.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

18 Şubat 2018 Pazar

ESKİ NOTLAR 1 / MUSTAFA NECATİ ÖZFATURA

22.12.1995
“Genç nesiller çok büyük hizmetler ve fetihlerle şerefleneceklerdir. 21. Asır Türk ve İslam dünyasının asrı olacaktır. ABD, Rusya Federasyonu, AT ve Çin de dağılacak ve yıkılacaklardır.
Batının yıktığı, kestiği islam ormanındaki genç filizler nice fetihler görecektir. Fahr-ı Kainat, İstanbul’dan sonra Roma’nın da fethedileceğini beyan buyurmuşlardır. Kızılelma olgunlaşmakta, zamanı geldiğinde layık olan Müslümanlar tarafından koparılacaktır.”
***
06.09.1995
Yakın gelecekte Rusyanın da dağılan Sovyetler Birliği gibi dağılacağını ve Kafkasya’dan bir daha geri dönmemek üzere ricat edeceklerini şimdiden müjdeliyorum.”
***
Ocak 1996, Türkiye Gazetesi
“Müslümanların uyanması için şer gibi görünen aslında islam düşmanları için felaket ama müslümanların uyanış, asla dönüş ve müslümanları ezenlere karşı kin barajının öfke selleri ile dolmasına ve çok yakında bu baraj yıkılarak müslümanların ve onları destekleyen mânâ ordusunun önünde bu şer güçlerin helak olacakları günler yakındır.
Gaybı elbette Allahu Teala bilir. Mü’minlerin ferasetleri vardır. Rus ordusu Afganistanı işgal ederek zulme başladığında ‘2000 yılına varmadan Sovyetler Birliği dağılacaktır’ yazılarımı en yakınlarımdan bile tuhaf karşılayanlar olmuştu. Bana zır deli diyenler çok oldu.
Şu anda isterseniz zır deli deyiniz. Herşey inceldğinde kopar, ama devletler ise zulmü kalınlaştığında kopar, yani yıkılırlar. Bu yazıyı saklayınız. Çoğunuz göreceksiniz inşaallah !...
1.       Rusya Federasyonu dağılacaktır.
2.       Bağımsız Devletler Topluluğu dağılacaktır.
3.       Rusya Kafkasya’dan ve Orta Asya’dan hezimete uğrayarak çekilecektir.
4.       Çin yıkılacaktır.
5.       Avrupa Birliği dağılacak ve Avrupa ülkeleri korkunç felaketlerle yaşanmaz hale gelecektir.
6.       ABD de yıkılacaktır. Son yıllarda üst üste gelen tabi felaketler bu yıkılışın ilk işaretleridir.

7.       21. Asır Türk ve İslam Dünyasının asrı olacaktır.
***
      "Kafkasya'da Ermenilerin sayısı birkaç bine kadar inecektir. Sırplar çok büyük bir darbe yiyip Bosna'nın intikamı alınacaktır. Filistin'de yahudilerin sayısı bir kaç binlere kadar kırılacak. Amerikan askerleri ölülerini Toros dağları eteklerinde bırakıp, yenilerek geri çekilecektir."




161 yorum:

  1. 1995 / Rand Corporation : Graham Fuller
    ABD Kara ve Hava Kuvvetleri için Rapor:
    Hristiyan dünyasına Arap ülkelerinden terörizm dışında bir tehlike beklenmiyor. Asıl tehlike kuzey kuşağındaki Türkiye, İran, Pakistan ve Afganistan gibi 4 islam ülkesinden gelir.

    YanıtlaSil
  2. Mustafa Necati Özfatura
    Ocak 1996 Türkiye-Suriye Savaşı senaryosu
    Kanser olan Esad öldüğünde Suriye'de Nusayriler ile İhvan-ı Müslimin arasında iç savaş çıkarılacak ya da Türkiye-Suriye arasında savaş çıkarılacak.
    ABD ve AT planları: Türkiye'yi Suriye, Irak veya İran ile savaştırmak...

    YanıtlaSil
  3. Yahudi mistik kitabı Zohar'da belirtildiğine göre Armagedon savaşında insanların yedide altısı bu savaşta ölür. İsrail'de sadece birkaç bin yahudi kalır.
    Burada ince nokta şudur: Yahudilere göre gerçek insanlar kendileridir. Diğerleri henüz insan olma tekamülünü tamamlayamamış olan insan görünümlü hayvanlardır. Yani yedi milyon İsraillinin altı milyonu bu savaşta ölecek. bir milyonu yakınlardaki bir adaya sığınacak. Belki Kıbrıs'ı kastediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa kardeşim hakikaten ince bir nokta yakalamışsın tebrik ederim...

      Sil
    2. Bir ince nokta da şu ; Hasidik yahudiler siyonist israil devletini istemiyorlar.Müslümanlar ve evanjelistler İsrailin yıkılacağına inanıyorlar.Katoliklerin (Papa+Pentagon) de pek umurunda olmaz.Peki,İsrail hariç,bütün ortadoğuyu (müslümanları) birbirine katanlar kimler ? Siyonistler ? Zohar-da belirtilenleri (Armagedon) engellemeye mi çalışıyorlar ? Ortalığı o kadar karıştırdılar ki, engellemeye çalışırken kaderlerine mi koşuyorlar ? Armegeddon kehaneti olmasaydı,ortalık bu kadar karışır mıydı ? Sebep Armegedon kehaneti... Sonuç Armegedon... Kendini gerçekleştiren kehanet... mi?

      Kehanetlerle bütün dünyanın gözünü boyuyorlar.Göstere göstere kullandıkları israilin yıkılacağını havucuyla,gözümüzden neyi saklıyorlar? Bu işte bir yanlışlık var.Gerçek amaçları ne ?

      Sil
    3. bende aynı kanaatteyim engelleyelim dedikleri kaderlerine koşuyorlar
      dünyayı yedi yuttular
      yurtta sulh cihanda sulh deseler bir elleri yağda bir elleri balda
      ama kanaat yok

      Sil
    4. Sonunda israil yıkılır mı, ömrü olan görür ama bugün gerçek olan müslümanların başına gelenler. Bugüne kadar kaç tane müslüman devlet yıkıldı, bu kehanetler yüzünden nasıl olsa sonunda israil de yıkılacak diye sineye çekmemiz mi isteniyor ? Daha kaç devlet yıkılacak, ve biz hala görmezden mi geleceğiz,bu kehanetlerin gözümüzü perdelemesi yüzünden ?

      Yıkılan devlet ve iktidarlar yeniden dizayn edilirken iktidarlara amerikan yahudisi yandaşı aileler mi yerleştiriliyor ? Yoksa niye yıksınlar ? İngiliz usülü BOP yerine, amerikan tarzı BOP... İsraili de kendi elleri ile batırılarsa al sana islam NATOsu eşliğinde İslam birliği...

      Sil
    5. 1*Büyük deccal kanla ve savaşla yıkılmadı. Süfyan’ın bid’a rejimi de. Her ikisi manevi cihad ile ortadan kaldırıldı. Onlar silah kullanıp ve kan dökmesine rağmen. Siyonist İsrail’e gelince. Kur’an dersi alanlar savaştan ve kandan ve katliamdan söz etmemeli. Masum Yahudilerin ne günahı var? Nerede adalet-i mahza. Burada İsrail’in diş ve tırnakları ile zırhının (devletinin) sökülmesi kastı vardır. Kur’an, Resul katillerinin kesilip asılmadığını Beni İsrail’in zillet ve meskenete mahkum edildiğini haber verir. Yani Beni İsrail katliamına kader hükmetmedi. Avrupa’da cereyan ettiği iddia edilen Nazi soykırımı bir göz boyamadan ibarettir. Yani genel değildir. Çünkü Yahudiler Avrupa kıtasında Haçlı seferleri zamanından bu yana kitleler halinde bir taraftan bir tarafa göç etti durdu. Sebebi de fitne ve fesadlarıdır. 2. Cihan Harbi’nde cereyan eden ve lokal kalan bazı zulüm ve kanlı olaylar Yahudilerin Filistin’e göçünün hızlandırılması propagandasına alet edildi. Ve cüz’e ğam vechesi verildi. Çünkü Filistin 1917’de Belfour Beyannamesi ile Yahudi vatanı ilan edilmişti. Ve Filistin Osmanlı Halifesinin mülkünde iken alınıp Yahudilere teslim edildi. Ama genel bir göç olmayınca propagandaya başvuruldu. Para ve medya kimin elinde?

      Göreceksiniz şimdiki düşük yoğunluklu, daha doğrusu etniseteye dayalı çatışmaların şiddetlendiği bir anda İsrail bir şey yapmaya kalkacak. Bir manada Türkiye ile de yüz yüze gelecek. İşte o aşamada çok ani ve hızlı bir şey olacak. Bu Mehdiyet-Mesihyet ittifakı, yeni İlahi bir dönemi başlatacak bir operasyon düzenlenecek. Ardından silahlara veda, genel bir sulh ve sükun ile insanlığın refah ve saadeti dönemi gelecek. Bediüzzaman bu birliktelikten Tevhidin yayılması ve yeni bir İslam medeniyetinin hazır medeniyetin gelişmesinden doğacağını haber verir.1500’den bu yana kurulan ve gelişen Hıristiyan-Yahudi medeniyeti idi. Bu yıkılıyor. Yerine İslam-İsevi medeniyeti kurulacak. Bu medeniyet de kader-i İlahi tarafından insanlığa takdir edilen son sınıra taşıyacak. Ve insanlık ömrünü dolduracak. Bu sınırın son kilometre taşı ise, eşya naklidir. Bir asır ses, bir asır görüntülü ses naklinden sonra şimdi 3 boyutlu eşya nakil gündeme oturacak. Sebe Melikesi’nin kısasında sözü edilen medeni harikalar yerini bulacak. O zaman Hz. Süleyman insanlığa hükmederdi şimdi ise Mehdiyet.

      Şu anlaşılamıyor. Hz. Peygamberin haberini verdiği Müslümanlarla Yahudiler arsındaki harbin başlama zamanı. İhbar gaybi. Sırr-ı teklif ve hikmet-i ibhama tabi. Burada çok muhteşem bir mecaz ve müteşabihat var. Her taşın arkasında bir Yahudi çıkacak, ihbarı. Yani her mesele ve krizin arkasında Yahudiler olacak. 1800’lü yıllardan bu yana dinsizliğin her versiyonunu her alanda kullanarak inkar-ı Uluhiyet fikrini fen ve felsefe ile insanlığa kim aşıladı. Adem’i maymun yapan kim. Mal-mülk edinme hakkını inkar eden rejim kimin icadı, insanlığı kan dökmeye teşvik eden kim, fakiri ezdirerek faiz yani riba ile servetleri kim elde etti? Ve ülke halklarını aşağılık muameleye tabi tutunca Alman kömür havzalarında olduğu gibi, ırkçılığı icadına kim zemin hazırladı.

      Sil
    6. 2*Her türlü ihtilal ve darbenin arkasında kimin parmağı çıktı? Mason locaları kimin keşif kolları ve vurucu timi gibi çalıştı? Her iki deccali kim doğurdu. Hem de Almanya ve İngiltere’yi merkez üssü olarak kullanarak. Ve gün geldi, her siyasi ve sosyal ve ekonomik problemin yani taşın arkasından Yahudi çıkmaya. Komünizmin de, liberalizminde sosyalizmin de. Peki bunları kim yok etti. Sır burada.

      Garkad ağacının sırrı finansı temsil eden kağıtların o ağaçtan üretilmiş olması. Beni İsrail Haçlılardan beri Avrupalı her iktidarı, hanedanı, saltanatı hatta ve hatta Osmanlı’yı bile finanse etti. Şimdi ise bütün dünya borsalarında dolaşan kağıtların arkasında yüzde 70 Yahudi sermayesi var. Hz. Peygamber bunu da kast etmiş. Yani Yahudiye karşı cihan çapındaki fitne fesadına, cihan çapında bir manevi cihad söz konusu. Gözünü kan bürüyenler Mehdi-Mesih’in mücadelesini kanlı savaşlara mal etmek istiyorlar. Hayır. Evet bir askeri operasyon olacak. Ama o operasyon bir anlık operasyon. Ondan sonra Kur'an'ın haber verdiği zillet ve meskenet hükmü yeniden icra edilecek. Allah’ın vaadi kan değil zillet ve meskenet. Peygamber katilleri kanla yok edilmedi, göçe ve başkalarını idaresine sokuldu. Bizim Mehdi avcılarının itibar etmediği bir rivayet var. Yahudilere o günden sonra yerleşecekleri bir yer tahsis edilecek. Tabi Müslümanların hükümranlığı altında. Ve Yahudilerin yarısı Mehdiye tabi olacak.

      Eskiden insanlığın kölelik, köylülük ve ücretlilik devrinde yani medeniyetin, ilim ve irfanın olmadığı vahşet zamanında meseleler kanla yani savaşla halledilirdi. Şimdi ise medeni hayat var. İlim ve fen gibi mücadele yöntemleri de değişir. Mesele çözümünde savaşı bir araç gören vahşi zihniyet bu zamanın meselesinin çözümünü kendi gözüyle görür ve savaştan söz eder. Ama savaş çeşit çeşit. Eskiden arenalarda güç gösterisi yapılırdı şimdi ise stadyum ve salonlarda ve ringlerde oluyor. Talut-Calud Savaşı’nda Calud öldüren bir taştı. Peki bu zamanın Davudu olan Mesih’in elindeki taşı ne olmalı? Yani iki ordu arasında kanlı savaş olmadan atılacak bir taşla savaş nasıl bitirilecek. Onu Bediüzzaman söylüyor. Düşmana tiyö vermiyeyim.

      Mehdi’nin elindeki oklar harfler, silahı ise Hz. Peygamberin sarahaten açıkladığı silah değil bürhan olacak. Burhanla program hazırlanır. Harfler de o silahın okları olur. Yani delil ve ispatla harflerin oluşturacağı mana Kur’an’ın elmas hakikatlerinin manası. Cebriye-i küfriye-i askeriye-i Yahudiye veya Cebriye-i küfriye-i askeriye-i Sabataiye'nin elmas kılıcın bir darbesi ile boynu vurulur.

      Hakim ve Rahim ismine mazhar bir Mehdi’den kan dökmesi beklenemez. Burada meçhul olan husus ne? Hangi İsevi ülke Müslümanların yardımına gelecek ? Rusya mı, ABD mi, İngiltere mi, Almanya mı?

      Sil
    7. Büyük Decccal ve süfyan rejimleri manevi cihadla ortadan kaldırıldı ne demek ? Hangi manevi cihad ? Her 2si de "parayla" yıkıldı. Hem de yahudi parasıyla .Olaylara dini gözle bakmaya bir itirazım yok ama gerçeklere kör olmak kabul edilemez.

      2. büyük savaştan sonra hegamon olan DOLARın rezerv para olması kabul ettirildi. Bu yeni paranın dünyada tedavüle girmesi için DOLAR bütün dünyaya dağıtıldı. Aynı zaman bu yeni para yeni iktidarları da belirledi. Bu dönemde Menderes gibi bir sabetaycının iktidara getirilmesi hiç de şaşılacak şey değil. İngiliz politikalarını uygulayan İstanbul sabetaycılarının iktidarının yerine, amerikan politikalarını uygulayacak İzmirli sabetaycı iktidarı ikame edildi.İktidarını müslüman oyları ve amerikan parası ile pekiştirdi.Müslümanların bir sabetaycının peşinden gitmesini nasıl uygun görebiliriz ? Manevi cihad değil, parayla gözleri boyanmıştı.

      Amerikan demokratları ingiliz politikaları uyguluyor. Baron Rothschild'in sözü olduğu söylenir. "Bana para basma hakkını verin, kanunları kimin yaptığı hiç umurumda olmaz". Turuncu devrimlerin arkasında ingilizler vardı ve amaç Rusyadan koparılacak yeni devletlerin merkez bankalarını ele geçirmekti. SSCByi dağıtan manevi cihat dediğin yahudi parasının gücüydü.

      İngiliz yahudilerinin parasıyla dağılan SSCB ile ABD arasındaki yaltadaki dünyayı 2 parçaya bölme anlaşması sona erdi. Oğul Bush iktidara gelmese amerikan demokratları Parayla bütün dünyayı/merkez bankalarını ele geçiriyorlardı nerdeyse. Amerikan Cumhuriyetcileri bu gidişe son vermek için bütün ingiliz menfaatlerine /ingiliz güdümündeki devletlere yani ingiliz imparatorluğuna karşı savaşa başladı. Siyasi olayları ,özellikle savaşları manevi cihatla açıklamaya kalkmak olacak şey değil. Siyaset para için yapılıyor, savaşlar da siyasetin yani paranın daha sert şeklinden başka bir şey değil.

      Daha klasik ifade ile amerikan ulusalcıları ile kürecelci (ingilizci) amerikan demokratlarının dünya savaşını izliyoruz. Hangisi kazanırsa kazansın ,yahudiler kazanmış olacak.

      Her durumda yahudilerin kaybettiği bir senaryo nasıl olabilir ? Amerikan ulusalcıları /cumhuriyetciler, bugün yaptıkları gibi İngiliz kontrlündeki bütün ülkeleri işgal ederler. Çin dahil mi ? Fakat bu hakimiyetleri aşırı borçlu doları kurtaramaz ve dolar batar.ABD /dolar hakimiyeti sona erer ? Dolar bitince Amerikalılar geri çekilir. Eski İngiliz hakimiyeti ve amerikan işgalinden kurtulan ülkeler kendi ülkelerini mesela islam birliğini kurarlar.(?)

      Yada Medeniyetler çatışması tezinin aslında arkasında yeni bir dünya tasavvuru vardı. Medeniyetler kendi hakimiyet bölgelerinde birer olmak üzere toplam dünyada 5-6 imparatorluk kuracaklar, bu imparatorluklar birbirlerine mal ihraç ederek zenginliklerini sömürmeyecekler, gıda ve enerji ihracat-ithalatı dışında birbirleriyle para ilişki kurmayacaklar, böylece servetin dünyanın belirli bölgelerinde birikmesi önlenmiş olacaktı. Amerikan imalatı bir islam birliğinden mi bahsediyoruz ? Yahudi-İsevi-nin para hakimiyeti modeline karşı, İslam-İsevi (amerika) nın kontrolündeki askeri paktlar mı ?

      Kısacası hiçbir şey kendiliğinden olmuyor, hem şu andaki hegamonun hem de müstakbel hegamon adaylarının binbir türlü yeni dünya tasavvurları var.Her birinin öncelikli hedefinde ortadoğu/enerji var. Bu sebeple hepsi de burada. Kazanan yeni dünya düzenini kuracak.

      Mehdi kazanacak.

      Sil
    8. Ben demiyorum. Hz. Peygamber diyor ki: "Deccal, Mesihi görünce tuzun suda eridiği gibi erir" Yani kısa bir zamanda. Yani bir kaç ay içinde. Öyle olmadı mı? 1989.

      Dolarmış. "Her şeyi madde arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür"

      Bediüzzaman der ki: Ahir zaman uzun bir süreçtir. Onun içinden fasıldan fasıla geçilir. Üçüncü fasılda ise o Lut Gölü'nde yakalanıp icabına bakılır. O olduğu zaman "Vay salak başım nasıl çözemedim" denecek. Her şeyi madde arayanlar manevi gücün yıkımını dünyası yıkılınca anlaşılır. Senin gibi erkekler olduğu için Türk kadının başörtüsü tam tamına 90 yıl kamuda yasak oldu. Peki o yasak nasıl kalktı? Dolarla mı, Mehdi'nin inkişaf ettirdiği imanla mı? Bugünkü seviyeyi sağlayanlar yani ampulu yakanlar Mehdi'ye kız arayan erkekler değil kadınlar oldu. Şule Hanım da bundan şikayet ederdi "Erkeler mücadelemizde bizi yalnız bıraktı" Ama Başörtüsü Kemalizmi mağlup etti. Nasıl?

      Samuel Huntington bir şeye dikkat çeker. 1900-1950 arasında inananların bile artık dinden ümit kestiği bir zamandan sonra din bütün dünyada yeniden sahneye çıktığını uzun uzun anlatır. Nasıl oldu?
      Huntington 20. yüzyılın ilk yarısında hakim olan, 'dinin zamanla yok olup gideceği' şeklindeki düşünceye değiner ve o zamanlar bu düşünceyi sadece dinin yok olmasını isteyenlerin değil, bu duruma üzülenlerin dahi kabul ettiğini ifade ediyor. Bilimin, akılcılığın ve pragmatizmin dini ortadan kaldıracağını, hoşgörülü, rasyonel, pragmatik, ilerlemeci, hümanist ve laik olarak nitelendirilecek yeni bir toplumun ortaya çıkacağını öngören bu görüş, 20. yüzyılın ikinci yarısında geçerliliğini yitirdi. Zira bu dönemde ekonomik ve sosyal anlamda dünya çapında (tahmin edildiği gibi) ciddi bir değişim yaşanmış olsa da, dini inançlar yok olmadı. Aksine, insanların dine dönmeleriyle birlikte, inançların da aynı ölçüde küreselleştiğine ve uyanışa geçtiğine şahit olundu.

      Sahi bu nasıl oldu. Dolarla mı, Medeniyetler Çatışması ile mi? Hayır Mesihiyet ve Mehdiyet’in manevi gücü ile. Her şeyi madde arayanların akılları gözlerinde olduğu için manevi gelişmeyi göremedi? Vatikan’ın 1962 2.Konsülü’nün manevi etkisini dünya maddeyle uğraştığı için anlayamadı. Ve bu farkına varıldığı zaman geç kalınmıştı? Bunun ne demek olduğunu önümüzdeki 1-5 yıl içinde herkes görecek. Ahir zamanın kan dökcüsü zihniyet manevi cihad ile nasıl yıkıldığını, yani siyasi-maddeci- sahte Mehdicilerin yalancı olduğu anlaşılacak.

      Sil
    9. Bugün gözünle gördüklerini yorumlayacağına , kendine kitaplardan kanıt aramaya devam ediyorsun.

      Mesela ABDde neden 2 parti var ? Diyalektik böyle diyor da ondan. Oylar %50-%50 çıkar neden ? Öyle ayarlanır da ondan. Oylar birbirine yakın olunca toplumun %1i bile organize olunca o %1in istediği Başkan olur. Organize olanlar da yahudilerdir.

      TRde oylar neden %50-%50 şeklinde çıkar ? Diyalektik öyle ister de ondan. Oylar birbirine bu kadar yakın olunca çıkar grupları (sermaye) nın istedikleri iktidar olur.

      Birşey daha.. SSCBde yıllarca dinsiz eğitimler verildi, bugün ortodokslar her geçen gün artıyor. neden ? Mehdiyet ve mesihiyet Rusyaya da mı el attı. Yoo, toplumun %25+25si dindar eğilimlidir, yani toplumun fıtratında bu vardır. Yada %25 dindardır, %25 dindar eğilimlidir. diğer taraf da yaklaşık aynıdır.

      Önce dinsizliği uyguladılar yani onları finanse ettiler, belirli bir tabana ulaşınca şimdi dindarları finanse ediyorlar. Bak oylar tamı tamına %50-%50 çıkıyor. Buna ister sermayenin , ister PARAnın, ister dindarlığın gücü de farketmez. Amaç diyalektiği /2li karşıtlığı kurmaktır. Yani azınlıkların çok az bir oyla seçimlerin sonuçlarına etki edebilmesini sağlamaktır.

      Şöyle bir soru soralım, İktidar ekonomik dengeleri sağlayamazsa oyu kaça iner ? %25i hemen kaybeder. Böyle bir durumda ne mehdiyet ne de mesihiyet iktidarı kurtaramaz.

      Bu şeytani düzeni kim kurdu ?

      Sen beni dinle ciddi ciddi düşün, mehdi ve mesih , medeniyetler çatışması tezindeki 5-6 medeniyet imparatorluğunun kurulması düşüncesindeki islam imparatorluğu gibi bir etkileri mi olacak ? Elbetteki bütün medeniyet imparatorlukları ABD silahlarının gölgesinde kurulacak ve sürdürülecek. ABDnin planı bu olabilir ama bakalım kader neyi gösterir ?

      Sil
    10. abd de 40 dan fazla siyasi parti var
      2 si seçimde yarışıyor sadece diğerleri sönük
      halk tercih etmiyor ancak varlar
      https://ipfs.io/ipns/tr.wikipedia-on-ipfs.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri'ndeki_siyasi_partiler_listesi.html

      Sil
    11. Umut Yılmaz
      1*Dünyanın en zor işlerinden biri muhakeme-yi aklıye noksanı olmak ise diğeri de algılama ve anlama özürlüsü olmaktır. Ahir zaman bir dini terimdir. Dünyevi değildir. Gözünü ırkçılık ve de para bürümüş insanlara ait bir husus değildir. Ahir zaman fitnesini Deccal ile ifade eden alemlere Rahmet gelen Hz. Peygamberdir. Bu kelime 10 milyon ciltlik bir mana ifade eder. Bunun 1773 tarihinden itibaren başlayan ve kıyamete kadar uzanacak bir zaman şeridini var. Bu sürecin senin gözündeki ırkçılık-milli görüşçülük ile bakarsak iki mazlum millet var. 1-Ruslar 2-Türkler. Deccal kelimesinin mahvettiği iki millet. Bizde bunun hazırlık başlangıcı 1222 Hicri ise fiili süreci 1909 ile 1924’tür. Bunun mahiyeti bilinmeden ahir zaman hakkında konuşmak alay konusu olmak demektir. Tıpki senin gibi.

      Büyük Deccal iki dinden intikam almak isteyen Yahudilerin dinsizlik entrikasıdır. Rusları hükmü ve zulmü altına alır. Ama onların kurtuluşu Hz. Mesih hizmetiyle mümkün olur. Allah’ın Resulü bunu söyler. Burada çok önemli bir şey var. Büyük Deccal dinsizliğini ilerde bir yazıda belirteceğim gibi Deccal=Yahudi’nin bir fitnesi sonucu gariban Rus köylüsü ve halkı bir anda kendini kızıl bir komitenin hükmü altında bulur. Ne gariptir ki bunların içinde Türk milletinin yüzde 75’i de var. Ve tam tamına 25 milyon Türk katledilir. Senin hiç mi kanına bu dokunmadı da Ortodoks diye Rusların dini ile alay ettin. Şunu iyi oku bir dindar Rus Ortodoks Allah’ın nezdinde Süfyana tabi bir milyon belki 1 milyar münafık veya kafire bedeldir. Çünkü o Allah inanıyor. Belki Allah’ın sıfatlarında yanılıyor olabilir. Ama O haliyle Kur’an onu ehl-i kitap olarak değer verip muhatap alıyor. Onları biz Müslümanlara en yakın kimseler olarak tarif ediyor.

      Evet Ortodoks bir Rus, komünizm yüzünden dinini kaybetti. Ve 70 yıl sonra Hz. Mesih’in hizmeti ile yeniden hürriyetine ve dinine kavuştu ise bir Müslüman olarak bundan ancak sevinç duyulur. Niçini ve nedeni Kur’an’da izahı var. Bir defa onlar fetret devrinin insanları. Sovyet deccali varken bütün dünyada bir slogan vardı: "Allah'a inanlar birleşiniz" Senin gibiler buna dahil değildir.

      Örnek olarak verip küçümsediğin Rusya’da, Sovyetler döneminde milyonlarca Müslüman, bir o kadar da Allah'a inanan Hıristiyan katledildi, binlerce cami ve kilise yıkıldı. İşte o büyük deccalin yıkılması sonrası Ruslar da Müslüman Türkler gibi dinlerine rücu etmeye çalıştı. Yani dinlerine ihya etmeye çalışarak. Bu ilk aşamadır. Sen bunlarla Ortodoks diyerek alay ettin. Bak iyi oku. Sovyet Rusya sonrası Ortodoks bir Rus o fetret devrinde ehl-i necat olma ihtimali Allahü alem yüksektir. Çünkü o dinini arayarak Allah’a inanmak istemektedir. Ki Kur’an Hırıstiyanları ehl-i kitap sayarak onlara ayrı bir statü veriyor. Sen bununla alay ettin. Yeniden Ortodoks olarak çoğaldıklarını söylüyorsun. Acaba öyle mi?

      Sil
    12. 2*Bediüzzaman Rusların dinsiz kalamayacağını, ama geri dönüp Hırıstiyan olamayacaklarını da belirterek İslam’a yakınlaşacaklarını belirtir. Bunun ne anlama geldiği dinci-siyasal İslamcı, ırkçı, milli görüşçü anlayamaz. Kafaları basmaz. İdeolojik şartlanmışlık içindeler. Ayrıca Duhan var. Yobaz bir gözle bakılmadığı zaman bunun ne demek olduğu anlaşılır. Bugünkü Rusya’yı yöneten Putin bazı sözde Müslüman, ki aralarında Süfyan da ve Süfyaniler de, onlardan kat kat daha Allaha yakındır.

      Putin Rus politikasında aktif olacağı sıralarda Kur’an okur. Ve Kur’an’ın itiraz edilecek bir yönü olmadığını ve red edilemeyeceğini söyler. Rusya’yı İslam Konferansı gözlemci üyesi yaptı. Ayrıca komünist Rusya döneminde tahrip edilen camilerin yeniden onardı. Bunlardan biri de Moskova camisinin açılışın 2015 Eylül’ünde yaparken Müslüman ülkelerin devlet başkalarını törene davet etti. Bir can alıcı nokta daha. Putin bu yılın ilk aylında Tataristan’ı ziyaret etti. Orada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
      “Teolojik İslam eğitiminin Rusya'da tekrar canlandırılmasının büyük önem taşıdığına değinen Putin, "Teolojik İslam eğitimi, her zaman derinliğe ve harika bir tarihe sahipti. 1917 devriminden önce Rus Müslüman ilahiyatçıları, dünyanın her tarafında çok saygın insanlar olarak tanınırdı ve görüşleri çok değerliydi.” dedi.
      Sovyetler Birliği döneminde ise bu zenginliğin kaybolduğuna işaret eden Putin, "Hükümetimiz, Rusya'da İslam dinine yönelik eğitimin desteklenmesi için adımlar atacak. Çünkü geleneksel İslam, Rus kültürel kodunun önemli bir parçasıdır ve Müslüman toplumu da şüphesiz Rusya'nın çok uluslu halkının önemli bir unsurudur.” dedi.

      Bu sözler bir zamanlar Türkiye’de duyulsaydı söylenecek söz şu idi: (Gerici Putin) Benim nezdimde bu sözü edeceklerin tamamı Putin’in ayak tırnağı kadar değer olmayan zavallılardır.

      Sen böyle bir Rusya ve liderini dini açıdan Ortodokslu diye alay ediyorsun. Ama Kur’an Hırıstiyanlar için başka şey söylüyor.

      Bunu çözebilmek için milliyetçi-mukaddesatçı gözle yani geleneksel gözle bakarak anlam veremezsiniz. Bu ahir zamandır. Onun şartları ve manevi inkişafları daha başkadır.

      Sil
    13. 3*Senin ve senin gibi gözünü Yahudi hırsı bürüyenler, ifsad ve fitne cemaati Siyonistlerin beyni ile düşünüp ahir zamanda Tevhidin bir nevi silahla, siyasetle, askeriye ile kurulacağını sanıyor. Ve de geleneksel modası geçmiş eski halin yeniden canlanacağı hayalindeler.

      Allah’a iman vicdan üzerinden akıl ve kalbe hükmetmedikçe, insanlar esmanın talimi ile ilmi ve fenni bir anlayışa ulaşmadan İslam medeniyeti kurulamaz. O medeniyet de, şimdiki medeniyetin bir devamı olarak tezahür edecek. Yani şimdi medeniyetin Yahudi zihniyeti tasfiye ile iman ve İslam düşüncesinin kılavuzluğunda yeniden oluşacak. Ve genel barış ancak öyle mümkün olacak.

      Mehdi ve Mesih ahir zamanın Cenab-ı Allah tarafından vazifelendirilecek hizmetkarlarıdır. Ve onlar hiçbirşey yapmayacak. Sadece şahs-ı maneviyeyi hazırlayacak. O kadar. Gerisi tıkır tıkır gelir.

      Cenab-ı Allah nefsine tabi olarak şeytanla aşık atanların mahkumu değildir. O istediğini yapar. Ve nasıl olacağı Kur’an’da da hadiste de bildirilmiştir.

      Senin merak ettiğin ve aklını bozduğunu o gazetenin yazarının alacalı bulacalı dış basından çalıntılı fikirlerine çalıp bize afra tafra laflar etme. Siz İslam’ın temsilcisi ve idarecisi ve kılıcı idiniz. Sizi kim önce İngiliz ve sonra ABD vesayeti altına soktu. Hangi cemaatin komitesi. Koca bir imparatroluk sonrası 80-90 yıl dışardan gelen emirlerle yönetildi. İstihbaratı, askeriyesi, iş adamları daima batının bir kaç merkezine tabi idi. Niçin tabi idi? Çünkü “İnanıyorsanız mutlaka üstünsünüz” tılsıımını kaybettiniz. Mankurt zombiler gibi batının taklitçisi oldunuz. Rabbinizi bilemediniz. Bir iki paşanın-politikacının peşinden koşarak zilletten zillete düştünüz. Ve şimdi kalkıp kitap mitap diye dalga geçiyorsun. Normal. Küflenmiş bir kafadan başka ne beklenebilir?.

      Tepeden inmeci, darbeci ihtilalci, fesad komitesinin uşaklarının hükmü bitti. Demokratlık yani demokrasi taraftarlığı ile milli irade hakim olunca çevrenin merkezi fethetmesi Mehdiyet’in birinci aşaması. İkinci aşama ise yok edilen İslami sembollerin yeniden hayata girmesi. Ve son olarak milli iradenin ülkenin geleceğine el koyması. Maddi-manevi kalkınması ile kendine biçilen misyona dönmesi ile hükmetmek için değil onlara hizmet etmek ve de onları korumak için İslam dünyasına yeniden açılım olur. Bu Lozan Cumhuriyetinin sonudur. Senin gibi aklı kıtlar bundan anlamaz. Kopyacı zihinler de.

      Unutma Risale-i Nur’un sıkı ikazıdır: “Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal” O da eskinin artıkları ile olmaz.

      Sil
  4. İşte o günlerin vakti bugünlerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Suriye Ordusu'nun Afrin'e girmesi konuşuluyor iddia edilen bu konuda anlaşmaya varıldığı
      rejim deyrüzzorda ypg ile çatışırken afrinde ypg ile nasıl anlaşdı
      zannım bunları türkiyeden rahatsız olan ya iran yada ruslar anlaştırdı
      büyük ihtimal ruslar
      suriye rejimi idlip civarından çektiği güçleri şam yakınlarında doğu gutaya yığmıştı orayı gaz bombası dahil vuruyordu
      diğer bir rejim kuvvetide deyrüzzorda ypg ile savaşıyor yani gücü sınırlı iran milisleri işi götürüyor
      afrine gelecek olan rejim ordusu sınırlı sayıda ve konu mankeni olarak afrinde duracaklar orada ypg yine her faaliyeti yapacak
      türkiye nin bu kandırma ya izin vereceğini sanmıyorum
      rejim iran ve hatta rusla çatışmamız tekrar gündeme gelebilir
      kartlar tekrar karılıyor
      natonun 5 maddesi gündeme gelecek görünüyor
      ben rejimin iranın rusun yanlış adım attığını bu rejim ordusu afrine girerse türk ordusunun müdaheleyi durdurmayacağını iran ve rejim milislerininde vurulacağını
      savaşın halepe doğru yayılacağını zannediyorum
      rejimle aramızda çıkacak bir çatışmada pensilwanya ellerini ovuşturmaya başlar....... iran kazanımlarını kaybeder savaş iranın ülkesine taşınır.......peki bir büyük savaşı kim kazanır.......... görünüşte .nato kazanır rusyanın 160 milyon nufusu birbuçuk tirilyon dolar gsmh var natonun ise 1 milyar nufus 50 trilyon dolar gsmh var.........böyle bir savaşta NBC silahlar kullanılacağı için savaş kısa ve zaiyat büyük olur.

      Sil
    2. iranlı milisler erdoğana hakaret sloganlarıyla halepten afrine girdiler vurulup düşecekleri yerlere gidiyorlar
      bu ara rejim ve iranlı milisler gutada katliamlarına devam ediyorlar
      savaş halep e doğru iranlı milislere doğru genişleyecek görünüyor

      Sil
    3. doğu gutada masumlar katlediliyor hulus ve zaferle kurtulmaları için dua edelim umulurki duası müstesap olan vardır içimizde

      Sil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. yahudi mistik kitabı zohar ne zamandan beri bir müslümanı bağlıyor. Allah akıl fikir versin hepimize. Çok yanlış yapıyoruz bu bir dil kafesi, şeytan bir ağ örülüyor hepimize. bu işler risalelerle başladı ki risaleler bir fal kitabı gibi oldu.... bu yoldan çıkmalıyız... yahudi kitabını referans alırsak Mehdi için yola çıkıp deccali buluruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şia ve evanjelikler bu kehanetlere kendilerini kaptırmış,gidiyorlardı. İngilizlerin FETÖyü organize ettiği son 50 yılda ülkemizde de popüler oldular.İngilizlerin FETÖyü organize edebilmesinin sırrı da bu kehanetler.Geçen yüzyılda komunizmle gençlerin aklını çaldılar, bu yüzyılda da bu kehanetlerle...

      Sil
  7. sözün kısası: din istikamettir ve gaybı bilme peşinde koşmak insanları saptırır. zaten nurculuk genel olarak böyle bir tehlike içinde... biz Zohar'a inanırsak Allah sırf o saptırıcı kitaba inandığımız için oradaki belaları başımıza musallat eder. Tövbe edelim ve şeytanların kitabının en başta varsa! doğrusu reddedilmeli ki bir doğru için açtığımız kapıdan bin yalana girer...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurculuğu kehanet bataklığına batırdılar.Belki de risalelerin bu kadar populer hale getirilmesinin amacı da buydu : akılları kitlemek. O kadar akıl çeldiriciydiler ki sonunda 15 temmuz darbesine bile gözü kapalı daldılar.İngilizlerce devşirdiler, ABDce kullanıldılar.

      Sil
    2. Zohar'ın müslümanı bağladığı sonucuna varılması ne kadar yanlışsa, Zohar'a inanç konusu da o kadar yanlış... Maksat tevhid ise bir derece anlarım. Zira islamın akide ve ibadet konuları temel konulardır. Öncelikle vaktimizi bu konulara hasretmek lazımdır. Zaten bu konuları sadece ilgilenenler için yayınlıyoruz. Herkes bunlarla uğramasını istemiyoruz. Ancak dini kültürün bir kısmı bu tür meselelerdir. Bundan gayemiz olabildiğince müstakim hareket etmek, bu konuları sağlam bir zeminde değerlendirmektir.
      Öncelikle itimat ettiğimiz zatlarin keşif ve istihraçlarını nazara veriyoruz. Bazen de düşmanlarımızın hareketlerine yön veren zulmani kaynaklarını da yazmaktayız. Başka bir amacı yoktur.

      Sil
    3. Nurculuğu kehanet bataklığına batırdılar diyen Sikke-i Tasdik-i Gaybi eserinden haberi yok anlaşılan...
      Diger yandan en büyük yanlış fetocular ile Nurcuları birbirinden ayıramayan ak ve kara gibi birbirinin zıttı olduğunu bilmeyenler bu konuda ya biraz araştırma yapmalı yada bilenlere sormalı.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. "Nurcu-ları kehanet batağına batırdılar" şeklinde anlamışsınız.Bu yazıda böyle bir anlam ve ima dahi yok.Kehanetler üzerinden nurcu bir mehdiye inandırılan fetöcülerin çaresizçe çırpınsalar bile kurtulmalarının imkansız olduğu ingiliz tuzağından bahsediliyor.

      Nurcu-ların böyle bir tuzağa (ingilizli veya ingilizsiz) ne kadar düştükleri mevzuu ise bahs-i diğer.Ben bilmem, bilsem de burada yazamam.

      Sil
    6. 1*KARAN KA.
      Allaha şükür bizim karalarla bir ilgimiz yok. Bizimki beyzanın akıdır ki Bediüzzaman o ellerin yani yed beyza-i İslam’ın bu ülkeye hakim olacağını 80 önce nur-u Kur’an’la bildirmiş. Senin karanın ne işe yaradığını şimdi anlayacağız. KARAN’ın KA’sı KA’hr mıdır, KA’rmaşa mı ortaya çıkacak.

      Kişi bilmediğinin hem cahil hem düşmanıdır. Onun için cehaletin ortaya çıkmaması için önce bilgi sahibi olunacak, sonra da yorum yapılacaktır. Şimdi şu söze bir bakın: “sözün kısası: din istikamettir ve gaybı bilme peşinde koşmak insanları saptırır. zaten nurculuk genel olarak böyle bir tehlike içinde...” Ne laf amma değil mi? Yer misin yedirir misin?

      Şimdi biz ehl-i kitabız. Kitabımız ise “şu alem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiridir”, “ve âlem-i şehâdette âlem-i gaybın lisânı ; ve şu âlem-i şehâdet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatât-ı ebediye-i Rahmâniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhâniyenin hazînesi”dir. Bir şey daha. Yasin’in 12 ayeti “her şeyin bir kitapta yazıldığı” bildirilir. Muhkemleri herkes bilir de müteşabihat için ise ayet “Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için müteşabih olanın peşine takılır da onu kendince yorumlamaya uğraşır. Oysa onların kesin yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinlik (Rasih) sahibi olanlar”ın anlayacağını haber verir.

      Bu durumda bir Kur’an tefsiri olan Risale-i Nur Kur’an’ın hakikatlerini açıklar. Üstelik zamanımıza bakan ayetleri özellikle tefsir eder. Meydana gelen olayları yine Kur’an’ın gözüyle ve işaretiyle bulur ve nazara verir. Şimdi Risale-i Nur’dan bilgi veriyorum gayb kavramı üzerine.

      Kur’an’ın mucizeviliği var, üstüne üstlük lafzındaki camiiyet sebebiyle beliğ ve fasih olarak ifade ettiği manalar 40 ayrı sosyal tabakaya hitap eder. Bitmedi. Göze, her şeye odaklanacak bir mercek yerleştiren bir Halık-ı Rahim, ta Süredan Süreyyaya trilyon çarpı trilyon güneşleri yıldızları yerleştirip birbirine çarpıştırmayan bir Kadir-i Mutlak’ın ezeli sözünün elbetteki bir intizamı var ve de tesadüfe meydan vermez.

      Şimdi her bir ayetin müteaddid manaları var. Ama her bir mana küllidir. Her asırda efradı bulunur. Bunların arasında gaybi haberler de vardır. Ama herkes bilir ki Cenab-ı Allah gaybı gizler ve yasaklar. Ancak müphem (belirsiz) ve mücmel (öz) bir surette ya ilham veya ihtar ile bir emareyi vesile ederek, keşfiyatta ve rü’ya’yı sadıkada bir kısım gaybi hakikatleri ihsas eder. O hakikatler de hususi suretleri vukuundan sonra bilinir.

      Sil
    7. 2* Şimdi Bediüzzmaan burada inci bir noktaya değinir:
      “Gaybi ihbarlar iki kısımdır. Bir kısmı zamanımıza nisbeten vukua gelmiştir. Meşiet-i İlahiye (Cenab-ı Hakk’ın irade ve dilemesi) taalluk etmiş. Bu vaki olan hadisata dair olan işaretler, ihbarlar katiyetle hüküm edilebilir. Çünkü kabil-i tebdil ve tağyir değil. Fakat bize nisbeten istikbalde gelecek hadisata dair işarat-ı Kur’aniye vaki hadisesi gibi katiyeti mutlaka ile hükmedilemez. Çünkü, meşiet-i İlâhiye hâkim-i mutlaktır, o mahkûm olamaz. Her hadisenin gizli bazı şeraiti bulunabilir. Levh-i mahfuz’un hadisat-ı zamaniye dairesinde bir nüshası olan Levh-i Mahv İsbat namındaki bir sahifey-i Kaderiye kabil-i tebdildir, değiştirilebilir. Hadis-i sahihde vardır ki: Bazen belâ nazil olur karşısına sadaka gibi bir şey çıkar, mukabele eder. Bazıların ecel-i mübremden ayrı olan ecel-i muallakı geldiği halde bir vesile ile teehhür ettiğini ehl-i tahkik hükmetmişler. Hatta Levh-i Mahfuzda Kader-i ezeli ile ecel-i mübrem dahi, gayet kutsî bir zâtın meşiet-i ilâhiyeden istimdat ve niyazı ile tebdil edildiği kuvvetle ihbar edilmiştir.”

      Kısaca cenab-ı Allah kaderi tebdil edebilir veya ta’dil edebilir. Onun için gayb üzerinden olur-olmaz tartışması meşiet-i İlahi mahkum olamayacağından olmaz.

      Bir de Kur’an’ın tevafukatı var. Olmuş veya olacak hadisat ile ilgili tevafukat-ı gaybiye. Gayb yönünden yani kasd ve irade-i İlahiye ile tertiplenen ve farkına varılan tevafuklar. Bunlar da iki kısımdır. Olmuş gaybi ihbar bir de istikbale bakan tevafuklar. İşte Risale-i Nur’daki gayb ile ilgili bölümler bu ilk bölümdeki tevafukatın ürünüdür, yani konu olan cereyan etmiş gaybi hadisat bu tür tevafuklardan istihraç edilmiştir. Kur’an’ın mucizeliğini gösteren tevafuklar çoktur. Kelimelerin sıralınışından, harflerinin dizilmesinden. Onların sayısal veya ebcedi değerlerinden hasıl olan işaretler. Ki bu işaretlerin tamamı gizlidir. Herkes bilemez.

      Sil
    8. 3*Bediüzzaman bu tür tevafukları Kur’an’ın mucuzeliğine delil olduğu için veya ispatlamak için zikreder. Ve bu gaybi ihbarların ise yüzde 99’u olmuş bitmiş olayları konu edinir. Ama bizim Süfyan çarpığı, gözlerini, akıllarını, beynini, kalplerini, ruhlarını Duhan kaplamışlar ahkam kesercesine bunu eleştirerek bilgiçlik taslayarak cehaletle eleştirir. Bu arada bazıları diyebilir ki, Kur’an’ın mucizelerinin perdelenmesi ve gizli kalmasının sebebini nedendir. Çünkü din bir imtihandır. Daha 4 sebep var. Konuyu uzatır dile atlıyorum. Yalnız tevafukat da müteşabihtir.

      Örnek Kadir Suresi’nde 3 defa Leylet-ül Kadr tekrarlanarak sakin elif hariç 3 tekrarla harfleri 27 ederek Leyl-i Kadr tevafuku sırrıyla Kadir gecesinin 27. gece olduğuna işaret eder. Bitmedi. Kadir Suresi 114 harftir. 114 sureyle tevafuk oluşturur. Adeta benden sonra 12 sureyle bir de Fatiha gelecek diye ima eder. Ayrıca kaf harfi 10 kez geçer ve ebcedi değeri 20 olmasıyla 200 olur. Ve bu tarih Kur'an'ın fütuhatı zirve olduğuna ve bu tarihten Kur’an fetihlerinin durduğu ve savunmaya geçildiği zaman 1200 Hicri yılına işareti bu surenin şanındandır.

      Bir örnek daha. Alak Suresi şedde ve medde ve tenvinle 328 harf. Bu haliyle bu sure 1328 tarihine tevafukla felaket yıllarının başladığı 1328’e bakar. Ayrıca tenvin sayılmazsa 322 olur. 322’de 31 Mart hadiselerinin hazırlığına ve 324’te meydana gelerek tevafuku dikkat çeker. Bu tarihe Asr Suresi’nin “İnnel insane lefi husr” ebcedi 1324 ederek Tevafuk eder.

      Ayrıca Kevser Suresi’de İstanbul’un 857’deki fethine ve ondan 100 yıl önce Süleyman Şah’ın Çanakkale Boğazı’na bir avuç kahramanla geçişine, İstanbul’un 484 yıl alem-i İslam’a imamet edeceğine işaret eder. Bunlar Tevafukla belirtilmiştir. Bir iki istisna var. Yani istikbale ait olacak birkaç hadise. Ama onlar da aynı asırda olacağından yorumsuz işaret etmiş. “1971 bir şerden” haber verir demiş, 1417 için Tağuti harekete dikkat çekmiş. Ve işin ilginç tarafı Kevser Suresi’nin son cümlesi ile Süfyan ve iki arkadaşının adını bulması.

      Ya işte böyle bu Nurcular böyle bir tehlike içinde. Kur’an’ın elfazındaki camiiyetin içinde, harflerini dizilişindeki Nur’un tevafukatı içinde ibret-i alemle san’atı Rabbaniye'yi seyrediyorlar. Esrarın perdelerini tek tek aralayıp Celal-Cemal isimlerinin tecellilerini okuyorlar. Ama Allah isminin kainatı, Rahman isminin dünyayı, Rahim isminin insandaki mazhariyetini anlıyorlar. Büyük tehlike içindelermiş miş.

      Bir küçük not. “Tevafukat ittifaka işarettir. İttifak ise ittihada emaredir. İttihat ise vahdete alamettir. Vahdet ise tevhidi gösterir. Tevhid ise Kur’an’ın 4 esasından en büyük esastır.” Said Nursi.

      Sil
    9. Umut Yılmaz! Gördün mü Nurcuların kehanetini. Çıka çıka Tevafukat-ı Kur’aniye çıktı. Niçin bilir misin? Bilenle bilmeyen bir olur mu?

      Öyle olunca FETÖ’yü İngilizler değil önce yerli gladyo sonra Amerikan-Siyonist gladyo kullanır. Bizdekiler önce kokmaz bulaşmaz İslam inşası için. Sonraki ise alem-i İslam’ı Türkiye üzerinden İsrail’in emniyetine teminat kullanmak için.

      Gülen CIA’nın iki adamı Paul Henze ve Graham Fuller özellikle Fuller tarafından dini referansla büyümesi istendi. Ve Risale-i Nur’u kullanma yı kim istedi. Çünkü CIA 1960’lardan başlayarak Risale-i Nur’un önce batıda ve 1990’dan sonra Türk devletlerdeki çalışmalarına bakarak bunu salık verdi. Gülen 1960’ların sonundan itibaren Mesih yutturması içinde idi. Ne zaman ki 1980 sonrası Nurcuları istismar emri geldi o zaman onları tavlamak için Mehdiyet kavramına el attı 1990 sonrası. 1995’te verdiği beyanatta Mehdiyetin 2. Faslı olan hayat faslının gerçekleştireceklerini söylüyordu. Ve şeair-i Ahmediyeyi ihya yerine kendi deyimiyle din+finans+medya ve okulla 2. Faslı gerçekleştireckelerini söylüyordu. Bunu söylemesinin sebebi ise Risale-i Nur’daki Mehdi konusunu öğrendiği için. Ama o öyle bir enaniyete sahipti ki, Mesih-Mehdi onu açmazdı ve onların üstü Kainat İmamlığına soyundu. Yani Mehdi ve Mesih onun emri altında olan asrın kutbu. Zart zurt. Önce bilgi sahibi olacaksın sonra atıp tutacaksın.

      Anlaşılan bu Mehdi meselesinde Yusuf Kaplan’ın İngiliz gazına gelmişsin. Şimdi bir Müslümana kehanet izafe etmek biraz küfrü işmam eder. Bu da senin gibileri sıkıntıya sokar.

      Sana bir soru soruyorum. Hangi haysiyetli Nurcu Evren’i cennetlik ilan eder? H gazetesine beyanat verip Nurcu ve Süleymancı’nın ruhuna azap verdiğini söylemesi ne anlama gelir? Sana soruyorum Risale-i Nur’un hangi bölümünde ananas dağıtmak vardır? Sana soruyorum. Risale-i Nur’un neresinde “Kur’an Yahudileri lanetlememiştir” yazıyor? Sana soruyorum 2005 yılında İstanbul’a gelen bir Yahudi dini heyetle Zaman Gazetesi röportaj yapılır. Risale-i Nur’u 25. Sözdeki Beni İsrail ile ilgili bölümleri yüzünden eliştirirler. Ve sonra Nur cemaati diyen geçinen fetoşçuların adı birden Hizmete dönüştü. Niye oldu bu?

      Putin Rusya’da başa geçince ilk yaptığı iş CIA’cı diye cemaati kapı dışarı etmek oldu. Ya büyük Türkiye’nin büyük büyük istihbaratı, diplomasisi, siyasetçileri, askeriyesi, emniyeti niçin uyanmadılar? Mehmet Şevket Eygi bunların CIA ve MOSSAD ile işbirliği yaptığını 2006’da yazdı.

      Ya o zaman bir kehanette sen de bunup şu Gülen’i ele verseydin de şimdi böyle abuk sabuk konuşmaktan kurtulurdun.

      Sil
    10. Bir konuyu kısaca anlatamıyorsan, anlamamışsın demektir,derler. Uzuuuuun yazında FG ile kavga edip durmuşsun,tamam da, bunları neden bana yazıyorsun ? Yazı uzun olsun ,boşluk doldursun diye mi ? Elbetteki değil,bir sır vereyim mi ? FG de öyle yapar, lafı istediği yere getirebilmek için konuşmalarını uzatır da uzatır.NLP /beyin yıkama tekniğidir, birbiriyle ilişkisiz 6-7 bilinen doğru söyleyip, aralara kendi fikirlerini yerleştirip bilinçaltında montaj yaptırmak.. Beyin 6-7 inputtan fazlasını alamaz, crash eder ve hipnoz.Piyasa fetöcü olduğu bilinen kişisel gelişim dergilerinin NLP tekniklerini anlatması tesadüf mü sence ? Ericson gibi dünyaca ünlü hipnozitörler de hiçbir teknik kullanmadan uzun sohbetlerle aynı sonuca ulaşırmış.Yani ?

      Yazdıklarımı şahsi olarak algılama, senin yada FGnin karizmasının sırrı hakkında düşündüklerimi yazayım istedim. Bilmediğim şey ise bu tekniği bilmeden mi uyguluyorsunuz, yada eğitimini mi aldınız ? TVlerde konuşturulan siyasilerin kullandıkları bu teknikten ingilizci eğitimden/sol-dan oldukları hemen belli oluyordu,uzun uzun, bazen anlamsız bile olsa "soluksuz" konuşmak.Son dönemde iktidar yanlısı siyasi ve akademisyenlerde de gözlemleniyor.Neden acaba?

      İngilizler solu desteklemekten vazgeçti,ortalik karıştı yada artık herkes ingilizci..

      FG gibi lafı uzatıp anafikri gargaraya getirdiğimi düşünmeni istemem. 2 CIA ajanı konusu gerçek. Amerikalı oldukları da doğru. Niye İngiliz işi diyorum, o zaman ? İngiliz büyükelçi FG için neden "amerikalılar bizden (ç)aldı" demiş olmasın ? Ben ingilizlerin yalancısıyım. Yada bu 2 ajan RAND danışmanı, ingilizlerle ne işi var, dersin ?

      Bütün darbeler CIA işi derler. Son darbeyi ellerine gözlerine bulaştırmaları amerikalıların ingilizlerle kavgası sebebiyle olabilir mi ? ya da darbenin erken deşifre olması ingiliz işi miydi ? Yada darbeden sonra Almanyaya, amerikaya sığınanları anlıyorum.İngiltereye sığınanları nasıl anlamalıyım ?

      İngiliz işi, bir tarz meselesi, göze görünmezler, dolaylı/vekaleten iş görürler. Analiz edersin yada işin içinde bir bit yeniği olduğunu farkedersin.

      Yusuf Kaplan açıktan ingiliz gazı veriyorsa ingiliz tavrını hiç bilmiyor demektir.

      Sil
    11. Biz hür ve müstakil bir ülke değiliz. Dönen dolapları iyi anlayasın diye tam bilgi verdim. Hata etmişim. Birçok kimsenin yeni öğrendiği FETÖ ile ilgili konuları biz 1990'dan beri sarahaten, Özal rahmetlisi ise 1986'dan beri biliyordu. Ama önlenemedi. Niçin acaba? Mehmet Şevket Eygi 2006'da bunların MOSSAD ve CIA ile çalıştığını yazdı da kimse tınmadı? Niçin acaba? Çünkü bizim kafa çalışmaz. Okumlayız. Anlamayız. Eyyamcıyız da ondan.

      Sil
    12. Nasıl önlenecekti ki ? Derin Devlet,Gladio /NATO aslında devletin bizzat kendisiydi.Kendilerini devletin sahibi görüyorlardı.Doğruydu.Ama bu güç, buistihbarat ağını kuran CIAnın gücüydü aslında malesef.
      İtalyada Gladionun açılan mahkemeler sonucu deşifre edilmesinden sonra avrupadaki tüm NATO ülkelerinde sessizce lağvedildi. 1997de de TR de resmi ismiyle Özel Harp Dairesi resmen kapatıldı.Buna itiraz eden fiili gücünü ise 28 Şubatta gördük.
      ABD, Gladio B'yi organize etmek üzere FGyi amerikaya götürdü/müş.NATO/Gladio üzerindeki ingiliz+amerikan hakimiyeti sadece amerikanın kontrolüne geçti. Gladio B'nin (FETÖ) Derin Devlet olarak ihsası amerikan işiydi. Ergenekon,Balyoz davaları vs.
      İngilizlerin cevabı, Gladio,Derin Devlet ve FG hakkında öğrendiklerimiz özellikle ingiliz /demokrat basının amerikalıları ispiyonlamısı oldu. Bildiklerimiz onların sızdırdıkları kadarıylaydı.
      "Garip" bir şekilde FETÖnün her hamlesi boşa çıkıyordu.İstersen amerikalıların beceriksizliğine , istersen mehdiyete bağlayabilirsin ama ingiliz-amerikan savaşının TR versiyonuydu.
      Sessiz ve derinden bu savaş hep vardı.İngiliz hakimiyetindeki TR, 2.dünya savaşından sonra ABD hakimiyetine geçmişti.Bir başka bakış açısıyla ingilizci/İstanbul sabetaycılarının kontrolünden, amerikancı/İzmir sabetaycılarının kontrolüne geçen TR, İngilizci 1960 darbesini yaşadı.Bu 2 aile arasındaki kin çok acı sonuçlandı: İdam. Amerikalılarla gelen mesihiyet,Adnan Menderesi kurtaramamıştı.Kısacası izmir sabetaycılarına mesihiyet demenden rahatsızım.Bilerek mi yapıyorsun ?
      Mesela 1980 darbesiyle gelen amerikalılar (mesihiyet) da Demokratlık yerine Liberal Özal' getirdi. Ne yazık ki onun da ölümü erken geldi. Özal'ın sabetaycı bağlantısı sebebiyle olabilir mi?Daha önce yapılan suikastın altından İstanbul sabetaycı bir basın baronu çıkmış, Özal davayı kapattırmıştı,mesela..
      Yani siyasi olayları dini terminolojiyle yorumlayabilirsin belki ama siyaset bambaşka bir dinamik, siyasi olayları dini referansla yorumlamak çıkmaz sokak.Çünkü siyasetin hiçbir kanadı bize ait değil.Hatta futbolda bile 3 büyüklerin arasındaki "ezeli" rekabet 3 sabetaycı aile arasındaki "ezeli" düşmanlığın bir göstergesi olmasın ?
      Dediğin gibi "biz hür ve müstakil bir ülke değiliz"

      Yazmasam çatlarım. FGnin sabetaycılığı sitede hiç konuşulmuş muydu ?

      Sil
    13. 1*Umut Ylılmaz! Senin bu yazın baştan aşağı bir saçmalıklar manifestosu gibi. Hiç alakası ilgisi olmayan kavramları bir tencereye koyup döktürmüşsün. Bir şeyler okumuş manasını bilmeden bir sey sorulunca patlayan kazan gibi hepsini kağıda döktürmüşsün. Bu yazdıkların tek kelimesinin gerçekle ilgisi yok. Hangi birini doğrultalım.

      Mesihiyet derken Amerikalıları veya bütün Hırstiyanları, Mehdiyet derken bütün Müslümanları kapsayan birer kavramdan bahsetmiyoruz. Ahir zamanın manevi ve dini cihadını üstlenen iki dinin takdir-i İlahi ile vazifelendirilen iki misyonundan bahsediyoruz. Bunların temel vazifesi iman ve tevhittir. Öyle olunca siyasi amaçları olmaz. Çünkü siyaset dini hizmette trilyonda bir kadar değeri olan bir kavram değildir. Ama gözünü dünyevi hırslar ve dünyevi cereyanlar bürüyenler bunu anlayamıyor.

      Menderes ve Özal ehl-i iman ve İslam’ın desteklediği iki siyasetçi. Her ikisi de aynı sebepten harcanmıştır. Türkiye’yi vesayetleri altına alan harici düşmanların kurbanlarıdır. Türkiye’deki müttefikleri veya maşaları kim? Süfyan taifesi. Bunlar emir komuta sistemi içinde çalışır. Dini değil vicdanlara hepsetmek, yok etmek üzerine kurulu zihniyetin daimi hedefi böyle liderler olmuştur. Menderes ve Özal’ın ipini çeken ABD-İsrail-İngiliz’dir. Menderes Moskova gezisi öncesi ala aşağı edildi. CIA bunda önemli rol oynadı. Bu resmen açıklandı. ABD’nin Menderes’i kurtarmak istediğini iddia etmek o zihniyete alet olmak demektir. Şimdi sana Mesihiyet nedir Mehdiyet nedir diye anlatacak zamanım yok. Ancak Mehdiyetin neticeye ulaşmak üzere olduğunu, Mesihiyetin ise biraz daha engebeli bir araziden geçmesi gerekecek ve muvaffak olacak. Tevhidi hakim kılacak. Sen Tevhid nedir bilir misin? Ergun Diler’in de bilmediği bir şey. Yalnız onun değil çok insanın bilmediği bir şey.

      Menderes’in başını yiyen Türkiye’yi kalkındırma hırsı oldu. Batıdan alamadığı yardımı Sovyetler’den almak isterken müttefiklerimizin kurbanı oldu. Ama o yardımı 5 sene sonra aldık. Sonra ne oldu uzun hikaye.

      Sil
    14. 2*Özal’ı Amerika’nın veya batılı bir ülkenin iktidar yaptığını kim iddia ediyorsa bunu ispatlamazsa şerefsizdir. Özal, Menderes ve Demirel gibi batının dümen suyuna gitmediği için harcandı. Seçilmesi ilahi bir yardımla oldu. Batının maşası vesayetin hatası sonucu seçime birkaç hafta kala yapılan siyasi hata sonucu oyu patladı. O hata milletin gözünü açınca bir gecede yüzde 25 oy kalması oldu. Allah böyle şaşırtır. Ve bir hafta sonra yüzde 46 ile iktidar oldu.

      Özal batının öfkesini bildiği için geçinmeye çalıştı ama nafile. Onu katlettiler. Özal, Menderes-Demirel çizgisi izlediği için iç-dış mihrakların ortak operasyonu ile harcandı. Çünkü Türkiye’nin konumu bütün batılı sözde müttefiklerimize soğuk terler döktürüyordu. Türkiye onlar için iyi bir partnerdi. Oyunlarının bozulmasına izin veremezlerdi.

      Ve Özal’ın öldürülüşünden 7 yıl sonra ABD’nin istihbarat örgütü CIA’nın yan kuruluşu RAND düşünce kuruluşunun raporunda gerekçe şöyle açıklanmıştı. O raporu bulursan bir oku. Neler var neler. 96 sayfalık rapor 5 bölümden oluşur. 2. Bölümünde Türkiye’nin yakın geçmişte görülen değişikliklere yer verdikten sonra bunun dış politikaya etkileri irdelenir. Şöyle denir:

      “Bu değişim özellikle Cumhurbaşkanı Özal’lı yıllarda hızlandı. Bu dönemde hızlı ekonomik reformlar, yüksek büyüme hızı ve yeni siyasal akımlar ortaya çıktı. Aynı dönemde cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yürürlükte bulunan Atatürkçülük geleneğin temel unsurları olan laiklik, Batı’ya açılma ve devletçilik ciddi biçimde etkilendi.”

      Şimdi senin yumurtladığın palavralara nerede, gerçek nerede? Bir daha bilgi sahibi olmadan yorum yapma.
      Anarşi ve terör Risale-i Nur’da önemli bir yer tutar. Ahir zamanın ana dinsizlik fitnesinin bir ürünü olarak. Ve Risale-i Nur’un bütün mesaisi her ikisi de harici birer tehlike olan dinsizlik ve anarşi ile mücadeledir. Anarşinin asıl kaynağı dinsizlik olmakla beraber serkeş tiplerin de anarşist tavırları olur. Düşünceleri olur. Bunlardan biri de fikri hezeyanlaştıran siyaset hastalığının bir eseri olarak da ortaya çıkar. Anarşist serseri mayın gibi kime çarpıp batıracağı belli olmaz.

      Böyle olunca bir anarşistten sağlıklı bir fikir veya analiz bekleyemezsiniz. Osmanlı niçin battı. Bir çok sebebin birisi de cehalettir.

      Sil
    15. Aburrahim ağabey selamlar size merakımı celbeden bir meseleyi sormak istiyorum Mehdiyeti temsil eden ülke TR dersek Mesihiyeti temsil eden ülke hangisi oluyor ? ABD olduğunu düşünüyordum ama Ortadoğu politikaları bununla çelişiyor ne dersiniz bu konuda?

      Sil
    16. Türkiye’nin Mehdiyeti temsil etmesi söz konusu değil. Mehdi Türkiye’de zuhur eder. Türkiye hizmet alanıdır. 5 Horasanlı bayraklıların içinde olacağını bildiren Hadisin ihbarıyla. Mehdi dini ve manevi tahribatı tamir edince Türklerde din ihya olur ve kalınan yerden vazifeye-hizmete devam eder. Ama hakimiyet artık Mehdi ve cemaatindedir. Yani Mehdiyete aittir. Mehdiyetin hizmeti Türkiye’ye münhasır değildir. Ayrıca üçüncü aşamada Al-i beyt de devreye giriyor. Mehdiyetin yani hükmü şahsiyetini kurucusu veya hidayet cereyanının başlatıcı olarak algılanmalıdır.

      Hz. Mesih de öyle. O Mehdi’nin zuhurundan sonra nüzulü eder. Her ikisinin ana vazifesi dinsizliğe sed çekmek, mağlup etmektir. Dini ihya ederek Tevhidi hakim kılmaktır. Bunu da manevi bir cihadla ifa ederler.

      Yalnız Mesih’in diyanetin yanında siyaseti kullanacağına dair bilgiler var. Yani siyaseti etkileyeceği. Çünkü Büyük Deccal dinsizliği rejim haline getirince onun mağlubiyetinde önce siyasi darbe indirilir. Dağılınca bu kez manevi cihad devreye girer. Yalnız anlaşıldığı kadarıyla Hz. Mesih’in nüzulü birkaç devrede olacak. 2. Cihan Harbi sonrası önce Almanya’da daha sonra ise ABD’de hizmet görecek. Yani hizmeti gereği her iki ülkede de bulunacak. Bununla ilgili bilgiler net değil. Çünkü:
      “Perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.
      ….Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar” (Şualar)

      Avrupa’nın evveliyatını ve sonrasını bilenler şunu çok net görürler, Batı tevhide çok yaklaşmış vaziyette. Ahir zamanda dinin tecdidi ile kendine has bir anlayış geliştirecek. Burada milliyetçi-mukaddesatçı gözle Mehdi ve Mesih’e bakılmaması lazım. Risale-i Nur’da bu husus şöyle izah edilir:
      “O eşhâsın (şahısların) şahs-ı mânevîsine veya temsil ettikleri cemaate âit âsâr-ı azîmeyi (büyük eserleri-hizmetleri) o eşhâsın zâtlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhâs-ı hârika (harika şahıslar) çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki, demiştik, bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyârı (irade, tercih) elinden alınmaz. Öyle ise, o eşhas, hattâ o müthiş Deccâl dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidâyeten deccâl olduğunu bilmez. Belki nur-u imânın dikkatiyle o eşhâs-ı âhir zaman tanınabilir. Hatta bidâyeten deccâl olduğunu bilmez. Belki nur-u imânın dikkatiyle o eşhâs-ı âhir zaman( ahir zaman şahısları) tanınabilir.” (24. Söz).

      Hadiselere milliyetçi-mukaddesatçı ve dünyevi gözle bakmamak lazım. Nur-u iman algılamada çok önemli bir rol oynar.

      Sil
    17. Hadiselere milliyetçi-mukaddesatçı ve hatta dünyevi gözle bakmak lazım, ayaklarımızın yere sıkı basması lazım, yoksa FETÖcüler gibi kayar gideriz, nereye gittiğimizi bilmeden.

      FG, kendisi sabetaycı bir aileden geliyor, o nereye gittiğinin farkında, zaten ilişkide olduklarının hepsi yahudilerdi. İsrail aleyhine tek bir söz edememesinden de belli olduğu gibi.

      Şimdi de burada sabetaycı liderlere, son günlerde ruslara övgüler yazılmaya başlandı. Böyle bir sapmanın mutlaka bir açıklaması olması lazım. Sabataycılar / İstihbarat örgütleri bu siteye de mi bulaştı ?

      Aman dikkat, sırat-ı müstakimden / orta yoldan ayrılmayalım. Hele "işaret" buldum diye, hadisleri deforme etmeye, hadislere montajlar yapmaya kalkanlardan özellikle uzak duralım. Gerçek amaçlarının ne olduğu eninde sonunda belli olur ama FETÖcülerin başlarına gelenler gibi iş işten geçmiş olur.

      Aman dikkat, sürekli yuvarlak konuşup, takiye yapılıyor. Uzuuun uzuuun yazıp, lafı evirip, çevirip, beyin yıkama yapılıyor. Daha açık bir ifade ile samimiyet yok. Cemaatin doğu kökenli olması, şiaya yakın bölgeden doğmasının etkisi var, bizim uzak olduğumuz bir tavır bu, aklımızla sürekli dalga geçiyorlar.

      Sabataycılara ,ruslara övgüler yazıp, son günlerde milliyetçi-mukaddesatcılara laf atmaya başlaması kimlere dost, kimlere düşman olduğunu göstermeye başladı. Gittiği yol,yol değil , ama anlaşılan aklının başına gelmesi mümkün değil.

      Sil
  8. size hiç garip gelmiyor mu mehdinin askerleri olacağız diyen bütün oluşumlar amerikanın-deccalin askeri oluyor... zaten gayb haberleri veriyoruz diye bize bir çok senaryolar anlatan insanlar evliya değil...seyri sulukta yolda kalmış şeytanın aldattığı insanlar. nefs terbiyesinde yarı yolda kalmış-düşmüş müslümanlardır... gayb bilgisine sahip olmak çok ayrı bir şey...evliyalar sır sahibidir ve sırlarını vermez ki gerektiğinde sırrın sır olmasına neden olmayacak halde söylerler. Allah'ın verdiği sırrı alenen konuşan insanlardan hiç sır sahibi olabilir mi? bu tip insanlar tasavvufi açıdan nefsi mülhimede badanaj yapıp devrilmiş insanlardır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. F.G.nin mehdi olduğunu ima etmek tam bir ingiliz işiydi. Kehanetlerin gücünü F.G üzerinden manipüle edeceklerdi. Amerikalılar ingilizlerden F.G.ni çalınca kehanetler de amerikanın sesi oldu. Kehanetler israilin batacağını söylüyor ama F.G. israil aleyhine asla hiç birşey söylemiyor.Tam sahibinin sesi..

      İngilizler, israilin batışı üzerine propaganda makinası olarak organize etmişlerdi, şimdi amerikalılar, israilin batışı propagandasını engellemek için kullanıyorlar.

      Sil
    2. Kimin evliya olduğu kimin olmadığı konusunda bizde asıl olan hüsn-i zan ile beraber ehl-i sunnet düsturlarıdır. Su-i zan ise haramdır. Ben sui zanda isabet etmektense husn-i zanda hata etmeyi tercih ederim. Gayb perdesi size açık da oradan herkesin defterini okuyorsaniz size diyecek sözüm olmaz.

      Sil
    3. kimin evliya olduğuna karar veremeyiz fakat bazılarının evliya olmadığına karar verebiliriz... nerede gördünüz çenesi düşük bir insanın evliya olduğunu... zanda hata etme lüksümüz kalmadı... daha aynı delikten kaç kere gireceğiz. nerede kaldı müminin feraseti... zamane evliyaları İbni Arabi hazretlerinin ömür boyu haber verdiği gaybi haberlerinin tamamından fazlasını bir saatte veriyor... bu adamlar demek istiyorlar ki ben çok önemli biriyim... sizin dediğiniz adamlar ilhamın rahmani mi şeytani mi olduğunu fark edecek düzeyde olmadığı dillerinden sözlerinden söylemlerinden anlaşılıyor... ben size hacıbayramda sabahtan akşama kadar gaybtan haber veren en az beş şizofren gösterebilirim ... ve etraflarını beş dakikada bir çok adam toplayabilirler... artık her gördüğümüze hızır muamelesi yapma devri bitti...zifiri karanlık var göz gözü görmüyor her şeytan evliya kostümüyle dikiliyor karşımıza.

      Sil
    4. -Ve ennehu kâne ricâlun minel insi yeûzûne bi ricâlin minel cinni fe zâdûhum rahekân (Cin suresi 6):

      -Zahiri kuvvetler olan insanlar batıni kuvvetler olan cinlere dayanır ve onlardan kuvvet alırlar. vehim nefsani şehevi gazap menşeili isteklerin telkinleri sebebi ile birbirlerini azdırmaktatırlar.. Cinler ateş menşeili oldukları için büyüklenme ezme gibi hallere mevcuttur ve coğu zaman yalancı olurlar kandırırlar onların ortamında oturan insanlardada büyükleme kibir halleri vuku bulur. ve bu kişiler ancak ve ancak sayıların ilmi taşların ilmi olan simya ilminden öte gidemezler Allahı tanıma zevkine keyfiyetine ulaşamazlar. gerçek makam ve İlim sahibi olmadıkları içinde kendi vücudların daki enerjiyi bu varlıklarla harcarlar ve vücudlarında çökme gibi durumlar vuku bulur kendilerine eziyet ederler. Bu yardımlaşmada çok az insan islami yollar üzere hareket ederler ki bunlar gerçek süluk ehli olan yani yükselişi tamamlamış makamlarına ulaşmış ölmeden ölme fiili gerçeklemiş velilerdir nefsi ve hevesleri yoktur.

      Sil
  9. nostramus ya da zohar'a bir kez aklımızı açarsak kalbimizi şeytanlar istila eder... ve üstelik Allah'ın Kahhar sıfatı gereğince o kitaplarda bahsedilen bütün belalar başımıza musallat edilir. ve sonunda zohar doğru çıktı deriz. o kitap doğru olduğu için değil biz o kitabı kendimize referans kabul ettiğimiz için olur... Allah'a sığınıp şeytanın kitaplarına sırtımızı dönelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zohar tabii refarans değildir ancak islam kaynaklarına teyid babında bir faydası olur asıl olmaz
      zohar tevratın yorumu denir bu tür kitapların içinde ama bir peygamberin sözlerine ama vahye dayalı şeyler olabilir
      ama neresidir bilemeyiz
      bir yerde civi tabletlerde kıyamete yakın savaşlardan bahsedildiğini okumuştum
      fıratın altındaki kavimlerle üstekilerin savaşını anlatıyordu
      geçmiş peygamberler de ümmetlerini deccal ve o zamana karşı uyarmişlar
      yahudi lerin yok olmasıda bu zamanda olacağı için kaynaklar bu zamandan bahsetmiş olabilir

      Sil
    2. Arkadaş geçmiş kutsal kitaplardaki her şeyin yalan yalnış olduğunu kim söyleyebilir?Tevrat,İncil,Zebur gibi kütüb-u mukaddese pek çok tahrifata maruz oldukları halde,şu zamanda Hüseyin-i Cisri gibi bir muhakkik,nübüvet-i Ahmediye(a.s.m) dairo kitaplardan 114 işari beşaretleri çıkarıp "Risale-i Hamidiye" de göstermiştir.
      Mesela şia kaynaklarından gelen her bilgiye yalan veya yanlış bakamayız Cevşen-ül Kebir bir şia kaynaklıdır.
      Mustafa kardeşimizin Yahudi katliamıyla ilgili tesbiti bana ilginç geldi...zaten fihi nazar,bu böyledir demiyor olabilir,bence de...

      Sil
  10. aziz nesinin cok kuran okuduğunu bilirmisiniz. neden okuhor peki? dusmanini tanimak için.dusmani tanimak lazim.

    bir kaşik yogurt bir tencere sute girmekten korkmamali.bu da bir yol.

    fakat doğru persfektiften bakilirsa keşfiyat ehli basta bediuzzaman osman akfirat ve abdullah dagistani vs vede hadis ve rivayetler gayet yeterlidir.

    bu işin temeli objektif olmaktir.anlamaya çalişirken tarafsiz olmak bu işin yarisidir.

    unutmayinki sufyanin islama hizmetleri olucak ve gerçek siyah sancakta zulmetmiş olucak.


    * İmam Caferi Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Hakk'ın bayrağı(siyah sancak) zuhur ettiğinde doğudakiler ve batıdakiler ona lanet okuyacak. Biliyor musun neden? Dedim ki: hayır. Şöyle buyurdu. "çünkü onun zuhurundan önce halk onun ehlinden çok eziyetler görecektir."

    "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar." Ve'l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir."( Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurandaki bütün süreler belli bir zaman dilimine hitap eder. Müddessir Suresi başlangıç yılı 2002 dir ve direk süfyani deccelden bahseder Kendisi mehdinin gelmeyeceğine kanaat getirdi 25 - "Bu, sadece bir insan sözüdür." diye düşündü. Şimdi kendini hadislere göre uyarlıyor ve yakında mehdiliğini ilan edecek...

      Sil
    2. bozkurt. anlamadim kusura bakma kimden bahsediyorsun.?

      Sil
  11. benim keşif ehlinden duyduğum birşey soyleyeyim

    hani o çok konuşulan bop ve buyuk israil projesi varya.o yanliş anlasiliyormuş.yahudiler buyuk israili devlet yada toprak olarak değilde hukum olarak anliyormuş
    ve sufyani araciliğiyla ortadoğuda etki ettikleri her yer zaten israil sayiliyormuş

    yani sufyani tum ortadoguya hukmederse kehanet gerçekleşmiş sayiliyormuş onlar için.

    zira hadislerde israilin ortadoguya toprak ve devlet olarak hukmu yok.

    vel hasil sufyaninin kontrol ettigi her toprak israil oluyormuş.

    deccalin boyle olunca cikacagini soyluyorlarmiş.

    bu hadislere ters duşmuyor.hatta aynen uyuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Ehl-i keşif ne biçim ehl-i keşifmiş ki, Hilafetin 3 ordusu mağlup edilip perişan ediliyor. Bütün İslam dünyası işgal ediliyor. İstiklali olan iki-üç ülke de onların vesayeti altına giriyor. İslam'ın kala kala adı kalıyor. Ve bu ülkeden ülkeye değişmek üzere işgal 30-40-50 sene sürüyor. Ve bütün bunlar 1840-1860 arasında İngiliz-siyonistin Osmanlı’yı tasfiye pazarlığı sonrası oluyor. Ve aşağıda izah edeceğim Rusları Osmanlılarla savaştırarak finali başlatıyorlar. İkincisi 1854 oyunuyla Osmanlıyı borçlandırıyorlar. İyide finans piyasasına kim hakim? Yahudiler. 1909 31 Mart olayı bir siynosit-mason darbesidir. Kur’an buna işari olarak haber veriyor.
      Sonra iki şeyi birbirinden ayırt temek lazım. Keşif başka, kehanet başka. Biri ehl-i mananın diğeri ehl-i küfrün haber verme tarzı.
      Hadislerde büyük deccal var, küçük deccal var. Büyük deccale büyük denmesinin sebebi küfrünün çok azgın olması değil, geniş bir coğrafyada ortaya çıkıp hükmetmesi. Ve onun tahrip edeceği din ise muharref bir din olması.
      Küçük deccal ise küçük bir coğrafyada ortaya çıkarak Şeriat-ı Muhammediye ve Şeair-i İslamiye'yi tahrip edecek. Öyle ki İslam ülkeleri yeniden istiklaline kavuşunca o tahripçi Süfyan'ın bid'a rejimini taklit ederler. Ve Süfyani (S.ü.f.y.a.n.i yani Süfyancı. Yani Marks-marksist gibi, Nasır-nasırcı gibi) vasfını kazanırlar. Bunlar aşağı yukarı biliniyor. Bin Bella-Burgiba-Kaddafi-Nasır-Baba Esed-Saddam-. Hepsinin özelliği şöyle: Askeri diktatör, tek parti hakimiyeti, İslam'ın hayatta görülmesine karşılar, kimi dini vicdana hapsetmeye kalkışır, İslami kuralları tanımazlar. Onları Bediüzzaman 1900’lerin başında şöyle haber verir: Cebriye-i küfriyye-yi askeriye. Peki onların ilki kim? Sonra büyük deccal ile küçük deccal arasındaki benzerlik nedir? Din düşmanlığı ve materyalist tek siyasi iktidar hakimiyeti. Dikkatinizi çekerim önce Sovyetler’de böyle bir rejim kuruldu. Sonra.
      O ehl-i keşif, kamil ehl-i keşif olsaydı, kulak dolgunluğu misali rivayetleri okuyup keşif diye sunmazlardı. Kim gibi mi? Mesela Dağıstani, mesela Kıbrisi, mesela Abdullah Hoca vesaire. Ve günümüzdeki benzerleri. Onlar hilafetin çökmesine yakın Rusların İstanbul’a kadar gelip 3 veya 6 ay işgal edeceklerini, daha sonra Osmanlının son orduları mağlup edilince Suriye’de gelen emperyalist güçlerin Türkiye’nin bir kısmını, güneyini işgal edeceklerini, hele İngiliz-GFGransız tahrikiyle YLunanlı’nın Anadolu’ya çıkışını okumuşlar. Ve olduğunu yani gerçekleştiğini tarihi ve siyasi bilgileri olmadığından hatta basiretleri bağlı olduğundan istikbalde olacağını sanmışlar. Hele Dağıstani, Baba Esed’in gölgesinde yaşarken onun Süfyan mukallidi olduğunu anlayamamış bir manevi büyük. Ya Kıbrısi Türk siyasetçileri için söylediğini, İslam’ın en büyük tahripçilerinden biri olan İngilizler için bir harf bile etmemiş. Niçin? Çünkü onlar ehl-i keşif mukallidleri. Yani rivayetleri okuyup kendi kendilerine keşif yapmışlar.

      Sil
    2. 2* Siyonistlerle İngilizler 1860’ta Osmanlı’nın yıkılması için anlaşırlar. Ve Rusya ile Osmanlı’yı çarpıştırırlar. Neticede Osmanlı ordusu Mason fitnesi sonucu eski gücünü 1826 sonrası kaybetmeye başladığı için mağlup olur. Ve Ruslar İstanbul Yeşilköye’e kadar gelir.

      Kur’an buna Tevbe Suresi’nin 40. Ayeti ile ebcedi olarak işaret eder. O ayet şöyle:“Siz Peygambere yardım etmeseniz de, inkâr edenler onu yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmiştir. O vakit iki kişiden biri olarak mağaradayken, o, arkadaşına 'Üzülme, Allah bizimle' diyordu. Nitekim Allah ona güven ve rahmetini indirdi, sizin görmediğiniz ordularla onu destekledi ve kâfirlerin dâvâsını alçalttı. Çünkü yüce olan dâvâ ancak Allah'ın dâvâsıdır; Allah ise herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.” Böyle olunca o mübarek ikilinin ahir zamandaki temsilcisi de aynı yardımıa mazhar olur.

      Bu ayetteki (Kafirlerin davasını alçalttı) cümlesinin ebcedi değeri elif-i maksure (ye) sayılarak 1876 eder. Dikkatinizi çekerim. Kevser Suresi hem Türklerin hilafet müddetini (484 yıl) hem İslam’ın galibane fütuhatının süreceği zamanı (1222 Hicri), hem Süyfan’ın huruç tarihine (1341 olarak) işaret eder. Edince de 1876’dan bir yıl sonraki mağlubiyet üzerine Cenabı- Allah artık davasının kendi halifesiyle yürütmeye karar alır. Ve o tarih, Halifetullah’ın doğum tarihi olur. Aciliyetine binaen bir asır önce doğar. Osmanlı yıkılırken o halifetullah bir gecede hem de Halley yıldızının gökte göründüğü gece melek-i İlham ile vazifeye hazırlanır. 1341 sonrası için.

      İşte 1341 tarihi sonrası bizim ehl-i tarik yer altına inmek zorunda kalır. Yani gizlenir. O tarihte sadece bir tek dini cemaat o Süfyan ile mücadeleye başlar. Onun içindir ki 12. Müceddid Mevlana Halid-i Bağdadi çok arzu etmesine rağmen önce müritlerinin sonra kendisinin Mehdi’yi arama çalışmaları boşa çıkar. Çünkü tasavvufi hizmet sona ermiştir. Cin Suresi’nin 16-17’inci ayetlerinin işaretiyle Hicri 1247 tarihine kadar aktif velayet hayatı devam eder. Bağdadi’nin vefatı da o tarihle tevafuk eder. Cin Suresi o tarihlerde tasavvufi hizmetinin zayıflamasına işaret ediyor. Ne zamana kadar Mehdi’nin dini ihya etmesi sonrasına kadar. Bu da 1430’lara falan geliyor.

      Onun için ehl-i keşif Mehdiyetin zuhuru esnasında ortalıkta görünemez. Onların tamamı o zaman gizlenir. Çünkü yasaklılar. Direnme de gösteremezler.

      Sil
    3. 3* İşte o Tevbe Suresi (ki Besmelesiz başlar ve İslam’ın harb-darb hükümlerini içerir) 40 ayetinin (kâfirlerin davasını alçalttı) cümlesi o silahlı cihad döneminin sonuna gelindiğinden Halifetullah aynı yıl dünyaya gelir. Dikkat edilirse o ayet 40. ayet. Yani 40 yıl sonra 1878-79 + 40 = 1918-1919. İşte Mehdi’nin bir gecede ıslah edildiği veya ıslaha başlandığı tarih o zamandır. Ki o tarihte Süfyan da huruç tasarıları içindedir. Bu cümlenin ayrıca çok ilginç tarihleri var. 1876-1877-1907-1937-1967. Bu tarihler o silahlı küfrün azgınlık tarihleridir. 1937 iki yıl sonra başlayacak 2. Cihan Harbi ile İslam’ı işgal eden ülkeler birbirine girme tarihleridir. Nitekim o ayetin sonu şöyledir: “Çünkü yüce olan dava, ancak Allah'ın davasıdır; Allah ise her şeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir” Bu ayetteki son kelime olan Hakim ismine mazhar Mehdi’ye işaret eder. O sırada Mehdi ıslah edileli 20, vazifeye başlayalı, yani 23 yıllık şahs-ı manevinin programını hazırlamaya başlayalı 12 yıl olmuş oluyor. Ve bütün ordusu ve gücü kuvveti ise 313 kişiden ibaret. Talut’un ve Bedir’deki asker sayısı kadar.

      Peki bundan sonra ne olur? Nur-u Kur’an sahipleri biliyor. Ama ehl-i tarik hala işin içinde değil. Çünkü ehl-i tarik meslek ve meşrep olarak dünyadan el etek çekip rıza-yı ilahiyi talip olan bir manevi ordudur. Onların güç verdiği Yeniçeri Ocağı masonların komplosuna kurban gitmiş. Gidince de Osmanlı 90 yıl sonra yıkılır. Ehl-i tarik Mehdiyetin dini ihya sürecinde ayağa kalkarak kendini tecdid eder ve 3. Fasılda ittihad-ı İslam’ın çok önemli bir rüknü olarak devreye girer. Sonra …..(susmak lazım)

      Bir de Nahl Suresi’nin bir işareti var, 96. ayet ile. O ayet 1938 sonrasına işaret eder: “Elinizdekiler tükenir; Allah katındaki ise kalıcıdır. Sabredenlere, ödüllerini, yaptıklarının daha güzeliyle vereceğiz.” Bu ehl-i İslam’ın ayakta kalan özelikle Mehdi ve mensuplarına verilen bir vaiddir. Bir sonraki ayet ise şöyle: “Erkek olsun, kadın olsun, kim mü'min olarak güzel bir iş yaparsa, Biz ona huzurlu bir hayat yaşatır; yaptıklarının daha güzeliyle de ödüllerini veririz.”

      Dikkatinizi çekerim, burada kadın için hayırlı iş yapmasının zikredilmesi ne anlama geliyor? Bediüzzaman’ın ahir zamandaki kadının rolünü vurgular. Hanımlar Rehberin’de ifade ettiği gibi “Kadınlarda o seciye-i fıriye (samimi ve halis kahramanlık) olan şefkat kahramanlığı bozulmamış. Bu seciye-i fıtriye ehl-i İslam’da ahir zamanda büyük bir hizmet ve hayat-ı içtimaiyede İslamiyet dairesinde bir esas olacağına” dikkat çeker. Merhum Ömer Lüftü Mete 2000’lerin başında yazdığı bir yazının başlığı “Ampulü kadınlar yaktı.” Yani erkeler değil. Çünkü erkeler kadının tesettür şeairinin gerçekleşmesinde kadınları yalnız bıraktı. Bu söz bana ait değil. Türbanı Türk kadınına armağan eden aynı zamanda bir Nur talebesi olan Şule Yüksel Şenler’e aittir.

      Sil
    4. 4* İşte bu ayet 1876-1879’dan itibaren azgınlaşan eza-yı kafiranenin 1939’da başlayan 2. Cihan Harbi ile erimeye başlıyor. Ve 1969-2019 arasında bir süruru mü’minunun yükselişe geçeceğine işaret ediyor. Aklını Irak ve Suriye ile bozanlar şunu dikkat etmiyor. Başbakan Tansu Çiller’in döneminde DYP grubunda konuşan eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, PKK ile yeterli mücadele edilememesini yeterli silah ve teçhizatın olmamasına bağlar. Ki o sırada ABD Türkiye’yi silah açısından İsrail’e mahkum eder. Ya şimdi? 28 Şubat, İslam’la bin yıl mücadele edecekler, 2007muhtıra krizi ve kapatma davası, FETÖ’ye rağmen yani fitneler sarmalı sonrası milli savunma sanayi ürünleri yüzde 9’dan 70’e nasıl dayandı? Bu bir günde olmadı. Üstüne üstlük 15 Temmuz Darbesi ile personel açısından zaafa düşmesi beklenen askeriyenin hayret bırakan savaş yeteneği. Adeta 1915 ruhu canlanırcasına 90 yıl gerici denen halkın duaları ve alkışları ile cepheye yüksek bir moralle gitmesi nasıl oldu?

      Bunu hala bekledikleri Mehdi ve Süfyan müjdecileri izah edemez. Burada gözden kaçan bir husus var. Bu husus neocon-siyonist odaklarla Meshiyetçi grupların ayırıştığı ve bu yüzden tam anlaşılamayan husus. BOP. BOP aynı zamanda bir ittihad-ı İslam projesi olmakla birlikte esas husus Müslüman ülkelerin ekonomik kalkınması ve demokrasiyle yönetilmesi amacıyla Rus ve AB blokuna karşı ABD-Türkiye ortaklığında Anadolu’un ekonomik yatırımların ana merkezi olarak tasarlanmıştır. Erdoğan, ABD dönüşü 2004 yılında yaptığı açıklamada Suudi ve Mısır’ın demokrasi projesine muhalefeti için bunun bir dayatma olamayacağını söyler. Ama o proje o tarihten 1.5 yıl sonra ilk darbesini yer. 2006’da İsrail’in Gazze bombardımanı ve işgali ile BOP fiili sona erer. Ve küresel sermaye üzerinden bölgedeki petrol zengini gelenekçi Arap ülkelerini Türkiye ile korkutarak BOP’u ortadan kaldırır. Dikkat edilirse bir yıl sonra (2007)Türkiye uzun süren bir krizler sarmalına dolandırılır. Yani BOP İsrail’in gayretleri sonucu ortadan kalkar, ama bizim bilgisizlerin ve ideolojik grupların ağzında sakız olarak kalır. Ve İsrail’e dayalı yeni bir BOP’un temeli atılır. Bunun nasıl olduğu Arap Baharı sonrası olyaları ile gördük ve görüyoruz. Ve bugün Suriye’deki kan dökülmesine petrol zengini Araplar’ın mali katkısı var. Hatta ve hatta Kürt devletinin 4 ülkeden koparılacak topraklarda kurulmasına onay vermiş olanlar var. Kimin yönetiminde. İsrail BOP’unun. Ehl-i keşfi bırakın bizim siyasi ve diplomasi cenahımızın bu konuda ne zaman bilgisi oldu acaba? Birkaç yıl önce mi?
      Tabi burada gözden kaçan bir husus var. İttihad-ı İslam Mehdiye ait bir proje. 3. Fasılda gündeme gelecek bir proje. Bu projenin sahibi Mehdi’dir. Çünkü Hilafet-ül Resul müssesesi ortadan kalkmış. O zaman Halifetullah’ın çabaları 3. Faslıda bunu hedef alır. Bu kez işin içine alem-i İslam’daki al-i İbrahim ve Muhammed’in (as) milyonları bulan efradı devrede olur. Ya İsrail BOP’unun veya Büyük İsrail Projesi? Hayır o olmayacak. Sizlere ömür.

      Sil
    5. 5*Çünkü Hz. Peygamber ahir zamandaki savaşın cephesini gösteriyor. “Şeria Nehri’nin bir tarafında siz bir tarafında Yahudiler savaşacaksınız.” Bu Peygamberi ihbardır. Yahudiler yani siyonistler dünya hakimiyetinin zirvesinde iken yıkılırlar. Bir anda. Peki bunun kılıcı kim? Koca imparatorluğu yıkılarak toprakları elinden alınanlara ait. Çünkü Weizmann’ın dediği gibi “20. Yüzyılda iki devlet kurduk. Önce TC sonra İsrail” Yani hakimiyetlerini adam açıkça İsrail’in kuruluşunda söylemiş. Ve İsrail'i ilk tanıyanlardan biz olduk. Yani? Ama biz görememiş anlamamışız. Çünkü Duhan.

      FETÖ’cülerin ileri gelenlerinden Aydoğan Vatandaş o zaman tam FETÖ'cü olmadığı sırada 1990’ların ortasında bir kitap yayınladı. Askeriye’nin milliyetçi kanadının tesiriyle. Muavenet Gemisi’nin Türkiye’yi İsrail’le işbirliğine zorlamak ve gözdağı vermek isteyen ABD’liler tarafından vurulmasından sonra. O kitabın ismi “Türkiye-İsrail Gizli Savaşı” O savaşın ilk ayağını İsrail kazandı. O kitapta PKK’nın İsrail tarafından Suriye Hafız Esed rejimi üzerinden desteklendiği biline biline stratejik işbirliği anlaşması yapıldığı anlatılır. Bu İsrail’in Türkiye üzerindeki ilk hakimiyeti değildi. Cumhuriyetimizi Selanikli Yahudi Türklerin kurduğu biliniyor. Sonra 1960 ihtilalinden beri hem istihbarata, hem de askeriyenin her şeye vakıflardı. Türkiye’nin değerli Dışişleri Bakanı ve Demirel’in akıl hocası Çağlayangil 1974 yılında verdiği röportajda CIA-MOSSAD-MİT’in sık sık bir araya gelip eleman değiş-tokuşu yaptığını anlatmıştı. Ve 28 Şubat fitnesi 1806’dan beri kazandığı savaşların sonuncusu oldu. Deccalin anası olan bu fitne milletinden ilk intikamı alan da Türkiye oluyor. Bugün cereyan eden olayların son halkasının ne olduğunu yakında herkes görecek.

      Şu unutulmasın dünyada her şeye hakim olan küresel sermayenin İsrail uğruna yaptığı bütün operasyonları 2007’den beri akim bırakan bir Türkiye var. Ayrıca onlara “One minute” çeken ilk ülke Türkiye oldu. İttihad-ı İslam’ı parçalamak için İran’ın İsrail aleyhtarlığı bir yerde Arapları İran’dan uzaklaştırma komplosundan ibarettir. İran-Irak Savaşı’nda İran’a silah İsrail üzerinden gidiyordu. Sonraki gelişmeler ise petrol zengini Arapları kazanmak için uyduruk “öcü” rolü verilmiştir. Bir de bölge petrolünün İran’ın mı İsrail’in mi üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması kavgasıdır.

      Afrin sonrası Türkiye ile İsrail’i bölgede açıkça yüz yüze gelecek. İsrail Kürt kartını 58 yıldır daimi kullanan tek ülkedir. Hatta bizim yüzümüze gülüp PKK’yı en etkili olarak desteleyen ülkedir. Bunu Çevik Bir 1996’daki İsrail ile yapılan işbirliği görüşmeleri sırasında yüzlerine vurulunca mosmor olmuşlardı. Aydoğan’ın kitabında bu var. Buna rağmen biz uyanamadık. O işbirliği anlaşmasının imzalanması sonrası hediyesi olarak Öcalan verildi. Bize verdkleri İHA’ların görüntüleri önce İsrail’e gidiyordu oradan bize geliyordu. İşlerine gelmeyeni servis etmiyorlardı Bu Kürt kartı onun sonu olacaktır. Nasıl mı? Bekleyin.

      Sil
    6. Bediüzzaman varislerini noter aracılığıyla tesbit ettirmiştir.Onlar da Hüsnü (Bayramoğlu) 2- Abdullah (Yeğin) 3- Ahmed Aytimur 4- Tillolu Said (Özdemir) 5- Seyyid Salih (Özcan).

      Yeni Asya yakın bir tarih kadar Nur talebelerinin sesi olmuştur. Sonraları özellikle 2000 sonrası bir takım çok muhataralı yollara sapmışlardır. Ama ondan önce din adına siyasete kalkışanların foyasını ortaya koymak noktasında Kur’an, Risale-i Nur, hak ve hakikat noktasında büyük bir hizmet görmüştür.Ve Türkiye’nin fecr-i sadık yolunda ilerlenmesinde hizmeti olmuştur. Hem dış hem iç bazı şer odaklarının Türkiye’yi vesayet altında tutmak için oyuncağı olan iki siyasi şahsiyetin Müslümanları aldatarak kandırılmasına set çekmiştir. Yani oy bölerek iktidar zaafiyetini önlemiştir. Bunlardan biri de sahte Mehdi bir makine profesörüdür. Hüsnü Bayram’ın Yeni Asya ile ilgili o sözleri gazetenin 2000 yılı sonraki yayınları içindir. O da siyasi noktadandır. Ve son derece haklıdır. Çünkü Risale-i Nur’un meslek ve meşrebi bellidir.

      Sil
  12. Abdurrahim çokgüngör beyin paylaşımları çok kafa karıştırıcı. kıssalardan ayetlerden ordan almış burdan almış hz mehdinin 38 yıl görev yapacağı kanısına varmış. ama hadislerde 5 yıl 7 ve 9 vs gibi yıllar geçmiş. 38 li hadis var mıki? Bana biraz tuhaf geldi.kısa ve öz .cevap bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hadislerde de 7 yıl ,evliyalarin sohbetlerinde de 7 yıl geçiyor

      Sil
    2. Hz.İsa (a.s) 40 yıl yaşayacak ondan sonra kıyamet süreci başlıyor

      Sil
    3. hiç de kafa karıştıtmıyor.

      Sil
  13. Youtube'ta maalesef herkes herkesin aleyhinde atıp tutuyor. Reddiyeler birbirini kovalıyor. Herkes hasmını iptal, tekfir ve tezyif ile meşgul... Içim daralıyor. Enerjimizi içe değil dışa sarfetmenin zamanıdır. Devletimiz ve milletimiz hem dahildeki hem de haricteki düşmanlar tarafından saldırı altında. Ordumuz uzun yıllardır sıcak savaşın içinde.. Hatta 15 Temmuzun amacı ordunun beryaraf edilmesiyle içimizde bir iç savaş çıkarmaktı.
    Eski bedevi duzeninde bile çölde kabileler hepsi birbirine düşman imen hariçten bir saldırı karşısında birleşip düşmanı def edinceye kadar iç anlaşmazlıkları unuturmuş. Şimdi bütün dünya bize düşman iken bizim islam kardeşliği altında birlik olmamız gerekiyor.

    YanıtlaSil
  14. Abd savaş gemileri karadenize geliyor

    YanıtlaSil
  15. BELED SURESİ-11 (fitne işgal)
    Felâk te hamel akabete. (Beled suresi 11) Bilinmelidirki beled suresi 90'ıncı suredir dolayısıyla kameri 1490 yılına hitap etmektedir Yani Hicri Muharrem 1439 miladi 2017-2018 yıllarına işarettir.

    -Felak: infilak patlama yarılma bir olayın zuhur etmesine işarettir.

    -Hamel: Koç burcudur. Ve merih yıldızını temsil eder. Merih yıldızına Allahu teala müslüman ve gayri müslimler arasındaki fitneleri ve savaşları yerleştirmiştir. Merih yıldızının bölgesi kudüstür.
    O zaman gelirsek Kameri Takvim'in Koç burcuna tekabül eden ay Aralıktır. Aralık 2017de kudüste müslümanlar ve gayri müslimler arasında bir fitne infilak eder ortaya çıkar. Ve olaylar başlamış olur. ve ilk zamanın hükmü tamam olmuş olur. Daha sonra Şems yılının müddeti gelir ve çatar. Şems yılında ise koç burcu 2018 Mart ve Nisan aylarına işaret eder. Bilinmelidir ki Ay kendiliğinden bir ışığa sahip olmayıp güneşin ışığını yansıtır. Dolayısıyla Kameri takvimin bölgesi olan kudüs Şems bölgesinin yansımasıdır. Şems Bölgesi ise Anadoludur. Koç burcunda Yani 2018'de Anadolunun akibeti belli olacak ve Fil ashabının işgali ile karşı karışıya gelecektir.

    -Bilmelisin ki dünya yedi kıta olduğu gibi Anadoluda yedi bölgedir. Anadolunun yedi bölgesinden her biri dünyanın yedi kıtasının birini temsil eder. Bu yüzden bu topraklar vaadedilen topraklardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bana soyluyorsan ben ebced hesabina bakmam.

      benim için olaylar kistastir.mesela deaşin sonu 3. cihan harbi ve sufyaninin cikmis olmasidir.

      turkiyeye bir israil saldirisi yada benzerini ben duymadim ne hadiste ne rivayette.

      turkiye yunanistanla savas sonra rus işgali ve amerikayla muttefik olarak rusu kovamak sonra amerikanin sufyaniyi öldurmuş olan mehdiyle savasmak istemesi ve bizim aradan çekilmememiz yuzunden çikacak olan amik savasi.

      israil yok.

      Sil
    2. bozkurt.verdigin tarihler mantikli.mart nisanda birşey olacak kesin gibi allahualem.

      son tahlilde esad in yaptigi hareketler rusyadan bagimsiz olamaz.rusyayi anadiluya işgale kurtler çagiracak diye keşfiyatta var.daha dun haber7.comda bir yazar pyd ye rusyanin gizliden amerikadan daha fazla silah verdiğini idda etti.rusyanin anadoluyu işgal edip akdenize inmesine yegane engel olan nato zirhindan turkiyeyi cikartmak için hukumete şantaj yaptigini dusunuyorum.

      Sil
  16. Süfyan bu sene geliyor galiba 1 ay edada süre tanındı ateşkes için ama bu esad gene rahat durmaz gibime geliyor o zamanda yolcu olabilir veya yolcu olmayı kabul etmezsek etmeyecek o zaman da öldürülebilir Allahu alem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ziya Paşa’nın ünlü Terkib-i Bendinden bir beyit:
      Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
      Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde.

      Yani birçok acemi müneccim gökte yıldız ararken gaflete dalarak yollarındaki önündeki kuyuyu görmezler. Öyle olunca bütün turfa müneccimler langırt diye kuyuya düşerler. Onun gibi ahir zaman ile ilgili rivayetleri, günümüzde tevil ve tefsir eden yüzde 90 oranında turfa rivayetçi türedi. Rasih ilim sahibi edasıyla ama gerçekte mahalle kahvehane seviyesiyle “Süfyan geliyor, Mehdi geliyor” haberlerini veriyor. Amma ve lakin langırt diye ahir zamanın kuyusuna düşüyorlar.

      Bunun küçümsemek veya başka bir maksatla yazmadım. Bu Mehdicilik kasırgası ne zamandır esip duruyor. 20 yıldır modern bir harem ağasının Mehdiliğine hazırlık için müstear isimle MHedi ile ilgili yazdığı kitap sonrası birden ortalığı turfa Mehdi rivayetçileri ortaya saçıldı.

      Halbuki ahir zaman eşhası yani portrelerini herkes bilemeyecek. Hatta Süfyan kendisinin Süfyan olduğunu bilemeyecek. Mehdi’nin kimliği de. Hakikat böyle olunca, acaba hangi yüksek ilminize dayanarak mı yoksa zanla mı Süfyan’ın geleceğini yazıyorsunuz. Çünkü gelmiş biri bir daha gelemez. Herkes kafasına şunu soksun. Süfyan Hz. Peygamberin ihbarıyla Hilafetin çökmesi ile ortaya çıkacak bir zındık-ı ekberdir.

      Suriye’deki olayları kim Esed’e bağlarsa ya kör, ya da cahil. Şu anda 60 ülkenin koalisyon askeri orada. Dünlanın 3 süper gücü orada. DAEŞ’i kuran, onlara Libya’dan silahları getiren ve ortalığı kan gölüne çeviren kimdir? PKK’yı 30 yıl Türkiye’de kullandıktan sonra ondan YPG’yi kim çıkarıp niçin baka coğrafyada piyasaya sürdü. Niçin? Neden? Maksat ne? 1990’larda hangi ülkede “Irak yetmez Suriye de 4’e bölünmeli” dendi. Halbuki bu NATO’lu müttefkilerin 1990’da aldıkları bir karar gereği idi. “Komünizm çöktü. Yeni hedef İslam” İlk hedef Körfez Operasyonu ardından 28 Şubat’ta Türkiye olmuştu. Sonra Afganistan ve Irak operasyonu başladı. Bölge kana bulandı. Bunun Süfyanla ne ilgisi var? Süfyan İslam dinini tahrip edecek ve dinsizliğe zemin hazırlayacak biri. Onu mağlup edecek olan ise Mehdi’nin şahs-ı manevisidir.

      Şimdi Süfyan’ın huruç zamanı değil. İki evladı Mesihiyet ve Mehdiyet tarafından öldürülen ancak hayatta kalan “ana”yı Lut Gölü’nde yok etme zamanı. Bunun başlangıç tarihi 2009. Kaderi kararın çıktığı tarih 6 Ekim 2017. Türkiye ise Mehdiyet’in temsilcisi veya kılıcı olarak Mesih’e yani Mesihiyet’e zemin hazırlıyor veya müttefikine işaret ediyor. Ya da üzerine düşeni yapıp iki neticeyi etkilemeye çalışıyor. 1-İttihad-ı İslam 2-Kur’an’ın emri olan “zillet ve meskenet”e gidecek olanı göndermek.

      Zannınıza dikkat edin turfa olmasın.

      Sil
  17. Muzaffer gökdemir bende öyle biliyorum ama bazı arkadaşlar hesap yapayım derken bazı hesapları kaçırıyorlar. Ordan alıyo buraya bağlıyor konuyu sonra 38 yıl görev süresi diyo. Ama hadislerde 7 yıl gibi rakamlar var. Esin örnek kardeş hadislerde 7 diyor. Abdurrahim abi 38 diyor. yani hadislerle çelişiyor çoğu konuşulanlar. Hadislere zıt kehanetler tahminler yapmamak gerekir. Önce ayet hadis. Sonra bağlantı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hüseyin Demir okuduğunu anlayabiliyor musun? “Oradan alıyor buradan alıyor” diyerek ilk mektep öğrencisi şaşkınlığı içindesin. Yani kısaca kafan almıyor. Yazdığım yazıyı iyi anladın mı? Anlamamışsın. Ahir zaman süreci ile ilgili Kur’an’ın ihbarları perdeli olur. Ancak ipucu var. İşari olarak o zamanın şahıslarına ve fitnelerine. Yalnız işari ihbarlar da gizli olur. Sen aklı başında birini bul sanao yazıyı izah etsin. Hz. Peygamber buyurmuş “Ümmetimin ömrü 1.5 gün” Bu ne anlama gelir?

      Kur’an’ın 3. Suresi’nin 38 ayetinin işaretiyle Mehdi’nin İslam Deccali’nin teşhis ettiği andan itibaren yaşayacağı süre 38. yıldır. O rakam Kur’an’ın işari ihbarıdır. Kur’an Zekeriya-İsa (as) çifti üzerinden Mehdi-Mesih zamanına işaret eder. Veya Talut-Davut üzerinden. O zaman ne zamandır? Türklerin İslam’dan, kılıcından, bayraktarlığından istifasından sonra. Sahi kim istifa ettirdi? O zaman ne olur? Senin gibi insanlar türer. Ayetin işaretini kahinin haberi gibi anlar. Veya bir başka yorumucu senin gibi hataya düşüp Mehdi’nin yapacağı hizmetten önce atak arkadaşını buldu. İşte ahir zaman böyle bir şey.

      Ha Mehdi ve Süyfan bekleyenler. Hz. Peygamberin ümmetine tanıdığı 1.5 günün bitmesine 66 saat, pardon 66 dakika kaldı. Belki de 66 saniye.

      Sil
    2. Mustafa Bey;

      İş çığırından çıktı.Lütfen müdahele edin.

      Hz.Mehdi'nin gelip-gittiğini ispatlamak/empoze etmek adına yapmadığı atraksiyon kalmadı. Yukarıda da Hz.Mehdi'nin 5-9 yıl görev yapacağına dair hadisleri hatırlatanları alakasız konulara girip acımasızca ezmeye çalışıyor.Mantık izan ise hak getire.

      Ali imran 38.ayetinin Mehdi-mesih'e işaret ettiğini iddia edip,ayet numarasının da Hz.Mehdi'nin görev süresine işaret ettiğini söylemek ne kadar doğru olabilir? Kendi Mehdi'sinin görev süresi hadislere uymayınca Kuran'dan 'işaretler' bulup,hadisleri ezmeye çalışıyor gibi görünüyor.Böyle bir metod asla kabul edilemez.

      Sitedeki yazılarına her geçen gün artan itirazlar, bu metodu kimsenin kabul etmediğini gösteriyor,zaten.

      Kendisine itiraz edenlere karşı kullandığı dil ve uslüp da affedilebilecek gibi değil.

      Abbürrahim beye daha makul ve kibar olmasını teklif etmenizin vaktinin geldiğini düşünüyorum.Bu yolla kazanmanın kaybetmek demek olduğunu hatırlatmalısınız.

      Hadi diyelim Abdürrahim beyin Mehdi'si belli, merak ettiğim siz de mi aynı fikirdesiniz ? Daha da önemlisi bütün NURCUlar da mı aynı fikirde ? Eğer böyleyse çok büyük bir probleminiz var demektir.NURCUlar bu "işaret"leri makul mu buluyorlar ?

      İsterseniz kendisine hitaben de yazabilirim ama bu yazımı lütfen yayınlamayın.

      Sil
    3. 1*Benim bir Mehdi adayım falan yok. Mehdici değilim. Mehdi kavgası yapmam. Bunun için dini bir emir yok. Ama gaybi bir haberin ürünü olan ve geldiği zaman kimsenin bilmeyeceği bir zat için benim 3 kaynağım var. 1-Kur’an 2- Hadis 3-Hz. Ali (ra). Resullah’ın, ilim beldesinin kapısı Hz. Ali’ye(ra) “Ben Kur’an’ın nüzulü için mücadele ettim sen anlaşılması için mücadele edeceksin” hakikatine binaen Mehdi’nin 1300’lü yıllarda 13. Müceddit olarak geleceğini bilirim. Çünkü bu 3 kaynak buna neredeyse sarahaten işaret ediliyor. O zaman Mehdi’yi bilsem ve görsem gidip ona “Sen Mehdi’sin” demem. Çünkü rivayet odur ki, “Biri Mehdiyim diyorsa o Mehdi değildir” Bu gerçek sebebiyle “evet o benim"“ sözü almayacağım için.

      Herkes oturmuş Mehdi üzerine ahkam kesiyor. Gelecek de gelecek. Hakiki Süyfan belli iken, Şam’daki bir diktatör taslağını Süfyani ilan edip hata yapılıyorsa düzeltmek lazım ki, zihinler idlal olmasın diye

      Eldeki veriler Mehdi’nin hemen hilafet sonrası ortaya çıkacağıdır. Hem de aynı tarihte. Buna dair bir düzine işaret var. Çünkü Siyaseten Müslümanlar mağlup oldu ve işgale uğradı. Ama din yerinde duruyor. Hilafetin saltanat-siyaset bölüm batmış ama Meşihat duruyor. İşte o Meşihat’ın temsili Mehdi’ye devredilir. Kim tarafından? Cenab-ı Allah tarafından. Onun için o halifetullahtır. Hilafet Türkler'den gider seyyid olan Mhedi'ye geçer.

      Yakın tarihte hiç bu kadar Mehdi üzerine palavra spekülasyonu yapılmadı. Sebebi. Bir Mehdi taslağı ortaya çıktı dedi ki: (önce) Mehdi 1400’de çıktı, yok yok Mehdi 1400’de doğdu. 1440’ta zuhur edecek. Ondansonra kitaplar yazdırdı, etrafına bir takım gençler topladı. Şurada buradan rivayetler aktardı ve kendine göre Mehdiliği için zemin hazırladı. Girin You Tube’a. Bir yığın 2019’da Mehdi gelecek palavra fabrikatürleri onun taraftarları. Bu yüzden ahir zaman Müslümanları arasında "yok o Mehdi değil, bu Mehdi" kavgasına başladı. Konu saptırıldı. Bunun böyle olması da Duhan denen gafletin herkesi kaplamasından.

      Ağzına Nurcu kelimesi almışsın. Aç Risale-i Nur’u oku, 60 yerde bu bahis geçer. Orada özetle söylenen şu: Mehdi’nin hizmeti 3 aşamada ehl-i iman ve İslam ile son aşamada Al-i Muhammed ve İbrahim (as) tarafından yapılacak. Örnek mi? Hz. Mesih 12 havarisi vardı. Biri çürük çıktı 11 havarisi o dini bütün dünyaya yaydı. Kur’an bunu teyid ediyor.

      Hz. Peygamber döneminde topu topu 100 bin sahabe vardı. Fütuhatı o yapmadı. Sahabeleri. Yani şahs-ı manevisi. Mehdi onun aynası. Onun gibi hizmet edecek. Herkes gaflette iken hizmet programını yapıp gider. Ve sonra cemaati, daha sonra öbür cemaatler derken bütün ümmet ve cemahirleri o programı bilerek veya bilmeyerek uygular. Kaç yıl dersin. Bir bakalım.

      Şimdi sana bir örnek vereceğim Necip Fazıl Kısakürek üzerinden iyi oku.

      Sil
    4. 2*Bediüzzaman ahir zaman hizmeti için der ki: İman-Hayat-Şeriat. Çünkü dinin bitme noktasına geldiği zaman önce ne yapılır?İman canlandırılır. İmanıbillah, iman-ı melaike, iman-ı kütup ,iman-ı resul ve imanı ahiret. Sonra iman hayata geçer. Yani İslam-i şair denen sembolleri. Nasıl mı? Bir örnek:

      Yıl 1950/16 Haziran. 18 yıl sonra Türkiye’de ezan yeniden aslı gibi okunmaya başlar. Menderes, ki Bediüzzaman onu İslam kahramanı ilan eder, ezanla ilgili kararnameyi M.Kemal'in Başbakanını Reisicumhur Celal Bayar’a gönderir. Ve ona haber gönderir “Ya imzalar, ya da başkasını başvekil seçer”. Uçağa biner Antalya’ya gider. Karar çıkınca döner.

      8 ay sonra: Yıl 1951. Şubat/9. Adnan Menderes İzmir DP İl Kongresi’nde konuşur. Bu konuşmayı Necip Fazıl Kısakürek çıkardığı dergide şöyle haber yapar:
      (Başbakan, gerçek Müslüman ve Türk çocuğu Adnan Menderes’in İzmir İl Kongresindeki konuşmasında birkaç cümleyi en ileri hayranlık ve ne büyük bahtiyarlıkla naklediyoruz:
      “Şimdiye kadar baskı altında bulunan dinimizi baskıdan kurtardık. İnkilap softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Mekteplere din dersini kabul ettik. Radyoda Kur’an okuttuk. Türkiye bir Müslüman devletidir ve Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün icaplarını yerine getirecektir”
      Bu cümleleri, muhterem ve muazzez Adnan Menderes’in şahsı buluşu olan tabirle inkılap softalarına gebertici bir tokat halinde çarpar ve Allah sırtında hükümet mesuliyeti taşıyan bir şahsiyetin ağzından bize bu sözleri dinletecek yeni bir devir yarattığı için hamd ederiz.)

      Haber bu. Yeni bir devir başladı diyen Necip Fazıl Kısakürek. Bediüzzaman 1911 tarihinde “1371’de fecr-i sadık doğacak, yalancı olursa 30-40 sene sonra” der. Aslında fecr-i sadık başlıyor ama ortalık karanlık. Biraz daha aydınlık 30-40 sene sonra veya 50 sene sonra. Veya 30+40 = 70 sene sonra. Niçin böyle bir yola başvurduğunu anlamak için gaybi haberin perdelenerek verilme icabını bilmeniz gerekir.

      Peki bunları kim yaptı? Mehdi yapmadı. knedi kendine oldu.

      O ezana tepki nasıl oldu: Bakın o ezan okunduğunda bir yüzbaşı olan bir darbeci 1960 ihtilalinden sonra Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşur: “Ezan Arapça okununca ihtilal kararın aldık” Bediüzzaman bunu kast eder. Peki neye dayanarak. İşte mesel bu. Devam edecektim yerim kalmadı. Şansına küs. Bilgi sahibi olmadan yorum yapma bir daha . Mehdi ile ilgili bende 100’e yakın Kur’an’i işaret var. Mehdi’nin hazırlanma devresi ise aşağı yukarı 10 yıl. Mehdi’yi en iyi bilen Hz. Peygamber ve Hz. Ali (ra). Onun ne yapacağını da. Mesih’in de

      Sil
    5. İnançların (hipotez) konusunda yazmak istemiyorum sitede senin inandığın gibi inananları üzmekten çekinirim.
      Ama üstü kapalı olarak anlatırsam, şöyle bir hipotez (inanç) var : Mehdi şudur, deyip sonra, ona bir mesih ,bir deccal ve süfyani tanımlanabilir. Ama tam tersine bir süfyani var üzerine inanç (hipotez) kurup, ona bir deccal tanımlayıp, öyleyse mehdi şudur (tez) diye bir iddiada bulunuyorsun. Mesih ise bu tabloda hiç yok. Necip Fazıl'ın yazdıklarından yola çıkarak Menderes mi ?Abdülhakim Arvasi'nin NFın bu yazdıkları üzerinde bir etkisi var mıydı ?
      Senin tez'ine göre Mehdi ve süfyan var ama deccal ve mesih yok. Deccaliyet (Komunizm) ve Mesihiyet (Demokrasi) var.
      Halbuki SSCBnin TRde etkisi hiç olmadı, komünist fikirler SSCB değil İngiliz kaynaklıydı. 1950lerden sonra 'ortanın solu'da SSCB ile ilgisizdi, İngiliz destekliydi. SSCBnin yıkılması da İngiliz 'turuncu devrimli' küreselcilerin işiydi.SSCBnin Rusya'ya dönüşümünden sonra 'sol' etkisinin azalması da İngilizlerin solu desteklemekten vazgeçmesinin sonucuydu. Liberalizmi propaganda etmeye başlamışlardı.
      Komunizme deccal, onu yıkana da mesih diyeceksek, her 2 sinin de ingiltere olması tarihin garip bir cilvesi miydi ? Yok canım, ne alakası var ? Yalta'da gizlice ABD-SSCB arasında kurulan diyalektik sonucu ortaya çıkan Demokrasi (ABD) komunizmle (SSCB) anlaşmışmış meğerse. Şimdi ise bu diyalektik küreselci-ulusalcılar (İngiliz-ABD)arasında kuruluyor, daha doğrusu kurulmaya çalışılıyor /savaşılıyor.
      Deccal ve Mesih şahsi olarak bu savaşın aktörleri mi olacak ? Yoksa bu yüzyılda olan olayları da Deccaliyet,Mesihiyet olarak mi tanımlayacağız.
      Bu inanç (hipotez) ve iddia (tez) den bir sonuç çıkar mı ?Bekliyoruz..
      Yazdıklarımın hepsinin sanki yahudilerin tarihi gibi olması,bu tarihin biteceği günü...
      O gün, mesih ve mehdinin günü /çağı olacak gibi görünüyor

      Sil
    6. Yukarıda Abdurrahim Çokgüngör'ün yazdığı bir paragrafta geçen ' .. Bediüzzaman 1911 tarihinde “1371’de fecr-i sadık doğacak, yalancı olursa 30-40 sene sonra” der. Aslında fecr-i sadık başlıyor ama ortalık karanlık. Biraz daha aydınlık 30-40 sene sonra veya 50 sene sonra. Veya 30+40 = 70 sene sonra. .. ' ufuk açıcı oldu.
      Üstadın 30-40 sene sonra derkenki bu tespitini bu şekilde anlamamıştım ..
      Şimdi bundan anladığım: 1371; fecr-i kâzib, 30 sene sonra 1401; fecr-i sâdık, 30+40=70 sene sonra 1441; gün doğumu inşallah .. bir de bunun işrak vakti var; güneşin ısı ve ışığı artık iyice hissedilir .. öğle vakti var; tepe noktasına varmıştır artık .. ve sonra zevale yüz tutmaya başlar .. Allah-u a'lem bissevab ..

      Sil
  18. "Bir kimse gider de verdiği haber konusunda kâhini tasdik ederse, Allah'ın Muhammed'e indirdiğini inkâr etmiş olur." (Tirmizî, Tahâret,102; İbn Mâce, Tahâret, 122; Ahmed İbn Hanbel, II/ 408).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. “Biz her şeyi apaçık bir kitapta sayıp dökmüşüzdür.” (Yasin/12)
      “Sana kitabı indiren de odur. O kitaptan bir kısmı muhkem ayetlerdir ki, onlar kitabın anasıdır; diğer bir kısmı da müteşabihattır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için müteşabih olanın peşine takılır da onu kendince yorumlamaya uğraşır. Oysa onların kesin yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinlik sahibi olanlar ise, 'Biz ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır' derler. Fakat bunu ancak selim akıl sahipleri düşünüp anlar.” (Ali İmran/7)

      “De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer/9)

      “Hadiste vârit olduğu gibi, "Herbir âyetin mânâ mertebelerinde bir zâhiri, bir bâtını, bir haddi, bir muttalaı vardır. Bu dört tabakadan herbirisinin fürûatı, işârâtı, dal ve budakları vardır" meâlindeki hadisin hükmüyle, Kur’ân hakkında nazil olan bu âyet-i kudsiye fer’î bir tabakadan ve bir mânâ-yı işârîsiyle de Kur’ân ile münasebeti çok kuvvetli bir tefsirine bakmak, şe’nine bir nakîse değil, belki o lisanü’l-gaybdaki i’câz-ı mânevîsinin muktezasıdır. ) (Birinci Şua)

      “Her bir ayetin müteaddid manaları vardır. Hem herbir mana küllidir. Her asırda efradı bulunur. Bahsimizde bu asra bakan yalnız mana-yı işari tabakasıdır. Hem o külli manada asrımız bir ferddir.” (Onbirinci şua)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  19. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  21. GEÇMİŞLER GELEÇEĞE SUYUN SUYA BENZEMESİNDEN DAHA ÇOK BENZER..
    İBN HALDUN
    Aralık 1917 Kudus’ün işgali
    Aralık 2017 kudus’ün başkent ilanı..
    Kasım 1918 İstanbu’lun işgali..
    Kasım 2018 …?
    Mehdi tek yılların birinde çıkar..9-1-3-5 (rivayette 7 yok)
    Süfyani kesindir..
    Süfyani ve Mehdi aynı yıl çıkar..İki yarış atı gibidirler..kendilerinden öncekilere galip gelirler..
    Süfyani Recep’te…Mehdi Muharrem'de çıkar..
    “Yeryüzüne ve üzerindekilere biz VARİS olacağız, biz. Ve bize döndürülecekler.”
    Meryem suresi/40
    “Andolsun ki; Zebur’da ve Zikir de, arza salih kullarım VARİS olacak diye yazdık.”
    Enbiya suresi/105

    YanıtlaSil
  22. Kardeşler çetin günlerin zirvesine doğru yaklaşıyoruz Allahualem.bakın çevrenize hadis inkarcıları sahte mehdiler,sahte hocalar ateist imamlar paraya kıza makama tapmış insanlar, bazı ayetleri reddedip 5 vakit namaz kılanlar itikadı sarsılanlar bilmeden nikahı bozacak cümleler kullanıp eşiyle bilmeden boşananlar dışarlarda açıkça zina kumar alkol eşcinsellik gibi durumların normalleşmesi dünya hırsından Allah sevgisine yer kalmaması vs durumlar var. sahte hocalar yüzünden gerçek Allah dostlarının kıymetini bilmiyoruz.nefs ve şeytan bize en zayıf noktamızdan vuruyor. Bugün Allah dostlarını cahilce sebepsiz yada nefsi sebeplerle inkar edip düşmanlık besleyenler yarın deccal çıkınca ne yapacaklar??? uyanık olalım Allahın emrine uyup sadıklarla beraber olalım. Kurtuluşun anahtarı budur.

    YanıtlaSil
  23. Temiz kalpli müttakî bir müminin ferâseti o kadar kuvvetli olur ki hadiseleri daha olmadan gidişâtından sezer. Ferâset bir algoritmadır ve salih bir müminde kâmilen bulunur.
    Atılmadıysa eğer, kolay kolay kuyuya düşmez mümin..İlginç olmakla beraber Yakub (as) ve Yusuf (as) kıssasın da bir çok soruya cevap vardır..Anlayana..!
    Yusuf’un Kardeşleri ,babaları Yakub (as) yusuf’u kurt parçaladı ve yedi deyib, gömleğini kana bulayarak getirmişler..Yakub (as) ne merhemetli kurt muş ki,yusuf’umu gömleğini parçalamadan yemiş! deyip onlara inanmamış..
    Yusuf öldü diyenlere hemen kanmayın..delillerini tahkik edin..deliller..!hayatın gerçekleri ile örtüşüyor mu.!?
    Yakub (as) Yusuf’unu ararken,atıldığı kuyunun önünden defalarca geçmesine rağmen onu bulamaz..Ama yıllar sonra onun kokusunu yüzlerce km öteden alır..Yusufun atıldığı kuyu kenan’a on km.. Yakub bulamadığı gibi.. kokusunuda alamaz Yusuf’unun.. ama ihtiyar halinde, kenan dan mısırdaki yusuf'un kokusunu alır..bulamadığı yusuf’un..evet akl’ı olanlar için ibretler var kıssa da..
    Kırk yıl ağlar yakub.. yusuf’u için..öyle ki gözlerine perde iner, göremez olur yakub..Melek gelir yabub’a der ki;Bir nebiye yakışırmı,mahluk olan bir kişi(yusuf) için, gözlerine perde inecek kadar ağlamak..yakub cevap verir..iyi ama Yusuf benim Allah’ı gösteren aynamdı..Melek der ki sadece Yusuf mu ayna..bütün kainat O nun aynası..yakub anlar,tevbe eder..vuslat’a erer..yusufuna kavuşur..
    Herkesin gözüne perde inmesine sebeb olan bir yusuf’u var..yusuf’u Züleyha gibi isteyen de var..yakub gibi seven de var..
    Yusuf’u ölenin başı sağ olsun.. Allah yusuf’una rahmet eylesin.. kendilerine de sabrı cemil ihsan etsin..
    Yusuf öldü diyen, kardeşlerinin sözü yalan çıktı.. Mısıra gittiklerin de Yusuf’u tanıyamadılar..!ta ki Yusuf kendini tanıtıncaya kadar...kalbi olanlar için ibretler var kıssada..
    Yusuf’un kokusunu alanlara müjdeler olsun..! vuslata erecek olanlar onlardır işte..
    Yusuf’u bekleyenlere..Müjdeler olsun..Hasreti ile göz yaşı dökenlere..Müjdeler olsun.. İbrahim’in gömleğiyle gözleri açılacak olanlar onlardır işte..
    Allah'ım, bir bekleyiş içinde olanlara beklediklerini nasip et!
    (Hz. Yakup a.s)

    Handan ol ki gönül visal ihtimali var
    Firkat kemale erdi kemalin zevali var..

    Selam tüm peygamberlerin ve müminlerin üzerine olsun..

    YanıtlaSil
  24. Cok muhterem Abdullah hocam sizin bahsettiginiz ehli kesif olarak belirttiginiz kibrisi icin ingilizlere hic laf etmedi diyorsunuz benim bu konularda fazla bir bilgim yok eger dedikleriniz dogru ise islama en buyuk zarari olmus muslumanlar arasina fitne sokmus osmanliyi parcalayan millet hakkinda tek soz soylememis. ayrica risalerin zamani gecmistir diyen birini e risaleleri saidi nursi hz.mezarinin basina koyun kendisi okusun diyen birine nasil ehli kesif veya evliya gozu ile bakarsiniz size hayret ediyorum ayrica Abdullah dedigininiz kisi de sizin pek iyi bakmadiginiz biri hakkinda sohbetleride kahraman olarak tarif etmekte yanlis diyorsa bu kisiler nasil ehli kesif olurlar ben anlamiyorum ben nurcu degilim ama saaidi nursi hz inanin kendimden cok seviyorum kendisi tahminimce islamin gelmis gecmis velilerinin en buyukleridendir biz buyuklerimizden boyle duyduk boyle inaniriz simdi ben bediuzzaman hz
    lerinin kitaplarinin zamani gecmis diyen birine nasil ehli kesif diyebilirim.lutfen bu konulari yazarken herkese ehli kesif veya velimidir iyice tetkik edin saygilarimla

    YanıtlaSil
  25. Duhan insaallah islamin en buyuk dusmani osmanli imparatotlugunu parcalayan ingilizlerin avrupa ulkelerinin basina gercek manada gelmesini bu ulkelerin sibirya gibi yasanmaz hale gelmelerini yuce rabbimden dulerim obur islam dusmanlarinin basina isaallah allah cc.izni ile metoor yagmurlari ile helak edilecekler bazilarini ise isledikleri gunahlar dolayisi ile insaallah Allah cc izni ile dabbetul arz vasitasi bilinmiyen ve tedavisi olmiyan hastaliklar ile helak etsin rabbim.amin

    YanıtlaSil
  26. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  27. Şikayetler çoğaldı. Farkındayım. Üslub konusunda zaman zaman hatirlatmalar yapıyorum.
    Okunurluk açısından ne kadar kısa o kadar iyi.
    Gönül kazanmak yada kaybetmek..
    Youtube da bakıyorum. Dehşetli bir rekabet..
    Bizim işimiz muhabbet ve ittifak olmalı. Ferden ve cemaaten.. Halbuki iptal, tekfir, tezyif gırla gidiyor.
    Gidişat genel olarak iyi değil.
    Kapatıp gitmek aklıma gelse de kaçmak istemem.
    İnsanın önüne seradan sureyyaya bir yol açılmış. Serada sebepler var. Serada herşeyi birbirinden ayrı gormekteyiz. Serada tevhid-i efal yapmazsak birliği bulamayız. A'la-yı illiyyine doğru tevhid basamaklarında varlığın tek olduğu görülür. Heme ost değil. Heme ez ost kaydıyla. Birlik kardesliktir. Bir olunca dusmanlik biter, muhabbet hasıl olur. Kalbde birlik hissi olmayanlar sürekli bir savaş ve rekabet içindedir. Kalbde tevhid var ise herşeyde birlik, incizab, muhabbet olur. Ümmet birlik ile olur. Kalblerin iman ile birleşmesi ümmeti teşkil eder.
    Maddi ve manevi bir harb ici deyiz.
    Seyhler, buyukler, ilim ve din adamları hep kavga içinde. Savaşın içindeyiz. Bir kenara cekilmedik. Ne haliniz varsa görün diyemeyiz. Ben dili ile konuşmuyoruz. Onun için kalbimizdeki cemaati bağlılığı da on plana koymadık.
    Düşman içimizde, sınırımızda, atlantik ötesinde ellerini ovuşturuyor. Belki şartların olgunlasmasını bekliyor. Bir ve beraber iken kimse bizi yenemezken korkarım manen kendimize beddua ediyoruz.
    Eğer kendimize çekidüzen vermezsek gidişat parlak değil.
    Yolumuzu hak bilelim. Hak budur diyelim. Hak yalnız benim yolum demeyelim. Kendi seyhimizi, ustadimızı, alim ve arifimizi sevelim ama onları abartmayalim. Muhyiddin-i Arabiye şeyh-i ekber diyen de olmuş şeyh-i ekfer de. Bazılarının üstadım hakkında kötü sözler söylemesi beni rahatsız etse de onu Allaha havale ediyorum. Çünkü hesap günü hepimiz suale cekilecegiz. Kendi derdim ve günahım bana yeter. Bir de baskasinin vebalini yüklenmek istemem. Kendimizi ateşe atmakta nu kadar heveskar olmayalım.
    Ben hiç kimseyi hedefe kouarak konuşmak istemiyorum. Kimseye de ayar vermek istemiyorum.
    Bırakıp gitmeyeceğim ama endişelerim var. Çünkü bir vakit sonra rüzgar sert esecek. Kısa sürse de pek çok koflaşmış ağaç devrilecek. Yeni taze sürgünler yada emir dinleyip bir avuç sudan başka icmeyenler savaşı kazanacak.

    YanıtlaSil
  28. ALLAH CC BUTUN MUMINLERI EHLI SUNNET YOLUNDA BIRLESTIRSIN INSAALLAH

    YanıtlaSil
  29. MEHDİ BEKLEYENLERE CEVAP:
    1*Umut Yılmaz ve Okan Aksu her şey Arapça bilmez, tefsirden anlamaz, Duhanaltı olmuşların tekelinde değildir.
    Bazı arkadaşlar da kafayı gelip gitmiş bir zata beklemeye takmışlar. Ne yapsak acaba? Mehdi'nin vazifesini Mehdi'ni şahs-ı manevisi olan bizler icra ediyoruz da göremiyorlar. Soruyorum 90 yıl niçin başörtüsü kamuda yasaktı? Okul ve sınav kapılarında hüngür hüngür ağlayan kızlara kim sahip çıkmadı.

    Hz. Peygamber 13. Asır.14. asır.15. asır demiyor. “Ahir zaman” diyor. Ahir zaman yekpare bir bloktur. Mehdiye ait bir zaman. Kimine göre 500 veya 300 yılı kapsar. 300 yıl daha akla yatkın. O 300 yılın ilk 100 yılında artık İslam’ın fütuhatı durur. Gerileme dinde de başlar. Bu dönem iki semavi dinin müesseselerinin Deccallerin ön karakolları mason-siyonist fesad komiteleri tarafından sarsılmaya başladığı dönemdir. Ne zamandı o? 1222’den 1322’ye kadar. Sonra Deccaliyet asrı başlayınca yani hakimiyeti onlara karşı Mehdi/Mesih çıkar.

    Madem H1222, yani 1806 yazdık. 13. Asırda yani Miladi 19. Asırda. O asrın alimleri ne diyordu:
    Mekke Müftüsü Ahmed Zeyni Dahlan, Futühat-ul İslamiye adlı eserinde Şeyh Selahaddin Essefedi’nin “Eş Şerhu Eş Şeceret-ül Nemaniye” adlı eserinden naklen yazıyor: “Eminim ki, bu Devlet-i Aliyyi Osmaniye Hz. Mehdi’nin zuhuruna kadar devam edecek” Yani Osmanlı yıkılınca (1918 veya 1923) Mehdi zuhur eder. Yani bir asır sonra Mehdi vazifede olacak. Peki ne zaman doğacak?
    İmam-ı Bestami, cifir kitabında Hz. Ali’nin (ra) delaletiyle besmelenin harfleri cifir ile hesaplanan tarihinde Mehdi’nin doğacağını haber verir. Bestami’ye göre bu tarih şemsi takvim ile 1255. El Kutb-u Şa’rani “Tembih-ül Eğbiyah” adlı eserinde “Asrımızın Müçtehidlerinden ve Evliyaullahlarından aldığı işaret ve remizlerde 1255’te Hz. Mehdi dünyaya gelecek. Hacı Zihni Efendi ise Meşahir-un Nisa adlı eserinde İmam-ı Şa’rani’nin verdiği tarihin 1255 olarak hesaplanmasının güneş takvimine göre olduğunu kamari hesabıyla 1294 olduğunu yazmıştır. Yani Kutb-u Şa’rani, Şeyh Aliyyul Havas ve Şeyh Muhyiddin-i Arabi gibi zatlar Hz. Ali’nin de ihbarı olan Besmelenin riyazet ve cifir olarak Mehdi’nin 1255’te doğacağına işaret etmişlerdir. Bestami ise bu tarihin güneş takvimine göre olduğunu kameri takvimle 129394te doğacağını belirtir. Her 33’te yılda bir yıl farkı 1255 : 33 = 1993 yıl

    Peki bu zatlar niçin ay takvimini değil de güneş takvimini kullanmışlar. Sebebi Hz. Ali (ra). O Besmele’nin 19. Harfi bitince Miladi takvimin güneş yılı olan takvimi kast ettiği için. Rum elinde çıkacağını belirdtmek için. 19. Asır biter Mehdi zuhur eder. Onlar da Hicri takvimi güneş ile hesaplamışlar. Kısaca 19. Yüzyıl bitince Hz. Mehdi’nin de asrı başlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada sondan ikinci paragrafın son cümlesinde sehven aceleyle bir hata oluştu. Doğrusu şöyle olacak. Ay takvimi ile güneş takvimi arasında 33 yılda bir yıl farkı var. Yani güneş takvimi 1255 yılını gösterirken ay takvimi 1293 yılını. Hesabı şöyle: 1255 : 33 = 38 + 1255 = 1293. Bu tarih Mehdi’nin doğum tarihidir. Yanlışlıkla 1993 yazmışım. Miladi 1993 tarihi Mehdi’nin şakirtlerinin o tarihten itibaren 1878-79 Harbi sonrası oluşan bir zulumat yani kaosu ve emniyet ihlali devrindeki hizmetine bakar. Bunun tevili başka bir mesele. Güneş takvimine göre derken Rumi Takvim kast edilmemektedir. Rumi Takvim 1839 sonrası düzenlenen ve uygulanan bir takvim. Burada güneş ve ay hesabı ile Hicretten itibaren geçen zamanı zamanı gösterir. İkisi de Hicri takvimdir.

      Sil
    2. MEHDİ GELECEK ve biz onun geldiğini bilmeyeceğiz.Mehdi hadislerindeki somut olaylardan geldiğini anlayacağız. Bu siteyi okumamızdaki amaç da mehdi dönemi ait somut olaylar hakkında bilgilenmek.Sen bu olaylara Mehdiyet etkisi diyeceksin, biz ise mehdi yaptı diyeceğiz.
      Peygamberimizin bahsettiği ahir zaman büyük alametlerin çıktığı dönem.1300lerde çıkmadı. 1400lerde çıkacak deniyor,bekliyoruz.Sanırım sen mehdi ile beraber geçen yüzyıl da bekliyordun büyük alametleri,olmadı biliyorsun. Şimdilik mehdiyet etkisini 100 yıla uzatmakla yetiniyorsun,yıllar geçtikçe sen de yıl sayısını artırırsın.
      Olmaz böyle matematik formülü varmış gibi şu olacak ,bu olacak denilmez. Somut olaylara bakarsın, hangi dönemde olduğumuzu anlamaya çalışırsın.
      Yazının başındaki duhanaltı tabiri çok çirkin. Dini bir terimi avam bir cümlede kullanmamalıydın. "Apaçık duman"dan bahsedilirken, soyut bir basının,propagandaların zihnimizi örtme etkisi anlamında kullanman zaten kabul edilemez,şimdi de kendi verdiğin anlamla sözde espirik yapmışsın. Keşke yapmasaydın.
      "Apaçık duman", dünya savaşının atom bombaları veya dünyanın eksenin değişmesi ile ortaya çıkan hercümerc gibi "somut" bir olayı anlatıyor,bence.
      Somut olayları soyutlaştırıyorsun, soyut olayları somutlaştırıyorsun.Ufak tefek ayrıntılarda boğuluyorsun. Hiç gerek yok,"bugün" de anlaşamıyoruz, "yarın" /ahir zaman konusunda bilgi lazım bize... gerisi abesle iştigal...

      Sil
    3. Mehdi bilinmeyecek değil, herkes Mehdi’yi bilemeyecek. Çünkü ahir zamanın meselelerini ve eşhasını bilmek nur-u iman ile mümkün olacak. Ahir zamanın en tehlikeli tarafı fitneler zamanı oluşudur. Bir münafık geliyor zemini bir asırdır hazır edildiği için aldatarak başa geçiyor ve şeriat-ı Muhammediye ile şeair-i İslamiye’yi tahrip ediyor. Büyük Deccalin yani küresel dinsizliğe zemin hazırlıyor. Bu arada kalplerdeki iman duvarlarının yıkılması sonucu Ye’cüc ve Me’cüc olarak tarif edilen anarşi ve terör ortaya çıkıyor. (Kur’an’in işareti:1961) Ve bütün bu karışık bir tabloda 750 yıl tasavvufun taklide dayanan dini anlayışı çöküyor. O zaman ne olur?

      Din yeniden inşa edilir. Bu din Hz. Peygamber’den sonra ilk defa bu kadar hem işgal, hem münafık iktidarı hem de fasık-ı mütehaccir (yani ahlakı bozan haramı-günahı hayasızca, utanmadan ve medeni yaşayış diyerek açıkça işleyen) yığınlarının topluca olduğu bir zaman yaşamamıştır. 1909 sonrası. İnsanlık tarihin en karanlık çağıdır. Şirki mağlup eden Hz. Peygamber’den sonra fitnelerin kaynaştığı bir zamanda zuhur edecek Hz. Mehdi dar-ül hikmet olan dünyada Hakim ism-i azamına mazhar olarak hizmet eder. Öyle ki herkes gaflette iken hizmetini yapıp gidermiş de kimse uyanmazmış. Çünkü Mehdi hizmetini dört dörtlük yapar ama uygulama cemaatine aittir. Bir diğer manada şahs-ı maneviyeye. Türkiye 1950 sonrası (dar-ül) neden çıktı bilir misin?

      Mehdi üç aşamada Mekke-Medine ve Hz. Ali’nin Kur’an anlayışı olgunluğuna erişmiş bir dini anlayışın ortaya konur. Bu bir manada tahkik-i iman veya sahabe tarzı velayet-i kübra mesleği üzere dinin ihyasını gerektiriyor. Mehdi’nin sırrı şu: O da bir iki keramet gösterisi ile kısa zamanda kuru bir kalabalığa peşine takarak halis hidayeti ihtiyar etmesi mümkün olamaz. Yani halis bir hidayeti seçme mümkün olamaz. Yani bir siyasi parti liderinin peşine düşülmesi gibi Mehdi peşine düşülmez. Mehdi zamanında istenen halis bir hidayeti seçmedir. Yani tahkik-i iman ile İslamın güzelliği, makul oluşu, hakkaniyetinden ve tam bir hak ve hikmet oluşu kabul edilerek halis hidayete erişilmesidir.

      Diyorsun ki: “1300lerde çıkmadı. 1400lerde çıkacak deniyor, bekliyoruz.” Decaller mi çıkacak. İslam dünyası mı işgale uğrayacak, hilafet mi ilga olacak, Kur’anlar köy meydanlaında, mı yakılacak, Hz. Peygambere “Arap oğlanı” mı denecek.Daha ne çıkacak. Yıl 1920, Çin’den Adriyatik’e kadar bütün Türk dünyası işgal altında daha sonra Deccal hakimiyitenin altına giriyor. Bunlar alamet değil mi? Aslanım dinin yeniden ihya olmasında zirveye tırmanıyoruz, sense alamet bekliyorsun. 100 yıl geridesin.

      Duhan tabiri bana ait değil. Duhan kıyamet alametidir. Duhan ahir zaman fitnelerinin cirit attığı bir dönemde gaflet demektir. Kanunlar izin verseydi Abraham İhsan’ın oğlu Süfyan ile Mehdi’nin adını ve yaptıklarını tek tek sıralar senin yüzünü kızartırdım. “Niçin bu kadar gafilim” diye. Duhan olmasaydı Süfyanı şıp diye tanırdın. Hz. Peygamber gayet açık söylemiş: “Son Halife Şam’da toprağa verilince” ayrıca Hz. Ali harfi inkılabına işaret ederek “Deccal çıkar Mehdi çıkar” demiş. Bu iki delil bütün rivayetlerin üzerindedir. Hepsini sıfırlar.

      Sil
    4. Yaptığın tek şey dini terminolojiyi oraya buraya çekiştirip,sündürmek. Özetle mehdi kalmadı, mehdiyet verelim diyorsun.. Verdiğin şey bile mehdi adına bazı olacak olaylar beklediğini gösteriyor. Bu olaylar için herkesce bilinemeyecek mehdi gelecek ve yapacak dememize neden itiraz ediyorsun.Aynı kapıya çıkmaz mı ?

      Senin bahsettiğin Büyük deccal küresel dinsizliği propaganda etti, diyorsun. TRde SSCBnin etkisi ne zaman oldu ki, varsa bir komunizm propagandası sabetaycılar üzerinden ingiliz kaynaklı. Süfyan etkisi olarak anlattığın olayların da komunizmle hiçbir alakası yok. İnglizlerle yapılan anlaşmanın sonucu. İngilizler (yahudiler) hem SSCByi hem de TRyi dinsizleştirdiler dersen mesele yok ama kafandaki modele uysun diye SSCByi büyük deccal olarak kabul ettiğin sürece yaptığın bütün analizlerin altı boş kalacak.

      Eğer Deccal türk ve islam dünyasını işgal edense, SSCB ne zaman TRyi yada ortadoğuyu işgal etti? Bizim gençliğimizdeki komunizm öcüsünden kendine bir Deccal üretmiş gibi görünüyorsun.

      Selanikteki "türkleri" mübadele ile TRye getirdiler, Karamandaki "türkleri" ortodoks diye yunanistana gönderdiler. Techir olaylarında boşaltılan ermeni mülkleri selanikli "türklere" dağıtıldı.Anadoluyu kendilerine vatan yapmak istediler. Yaptıkları bütün eziyetler halkın yahudi olmadığı için sabetaycı olamayacaklarına göre dinsizleştirilmesine yönelikti. Gayet de bilinçlilerdi. Yaptıkları hiçbir şeyin ne SSCB, ne de komunizmle alakası yoktu, bizi aydınlatacaklardı.Mason localarındaki aydınlatmalar gibi.

      Ortadoğu bibirine girmiş, 20 yıldır da sürüyor,daha ne kadar süreceği belli değil, hani mehdi döneminde yaşayacağımız "barış". Hala geçen yüzyıldaki felaketleri gösterip, bu yüzyıldaki felaketleri görmezden geliyorsun,inanılır gibi değil. Ortadoğuda bombalarda dümdüz edilmeyen şehir kalmadı, milyonlarca sivil insan öldü.Senin yazdıklarına bak,hayal aleminde yaşıyorsun.Sen dinin ihya döneminde yaşadığımızdan bahsediyorsun. Senin demokrat/mesihiyet dediği amerika bugün ortadoğuya mesih indi dediğin amerika mı ? Beyaz minareye inişini de amerikan uçaklarından atlayan paraşütlere "tevil" edeceksin anlaşılan.

      Ne olursun kendine gel, etrafına bir bak. Etrafında olup bitenlerin senin kafandaki kurgularla ne alakası var ?

      Deccal öldü diyeceksen, ingilizlerin ve arkasındaki putperest yahudilerin dünya hakimiyetini kaybedeceği günü anlarım.O gün ne zamandır, onları kim yener,bana bunlardan bahset. Ben de kıyamet alametlerinin ne zaman başladığını sana söyleyeyim.

      Sil
    5. Cahile laf anlatmak zordur. İlkokul talebesine atom bombasının E=mc2 olduğunu anlatmaya kalkarsan sana aptal gözüyle bakar. Sen kendi Mehdi'ni bekle. Onu hem devlet başkanı da yaparsın ve de ona kız bakar evlendirirsin. Sonra atlara atlar cihada gidersiniz. Senin kafan ancak bunlara çalışır.

      Mehdi gündüz devlet işi akşam karı işi yapacak ama şu gibi işlerle uğraşmayacak. Yapmayacağı şey şu: Esma’dan yansıyan yüksek ilahi sanatın cilvelerinin nakışları okunmasını ilim ve fenlerle öğretmesidir. Her şeyin mana-yı ismi ile değil mana-yı harfi ile değer kazandığını yani Cenab-ı Allah’ın ilim ve kudretine ve azametine delil olduğunu öğretmeyecek. Çünkü bu dinsizliğin engellediği Kur’an hakimiyetinin esas maksadıdır. İnsan oğlu bu dünyaya bütün ilimlerin ve terakkinin kaynağı Allah’ın kainatta tecelli eden isimlerini öğrenmek için gönderilmiştir. Bu özellik insana meleklerin secde etmesinin sebebi olduğu gibi iblis taifesinin ona engel olacağının sebebidir.
      İblisin bu maksadının destekçileri vardır. Münafıklar, dinsizler, Siyonistler ve kuklaları. Onların fitnesine Kur’an dikkat çeker. “Onlardan birçoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kadar da kötü bir şeydir! “Maide/62.” “(Onlar) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allâh da bozguncuları sevmez.” Maide/64 “İsrailoğullarına da kitapta şunu bildirdik ki, siz yeryüzünde iki defa bozgun çıkaracak ve büyük bir taşkınlıkla azacaksınız.” İsra/4

      Bunlar Nur-u Kur’an’ın fenerleridir. Fitneler zamanı ahir zamanda onların fitne kazanında pişer. Nur-u Kur’an’a sahip olmazsan bir şey anlayamazsın. Mesela Karl Marks Almanya’da doğar. Yahudi ileri gelenlerinin hazırladığı programı Londraya’a gider manifesto diye yayınlar. Sonra Almanya’daki Yahudi odaklar o manifesto ile Lenin’i yetiştirir ve Rusya’ya gönderir ve kızıl ihtilali yapar. Hadislerde ve rivayetlerde bu tehlike “hamra” olarak geçer. Orada Hıristiyanların dini inançlarını yok eder. Onları doğuran Yahudi askerleri bu kez hem Almanya ve Rusya’dan gelir Rusya’daki faaliyete paralel Selanik’te çalışır. Sabatay Sevi’nin köpekleri onlara yardımcı olur. Ve fitne kazanları kaynar. Mason Locaları münafık Türklerle sabatayistlerle dolup taşarak ve Osmanlı sonraları planlar yapar ve uygularlar. Mevlanazade Rıfat Bey bunu 1922’de bir kitapta ifşa eder. 1909’da Osmanlı Halifesini tahttan indirir ve Yahudi Köşkü’nde hapsederler. O sırada istikbalin Süfyanı Yahudi çocuğu Müslüman kimliğinde o ordunun içinde olur. Ve Selanik Hanedanı çalışır ve onunla hakim olur. Onların vazifesi Din-i İslam’ın sembol ve şeriatını yıkmak. Ve sıra marksit-leninst nesiller yetiştirmeye gelir.Onlar Türk üniversitelerinde kara cüppeliler tarafından yetişrilir. Ve dünyanın ilk sokak anarşistleri 1961’dan sonra sokaklara dökülür. Sonra sokaklardan dağa çıkanlarla tam tamına 57 yıldır Türk milletini korku ve dehşetle meşgul ediyorlar. Unutulmasın Ortadoğu'da siyonist vekili terör ve anarşidir.

      Hz. Peygamber buyurur “Deccal Yahudi’dir” Ölümü aptal yerine konan ancak Mehdi’nin hayat vereceği değil verdiği Türklerin elinden olacak. Yakında bu coğrafyada.

      Devlet başkanı adayı ve de damat bir Mehdi peşinden koşanlar bundan ne anlar?

      Sil
  30. 2*İmam Suyuti El Havi-lil Suyuti adlı eserinde iki hadis nakleder: “Mehdi kırk yaşına kadar, kendisinin Mehdi olduğunu bilmeyecek.” Diğer Hadis ise: “Kırk yaşından sonra Mehdi başa geldiğinde insanları kırk yıl daha irşad edecek.”

    Mehdi’nin geçireceği evreleri Bestami onu İnci Mücevher olarak:“O inci mücevher, sebep kapısından edep mektebine girecek bütün kainatın levh-i vücudunu okuyacak, ondan sonra mektebe-i teslimiyeye girecek görünen kainatı- levh-i meşhudunu okuyacak.”

    İşte Hadisler Mehdi’nin 40 yıl yuvarlak hesap, ayete göre ise 38 yıl irşadda bulunacak. Bunun 23 yılı eser telifi olmalı. Peki bu süreyi Hz. Peygamber ve evliya nereden keşfetmişler. Kur’andan. Mehdi-Mesih çiftinin temsil edildiği Al-i İmran Suresi’nden. O ayet ise şöyle idi: “Zekeriya da o sırada Rabbine dua ederek, 'Yâ Rabbi, bana yüce katından tertemiz bir nesil bağışla. Şüphesiz ki Sen duaları işitensin' demişti.” (3/38) Hz. Zekeriya yaşlılığında bir evlat istiyor. Ve ona Hz. Yahya (as) veriliyor. Onun gibi İslam’ın ihtiyarlığında Hz. Mehdi veriliyor. Peki onun paraleldeki diğer hizmetkar kim. Hz. Yahya’nın arkadaşı, Hz. Mesih.

    38. ayet Hz. Mehdi’nin hizmet süresini belirler. Hz. Peygamber de buna işaret ediyor. “40 yıl” diyor. Çünkü ıslah edilmesinden 2 yıl sonra vazifeye başladığı için ıslah tarihinden itibaren hesabını yapıyor. O yıl Süfyan ile yüzyüze geliyor. Onu teşhis ediyor.

    Şimdi Arapça kurallar dilidir. Mecazı var, belagatı var, fesahatı var, icazı var. Biri zikredilirken zıttı da kast edilir. Arapça’da çok rakam az rakamla ifade edilir. 100 yıl 1 gün de olur 1 yıl da, 7 de 700 yıl da olur, 70 yıl da. 9 yılda 90 yıl da olur 900 yıl da. Hz. Peygamber iki rakam daha veriyor. 7 ve 9. Mehdi’nin zuhurundan 90 yıl sonra hakimiyeti başlar. Yani şahs-ı manevi 3. Faslın icraatına başlar. Yani hakimiyeti. Bunun süresi ne kadar 70 yıl. Hesap bu kadar açık. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp.

    Ebu Davud, Kitab’ül Mehdi 4/170, Müsned 3/117’de Mehdi’nin 7 yıl hakim olacağını dair hadise yer verirken, İbni Mace Fiten’de bu süreyi 9 yıl olarak gösterir. Ancak Ebu Saidi’l Hudri’nin rivayet ettiği, Müsned’de yer alan bir Hadis’te “7-8-9 yıl” denir . Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetnamede bu sürenin 40 yıl olduğunu yazara.

    Bu kadar farklı rivayet niçin. Çünkü Mehdi’nin zuhurundan hakimiyetine kadar geçecek süre anlatılırken Hz. Peygamber 9 yıl der. Başka zaman hakimiyet süresi sorulduğunda 7 yıl der. Başka zaman sorulduğunda ise Mehdi’nin onlardan önce 40 yıl irşadda bulunacağını kast eder. Bunların hepsi bir konu için ayrı ayrı rivayet edilmiş. Birbiriyle çelişmez. Bir konunun ayrı yarı paragraflarıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi yazını bir okursan neden benim okurken "bırak, 3ü 5i" dediğimi anlayacaksın. İman, rakamlarla olmaz. Yazının 2nci paragrafındaki, "inci mücevher" gibi olmalı,şeksiz,şüphesiz...
      Mevhum-u muhalifi ile rakamlar, şek-li ve şüpheli iman göstergesi. Rakamlar işe girince soyut, somutlaşıyor, bence iman soyut kalmalı. Hele "işaretler" işe karıştığında, kasd olduğunu düşünürüm,böyle olmaz.
      Mehdi'nin görev süresi ile ilgili hadislerdeki, 7-9 yıl ifadelerini, 10dan daha az yıl görevli olarak anlarım ama hakimiyet süresi olarak yorumlayıp, 70-90 yıl anlamı çıkarmak, olacak şey değil.
      İman konularını, bir kasd ile rakamlarla zorlamak, soyut (kalbi) imanı, somut (zihni) bir matematiğe dönüştürür ki bilimin yöntemi tam da bu. Deccal'de bilimi kullanır mı,dediniz ?

      Sil
    2. Sen mazide verilen gaybi haberde Mehdi’nin geleceğine dair rivayete inanıyorsun, aynı rivayeti hem de daha güçlü rakamsal olarak zamanına bakan Kur’ani işaratı ve alim veya veli ihbarını kabul etmiyorsun. Ahir zaman olaylarının aklının kalıplarına göre olması beklenemez. Onlar 40 ayrı sosyal tabakaya anlatımı vardır. Niçin bütün Peygamberler gelince onlara inanılmadı? Senin gibi bir anlayışa sahip oldukları için.

      İddiana göre hangi rakamalar mevhum-u muhalifmiş. Sen daha rakamdan anlamıyorsun. Kendine güldürme. Sen göçebe yaşamış ve dili fakir bir milletin çocuğusun. Arapça ise insanlığın en mükemmel dili. Fesahat, belagat ve kurallar dilidir. Az sözle çok manalar içerir. Hz. Peygamber “Ümmetimin ömrü 1.5 gün” derken iyi ki sen o sırada orada değildin. Hemen “Öbür gün kıyamet mi kopacak” derdin kıt Türkçenle ve anlayışınla.
      Ahir zamana ait rakamlar müteşabih anlatımın gereği perdeli ve örtülü olur. Onun çözümü ise Rasih ilim sahiplerinin teviliyle olur. Ben çözüleni her iki takvimle naklediyorum ki anlaşılsın.

      Ahir zamanı anlamak için mutlaka 5. Şua’yı okuyacaksınız. Tarihte hiç kimse ahir zaman alametlerini bu kadar açık ve net izah ve tevil eden başka eser yoktur. Unutmayın Kur’an alem-i gayb ve şahadet kitabının müfessiridir. Kur’an’ın işareti gizli olur. Ama ayrı konuda bir kaç delil olursa o zaman serahat derecesine erişir.


      Sil
    3. Kendi yazdıklarını pek okumuyorsun anlaşılan, "inci mücevher" denilen "teslimiyet" halinden bahsediyorsun ama bunu muhatabına karşı malumatfuşluk yapmak için kullanıyorsun. Şeksiz, şüpesiz imanın rakamlarla ne işi olur ?

      "İman" dan bahsediyorum, sense beni "ahir zaman olaylarının aklımın kalıplarına göre olmasının beklenemeyeceği" ile itham ediyorsun. Kendi aklının kalıplarını siteye empoze etmeye çalışan ben miyim ? Sen misin ?

      Bunları yazmak istemiyorum ama "iman" ile "inanç"ı birbirine karıştırıyorsun. Yani bu kadar yazı ile "aklını" çalacağın 1 kişi bile olsa bu "inanç" olur, "iman" olmaz.İman kalbin işi, inanç aklın işi. Gittiğin yol nerden bakarsan bak yanlış ama bir türlü anlamak istemiyorsun, daha açık yazmak da istemiyorum.

      Daha genel olarak bir örnek vereyim. Akıl, malumun olacağı üzere ukl kökünden geliyor, "bağlamak" yani. Neyi bağlıyoruz ? Kalp ile zihni. Neden ? Zihin bir yere , kalp bir yere giderken şüphe doğar, şeksiz,şüphesiz iman için ukl-a gerek var. Ukl varsa zihne/rakamlara gerek var mı ? Zihin kalır mı ki ?

      Rakamlar zihnin işi, zihin varsa işler karışıyor.Bu durumda "zihin" bu 2liği 1lemek için uğraşıyor.Neyle? Bu kadar yazayım sen anla..

      Aslında benim birşey yazmama gerek yok,Bestami'nın söylediklerine alıcı gözle baksan benim mehdi derken,neyi kasdettiğimi, peygamber mesleğinden bir rayihayı hissedeceksin.

      Bizler o noktadan uzak olduğumuz için abuk subuk şeylerle ömür dolduruyoruz."Kıyamete 1.5 gün kaldığı" hadisi o kadar meşhur olmuş ki, hala neyini tartışıyoruz? Bak bakalım halimize, her yer atom bombası ve ortadoğuda kan gövdeyi görürüyor, bizim üzerimizde tepiniyorlar ama Batının 3. defa gene birbirini yemesi an meselesi.Sen hala ahir zaman alametlerinin "tevil"inden bahsediyorsun. Tevile gerek mi kaldı. Aç gözünü, akşam haberlerini izle yeter.

      Sil
  31. 3*Unutulmasın ümmetin ömrü 1.5 gün yani 1500 yıl. Kur’an’da bir gün bazen 1000 yıl olarak geçer. Bazen ise Yevmüddin olarak 50 bin yılı kapsar. Melekler arştan ferşe 1 gün olan 50 bin yıllık bir zamanda inerler. Dünyanın 6 gün de yaratıldığı belirtilir, bazen 6000. Bediüzzaman 50 bin yılın 1 gün hesabından giderek ebedi alemdeki Şems-ül Şumustan koparak bu alemimizin oluşması ve tahribine kadar geçen süreyi 126 milyar yıl olarak hesaplamıştır. Yani Big Bang’ten bugüne geçen süre neredeyse 126 milyar sene dolmak üzere. Çünkü sonuna geldi.

    Ahir zaman uzun bir süreç. Herkes aklını Mehdiye takar ama o Yahudi asıllı, bizden görünerek yalan söyleyerek bizi aldatan ve Şeriat-ı Muhammediye ile Şeair-i Ahmediye’yi tahrip eden sabatai Süfyanı kimse merak etmiyor. Onun kötü bir kopyası bile olamayacak biri nazara alınıyor ve yazı döktürülüyor.

    Herkesin tam bilemediği bir husus var. İslam dini iki ana koldan oluşur. Ehl-i akıl ve ehl-i kalb. Ehl-i akıl medrese geleneğini, ehl-i kalb tasavvuf geleneğini temsil eder. Hz. Muhammed Hz. Musa (as) kimliğiyle (Muhammed ve Resul) ve Kur’an gibi bir kanun ile geldiği gibi, İsa (as) kimliği ile (Ahmed ve Veli) bin mucize ve keramet ile geldi.) Öyle olunca hangi makamda konuştuğunu bilmek lazım. Süfyan ikisini de tahrip eder. Hem şeriatı hem tasavvufu.

    Hz. Peygamber ve Hz. Ali’den başka hiç kimsenin bilmediği bir Kur’an hakikatine dayanarak ve açıklayarak Hz. Mehdi irşadda bulunarak dini tamamlayacak. Ve bu sırdan herkes gafil iken yani iki deccalin hükmettiği bir zamanda vazifesini yapar ve onları mağlup edecek o hakikat ışığında programını vaz’ eder. Yani irşadda bulunur. Ondan sonra gelen bizler o hakikat ışığında her ikisini mağlup ederiz. 1990 ve 2008. 10 yıl sonra ise?

    Mustafa kardeş kötümser. Niçin? Muvaffakiyet kesret-i etmeda mı? Değil. Yani bir avuç Talut yani Mehdi mensubu bu hizmeti yapar da kimsenin ruhu duymaz. Fecr-i sadık için Bediüzzaman 3 şart koştu. İlki ile ikincisi arasında geçen süre tam tamına 64 yıl. Ama üçüncüsü için o kadar beklenmeyecek. Onun yüzde onu kadar. Öyle olunca bazı dindar kişilerin tangur tungur konuşmasının bir önemi yok. Fecr-i sadık sonrası hepsi hizaya girecek.

    Mustafa Kardeş ahir zaman fitnelere çağıdır. Fitneler art arda gelir. Mehdi ise fitne savardır. Mehdi’ye tabi olmayan fitneye tabi olur. Onun için önce Deccali bilmek lazım değil mi? Ahir zaman: Fitne-Duhan-Deccal-Dinsizlik-Tabiatperestlik-ahlaksızlık-Fesat komiteleri-terör ve anarşidir. Anarşi yalnız silahlı değil lafzidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mümkün mertebe inançlarla ilgili yazmak istemiyorum.Ben o inanca katılmasam da, inanç konusu tartışılabilecek bir konu değil,çünkü.
      Yaptığın en büyük hatan senin gibi inanmayanlara karşı yazdıkların."Sizin dininiz size,benim dinim bana, diyebilsen" hiçbir problem kalmayacak.Ama hayır,benim gibi inanmayan herkes gafildir demek sitenin ortasına bomba koymaktan farkı yok.
      Sana göre mehdi geldi-gitti ve hadisdeki gibi "haberimiz olmadı". Artık olan oldu, artık bundan bize ne der geçeriz ama diyemiyoruz, çünkü bu asırın kutbu/ gelecek mehdinin "yanına sürünerek de olsa gitme" fırsatını kaçıracağız demektir.Senin yüzünden bu asrın kutbundan/ mehdisinden de "haberimiz olmayacak". Böyle bir vebali nasıl taşıyacaksın.
      Gelip gitmiş mehdi namına bu asrın kutbu/mehdi konusunda fitne çıkardığını nasıl farketmezsin. Yazdığın her cümlenin ümmeti böldüğünü nasıl farketmezsin. "Kimseyi uyandırmayacak" mehdi adına herkese saldırmak da neyin nesi.
      Bu asrın kutbunu/mehdi beklememiz seni niye bu kadar rahatsız ediyor ? Son tahlilde mehdinin yapacağı olayları,sen de mehdiyet diyerek onaylıyorsun,zaten. Öyleyse neden tartışıyorsun ?
      Dini ve tarihi /siyasi konularda tevil adı altında farklı yorumlayabilirsin.Bol bol yorumluyorsun da zaten. Rakamlar üzerinden yaptığın yorumların kabul edilebilir bir tarafı yoktu ama bu sefer fizik/astrofizik rakamlarını çarpıtmaya başlamışsın.Big Bang, 13,8 milyar yıl önce olmuş.
      Gerçekten çok üzgünüm,hem senin ,hem de sitenin adına..

      Sil
    2. Bilgi sahibi olmadan yorum yapan perişan olur. Tıpkı kainatın yarı çapının çöplük olmuş bilgeyi göre 13.5 milyar ışık yılı olduğunun iddia edilmesi gibi. Yani yeni verilere göre kainatın çapının 165 milyar ışık yılı olduğunu bilmemek gibi. Hadi aslancık doğru cehalet vahasından bilgi ormana seyr-i süluk etki doğruları öğren.

      Daha eski ve modern astronomi bir çok gerçeği bilmezken Kur’an kainatın genişlemekte olduğunu 1350 yıl önce bildirmişti. Dünyanın yuvarlak olduğunu da. Kur’an adamı Bediüzzaman da Kur’an’a dayanarak kesin olmamakla beraber kainatın genişlemesinin 126 milyar yıldır sürdüğünü H1350-1930’da belirtmişti. Çünkü 25. Söz’de şöyle diyordu: “Elde Kur’an gibi bir mu’cize-i baki varken başkan burhan aramak aklıma zaid görünür. Elde Kur’an gibi bir burhan-ı hakikat varken Münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir? “ Tabi bu Hz. Ademle başlayan insanlığın vazifesi olan talim-i esma yani Allah’ın isimlerine bağlı fen ve ilimle hesaplamıştı.
      Beidüzzaman bu gerçeği ve daha başkaları da var söylerken o tarihlerde kainatın durağan olduğu bilinirdi. Ve izafiyet teorisinin kurucusu Einstein da bunu hararetle savunuyordu. Ama hatalı idi. O bir Yahudi. Ama Hıristiyan yani Katolik bir ilim adamı çıktı bir teori ortaya attı ve kainatın genişlediğini ispatladı. Einsetin’in o an sözü şaşkınlık içinde “O zaman bir Allah vardır” der. Daha sonra da “Allah kainatta zar atmaz” da diyecekti. Yani bir Yahudi’nin hatalı teorisin bir Mesihi çürütür. Yıl 1930’lar. Ve kainatın ilk tespitlere göre yarı çapı 13.5 miyar ışık yılı olarak hesaplandığı yıllar 1950’ler. Ama ilim sürer 1964’de çok önemli bir bilgiye ulaşılır. Ve ondan sonra geçen 50 senede çap, 50’ye derken 80’a sonra 100’e derken şimdi Kainatın çapının 165 milyar ışık yılı olduğuna dair teoriler ortaya atılır.

      Sil
    3. Komedi devam ediyor, yazdıklarını okumuyorsun anladık, ama anlaşılan okuduklarını da anlamıyorsun.

      Herşeyi birbirine karıştırmışsın. İlk yazında kainatın ömrünün 126 milyar yıl olduğunu yazmıştın. Nerden aklına geldiyse bigbang-dan bugüne kadar süre 126 milyar sene dolmak üzere.Çünkü sonuna geldi, demişsin. Neyse bu yazında kainatın ömründen/sonundan bahsetmekten vazgeçmişsin, kainatın 126 milyar yıldır genişlediğini iddia etmişsin,elbetteki gene yanlış.

      Bu yazında ise kainatın çapının 165 milyar ışık yılı olduğunu yazmışsın. Benim yazdığım 13.8 milyar yılı ise kainatın yarı çapı zannetmişsin. Kendi kafana göre yorum yapma, ben ne yazıyorsam o. Bigbang-den bugüne kadar geçen süre 13,8 milyar yıl. Senin bu yazında tornistan yapıp kainatın çapı olarak bahsettiğin rakam da yanlış. 150 milyar gibi haberler çıkmıştı ama son gözlemlere göre 93 milyar ışık yılı.

      Güzel soru şu ; 13,8 milyar yıl önce bigbang noktasından patlayan evrenin, bugünkü çapı nasıl olur da 93 milyar ışık yılı olur ? Senin rakamlarını, izahlarını boşver, doğru soru/rakamlar tam olarak bu. Bu sorunun cevabını anlayamazsan, ne yazdıkların çöplük olmaktan kurtulabilir, ne de benim yazdıklarımı anlayabilirsin.

      İşi toparlayamayınca gene konuyu değiştirip bu sefer de Einstein'dan bahsetmişsin, ne alakası varsa ? Evrenin genişlediğini 1920ler de ilk iddia eden Hubble'di. Yıldız hareketlerini filmlere kaydederken bazı yıldızların ışınımlarındaki kızıla kaymanın, yaklaşan ve uzaklaşan tren sesindeki değişimler dibi dopler etkisi benzeri olabileceğini yani ışınımları kızıla kayan yıldızların bizden uzaklaştığını iddia etti. O güne kadar evrenin genişlediğiyle ilgili herhangi bir bulgu ve iddia yoktu. Evrenin genişlediğine dair ilk gözlemlerdi.

      Einstein'in 'Allah kainatta zar atmaz" demişti ama bunu evrenin genişlemesi ile ilgili değil, Kuantum teorisiyle ilgili olarak söylemişti. Kuantum teorisinde parçacıkların "tesadüfi" davranışlarını bilincin (gözlemcinin) etkisini muhtemel olasılıklar olarak yorumlayan Kopenhag yorumuna (Bohr-a) karşı yapmıştı.

      Yazının sonunda, benim yazdığım 13,8 milyar yıl rakamına dair yaptığın açıklamalar çöp tabiki, 1930larda bu sayı verilmiş, daha sonra bu rakam yükseltilmiş vs. sen konuyu hiç anlamamışsın.

      Buna kadar palavraya rağmen, bana aslancık diyebilecek kadar kendini güven hayret doğrusu, Bu nerden geliyor ? Etrafında ne olup bittiğinin farkında bile değilsin, etrafındaki herkes söylediklerini/yazdıklarını sorgulamadan kabul ediyor/yutuyor olmasın ? "Ego" olmasın ?

      Sil
  32. Abdurrahim çokgüngör söylediklerinin çoğu hadislere zıt. Birde hadis yazıyorsun kaynak yok. Hz Mehdi geldi ve geçti ise dünya halen neden bu halde??? Hadislerde hz Mehdi zamanında çok büyük bolluk olacağı yazar. Oldumu öyle birşey?çok derin bakıyorsun hadislere yüzeysel bakıp düşünmeni tavsiye ederim. Birçok Alimin sözüne yazdığı kitaba yahudi eli değmiştir. Önce Ayet hadislere göre bak. Dar pencereden derin bakma. Geniş pencereden yüzeysel düşün önce. daha bikaç ay önce hz Mehdiyi bir veliye sordum şuan yaşıyor dedi. Sen gitmiş gelip geçti diyorsun.küçük deccal ve Mehdilerle büyüklerini karıştırma. açık ve net konuş madem geldiler isim ver.kısa ve net

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Sen müthiş bir adamsın. Leb demeden leblebinin lebenini (yoğurdunu) bile çakıyorsun. İnanılır gibi değil. Gözünden bir şey kaçmıyor. Nasıl oluyor hayret. Benim dini ve hadis palavrası attığımı bir sen bildin. Nasıl anladın? Hayret. Acaba şu sebepten olmasın.

      Biliyorsun Deccal gelince geçmişi maziyi inkar ederek İslam şeriatını ve ahlakını ve faziletini tahrip eder. Onun için Mehdi gelir. 1344-1926.Bu tarih Mehdi’nin fili vazifeye başladığı tarihtir. Bu tarih kesindir. Mehdi deccalin dünyevi zorbalığına maddi gücüne karşı manevi bir cihad başlatır. Dünyevileşmeye karşı ebedi aleme hazırlanmanın ve ebedi alemin hakikatlerini açıklar. Bunun ne olduğunu sadece iki kişi biliyordu. Hz. Muhammed Arabi Aleyhisselatü vesselam ve ilim beldenin kapısı Hz. Ali (ra). İşte o zaman yani dünyevi hayatta cebriye-i küfriye-i askeriye-i sabatiyenin zorbalığıyla İslam ve imanın hayattan çekilmesi sonucu eskiden birleşik ve birbirine bağlı olan iki göz ayrılır. Bu ayrılık insanlara da yansır. Bir mana gözü açık olanlar, diğeri Deccal kurbanlarının maddeye bağımlı gözü. Yani Halifetullah’ın gözü ve Deccalin gözü.

      İşte bilgi farklılığının işin püf noktası budur. O zaman ehl-i iman ve İslam ayrıca ilim sahipleri ile cahiller ve münafık ve küfriler arasında görüş açısı ve bakışı ayrışır. Büyük bir uçurum doğar. O zaman Deccal çarpıkları her şeyi maddede aradıkları için akılları gözlerinde olur. Göz ise maneviyatta kördür.

      Onun için mana gözü ile bakanlar için yazdıklarımın Deccal çarpığı ve kurbanların dünyasında palavradır. Görülmeyen şey gerçek olur mu? Seni bu açıdan kutlarım. Müthişsin. İyi gözün var. Hayrını gör. Mezardan sonraya ise Allah kerim der misin demez misin bilmem ama o zaman Cenab-ı Allah’ın kerimden başka Celal isminden gelen bir başka bir isim tecelli eder.

      Hz. Peygamber kıyamet için “yakındır” demiş. Ama 1439 sene geçti halde kıyamet falan yok? Yoksa o hadis yalan mı? Bir şey bakalım istersen:
      “Kıyâmet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nisbeten bin veya iki bin sene, bir seneye nisbetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Saat-i Kıyâmet yalnız insaniyetin eceli değil ki, onun ömrüne nisbet edilip baîd (uzak) görülsün. İşte bunun içindir ki, Hakîm-i Mutlak, kıyâmeti "Mugayyebât-ı Hamse"den olarak, ilminde saklıyor. İşte bu ibhâm sırrındandır ki, her asır, hattâ asr-ı hakikatbîn olan Asr-ı Saadet dahi dâimâ Kıyâmetten korkmuşlar. Hattâ bâzıları, "Şerâiti hemen hemen çıkmış" demişler.” 24. Söz

      İşte iki kelimelik bir hadisin bu kadar mükemmel ve ciltler dolusu hikmeti. Bunun anlamak için Hem Allah’a iman gözü hem de Kur’an gözü hem de Hadis gözü lazım. Bunların biri manevi diğeri ise iki kitapta yazılı. Şimdi sen bunu Deccale nasıl anlatırsın.

      "Kıyâmetin gerçekleşmesi ise göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır." (Nahl/77)

      Sil
    2. Ayıp yahu, hangi deccale anlatmaya çalışıyorsun ? Bu siteyi okuyan hiçbir kimseye deccallık atfedemezsin..

      Peygamber efendimiz kıyamet yakındır diyorsa yakındır, çünkü bizzat görüyordu.Bunun için ayrıca açıklama yapmaya, hikmet aramaya ne gerek var. Daha uzun yazarım ama zülf-i yare dokunmuş olurum.

      Astrofizik bilen herkes (bilmeyenlere atıf) dünyanın sonlu olduğunu bilir, hatta güneşin batıdan doğması konusundaki tezleri de bilir, hatta güneşin sonu geldiğinde genişleyip, dünya dahil gezegenleri nasıl yutacağı, sonunda beyaz cüce olacağını da bilir.Bizler ancak bugün bilim gözüyle de görebiliyoruz olacakları, yani bize ne anlatıyorsun ?

      Daha da önemlisi konunun kıyamet/dünyanın sonu ile ne alakası var ? Hüseyin arkadaş, mehdi ile beraber dünyayı dolduracak adalet yada büyük bolluk olacağına dair hadislere atfen mantıklı bir soru soruyor, verdiğin cevaba bak.

      Üslubun konusunda o kadar uyarıya rağmen, 2 gün sabredebildin, yazının girişindeki ifadelerin ne kadar çirkin. Anlaşılıyor ki eğer cevap vermeyeceğin bir konudan bahsedilirse hakaret etmeye başlıyorsun ve her zaman yaptığın gibi konuyu alakasız yerlere çekiştiriyorsun.

      Yazdıklarımı eleştiri olarak alma, senin yazını okuyan bir "göz"ün neler gördüdüğünü farketmen için yazıyorum. Halbuki kendi yazılarını göndermeden önce 1 tek defa okusan bu yazdıklarımı sen de farkedeceksin.

      Sil
  33. Herşey yolunda merak etmeyin... Abdurrahim aģabey herşeyi açik ve net yazmiş...anlamadiysaniz demek kendinez ile bir süre daha meşgul olmaniz lazim öyle bedavadan olmaz...sadece Mehdi as şahsina takili kalirsaniz olayi çözmeniz zor...Mehdi as ve Mwhdiyet sizin için ne ifade ediyor ilk önce oradan başlayin gerisi gelir inşaAllah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herşey yolunda, FG taktiği ima ve takıye ile de anlatılsa, anlatılanların ve beyin yıkamanın farkındayız. Mehdi as şahsına hiiiç takılı falan da değiliz. Kim ne derse desin, büyük bir samimiyetle hicri 1400lü yılların kutbunu bekliyoruz. Başka türlüsünün olması mümkün değil.

      Siz niye beklemiyorsunuz ? Kahredici soru bu değil mi ?

      Sil
  34. Dediğin gibi açık ve net konuşmaması,isim vermemesinde en rahatsız olduğum konu ; FETÖcüler de aynı şekilde davranırdı, isim vermez,ima ederlerdi. Elbetteki onların mehdisi FG idi.Bugün bile cezaevindekilere psikolojik destek için mehdiyi ima eden rüyaları kullanıyorlar.

    Bizler FETÖnün ibadet,ticaret,ihanet üçlüsünün en çok ibadet kısmıyla karşılaşıyoruz. Mehdi hadis ve FG hikayeleriyle en çok etkilenen bu kısım. Ticaret ve ihanet tabakasının bu FG hikayelerini nasıl kullandıkları, bugün cezaevindekiler üzerindeki etkisi çok bariz.

    Aynı taktikleri, ima yoluyla bir şeyleri empoze etme taktiklerinin bu site üzerinden bizim üzerimizde uygulanması çok rahatsız edici. Bizim verdiğimiz tepkilerden ne kadar etkilendiğimizin testinin yapıldığını duysam şaşırmayacağım.

    FETÖ, her konuda takiyeyi prensip edinmiş bir gruptu. Özellikle yönetici konumda olanların her konuşması takiyeydi. Gizlilik adına takiyeyi en başarılı uygulayan "uyanıklar" yükseltiliyorlardı. Takiye taktiklerinin bu yazılarla bizim üzerimizde de uygulanıyor olması ihtimal dışı değil. Belki bu yazıların bize tek faydası, bu "uyanıklar" , bizlerin de "uyanmasına" vesile oluyorlar. Uzun uzun yazılarla lafı gargaraya getirip, beyin yıkamaya çalışıyor, mehdi hadislerindeki sizin bahsettiğiniz konulardan dikkatimizi çalmaya çalışıyor.

    Belki açık açık yazmak ne kadar doğru bilmiyorum ama "gelip-gitmiş mehdi propagandası kimin işine yarar ?" diye sormadan edemiyorum. Sadece "uyanıklık" değil, bu kadar ağır propaganda baskısının altında daha başka şeyler olabileceğini gözden uzak tutmamak lazım.

    Batılılar önce "Medeniyetler arası savaş"ı önlemek propagandalarıyla ortadoğuya saldırıp, dinler hatta mezhepler arası savaşı başlattılar. Şimdi açık açık "tanrının elini kıyamete zorlamak" propagandalarıyla din savaşı yaptıklarını itiraf ediyor, her yönden saldırıyorlar. Bu dinlerarası savaş ortamında "mehdi geldi-gitti" demek, bu dinlerarası savaşın medya ayağında batılıların ekmeğine yağ süren bir "görevli" olmaktan başka birşey değil.

    FETÖ amerikalılara çalışıyor, İngilizlere çalışan birileri de olmalı ?

    Her yönden "uyanık" olmak lazım.

    YanıtlaSil
  35. Abdurrahim çokgüngör kardeş bak ben gayet sakin kibirsiz açık net bir şekilde durumu izah ettim. Ama gördümki kırıcı bir cevap verdin. Söylediklerinin yüzde 90 ı doğru olabilir ama hadislere lütfen kaynakta yaz. Bak halen hz Mehdinin kim olduğunu söylemedin. benim anlamam kıt bana böyle açık ol. Herkes senin gibi alim değil biz cahiliz. bu arada benim yorumlarım yanlış anlaşıldı sende konuyla alakasız cevap verdin.ben dedimki bir veli kulun sözü ile hadis zıt ise hadis dikkate alınır. Senin yorumların çok üstü kapalı ve bikaç kısım benim acizane gördüğüm hadislere zıt.bu sorulara cevaplamak istersen seni daha iyi anlarız. 1 hz mehdi şahıs mı? 2 hz mehdi şahıs ise geldimi? 3 geldiyse kim? 4 görev süresi kaç yıldır? 5 büyük deccal geldimi geldiyse kim? Kısa birer cümleyle ilkokul öğrencisine anlatır gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blokta “21 Kasım 2014 Cuma” tarihli “2013-2019 YILLARINDAKİ GAYBİ OLAYLAR” başlıklı yazıya yazdığım yorumda kaynak gösterdim. O yazının tarihi şöyle: (ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR1 Ağustos 2016 07:34) O yazının hemen başında kaynak isimleri var. Oradaki yorumları okursan senin gibi langur lungur edenler o zaman da vardı. Ve cevap vermiştim. O yorumların sonuna doğru gidersen görürsün.

      Sil
  36. Meryem yıldız sorduğum beş soruyu sende cevaplayıp üstün bilginizle bizi aydınlatır mısınız

    YanıtlaSil
  37. Ben gizli saklı konustugunu düşünmüyorum acıkcası. Sanırım MKA ve Bediuzzaman arasinda bu surec yasandı diyor. Baskada mehdi gelmeyecek ama mehdiyet zamanı yukselerek devam edecek. Ben bunu anlıyorum kendisinden. Hatta bana kalırsa burada cok acaip ucuk kacık yorumlar yapan arkadaslardan daha tutarlı konusuyor kendileri, bazı arkadaslar cidden yuzuklerin efendisi filmi gibi yorumluyor olaylari.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen lord of the rings..sauron deccal saruman sufyan ak gandalf isa aragorn mehdi.

      saçma ama benzemiyor değil.

      Sil
    2. Geçmişteki olayları yorumlarken kafasında hep dediğiniz "art niyet" var. Geçmişteki olayları hep bu "art niyet" üzerinden çarpıtıyor. Kimin mehdi, kimin süfyan,kimin deccal, kimin mesih olduğu konusunda hiçbir itirazım yok, yeterki lafı dolandırmadan delil göstersin. Lafla delil olmaz, ahiret dönemi olaylarından delil göstermesi lazım.Mehdiyet, mesihiyet gibi yorumlarla hadisleri "teville" sündürmeye mecbur kalıyor. Bu sebeple gelecekle ilgili hiçbir projeksiyonu yok. Geçmişte yaşıyor.

      Benim tezim çok açık, (şimdiki gibi) Ortadoğu çok karışacak, bu karmaşanın sonucunda müslümanlar kazanacak. Soyut (mehdiyet,mesihiyet) değil, somut olarak mehdi ve mesih hadislerindeki olayları yaşayacağız.

      Arkadaşlar bugünkü olaylardan yola çıkarak,(yakın?) gelecekte olacak, hadislerde bildirilen olaylara ipucu arıyorlar, aynen benim gibi. Olaylar başlamadan tam isabet ettrebilmemiz de mümkün değil elbetteki.

      Evangelikler, "tanrının elini kıyamete zorlamak" adı altında ahiret döneminin projesini,planını bile yapmışlar, gözümüzün önünde göstere göstere uyguluyorlar. Aslında yüzüklerin efendisi de bu planın bir parçası. Onların bu büyük prodüksüyonlarının yanında bizim yorumlarımız çok amatör kalıyor.

      Sil
  38. Saygideger abdurrahim bey mevlana halid zulcaneyn hz mehdiyi aramak icin muritlerini mekkeye medineye gonderdi fakat bulamadi diyorsunuz bu solediginiz nerede yaziyor .imam rabbani vefat etmis peygamberlerin velilerin kabirlerinin uzerinde nur bulunur derken mezardakilerin bile velimi peygambermi oldugunu bilen bir velilinim talebesi bediuzzaman hz ifadesi ile 19. yuzyilin muceddidi mevlana halid hz zamaninda mehdinin cikip cikmiyacagini mehdi cikinca onu taniyamiyacak kadar bilgisiz oldugunu inanmiyorum.zira mevlana halid hz kendisinden yuz yil sonra gelecek olan bediuzzaman hz bilerek on
    a kendi cubbesini vermeleri icin couklarina kesin bilmiyorum muritletine de olabilir vasiyet edermi idi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nur’un, renk skalasının her rengine ayrı cyansıması vardır. Ama biz sadece mor ve kızıl ötesi arasındaki yüzde onluk renkleri (7 rengi) görebiliyoruz. Diğer renklere Nur’un yansımasını göremeyiz. Mesela gece karanlıkta biz görmezken bazı hayvanlar görebiliyor ve ava çıkıyor. Alem-i misalin Nur’una şahit olmak her insana müyesser olmaz. Tasavvufi tabirat ve feyiz başkadır. Ehl-i hakikati bağlamaz.

      Unutulmasın Bağdadı 12. Müceddid. 12. asrın müceddidi. Ondan sonraki asrın Mehdi’nin asrı olacağı biliniyordu. Mehdi, farklı ve zorlu bir dönemin müceddidi. Ve hatem-ül müceddidin ve velayet-i kübradır. O diğer müceddidlerden daha faziletli olduğu için Bağdadi onunla görüşmek arzu etmiştir. Kutupların birbirine mülaki olması bambaşka bir histir. Ama Mehdi’nin makam yüksekliği sebebiyle ona mensubiyet söz konusu olabileceği için kader-i İlahi Bağdadi’nin makamını ibka için Mehdi’nin zuhurunu göstermediği gibi perdelemiş olabilir. Mevlana Halidi Bağdadi çok önemli bir zattır. Zaten öyle olmasa müceddid olamazdı. Ve eldeki veriler ondan sonra Mehdi asrı olacağını biliyordu.

      Burada şöyle bir husus var. Herkes onu atlıyor. Maddi cihadın durduğu ve gerilemenin başladığı tarih 1222. Ve 750 yıldır hükmeden tasavvufi geleneğin ve zamanının askeri Yeniçeri mason fitnesiyle çökertilmiştir. 1243. 4 yıl sonrada tasavvuf geleneğinin son mücediddi Bağdadi vefat eder. 1247. Bu 750 yıllık bir devrin sonudur.

      Bu tarih ayrıca nedir bilir misiniz? Saf Suresi’nin 14. Ayetinin (Bir zümre ise kâfir oldu.) cümlesi direkt Medine Yahudilerine bakar. Bu cümle 10 harftir, 10 yıl Yahudiler bütün delillere rağmen Hz. Peygamber’e inanmadılar. Ayrıca ebcedi 1247’ye bakar. Yani Medine münafıklarının devamı olan masonlar bu tarihte İslam Alemi’nde dinsizliği yayarak pozitivizmi Osmanlı’ya sokmaya başladıkları yıldır. Deccaliyetin bir nevi huruç tarihidir. Bu tarihle ilgili, bir şey daha var. İslam dünyasının 497’si ashab ve tabiin ve etbaa tabiin dönemini kapsayan öz maneviyat döneminden sonra başlayan ve 750 yıl süren tarikat tarzı maneviyatın sonudur. Cin Suresi’nin 17. Ayetinin “An zikri rabbihim” cümlesinin ebced değeri de 1247’dir. Aktif manevi hayat bu kadar zaman devam eder anlamına gelir. Bu tarihten 4 yıl önce ise Süfyan’ın ileri karakollarının ortaya çıktığı tarihtir. (Eğer insanlar ve cinler doğru yolda gitselerdi, Biz onları bol bol yağmurla rızıklandırırdık. Böylece onları nimetlerimizle sınarız. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Allah onu gittikçe artan bir azaba sokar.) Cin/16-17

      Bu tarih artık bir dönemin sonu yeni bir dönemin başlangıcıdır. Süfyan’a karşı çıkacak ehl-i hakikat meşrebinin Büyük Mehdisi’nin eli kulağındadır. Bu meş’um döneminde buluşma olmaz. Artık beşer sonun başlangıcına giriyor. Şu unutulmamalı müceddidler bu düyaya sohbet etmek için değil zamanlarının vazifesini ifa etmeleri zamanıdır. "Biz onlara bol bol su içirdik" 1444'e işaret eder."Bol su" manevi feyiz demektir. Mehdi'ye maddi manevi fütuhatlar yağdıracaktır. Allahü alem.

      Sil
    2. Mehdi geldiyse neden hiç kimse kendini kurtulmuş hissetmiyor ve neden dünya her geçen gün daha kötüye gidiyor? neden ümmetin çaresizliği ve güçsüzlüğü her geçen gün daha da artıyor? Mehdinin gelmiş hali bu ise gelmeseymiş daha iyiymiş... aklınızda bir senaryo var ve bu senaryoya Kuranı,hadisleri ve rivayetleri uydurmak için eğip büküyorsunuz.

      Sil
    3. 1300lü yıllardan kalma insanlar, 13.yüzyılın müceddidinin mehdi olduğunu düşünmüşler, mehdi son müceddid olacağı için , 14.yüzyılın müceddidi gelinceye kadar da öyle düşünebilirler (zannedebilirler) bir sakıncası yok aslında.Tek rahatsız olduğum konu, 14.yüzyılın müceddidinin geleceğini hem inkar, hem de nerdeyse gelMEmesi için duacı olacak halleri.Bu durum asla kabul edilemez.

      Herkes kendi şeyhini onurlandırmak için mehdi deyip,kıyamet dönemi hadislerindeki somut olayları görmezden gelip tevil yapmaya, tevil yapamadıkları müteşabih deyip nerdeyse reddetmeye kalkarsa işin içinden çıkmak mümkün olmaz.Gidilecek yol bu olamaz.

      Kıyamet dönemini, hadislerdeki olayların gerçekleşmeye başlaması ile farkedebileceğiz. Sadece 5-9 yıl görev yapacağından (14 yeya 15. yüzyılın) son müceddidi/mehdiyi, ömrümüz yeter mi, farkedebilir miyiz, bilmiyorum. Senin bahsetmiş olduğum, "ümmetin kurtuluşu hissetmesi" çok önemli bir kıstas olacak. Biz "kurtuluş"dönemini yaşarken, bu "kurtuluşun" mehdinin eseri olduğunu düşüneceğiz. Sanırım Mesih dönemi uzun olduğu için daha belli/bariz olacak.

      Başka müceddid gelmesin diye bir an önce kıyamet kopsun ister gibiler.Evangeliklerin "tanrının elini kıyamete zorlamak" planlarına ne kadar benziyor.

      Sil
    4. Hasan Hüseyin kibarca / üstü kapalı sormuş,elbette cevabı verilemeyecek bu soruya cevabını da her zamanki gibi alakasız şeylerden bahsederek geçiştirmiş.

      Problemimiz çok büyük. Hasan Hüseyin kibarca "1827ye kadar yaşayan Halidi Bağdadi, neden müritlerine mekke ve medinede çok sonra 1878de doğacak birini arattırsın ? diye üstü kapalı soruyor.

      Açıkcası üstü kapalı olarak böyle bir olayın olmuş olması imkansız demeye getiriyor,lisan-ı üslupla.Bu söylediğiniz nerede yazıyor diye de açıkca soruyor zaten,gelen cevap bu soruyla alakasız şeyler,kafa karıştırmak,soruyu unutturmak amaçlı taktikler,her zamanki gibi.

      Hele Hasan Hüseyin'in İmamı Rabbani'nin velilerin mezarının bile üzerindeki nurdan tanınacağına dair sözlerine cevap ne alaka ?

      Nur-un renk skalası üzerine yansımaları varmış,mor ve kızıl ötesi arasındaki renklerin %10unu görebilirmişiz, diğer renklere nur-un yansımalarını göremezmışiz.

      Her zamanki gibi her şeyi birbirine karıştırmış. Niye böyle yapar ? Bilmediği halde biliyor görünmek için ? Lafı uzatıp kafa karıştırmak için ? Kafasındakilerin doğru olduğunu zannettiği için ?

      Doğrusu şöyle, evren bir frekans cümbüşü, frekans çorbası. Biz gözlerimizle bu frekansların sadece %1 kadarını algılayabiliyoruz. Evrende renkler yok,gözümüzce algılanan frekansları beynimiz birbirinden ayırıyor ve bu algı farklılıklarına biz farklı renkler diyoruz.

      Nur-un renklere yansıması falan yok.Renk diye birşey yok,zaten.Alemi misalin nurundan bahsetmiş ama bunun ne anlama geldiğinden pek haberi yok anlaşılan.Bunu anlayabilse gerçeği farkedebilecek ama anlamaktan ziyade sadece nakletmekle /lafını etmekle ilgilendiği için gerçeği ıskalıyor.

      Hasan Hüseyin üstü kapalı olarak, anlattığınız olay palavra mı diye soruyor, cevap bu olaydan hiç bahsetmiyor,hiç alakasız olarak nurdan,tarihten bahsediyor. Bense Hasan Hüseyin kadar kibar olmadığımdan herhalde, açık açık yazıyorum nur hakkında anlattıkları da palavra

      Sil
    5. KARANDA KA
      "Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır." Şimdi kişinin akıl ve kalbine hatta ve hatta vicdan ve ruhuna ne tesir etmişse ona göre görür. Dünyevi gözle bakan onun etkilerinin göstermesiyle her şeyi kötü hisseder ve kötü görür. Manevi ve imtihan gözüyle bakan ise bir yerde Allah’ın, bir yerde Kur’an’ın, bir yerde Hz. Peygamberin gözüyle görür ve hayattan zevk alır.

      Sırrı-ı imtihana, hikmet-i ibhama tabi olaylar veya şahıslar ise ancak nur-u iman ve nur-u Kur’an’la bilinir. Çünkü ahir zaman fitnesi öyle bir fitnedir ki insanlık o güne kadar böyle bir fitneyi yaşamamış ve daha sonra da yaşamayacak cinsinden bir fitne. Böyle bir zamanda, “cebri” yani baskıcı ve zorlayıcı “keyfi”, yani Kur’an ve sünnete değil diktatör ihtiraslarına göre, “küfri” yani kafirane hüküm süren “askeri” yani silah zorunu kullanan bir şahs-ı manevi varken, Mehdi çıksa ortaya “Mehdiyim” dese ne olur?. Ye infaz edilir ya da gericilikten ipe çekilir.

      İşte o zaman gelince halis bir hidayet söz konusu olur. Yani insanların halis bir hidayete erişmesi için manevi cihada temessük etmesi lazım. Edince de perdeler bir bir kalkar ve ne olduğunu, ne olmakta olacağını ve ne olacağını görür. Va’di-i İlahi ile mesrur ve mutmain olur. O zaman haberi verilen ahir zaman eşhasını bir bir teşhis eder.

      Mehdi denen zat Halifetullah’tır. Bu nede demek bilir misin? Cenab-ı Allah’ın sevkiyle ve ilhamıyla eğitilip öğretilen birinin dini tamamlamak için vazife alacağı demektir. Hz. Peygamber dinin onunla tamamlanacağını haber verir. O zaman büyük bir Kur’an ve hadis alimi olması gerekir. Niçin acaba hiç düşündünüz mü?

      Sil
    6. Umut Yılmaz
      1*Sen dini kendi aklına göre anladığın yani ilim nevinden anlamadığın için çuvallıyorsun. Kafan basmıyor. 1300’lü yıllar Deccallerin asrıdır. Onların asrı bir asır önceden ta Hicri 1222’den Miladi 1800’ün başından başlayarak hazırlanır. 1222’de Osmanlı devletinin maddi ve askeri gelişmesi yani fütuhatı durur. Avrupa’da masonik güçlerin yardımiyle Fransız ihtilali başlar. Batıda siyasi-askeri-iktisadi-finansta-ilimde Yahudi hakimiyeti başlar. Bediüzzaman bunun siyonistlerin iki dinden intikamın alma başlangıcı olarak niteler. Yani Yahudiler hem İslam’dan hem Hıristiyanlık’tan intikam almak için iki dinin yayıldığı ülkelerde ifsada başlar. Bu aşama aşama olur. Bizde önemli tarihiler 1806,1826, 1839, 1854, 1878, 1903, 1907 1909, 1913, 1918. Bütün bunlarda siyonist ifsad komiteleri askeri ve sivil bürokrasiye sızarak 1909 darbesini gerçekleştirir. Bu Süfyanilerin ortaya çıkışı, 15 yıl sonra da Süfyan’ın ortaya çıkış zamanıdır. Buna huruç denir.

      İslam dini askeri işgaller sebebiyle tahribata uğrar. Rahmet-i İlahi beşere son bir şans vermek üzere Mehdi’nin zuhurunu, Mesih’in nüzülünü takdir eder. Yoksa 1924 veya 1945 tarihinde kıyametin kopması söz konusu olacaktı.

      Mehdi, Hz. Peygamber ve ashaptan sonra en faziletli kişidir. Bütün mezhep ve tarikat evliyasının ve kutupların üstündedir. Ve Cennetin 7. Seyyidi. Din onunla fütuhat Mesih’le tamamlanır.Yani Hz. Peygamberle başlayan dinin hakikatinin tamamlanması Mehdi ile sona erer. O son müceddid. Sonra velayet-i kübra sahibidir. Artık ne bir müceddid gelir ne de velayet-i kübra sahibi evliya veya kutup. 1300’lü yıllar Mehdi’nin tek başına şahs-ı maneviyi hazırlayarak hakimiyetine zemin hazırladığı bir zaman. Buna paralel batı aleminde ise Mesih’in hakimiyetine zemin hazırlandığı bir zamandır. Mehdi’nin kendisinin yani zatının değil cereyanının hakimiyetinin başlama süreci fecr-i sadık olarak nitelenen yeni dönemin başlangıcı 1441, Mesih’in hakimiyeti ise 1456. Bu 1506’ya kadar sürecek bir zaman şeridi. Sonra tekrar insanlar sapıtır. O son tarihten 20 yıl sonra son deccal ortaya çıkar ki, artık kıyamete çok yaklaşılmıştır. Hayatın bitmesi, dünyanın tahribin, denizlerin tutuşması ve bütün gezegenlerin birleşerek 150 milyon km. yarı çapında mahşer alanının inşası başlar. Ondan sonra buyurun hesaba.

      Böyle olunca 90 yaşında birin bulursanız size geçen asrı anlatsın. Eğer beş paralık vicdanının ve manevi gözünüz varsa oturur hüngür hüngür ağlarsınız. Din ve ahir zaman internet siteleri üzerinden öğrenilemez. Biz hür ve müstakil bir ülke değiliz. Bediüzzaman bunun için 3 şart öne sürmüş. 3. şart Ayasofya. Açıldığı gün bil ki, Türkiye’nin istiklal harbi kazanılmıştır. Bizim istiklalimiz ve hürriyetimiz izafidir. Türkçesi yarıda kalmıştır. Batıdan izinli ve vesayeti altındadır.

      Din ve dini kurallar ve dini hizmetler senin hüsn ü kuruntularına bağlı değildir. Hz. İsa (as) geldiği zaman onu inkar eden Yahudiler gibi düşünmemek lazım. Yani Yahudi kafası dünyevi şatafat ve şaşaa peşinde koşar. Onun için Hz. İsa (as) red eden Yahudiler zillet ve meskenete mahkum oldu Kur’an bunu böyle anlatır.

      Sil
    7. 2*Tarikatçılık ve tasavvuf 1247 tarihinde Osmanlı’nın yıkımına paralel geriledi. Bir nevi gizlendi. Bir çok tarikat şeyhi zamanında Süfyan korkusundan sesini bile çıkaramadı. Bu ülkede Kur’an’a külli yani kapsamlı yani istikbali kuşatacak şeklide iki dini şahsiyet hizmet etti. Biri zindanlarda eser telif etti, biri polis jandarma baskısından kurtulmak için maaşlı talebe bulup, şehirler arası trende seyahat ederek talebe yetiştirdi. O zaman senin deden kimin emrinde idi? Git mezarda hesap sor.Mehdi bir tarikat şeyhi ve tasavvuf erbabı değildir. Kur’an’ın işaretiyle 1247 tarihinde tasavvuf 750 yıllık bir hizmetten sonra duraksar. Ta Mehdi’nin dini ihya etmesi sonrası tekrar ortaya çıkar. Dini ihya edecek olan şeyhler hacılar hocalar değil. Mehdi. Ondan sonra diğerleri ihya olur. Yani ortaya çıkar ve ittihad-ı İslam’ı sağlanır. O sağlanınca hem yurtta hem alem-i İslam’da Mehdi'nin şahs-ı manevisi hükmeder.

      Senin kafanın almadığı bir şey var. Dini tabiratı, ıstılahları, kavramları bilmiyorsun. Mehdi’nin kendisi değil Mehdi’nin hakimiyet onun cemaati ve ehl-i iman ve İslam’ın ittihad etmesi sonucu 70 yılın içinde 5-7-9 yıl bunlardan biri kadar bir zaman hakiki manada İslam medeniyetinin verdiği imkanlarla tevhid hükmeder. Bunun zirve süresi olan bu 5 veya 7 veya 9 yıl 70 yılın içinde bir zamanıdır. O da 1441 sonrası olan bilinmeyen bir tarihte.

      Sen hadis alimi değilsin. Kur’an müfessiri de değilsin. İnternetin ilmi olmaz. O zaman bunlarda vaz geçecek ve Kur’an tefsiri okuyacaksın. Bunun da tek yolu Risale-i Nur’dur. Şualarda Bediüzzaman bir şey söyler. İslam dünyasının 1000 yıllık hatalarının Risale-i Nur ile tamir edileceğini belirtir. Çünkü Risale-i Nur hem Kur’an tefsiri hem iman yenileyici. Üstelik talim-i esma üzere. Yani Allah’ın isimlerine dayanan ilimlerle Allah’ı delil ve ispatla bilmek ve iman etme dersleri verir. Bu da onun Kur’an’ın manevi bir mucizesi olmasından başka, Kur’an’ın arşından gelmesindendir.
      Bediüzzaman bir şey daha tembihler. Risale-i Nur'un sadece müştaklara yani istiyenlere verilmesini ve okutulmasını. Zorla kimseyi verilmemesini ister.

      Ahir zamanın bir çok vartaları vardır. Yahudileşme yani dünyevileşme. Fitnelere düçar olma ki onun başında dinsizlik terör ve anarşi ile ahlaksızlık gelir.

      Dini ve kurallarını iyi bilmek lazım. Kur’an hem gaybın ve şimdiki zamanın keşşafı. Sen internet çocuğusun. İşin çok zor. Kendi akli ölçülerinize, dünyevi görüşlerinize göre dini ve dini hizmetkarlarını belirleyemezsiniz. Ahir zaman kişinin evinden sabah mümin çıkıp akşam kafir döndüğü bir zamandır.

      Sil
    8. Son allame-i cihan Mesela pardon örneğin dedik. İşte huzurunuzda. Nur öncelikle ışık demektir. Işık ise 7 renkten oluşur. Sonra Nur aydınlatması sebebiyle görmemizi sağlar. Daha sonra Tasavvuftaki manası ise ilimdir. Sonra Allah’ın isimlerinden biridir. Daha sonracığıma Nur, Sure ismidir.

      Mezarların nurlanması bize göre değil. Mezardakilere bir lütf-u İlahidir. Ehl-i kalbin yani evliyanın mezarlarının nurunu görme meselesi o yine ehl-i tasavvufu ilgilendirir. Ehl-i hakikati değil. Sonra evliya denince allame-i cihan akla gelmemeli. En basit manası ile evliya terk-i dünya, yani dünyanın bütün nimetlerinden sırt çevirerek kalb ayağı ile Allah’a yönelme hadisesi. Çok uzun tarifleri var. Kendini Allah’a teslim eden biri artık Allah’tan başka bir şeyi göremez hale gelir. Tabi bu da derecelere göre farklılık gösterir. Evliya olunca her şeyin hakikatine ereceği anlamı çıkmaz. Derece derece. Çünkü onlar esma ile terakkiyata yani seyr-i süluka geçer. Hepsi başarılı olamaz. Bir noktadan sonra bir berzaha gelir ve kabiliyeti el vermediği için duraksar. Makamı da. İstediğini istediği zaman yapma gibi bir hürriyeti ve istiklali yoktur. Unutmayın evliya kalb ayağı ile asfiya ki onlar evliyadan çok üstün akıl ile terakki eder.

      Öyle olunca her velinin her istediği ayağına gelmez, görmez. O izn-i İlahiye’ye bağlı bir husustur. Mevlana Halid alim ve veli bir zattı. Onun vazifesi o asrın icabına göre, şartlarına göre dini yenileme yani zamanın anlayışına göre yaşatmakla vazifedardı. Mehdi onun çok fevkinde biri. Onu görmek istemiş olabilir, ama Allah izin verirse. Mehdi bir fitneler asrında gelip dini tecdid değil ta esasında başlayarak ihya edecek ve sonra tecdidi edecek biri. Cennetin 7 Seyidinden yani efendisinden biri. Onun da işi gücü zamanının hizmetini yapmaktır. Her velinin mürşidi bir önceki zamanda doğan ve yaşayan biri. İstikbaldeki değil.

      Mevlana Halid önce müritlerini sonra kendisi Mehdi’yi aramaya gider. Ama onun ilmi o kadar sınırlı ki, Mehdi’nin Mekke-Medine’de çıkacağını sanmış. Halbuki Hz. Peygamber onun Horasanlıların yani Türklerin içinden çıkacağını haber vermiş.

      İlim nurdur. Nurun hepsine renklerine malik olmak yani bütün ilimleri bilmek mümkün değildir. O adamına göre değişir. İlim nur olunca içinde 7 rengi barındırır yani 7 temel ilmi de. O her ilim de bir esmaya dayanır. Mecaz olarak ifade edilen bir hususu anlamamanız sizin derdiniz.

      Sanki biri evliya olunca artık kainatın sahibi gibi mi hareket eder sanırsınız. Ondan zuhur eden keramet bile onun değil Allah’ın fiili, veya ihsanı veya taltifidir. Öyle ki, o kerameti gösterir ama keramet olduğunun bile farkında olmaz. Çünkü nefsi artık Allah’a yönelmiş. Çok az evliya keramet gösterip keramet gösterdiğini anlar. Hatta bazı veliler keramete mazhar olunca bir kadının muayyen gündeki utancı gibi utanırmış. Niçin?. Kibir ve gurur korkusundan. Herkes mesela pardon örneğin değil ki. Onlar asıldır. Aslı asıl olanlar anlar, örnekler değil.

      Siz laikçi cumhuriyet çocuğusunuz. İnsanlık tarihinin en cahil ve karanlık dönemi. Çünkü deccaliyetin hüküm sürdüğü bir zamanda insanlar gaflette olur. Cehalet dini açıdan diz boyu. Ayrıca önce oku ve öğren sonra bilgi sahibi ol ve yorum yap.

      Sil
    9. Başımızdaki en büyük belalardan biri aşırı yorumculuktur. Aklımızdaki bir senaryoya, dünyayla arzularımız arasında engel olan gördüğümüz ayet ve hadisleri aşırı yoruma tabii tutarak onu bir engel olmaktan çıkarıp yok ediyoruz. Kitabına uydurmakl denilen şey aşırı yorumculuk…
      Güzel bakıp güzel görmek” doğru bakıp doğru görmenin önünde bir engel ve hakikatin çarpıtılmasına bir gerekçe olarak kullanılıyor gibi… bence bir olguyu olduğu gibi görmeye çalışmak hepimiz için en faydalısı… özelde Müslümanların genelde de insanlığın durumunun iyiye gittiğini nesnel anlamda delilleriyle ispat edecek aramızda bir kişi var mı? Eğer Mehdi geldi ve kurtulmak böyle bir şeyse valla ben bundan hiçbir şey anlamadım… ben dünyaya bakınca sefalet rezalet çürüme görüyorum… dini cemaatler de buna dahil… fetöcülük bir zihniyet bir dünyevileşme projesi olarak bütün cemaatlere hakimiyetini kurmuş vaziyette….
      Sen mehdi geldi ve ben kurtuldum diyorsan benim buna hiçbir sözüm olamaz… fakat ben şunu söylüyorum kurtulmak buysa ben kurtulmak istemiyorum…

      Sil
    10. 20 yıl önce bu yazıları yazsan belki inandırıcı olurdu. Ama bugün dünya sahnesi, özellikle bizi ilgilendiren ortadoğu 20 yıl öncesine göre hiç beklemediğimiz bir durumda. Her 50 yılda bir dünya savaşı çıkarmak kapitalizmin açmazı,hatta mecburiyeti. ABD hegamonyasını devam ettirmek, diğerleri ise yeni hegamon olabilmek için ortadoğu petrollerine hakim olmaya çalışıyorlar. Batının kendi arasındaki hakimiyet / enerji kaynaklarına sahip olma rekabeti malesef her seferinde ortadoğunun başında patlıyor.

      Eski dönemi unut, bu yepyeni bir dönem, eğer senin de dediğin gibi ahir zaman dönemini yaşıyorsak ahir zaman hadisleri birbiri ardına gerçekleşeceği döneme girdik demektir. Ahir zaman hadislerinin ısrarla vurguladığı mehdi ve mesihin zamanı yani.

      Yazında sen de bahsetmişsin deccalin ne zaman çıkacağını, şu tarihte şu olacak, bu tarihte bu olacak tarzı ifadeleri asla kabul edemem ama deccal kiyamet öncesi dönemi gösteriyor. Bu konuda herkes hemfikir. Kabul edilmeyen komünizmi deccal diye tevil etmendi.

      Sana göre 100 yıl sonra hadislerdeki deccal gelecekse, onun döneminde mesih ve hemen öncesinde mehdi de vardır.Tarihini bilemem ama kıyametin hemen önceki dönemde çıkış sırasını mehdi, mesih, deccal diye alırsak, mehdiden önce ve sonra gelenleri de tarih skalasına yerleştirebiliriz.

      Evangeliklerin "tanrının elini kıyamete zorlamak" planlarının arkasında tevratta bahsedilen olayların tarihi sıralaması var. Aslında büyük ihtimalle amerikan vatandaşlarını savaş harcamalarına razı edebilmek için hazırlanmış bir proje. Bizim de ahir zaman olaylarına rasyonel bir bakış için böyle bir projemizin olması iyi olurdu.

      Ama nedense bir türlü ortak bir bakış açısı hazırlayamıyoruz. Mesela senin mehdiyet, mesihiyet iddiaların hadislerde yok ,hatta kıyamet için 1924 ve 1945 gibi iddaların ahir zaman tarihini altüst ediyor. Bu tür afaki iddiaları bırakıp rasyonel olarak hadislere göre bir ahir zaman tarihi yazalım ve tedbirli, uyanık olalım. Ama niyet farklı olunca anlaşmak mümkün olmuyor.

      Sil
    11. KARANDA KA
      1*Yorum başka, olanı izah etmek başka. Dinde realizm esastır, yani gerçekçilik, hakikat. İdealizm, hayalperestlik hüsn-ü kuruntu değil. Din kişiyi bulunduğu şartlardan sorumlu tutar ve imtihan eder. Bütün nebi ve resuller geldiği zaman onların muhatap aldıkları insanlar tarafından red edildiler. Peki dinleri nasıl yayıldı? Dünyanın yarısına hakim İsevilik topu topu 13 kişinin daha doğrusu 11 kişinin çalışması ile bütünü cihana yayıldı. Ve bu destansı bir mücadeledir. Yer altılarına, mağaralara sığınarak dinlerini yaşamışlardır. Anadolu onların mağaraları ile doludur. Hep sıkıntı ve korku içinde idiler. Ama onları mutlu eden Hz. Mesih’e bağlı olmalarının verdiği mutluluk onlara yetiyordu. Huzur ve rahat sebebi iman ve emrolunanı yapmaktan doğuyordu.

      Hz. Peygamber teşrif ettiler. 10 yıl bütün cemaati yani ona inan kadın ve çocuk dahil 40 kişi. Medine’ye hicretinden sora İslam ümmeti oluşmaya başladı. Kaç yılda. Bir asırda. Ve hep mücadele ve zorluk içinde. O zaman iki yüz bin Müslüman’a karşılık 200 milyon gayri müslim olmasına rağmen. Onlara sorsa idin diyeceklerdi ki “Biz mutluyuz çünkü Peygamberin sahabesi olduk, dine hizmet ediyoruz ve her gün sayımız artılyor” diyeceklerdi. Yani kalabalığın gayri dini hayat sürmeleri onları karamsarlığa sevk etmiyordu.

      Mehdi dini tamamlayacak bir zattır Bu kadar önemli bir zat, Nemurd veya Firavun’dan daha eşed bir deccalin ve takipçilerinin hükmettiği zamanda gelecek. Ne yapacaktı? Davul zurna ile taraftar mı toplayacaktı. Yoksa politikacılar gibi refah mı vaad edecekti. Anında hakim rejimin kılıcı ile kellesi giderdi. O tıpkı Hz. Musa (as) ve İsa (as) gibi bir program, bir esas daha doğrusu Kur’an’ın bir hakikatini esas yaparak dini ihya eder. O ihya da tıpkı Hz. Musa’nın (as) yaptığı gibi evlerine çekilecek veya İseviler gibi mağaralarda sığınarak dinini öğretecekti. Böyle bir halin sona ermesi ne kadar sürer sizce. Bitme noktasına gelmiş ve bu yüzden ölümlerin çoğu imansız olduğu bir zamanda nasıl ihya edilecekti bu din. Bu vazife yapılıyorsa demek ki mutluluk duymak ve güzel düşünme sonucu hayra yormak mutluluk vesilesidir.

      Fetih Suresi’nin son ayetinde bu şöyle tasvir edilir: “Onları rükûda, secdede, hep Allah'ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün. Yüzlerinde de secde izi vardır. Bu onların Tevrat'taki tasvirleridir. İncil'deki tasvirlerine gelince: Onlar filiz vermiş, git gide güçlenmiş, kalınlaşmış, nihayet gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider.”
      Fetih budur.

      Sil
    12. 2*Cebri-keyfi-küfri bir zamanda bu insana mutluluk verir. Çünkü muvaffakiyet de kaliteli mlü’mindedir, çoğunlukta değildir. Bir mü’min milyonlarca kafire bedeldir. Bu sana mutluluk vermeyebilir. Ama ehl-i iman ve İslam’a o ayette belirtildiği gibi hoşlarına gider. Şöyle iki manzara: İmtihana polis zoruyla alınmaya bir başörtülü kız Galatasaray Lisesi’nin kapısı önünde hüngür hüngür istikbali çalındığı için alıyor. Ama aradan 30 yıl geçiyor. Başörtülü bir başka kız sınava girmiş. Sonuçlar açıklanınca imtihanı kazanmış sevinçten gülüyor. Bu nasıl oldu? Ülkenin uyuşuk erkeklere rağmen.

      Acaba o uyuşukluk neden geliyor? Bir düşünelim. Ahir zamanda neden uyuşukluk olur. Fitneden. Bunun Arapça’nın veciz değil mecaz sanatıyla Duhan=Duman olarak ifade edilmiş. Kelimelerin bir sözlük manaları var. Bir de ıstılah denen yani deyim manası bulunur. Duhan Arapçada galip olan şerre, hakim olan şer anlamındadır. Bir manada gaflet demektir. Daha bir yığın manası var. Ahir zamanın fitnelerinden doğan bid’aların karanlığı ve dalaletin istilası hakikatleri görmeye mani bir gaflete hatta mü’minlerin manevi zevki almamasına sebep olur. O zaman fitne kurbanları karamsar olur. İnanın Türkiye şu anda Hz. Peygamber teşrifinden sonraki asrı arındıran bir asra giriyor. İcap edebilseydi bazı şeyleri saysam dilinizi hala niçin yutmadığınıza şaşırırdınız.
      Salih Özcan merhumu bir gün Bediüzzaman’a sormuş. “Üstadım ben Mehdi’ye görecek miyim” diye. Cevabı “Ona zemin hazırlarsan göreceksin” cevabını vermiş .Salih Özcan birkaç yıl önce vefat etmiş? Acaba o ne gördü? Ahir zaman fitnelerine karşı mukavim olma eğitimi alan herkes Mehdi’nin hükmetmeye başladığını anlardı. Hayat-İman-Şeriat fasıllarının 3’üncüsünde olduğumuzu. Mehdi bir sultan, bir diktatör, bir başbakan, bir cumhurbaşkanı, bir kumandan gibi hükmetmeyecek. Şahs-ı manevisi hükmedecek. Yani açıklayacağı hakikatle ile Tevhid hükmedecek. Bu hükmetme ise bir bez parçalı bayrak ile değil, kelime-i Tevhid’li manevi bir bayrakla özellikle batı ülkelerinden teslisin yerine alacak. Allah sizin kafanızdakine, düşüncelerinize, arzularınıza mahkum değil. O istediğini yapar. Sizin böyle bir kabiliyetiniz. Yok. Gelene tabi olmakla yükümlüsünüz. Yoksa imtihanı kaybedersiniz.

      Dinde cemaatleşme vaciptir. Desteklenmiştir. İki kişi bir araya gelirse biri imam olur, denilerek en küçük örneğini tarif etmiş. Dini cemaatler olmasa idi, biz şimdi ya proteston olmuştuk veya Sovyet Rus milletine taş çıkartmıştık.

      Bakın FETÖ’nün gereksiz bir cemaat olduğunu adını duyurmaya başladığından beri bilirim. Özellikle 1990 sonrası ise tavır alarak. Ha diyeceksiniz ki birileri beğenmiş. Duhan kurbanları böyle olur. Hiçbir cemaat mükemmel değildir. Eksiklikleri olabilir. Başka sapık bir cemaat gösteremezsiniz.

      Burada ben değil ümmet kurtulacak. Alma önce Deccal fitnesine maruz kalan Türk kurtulacak sonra alem-i İslam’a sıra gelecek. Onun da şartları ve oluş şekli ayrı bir konudur. Önce İsrail ortadan kalkacak. Şimdi iş oraya gidiyor. Size göre Mehdi gelmedi. Tamam gelmedi. Hadi ona zemin hazırlayalım.
      Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
      Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
      Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
      İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
      Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'
      Davransana... Eller de senin, baş da senindir!/M.AKİF ERSOY

      Sil
  39. Netenyahu arabistanın hava üssünü mart sonunda açacağını bildirdi inşallah siyah sancaklılar fazla sürmeden çıkar yoksa iran harap olur

    YanıtlaSil
  40. Merhaba öncelikle uzun zamandır bu siteyi inceliyorum sadece takip ediyorum kim ne düşünüyor kim ne bekliyor bazen çok gereksizler sorular soruluyor ve bazen de çok kırıcı şeyler söyleniyor herkes aynı amaç için arayış içindeyse bu öfke bu kırkınlık niye herkes biraz empati yapsın söyledikleri nereye varıyor diye biraz esnek ve geniş düşünelim.Ve asıl konu Hz.Mehdi yaşıyor yalnız daha ifşa olmamış ve henüz tam bilmek istiyorsak öncelikle iyi bir kul olmamız gerekiyor ha onun askeri mi olmak istiyoruz peki biz buna hazırmıyız peki şimdi geldi ve onu tanıdık diyelim koşulsuz ona biat edecekmiyiz malımızı mülkümüzü ailemizi ve dünyayı bırakıp peşinden gidebilicekmiyiz gerçekten sahabeler gibi olabilecekmiyiz bunu kendimize bir soralım hazırmıyız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah nasip ederse haziriz butun varligimizla.

      Sil
  41. abdürrahim çokgüngör kardeş ilim tekbaşına yeterli değildir.önce edep. Langur lungur konuşuyoruz demek.çok kırıcısın.biraz açık sözlüyüm ama cevabı hakaret olmamalı.senin adına çok üzüldüm.risale Kuranın balıdır tasavvufta yağı. Bal güzeldir ancak yağ olmazsa olmazlardandır. Hele ki yağ ile balı beraber götürenlere ne mutlu. Unutma şeytan aleyhilane de büyük alimdi ilmi onu tek başına kurtarmadı.fetöde aynı şekilde.zamanla görülecek inşallah

    YanıtlaSil
  42. arkadaşlar abdurrahim beyin açıklamaları gayet fasih ve net..Bazıları halen mehdinin geleceği umuduyla kendini ve başkalarını kandırıyor..Ne kadar kısır bilgi ve dar açıyla bakarak birde abdurrahim beye saldırıyorlar..Gerçekleri görmekten aciz olduklarını ortaya koyuyorlar..Hepimizi aldatan, atalarımıza ve gelecek nesillere en büyük darbeyi vuran süfyana karşı halen yüksek bir muhabbetle bağlılık içerisinde olan bir topluluk var..Daha süfyan gerçeğini bilmeyen mehdi meselesini hiç anlayamaz..Gerçekleşen toplumsal olaylarla Kuran hakikatleri çerçevesinde ahir zaman hadislerine isabetli yorum getirmek ancak rasih ilim sahibi insanlarla mümkün olur..Bu sitede kendisi rasih olmadığı halde hadsiz rasih ilim sahibi gibi yorum yapan arkadaşlara Allah akıl fikir feraset ve gerçekleri kavrama yeteneği versin..Bu konuda abduurahim beyin açıklamarı çok tatminkar ve ciddi dayanakları olan açıklamalardır..Var olasın abduurahim bey..Aşkla ve şevkle takipcinizim..Rabbim gerçekleri hepimize göstersin..Aminnn.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes kendi şeyhine mehdi diyor. Şeyh uçmaz, mürid uçurur misali. Doğru terminoloji önceki asırlarda geldiği gibi 1400 lü yılların müceddidi, eğer dünyanın ömrü varsa 1500lü yılların müceddidi gelecek demek lazım.

      Kıyamet hadislerinde ismi geçtiği için bizim mehdi'yi beklediğimiz gibi, şia da mehdi muntazar'ı bekliyor. Yani hadisleri sadece TR üzerinden "tevil" etmek boşuna bir çaba, evrensel, en azında tüm ortadoğuyu kapsar şekilde düşünmek lazım.Hadislerde bahsedilen kiyamet dönemi olayları gerçekleşmeye başladığında mehdi'nin geldiğini anlayacağız. Bugün dünyanın nerdeyse bütün orduları doğu akdeniz açıklarında beklerken, ahiret dönemi hadisleri gerçekleşmeye başlıyacak diyebilir niyiz ? Öyle görünüyor ama şimdilik bilemiyoruz.

      Bu satırları yazarken bile acı duyuyorum. Senin "inançlarına" karışmayı asla istemem. İman şüphe kaldırmaz çünkü. Sen de başkalarının "inançlarına" karışma. "İnançlar" üzerinden birbirimizin imanına saldırmak hiç doğru yol değil. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez.

      Mehdi inancı şia'da imanın şartarından, hadi onları anlarım,bizde imanın şartlarından bile değilken, nedir bu mehdi baskısı anlamak mümkün değil. Bu baskının mehdi ile hiç bir alakası yok, bu baskı sizin "inaçlarınızın" bir sonucu. Sizin "inançlarınız" bizi hiç rahatsız etmiyor, ama sizin bizi "mehdinize inançsızlıkla" suçlamanız kabul edilemez.Bu tavırlarınızın hiçbir dini gerekçesi de olamaz.

      Sizin "inançlarınız" size, bizim "inançlarımız" bize deyip, bu konuyu kapatalım artık.

      Abdürrahim beye saldırmıyoruz, malesef yazdığımız her yazıyla ister istemez "inançlarına " saldırıyoruz. Canımı yakan bu.Mesela bu yazı da senin bizim "mehdinize inançsızlığımıza" saldırdığın için yazıldı ve malesef ister istemez, senin "inaçlarına" saldırı oldu. Bu kısır döngüden vazgeçmeliyiz.

      Sil
  43. 1-KIYAMETTEN ÖNCE, MEHDİNİN MUHAKKAK GELECEĞİ

    Hz. Mehdinin muhakkak geleceği
    1.28--- Ebu Naim, Said’den tahric etti, O dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu: Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü, kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. Ümmetim O'nun zamanında iyi ve kötünün benzeri ile nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.

    1.37--- İbni Ebi Şeybe, Musannef isimli kitabında, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti, O dedi, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Benim ümmetimden Mehdi gelecektir. Eğer ömrü uzasa da kısalsa da, yedi, sekiz, yıl veya dokuz yıl, mülk sürecektir. Ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim O’nun zamanında rahata erecektir.



    Dünyadan bir gün bile kalsa Hz. Mehdi’nin idareyi ele alacağı
    1.5--- Tirmizi, sahih diyerek Ebu Hureyre’den tahric etti, buyurdu ki: Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O, idareyi ele alıncaya kadar, o günü uzatırdı.

    1.13--- Hasen b. Süfyan ve Ebu Hureyre’den tahric ettiler ki: Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehli Beytim’den birisini Melik kılardı.

    1.46--- İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O dedi, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehli Beytim’den birisini Melik kılar, O Kostantiniyyeyi ve Deylem dağlarını da feth eder.

    1.43--- İmam Ahmed, Ebu Davud ve Hasen ve Sahih diyerek Tirmizi, İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi, Paygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Dünya, müslümanlara Ehli Beytimden bir adam, (Arab’a) Melik olana kadar, yıkılmayacak ve gitmeyecektir. O’nun ismi ismime uyacaktır.



    Hz. Mehdi’nin, beşinci olarak, yeryüzüne hakim olacağı
    1.44--- İbni Cevzi, Tarih isimli eserinde İbni Abbas’dan tahriz etti, O dedi, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mü’min, ikisi kafirdir. Mü’minler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.), kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak Ehli Beytim’den birisi gelecek ve O da dünyaya malik olacaktır.

    1.32--- Ebu Naim, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O dedi, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehli Beytim’den birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle doluysa, O, onu adaletle doldurur. Malı seviye üzere taksim eder ve Allah bu ümmetin kalblerinde gına verir. Yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi’den sonra, (Hz. İsa (a.s.)’ın kırk senelik devrinden sonra) artık hayat yaşamakta, bir hayır yoktur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hüseyin Demir sitelerde gördüğün her şeyi buraya taşıyacağına, boşuna yer kaplayacağına adres vermen kafi. 10 sene önceki modası geçmiş Rockfeller’in konuşmasını sonra bu kez de belki Türkiye’de 50 sitede veya 20 kitapta yazılmış rivayetleri nakletmişsin. Bunların ne faydası var. Bunları milyonlar okudu da ümmete bir faydası mı oldu? Decaller geldiler hükmettiler, dinlerde tahribat yaptılar da bu rivayetler yerinde saymaya devam etti. Sen bile onların oluşturduğu ortamlara onlara mahkum olarak yaşıyorsun.

      Bunların hepsi müteşabih. Bunların dış veya zahiri manalarına bakılarak hüküm verilemez. Bunları ancak asrın kutupları çözebilir. Ha dersin ki ben alimim her şeyden çakarım. O zaman bunların ne manaya geldiğini söyle. Sen bu konuların yeni cazibesine kapılmışsın galiba. Her gördüğü sakallıya dedesi sananlar gibi her sözü rivayet sanıyorsun.

      Bu kadar bunları araştırıp okuyacağına aç 5. Şua’yı oku. Orada her şey var. Mesela İslam Deccali’nin 1926 ile 1946 tarihleri arsında bir tarihte öldüğünü öğrenebilirsin. Çünkü onun ölüm haberinin Dikilitaş’tan dünyaya yayılacağına dair rivayet var. O da şu: İstanbul radyosunun anteni o iki tarih arasında oradaydı. Sonra kaldırdılar. Yani İslam Deccali Süfyan 1926 ile 1946 tarihleri arasında bir tarihte gebermiş. Ve Dikilitaş’taki radyo anteninden bütün cihana Süfyanın öldüğü haberi duyurulmuş.

      Öyle olunca bütün bu rivayetlerle zaman geçireceğine, o deccalin yol açtığı cereyanın ki buna şahs-ı manevi denir onunla mücadeleyi öğren. Bakarsın farkına varmadan Mehdi’ye hizmet etmiş olursun.

      Ayrıca Rockefeller’in iftira ve palavralarını yayınlarken bazı Türk büyüklerin iftira atmışsın. O konuşma 8 yıl önce yapılmıştı. O konuşmadan çok yıllar önce bunlar biliniyordu. Deccal Yahudi’dir. Deccal bir şahs-ı manevi. Siyonist ve mason ifsad komitelerinin fitnelerini onlar işler. Bunun başlangıçta tarihi ise 1773. Bunların hepsi Rockefellere mal edilirse en aşağı 100 bin Deccal yandaşı büyük baş adamı aklarsın ki, bunların içinde Türk kimlikli olanlar da var. İslam Deccali Süfyan’ı atlarsın. Tombala oynar gibi ahir zaman hadiseleri gelişi güzel ortaya saçılmaz. Sonra kendine güldürürsün.


      Sil
    2. Hüseyin Demir'in yayınladığı hadislerin hepsine mütaşabih deyince baktım, gene hangi hadisler işine gelmemiş diye.Hadislerden bahsedemeyince,açıkca itiraz da edemeyince ,her zaman yaptığın gibi konuyu bildiğin yerlere çevirip, daha önce yayınladığı Rockefeller röportajına sarmışsın.
      Ne dersen de, konuyu değiştirip nereye sararsan sar, ahir zaman hadisleri konusundaki tavrını örtmek için aralara herkesce bilinen bazı doğruları sıkıştırıp beyin yıkamaya çalışırsan çalış,sonuç değişmeyecek,bu yol çıkmaz sokak.

      Bu yol ve yöntemin ucu nereye gider hiç yazmak istemiyorum.N'olur sen de vazgeç senin gibi düşünmeyenlere saldırmaktan. Sen saldırdıkça aldığın/alacağın karşılıklar hiç hoş olmayacak. Senin için önemli olmayabilir ama taşıdığın misyonun alacağı yaraları düşün. Ben senin ve misyonun adına üzülüyorum, senin umurunda bile değil, hayret.

      Bu tür yazı ve konuşmaları kendi küçük çevrende yapabilirsin ama burada her meşrepten insan var. Ya sana cevap yazanlara saldırmaktan vazgeçeceksin yada bizim tepkilerimize göre kendine yeni bir yol çizeceksin,sonuçta karar senin.

      Sil
    3. umut yılmaz
      Sen ne biçim Müslümansın. Her gördüğün sakallıyı deden sanır gibi her gördüğün hadisinin zahiri yani dış manasına bakıp onun öyle olacağını mı sandın?. Din bir imtihandır. Sırr-ı teklife tabidir.

      "Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ, ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile, müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir madene ateş veriliyor, tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifât-ı İlâhiye bir iptilâdır ve bir müsabakaya sevktir ki, istidad-ı beşer madeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin.”(Sözler)

      O hadisler hadis ilmine sahip hatta bazen ilim sahiplerinin değil aktabın yani rasih ilim sahiplerinin tevil ve tefsiri sonrası ne olduğu anlaşılır. Hz. Peygamberin istikbale ait gaybi haberleri mecaz ve müteşabih ile perdelenmiştir. Dış m anası ile hükmedilemez.

      Benim o hadislere bir itirazım yok. Adam almış kes yapıştır ile karılar sultanı Yahya Harun’un sitesinden bize aktarıp malumu ilam ediyor. Ahir zaman ile ilgili bilgileri almak için o hadisleri tevile tabi tutmak lazım. Mesela? Onu da bu zamanda en iyi yapan Bediüzzaman. Beidüzzaman 1918’de Rus esaretinden döndükten sonra Dar-ül Hikmet-i İslamiye’ye Genelkurmay’ın adayı olarak Padişah’ın fermanıyla aza olarak atanır. Gerekçe ise Hadis alimi olması gösterilir. Aç Risale-i Nur’u oradan bunların tevili var. Yani Deccal kim, ahir zaman fitnesi nedir, nasıl olur. Hepsi var.

      Ben saldırmıyorum. Saldırmak barbarın işi. Haddini aşana haddini bildiriyorum. Ben Deccalin Yahudi olduğunu anlatıyorum. Bu ne demek. Yahudi asıllı kimseler 3 asır önce fesad komitelerinin yardımiyle iki dini ifsad etmek için idareye komitelerle sızar. Sonra da devletin gücü ile dinsizlik yayar. Benim için önemli olan budur. Rockefeller şunu yapıyormuş. Ama Deccalyietin bir emir eri o. Dünya finansını kullanarak kazancına kazanç katıyor. Ne yapalım? Bazen de yalan söylüyor. Özal’ı Yahudi emrine girmiş gösteriyor. Öyle mi? Değilse ne yaparlar adamı?

      Özal küresel sermayenin ABD müesses nizamını kullanarak Türkiye’de yaptığı bir darbe sonrası milletin oyu ile Başbakan olan biri. Hem de milliyetçi muhafazakar oyla. İşin garabeti şu: O darbenin anayasasına bu milletin yüzde 83’ü evet dedi. Özal o fitneye rağmen Türk halkının arif olmasından dolayı asker belasını def etmek için evet dediği askerin anayasasına muhalif birini iktidar yaptı. Yahudi yapmadı. Yüzde 45 oy verdi. Niçin, nasıl? Peki Özal ne yaptı?. Onların istediğini yapmadı. Ne iç ne dış düşmanların istediğini de. O zaman deccal uşağı fesad komitesi, patronlar, cuntacı askeriye gizli bir darbe yaptı. Halkı aldatarak. Onu al aşağı ettiler. Ve sonra zehirlediler. O Rockefellerin uşağı ise niçin başına bu geldi?

      Unutma ahir zaman Duhanı ve gafleti diz boyu değil insanı boyunu aştığı için herkes saçmalar. Senin gibi.

      Türkiye'de bir asırdır hüküm süren ifsad komitesinin bilir misin?

      Sil
    4. Senin işine gelenlere gerçek deyip, kalanını ise görmezden gelmek doğru bir yol değil.

      Yazdıklarına bir bak. Aynı şeyden bahsediyoruz ama son tahlilde canının istediği gibi yorum yapıyorsun. Özal, dünya bankasında çalışan bir memurken TRye gönderildi. Öncesinde TR de planlama da çalışırken keşfedildi. Ama bir başka ayrıntı daha var, planlamadayken evlendi. Ve daha sonara Özal'ın amerikadan Cumhurbaşkanlığına giden hayat hikayesinde bu evliliğinin etkisi var mıdır ? Nerdeyse bütün liderlerimizin eşlerinin "azınlıklardan" olması , TRde siyaseten yükselebilmek için "eşinin" garantisi aranıyor gibi bir durumu görmezden gelerek yorum yapamazsın.

      Özal gerçeklerinin sadece bir kısmını yazıp, bunların üzerinden yorum yapmak, siyasi tarihimize kendi canını istediklerini onaylatmak , seni siyasi kör yapmaktan başka işe yaramaz.

      İşin gerçeği şöyle, Küresel sermaye (Demokratlar) bütün dünyada olduğu gibi Liberalizmi yerleştirmek için, TRde de anayasayı değiştirmesi gerekiyordu. Bir "azınlık" liderliğinde 1980 darbesini bunun için yaptılar. Anayasayı değiştiren uluslararası bu "güç" iktidar için kimi düşünüyorsa o iktidara gelecekti. Dediğin gibi muhafazakar oylarla. Biz bu filmi daha önce görmüştük, Menderes döneminde, sonu da öyle oldu.

      Özal'a daha önce yapılan meclisteki suikastin arkasından istanbullu bir basın baronu çıkmıştı, sessizce TRden kaçtı. Özal araştırmanın üstünü kapatmıştı. Neden ? Zehirlenmesinin arkasında da sabetaycılar mı vardı ? Bilmiyoruz.

      Özal'ın hayat hikayesi TRnin siyasi tarihinin özeti gibi. Senin bunları bilmemenin imkanı yok. Bildiklerini neden görmezden geliyorsun. Sadece işine gelenleri alıp kafandakilere göre hikaye yazıyorsun.

      Duhan kuran ifadesi, canının istediği gibi anlam veremezsin, hem istediğin gibi anlam verip, bir de beni bu anlamla yargılayamazsın. Yukarda yazdıklarımı ne bir medya propagandası ve ne de bunun oluşturduğu gaflet altında olmadığımı farkedebilmen için yazıyorum. Olanı olduğu gibi görüyorum. Bu sitedeki birçok yazar gibi. Sen bizim nasıl bir zihin durumu ile yazdığımızın farkında mısın acaba ?

      Bu siteye giriş yapanların büyük bir çoğunluğu bu tür konularda bilgi sahibi, büyük ihtimalle senin de benim de yazdıklarımdan daha çoğunu biliyorlar.Neden tekrar tekrar aynı konulara girip, tekrar tekrar bize aynı konularda cevap yazdırıyorsun ?

      Sil
    5. Özal ve kardeşi, Erbakan’ın çıktığı yerden çıktı. Yani İskender Paşa’dan. Erbakan 27 Mayısçılarla yani darbecilerle adını söz ettirdi. Özallar ise Demirel’in döneminde planlama çalışmaları ile. Üçüncüsü yakın tarihe kadar ABD vesayeti hakimdi. Ayrıca ABD bizim müttefikimizdi. Adeta bizim hamimimzdi. Güvenlik açısından Türkiye’yi eyaleti gibi kullandı ve kullandırıldı. Askeri ve mali yardım yaptı.

      İlk esas ihtilaf Menderes'in teşebbüs edip ancak Demirel’in Sovyetlerle yaptığı 1966 Şubat ekonomik yardım anlaşması ile ipleri ABD gerdi. Fark edemedik. Ta 1971 muhtırasına kadar. ABD ile ve Avrupa ile işbirliği yapmak NATO ve AET gereği idi ve bu memnuniyetle karşılanırdı. Böyle bir ortamda Özal’ı suçlamak hatadır. Eleştirilecek olan DP-AP’nin devam olan partiye karşı bir parti kurması. Bu ayrı bir konu. Ama Özal küresel sermaye onu getirdi, destekledi, şunu yaptı bunu yaptı demek iftiradır. Ayrıca Türkiye’de 1909’dan beri devlete hakim olan siviller değildir. Askerdi. Devlet onlarındı. Her şeye onlar karar verirdi. Onların eseri. Ne zamana kadar 2006-2007’ye kadar. Orada işler değişti.

      Şimdi siz şunu kaçırıyorsunuz. DP bile sağır İstemin Bayar’la anlaşması ile kuruldu. Ama Menderes bunu yani muvazaayı bozdu. Bozunca da ilk ihanet kimden geldi. Bir Mareşal’den, sonra bir yığın DP ileri isminden. Sonra 27 Mayıs sonrası Demokratların başa geçmemesi için 3 parti kurduruldu. Onlar niçin kurduruldu? Hem de ABD’nin teşvikiyle. O üç partiden biri 1965’te silindi. Diğer ikisi yaşadı. Ve hep oy böldüler. Müslümanları aldatıp CHP’yi iktidar yapan kimdi? Gladyo ile sokakları paylaşan lider kimdi? Yahu akıl çalıştırmak o kadar zor mu?

      Türkiye’nin kaderini değiştiren çok kimse inanmayacak ama Tansu Çiller oldu. Bugün Ak Parti, Refahyol’un devamıdır. Kim ne derse desin. Çünkü o ittifak 2002-2004 sonrası Türkiye’ye hakim oldu.

      Bir şey daha Demokrat demek demokrasi yanlışı siyasi bir oluşum ve kuruluş demek. Bunun Türkiye’de ilki Ahrarlar. İttihatçılara karşı çıkan siyasi görüş. Mehdi’nin Demokratlar ile ilgili ittifakı din ve vicdan hürriyeti içindir.. Hatta Mehdi’nin bir müttefiki de şarta bağlı Milletçi denen İslaml’la imtizaç etmiş Milliyetçilerdir. Bunlar İttihad-ı Muhammedi fırkasının müttefikleridir. Dini hizmeti bu fırka yürütür. Siyasi hizmeti ise
      Ahrarlar yani demokratlar. Demokratları yıkan daimi CHP ile işbirliği yapan milletçiler olmuştur. Şimdi ise en kritik bir anda Demokrat-Milletçi ittifakı var ki bu Türkiye’yi aydınlığa çıkaracak.

      Meselelere siyaset değil dini açıdan bakmayan daima hata eder. Manevi göz lazım. Dünya hayatı gibi, dünyevi kuruluşlar geçicidir.

      Sil
    6. Küresel sermaye siyonizmin son sopasıdır. İlk sopasını 1789 ile gösterdi sonra İngiltere ve son olarak ABD ile. Birinci ve İkinci ve şu anda devam eden 3. Cihan Harbi onların eseridir. Yani finans ve siyaset yani fen ve felsefe, yani fitne ve ifsad ile ahir zamanda cihan hakimiyeti kurar. Siyonistlerin en büyük özelliği masonluk ve iki yüzlü politikalarıdır. Kim güçlüyse ondan yana olmuşlardır. Ve onu kendi emellerine için kullanmışlardır. Ta Büyük İskender’den beri böyledir.
      Bizde hakimiyetleri ise 1800 sonrasıdır. Ve giderek artan bu hakimyet Osmanlı’nın sonunu getirirken Osmanlı sonrası Selanik hanedanı hükmetti. Bu ülkede ilk kez “Kahrolsun Şeriat” diyen bir Yahudi’dir. Yıl 1936. Munis Tekinalp yani Moiz Kohen. Yani Türkçülerin ağa babalarındadır. Türklüğü ve Türkçülüğü Siyonist emelleri için kullanmak istemişlerdir. Ta 1800’lerden beri. Ahmed Vefik Paşa bunların ilk örneğidir.

      Bediüzzaman deccalin Türklüğü kullanmaya kalkışacağını ancak başaralı olamayacağına dikkat çeker:

      “Gariptir, hem çok gariptir: Yedi yüz sene müddetinde (1800’e kadar) İslâmiyetin ve Kur’ân’ın elinde şeref-şiar, bârika-âsâ bir elmas kılınç olan Türk milletini ve Türkçülüğü, muvakkaten İslâmiyetin bir kısım şeâirine karşı istimal etmeye çalışır! Fakat muvaffak olmaz, geri çekilir. Kahraman ordu(yani Türk milleti), dizginini onun elinden kurtarıyor diye rivayetlerden anlaşılıyor.”

      1909 ve 1913 darbeleri Türkiye’de Selanikli subayların eseridir. Gerisini anlayın artık. Haham Naum ta New York’a kadar giderek oradaki küresel sermayenin nüvesi ile pazarlık yapar, sonra Lozan’a gelir, hatta Ankara’ya gelir falan filan. Necip Fazıl Kısakürek 1950 yılında esen hürriyet ortamında bunu ifşa eder. Bediüzzaman’da bunu Emirdağ Lahikasına alır. Bir kısmı şöyle:
      “Büyük Doğu’nun yirmi dokuzuncu sayısında; "Lozan’ın İçyüzü" diye yazılan makaleden.
      İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Gürzon, nihayet en mânidar sözünü söyledi. Dedi ki:
      "Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz."
      Lozan’da Türk murahhas heyeti başkanı bulunan ve henüz hakikî kasıtları anlayamayan İsmet Paşa, bir aralık bütün Hıristiyan emellerinin Türkiye’yi mazisindeki ruh ve mukaddesat kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve teminatı veriyor ve diyor ki:
      "Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden, yani an’ane-i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri-yâni İsmet’in beslediği-azmin, inkâr edilmez delilidir."

      Yani aş önceden pişmiş aslanım. Sabah oldu artık uyan.Duhan'da çok kaldınız.

      Sil
    7. Duhan olmasa idi Osmanlı yani ittihad-ı İslam siyaseten çökmezdi. Sonra dini açıdan gerilemezdi. Ve Deccal hükmetmezdi. Yani bizden görünüp bizi aldatan. Onun için Hz. Peygamber ikaz etmiş bizi.

      Duhan kelime manası olarak duman. Peki ıstılah olarak yani teknik manası nedir? Arapça’da (galip olan şerre) duhan denir. Elmalı Tefsiri Duhan Suresi’nin tefsirinde de bu mana verilir. Başka dini kaynaklar gaflet olarak mana verir. Ahir zaman fitnelerinde dehşetli bid’alar ve karanlığının istilası ile hakikatleri görmeye mani olan gaflet. İslam’dan tevarüs ettiğimiz kalbi, ulvi, vicdani hisler yani manevi hisler artık inkişaf etmez. Bir nevi çekirdeğin toprak altında çürümüsi gibi çürür ve gelişme olmaz.

      O zaman ne olur? Allah’a karşı manevi mes’uliyet duygusu, dinin temeli olan haya hissi gelişmez, bozulur. Günahlar apaçık aleni işlenir de kimse bundan rahatsız olmaz ve onları hoş görür. Bütün bunlar kalın gafletin neticesi.

      Neymiş efendim Duhan kelimesine istediğim manayı veriyormuşum. Hadi ispatla. Duhan’dan söz etmemeli imişim. Duhan olduğu için millet seçtiklerini küresel sermaye, ABD uşağı, oluyor. Peki esas uşaklarından niçin söz edemiyoruz. Niçin Deccale deccal diyemiyoruz. Niçin koca imparatorluk çöktü de fert başına gelir 100 dolara düştü. Ve bu rakam bir yığın ağam paşam geldi de bir türlü artmadı. Ama batının her eyini aldık Ama artmadı. Ne zamana kadar? Cevap veremezsiniz. Duhan var Duhan.

      Peki Duhan yoktu da bu M.Akif kaçık mıydı ki millete şöyle seslendi.
      Artık ey milleti merhume, sabah oldu uyan !
      Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?
      Ne Kürtlük, ne de Türklük kalacak aç gözünü !
      Dinle Peygamber-i Zişanın İlahi sözünü.

      Sil
    8. Duhan, kuran terimi, bir ayet ismi ve kıyametin 10 alametinden biri. Fiziki ALAMET yani tevil falan edemezsin. Senin kullandığın anlamda medya hakimiyeti , ateist eğitim etkisi,gaflet falan diyebilirsin. "Görünmez bir duman'dan,can yakıcı bir azaptan" bahseliyor. Hiç başka bir şeye tevil etmeden, FİZİKSEL olarak "can yakıcı azap" bunun nasıl olabileceğini düşün. Sen tevil ettikçe FİZİKSEL gerçeği gömüyorsun, farkında değilsin. Çok samimi olarak gaflettesin, gafilsin desen hiç canım acımaz, o senin görüşündür der geçerim ama kurani bir kavramı suistimal etmeye başladığında tepem atıyor.

      Deccale deccal diyemiyoruz, çünkü deccal çıkmadı. Olmayan, henüz zamanı gelmemiş birisini sana nasıl gösterebilirim ? Zamanı gelmemiş, olmayan birisi için de senin yorum üzerine yorum, tevil üzerine tevil yapman laf salatasından başka birşey değil. Ahir zamanda çıkacağı konusunda hem fikiriz, ama sen bugüne ahir zaman deyince işler karışıyor.

      Ahir zaman, 3.dünya savası,Rusların her tarafa saldırması,Melhameyi Kübradan sonrası mı ? Öyle görünüyor ama bilmiyoruz. Ama sen ahir zamanı başlatmak için el Meciddo, nablus savaşına Melhameyi kübra dersen işler karışıyor. Halbuki İfşaatlardaki Melhameyi kübrada ABD-Rus savaşı olacak iddiaları bugün nerdeyse gerçekleşmek üzere. Hadi sen kendini kandırıyorsun (gaflettesin), bırak biz kendi yolumuza gidelim.

      Kısacası geçen yüzyıldan kalma , özellikle 11 eylül 2001 öncesi yorumlarla 3. dünya savaşından sonra başlayacak ahir zamanı açıklayamazsın. 3.Dünya savaşının ayak sesleri duyulurken bile biz sonrasında ahir zaman başlayacak diyemiyoruz. Ahir zaman hadislerindeki olaylar hiçbir tevile gerek kalmazksızın birebir gerçekleşinceye kadar da demeyiz.

      Benim yazdıklarımı kabul edin yoksa gaflettesiniz demenin hiçbir anlamı yok. Tam bir "uyanıklık" halindeyiz. Geçen yüzyıldan kalma yorumlarla değil, bugün anlık olarak nerde ne oluyor anında takip halindeyiz.

      Sil
    9. Özal'ı Devlet Planlama Teşkilatında çalıştırıyoruz ama nedense Devlet Planlama Teşkilatında bir sekreterle evlendiremiyoruz. O konuya hiç girmediğine göre konuyu biliyorsun ama konunun o mecraya kaymasını istemiyorsun.

      Devlet Planlamadan Cumhurbaşkanlığına kadar bütün merhaleleri jet hızıyla geçmesi arkasındaki o dönemin rüzgarının olduğunu gösteriyordu. Küreselciler. 12 eylül küreselcilerin eseriydi. Anayasa küreselciler için değiştirildi, anayasadan sonra askerler Özal'ın adaylığını veto edecekler gibi bir dedikodu oldu ama durduramadılar. Başbakan seçildi ve daha sonra CB.

      Bütün bunları "Demokratlıkla" açıklayamamazsın. DPTde iken bir sabetaycı ile evlenince veya evlendirilince önündeki bütün yollar açılmıştı. Peki bu konuya niye girmiyorsun ? Çünkü sen herşeyi Demokratlıkla açıklayabilmek için bunun dışındaki herşeyi yazmakatan belki de görmezden de kaçınıyorsun.

      TRnin kaderini değiştiren lider, Tansu Çiller olmuş !! Gene bir sabetaycı. ak parti Refahyol'un devamıdır, deyip, Tansu Çillere güzellemeler yapıp, erbakana demediğini bırakmıyorsun.

      Bu nasıl bir dini bakış ? "Demokrat" bahanesi ile güzelleme yaptığın bütün liderler ya "sabetaycı" veya sabetaycı bağlantılı.

      "Demokrat" falan bahane, senin için tek kıstas, nurculara yakın davranan iyidir, nurculara uzak duran kötüdür. Bu ne biçim siyasi bakış açısı.

      Güzellemeler yaptığın bütün "demokrat" liderler, bizzat kendisi sabetaycı FGye de güzellemeler yapmışlardı, bak,sonunda başımıza neler geldi

      Sil
    10. Hep aynı yerde takılıyorsun, dünya değişiyor, sen herşeyin TRde olup bittiğini zannediyorsun.

      Küresel sermaye kendisini Globalizm olarak güncelledi. Kısaca, Finans merkezinin Londra, üretimin AB, parasının Euro olacağı yeni bir dünya sistemiydi. ABD "demokratları" ile İngilizler birleşerek, ortadoğu bölgesine sanayi yatırımı yapacaklardı. Elbetteki altınla ilişkisi kesilmiş, petrolle bağ kurulmuş, dolar yani petro-dolar, ortadoğuda hakimiyetini kaybedince artık dünya parası euro olacaktı. Ortadoğunun imarı için cazip bir teklifti ama ABD Cumhuriyetcilerinin bunu kabul etmesi mümkün değildi. 11 eylül bahenesiyle bütün küresel sermaye/ingiliz işbirlikçisi ülkelere saldırmaya başladı. Ortadoğunun bugünkü halinin sebebi dolar-euro savaşıydı.

      Küresel sermaye siyonizmin son sopasıdır, yazmışsın ama küresel sermayenin ingiliz yahudileriyle amerikan "demokrat" yahudilerinin işbirliği olduğunun ya farkında değilsin yada gene es geçiyorsun.

      Küresel sermaye /demokratlar ortadoğuyu imar ederken, tüm ortadoğuyu örtülü olarak israile bağlayacaktı. Bugün İngilizlerle baraber çalışan Trump'un Kudüsü İsrailin başkenti ilan etmesi gibi.

      Yahudi de olsalar, israile destek de çıksalar, "Demokratlara" söz söyletmem arkadaş diyebilirsin, sen bilirsin ama ben gene de söylemiş olayım, dünya senin zannettiğin gibi bir yer değil.

      Sil
  44. 2—HZ. MEHDİNİN YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURACAĞI

    Hz. Mehdi’nin, önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle dolduracağı
    2.10--- Haris b. Ebu Usame ve Ebu Naim, Ebu Said-il Hudri’den tahric ettiler. O dediki, ResulAllah (s.a.v.) buyurdu: Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, mutlaka Benim Ehli Beytim’den birisi çıkar. Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, O dünyayı adaletle doldurur.

    1.19--- Naim b. Hammad, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti. O dedi Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: Ümmet bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi Mehdi’ye sığınırlar. O daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur, insanlar asr-ı saadet dönemine adeta geri döner, uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla bile kan akıtılmaz.



    Hz. Mehdi’nin yeryüzünün zulüm ve fitnelerle dolu olduğu bir zamanda geleceği
    2.26--- İbni Ebi Şeybe, İbni Abbas’dan tahric etti, buyurdu ki: Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir. Ey Abbas’ın oğlu, sizin ihtiyarlarınız ona yetişemiyecek, gençleriniz yetişecektir. Bu Allah’ın emridir, dilediği insanlara verir.

    1.33--- Hakim, Ebu Said’den tahric etti, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran Benim soyumdan birisini gönderecektir. O zaman gök hiç bir yağmur damlasını esirgemeyecek ve yer de bereketlenecektir. O dünyada yedi veya sekiz kalacak, eğer çok olursa dokuz.

    2.19--- Tabarani, Kebir isimli eserinde, Ebu Naim ise Ali Hilal’dan tahric ettiler. Resulüllah (s.a.v.) Hz. Fatma’ya şöyle buyurdu: Beni Hak ile baas eden Allah’a yemin ederim ki, şu ümmetin Mehdi’si Hasan ve Hüseyin’dendir. Dünya hercümerc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalelerini feth edecek ve evvelce Benin ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda, dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini gönderecektir.

    YanıtlaSil
  45. İslam’ın Hz. Mehdi eliyle açıklanacağı
    2.12--- Ebu Naim, Huzeyfe’den tahric etti, O dedi ki, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler, kendilerine itaat edenler hariç, sessiz mutileri bile korkuturlar. Muttaki mü’min, diliyle taraftar gibi görünse de, kalbiyle onlardan nefret eder. Allah Teala, İslamı aziz olarak iade etmek murad edince, her muannid zalimi helak edecektir. O, bir ümmeti, istediğinde, fesadından sonra islah etmeye kadirdir. Ya Huzeyfe, eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır, taki Benim Ehli Beytim’den bir kimseyi Melik kılsın ve onun eliyle melhameler yapsın ve İslam açıklasın. O vaadinden dönmez ve hesabları seri olarak görücüdür.

    Peygamber (s.a.v.)’in “Mehdi ile Müjdelenin” hitabı
    1.20--- İbni Ebu Şeybe ve Tabarani İfrad’da, Ebu Naim ve Hakim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler, O dedi ki: Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’den ve Ehli Beytim’den bir kişidir. O insanların ihtilaf ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O, daha önce zulüm ve çevirle dolu olan dünyayı adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. O malı insanlar arasında seviyyen dağıtır. Ve Ümmeti Muhmmedin kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki; bir münadiye “Kimin ihtiyacı varsa banagelsin” diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da “hazinedara git sana versin” der. O da “Mehdi'nin gönderdiğini” söyleyerek hazinedardan gücü yettiğince mal alır, fakat daha sonra pişman olarak, “Ben herkesten daha mı muhtacım ki, kimse gitmedi ben gittim” diyerek, aldığı malı iade etmek ister, o zaman hazinedar şöyle der: “Biz verdiğimizi geri almayız”. Bu devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur. (Hz. İsa (a.s.)’ın kırk senelik devri hariç)



    Kar üzerinde sürünerek de olsa Mehdi’ye katılma emri
    2.6--- İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi ki: Biz bir ara Peygamber (s.a.v.)’in yanında iken Beni Haşim’den bir grup genç geldi. Peygamber (s.a.v.) onları görünce gözleri doldu ve rengi değişti. Dedim ki, “ne oldu ki, sevmediğin bir şeyi yüzünüzde görüyoruz.” Buyurdu ki: Biz öyle bir Ehli Beytiz ki, Allah bizlere dünyayı değil ahireti ihtiyar etti. Muhakkak ki, Benden sonra, Ehli Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır. Şark tarafından siyah bayraklı bir kavim gelinceye kadar. Bunlar Hakkı isterler verilmez. Çarpışırlar, muzaffer olurlar, istedikleri verilir.

    Fakat o Hak, Ehli Beytim’den birisine verilmedikçe kabul etmezler. O (Mehdi) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın. Zira O Mehdi’dir.

    YanıtlaSil

  46. 3—HZ. MEHDİ ZAMANINDAKİ BOLLUK

    Zamanın inkitaa uğradığında, gelecek olan Hz. Mehdi’nin ihsanı
    1.31--- Naim ve Ebu Naim, Ebu Said’den tahric etti, O dedi Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Zamanın inkitaa uğradığı (sistemlerin değiştiği) bir dönemde, Mehdi denen bir adam gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır.

    1.34--- İbni Ebi Şeybe, Ebu Said’den tahric etti, O dedi, Resulullah (s.a.v) buyurdu: Fitnelerin zuhur ettiği ve zamanın kesildiğide, Ehli Beytimden bir adam çıkacak, O’nun atası bol olacaktır.

    1.26--- Ebu Ya’la ve İbni Asakir, Ebu Said’den tahric ettiler, o dedi Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Ahir zamanda fitnelerin zuhuru sırasında, zaman inkitaa uğradığında, bir Emir olur ki O’nun insanlara ilk ihsanı, kendisinden sadaka kabul edecek olan kimselerin olmaması kaygısı ile, kendisine gelen kimsenin kucağına taşıyabileceği kadar bol mal vermesidir. Bu mal insanlara ferahdan isabet eden şey sebebiyledir.



    Hz. Mehdi’nin malı saymadan dağıtması
    1.27--- Ahmed ve Müslim, Ebu Said’den tahric etti ve Cabir de Resulullah (s.a.v.)’den rivayet etti, buyurdu ki: Ahir zamanda bir halife olacak, malı sayıp hesab etmeden taksim edecektir.

    1.22--- Bezzar, Cabir’den tahric etti, Dedi ki, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ümmetim arasında bir halife olacak, malı saçacak ve saymadan verecektir.

    1.23--- Ahmed, Ebu Said’den tahric etti, O dedi ki, Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: Emirlerinizden bir emir olacak ki, malı saçacak saymayacaktır. Birisi O’ndan mal istediğinde “AL” der, O da elbisesini yayar ve O da doldurur.



    Hz. Mehdi’nin çalışanlara disiplinli, miskinlere merhametli olduğu
    1.35--- Naim, Tavus’dan tahric etti, Buyurdu ki: Mehdi geldiği zaman malı çok verir. Çalışanlara disiplinli davranır, miskinlere merhamet eder.

    Hz. Mehdi zamanında Ümmetin nimetleneceği
    1.29--- Ebu Naim ve Hakim, Ebu Said’den tahric ettiler, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, Allah O'nu nimetlenecek, hayvanlar bol bol yiyip içecek, arz nebatını çıkaracak, mal “Sabah” üzere (seviye üzere) verilecektir.

    YanıtlaSil
  47. Hz. Mehdi zamanında isteyene istediği kadar mal verileceği
    1.26--- Darekutni İfrad isimli, Tabarani ise Evsad isimli eserlerinde Ebu Hureyre’den tahric ettiler, Peygamber (s.a.v.)’den: Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yokda dokuz sene. O zaman Ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de misli görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nabatatdan bir şey saklamaz. Mal hakir olur. Bir adam kalkar şöyle der: “Ey Mehdi bana ver” der, O da “AL” der.

    1.25--- İbni Mace Ebu Said’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, eğer kısa olursa yedi, yoksa dokuz. O zaman ümmetim, asla benzeri görülmemiş şekilde, bolluk içinde nimete kavuşacaktır. Yeryüzü yenecek şeylerini verecek, onlardan hiç birşey saklamayacaktır. O gün mal hakir olur. Bir adam kalkar ve “Ey Mehdi bana ver, bana ver” der. O da, onun taşıyabileceği kadar elbisesine doldurur.

    1.24--- Tirmizi, Ebu Said-ül Hudri’den hasen diyerek tahric etti, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ümmetim arasında Mehdi çıkacak beş, yedi veya dokuz yıl yaşayacaktır. (Ravi bu sayılarda şüphe etti). Birisi O’na gelir “Ya Mehdi bana ver bana ver” der. O da, onun taşıyabileceği kadar elbisesine doldurur.

    1.21--- İbni Ebi Şeybe, Matar’dan tahriç etti ki: Bir gün Matar’ın yanında Ömer b. Abdülaziz’den bahsedildiğinde O şöyle cevap verdi: Bize ulaştığına göre, Mehdi öyle bir şey yapacak ki, Ömer b. Abdülaziz onu yapmamıştır. Bunun ne olduğu sorulduğunda Matar şöyle cevap verdi: Birisi Mehdi’ye gelip ondan birşeyler ister ve kendisine: “Beytülmal’a gir istediğin kadar al” denir, o kişi girer ve çıkar. Ancak insanları tok gözlü görürde pişman olarak Mehdi’ye döner ve “Bana verdiğini geriye al” der. O ise imtina eder ve şöyle cevap verir: “Biz veririz ve almayız.”



    Hz. Mehdi’nin malı Allah yolunda taksim edeceği
    1.36--- Naim b. Hammad, Hz. Ömer b. Hattab’dan tahric etti ki: Hz. Ömer bir gün Beytülmala girdi ve dedi ki; “Vallahi mal ve silahdan olan Beytülmaldaki hazineleri bırakayım mı yoksa Allah yolunda dağıtayım mı?” Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.) dedi ki: “Ey Emiril Mü’minin, sen onun refaketçisi değilsin, sen kendi işine bak, onun sahibi ahir zamanda gelecek olan bizden bir gençtir ve malı Allah yolunda O taksim edecektir.”



    Hz. Mehdi’nin zamanında yaşamayı temenni
    1.39--- Keza (Naim) Lehia’dan tahric etti. Dedi ki: Mehdi’nin zamanında, küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler.

    1.38--- Naim, Tavus’dan tahric etti, Dedi ki: Ben Mehdi’ye yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira O'nun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı iyilik yapılır.

    YanıtlaSil
  48. III. BÖLÜM

    HZ. MEHDİNİN ZUHURUNDAN ÖNCEKİ ALAMETLER

    1- GÖRÜLECEK FİTNELER
    • Ahlas (Deveçulu) Fitnesi
    4.3--- Naim b. Hammad, Ebu Said-ül Hudri’den tahric etti. O dedi, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Benden sonra fitneler görülecektir. O fitnelerden biri de “Ahlas” (Deveçulu) fitnesidir. Orada harb ve hicretler olur. Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur, ha kesildi denirken, sonra daha da devam eder ve fitnenin girmediği hiç bir ev ve dokunmadığı hiçbir müslüman kalmaz. Bu hal Itretimden (soyumdan) bir Recul çıkana kadar devam eder.

    • Devam edip giden fitneler
    1.1--- Tabarani Evsad’da Talha bin Ubeydullah’dan, O da, Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etti ki: Henüz bir tarafta sönmeden, diğer tarafta alevlenen fitmeler görülecek ve semadan bir münadinin, “Emriniz filan nedir” şeklindeki nidasına kadar böyle devam edecektir.

    1.6--- Naim b. Hammad, Said bin Müseyyeb’den tahric etti. Buyurdu ki: Başlangıcı çocuk oyuncağı gibi basit olan, fakat, bir tarafta sükunet bulsa da, diğer tarafta genişleyerek devam eden ve ancak semadan bir münadinin üç defa “Uyanın, falan Emir sizin gerçek emirinizdir” diyinceye kadar sona ermeyen fitneler görülür.

    1.9--- Naim b. Hammad, İshak b. Yahya’dan, O da annesinden (ki, O eski ulemadan idi) ricayet ettiler ki: Zübeyr öldürüldüğünde ben anneme bu fitnenin bizim helak edeceğini söylediğim zaman, O “hayır ey oğlum” dedi. Bundan sonra öyle bir fitne var ki, insanlar onda helak olur. İşler semadan bir münadinin “Falana uyunuz” demesine kadar düzelmez.

    4.2--- Tabarani, Avf b. Malik’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Tozlu, dumanlı karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek, tabi. Ehli Beytimden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet O’na yetişirsen, O’na tabi ol ve hidayete erenlerden ol.

    • Kılıçla çatışmaya dönüşen fitneler
    4.1--- İbni Ebi Şeybe, Ebi Celd’den tahric etti, O dedi ki: Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takib eder, ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar, ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi’ye evinde otururken gelecektir.

    YanıtlaSil
  49. • Fitnelerin en şerlisi
    4.7--- Dani, Hakem b. Uyeyne’den tahric etti, O dedi ki: Ben Muhammed b. Ali’ye dedim ki, “İşittiğimize göre sizden bir adam çıkacak, bu ümmet arasında adalet yapacak” O dedi ki: “Biz de insanların umduğunu ummaktayız ve ümid ediyoruz ki, dünyadan bir gün bile kalsa, Allah Teala o günü uzatır, ta ki bu ümmetin umduğu olsun.” Ancak ondan önce fitneler görülecektir. Bu fitnelerin içinde en şerlisi, bir kişinin mü’min olarak akşama ermesi, ama sabah kafir alarak kalkması ve mü’min olarak sabahlaması fakat, kafir olarak akşama ulaşmasıdır.

    • Hz. Mehdi’nin insanlar için en sevgili kimse olması
    4.8--- Dani, Seleme b. Züfer’den tahric etti, Dedi ki: Bir gün Huzeyfe’nin yanında Mehdi’nin çıktığı söylendi. O dedi ki: Siz, eğer aranızda Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ashabı olduğu halde O çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki O, insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile, Gaibin (Mehdinin) kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.

    • Küfe mescidinin duvarının yıkılması
    4.9--- Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’den, Buyurdu ki: Küfe mescidi’nin Abdullah b. Mes’ud’un evinin tarafındaki duvarı yıkıldığında, o zaman, o kavmin mülkünü kayb etmesidir ve o mülkün zevali sırasında da Mehdi huruc eder.

    • Açıkça Allah Teala’yı inkar edecek kimseler olacağı
    4.6--- Keza (N. b. Hammad), Ebu Hureyre’den tahric etti, Dedi ki: Açıkça Allah Teala inkar edilmedikçe Mehdi’ye biat edilmez.

    • Mısır’da Kureyş’ten çıkacak bir adam hadisesi
    H.30--- Deylemi, Ebu Ali Merdani’den (ravi silsilesi ile) O da Ebu Zer’den, O da Resulullah (s.a.v.)’den rivayet ettiler. Buyurdu ki: Mısır’da Kureyş’ten bir adam çıkar, çökük burunludur. Mağlup olur ve mülkünü zail eder ve Rum’a kaçar. Onları alıp İskenderiyye’ye getirir ve müslümanlarla savaşır ve ilk melhame bu olur.

    H.31--- İbni Asakir Tarih’nde, Ebu Zer’e dayanan ravi silsilesi ile rivayet ettiler. Resulullah (s.a.v) buyurdu: Mısır’da Emevi soyunda burnu çökük birisi çıkar. Mağlup olur veya mülkünü zail eder, Rum’a kaçar. Onları İskenderiyye’ye getirir ve Ehli İslam ile savaşırlar. Bu melhamelerin ilki olur.

    (Bu Allahu ağlem, 1879’da Mısır’da başa gelen. Mehmed Tevfik Paşa ile ilgili olaylar olsa gerek)

    YanıtlaSil
  50. 3- HZ. MEHDİ’NİN ZUHUR ZAMANINI VEREN ALAMETLER
    ZUHUR SENESİNİ VEREN ALAMETLER
    • Yedi yıl devam edecek olan 4. Sulh’dan sonraHz. Mehdi’nin zuhur edeceği
    2.15--- Ebu Naim, Ebu Umame’den tahric etti, Resulllah (sav) buyurdu: Sizinle insanlar (Bir nüshada Rumlar deniyor) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder. Bir adam, “Ya Resullullah (sav) O gün insanların imamı kimdir?” dedi. Buyurdu ki: Evladımdan kırk yaşında Mehdi’dir. Yüzü parlayan yıldız gibidir, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder. (Tavrı Beni İsrail ricaline benzemesi, onlar gibi heybetli ve acar manasına gelmektedir.)

    • Kuyruklu yıldızın görülmesinin zuhur alameti olduğu
    4.19--- Naim, Kaab’dan tahric etti. Dedi ki: Mehdi’nin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.

    • Siyah bayraklı ordunun çıkışı ile Mehdi’nin zuhuru arasında 72 ay olduğu
    7.17--- Naim b Hammad, Muhammed b. Hanefi’den tahric etti, O şöyle dedi: Beni Abbas’a ait siyah bayraklı bir başka ordu çıkar. Sonra HorasanDan yine siyah bayraklı bir başka ordu çıkar. Onların sarıkları siyah, elbiseleri beyaz olur. Ve başlarında Şuayb b. Salih Temimi bulunur. Süfyani’nin ordusunu yenerek Beytül Makdis’e iner. Mehdi’nin saltanatını hazırlarlar. Şam’dan üçyüz kişi de O’na yardım eder. Bu ordunun çıkışı ile Mehdi’ye saltanatın teslimi arasında yetmiş iki ay vardır.



    AYLARA GÖRE ALAMETLER
    • Hz. Mehdi’nin gelişinden önceki aylarda zuhur edecek alametler
    6.13--- Dani, Şehr b. Havşeb’den tahric etti. Dedi ki, Resullullah (sav) buyurdu: Ramazanda bir seda, Şevvalde bir ses, Zilkadede kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina’da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyleki orada taşları kan gölü içinde bırakacak, kadar kan akar. İnsanlar nihayet Mehdi’ye gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde, O’na biat ederler. “Eğer kabul etmezsen boyununu vururuz” derler. Yer ve gök ehli O’ndan razı olur.

    Zuhuru tekaddün eden Ramazan ayındaki alametler

    YanıtlaSil
  51. • Ramazan’da görülecek ay ve güneş tutulmaları
    4.15--- Darekutni Sunen’de Muhammed b. Ali’den tahric etti. O şöyle dedi: Bizim Mehdimiz için iki alamet vardır ki, Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır. Allah semavat ve razı yarattığından beri böyle bir şey olmamıştır.

    4.20--- Naim, Şureyk’den tahric etti. Dedi ki, bana ulaştı ki: Mehdi’nin çıkışından önce, Ramazan’da iki kez ay tutulması olacaktır.

    • Şark’tan boynuz şeklinde bir yıldızın doğuşu
    4.17--- Naim b. Hammad Fiten’de, ve Ebu Cafer, Muhammed b. Ali (r.a.)’dan tahric ettiler. Buyurdu ki: Abbasi, Horasan’a ulaştığı zaman Şarkta boynuz şeklinde bir yıldız çıkar. Bu yıldız, ilk çıktığında Allah Nuh kavmini helak etmiştir. Hz. İbrahim ateşe atıldığında da çıkmıştır. Firavun kavmi yok edildiğinde ve Yahya b. Zekeriya öldürüldüğünde de görülmüştür. Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnelerin şerrinden Allah’a sığının. O yıldızın doğması güneş ve ay tutulmasından sonra olacaktır. Sonra fitneler “alaca karga” Mısır’da zuhur edinceye kadar devam eder.

    • Geceleyin, doğudan bir ateşin görülmesi
    4.21--- Ali oğlu Ebu Abdullah Hüseyin (ra)’dan rivayet edildi. Buyurdu ki: Semadan bir alamet gördüğünüzde ki o doğudan geceleri doğan büyük ateştir. O zaman insanlar ferahlanacaklar. O alamet Mehdi’nin çıkışı demektir.

    4.18--- Kesir İbn : Mürne El Huderi’den Buyurdu ki: Ramazandaki olayların alameti, kendisinden sonra insanlar arasında ihtilafın olacağı semada bir alamettir. Sen ona yetişirsen azığını gücün yettiği kadar çoğalt. (Naim b. Hammad’da bu hadisi tahric etti)

    4.22--- Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)’dan rivayet edildi. Buyurdu ki: Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah’ü Teala, bir münadi Mehdi’nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan, uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır. O sesi işitip de “icabet eden” kimseye Allah rahmet etsin. Zira bu birinci ses Cebrail’in sesidir.

    • Semadan bir münadinin seslenişi
    1.5--- Naim, Hz. Ali (r.a.)’dan rivayet etti ki: Semadan bir münadi “Hak Al’i Muhammed’dedir” şeklinde bağırdığı zaman Mehdi (a.s.) zuhur eder, herkes sadece O’ndan konuşur, O’nun sevgisini içer ve O’ndan başka bir şeyden bahsetmezler.

    1.7--- Keza (N.b. Hammad) Ebu Cafer’den tahric etti, buyurdu ki: Semadan bir münadi “Hak Al’i Muhammed’dedir”, yerden de bir münadi “Hak Al-i İsa’nın veya Abbas’ındır” (Ravi burada şüphe etti) diyecektir. Yerden gelen ses şeytanın kelimesi, semadan gelen ses ise Allah’ın yüce kelimesidir.

    • Ramazan 15'inci gecesinde duyulacak ses
    1.8--- Muhammed b. Ali’den, Buyurdu ki: O malum ses, Ramazan ayında Cuma gecesinde olursa onu dinleyin ve itaat edin. Eğer gündüzün sonunda olursa, o mel’un İblisin “Falan adam mazlum olarak öldürüldü” şeklinde nidasıdır. Bu sesin amacı, insanları şüphe ve fitneye düşürmektir. O günde niceleri tereddüt ve şaşkınlık içinde kalacaktır. O, birinci sesi Ramazanda işittiğinizde, ondan şüphelenmeyin zira o Cebrail’in sesidir ve bunun alameti Mehdi’nin ve babasının ismini zikretmesedir.

    YanıtlaSil
  52. Zilkade ayında kabile savaşlarının başlaması
    6.1--- Naim b. Hammad ve Hakim, Amr b. Şuayb’dan, O babasından, babası da dedesinden tahric etti, şöyle dedi Resullulah (s.a.v.) buyurdu: Zilkade ayında kabileler savaşır, Hacılar kaçırılır, melhameler olur. Sahipleri (Mehdi) çekinir ve neticede istemediği halde Ehli Bedir sayısınca insan Ona, Rükun ve Makam arasında, biat eder. Yer ve gök ehli de ondan razıdır.

    • Medine’deki büyük vak’a
    4.5--- Keza (N.b. Hammad) Ebu Hureyre’den tahric etti. Buyurdu ki: Medine’de büyük bir vakıa olur. Öyleki yağ taşları kan içinde kalır. Bu vak’ada bir kadının öldürülmesi, bir kırbacın sallanması kadar kolaydır. Bu olay Medine’den yirmi dört mil kadar yayılır. Sonra Hz. Mehdi’ye biat edilir.

    • Sufyani ordusunun Medine’yi harap ettikten sonra Beyda’da yere batışı
    4.38--- Muhammed b. Samid’den, dedi ki: Ben Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’a dedim: “ Bu işin önünde alametler var mıdır?” –ki Mehdi’nin zuhurunun kasdediyor- Dedi ki: “Evet” dedim. “Nedir onlar?” Dedi ki: “Beni Abbas’ın helakı, Sufyani’nin çıkması, Beyda’da batma” Ben yine “Sana canım kurban olsun, bu işin uzamasından korkuyorum” dedim. Dedi ki: “Bu iş tesbih taneleri gibi arka arkaya gelir.”

    • Hz. Mehdi’nin zuhuru için beş alamet
    4.37--- Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali (r.a.)’dan: Buyurdu ki: Mehdi’nin beş alameti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemani, semadan bir sayha, Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir. (Mina’da hacıların öldürülmesi)

    • Zilhicce ayında hacıların öldürülerek talana uğratılması
    4.32--- Ebu Naim, Hz. Ali (r.a.)’dan tahric etti. Buyurdu ki: Mehdi her dokuzdan yedi öldürülünceye kadar çıkmaz. Günahsız insanların öldürülmesi onlardandır.

    4.33--- İbni Ebi Şeybe, Mücahid’den tahric etti. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından bir adam bana dedi ki: Günahsız insanlar öldürülmeden Mehdi çıkmaz. Günahsızlar öldürüldüğünde, onların öldürenlere yer ve gök ehli buğz ederler. Mehdi insanlara gelir de onu yeni gelin gibi aşk ve muhabbetle kucaklarlar. O yeryüzünü adaletle ve nesafetle doldurur. Arz nebatatını çıkarır, gökde yağmurunu yağdırır. Ümmetim daha önce görülmemiş biçimde nimetlenir.

    4.34--- Ammar b. Yasir (r.a.)’dan: Günahsız insanlar katledildiği ve kardeşi de Mekke’de öldürüldüğü zaman semadan bir münadi: “Emiriniz filandır. İşte bu yeryüzünü adaletle dolduracak olan Mehdi’dir.” Diye nida eder. (Bu hadisi İmam Ebu Abdullah, Naim b. Hammad da Fiten isimli kitabında bunu tahric etti.)

    • Muharrem’de Kabe’de Hz. Mehdi’nin biatları kabul edişi
    6.6--- Keza (N.b. Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti. O şöyle dedi: “İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın Hac ederler.” Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi, sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına koşarlar. Ve ona geldiklerinde O’nu Kabe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar. Peygamber (s.a.v.) buyurur ki: Ben O’nun göz yaşlarını adeta görür gibiyim. O’na “Gel sana biat edelim.” Derler. O ise, “Yazık size, ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz.” Der ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz O’na yetişirseniz O’na biat ediniz, çünkü O yerde de gökte de Mehdi’dir.

    YanıtlaSil
  53. 4– “İkdiddurer” İSİMLİ KİTABINDAKİ ALAMETLER
    (Sahih Hadis-i Şeriflerden özetlenmiş olarak)
    • Doğudan gelen Moğol istilası
    5.1--- Çok acıklı durumlar ve elim manzaralar görülür. Fitneler arka arkaya devam eder. Doğudan bir İlç (acem diyarındaki kafirlerden kuvvetli birisi) çıkar ve Beni Abbasın mülkünü yok ederek geçtiği her şehri feth eder. Karşısında hiç bir bayrak barınamaz. Geçtiği her beldeyi yakıp yıkar, istediği herşeyi elde eder. Allah ondan ve O’na tabi olanlardan merhamati kaldırmıştır. Kendisine isyan edeni zulme uğratır. Bunlar ağlayana merhamet etmez, şikayetçi olanlara da cevap vermez. Ana, baba, kız, erkek herkesi öldürür ve Acem ve Irak beldelerini feth ederek ümmete acıklı azab tattırırlar. Bunların arasında fitne, şiddet, helak ve kaçmalar olur. Ne zaman bitti denilir, genede devam eder gider. Bu olaylar o denli şiddetleniri ki içine girmedikleri bir ev ve zararı dokunmakdık bir müslüman kalmaz. Çok keskin kılıçların ve şiddetli ihtilaflarla umumi belaların gelmesi, bu olayların özelliklerindendir. (O zaman) Çürümüş kemiklere ve gıbta edilir.

    • Altmış yalancının çıkışı
    5.3--- Her birisi kendinin Tek Mabud olan Allah’dan, Resul olarak gönderildiğini iddia eden altmış yalancının çıkması.

    • Doğuda, Semada üç gece görünen bir ateşin çıkışı
    5.2--- Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması.
    5.7--- Mutad şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.

    • Ramazanın 15'inci gecesinde duyulacak bir seda
    5.14--- Ramazanın yarı gecesinde (15'inci gecede) uykuda olanı uyandıran ve uyanıkları da korkutan bir seda.
    5.11--- Semadan, arz ehline, şamil olan bir ses ki, herkes bunu kendi lisanı ile işitir.

    • Ramazanın ortasında güneşin, sonunda ise ayın tutulması
    5.20--- Halka ibret olsun diye, Güneş’in oruç ayının ortasında ayın ise sonunda tutulması, Allah Teala Adem (s.a.v.)'i yeryüzüne indireliberi bu iki alamet vukua gelmemiştir.

    • Şevvalde savaş nidaları, Zilhiccede çarpışmalar ve hacıların talana uğrayarak öldürülmesi Cemaziyül ahir ve Recep’de hayret verici olaylar görülmesi.
    5.15--- Şevval’de savaş naraları, Zilhiccede harb ve kıtal olur, yine Zilhicce’de Hacı talana uğrar, hatta caddelerde kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beytül Muazzamın yanında büyük günahlar işlenir. Yine Cemadül sani ve Recep aylarında da pek çok hayret verici şeyler görülür. Hercümerç çoğalarak devam eder. Üçten biri öldürülür üçten biri de ölür. Baştaki sorumluların hepsi de zalim olur. Kişi mümin akşamlar, kafir olarak sabahlar.

    • Süfyani’nin kuru bir vadiden çıkışı
    5.22--- “Ciğerleri yiyenlerin oğlu” olan Süfyani kuru bir vadiden çıkar. Kelp kabilesinden abus çehreli, sert kalpli adamlardan bir ordu düzenler ve bunlar her tarafa zulmederler. O; medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. Zulüm, fesad ve fısk çıkarır. Alim ve zahidleri katleder, pek çok şehri de işgal eder. Kan akıtmayı helal kılarak, Ali Muhammed’e düşman kesilir. Temiz insanlara ihaneti tecviz eder

    YanıtlaSil
  54. Büyük şehirlerin yıkılışı
    5.18--- Büyük şehirler, dün sanki yokmuş gibi helak olur. Süfyani ile ordusu kalabalık beş kabileyi istila eder.

    • Kafirlerin Arab yarımadasına inişi, halifenin öldürülmesi
    5.16--- Kafirler Arab yarımadasına inerler, ordular düzenlenir, halife öldürülür, dertlerde büyür. Şam surları üzerine bir münadi “Yaklaşan şer’den dolayı vay arabların haline” der.

    • Şam’da Haresta köyünün batması
    5.4--- Şam karyelerinden Haresta denilen bir köyün batması.
    5.9--- Pek çok insanı yok eden bir batma olması.

    • Süfyani ordusunun Medine ile Mekke arasında Beyda denilen yerde yere batışı
    5.23--- Süfyani’nin ordusunun ve onunla bulunanların Beyda’da batması.

    • Rükun ile Makam arasında bir Haşimi’ninöldürülmesi
    5.19--- Rükun ile Makam arasında bir Haşimi öldürülür

    • Fitnelerin en sonuncusunun günahsız Hacıların öldürülmesi olduğu
    5.24--- Bu fitnelerin en sonuncusu “Günahsız insanların” öldürülmesidir ki, artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Hz. Mehdi çıkar.

    • İkdiddurer’de zikredilen diğer alametler
    5.5--- Doğu’dan ay’ı ışıklandıran bir yıldızın doğması, sonra bu yıldız eğrilir, öyleki iki ucu birbirine yakın olur veya hemen hemen birleşir.
    5.8--- Selam şehrinin kerh tarafından bir köprünün yapılması ve siyah bir dumanın yükselmesi
    5.6--- Kufe mescidinin, Abdullah İbn Mes’ud’un evi tarafındaki duvarının yıkılması.
    5.10--- Fırat nehrinin durdurulması, ve onun suyunun Kufe’ye girip şehri harap etmesi.
    5.21--- Kufe ve Hire arasında da pekçok fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi.
    5.12--- Bid’at ehli bir kavmin suretinin değişmesi.
    5.13--- Kölelerin, efendilerinin itaatından çıkması.
    5.17--- Kinde soyundan topal bir adamın, batı tarafından çıkıp zafer bayrakları ile Mısır’ın üzerine galip gelmesi.

    YanıtlaSil
  55. Evet, meleklerin hocası ve reisi idi. İslam âlimleri buyuruyor ki:
    Allahü teâlânın emri ile, bütün melekler, Adem aleyhisselama doğru secde etti. Meleklerin hocası olan İblis, emri dinlemedi, secde etmedi. İmam-ı Salebi hazretlerinin, İbni Abbas hazretlerinden rivayet ettiğine göre; İblis, meleklerle beraber idi. Ateşten yaratılan cinler taifesinden idi. Melekler ise, nurdan yaratıldı. İblis’in önceki adı Azazil idi. Cennetin bekçilerindendi. Dünya seması meleklerinin reisi idi. Dünya, semasının ve yerin sultanıydı. Meleklerden ilimde üstün idi. Gök ile yeryüzü arasını idare ediyordu, bunun için kendini büyük gördü. Bu hâli onu Allah’a isyana sürükledi. Allahü teâlâ da onu, rahmetinden uzaklaştırdı. (Camiul Ahkam)

    İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:
    (İblis, Cennet bekçilerinden idi, dünya semasının işlerini idare ediyordu.) [Beyheki]

    Said bin Müseyyib buyuruyor ki:
    (İblis, Meleklerin reisi, hocası idi.) [İbni Cerir, İ. Süyuti]

    Ahmed Rıfai hazretleri Talebeleri ile sohbet ederken insanların kendini beğenmesi ile ilgili bir soruya verdiği cevapta buyurdu ki:
    İlminin fazla, amelinin çok olması ile gurura kapılan kimse, marifet sahibi değildir. Çünkü şeytan da pek fazla bilgiye sahipti. Yanlış mantık yürüterek, ateşin topraktan daha üstün olduğunu iddia etti. Hâlbuki meleklere hocalık yapıyordu. Sonunda kendi nefsinin üstün olduğunu söyleyip kibirlendi. Böylece Allahü teâlânın gazabına uğradı ve lânete müstahak oldu. Ebedî olarak rahmet dergâhından kovuldu. (Evliyalar ansiklopedisi)

    İlim tek başına insanı kurtarmaz. Nice alimler vardırki imansız gitmiştir. Bunu kimseye karşı yazmadım sadece birisi sordu diye yazdım hakkınızı helal edin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sormuştum şeytan alim'midir ? diye.Sonradan yersiz bir soru'mu sordum acaba diyerek yazdıklarımı silmiştim.. Cevabınız için teşekkür ederim kardeşim,bunu gerçekten merak ediyordum.. Allah razı olsun..

      Sil
    2. Diyar ı İstanbul Şeytan dünyaya gelmiş geçmiş en büyük alimlerdendir. Yüce yaradan zülm etmeyeceği için akıl sahibi olmayanlardan hesap sormayacaktır. Şeytan ilim sahibi olmasaydı sınavdan sorumlu da olmazdı. Ayrıca şeytan insanoğlunu kandırıp azdırabilen bir varlık olduğu için de çok akıllıdır. Dünya da ki nice alimlerinde sınavı vardı. Sınav nefse ve şeytana karşı verilir. Şeytan Hz. Adem i bile kandırdı, alimleri kandırdı. Şeytan ın en sevdiği iş bir alimi yoldan çıkarmaktır. Üstün zekalı olmayan bir varlık bu işleri yapamayacaktır. Allah ın da en çok kızdığı ilmi olanın ilmini Allah yolunda kullanmamasıdır.

      Sil