inanç oldugu müddetçe”,”suistimal ediliyor”,“ama hakikatlarin nefse olan ağirliği sebebiyle çok az olacaklar o ayri. corbadaki tuz kadar”
      Ehl-i tarikin bir düsturu da edeptir. Edebini muhafaza edeceksin.

      Sil
    11. Selamun aleyküm…
      Sebatayist aklın kullandığı oyuncular.. Laik/La-dini rejimin sigortaları,piyonları.. 28 şubat döneminin figürleri.. Veli Kücük’ün kuklaları..
      Genelkurmay Harekat Başkanlığında Denizci Albay Dursun Çicek’in hazırladığı,irtica ile mücadele eylem planının zavallı aktörleri…Cumhuriyetin ilk yıllarından beri ısıtılıp ısıtılıp,Müslümanları ezmenin,ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmasının gerekçeleri..
      Bir gün bu halk menemen olayının gerçek yüzünü,Musevi tüccar Hayimoğlu jozef’in niye asıldığını..İzmir suikastını.. asanların kapaniler.. asılanların karakaşiler olduğunu..öğrenecek..Cemil Meriç’in dediği gibi haçlıların gerçek zaferinin TARİH kitaplarımız olduğunu ve yeniden yazılması gerektiğini anlayacak..Kim kahraman,Kim hain..Kim Şeyh Kim münafık görülecek..
      İrticayla mücadele eylem planı “medya faaliyetleri” bölümünden; İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır.
      Bin yıl süreceği söylenen 28 şubat süreci sürüyor..altın vuruş gülen cemaatiyle yapıldı..ülkede var olan fay hatlarının yanına, suni fay hatları oluşturup gerginliği maksimuma çıkartarak büyük bir depremi tetiklemek ve yıkım hedefliyorlar..
      Ak parti iktidarında 28 şubat mazlumları hala ceza evinde..Bu mazlumların mücadelesinin,çektikleri cefanın, sefasını iktidardakiler sürüyor..Kimsenin umrunda değil bu mazlumlar..Adalet için yola çıkan siyasiler,kalkınmada başarı sağlarken,adalette sınıfta kaldı..Allah cc başımızdakileri şaşırtmasın,adaletten ayırmasın,nefislerine ve şeytana uydurmasın..Hak üzere olan işlerinde muvaffak etsin..
      Hasan Mezarcı delirdimi,canının kutarmak için rol mü yapıyor bilmiyorum..bana göre mağdur
      M.Ali özkardeş tanımıyorum..bilmiyorum..
      Kalkancı uyuşturucu imalatından hapse atıldı..
      Müslüm Gündüz rezil adam biz risale-i nur talebesiyiz dedi..demeye devam ediyor..O nun görevide Nurculara itibar suikasti..
      Evrenesoğlunun ,öngütün,oktarın peşinden gidenlere Allah cc akıl fikir versin..Gercek bir şeyhle sahtesini ayıramayanların…Hak suretinde gelecek deccalle,Hidayet rehberi Mehdi resulü ayırması,isabetli tercih yapması zor…Mehdi diye süfyaniye,deccale hizmet etmesi kaçınılmaz..Allah cc muhafaza etsin..
      Mehdi kimdir?Hatem kimdir?bilmiyorum..Kendi şeyhimin ve önceki yazdığım isimlerin Mehdi iması yok..Benim de Şeyhim Mehdiyi Azamdır veya Hatem-i Velidir diye bir iddiam yok..
      Hatem-i Veli Türke gelecek ,Mehdiyi Azam mekkeden zuhur edecek diye inanıyorum..
      Ayosofya hakkında sizin gibi düşünmüyorum…
      Allah’a emanet olun..

      Sil
  41. mehdiye biat in yolu sistemini kabullenmektir.

    YanıtlaSil
  42. Hasan Huseyin
    Seçimi Erdoğan kazanacak. Ama ondan sonra ciddi şeyler olacak kanaatindeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. alçak amerika fetöcü lobilerinde çalışmasıyla türkiyeye silah ambargosu koydular
      fetöcüler seçimi alamayacaklarını anlayınca nasreddin tusi gibi o hülagü yu halifeden intikam almak için bağdata getirdiği gibi
      bunlarda casus ve dahili hainlerin desteğine güvenip amarika gavurunu bu ülkeye saldırtma niyetindeler...artık gavur kendilerine ne ihsanda bulunursa
      inşallah bu ambargo kendi uçağımızı motorumuzu yapmamıza vesile olur inşallah

      Sil
    2. abicim, yalan yanlış sayıklıyorsun.

      eski sayıklamalarını kaydetmiştim,bir hatırlatayım dedim, aşağıdadır.

      hiçbiri çıkmadı ama maşaAllah hiç sıkıntı duymuyorsun.
      çıkmıyor işte, bu ısrarının sebebi ne.
      ne geçiyor eline bu zırvalardan.

      zırvalardan bir demet:


      III. Mehdî II. Erbakan22 Kasım 2016 13:13
      24 mayıs 2018 pş: Mora depremi!

      2-11 haziran 2018: beklenen büyük Ege depremi (> 100 bin ölü!)

      ´ağustos 2018: beklenen büyük İstanbûl 1. ve 2. depremi ile tsunamiyle İstanbûl’u denizin basması

      7-14 haziran 2018 arasında 7 günde TR İstanbul, Ege depremi üzerinden işğal edilecek. İstanbul’a kadr yükselen bir direnç gösterilecek ama İstanbul’da direnç olmayacak çünkü içeriden teslim olunacak (Fetö vs).

      20 aralık 2018 Pş Tbmm yeni geçici başkent Konya olacak.

      TRnin helâki noktasında II. Mehdî resûl (‘as) II. Erbakan çıkacak.
      Hadîslerde haber verilen siyah sancaklılar oluyor işte. “Erbakan hocanın sancağını yüklenmek”le hamdeden II. Erbakan.


      72 ay: 14 muharrem 1435 – 14 muharrem 1441

      : 17 kasım 2013 – 13 eylül 2019

      (Erbakan vakfı genel merkezinin törenle açılışı – III. dünyâ´ savaşı sonu)


      18 ay : 12 receb 1439 – 12 muharrem 1441

      : (30 mart 2018 – 11 eylül 2019)

      Sil
    3. Değerli kardeşim.. Cenab-ı Allah zatınıza iyilik ihsan eylesin.

      Sil
  43. Erdoğan siyaseten yenilmez O kaderini yaşayacak Müddessir Suresinde Allahu teala buyuruyor mealen ''tek olarak yarattığımı bana bırakın ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım''

    YanıtlaSil
  44. Arkadaşlar Menbiç'te bundan sonra olacaklara DİKKAT!!!

    YanıtlaSil
  45. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  46. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  47. Bu seneki mubarek ramazanda camiler bos cemaatin yas ortalamasi eli yasin uzerinde camide genclet yok denecek kadar az sadece bizim mahallemizdeki camiler.kadir gecesi ve bayram sabahi doldu.mahallemizdeki butun camileri gezdim hepsi ayni hatta tarihi bir camimiz varki kahvehane ile karsi karsiya aralarinda on metre mesafe var lahvehanenin cemaati camiden cok hem genc nufus genlerimizi yaslimizi kaybediyoruz cogu dinden uzaklasmis dine lakayd birde Turkiye muslumanlasiyor diyorlar hepsi yalan ilgilere yetkililere onemle duyurulur. gecmis yillara gor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Camilerin içine siyaset girdiği için insanlar camiye gitmiyor.Eskiden dindar ve türbanlı bacılarımıza bir saygı ve sevgi vardı. Şimdi bu kesim iktidar sayesinde güzel işlere paraya ve lüks arabalara kavuştular. Şımardılar kibre kapıldılar topluma yukarıdan bakmaya başladılar kendilerini ayrıcalıklı görmeye başladılar. Türk toplumu bunlardan tiksinir hale geldi. Şimdi bu kesim kazanımlarını kaybetmemek için düzenin devamı için topluma baskı yapmaya başladılar Mağdur edabiyetıla geldiler milleti mağdur ettiler.Bu etkiler halkta tepkiye yol açtı İşte bu yüzden bu iktidar kaybedecek...

      Sil
    2. katiliyorum .ama seçimle degil.

      Sil
    3. Bozkurt Turan.. Özelden genele hüküm vermeyelim. Iktidar nimetlerinden yararlanan bir kaç yüz yada bin başörtülü nedeniyle genel manada bu milletin mütesettir kardeslerimizi töhmet altına almayalım. Hüküm eksere göredir kaidesi dinimizin bir düsturudur.
      Bana sorarsan onlar balı bozan sirke mesabesindedir. Yani bal çok da olsa az miktar sirke balı bozuyor. Bu nedenle başımıza bir sey gelecekse bunlar yüzünden gelecek.
      Sonuç olarak bizler içimizdeki beyinsiz ve fırsatçılar yüzünden hasbelkader bazı durumlarla karşılaşabiliriz. Bunu öngörüyoruz ve sabırla karşılayacağız. Düşmanın kin ve öfkesi, surekli boşa cikan komploları iyice şişti. Seçimden beklentileri var. Reconcista yani ellerinfen çıkan ulkemizi geri alabilme umudu içindeler. Biz global düşünüyoruz. Pire için yorgan yakilmaz kuralı burada da geçerli. Hiçbir suistimale razı degiliz. Ancak hiç bir hukumet ve onun destekçileri gökten zembille inmedi. İçlerinden bazıları hayat kalitesini daha yükseğe taşıma derdini taşıyor olması kaçınılmaz. Toplam sonuç itibariyle hayır mı galip şer mi galip diye bakarız.
      Bizim de bu iktidarı desteklememizde önemli bir unsur kazanımlarımızı kaybetmemek. Hangi kazanımlar.. Dindar milletin son dönemde kazandığı kazanımlar.. Bu kazanımları ince gibilerin yada feto gibilerin silip süpürmesine meydan vermemektir.
      Nispeten eski insanlar eski dönemleri hatırlıyor. Ancak yeni neslin aklı fokri başka havada.. Bizler evlatlarımızı dini, ahlaki ve milli degerlerimize göre yetiştiremezsek gençlerimiz adına deccal dediğimiz dünya duzeninin rüzgarlarına kapılacaktır. Endişelerim bu yöndedir.

      Sil
    4. Bozkurt Turan.. Özelden genele hüküm vermeyelim. Iktidar nimetlerinden yararlanan bir kaç yüz yada bin başörtülü nedeniyle genel manada bu milletin mütesettir kardeslerimizi töhmet altına almayalım. Hüküm eksere göredir kaidesi dinimizin bir düsturudur.
      Bana sorarsan onlar balı bozan sirke mesabesindedir. Yani bal çok da olsa az miktar sirke balı bozuyor. Bu nedenle başımıza bir sey gelecekse bunlar yüzünden gelecek.
      Sonuç olarak bizler içimizdeki beyinsiz ve fırsatçılar yüzünden hasbelkader bazı durumlarla karşılaşabiliriz. Bunu öngörüyoruz ve sabırla karşılayacağız. Düşmanın kin ve öfkesi, surekli boşa cikan komploları iyice şişti. Seçimden beklentileri var. Reconcista yani ellerinfen çıkan ulkemizi geri alabilme umudu içindeler. Biz global düşünüyoruz. Pire için yorgan yakilmaz kuralı burada da geçerli. Hiçbir suistimale razı degiliz. Ancak hiç bir hukumet ve onun destekçileri gökten zembille inmedi. İçlerinden bazıları hayat kalitesini daha yükseğe taşıma derdini taşıyor olması kaçınılmaz. Toplam sonuç itibariyle hayır mı galip şer mi galip diye bakarız.
      Bizim de bu iktidarı desteklememizde önemli bir unsur kazanımlarımızı kaybetmemek. Hangi kazanımlar.. Dindar milletin son dönemde kazandığı kazanımlar.. Bu kazanımları ince gibilerin yada feto gibilerin silip süpürmesine meydan vermemektir.
      Nispeten eski insanlar eski dönemleri hatırlıyor. Ancak yeni neslin aklı fokri başka havada.. Bizler evlatlarımızı dini, ahlaki ve milli degerlerimize göre yetiştiremezsek gençlerimiz adına deccal dediğimiz dünya duzeninin rüzgarlarına kapılacaktır. Endişelerim bu yöndedir.

      Sil
  48. Cok muhterem Abdurrahim bey kardesim tansu cillerin sariyerde imara acilmasini bekledigi arsasi ayric cocullarininnda 400 milyon dolarlik enerji isi varmis Ak partinin mitingine onun icin cikti diye fatih altaylinin yazisi var.Ayrica muharrem incenin cumhur baskani yardimcilarinda biri Karamollaoglu olacakmis bunlar icin menfaat en onde senin basortun cuma namzin bunlar icin hic onemli degilmis dun basortululeri sikbogaz edip oldurmek istiyen gerici yobaz diye hakaret eden adamlarin yanina karamollaoglu yakisir gercek musluman kendisine zulm edenlerin kedisiile hakaret edenlerin dini inanislari ve ibadetleri ile alay edenlerin pesinden gitmez inancli kardesim dikkat et biri cumhubaskani yardimcisi olacak diye mesuliyet altina girmeipucu derim

    YanıtlaSil
  49. Hasan hüseyin kardeş müslüman varda mümin yok.giderek çıkarcı yalancı düzenbaz toplum olduk.Bakıyorsun Türban serbest,müslümanlar üzerinde baskı yok gel görki mümin insan yok denecek kadar az

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dini konuları konuşma ve sohbetini yapmak güzeldir. Makbuldür. Ama dini ve kavramları iyi bilerek konuşmak şartiyle. Mü’min nedir Müslim nedir? Bunlar Allah kulunun iki önemli birbirini tamamlayan vasıflarıdır. Kişi önce mü’min olur. Mü’min olmanın şartı da, 6 amentü kuralını hulusi kalb ile kabul ve tasdik etmektir. Bu kulluğun ilk merhalesidir. Ondan sonra İslam’ın 5 farzı gelir. Bu 11 şart ile insan kamil bir mü’min olur. Yani önce iman sonra amel gelir. Öyle olduğu için Kur’an önce mü’minleri muhatap alır. Müslüman olsun olmasın. Sonra Müslümanları. Yani dinin protokolü bu. Bunun dışındaki amellerin yerine getirilip getirilmemesi inkar olmamak şartiyle kişiyi dinden çıkarmaz, ancak fasık yani günahkar yapar.

      Başörtüsü kadın için İslam’ın şeairidir. Yani sembolüdür. Bu yasaktı. 90 yıl. Niçin? Sebebini yazamayayım daha iyi. Ama kadın erkeğe emanettir. Kadın o hakkını kullanamıyorsa….

      “Çıkarcı yalancı düzenbaz toplum” bugün olunmadı. Hatta Sultan Abdülhamid varken de öyle idik. Hatta ve hatta 1806 Sened-i İttifak imzalandığı günden başlayarak böyle olduk. Öyle olmasa Süfyan yani İslam Deccali gelip hükmetmezdi. Ve toplumu dinsizleştirmezdi. Bugünkü hayatın fikirleri ve ideolojisi 1839’dan itibaren kamuda artarak 20. Yüzyılın başlarında zirve yaptı. Peki sonra ne oldu? Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “Sultan Abdülhamid’in ruhaniyetinden istimdat” şirinde şöyle bir mısra var: “Deccal'a zil çalan böyle bir milletin” Bu şiir 1920’lerin başında yazılır. Bir şey daha var. O da Bediüzzaman’dan “istibdad-ı mutlak ve rüşvet-i mutlaka ile hareket eden bir cereyan-ı zındıka masonluk, komünistlik hesabına bizi böyle işkencelerle ezmeye çalışmış.” Yani kim o? Rıza Tevfik’in şiirinde var.

      Kelime-i şahadeti getiren ve inanan herkes mü’min kabul edilir. Sonra vazifeler başlar. Bir şey daha var. Afrika’da mao mao kabilesinin bir ferdi Allah diye bir yaratıcıya inanıyorsa ama İslam’ı duymamışsa mü’mindir. Hem de makbul bir mü’min. Ehl-i necattır. İnsanları siz yarngılayamazsınız. Kulu ancak ve ancak Allah yargılar.

      Allah’ın nezdinde çoğunluğun değil, halis bir iman sahibi bir insanın 100 mansız insandan daha fazla değeri vardır. Çünkü o mü’minin ebedi hayatta iman çekirdeğinin açacağı öyle meyvalar var ki hayrettin dilinizi yutarsınız. O kul büyük bir merhaleyi katederek Rabbini biliyor. Zil çaldığımız mendeburun hükmü altında eleştiride bulunmak marifet değil. Sen ne yaptın? Ona bak. Biz ahir zamanın son faslındayız. Deden baban ne yaptı ki bu hale geldi?


      Sil
  50. ALLAMEİ CIHAN KARDESIM YUCE MEVLAM KIYAMET KOPUNCAYA KADAR DUNYADAN GAVSLARI KUTUPLARI EKSIK ETMEZ BI4SEY SOYLUYORSUN SORULUNCA YA CEVAP VERMIYORSUN VEYA KIZIP FIRCALIYORSUN.

    YanıtlaSil
  51. BU DEVIRDE GAVS KUTUP YOKTUR DIYORSUN KAYNAK GOSTERDE SANA INANALIM.

    YanıtlaSil
  52. Bu saçiminde galibinin cumhur ittifakının olacağını düşünüyorum. CB nin reklamındaki küllerinden doğan anka kuşu önemli bir simge. Acaba bir yerlerden gaybi haberler mi alıyorlar ? Bu çekişmede geçen seçimde de olduğu gibi anketçilere güvenilmez. Cumhur ittifakının oy oranını 45 ler de görüyorlar. Bense bazı illerde cumhur ittifakının beklediğinden de fazla alacağını düşünüyorum. Özellikle batıda. Gerçeği kavrayabilen milliyetçiler kendi partilerinin ne kadar karanlık işlere bulaştığının farkına vardılar. Umarım vicdanlarını dinleyerek hareket ederler. Mehdi konusunda çok kesin konuşmayın derim. Mehdi hatırladığım bir hadise göre çıktığında insanlar bu mu mehdiymiş diyecekler. Buradan yola çıkarak, muhtemelen mehdi şu an kendi çevresinde fikrleri alaya alınan ya da çok önemsenmeyen biri. Tv de dinlediğimiz kişilerden değil. İki ittifakın oy oranlarının yakın olması da yine rahmani bir sonuç bence. Çünkü şer ittifakı savaş seçeneğini kenara atıp hala siyasetten ümit medet ummakta. Fakat bu seçim sonunda siyasetten de umduğunu bulamazlarsa farklı durumlar meydana gelebilir. Demek ki mehdinin gelmesi çarçabuk olmuyor. Bu sürede aslında bizim de çok çalışmamız gerekir. Çünkü mehdi geldiğinde Allah mehdi ve bir avuç müslümanla zaten işi görecek. Bizim amacımız mehdi gelmeden ülkemize ve islama hizmet edebilmek.Kefemize ne koyarsak mehdi gelmeden koyarız. Çünkü mehdi geldiğinde biz olmasakta zafer islamın olacak. Nasip olur da yetişirsek o zaman yapacaklarımız çok kar etmiyecek çünkü müslümanların artık kendi başlarına kafirlere karşı koyamayacağı kesinleşmiş olacak. Bu yüzden mehdinin gelişinin çarçabuk olmaması da bizim açımızdan önemlidir.

    YanıtlaSil
  53. Allah (c.c) bizlere çeşitli mucizeler verir ki hakikati görelim diye. Bazen Hz.İsa'yı kundakta konuşturur, bazen Hz.Musa'ya nil nehrini ortadan ikiye yardırır. Oysaki bunları görmekte direnen kullarının gözünün içine sokmak için yaptırır. Zaten bir arının, çiceklerden bal toplaması ya da kışın ölü ağacların baharda çiçek açması ya da bir damla sudan insanın olması başlı başına mucize değil midir?

    Ben hadis yorumlamasını bilmiyorum, Kur'an'ı hatim de etmedim, ibadetimde zayıfım, ama gozlem yapabiliyorum. Olayların ardını görebiliyorum. Bu pazar ülkenin değil belki de dünyanın kaderini belirlemek üzere sandiga gideceğiz. Siyasiler konuştular, vaadlerde bulundular ve seçmenlerden oy istediler. Söz sirası bize geçti. Haziran ayı, önemli bir ay oldu. Bunlardan bir sebep de Haziran ayında yapilan bir başka seçimdi. Öyle bir seçim ki tum Türkiye, siyasiler dahi, mesailerine ara verip seçim sonucunu bekledi. Oyle ki bir kulup seçimini NY times ve bbc haber yapti. Görmek isteyene burada bir mucize var, bir uyari bir tarih dersi var. Dilerseniz secimlerin öncesine gidelim, 20 sene öncesine.

    Türkiye'nin guzide kulüplerinden olan Fenerbahçe'de başkanlığı 1 oy belirledi. O tek oy ile başa geçen Aziz Yıldırım, borç içinde yüzen, derme çatma tesislerde, merdivenleri kirık dökük stadyumda mucadele veriyordu. Seçilen başkan kulüp borçlarını kapadı, butçeyi 100 milyon dolarlara çıkardı ve tabiri caizse kulübe çağ atlattı. Bundan bize ne mi? Hayir bu tam olarak RTE'nın ülkemiz icin yaptıklarına benzemiyor mu? Birisi başinda olduğu kulübe hizmet etti ve rakiplerine karşı her platformda kulübünü savundu, diğeriyse ülkesinin basında milletine hizmet etti ve hem iç hem de dış düsmanlara karsı dimdik durdu. Ikisi birden 'diktatör' olarak adlandırıldı. Her iki başkani da çok iyi inceleyin, her ikisi de benzer yolda, sorumlu oldukları makam icin benzer şekilde yürüdü.
    Her ikisi de Fetö ile mucadele etti, her ikisi de özellikle maddi güçlukler icinde kaynak olusturup, sorumluluklarini fazlasiyla yerine getirdi, her ikisi de mapus yatti, her ikisi de lobilerle savaşti. Bir tanesi bu ay başında ihanete uğradi, (istanbul lobisi ve fetö). Benim ilgilendigim nokta tam burada başliyor.

    Bakın Aziz Yıldırım başkanlık gorevi bittiğinden bu yana hizmetlerini nasıl harcamak istiyorlar sinyalleri ortada, mesela üniversite projesi bir yıl ertelenmiş, arsalar satılmalı deniyor, zaten uefa ve fifanın kuruşu kuruşuna inceledigi hesapları, kendi tuttuklari kişilere yeniden inceletiyorlar, ve durum vahim diyorlar. Iste budur korkum, seçimler bitince ve rte kaybedince basimiza gelecekleri Allah ay basında gösteriyor. Bogazın yarilmasina gerek yok ya da baska mucizeye. Bizi bekleyen tehlike butun ay gozumuzun onunde bize izlettiriliyor. Gormek isteyene tabi ki.

    Biz hala bir mehdi bekleyelim, dunyayi kurtarsin isteyelim ama gormuyor musunuz ki iha'lar pkk.yi nasil da temizliyor, mehmetcik bolgeye ilk kez huzuru getirdi, işler olumlu yonde ivme kazandi o zaman kim kimi neyden kurtarmaya gelecek?

    Bir diger bakiş acısı daha var, inanmayanlar icin, Osmanli zaten guclu bir devletti, son donemlerinde buyuk savaslar verdi, maglup oldu ve bir 'kurtarici' cikip, halkin sempatisini kazanip, destegini de alarak ulkeyi 'refaha' erdirdi. Ne alakasi var kardesim bu dediklerinin? Aziz Yildirim en buyuk mucadeleyi fetö ile veriyordu, simdi Fetö yönetimi ele gecirdi, sira arsa, universite, amator branslar yani kisaca degerleri yok etmeye geldi. Sahi Aya Sofya 1453'te cami yapılmamiş miydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ali koç ve aziz yildirim ayni komitenin uyesidir.bu komitenin karaparasi en fazla 3buyuk takim(fener galatasarak ve bjk )
      tarafindan aklanir.

      bu 3 takim kara para cennetidir.yoneticileri kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişindan gelen parayi buralarda aklar.

      bu paranin bir kismi teror finansmaninda kullanilir.iş uluslararasi olunca bilhassa silahta tamamen israil devreye girer.paranin buyuk kismi onlara gider.israilde bu parayi uluslararasi teror orgutlerine eylem karsiligi dagitir.yapilan eylemlerle yeni silah uyusturucu arzi olusturulur.sistem devirdaim olur.

      Sil
    2. Altan kardeşim bu bir kaç yazı bana fazla iddialı ve netameli geldi. Kusura bakma.. Spor vs ile pek ilgim yok. Biraz daha dikkat ve temkinli yazmak lazım.

      Sil
    3. haklisin bencede.iyi oldu.

      Sil
    4. 1*altan e bir kere yazdın. Bu iddianı ispata etmelisin. Çünkü müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir aksi halde müfteri ilan edilir.

      Taşralılar oldum olası İstanbul’un 3 büyüğüne düşman. Öylesine düşman ki bir ihanet göstergesi olarak onları UEFA’ya şikayet edecek raddeye kadar işi götürürler.
      Türk sporunda şike olabilir mi olur, teşvik pirimi olur mu olur. Bu yolla şampiyon olan var mı olabilir? Amma ve lakin sizin (yoneticileri kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişindan gelen parayi buralarda aklar.) iddiası ya sizin de öyle olduğunuz gösterir (kişi herkesi kendi gibi sanır kaidesinde) veya kafası karışık birisisiniz.

      Spor merakı her yaş ve sınıf ve cins için yüzyılın hastalığı. Bir ünlü işadamı zamanında top koşturduğu bir takıma yardım için hem oğlunu hem milyonlarca verdi. Bir büyük ailenin idarecisi tuttuğu takımın maddi sıkıntısı için satılan her üründen belli miktarda yardım yaptırdı. Bu bir taraftarlık meselesi. Bakıcısının Beşiktaşlı aileden gizlice maça götürüp FB’li yaptığı Koç kardeşlerin de böyle merakı olmuştur. Bir diğer kulübümüzün MİT’ten emekli olan bir başkanı sayesinde yıllar sonra şampiyon olabilmiştir. Ama hiç biri sizin gibi paspaye bir suçlamada bulunmamıştır.

      Aziz Yıldırım ile Ali Koç aynı komitenin (ne olduğun da belirtmiyorsunuz amma) üyesiymiş. Ya biri kulübün başkanı biri yöneticisi. Bunların başına ne geldi. Bakın bu işin içinde ne var? Mustafa kardeşimiz bilir. Mustafa Kaplan ve arkadaşları arkasından Cübbeli Hoca daha sonra Aziz Yıldırım art arda kumpaslarla suçlanıp haksız ve suçsuz yere tutuklandılar. İlk iki grup dini olduğu için ve dindarlarımız uykuda olduğum için sesini çıkaran olmadı. Çok kahbece ve adice suçlamalarla içeri tıkıldılar. Sahte ve düzmece belgelerle.

      Peki Aziz Nesin nasıl son kurban oldu. 3 Temmuz 2011 tarihinde gözaltına alındı. 3-4 Temmuz gecesi olayı duydum. Şaşırdım sonra bir anda jeton 4 Temmuz’un ilk saatlerinde düştü. Bu kahbe FETÖ çetesinin işi diye. Hemen araştırdım. Yüzlerce şahidim var. Hatta bir çok sitede sonra bunu yazdım. Daha soruşturma sürerken 5 Temmuz günü olayın FETÖ işi olduğunu herkese söyledim. Ama FETÖ’nün beslediği birçok spor yazarı, polis doğru söyler diye Aziz Yıldırım’ı tembel gazetecilik örneği gösterip suçladılar. TV’de papağanlar gibi öttüler. Ve birkaç gün sonra işin perde gerisini yani kumpası, Recep Tayyip Erdoğan da öğrenir. Şaşırmış nasıl bu olur diye? Ve mazlumların hamisini olduğunu ispatlarcasına sarf ettiği çabalarına da şahit olduk.

      Olayın şöyle bir tarafı var. 2011 Seçimleri öncesi yani yasa çıkmasından birkaç ay sonra yapılan seçimler için Erdoğan FETÖ’cülerin 80 milletvekili kontenjan talebini geri çevirdiği gibi Hakan Şükür gibi birkaç kişi hariç onların çoğunu listelere sokmamış.Hatta liste yapılırken bazı AK Partilileri onların listeye alınmamasına itiraz edince, Erdoğan terslemiştir. Çünkü Erdoğan istihbarat ile FETÖ’nün çevirdiği bir çok numarayı öğrenmiş ve tedbir alıyordu. İşte o hengamede 3 Temmuz olayı oldu. Seçimden bir ay sonra. Bu olay FETÖ’nün 7 Şubat 2012 kumpasının önlenmesine bir alarm oluşturmuş olsa gerek.

      Sil
    5. 2*Şimdi 2011 Temmuz’un sonu Ağustos başı bazı bilgilere ulaştık. Anlatayım:

      2010 yılının Aralık ayında, bir maç öncesi meydana gelen olaylar üzerine hükümet bu spor dışı olayları önlemek için yasal çalışma başlatır. 4 büyük kulübün başkanı çağrılarak konuşulur. Ve bir tasarı hazırlanır. Bu tasarı Federasyonda iken FETÖ’cü bir GS taraftarı hukukçu tarafından değiştirilir. Ve Meclis’e sevk edilir. Değişen kısım cezaların ağırlaştırılmasını kapsıyor. Yapılacak kumpası sağlama almak için. Ve tasarı komisyondan geçip Genel Kurulda kabul edilir. 1 yıllık ceza için 7-10 yıl cezalar öngörülür. Nisan ayında tasarı Meclis'ten geçer. 3 ay sonra Aziz Yıldırım içeri alınır. Sahte belge ve kumpasla düzmece
      delillerle.

      Rıdvan Dilmen Fenerli bir spor yazarıdır, o sırada Fener konusunda dönen dolapları öğrenir. Yasada oynanan oyunları da. Erdoğan’ın kardeşini ziyaret eder ve durumu anlatır. Erdoğan’ın kardeşi de abisine durumu nakleder. Erdoğan duyunca şaşırır. Bir bakar ki yasa gerçekten üzerinde anlaşmaya varılan yasa değil. Anlaşmalı yasa izlenimi verip geçirtilmiş. Hemen yasa düzeltme dağişikliği yaptırır ve Meclis’ten geçirir 2011 Kasım döneminde. O yasayı Bay Abdullah Gül veto eder. (Şahsi kanaatim FETÖ kulisinin sonucu) Buna rağmen yasa ikinci kez onaylanarak yasalaşır.

      Erdoğan bu arada gerçeği de öğrenir. Aziz Yıldırım’a bu kumpas niçin yapılmıştır. Şimdi şayet sizin iddia ettiğiniz gibi 3 büyük kulübün öyle paspaye suçları olsa idi FETÖ’cü emniyet birimleri bunu ortaya çıkarır kumpasa gerek kalmazdı. Öyle yolsuzluklar yasa dışı durumlar yoktu. Ve olmadığı için 8 ay önceden o hükümet ile kulüp temsilcilerinin hazırladığı tasarı federasyonda iken entrikayla ceza maddeleri ağırlaştırılır sonra Aziz Yıldırım içeri alınır. Aziz Yıldırım’ın FETÖ’cüleri kızdıran suçu da şu:

      FETÖ kumpaslarıyla içeri alınan askeri personelin aileleri aç kalır. Avukat tutacak para bulamazlar. lojmanlarına en yakın olan aynı semtte Fenerbahçe Kulubü'nden yardım isterler. Aziz Yıldırım anlatılanları dinleyince acır ve kabarık bir çekle masum subay ailelerinin hukuki masrafları için yardımda bulunur. Emniyet istihbaratındaki FETÖ’cüler bunun öğrenince Aziz Yıldırım’ın ipini çekerler.

      Aziz Yıldırım’ın içeri alınmasının sebebi bu? Bunu o zaman bir çok sitede yazdım. Çünkü 7 Şubat kumpası sonrası bu kahbe örgütün foyasını ortaya çıkarmak lazımdı. Bakın bu olayın içyüzünü erkekçe anlatan ise GS’nin eski Başkanı Ali Polat olur. Kumpastan hemen sonra. Bir gün uçakla Ankara’dan dönerken karşılaştığı Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafağa olayın iç yüzünü anlatır. O da 18 Kasım 2011 tarihinde bunu yazı konusu yapar ve yayınlar. Girin Sabah Gazetesi’nin arşivine yazıyı okuyun. Ben o zaman okumuştum, aklımda kalmış.

      Böyle gerçekler dururken Türkiye’nin güzide 3 kulübüne adice iftirada bulunmak utanmazlık değil mi? Ayrıca dini terbiye ile bağdaşır mı? Ben Fenerli değilim. Ama Aziz Yıldırım’ı her ortamda savundum. Çünkü FETÖ ile mücadele kapsamlı olarak her alanda olmalı.

      Burada ayıp olan şu. Ali Koç’un 3 Temmuz sonrası kulübünden istifa edip gitmesi. FETÖ’nün “anans” teklifine muhatap olan birinin dava sürerken holdingde yapacak işi olmadığı için boş vaktini geçirmek için Aziz Ylıdırım’a karşı bir nevi Ali Şen’in tahrikleriyle aday olması hoş bir şey değil. Bu eleştirilmeli. Bir daha bilmediğiniz konularda yazmayın.

      Sil
    6. şaka mi yapiyorsun yoksa toplumdan kopuk teori olarak mi yaşiyorsun.

      baska yerde sakin aziz yildirimi boyle savunup kendine guldurtme.

      tum deplasman maclarina deli gibi giden tovbe hasa taparcasina seven fenerlilere dahi sorsan soylerler.

      takim tutmam sevmemde.milli maci bile izlemem.

      o komite zindika komitesidir.yayinlanmamis mesajimda ali koc için haim nahum soyu dedim.mustafa bey şahittir.

      teori bazla dahi olsa astronomik zengin insanlarin ademoglu fitrati gereği para sevgisini futbol sevgisinin gerisinde tutmasi akil mantik kabul edermi?

      hasan huseyin kardes gibi biraz sokaga çik hava al.kendine gel. gercekleri gor.

      Sil

    7. Sanayici - İşadamı
      Nejat Eczacıbaşı
      Bülent Eczacıbaşı
      Feyyaz Berker
      Feyyaz Tokar
      Cem Boyner
      Ali Koçman
      Dinç Bilgin
      Can Paker
      Ömer Çavuşoğlu
      Halil Bezmen
      Dilber Ailesi
      Rona Yırcalı
      Selahattin Göktuğ
      Fuad Sâdıkoğlu
      Ferdi Vardarman
      Öner Akgerman
      M. Cemil Merzeci
      Ziya Taşkent
      Cem Uzan
      Ali Koç

      kaynak

      https://cvpla.com/konu/sabetaycilik-nedir-ve-sabetaycilar-listesi.10520/

      Sil
    8. Allah'in emri 'oku', ikinci emri 'Yaradan Rabbinin adıyla oku' Hz.Muhammed (s.a.v) efendimiz de kureyşli kafirleri 10 müslümana okumayı öğrettiği icin bağışlamış. Okumak dinimizde bu kadar önemli iken kaçımız okuyoruz? Aziz Yıldırım Sudan'a ilk ne zaman gitti? Gittikten sonra ne oldu? Ve en son neden gitti? Ufak bir 'google' araştirması size cevaplari verecektir, bulduğunuz cevaplar da Fetönün A.Y ile neden bu kadar ugraştığını gösterecektir. Ufak bir ipucu vereyim, Turkiye yeni hucum botlarına kısa sürede kavuşacak ve bunu bizzar Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı üzerine önemli bir heyet gerçeklestirecek. Sadece mpt ya da iha'lar övünç kaynağimiz değil.

      Sil
    9. Hem ifsad ediyorsun sonra da kalkmış muslih görünmeye çalışıyorsun. Sen de hiç arlanma utanma sıkılma yok mu? Sen kalkıyor yalan ve iftira ile birilerini suçlayıp 80 milyon taraftarı bulunan 3 kulüp için “bu 3 takim kara para cennetidir.yoneticileri kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişindan gelen parayi buralarda aklar.” diyerek karalama yapıyorsun.

      1- Bunları ispat edeceksin yoksa sen bu ünvanlara layık olursun. Çünkü kişi herkesi kendi gibi sanır kaidesince senin “kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişi” işinde biliriz. 2- Koç ailesi Hacı Bayram’ın torunlarıdır. Onlar Ankaralıdır. Bakkallıkla işe başlamış sonra şöyle veya böyle zengin olmuşlar. Sen Hacı Bayram’ın torunu için yakıştırdığın şeyler senin ailende olma ihtimali daha fazla olmasın. 3- Sen hangi kıytırık şehrin çocuğusun yazmamışsın. Yaz da kuyruk acını bilelim. 4-Al-i Beyt’i Ali Beyt yapan en önemli husus adalet-i mahzadır. Adalet Allah’ın ilk emridir. Cuma’ya gidersen orada imam hutbeden sonra ilk söylediği Allah’ın ilk emri olan “adelet ve ihsandır” ayetini okumasıdır. Şimdi bu kaideye göre. Bir gemide 9 cani ve 1 masum bulunsa veya 9 masum bir cani bulunsa o gemi batıralamayacağı adalet gereğidir. Bunun gibi bir insanda birkaç kötü vasıf veya günah olabilir. O zaman onu küfürle suçlayamazsın. Bu Al-i Beyt hukukuna aykırıdır. Faraza senin dediğin doğru. İyi de kulüplerin ne kusuru var. Kaldı ki bunun iftira olduğu o kulüplerin harcamaları yalnız TC’nin değil UEFA’nın da denetimi altında olmasından anlaşılır. Ve buna rağmen kalkıp senin işleyebileceğin veya işlediğin o günahları 80 milyona yükleyip kötülüyorsun. Hiç mi vicdanın yok?

      Senin bilmediğin anlamadığın bir şey var. Çok cahilsin. Üstelik Rabbini bile bilmiyorsun. İnsanlığın nükleer silahlarla katledilerek dünyanın temizleneceği gibi şeytanın bile aklına gelmeyen ve Rabb-ül Alemi devreden çıkaran sapık görüşlerin var. Sen hakiki bir Müslümansan böyle vasıflarının olmaması lazım. Belki imanın var ama Müslim değilsin. Birinin aleyhinde dedikodu yapmak onun çiğ çiğ etini yemek gibi kabul eder dinimiz.

      Tekrar ediyorum 5 para haysiyetin ve namusun varsa. Dediklerini ispat edersin. Sabataycılık başka o saydığın suçları işlemek başka. Anlamadığın konularda kalem oynatma. Sonra bütün Sabataycılar kötü değildir. İçlerinde namaz kılan da var. Yani hidayete eren. Sabataycılığı ilk ifşa eden halis iman sahibi bir Sabataycıdır. Bu Sabataycı meselesi İstanbul’un muhafazakar ve milliyetçi grupların 1-2 asırdır çok iyi bildiği bir konudur. Ama bu konu çok yaygın değildi. Acaba bir Kemalist ve Atatürkçü olan Prof. Yalçın Küçük niçin bu konuyu gündeme getirip bir düzine kitap yazarak toplumu niçin yönlendirmek istedi. İsrail’in hangi Türk büyüğü hakkında yapacağı açıklamayı derin devletin tahrikiyle önlemeye çalıştı. Onu 2000 tarihinde bir dergiye yazdı. Öğren.

      O yayınladığın liste kes yapıştır yani kopyacı bir anlayışla iftiralarına alet oluyorsun. Çünkü oradaki birkaç ismi ben çok iyi biliyorum, sabataycı değil.

      Sonra Aziz Ylıdırım’ı savunmuyorum. Doğruyu söylüyorum. Ve onun en az senden daha Müslüman olduğunu Cübbeli Hoca ile zindanda yaptığı sohbetlerden biliyoruz. Sen çok vahşi ve yaban olduğun kadar cahil birisisin. Dini konuları anlamadan bilmeden kendi cehaletine alet etme. Bir hayvanın daha hak ve hukuk varken, kahbe ve hain bir örgüt tarafından tuzağa düşürülüp iftiraya uğrayanın hakkını korumak Allah’ın emri olan adalet gereğidir. Sen ve aileni iftirandan kurtarmak istiyorsan yazdıkların ispat et. Yoksa gizli bir FETÖ’cü müsün? Hiç şaşırmam.

      Sil
    10. http://www.derindusunce.org/2016/05/20/futbol-mafya-uyusturucu-fuhus-ve-teror/

      Sil
    11. https://www.yenisafak.com/yazarlar/tamerkorkmaz/bir-yanimi-sardi-mufreze-kolu-2045945

      Sil
    12. https://mehmetbugraalperence.blogspot.com/2016/01/kocun-seceresi-ya-da-saklanan-gercekler.html

      Sil
    13. http://www.angelfire.com/wy/yaw/Fikirler/Gokyuzu/Koc/koc.html

      Sil
    14. http://www.el-aziz.com/mesud_akgul_milli_devlet_sikeutancyasasi_ile_sabetayist_oligarsiye_sike_yapti_yazi3083.html

      Sil
    15. https://fenerant.wordpress.com/2011/07/11/bu-yaziyi-bir-okuyun-derim/

      Sil
    16. 1-Türkiye Cumhuriyeti kurucu iradesi İttihat ve Terakki kökenli Sabetayist zümre oligarşisi, kurdukları hile rejimi ve köle düzeninde resmi ideolojinin kurucu iradesi olarak devletin tüm resmi kurumlarının idaresini ele geçirmişlerdi.

      Ülkenin sermayesi, siyaseti, medyası, sivil ve askeri bürokrasisi, kültür ve sanat hayatı ile sivil toplum kuruluşları Kripto Yahudi aileler arasında paylaşıldı.

      Bu toprakların gerçek sahibi ezici Müslüman çoğunluğun inancı, tarihi, kimliği ise yıllarca irtica, mürteci, gerici ve yobaz gibi yakıştırmalarla suçlanıp hakir görülerek aşağılanmıştı.

      Kamu ve özel sektörden tamamen dışlanan Anadolu insanı her türlü eğitim ve öğretim imkânlarından mahrum bırakılarak köylerde, varoşlarda, kırsal kesimde işsiz, güçsüz, aç ve perişan bir şekilde yaşamaya mahkûm edilmişti.

      Kamu kurumları ile özel sektördeki tüm alanlara hâkimiyet kuran Sabetayist karanlık mihraklar elbette her yıl milyarlarca dolar paranın döndüğü futbol sektörünü başıboş bırakacak halleri yoktu. Özellikle 4 büyükler olarak adlandırılan futbol kulüplerinin yönetimleri Kripto Yahudi işadamları tarafından ele geçirilmişti.

      Ülkemizdeki futbol piyasası uzun yıllardır Yahudi-Masonik sermayenin kontrol ettiği Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor futbol kulüplerinin tekelinde idi.

      Sil
    17. 2-Futbol liglerini kontrol eden Ergenekon örgütlenmesi o kadar güçlü bir mekanizma kurmuştu ki, 56 yıldır tüm şampiyonlukları sadece bu 4 büyük takım arasından çıkarmayı başarmıştı.

      Bu 4 büyük futbol kulüplerinin en büyük özellikleri ise yıllarca ülkemizde yaşamış olan azınlıkları temsil eden takımlar olmasıydı.

      Galatasaray eğitim kurumları İttihat ve Terakki kökenli Yahudi-Masonik ailelerinin çocuklarını Fransız kültürü ile yetiştirdikleri bir okul olarak kurulmuş sonradan aynı isim altında bir de futbol kulübü kurulmuş ve spor faaliyetlerine devam etmiştir.

      Osmanlı hazinesini faizle borçlandırıp ekonomik olarak çökerttikten sonra iktisat hayatını kontrol altına almayı başarmış olan ve tarihte Galata Bankerleri şeklinde anılan Siyonist Yahudi işadamlarını anmak için Galatasaray ismi özellikle seçilmişti.

      Galatasaray Lisesinin kamuoyunda meşhur olmuş en büyük özelliği ise bu eğitim kurumlarından mezun olanların büyük bir çoğunluğunun karanlık odaklar olan Mason localarının doğal üyesi ve müdavimi olmaları idi.

      Sil
    18. 3-Beşiktaş ise semt olarak Selanik’ten gelen Sabetayist ailelerin İstanbul’da yerleştirildikleri ve günümüze kadar ikamet ettikleri en önemli yerleşim bölgelerinden birisidir. Beşiktaş futbol kulübünün tarihinde yönetim kurulu üyelerinin büyük bir çoğunluğu Yahudi Bektaşi işadamlarından seçilmiş ve kulüp uzun yıllardır onların idaresinde yönetilmektedir.

      Fenerbahçe de aynı şekilde karanlık mihrakların yönettiği başka bir spor kulübümüzdür. Fenerbahçe futbol kulübünün Başkanı Aziz Yıldırım Selanik göçmeni Diyarbakırlı bir Sabetayist aileye mensuptur. Başkan Yıldırım milyar dolarla ifade edilen servetini kazandığı NATO ihaleleri sayesinde elde etmiş ve kamuoyunda da NATO zengini müteahhit olarak tanınmıştır.

      Dünya Siyonist mihrakların bütün insanlığı sömürmek ve İsrail’in güvenliğini sağlamak amacına uygun olarak kurmuş olduğu en önemli Masonik kuruluşların başında gelen NATO örgütünün, ülkemizde yaptığı savunma ihaleleri ile NATO’ya bağlı boru hatları ve karargâh binalarının yapımı ile ilgili yatırım yapan işadamlarının başında Aziz Yıldırım gelmektedir.

      Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Bosna’da on binlerce masum Müslüman’ın kanını döken NATO’nun, İslam ülkelerinde yaptıkları zulümler göz önüne alındığında şike soruşturması nedeni ile tutuklanan Aziz Yıldırım’ın hangi karanlık odaklarla ne tür bir ilişkisi olduğu daha iyi anlaşılabilir.

      Sil
    19. 4-Trabzon şehri ise Karadeniz Bölgesi’nden mübadele sonrası kovulan Rumların Osmanlı döneminden itibaren yıllarca yaşamış oldukları önemli bir kentimizdir. Haçlı Batı zihniyetinin milletimize olan düşmanlığının bir yansıması olarak zaman zaman dış basında yayınladığı Türk iye ile ilgili bölünmüş haritalarda Karadeniz Bölgesi halen daha Rum-Pontus Cumhuriyeti olarak adlandırılmaktadır.

      Kısaca Trabzonspor, Osmanlı döneminde o bölgede yaşamış olan Rum nüfusunu temsil ettiği için bir Anadolu şehri olmasına rağmen 4 büyüklerin arasına katılarak sisteme dâhil edilmiştir.

      Bu 4 büyük futbol kulübümüzün de tarihi incelendiğinde Başkanlık yapan isimlerle yönetim kurulu üyelerinin büyük çoğunluğunun Sabetayist Beyaz Türklerden teşkil edildiği gerçeği kolaylıkla anlaşılabilir.

      1.Lig’de yahut güncel adı ile Süper Lig’de oynayan Anadolu takımlarının, 4 büyük takım olarak adlandırılan futbol kulüplerinin karşısında ekonomik ve sermaye gücü ile örgütlenmiş lobicilik faaliyetleri anlamında mücadele etme imkânları olmadığı için yıllardır liglerimizde elde ettikleri önemli bir başarıları söz konusu bile değildir.

      Devlet, Ergenekon ve Balyoz yargı soruşturmaları ile Sabetayist zümre oligarşi yapılanmasını büyük ölçüde ülkenin sermayesi, medyası, siyaseti, sivil ve askeri bürokrasisinden temizlemeyi başardıktan sonra, Kripto Yahudi yapılanmasının kontrolündeki mafya ve organize suç örgütlerinin yönettiği uyuşturucu, insan ticareti, kumar, silah kaçakçılığı, haraç ve çek senet tahsilatı gibi yasadışı yollardan her yıl kazanılan milyarlarca dolar kara paranın önemli bir kısmının aklanarak piyasaya sürülmesinin sağlandığı futboldaki kirli yapılanmasının da mutlaka deşifre edip dağıtılması gerekiyordu.

      Sonuçta Devletin emri ile güvenlik güçleri tarafından futboldaki Ergenekon çetesine Temmuz 2011 tarihinde şike operasyonu adı altında müdahalede bulunuldu.

      Yapılan operasyonda başta Aziz Yıldırım olmak üzere birçok futbol kulübü yöneticisi ile teknik direktör, menajer ve futbolcular gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak hapishaneye gönderildiler.

      Sil
    20. https://www.google.com.tr/amp/s/m.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2011/08/13/silah-ve-baskanlar/amp

      https://www.google.com.tr/amp/s/kelamihal.wordpress.com/2012/12/21/biliyor-muydunuz-vehbi-koc-kimdir-ve-beko-neyi-ifade-ediyor/amp/

      ergun dilerin aziz yildirim dilipak ve misiroğlunun koç ailesi hakkindaki yazilari.

      fatih altaylinin tansu çiller hakkindaki iddasini kriter kabul etmedin birkaç gun once.

      dilipak ve misiroğlunuda kabul etmezsin.ve bunda yadirganicak birşey yok.

      amma emirdağ lahikasi s 278 deki bediuzzamanin anlattiği hakikatlarin tersini idda edip haim nahumun siyonist olmadiģini ve turk dostu olduğunu idda eden murat bardakçinin ayni yazisini delil olarak bize yutturmaya kalkarsan husnuzanim biter ve bitti.

      yazarken zaten delilleriyle yazdim ispati vardi.

      ferasetli oldugunu idda edip karşisindakini ferasetsizlikle suclayan birine futbol sevgisinin para sevgisinin onune geçemeyeceğini soylemek delil olarak yetmez mi?

      peki ya yukaridakiler?

      inanmayacak insana ay ikiye bolunse ne fayda.

      25 30 kadar link atabilirim.gene yetmeyecek.

      takdiri blog sakinlerine brakiyorum.




      Sil
    21. 4-Al-i Beyt’i Ali Beyt yapan en önemli husus adalet-i mahzadır. Adalet Allah’ın ilk emridir. Cuma’ya gidersen orada imam hutbeden sonra ilk söylediği Allah’ın ilk emri olan “adelet ve ihsandır” ayetini okumasıdır. Şimdi bu kaideye göre. Bir gemide 9 cani ve 1 masum bulunsa veya 9 masum bir cani bulunsa o gemi batıralamayacağı adalet gereğidir. Bunun gibi bir insanda birkaç kötü vasıf veya günah olabilir. O zaman onu küfürle suçlayamazsın. Bu Al-i Beyt hukukuna aykırıdır.

      bu sozune sonuna kadarda katiliyorum.

      Sil
    22. altan e! Demagoji yapma. (altan e22 Haziran 2018 17:05) günü yazdığın yorumda şunu iddia ediyorsun: (bu 3 takim kara para cennetidir.yoneticileri kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişindan gelen parayi buralarda aklar.) Ben ise senin bu iddiayı ispatlamanı istedim. Yani bu 3 kulübün para aklama cenneti oluğun ispatla. Kimin kara parası ne zaman aklanmış? Sonra yöneticilerin kumar parası, uyuşturucu parası, fuhuş parası, haraç parası ve silah satışından gelen parayı akladığını ispatlamanı istedim. Sen ne yaptın, konuyu başka mecraya götürdün. Biz senden ispat istedik. Edemedin. Bu kez 27 Haziran yorumumda (Tekrar ediyorum 5 para haysiyetin ve namusun varsa. Dediklerini ispat edersin. ) dedik. Bu sefer gittin bir derin devletin uşağının yazısını alıp kendi yazmışsın gibi cevap verdin. Konumuz şu Ali bu Ali siyonist falan değil. Konumuz şu. (bu 3 takim kara para cennetidir.yoneticileri kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişindan gelen parayi buralarda aklar.) Bunları ispatla. Bana martaval okuma. Yoksa adi bir müfteri olursun, ispatlamazsan.

      Konumuz Siyonizm şu veya bu değil. Faraza iddia ettiklerinden biri Siyonist ama senin palavra iddialarını yapmamış. O zaman o kişi masum olur. Çünkü çok adi bir suçlamada bulunuyorsun. Ve utanmadan kalkıp adalet-i mahza ile ilgili sözümü tasdik ediyorsun da adaletin ne olduğunu bilmiyorsun. Bak sana “Doğu’da ve Batıda Allah’ın Yardımcısı” ünvanını kendine layık gören Fatih’in yaptığı zulüm ve hatanın ne netice verdiğini anlatayım. Fatih senin gibi delilsiz bir Rum mühendisi suçlar ve iki kolunu kestirir. O Rum gider kadıya şikayet eder. Kadı dinler ve dava açar. Sultanı duruşmaya çağırır. Sultan gelir selamsız sabahsız heybetle kadının yanına geçip oturmak ister. Kadı onu azarlar ve “Senin hakkında dava var. Sen sanıksın. Sanığın yerine geç” der. Fatih geçer. Yargılanır, suçlu bulunur ve mahkum olur. Ceza kısas. Yani Rum mühendisin haksız yere kollarını kestiği için kollarının kesilmesine karar verir. Sonrası uzun hikaye Rum adil karar karşısında şaşırır ve kısas hakkında vaz geçer.

      Şimdi senin söylediğini bütün 3 kulübün mensupları siyonist, komünist, mason, dinsiz imansız olabilir. Amma ve lakin iftiraya uğruyorlar. Konu bu. İddia ettiğin suçları işlemedikleri ve iftiraya uğradıkları için masumdurlar. Kaldı ki Aziz Yıldırım FETÖ’nün kumpası ile mağdur edilmiş. Ve o kumpasa destek verenlerin internet yazılarını mahreç olarak gösteriyorsun. Sende biraz var değil mi?

      Başkasının konuyla ilgili olmayan yazısı ile bana cevap vererek neyi ispatlamaya çalışıyorsun. Tekrar ediyorum şerefin ve namusun var mı? İspatla.

      Ve senin biri numaralı Erdoğan düşmanı Mesud Akgül’ün bilmem nesiyle beni ikna edemezsin. Sen ve o 5 paralık aklınız olsaydı o yazının aslında ne anlama geldiğini bilir ve Duhan’dan kurtulmuş olarak büyük bir sırrı öğrenirdiniz. Nerede? Aklınız siyaset kanalizasyon çamurun içine batmış konuşuyorsunuz.

      Şimdi o iddiayı ispatla. O 3 kulüp seni mahkemeye verse mahkum olursun. Ona göre.Konumuz mağdur Rum’un durumu ne ise senin saydığın isimler de öyle. Kişinin ne olduğu değil ne gibi bir mağduriyete uğradığı. Biz Müslümanız. Hilafet-i Osmaniye, Kur’an’ın gösterdiği çizgide Yahudileri ülkesine almış. Rumları kovmamış. Onlara sahip çıkmış. Şimdi bu çizgiye bilmeden yorum yapan kim olursa olsun ya cahildir ya münafık.

      Hadi ya adi müfteri olduğunu kabul et ya da bakasının bilmem nesiyle palavralara devam.

      Sil
    23. 2*Şimdi yukarda 1-2-3-4 diye başkasından araklandığın ve kendin yazmış gibi intiba verdiğin yazı ne zaman yazılmış Aralık 2011’de. O yazının devam vardı. Almamışsın. işine gelen bölümü alıp tam işin içyüzünü açıklayacak bölümleri atlamışsın. Yani gerisini es geçmişsin. Benim baştan beri savunduğum gerçek bu işin FETÖ çetesinin işi olduğu. Sen onları atlamışsın. Niçin? O almadığın yerde şöyle bir paragraf var:

      “Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturmalarda AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan’a en büyük desteği veren yazarlardan Ahmet Altan, Mehmet Altan, Abdulkadir Selvi, Eser Karakaş, Yener Dönmez, Mehmet Baransu gibi isimler, Meclisten geçen Şike Yasası ile ilgili AKP iktidarına yönelik çok ağır eleştirilerde bulundular.”

      Buradaki isimlerin çoğu FETÖ’nün medyasında çalışıyordu. FETÖ onları bilgilendiriyor onlar da FETÖ’nün komplosu olan şike davası için palavralarını sallıyordu. Fazla uzatmayayım 6.5 yıl önce yazılan bu yazıyı buraya kes yapıştırla kimi kandırmaya çalışıyorsun. Yazının tamamını verseydin herkes gerçeği görecekti ki (Milli Derin Devletçi) Mesud Akgül denen yazar FETÖ’nün bilgileriyle FETÖ’ye hizmet ediyordu. Ve benim tezi doğruluyordu. Yandaşlarına makam açmak için askerlere kurulan kumpası o yazıda nasıl da savunuyordu. Ve onlar sonradan çoğu serbest kaldı. Yani suçsuzlukları ispatlandı. Sahte belgelerle askerlerin içeri alındığı ortaya çıktı.

      Ve bu yazının yayınlamasından 2 ay sonra Erdoğan’a hedef alan 7 Şubat komplosunu ise bizzat kader-i İlahi engelledi. Nasıl mı?. Narkoz makinesi bozulunca Erdoğan’ın ameliyatı ertelendi ve sırada içeri giren koruma polisi MİT Müsteşarının aradığını belirtip telefonu veriyor. Ve o anda Türkiye’nin kaderini değiştirecek emri veriyordu. Erdoğan hemen MİT Müsteşarına FETÖ’nün kumpas kurmakta olduğunu belirtip ona savcıya gitmemesini söylerken İçişleri Bakanı’na emir verip MİT binalarını koruma altına aldırıyordu.
      O yukardaki yazının 4. Bölümünün hemen devamında şöyle bir cümle vardı. Oradan itibaren yazıyı keşmişsin. Şöyle diyordu:” Gözaltına alınanların 'Organize suç örgütü kurmak, şike ve teşvik primi dağıtmak' suçlamasıyla karşı karşıya kaldığı öğrenilirken soruşturmayı Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz'ün başlattığı da ortaya çıktı.”

      Yani kumpası kumpasçı savcı Zekeriya Öz’ün yönettiğini açıkça ele veriyordu. Tekrar ediyorum. FETÖ’nün ağzıyla yorum yapman senin ehl-i tahkik değil palavracı olduğunu gösteriyor. Ayrıca FETÖ’cülerle işbirliği yapan birinin yazısını imzasız sanki sen yazmışsın gibi yayınlatman senin hakkındaki şüpheler doğrulanıyor. Tekrar başa gelelim. Şerefli ve namuslu bir insansan iddianı ispatla. Bekliyorum. Başkasının bilmem nesiyle bilmem ne yapılmaz.

      Sil
    24. https://www.google.com.tr/amp/m.haber7.com/amphtml/spor/haber/126368-mafya-para-sike-iste-futbol-iste

      https://www.google.com.tr/amp/m.milliyet.com.tr/amp/futbol-endustrisinin-oteki-yuzu----ekonomi-1153351/

      defalarca ispat ettiğimi soyledim
      bu kişilerle alakali değil. futbol eşittir kara para.

      teze antitez yazmiyorsun. yazsanda antitezine bir antiyez yazinca hopluyorsun.

      takdiri blog sakinlerine braktim.sen ister beni serefsiz ilan et ister namussuz de ister fetocu de. sana yakişan odur zaten .

      hakikati soylemenin ve sebatayci dusmani olmanin adi fetocu olmuş bu ulkede.altan kardesler fetocuysa benimde adim altan bende fetocuyum o zaman.

      yazilan yazildi.sitenin selameti icin susuyorum.sen polemiğe tek başina devam et.

      Sil
    25. Bu söz hangi palavracıya ait: (bu 3 takim kara para cennetidir.yoneticileri kumar uyuşturucu fuhuş haraç ve silah satişindan gelen parayi buralarda aklar.)

      Yani burada bir meslekten değil önce 3 sonra 4 takımdan FB-BJK-GS-Trabzon kast ediliyordu. Yani senin tabirinle (yoneticileri). Kaldı ki her meslekte buna benzer yani senin uydurma suçlamaları görülebilir.

      Meşhur söz kişi nasılsa herkesi öyle bilir.

      Sil
  54. Abdurrahim bey kardedim senin istanbuldan cikacak olan kadin Firavunun esi safiye hanim ksrdesimize benzemesi bence akla daha uygun geliyoril

    YanıtlaSil
  55. 24 haziran seçimi 2. Gayb donemi olabilir. Daha uzun olacak ilki hemen atlatildi ama bu sefer zor olacak

    YanıtlaSil
  56. Hasan Huseyin.. Ince ince mesajını yayınla yerine sil kısmına bastım. Artık kusura bakma. O mesajını açıklamalı olarak yeniden yaz. Zira ne kastettiğini tam anlayamadım.

    YanıtlaSil
  57. Abdurrahim bey kardesim ben fatih altaylinin ne diraci ne bozscisiyim kenfisinin televizyon programina cubbeliyi konuk ettigi zaman birkac profamini izledim o programlarinda bile dini konulari cakdirmadan alaya aldigini gordum daha oncede ne bir yazisini nede telvizyon programlarini takip etmedim simdide takip etmiyorum konu guncel oldugu icin Tansu ciller hanimefendi konusunda yazi yazdigini tesadufen gorup okudum ben ne bileyim boyle yalan dolanla dolu bir yazi imis kendisini okumadigim icin 28 subatta yaptiklarindanda haberim yok
    kendisi anladigim kadari ile sol goruslu biri.onun icin ilgi alanima hic girmedi Saygilarimla.

    YanıtlaSil
  58. Mutafa bey kardesim C. Baskanligi adayi ince nin secilemese bile aldigi oy kilicdaroglunun koltugunu salliyabilir.bunun icin kedi koltugunu
    garantiye almak icin secimden oncs kendine gore bazi tedbirler alabilirmi fiye aklima geldi bu konuyu beyan etmek icin yazmistim.

    YanıtlaSil
  59. ABdurrahim bey kardesim yazip yazmama konusunnda cok dusundum sonunda yazmaya karar verdim belki yanlis dusunuyorudur ama cunku diz bu konularda uzmansiniz Sayin cumhurbaskanimiza cehcahdir veya cehcah olma yolunda diye ifadelerde bulundunuz baska bir sakirt kardesimiz Hasan Akar beyefendi kesin cehcahdir bir is kaldi Ayasofyanin Ibadete acilmasi bunuda yaparsa mehdiye evrilecegini belirtiyor gerci ben cehcahin negibi bir gorevi var bilmiyorum.bunu aciklamak elimizi acik etmek eger dogru ise cok tehlikeli cunku butun ecinli tahifesi var gucleri ile Turkiyye ve Sayin cumhur baskanimiz a saldiriyorlar ellerinden gelse sehit edecekler birde bunun tersini dusunelim Sayin Cumhurhur baskanimiz gercekten cehcah oldugu kendisine inandirilirsa eger gercekten cehcah degil ise hata yapmasina sebeb olunur diye dusunuyorum

    YanıtlaSil
  60. Sonnet haberde Mehmet Ali Bulut yazılarına başlamıştır.ilk yazısı seçim ile ilgili okunması gereken bir yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak ediyorum. Kendisi mi yazmamayı uygun gördü. Yoksa birileri mi onu engelledi.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Ben hiç yakıştıramadım. Resmen RTE yi desteklemekten yak bir yazı. En hayırlı partiyi bulmk için sadaka ver diyor. Komedi gibi

      Sil
    4. Sadaka belayı defeder. Eski insanlar onemli bir ise başlarken sadaka verirlermis. En iyi partiyi bulmak icin sadaka ver degil. Ulkemiz su anda cok kritik bir donemden geçiyor. Bu donemi kazasız belasız atlatabilmek icin cok ciddi dua ve sadakalara ihtiyaç var. Emperyalistler hep almaya alışmışlar. Turkiye dünyanın her yetinde mazlumlara yardım ediyor. Bu durum emperyalistleri rahatsız ediyor. Turkiyenin etkisini kirmak istiyorlar.

      Sil
  61. isa a.s inmesi tek kereliğine olmaz..indi inecek ilerde gene inecek şeklinde bakmak lazım..nasıl çıkmış dahada çıkacak şeklinde bir olay anlatılması gibi her faslın kendine ait özelliği var..mesela deccaliyetin 4. rüknü olması gibi 1 süfyan 2 deccal ruhu var demesi gibi üstadın..4.cü yok ismi yok ya kendi döneminde ismin zikredilmesi demokrat parti için sıkıntı yaratıyor yada istikbale bakan yönü var..bence 2. şık bu küçük müteeddit deccallerden sonra büyük deccal komitesine diye istikbale havale ediyor üstadımız...süfyan öteki başında büyük etiketi giymiş olabilir..o rükün ulemaya tesir eden ve ulemanın en fenası diye tabir edilmiş..süfyanın cübbe giymesi şeklinde bakılabilir..nifak ehline liderlik yaptığı için yada destek aldığı için ikiside olabilir...mehdi için adayın varsa süfyanı göster derler yoksa sus denebilir..bediüzzamanla her şey bitmiş değildir..fasıl fasıldır..her fasılda insi şeytanlar görevdedir..karşıtı mutlaka olur...sadece rüşdü çakın abinin kulağına fısıldayan üstad son deccalin karşısında tamiratçı olmayacak onun küfrü ekserleşexek ve kıyamete fetva çıkartacak demiş..1506-1542-1545 son demde islama vurulacak pek şiddetli darbelerin tarihleri olarak verilmiş..muhtemelki ilk tarihde biri gene sahaya atlayacak kabul görecek şeklinde anlamak lazımdır..

    tarık suresi son 3 ayeti ilk 3 ayeti göktaşı iması yada dünyayı tehliye sokacak bir gök cismini resmeder gibi ub313 adı ile bilinen cisim olasılığı büyük diye düşünüyorum..risalei nurda Kuran dan tarxiye edilmezse melaike eli ile semavi taşları başlarına yağdıracağına diye tehditvari bir bir dip not var..bob projesine ittihadı islama dönüşecek diyen varsa isa a.s en büyük hakareti ediyor demektir..onca ölüm onca zillet evrilecek bir hareket planı le olmaz.....isa a.s dönemi bolluk bereket barış zikredilmiş..kaosla yada iç fitnelerle böyle bir değişim ancak islamın tam devrilemsi ile sonuçlanırki araya kıyamet girer ...rüşdü tafral abi bu konuda beynelmilel yahudilik cereyanı dünya hakimeyetini ele geçirmek niyetinde iken başlarına kıyametin kopacağı mütecaviz cereyean diye nitelemişdi..
    gelen mehdimidir isa a.s ile mehdi arasında blok vardır..bu bloğun kalkması lazım ...bu şartt

    genç biri olma ihtimali kuvvetlidir..d leri asker kökenli sonuncusunun ise olmaması bunu kuvvetlendirir açıdadır..

    YanıtlaSil
  62. Takvim gazetesi 4 Temmuz 2018
    Bekir Hazar
    Cuma savaş başlıyor.
    1.Dünya para savaşı başlıyor.

    YanıtlaSil