.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

11 Nisan 2018 Çarşamba

3 ÜNCÜ DÜNYA SAVAŞININ AYAK SESLERİ

3 üncü dünya savaşının habercisi olan harekatın adımları atılıyor.
Rus stratejist Dugin: "Batı, yeni bir dünya savaşı başlatmak için karar aldı"
Trump"Hazırlıklı ol Rusya, füzeler geliyor" dedi.
Lübnan'daki Rusya büyükelçisi Zapyskin "Amerikalılar Suriye'yi vurmaya kalkarsa attıkları füzeler düşürülecek ve hem de bu füzeler nereden fırlatılıyorsa oraları da vurulacak" dedi.
ABD'ye ait 5. ve 6. filolar Akdenize sevkedildi. İngiltere harekata Güney Kıbrıstaki üslerinden destek verecek. Fransa'nın bölgede şimdilik 1 gemisi bulunuyor.
ABD, İngiltere ve Fransaya karşı Rusya da harekete geçti. Rusyanın Suriye'de 8 üssü bulunuyor.
Milli Savunma Bakanı Canikli " ABD saldırırsa Rusya altında kalmaz. Bir kıvılcım bölgenin infilakiyle sonuçlanır. Türkiye olarak itidalli olmaya çağırıyoruz. dedi.

215 yorum:

  1. Vekalet savaşı ile bolgenin dizayn çabaları başarısız kalınca Amerika işe bodoslama girmekten başka çaresi kalmadığını gördü. Türkiye Amerikan uydusu örgütleri safdışı etti.
    Suriye savaşı Bölgedeki ve özellikle Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon yataklarına el koyma amaçlıdır.
    Türkiye batılı yağmacılara karşı kendi çıkarlarını ve milli bekasını korumak amacıyla her türlü bedeli ödemeye hazır biçimde mücadele etmekte ve tavır koymaktadır.
    Arap dünyasındaki halkın başına musallat olmuş despot yonetimler kendi ikballerini temin için batıya teslim olmuşlardır.
    Diğer yandan en ziyade millet olarak birlik ve beraberlik icinde olmak zorundayız. Zira feto belası yakında hayırlı şeyler olacak zehirli üflemeleriyle yine meşum beklentiler içindedir.
    Eğer sağlam durursak bedeli ne olursa olsun zafer Allahın izniyle bizimdir. Eğer hainler dahili bir karışıklık çıkarmaya muvaffak olurlarsa bu bize pahaliya patlasa da inşaallah bu millet devlet ve ordu düşmanın hakkından yine gelir.

    YanıtlaSil
  2. niyet suriye ama kismet misira olacak.suriyeye fuze gider. ama ordu gitmez.daha zamani var.

    deaş i yok etme gorevi öso ya verilecek.

    YanıtlaSil
  3. Bediüzzaman'ın ifadesiyle Türkiyenin Suriye ile birleşmek mecburiyetinde kalacağı durumu El bab ve Afrin harekatları ile kısmen gerçekleşti. Turkiye harici düşman tecavuzatına karşı oralara girerek güveni tesis etti. Şimdi Suriyeye karsi genel bir müdahale olursa sanki Turkiye de ileri giderek belki Suriyenin kontrolunu ele alabilir.
    Bazı evliya haberlerinde (Ali Baydin) Turkiyenin Israilin bir limanında us kuracağı söylenmiş. Demekki ordu oraya kadar uzanacak. Allahu a'lem...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bediuzzaman derki ben mehdi olsaydim turkiyeyle suriyeyi birlestirmek zorunda kalirim.

      bu olay mehdinin sufyaniyi şamda oldurup turkiyeyle suriyeyi bir yapmasidir.

      o srada abd mehdiyle savasmak isteyecek ama turkiye aradan çekilmeyek.amik ovasi savaşi bundan çikar.

      bundan evvel ruslarla olum kalim savaşi yaparken suriyede ve israilde ne işimiz var ben anlamadim.keşke bir kişi anlatsada anlasam.

      bu kadarda çelişilmez yahu..

      Sil
    2. altan e. Bediüzzaman ve sözlerini yanlış anlama. O senin iddian olan “ben mehdi olsaydim Türkiyeyle suriyeyi birlestirmek zorunda kalirim.” diye bir ifadesi yoktur. O senin uydurman. Bediüzzaman, talebelerinin Urfa’ya daveti sebebiyle gözetim altında olduğu ve seyahat hürriyeti olmadığı için Urfa’ya gidemeyeceğini belirtirken üzülmemeleri için bir istikbali müjde veriyor. Çünkü o sırada (1957 yılı) Türkiye Suriye’ye müdahale temek için asker yığmıştı. O krizin geçici olacağını ve ilerde Türkiye ile Suriye’nin birleşeceğini yani ittihad edeceğini o sıkıntılı anda talebelerine müjdeliyor. Nitekim 50 yıl sonra Türkiye şimdi yaşanan bu krizden önce Suriye ile işbirliği yaptı, sınırlar kalktı, pasaportla değil kimlik kartı ile seyahat başlamıştı. Ortak Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. Ve bölgeye göz diken o lanetli ülke kalktı ne yaptı? Bölgeyi vekaletle karıştırdı. İlk karıştırma aslında 2006 yılında Suriye ile İsrail arasında barış anlaşması için aracı olan ve imzaya bir hafta kala Türkiye’yi gülünç duruma düşürmek için İsrail gitti Gazze’yi vurdu ve teşebbüsü akim bıraktı. Erdoğan’ın o meşhur “One minute” öfkesi bu yüzdendir.

      Yani meselenin Mehdi iddiaları üzerinde bir konusu yoktur. Mehdi Türkiye ile Suriye’yi değil, alem-i İslam’ın ittihadını hedef alır. Ve o 3. aşamada (ki içinde bulunuyoruz) şahs-ı manevi ile olur. Yani Mehdi’nin bütün hizmetlerini kendisi değil şahs-ı manevi yapar. Cemaati-Al-i Muhammed-Ali İbrahim’in (as) gayreti ile.

      Süfyan İslyam deccali Selanikli Yahudi asıllı biridir. Ve geberdi gitti. Onun tahribatı olmasaydı şimdi siz böyle bir alimin söylediği sözü hatalı yorumlayıp Süfyan’ın Şam’dan çıkacağı gibi bir iddiada bulunmazdınız. Süfyan Osmanlı subayı iken Mehdi gibi Şam’da bulundu. Filistin’de de bulundu. Hatta savaştı. Ve mağlup olacağını anlayınca tüydü. Şam denen yer de Suriye’nin başkenti değildir. Onun adı Dımeşk. Şam en dar manada Dımeşk ile Kudüs arasındaki Peygamberler beldesinin adıdır. O bölgede ilerde yapılacak askeri operasyonu sebebiyle (ki bu harekat Mehdi ve Mesih cemaatlerinin işbirliği ile olacak) yani Mehdi’nin zuhurundan sonra olacağı için Mehdi’ye mal edilmiştir. Meselleri iyi anlamak lazım ki Bediüzzaman’ın söylemediği bir şey söylemiş gibi yapıp gayri sahih bilgilerle yorum yapılmaması içindir.

      Senin iddian doğru ise hodri meydan onun Risalelerde veya hatırattaki yerini göster sana büyük bir armağan vereceğim. Sen daha Mustafa kardeşimizin yazdığını anlamıyorsun kalkmış ahkam kesiyorsun.


      Sil
  4. Uğur kardeş.. Siyasi gareze dayalı kin ve nefret dili kullanmanız sebebiyle mesajlarinızın bir kısmını yayınlama imkanım yok. Ayrıca kanunlara göre suç niteliğini de taşıyorlar. Her halde siz benim başımı belaya sokmaya çalışıyorsunuz. Yorumlarinizdaki gerçeklik payının yüzde belki binde bir olabileceğini düşünüyorum. Hadisleri ters yüz ederek mana vermektesiniz. Akil mantik ve insaf sınırlarını çok aşıyorsunuz. Burada yayınladığım mesajlarla aynı paralelde olmam mümkün değilse de biraz üslup ve izan da şart...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yonetici anlattigin hadisleri ters yuz etmek yanlis teviller ayetlere yanlis manalar vermek gibi durumlari abdurrahimde yapiyor ve sen buna goz yumdugun icin mesulsun abdurrahimi dikkate alan var mi bilmem ama yazdiklari yanlisa davettir buna engel olmalisin tipki ugura davrandigin gibi
      Vesselam

      Sil
    2. Abdurrahimin yazılarını yada Ugur'un yazılarını begenmesem de yayınlıyorum. Ancak devlet erkanını tekfir eden, tahkir eden yazıları yayinlamam. Ugur'un mesajlarindan yayınladıklarım hakaret ve tekfir icermeyen cok az bir kısmıdır. Hepsi spama gidiyor. Benim kişilere bir takıntım yok. Adam gibi yazsın hepsini yayinlayayim. Abdurrahimib egenmeyenilirsiniz ama fikre fikirle cevap verin. Adam uğraşıyor yazıyor. Yazdıklarının belki de cogu benim kanaatime uygun olmasa da adamın emeğine hurmeten yayınlıyorum. Mesele ugur yada abdurrahim meselesi degil. Akil izan insaf meselesi. Ugur'un beni kendi anlayışına gore ters yuz ettiği hadis vesaireyi kullanarak ettiği tehditleri, tekfiri duysanız bilmem ne yaparsınız?
      En alt düzeyden iddiası Akpartiye oy verenin cehenneme gideceği iddiasıdır. Artik burada ip kopuyor. Bir insan -bu tekfirciler- neden bu kadar kendilerini ateşe atma meraklisidir bilmem.... Allah akıl fikir insaf versin.

      Sil
    3. Okan Aksu, din-Kur’an-Hadis çocuk oyuncağı veya gayb meraklısı muvazene-i akliyeden mahrum insanların oyuncağı değildir. İstihraç ve keşifler ise ancak ve ancak vukuundan sonra anlaşılır. Çünkü gayb Allah’a aittir. Cenab-ı Allah hiçbir faninin hükmüne mahkum değildir.
      En’am/59: “Gaybın anahtarları Onun katındadır; başkası onu bilemez. Karada ve denizde olanı da O bilir. Onun bilgisi olmadan ne bir yaprak düşer, ne de yerin karanlıklarında bir tane saklı kalır. Yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.”
      Bana buna göre konuş. Ve sana meydan okuyorum. Beş paralık ilmin varsa hangi ayet ve hadisi yanlış manalar veriyorum göster ve ispat et. Bak bilinen 350 bin tefsir var. Niçin? Çünkü müteşabih ayetler akla kapı açar ve hakikati bulun der. Öyle olunca akıl açılan kapıdan girer ve hakikatleri bulur. Kur’an’ın bir ayetinin asgari 1.7 milyon manası var. Bunu dikkate al. Yanlışı göster tükürdüğümü yalayayım. Yoksa cahaletin ilan olunur.

      Bugün merak edilen bu sitedeki konuların yüzde 90’ının daha çocuk yaşta iken öğrendim. Risale-i Nur’dan ve tefsirlerden. Şu ana kadar cereyan eden bir çok olayı görüp veya duyunca, bu o kaynağın ihbarının doğrulaması diye kendi kendime konuşmuşumdur.

      Hayatta ilk öğrendiğim şey Süfyan’ın kim olduğu. Süfyan kim? İnsanlık tarihin en büyük kafirinin ünvanı. Hem de yüzlerce kaynaktan. Sonra Mehdi ve diğer zevatı. Çünkü Süfyan’ı bilmek kişiyi küfürden alı koyar.

      Hodri meydan. İlmini görelim. Bize las paragas avragas palavras sökmez. Senin gibiler her hakikati bilseydi şimdi ittihad-ı İslam sağlanmış ve Hilafet-i Muhammediye ihdas edilmiş ve beşer Tevhid’e teslim olmuştu. Mehdi varis-i Nebidir. Elinde Kur’an olur. Silah ve füze değil. Ahir zamanın hizmeti askeri değildir. Kur’an ve iman hakikatleridir.
      Bu arada hatırlatayım. AK Parti hayr-ı kesirdir. Lam cimi yok bunun.

      Sil
    4. Okan, Abdurrahim kardeşimizin (belkide ağabeyimizin) dışındakiler
      beni kesmiyor onun yazılarını merakla bekliyor ve bir solukta okuyorum digerleri inan beni (sadece beni) sarmıyor

      Sil
    5. III.Mehdi III. Erbakan kardeş..
      Naklettiğin metinlerin kaynağı ne bilmem ama bu ibarelere monte ettiğin eklemeler metnin aslında yoktur. Şia hadisleri gibi duruyor. Ama kendi siyasi görüşünüz ve temennileriniz mucibince eklediğiniz yorumlar hem yersiz hem de makul degildir. Siyasi muhalefetinize hadis vesair dini metinleri alet yapmayiniz.

      Sil
    6. Olmus ve gitmis olan sufyana takilip beklentiyi sasirtmayalim su an cikacak olan sufyanidir
      Sufyan ve sufyani farkli kisilerdir
      Sufyaniyi aciklayacak olan imamul mehdidir

      Sil
    7. Mehdi asker kokenli olmasada buyuk bir komutan ve lider olarak ortaya cikacak beklenen sarisin genc...

      Sil
    8. erbakan, Cabir vefat ettiği gece Mehdi kendine gelir "fütuhat" yapılmadı Mehdi'ye. Mehdi'nin fütuhatı Cabir'in vefat ettiği gece. Mehdi gelince erbakan ailesinin de iç yüzünü anlatır said nursi'nin de müceddid olmadığını anlatır ve nice şaşıracağınız şeyler aktarır. Mehdi'nin sağ vekili Şeyh Mehmed Efendi olacak Nazım Efendi'nin oğlu, Mehdi'nin sol vekili Mesih İsa olacak.
      Şu andaki Gavs menzildeki kişidir Abdulbaki Erol, Abdulbaki'den önce Bilal Nadir idi, Abdulbaki'den sonra Mehdi olacak ve bu velayetin sonuncu olduğunun bilgisidir.Aynı zamanda imamların sonuncu...Peygamberi vücudan temsil eden Mehdi'dir Peygamberin batını Mehdi'dir.Cabir'in vefat ettiği gece fütuhatı gerçekleşecek. Mehdi hem velayetin hem imamların sonuncusudur.

      Ayrıca afrin lozan gibidir zafer gibi görünen mağlubiyettir.afrinden sonra ekonomi daha da geriledi gerileyecek.Çirkin bir oyun var pyd neden bıraktı sanıyorsunuz bugün Cabir'i övenler yarın vefat ettiğinde arkasından bela okur. afrin başkalarının önünü açtı.deccal gibi hareket eden süfyani fetulah, süfyani gibi hareket eden muhammed bin selman.
      Cabir için bu yıl son yıl. Günü geldiğinde kimin kim olduğunu öğreneceksiniz içinizden birileri.

      Sil
    9. Alemdar Ozmen, size katılıyorum. Buraya bakma nedenim Abdurrahim Çokgüngör'ün yazılarıdır.

      Sil
    10. Sakarya Seyf.. Afrin lozan gibi zafer görünen maglubiyettir demeniz çok isabetsiz bir görüştür. Afrine ve ondan onceki Cetablusa mudahsle edilmeseydi. Suriye sınırımız boyunca Amerikan uydusu bir YPG devleti kurulması engellenmiştir. Dogru olan neydi seyir bakmak mı? Yoksa devletin artik seyir etmeyi birakmasi sizi rahatsiz mi ediyor.
      Ekonominin battığı söylemleri onlarca yıldır belli cevreler tarafından sürekli iddia olunuyor. Sonuç Türkiye ekonomisi büyüme rekorları kırıyor.
      Erdoğan düşmanlarının temennilerinden biri de ha öldü ha ölecek deyio durmalarıdır. Ölüm Allahın emri. Ama Erdogan'ın ölümü ile Türkiye düşmanları kurtulmuş olmayacaktır.

      Sil
    11. Nilüfer hanim size katiliyorum...Mustafa beyinde her yorumuna katilmasamda ... sadece ikisinin yorumunu okuyorum...gerisine dua ederiz hepimizin Allah yardimcisi olsun inşaAllah...12 yaslarinda süfyan ve deccali anlatmisti babam Allah razi olsun 30 sene önce manalarini tam kavrayamamiştim ama bu süre içerisinde hep onlar düşmanimdi, öte yandanda hep Mehdi Hz. lerini merak etmişimdir, ne zama gelecek diye daha doğrusu Babamin Risale i Nurlardan anlattiklarini başka kaynaklardanda araştirmaya başlamiştim ama Hz. Mehdi hakkinda dahada kafam karişmişti...O mu değilmi.. O ise neden Mehdiyim demiyor...derken Allaha şükür Rabbim hakikatleri gösterdi, ama bunu anlamak için kendime çeki düzen vermekten başladim sonra çevreme yansidi Risale i Nurlari gerçek manada anlamaya başladim ..bu çok merak ettiğim konuyu yani 30 sene sonra anlamak nasip oldu...ki..Abdurrahim ağabeyden nice şeyleri öğreniyorum halen ve daha nice bilmediklerim var ama inanin çok zevkli oluyor geçmisde neler oldu gaybda (Allah c c bildirdiği kadar) neler olacağinimi merak ediyorsun aç oku herseferinde yeni birşey daha öğreniyorsun..bunlari neden anlattim çünkü herkesin anlayacaği bir vakit vardir o yüzden bende zaman zaman bu odun kafalilar neden anlamiyor dediğimde...kendimi uyariyor ve hatirlatiyorum, sana nasip olduysa herkesde anlayacak değil ama insanoğlu öyle istiyor...ben anladim sende anla körmusun? ...diyebiliyoruz çarçabuk....halbuki nasip meselesi, bize düşen vazife...istemek, yani dua etmek. Rabbimizde bunu istiyor, yoksa ne ehemmiyetimiz var, değilmi kardeşler...Kalin Selametle

      Sil
    12. afrinin türkiye'ye verileceği bir yıl israil basınında duyurulmuştu. Cabir'in vefatı ile zaten kafirler kurtulmayacak beklenen gelecek asıl tehlike o zaman başlar onlar için.kafirler Cabir'in daha da uzun yaşamasını ister. Ekonomi rekorlar kırmıyor bazı şirketler büyüyor balon patladı patlayacak.Türkiye'de dinsizlik artıyor başörtüsü davası kazanıldı tesettür kaybedilerek,zaten dava İslam idi bez parçaları değil,İslam değiştiriliyor farkında değilsiniz ama başaramayacaklar, Cabir'e rağmen sapıkça diziler,sinemalar aldı başını gitti siz hala görmemeye devam edin.Bu durumu düzeltmek zaten Cabir'in görevi değil o üzerine düşeni yapıyor.Herkes görevini yapmalı ötesini değil.
      afrin lozan gibidir zafer gibi görünen yenilgidir.

      Sil
    13. Kanaatime gore Sakarya Seyf dogru soyluyor Turkiye mecburi yon olarak tuzaga cekildi ust akil tarafindan Cabir iyi niyetli lakin yapabilecegi baska birsey yok

      Sil
    14. Sakarya Seyf ozaman m.b.selman arabistandaki kargasaya isarettir Mehdi oncesi taht kavgalari....

      Sil
    15. Gavslık makamının devri nasıl olacak?Bir rüyamda daha vakit değil senin bu gavstan daha 20 sene nasibin var denilmişti.Bu devir vefat ile mi olacak ,farklı bir şekilde mi?

      Sil
    16. Bu ne demek şimdi ? Afrin,PKKnın başşehri olacaktı,buna mı kızmış ?

      Fransız imalatı tüneller işe yaramayıp, PKK/YPG kaçınca Trump'un K.suriyeye Fransızları çağırmasının aynı tarihlere denk gelmesi ? Fransızlara, afrin olmadı başka bir yerden pay verelim mi deniyor ?

      Bu kaçıncı mehdi, TRde toplam kaç mehdi var ?

      Hadi diğer mehdilerin Erdoğan düşmanlığını anlıyorum, tamamen siyasi. Menzil neden ?

      Sil
    17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    18. 1*Sakarya kıl, gene ortaya çıktın. Milletin ekseriyetle desteklediği ve seçtiği bir iktidara, uydurma tasavvufi hikayelerle kılıçlı-mızraklı fitne saçıyorsun. Sen hakiki bir mü’min ve müslim olsaydın şunu bilirdin. Türkiye halkı Müslüman, ama devleti dini bir devlet değildir. 1928’de istifa etti. Olabilir. Güya laiklik getirildi. Ama uygulama laiklik değil, laikçiliktir. Anayasanın ilk maddelerini oku orada düzeni yazıyor? Ve ondan sonra konuşacak bir şeyin varsa konuş diyeceğim, lakin konuşamazsın. Çünkü Selanik Hanedanı hükmediyor ve sen hiç onlara ses çıkarmazsın. Siyasal İslamcılar gibi. Sabah-akşam derin mihrakların gazıyla milletin teveccühünü kazanmış dindar demokratlara saldırmayı cihad-ı hakiki sanırsın. Ki bu olsa olsa cihad-ı nifaktır. Ve kalkar ehl-i iman ve İslam’ın desteğini almış hayr-ı kesir bir partiye dilini uzatmayı marifet sanırsın. Ama sonunda İlahi canipten tokadı yer oturursun.
      Daha başka bir husus, ehl-i dinin vazifesi siyasi palavralar atmak, siyasi makamlar üzerinde kehanette bulunmak değildir. Ya? Kur’an ve iman hakikatlerini dile getirmektir. Tevhidi gönüllere nakşetmektir. Mesele bu. Sende bunu hiç göremedim. Sabah akşam uydurma rivayetlerinle zihin bulandırıyorsun. Sen erkek misin? Keyfi-i cebriye-i küfriye-i askeriyenin 2 asırlık mirasına bir dil uzat da görelim. Nerede o yürek?
      Ahir zaman ve Mehdi söz konusu oluyorsa, bilki14. Asra (1300’lü yıllara) bakan İbrahim Suresi ile haberi verilen “Onlar, dünya hayatını âhirete tercih eden, halkı Allah'ın yolundan alıkoyan ve o yolu eğri göstermeye çalışanlardır. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler.” 3. ayetle işaret edilen küfr-ü mutlaka karşı çıkardın. Düşünebiliyor musun? Bu ülkenin Cumhurbaşkanının okuduğu okulun 1951’de açılması için bakan ve başbakan emir veriyor, cebri rejimin bürokratı emri takmıyor. Başbakan ayağına kadar gidip azarlayınca, açma iznini ancak ve ancak yazılı emir alarak kerhen veriyor. Bu bürokrat kimden cesaret aldı? Ve hala Türkiye’de bir bürokrasi monarşisi olduğunu bilir misin? Kimden güç alıyorlar.

      Peki o zaman okullarda ne öğretiliyordu? Biz yaratılmadık. Allah yok. Biz maymundan türedik. Kainat tesadüfen var oldu. Var olan yok edilmez. Kur’an çöl kanunu, İslam gericidir, Müslüman gericidir. Ve 4 darbe bir tek sebepten yapıldı. Gericilik tehlikesine karşı. Senin deden baban o zaman ne yaptı ki sen ne yapasın. Cabir mabir tayini yetmemiş gibi başımıza bir de Mehdi ve Mesih tayin edicisi kesildin.
      Bir de cabir de cabir tutturmuşsun. Cabir Mehdi’nin bir ünvanıdır. Keyfi-i cebriye-i küfriye-i askeriyenin karşısında çıkarak Kur’an ve iman hakikatleri ile onu yok edeceği dönemindeki ünvanıdır. Cabir, hükmü ve fikri ile önünde durulamayan demektir. Bir nevi Cabbar İlahi isminin bir cilvesidir. Malum Mehdi halifetullahtır. Mehdi silah ve siyaset ve asker kullanmadan küfr-ü mutlakı mağlup eder. Ne ile? Hz. Peygamber’in haberini verdiği bürhanla. Yani delil ve ispatla. Kılıçla ve silahla değil. Sen Mehdi’ye ait bir ünvanı Erdoğan’a verirsen onu Mehdi yaparsın. Sen de biraz var mı?

      Ha hatırlatayım. Ahir zamanın hizmeti siyasi ve askeri değil. Sen o seyfi bırak eline bir kalem al, Sakarya’nın suyu ile elindeki-dilindeki karayı yıkayarak mürekkep yapıp Kur’an ve iman hakikati yaz. Tabi yazabilirsen.

      Sil
    19. 2*Ayrıca hatırlatayım. Ehl-i tarik ümmeti temsil etmez. İslami hak bir cemaat ve gurubu temsil eder. Bir nevi İslam protokolünde muhtarları gibidirler. Her mahallede bir tane var. Ancak Mehdi halifetullahtır. Mezhepler ve tarikatlar üstü. Yani ehl-i tarikten Mehdi çıkmaz. Ama onlar Süfyan’ın ileri karakollarının ortaya çıktığı H1247’den itibaren yerin altına girince, manevi hizmetleri kesilir ta Mehdi gelir, dini ihya eder, İslam güneşi ortalığı aydınlatınca yerin altından çıkar manevi alemde şahs-i kemalat peşinde koşarlar. Senin ahir zaman rivayetlerin hayali tasavvufi kıssalar olmasın. Ehl-i tarikin yeniden tecdide uğrayarak manevi hizmet yapmaları ancak ve ancak Mehdi’nin hakimiyetinden sonra, Hicri 1444’ten itibaren mümkün olacak. Yani manevi hizmetleri o tarihten itibaren yeniden canlanacak. Böyle olunca ehl-i tarikin ihtiyacı olan manevi ve güvenlikli havanın sağlanmasına başlanacağı tarih içinde bulunduğumuz 1439’da başlıyor. Cin Suresi’nin 16. Ayeti işari olarak ehl-i tarikin doğru yola gitselerdi bu kesintiye uğramazdı. Uğradı. Yeniden dirilme Mehdiyet’in hakimiyeti le başlar. Ki Ak Parti dönemine rast gelen bu döneme nankörlük eden de ehl-i tarik mi olurmuş? Olsa olsa çakma ehl-i tarik olur.

      Şimdi dini cihetin böyle sakat iken bir de siyasete çamur atarsın. Fırat Kalkanı ve Afrin bir mini askeri operasyondur. Siyonizmin planını alt üst etmedir. Güneydoğu Anadolu’yu 15 Temmuz darbesiyle koparma planını bozmadır. Kendisi küçük tesiri büyük olan iki operasyondur. Kime karşı? Deccalin dinsizliği yaymasından sonra yürekleri dumura uğrayan nesillerden türeyen terör ve anarşiyi yok etme operasyonudur. Yani bir asayiş operasyonudur. Ortadoğu’daki 70 ülkenin yürüttüğü ana operasyonun içinde mini ama neticesi büyük bir operasyondur. Bu terör ve anarşinin senaristi Siyonist İsrail’dir. Siyonist İsrail, küresel finans, küresel askeri güç, küresel siyasi kuvvetin efendisidir. Hz. Peygamber buyurmuş: “Deccal, Yahudi’dir”. Yani Deccal küresel hakimiyet kurunca Yahudi tahta oturur. Oturunca bak ne olur?

      Siyonist İsrail ahir zamandaki Deccalin efendisidir. Onun gücü ile hükmeder. Diğer iki melheme gibi 3. Melheme de onun tezgahıdır. 3. Melheme bugüne kadar 3 aşama geçirdi. Körfez operasyonu, Irak operasyonu ve Suriye-Libya operasyonu. Libya Mısır’a rüşvet için karıştırıldı. Ama Suriye, Büyük İsrail’in bölücü rüyalarından biri idi. Üçe bölünmeli idi. Bu arada stratejik açıdan Türkiye’yi Kürt kartı ile kuşatmayı esas alıyordu. Bir de bir vefa borcu olarak Yahudi Rothshild’in asırlık Hazar-İran Petrolüne kavuşma güzergahı yapılacaktı. Ve o güzergah İsrail’in o çok amaçlı Kürt kartı ile düzenlenecekti. İşte Türkiye bu oyunu bozdu. Önce Fırat Kalkanı sonra Afrin. Sırada 3. Operasyon var. Ve sonra ne var kim biliyor? Büyük operasyon. Böyle bir duruma İsrail göz yumar veya yumdu demek aklın değil, beyinsizliğin eseridir.

      Sil
    20. 3*İsrail’in kurulma tarihi Basel’de 1897’dir. Orada 50 sonra İsrail, bir sonraki 50 yıl sonra da Büyük İsrail’in kurulması planlanır. Yani önce Filistin’e yerleşilir sonra da arz-ı mev’uda. 50 yıl sonra İsrail kurulur. Peki Büyük İsrail 1997’de kurulacaktı. Ne oldu? 1975’te küresel sermaye ile siyasi iktidarlar başa getirildi. Türkiye ayarlandı. Ama bunu kim bozdu? Mehdi yani şahs-ı manevisi yani Mehdiyet. Şimdi meşhur söz derya içre deryayı bilmezlere hatırlatma. Mehdiyet’in şahs-ı manevisinde kim var? Maddi-manevi hizmet erbabı, Bediüzzaman ve talebeleri, Süleyman Tunahan ve talebeleri, Menderes-Demirel-Özal-Erdoğan. Daha? Ehli tarik (gecikmeli aşağıda izahı var) ve dini cemaatler.
      Yıl 1950. Milli gelir fert başına 150 dolar. Yıl 2018. Bu rakam kayıt dışı ile 16 bin dolar. Bunun Sakarya kılının hesap bilmezliği gölgeleyebilir mi? Turgut Sunalp anlatıyor? NATO’ya girmenin ana sebebi asker açısından silaha kavuşma rüyası. Ama vermezler. Derler ki: “Siz elinizdeki ile eğitim yapın, savaş anında size yenileri gelir”. Bir kaç kamyon M1 verilir başlarından savarlar. Bildiğim kadarıyla sonradan Almanlar toplam 750 milyon mark yardımla Kıkırkale’deki tesisler yapılır. Mermi ve ufak tefek silahları imal için.

      1963 Kıbrıs krizinde Mehmetçik çıkarma gemilerine değil kömür şileplerine bindirilerek operasyona kalkışılmıştır. Ama Başkan Johnson mektup yazar “ABD silahi ile Kıbrıs’a çıkamazsınız” der. Ve operasyon yarıda kalır. 1974’te ise çıkarma gemileri vardı. Onu kim yaptı? 1967’deki Kıbrıs krizinden sonra Demirel. Mükafaatı ise 12 Mart muhtırası ile devrilmek oldu. Her ne ise Kıbrıs operasyonu sonrası 1975’te silah ambargosu gelir. Sonra silahlı kuvvetler silah ve teçhizat açısından çöker. 1993’teki PKK operasyonlar için silah bulamazlar. Ya şimdi. Başbakan’a göre Ak Parti döneminde 35 milyar dolar silah imal sanayiine mali kaynak aktarıldı. Yalan inanmayın. Daha fazlı bu rakam 50-70 milyar dolar kadar. Bunlar ne ile oldu? Kemalist-6 okçu-ulusalcı katkılarıyla olmasa gerek. Onların katkısı yok. Peki hangi Arap ülkelerinin katkısı oldu. Uçak dolusu paralar vererek.

      Şimdi ekonomik kriz çıkarmak Ak Parti’yli devirmek geziden beri çaba harcayan İngiltere’deki Siyonist kahbe finans çevreleri. Deliler gibi saldırıyorlar. Peki buna karşı ne tedbir alındığını bilmeden müneccim edasıyla konuşmak ve hemen oradan atlayıp türbana laf atmak tasavvufi kıssa üstadı Sakarya nifakın işidir. Unutulmasın tesettür şeair-i İslam’dır. Kur’an gibi. Namaz gibi en başta gelen farz semboldür. İffet ve namusun simgesidir. Dinini değiştirilmesi iddiası hain münafık FETÖ çetesinin kıtmirleriyle yaydığı haberler. Unutulmasın Süfyan’dan sonra din ihya edilir. Kim tarafından? Yani dini tahribatın asıl sorumlusu Süfyan. Terör ve anarşi onun neticesidir. Şimdi imanla her şey yeniden ihya oluyor. Bu da devletin değil Mehdiyetin yani halifetullah’ın i ile. Beidüzzaman’ın bir sözü var. “Muvaffakiyet kesret-i etbada değildir” diye. Allah’ın nazarında çoğunluk değil, nitelikli mü’min ve müslim önemlidir. Çünkü bu dünya hayatı bir tarla. Bu tarlada ekilen ebedi hayatta açacağı meyvalar, ufuklar, feyiz bahçeleri esastır ve neticeleri sonsuzudur. Bediüzzaman buna 100 lira verip 100 tohum ekilmesi örneği ile açıklar. Bunlardan 10-15’inin yeşerip meypva vermesi büyük kazançtır. Ve bir tohum bin liralık meyva verirse, bu tohumlardan 10-15 çekirdeğin vereceği 9 bin 999-13 bin 999 lira arası kardır. Yani onun bir salih kulun ebedi alemde açacağı manevi neticeler, meyvaları anlamak için akıl sahibi olmak lazımdır.

      Sil
    21. 4* Sakarya kıl, bir zamanlar doğru olduğunu sandığın bir yığın kehanet yazdın durdun. Ne zamana kadar 15 Temmuz’a kadar. Ve onların hepsi o tarihte palavra olduğu ortaya çıktı. Ve 15 Temmuz’dan sora arazi oldun. O zaman Erdoğan-Fetoş maçları oynayıp Fetoş’un yeneceğini söylüyordun. Palavracılığın ortaya çıkınca arazi oldun. Şimdi yeni bir durumla yeni numaralar çevireceğini sanıyorsun. Bediüzzman hararetle fecr-i sadıka işaret eder. O fecir de doğdu doğacak gibi. Bediüzzaman ehl-i hakikattir. Kur’an’dan tereşşüh etmiş Kur’an hakikatlerinin dilidir. Daha 1920’lerde yed-i beyza-yı (ak elleri) İslam’ı haber vermiş. Hem de tarihle. O zaman? Sakarya kizbin palavralarına kulak vermeyiz. Çünkü Bediüzzaman’ın müjdeleri ve sözleri şöyle idi:
      *Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya/Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma.
      * “şu istikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ İslam’ın sedâsı olacaktır”,
      * “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.”
      "Ey bedbaht, fâsık adam! Fâsıkların kesretine (çokluğuna) bakıp aldanma ve 'Ekseriyetin efkârı benimle beraberdir.' deme. Çünkü fâsık adam, fıskı isteyerek ve bizzat talep edip girmemiş; belki içine düşmüş, çıkamıyor. Hiçbir fâsık yoktur ki, salih olmasını temenni etmesin ve âmirini ve reisini mütedeyyin görmek istemesin. İllâ ki -el-iyâzü billâh- irtidat ile vicdanı tefessüh edip, yılan gibi zehirlemekten lezzet alsın!"
      “Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdit eden, anarşiliğin, ifsat ve tahribin, yegâne çaresi ancak ve ancak İlâhî, semâvî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatleridir, hakikat-i İslâmiyettir.”

      Daha çok var. Şimdilik bu kadarı yeter Bir küçük hatırlatma. Türkiye hem İslam’ı, hem de alemini temsilden istifa etmişti. Peki Türkiye niçin yeniden öne çıkar. Çünkü yiğit orada yere düştü. Başka? Alem-i İslam’ın kapısı Türkiye. Mehdi o kapıdan girecek. Çünkü Halifetullah olarak 5. Ve hakiki hilafetin sahibi odur. Emevilerle başlayan ısırıcı hilafeti Türkler’den devir alır. Ve önce Türk’ü uyandırır sonra. Her şey anlatılmaz. Filmin sonu anlatılır mı? Ha Erdoğan fecr-i sadıkın 2. şartını yerine getiren 2. Türk siyasi adamıdır. Üçüncüsüne de o aday. Bazı numaralar çevirdi yakında patlar.

      Sil
    22. 5*Şimdi adlarını vermeyeceğim ehl-i tarikin bazıları manevi hizmet yönünü kaybettiği yıllarda 1950 sonrası manevi fütuhat yerine memur yerleştirme ve devlete hakim olarak yani siyasi cihadla fütuhatı hayal etti. Temeli atmadan gökdelen yapmaya kalktılar. Ve Türkiye’nin siyasi dengesini Süfyan lehine bozdular. Çünkü bilmedikleri bir husus vardı. Zor ve güç kafiri münafık kılığına sokar. Ve aldatarak ortalığı karıştırmasına sebebiyet verir. Yani kaş yapayım derken göz çıkardılar. Onun için dinde ikrah yasaktır. Ve devlete dindar memurun alınması ancak ve ancak 1975 sonrası 1. MC ile mümkün olabildi. Olabildi ama bu kez derveye FETÖ sokuldu. Ve Müslümanların manevi ve dini hizmet atağı 67 yılda 100 tohumun 100’ünü de böcekler yiyince sıfıra sıfır elde var sıfır. Ama Kur’an hakikatlerini ve Kur’an okutulmasını öğretenler gökdelen kurmadan, manevi miraçla meley-i alaya hizmet sevincini ulaştırdı.
      İngiliz’in ilk elde ettiği Arap kabilesi Suudilerdir. Ta 1700’lerin sonunda. Onlar dini saikle yani batıl inançları ile ihanet ettiler. O Suudi aşiretinin son oyununu ise Bediüzzaman görüp şöyle yazmıştı: “Şimdi gizli münafıklar, Vehhâbîlik damarıyla en ziyade İslâmiyeti ve hakikat-i Kur’âniyeyi muhafazaya memur ve mükellef olan bir kısım hocaları elde edip, ehl-i hakikati Alevîlikle ittiham etmekle birbiri aleyhinde istimal ederek dehşetli bir darbeyi İslâmiyete vurmaya çalışanlar meydanda geziyorlar."

      Bu hocaların önemli bir kısmı ilahiyatçılardır. Bir ara Diyanet’i bile sarstılar. Ama oyun bozanlık İlahiyatçı hocalarda kaldı. “Kur’ancılar” işte o fitnenin ürünüdür. Netice-i kelam Mehdi’nin 3 fasılla yapılacak vazifesini Risale-i Nur’dan hatırlayalım:

      “Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır...”
      “İkinci vazifesi: Hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) unvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihya etmektir. Âlem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve mânevî tehlikelerden ve gazab-ı İlâhiden kurtarmaktır...”
      ...”“Üçüncü vazifesi: İnkılâbât-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’âniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tâtile uğramasıyla, o zât, bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır…”(Emirdağ)

      “Hazret-i Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek...”(29. Mektup)

      Sil
    23. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    24. abdurrahimi takmayın insan cahillerden yüz çevirmeli işin özünü bilmeyenlerden uzak durmalı sayfanın yöneticisi de mesul bu durumdan.said nursi 15 yıl içindi veli idi ancak muceddid değildi,
      Bilal Nadir-Abdulbaki Erol ve Mehdi... Abdulbaki Erol sahabeden Hz Osman'a benzer Mehdi'nin 4 halife ve Peygamberimiz(sav) ile olan meclisinde o da vardı.Su anki gavs menzildeki kişidir.O'ndan sonra Mehdi'dir ancak Mehdi'nin o görevini Mehdi'nin sağ veziri Mehmed Efendi getirecek şeyh Nazım Efendi'nin oglu, Gavs Abdulbaki Erol batın cübbesini Mehmed Efendi'ye teslim etti batın cübbesi yesildir

      Sil
    25. Ağzınsa sağlık kardeşim. Cok güzel yazmışsın.
      Allah c.c. senden razı olsun.

      Sil
    26. Ehl-i tarike laf söyleyen senin gibi olsun. Yani zekavet-i betra olsun. Ehl-i tarik kimdir? Ehl-i tasavvuf kimdir? Kurbet-i İlahiye için cümle dünyevi nimetleri terk eden demek. Dünyevi hırsı olmayan demek. Dünyevi makam düşkünü olmayan demek Sadece rıza-yı İlahiyi maksad edinen demektir.

      Onların her biri, büyük-küçük her ümmet topluluğunun olduğu yerde onları yönlendiren birer manevi mahalle muhtarı. Ne demek bu? Ehl-i tasavvuf 750 yıl ümmeti kulluğa sevk değil, teşvik etmiytir. Camiden çok tekke vardı. Ehl-i tarik merkez güç değil, çevrenin manevi gücü. Çevre demek siyasi ve idari merkezin dışında kalan her yer, köy, mahalle ve kasaba. Öyle ki bir anda bir coğrafi mekanda birbirinden habersiz 4-5 veli olduğu bile görülmüş. Birbirinden habersiz hizmet etmişler. Onlar merkezin değil çevrenin muallimleri olmuşlar. Yani milletin tabanının köy-mahalleler oluşturur. Onların manevi polisi veya yöneticisi demek olan muhtar ise ehl-i tasavvuftur. Medeni hayatın olmadığı, iletişimin olmadığı, merkezle derin bağlantı olmadığı, merkezin irşadı olmadığı yerlerde mahalli yöneticisi gibi ehl-i tarik olmuş. Yani çeşitli ve birbirinden farklı çok sayıda ehl-i tarik şubeleri birer güneş değil ama yıldızların nokta aydınlatması gibi nokta aydınlatmalar yapmışlar. Ve manevi semayı oluşturmuşlar.Ümmetini 750 yıl irşad ederek ayakta tutmuş. Bu 750 rakamı da Kur’an’ın ehl-i tarikin hizmet süresinin rakamının ebcedi işaretidir.

      Ama ehl-i tarik 750 yıl sonra 1247 Hicri tarihinde tevakkuf etmiş. Neredeyse tasavvuftan gelen bir iki müceddidden biri olan 12. müceddid Mevlana Halid-i Bağdadi’nin vefatı sonrası harici tehlikenin güdümündeki mason-siyonist siyasi-idari-askeri teşkilatlanmanın sonucu 50 yıl sonra ehl-i tarik fitne-fesad sonucu zayıflamış. Onlar zayıflayınca da İslam deccalinin ileri karakolları huruç ederken (1243) ümmet çöküntüyü yaşamış. Ümmetin yıkılış sembolü Abdülhamid’in devrilmesini ehl-i tarik manen önleyemedi. Zamanın Şazeli kutbu bunu Sultan'a itiraf eder.

      Bunu daha önce bu sitede yazdım. Ehl-i tarik gücünü kaybettiği için Deccal hakim olmuş. İşte o zaman Halifetullah devreye girer ve dini ihya eder. Din ihya olunca 1247’den itibaren zaafa uğrayıp 1344’ten itibaren sadece esamisi kalanlar ve tek parti diktatoryasının zulmü sonucu yer altına çekilen o ehli tarik de tecdide uğrar. Ne zaman? Bunu yazdım tekrar yazayım. H1444. 1439’da başlayacak Mehdiyetin hakimiyeti ile ehl-i tarik tecdide uğramış olarak fütuhatı başlar. Şimdi 1344’ten bu yana gıkı çıkmayan ehl-i tarikin çoğu, 1950’den sonra doğan demokrasi ve hürriyet atmosferinde ne yaptı bilir misin? O hürriyet havasını sağlayanlara deccalin fesad komitesinin güdümünde cephe alarak siyasal İslam'a güç verip fecr-i sadıkı geciktirenlerden olmuş. Lafla gavs, veli, şeyh olunmaz. Bana 1909’dan sonra doğan doğru dürüst bir veli gösterebilir misin. Arap aleminde değil. Kürt aleminde de değil. Türk aleminde. Mafiş. Tabi bunlardan tasavvufun mühim bir kutbu Süleyman Tunahan Hazretleri, Sami Efendi, Gönenli emsali dışında isim verebilir misin?

      Bazı merkez camilere dayalı bir iki şeyh dini yayma ve ihya yoluna siyasetin pisliğine bulaştırarak, mürit değil yandaş siyasetçi yetiştirip milletin hayrına çalışmadılar.

      Unutma ahir zaman hizmeti halifetullaha aittir. Hz. Peygamber ve Hz. Ali (ra) 1926-1928’e işaret ederler. Ve ancak 90 yıl sonra onun hakimiyeti görülür. O hakimiyeti de sağlayacak olan da şu veya bu değil ümmetin manevi cemaatlerinin ittihadı. Ki ondan sonra sıra alem-i İslam’a gelir. Çünkü bir paralel uyanış da orada var. Bu iki güç birleşir. Birleşince ne olur? Sus sus kimseler duymasın.

      Sil
    27. 2* Dini hizmetlerin çoğu değil tamamı çevre hareketidir. Yani merkezi otorite ile yani siyaset ile var değiller. Örnek: 1878-79 Rus harbi sonrası toplumda oluşan zulamatı dağıtma vazifesini merkez değil, yani saltanat değil, yani siyaset değil Mevlana Halidi’nin şakirtleri dağıtmıştır. Ve toplumun maneviyatını desteklemiştir. Ama 13. Asır girilince o görev başka bir müceddide geçer. Kime? Mehdi’ye yani 13. Müceddid halifetullaha. Çünkü hilafet bitmiş, ehl-i tarik yasaklanmış ve Süfyan huruç etmiş ve dinsizliğe zemin hazırlanmıştır. Buna rağmen yer yer mahalle muhtarı mesabesindeki ehl-i tarik ancak kendiini koruma derdine düşmüştür. Çünkü yaşanan fitne, insanlık tarihin en büyük fitnesidir. Duhan zamanıdır. Bu duhan ehl-i dini de etkiler.

      Bu hangamede iki dini görünümlü hareket Türkiye’de dine zarar vermiştir. (Ki rivayetlerde Deccal Mehdi'yi iki kez kılıçla ikiye bölerek geçip gidermiş)Biri bir cami şeyhinin devlete adam sokarak dinsizliği önleyeceğini sanmış ve siyasal İslam hareketi ile dengeleri bozmuştur. O hareketi söndürmek için bu kez yine tasavvufi meşrep (bu ifade bizzat ona aittir) Gülen soytarısı sahneye çıkmıştır. Risale-i Nur talebelerine 12 Eylül cuntası ABD’nin baskısı ile siyasal İslam’ın parti ve mensuplarına karşı mücadele için iki kez teklif yapılmış ve tehditlere rağmen red edilince bu kez İskenderun’da askerliğinden beri derin devlet tarafından kullanılan Gülen sahneye sürülmüştür. Onların alçaklığını saymaya gerek yoktur. Ancak Çarşamba Cemaatine karşı alçakça tertiplerini biliniyor. Bir suikast tertibi ve bir de Cübbeli Hoca’ya yapılan baskının benzeri Menzile de yapılmak istenmiştir. Bu derin merkezin çevreye müdahalesidir. Yani mahalle muhtarlarına tecdid devresinde yapılan bir baskıdır. Ama sağduyu hakim olmuş ve bir iki sapma dışında kendini korumuştur.

      Dini hizmet rıza-yı İlahi içindir. Şeyhini, hocasını veya üstadını makamlara getrime faaliyeti değildir. Tasavvufta şeyh odaklı bağlılık olduğundan şeyhini yücelteme ve beğenme ve büyük görme olabilir. Ama bunun İslam ümmetine tek olarak teşmil edemezsiniz. Hakkınız yok. Çünkü o mahalli bir harekettir. O şeyh ve müritleri o havalinin hizmetine yaparlar. Bu yapılırken de diğer şubelere veya başka meşrepteki ehl-i tarik üzerinden fazilet hakimiyeti kuramaz. Çünkü ehl-i tarikin meşrebi mahviyettir, alçak gönüllülüktür. Ego-eneden kurtulmadır.

      Dini hizmetlerde makam seçme ve beğenme veya böbürlenme yoktur. Çünkü takdir edecek olan kul değil Cenab-ı Allah’tır. Aksi halde vazife-yi İlahiye’ye karışmaktır. Böyle hallerde manevi süluk durur ve eneye mağlubiyet sebebiyle manevi terakkiden ıskat olur. Bu tasavvufun kaidesidir. Mürşidini ve tarikini sevmek olabilir. Ama ona tekel tanımak yoktur ve hatadır.

      Sil
    28. 3*Tekrar ediyorum ahir zamanın küresel hizmeti Mehdi-Mesih ikilisinin oluşturacağı iki ayrı ittihad ile olacaktır. O zaman herkes üzerine düşeni yapacaktır. Ve o dönemde ise ehl-i tarik tecdid yani dini ihya sonrası fütuhata vesile olacaktır. İslam’ın hakimine galibiyeti 1400’e kadardır. Ancak son olarak bir 87 yıllık bir süreç var. Bu süreç ise bu yıl başlıyor. Ondan üç yıl sonra küresel ve alem-i İslam sathında fütuhata tecdid olmuş ehl-i tarik de katılır. Mesela Çarşamba Cemaati bütün komplolara rağmen Cübbeli Hoca tarafından toparlanmış ve hata yaptığı zaman döneme faziletini göstererek hizmetini genişletmiştir. Bunun gibi birkaç dini cemaat var. Bunların ittihadı sonucu çok hayırlı fütuhat görülecek. Bunun içinde Ayasofya-Kudüs-Mekke’nin fethi bile var. Bundan başka Tevhid’in Hıristiyan dünyasında külli kabulü olacak. 17 yıl sonra. Bunu kim yapacak sanıyorsunuz?

      Ehl-i tarik siyasi otorite ve dünyevi hakimiyet peşinde koşmaz. O çevrenin yani mahallenin imamıdır. Merkezde halife olmadığı için de o vazife Mehdi ve grubuna düşer. Ehl-i tarikin böyle bir vazifesi yoktur. O İslam’daki sayısız hak yollardan biri, yani cadde-i kübrayı İslam’da bir şerittir. Herkes şeridinde gider. Ve makbuldür. Her tarik Allah’ın bir isminin tezühürü olduğu gibi temelini Kur’an’dan alır. Ve meşrudur. Fazilet noktasında takdir ise Allah’a aittir. Kul vazifesini yapar, neticeye karışmaz. Değil mi? Unutma tasvvuf evliyası velayet-i suğradır.

      Sil
    29. 1*1* Birden bire sürpriz bir gelişme oldu. Önce MHP Lideri Bahçeli’nin sürpriz seçim teklifi, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürpriz seçim tarihi gündeme düştü. Yani sürpriz üzerine sürpriz. Ne diyelim hayırlı olsun. 24 Haziran’da milletçe sandığa gideceğiz. Ama bu seçim bu kez farklı. Yeni bir dönemi başlatmak için oy kullanacağız. Yani Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi start alacak. Hatırlatayım bu yönetim tarzı en çok 2 asırlık bürokrasiden kurtuluşun, bürokrasi oligarşisinden kurtuluşun, bürokrasi zulmünden kurtuluşun müjdesidir. Demokrasiye geçtik ama bürokrasi sultasından bir türlü kurtulamadık. Bir not daha batılı dostlarımızın vesayetleri için 1960 Anayasası ile milli iradeye vurulan Avrupai hukuktan çalma bürokrasi parangası da kırılacak. Bürokrasinin gücü epeyce eriyecek. Oh olsun onlara.

      Şahsen bir erken seçim beklemiyordum. Ancak bu yılın (1439-12018) önemli gelişmelere sahne olacağını gösteren manevi işaretler vardı. Aşağıda anlatacağım. Bunların ne anlama geleceğini kestirmeye çalışıyordum. Yani nasıl ve ne gibi bir şey diye. Referandum sonrası güçlü iktidar için biryerli ve cumhuri ittifak olması ümitlendiriyordu. Netice ne olacağını göreceğiz.

      Benim kafama takılan şu oldu. Daha yakın bir tarihe kadar zamanında erken seçim taraftarı MHP lideri Bahçeli grup konuşmasında sürpriz bir şeklide erken seçim çağrısı yaptı. Gerekçe olarak da “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi üzerinde fitne üretilmesini” ve “kriz ve kaosa gel gel yapan yerli ve yabancı mihrakları” gösterdi. Üstelik belgeli demez mi? Derken, bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da erken seçim çağrısına olumlu cevap verip sandığa gidilmesi için yakın bir tarih verdi. Konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile ilgili sıkıntıyı dile getirdi ama bölgedeki gelişmeleri de gerekçe gösterdi. Erdoğan “Eski sistemin hastalıkları attığımız her adımda karşımıza çıkabiliyor. Yeni yönetim sistemine geçiş aciliyet kesbetmeye başlamıştır” dedikten başka bölgemizdeki gelişmelere dikkat çekti: “Gerek Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi operasyonlar gerek Suriye ve Irak merkezli olarak bölgemizde yaşana tarihi önemdeki hadiseler Türkiye’nin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir.” Ne demekti bu?.

      Çünkü Başkan Trump önce “bölgeden çekileceğiz” dedi. Ardından iki ortağı ile Suriye’ye operasyonu düzenlemesi, derken bu kez İsrail güdümündeki Arapların Suriye’de Fırat’ın doğu bölgesine yerleştirilmesi planı gündeme gelmişti. Yani Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması öncesi zincirleme bir dümen devreye sokulmuştu. Bu arada küresel sermayenin Trump’a destek olarak seçtiği Fransa Cumhurbaşkanı Macron operasyon öncesi ve sonrası ilginç laflar etti. Bir nevi Türkiye’nin Rusya ile arasını bozmak, Balkanlar’da Türk varlığına sınır çekmek gibi abuk sabuk konuşmalar yaptı.

      Sil
    30. 2*Her neyse erken seçim kararına nasıl bakılmalı? İyi mi, kötü mü? Ne demişler düşmandan al haberi: İki iç-dış mihraktan hemen bozuk ses geldi. Batının ve küresel sermayenin güdümündeki patronlar kulübü bir açıklama ile erken seçime veryansın etti. Çok geçmeden bu kez ABD’den çatlak ses geldi: Son haftalarda şom ağızlı ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert "Türkiye'nin OHAL altında özgür, şeffaf ve adil bir seçim yapabileceğinden endişeliyiz." diye ABD’nin baklasını ağzından çıkardı.. Bir manada ABD’nin ve şer mihrakların seçim öncesi bazı hazırlıları olduğunu akla getirdi.

      Yani? Erken seçim kararı 2019’da seçim yapılacak diye komplolara ve entrikalara hazırlanan şer odakları erken sandıkla şaşırıp kaldı. Çok fena şaşırdılar. Tabi ki, FETÖ ve efendileri de. Fakat işin bir de manevi yönü var. Gaybi ihbar olarak. Üstelik ihbar da kuru ve yaş her şeyi kapsayan İlahi kelam Kur’an’dan remzen veriliyor. Ona da bakalım.

      Yalnız bu seçimin 26 Ağustos yapılması halinde sayısal tevafuk aradım. Uzun araştırmadan sonra yüzde 57.8 buldum. Üstelik Yusuf ve Enfal Surelerinden ilginç bulgular çıktı. Ama 24 saat sonra durum değişti. En’am ve Yunus Surelerinden bazı işaretler kafamı karıştırdı. İşin ilginç yanı seçim Hicri 10’uncu ayın 10’uncu günü yapılacak. 10 üzerinden 10 gibi bir şey. Miladi 6. Ayın 24’üncü yılın 175. günü. Peki oranlar ne? Ak Parti’nin MHP hariç yüzde 45.2-46’lık oyunun üzerine ne gelecek? Yüzde 6 mı yoksa yüzde 49'un üzerine 6 mı?

      Bunun dışında yoksa 13 mü? Çünkü Erdoğan’ın açıkladığı seçim tarihinde 13 tevafuku bariz bir şeklide kendini gösterdi. 13 tevafukunun olduğu bir yerde Mehdi-Mehdiyete zafer yazar.

      Sonra Hicr Suresi’nin 87 ayeti olan “Biz sana 'tekrarlanan yedi'yi ve azametli Kur'ân'ı verdik.” Sayısal olarak iki ayrı tarihe bakar. “Biz sana 'tekrarlanan yedi'yi” (Seb'a mesaniyi) 1526’ya bakar. Ayrıca “azametli Kur'ân'ı verdik.” 1439 sayısını verir. Bu da 14 asırlık İslam hakimiyetinin dışında, ki bu Mehdiyet’in hakimiyet dönemidir, İslam dünyada 1526’ya kadar yaşayacaktır. Cin Suresi’nin 16-17 ayetleri de 1444 yılını verir işari olarak. Yani 1439 yeni bir döneme başlangıç olurken, 1444 ise ehl-i tarikin de yer aldığı seri fütuhata vesile olunacak. Bunun içinde iki mabedin hürriyetine kavuşmasının olması kuvvetli bir gaybi haberdir. Ondan sonra sıra Vehhabi üzerinden fitnelemeye son verilme gelir. Allahüalem.



      Sil
    31. Kardeşim garip biri f.gülen i nurcuların içinde göstererek museylime gibi bir adamı İslam içinde göstermek gibi bir iş yaptın.Ümmetin 73 fırkaya ayrılacağı sadece birinin kurtulacağı hadislerde var.72 bozuk firmayı nazara vererek İslami kötülemek neyse hayatını imanı kurtarmaya ve İslam'a hizmete adamış ve uğurda çile çekmiş insanların içine bir kaç münafığın dahil etmeniz başka Bediüzzaman ve onun sadık talebelerine mahşerde sizi karşı karsiya getirmez mi.Bediuzzaman ve hakiki nurcuların kul size karşı kul hakkı olmaz mı.Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okur diyen ve iman hizmetinden başka hiçbir gayesi olmayan bir mazlumumazlumun ke siyonizme satmış f.gulen gibi münafıklarla aynı çizgide göstermeniz buyuk bir mesuliyeti doğuruyor.Ehl i tarık olduğunu iddia eden ne kadar çok dalalette olan tarikat olduğunu siz de bilirsiniz.Simdi dalalette olan bu kişileri kadiri ya da nakşibendi gibi binlerce yıl İslam'a etmiş mübarek Kerim içinde göstermek neyse yaklaşık yüzyıldan beri bu memlekette imana,İslam'a ve kur ana hizmet eden Bediüzzamani f.gulen ve birkaç tane daha var onları da nurcularin içinde göstermeniz aynı şeydir.Bir de Nurculuk ve tarikatlar farklı şeyler gibi göstermeniz dogrumu.Basta Allah a iman olmak üzere binlerce belki milyonlarca ortak noktada buluşuyorlar mi.Ayrica Bediüzzaman kadiri ve nakşibendi tarikatların bağlılığını kendisinin kadiri tarikatının daha etkili olduğunu tarihçe i hayatında anlatıyor.Yaptiginiz bu karşılaştırma neyin nedir.Bu insanların hepsi Allah dostu değil midir.Bir de sayıca şu sukadardir bu bu kadardır diyerek karşılaştırma yapıyorsunuz.Allah aşkına bazı peygamberler gelmiş hiç ümmeti olmadığı halde peygamberlik görevini yerine getirmiştir.Sayinin ne ehemmiyeti var.Bizim aslı görevimiz iman ve ibadet değil mi.Biz anlatırım kabul ettirmek ya da ettirmek Allah in vazifesidir.Kemiyyet değil keyfiyet önemlidir.Muslumanin bu kadar düşmanı olduğu bir dönemde üstünlük yarısına girmek kendimize de toplumda dünyaya da hidayete getirmez.Musluman kâfirlerle ve münafıklarla savaşır,mücadele eder,birbiriyle değil.Allah a sukur inancımız tam,Kardes olmamız için yeterli değil midir.

      Sil
    32. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    33. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    34. Allah razı olsun garibbiri kardeş . Neslinden hakk dostları yetişsin inşAllah

      Sil
    35. Fütühattan,bir gecede ıslahtan,sonra tekbirler nasıl, ne zaman olur?Her tekbirin bir etkisi olsa gerek.

      Sil
    36. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    37. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    38. Acib biri dinle
      1* Bir at elması var, bir de golden elma, ayrıca Amasya elması. Hepsi elma, ama cinsleri farklı. 1878’deki zulumatı dağıtan tassavvufi ekolden ender gelen Mevlana Halidi’nin talebeleri. Çünkü o asrın hükmü onda idi. Diğer ehl-i tarikte değil. Nüansları anlamak lazım. Her şeyh şeyh olsa idi şimdi kim hükmediyor olurdu?

      Tekke aslanı benim verdiğim ebcedi rakamlar ayetlere ait. Ayetler yerine göre ve genellikle hicri, bazen Miladi bazen de Rumi tarih veriyor. Şimdi Cin Suresi’nin 16-17. Ayetleri ehl-i tarike de bakar. Bu iki ayet tasavvufun çeşitli merhalelerine işaret eder. Bu arada 17. Ayetteki “an zikri Rabbihi” cümlesi 1247 rakamını verir. Bu tarihi manevi illiyeti ile İslam’da manevi aktif hayatın bu tarihe kadar devam edeceğine işaret ettiğini tevil etmişler. Bu manevi hayatın aktif olarak son tarihidir. Ondan sonrası manevi hayat yani ehl-i tarik zaafa düşermeye başlmayarak bir asır sonra pasifleşir. Öyle olmasa koca hilafet çöker miydi? Deccal çıkar mıydı? Deccalin zulmüne uğrayan -tarik ona mani olabilmişler mi? Senin aklın yok mu?. Ne zamana kadar bu pasiflik devam eder. Din ve vicdan hürriyeti prensibi Mehdiyetin mücadelesiyle hakim olacağı döneme kadar. Bu da 1444 eder. Yani 5 yıl sonra. Çünkü “Biz bol bol bir su içirirdik” cümlesinin ebcedi değeri bu. Yaş ve kuru Kur’anda olduğu bilinir. Sen neye itiraz ediyorsun. Ben Kur’an’ın işari rakamını verdim. İnanmak zorunda değilsin. Ama inkar edemezsin. Sonra paparayı yersin.

      Kaldı ki ehli tarikin mesleği dünyevi değil uhrevi. Dünyevileşmekten uzaklaşarak kurbiyet-i İlahiye’yi tercih mesleğidir. Ve akıl değil, kalb ayağı ile ruhani seyr-i sülüktür. Uzun ve ince ve de meşakkatli bir tarik. Değil mi? Ferdi kurtuluşu aramaktır. Ve bu İslam dünyasında sahabe ve etbain ve etbatabiinden sonra başlayarak 750 yıl devam etmiştir. Sonra pasifleşmiş. Öyle değil mi yoksa. Bütün sokak-caddede yürüyenler zikirde mi de biz göremiyoruz? Sonra ehl-i tarik olmak isteğe bağlı bir husustur. Dini mecburiyet yok. Mecburiyeti olmayan hususun mesuliyeti de yoktur. İstersen uçakla gidersin, istersen trenle veya otobüsle. Bu bir tercih meselesi. La ikraha fiddin.

      Başarı kesret-i etbada değildir. Sonra bir yığın isim saymışsın. Onlar küfr-ü mutlakın hakimiyetini önleyebilmişler mi? Hayır. Niçin? Bunun cevabını bularsan her şeyi öğrenirsin.

      Vazifeliye tokat atmak ehl-i tarikin meşrebi midir? Ayrıca İslam’ın dahilde niza istemez hakikati gereğince asayişi bozacak hareketlerden kaçınmak esastır. Osmanlı tokadı atmak iyi de zavallı bir aracıya tokat atarak mı şeyhlik taslanır. Manevi gücü yetiyorsa emri vereni baştan indirirdi. Demek ki gücü bir emir getirene yetiyor. Emri verene değil. Sonra bütün Türkiye’de tekke ve zaviyeler kapatıldı mı kapatılmadı mı? Ve yer altına indiler değil mi? O zaman ne zamandı bakim. Ferdi gösteriş umuma mal edilemez.

      Unutma ehl-i tarikin manevi gücü Abdülahmid’in tahttan indirilmesine mani olamadı. Çünkü ahir zaman başlamış? Ne zaman 1222’de. Yani 1806. 20 yıl sonra da Bektaşi dergahı Yeniçeri Ocağı söndürülmüş. 1243-1826. Allah’ın da bir hesabı var. Şimdi 1439’dayız. 4 yıl sonra da ayetin başka bir ihbarı başlıyor.

      Sil
    39. 2* Şimdi falan tarikatın falan kolunun falan halifeleri İslam’ı temsil etmez. Onlar sadece İslam’ın bir ferdi tercih tarikidir. Onlar gibi yüzlerce var. Temsil vazifesi kimseye verilmemiş. Dinin yaşanması istenmiş. Ve herkes kabiliyetine, ondaki esmanın tecellisine göre bir tarik veya tarz veya cemaat tercih etmiş ve ibadetini yerine getirmiş. Varis-i Nebi kimdir? Ehl-i tarik olmasa gerek. Birinci derecede o asrın kutbu yani tarikat kutbu değil, varis-i Nebi olan müceddiddir. Sonra diğer ulema gelir. Son söz Mehdiye aittir. Onun hükmü geçerlidir.

      Bütün Kur’an Seb’a Mesanide toplanmış. Seb’a Mesani de Besmelede. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adında. Rahim insana bakar, Rahman dünya ve cümle mahlukatına, Allah ismi ise bütün kainata. Yani Besmeleyi çekince Allah’ın bu 3 alemdeki tecellileri ve nimetleri akla gelir. Zaten Fatiha da insanın esas vazifesi olan hamd ile başlar. Çünkü Besmeleyi dile getiren Rabb-ül Alemin olan Allah’ın bütün alemleri terbiye ve yaratması ile verdiği nimeti bilerek teşekkür ederek söze başlar. Çünkü o erhamürrahimdir. O 50 bin yıllık mahşerin yani din gününün sahibi olduğu için o günde ayakta kalabilmek için ona ibadetle hamd görevi esastır. Mükellefiyet bundadır. Çünkü o nimetlerin sahibini tesbih, tazim ve şükür kulun esas mükellefiyeti olduğundan Seb’a Masani'nin her rekatta tekrarlanması esas olmuş. Bu konu ciltler dolusu ama özetle budur. Bunu böyle bilmek ehl-i tarikin değil sahabe mesleğinin gereğidir. Biliyorsun sahabe mesleği ehl-i tarik değildir. Hakikat mesleğidir. Ve hiçbir kutup, müceddid ve şeyh onların önüne geçemiyor. Mehdi bile.

      Önce anla sonra konuş. Ön yargılarına insanları mahkum etme. O senin karakterini gösterir.


      Sil
    40. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    41. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    42. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    43. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    44. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    45. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    46. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    47. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    48. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    49. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    50. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    51. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    52. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    53. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    54. Acib-i taassubu hodfuruş biri.
      1*İslam dünyasını geri bırakan sebeplerden biri de cehalettir. Cehalet de tabak tabakadır. Bir manada okuduğunu anlamamak da buna girer. Meramın muradını bilmemek de buna dahil. Biz ahir zamanın ortaya çıkışının sebep ve şartlarını sıralarken Kur’an’ın işari olarak haber verdiği manevi hayatın pasifleşmesi hususudur. Bundan herkes nasibini alırken ehl-i tarik de aldı. Bu olmasaydı alem-i İslam’ın bugünkü acınacak hali olmazdı. Değil mi? Mehdiyetin zuhuru söz konusu olamazdı.

      Ehl-i tasavvuf çevrede (ümmeti-milleti) ayakta tutan dini ekollerden biri idi. Diğerleri gibi de o da çeşitli sebeplerle pasifleşti. Bir nevi kurudu. Ehl-i din merkez olan saltanın-yönetimin içinde değildir. Çevrenin muhtarlarıdır, siyasetten misyonu gereği bağımsız muhtar kimselerdir. Merkeze güç ve kuvvet verirdi. Merkezi besler, destekler ama içinde yer almazdı. Onların hikmeti manevi ve uhrevi. Merkez dünyevi makamın yeri. Ona güç veren çevrenin zemini çürüyünce merkez de çöker. Osmanlı böyle çöktü. Abbasiler gibi. Çünkü çevre demek olan ehl-i din ve millet gerileyince merkezin zaafa uğraması mukadderdir.

      Ben bir tesbit yaptım, sen ise taassup içinde abuk sabuk laflar edip duruyorsun. Onu buna makamlar, nitelikler, ünvanlar biçiyorsun. Senin bilginin konumuzla ilgili bir kıymet-i harbiyesi var. Bunu söylerken senin bir ehl-i tarik olmadığını da ima ediyorum. Çünkü ehl-i tariki birinci düsturu ihlastır. Enaniyeti terk etmektir. Enaniyeti terk etmeyen mürid, seyr-i sülukunda terakki edemez. Bu seyr-i süluk anlayasın diye senin tabirinle vereyim “Şeriat-Tarikat-Hakikat-Marifet iç içe dört mertebede”deki seyirdir. İmam-ı Rabbani, bu seyri tasnif eder ve tarik adayı için ilk merhalesinin kalbi hastalıklardan ve endişelerden kurtulmak olarak gösterir. Yani dinin ihyası. Ondan sonra dinin farzlarını ve sünneti ihya aşaması gelir. Bu iki aşama senin tarifindeki şeriat-tarikat aşamalarıdır. Bu aşamadan sonra ehl-i hakikat devresi başlar. Bu da velayet-i kübra sahiplerinin aşamasıdır. Marifet de vardır. (Bu aşamalar ahir zamanda Mehndi’in hizmeti ilen iman-hayat-şeirat olarak tecelli eder) Ve her asırda onbinlerce müritten ancak bir veya ikisi o aşamaya gelebiliyor. İşte bu aşamalarda seyrederken enaniyete kapılan mürid imtihanı kazanamıyor. Kimi orta derecede, kimi daha az derece, kimi de senin gibi çakma ehl-i tarik olur. Çünkü onun seyri budur, başarılı olamamış veya sabit bir makamda kalmıştır. Sen kibir ve gurur içinde atıp tutuyorsun da tasavvuf nedir, tarikat nedir hiç bahsetmemişsin. Sallamışsın. Şuradan buradan övünç portreleri aşırıp tarikat tarifi yerine propagandası yapmışsın..

      Şimdi sana önce tarikat nedir onu öğretmek lazım. İkincisi manevi hayatın pasifleşmesi demek olan ehl-i tarikin aktif devreden çıkması sonrası başlayan ahir zaman müceddidinin vazifesinin ne olduğunu öğretmek lazım. O bir nevi Hadisin (ümmetimin alimleri Beni İsrail’in nebileri gibidir) manasıyla nebi gibidir. Hz. Mesih’in tarzında hizmet yapacaktır. Ehl-i iman ve İslam gerilemeseydi deccaller, ve deccal taslakları diktatörler emperyalistlerin vesayeti altında alem-i İsleam’ın memalikinde hüküm sürmezdi. Dinsizlik harici bir tehlike olarak ortaya çıktı. Çünkü din giderse ümmet parçalanır, İslam alemi parçalanırsa emperyalistler ve Siyonistler emellerine nail olur. Ve odular. Bunu ehl-i tarik dahil ehl-i din önleyebildi mi? Hayır. Ben bu tesbiti dile getirdim. Yani ehl-i tarik stop etti veya peygamber vitesi ile yerinde sayarak geriye hareket ederek. Ne zamana kadar, onu izah ettim. Delili de Kur’an’dan getirdim. Şimdi adını vermeyeyim iki tane tasavvuf taslağı şeyh ve lider Türkiye’de dinsizliğin 70 yıl süresini uzatılmasında aktif rol aldı. Nasıl? Siyasetin dengelerini bozarak. Ehl-i din merkeze güç vereceğine iman ve Kur’an ile değil siyaset topuzuyla ıslahata kalktılar. Niçin? Cehalet ve dini taassubundan. Çünkü ilmi olmayan mü’min taassuba düşer.

      Sil
    55. 2*Bak Cumhurbaşkanı Nakşibendi’nin doğduğu şehri ziyaret etti. Deccalin 20. Asrın başında ilk işgal edip ahalisini katlettiği şehir Buhara oldu. İşin ilginç yanı 1 nolu deccal de tarihte ilk kez Buhara’yı işgal edip katliam yaptı. O zaman Abbasi yıkıldı. İkincisinde de 7 yıl sonra Osmanlı yıkıldı.. O zaman ehl-i tarik bunu durdursaydı. Niçin durduramadı? Cevabını ben vereyim. Nurani veya altın halkalar zinciri koparılırsa bu olur. Buhara iki kez iki deccalin tahribatına uğradı. Bu demektir ki, yalnız ehl-i tarik değil bütün ehl-i iman ve İslam gerilediği için oldu. Bu bir tesbittir. Ehl-i tariki kötülemek değildir. İddia eden münafıktır.
      Sen ehl-i tarik geçiniyorsun yani bir nevi mürid değil yandaş olarak ehl-i tariki ansiklopedik tarihi bilgi verip onunla övünüyor ama özünü-esasını anlatmıyorsun. Söze 18 Nisan yorumunun ilk cümlesi ile hakaretvari “Üstadına bir şey söylenince nasılda fevaran ediyorsun” noktasından başlıyorum. Bediüzzaman 15. Söz’de Kur’an’ın tarifini yaparken tasavvufi bütün mesleklerin kaynağının Kur’an olduğunu “bütün evliyâ ve sıddîkîn ve ürefâ ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvâfık ve onu tasvir edecek birer risâle ibraz eden mukaddes bir kütüphâne hükmünde bir kitâb-ı semâvîdir” vurgular. Sonra 1934 yılında ehl-i tarike saldırıların en ağır olduğu bir zamanda 29. Mektup’ta tarikatı tarif ve müdafaa eder.

      (Tasavvuf, tarikat, velâyet, seyr ü sülûk namları altında şirin, nuranî, neşeli, ruhanî bir hakikat-i kudsiye vardır ki, o hakikat-i kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cilt kitap, ehl-i zevk ve keşfin muhakkikleri yazmışlar, o hakikati ümmete ve bize söylemişler. (Allah onları bol mükafaatlarla mükafatlandırsın) Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reşhalarını şu zamanın bazı ilcaatına binaen göstereceğiz) dedikter sonra tarikatın tarifini şöyle yapar:
      (Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde ve sâyesi altında kalp ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, halî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur’âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemal-i beşerîdir.)

      Ve sonra çok ilginç bir şey yapar. İnsandaki kalb ve beynin manevi fonksiyonlarını nazara verir. Verir ki insanın niçin yaratıldığın anlaşılsın. İnsanın kainatın kapsamlı bir fihristi olarak başındaki beynini bir telgraf telefon santralına benzeterek bir nevi kainatın manevi merkezi olarak niteler. Kalbi ise kainatın sınırsız hakikatlerinin mazharı ve çekirdeği olduğunu ve ehl-i velayetin bununla ilgili milyonlarca kitap yazarak miras bıraktığını nazara verir. Mademki kalbin ve beynin böyle özellikleri var, Fatır olan Cenab-ı Allah o kalbin çalışmasını ve gelişmesini ve hareketini takdir etmiş. Bunu da yapacak olan da velayet mertebesinde zikr-i İlahi ile tarikat yolunda iman hakikatlerine yönelmektir. Tarikat budur. Ey Acip biri bumu tarikatı inkar.

      Bediüzzman ilk Telvih’te bunları anlatır. Sonra ikinci Telvihte ise, kalbin ruhani hareketinin anahtar ve vesilelerinin zikr-i İlahi ile tefekkür olduğunu vurgular. Bunun güzelliklerinin sayısız olacağını belirtir. Ve bunun kişide uyandırdığı ferah ve mutluluğu ve dünyanın ağdalı şartlarından tahammül ve kurtulmanın nasıl olduğunu belirtir.

      Sil
    56. 3* Üçüncü Telvih’te Velayeti hücet-i risalet, tarikatı ise burhan-ı şeriat olarak tarif eder. Risaletin tarif ettiği iman hakikatlerini velayetin bir çeşit kalb gözü ile ve ruhani zevklerle aylnelyakin (görerek ve seyrederek bilme) derecesinde tasdik edileceğini anlatır.

      Burada tarikatın bir savunmasını yapar Bediüazzaman. Bazı sapık fırkaların kendileri erişemeyerek mahrum kaldıkları için ehl-i tarikin bu özelliğini inkar ettiklerine dikkat çeker. Ve ehl-i sünnete ve cemaatin bir kısım zahiri alimlerinin ve politikadaki gafil siyasetçilerin ehl-i tarikte ender görülen bazı hataları bahane ederek bu manevi hazinelerin yuvalarını kapatmak istemelerini eleştirir. Ve bir nevi kevser dağıtan o kaynağı kurutmak istediklerini söyler. Ve eleştirir. Ehil olmayanların her meslekte görülebileceğini belirterek Cenab-ı Allah’ın bu meslede hasenat ve seyyieler dengesini gözeterek ilahi adaletle hizmet ve kulluklarını kabul eder ve mükâfatlandırır. Veya hataları çok ise red edip cezalandırır. Bediüzzaman devam eder:

      (Madem adalet-i İlâhiye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür. Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin hasenâtı seyyiâtına katiyen müreccah olduğuna delil, ehl-i tarikat, ehl-i dalaletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesidir. Âdi bir samimî ehl-i tarikat, sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder. O zevk-i tarikat vasıtasıyla ve o muhabbet-i evliya cihetiyle imanını kurtarır. Kebâirle fâsık olur, fakat kâfir olmaz, kolaylıkla zındıkaya sokulmaz. )

      Dördüncü Telvih’te ise Velayet mesleğinin hem kolay ve zor olduğunu çok kısa olabileceği gibi çok uzun zaman alabileceğini belirterek bunun neticesinde (İşte bu sırlar içindir ki, o yolda sülûk edenler bazen boğulur, bazen zararlı düşer, bazen döner, başkalarını yoldan çıkarır.) Acip biri de böyle arka kapıdan çıkmış.
      Bundan sonra tarikattaki seyrin ve meşrebin özelliklerini anlatır. Karşılaşılan müsbet-menfi hallerin örneklerini anlatır. Şatahatları, kişi bir sinek iken nasıl olup da kedini tavus kuşu sandığını, cilvelerini, kişinin sıradan biri iken seyr-i süluk sırasında ulvi makamlara uğradığında yanılgıyla o makamın sahibi olduğunu sanması gibi halleri anlatır. Çok uzun bir bölümdür.

      Beşinci Telvih’te vahdet-ül vücud denen tarikatın mühim bir meşrebini müsbet-menfi yönlerinin örnekleriyle ahlatır. Bu meşrebin nasıl suiistimal edildiğini, sapıklığın nasıl oluştuğunu izah eder.Ve ( Kitap ve Sünnetten gelen desâtir-i akliye ve kavânin-i ilmiye ve usul-ü kelâmiye o meşrebi kaldıramıyor) der.
      Altınca Telvih’te ise 3 noktayı izah eder.
      (Birinci Nokta: Velâyet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini, Sünnet-i Seniyyeye ittibâdır. Yani, a’mal ve harekâtında Sünnet-i Seniyyeyi düşünüp ona tâbi olmak ve taklit etmek ve muamelât ve ef’alinde ahkâm-ı şer’iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir. … bu cadde-i kübrâ, velâyet-i kübrâ olan ehl-i veraset-i nübüvvet olan Sahabe ve Selef-i Salihînin caddesidir.

      Sil
    57. 4*İkinci Nokta: Velâyet yollarının ve tarikat şubelerinin en mühim esası, ihlâstır. Çünkü ihlâs ile hafî şirklerden halâs olur. İhlâsı kazanmayan, o yollarda gezemez.

      Ve o yolların en keskin kuvveti, muhabbettir. Evet, muhabbet, mahbubunda bahaneler aramaz ve kusurlarını görmek istemez. Ve kemaline delalet eden zayıf emâreleri, kavî hüccetler hükmünde görür. Daima mahbubuna taraftardır.

      İşte bu sırra binaendir ki, muhabbet ayağıyla marifetullaha teveccüh eden zatlar, şübehâta ve itirâzâta kulak vermezler, ucuz kurtulurlar. Binler şeytan toplansa, onların Mahbub-u Hakikîsinin kemaline işaret eden bir emâreyi, onların nazarında iptal edemez.
      Üçüncü Nokta: Bu dünya dârü’l-hikmettir, dârü’l-hizmettir; dârü’l-ücret ve mükâfat değil. Buradaki a’mal ve hizmetlerin ücretleri berzahta ve âhirettedir. Buradaki a’mal berzahta ve âhirette meyve verir.
      Madem hakikat budur; a’mal-i uhreviyeye ait neticeleri dünyada istememek gerektir. Verilse de, memnunâne değil, mahzunâne kabul etmek lâzımdır. Çünkü, Cennetin meyveleri gibi, kopardıkça yerine aynı gelmek sırrıyla bâki hükmünde olan amel-i uhrevî meyvesini, bu dünyada fâni bir surette yemek, kâr-ı akıl değildir. Bâki bir lâmbayı, bir dakika yaşayacak ve sönecek bir lâmba ile mübadele etmek gibidir. İşte bu sırra binaen, ehl-i velâyet, hizmet ve meşakkat ve musibet ve külfeti hoş görüyorlar, nazlanmıyorlar, şekvâ etmiyorlar.
      Yedince Telvih’te ise dört noktayı içerir.
      Birinci Nükte: Şeriat, doğrudan doğruya, gölgesiz, perdesiz, sırr-ı ehadiyet ile rububiyet-i mutlaka noktasında, hitab-ı İlâhînin neticesidir. Tarikatin ve hakikatin en yüksek mertebeleri, şeriatın cüzleri hükmüne geçer; yoksa daima vesile ve mukaddime ve hâdim hükmündedirler. Neticeleri, şeriatın muhkemâtıdır. Yani, hakaik-i şeriata yetişmek için, tarikat ve hakikat meslekleri, vesile ve hâdim ve basamaklar hükmündedir. Git gide, en yüksek mertebede, nefs-i şeriatta bulunan mânâ-yı hakikat ve sırr-ı tarikate inkılâp ederler. O vakit şeriat-ı kübrânın cüzleri oluyorlar. Yoksa, bazı ehl-i tasavvufun zannettikleri gibi, şeriatı zâhirî bir kışır, hakikati onun içi ve neticesi ve gayesi tasavvur etmek doğru değildir.
      İkinci Nükte: Tarikat ve hakikat, vesilelikten çıkmamak gerektir. Eğer maksud-u bizzat hükmüne geçseler, o vakit şeriatın muhkemâtı ve ameliyâtı ve Sünnet-i Seniyyeye ittibâ, resmî hükmünde kalır, kalp öteki tarafa müteveccih olur. Yani, namazdan ziyade halka-i zikri düşünür; ferâizden ziyade evrâdına müncezip olur; kebâirden kaçmaktan ziyade, âdâb-ı tarikatin muhalefetinden kaçar. Halbuki, muhkemât-ı şeriat olan farzların bir tanesine, evrâd-ı tarikat mukabil gelemez, yerini dolduramaz. Âdâb-ı tarikat ve evrâd-ı tasavvuf, o ferâizin içindeki hakikî zevke medar-ı teselli olmalı, menşe olmamalı. Yani, tekkesi, camideki namazın zevkine ve tâdil-i erkânına vesile olmalı; yoksa, camideki namazı çabuk, resmî kılıp, hakikî zevkini ve kemÂlini tekkede bulmayı düşünen, hakikatten uzaklaşıyor.

      Sil
    58. 5*Üçüncü Nükte: "Sünnet-i Seniyye ve ahkâm-ı şeriat haricinde tarikat olabilir mi?" diye sual ediliyor.
      Elcevap: Hem var, hem yok. Vardır; çünkü bazı evliya-yı kâmilîn, şeriat kılıcıyla idam edilmişler. Hem yoktur; çünkü muhakkıkîn-i evliya, Sadi-i Şirazî’nin bu düsturunda ittifak etmişler: "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın caddesinden hariç ve onun arkasından gitmeyen, muhaldir ki, hakikî envâr-ı hakikate vasıl olabilsin."
      Dördünce nükte: Bu nüktede bazı zatlarla ilgili itirazları içeriyor.
      Sekizinci Telvih’te sekiz Vartayı beyan eder.
      Birincisi: Sünnet-i Seniyyeye tamam ittibâı riayet etmeyen bir kısım ehl-i sülûk, velâyeti nübüvvete tercih etmekle vartaya düşer. Yirmi Dördüncü ve Otuz Birinci Sözlerde, nübüvvet ne kadar yüksek olduğu ve velâyet ona nispeten ne kadar sönük olduğu ispat edilmiştir.
      İkincisi: Ehl-i tarikatin bir kısım müfrit evliyasını Sahabeye tercih, hattâ enbiya derecesinde görmekle vartaya düşer. On İkinci ve Yirmi Yedinci Sözlerde ve Sahabeler hakkındaki Zeylinde katî ispat edilmiştir ki, Sahabelerde öyle bir hassa-i sohbet var ki, velâyetle yetişilmez ve Sahabelere tefevvuk edilmez ve enbiyaya hiçbir vakit evliya yetişmez.

      Üçüncüsü: İfratla tarikat taassubu taşıyanların bir kısmı, âdâb ve evrâd-ı tarikati Sünnet-i Seniyyeye tercih etmekle sünnete muhalefet edip, sünneti terk eder, fakat virdini bırakmaz. O suretle âdâb-ı şer’iyeye bir lâkaytlık vaziyeti gelir, vartaya düşer.
      Çok Sözlerde ispat edildiği gibi ve İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbânî gibi muhakkıkîn-i ehl-i tarikat derler ki: "Birtek Sünnet-i Seniyyeye ittibâ noktasında hâsıl olan makbuliyet, yüz âdâb ve nevâfil-i hususiyeden gelemez. Bir farz bin sünnete müreccah olduğu gibi, bir Sünnet-i Seniyye dahi bin âdâb-ı tasavvufa müreccahtır" demişler.
      Dördüncüsü: Müfrit bir kısım ehl-i tasavvuf, ilhamı, vahiy gibi zanneder ve ilhamı vahiy nevinden telâkki eder, vartaya düşer. Vahyin derecesi ne kadar yüksek ve küllî ve kudsî olduğu ve ilhâmat ona nispeten ne derece cüz’î ve sönük olduğu, On İkinci Sözde ve i’câz-ı Kur’ân’a dair Yirmi Beşinci Sözde ve sair risalelerde gayet katî ispat edilmiştir.
      Beşincisi: Sırr-ı tarikati anlamayan bir kısım mutasavvıfe, zayıfları takviye etmek ve gevşekleri teşcî etmek ve şiddet-i hizmetten gelen usanç ve meşakkati tahfif etmek için istenilmeyerek verilen ezvak ve envar ve kerâmâtı hoş görüp meftun olur; ibâdâta, hidemâta ve evrâda tercih etmekle vartaya düşer. Şu risalenin Altıncı Telvihinin Üçüncü Noktasında icmÂlen beyan olunduğu ve sair Sözlerde katiyen ispat edilmiştir ki, bu dâr-ı dünya dârü’l-hizmettir, dârü’l-ücret değil. Burada ücretini isteyenler, bâki, daimî meyveleri fâni ve muvakkat bir surete çevirmekle beraber, dünyadaki beka hoşuna gidiyor, müştakane berzaha bakamıyor. Adeta bir cihette dünya hayatını sever; çünkü içinde bir nevi âhireti bulur.

      Sil
    59. 6*Altıncısı: Ehl-i hakikat olmayan bir kısım ehl-i sülûk, makamât-ı velâyetin gölgelerini ve zıllerini ve cüz’î numunelerini, makamât-ı asliye-i külliye ile iltibas etmekle vartaya düşer. Yirmi Dördüncü Sözün İkinci Dalında ve sair Sözlerde katiyen ispat edilmiştir ki: Nasıl güneş aynalar vasıtasıyla taaddüt ediyor; binler misalî güneş, aynı güneş gibi ziya ve hararet sahibi olur. Fakat o misalî güneşler, hakikî güneşe nispeten çok zayıftırlar. Aynen onun gibi, makamât-ı enbiya ve eâzım-ı evliyanın makamâtının bazı gölgeleri ve zılleri var. Ehl-i sülûk onlara girer, kendini o evliya-yı azîmeden daha azîm görür, belki enbiyadan ileri geçtiğini zanneder, vartaya düşer.
      Fakat bu geçmiş umum vartalardan zarar görmemek için, usul-ü imaniyeyi ve esâsât-ı şeriatı daima rehber ve esas tutmak ve meşhudunu ve zevkini onlara karşı muhalefetinde itham etmekledir.
      Yedincisi: Bir kısım ehl-i zevk ve şevk, sülûkünde fahri, nazı, şatahâtı, teveccüh-ü nâsı ve merciiyeti şükre, niyaza, tazarruâta ve nâstan istiğnâya tercih etmekle vartaya düşer. Halbuki en yüksek mertebe ise, ubudiyet-i Muhammediyedir ki, "mahbubiyet" ünvanıyla tabir edilir. Ubudiyetin ise sırr-ı esası niyaz, şükür, tazarru, huşû, acz, fakr, halktan istiğnâ cihetiyle o hakikatin kemaline mazhar olur. Bazı evliya-ı azîme, fahir ve naz ve şatahâta muvakkaten, ihtiyarsız girmişler; fakat o noktada, ihtiyaren onlara iktida edilmez. Hâdidirler, mühdî değillerdir, arkalarından gidilmez.
      Sekizinci Varta: Hodgâm, aceleci bir kısım ehl-i sülûk, âhirette alınacak ve koparılacak velâyet meyvelerini, dünyada yemesini ister ve sülûkünde onları istemekle vartaya düşer.
      * Dokuzuncu Telvih
      Tarikatin pek çok semerâtından ve faydalarından yalnız burada dokuz adedini icmalen beyan edeceğiz.
      Birincisi: İstikametli tarikat vasıtasıyla, saadet-i ebediyedeki ebedî hazinelerin anahtarları ve menşeleri ve madenleri olan hakaik-i imaniyenin inkişafı ve vuzuhu ve aynelyakin derecesinde zuhurlarıdır.
      İkincisi: Makine-i insaniyenin merkezi ve zembereği olan kalbi, tarikat vasıta olup işletmesiyle ve o işletmekle sair letâif-i insaniyeyi harekete getirip netice-i fıtratlarına sevk ederek hakikî insan olmaktır.
      Üçüncüsü: Âlem-i berzah ve âhiret seferinde, tarikat silsilelerinden bir silsileye iltihak edip ve o kafile-i nuraniye ile ebedü’l-âbâd yolunda arkadaş olmak ve yalnızlık vahşetinden kurtulmak ve onlarla dünyada ve berzahta mânen ünsiyet etmek ve evham ve şübehâtın hücumlarına karşı onların icmâına ve ittifakına istinad edip, herbir üstadını kavî bir senet ve kuvvetli bir bürhan derecesinde görüp, onlarla o hatıra gelen dalalet ve şübehâtı def etmektir.

      Sil
  5. El kufru yedum vez zulmu la yedum.
    Kufur devam eder, zulüm devam etmez.

    On yıllardır suren Suriyedeki zulüm de bir gün sona erecektir.
    Biz ferec ve futuhat isteriz, ancak zalimlerin kılıncıyla degil. (Bediüzzaman)
    Ferec ve futuhat: zulmun yok olması, karanlığın açılması, açılım...

    YanıtlaSil
  6. mustafa bey son mesajimi yayinlada belge olsun.kim hadisleri siyaset ugruna alt ust ediyormuş açiga cikar yakinda.

    YanıtlaSil
  7. turk kardesler geri donup adaya(yunan) iner.(hoşçakal afrin)..
    dinden çikmis rumlarda geri donup(dogu akdenizden) ramleye iner(misir).

    bağdadi ve sisi olecek yani.

    sâm ve misir emiri oldurulur dertler buyur..


    YanıtlaSil
  8. Milli Gazete yazarı Mehmet Sevket Eygi 12.04.2018 tarihli yazısında Savaş olursa alınması gereken tedbirleri yazmış. Bunlarin çoğu maddi değil manevi tedbirlerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Muhammed Raşid El Hüseyni KS ifadesiyle: gökten lapa lapa ateş yağdığında......
      Muhtelif kişilerin gördüğü rüyalar: Gökyüzünde kum sayısı kadar uçak... Büyük patlama ve dumanlar... Bombardımanlar... Paraşütle indirilen düşman askerleri... Harabe ve yıkıntılar... Bunlar büyük bir savaşın habercileri...
      Diger yandan iki gün ölmemeye bakın. Merak etmeyin size bir şey olmayacak. Bir magaradaki garip olaylar.. Bir polis sorgulaması vs. Bunlar da muhtemelen bir darbe olma ihtimali.. 15 temmuz gecesi bakıldı ve henüz zamanı gelmemiş diye düşünüldü.
      Yaşasın zalimler ve hainler icin Cehennem.
      Sırtınızı dayandığınız bütün zalim ve düşmanlara bu topraklar mezar olacak...

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. Childhood-s-end… dizisini çekenler.. Dini Rivayetleri seneryolaştırıb çekmişler..tabi dizinin sonu onların çektiği gibi bitmeyecek…”.. İnkârcılar bir aldanış/gurur içindeler; hepsi bu!” Mülk/20..onların inancından ve gözünden dünyanın sonunu..çekmişler..
      Deccal cıkınca ilk önce insanları ahlaklı olmaya ve dine çağıracak..Sonra peygamberlik iddia edib uluhiyet davası güdecek…yoksa bu gün yeni buluğa ermiş bir çocuğa dese ben senin rabbinim..çocuk onu taşa tutar…İnsanlık nasıl bir travma yaşayacak ki..Deccalin ilahlığını,rab olduğunu kabul etsin…yaşanacaklar karşısın da..Darvinizim,materyalizim,kominizim…Hikaye…Ne olacak ki İnsanlar Allah cc hakkında türlü zanlara düşüp.. Allah ve resulü bize, bir aldanıştan başka birşey vaat etmemiş..deyib deccalin kulu olacaklar…iyice tefekkür edib İmanı/itikadı vakit varken kuvvetlendirib,ailemizi ve çevremizde ki müminleri bilinçlendirmek farz…

      “(Deccal) O da “Haydi dağılın insanlara onların Rabbi olduğumu söyleyin; işte cennet ve cehennemin bulunduğunu anlatın” diyecek. (Allah'ı tenzih ederiz)
      Bunun üzerine onlar kişinin babası, annesi ve kardeşi kılığına girip dağılacaklar, bir adamın evine gelip “sen bizi tanıyabildin mi” diyecekler. “Evet şu babam, şu da annem, bu da kardeşim” diye cevap verecek...
      ... “Yalan söylüyorsunuz! Siz şeytanlarsınız, O da yalancının tekidir! Bize Resulullah (sav) sizden bahsettiği haberi varit olmuştur. Onun yalancı olduğunu, yanındaki yardımcılarının da şeytanlar olduğunu İsa (as) gelip onu tepeleyeceğini Allah Resulü (sav) bize haber vermiştir...” bunun üzerine elleri boş dönecekler Deccal'in yanına...
      Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci
      Selam ve dua ile..

      Sil
  9. Fatihin hocası Aksemseddin hazretleri Istanbulun fethi sırasında müridlerine emir vererek heryere ebegümeci otu tohumu ektirmeye başlamış. Hızır aleyhisselam ona ne yaptığını sormuş. Demiş ki "Ahirzamanda büyük bir savaş olur. O savaş sonunda dünyayı duman kaplar. Uzun süre birçok bitki yetişmez. Ancak ebegümeci otu hariç. O yuzden bu bitkiyi heryana ekmeleri için emir verdim" der. Hizir aleyhisselam da bu savaşın şimdi olmayacağını ilerde olacağını soyler.
    3. Dunya savaşında ya nukleer bir kış yaşanacak yada savaşta patlayan bombalar sebebiyle volkanlar harekete geçecek. Duhan denilen olay belki de budur. Baska manaları da olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  10. Kahraman ordu elindeki kılıncı ayağına vurdurmaz. Düşmanına vurur. Kur'ana hizmetkar eder. Ağlayan alem-i islamı güldürür. (Bediüzzaman)

    YanıtlaSil
  11. melhamelerin ilki misirdir.abd suriyeyi fuzelerle vururmu bilmem ama vuracak yada vurmayacak olan abd ve digerleri kesinlikle misira inecektir.

    kastedtigim buydu.

    YanıtlaSil
  12. ayrieten batililarin misira çikişi sufyanininde çiktiği anlamina gelir.

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. Son krize giden yolda en önemli kilometre taşı ne oldu? Mart ayı başında gelen eski Rus ajanı Sergei Skripal ve kızının sinir gazı ile zehirlendi haberi. Anında Rusya suçlandı. Ortada fol yok yumurta yokken sinsi İngiliz zekası iftirayı patlattı. Bu haberin üzerinden bir ay geçmeden bu kez Suriye’nin katliam kenti Duma’da zehir gazı haberi geldi. Hedef tahtasına bu kez Suriye’den çok Rusya kondu. Olay komplo sinyalleri verirken birkaç gün önce “Suriye’den çekileceğiz” diyen Başkan Trump “Bekle Rusya füzelerimiz geliyor” diyerek tehdit etti. İngiltere hemen tezgah olayına ortak oldu. Kim ne derse desin, bu iki olay birbiriyle bağlantılı, Suriye’de üstlenen Rusya ve İran’a yönelik komplodur. Bir anda sinirler gerildi ve “küresel savaş kapıda”, “3. Dünya Savaşı” nakaratları ortalığı çınlattı. Duma’da rejimine karşı direnen muhalif kanat kim destekliyor. Suudiler. Zehirde Suudi veya BEA veya İsrail kokusu var. Olay olur olmaz İsrail Suriye’yi vurdu. Derken Fransa da düzenlenecek operasyona katılacağını açıkladı. Bu gelişmeler savaş beklentisini zirve yaptı, gerilim had safhada.

    Trump “Suriye’ye vuracağız” derken Amerikan askeri “Haberimiz yok” diyordu. Tıpkı “Suriye’den çekileceğiz” haberine “dedikodu” nitelemesi gibi garip bir durum. Tabi bu arada Rusya hiç telaşa kapılmadan sakin sakin cevaplar veriyordu.

    Bu gerilimden geniş çaplı bir savaş çıkar mı? Hayır çıkmaz. Askeri gerilim politik savaşın bir uzantısı ama, savaş gösterip mini bir operasyonla kısa süreli bir gerilimle Rusya ve İran’ın bölgedeki etkisini kırmak amaçlanıyor. İlginç olan gerilim 4 Nisan’daki Türk-Rus-İran zirvesinden sonra patlak vermesi. Bu gerilimle birlikte bir anda Ankara’da toplanan 3 ülkeye Londra menşeli ekonomik saldırı geldi. Bir süredir ABD’ye muhalif bir çizgi takip eden İngiltere’nin bir anda ABD ile grup oluşturmasının sebebi nedir?

    ABD ve batı ülkeleri bölgede azalan hakimiyeti kazanmaya yönelik. Çünkü Rus-Türk-İran zirveleri Suriye’nin geleceği konusunda epey mesafe alırken batı dışarıda kaldı. Mesele bundan ibaret. Güç dengesine dayalı bu çekişme geniş çaplı bir savaşı getirmez. Belki İran’ın bölgedeki nüfuzu kırılır, Rusya biraz geriletilir, ama küresel bir savaşı getirmez. Bütün mesele ABD’nin yerine almak için Rusya’nın geriletilmesi. ABD bölgenin güneyine kafese almış, diğer bölgeler ise İngiliz-Fransa ortaklığına kalacak gibi.

    Türkiye açından mesele akl-ı selim yani sağ duyu imtihanı getiriyor. Türkiye ulaştığı güçle bölgede önemli bir aktör durumunda. Bu 90 yıllık bölgeye batılılara hediye ederek sırt çeviren zihniyetin sonunu getirecek. İçeride ve dışarda. Gelecek günler ilginç olaylara gebe.

    Meselenin dini açıdan önemi. İttihat etmeyen bölge ülkelerinin onun bunun güdümünde savrulmaya devam edip etmeyeceği anlaşılacak. Bölgede birliği engelleyen ve kriz üretip ortalığı fitneleyen malum devletin ortadan kalkmasına bakar. Bizim bir şey yapmamıza gerek yok. O bölgede barış istemiyor. Ateşle oynuyor. Ve o ateş onu yakacak. Mehdi hayali kuranlar da havasını alacak. Çünkü bu imtihan ittihad-ı İslam’ı gerekli kılıyor. Yani Mehdi’ye değil politikasının dediği olacak. Yoksa bölge krizden kurutulamaz. Aslında bu konuda çok ileri derecede mesafe alındı. 2018’de 1439’da tecelli eden Celal-Celil-Bedi isimleri müteclelli. Ya 2019 yani 1440’ta ise Celcelutiye’nin işareti: “Bütün dualara kesin cevap veren isimlerin ortaya çıkıp parlamasıyla ve bölgenin bereketiyle” 1441’de “Nur lambası tutuşturuluyor, gizlice açıklanıyor, Lambaların lambası tutuşturuluyor, gizlice aydınlatıyor” Bu fecr-i sadıkın ihbarı. Nur-u imanı olmayan bu 3 yılın olaylarını asla anlayamayacak. Mahşere kalır. İlahi nurun lambasının tutuşturulması ve aydınlatması gizli oluyor (Duhan) yüzünden. Ama nur-u imanla açılan gözler herşeyi görüyor-görecek ve hamd edecek.

    YanıtlaSil
  15. Zaman müslümanlar arası anlaşmazlıkların öne sürüleceği zaman degildir. Müslüman müslümanın kardesidir. Birbirimizi islam dairesi dışına atmayalım. Müslüman kardeşin sana hayır dua ediyor. Sen de insaflı ol. Hepimiz kusurlu birer insanız. Hata edebiliriz. Özellikle şu münkerat zamanında imanımızı sürekli tazeleme ihtiyacındayız. Bütün gücümüzle duaya sarılma zamanı geldi. Siyasi münakaşa zamanı değil. İmanı koruma ve namaza sarılma zamanıdır. Biz dahi birinin kalbini kırmış isek af dileriz.

    YanıtlaSil
  16. Hadis-i Şerifte kafirlerin birbirlerini yemeğe çağırdıkları gibi islam ülkelerini yağma etmeye çağıracaklarını haber vermekte... Yine hadislerde Arapların kökünü kaziyacak bir fitnefen bahsedilmekte.. 1.Körfez savaşından bu yana hatta Rusların Afganistana müdahalesinden bu yana bu süreç devam ediyor.
    Silah şirketleri enerji işine girmektedir. Dünyada nerede petrol ve dogal gaz kaynağı varsa o ülkeler bu şirketlerin hedefindedir. Arap ülkelerinin elitleri çoktan teslim olmuştur. Direnen ülkeler bu yağmaya karşı çıkanlardır. Rusya, Çin, Iran, Türkiye ve diğer ülkeler yani milli devletler şirketlere direnemeyecek küçük devletlere parçalanmak isteniyor.
    Bu savaşta ya kendi devletinizin yanındasınız yada düşmanın içerdeki beşinci kolu olursunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu soruyu kendinize sorun: islamiyet ülkenize saldıran düşmana teslim olmayı mı yoksa ölünceye kadar ülkenizi savunmaya mı çağırıyor?

      Sil
    2. mustafa bey işte bu mantik fitne mantigidir.kafirler muslumanlarin tagutlarla beraber kendilerine dusmanlik yapmalarini bu arada birbirini kirmalarini ister.

      kendi onderin bediuzzamanda boyle olmadimi?
      simdi filistinde boyle olmuyormu?

      ingilize dusmanlik edecem diye beton kemale tabii olmanin yada israille savasacam diye hz omer ve ashab duşmani hizbullaha tabii olmanin ne anlami var.bu şehitlik değil niyaziliktir.

      kafirin galeyaniyla kafirle savasilmaz.bu ona hizmettir.islama deģil.

      ustad halife altinda zavaşa katilmistir.beton un yaninda degil.

      coģu zaman kafire kafa tutmak en klasik kandirma yoludur.hakikati gormek feraset ister.ferasette imanindan korkmaktir.imanindan korkanda araştirir hakikati ogrenir.

      yezid bizansa oyle bir kafa tutmuski herkes hayret etmis.ama...

      sufyaniyetin mantigi budur.sufyanlar halki milliyetcilik damariyla kandirir.

      şimdi ben sana hizbullahi israil kurdu desem inanirmisin

      bu mesaji ister yayinla ister yayinlama. bunu sana yazdim.

      Sil
    3. Anlamadım şimdi dusman saldırdığı vakit dinimiz boyun egmeyi mi emrediyor. 15 Temmuzda Natocular darbeye kalkıştığında Erdoğan milleti meydanlara çıkmaya çağırdığında bazıları da milletin çıkmamasını istemişti. Millet çıkmasaydı ne olurdu?
      Ayrica benim kastım devletimizin yaninda olmaktir. Beton ile devlet arasinda bağlantı kurarak bu devletin yanında olmamak mi gerekiyor sizce... Ya ben anlatamadım yada siz ifade edemediniz.

      Sil
    4. mustafa bey seninle benim aramdaki gorus farki sen olacaklara hadise gozuyle benim ise fine gozuyle bakmam.ayni sey gecmiş içinde gecerli.

      sufyaninin karkisyada islam duşmani rum ve zorba kurtleri kurda kuşa yem etmesi islam aleminde ne gibi bir algi olusturacagini saniyorsun?

      kahraman..hatta mehdi..

      bu sucyaninin dogudaki savaşi birde batida kudus merkezli savaslari var.yahudi katili denecek ona.ardindan mehdiye bir iftira..fitne tamam..

      bildigin gibi ingilizlerin istanbulu isgal edip tek bir kursun atmadan girip çikmasi bir misansendi.amac halka o olmasaydi baban ingiliz olurdu dedirtmekti.

      dedirtmedilermi?

      her savaşa gidilmez.fitne zamani savaşilmaz.el ayak oynatilmaz.evinde oturulur.yoksa ehli kible ehli kibleyi kirar.

      15 temmuzu salt cihada sokamazsin.enisteden darbe ogrenilmez.



      Sil
    5. Mustafa bey, bu altan e fetöşistinin ta en baştaki yorumlarından yola çıkarak fetöcü olduğunu size ispat ettim. Daha sonraki yorumlarında 31 mart yıldönümü Erdoğan indirilecek dedi ve o da kendini ispat etti.

      Lütfen saf olmayın bu adamlar devleti yıkmakla memur. 15 temmuz gerçekleşseydi bizleri statlara doldurup fetöşun fotoğrafını gösterip biat isteyecek etmeyenleri kuşuna dizeceklerdi. Bunlardaki kibir ve kin taptıkları şeytandan gelir

      Sil
    6. İşler karışık, gel de çık bakalım işin içinden.

      Bizlere fil terbiyecisi gibi davranıyorlar. Aslı var mıdır bilmem, filleri terbiye etmek için fillerin geçiş yolları üzerine büyük/derin bir çukur kazıyorlar, üstünü çalı çırpı ile örtüyorlar, fil çukura düşünce önce siyah giysili adamlar gelip, çukurdaki file olmadık eziyetler yapıyorlar, daha sonra beyaz giysili adamlar gelip, fili doyurup, yaralarını sarıp, çukurdan çıkarıyorlar.

      Fil bu iyiliği "asla" Unutmuyor ve ömür boyu beyaz giysili adam(lar)ın dostu oluyor, her istediğini yapıyor (köle) Fil, siyah giysili adamlarla, beyaz giysili adamların aynı adamlar olduğunu nerden akletsin ?

      Deaş k.suriyede her yere saldırdı ve işgal etti, ne zalimlikler yaptı Allah bilir, daha sonra YPG geldi, k.suriyeyi deaştan temizledi. Şimdi k.süriye halkı, YPGnin bu iyiliğini unutur mu ? K.suriyeliler, Deaş-la, YPGnin aynı istihbarat servisinin güdümünde olduğunu, nerden akletsin ? Hatta Deaş militanları bile başlarına gelenlerin sebebinin ne olduğunu farkında değillerdir ? Bölgeyi neden bu kadar kolay işgal edebildiklerini ve neden bu kadar çabuk boşalttıklarını da bilmiyorlardır. Hatta YPG bile nasıl olur da bu kadar kolay kazandıklarını bilmiyorlardır

      Fil (halk) bilmediği gibi siyah (DEAŞ)-beyaz (YPG) insanlar da neyin olup bittiğinin farkında değiller.DEAŞlılar da, YPGliler de aynı istihbarat servisi tarafından silahlandırılıp, yönlendirildiklerinin/ birbirlerini kırdıklarının farkında değiller.

      Bu kadar tiyatro niye ? YPG, DEAŞ tarafından işgal edilen K.suriyeyi "kurtarmış" oluyor ve K.suriyede devlet kurma hakkı elde etmiş oluyor ve plebisit yapılsa sonuç ne olur ?

      Sonuçta fil (halk) , dini /milli hislerle ister DEAŞ, ister YPG için savaşsın, CIA için savaşmış oluyor.

      Anlamadım demişsiniz ama "15 temmuzda NATOcular darbeye kalkışınca" demeniz anladığınızı gösteriyor.(tecahül-i arif ?) Fil (FETÖ) büyük çukura (ABD) düşürülmüş, beyaz insanlar (NATO)kurtarmaya çalışıyor, siyah insanlar eziyet ediyor. Siz fil olsanız kimi dost bilirdiniz ? NATO ?

      İş bu kadar basit değil, Menderse iktidarında NATOya girişimiz "dinen ve şeran muvafık" mış. Menderes TRyi dar-ül islam yapmış. Erbakan ise NATOcu derin devletin projesiymiş.ABDnin istediği hükümetin payandası oluyormuş.İkisi de NATO, fark ne ?

      Mesele hangi NATO meselesi, 2.dünya savaşından sonra ki ABD güdümündeki NATO "dinen ve şeran muvafık" ama 60 darbesinden sonra tekrar ingilizlerin kontrolüne geçen NATOyu ise "ehl-i iman ve islam asla kaldıramıyor"muş.

      İşin detayında, amerikalılar/NATO selanık (sabatay) hanedanına karşı, izmir (sabatay)hanedanından Menderesi destekliyor, 60 devriminden sonra İngilizler/NATO tekrar selanık (sabatay)hanedanını destekleyince, NATOnun projesi Erbakan siyah adam oluyor.

      Bence doğru soru şu; NATO bugün gelse, ne istanbuldaki Selanik (sabatay) hanedanını, ne de İzmir (sabatay) hanedanını ,ne de FETÖ derin devletini desteklemeyip, doğrudan devletimizi desteklese ?

      Bunu istemiyorlar, buradaki kavga başka NATO savaş değil, derin devlet /iktidar gücüdür. İtiraz edilen nokta burası.

      Yoksa herkes canı, ailesi ve dini için savasacak elbette... dost bildiklerinin düşman, düşman denilenlerin dost olabileceği bir çağ bu çağ...



      Sil
    7. Devlet demek, derin devlet demek. Derin devlet NATOdur. Her darbede NATO derin devleti değiştirmiş.

      Yakın tarihimizin başlangıcında İngilizler İstanbuldaki selanikli sabatay hanedanı ile beraber derin devletti. 2nci dünya harbinden sonra ABD, İzmir sabatay hanedanını destekleyerek sabataycı menderesle NATOya giriyoruz. 1960 darbesi İngiliz destekli NATO Özel Harp (galdio) subaylarının darbesi. ve tekrar İstanbuldaki Selanikli sabatay hanedanını iktidara getiriliyor. 1980 darbesiyle NATO derin devlet olarak gene sabataycı FETÖyü tercih ediyor. TSKdan, bürokrasiye derin devlet olarak FETÖ yerleştiriliyor. 15 Temmuz FETönün derin devlet olarak tescili demekti.

      Bu son darbe 71 Madanoğlu darbesine benziyor, İlhan Selçuk'u cumhuriyetteki odasına gelen Rus elçiliği görevlisi masasına "dinleniyorsunuz" yazılı kağıt bırakıyor."Dinlendiklerini" bildikleri göstermek için toplantıda üst araması yapılıyor ve darbeye devam ediyorlar.12 mart karşı darbesi ile bastırılıyorlar.

      15 temmuzda da bir albay, MITe haber veriyor, Genel Kurmay darbeyi bildiğini hissettiriyor, darbeciler, darbe saatini erkene alarak , darbeye devam ediyorlar. Nokta atışı, Aksakallı pasanın emri ile darbenin lideri Semih Terzi, ankaraya gelir gelmez öldürülüyor ve darbe bastırılıyor. Be sefer de gene Rusya mı, yoksa İngiltere mi haber verdi ?

      NATO, Gladio yerine, zengin aileler, gazeteciler, akademisyenlerden yeni bir "derin devlet" kuruyor. Aslında bu İngilizlerin metoduydu, ABD, NATOyla, silahın hakimiyeti ileyeni sistem denemişti, artık NATO gladyosu deşifre olduğu için kadim İngiliz medodu yapılanmaya gidiyor.

      FETÖ başlangıcı itibariyle İngiliz, sonrasında amerikan güdümünde tam da bu yeni sivil gladyonun derin devlet olarak ikamesi çalışmasıydı.Görünürde olan NATOnun desteklediği sabataycı ailelerden oluşan derin devlet, ne kadar "milli"ydi ?

      NATOya bağlı olsun yada olmasın bütün devletlerde İngiliz imparatorluğu döneminden kalma bu tür ingiliz/yahudi yapılanmaları var.

      Bütün dünyada ve dahi Ortadoğudaki "fitne" bu.

      Ölenin neden öldüğünü, öldürenin neden öldürdüğünü bilmediği "fitne" bu.

      15 temmuz da öldürenler sabatay/yahudiler için öldürdüğünü bilselerdi, öldürürler miydi ?

      Sil
  17. Süfyan recep ayında cuma günü olmasına rağmen çıkmadı neden acaba

    YanıtlaSil
  18. Sayın okan aksu.. demişsin ki Abdürrahimi dikkate alan varmı?. Abdurrahim bey ___" Manevi bir elektrik olan Risale Nur dahi, ne Sark'ın malumatından ve nede Garb'ın felsefe ve fununundan İktibas edilmiş bir nur değildir.Dahi doğrusu, semavi olan Kur'an'ın Ve Garp'ın fevkindeki yüksek mertebesinden İktibas edilmiştir" __ S.T.G İşte böyle bir eserin,Benim gazete okur gibi değil, satır aralarındaki gizli ve sırlı kalan tesbitleri hem ortaya çıkarması hem kendince haşiye düşüp şerh ediyor olmasi gayet yerindedir...

    YanıtlaSil
  19. Bir önceki başlığa bir yorum yazmıştım ama gönderilmedi. Bilgisayar kaynaklı sanıyorum..

    En son yazdıklarım bayağı bir süre önceydi ama o tarihten beri forumu kesintisiz takip ediyordum.

    Gelinen noktada şunları soyleyebilirim :

    Her devrin başka bir devirde bir gölgesi oluyor. Mesela gördüğüme göre Tayyip Erdoğan şu anda Talut rolünde,yani o rivayete tekabül eden bir mücadelesi var. Ahmet Davutoğlu geldiği zaman kendisinin de Davud olabileceği ihtimali vardı ancak bunun zamanla teyid olmadığını gördüm.

    Zaman çizelgesine ve bahsettiğim eski zamanlarda vukû bulan hadiselerin günümüzdeki yansımalarına bakınca sanırım Davud'un vakti de gelmiş bulunuyor.

    Calût günümüzde Şeytanî Düzeni temsil ediyorsa Talut'ta Erdoğan'ı gösteriyor.

    Şu sıralar en mühim sıkıntımız Ekonomi. Hem kendi ihmallerimizden hem de Dış Kaynaklı saldırılardan mütevellit hayli zor durumdayız ve bunu inkâr etmeye gerek yok.. Halkımız paniklemesin diye inceden inceye reformlar yapılmaya çalışılıyor mevcut kriz ortamının hafifletilmesine yönelik fakat kısa vadede bu Ekonomik Durgunluk diyebileceğimiz girdaptan kurtulmanın tek yolu sıfır hataya yakın şekilde Ekonominin yeniden dizaynı ve Tek elden ülkenin sağlıklı bir şekilde idare edilmesi.

    YanıtlaSil
  20. Tek elden idare edilmesi demekten kastım şu anda olduğu şekilde idare edilmesi.

    Erdoğan'a muhakkak ilahî yardıma kavuşmuş çok akıllı ve sezgileri çok kuvvetli bir yardımcı gerekiyor. Bu yardımcı sıfıra yakın hata payıyla iş yapmalı ki içinde bulunduğumuz hususen Ekonomik Sıkıntılardan kurtulalım.

    Çevremizde olan hadiselere bakarsak Cenabı Allah'ın nasıl bize luffettigi ayan beyan görünmekte. Zalimler ve münafıkların birbirine girmesi ve aradan bizim siyrilmamız için İlahî bir ortam oluşturuluyor.

    Benim kendi naçizane hesaplamalarıma göre beklediğimiz Zat 79-80-81 arası bir tarihte doğmuş olmalı.

    Çıkma aralığı da 40 yaş civarı olan 2019-20-21 tarihleri olabilir.

    Deniz aşırı bir memleketten gelmesi gerekiyor ve bu yer yüksek ihtimalle Firavun ve Mûsa kıssasına atfen Firavun'un saraylarından bir saray yani Kraliçe'nin azatlı ya da azatsız dominyonlarından,peyklerinden birisi olmalı. Kraliçe zamanımızda Firavun Duzenini temsil etmektedir.

    O zaman bu ülkeler hangileri olabilir ?

    Avustralya,Yeni Zelanda,Kanada, Güney Afrika vb.

    Peki beklediğimiz Zat nereli olabilir ?

    Eski rivayetlerden toparladığım kadarı ile Maveraunnehir ,Seyhun,Ceyhan nehirleri arasından olabilir. Günümüzde burası Seyhan ve Ceyhan nehrinin arasindaki yerler olabilir. Meselâ Adana kuvvetli bir ihtimal(bu arada ben Adana'lı değilim. Herkeste bir Mehdî benim hastalığı var ya en baştan yazayım dedim). Yalnız şöyle de bir durum var :

    Adana doğumlu olup aslen Güneydoğulu olma ihtimali var. Büyük şehir doğumlu ama aslı küçük bir yerli olabilir. İhtimalleri sıralarsak Mardin,Batman,Siirt vb.

    Beklediğimiz Zat'a ait eğer uydurma değilse bazı fizikî özellikleri de ele alalım.

    YanıtlaSil
  21. Diyor ki Karnı geniştir.

    Karın nasıl geniş olur ?

    Diyor ki Orta boyalıdır.

    Orta boyun tanımı ne ?

    Diyor ki Ön dişleri parlaktır.

    O nasıl oluyor ?

    Diyor ki bacakları açık açık yürür.

    ??

    Diyor ki kekemelik vardır ?

    Allah Allah ?

    Diyor ki gözleri hafif çekiktir.

    Nasıl yani ?

    Diyor ki heybetlidir.

    Diyor ki sevimli,cana yakındır.

    ...

    Bu ve bunun gibi detay içeren ve içermeyen bir takım rivayetler vardır. Ne kadarı doğru ne kadarı yanlış orasını Allah bilir ama biz elimizdekileri kısaca açalım :

    Karnın geniş olması bu kişinin 3 ana ve birkaç tane de ara formu olan İnsan Vücut yapılarından birisinde olduğunu gösterir. Ektomorf,Endomorf ve Mezomorf ana vücut yapılarıdır. Ara yapılarda bunların karışımıdır. Bize verilen ipucu karın genişliğinden yola çıktığı için beklediğimiz Zat Endomorf vücut yapısına sahiptir. Ancak Endomorflar genellikle kısa boylu,tıknaz oldukları için rivayetlerdeki Orta Boylu ve Heybetli ibaresi O'nun üst yapısının Mezomorf fakat göbek aşağısının Endomorf olduğu izlenimi vermektedir.

    Ön dişler nasıl parlak olur ?

    Ön dişler tanimlamalarda üst ve alt tam orta 4 dişi gösteriyor. Peki neden bunlar parlak diye özellikle belirtilmiş ? Aklımıza gelen şey bir ameliyat,tedavi ya da kaza sonrası ön dişlerin yapay olmasıdır. Yani protez,seramik olabilir. Öyle ki sonradan koyulan yapay dişler asla asıl rengini tam olarak tutmaz.

    Bacakları açık açık yürümesi de yukarıda arz ettiğim Endomorf yapı ile alakalı.Zira alt vücut geniş oluyor.

    Kekemelik olması Musa a.s. soyundan genetik bir miras olabilir fakat bunun çok yoğun şekilde olduğunu düşünmüyorum ya değilse imtihanın sırrı kalkar.

    Gözlerinin hafif çekikliği bir ihtimal Yörük soyundanda kendisine aktarım olmasindandir. Yani bir tarafı yörük olabilir diye dusunuyorum. Ayrıca Adana ,Akdeniz tarafından olması O'nun cana yakınlığına da işaret eder.

    Şimdilik bu kadarla iktifa edelim.

    Bu arada Said Nursî'nin döneminin Muceddidi olduğunu düşünüyorum fakat beklediğimiz büyük Mehdî olduğunu düşünmüyorum.

    Tekrar yazmak ümidi ile en kalbi hürmet ve muhabbetlerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Ahir zamanın 4 önemli yani birinci derece zatı ve 2 de Mehdiye bağlı Kahtani ve Cehcah vardır. Ama asıl rol, yani ana istikamet, yani dini ihya vazifesi Mehdi’ye aittir. O 4 önemli zatı şunlar: 1-Büyük Deccal ve şahs-ı manevisi. 2- Süfyan ve şahs-ı manevisi (komite) 3-Mehdi ve şahs-ı manevisi. 4- Mesih ve şahs-ı manevisi. Bunun dışında rivayetlerde adı geçenler ise Mehdi’nin hizmet dönemlerinin ünvanlarıdır. Yani Mehdi’nin hizmet zamanlarına ait Mehdi’nin 2. derecedeki ünvanlarıdır.
      Kur’an Mehdi ve Mesih’in zuhur ve nüzuluna remzen bakıyor. Sarih ip ucu vermiyor. Rasihlere ışık tutuyor. Bununla birlikte geçmiş dönemlerdeki Nebi ve Peygamberlerin hadisatında tecelli eden İlahi isimler Hz. Mehdi ve Mesih’in hadisatında tecellisi ile anlaşılabiliniyor, işari olarak. Veya bu mübarek zatların nitelik olarak Kur’an’da üç dönemin kahramanları üzerinden nazara veriliyor. Yani 3 ayrı devirde dine hizmet eden zatlar üzerinden Mehdi zamanının özelliklerine işaret ediliyor. 1-Musa(as)-Firavun 2-Talut-Davud.(as) 3-Yahya-Mesih.(as) Niçin? Ne gibi hususiyetler var?

      1-Bilindiği gibi rivayetlerde Mehdi’nin mücadelesi, az bir kuvvetle küçük deccal Süfyan gibi cebri-keyfi-küfrü bir diktatöre ve hakimiyetine (rejimine) karşı mücadelesidir. Musa-Firavun örneği gibi. Hz. Musa (as) Firavun’un baskıları yüzünden cemaati ile evler edinerek ibadetlerini gizlice yapıyorlardı. Yani silahsız, ordusu olmayan Hz. Musa (as) siyasi ve askeri gücü olan firavun ile mücadele etti. Sadece vahiy nurlu nasihatlerle, tebliğle. Bu mücadelenin sonunda göç ve Kudüs’ün bir nesil sonra fethine vardır. Mehdi de öyle yapacak. Bir avuç talebesi ile Süyfan’a karşı mücadele eder. Hizmetin tamamını o yapmaz. Yetişecek neslin oluşturacağı şahs-ı manevi 3 aşamada fütuhatı yapar. Hem İstanbul’u tekbir ve tehlillerle yani silahsız, hem Kudüs’ü Cehcah ile hem de Mekke Medine’ye ulaşarak Mehdiyet’i hakim kılar.

      Sil
    2. 2* İkinci örnek Talut kumandasında bir avuç insan, ki 313 kişi olduğu bilinir, 10 bin kişilik Calud ordusuna karşı savaş meydanına çıkar. Savaşın yapılacağı meydanın kenarına gelindiğinde uzun bir yolculuktan çölü aşarak suya kavuşulduğu zaman Talut’un “bir avuç suyu için” sıkı tembihine rağmen kana kana içenleri rehavet basar ve onlar suyun kenarında kalırlar. Onların savaşacak mecali kalmaz ve savaş meydanına çıkamaz. Bizde dünyevileşlerin dini hizmeti yapmaması gibi. Ve son anda Talut’un ordusuna katılan müstakbel peygamber Davud’un (as) manen yetiştirilerek eline verilen taşla Calut’u öldürür ve düşman ordusu dağılır. Ahir zamanda bunun gibi, Talut’un bir avuç insanla Calut’u mağlup ettiği gibi Mehdi az bir insanla başlatacağı mücadele sonunda tahminen 90 yıl sonra Süfyan’ın cebri-keyfi-küfri rejimini dini ihya ederek bertaraf eder. Ve alem-i İslam’da ittihad-ı İslam’la hilafet-i Muhammediye’nin tesisine sıra gelir. Yani bütün hizmetleri Mehdi’nin şahs-ı manevisi yapar.
      Şimdi şahs-ı manevi deyince zifafa girecek damat sabırsızlığındaki insanlar rivayetlerin dış manalarına bakarak tarif edilen hükmi şahsiyeti göreceğim zannıyla dudak büküyor. Ama unutulmasın gaybi haber müteşabih olur. İndi ve nefsi beklentileri karşılamak mübarek isimlerin vazifesi değildir.

      Burada şu gözden kaçırılmamalı. Hilafet-i Muhammediye’nin lağvı ile hüküm artık Mehdiye geçer. Hiçbir makam ve devletin böyle bir misyonu kalmaz. Zaten Hilafet sonrası müstakil ve hür üstelik dini esas üzerine hiçbir topluluk ve devlet bulunmaz. Kimsenin kafasının basmadığı husus bu. Ahir zamanın hükmü hiçbir devlete ve kişiye ait değildir. Mehdi’ye aittir. Kıyamete kadar böyledir.

      3.Mehdi-Mesih ikilisine 3. Örnek Yahya-Hz.İsa (as) örneğidir. Yahya ehl-i beytten ve bekar bir nebidir. Hz. Zekeriya’ya (as) ihtiyarlığında verilen evladıdır. Ahir zaman Kur’an’da Hz. Zekeriya (as) ile temsil edilir. Onun ihtiyarlığı ahir zamanda alem-i İslam’ın maddi güçlükler içinde kalacağına işaret eder. Hz. Yahya (as ) Hz. İsa (as) ile çağdaştır onu müjdeler. Gaybdan haber verir. Mesih’in Mehdi sonrası yapacağı hizmete işaret eder. Havarilere hocalık eder.

      Yani Mehdi’nin dünyevi gücü ve saltanatı olmayacaktır. O Kur’an ve iman ile işe başlar. Dini ihya eder. Ona yapışık çıkan Kahtani Mehdi sonrası 10 yıl kadar hizmetin yani dinin hayatta ihyasına hizmet eder. Şeair-i İslamiye ihya olur. Üçüncü devre ise Türkiye’de Mehdiyet’in ittihad-ı İslam’ı sağlaması sonrası alem-i İslam’a yönelir. Türkiye uzun bir aralıktan sonra alem-i İslam’a döner. Elinde ise Kur’an’dan tereşşüh etmiş ve Kur’an’ın manevi mucizesi olan, Hz. Ali (ra) ve Gavs-ı Azam (ks) tarafından haberi verilen Risale-i Nur olur. Çünkü başka ne ile İslam’a dönecek? Laikçi Kemalist rejimin safsataları ile mi?

      Sil
    3. 3* Bir diğer husus. FETÖ münafık-ı ekber çetesi her şeyi istismar ettiğinden bu Talut-Davud örneğini istismar etmiş ve alçakça emellerine alet etmişlerdir. Şöyle: Erdoğan seçilince boyu uzun ya, “Uzun adam” lakabı vererek Talut’a benzeterek ve kullanarak ve istismar ederek ondan sonra iki ayaklı hayvani hisler sahibi fetoşu, Hz. Davud’un (as) örneği ile herşeye hakim kılacaklardı. Bir nevi kendilerinden menkul nebi olacaktı. Yani Erdoğan mücadele edip kazanacak onlar da her şeye el koyacak. Ve cahiller bunu yuttu. Bu uzun süre istismar edildi. Şimdi Erdoğan’ı Talut’a benzetmek bu oyuna gelmektir. Talut Mehdi’ye işaret eder. Erdoğan Allah bilir cehcah adayıdır. Yoksa başka bir ünvanı yoktur. Çünkü Cehcah Mehdiyet’in 3. Aşamasında ortaya çıkarak alem-i İslam’ın hukukun koruyacak bir siyasi liderdir.

      Sonra Melheme dini açıdan 1. Cihan Harbidir. 1. Cihan Harbi ile İslam dünyası iflas eder. O iflas bir savaşla değil bir asırlık hazırlıklar gelinir. Ama melheme acı bir döneme işaret eder. Ümmeti Muhammed’in ömrü 15 asır. 13. Asır yani 1300’lü yıllar Deccaller asrı. 14 asır yani 1400’lü yıllar ise Mehd-i Mesih asrıdır. Her asrın zirve yaptığı tarihler yani başlangıç kırk yıl sonradır.

      Bunun dışındaki iddiaların manevi bir mesnedi yoktur. Bakın Mehdi şarktan çıkar. Başka? Süfyan da. Yani hükmetmeye başlarlar. Süfyan Selanikli olmasına rağmen hakimiyeti doğudan başlar. Böyle olduğu için geçmiş dinlerin kohen ve alimlerinin istihracı olarak bunun Fırat-Dicle arası olarak ihbarına vermişlerdir. Yani ahir zamanı iki rakip işe şarktan start alır. Daha açık yazmam doğru değil. Bundan sonrası nur-u iman sahiplerinin anlayacağı konulardır.

      Ahir zamanın Clecelutiye’de çok güzel tasvirleri ve ihbarları vardır. Ahir zamanın nur lambası gizli yakılır ve o gizli aydınlatır. Ebcedi tarihi ise 1343 ile 1353 arasında bir kaç tarihtir. Şimdi kafa karıştırmamak için 40. Bendin işaret ettiği tarihten 87-90 yılında bugün yaşanan hadiselere bakar. 87. Bendden başlayalım.
      87- “İste ey şanı yüce Ism-i A’zam’ı taşıyan! Sen tehlikeli bütün durumlardan kurtulacaksın, sonunda selamete ereceksin.” 88- “Dövüş, çekinme; savaş, korkma; vahşilerle mamur olmuş bütün her yere bas!” 89- “Karşıla, kaçma; dilediğin her düşmanla mücadele et; her yeri kuşatmış olsalar da kralların şiddetinden korkma!” 90- “Korkacağın bir yılan olmayacak; göreceğin bir akrep olmayacak; ve sallanarak sana gelen bir arslan olmayacak!” 91- “Kılıçtan korkma, hançerin darbesinden korkma, mızraklardan korkma, ve okların şerrinden de korkma!”92- “İste bunu okuyanın mükâfâtı Zât-i Ahmediye’nin şefaatidir.

      Bunlar 1439-1440-1441 bakarlar. Mehdi bir şahs-ı manevi olarak cemaat olarak 1926, millet olarak 1950 yılından itibaren potansiyel birikimi olmasa idi bunlar olmazdı. Ahir zaman çoluk çocuk, veya müptedilerin, veya yarım cahillerin veya gözü dünyevi hırsla manevi makamlara bakanların işi değildir. Unutulmasın Duhan yani gaflet umumidir. Bir iki rivayet okumakla bunlar anlaşılmaz. Celcelutiye binler esrarlı olaya işaret eden ilim beldesinin gaybi işaretler mecmuasıdır.

      Herkesin gözü Mehdi’de. Ama kimse Süfyan ve komitesi kimdir aramaz. Ne yapmışlar bakmaz. Onlar dini tahrible büyük deccale yani dinsizliğe zemin hazırlarlar. Onları bulmadan Mehdi’yi nasıl bulacaksınız?

      NOT: Bediüzzaman kendine hiçbir makam biçmemiştir. Bütün nazarları Risale-i Nur'a havale etmiştir. "Ben asmanın odunuyum üzümü ise Risale-i Nur'dur" demiş. Yani kendini odun mesabesine koymuş. Böyle bir adama makam seçmeyeceksiniz. Makam tayini Allah'a aittir. Size Bediüzzaman'ı değil Kur'an'dan tereşşüh etmiş ve Kur'an'ın malı olan Risale-i Nur'a bakacaksınız. Şahs-ı manevinin hizmet programı odur. Hz. Ali (ra) ve Gavs-ı Azam (KS) ona işaret etmiş.

      Sil
    4. Gayet açık ve net Eyvallah Abdurrahim bey... Bizler sebeplere takılıyoruz yani senin yukarıdaki yazını vida ve somun gibi birbirine uyduğu halde Ecnebilerin maddi gücü karşısında afallıyor,Halbuki bir sinek Nemrudu yere sermiş, yeterki İman ola..

      Sil
  22. http://www.google.de/url?q=https://m.youtube.com/watch%3Fv%3DmaSmGEbgG8s&sa=U&ved=2ahUKEwif0ov7xbjaAhWUiaYKHXGzArgQtwIwAHoECAcQAQ&usg=AOvVaw2kQzMhHp-w2v_lSl-LGu00
    Adam diyorki keske yunan galip gelseydi.. siz diyorsunuz ölünceye kadar savasmali.... kafam karisti valla....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin deden Çanakkale nasıl savaştı ise öyle savasmalı diyorum. Yoksa kendi başına hareket demiyorum. Savastan kaçmak ekberul kebair denilen büyük gunahlardandir diyorum. Bunu da devlet ve ordusu yapar.
      Buraya o linkteki adam ile ne alaka kurdunuz ki...

      Sil
    2. Amik ovasındaki savaşta islam ordusunun üçte biri kaçar, üçte biri de sebat eder ve savaşı kazanır der. Maksad budur.

      Sil
  23. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kanaatimce özellikle müslümanlar için kutsal olan gün ve geceleri seçiyorlar; haçlı zihniyetiyle hareket ediyorlar.
      Pentagon, İngiltere ve Fransa; haçlı birliğini temsil ediyor ..

      Sil
    2. İslam şahsiyet Celadet se bunu hangi zamanda kaybettik?.. Osmanlı denince, Hilafet. Hilafet denince İslamiyet akla gelir, biz bunları ne zaman kaybettikk?..ne zaman aramıza fitne giripte Araplarla 100 yıldır başbaşa veremiyoruz? Ne zaman ordu komutanı düşmanı ağzı açıkta bırakacak kadar hain olup,100 binlerce şehit ve yaralıya sebep olur Kudüsü kaybederiz, Kudüs'ün kaybedilmesi merkezi Şam sır.. Sizlerin Ahirzaman olaylarında karıştırıp göremediğimiz Yenilgileri tümü 1. Dünya savaşı ve özellikle üstü örtülen Filistin cephesidir. Tam bir tevafuklar manzumesi olan 100 yıllık yenilgiler ve Galibiyetler zamanını es geciyorsunuz.. Mehdi yenilgiler zamanında galibiyetin tohumlarını atmıştır, Şimdi bize düşen Galibiyetler asrında ümitsizliğe düşmemek.Filistin cephesindeki olayları bir araştırsanız inanın bir müslüman olarak cildirirsiniz.Çünkü en zor şey yukardayken çakılmaktır,yoksa yerleyeksan olmuş birisi ayağı kalkmaya çalışiyorsa.. koşuyor diye uzulmemeli ölmüş birisi canlanıyor diye sevinmeliyiz

      Sil
  24. Peki Kahramanımız neden kendisine verilecek görevi kabul etmiyor ve kaçıyor rivayetlere göre ?

    Bir insanın büyük bir yükü omuzlaması kolay degil. Yükü omuzlaması bir yana artık kendisine ayıracağı vakti de kalmaz.

    Kendisi ya çok hassas biri ki bu kadar yükü ben yüklenemem,Allah'a hesap veremem diyenlerden ya da ehli keyf birisi ki gezmeyi,tozmayi,eğlenmeyi seven kendisine ve eğer evliyse ailesine vakit ayırmayı seven birisi. E kendisine bu ağır yük verilince arzu ettiği şeylerin çoğundan mahrum kalacak..

    Ya da bu ikisinin karışımı hem hassas hem de ehli keyif..

    Diğer şık ise her ne kadar ehli keyf bile olsa dinin temel kurallarını bilen ve başına geçirilmeye çalışılan makamda Şer'i Hükümlerin uygulanmadığını ve bu yüzden beşerî kanunlarla hükmederse büyük vebale gireceğini bilen birisi.

    YanıtlaSil
  25. Sakarya seyf masaallah yardimcilarini secmissin gibi geldi bana yoksa mehdi senmisin

    YanıtlaSil
  26. Selamun Aleyküm

    Blog da yine bir tartışmadır almış başını gidiyor, ve yine Abdürrahim Çokgüngör'e bir yuklenme var. Her fani gibi benim de bilinmeyen ilgimi çekmiştir ve mesleğimin gereği olarak her öğretmen gibi bilginin kaynağına aç, öğrenme arzusuyla elimden geldiğince yazılanları okumaya çalişıyorum. Herkes bir kaynak gösteriyor ve bunu yorumlayıp da olacakları anlatıyor, Abdurrahim Çokgüngör ise olmuşları güzel bir şekilde analiz edip en mantıklı cevabı ortaya koyuyor ve yapılması gerekeni söyluyor. Ve hepsine kaynak olarak Kuran'i gösteriyor. Geri kalan yorumların %90'ı ise, başkasından medet ummak uzere kehanetler üzerine kurulmuş. Müslüman, ibadet olan çalışmayı ne ara birakti? Hepimizin kiyameti zaten ölümüz olacakken, bize sormazlar mi 'ey kul sen ne yaptin beklemek disinda?, sen neden calisip da Allah'tan istemedin?'
    İste fark tam olarak burada degil mi zaten? Ne diyor Abdurrahim Cokgungor, islam birligi sart, arkadaslar birlik olun, biz ne okuyoruz digerlerinden? Mehdi gelecek sabredin. Her müslumana dini anlatmak farz degil midir? Biz neden baska birisi gelsin de yapsin diye bekliyoruz? Biz neden gorevimizi yapmiyoruz?
    Biliyorum bu yaziyi sevmeyeceksiniz, ama biz once kul olalim ki mukafat olarak Mehdi a.s gelsin, bizi islah etmesi icin beklersek eger vay bizim halimize o zaman, bu mukafet degil Allah'in bizi yola sokmasi icin gonderdigi bir elçi olur. O zaman ahireti kaybetmek uzereyiz demektir. Mehdi a.s geldi mi gelecek mi bilmem, ama biz uzerimize dusen birlik ve dirlik icin vazifemizi yerine getirmez isek, bizim kiyametimiz bize guzel olmayacak derim.
    Yillardir sadece yazilanlari okumus, hic yorum yapmamis biri olarak nacizane bir yorum da ben yapmak istedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleyküm Selam

      Enes kardeşim Abdürrahim abiyle ilgili kimse onun fikirlerine yüklenmiyor aslında. Sorun onun üslubuyla alakalı. Abdürrahim abi birlik sağlanacak/sağlanmalı derken bir yandan da başkalarına karşı sert ve keskin laflar ediyor. Kendisi bu sözlerini yumuşatırsa ortada bir sorun kalmayacağını düşünüyorum.

      Sil
    2. Amman dikkat, AÇnin yazdığı ağız dolusu hakaretler kendi yazılarını kendi kendine değersizleştiriyor, zaten. Bu kısmı şahsi olarak rahatsız edici ama tehlikeli olan kısmı bu değil.

      Hipnoz, gözlerin "bir noktaya" sabıtlenmesi ile başlar. "Okuma" hali, tam olarak hipnoz halidir. Bu haldeyken beyninize girenlere (okuduklarınıza) çok dikkat gerekir. Hipnoz altında beyninize girenleri temizlemesi çok zordur.

      Hipnozun bir formu olan NLP de 3-4 herkesce "doğru bilinen" şey söylenir ve aralarına beyne yazılacak kendi cünlen yerleştirilir. Yani beyin herkesce doğru bilinen cümlelerin arasında yanlış olanı da doğru olarak kabul eder. AÇnin sürekli yaptığı bu. büyük ihtimalle NLP eğitimi görmüş, FETÖ yandaşı kişisel gelişim dergilerinde de sürekli NLP teknikleri gösterilirdi.

      En kolay hipnoz olan grup, askerler ,okumuşlar ve gençler oluyor. FETÖnün bütün organizasyonunun askerler ve genç okumuşlar üzerine kurulmuş olması tesadüf değil. Hepsi hipnotize edilmiş mankurtlardı.

      ACnin okuduğunuz her cümlesini durun ve yeniden gözden geçirin, eğer sürekli okursanız bir süre sonra hipnoza girersiniz.

      Daha iyisi hipnoz olduğunuz anları farketmek, mümkünse hipnoza girmemeyi öğrenmek lazım. Özellikle okurken amman dikkat.

      Geçen yüzyılda ingilizler okumuşların hipnoze halini farketti ve dünya hakimiyetini ideolojilerle genç okumuşlar üzerine kurdu. (AÇnin deccaliyet dediği komunizmin aslında ingiliz işi olması gibi) Bu yüzyılda okumuşlar bu hipnoz halinden çıkmayı öğrendi. Bu sefer dindar gençler üzerinden dünya hakimiyeti kurmayı planlamışlar. (FETÖ) Amman dikkat dindar gençler, anlaşılan ingilizlerin hedef kitlesi durumundasınız, beyninize sahip çıkın.

      Sil
    3. Şimdi gelelim benzetmelere, konu dışı ama güncel bir olay, Fenerbahçe - Beşiktaş derbisi. 2 takım da 'hükmen galibiyet' istiyor. Ortada onlarca kameranın aldığı görüntü de var, yapılan iddiaları çürüten deliller de. Fakat açıp taraftar sayfalarını okursanız, hangi takımın yazdıklarını okursanız o takımın iddialarına inanırsınız.
      Hani demişsiniz ya NLP falan filan, hipnoz etmek gibi şeyler, herşeyden evvel akıl var, Allah bize vermiş. Shakespeare de bu konuyu 'doğru ya da yanlış yoktur, ancak düşünce onu doğru ya da yanlış yapar' diye özetlemiş.
      Gelelim A.Ç hakkındaki iddialara, ben 1999 depremini yerinde yaşadıktan sonra surekli ahireti, bu dünyayı, hayatı sorguladım, daha çok şey öğrenebilmek için araştırdım, okudum. Piyasada o kadar çok bilgi kirliliği var ki anlatamam. Herkes yarın bu olacak, haftaya şu olacak havasında geziyor. 2 sene önce bu arastırmalar beni bir Fetö sitesine yönlendirdi, adını bilen bilir, gaybtan haber veren bir blog site. A.Ç de orada yazışıyor, yorumlar yapıyor ve farkını gösteriyordu. Yorumlardan birisine yanıt verdim diye siteden insanlar bana özel mesaj attı, arkadasın o senin biliyoruz, onu bulmamız lazim diye. Bir yoruma bir yanıt yazdım diye arkadaşı oldum, bu nasıl bir kafa yapısıdır Allah aşkına?
      Kendisini tanımıyorum, gerçek adı mı bilmiyorum, ama şunu söyleyebilirim, yazdıgı herşey ikna etmeye değil beni düşünmeye sevkediyor. Zaten kimse Fenerbahçe taraftarını da Beşiktaş taraftarını da haksız olduğuna inandıramaz. Bu dünya bir imtihan dünyası, o yuzden herkes kendi doğrusuna sarılıp zamanı bitirecek. Butun cevapları öteki tarafta göreceğiz. Siz A.Ç'ün yüzde yüz hakli oldugunu bilseniz de kabul etmeyeceksiniz, ben de sizin haklı olduğunuzu görsem bile kabul etmeyeceğim. Ama bir gerçek var, bu dünyada kafasına cisim gelmeyen 65 yaşındaki bir insan, bir maçtan galip gelebilmek adına kafasına cisim gelmiş gibi 5 dikiş attırrıyorsa, devletler daha farklı hesaplar için neler neler yapıyordur midem almıyor...

      Haklı ya da haksız peşinde değilim, sadece Allah gözlerine perde inen herkesi doğru yola döndürsün, cennet herkese yetecek kadar büyük, Allah bize oraya girmeyi nasip etsin..

      Sil
    4. "Ben aklınızı hipnozdan koruyun" yazdım, senin cevabın "ben sizin haklı olduğunuzu kabul etsem bile kabul etmeyeceğim" olmuş. Herkes gibi tam bir hipnoz halindesiniz ve dediğim gibi bu hal oluştuktan sonra kurtulması çok zordur, Hasan Sabbah-ın fedaileri için "hashas" kullandıkları için öldürdükleri/ suikast yaptıkları yazılır, çizilir ama bunu yazanlar hipnozu bilmeyenler yada bilip de saklayanlar büyük ihtimalle, 15 temmuz da FGnin fedaileri "hashas" kullandıkları için mi ölümüne saldırdılar ? Hepsi hipnotize edilmiş mankurtlardı, bunca başına gelenlere rağmen hapiste bile içinde bulundukları hipnoz halinden kurtulamıyorlar.

      Yapılacak şey çok basit; okuduğunuz, gördüğünüz herşeyde önce durun, sonra düşünün. NLP de , beyin ancak 6-7 önermeyi kabul eder, daha fazlası gelirse crash eder ve hipnoz hali başlar, denilir. Yani beyninize giden/ okuduğunuz her önerme/cümlede önce durup, sonra düşüncenizin kontrolünü otomatikten, kendi kontrolünüze almanız gerekiyor.

      Bunu alışkanlık haline getirmek biraz zaman alır, bu sebeple kimse uğraşmaz, ve etrafında gördüğün herkes hipnoz halinde dolaşır.

      Hipnoz bir gevşeme hali yani mutluluk veriyor ve bu mutluluk hali durumundan kimse çıkmak istemiyor. AÇnin yazılarını okuduğunu söyleyenlere benim gözümle bakabilseniz,durumu hemen farkedersiniz.

      Bir şey daha, AC ne ne yaptığının farkında değil, öyle şeyler yazıyor ki, burada her meşrepten ve hipnoz altında olmayan yüzlerce okur var, yani yazdıklarına yüzlerce itiraz edileceğinin de farkında değil. Bizler itiraz yazıları yazarak yanlışlarını kırpıyoruz. Eğer bütün yazıları takip ediyorsanız farkedersiniz itiraz edilen konulara bir daha girmiyor, bunun iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyorum. Çünkü itiraz edilen konuları saklayarak gerçek yüzünü saklamış oluyor. Samimi, içten, hipnoz altındaki okurlarının onun gerçek yüzünü görme fırsatını engellemiş oluyoruz.

      Hipnoz (uyku-uyanıklık arası) mu iyidir ? Uyanmak mı ? Bu bir tercih meselesi değil aslında, herkes çocukluktaki hipnozdan sonra yarı hipnozla yaşamını sürdürür, hipnozdan çıkmak bir farkındalık meselesi. hipnozda olduğunu farkedersen hipnozdan çıkarsın.

      Benim düşüncem, AC, köpeksiz köy bulmuş ,çomaksız dolaşıyor. AÇnin yazılarına itiraz (çomak) yazılarımız, hem AÇyi hem de okurlarını "uyandırmak" amaçlı. "Uyutulduğunuz" farkederseniz hipnozdan çıkarsınız. "Uyutanı" da uyarıyoruz ki uykudan çıksın.

      Siz uyurken, ben sizi uyandırsam, bundan hoşlanır mısınız ? Hem uyanmak istemezsiniz, hem de uykunuzu bölene kızarsınız. Aynı bana kızdığınız gibi, yani ben ne yaptığımın farkındayım, ama başka yolu yok, keşke herkes de ne yaptığının, ne halde olduğunun farkında olsa. Kimileri uyutmaya çalışıyor, kimileri de uyandırmaya.

      Neden ? Daha önce yazmıştım, rastladınız mı bilmem, "hiç akletmezmisiniz" ayetindeki "akletmek" fiili "ukl" kökünden geliyor, "bağlamak" demek, "kalple zihni birbine bağlamak" anlamında. Kalple zihni birbirine bağlarsanız, bedendeki kalp-zihin ikilemi kayboluyor, kalp bütün bedene ve dahi zihne hakim oluyor, sonuçta zihin duruyor.Zihindeki fikirlerin oluşturduğu örtü/perde kalkıyor .(Verdiğiniz örnekteki FB-BJK fikirleri dahil)

      Önce hipnoz altında olduğunuzu farkedeceksiniz ki bundan kurtulmaya çabalayasınız, hipnozdan çıkarsanız "akletmeye" başlarsınız.

      Ben size"akletmenizi" teklif ediyorum, AÇ veya FG veya yüzlercesi size ne teklif ediyor ? Ben size söyliyeyim, uykunuzun, hipnozun derinleşmesi için uğraşıyorlar.

      Siz bilirsiniz diyemiyorum, hipnoz altında hiçbir şey bilemezsiniz, hipnozitor ne diyorsa odur.

      Hitlerin propaganda bakanı Göebbels, "Tekrarlanan yalan gerçeğe dönüşür","Bir yalanı yeteri sıklıkla tekrarlarsan, gerçek odur" diyor.

      Siz gene de AÇ bin defa yazdığı aynı şeylerde ne diyorsa desin,siz bin defa dikkatli olun, bunu alışkanlık haline getiriseniz, umulur ki "akledersiniz"

      Sil
    5. AÇ yazılarında, nalıncı keseri gibi herşeyi kendine yontarken ,sürekli baltayı taşa vuruyor.

      Aslında yazmak istemiyorum, yazdıklarım AÇyi sözcüsü gibi algıladıklarından hem nur cemaatinin zülf-ü yarine dokunuyor, hem de sizin gibi AÇ okurları için benim AÇ karşıtı olarak algılanmama sebep oluyor. Aynen bahsettiğiniz malum sitedeki yazınızdan sonra sizi AÇnin arkadaşı sanmaları gibi, siz de beni burada yazdıklarımdan dolayı AÇ düşmanı gibi algılamışsınız.

      Dikkat ettmişsinizdir, yaptığımız itirazlara söylecek bir sözü olmayınca hakaretlere başlıyor. Yani hakaret ediyorsa biz haklıyız demektir. Büyük ihtimalle bizden yaşlı, hiç üzmek istemem ama öyle büyük yanlışlar yapıyor ki yazmamak "susmak,dilsiz şeytan" olmak demek oluyor.

      Elbetteki onun yanlışlarını farkedebilmek için ondan daha iyi bilmek gerekiyor, bu da sitedeki genç okurların " bilmemelerini" suistimal etmesine sebep oluyor. Birilerinin dur demesi lazım. İnanın yazdıklarının hepsine itiraz etsem onun yazdıklarının 2 misli yazmam gerekir.

      Mesela geçenlerde, 11 eylül olayını küreselciler yaptı yazmış. Şimdi buna itiraz etmek lazım ama sitede kimsenin dikkatini çekmeyince üstüne gitmedim. Mantık şu, 11 eylül Cumhuriyetci oğul Bush zamanında yapıldı, bu sebeple küreselciler yapmıştır, zannediyor. Uzun hikaye kısa keseyim, evet, 11 Eylül Cumhuriyetci başkan döneminde oldu ama Pentagon , küreselcilere karşı yaptı. Görünüşte Pentagon binası bile vuruldu. Aslında Pentagon kendi binasına saldırı düzenledi. Zaten olayın sonunda afganistan ve Irak gibi küreselcilerin kontrolünde olan yerlerin işgal edilmesi bu saldırının küreselcilere karşı Pentagonun tarafından yapıldığını gösteriyor. Aynen senin yazdığın FB-BJK maçı sonundaki olaylardaki algı karmaşası bu olayda da yapılmıştı.

      11 Eylül olayının ayrıntılarını yazsam 2 sayfa yazmam gerekecek,istersen yazarım ama gerek yok, bilmemiz gereken AÇ ya bu konuyu bilmiyor ya konuyu bilmediği için sizleri yanıltıyor yada konuyu biliyor, sizleri yanıltıyor. Geçenlerde gene yazmak zorunda kaldım, Menderesin sabataycı olduğunu bilmemesine imkan ve ihtimal yok, uzun uzun Menderin babasından bahsederek sizleri yanıltmaya kalkması gibi. Halbuki yahudilerde soy anneden yürütülür, ve menderesin annesi de soy-sop sabataycıdır.

      Tüm bu gerçeklere rağmen Menderesin sabataycı olMAdığını "ima eden" yazısını bulup okursanız, nasıl bir "bilniçli" beyin yıkama, algı operasyonuna muhatap olduğunuzu anlarsınız. Aynen Şenol Güneşin kafasına atıldığı "ima edilen" 5 tel zımba dikiş gibi.

      Şenol Güneşin algı operasyonu yaptığını kabul ediyorsunuz, Çünkü FBlisniz.AÇnin algı operasyonlarına muhatap olduğunuzu kabul etmiyorsunuz.Çünkü AÇlisiniz.

      AÇ beyin yıkama, gerçekleri çarpıtma konusunda çok tehlikeli birisi, çok dikkat edin.

      Sil
  27. son tahlilde tukiyeyi kazaga orturttular.tarf secmekten baska altenatif yok.ya rusyadan yana olup amerikanin hişmina uğrucaz yada abd den yana olup rusyanin hişmina ugru az. insallah yanilirim.

    egerki yanilmiyorsam abd safina gecip rusyanin gazabiyla suriye hava sahasi kapanir.rusya pyd yi destekler. ulkenin ciğerine atesler duser.hazirlikli olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altan e kardeşim yorumlarını beğenerek okuyorum. Süfyan hakkındaki bilgilerini paylaşman mümkün mü ? Özellikle recepte ilk defa görünür demiştin önceki başlıkta . Bayağı ilgimi çekti. Burada yazamiyorsan mailime yazabilir misin ? Benim de bazı tahminlerin var. Teşekkür ederim.

      kurgucudavut@gmail.com

      Sil
    2. Altan e sanirim ABD tarafına geçeceğiz ki bu da içerideki Rusçu,aşırı Sekuler laik Kemalist asker kanadının karsimiza alınması olur. Konuyla alakalı tahminlerim var ama burada genele yazılması sakıncalı olabilir. Bloğun selametini düşünmemiz lazim. Sansurleyip buraya da yazarız

      Sil
    3. Yani altan e şimdi sen kazığa oturmuş bir milletin çocuğu musun? Senin aynana tabi değiliz biz. Biz kazığa falan oturmadık. Bilakis oturttuk. Cebinde 100 kuruşu yol parası olan onu kaybederse dünyası yıkılır. Başlar paniğe. Ya altı üstü 100 kuruş. Bunun için ağlamaya değer mi?

      Biz Lozan’da bütün mülkümüzü sattık. Fransız ve İngilizlere rüşvet verdik. O gün bugündür o bölgeye bakacak yüzümüz yok. Bakmak isteyen politikacılarımızı ya ipe çektiler ya devirdiler. Çünkü emir büyük yerden. Ne zaman kadar sürdü bu? 4 darbe tuzağına rağmen bu milletin kaderine hükmetmeye başlamasına kadar. Ondan sonra yiğit ayağa kalkınca ne olur? Düşeni toplar. Bu bir karakter meselesidir.

      Büktün fitnelerin kaynağı Siyonist İsrail’in hiçbir bir milletle olmayan fıtri fitne zekasında. Herkesi bölgedeki enerji kaynakları için toplayıp emellerine hizmet ettiriyor. Ama oyunu bozan biri var. Unutma ilk cumhurbaşkanları ne demişti: “20 yüzyılda 2 devlet kurduk. Önce TC’yi sonra İsrail’i” Na’ber?

      İleriki yıllarda Menderes’in döneminde niyetlenip de da zamanımıza kadar gerçekleşmeyen iki ülke arasındaki yani Türkiye-Suriye ilişkiler canciğer kuzu sarmasına dönüşecek. Ahmed Davutoğlu da bu tezi savunmuştu, ama zekavet-ı betra bazı Türklerin bunu alay konusu yapmıştı. Niçin bilir misin? Kişiliksiz birer mankurt olmalarından. Siz birkaç yıl sabredin, bakın neler olacak? Rusya’da 30 milyon Türk var. Türki devletlerin çoğu onun çevresinde. Rusya İslam Konferansı Teşkilatı gözlemci üyesi. Güneyini İslam kuşağı kuşatır. Batılı köpekler 300 yıl fitneyle iki milletin arasını bozup çarpıştırdı. Ama o maskaralık sona eriyor.

      Biz dünyada ne olup bittiğini bilmeyiz. İçimize kapanmış ayakta-yatakta uyutulan bir milletiz. Kendimiz çalar kendimiz oynarız. İdik. Ama her salaklık devrinin de bir sonu olur. Ve zamanı geldi. Dünyadaki olayları iyi gözlemleyin. Sonra kuru ve yaş her şeyi kapsayan Kur’an’ı anlayandan dinleyin. Batı ile doğu arasında 50 yıllık bir dehşet dengesi kurulu. Bu bazen sarsılıyor. Avrupa’nın fitne başısı kim? Bizim efendimiz ve inkılaplarımızın programlayıcısı İngiltere. Onun ne derdi var ki şimdi küresel dengeyi sarsıp ne elde temek istiyor? İslam dünyasının iki asırlık harici zulmünün iki aktörü vardır. İngiliz ve Fransız. ABD fincancı dükkanına katır gibi değil de öküz gibi giren bir ülke. Ona değil fitne-fesadın başına bakın. Dinsizliğin, anarşi ve terörün rejisörü kim? Onlar değil mi? Hem İslam deccalini hem de Ye’cüc ve Me’cücü içimize salan ve kurgucusu kim? Dünyada ilk Kürt kongresini kim Londra’da topladı. Kim başkentinde terörist Kürtleri ağırlıyor. Şimdi bölgemizde kimin ulumalarını işitiyoruz. ABD ve batı Suriye’de kimi destekliyor. Yani bu olaylar yeni tezgahlanmadı.Ha şunu unutmayın Sovyetler yıkılır. İlk NATO toplantısı yapılıyor? Küresel sermayenin dişi soytarısı Thatcher çıktı ne dedi? “Sovyetler yıkıldı. Yeni hedef İslam”. Şimdi 27 yıldır bu bölgede oluk oluk kan niçin akıyor. Bunun habercisi kim oldu? Dertleri ne? Bir ABD vuruyor duruyor. İngiliz vuruyor. o duruyor Fransız vuruyor,. o duruyor Alman vuruyor. Bazen de koro yapıyorlar.

      Müslüman ehl-i tahkiktir. Görünmeyeni görerek tuzağa düşmeyendir. Düşüyorsa onda basiret ve feraset bozulması vardır. İmanını bir kontrol ettirsin.

      Sil
    4. Abdurrahim Bey, bu fetöcülere boşuna dil dökmeyin onların ayrı bir dünyaları var, türlü türlü maskeleri var ama o dilleri yok mu, işte hemen kendilerini eleverirler.

      15 temmuzun tokatını daha hazmedemeden kendilerini bir şey sanıyorlar. Bırak bataklıklarında oyalanadursunlar!

      Hem bak erken seçim çıktı süpriz yumurtadan. Şimdi acele işlerine şeytanın bile karışmasına gerek yok...

      Recep ayı çok şenlik geçecek Erdoğana darbe yapılacak sevincini yaşıyordu 2 ay önce bu altan e. Şimdi erken seçim haberinden saçı ağarmıştır!

      Sil
  28. eger boyle olursa darbe zemini hazir demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Darbe olursa bu kez Kemalist,Rusçu, Atatürkçü,Komünist,Laik vb.seküler kanat alaşagı edilir. Bu da ehveni şer hesabı Müslümanların hayrına olur inşallah. Yönetici sakıncalı buluyorsa silebilir. Saygilar.

      Not : Bir sürü müneccim takip ediyorum. Bir kısmı ki özellikle sekuler olanlar feryat ediyor . Türkiye'nin Astroloji Haritasında Başkanlık Sistemi ile beraber Şer'i kanunlar geliyor diye.

      Sil
  29. rusya pyd ile beraber esad ida ustumuze salabilir afrinde.

    YanıtlaSil
  30. böyle utanmazlık ne duyuldu nede görüldü
    milyonların katliamcısının koruyucusu hameney
    "Suriye'de sadece mazlumları korumak için varız!"
    Bir milyonu aşkın mazlum Müslümanı öldürmelerinin sebebi, onları korumakmış!
    Kavramlar tepetaklak..
    Kelimeler kifayetsiz..

    YanıtlaSil

  31. 1*Üçüncü Cihan Harbi bekleyenlerin hevesi kursaklarında kaldı. Anlaşmalı da olsa kriz krizdir. Kafa karıştırmaya devam ediyor. Ama bu son krizin 1. Derecede sorumlusu Suriye’nin Süfyani rejimi ve onun başındaki Beşar Esed’dir. Hilafetten sonra kimin devri başlardı. Cebabirenin. Yani diktatörlerin. Yani Süfyan’ın ve benzerlerinin. Yani Süfyanilerin. Hepsi bir İslam ülkesinin başına bela olurlar. İşin ilginç tarafı bunları başa geçiren ve destek verenler batılı emperyalistlerdir. Demokrasi ve hürriyet Müslümanları uyandıracağı için Büyük Deccal komünist rejim benzeri bir rejim, yani tek parti diktatoryası ve başta bir askeri veya sivil diktatör İslam dünyasının uyku hapı oldu.

    İçin hazin tarafı şu. İttihad-ı İslam için ilk çalışan siyasetçi Menderes’ti. Onu askeri diktatorya ile yediler. Sonra Suudi Kralı Faysal sahne aldı. Suudilerin en aklı başında olanı idi. Bir suikast komplosuna kurban gitti. Ve devir değişti. Küresel sermaye deccaliyetin yeni bir versiyonu olarak ortaya çıktı, vaziyetler değişti. Soğuk savaş sonrasının ilk temelleri de o zaman atıldı. Irak-İran Savaşı ve Türkiye’de Kürt oyunu ufukta belirdi. O sırada Sovyetler can çekişiyordu. Can verince ne hikmetse bir anda İslam Alemi hedefe kondu.

    Şimdi bütün mesele şu. Osmanlı’yı böl ve parçala taktiği için batıdan enjekte edilen ırkçılığı bu kez atomize bölünme için kullanılıyor. Bunun tuz-biberi ise dinsizliğin ortaya çıkardığı anarşi ve terör oldu. Bütün İslam dünyasında bölünmelerin yanı sıra bu terör belası manevi değerler ile asayiş ve emniyeti yok ediyor. Dinsizlik nasıl dış tehlike olarak belirip İslam dünyasında yayıldıysa anarşi ve terör de dış tehlike olarak hem vekalet savaşları hem de iktidar değişiklikleri için kullanılıyor.

    İnsanlığın vahşet ve kölelik devrinden kalma zümre saltanatı ve tahakkümü medeni zamanda muhafazakar ve İslami kimliğine bürünürken, ittihad-ı İslam’ın önünde en büyük engel teşkil etmesi ne hazin. Neocon-siyonistlerle ittihadı seçen bu ülkeler en az Esed gibi diktatörler kadar alem-i İslam’ın intibahına engel oluşturuyor. İşte mesele bu. Biliyor musunuz. İsrail’in güdümüne giren bu ülkeler ayrılıkçı bütün grupları para ve silaha boğuyor. Ve saltanatlarını sürdürmek için müttefik kisvesi ile İsrail’in boyunduruğu altına girmeyi hiç zül saymıyorlar.

    YanıtlaSil
  32. 2*Türkiye’nin 1946’de es kaza girdiği demokrasi mücadelesi 4 darbeye rağmen 18. Yüzyılda temeli atılan ve İttihatçılarla esen cebri-keyfi-küfri-askeri kasırgası 15 Temmuz günü zafer kazandı ve azınlık saltanatı ağır bir darbe yedi. Bu alem-i İslam’ın 1955’lerde esen istiklal mücadelesinin son versiyonudur. Siyasi hizmetten çok iman hizmetinin ağrılık kazandığı bir zamanda Bediüzzaman’ın demokratları niçin desteklediği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Onları bir nevi müttefik saymış ve onları desteklemeyi bir mecburiyet kabul etmesinin meyvası olarak güçlü bir Türkiye kazandırdı. Her darbeden sonra ortayla çıkan ekonomik krizler demokratik hükümetler ile aşıldı. Demokrasi ve hürriyet Türkiye’nin kalkınma ve güçlenmesinde en önemli dünyevi etken oldu. Bunun etkisinin şimdi alem-i İslam’ı yansıması dönemi başlıyor. İktidar ve makam için Kur’an ve şeriata yüz çeviren neocon-siyonist ortağı Arap ülkeleri ile mezhebi bir rejim kuran İran da bundan nasibini alacak. Ve ittihad-ı İslam kitlelerin demokrasi talebi ve desteğinde gerçekleşecek.

    Düşünebiliyor musunuz, Suriye’deki karmaşanın ve bölünmenin arkasında çevredeki muhafazakar saltanatçı ülkelerin olduğu yeni yeni ortayla çıkıyor, ne hazin. Türkiye’nin devreye girmesi sonrası bu gruplar girdikleri hatalı mecrayı değiştirmeye başladı.

    Aynı oyuna biz de bir zamanlar gelmiştik. Demokrasiyi bir zamanlar İslam düşmanı gören bizdeki muhafazakar-dindar ve milliyetçi partilerin arkasında keyfi-cebri-küfri-askeri komitelerin olduğunu biliyor muydunuz. Onun için fecr-i sadık 70 yıl gecikti. Bu gecikme de alem-i İslam’ın intibahını geciktirdi. Osmanlı’nın son asrında ortaya çıkan sivil-askeri bürokrasinin ülkeyi yönetme hevesi hem Osmanlı imparatorluğu hem de istiklalimizi batılılara peşkeş çektirdi. Sultan Abdülhamid’in yıkımında en büyük etkenin hümayun paşaları olduğunu acaba kaç kişi biliyor? 10 mu 20 mi? Sultanla milletin arasına giren bu Humayunun despot paşaları olmasa idi ne 31 Mart olurdu, ne de Balkan Harbi. Ve en önemlisi 1.Cihan Harbi’ne girmezdik. Ve İttihatçı paşalar Araplara zulüm edip onların isyanına sebep olmazdı.

    Evet itthad-ı İslam lazım..Ama bu diktatörler ve despot zihniyetlerle olmaz. İsrail’den önce bu hastalık tedavi edilmeli. Çünkü Kur’an’ın emri açık. Dünyevi işlerde yönetilenlere danışınız emri esastır. Zümre hakimiyeti değil milletin hakimiyeti şeriatın esasıdır. İhvan-ı Müsliminin yani Müslüman Kardeşlerin muhafazakar rejimler tarafından baş düşman ilan edilmesinin sebebi demokrasi ve hürriyetin ülkelerine sıçraması korkusundan doğuyor. Yani İsrail varlığını sürdürmesi ve yayılmasının önünde en büyük engel din ve onun emri olan ittihad-ı İslam. Onun için Deccaliyet üzerinden dinsizliği körüklüyor. Batıda İslamfobiayı körüklüyor. Çünkü din şemsiyesiyle birleşen çevresindeki devletlerin onun sonunu getireceğini biliyor. Deccaliyet bunun için var edildi.

    Evet Ortadoğu’daki yani alem-i İslam’daki keşmekeş, anarşi-terör, kimlik bunalımını bitirecek tek ilaç ittihad-ı İslam’dır.

    YanıtlaSil
  33. şeyh nazım kıbrısi hazretleri...
    amerikanın şama gireceğini ve rusun çıkacağını
    ve en büyük savaşın start alacağı.
    ürdünün de içeri gireceğini söylemişti.
    ürdüne dikkat.

    kıbrıs yerle bir olacak.
    akdenizde rus donanması ve kıprıs mahvolacak.
    çok büyük yıkım ve büyük şehirler yok olacak.
    istanbul da yaşayanlar köylerine dönsünler ve erzak depolasın diye uyarı yapmıştı.

    başlangıç cumartesi diyor bir noktada.
    amerika ve yanındakiler şamı cumartesi günü bombaladılar.

    o günler bu günler sanırım.

    https://www.youtube.com/watch?time_continue=8&v=u4VhIfrfVSk

    YanıtlaSil
  34. Seyyahul alem: Mesajınızı okudum.

    YanıtlaSil
  35. Düzeltme: Abdurrahim kardeşin yazılarının çoğunu paylasmasam da demisim. Doğrusu az bir kısmı olacak. Sadece biraz daha leyyin olsa daha etkili olacak. Tabi bu benim kendi şahsi kanaatim. Kendi düşüncemi söylüyorum. Kimseye ayar verme haddim yok.

    YanıtlaSil
  36. Evet anlaşıldı ki süfyan şahsı manevi peki abdürrahim kardeş 24 mayısta izmir depremi olacak mı sence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. III.Mehdî III.Erbakan saatleri de söyleseydin ya..

      Sil
    2. Erbakan'ın bahsettiği Ege depreminin zaman aralığını bir müneccim de verdi. Didem Şarman. 2018 yılı öngörüleri diye aratın bulursunuz. Yalnız gaybi Allah bilir bunu sakın unutmayın. Bu müneccimler bazı şeyleri tutturuyorlar o ayrı mesele..

      Sil
    3. http://www.didemsarman.com/2018-turkiye-ongoruleri

      19-28 Mayıs halkın belirli bir kesiminde özgürlük hareketi, haklarını isteme gibi bir çağrının gözlemlenebileceği zaman.

      28 Temmuz- 28 Ağustos arasında; 11 Ağustos’a yaklaşan ve uzaklaşan günler, ülkemizde büyük bir deprem tetikleyicisi olabilir; Özellikle Gökova Körfezi, Bandırma ve Gemlik Körfezi Ağustos ayı açısından riski en yüksek yerler.

      (BAKIN SANKİ İKİNCİ GEZİ TARİHİ DE VERİLMİŞ?)

      Sil
  37. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahçeli çağrı yaptı. Erken seçim olabilir. Tayyib bey kabul etmeyebilir. Olursa aeçime giremeyecek olan iyi parti ülkeyi karıştırabilir. Seçim olmassa bu sefer chp uyuyan hücreleri harekete geçirebilir.
      Tayyib bey seçimler zamanında yapılsın diyebilirki ben bu şekilde tahmin ediyorum.
      Bu mesajım onaylanmadan belki
      seçimlerle ilgili karar açıklanacak.
      Karar ne olursa olsun önümüzde büyük sıkıntılar var.
      Amerika türkiye sınırına arabları yerleştirebilir. Bu ordunun şam da iktidar olması kaçınılmaz. Bu ordunun süfyaninin ordusu olması muhtemeldir. Artık delikten bazı emareleri gördügümüz aşikar. Avrupa devletleri ve amerika garip garip açıklamalar yapıyorlar. Alışılmışın dışında esrarengiz bir şekilde hareketlenme var.

      Bu duyguyu çok iyi biliyorum.
      Fırtına önceki garip atmosfer ve durulma.,.

      Sil
  38. Ülkenin ve bölgenin son 10 yılının özetini çıkarın,neyin ne olduğunu anlarsınız.
    Bence Türkiye ABD ve Rusya arasında gizli bir anlaşmayla tuzağa düşürüldü.
    İnşaallah ben yanilirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yuzde yuz haklisin..

      Sil
    2. Duan kabul oldu ve bir güzel yanıldın. Sana garanti veririm. Bir defa Türkiye son 250 yılın en iyi konumunda. Bir asırlık çöküş ve bir asırlık Süfyan, yani İslam Deccali’nin, yani Küçük Deccalin manevi ve milli tahribatının travması etkisini sürdürdüğü için insanlarımız güvensiz olmuş. Neymiş efendim Türkiye tuzağa düşürülmüş müş. ABD ile ilişkilerimiz ne zaman bozulmaya başladı bilir misin? Demirel’in 1966’da ABD casus uçaklarının Sovyet Rusya toprakları üzerinde uçuşunu engellediği gün. Ve bir şey daha oldu? Bir kalemde o zamanın en büyük dış yardımını Sovyet Rusya’dan aldık. Ve ertesi sabah ABD’nin kuklaları üniversiteli gençlerimiz kara cübbelilerin tahrikiyle sokaklarımızda boy gösterdi. Yani anarşi ve terör kışkırtıldı. Türk sanayiinin bel kemiğini Sovyet Rusya’dan aldığımız para ile kurduk. Demir-çelik tesisleri, alüminyum tesisleri, kağıt fabrikaları falan.

      Sovyetler dağıldı. 1990’larda Rusya içeride bocaladı. Ama 2000’den sonra durumlar değişti. Erdoğan, Menderes-Demirel ikilisinin siyasetini ilerletti. Ve Rusya ile iyi ilişkiler kadar ticari ve ekonomik ilişkiler canlandırıldı. Rusya’da önemli imar işleri yaptık. ABD’nin köpekleri bunun Rus uçağını vurarak bozmak istedi ama, sağ olsun Kazak Lideri Nursultan Nazabayev bunu tamir etti. Bu kez Rus Elçisini fetönün köpeğine katlettirerek bozmak istediler. Neden acaba?

      Şimdi yıllarca İngiliz fitnesiyle Rus-Osmanlı savaşları 1966’dan sonra bitti. Bunun böyle olduğunu biliyorum da olacağını ben söylemiyorum. Daha komünist rejim varken Rusya daha dinsizliğin lideri iken Bediüzzaman söylemiş. Hatta bir talebesine Sovyetler dağıldığında ne yapacağını bile anlatmış Türki devletler için. Olay şu :“İki dehşetli Harb-i Umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat’iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha veya tâbi olabilir. O vakit dört yüz milyon ehl-i Kur’ân’a kılıç çekemez.”

      Sözün kısası bu söz her Türk’ün kafasına kazınmalı. Bediüzzaman bu sözü söylemeden 50 yıl önce de Tiflis’te Şeyh San’an tepesinden etrafını seyrederken yanına gelen Rus polisine gelecek 50 yılda Rus’un başına ne geleceğini de haber verir. Ve sonra bir gün gelip Tiflis’te medresesini kuracağını da söyler. Ve ondan 80 yıl sonra Tiflis’te Nur talebeleri o medreseyi kurar.

      Lafın kısası dünyadaki güç dengelerini iyi bilmek lazımı. Bütün pisliklerin özünde temelinde Siyonist İsrail fitnesi var. Bu bir. İkincisi Türk’ün gerçek istiklaline kavuşamadığı için kompleksler içindeki halkının kendine güveni olmamış. Bu yakında olacak. Tabi Allah’ın izniyle.

      Herkes savaş bekliyordu, evlere erzak depolamayı tavsiye edenler bile oldu. Niçin çünkü Türk’ün güvensizliği İslam deccalinin tahribatından ileri geliyor. Kişilik sıkıntıları yaşıyor. Şimdi Türkiye için Ayasofya, alem-i İslam için de Kudüs istiklalin birer ölçüsüdür. Herkes gözünü oraya çevirsin. Türkiye madem 2 asırlık keyf-i cebr-i küfriye-i askeriyenin belini kırdı bu iş bitmiştir. 4 darbeyi maç seyreder gibi seyreden çakma insanlar gitti 15 Temmuz istiklal fedaileri istiklalin bayrağını, sancağını eline aldı. Şüphesi olan varsa dinini ve milli hislerinin bir çek ettirsin.

      Sil
    3. Senin Bediüzzaman'ın Cizvit işbirlikçisi,milleti yaniltarak bir yere varamazsin.
      Demirel'in en yakınındaki adam abd den nasil para dinlenmeye gittiklerini anlatır heryerde.
      Sanayi devrimiyle deccal cagi başlamıştır.
      Hz Muhammed in emrettiği gibi onun bir elinde su,bir elinde ateş vardır.
      Halbuki su gorunen ates,ateş görünen ise sudur.

      Yanilma Abdurrahim,yaniltma.

      Sil
    4. Cizvit işbilikçisi diyerek iftira atma.

      Sil
  39. Arkadaşlar süfyan 6 ay sonra mı tahta oturacak biraz bu konuyu acıklarmısınız 3 ay 6 ay 9 ay konuyu lütfen bilenlerden yardım istiyorum

    YanıtlaSil
  40. Dikkatinizi çekmek isterim süfyan çıktı ama şam minberine oturmadı daha suriyenin başına 6 ay sonra geçecek galiba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. suriyede bu adamı takip etmekte fayda var süfyani olabilir zannediyorum
      https://www.facebook.com/SuriyeGenclikBirligiHaber/videos/600448330062359/

      Sil
    2. aynen oyle ozen kardeş.ama rejimi devralmayacak.rejimi devirecek.yani yeni bir devletten bahsediyoruz burda.bastan aşâgi.ulkenin ismini değistirecek turden.

      birde unutulmamalidirki sufyaninin ilk 5-6 ayi tamamen musluman ve hak yoldadir(ideolojik aćidan) ve insanlari bununla kandirir.

      sufyaninin kaderi iblise benzer. adetullahtandir en kotuler bir zamanlar en iyidir.tarihtede hep boyle olmuş.

      haccac tek bir namazi kaçirmamiş ve hareke sistemini kurana getirerek en buyuk hizmeti yapmiş.ama ama ama..

      insanlarin geçmişine kanmayin.surekli guncelleyin.zira alimden zalim zalimden alim doğabilir.

      unutmayinki yaşanan ve yaşanacak olaylar birer hadise değil bir imtihandir ve fitnedir.

      islamin en temel ögretisi ehli kiblenin kani ehli kibleye haramdir.oldurmektense olun.kabil olmayin habil olun.

      yok karşinizdaki ehli kible degilse deşin karnini..

      omrunde 1 kez dahi cumaya gitmiş herkez ehli kibledir haberiniz ola..

      Sil
    3. Süfyan çıktıysa kim ?

      Buna deliliniz var mı ?

      Bazıları ki çoğunlukla fetöcüler Sayın Erdoğan'a Süfyan yakıştırması yapıyorlar. Bunu diyorsanız deliliniz nedir ?

      Haydi dikkatimizi çek ?

      Sil
    4. kesinlikle turkiyeden değil.delilim var.ama aciklayamam .tanidiğiniz biride değil.

      yaniliyorsam ćok pis yanilirim.

      adamin hayat hikayesi bizim beton un 1920 evveliyatina çok benziyor. o kadar diyeyim.yakişiklida.

      Sil
    5. benim kastedttiğim sufyan rt de değil fg de değil. eğer fg yanlilarinin bu yakistirmalarina delil istiyorsan gidip sorabilirsin. cevapsiz brakmayacaklarina garanti veririm.ben sordum.cevabimida aldim.

      Sil
  41. Bahçeli ne yapmaya çalışıyor durduk yere birden Erken seçim olmalı sözünü ortaya attı Erdoğan ise Kasımda olmali diyor.

    YanıtlaSil
  42. sanirim ahir zamana çok geniş daireden bakmaya ihtiyaciniz var.

    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanında idik. Fitnelerden söz etti, birçok fitneler anlattı. Hatta bir 'Ahlâs' fitnesine temas etti. Dinleyenlerden biri: 'Yâ Resulellah! Bu Ahlâs fitnesi nedir?' diye sordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

    'Ahlâs fitnesi; şiddetli düşmanlık yüzünden insanların birbirinden kaçması ve bir şey bırakmamak üzere mallarının yağma edilmesidir.' buyurdu ve devam etti:

    'Sonra "Serrâ fitnesi" vardır ki, bunun dumanı Ehl-i beyt'imden olan bir adamın ayakları altından tütecektir. Bu adam kendini benden sanacaktır, halbuki benden değildir. Çünkü benim velilerim ancak takvâ sahibi olan kimselerdir. Sonra insanlar eğri, kaburga kemiği üzerine oturmuş gibi bir adama beyat etmek üzere anlaşacaklardır.

    'Bundan sonra "Duheymâ fitnesi" vardır. Bu ümmetten kendisine şamar indirmediği bir tek kimse bırakmayacaktır. "Hemen bitti, sona erdi!" denildiği vakit yine devam edecektir. Bu fitne zamanında kişi sabah mümin akşam kâfir olacaktır. O kadar ki insanlar iki kısma ayrılacaktır; kendisinde nifak olmayan iman grubu ile kendisinde iman olmayan nifak grubu. Bu fitne meydana geldiği vakit, o gün yahut ertesi gün Deccal'i bekleyin.'" (Ebu Dâvud - Hâkim)

    YanıtlaSil
  43. hadiste mesih deccal oncesi 3 fitneden bahsedilir ki bu fitneler her olayin özetidir.

    ahlas fitnesi arab bahariyla baslayan ve günumüze kadarki sureci kasteder.suriyeli goçmenler ve orgut ve topluluklar arasindaki kutuplaşma ve yagmalamalar bu surecin alametidir..zaten hepiniz vakifsiniz.

    eger sufyani çikmişsa(ilk cikis gorunme) ahlas fitnesi bitmiştir.

    yuzde 99 ihtimal verdiğim bir sahis var ama paylasamam yuzde yuz olmadan..zira bu vebale giremem.

    eger sufyani cikmişsa ve abd nin suriye operasyonu bir başlangiçsa bu serra fitnesine girdik demektir.

    peki serra fitnesi nedir.?bolluk..fakat bu bolluk insanlarin zengin olacagi bir bolluk değil.firat nehrinin altindaki hazinenin bollugudur.

    serra fitnesi içinde karkisya savasini barindiran firat nehri hadisesidir.

    ehlibeytten bir adamin ayagi altinda tuten diye kastedilen adam daha cikmamistir yada çikmak uzeredir.bu adama kanmamak geregi vurgulanmiş hadiste.gorucez kimmiş.(bu adam sufyani değildir)

    serranin finali karkisya savaşidir ve sonrasinda biat edilen eģri kaburga kemigine oturmuş gibi(donek) olan adam sufyanidir.

    karkisya savasinda tum ummet hazineyi yagmalamaya ćagrilacak.sofraya ćağrilir gibi..

    çocukken kurban bayraminda ineğin kaburga kemigini yere koyardik.icine oturanca donme dolab gibi donerdi.yani sufyani donektir.

    iste biat edilen adamdir sufyani.ve bu serra fitnesinin sonudur ayrieten..

    ve bununla ayni gun yada 1 gun evbeli yemani ve sahte siyah sancak cikar ki bu da duheyma fitnesidir..

    fitneler içinde en korkuncu ve en kotusu budur.

    arablarin kokunu kazir.moğol istilasina benzer. onunde kimse duramaz.değdiği kişi ya dinini satar onlara katilir yada ölür. sabah olmeye karar verir mumin olur aksam onlara katilmaya karar verir kafir olur.

    karanlik..sabah mumin aksam kafir
    ..tam bitti derken devam etme..kurtulamama..

    bu kelimeleri duyduğunuz her hadis duheyma fitnesi ile ilgilidir..

    sufyaninin fitnesinin başlangici ile duheymanin başlangici ayni gundur.hadisteki deccal mesih deccal değildir sufyanidir..

    YanıtlaSil
  44. birde bu recep ayi meselesini aćiklayayim.

    sufyaninin bildiģim 4 çikişi var.sufyani recepte çikar.

    1-recep ayinda gorunmesi ile ilk çikiş.fakat bu kesin değil.zira recepte bir ćikisi daha var.hadislerdeke recepte çikisi o mu tam emin değilim..ilk çikisi şaban ve ramazanda olabilir.bu olunca herkez bilmez.

    2- ćikiş bayrak dikme. ebka ve esheble beraber.suriyenin 3 parća olmasi yada fitnelerin 3 bayrak olmasi.hakiki muminler tanir halk bilmez.

    3- karkisyadan sonra 5 yere hakimken sahte siyah sancak ve yemaniyle beraber. halk gene bilmez ama fitne baslamistir..

    4-sonraki recep ayidir. beydada ordu batar ayda el çikar. halk bilir. 3-4-5 ay sonra geberir.ramazanda gebermesi en buyuk ihtimaldir.nida ve mehdinin 2. cikisida bu aydir.

    mehdininde 3 cikisi vardir.

    1 muharremde ashabi bilir halk bilmez.

    2- ramazanda muslumanlarin hepsi bilir zira nida olur.dunya bilmez.yuksek ihtimal sufyani geberir.

    3- istanbul feth olunur yeryuzunde bilmeyen kalmaz..

    YanıtlaSil
  45. teorimi guncelliyorum .yukardaki hadiste serra fitnesinin ayaklari altinda tutecek olan ehli beytten oldugunu idda edecek fakat olmayacak kisi ebubekir el bagdadiden sonra deasin başina geçecek kisidir allahu alem.

    bagdadiden sonra bin salih saniyordum. sanirim arada bir kisi var. özur dileriim.

    ama bin salihin deaşin basina geçeceğinde hala israrciyim.

    YanıtlaSil
  46. serra fitnesi hakkinda bir ongorum var.

    suriyenin yeniden inşasi adi altinda olusan pastadan maden sahasi karsiliği pay dağitilir.

    havalarin sicak gitmesive firatin suyunun azalmasi ve turkiyenin hidro elektirige yuklenmesi vs ve en onemlisi firatin batisinin kuraklasmasi ve rakka ve deyr zor un deger kazanmasi ve buralarin harabe olup yeniden insaasinin gerekliliği vs.

    suriyenin parasi yok firattaki petrol yada yeni cikacak bir madenin suriyenin imari adi altinda rant a açilmasi.

    bu rantin buyukluğu ve insanlarin açgozluluğu ve karkisyaya gidecek bir savaş.

    https://m.dunya.com/dunya/savasin-yiktigi-ulkeyi-yeniden-insa-etmek-icin-yarisiyorlar-haberi-412107

    linkteki daha dun duştu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serra fitnesi yani bolluk fitnesi bitti, afrin ile son fitne duheyma basladı. Serra ısid ile başlamıştı afrin ile son buldu şimdi asıl sıkıntılı dönem başlıyor.
      Muhammed bin selman sufyani gibi hareket edecek süfyani fetulah deccal gibi.

      Sil
    2. Fetöcü altan e sen onu bırak da hani yunan adalarına dalıyorduk recep ayında! O gün sana olmazsa sorarım demiştim bak recep ayı geçti.

      Hem recep şenlik geçecek diyordun sonra da ağzından baklayı çıkarıp 31 mart yıldönümü Erdoğan indirilecek diyordun. Söyle bakalım kulağına üflenen şeytan fısıltalarını hangi maske altında devam ettireceksin.

      Bak erken seçim çıktı sana ve senin gibilere piyangodan!

      Siz de biraz acele edin yahu!

      Sil
  47. 3.mehdi 3.Erbakan bana tek tarih söyle canım kardesim

    YanıtlaSil
  48. Çok önemli bir durum olmasaydı erken seçim kararı alınmazdı. Türkiyenin beka davası var. Turkiye düşmanları karşısında Türkiyenin hızlı karar alıp hızlı icraat yapması şart.
    Amik ovasındaki savaş hadisini sık sık nazara vermekteyiz. Amerika elimizden Hatay'ı almak istiyor. Bu konuda bir çalışma bile yapmışlar. Once Afrin'e YPG yi yerlestirup giderek Turkiyenin guneyinde korsan bir devlet kurdurmak istediler. Maksat Kuzey Irak' Suriye ve Akdenizdeki petrolün bekçiliğini yaptırmak. Hatay çünkü bizim denizlerimizde de petrol bulduk. Bunu onlar da teyid ettiler.
    Bizi petrolden mahrum etmek için Hatay ve Kıbrıs dahil bizi bölgeden uzaklaştırmak ve petrolün tümüne coreklenmek istiyorlar. Şimdi benzin 6 TL oldu diye hükümete veryansın eden ahmaklar düşünsün. Petrolü dışarıdan aldığımız sürece bu böyle olacak.
    Seçim erkene alındığına göre çok önemli şeylerin içindeyiz demektir. Herkes hazırlıklı olsun. Vatandaş olarak bizim hazırlığımız devletimizin yanında birlik ve dayanışma icinde olmaktır.
    Şimdi en önemli husus şu: Seçimi Allahın izniyle Cunmhur ittifakı kazanır. Asil iş ondan sonradır. Çünkü iç hainler ve dış güçler mutlaka yeni bir -sey- yapacaklardır. Bina karşı uyanık olmak zorundayız. Aksi takdirde bahar içinde tekrar kışa dönmek zorunda kalabiliriz.
    Ancak ümidimiz bu kötü ihtimallerin gerçekleşmeyeceği umudundayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rusya bedel odetecek abd nin safina geçtiğimiz için.ondandir

      Sil
    2. Bu erken seçim kararını Amerikanın talimatı ile aldılar. Çünkü sırada İran var. Akapenin Suriye'ye yaptıklarını seçimden sonra Amerika İran'a yaptıracaklar.Amerika ve İsrail seçime kadar akape ve mhp ittifakına her türlü desteği verecekler. Dolar ve euro hızla düşmeye başladı Amerika bu seçimden endişeliyiz diyerek halkın bu ittifaka oy vermesini sağlamaya çalışıyor...Şer ittifak plan yaptı. Allahu tealada onlara plan yaptı

      Sil
    3. karşı taraf ilker başbuğ u
      veya ilhan kesiciyi aday gösterecek gibi

      Sil
    4. La Casa de Papel adlı dizinin Türkiye fragmanında, önce Kadıköy'den yürümeye başlayan maskeli bir grubun Taksim'e gittiği görülüyor. Kimileri FB-BJK maçındaki olayların bunun bir başlangıcı olduğunu söylüyor.

      Sil
  49. Amik ovaşı savaşı mı, Mustafa Necati Özfaturanın yıllardır yazdığı amerikalıların Toros eteklerinde 1 milyon ölüsünü bıraktığı başka bir saldırı mı ? Nazım Kıbrısı nin, kıbrıs yerle bir olacak dediği , altan e nin yorumuyla "turk kardesler geri donup adaya(yunan) iner.(hoşçakal afrin).." bahsettiği bir Kıbrıs savaşından bahsediliyor,sanki.

    1 mart tezkeresinden beri iskenderun-güneydoğu hattına yerleşmek isteyen ABDnin esas hedefi iskenderun-hatay-kıbrıs üçgenine gemilerini yerleştlrmek miydi ? Önce Fırat kalkanı, sonra zeytin dalı operasyonları ile bu sefer de hatayın doğusundan gelerek Hatayı, hatay sahilini işgal etmelerini engellemek miydi esas amaç.

    Sizin de okuduğunuzu sandığım Ergun Diler in bugünkü yazısında, TRnin BMde Afrin de işgalci olarak gösterileceği bir karardan bahsedilmiş. Zarraf davası da var. Anlaşılan Kıbrıs daki bir savaş öncesi bütün ayak oyunları, dalavereleri deniyorlar. Hatta hükümeti Kıbrıs savaşı ile tehdit etmiş bile olabilirler. Seçim tarihinin İYİ partinin seçime giremeyeceği bir tarihe alınması, ABDnin İYİ parti üzerine yatırım yaptığına dair malumu ilamdan ibaret.

    Emperyalistlerin ortadoğuya saldırıları /bütün başına gelenler petrolleri yüzünden derdik, şimdi petrol bizim sahillerimize de geldi, şimdi bizim de başımız belada...

    YanıtlaSil
  50. http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2018/16/arap_gucu_centcom_ortakligi_1524291183_9931.jpg

    sufyaninin ashabi yuzde 99.

    YanıtlaSil
  51. http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2018/16/arap_gucu_centcom_ortakligi_1524291183_9931.jpg

    sufyaninin ashabi yuzde 99.

    bayrak sahipleri.9 bayrak9 kişi.

    YanıtlaSil
  52. http://m.haber7.com/dunya/haber/2606539-ortakligi-kurdular-hedefleri-turkiye-ve-iran

    bugunku haber.

    YanıtlaSil
  53. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  54. Suudi Arabistan'da Başkanlık Sarayı'nda silah sesleri
    Aktivistler tarafından, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kraliyet Sarayı yakınlarında silah seslerinin duyulduğu görüntüler paylaşıldı.
    Suudi Arabistanda Başkanlık Sarayında silah sesleri
    22.04.2018 - 00:53RİYAD (AA)
    Sosyal medyada, Kraliyet Sarayı yakınında ateş açıldığına dair henüz doğruluğu onaylanmayan görüntüler paylaşıldı.

    Riyad Polis Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Riyad'daki El-Huzami Mahallesi'nde izinsiz uçtuğu tespit edilen küçük "drone"a müdahale edildiğini duyurdu.

    Açıklamada, uzmanların konuya ilişkin inceleme yapacağı da kaydedildi.

    ABD MEDYASINDA DARBE GİRİŞİMİ İDDİASI
    Amerikan medyasında yer alan haberlerde, Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Alukas Nepils’in başını çektiği bir grubun darbe girişimi olduğu öne sürüldü. Nafiz ALBAYRAK / NEW YORK

    YanıtlaSil
  55. Blogda yazan arkadaşlara teşekkürler..
    Abdurrahman Bey başka platformlarda paylaşımlarda bulunuyo musun? Twitter gibi.
    Selamlar.

    YanıtlaSil
  56. sakarya seyf arkadaşımaza bir kaç çift laf söylemek gerektiğine inanıyorum. arkadaşım sen kimsin ve amacın ne? sosyal medyanın oluşturduğu alacakaranlıkta gölgeler oyununda kendine mürit mi devşiriyorsun. Sendeki nasıl bir kibir bu nasıl bir kendini beğenmişlik bu nasıl bir evliyalık taslamak.kim kime ne vermiş kim kimden ne almış. söylediğin hiçbir şey çıkmadı ben sallasaydım en az bir ikisini tuttururdum. Herşeyi biliyor dünyayı yönetiyor ayaklarını bırak en başta kendini yakarsın. Endamın tavrın dilin tam bir şizofren.... sanki Allah demiş ki sana “kulum bütün yetkiyi sana veriyorum sen herkese rollerini dağıt” kendine gel.. evliya rolü oynamayı bırak git tedavi gör ilaçlarını al....

    YanıtlaSil
  57. Değerli yönetici Mustafa bey, son yorumlarımı neden yayınlamadınız? Birilerinin milleti aldatmasına engel olacak tespitlerimin sertliğinden midir yoksa başka bir sebep midir? Burada rahatça birileri fetö hesabına algı operatörlüğü yaparken benim onları faş etmem mi rahatsız etti? Açıkçası size hüsnü zannımı kaybetmeye vesile olmamanız için bir açıklama beklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önceki mesajını spama atmıştım. Kişisel polemik oluşturmak istememiştim. Böyle yapınca da sansür olarak algılanıyor. Spamdan çıkardım. Üsluba dikkat edelim.

      Sil
  58. Bir muneccim yorumu :

    Gökyüzündeki en önemli hareketler 15-16 Mayıs tarihinde gerçekleşiyor: 13 Mayıs Ay-Uranüs kavuşumu, 15 Mayıs Uranüs’ün Boğa burcuna geçişi, 15 Mayıs Boğa burcunda Yeni Ay, 16 Mayıs Mars Uranüs karesi. Tüm bu göstergeler, bu süreçte 15-16 Mayıs tarihlerinin bir milat olacağını gösteriyor. 15-16 Mayıs’tan öncesiyle, sonrası tamamen birbirinden farklı olacak. Bu tarihte yaşanacak şey, çok önemli bir vites değişimine işaret ediyor. 15-16 Mayıs’ta seçimler toptan iptal edilebilir, bir aday hapse atılabilir, bir parti kapatılabilir veya askeri darbe, muhtıra gibi demokrasiyi bloke eden gelişmeler yaşanabilir. Bu gelişmelere bir reaksiyon olarak gençlerin sokağa dökülmesi ve meydanlarda muhalefetin protestoları, kaotik olaylara sebebiyet verebilir.

    15 Mayıs Yeni Ayı, Plüto’yla üçgen yaparak hızlı dönüşümleri getiriyor. Bu “ana değişiklikler” anlamına gelir. 15 Mayıs Yeni Ayına, Mars-Uranüs karesi damga vuruyor. Bu açı bela çıkartan, kazaya eğilimli, tehlike yaratan, sinirli, aksi, kontrolsüz, patlayıcı ve isyankar olaylara işaret eder. O sırada Merkür de hala Uranüs’le kavuşum halinde ve bu Mars’a kare yapması yaşanacak ani, belalı, isyankar çıkışlara iletişimde, ulaşımda ve haberleşmede yaşanacak kazaların, sorunların eşlik edeceğini gösteriyor. Her şeye muhalefet etmek, sinirli, kırıcı üslup, sivri dil, çabuk öfkelenmek, bir allak bullak oluşa yol açıyor. Bu Yeni Ayın göstergeleri beraber okunduğunda, 15-16 Mayıs’ta gençlerin meydanlara dökülmesi ve muhalefetin protestolar düzenlemesi de, yaşanacak miladın tetikleyicisi olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önceki Gezi vesair olaylar sırasında buna benzer horoskop yorumları okuduğumu hatırlıyorum. Bir nevi temenniyat yada planların dışa vurumu olabilir. Yani öyle yapmak istediler ve istiyorlar. O planların tamamına yakın kısmı akim kaldı ama rehavete kapılıp bu da boş çıkacak denilmemeli. Sonuçta karşıda bütün dünyanın egemenlerine karşı mücadele eden bir idare var. Bu mücadelede az bir zaaf tehlike demektir. Kader birliği edilen ve kardeşim denilenlerin bile düşman safinda ortaya çıktığı bir dönemdeyiz. Kader söylese beşer susar.

      Sil
    2. Yiğit hasta yatağından kalktı. Bu vatanda artık ve gezi tutar ne de darbe teşebbüsü. Allah'ın yardımcılarını 15 temmuzda gördünüz . Ya görmeseydik işte o zaman korkardık. Şimdi korkmayan aksine kükreyen bir arslan var. Esedullah kuzeyden güneye koşmaya başladı. Onların müneccimleri bunu örtmek için vardır. Zayıf kalplere korku salmak için vardır. Korkma!

      Sil
  59. Unutulmasın Menderes ve Demirel'i darbeye götüren süreçler, Ruslarla yakınlaşmalarıyla başlar. (Abd/İngiltere piyonu darbeciler sol, özgürlükçü veya kemalist kılıflar uydurup, bu ikisi amerikancı diye yansıttı) Erdoğan, dikkatli olmalı. Rusya yakınlaşmasından rahatsız olacaklar.

    YanıtlaSil
  60. Sayın Mustafa bey
    yorumlar yorumlar sayısız yorum her kafadan bir ses...
    konu başlıklarının altına genel özetler yapsanız nasıl olur ? Ayrıca yapılan yorumları yayınlamanız o yoruma nasıl bir anlam yüklüyor?
    Olayları şu açıdan da değerlendirin , batılıların büyük israil projesi Büyük ermenistan projesi var. Bu projeler Sevrde alenileşmiş yani hepimizin görüp anlayabileceği ete kemiğe bürünmüş.1 Mart tezkeresiyle büyük ermenistan kurulacaktı olmadı,amaç ırakı harap değil Türkiyeyi bitirmekti olmadı. Sonra hendek olayı 40 yıllık pkk ile denediler olmadı. 15 Temmuzda operasyonu yiyecektik olmadı.YPG pkk ile güneyden sarıp 3 yıl içinde yukarıya dalıp karstan ermenistanla birleştireceklerdi kuzey ırak güney doğumuz kuzey suriye akabinde iranın petrol havzaları. Şimdi bu büyük ermenistanla hazar petrolleri,musul kerkük kuzey suriye petrolleri ermenistana bağlanacaktı şuan yine abd götüremedi işi ermenilerin baş pof pofçusu planı abd ve natoya dayatan fransa kaldı bölgede.Abd bu işin şuan olamayacağını boşa para harcadığını gördü,fransa ise 100 yıldır konuyu kaşıyor 24 nisanın 100 anma yılında eski cumhurbaşkanı holland ermenistandaydı hatırlarsanız...Şimdi 1915 yılında 800.000 ermeni suriye ve lübnana sürgün edilmiş.PYD PKK vs görünen bu adamlar aslında ermeni ve ermeni diasporası tarafından da finanse ediliyorlar.
    1915 yılında suriyeye sürgün edilen ermenileri hatırlamazsanız (hiç kimse konuyu yazmıyor) sorunu algılayıp çözemezsiniz...Hatay olayı da güneydoğu olayı da bununla alakalı...sürgündeki ermeniler lübnan ve suriyede de bir güçler.Abd ve Fransada çok etkililer...Hatay olayını yeniden düşünün bu bilgi çerçevesinde 1 Mart tezkeresinden bu güne yaşananları analiz adin.Konu 2015 de yani sürgünün 100 . yılında çözülecekti sözde ermeniler çok hazırlanmışlardı olmadı. Fetöye de bu gözle bakın yeniden...Ben nerden hatırlatıyorum,konu ile ilgili çalışma yaptım ve 1 kez konferans verdim.Konuya hazırlanırken bu gerçekleri tespit ettim,fakat herkes sus pus...pkk pkk deyip dururlar ama konuyu bilmedikleri için analiz yapamazlar....pkk diye bir şey yok pyd pjd vs vs ne var ermeniler var ... abd hiç müslüman kürtlere yardım eder mi?aklınız alıyor mu? Hele fransa ? cezayirde 3 milyon müslümanı katletmiş.... şartlandırılmışsınız kürtler diye ama olayın arkasında kürtler yok,ermeniler var....
    Saygılar Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog şu hali ile ciddi bir tasnife ihtiyacı var. Ama teknik olarak buna imkan yok. Anahtar kelimeden arama sadece ana yazıda çalışıyor. Cok mesaj var. Aradığınızı bulmak zor.

      Sil
  61. 1*Dinde herkes içinde bulunduğu şartlardan ve zamandan sorumludur. İdealizm değil, imtihan şartları yani gerçekçilik esastır. Zaman her bir asırda yenilenir. Yani yeni bir başlangıca gidilir. Bu başlangıç Kur’an esaslıdır. Bir, iki derken 13. Asır ile son başlangıç verilir. Sonun başlangıcıdır. Artık başka başlangıç yoktur. Din tamamlanarak son tekamülüne erişerek onu sergileyecektir. Yani eski hal muhal olur. Eski halin enstrümanları etkisiz kalır. Hazretin Peygamberin doğumu 571’dir. 5+7+1= 13. Bu bir manada son tecdid 13. Asırda olacaktır. Tıpkı ilki gibi. Sessiz sedasız. Kimseni beklemediği bir anda. Alemlerin rahmeti bir kez daha külli olarak dünyayı kapsayacaktır. Ümmetin yüzünü güldürecektir. 70 yılda 700 yıla denk bir hakimiyet ihsan edilecektir. Kılıçla değil, ilimle. Evet son doğum da ilkine benzeyecek. Celcelutiye’de Hz. Ali’nin işaret ettiği gibi:
    *Nur lambası tutuşturuluyor, gizlice açıklanıyor./Lambaların lambası tutuşturuluyor, gizlice aydınlatıyor.

    Burada şüphesiz Nur Suresi’nin 35. Ayetine atıf var. Aslında Allah’ın nuru bütün kainatı zerreden güneşlere kadar her yeri maddi-manevi aydınlatır da kimse farkına varamaz. Hikmet gereği. Dinin ve Resulünün son nuru 1300’de doğuyor ve gizlice aydınlatıyor. İlk nur 92 yılda olgunlaştı. Hz Peygamber’in yaşı 62 + 4 Halife-i Raşid devri 30 yıl= 92. Hadis: “Ben Kur’an’ın nüzülü için mücadele ettim. Sen (Hz Ali) anlaşılması için mücadele edeceksin” Ve sonra asırlar birbirini kovalar. 13. Asra ulaşılır. 13. Asırda da 92 yıllık bir Mehdiyetin tekamül süreci vardı. Ve ondan sonra aleni aydınlatma başlar. İttihad-ı İslam ile. Tıpki ilk doğumda olduğu gibi Horasan’a ulaşan İslam güneşi o 92 yılın sonunda bütün Anadolu’yu uyandırır. Ve ittihad-ı İslam’a vesile olur. O ittihad-ı kebir ise dinin iki temel rüknü olan Türk-Arabın yeniden buluşmasıdır. Şimdi onun sancıları yaşanıyor.

    12 Nisan’da Mustafa Kardeşimiz İstanbul’un fethi zamanından Akşemseddin Hazretlerinin “ahir zamanda savaş olur her yeri Duhan-duman kaplar” sözünü okuyunca o sözü tevil etmek gerektiğini düşündüm. Çünkü evliyanın gördüğü doğru, ama sözü müteşabih olur hikmet gereği. Bilenler bilir, ahir zamanın melhemeleri 3 tanedir. Bunlardan dini açıdan en fenası 1. Dünya savaşıdır. Çünkü İslam dünyası işgale uğrar. Bağımsız tek ülke kalmaz. Bazı rivayetlerde duhanın 40 gün, yani 40 yıl süreceğini söylemiş. 40 yıl her yeri duman kaplar. Sis gibi bir şey, göz gözü görmez. Yani o küfr-ü mutlakın etkisiyle gaflet her yeri kaplar kimse neyin ve ne olup olmadığını bilemez. 40 yıl. İşte o zamanın hemen başında o son lamba gizlice yakılır. Siste araçlar beyaz veya sarı ışık yakar ki önlerini görsünler. Arakada ise kırmızı ışıkların yakılması salık verilir. Evet Duhan var, yani göz gözü görmediği gibi doğru ve yanlışın görülmediği bir zamanda 1908-1918’den ortamın yavaş yavaş aydınlandığı 1948-1958’ gelinir. Bir çok İslam ülkesi istiklalini kazanır. Bu süreçte İslam dünyası yarı yarıya batının ve küfrün dumanında kalır. Bir nevi vesayet dönemi. İlk Melhemede iki deccal huruç eder, melhemelerin en kanlısı olan 2.. Cihan Harbi sonrası deccalizm küresel bir tehlike ve bela haline gelirken, küçük deccalin huruç ettiği ülkede dini tahribatı, büyük deccale yani dinsizliğe zemin hazırlamıştır.

    YanıtlaSil
  62. 2*Nasıl ki göz gözü görmediği siste farklı ışıklara ihtiyaç varsa ahir zamanda da öyle farklı ışıklara ihtiyaç olur. Artık normal hallerdeki sözler değil, başka sözler geçerli olur. Çünkü eski hal muhal olmuştur, artık bir geçerliliği yoktur. Çünkü aklın gözü (basiret ve ferasat) körelmiştir. Bunu ilk hissedenlerden M.Akif “Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” derken Duhan’ın yani gafletin geldiğini bilerek haber veriyor. O zaman İlahi lamba yakılır. Herkes Duhan’dan o lambayı göremeyeceğinden Hz. Ali (ra) gizli yakıldığına işaret eder. Yani Duhan olunca kimse onu göremez. Gözünde beyaz veya sarı ışık olanlar müstesna. Zaten Bediüzzaman da aynı hususu vurgular “Elde Kur'ân gibi bir mu'cize-i bâki varken, Başka burhan aramak aklıma zâid görünür. Elde Kur'ân gibi bir burhan-ı hakikat varken, Münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?” O da nur-u Kur’an diyor. Milli şair de. Ya serhadden gelen tasavvufun kutbu Süleyman Tunahan Hazretleri ne demiş? O da “Kur’an” demiş. Unutturulan Kur’an’ın okunmasına ve hükümlerine ağrılık vermiş. Üçü de Duhan’a işaret etmiş ve bir hizmet tarzı ortaya koymuş. O da Kur’an’dır. Ahir zamanda Mehdi’nin bir vazifesi Hz. Peygamberin Hz. Ali’ye (ra) kimseye söylememesi şartıyla gizlice açıkladığı gibi sırr-ı Kur’an yani son Kur’an hakikatini açıklayacak. Ve onunla din ikmal olacak. O lamba onun için gizlice yakılır ve gizlice aydınlatmaya başlar.

    Zaten Hz. Ali de onu haber veriyor: “Nur lambası tutuşturuluyor, gizlice açıklanıyor./Lambaların lambası tutuşturuluyor, gizlice aydınlatıyor.”

    Hz. Peygamber ahir zamanın dinsizliğini Deccal ile haber vermiş. Koca bir ahir zamanı bir kelime ile mucizane haber vermiş. Ve bir şey vurgulamış. İyi okuyun ha. “Deccal Yahudi’dir”. Yani ahir zamanda Duhan’ı yayacak olan Yahudi’dir. Yahudi dinsizliği doğurur, Duhan’ı yani gafleti yayar. İyi de din gidince ne gelir. Dinsizlik. Yani Yahudilik bulaşığı dinsizlik. Yahudi zihniyeti 2 asırda hakim olur. Bir nevi Müslüman ve Hıristiyan Yahudiler ortaya çıkar. İman-İslam dengesi bozulur, zayıf iman-Yahudi dini dengesi oluşur. Şimdiki medeniyet bile Hıristiyan-Yahudi medeniyeti karakterini almış. Ve Duhan’a bulanmış Yahudi Müslüman. İspatı mı? Siz Peygamberinize inanmıyor musunuz? Ahir zamanın Mehdi-Deccal ölçü birimine sahip olmayan Duhan’da boğulur. Kısaca ahir zaman demek Yahudi hakimiyeti demek. Yahudi hakimiyeti demek bir nevi İsrailiyatın küresel çapta hükmetmesi demek. Duhanda ağızlar Duhan’da olanı konuşur, Müslümanca değil Yahudice? Yani? Şöyle:

    Dinimizin ana kaynağı Kur’an. Bir de onun müfessiri ayaklı Kur’an Hz. Muhammed (as). Çünkü Kur’andaki yaş ve kurunun ne olduğunu o muhkematı tefsiren ve müteşabihi tevilen gösterir. Siz bakmayın bizim Deccelist İlahiyatçılara, yani “Kur’ancı” palavracılara.

    YanıtlaSil
  63. 3*Şimdi Kur’an bize Yahudileri anlatıyor. İyi olanlarını da kötü olanlarını da. İyi olanlar azınlıkta. Onlara es geçiyorum. Kur’an zillet ve meskenete mahkum Yahudilerin özellikleri sıralıyor:

    *Sen Yahudîleri, hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun. (2/96.)
    *Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Ne kötü bir şeydir o yaptıkları! (5/ 62.)
    *Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (5/64.)
    İsrâiloğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: "Siz yeryüzünde iki kere fesad çıkaracaksınız. (17/4.)
    *Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin. (2/60; 7/ 7.) *Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu. (2/ 61.)
    *Sizi Firavun Hanedanından kurtardığımız zamanı da hatırlayın ki, size azabın en kötüsünü revâ görüyorlar, kız çocuklarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda da size Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.(2/49)
    *Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden(2/79) *Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip-bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler. (4./46)

    Yahudi fitnesini gösteren çok önemli bir aldatma daha var. Yahudi bilim adamlarının ahir zamanın hemen başlangıcında, diğer dinlerden intikam alırcasına bütün insanlığa mal etmek istedikleri yani diğer insanları bir zaman atalarının çevrildikleri yaratığa benzetmek. Bu hep gözden kaçmıştır. Yahudi Darwin’le bütün insanlığı kendilerine benzetmek için başvurdukları ilmi sahtekarlık. Şu:
    *İçinizden cumartesi günü haddi aşanları elbette bilirsiniz. Biz böyle yapanlara 'Aşağılık maymun olun!..' dedik. Bunu, hem bu hâdiseye şahit olanlara hem de sonradan gelecek olan nesillere bir ibret ve korunacaklara da bir öğüt kıldık.”( 2/65-66).
    Ne zaman ki, yasaklandıkları şeylerden ötürü öfkelenip başka aşırılıklar yapmaya başladılar, onlara şöyle dedik: "Aşağılık, maskara maymunlar olun!" (7/166. ayet)

    Biz Yahudi’den türedik demiyorlar da Darwin’in ilmi aldatması ile insanmlık maymundan türemiştir palavrasını yutturdular.
    Şimdi Yahudilerin küresel hakimiyeti burada tarif edilen fitne özellikleri ile nasıl hakimiyet kurduklarını ayetlere göre Duhan’dan çıkarıp görelim.1-Emek ile sermayeyi çarpıştırıp, kat kat faizle bankaların tesisi. 2-Hile ve oyunlarla mal edinmek. Faizcilik, tefecilik küresel çapta sermaye birikimi. 3-Zulüm gördükleri hükümetlerden intikam almak için her fesad komitesine ve ihtilale parmak karıştırmak. Zaten bu vasıfları ta Hz. Süleyman (as) dan beri geçerli 4- Bitmez tükenmez hayat hırsı ve ölümden korkmak 5- Firavun’un zamanında erkeleri öldürülen kadınların yüz kızartıcı hallerini tüm kadınlara bulaştırmak. Yani ehl-i dinin kadınlarını kendilerine benzetmek. Bu kavimde ahlaksızlığın bir özellik olarak belirmesi. Bakara Suresi’nin 49. Ayetine işaret eden Bediüzzaman “Benî İsrâil’in oğullarının kesilip, kadın ve kızlarını hayatta bırakmak, bir Firavun zamanında yapılan bir hâdise ünvânıyla, Yahudî milletinin ekser memleketlerde her asırda mâruz olduğu müteaddit katliamları, kadın ve kızları hayat-ı beşeriye-i sefîhânede oynadıkları rolü ifade eder”

    YanıtlaSil
  64. 4*Öyle ki açık saçıklık, müstehcenlik, ahlaksızlık adeta fabrikasyon olarak büyük ölçüde Hollywood’dan dünyaya yayılmıştır. O sinemanın muhitinde hakim olan zihniyet nedir? Hemen hemen bütün aktörleri Yahudi ve zihniyeti. Başta önemli ses ve beyaz perde sanatkarları Yahudi. Aile hayatını mahveden senaryolar onların eseri. Öyle ki alem-i misalden bunun kaynağını ABD olarak gören ehl-i keşif o meşhur kadın heykelini görerek kadın olacağı zannıyla “zaniye” demişler. Yani ahlaksızlığın en üst mertebesi olan fuhşiyat. ABD’de üstlenen Yahudi çetesi.

    Devam edelim. İlahi nuru ve vahyi soylarını yüceltme vasıtası yapan Yahudiler iki kez yurtlarından sürülmelerinden sonra da bu üstünlük iddiasını taşımaya devam ederler. Sürgün olarak gittikleri ülkelerde başka kültür ve dinlere tabi olmalarına rağmen hatta kandırmaca din değişikliğine rağmen dini kimlik ve özelliklerini muhafaza etmişlerdir. Sabataycılar örneği. Yaşadıkları her toplumda şehir efsanelerinin kaynağı olmuşlardır. Allah katında tek din olan İslam’ın hakikatini kendilerine mal ederek seçilmişliği tekellerine almışlardır. Sanat ve ilim ve finans dünyasındaki üstünlüklerine dayanarak hurafelerini hakikat diye kabul ettirmişlerdir. İlahi vahyin sorumlulukları yerine imtiyazlarını yani dünyevi nimetlerini kendilerine şiar edinmişler.

    Necip Fazıl merhumu sık sık bir örneğe başvururdu. Bugünkü medeniyetteki Yahudi hakimiyetini üç Yahudi isimle sembolize ederdi. Darwin-Marks-Freud. Bunlar iki dini İsrailiyat hurafeleri ile dejenere ederek tahrip etmişlerdir. Biri bizi maymun yapmış, biri bizi cinsi hislerimizin esiri bir diğeri de maddiyata mahkum etmiş.

    Hz. Peygamberin Deccal Yahudi’dir ihbarı da şu gerçeğe temas eder: “Her iki eccal, Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından, dehşetli bir iktidar zannedilir.” 5. Şua.

    Yani ahir zaman sürecinde 18. Asırdan itibaren mason ve roteryan ve benzeri kurumlarla anarşizm kokan korku saldılar, fitne yaydılar, vahyin mesajlarını dünyevi hırslarına alet ettiler. Ettikleri yetmezmiş gibi diğer iki hak dinden intikam almak için dinsizliği ikame ettiler.

    İşte bu aşamadan sonra iki Deccali yetiştirerek emellerine alet ettiler. Adeta tahribe uğrayan iki dinin yerine İsrailiyat hurafeleri ilmi hüviyete büründürerek ikame ettiler. En ilginci Uluhiyet fikrini tahrip için insanlığın maymundan türediğini, hilkati yani yaratılışı inkar etmek yetmemiş gibi bir dizi ünlü safsataları vardır. “Yoktan var edilemez, var olanın da yok edilemez” anlayışını yaymak. Yıllarca bu safsata okullarda ders olarak okutuldu. Yeni nesiller Allah inancını sarsan bu safsata ile ilim öğrendiklerini sandılar.. Ahiretin olmadığını ispatlamaya çalıştılar. Çünkü muharref Yahudilikten ahiret hayatı yoktur. Mahşer yargılaması yoktur. Ve bunu felsefe ve ilimle insanlığın beyninin Duhanla kabul ettirdiler. Onların soy üstünlüğü dünyada ırkçılığı yani menfi milliyetçiliği üretti. Bir nevi dinsizlik olan laikliği, sekülerizmi şimdi de dini hakimiyeti başlayınca deizmi gibi sapıklıklara beşerin manevi temelleri sarsılmak isteniyor.

    YanıtlaSil
  65. 5*Bir diğer husus dünyayı ikiye böldüler. Her iki bölümü yöneten de Yahudiler. Çünkü Yahudi’nin iki karakteri vardır. Parası varsa kapitalist, yoksa komünist. Her iki dünya sistemi Yahudilikten doğma bu iki sistemle boğuşurken Yahudi dünya hakimiyeti için arş ileri marşı ileri yaptılar. Üstüne üstlük komün hayatı bir zamanlar Yahudilerin yaşam tarzı idi. Bir nevi imece bir hayat ile herkes çalışır ortaya çıkan mahsul birlikte yenir. Bu komün geleneğinden komünizmi üreterek Beni İsrail’in hakimiyetine katkıda bulundular. Modern kafalar yani Duhanda kalan nesiller bunun bilmez. Ve dünya ikiye bölündü. Her iki Yahudi tip rakibin boğuşmasında galip yine Yahudilik olacaktı. Ve öyle oldu. Gün geldi komünizm gitti meydan küresel sermayeye kaldı.

    Yahudilerin bütün özellikleri 3 esasta toplanır 1-Dünyayevileşme. Dünyevi hırs 2-Ahireti olmadan yaşamak ve inkar 3-Dünyevileşmenin sembolü olan finans ile beşerin yapısını alt üst ederek kendine bağlamak. Onunla siyaseti de, ekonomiye de, ilmi de, sanatı da, sosyal hayatı da etkilediler.

    Peki bu bize nasıl yansıdı. Bediüzzaman İslam dünyasının iki harici tehlike ile karşı karşıya kaldığını söyler. Dinsizlik ile terör ve anarşi. Bütün mücadelesi bu iki tehlikeye karşıdır. Elde elmas kılıç olarak Kur’an hakikatleri var. Çünkü önce harp sonra siyasi vesayetle İslam dünyası insanlık tarihinin en ağır fitnesi ile karşı karşıya kaldı. Ve dünyevi sistemleri çöktü. Çökünce de artık meydan Halifetullah’a kalır. Ve İslam yeniden doğar. 92 yıllık bir tecdid hareketinden sonra. Bunun başlangıç tarihleri ise 1924-1926-1928-1930. Nedeni uzun. Duhana uğramayanlar uğrayanlara anlatsın.

    Müslüman toplumlarda önce deccalin ileri karakolları ile dinin temeli olan iman ve ibadet esaslarını sarstılar. İnsanları kendileri gibi dünyevileştirdiler. Her şeyi İsrailiyat hurafeleri ile ölçülür oldu. Kavramlar bile ona endekslendi. Hayat bir nevi Hz. Mesih’in ilk dönemine dönüşür.. O zaman da Yahudiler yani Beni İsrail dünyevileşti, sekülerleşti. Kurtuluşu vahiy ile değil dünyevi araçlarla başarılarla olmasını umdular. Takdir-i İlahiyeye değil kendi seçtikleri reçete ferah istediler. Mesela bir Davud (as) beklediler. Bunu da İlahi takdir olan hem Hz Yahya’ya (as) hem de Hz. Mesih’e sırt çevirerek yaptılar. İlla siyaset ve dünyevi hakimiyet beklediler. Ancak belalarını buldular.

    YanıtlaSil
  66. 6* Ahir zamanda bu oluşumun tekrarıdır. Duhan’a düşen ehl-i İslam Yahudilerin hatasına düştü. Dini ölçüler, Kur’an’ın elmas hakikatleri değil, siyasi fatihler, desteği olmadığı için yıkılan Sultan Abdülhamid ağıtları ile Duhanda zaman keybettirdiler. 2 bin yıl önce Hz. Yahya (as) ve Hz.. Mesih’in (as) getirdikleri İlahi vahyi dünyevi saltanat vaad etmediği için inkar edildiği gibi, ahir zamanda da benzeri bir fitneye zemin hazırladılar. Öyle ki bu iki peygamberin hizmetinin benzeri olan Mehdi-Mesih ikilisine dünyevileşenler dünyevi makamlar ihdas etti. Uhrevi esaslar geri plana itildi, dünyevileşmenin kuralları olan siyaset ve savaşlarla neticeye gidileceği sanıldı. Kan ve barut kokan har hadisenin aktörlerine Deccal gözüyle baktılar. Çünkü Duhan buna zorluyordu. Gaflet. Aynı hataya fetoş gülen gibi tasavvuf meşrepler de düştükleri için dünyevi araçlarla, siyaset topuzu ile fütuhata kalkıştılar. Neticede her iki deccale hizmetkar oldular, kukla oldular, esir oldular. Ve İlahi tokadı yiyip dağıldılar. Bazı şeyhler de aynı hatayı yaşadı. Terk-i dünya ile değil, terk-i siyaset ile değil teveccühü dünya, teveccühü nas ile şirki hafiye bile düşerek siyasetçilik bataklığında irşada kalkıştılar. Siyasal İslam’a omuz verdiler. O sırada deccal hükmediyordu. Onlar bir nevi ortaya koydukları davranışla onun yaşamasına zemin hazırladılar. Bu 70 yıllık bir gecikmeye yol açtı.

    Hz. Peygamber Mekke’de dini açıkladığı zaman ne oldu? Son Peygamberin Mekke’de zuhur edeceğini dini kaynaklarından bildikleri ve nübüvvetin kendilerinde kalması için Beni İsrail çölün ortasındaki iki şehre akın ettiler. Mekke’nin yüzde 60’ı Yahudi nüfustan oluşuyordu. İşte Hz. Peygamber böyle bir ortamda zuhur edince bunu tahkik için huzuruna vardılar. Onu huruf-u mukatta ile sınamak ve dininin ömrünü öğrenmek istediler. Aldıkları cevaplarla İslam’ın asırlarca süreceğini öğrenince hırsla intikam alırcasına bir laf ettiler: “Olsun Deccal çıkınca bütün cihana hakim olacağız” İşte gerçek bu.

    Dünyevi hırsla gözü körelmiş Yahudiler o sözle dünyevileşmenin esiri olduklarını bir kez daha ele veriyordu. Dünya hakimiyeti. Bunu da Hz. Davud’un (as) hakimiyeti ile bekledikleri için Yahudi hakimiyetinin hatta Duhan’ın habercisi o söz olmuştu. Ve o Deccalin hurucu için 1773’te teşebbüse geçtiler, karar aldılar. İlme, siyasete, ekonomiye, sanata hakimiyet için sermayelerini ortaya koydular. Büktün masonik kuruluşlar, fesad komiteleri uyandırıldı. İlk başarıları bir nevi ahir zamanın başlangıcı olan 1789’da Fransa ihtilali oldu. O sıralarda Osmanlı Sarayı’na sızma girişimleri başladı. Ve bir asırda bütün toplumların dini inançlarını, yaşam biçimlerini bir nevi Yahudileştirdiler. Hümanizm maskesi altında bütün kendi dini kavramlarını kabul ettirdiler. Kaynaklık ettiler. Geriye bir tek şey kaldı onların mistik tavırlarını “takıyye” ile bütün devrim ve ihtilallere ve anarşiye bulaştırırken Siyonizm siyasette bir ur gibi ortaya çıktı. Osmanlı Sultanından para ile alamadıklarını savaşlarla elde ettiler. Bunu yaparken de ana hareket noktası daima semavi dinleri tahrip etmek oldu.

    YanıtlaSil
  67. 7*Öyle ki Osmanlı’nın yıkılışında Balkanlar ve Balkanların Kudüs’ü karargah oldu. Balkanların silah artıkları Filistine akın ederek o devleti kurma çabasına girerken, Selanik Süfyan (babası Yahudi, annesi Müslüman) doğumu yeri oldu. Öyle ki çapulcular ordusu İstanbul’u işgal edip Abdülhamid’i tahttan indirirken İbrahim Suresi’nin ilk işari ihbarı gerçekleşiyordu. Sultan Abdülaziz ile başlayan yıkım Abdülhamid’in vefatı ile noktalanıyordu 1817. Artık fetheden bir İslam dünyası yoktur. Siyonist tahrikli ve ücretli Haçlı istilası başladı. Sultan Abdülhamid’e Şazeli kutbu itirafta bulunan mektubunda şunu söylemişti: “Sultanım içlerinde Deccal vardı. Mani olamadım” Bu sözümü bazı zekavet-i betra ehl-i tarik hakaret kabul etti. Hayır. Bu hali hem Kur’an hem Hz. Peygamber haber verdi. Süfyan nereden çıktı. Türklerin içinden değil mi? Arabın içinden çıkmadı. Anadolu’dan çıktı. Derdini bilmeyen derman bulamaz. Enaniyet ve hodfuruşluk çare değildir. İnsan hata ile malül. Tevbe kapısı bunun içindir. Ve son tövbe kapısı yeniden 13. Asırın müceddidi ile açılır. Ve din ihya olur. Din ihya olunca dinin bütün şubeleri ayağa kalkar. Bu bir süreçtir. Unutmayın İstanbul’un gerçek fatihi Mehmed Han değildir. Somuncu Baba-Hacı Bayram Veli-Akşemseddin’dir. Ahir zamanda İstanbul’un fatihi de tekbir ve tehlil ehli olacak. Ne zaman, Mehdiyetin hükmetmesi sonrası.

    Dımeşkı, Şam diye sananlar ve Hafız Esed ve oğlunun Süfyan diye yutturrmaya kalkışanlar var. Her iki Esed birer küçük firavun. Birer küçük Deccal taslağı. Ama onlar Şam’da yaşamıyor. Dımeşk’te yaşıyor. Şam bir şehir değil belde adıdır. Kudüs ve havalisidir. Deccal oradan çıkar ihbarının muradı-maksadı Yahudilerin hem Şam’da hem de Levanten denen geniş Bilad-ı Şam’a hakimiyet için başlattıkları fitneye işaret için. Bu sebeple Beni İsrail’e Deccaizm izafe edilmiş. Çünkü Yahudi’nin dünyevi hırsının sonu Filistin’den kovulmasıdır. Onun için Deccali yenmek kimine göre Mesih’e kimine göre Mehdi’ye izafe edilir. Aslında Mehdi-Mesih cemaatlerinin ortak operasyonu olacak.

    Şimdi bir iki tane rivayetçi tufeyliye bir sözüm var. Hz. Mesih mucizevi bir varlıktır. Babasız dünyaya gelmiştir. İlahi yaratılışla. Ve sonra Yahudi zulmü üzerine göğe kaldırılır. Hayat mertebelerinden biri de Hz. Mesih’in gökteki hayatıdır. O ahir zamanda nüzul eder. Nüzul etmek demek bir şeyhin karısından doğan oğlu olarak gelmesi değildir. Böyle bir atıf sahtekarlıktır. Çünkü Mesih, Hz. Cebrail’in Dıhye suretinde gelmesi gibi nüzul eder. Hem de bir değil birkaç defa. Ve ilk nüzulda Mehdi ile 1940’larda dünyevi ahval için istişarelerde bulunur. Sonra Komünizmin yıkılmasında ana rol alır. Sonra Kudüs için vazife alır. Ama vazifesinin bitmesi bir rivayete göre Ayasofya’nın ibadete açılması ile son bulur. Ve Hz. Mesih sora her fani gibi ölümü tadar. Ne zaman yaratılışından 2 bin yıl sonra. Şimdi böyle bir mucizevi varlığı İslam’ın temsil etmeyen ama İslam’ın bir şubesinin bir kolunun şeyhinin oğlu yaparsanız, bu resmen nedir?.

    Ahir zamanı öğrenmek isteyen mutlaka ve mutlaka 5. Şua’yı okumalıdır.

    YanıtlaSil
  68. Aydınlık tan Selahattin Önkibar: Belli ki anormal şeyler olacak. Fısıltılara göre Tayyip Erdoganı siyaseten silip süpürecek büyük emperyal bir operasyon eşikte..diyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne yapabilirler zarrab davası nedeniyle yüklü tazminat cezası kesip türk devletinin uçaklarına dünyada haciz koydurma gibi yol seçerler buda fetö aklıyladır
      oda olmazsa gavurun namluyu türkiye ye çevirerek gavurun namlusundan medet umacaklar
      onların yeni devletten takdir ettiğinin üzerinde onların valisi gibi çalışacaklar
      ancak bu tertib dahi boşa çıkar iran a koreye suspus olanlar bu ülkeyemi saldıracaklar

      Sil
    2. 1*Kimin ne söylediği, ne düşündüğü hatta ne planladığı önemli değildir. Bizim ne yapacağımız değer taşıyor. 1960 darbe sonrası yaşanan bütün krizlerin sebebi oy bölünmesi. O oy parçalanması da tabii değil yapaydı, hep komplo eseri idi. Azınlıktaki halkçıları iktidara getirmek için hak büyüğü parçalama esasına dayanır. Sebebi de batılı vesayetin tek temsilcisi siyasi olarak onlardı. Halkçı + darbeci = iktidar. Bazen de halkçı + parçalanmış büyüğün artıkları = iktidar. Bu da zorlama ile gerçekleşiyordu. Koltuk meraklısı dinde hassas, muvazene-i akliyeden noksan siyasetçiler yüzünden. Çünkü batılı vesayete verilen sözün tutulması böyle adamlar elde edilerek maksat gerçekleşiyordu. Aradan geçmiş 58 yıl değişen bir şey yok. Büyükten koparılan parçaların bir araya getirilip batının ve ABD’nin dolayısiyle ana Deccal İsrail’in dediği olsun isteniyor. Türkiye denetimden ve vesayetten kurtulup bölgesel veya küresel bir güç olmamalı. Hep tabi olmalı. Çünkü bölgenin asıl sahibi arz-ı mev’ud soytarıları böyle istiyormuş. Ak Parti ve liderine saldırıların sebebi budur.

      Bediüzzaman 29. Mektupt’ta mazide İslam büyüklerinin bir ihbarını hatırlatır ve tehlikeyi gözler önüne serer: “Hem Türk unsurunda ebedî kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa, bir batman kuvvet, o iki kuvvetle oynayabilir, yukarı kaldırır, aşağı indirir.” Bu inşikakın bir kanadını dindar demokratlar, bir kanadını Halkçılar oluşturur. Kavga ta Osmanlı’dan beri böyle geliyor. Batı vesayeti ağırlığını hep Halkçılardan yana koyduğu için dindar Demokratlardan kandırıp ve aldatıp kotarılan oyları onların hanesine yazılıp sonuç alıyor. Düşünün bir kere 1999 seçimlerine Meclis’te 49 milletvekili bulunan partinin kurduğu azınlık hükümeti ile seçime gidildi. Değil mi? Ve azınlık hükümetinin Başbakanı yüzde 21 oyla Başbakan oldu. Adamı böyle tufaya getirirler.
      Bu durum karşısında Beidiüzzaman siyasi ve dünyevi bir menfaat gütmemesine ve asıl hizmeti iman hizmeti olmasına rağmen vatandaş olma ve demokratik hak olarak sık sık nasihat eder. Vatan ve İslam namına Demokratların desteklenmesinin mecburi olduğunu söyler. Çünkü ittihad-ı İslam’dan eser olmadığı için buna mecburiyet vardı. Buna dair 30-40 sayfayı kapsayan görüşleri var. Bir de o sıkı sıkıya ittihad-ı İslam’ı salık verir. Bu ne yazık ki mümkün olamadı. Ne zamana kadar? 2004 veya 2007’ye kadar. Gerçekleşince Türkiye’nin durumu ve konumu süratle değişmeye başladı. Şimdi yeni bir seçime gidilirken yine ittihad-ı İslam muhafaza edilmeli.

      Edilmeli lakin Erbakan’ın varisleri onu aratmıyor. Onu hatırlatıyor. Varisleri yine sahnede. Perde gerisindeki Erbakan’ın yardımcısı olan ve şimdi aktif siyasetten çekilmesine rağmen huylu huyundan vazgeçmez hesabı sözde adında asil kelimesi olan zat siyaseti şeyhi pozisyonunda ortalığı karıştırmak için kolları sıvadı. Ve onu sahneliyor. Ya milliyetçi kanadı ne yapıyor. Menfi-müsbet ikiye ayrıldığı için müsbet kanat vatan ve milletin selameti için iktidarla işbirliği yapıyor. Bu önemli bir kazanç. Ya öbürü. Pansilvayya’nın girdabında bir “Hacevat” ortalığı karıştırmada Erbakan’ın varisi Karagözmolla ile yarış halinde . Bu yılın gölge oyunu Hacevat-Karagözmolla. Güler misin ağlar mısın?

      Sil
    3. 2*Şimdi önemli bir eşikteyiz. Aslında her 10 senede bir veya her seçimde bir eşiğin kenarına geliyoruz. Bu seferki yalnız Anadolu’yu değil Türk ve Arap dünyasını çok yakında ilgilendiriyor. Bediüzzaman’ın tabiriyle İslam aleminin kapısı olan Türkiye 15 yıllık ittihadı geniş bir coğrafyaya taşıyacak potansiyele erişti. Buna ilk kez 2006’da kalkışınca hem BOP söndürüldü hem de Arap alemi Tel Aviv’e endekslendi. Biz yatakta ve ayakta uyuduğumuzdan bunun ancak 10 yıl sonra birazcık anladık. Parası çok aklı az, Beni İsreail fitnesi meftunu bazı Araplıktan tenasüh veya mutasyonlar Yahudileşen bazı şeyhler İsrail’le yanyana ortalığı karıştırıp oturuyorlar. Suriye’nin karışmasında Türkiye’yi içerden suçlayan bir yığın geri zekalının böylece yalanı ortaya çıktı. Meğer isyancılara para ve silah Körfez’den geliyormuş. DAEŞ'i de ABD sahneye çıkmış. Ve bu hal önceden Ankara tarafından Esed’e bildirilmesine rağmen oradaki mezhebi oligarşi Türkiye’yi dinlemedi. Ve aylarca TV papağanları bunları söyleyip hükümete yüklendi. Niçin bilir misiniz? Çünkü haber kaynakları neocon-siyonist güdümlü batılı ajanslar ve basını. Oradan okuyor sonra papağan gibi söyleşiyordu.

      İşte hal ve vaziyet böyle. Alemlerin rahmeti “Deccal Yahudi’dir” dememişmiydi. Tabi bunu görmek için ferasete ihtiyaç var. Allah’ın nazarı ile nazar etmeyenin gözüne mil çekilmiş körden farkı yoktur.

      Trump’a dikkat ettiniz mi? İçerde sıkıştırıldığı için gitti kiminle küre şovu yaptı. Ve onlar bugün İsrail’in çevresinde bir güvenlik kuşağı oluşturmanın rezaleti değil ihaneti içinde. Bir nevi 1. Cihan Harbi’nin provokasyonların benzeri ihanetler sergilenmek isteniyor. Ama boşuna. Çünkü şimdi 3. Melhemenin sonu geliyor. İşte en önemli husus bu. 1439-1441-1443. Bu 4 yıl veya 5 yıl çok önemli bir dönem. Bunun içinde İsrail’in sonu olduğu gibi bizdeki zamazingo takımının ağır bir darbe yemesi söz konusu. Herkes bilmez ama Süfyan’ın huruç tarihi ne idi. 1339-1343 tarihleri arasında. Yani saksılar bir çalışsın. Asır doluyor. Yeni yüzyıl geliyor.

      Bilirsiniz, karanlığın en yoğun olduğu zamanda fecir atar. Şimdi 24 Haziran’da bazı garabet sonuçlar çıkabilir. O zaman önümüzdeki yıl bir seçim daha var demektir. Ve buna çalışılıyor. “Meclis’te çoğunluğu elde edelim. Erdoğan seçilirse çatışalım” hesabı içindeler. Çatışma batıyı ve İsrail’i sevindirir. Türkler gene gaybubete gittiler diye avuçlarını ovuştururlar. Çünkü 2 asırdır bunu yapmaktan başka bir şey bildiğimiz yok. Ancak.

      Sil
    4. 3*Bediüzzaman’ın bir talebesinin yaptığı ve Risale-i Nur’a zımnen eklenen istikbale ait istihraçlara göre surur-u İslam’ın zirve yapacağı tarih 2019. Yani dağdan kopan kar topu bir çığa haline gelerek birilerinin başına inecek. Başka istihraçlar var mı? Başka kaynaklardan ufak ufak.

      Referandum ne zaman yapıldı? 16 Nisan 2017: Kehf Suresi 84. Ayeti 2017’ye işari olarak bakar. “Biz onu yeryüzünde geniş imkânlarla yerleştirdik ve ona her şey için bir sebep verdik.”

      Şimdi vereceğim ayet Zülkarneyn ile ilgilidir. Peki ebcedi işareti ne zamana bakar. 2017’ye. Önce refendum. Sonra Afrin’de kime karşı sed çekti?. Anarşi-teröre. Kur’an ıstılahında Ye’cüc ve Me’cüc’e. Değil mi.Kehf/84: “Biz onu yeryüzünde geniş imkânlarla yerleştirdik ve ona herşey için bir sebep verdik.”

      Yusuf Suresi 56 ayet de 2107’ye bakar: “Böylece Yusuf'u o ülkede yerleştirdik. Öyle ki, dilediği yerde kalıyor, dilediği gibi yönetiyordu. Biz dilediğimizi rahmetimizden böyle nasiplendirir ve iyilik yapanların ödülünü de asla zayi etmeyiz.”

      2018 tarihine bakan bir ayet var. Seçim 24 Haziran 2018’de yapılacak. Hicri 10. ayın 10 gününde oy verilecek. 10 Sure’den 84. Ayet: “Rahmetinle bizi o kâfirler güruhundan kurtar”

      Halka danışılmasını emreden ayetin bulunduğu Şura Suresi’nde 52. Ayet de 2018’e bakar. “Böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Yoksa daha önce sen kitap nedir, iman nedir, bilmezdin. Biz Kur'ân'ı bir nur yaptık ki, onunla kullarımızdan dilediklerimize yol gösteriyoruz. Sen de, hiç şüphesiz, dosdoğru bir yola rehberlik ediyorsun.”

      2018’i takip edecek 2109’a Zümer 61. Ayeti var: “Kötülükten sakınanları ise, Allah, muratlarına ermelerine vesile olan iyilikleriyle kurtarır. Artık onlara hiçbir kötülük dokunmaz; hiçbir şeye de üzülmezler.” Saffat Suresi 101. Ayet de aynı yıla işaret eder. “Biz de ona yumuşak huylu bir oğul müjdesi verdik.” Bunun Araplara mı, Türklere mi baktığını gelecek yıl anlayacağız.

      Seriyi başlangıç Suresi Fatiha’nın 5. Ayetiyle kapatalım. “Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım isteriz.” 2019= 1441.

      Yaş ve kuru olanı bildiren Kur’an’dan istihraç yapmak alimlerin işi. Onları duyurmak bizden. Bir şartla. Vukuundan sonra tevil şartıyla. Bu bir. İkincisi ise. Müjdeler şarta bağlı. Şartı oluşmazsa meşiet-i İlahi bunu ya iptal ya tehir eder. Onun için fiili ve kavli dua esastır. Mesela sıksık Fetih Suresi okunmalı. Veya sona bölümü. Ayrıca Cevşen okunmalı? Cevşen koruyucu. Neye karşı şer ve fitnelere karşı. Peki bizi 100 yıldır sarsan fitne nedir? Deccalizm. Dinsizilk. Bşaka Terör ve anarşi. Bunların hepsi hariçten geliyor bize musallat oluyor. Cevşen zırh olarak korur. Dinlemek okumaktan evladır. Öyle ahkam kesmek kurtarmaz. “De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” Furkan/77

      Sil
    5. Abdurrahim çokgüngör benim yorumum altına bayağı bir döşeme yapıp anlatmaya çalıştığım hususu okurlardan gizlemeye çalışmış.Bakarsanız aynı lafları sürekli kopyala yapıştır yapıyor,ülkemizin kurucusuna kötü sözler sarfediyor.Muhtemelen ermeni asıllı,geçmişte hristiyan ermeni olupta imamlık yapan halkı yanlış yönlendirenlerden olsa gerek.Ondan başka kimse konuyu bilmiyor bir tek herşeyi o biliyor.Saidi Nursinin de fetönün abd ile olan ilişkisi gibi ingilizlerle pek haşır neşir olduğu,kitaplarının ingilterede basılıp türkiyede bedava dağıtıldığı devletimizin istihbarat örgütünce tespit edilmiş, yeni bir ayaklanma çıkarma sevdalısı olarak görüldüğü içinde sürekli gözetimde tutulmuş.Fetö nün de çıkışı aynı kaynaktan...Bunlar ermeni tohumları ve dinimizi kendi emellerine alet ediyorlar diye düşünüyorum.

      Sil
    6. yusuf efendi 3 said devamlı karıştırılır
      said nursi
      şeyh said
      said molla
      ingilizlerle beraber dediğiniz said molla dır

      Sil
    7. Irka dayalı üstünlük iddiası yada aşağılama Kuran hükümlerine göre merduttur. Bir kimse muhtedi olabilir ve şeref vedilesidir. Bu memlekette aslen ermeni iken müslüman olmuş ve imanını muhafaza eden bir kimse islam ümmetine tabidir. Bunun yanında müslüman gibi görünen ancak bu millet ve devlet aleyhine çalışan munafıkların varlığı da bir gerçektir. Fikirlerini beğenmediğimiz ve cevap vermekte aciz kaldığınız kimseleri kendi hayalimizdeki en kötü biçimde tasvir etmek insafsızlıktır. Kimseyi tekfir etmek istemem. Kendi küfreden zaten kendine en büyük kötülüğü yapmış olur. Biz de ancak hidayet temenni ederiz. Amma küfre rıza küfürdür diye bir kaide var. Birine sağlayacağız derken taşı kendi kafamıza vurmayalım.
      Bediüzzaman'ın bütün hayatında maddi manevi ingilizler aleyhinde mücadele etmiş olduğunu tarihçe-i hayatını okuyanlar tasdik eder. Risalelerin ingilterede basıldığını ilk defa duymaktayım. Risaleler uzun yıllar boyunca çok büyük zulüm ve baskı altında el ile yazılarak çoğaltılmıştır. Sonra teksir makinesi ve en son Bediüzzaman'ın gözetimi ve tashihi altında matbaalarda basılmıştır.
      Fetonun aynı kaynaktan çıktığı iddiasını ide tüm Nur camiası reddeder. Hariciler de Hz.Ali'nin taraftarı iken ayrıldılar. Bir cemaatin nereden kaynaklandığından ziyade kaynaktaki vasıfları korumuş mu yoksa ondan fersah fersah ayrılmış mı diye bakarız. Onlar Nur yolundan baska bir yol tutup gittiler. Hatta benim kanaatim yabanci güçler Nur cemaatini istedikleri biçimde manipüle edemedikleri için ona benzer bir yol kurdular.
      Butun hayatını nur hizmetine vakfeden nur talebeleri dini ne dünyaya ne de siyasete alet etmezler.
      Müslümanların birbirlerinin hatalarını kavli munasiple birbirlerine nasihat etmeletine evet ama karşı tarafın küfrünü temenni etmek çok tehlikelidir.
      Dusman hariçten saldırıyor. Biz onları bırakıp birbirimizle uğraşırsak mağlubiyet duası yapmış oluruz.

      Sil
    8. arkadaş az okuyor bir yerden doymuş
      said nursi ile said mollayı karıştırıyor
      said nursi şeyh said said molla ayrı kişilerdir

      Sil
    9. Ya yusufi ya hoca veya Yasefi loca
      Ama efendim kusur ettiysek af olan. Sizin yorumunuzu göremedim. Görsem de üstün yazmam söz konusu olmazdı. Bu edebe aykırı. Sizin gibi bir allemeye bu küstahlık yapılır mı? Hiç. Altına bilmeden yazdım ise isabet olmuş. Sizin gibi bir yüksek şahsiyetin üstüne yazmak olur mu hiç? Töbe töbe. Değil mi efendim. Sonra ne yazdığınız emin olun görmedim ve bilmiyorum. Mutlaka cihan-ı acura bedel fikirler vardır. Sonracığıma biz ehl-i hakikatiz. Öyle gizlilik-şaklabanlık-palavracılık olmaz. Belki başkasını kendi gibi bilme hakikatine binaen sizden sudur edebileceği için böyle bir beyanda bulunmuşsunuz. Bu sizin gibi bir allemeye yakışır mı? Ne de olsa hocasınız. Böyle de olmaz ki yani.

      Ben kopyacı değilim. Zamanın safsatası ne ise karşı hakikat olarak söyleriz. Kes yapıştır bizde olmaz. İktibas olur. O da o konuyu bilmeyene yardımcı olunması için. Tabi gene kusur eylediysek yüksek affınıza sığınırım. Siz en iyisi benim yazdıklarımı okumayın. Sizin gibi bir allame benim gibi cahil birinin böyle uyduruk yazılarını okuması israftır. Siz ağaçların, dağların tepesinde yüksekçe uçuşan karga fikirlere bakınız. Bizim gibi avamın yazılarını okumak size yakışmaz. Hiç bey ile bay bir olur mu?

      Siz öyle benim gibi sıradan avamdan birinin yazılarını okuyunca yüksek fikirlerinizde bir anda anafor oluyor ve kelimeler beyninizden ağzınıza hortumlu fırtınalarla gelince pek anlaşılamıyor. Ama şunu teminen belirtirim ki, siz asrı saadette yaşasaydınız alemlere rahmet gelmiş Nebi-yi Zişanı nüfusunun yüzde 60 Yahudi ve 40’ı müşrik olan bir medineden çıktığı için Yahudi derdiniz. Çünkü bakış açısınız bu özelliği gösteriyor. Unutmayın biz 1071’den beri bu Rum illerinde varız. Daha önce bu topraklarda Ermeni-Rum-Kürt-Süryanı-Asuri vardı. Sonra biz geldik. O da nüfusun topu topu yüzde 30’unu oluşturur. Yani Anadolu topraklarında halis Türk’ün oranı yüzde 30’dur. Tarih böyle yazar. Böyle olunca toptancılık yapmamak lazım. Aynanız gavur işi olabilir ama gavurların içinde ehl-i iman ve İslam da vardır. Siz iyisi mi aynanızı değiştirin. O zaman ehl-i iman ve İslam’ı ve de en önemli çok sayıdaki Al-i Muhammedin (as) neslini görürsünüz.

      Unutmayınız ki İngiliz cumhuriyetimizin Lozan’da kurucusudur. Osmanlı’nın değil. Her Osmanlı İngiliz düşmanıdır. Öyle olunca İngiliz muhibbi bir Osmanlı gösteremezsiniz. Selanikliler müstesna. Sonra ABD’nin dolarları ile kurulmuş istihbaratımızın ne özelliği var ki. Koskoca darbe oluyor da ne askeri ne sivil bir istihbaratçı farkına varamamış. Böyle olunca o Amerikan gözüyle bizi nasıl dost bilecek ki. Değil mi efendim. Sizin böyle istihbaratçı yatkınlığınıza da bayıldım.

      FETÖ Türk gladyosunun itidir. Ta askerde iken keşfedilmiş ve kullanılmış biridir. O Risale-i Nur’un muarızıdır. Beidüzzamandan pir-i mugan diye dalga geçercesine söz eder. Üstadım falan demez. Malum kendisi b…n kainat imamı ya. Ondan naşı. Sonra Risale-i Nur’u tahrif ederek sadeleştiren ve Deccalin hayat hikayesini ekleyen ilk örgüt FETÖ’dür. Tam bir rezalet. Allah Erdoğan’dan razı olsun bir kanun çıkardı da tahrifatı önledi. Tabi onun için bazıları Erdoğan’a düşman. Bediüzzaman’ın talebeleri Ak Parti’yi hayr-ı kesir olarak niteler. Peki siz ne oluyorsunuz. Şerir-i müfteri mi?

      Bakın sizin yorumunuza okuyunca yahu dedim bu adamın tohumunda bir mutasyon var. Bu kadar palavrayı bir araya nasıl getirmiş hayret ettim. Beşer bu. Ya şaşar ya şeytanı aşar. Yusuf ile Yasef arasındaki fark gibi.

      Sil
    10. Yusuf hoca, madem hocasın tedrisatı nerde gördün merak ettim! Yazdıkların arasında bir tane doğru şey bulamadım ki seni yanlış bildiklerinden çevireyim.

      Cehalet mektebinden mezuna şimdi ben ne anlatayım, vaktime yazık!

      Sil
  69. O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.Ali imran suresi
    Yorum yapmadan once bu ayetleri gozunuzun onune getirmeniz dilegiyle

    YanıtlaSil
  70. Ulkenin gencleri beyni yıkanmış vaziyette en ufak bi kıvılcım onlari sokaga dokebilir. Bu sebeple hükümetin herkese esit yaklasmasi gerekir. Tayyibin gorevi yalnizca idare etmek ve reforma ortam hazırlamak

    YanıtlaSil
  71. Belli ki şer güçleri seçime kadar boş durmayacaklar burada hep bir kazanacak ümidinde olmalarını sağlamak gerek aksi halde daha büyük zararlar vermeye kalkabilirler

    YanıtlaSil
  72. Suudi Arabistan ve BAE başta olmak üzere Suriyeye yerleşecek Arap gücü burada bir kısmı ÖSO içinde olan ABD ye yakın muhaliflerle iş tutarak Süfyan askeri gücünü oluşturabilir mi?

    YanıtlaSil
  73. Gökten bir sayha bakalım bu ramazanda duyulacak mı

    YanıtlaSil
  74. Kandiliniz mübarek olsun ey gayba inanan kardeşlerim. Gerçek hayatla örtüşmüyor diye hakikati saklayanlardan olmadığınız için hazreti Allah’ın rızası üzerinize olsun. Teşekkürler garibbiri

    YanıtlaSil