.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

8 Mart 2018 Perşembe

İSMAİL HAKKI HOCA

RİSALEHABER-Cifir ve ebced gibi ilimler her zaman tartışma konusu olmuştur. Cifir ve ebced, İslâm’dan kaynaklanan bir ilim olmamakla beraber, İslâm onu red ve inkâr da etmemiştir. İslâm’dan önce var olup da onun reddetmediği şeyler bâtıl sayılamaz. Kaynağı itibariyle İslâmi olmayan ebced ve cifire imam-ı Ali (R.A), Cafer-i Sadık (R.A), Beyazıd-ı Bistami (K.S), Muhyiddin-i Arabi (K.S), Said-i Nursi (R.A) ve benzeri birçok âlimler ve yüksek tasavvuf erbabı tarafından İslami bir hüviyet kazandırılmış veya İslami bir elbise giydirilmiştir.
Manisalı İsmail Hakkı Zeyrek hoca da bu konuyla ilgilenen isimlerden. Zeyrek hocanın hatıraları yakınlarda çıkacak olan Ağabeyler Anlatıyor-7 kitabında yayınlanmış olacak. Bazı sitelerde çarpıtılarak yazılan kıyametin kopma tarihine dair Zeyrek hocanın açıklamalarını Risale Haber okuyucuları ile paylaşıyorum.

GAYBI ALLAH’TAN BAŞKA KİMSE BİLEMEZ

Kıyametin kopma tarihini Üstad Bediüzzaman Hazretleri vermiş ama kesin olarak o tarihte olacak diye bir şey söylemiyor. Kıyametin vakti Mugayyebat-ı Hamse’dendir. ‘lâ ya'lemu'l-ğaybe illallah’ yani ‘gaybı Allah’tan başka kimse bilemez’ diye başlıyor Bediüzzaman Said Nursi... ‘İhtimaldir ki bu hadis-i şerif böyle işaret ediyor’ diyor. Kıyametin yakınına işaret eden çok hadisler var zaten. Ayet-i kerimeler de var. Yakınına işaret etmek, onun aynı zamanını mutlak olarak bilmek manasına gelmiyor. Yağmurun vakt-i nüzulu da Mugayyebat-ı Hamse’dendir. Hava şartlarına bakıp da birisinin “Allah bilir ama yarın yağmur yağabilir” demesi, gaybı bilmek demek olmadığı gibi...
Said Nursi hazretlerinin ilgili mektubu şöyledir: 
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ Cây-ı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil'ittifak bin beşyüz (1500) tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına manidar, makul ve hikmetli bir surette 1506'dan tâ 42'ye, tâ 45'e kadar üç inkılab-ı azîmin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır. Bu îmalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat'î tarzda kimse bilmez; fakat böyle îmalar ile bir nevi kanaat, bir galib ihtimal gelebilir.” (Kastamonu Lâhikası 28)

EBCED/CİFİR İLMİNİ KABUL ETMEYENLERE CEVAP

İsmail Hakkı Zeyrek anlatıyor:
Benim Mâidet-ül Kur’an’a benzeyen, 1998 senesinde ebced/cifir ilmiyle hazırladığım bir kitabım daha var. Daha kapsamlı... 650 kadar ayet-i kerimeyi içine alıyor.
Kitaba; “Kur’an ve harflerinden riyazî dili ile (sayı değerleriyle) çağımıza verilen mesaj” adını verdim. Kitabın Önsöz’ünde ebced/cifir ilmini kabul etmeyenlere müdellel cevaplar verdik. O kısımdan bir bölümü size okuyayım:

BİR TAKIM ŞARLATANLARIN KULLANMASI ONU DEĞERSİZLEŞTİRMEZ

Cifir ve ebced, İslâm’dan kaynaklanan bir ilim olmamakla beraber, İslâm onu red ve inkâr da etmemiştir. İslâm’dan önce var olup da onun reddetmediği şeyler bâtıl sayılamaz. Kaynağı itibariyle İslâmi olmayan ebced ve cifire imam-ı Ali (R.A), Cafer-i Sadık (R.A), Beyazıd-ı Bistami (K.S), Muhyiddin-i Arabi (K.S), Said-i Nursi (R.A) ve benzeri birçok âlimler ve yüksek tasavvuf erbabı tarafından İslami bir hüviyet kazandırılmış veya İslami bir elbise giydirilmiştir. Ebced ve cifir bir takım şarlatanlar (halkı aldatanlar) tarafından da kullanılmıştır. Fakat bu durum onun değersizliğine delil olamaz. Bilakis onların her şeyi çirkin maksatlarına alet ettiklerini gösterir.
Bazı İslam âlimleri ebced ve cifri bir ilim olarak kabul etmemişlerdir. Bu kısmın özellikle son devirlerde göze çarpan simaları ise daha çok felsefi cereyanlara açık, kuru aklı ön planda tutan ve Avrupa hayranı olmakla tanınan zatlardır. Kuru akla dayanıp ta samedani lütufların esintilerini alamayanların bu gibi ilimleri inkâr etmeleri gayet tabiidir.

BULDUĞUMUZ İŞARETLERİN TERSİNİ BULUP GÖSTERSİNLER!

Cifir ilmini inkâr edenler diyorlar ki: “Bir kimse ileride olabilecek birçok şeyden haber verse hiç şüphe yok ki haber verdiği şeylerin bir kısmı söylediği gibi çıkar.” Biz de diyoruz ki: Bunu iddia edenler de ileride meydana gelebilecek birçok şeyden haber versinler de bunlardan bir kısmı haber verdikleri gibi çıksın. Mesela: Muhyiddin-i İbn-i Arabî hazretlerinin söylediği (sin), (şın)ın içine girdiği zaman “Muhyiddin’in kabri meydana çıkar” şeklinde bir söz söylesinler!
Ve yine Mücedid-i Ekberin (yıkılmış bir mezarım ki yığılmıştır içinde Said’den yetmiş dokuz emvat bâ-âsâm âlâma) diyerek kırk yıl önce kendi ölüm tarihini haber verdiği gibi, onlar da ölecekleri tarihi haber versinler de haber verdikleri gibi çıksın!..
Hatta değil gelecek olaylardan haber vermek, geçmiş hadiseler üzerindeki işaretleri -Risale-i Nur’da görüldüğü şekilde- tahlil edip göstersinler! Hatta biz nasıl Müceddid-i Ekber veya onun muarızlarına karşı Kur’an’ın işaretlerini tesbit edip göstermiş isek onlar da sevdikleri ve beğendikleri hakkında Kur’an’ın medih ve senasını veya bizim bulduğumuz işaretlerin tersini bulup göstersinler!

TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR

Tesbit edilen işaretler birkaç taneden ibaret olsa veya bunlarda ayetin manasıyla işaret ettiği zat veya hadise arasında bir veya birçok münasebet bağları bulunmasa idi belki itiraza vesile olabilir, hatta inkâra açık bir yol bulunabilirdi. Fakat bu işaretler ve münasebetler o kadar çok ki, bunları toptan yok saymayı veya kör tesadüfe bağlamayı insan aklı kabul edemiyor. Müceddid-i Ekberin ifade ettiği gibi, “Aslında tesadüf diye bir şey yoktur. Her şeyde bir hikmet, bir sır ve bir mana vardır. O ince münasebet ve ilgilerin manaları var. İşte biz bu manaları açıkça bilmediğimiz için bunlar hakkında ‘tesadüf’ tabirini kullanıyoruz.”

BU GİBİ ŞEYLERİN ÇOĞU BAZI ŞARTLARA BAĞLI OLARAK MEYDANA GELİR

Kendilerinde akıl ve felsefenin hâkim olduğu ilim erbabı keşif ve istihraç yoluyla elde edilen şeylerin çoğu zaman herkesin rahatlıkla bileceği kadar açık olmadığını söylüyor veya hadiselerin beklenildiği şekilde çıkmadığını görünce hemen inkâr yoluna sapıyorlar… Şu hususun bilinmesi gerektir ki, bu gibi şeylerin çoğu bazı şartlara bağlı olarak meydana gelir. Bu şartlar eksik olursa onlar da meydana gelmez. Hem bunlar bazen tabir, bazen de tevil isterler. Çünkü Allah dostlarının keşif ve istihraçlarında bazen bir nokta bir dağ kadar büyük, bazen de bir dağ bir nokta kadar küçük, bazen hususi bir şeyi umumi, umumi olan bir şey de hususi gibi görünebilir. Bunun böyle olması da gereklidir. Çünkü kâinatta mutlak hâkim Allah’ın emir ve iradesidir.
Genel olarak zahirperestlerin en güçlü dayanakları inkârdır. Akıllarına uymayan hususlarda bunların başka bir mana taşıması ihtimalini bile göz önüne almadan hemen inkâr yoluna saparlar. Hâlbuki inkâr bir ilim yolu değildir. İnkâr etmekle hiçbir şey ispat edilmiş olmaz. İsbat ise bir ilim yoludur. Davasını isbat eden kolaylıkla maksadına ulaşır.
Bir de aşağıda misalini arz edeceğimiz şekilde Rafizilerin harfleri istedikleri gibi düzene koyarak manalandırdıklarını gören bu zahir perestler diyorlar ki: “Bu harflerle iman üzerine delil getirilebildiği gibi küfür üzerine de delil getirilebilir. Bunlar bazen iyi ve güzeli elde etme, bazen de elden kaçırmaya işaret olabilir. Meselâ: Allâme Alusi’nin (elif-lâm-mim)in tefsirinde kaydettiğine göre, bir kısım Rafiziler surelerin başlarında bulunan (elif-lâm-mim/elif-lâm-râ ve hâ-mim) gibi harflerin tekrar edilenlerini çıkardıktan sonra geriye kalan on dört harf ile (Ali’nin yolu haktır, biz de sıkı sıkıya ona bağlı kalırız) cümlesini çıkarmışlar ve bu düzme cümle ile –hâşâ- Hazret-i Ali’nin risalete Hazret-i Muhammed (S.A.V) den daha layık olduğuna delil getirmeye çalışmışlardır. Şiilerin mu’tedil (ılımlı) olanları ise bu uydurma cümle ile Hazret-i Ali’nin peygamberliğine değil, hilâfete daha lâyık olduğu hükmünü çıkarmışlardır.
Ehl-i sünnetin bunlara karşı bu harfleri aynen kullanarak kendilerine uygun cümleler düzenlemeleri mümkündür. Meselâ: Aynı harfleri kullanarak –(Ehl-i sünnetin izlediği yol doğrudur) cümlesi gibi.
Ama şunu kesin olarak ifade edelim ki; ehl-i sünnetin gittikleri yolun doğruluğunu isbat için böyle cümleler uydurmaya hiç ihtiyaçları yoktur. Onun için onlar böyle sakim ve çürük yollara hiçbir zaman başvurmamışlardır.
Hurufilik-ebced ve cifir = Ebced ve cifir ile Hurufilik arasında kesinlikle herhangi bir bağlantı ve bir münasebet yoktur. Ancak bazılarında görünüşe aldanarak cehaletin verdiği bir vehim ve benzerlik kurma gayreti vardır.”
İSMAİL HAKKI ZEYREK KİMDİR?
Manisalı İsmail Hakkı Zeyrek hoca efendi 1935 doğumludur. Kendisini 28 Ekim 2015 tarihinde evinde ziyaret ettik, çok kıymetli hizmet hatıralarını kaydettik ve metrukâtını inceledik.
İsmail Hakkı hoca efendiyi az çok tanıyanlar bilir ki; adı anılınca, Mâidet-ül Kur’an eseri ile Ahmed Feyzi Kul ağabeyin simaları hafızalarda hemen bütünleşiverir. Nedeni şu; Ahmed Feyzi Kul ağabeyin hazırladığı ve İsmail Hakkı hocanın kalemiyle yazdığı, Hz. Üstad’ın da önsöz’ünü ve duasını yazıverdiği Mâidet-ül Kur’an risalesinin hazineler değerindeki aslı İsmail Hakkı Zeyrek’tedir. Mâidet-ül Kur’an risalesi Bediüzzaman Hazretleri tarafından Tılsımlar Mecmuası’na zeyl olarak ilave edilmişti. Sonradan, tedbiren yine Hz. Üstad tarafından bu kitaptan çıkarılmıştır. Mâidet-ül Kur’an’ın bir de ikinci kısmı olan Hazinet-ül Bürhan eseri var ki; anlatımını hatıraların akışına bırakıyorum.
İsmail Hakkı Zeyrek ile merhum Ahmed Feyzi Kul’un çok sıkı beraberlikleri olmuş. “Merhum ağabeyimiz hayatta iken en yakını bendim, beraber çok çalışmalarımız oldu” dedi bize. Zeyrek hocanın anlattıklarının daha iyi anlaşılabilmesi için hemen hatırlatayım; cifir/ebced ilmine tıpkı Ahmed Feyzi Ağabey gibi tam hâkim...
İsmail Hakkı hoca efendinin çok geniş kapsamlı bir eseri daha var. Eserin adı: “Kur’an ve Kur’an harflerinin riyazî dili ile (sayı değerleriyle) çağımıza verilen mesaj.” Adından da anlaşılacağı gibi tamamen ilm-i cifir üzerinden hazırlanmış bu eser... Henüz basılmamış olan bu kitabın önsüzünde cifir/ebced ilmini kabul etmeyenlere İsmail Hakkı hoca efendiden kuvvetli cevaplar var. Bu eserin adını ilk defa Mustafa Sungur ağabeyden duymuştum. Sitayişle bahsetmişti... İsmail Hakkı’nın basılmış başka kitapları da var...


Kaynak: Ömer Özcan'ın haberi olarak Risale Haber'de yayınlanmıştır.
http://www.risalehaber.com/said-nursi-kiyametin-kopma-tarihini-verdi-mi-322353h.htm

63 yorum:

  1. İslam'ın Hükümleri Zamana Göre Değişir mi
    mecelle kaidesidir Ezmânın tebeddülü ile ahkâmın tagayyuru inkâr olunamaz
    ancak yine mecellede şu kaide vardır
    Mevrid-i Nasda İçtihada Mesağ Yoktur.
    Yâni bir mes'ele hakkında âyet veya hadîste kat'î bir be¬yân varsa, bu o mes'ele hakkında bir nass sayılacağından artık o mes'ele hakkında içtihada cevaz yoktur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmam Şafii'nin Kufe'deki içtihadları ile Mısır'daki içtihadları arasında fark olduğu yazılmıştır.
      Zamanların değişmesi ile hükümlerin değişmesi inkar olunamaz ayrı bir hakikat, Nas olarak vürud edenlerde içtihad yapılamayacağı hükmü yine ayrı bir hakikattır. Naslar açık hükümler olduğundan onları değiştirmek kabil olmaz. Nazari olan konularda içtihad kabildir. Ancak içtihadın şartlarına haiz olmak kaydı ile.
      Bediüzzmana göre İçtihad kapısı açık olsa da bu zamanda oraya girmeye maniler vardır.

      Sil
  2. Sene 1995 te Gaybi olaylar hakkında bir derleme hazırlamış ve İsmail Hakkı Hocaya göstermiştim. Hocam notları okuduktan sonra "Doğru ama bu daha geniş bir zamanda düşün" demişti. Ben derlemerim sonucunda öyle bir izlenim edinmiştim ki herşey 1995-2000 aralığında gerçekleşecek sanmıştım. Olaylar genel olarak tamam ama zamana yaymak lazımdı.
    Artık o zamandan sonra tarihler vermekten kaçınmaya çalıştım. Olay bazında düşünmek lazım.

    YanıtlaSil
  3. gaybi bazı olaylar mutlak iken birçoğu şarta bağlıdır, yani muallaktır. Kıyametin tarihinin özellikle gizlenmesinin bir sebebi de onun insanların ameline bağlı olması olabilir. İnsanlar ne kadar hızlı insanlıktan çıkıp bir tür hayvan gibi yaşayınca kıyametin kopması yakın olur. Ancak insanlığın çoğu istikametini korudukça kıyamet tehir olur. Tabi ki levhi mahfuzda bile olmayan kıyametin mutlak bir tarihi vardır, işte bunu ancak Allah bilir. Bediüzzaman kıyamet için farklı yerlerde farklı tarihler vermiştir. 1545 en meşhurudur, ancak 1577 vb. tarihler de vermiştir. Demek ki 1545 şarta bağlı bir tarihtir, insanlar kıyameti hak edecek kadar sapıtmazsa 1545in sonrası da var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Resulallahın doğumuyla bu ümmetin takvimi olan ay takvimi başlamıştır. Ay takvimine göre biz 1490 yız Resulallah ne dedi? Bu ümmet 1500 geçmez, 1500 görmez dedi.Biz şu anda uzatmalardayız film koptu kopacak
      -Bilinmeldir ki Son peygamber Ay devrinin sultanıdır. Ay tutulmasının etkisi denizlerin taşması, Volkanik faaliyetler, rızıkların kesilmesi, Kan akması Kıyamet'in gelmesi Şefaat kapısının ve Rızık Kapısının kapanmasına işarettir. Çünkü Resulullah'ın devri miladi 1917-1918 yıllarında bitmiştir ve kıyamet fetret devri başlamıştır. Bunun süresi bir asırdır.Bir asrın bitiminde O saat'in vakti gelmiş olur.. Süper kanlı mavi ay (büyük felaketlerin habercisidir.)

      Sil
    2. Bozkurt Turan, Kur’an iki takvimi nazara alıyor, Miladi ve Hicri. Hicri olarak 1490’da değil “1439” yılındayız. Ümmetin ömrü 1500 demek Bediüzzaman’ın öngörüsü ile 1525’e kadar sapasağlam devam edecek, demektir. Kur’an buna işaret ediyor. Sonra ahir zamanın bir özelliği takarrübü zamandır. Yani insanlığın var olduğu tarihten geçen asrın başına kadar her şey normal yani olaylar olarak bir vakit şeridinde cereyan ederken özellikle İslam Deccalinin hurucundan sonra takarrübü zaman hakikati devreye girer. O zaman 100 yılda olan şimdi 7 yılda olur. Siz cumhuriyet çocuğusunuz kafanız değil de size öğretilen çakmadır. Onlara itibar etmeyeceksiniz.
      Biz Türkler önce hilafetten sonra dinden istifa etmiş bir devletiz. Millet direndiği için Cenab-ı Allah bunu Mehdi ile ödüllendirdi. Öyle olduğu için 1950’den başlayarak, dış efendilerimizin yaptırdığı 4 darbeye rağmen millet direndi ve kader-i İlahi bize bir ödül verecek. Atalarımızın bayraktarlık ve kılıç hakkı için. Olan ve olmakta olan budur. Anlamayan için ise Kur’an’ın öngördüğü İslam medeniyetinin kaynağı olarak cihan çapında bir fütuhatımızı olacaktır. Aklını maziyle sulananların anlamadığı çok yakın bir gelecekte olacak olan Bediüzzaman’ın işaret ile şudur:

      “İstikbalin kıt’alarında hakikî ve mânevî hâkim ve beşeri, dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnız İslâmiyettir ve İslâmiyete inkılâp etmiş ve tahrifattan ve hurafattan sıyrılacak İsevîlerin hakikî dinidir ki, Kur’ân’a tâbi olur, ittifak eder."

      “Ben dünyaya işittirecek bir derecede kanaat-i kat’iyemle derim: İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak ve hâkim, hakaik-i Kur’âniye ve imaniye olacak. Öyleyse, şimdiki kader-i İlâhî ve kısmetimize razı olmalıyız ki, bize parlak istikbal, ecnebîlere müşevveş bir mâzi düşmüş." Emirdağ Lahikası

      Bu da önümüzdeki 70 yılda Müslüman Türk’ün Karahanlılar itibaren geçen 1000 yıllık süreç kadar bir fütuhata vesile olacağız. Takarrübü zamanla hesabı şöyle. 70/7 =10 X 100 = 1000 yıl. Belki kafan basmaz diye tekrarlayayım, geçen bin yıllık fütuhat kadar bir fütuhat bizi bekliyor. Tabi bu manevi cihad üzere bir fütuhattır ki şimdiki gaddar medeniyetin yerine alacak bir medeniyete vesile olacak.

      Bir hususu daha atlamışsın. Bir hadise göre hilafet sonrası zalimler ve diktatörler bir manada Deccaliyet hükmeder. Ama buna karşılık rahmet-i İlahiden takdirle aynı zaman zuhur eden Mehdi’nin hizmeti ile bir asır sonra İslam yeniden hükmeder. Sen dinimizi Orhun Kitabeleri daracık mantığı ile anlamaya çalışma.
      Bizi ne beklediğini merak edenler tekrar hatırlatayım. “Siz inşaallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaklar.”

      Sil
  4. 29 mart 9 nisan arasında çinin prototip istasyonu dünyaya çarpacak sonra ne olacak sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç bir şey onun gibi binlerce gök taşı düşüyor her yıl
      çapı 100 metreyi geçerse bir sorun olur

      Sil
  5. Gaybi haberler müslümanlarda hem tedbir hem de şecaat vesilesidir.

    YanıtlaSil
  6. osman akfiratin bahsettigi yeniden yapilanma bu hafta meclisten gećecek olan ittifak yasasi olabilir alahualem. ayni zamanlamada yunanistan ile surtusmemiz manidar

    YanıtlaSil
  7. 1960 darbesi ingiliz darbesi, 1 numarası MHPnin kurucu lideri. Gladio bağlantıları sebebi ile amerikancı sanılır ama Gladio NATO teşkilatı,içinde amerikancı da ingilizci de almancısı da vardı. Türk gladiosu kurmak istedi ama 12eylül amerikan darbesiyle durduruldu.Son dönemde FETÖ üzerinden Akşener operasyonu yeni NATO (Pentagon+Almanya) karşısındaki pozisyonunun göstergesi.

    Amerikancı iktidar ne zaman ingilizci oldu ? MHP ittifakı bunun göstergesiydi.7 haziran seçimlerinden sonra. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi kararından hemen önce.

    Yeniden yapılanma, ittifak yasası da dahil CB yönetim sistemi için bütün kanunlarda yapılacak güncellemeler olabilir ama derinlerde ingilizci bir yapılanma. İngilizlerin amerikan karşıtlığı gibi kesin bir amerikan karşıtı pozisyonumuz yeniden yapılanma sayılır. Bu gerekçe ile ABden de NATOdan da atılmamıza sebep olacak bu yapılanma. Özet olarak bu yapılanma ile 3.dünya savaşına amerika karşıtı olarak giriyoruz.

    Ortalıkta fol yok,petrol yok, tespit edilen alanlar da ekonomik değil. Sürtüşme neden ? Amerikalılar ortadoğudaki bütün petrol bölgelerini işgal ediyor,kıbrıs civarında da petrol çıksın da amerikalılar kıbrısı işgal etsin,adadaki ingiliz hakimiyetine son versin diye aranıp duruyorlar...

    Yunanlılar ekonomik bir petrol alanı tespit edilirse saldırır mı ? İngilizleri ne yapacaklar ?


    YanıtlaSil
  8. 1*Gayb ve istikbali olaylar merakı insanın bitmez tükenmek meraklarından biridir. Ama gaybın çok önemli özelliği ilm-i İlahi’nin tasarrufunda olmasıdır. İlahi irade geçmiş ve gelecek hakkında gerektiğinde açık veya gizli ihbaratta bulunduğudur. Bunu da ya kitaplarla izah ve takdim edilir veya Nebi ile evliya üzerinden muhtasar olarak bildirilmesidir. Böyle olunca gayb için kimsenin bir tasarrufu bulunmaması ve ahkam kesememesi tabiidir.

    Avamda sıkça söylenen “Şu evliya zat dedi ki” denilerek keşif ve kerametine dayalı haberler verilir. Bir defa o ihbar evliyaya ait değildir. “Cenab-ı Allah’ın filidir, hediyesidir, ihsanıdır ve ikramıdır, beşerin fiili değildir” (8.Lem’a) Ancak bu keramet de müteşabih ve perdeli olup vukuundan sonra anlaşılır. Bu Nebi ve evliyanın ihbari kerametleridir.

    Bir de kitap üzerinden verilen gaybi haberler var. Mesela Kur’an alem-i gayb ve şahadetin müfessiri olması hasebiyle gaybi nasıl haber veriyor? Onlar remiz ve işari yolla gizli olarak. Onları da bazı alim ve öneli zatların haber vermesi izn-i İlahi ile mümkündür. Gaybi ihbarların bir kısmı tevafuk ve bir kısmı daen çok bilineni de harflerin sayısal değerinden hesaplamalarla yani Cifr ve Ebced ilmi ile keşfedilmesidir. Önce bir tesbitte bulunalım. Cifr ve ebced hususi bir ilmidir. Ehli ferasete ve te’vil ilmine aşina ve mazhar bazı zatların onunla özel olarak bazı istihraçları yapmaya mahsus sırlı bir ilimdir.

    Ebced ve cifr İslam’dan önce de vardı. Yahudi ve Hırıstiyanlar da kullanırdı. İslam’dan sonra da Hz. Peygamberin Hz. Ali’yi (ra) teşvikiyle kullanılmaya devam edildi. Üstelik İslam alimleri kullanılan harf sayısını 22’den Kur’an’da bulunan 28 harfe çıkararak.

    İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri Ruh-ul Beyan adlı tefsirinin 7. cildinde Hz. Ali’den bir beyit nakleder. Hz Ali der ki: “İlm-i hurufa vukufiyet Allah’tan hususi bir sırdır ki, ancak keşf ve tahkikle muttasıf kimseler onu idrak edebilirler.”
    Bu ilmi fevkalade bir keşifle kullananlardan biri de Bediüzzaman’dır. Ancak gözden kaçan bir husus ebced ve cifr ile yaptığı istihraçları istikbale ait gaybi ihbar değildir. Şöyle Kur’an’ın ve Hadisin haber verdiği ancak mazide olup biten olayları nazara vererek Kur’an’ın mucizeviliğini ispat şeklinde olmuştur.

    Bediüzzaman konu ettiği hadiselerin yüzde 99’u maziyle ait olaylardır. Yani günü gelmiş ve vukubulmuş hadiseler. Bununla Kur’an’ın mucizeviliğini ve tevafukatını ispat maksadına matuf olarak yapmıştır. Nadiren istikbale ait hadiselere işaret etmiş. Ancak bir şartla, kuvvetli bir işaret, ve emare bulduğu zamana tafsilata ve izaha girmeden geçiştirmiştir. Onlar da sözü edilen konu ile alakalı olduğu için. Bir örnek vereyim.

    YanıtlaSil
  9. 2* Hasud ve cahil ve ilmi kifayetsizler Bediüzzaman kıyamet ile ilgili Kur’an’ın mucizeviliğinden ve onun kelime ve harflerinde mündemiç bulunan tevafukundan istihraç edilen tarihlerdir. Onu da Allah bilir diyerek kayıt koyuyor. Hz. Peygamber ümmetinin ömrünün kaç yıl olduğu belirtmiş. Ehl-i ilim bunu biliyor. Ondan hareketle kıyametin sath-ı mailine girilmiş olur. Ve o müddetin dolmasından sonra 3 büyük inkılabın olacağını istihraç eden Bediüzzaman birkaç tarihi sıralıyor. Ama ne olacağını belirtmiyor. Çünkü kıyamet bir anda kopacak, ama kıyametin kopması sonrası süreç çok uzundur.

    En son bilinen alamet güneşin batıdan doğması. Aradan geçecek 9 ay kadar bir süre sonra zelzelelerle başlayacak tahribat ile hayatın ortadan kalkması, dünyanın tahribi, denizleri meydana getiren yanıcı ve yakıcı iki maddeden oluşan suyun tekrar elementlere ayrışması süreci, denizlerin tutuşması bunlar hepsi ayrı ayrı olaylardır. Ki Nebe’ Suresi bunu çok güzel tasvir ediyor. Hasılı kelam kıyametin tarihi belli değil ama büyük alametleri olunca onun hangi asırda olacağı bilinir. Bediüzzaman iki deccali teşhis ediyor. Onlara ele veriyor. Bu bile kıyametin bir alametidir.

    Bediüzzaman 1922 sonrası bütün mesaisini kendi deyimi ile “hakâik-ı esâsiye-i imâniye ve Kur’âniyenin berâhîn-i katiye ile ümmete ders vermek” olarak açıklıyor. Böyle olunca her şeyden el ve etek çekiyor. Çünkü o gelmekte olan tehlikeyi görüyor. Dinsizlik ile terör ve anarşi ve de ahlaksızlık. Ve ilk ikisinin kaynağının harici provokasyonlar olacağını da belirtiyor. Ve hizmetini buna teksif ediyor. Öyle ki bütün baskı ve zulümlere, sürgünlere ve zindanlara üstü üste gelmesine rağmen ve bu arada2. Cihan Harbi sırasında dünya yıkılırken hiç ilgilenmiyor. Ve böyle bir hizmet varken kalkıp cifr ve ebcedle uğraşması beklenemez. Ancak o bunun Kur’an’ın mucizeliğini ispat için mazideki olayları ve yaşanan fitnenin mahiyetini ve alacağı renkleri bildiği için o ayetin devamında olan gaybi haberi açıklıyor. Mesela 1971 bir şerden vererek 1971 Mart muhtırasına, zamanındaki günahların ayıklanmaması halinde 50 yıl sonra ülke bütünlüğün sarsacak olaylara (1990) işaret eder, Tağuti hareket diyerek 1417’de 28 Şubat’ı nazara vermesi gibi. Çünkü bunlar ahir zaman fitnesinin eylemleri zümresinde olduğu için zikrediyor. Eh-i imana bunların Deccalin eylemleri olduğunu gösteriyor. Hatırlatıyor. Ve yaptığı bütün istihraçlar işin ilginç tarafı baskının ve zulmün en şiddetli olduğu zamanlarda telif ediyor. Ki ehl-i iman ve İslam’a Kur’an’dan teselli olarak hatırlatıyor. Ancak kelime, harf veya ebcedi tevafukların öneminin olabilmesi için manevi illiyet şartı getiriyor:
    “Tevafukla işaretler, eğer münasebât-ı mâneviyeye istinad etmezse, ehemmiyeti azdır.Eğer münasebet-i mâneviyesi kuvvetli ise, bu onun bir ferdi, bir mâsadakı hükmünde olsa ve müstesna bir liyakati bulunsa, o vakit tevafuk ehemmiyetlidir. Ve o kelâmdan bunun iradesine bir emâre olur. Ve ondan o ferdin hususî bir surette dahil olduğuna ya remiz, ya işaret, ya delâlet hükmünde onu gösterir.”(Şualar)

    Ayrıca zayıf emareler bir meselede ictima ederse bir delill-i kati hükmünne geçer.Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ve yakında erişeceği fütuhat ve İslam medeniyetinin gelişeceği müjdesini Kur’an’ın işaretiyle gösteriyor.

    Ve ehli langur lungur konuşuyor. Deccal mağdurları da zaten böyle olur.

    YanıtlaSil
  10. daha evvelden burada yazdigim bir yaziyi fg taraftari biriyle paylastim. işin komik tarafi aynen tasdik etti.ama muthiş derecede tepki gosterdi.onlara ogretilen itikatta seriattan ve adaletten devletin bekaasi dahil taviz verilemezmis.yani hayrettin karamanin fetvasi şirk imiş.
    ben cevap veremedim. sizin goruşunuz nedir bu fetva ile ilgili?

    yazdigim yazi şu idi.


    17 -25 aralikta fg yanlilari adalet adi altinda devletin bekasini hiće sayarak yanliş yapan şahislar uzerinden yargi sistemini devlete karşi kullandi

    bunun kâcinilmaz sonucu olarak zaten varolan yanliş sistemin hukumetin devamina izin vermemesi sebebiyle sebataycilarla bir denge aiyaseti kurulmaliydi..buna gore ergenekon saniklari serbest brakilip devlet topyekun fg yi bitirmek icin savas acilmaliydi.(kirmizi kitab)bu devletin bekasi için mecbur olunan birseydi.zira ergenekon savcilari ve polisleri ile 17-25 savci ve polisleri ayniydi.

    bu denge siyasetinin mecburiyeti basta reza zarrab ve beraber iş yaptiği bakara makaracilarin masum olmamasiydi.

    fg yanlilarida halen bu denge siyaseti uzerinden hukumeti elestirmeleri kabul edilemez zira devlet tum haklari sakli bir yapidir.her yanlis yapan devletin bekasi gozetmeksizin hapse atilsaydi devlet ayakta kalamazdi.hayrettin karaman hocaefendi bu konuda yenisafakta yazdigi yazinin yani fetvanin başligi şoyle.

    ""kim suću ispat edilmişse o cezasını çeksin demek devleti hainlerin tasarrufuna acık halde bırakır""

    vel hasil bu denge siyaseti reza zarrabin bilerek abd ye teslim olmasiyla akamete uğradi.ve hukumet abdnin tipki fg gibi bunu bu denge siyasetini bozma yonunde kullanacagini bildigi ićin abd ile iliskiler sert bir zemine oturup rusyadan yana işbirligi yonunde bir siyaset yapilmaya devam etti.

    fakat abd bu dengeyi bozmaya calisirken rusyada bunu turkiyeyi ab ve natoda tr yeyi çikartma için kullaniyor..zira rusyaninda gizli amaci natodan cikmis turkiyeyi işgal edip akdenize inmek..

    son tahlilde abd derin devleti zarrabi kullanarak gizli ittifak ettiği putinle beraber tr natodan vikartip kiyamet savasinin son adimini atmak istiyor.

    ve ne yazikki sizinde bildihiniz ama kabbullenemediginiz gibi rte yi 31 mart olaylarinin bir kopyasi olarak devirecekler bu sebataycilar..

    testinin icinde ne varsa onu sizdirir..

    vatan partisinin resmi twetter sayfasindan bir tweet

    7-Abdülhamit bayrağı açarak, 31 Mart bayrağı altında toplananlar, 31 Martın gittiği yere giderler. FETÖ ile yuvarlandığı çukurda buluşurlar..

    nato bunu engellemek yani turkiyenin sangay pahtina kaymamasi için 15 temmuzu yapti. fakat rte bunu kendi lehine kullanip denge siyasetini koruma yonunde kullandi hatta 15 temmuzdan herkezin haberi vardi.

    fg bekleme modunda denge siyasetinin bozulmasini bekleyip sebataycilarin erdoganin işini bitirmesini beklerken natonun beceriksizligiyle 15 temmuz fg nin başinda patladi ve denge siyaseti devam etti.

    fakat simdi abd bunu bitirme derdinde ve zarab kanaliyla basaracakta.bu da erdoganin abdulhamitle ayni kaderi paylasacagi anlamina gelir.

    3 ay turkiye ateş olucak yunanistanda cabasi.ama allah sahibimiz selimi gonderecek insallah.

    vel hasil 31 Mart versiyon 2.0 is loading..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 31 mart gezi olaylarında denendi, tutmadı.
      Sende zerrab, bakara makara gibi fetö cülerin sözlerini kullanıyorsun... Ne isen öyle yaz. Testi içindekini sızdırıyor. Kendini saklasanda apaçık ortadasın.

      Sizler yani fetöcüler baharda yine birşeyler deneyeceksiniz, biliyoruz.

      Biz ise hazırız ve bekliyoruz.

      Gelin bakalım...

      Sil
    2. allah c.c aynı sebeblerden farklı sonuçlar oldurmaya maliktir..bu saatten sonra edecekleri her türlü fitne kendi alehlerine olacaktır..bu konuda uhud harbinden sonra ayet inmiştir...önümüzdeki süreç ..islam için bahar onlar için kıştır...

      Sil
    3. Ibrahim Karagül bugünlerde Türkiye aleyhindeki bir çok faaliyetin arkasında BAE nin olduğunu yazıyor. Denenmiş ve sonuç vermemiş girişimlerden sonra şimdi sağ muhafazakar bir muhalefet oluşturmaya ve Erdoganı devirmeye çalıştıklarını yazıyor.

      Sil
    4. ABD dışişleri bakanı tıllerson menbiç anlaşmasından bir kaç saat sonra görevden alındı..yerine gelen pompeo bizim için hayırlı biri görünmüyor
      bugün haberlerde türkiye rusyadan S400 teslimini öne çekmesini istediği yer aldı
      15 Temmuz'un ardından Türkiye hükümetini öven İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’e ''İran da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hükümeti kadar demokratik… Her ikisi de İslamcı totaliter bir diktatörlük'' yanıtı yazan Pompeo, bu tweet'i atarken, sadece İran Dışişleri Bakanı'na yanıt vermekle kalmayıp Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Twitter hesabını da etiketlemişti. https://tr.sputniknews.com/abd/201803131032616737-trump-tillerson-gorevden-aldi/

      Sil
  11. Haresta hadisi gerçek oluyor rusya ve rejim güçleri doğu gutayı harestaya kadar ikiye böldü

    YanıtlaSil
  12. Daha önceki yazılanlara baktım, Kudusün Fethi başlığı altında yayınlanmış, ben de farklı yazılarına 2 cevap yazmışım.Başka yazarlar tarafından FG taraftarı olabileceğine dair tepkiler de almışsın.

    Bu sefer de bu başlık altında gene yayınlamışsın. Yazdıklarını boşver, 2. defa aynı yazıyı yayınlayıp, özetle 3 aylık komunist darbesi reklamı yapıyorsun. Elbetteki FETÖcüler yazdıklarını onaylayacak, komünistlerle bile işbirliğine razılar anlaşılan.

    Hayrettin Karaman'ın fetvasının mutlaka bir gerekçesi vardır.Hileli soru sorup konuyu saptırıyorsun. Konumuzun bununla hiçbir alakası yok. FGci polisler+hakimler elele, FETÖnün askeri yapılanmasına karşı olanları tasfiye ettiler. Sessizce Gladio /derin devletin yerine FETÖ geçecekti.

    Başbakanlığa Yıldırım'ın gelmesi, almancı Davutoğlunun tasfiyesi, ardından yargı da büyük bir tasfiye ve hemen ardından YAŞda ordu da büyük bir tasfiye yapılacaktı. Olacak şey değildi ama son bir hamle ile bu tasfiyeleri durdurmak için 15 temmuzu yaptılar.Olmayacak olan olmadı ve darbe güdük kaldı.

    Beklediğiniz 3 aylık komünist darbesi bu darbe miydi ? Yoksa bir başkasını mı bekliyorsunuz ?

    Geçen gün de yazdım, şu anda biz de, Rusya da İngiliz tarafındayız. Biz veya Rusya taraf değiştirinceye kadar, komünist darbe olamaz. Belki Rusların 6 aylık istanbulu işgalinde ?

    Ortadoğuda olacaklarla ilgili hadis yorumlarını ilgi ile okuyorum. İş,TRdeki olaylara gelince neden kafa karıştırıyorsun ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. fg yanlisi degilim.ama olmaya dogru gidiyorum.cevaplariniz tatmin edici değil.

      ortadogu hakkinda yazmami istediniz yazayim.

      sufyaninin sahte bir yahudi katili ve kudus fatihi oldugunu desifre etmiştimdim.simdide hakiki siyah sancagi ve suayb bim salihin kim olduğunu desifre edeyim.

      normalde bu ifşaa edilmemesi gereken bir bilgi.ama benim bilmemde bir mahsur yoksa sizin bilmenizdede bir mahsur yok.

      Sil
    2. Sadece TRde değil,Irak da kesnizani, Afganistanda tahir-ül kadri var. Irakda ordudaki subayların yükselebilmek için bu tarikata bağlılığı şarttı. Sonunda ABD ordusu karşısında çil yavrusu gibi dağıldılar.Emir büyük yerdendi,İsrailden. Bugünkü Irak-ın hali malum. Sunni hakimiyetini de kaybettiler. Bugün bu subaylar ne haldedir, ne düşünürler bilmiyorum ama bizdekilerin bu tür tarikatlerin kimin için dizayn edildiğini görebilmemiz için ders aslında. Ama afganistandakiler bu dersi almamışlar anlaşılan, sokakları kışkırtıp duruyorlar. Bizde de gezi olaylarında görüldüler, ellerine fırsat geçse aynı şeyi yapacaklar.

      Bence CIA çok iyi çalışmış. Bu zokayı kim yutarsa paçasını kurtaramaz gibi görünüyor. Bazen FETÖyü sadece hapise atmak yetmez, rehabilite edilmeleri gerektiğine dair yazılar okuyorum. Ben de aynı fikirdeyim, hatta hapise hiç gerek yok, peki rehabilite edebilir miyiz ? Hiç sanmıyorum.

      FETÖnün sırrı nedir ? Hasan sabbah-ın sırrı neydi ? Müritlerine afyon veriyordu falan diyorlar ama bu işin hiç farkında değiller çünkü. FETÖ, afyon mu kullanıyordu ? Müritlerinin afyon yemiş gibi halleri ne o zaman ?

      Daha açık yazmak istemiyorum. Söylediklerinin,anlattıklarının hiç bir önemi yok. Japon tarikatlerinde koan denilen 4lükler vardır, cevabı olmayan sorular yani. Bu sorularla beyni crash ettiriler. Ve.... Diyebileceğim,yapabileceğin tek şey onlardan uzak durmak. Keramet onlarda değil sende çünkü. Eğer sendeki "hassasiyeti" farkettilerse senin paçanı bırakmazlar, o da ayrı mesele. "Hassaslığını" farkettikleri birinin bu tuzaktan kurtulaması mümkün değil. Daha önemlisi sen kurtulmak ister misin ? Sen kurtulmak istemediğinde, kim seni rehabilite edebilir ?

      Zombi, mankurt gibi tanımlamalar kullanılıyor, sonuç olarak doğru ama sebep konusunu anlayamıyorlar, algılayamıyorlar çünkü. Sebeb de sensin,sonuç da sensin. Sen ne kadar farkındasın bilmiyorum.

      İşin zor, Allah kolaylık versin.

      Sil
    3. umut yılmaz!Türk hariciyesinin 3 büyük yıldızı vardır. Fatin Rüştü Zorlu, İhsan Sabri Çağlayangil ve Ahmed Davutoğlu. Bunlar hariciyede endi çaplarında büyük birer inkılaba imza atmışlardır. Ahmed Davutoğlu Türk hariciyesini cihan çapında kapsayacak şekilde yeniden örgütleyendir. Erdoğan'ın siyasi tecdid becerisi yanında ona paralel olarak o da hariciyede tecdit yaptı. Öyle birine “almancı” sıfatı yakıştırmak hem terbiyesizlik hem de cahilliktir. Üstüne üstüne siyasetten anlamamak olduğu gibi cereyan eden olayın ne olduğunu kafasına sığdırmamaktır. Ve en önemlisi çok önemli bir ilim adamı olmasıdır.

      Ahmed Davutoğlu, Cumhurbaşkanlık sistemine geçiş için gereken gayreti göstermede ağır kaldı. Diğer meselelere yoğunlaşıp bu konuyu ikinci derecede bıraktı. Yani askeri vesayet zamanının geleneksel başbakanlık tarzını benimsediği için. Başka bir sebebi yoktur. Yıldırım’ın başarısı ise bunu becermesidir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı sistemi asırlık bir devrimdir. 1826 sonrası devlete egemen olarak ve anamızı ağlatan sivil-askeri bürokrasinin sultasından çıkmadır. Menderes-Demirel-Özal-Çiller-Erbakan’ın önünü kesen bürokrasi sultasıdır. Ve şu ana bu maraz devam ediyor. Baka Şeref Oğuz iki gün önce yazdığı yazıda ne dedi?
      “Fakat orta gelir tuzağından çıkmak için prangalarımızdan kurtulma yolunda pek başarılı olamadık. Bürokratik oligarşi, bunlardan biriydi. Kendini var kılmayan her yarına karşı çıkan bu kesim, hâlâ her reformun gizli düşmanı, Türkiye'nin hız tümseği… Fakat orta gelir tuzağından çıkmak için prangalarımızdan kurtulma yolunda pek başarılı olamadık. Bürokratik oligarşi, bunlardan biriydi. Kendini var kılmayan her yarına karşı çıkan bu kesim, hâlâ her reformun gizli düşmanı, Türkiye'nin hız tümseği…”

      Bu oligarşi 1826 sonrası Süfyan’ın ileri karakolları zamanında mason ifsad komitesi tarafından palazlandırıldı ve Süfyan zamanında bütün istibdadı ile hükmetti. Ve hala ediyor. Senin gibi aklı bir karış havada olanlar bundan anlamaz. Medyadaki uçuşan fikirleri bir arif süzgecinden geçirseydin böye abuk sabuk laf etmezdin.

      Hep anlamadan yazıyorsun ve sallıyorsun?

      Sil
    4. Dışişlerinin 3 büyük yıldızı dediklerinin biri sabataycı, biri mason, biri de almancı. bunları hakaret için yazmıyorum, sistemin nasıl çalıştığını anlatmak için yazıyorum. Mesela Asala terörünün, Dışişlerinde bir kadronun tasfiyesi amaçlı olduğu yazılmıştı. (Kim olduğunu da sen bul) Yani Dışişlerinde hiçbir şey dışardan göründüğü gibi değildir.

      Lafı dolandırmayayım, verdiğin bu örnekler, apaçık olarak dışişlerine sabataycıların ve masonların hakim olduğunun göstergesidir.

      Davutoğlu, alman lisesi mezunu, başkabakanlığı döneminde almanya ile pek sıkı fıkıydık, Merkel her hafta TRye geliyordu, başbakanlıktan ayrıldıktan sonra almanya ile aramız birden ÇOK bozuldu, neden dersin. Seçimlerden sonraki almancı Kılıçdaroğlu ile uzuuun istikşafi görüşmeleri, başbakanlıktan ayrılır ayrılmaz 15 temmuz olayları ?

      Kimseye iftira atmam, kimin ne dediğine de bakmam, olaylara bakarım, başbakanlığı dönemi ve sonrası arasındaki fark nedir ? Bu farklar nasıl açıklanır ?

      Mesela daha ağır bir soru sorayım, Davutoğlu, FETÖ mensubu mudur ? Bu soruya cevap veremem, bunu destekleyen bir OLAY bilmiyorum, çünkü.

      Ama senin yazından sonra şöyle bir soru aklıma geliyor, bu kadar desteklediğine göre Davutoğlu FETÖ mensubu değildir ama bir başka fraksiyonundandır ? Bilmiyorum, sadece aklıma getirdin.

      Övgüler yazdığın kişilerin gene sabataycı ve mason olması neye işarettir, onu da sen düşün.

      Sil
    5. 1*Şimdi cadı geçmiş aynanın karşısına demiş ki: “Ayna ayna benden güzeli var mı” misali bazıları da geçmiş şeytanın aynasının karşısına “Ayna ayna benden Müslüman bilgilisi var mı” sorusu yöneltmiş. Tabi aynayı muhatap alanın aklındaki zoru hemen anlaşılır. Cadı kompleksi adamı fena yapar. Çünkü aynadaki görüntü gerçek değil hayali. Bir nevi sahibinin sesi. Sen şeytana uyarsan o da seni şeytan meşrep yapar. Yani fitne fesad saçılır.

      27 Mayıs’ın 4 büyük şehidi vardır, Menderes-Zorlu-Polatkan-Gedik. Süfyan’ın askerleri tarafından biri kalleşçe katledildi, diğerleri ise zalimane asıldı.

      Menderes’e kahramanlık payesini veren vermiş. Diğer bir kahraman ise Yahudi dinini özelliklerini yaşayan biri "sabataycı" diye çamur atmış. Halbuki o hem büyük bir hariciyeci hem de sapına kadar bir mü'min. Üstelik aff-ı İlahiye mazhariyeti söz konusu..

      F.Rüştü Zorlu 27 Mayıs gece baskını sonrası Yassada’ya götürülüyor. Gemide bir gerzek subay Kıbrıs tartışması başlatır. Zorlu konuyu çok güzel anlatır. Ama beyni olmayan omuzuyla düşünen bir geri zekalı cuntacı soytarı ona hakaret eder. “Sen Kıbrıs’a sattın” diye. Satmış mış. 14 yıl sonra Türk askeri Zorlu’nun hazırladığı ve imzaladığı anlaşma sayesinde Kıbrıs'a ayak basıyor. Ve cuntacı soytarı utanç içinde kaldı mı acaba? Çünkü onun gibiler harekat sırasında Türk savaş gemisini yanlışlıkla vurup batırmıştı.

      Zorlu’ya çamur atan bir cuntacı olmasına rağmen sivil olan Zorlu’nun bir kahramanlığı daha vardı. 27 Mayısçı eşkıya tarafından gizlenen bir kahramanlık. O Kıbrıs’ta Rum katliamı başlayınca Türk mukavemet teşkilatının kurucusu yani projesini hazırladı ve hemen uyguladı. Menderes’in onayı ile. Kıbrıs’ın ilk fatihi Fatin Rüştü Zorlu’dur. Çünkü direnişin ve fethin yolu o açtı.

      O aynı zamanda bir kahraman Müslüman. İdama mahkum olur. Bir gece yarısı hücresinin kapısı açılır. “Kalk hücreni değiştireceğiz” derler. O gün görmüş adamdı hemen anlar, idama götürüleceğini. Ve ne ister ve yapar? Çünkü gerçek bir mü’min ve Müslim di. Önce “Namaz kılacağım” der. Abdest alır. Yassıada celladı savcının gözü önünde iki rekat namaz kılar ve dua eder. Zerre kadar korkusu yoktur. Çünkü o Allah’a kavuşmanın biletini hem milletten hem de namazdan almıştı. Sonra ayağa kalkar. Sehpaya yürür. Boynuna ip geçirilir. O şeref ve haysiyeti sahibi bir erkekti. Sandalyeyi ayağı ile vurur. Ve şehadete uçar. O Şimdi berzah aleminde İltifat-ı İlahiye’ye nail oluyor. Çünkü deccalin kurbanı olmuştu.

      Ve soysuzlar onu Sabataycı diye suçluyor. Kurban olsunlar onun gibi Sabataycıya.

      Sil
    6. 2* İhsan Sabri Çağlayangil. Monşerlerin kökünü kurutacak eylemin başlatıcı oldu. İlk millet çocuğu onun zamanında Dışişlerine alındı. Türk sanayinin temelini teşkil eden Rus yardımını alan politikayı yürüten kişidir. Bir kalemde o tarihe kadar en büyük dış krediyi alır. 1 milyar dolarlık. Bütün Avrupa çılgına döner.

      Demirel’in akıl hocasıdır. Demirel’in müsbet bir çok kararında onun imzası var. Çok hikayeleri var. İki tanesini sayacağım. 1969’da Mescid-i Aksa kundaklanır. O zaman Suudilerin aklı başındaki ve ittihad-ı İslam’ın Menderes’ten sonraki 2. müteşebbisi Kral Faysal ilk İslam Konferansı daveti için çağrı yapar. Türkiye'nin İslam alemine dönmesi için Türkiye'yi ziyaret etmişti. O Türk'ün potansiyelini iyi biliyordu. BM toplantısı için New York’ta bulunan Çağlayangil, Demirel’in ikazı üzerine konuşmasını yapmadan İslam Konferansına uçar. Orada İsrail’e karşı Müslüman ülkelerin yanında yer alır. Bu 20. Yüzyılda İsrail’e bir Türk devlet adamının attığı ilk tokattır. Yani Besmelesidir. Çağlayangil Türk tarihinde çok çizgili Dış Politikanın mimarıdır. İlk defa bir Türk çocuğu onun döneminde Hariciye alındı. Ayrıca bütün İslam ülkeleri ile temaslar kuran ve geliştirendir. Öyle olduğu için ABD ve Avrupa 1965’te kurulan Demirel hükümetini devirmek için sokağı çalıştırır. Avrupa vesayeti altındaki bütün kurumlar AP’ye cephe alır. En başta bürokrasi ve üniversite. Ama millet arif olduğu için 1969’da yapılan seçimde yeniden oyları bolca AP’ye atarlar.

      Seçimden hemen sonra O zaman adı AET olan AB’nin toplantısına giden Çağlayngil’e toplanhtıda bir Avrupalı köpek “Seçimi nasıl kazandınız? Hile ile mi?” diye sorar. Yani demek istiyor ki biz bütün köpeklerimizi üzerinize saldık nasıl oldu da seçim kazandınız. 2 yıl sonra muhtıra gelir. Bu Çağlayangil masonmuş. Yok canım ona mason diye Yahudi dininden olan biri olmalı. Yani Yahudi Mü’min. Yoksa Yahudi müslim mi?

      Ahmed Davutoğlu. Erdoğan’sız seçimi kazanan Ak Parti lideridir. Alamancı imiş. Daha önce bunun cevabını verdim. Davutoğlu’na Almancı diyene soruyorum. Sen kimin mekteplerinde okudun. Batılı müfredatı dayatılan okullarda değil mi? Biyoloji dersinde insanın maymundan geldiği öğretilir. Sen maymun soyundan mısın ki Ahmed Davutoğlu’na Almancı diyorsun. Bunu ispat edemeyen kim olursa olsun, ne olsun. Şey olsun. Tamam, O bir Türkmen çocuğu ve Türkiye’nin manevi beldesi Konya’nın temsilcisi. 1 Kasım 2015 seçiminin yapıldığı gün bu siteye yazdım Ve Kur’an’a işari zaferini bildirdim. Ak Parti’nin 324 milletvekilliği alacağına dair Kur’ani işaret vardı. 317 aldılar. Bunu alan lidere Almancı derseniz, ey Lozan Cumhuriyeti çocuğu önce o lekeyi temizleyin. Ve sonra ona buna b… atın. Kendi büyüklerine sahip çıkmayan sadece ve sadece cüce beyinli değil batılı mankurtlardır.

      Onun Bediüzzaman hakkında bir seminer bildirisi var. Risale-i Nur’un ve Bediüzzaman’ın fikri yol haritasını çizmiş. Tavsiye ederim Risale Haber sitesinde var. Muhteşem bir bildiri. Ona Alamancı diyenin 7 sülalesini utandırır o bildiri. Çünkü bir hizmeti değil bir milli kaderi izah etmiş. Bu alem-i İslam'ın uyanışının bildirgesidir.

      Sil
    7. Yazdığın her cümleden sabataycılara övgüler fışkırıyor. NEDEN ?

      Büyük ihtimalle yazdıklarımın hepsinin doğru olduğunu biliyorsun, bilmesen de elinin altında internet var, yazdıklarımın hepsini teyid edebilirsin.

      Sana bir kolaylık olsun.

      http://sabetaycilik.blogspot.com.tr/p/adnan-menderes-sabetayc-yahudi-bir.html

      Sürpriz sayfanın hemen sağında Davutoğlu'nunda sabataycı olduğu yazılmış.(soyadıyla müsemma)

      FGde bir sabataycı, senin yazdığın her cümlede de sabataycılar var, neler oluyor ? Cemaatlerin her zerresine sabataycılar mı bulaşmış ? Ne zamandan beri ?

      Zorlunun TMT teşkilatını kurmasından övgü ile bahsetmişsin, onun gücü böyle bir şeye yetmez, o teşkilatı aslında kimin kurduğunu ve kurucularından birinin türk siyasetinde neler yaptığını, kendisini idama götüren bu darbenin liderini bilse kendi eliyle TMT kurarmıydı ?

      Çağlayangil'i sadece mason zannediyordum, meğer o da gizli sabataycıymış. Bu kadar olur, senin yazdıklarından iz sürdüğümde sürekli sabataycılar çıkıyor, bu kadar mı tesadüf olur ?

      Daha açık sorayım, Sen Sabataycı mısın ?

      Verdiğim linki okursan (belki de okumuşsundur) Menderes ve Zorlu'nun Sabataycıların karakaş kolundan, onları asılmalarına yol açanlarında sabataycıların kapancı kolundan olduklarını da göreceksin. Yakın tarihimiz sabataycıların kendi aralarındaki mücadeleden başka bir şey değil.

      Sık sık, Osmanlıdan sonra Sabatay hanedanının yönetime geçtiğini yazarsın da, buna rağmen övgüler düzdüğün kişilerin hepsinin sabataycı olmasını nasıl açıklayacağız ?

      Sen Sabataycıların karakaş kolundan mısın ?

      Sil
    8. 3*Ahmed Davutoğlu hem yerli hem de İslam coğrafyasının mektep ve yüksek öğretim okullarında okudu ve öğretim üyesi oldu. İstanbul İstanbul Erkek Lisesi mezunu. Boğaziçi Üniversitesi'nin Ekonomi ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerini çift ana dal programıyla bitirdi. Sonra Kamu Yönetimi Bölümünde Yüksek Lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde de doktora yaptıktan sonra Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’ne yardımcı doçent olarak girdi. Üniversitenin Siyaset Bilimi bölümünü kurdu ve 3 yıl bu bölümün başkanlığını yürüttü. Doçent olunca Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümüne geçti. Bu arada Yeni Şafak’ta köşe yazarlığı yaptı. 4 yıl Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Harp Akademilerinde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi. 2004 yılları arasında profesör oldu ve Beykent Üniversitesi'nde, üniversite yönetim kurulu üyeliği, senato üyeliği ve Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde de misafir öğretim üyeliği yaptı.
      Sonra 58. Cumhuriyet Hükümeti döneminde, Başbakan Başmüşavirliği ve Büyükelçilik görevine getirilen Davutoğlu 59. ve 60. Cumhuriyet Hükümetleri döneminde bu görevlerini sürdürdü. AB ile temaslardan, Kıbrıs müzakerelerine, Irak savaşına kadar hemen her alanda rol aldı. 2009’da da Dışişleri Bakanı oldu. 2007’de akademik kariyerine devam etmek istedi ancak Erdoğan izin vermedi. Onun en büyük emeli Türkiye’yi “merkez ülke” yapmaktı. Ve bunda oldukça başarı gösterdi. Yani kapıyı açtı. Açtığı için ne kadar yerli ve yabancı odak varsa saldırdılar.

      İsrail’in Ortadoğu’da iki hamisi vardı. İran’da şah, Türkiye’de NATO’cu askerler.Bunların Arap dünyasına baskısı ile İsrail’e rahat nefes aldırılmak istendi. İran bu görevini bihakkın yaptı. Ama Menderes ve Demirel yapmadı. Menderes’in bazı politikaları üzerine Kürt meselesi 1960’ta İngilizlerle masaya sürüldü. Uzatmayayım. 1990’larda cuntacı askerlerimiz silahsız ve teçhizatsız olmaktan PKK ile baş edemeyince Türkiye’yi Stratajik İşbirliği Anlaşması rüşveti ile İsrail’e yanaşıp Apo’yu aldılar. Ama Ak Parti’nin Türkiye’yi toparlaması üzerine Kürt kartı 2006’dan itibaren yeniden devreye sokuldu.

      Büyük İsrail’in gerçekleştirecek Yinon Planı'nın tek anahtarı Kürt kartıdır. Şu anda bütün batılı ülkeler buna hizmet ediyor. CENTOM’un 15 Temmuz darbesini desteklemesinin tek sebebi şimdiki Kürt koridoruna Hakkari’den Hatay’a kadar olan bölgeyi katmaktı.

      Türkiye’de Lozan cumhuriyetinin esaretinden kurtuluşu Mehdi’ye aittir. Onun da 3. fasılda en önemli ayağı ise ittihad-ı İslam’dır. Alamati ise İstanbul ve Ayasofya’dır. Eğer Menderes ezandan sonra bunu da başarabilseydi 60-70 yıl dana beklenmeyecekti. Yapamadı çünkü bürokrasiye ve taşra eşrafına Lozancılar hakimdi. Bu 1965’te ağır bir darbe yedi. Cevabı 12 Eylül ve 28 Şubat’la geldi. Karşı cevap ise 2002’de. Bu dönemde parlayan yıldızlardan biri de Ahmed Davutoğlu. O Mehdiyet’in ufkunu akademik kariyeri ile gören ender siyasetçilerden biri oldu. Onun için şom ağızlar ona saldırır.

      Yorum yapmak için bilgi sahibi olmak lazım. Aynı zamanda Büyük İsrail’in kilit kartı Kürt meselesi alem-i İslam’ın ve de Türkiye’nin istiklalini sağlayacak İttihad-ı İslam’ın püf noktasıdır. Olunca kafanız çalışır.


      Sil
    9. Ne dersin Abddurrahim abi samimi yahudiler bile dert yaniyor. Zaman yaklastimi?
      http://www.haber7.com/dunya/haber/2592186-haredi-yahudiler-israil-zulmunden-sikayetci?wr=1

      Sil
    10. Deccali temsil eden siyonizmin mağlubiyeti küresel çapta olacak. Ki bu 1991 yılında beri oluyor. Komünizm nasıl çöktü. Rusya’da kapalı kilise ve camiler bir bir açıldı. Sovyet hakimiyetindeki Avrupa ülkelerinde dini uyanış oldu. Ki o sırada Polonyalı Papa John Paul iş başında idi. Yazdığı kitaba Fatiha ile başlayan papa. Ki bizim terörist gidip onu öldürmek istemişti. Yani sıra geldi Alem-i İslam’ın bağrındaki ura. Onun zamanı da doldu. Ama kader-i İlahi hikmetle yani sebepler çerçevesinde tecelli eder.

      Bütün bunlar olurken ehl-i kitap olan Yahudiler’den elbette ki bir kısmı masum olacak. Nitekim Araf Suresi’nin 159. Ayeti bun işaret ediyor.“ Musa'nın kavminden bir topluluk da var ki, hak sözle insanlara doğru yolu gösterir ve hak ile hükmederek adalet ederler.” Bu insanlar Hz. Musa’nın duasının meyvası. Gaybaşine gözle istikbalde olacaklara vakıf olan Hz. Musa (as) kavminin işleyeceği fitne-fesada muttali olunca çok üzülür. Ve Allah’a dua eder. Ümmetinden bir cemaatin kıyamete kadar hak din üzere hizmet etmesini diler. O dua kabul olur. Ve bu ayet bunun habercisidir. O haber bunu teyid ediyor. Ve böyle haberler ilk değil.

      Sil
    11. Umutsuz müfteri.
      Sahibinin sesi, sahibinin emrinde misali ses vermeye devam ediyorsun. Adında hiç bir yerli sıfatı olmadığın görülüyor. Yani Selanik Türkleri’nin uydurduğu dilin kelimelerinden oluşan bir adın var. Sen adın gibi Selanik Türk’ünün ürünüsün. Biz Horasan’dan geliyoruz. Horasan Türküyüz. Ve Tanrı Dağı’nı emr-i İlahi ile bırakıp Hira Dağının zirvelerinden hem dünyayı, hem de Arş-ı Alanın nuru ile dünyamızın aydınlanışını seyrediyoruz. Öyle olunca sahibinin sesi olan ayaklı boş kutular elbette ciğere yetişemeyen kedi misali zırvalayıp duracaklar.

      Kişin kimden geldiği veya kimin çocuğu olduğu önemli değil. Kişinin imanıbillah sahibi olup olmaması önemlidir. Öyle olduğu için hiçbir çocuk babasının, atasının günahını çekemez. O ne ise o tür bir değer ve hak kazanır. Takdir-i İlahi ile alimden zalim, zalimden alim çıkması gibi. Öyle olduğu için Kur’an tekraren bu yönde senin gibi asalak robotları ikaz eder: “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.”

      Örnek olarak Adnan Menderes için yaptığın alçakça iftira gerçek olsa bile Adnan Menderes bir İslam kahramanıdır. Senin bütün soyunun sopunun değerinden daha fazla değeri vardır. Çünkü o aldığı kararlarla Türk milletinin dolayısiyle ümmetin sevaplarına ortak oluyor. Bu uğurda bir hayat verdi ama milyarlarca insanın hasenatına ortak oldu Kaldı ki feci ve haksız ölümü onun bütün günahlarına keffaret olması işin çabası. Senin gözün namazda olmayan gibi gözün hakikatte değil safsatadadır.

      Gelelim senin verdiğin kaynağa. O kaynağın sahibi bir münafık-ı ekberdir. Karanlık güçler için Süleyman Tunahan Hazretleri’nin cemaati içinden nifak çıkarmaya ve millet içinde cemaatin tesirin kırmaya çalışan ve küfr-ü mutlak erbabı adına çalışan bir münafıktır. Sahtekarın biridir. O cemaate zarar versin diye küçük düşürmeye vazifeli bir kalem soytarısıdır. Sen de onun gibisin. Çünkü sana ulaşan bir haberi Kur’an’ın emrine rağmen araştırmayıp bir fitneye alet oluyorsun. Çünkü boş olanlar sahibinin sesi olur. Kur’an’da buyrulur: “Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirecek olursa onu araştırın. Yoksa cahillikle bir topluluğa sataşır da yaptığınıza pişman olursunuz.” Hücurat/6

      Senin kaynağı araştırmamışsın. Araştırsaydın gerçeği görecektin. Onun kaynağı dinsiz bir soytarının kitabındaki uydurmalardan alınmış. Solcu ve halkçı bir yazarın palavralarıdır. O kaynağını araştırmadığı gibi sen de öyle yaparak bu ayete uymadan almışsın. İt ite it de kuyruğuna buyururmuş silsilesiyle bunu nakletmişsin.

      Menderes, Türk büyükleri içinde Türklüğü en sağlam liderlerden biridir. Kuvvetli bir ihtimalle Tatar Türk’ü olduğu yönünde güçlü işaretler var. Ama onun Kerkük Türkleri’nden de geldiğine dair deliller bulunuyor. Hepsi de vesikalı. Yani kaynak sağlam ama çeşitli. Yani ailesinin bir kanadı Kerkük Türk’ü iken bir kolu tatar Türk’ü. Ve senin o zibidi kaynağın hiçbir araştırma yapmadan bir yerlerinden uydurmuş. Sen de ona uymuşsun. Sende zerre kadar İslam ve Türk şuuru olsa idi böyle iftiralarda bulunmazdın. Selanik Hanedanı’nın hakim olduğu Türkiye’de onların etkisini kıranlarla uğraşmazdın. Menderes bir manada Selanik Hanedanı’nın kurbanıdır. Bu öyle bir hanedanı ki, İslam devletinin mağlubiyetinde çok önemli bir rol oynayan bu ehl-i fesad için Beidüzzaman’a nasıl bir teşhiste bulunuyor:
      “Bu kışta bana verilen elîm sıkıntıların bir sebebi: Selâniklilerin istibdad-ı mutlakları, serbest fırkalarla kırmasına yardımım olmasın diye beni herkesten tecrid ettiler. Risale-i Nur, binlerle benim bedelime konuşuyor, küfr-ü irtidadı kırıyor, anarşiliği bozuyor.” (Emirdağ Lahikası)

      Bu Bediüzzaman Adnan Menderes’i İslam Kahramanı ilan ettiği yetmediği gibi ona oy vermiştir. Böyle bir zatın iltifatına mazhar olan Adnan Menderes’e iftirada bulunan olsa olsa Yahudi tıynetli bir çakma Türk’tür.


      Sil
    12. Bir şeyi kesinlikle anlamıyorsun. TR çapındaki ülkelerde hiçbir siyasetçi kendi emeği, yeteneği ile o mevkilere gelemez. Eğer birisi bir mevkiye gelmişse onun için yapılan bir anlaşma söz konusudur. Bu anlaşma bazen deşifre olur, bazen o dönemde olan olaylar üzerinden analiz yapılır.

      Kimsenin kimseye saldırmak gibi bir niyeti yok. Herhangi bir siyasiyi o makama getiren anlaşma kiminle kimin arasında yapılmıştır ? Bu sorunun cevabını arıyoruz.

      Mesela Davutoğlu için yazdıklarının ne anlama geldiğini de analiz etmiyorsun. İstanbul Erkek Lisesi mezunu olması bile onun alman eğilimli eğitimden geçtiğini gösteriyor. Mesela gene İstanbul erkek Lisesi mezunu bir başbakanımız (M.Yılmaz) daha vardı. O da AB ve alman yakınlığı ile bilinirdi. Siyasete jet hızıyla girdi ve jet hızıyla ayrılmak zorunda kaldı. TRde siyaseti domine eden ABD ve İngilteredir. Almanya arada bir birkaç atak yapar ama genellikle yetiştirdiği liderlerin siyasi ömrü kısa olur.

      Mesela Apo konusunda yazdıkların hep yüzeyel şeyler. Neymiş o anlaşmayı kabul edince Apoyu almışız, yada TVlerede Suriye sınırında Atilla ateş Paşanın şovu vardı, "geliriz, alırız" gibi bir şeyler söylüyordu. Sonrası malum, Apo Suriyeden çıktı, dünyayı dolaştırdılar ve TRye teslim ettiler.

      İşin arka planı, almanlar Apoyu öldürüp, yerine almanyada yaşayan bir kürtü (Kani Yılmaz)lider yapacaklardı. Bunun üzerine Apo canı kurtulsun diye TRye verildi. almanyada yaşayan kürt lider de sonra öldürülmüş. Bunları yazan kim, bil bakalım. Yani bunun dışında bize anlatılanlar ve gösterilenler hepsi birer şov. Dönemin başbakanı bile "Apoyu bize neden verdiler anlamadım" dedirten bir olaydı yani. Ben yazayım da ecevitin bile bilmediğini öğrenmiş ol. Apo konusu da almanlar bir siyasi atak yapmaya kalktıklarında nasıl sonuçlanıyor konusuna bir örnek.

      Kısacası yazdıklarının hepsi gazete bilgileri, hiçbir analiz yapılmamış, ham bilgiler. Olan biten karşısında Ecevit gibi, "apoyu bize neden verdiler,bilmiyorum" diyemeyiz. O dönemde, Apoyu içeri, FGyi dışarı, Özalı mezara gönderdiler, denilirdi. Yani mesele Apo meselesi değil, ABDnin politika değişikliğiydi.

      Birde hakkında övgüler düzdüğün bütün liderlerin sabataycılarla ilişik olması sana hata yaptırıyor, yada bilinçli olarak yapıyorsun. algıda seçicilik denen şeyi yaptırıyorsun yani, eğer bir lider sabataycıarla ilişikse onu övmek için bütün gazete haberlerini siteye boca ediyorsun.

      Yakın tarihimize dair yaptığın analizler bir facia, ama beni daha çok rahatsız eden "eğer menderes ayasofyayı açabilseydi, 60-70 yıl beklenmeyecekti" gibi yorumların. Böyle bir şeyi nasıl söyleyebiliyorsun, inanılır gibi değil.Yani illa menderese ayasofyayı açtıracaksın, yada menderes ve ayasofyayı bir cümlede yan yana getirip beyin yıkama yapmaya çalışıyorsun.

      Bugün bile ayasofyayı açmak zor, bugünlerde bineal falan düzenleyip, dolaylı olarak nabız yoklanıyor ama ayasofya yunanistan ortodoksluğunun merkezi, Rus ortodokslari ise Moskova patrikliğine bağlı. Ukraynayı 2 ye ayıran, istanbul patrikliğine bağlı ortodokslarla, moskovaya bağlı ortodoksların savaşıydı. İstanbul ortodoksluğuna bağlı olanları (yunanistan+Ukrayna) ise avrupa (almanya) destekliyor. Dini bir tercih değil, uluslararası siyasi bir problem yani.

      Bu uluslararsı şartlarda ,ruslar, İstanbulu 6 aylığına işgal ederse nolur ? Kılıç hakkıyla, ayasofya yeniden kilise mi olur ?

      Sil
  13. gerçek siyah sancak işid yani deas in helak olduktan sonra evrilip kurdugu bir yapidir.eski deas lilarca kurulucaktir. delilleriyle yaziyorum.

    hadislerdeki abbasogullarinin hukumeti yada beni abbas yada sam ehli denen topluluk nokta atışıyla deaştir.

    sufyani ve horasani(mogolvari yikim yapacak sahte siyah sancak) deaşi yok edip irak ve suriyeden def edecek.ve onlarin hilafeti bitecek.

    afganistan orta asya pakistan yemen ve misirdan yeniden harekete gececekler.

    burada deasin sapkinligindan ćok suayb bin salihin salih bir mumin olmasi on plandadir.

    hadis parćalari yazarken hadisi
    serifi siz tamamlayin.

    hadislerdeki mali toplayan halife ebubekir el bagdadidir..zira deas ilk ciktiģinda en zengin orgut sifatini kazandiran kisi o dur.

    bu malin yok edilip tekrar zevali srasinda mehdini cikacagida bildirilmiş.mali toplayan halifenin olumunden sonra iki yil icinde azledilecek olan ZAYIF adam tamda suayb bin salihi kasteder zira ZAYIF sifati onundur.yani ebubekir el bagdadi den sonra deasin basina geçicek olan zayif adam halife suayb bin salih temimidir.

    yasanicak olan muthis katliamdan sonra(bilhassa kufe hire arasi) bin salih horasana gidecek..hadiste bu olay abbasi horasana vardigi zaman sozuyle zikredilir.ayni zamanda kuyruklu yildiz cikar..

    deasin koku suriye ve iraktan sufyani ve horasani marifetiyle oyle bir kazinacakki suriye ve irakta kalan hicbir deasli sağ kalamayacak.
    abarti yok 1 tane bile.

    bin salih horasandan hilafeti isteyerek iki kez hucuma kalkacak fakat verilmeyecek vazgectiginde ise verilecek.sufyani bir cemaati iki kez husrana ugratmasindan kasit budur.bu iki husran sufyaninin kufeye inmesinden oncedir.

    deas kafirlerin muslumanlara kurdugu bir tuzaktir. gerçek siyah sancak ise allahin ayni tuzaģi onlarin başlarina gećirmesidir.

    burda dikkat edilmesi gereken husus deaşin sebeb olduğu katliam ve fitnelere istinaden reklami ve menfaati bol olan sufyaniye mehdi sahte siyah sancağada hakiki dememektir.kişi acele edip teville bu iki cehennem cukuruna duşmemelidir.imtihan budur.

    sam ehli olan deaşa fena soylenmez içindeki ebdallar hormetine.

    gene bu gerćekler deasa vakti gelmeden tabii olanlari cehenneme gotureceği gerçeğini değistirmez.

    onlarin yaptiği zulum yakin zamanda ( haftalar var bana gore) daha buyuk bir zulme sebebiyyet verecegi aşi kardir.deasin zulmu kirbactir.kilica donusecek fitnelere kapidir.ki ona kizil olum denir.allah rafizileri iki cihanda zelil etsin.

    sahte siyah sancak sia kokenlidir.bir bahis olsa onlarin hasdi sabi den evrileceğine bahse girerdim.

    alametler tam oturmalidir. karkisya savasindan once hakiki siyah sancak aranmaz.karkisyaya benzer olaylar olabilir. bunlarada karkisya denmemelidir. sahte siyah sancagin çikişi gerćek karkisyadan oncedir.

    insanlar daha evvel çikacak sahtelerin gercek sanimalari sebebiyle tuzağa dusecek.siz duşmeyin.

    sakin alametler tamve eksiksiz oturmadan kimse hakkinda hukum vermeyin.zira bunu yapanlar kaybedicek.

    misal ben bile vaktiyle deasi sahte siyah sancak sanmistim.bu cikacak olan sahte siyah sancaği gercek sanmama sebeb olabilirdi.neyseki deasin yenilgi manyaği olmasiyla hakikat belirdide yirttim.

    deasa sahte siyah sancak ebubekir el bagdadiyede seysabani(horasani) diyenler yandiki ne yandi.

    sakınn.tevilin nelere yol açtiğina ornek.


    suayb bin salihi arzulayanlar bağdadi şerefsizinin olmesini beklicek.

    arablarin en silahtar olani deastir.yeni yontemle savasmakta hunerlidirler. afganistan pakistan yemen ve misirdan çikmak icin hem suriye hem iraktan buralara gitmesi beklenen tek arab kokenli bunlardir.

    aralarinda ihtilaf etmesi beklenenlerde bunlardir.gecmisteki abbasilerede en cok benzeyen bunlardir.


    * İmam Caferi Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Hakk'ın bayrağı zuhur ettiğinde doğudakiler ve batıdakiler ona lanet okuyacak. Biliyor musun neden? Dedim ki: hayır. Şöyle buyurdu. "çünkü onun zuhurundan önce halk onun ehlinden çok eziyetler görecektir."

    işte bu taife deaştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu örgüt gibi mi ?

      "Silah lobisi yani PENTAGON bu arada yeni bir örgütü kurdu kuracak gibi... DİNİN MUHAFIZLARI (Hurras el Din) isimli örgüt internetten yayına başladı. Örgütün insan kaynağı ise El Kaide, El Nusra, DEAŞ, Boko Haram'dan sağlandı. Örgüte yakın zamanda 40 bin kişinin katılması beklenmekte. Ama lideri yok! Garip değil mi! İnternetten yayın ve lideri olmayan bir örgüt! DEAŞ gibi..."

      Sil
    2. yeni orgut olamaz.zira bin salihin bagdadinin tahtina oturmasi icab eder hadislere gore.

      sahte siyah sancak abbasogullari IÇIN kurulur.gerçek siyah sancak ise abbasogullarin DAN kurulur.

      işin bağdadiye bağlanmasi gerekir..

      Sil
  14. Bugün bazı haber sitelerinde bir milyon yılında dünyanın nasıl olacağını yazmışlar insanlar birbirini çok az görecek demişler dünyanın 1 milyon yıl ömrü olmadığını bilmiyorlar Allahu alem ve kıyamet gerçeğini yazmamışlar nedense oysa biz hadislere inanırız söylenene değil evliyaya inanırız bence dünyanın o kadar zamanı yok Allahu alem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güneşin 6 milyar yıl sonra hidrojen yakıtı bitince bir gaz bulutu gibi genişleyecek merkür,venüs ve marsla birlikte dünyamızı da içine alıp ,yutacak. Sonra bir beyaz cüce olarak "sıkışacak" ve yoğunluğu inanılmaz bir seviyeye çıkacak.

      Evreni bugün genişliyor gibi gözlemliyoruz, çünkü yıldızlar halen gözlem ufkumuzdan kaçar gibi görünüyor. Ama birgün yıldızların hızı gittikçe azalacak ve geri çekilmeye, evren ilk haline "dürülmeye" başlayacak. Evrenin genişlediğine dair yapılan gözlemin ışıkları milyarlarca yıl uzaktan geliyor.Yani milyarlarca yıl önce evren "dürülmeye" başladıysa bile biz bunu ancak milyarlarca yıl sonra farkedebileceğiz.

      Bunlar genel tanımlamalar. Ama ahir zaman hadislerinde çok önemli detaylar var. Güneşin batıdan doğması, dünyanın debelenmesi (dabbetül arz). Büyük ihtimalle 2si birbirinin sonucu. Ve bu olaylar sırasında insanlık tarumar olacak.

      Ahir zaman hadislerine göre insanlığın (ve de dünyanın) sonu güneşin yakıtının bitmesini beklemeyecek. Dünya debelenmeye (dabbetül arz) başladığında dünya yaşanmaz olacak, malum, tövbeler dahi kabul edilmeyecek, belki de insanların o panikle tövbe edecek halleri bile kalmayacak.

      Kıyamet,yeniden ayağa kalkış,güneş sistemimizin dağılması ile ilgili ise 6 milyar, evrenin "dürülmesi" ile ilgiliyse milyarlarca yıl sonrasında olabilir. Evren bigbang noktasına geri "dürüldüğünde" bugünkü evren kalmayacak, ne olacak ?

      Sil
    2. Bütün yıldızlar yeryüzüne düşecek, güneş dürülecek ama dünyayı yutmayacak. Belki yeryüzüne düşecek. Gôk kubbe çatlayacak.

      Yaratılış ve evren hatta dünyamız hawking in anlattığı gibi değil.

      Sil
    3. Bu astronomi hikayesi uydurmadır. Arz vardır etrafı buzullarla çevrilidir. Onun arkası karanlık sonrası kaf dağıdır onun ötesinde başka kavimler vardır. Üzerimizde 1.kat sema vardır bize mesafesi 500 yıllık yoldur o da takriben 20 milyon km dir.

      Sil
    4. Evrendeki diğer yıldızların büyüklüğüne göre bizim güneşimiz cüce yıldız kategorisinde. Güneşin çapı, dünyanın 100 katından fazla. Evrendeki diğer yıldızların çapını sen düşün. Bu yildızlar yeryüzünde düşecek yer bile bulamazlar.

      Samanyolu galaksisinin kenarında güneşimizin yerini gösteren resimlere bir bak. Sadece samanyolundaki milyonlarca kocaman yıldız yeryüzünde nereye sığacak,düşmek için.

      Gök kubbe çatlayacak yani dünya atmosfer tabakasını kaybedecek. Dünyanın görünümü ay yüzeyinden görünüm gibi olacak, tabi bu şartlarda görebilen kimse kalmayacak.

      Sil
    5. Dünya merkezli uzay tasarımında 1.sema, 2.sema gibi ifadeler gezegenlerin bize uzaklıklarına göre tanımlanmış. O zamanki gözlemler gözle ancak bu kadar yapılabiliyormuş. Bu tanımlara pek takılmayıp, bu tanımlamalarla neyin anlatıldığına bakmak lazım.

      1.sema için 20 milyon km lik yolu 500 yılda alacak aracın "günde" 100km hızla gitmesi gerektiği çıkıyor. yani kağnı hızı. Işık hızı ile yaklaşık 1 dk. falan. Güneşin ışıkları bize 8 sn de geldiğine göre, güneşin de çok (7 misli) uzağında bir yerden bahsediyoruz demektir.
      O günlerde bilinmeyen uzak gezegenler hariç tutulursa güneş sistemimizden bahsediliyor denilebilir.

      Demek istediğim eskiler öyle gözlemlemiş, öyle yazmış. bugün biz böyle gözlemliyoruz böylesini yazacağız.

      Sil
  15. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evrende sık görüldüğü gibi güneşimiz de bir yıldız çiftiymiş, bu yıldızlardan biri sönmüş ve karadelik olmuş. Güneşin battığı yer ifadesi, güneşin yakıtının bitip,ışığının sönüp, karadelik olan güneşi kasdediyor.

      Zülkarneyn, çift zamanın sahibi, zamanda ileri-geri gidebilen anlamları veriliyor.

      Ayetin bütününde "zamanda yolculuk" doğrulaması var.

      Ahir zaman hadisleri de "zamanda yolculuk" sonucu.

      Sil
    2. Düz dünya konusunu araştır. Cevap burada. Kuranı kerimde güneş kara balçıklı bir suda batıyor denilmekte.
      Modern evren teorisinde dünya küre ve güneş hiç bir şekilde batmaz.

      Kuranı kerimde güneş kara balçıklı bir suda batıyor diyorsa batıyordur.

      Tüm inandıklarınızı unutun.

      Sil
    3. Düz dünya konusuna hiç girmem, onun da inanılmaz fanatikleri var. Benim ilgilendiğim, neden insanlar düz dünya gibi bir düşüncenin peşine giderler ?

      Kuranı kerimdeki ifadeyi kara bataklık olarak çevirirsek tam olarak kara-delik karşılığı olur.

      Evrenin bugünkü düzeninin kurulması için hesaplanan madde miktarı, gözlemlenen miktardan çok fazla. Gözlemleyemediğimiz maddeler mi var ? Bunu arıyorlar, bulurlarsa senin çevirindeki kara-bataklık / ışığı yansıtmayan/ışığın içinden geçip gittiği madde /kara-madde denilebilir.Şmdilik bulunamadı.

      İnandıklarımız, hipotezdir, ispatlanması gerekir, Gözlemlere uymuyorsa hipotez (inandıklarımız) değiştirilir. Gözlemlerimiz/deneylerimiz neyi gösteriyorsa tez (iman) olur.

      Sil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. ''Dokuz Oğuz beyleri milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene soktum...'' Bu Orhun kitabelerin den günümüz türkçesine çevirisi. Oğuz Kağan'ın Zülkarneyn (A.S) olabileceğine dair konuşulan,yazılanların dayanağı olarak sunuluyor. Doğrusu bende de aynı kanaat hasıl oluyor. Türk tarihinin üzerini kimlerin örtmeye,bozmaya çalıştığını öğrendikçe de bu kanaatim daha da kuvvetleniyor. Garib biri olarak sen ne dersin? Var mı bir bildiğin? Aslında hakikat hep gözümüzün önündedir de maharet onu görebilmektedir. Biliyorsun iblis ve avanesi Hakikati asla yok edemez ama onu O'nu ifsad eder,setr ederde bakanlar bir 'ŞEY' gördüğünü bildiğini sanır.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlıyorum, kibarlık yapmışsınız ama yapmayın,n'olursunuz. Kitabın ortasından konuşursak, cifrle ne işimiz olabilir ?

      Ortadoğuda ahir zaman hadisleri gün be gün gözümüzün önünde yaşanırken, oturup toplama-çıkarma yapmanın ne alemi var.

      Aslında sorduğunuz soruların cevabını bir başka yerde yazmıştınız. Aynen yazdığınız gibi. Üstü kapalı olarak anlatmak için metafizik istihbarat diyorlar. Elbetteki neyi kasdettiklerini herkes anlıyor.

      Ailevi bir yetenek gibi görünüyor. En meşhur edilen Nostradamus, yahudilerin kohen dedikleri ailenin bir üyesiydi. Yahudi olmasa bu kadar meşhur olur muydu ? Dedesinin de kahinmiş.

      Sadece yahudilerde değil anadoluda da eskiden beri bu tür faaliyetler sanıldığından çok fazla. Dünyanın her yerinde de varlar. Şahsi "merak"lar için kullanıldığını duyuyoruz, TVlerdeki programlara bakınca görülüyor zaten.

      İstihbarat örgütleri hangi sıklıkla kullanırlar ? İsmi üstünde istihbarat örgütü, gizli olduğu için bunu bilmemiz mümkün değil.

      Yazdığın programlar TVde yayınlandığı için haberdar olduklarımız. Yada TVde yayınlanabilir önemsizlikte olan kehanetler. Hiçbir şekilde haberdar olmadığımız, çok gizli kimbilir neler var.

      Mesela Meryem Yıldız'ın bugünkü yazısında farkettin mi bilmem. "Yazdırılmış" ne demek olabilir ? İşte öyle bir şey.. Her yerde varlar...

      Sil
    2. Sevgili üstad..Biz burada misafiriz,ev sahibine tabiyiz..2013 ten bu güne burada haber,makale,keşf,hadis ve tartışılmayan rivayet kalmadı…önerim tartışılmayanı münaraza etmek..dikkat’e alınır veya alınmaz…ben düşündüklerimi yazmaya çalışyorum..Fikrimi paylaşma nedenim,eleştirilsin yanlışı,hatası söylensin eksiğimi göreyim,fark edemediğimi fark edeyim..Bu forumdan, kıyamete kadar düşünsem bulamayacağım,göremeyeceğim şeyleri birilerinin yazmasıyla fark ettim..Allah Razı olsun onlardan…Belki insanlar’a faydalı olur diye,vefa hissiyle,beceremesem de,kırık dökük cümlelerle bir şeyler yazıyorum…şürçmelerimi hoş görsünler..istemeyerek kırdıklarım af etsin..

      Kitabın ortasından konuşursak,cifr/ebced ilmi ve tefsiri çok önemli de…üstadları sır sahibi…belki de imtihan sırrını bozmamak adına,ifşa etmiyorlardır…Burada da tarih verenler var…isabet ettikleri oldu..kendi görüşüne delil getirelen var..onlara acizane tavsiyem kadr suresini çalışsınlar..iddalarını test etsinler…bir şeye tevafuk ediyor mu bizde öğrenelim…sonucu söylerler söylemezler… O nun! bin aydan daha hayırlı bir gecede indirileceğini belki fark ederler… Efendimizin(as)ashabı toblayıb kadir gecesi zamanını söylemesine…zahiren engel, ashabın tartışması olmuş…
      “Melekler ve Ruh Onda iner/ tenezzül eder, Rablerinin izni ile, külli emrin/her iş için”Kadr/4
      “ Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir."İsra/85
      “ O Refî'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Rûh'u kullarından dilediğine indirir.”Mü’min/15
      “Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile insanları uyarması için indirir.”Benden başka ilah yoktur,öyleyse bana karşı takva sahibi olun.”Nahl/2
      Kopyalayıp yapıştırdıklarımdan/ayetlerden,fikir sahibi olmayanlara, fikrimiz’i yazmak beyhude olur
      Allah cc kulu ,RUHULLAH’a,Kelimullah’a, Meryem oğlu İsa’ya selam olsun…
      Allah cc kulu,Ruhulkuds’e,Ruhulemin’e,Cebrail’e de selam olsun…Kur'an hala bakir..

      “Saat(isa-as inzali)yaklaştı ve ay yarıldı”Kamer/1
      Ayın bizim hiç göremediğimiz ,bize karanlık yüzün de ne var! Bizden gizlenen…
      Sizce ABD/nasa AY’ı niçin nükleer füzeyle bombaladı…gerçekten su aramak için mi?
      Bir yıl içinde 4 kanlı ay tutulması…(2014-2015)…ocak 2018 süper kanlı mavi ay tutulması…
      Acaba!Bir manası var mı?...tutulmaların…Allah cc bilir..
      Biraz gizem merakı celb eder..insanı tahkike götürür..
      Allahu alem…selam ve dua ile

      Sil
    3. Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi /karargahı Şam şehrinde "Guta" denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. Ramuz el Ehadis/Ahmed Ziyaüddin..
      Bu güne kadar görülmemiş bir şekilde zulm edilen guta..Hedef gözetilmeksizin her metre karesi bombalanan,mazlumları aç susuz abluka altında tutulan yer..Acaba dünyada bu kadar bombalanan,yıkıma uğratılan,kimyasala maruz kalan başka bir yer varmıdır..Allah cc onlara izzeti bize zilleti takdir etmiş olmalı ki gutadakiler ağaç yaprağı ve ot yiyerek hayatlarını sürdürmeye çalışırken..burada gafiller,Gutayı bu hale getiren…kendisine insan bile denilemeyecek,hayvandan aşağı mahluğu övmekle meşguller…Mahluk/putin..Haleb’İ yerle bir edib..firavunların bile yapmadığı şekilde(firavun erkek çocukları öldürdü..Anne babalarına ve diğerlerine dokunmadı)… GUTA yı canlı kalmayacak şekilde bombalayan’ı/putin’i değil övmek..ismini güzel bir kelimeyle cümle içinde geçirmek Müslümana ZÜLdür..Taassub bu kadar mı kör eder insanı!Akıl tutulması…Bir Müslümandan bunları duyub, çıldırmamak elde değil…susmak hiç mümkün değil..Allah cc akıl fikir versin..basiretimizi açsın..feraset sahibi yapsın bizi ve körleri…
      “ Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? Çünkü kör olan onların gözleri değildir,fakat kalbleri kördür,duyarsızdır.”Hacc/46
      Korkmayın,Merak etmeyin her şey yolunda diyenler!!!KORKUN gutanın yanlızlığından ve ahından..Korkun Arakanlı mazlumların sessizliğinden..”Bir de öyle bir fitneden korkun ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.”Enfal/25
      KORKUN!Mazlumun intikam alacağı gün zalimin zulm ettiği günden daha korkunçtur..Hz Ali (kv)
      Selam mazlumların üzerine…kahr zalimlerin üzerine olsun..

      Sil
    4. Ben de akıl tutulması yazmıştım, kendilerine bir çeki düzen versinler diye ama hiç umurlarında değil. Yazdıklarını okumuyorlar, bizim okuduğumuzun farkında değiller. Ayakta uyuduklarının farkında değiller ama artık iş taassup körlüğünü geçti, resmen ümmete ihanet içindeler.

      Şimdiye kadar yazdıklarının altından sürekli örtülü olarak sabataistlere güzellemeler çıkmasından şüphelenmiştim, bu sefer açık açık Putin'e güzellemeler yapılmaya başlanmış.

      FETÖ'nün ihanetinden ne farkı var bu yazılanların..

      Senin yazına cevap olarak, "yazdırılmış" kelimesine dikkat çekmiştim. Kim "yazdırıyor" bu ümmete ihanet dolu cümleleri? Kim "yazdırıyorsa" hiç de müslümanların hayrına birisi olmasa gerek.

      Yukarıdaki yazılarından birinde bu tür "yazdırma" işlerinde kullanılan metafizik varlıkların isimlerini yazmıştın. Malesef bizim cemaatlere de bulaşmış gibi görünüyor.

      Aklı başında hiç kimse, bu kadar saçmalayamaz. Buna "lagore" deniliyor, tutarsız laf salatası yani. Ama görüyorsun, bu yazılanlarda bir keramet var zannedenler var. Yani başımız belada anlaşılan.

      Sil
    5. Gizem varsa merak etmek doğal bir tepki ama bir de gizem üretenler var ki onlardan uzak durmak gerek.

      Ay, bize yanlız bir yüzünü gösteriyor. Daha bilimsel bir dille, dünyanın kendi etrafındaki açısal dönme hızı ile ayın kendi etrafındaki açısal dönme hızı eşitlenmiş gibi gözlemliyoruz. Dünyanın çekim kuvveti ayın daha yoğun olan bize görünen yüzünü daha fazla çektiği için ayın dönme hızını frenliyor, bu sebeple diğer yüzünü göremiyoruz.

      Yani ayın diğer yüzünde de, gördüğümüz yüzün aynısı var,ayın kendi etrafındaki dönüşü frenlendiği için o yüzü görememiz de bir gizem yok, zaten ay çevresinde yörüngeye girip o yüze de baktılar, gördüğümüz yüzden farkı yok.

      Kanlı ay tutulması gibi astronomik olaylara atıf yapan kehanetler sebebiyle kanlı ay tutulması etkisi atıfları yapılıyor ama iş, aslında tam tersi, yani kehanetlerde tarihleme yapılamaz, çünkü tarihleme bizim icadettiğimiz sanal birşey. Ama herhangi bir kehanet vizyonunda astronomik bir farklılık görülürse bu kehanetin tarihlemesi olarak bu astronomik farklılık kaydediliyor ki kehanetin zamanı belli olsun. Yani astronomik olaylar uzaysal bir takvim gibi kullanılıyor.

      Bir şiir/cümle içinde ebcedle tarih düşürmek edebi bir sanat ama tam tersine her cümlede "tarih aramak" boşuna bir çaba, hele ayetlerde kullanmak tam abesle iştigal.

      Verdiğin örnekte kadir süresinde kadir gecesinin hangi gün olduğuna dair "işaretler"den bahsedilir. tamam diyelim, Peygamber efendimizin kadir gecesi hakkında 3ündeydi geçti,5indeydi geçti gibi mükerrer hadislerini nasıl anlayacağız ? Aslında ayetin yazdığın kısmında var,"melekler ve ruh onda inerler". Genel kabul 27sinde olmasına rağmen esas kıstas "meleklerin ve ruhun inmesi". Şöyle diyebiliriz, gündüzü oruçlu, geceleri ibadetleri artırarak ramazanın bütün günlerinde "kadir gecesi"ni arıyoruz, denk geldiğinde hazırlıksız yakalanmamak için hazırlıklı oluyoruz.

      Denk geldiğinde ne olur ? Denk gelenlere/yaşayabilenlere sormak lazım ama büyük ihtimalle burak...

      Sil
  18. Son zamanlarda yapilan yorumlarda kalite cok dusmeye basladi.Herkesin gorusune saygim sonsuz ama bazi yorumlari okuduktan sonra derinden bir La Havle cekmek gerekiyor...

    YanıtlaSil
  19. Kuzey suriyede 8 terörist öldürüldü bakalım biz kuzey suriyeden çekilip yunan savaşı başlayınca suriyede neler olacak

    YanıtlaSil
  20. MERYEM YILDIZ BIRKAC YAZISINDA NEGUZEL YAZDIRILMIS DIYE IFADELER KULLANDI KIMIN ICIN YAZDI KIME YAZDIRILMIS YAZDIRILDIGINI NASIL ANLAMIS BEN BU KONULARDA FAXLA BILGI SAHIBI DEGILIM BU IGADELERI SAIDI NURSI HAZRETLERININ RISALELERINDEDE GECER A SAIDI NURSI HAZRETLERI ASRININ KUTBU GAVSUL AZAMI MUCEDDIDI EN BUYUK MURSIDIDIR.ONUN GIBI ZATLAR ICIN BENIM ICIN GAYET NORMAL INANDIRICI B MERYEM HANIMIN YAZDIRILMIS DIYE HITAP ETTIGI SAHIS YUZYILIMIZIN MUCEDDIDIMI YOKSA KONU HAKKINDA BILGI VERIRSENIZ MEMNUN OLURUM

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmış yerine ne güzel yazdırılmış... Mana-yı ismi yerine mana-yı harfi... Fail-i hakiki Allahtır demek isteniyor. Nur cemaatine aşina olanlar bu tarz ibarenin maksadını anlarlar... Bediüzzaman dahi eserleri kendine mal etmemiş. Kuran nurundan geldiğini beyan eder. Meryem Yıldız bu bakımdan yazılarını beğendiği Abdürrahim beye ne güzel yazmış yerine ne güzel yazdırılmış demiş. Hoş görmek gerek.

      Sil
    2. Yapmayın ,etmeyin. Nereye doğru gittiğinizin, hatta sürüklendiğinizin farkında değilmisiniz?


      Daha açık nasıl yazayım, aklı başında hiç kimse bu kadar saçmalayamaz. En basit açıklaması ; aklı başında değil diyorum. Ama ben durumun daha ciddi olduğunu "yazdırıldığını" düşünüyorum.

      Nereye "sürüklendiğinizi" sürekli deşifre ediyorum. Bugüne kadar sabataycılara yapılan güzellemelere, bugün de putin güzellemeleri eklendi.

      Sabatay sevi, yahudilerin "beklenen mehdi geldi" diye peşinden sürüklendikleri kişiydi. Bugün gelinen noktada durum tam bir facia, apaçık dinsel bir sapkınlık içindeler. İsrail hahamlığının bile sabataycıların yahudi olduklarını kabul etmediği kadar. Anlayın artık, yapılan sapkınlıkları bana açık açık yazdırmayn.

      Sabatay Sevi'nin "beklenen mehdi" olup olmadığı hiç önemli değil, sonuçta ortaya çıkana bakın. Kim böyle bir cemaatı yahudilik adına onaylayabilir, yahudiler, ehl-i kitap nasıl oldu da bu sapkınlıklar batağına düştüler ? Bu sapkınlıkları yahudilik adına yaptıran kimdi ? Hiçbir makul mantıklı açıklaması olamaz. Sabatay Sevi'ye de "yazdıran" bir şey vardı büyük ihtimalle.

      İlluminati, ilk defa fransız ihtilalinde görünür oldu. Kiliseleri talan edip, kürsüye "ayakları ters" heykeller yerleştirdiler. Robespiyer gibi güçlü hatipler "akıl dinini" anlatmaya başladılar. Heykelin ismi "Baphomet" di. Bugün bile Notre Dame kilisesinin çatısında bu heykel var. Daha açık nasıl yazayım, anlayın artık, heryerde varlar. Fransız ihtilali ile ortaya saçılan fikirler "akıl dini" (Baphomet) kaynaklıydı, materyalizm adı altında bütün dünyaya da pazarlandı. Elbetteki en büyük yandaşları yahudilerdi.

      N'olur, kendinize gelin, ne kimsenin "yazdırmasına " müsade edin, ne de "yazdırılan" insanları islam adına hoş görün. Makul "akıllı" yoldan ayrılmayın.

      Böyle, iken yüceliğime karşı o içinizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. O zaman sizin akıllarınız yok muydu? (Yasin 62)

      FETÖcüleri bu kadar ihanet içine sürükleyen, saptıran neydi ? FGnin sabetaycı olması mıydı ? Allah aşkına söyleyin, içinizde daha ne kadar sabataycı var ?

      Sil
  21. Zulkarney hadisesini ayrica kapali kalmis aciklanmasi gereken butun ayetleri zamanin ve seriatin sahibi mehdi aleyhissalam aciklayacak bediuzzaman hz tabiri ile en buyuk muceddid enbuyuk muctehit kutbul azam ayrica gavsi azamdor o rabim butun inananlarla birlikte benide onun arkasinda asker olmak nasip etsin AMIN

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canı gönülden AMİN

      Aziz Mahmut Hüdai hz.lerinin Bursa kadısı iken, kadılığı bırakıp Üftade hzlerine mürid olmasında bir tayyı mekan davası/iddiası vardı.Tut elimi, kapat gözünü yani onlar için bu kadar kolaydı. Bizim için önemli nokta tayyı mekan insanın yapabileceği bir şey olduğu..

      Zülkarneyn hadisesinde de tayyı zaman iması var. Zamanda ileri -geri gidilebilir mi ? Evren aslında bir zaman makinası mı ? Ahir zaman hadislerini "sanki görüyormuş" gibi anlatana selam (s.a.v.) olsun.

      Kuantum formüllerinden çıkan sonuç evrenin 11 boyutlu olduğu ve 7 boyutun kendi içine kapandığı, bizim ancak 4 boyutu farkedebildiğimiz. Zaman da da bu içe kapanan (sır) boyutlardan biri.Bu içe kapanan (sır) boyutlara nasıl ulaşılabilir ?

      Evren bizim algıladıklarımızın ötesinde çok farklı bir yer.

      Sil
  22. mustafa bey kardesim meryem hanimla ilgili yazdirilmis diye bahsettigi yazidan dolayi aciklamalariniz icin tesekkur ederim beni yanlis dusunmekten kurtardiniz ayric meryem hanim kardesimizde af diliyorum

    YanıtlaSil