.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

6 Ağustos 2017 Pazar

KUDÜS'ÜN FETHİ - ABDÜRRAHİM ÇOKGÜNGÖR



Ahir zaman uzun bir zamandır. Bazılarına göre 300, bazılarına göre ise 500 yıldır. Bu uzun zamanın en önemli devresi 1806-08 ile başlayan ve 3 bölümden oluşan son 300 yıllık süreçtir. Bu süreçte İslam’ın galibane fütuhatının durması, gerilemesi ve mağlubiyeti art arda gelir. Bunların açık ve gizli sebebleri gaflet sebebiyle tam bilinmez-bilinmeyebilir. Öyle olunca ve ahir zamanda zihinleri duhanın karartması neticesi rivayetlerle vaziyet tayini mümkün olmaz. Çünkü olaylar iç içe yani mütedahil ve komplekstir. Düşünebiliyor musunuz daha 1830’larda “Din ilerlemeye mani” diye masonların ve küfr-ü mutlakın öncüleri bu ülkede konuşmaya başladılar.

Kudüs ne zaman elimizden çıktı. İsrail’in Basel’de 1897’de kuruluşundan 20 yıl sonra. Siyonizmin vekaletine sahip İngilizler Türk ordusunu mağlup ederek Filistin’i ve Kudüs’ü işgal etmiştir. Kudüs’ün işgal haberi Avrupa’ya ulaştığında bütün kiliseler çanlarını çalarak kutlamıştır. Bunlar arasında o sırada devam eden 1. Cihan Harbi’nde sözde müttefikimiz olan Almanya-Avusturya da vardı.

Gafil Avrupalılar Kudüs’ü bizden alıp kendileri o topraklara hakim olamadılar, vekilliğini yaptıkları Siyonistlere teslim ettiler. Yani bölgenin yeraltı zenginlikleri onların, üstü kutsal topraklar Yahudilerin oldu. Bunda Yahudi yapımı protestan Hırsitiyanlığın büyük emeği vardır. Büyük Deccal’in hakimiyetinin başladığı tarih ile Kudüs’ün elden çıktığı tarih aynı. 1917. Ayrıca Belfour Deklarasyonunun yayınlandığı tarih de 1917. Yani o tarihte iki büyük imparatorluktan olan İngiltere o beyanname ile Yahudiler’in Filistin’de yerleşme hakkını olduğunu dünyaya ilan etti. Bu 3 olayda siyonizmin azim emeği vardır. 1897’de Basel’de devlet kuran Siyonistler, 20 yıl sonra Kudüs’e göçle ilk adımını attı. 1897’den 50 yıl sonra da Basel’de açtığı bayrağı o topraklarda dikip dalgalandırdı. Bu ancak ve ancak Türk’ün mağlup olması ile mümkün olabilmiştir.1826 sonrası meydana gelen İslam’ın bütün mağlubiyetlerinde siyonizmin perde arkasında rolü vardır.

İsrail’in bayrağı Dicle-Nil arasındaki toprakların 6 yıldızlı Yahudiler’in olduğunu sembolize eder. İsrail’in kurulması ile Büyük İsrail için ilk dev adım atılmıştır. Züğürt tesellisi olarak Hıristiyanlar sevinmiş, ama malı Siyonistler götürmüştür. Bu zafer 1773 tarihinde Yahudiler’in “Dünya hakimiyeti için Deccali çıkaralım” kararının ilk ayağıdır. Nasıl yaptılar? İslam’ın bayraktarı Türk’ü önce içeriden maşalarıyla yıkarak emellerine ulaştılar. Bu tarihi gerçektir. Üstelik Türk’ü haşmet ve hakimiyetini yıkarak Anadolu’ya hapsederken kurulan devletin temelinde onların ideolojisi vardı. Öyle ki bir dönem geldi Siyonistlerin dünyada en çok etkiledikleri 5 ülkeden biri Türkiye oldu.
Ulusalcıların ağababalarından Yalçın Küçük 10 yıl kadar önce yaptığı bir konuşmada dede ki: “Yahudiler İsrail’de olduğundan daha fazla Türkiye’ye hakimler.” Ve bir diğer sözü “Derin devlet içimizdeki İsrail’dir” demişti.

Evet, iki deccal Yahudi’den çıkar. Hıristiyan ve İslam alemindeki 3 imparatorluk çöker. Çökertme yöntemleri ise, ulusal devlet ideolojisidir. 3 imparatorluk parçalara ayrılır ve sonra Yahudiler gelir İsrail’e yerleşip dünyaya hakim olurlar. Küresel sermaye ahir zamanda İsrail’in zirve noktasıdır. Bu gerçeği hangi rivayette yazılı? Bilen az, ama hakiki kaynaklara ulaşanlar için var. Müteşabih olarak. Haberi veren kainatın efendisi ve ilmin kapısı olan zat.

Şimdi araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş. Bade harap-ül İslam’dan sonra kurtarıcı bolluğundan geçilmez olur. Çünkü Müslümanların basiret ve ferasetini kaybetmesi bir yana, mü’min vasfı da zedelenmiş. Bütün bu hadisatın özü ahir zamanın 4 şahsının zamanına işaret eder: Mehdi-Mesih, Deccal-Süfyan. Gerisi palavra üstü palavradır.

2006-07'de Belfour ve Kudüs’ün işgalinden 90 yıl sonra Rum Suresi’nden gelen işari haberle kaderin Beni İsrail için ahir zamandaki hükmü yürürlüğe girer. Kes yapıştır ile bu siteye rivayet aktaranlar bunu biliyor muydunuz? Haşa, sümme haşa. Süfyan’ın tahakkümü altında 90 yıldır yaşıyorsunuz hala Süfyan ve Mehdi beklersiniz. Kudüs gitmiş Konstantiniyye gitmiş, küfr-ü mutlak en aşağılık yüzünü göstermiş, ama gözlerine duhan mili çekilmiş ama gözler olup biteni algılayamıyor. Böyle bir halde “Bekledim de gelmedin ey Mehdi, bizlere uğramadın” türküsüne döndürür işi. Halbuki bir gökdelenin temel atma ve kaba inşaatını atlayıp imardan sonrasına göz dikenler, zaman akışındaki sırayı kaçırır. Ve bilmeden gökdelenin tepesinde oturup etrafı kolaçan ederken "yahu hani büyük bir gökdelen yapılacaktı niçin yapılmadı" demelerine benziyor iş. Halbuki gökdelenden sonra müştemilat ve çevre binalar da inşa edilir. Yani Mehdi’nin zuhur ettiği merkez eyalet imar edilir, sonra çevreye el atılır. Bu iki hamlenin sırrı ise iki mabedin (Ayasofya ve Mescid-i Aksa) esaretinin kaldırılmasıyla manasını bulur. İşte sır burada. Her iki mabedin esaretten kurtarılmasının tek sırrı ise ancak ve ancak ittihad-ı İslam şartıdır. Çünkü en büyük farz vazife budur. Yıl 1909 Beidüzzaman tehlikeye görüp demiş: “Bu ittihad, âdetten değil, ibadettir. İhfâ, havf-ı riyâdandır. Farzda riyâ yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.” Yani işin sırrı gözünü dünyevi menfaatler ve siyaset bürümüş duhanlı beyinlerin göremediği ubudiyettedir. Gözü manevi miraçta olmayan, dünyevi nimetlere hasr-ı nazar eder?
Şimdi meseleyi biraz daha açalım. 2006-2007’de ne oldu? Oraya gelebilmek 10 yıl önceye gitmeli. İsrail’in müesses nizamının girişimiyle ABD ve Washington’daki Yahudi kuruluşları ve neocon sivil toplum örgütleri 28 Şubat’ı tezgahladılar. O dönem her iki deccali doğuran ana deccal yani Siyonizm, Süfyanilerle birleşerek Deccali hareketin sona atağına kalkıştı. Öyle ki Kur’an bunu ebcedi olarak işaret etmiş ve Tağuti bir tecavüz olarak nitelemiştir. 1417. Ama gökdelenin bayrak asma aşamasına gelindiğini kimse anlayamadı. Ve 72 ay sonra o Tağuti harekete karşı darbe geldi. Bu darbeden bir yıl sonra neocon-siyonist şebeke yeni bir tecavüze kalkıştı. Irak’ı vurdu. Ama Türkiye’yi buna alet edemedi. Ana deccalin siyonizmin neocon ayağı bundan çok öfkelendi. Ve Siyonistler bu kez Süfyanileri kullanarak netice alamayınca yeni bir ortak çıkararak (FETÖ) yıkıma karar verdi. Bunun püf tarihi 2006’dır.

Bu kez Türkiye’deki iç dengeleri bozacak plana kalkışıldı. Ulusalcı-kemalist güruhu iktidara saldırtıp arkasından FETÖ’ye yürü ya uşağım deyip AK Parti’yi kuşatma altına aldı. Burada en önemli nokta Ergenekon davaları ile askeriyeyi yeme operasyonları oldu. Ki bunun ilk resmi ağızdan ifadesi CIA danışmanı Henri Barkey’den geldi. Sonra kavgayı kızıştırıp iktidarın üzerine saldırma provokasyonu için düğmeye basıldı. Önce provoke edilen Kemalist-uluslacılar AK Parti hükümetini devirmeye kalkıştı. 27 Nisan muhtırası ve kapatma davası bunun ilk örneğidir. Bu arada epeydir yargı-emniyet-askeriye sızan FETÖ'yü Ak Parti'ye yardımcı pozisyonuna sokup devlete sızmayı yoğunlaştırdı.
İşte o 2006’da bir şey daha oldu. Doğumundan bir, birbuçuk yıl sonra ölen Ortadoğu Projesi gereği Türkiye’nin hayırlı bir iş diyerek, Suriye ve İsrail’i bölge barışı için barıştırmak istedi. Müzakereler yürüdü her şey hazırlandı imzaya bir hafta kala İsrail Gazze’yi alçakça vurdu. Yani İsrail, kendisini Suriye ile barıştırmak isteyen Türkiye’ye, Gazze işgali ile cevap vererek “Bu bölgede patron biziz. Bize ayar çekme, bizi yönlendirip hedef saptırma” mesajı verdi. Peki bu rivayet antolojisi sahipleri, Irak’taki iki aşiretin çatışmasına yer veriyor da bunlardan niçin bahsetmiyor?

Bu hareket bardağı taşıran son damla olduğundan gazab-ı İlahiye vakti gelip çattı. Çünkü “Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozgunculardı sevmez”(5/64) ayeti şu fesada işaret eder: “İsrailoğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: “Siz yeryüzünde iki fesad çıkaracaksınız” 17/4 . Klasik tefsirler bunu Milat öncesi iki fesedla tevil etmişler. Aslında bunun bir de zımni ikinci ayağı var. Yani fesad Hz.Muhammed (as) öncesi bir, ondan sonra olmak üzere iki fesadları olduğunu adeta işari olarak Kur’an iki kez söz ederek haberini verir: “Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin”(2/60) ve (7/74). Verirse ne olur?. Zillet ve meskenete tabi cezasına hükmedilir ve tutulup sürülürler. İşte ahir zamandaki en püf nokta budur. Yani iki fesada iki kez zillet ve meskenet cezası. Biri tamam oldu. Sıra geldi ikincisine. Öyle olunca 15 yıldır devam eden 3. Melheme’nin finaline kapı açılır. Çünkü semaya uzanan gökdelenin bayrak asma dönemi başladığından ceza oradan gelmesi mukadder..

Hz. Peygamber gayet açık ve net haber vermiş. “Şeria Nehrinin bir kıyısında Yahudiler, böbür kıyısında siz harp edeceksiniz.” Bir başka rivayette “Mehdi gelir Deccali öldürür Kudüs’ü kurtarır.” Bir başka rivayet ise “Hz. İsa gelir Deccali Lut Gölü yakınında yener.” Bir başka rivayet. “Hz. Mesih nüzul edince Yahudiler devlet kurar.” Bir başka rivayet “Müslümanlarla Yahudiler harb edecek, o zaman her taş, arkasında gizlenen Yahudi’yi haber verecek.” Bu müteşabih ve çoğu gerçekleşen rivayetlerdir. Tahakkuk etmeyeni Deccal’in yani her iki decali doğuranın Lut’ta öldürülmesi ve Kudus’un fethi. Bunun sath-ı mailine girilemediğini kimse iddia edemez. Ve bunun başlama tarih 2006’dır. 11 Eylül sonrası re’sen harekete geçen neoconlar Müslüman ülkele karşı saldırgan yüzünü gösterdi. Ana Deccalin (Siyonistlerin) Süfyanilerle ittifak ettiği 28 Şubat da bir başlangıçtı ama daha Mehdiyet’in gökdelenin çatışı yoktu. Onun için esas tarih 2006’dır. Çünkü Süfyan’ın bid’a rejiminin ıslahı olmadan ana deccal yok edilemez. Hüküm böyle. Önce, önce doğan büyük deccal, sonra küçük ve en son anaları yeryüzünden temizlenir. Ve genel barış yani küresel barış tesis edilir.
Bütün bu rivayetleri toplayınca ortaya ne çıkar. Kudüs’ün fethi için parçalanan ittihad-ı İslam'ın tesisi şarttır. Çünkü o mübarek belde Müslümanların elinden çıktığı yetmezmiş gibi bütün İslam dünyası işgale uğradı. Yani işin sırrı önce İslam Alemi’nin istiklaline kavuşması sonra ittihad etmesi lazım. Yani mani zail olmadan yıkılıp giden avdet etmez. Bu ilk aşamada Mehdi ve cemaatine ait. O Mehdi nerede zuhur eder? Deccali süfyan fitnesine uğrayan Rum ehli arasından. Ayrıca bir şey daha var: Yeryüzündeki Türkler yalnız küçük değil büyük deccalin de tahakkümü altına girer. Büyük deccal Mesih tarafından mağlup edilerek ortadan kaldırılınca ne olur? İslam dünyasında istiklaline kavuşmayan devlet kalmaz. Ama aralarına siyasi birlik olmadığından bir türlü birleşemezler.

Mehdi’nin çabalarının yetersiz kalması değil iş bölümü gereği bu kez diğer vazifedar Hz. Mesih’in cemaati devreye girer. Müslüman ülkeler arasındaki ihtilaflar giderilir ve ittihad doğar. Yahudi’den intikamı almak hakkı yalnız Müslümanlara ait değil. Yahudi güdümlüsü Martin Luther ile münharif Hıristiyanlığı bir kez daha tahrife uğrayanların da hakkı. Ayrıca Filistin kimin elinde idi de onların elinden alındı. Onların da ilk sırada hakkı var. İşte O millet bunun ateşini yakar. Bunun nasıl olacağı sır olarak bırakılmış. Yahudiler biliyor. Biz ayakta, yatakta olduğu kadar uyuduğumuzdan ekseriyetimiz anlayamaz. Hiç üst düzey matematik ve fizik kurallarını bilmeden kim E=M2 olduğunun sırrına vakıf olabilir. Ancak anlayan anlar. Anlamayanlar ise olayın vukuundan sonra anlamaya başlar: “Vay be hiç aklımıza gelmedi” sözü dillerde pelesenk olur.

Her keskin ağzında bir Armageddon veya Hermecüddin dolaşır durur. İyi de ahir zamanın Melhemeleri 3 tane. Ve şu anda üçüncüsünün bölgeyi 3. Kez ateşe boğuyor. Bölgemizde bir asırda iki kez dünya devletlerini katılmasıyla cereyan eden iki büyük savaş kimin için ve niçin yapılıyor. Siparişi veren kim? Bunların içinde Armageddon veya Hermecüddin nasıl yer alır?
Her neyse. İsrail’in ortadan kalkması iki büyük dinin Mesih ve Mehdi ile omuz omuza gelmesinin başlangıcıdır. Çünkü bölge kana bulanıyor, parsayı toplayan ve güvenlik içinde her melaneti işleyen İsrail. Bunun izahını yapacak var mı? İsrail’in sonunu getirecek kart şu anda masada. O kartı masaya süren de, Menderes’i kurban eden de İsrail-ABD yani necon-siyonist ittifakı. İşin garip tarafı Kudüs kimden alındığı ise o kart şimdi onun için de açıldı. O kart yüzünden meydana gelecek gerginliği Hz. Mesih’in cemaati fırsat bilecek. Kullanınca da ne olur? Kudüs’ün düştüğü yılın 90’ıncı yılın İsrail’in defterinin dürülme yılı olduğunu belirttim. Haçlı işgalindeki süre kadardı? Yani o kadar süre 1897’den itibaren 120 yıl olarak bu vade doldu. Ama Türkler art arda gelen fitneler sebebiyle toparlanamayınca 3 kez ayaklarına gelen fırsattan yararlanamadı. Yani daimi provokasyonla birbirlerini yediklerinden meseleye konsantre olamadı. Cebri-Keyfi-Küfri-Askeri illet baş sebep. O zaman İlahi tokatlar devreye girer ve o Türkler terbiyeden geçer yetiştirilir. Terbiye olan Türkler de gereğini yapar. Çünkü nush ile uslanmayanın hakkı kötektir. 1950 yılından bu yana her 10 senede bir cebri-keyfi-askeri dayağı yemeyi içine sindiren Türkler 1996’dan 20, 2006’dan 10 yıl sonra 15 Temmuz sopası kapıya dayanınca cana tak etti ve akıllar başa geldi. Gelince ne olur?

Şimdi top Hz. Mesih’in cemaatinde. Türk narkozdan uyanıp etrafına sarkınca üzerine gelinir. Bu hayırlı bir alamettir. Korkmamak lazım. Öfkelenen Türk def-i mazarrata kalkışır. Kalkışınca da ona destek verecek olan Hz. Mesih’in cemaatidir. Böyle perdeli yazmak sırr-ı imtihan gereğidir. 2019’mu 2021 mi yoksa 2023 mü? Kader perdeliyor. Bunlar deccal narkozundan tam kurtulmaya bağlı bir husustur. Aslında vade bu yıl doldu. Vakit tamam. Sabah namazı için imsak ile güneş arasında 1 saat 43 dakika var. Bu süre zarfında namaz kılınır. O da Şafilerde biraz daha erken, Hanefilerde daha geç olur. Köyle-şehirli farkı. Acaba o kader saati kime göre? Sır orada. 2006-07 bu işte yalancı fecirdi. 2017’de vakit girer. Niçin vakit girer?. Türk’ün millet olarak rüştünü ispat ettiği için. Yani İsrail’in müesses nizamının bütünü dünyayı kullanarak üzerimize saldırdığı köpeklere hoşt demek yetmez. Asıl faili zehirlemek lazım. Bir şartla. Masumların kanına girmeden. Yahudi de olsa masum masumdur. Öyle olunca o zaman Kur’an’ın Yahudiler için takdir ettiği zillet (yoksulluk) ve meskenet (horlanma) devri geri döner. Buna dair Bakara 61 ve 62’nin hükümleri çok ilginç.
(Bir de, “Ey Musa,” demiştiniz. “Tek çeşit yemeğe katlanamıyoruz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiklerinden bize sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan türü şeyler çıkarsın. "Musa ise 'Değerli olan şeyi, âdi şeylerle mi değiştirmek istiyorsunuz?' dedi. “Öyleyse şehre inin; orada istedikleriniz olur.” Böylece onların üzerine bir zillet (alçaklık) ve meskenet (yoksulluk) damgası vuruldu ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun nedeni de, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleriydi. Çünkü isyan etmişlerdi ve hadlerini aşıp duruyorlardı.” 2/61
“İman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden kim Allah'a ve âhiret gününe iman eder ve güzel işler yaparsa, onların Rableri katında ödülleri vardır. Ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar” 2/62

İsrai Suresi’nde 2 ayrı yerde İsraille ilgili 8 ayet var. Ve her iki bahisten sonra Kur’an’a atıf yapılması çok ilginç. Bu ayetler onların karakterleri ile ilgili, ama bunlardan ikisi işari olarak zamanımıza da bakar:

İlki Yahudilerin Filistin’e dönüşüne bakar. İsra/104 “Ondan sonra da İsrailoğullarına “yeryüzüne yerleşin,' buyurduk. 'Âhiretin vadesi geldiğinde, hepinizi derleyip huzurumuza getiririz” Bu ayet İsrail’in Filistine dönüşünün işari ihbarıdır. Tam 104 ülkeden kafileler halinde göç ederler. Ama bir şartla:
“İyilik ederseniz, kendiniz için iyilik edersiniz. Kötülük ederseniz, o da kendinizedir. Daha sonraki bozgunculuğunuzun vadesi dolduğunda da yüzünüze kara çalsınlar, daha önce girdikleri gibi yine Mescide kadar girsinler ve istilâ ettikleri yerlerde taş üstünde taş bırakmasınlar diye kullarımızı yine size musallat ederiz” İsra/ 7.
“Bakarsınız, Rabbiniz size merhamet eder. Fakat dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi ise kâfirler için bir zindan yapmışızdır” İsra/8
Birinci Cihan Harbi cephede 1918’de bitti. Masada ise Lozan’da 1922’de diplomasi ile son buldu. Bu birinci Melheme idi. Düşük yoğunluklu çarpışmalara sahne olacak 3. Melheme de aynı topraklarda olur. Önce Irak sonra Suriye’de cephe savaşları terör örgütleri vekaletiyle yürüyor. Bu cephede çatışmalar bir gün duracak. Durunca ne olur? Masada uzlaşılamayan tek madde Kürt devleti kartı bir türlü kalkmaz. Kalkmayınca? Sır orada….
Unutulmasın. Mehdi’nin zuhuru aşama aşamadır. Onun hükmünün en son ulaşacağı yer ise Mekke-Medine’dir. Manevi hizmet esas olduğundan seyr-ü sefer hattının iki ucu Mescid-i Haram ve iki büyük dine ( ki bu iki din ahir zamanda yan yana, omuz omuza gelecek) mabedlik yapan Ayasofya. Bu hattın tam ortasında ise Mescid-i Aksa var. İngiliz Osmanlı’yı 2 asır önce Hicazdan vurdu. Vurulan Rum, Mescid-i Aksa ile ağır yara aldı. Ve Ayasofya ile komaya girdi. Yoğun bakım ne kadar sürer. Nekahat devri, dinlenme devri ve ayağa kalkma devri. Zuhur böyledir işte. Ve sonra film geriye mi sarılır yoksa ortadan mı başlar?. Ahir zamanın fütuhatı biraz acaiptir. Eskilere benzemez. Bu böyle. İnanmayabilirsiniz. Ama yine de dünya dönüyor. Hikmet-i İlahi’yi anlamak hep sonradır.

Şu husus unutulmamalı. Ahir zamanın iki büyük tehlikesinin ikisi de dış kaynaklı. Dünyevi menfaatle ve işgalle başlayan bu tehlikeler, yani dinsizlik ve terör-anarşi buna hizmet eder. İstiklali bunlar geciktirir. Dikkat ederseniz şu sıralar hep Mescid-i Aksa gündemde. Hep orası suikaste uğruyor. İlk suikast ne zaman olmuştu? 1969. Ve aynı anda İslam Konfernası Örgütü doğdu. 50 yıl sonra yine aynı santoj ve suikast gündemde. İstiklal Harbi sarıklı mücadhilerin katkısı ile olmuştu. Müftüler, imamlar hepsi istiklal için koşturdu. Dini şehadetin temeli bile İstiklal Marşı’na girdi. Ve aynı hava şimdi Mescid-i Aksa üzerinden esiyor. Aksa'da kundak tecavüzünün 50 yılına yaklaşırken o mabedin bulunduğu şehrin istiklal havası dini havayla hayat buluyor? Yalnız bu dini hava da bir tek Türkiye'den eserken Arap alemi sus-pus? Niçin hiç düşündünüz mü?
Kim estiriyor o havayı? Filistin'i vermeyen Abdülhamid tahttan indirilince bir Yahudi ileri geleni artık 150 yıl ona söverler demişti? Ama unuttuğu bir şey vardı. O yıl söylendi üstelik: "Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır." O hava mı esiyor dersiniz? Cenab-ı Allah'ın merhametinin zamanı gelince önce serin bir hava estirir. Sonra da nimetini verirmiş.

15 yorum:

  1. Devlet ricalimiz daha iyi bilir. Bizler guncel gidişat ile gaybi haberler arasında bağlantı kurmaya çalışıyoruz.
    İçerde bir kaos oluşturmaya çalışıyorlar. Bu simdilik Allahın izniyle bir türlü gerçekleşmedi.
    Dışarda ise kürt koridoru gerçekleştirilmek isteniyor. Allah bilir ya Amik ovasindaki savaşın zamanı gelmiş gibi... Ame rika Idlib'e saldırmak üzere.. Türkiye buna mani olmak zorunda. Afrin'e müdahale geliyor. Günler belki saatler içinde bir seyler olursa artık tüm gucumuzle dualarımızla devlet, millet ve ordumuzun yanındayız. Metal yorgunluğu epey zarar verecek olsa da vatan millet sağ olsun.

    YanıtlaSil
  2. inşallah bizi suriyede boğmak isteyenler k.korede boğulur
    korede savaş çıkarsa bundan enbüyük zararı güney kore japonya ve kuzey kore görür
    kimbilir belki kuzey korenin bir kaç füzesi kıta amarikasına ulaşır
    koreden atıldıktan sonra kıta amerikasına ulaşması 60-90 dakika

    YanıtlaSil
  3. İki Amerika'nın savaşı artık ciddi boyutlara çıktı... Bu savaşı Londra ile ortaklık isteyen Amerika mı, yoksa tek güç olmak isteyen Amerika mı kazanacak?
    http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2017/08/10/buyuk-firsat

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para ve silah kapışıyordu...
      Paranın müttefiki silaha göre çok daha fazlaydı. Pentagon artık her yerde paraya yön veren aile ile çatışıyordu. ROTHSCHILDLER ile..

      Sil
    2. Henry Kissinger, Trump'a, "Türkiye'nin gücünü Washington'la buluştur.
      Bu ABD'yi daha da güçlü yapar.
      Türkiye'nin etkinliği, geçmişte bir kasaba büyüklüğündeydi.
      Bugün ise denizlere kadar ulaşan şehirler kadar" dedi. Para ile silah kapışıyor, ortasında biz varız...

      Sil
  4. Pentagon'un planlarında 2017 ve 2018'de 12 farklı savaş görünüyor. 5 kıtada 12 savaş, Yeni Dünya Düzeni'nin kurulmasını sağlayacak.
    Ya Pentagon savaşı kaybederse?
    İşte üzerinde durulması gereken soru bu!
    Eğer PENTAGON kaybederse ki bu hiç zayıf bir ihtimal değil...
    O zaman DÜZEN hiç kimsenin beklemediği bir şekil alacak. Silahına güvenen PENTAGON, silahın altında kalırsa Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği'nin kaderini yaşayacak. Washington'da çok şeye karşı olan eyaletler kendi hazırladıkları BAYRAKLARI çekip ABD BAYRAĞINI indirecekler... 50 yıldızlı bayrak dalgalanamayacak!
    İlginç olan, 50 eyaletten hiçbirinin AMERİKA adını taşımayacak olması.
    ABD'de 30 eyalet, kendi askeri birliğini kurmak için çalışmalarını başlatalı 10 yıl oldu.
    Hepsi de bir iç karışıklıkta Amerikan Savunma Bakanlığı'na bağlı askerlerin değil, kendi askerleriyle müdahalede bulunmak istiyor.
    Pentagon da ilginç bir adım attı.
    Pentagon yetkilileri, "Kendi askeri sisteminizi kurmak Amerika Birleşik Devletleri için bir risk. Ancak her eyaletteki askeri birlik, Pentagon'dan önce Valilerden emir alabilir" dedi.
    Her şey Trump ve Pentagon'un alacağı kararlara bağlı.
    Ya gerçekten Trump'ın dediği Büyük Amerika'yı göreceğiz ya da Amerika'nın çöküşüne şahitlik edeceğiz.

    http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2017/08/11/neden-kore

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mustafa bey .ergun dilerin bu görüslerine kesinlile inanmıyorum.dışarıda ciddi rakileri olmadıgını herkes bildigi icin .iceriden bir suni rakib yani yine iyi bolis kötü bolis..yıllarca abd baskanlarını bile uluorta infaz eden bir güc hic kendisine yok bentagonmuş ..yok l. martinmiş..ince arastırın l.martininde bütün hisseleri rotschild ve rockefellerin cıkacaktır..olması muhtemel hatta mukadder dünya savaşı ve felaketinde sonrada galiba...imran hüseyinin dedigi gibi bu işi biz düzeltiriz diyerek ..kendilerini yine berdelemek ve kudüse yerleserek dünyayı kudüsten yönetmeyi hesablıyorlar..kısaca ergun dilerin bu iddiaları sacma geliyor..

      Sil
    2. Ergün Diler, toprak savaşından değil, ekonomi savaşından bahsediyor. Bunu anlamak hepimiz için zor, çünkü bu konuda hiçbir şey bilmiyoruz.

      Basın da Almanya-İngiltere tarafında yer aldığı için dikkat edilmezse bu savaşa bizleri de piyon yazarlar.Takvim hangi taraflı ?

      5-6 ay kadar önce de rothschild'ler ile kraliçenin arasının açık olduğunu yazıyordu.Bugünlerde hiç bahsetmiyor.

      Yada İngiltere, ABden neden ayrıldı? Macron'nun başkan seçilmesi ile Fransa da rothschild'lar tarafına geçti, diyor.İtalya'da ekonomik bir operasyonla Pentagon tarafına.

      Tam da 2nci dünya savaşındaki İngiliz+Fransaya karşı, Almanya+İtalya tarafları oluştuğunu ima ediyor.Fakat bu sefer ABD(NATO), İngiltere'nin değil,Almanya'nın yanında yer alıyor,demeye çalışıyor.

      Bütün bunlar savaş öncesi karargah hamleleri olduğu için biz göremiyor olabiliriz.Biz ancak savaş çıkarsa anlayabiliriz kimin kimle olduğunu.Ve ancak kimin hangi toprağı aldığı haberleri ile oyalanırız. Sermaye ve para hareketleri bizim görebileceğimiz şeyler değil,her zaman olduğu gibi :(

      Sil
  5. Trump'ı getiren Pentagon! Tamam!
    Ama Pentagon'un arkasında da DERİN AMERİKA olarak bilinen LOCKHEED MARTIN var! Aslında ülkenin tapusunu kendilerinde görenler bunlar… Gelirinin yüzde 80'ini Amerikan ordusundan sağlayan LOCKHEED MARTIN'in ortaklık yapısı, ABD'nin asıl sahipleri olarak biliniyor. Şimdi Lockheed Martin, Pentagon ve Trump'la birlikte Büyük Amerika'yı hayata geçirmek için yola çıktı!
    Yapıp yapamayacaklarını göreceğiz… Ama yürüdükleri yol bu! Bu ittifak ve gidilen yol KUZEY KORE sorununu doğurdu! Kore savaşı, Lockheed Martin için çok önemli.
    Bölgede yapılacak operasyonlar, şirketin dünya üzerindeki egemenliğini daha da artıracak.
    Çünkü şirket, Ortadoğu ve Afrika'da planlarını hayata geçiremedi. Özellikle Obama'nın 8 yıl boyunca uyguladığı politikalar, Amerikan askerlerinin birçok bölgeden çekilmesi Lockheed Martin'e yapılan bir operasyondu.
    Şimdi 8 yıllık durağan dönem bitti. Çok ciddi savaşlar gerekiyor. Lockheed Martin Kore savaşıyla birlikte dünya dengesini bozmaya kararlı. Çünkü İngiltere ve Çin, bu savaşta ABD'nin karşısında olacak.
    Amerika Birleşik Devletleri de klasik CUMHURİYETÇİ söylemini hayata geçirecek ve "Ya bizimlesiniz ya da düşman" diyecek… Bu sloganı hatırlıyoruz değil mi! Bu slogan aslında DÜNYANIN şekillenmesini sağlayacak.
    Mesela SURİYE konuşuluyor ama LOCKHEED MARTIN ismi ortada yok.
    YPG konuşuluyor, DEAŞ masaya yatırılıyor ama LOCKHEED MARTIN ortalarda yok!
    Oysa oyun bu şirketin üzerinden kuruluyor.
    Kurulmakta da… ABD'nin Suriye'de YPG'ye yardımlarının tümü Lockheed Martin tarafından yapılıyor. Arabistan başta olmak üzere tüm Körfez ülkeleriyle yapılan askeri anlaşmalar, Lockheed Martin'i büyütüyor.
    Bunların hepsi bir bir gerçekleşen olaylar mı?
    EVET! Adamlar gelip silah sattı mı? EVET!
    Alanlar belli mi? Evet!
    Devam… Lockheed Martin, 2020 yılında 10 Apple büyüklüğünde bir şirket olacak.

    http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2017/08/12/silahin-patronu

    YanıtlaSil
  6. Maddi olarak Türkiye bütün gücünü elektronik harbe versin yeter...Gelecekte ne kadar güçlü olursa olsun hiç bir elektronik silahın ise yaramayacağını silahı üretmeye az kaldı inşallah..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. elektromanyetik dalgaları bloke eden bir silah mı icadediyoruz ?

      Sil
  7. trump un ekibini budadılar budamaya devam edecekler acele ile savaşlar peşinde olan grup dağıtılıyor ..en son steve bannon gitti

    YanıtlaSil
  8. 1*Bediüzzaman Hazretleri “Bu zamanda en büyük farz vazife ittihad-ı İslam” diyeli bir asrı geçti. Bediüzzaman bu sözü iş olsun diye değil gaybi haberlerin de bir işareti olarak dile getirmişti. Pazartesi günü ziyaret ettiği Ürdün’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam ülkelerine çağrıda bulunarak "İslam dünyası, bölge olarak gerçekten sancılı günler yaşıyoruz. Geleceğimizin şekillendiği bu kritik dönemde Müslümanlar olarak dayanışmamızı bölgede çok daha hassas bir şekilde devam ettirmeliyiz, bunun yolu da istişarelerimizi artırmak, aramızdaki işbirliği mekanizmalarını güçlendirmekten geçiyor" dedi.

    “Bediüzzaman talebeleri ile bir sohbetinde şunu söylemişti: “Kürt meselesi ittihad-ı İslam’a vesile olacak.” Ahir zamanın Duhan illeti yüzünden sınırlarımızın dışına bakmama kusurlusu bir millet olduğumuzdan, cart curt eder ama çevremizde olup biten bilmeyiz. Zaten Lozan vesayetinin gereği de budur. Menderes 1950 yılından iktidar olunca Türkiye uzun aradan sonra İslam dünyasına yöneldi. Ve ittihad-ı İslam’ın lik nüvesi olan Bağdat Paktı’nın kurulmasına ön ayak oldu. Aslında bu Yeşil Hilal’i oluşturduğu için ABD’nin de işine geldi. Geldi ama. Bölgeyi Osmanlıyı ırkçılıkla yıkan İngiliz-Siyonist ittifakı rahatsız oldu. Ve entrika çarkı çalışır. Buna teşebbüs etmenin cezası olarak 3 yıl sonra Irak Kralı bir Kürt generale öldürtüldü. 5 yıl sonra Menderes devrilip ipe çekildi. İki yıl sonra İran Başbakanı katledildi. Bunun tek sebebi İttihad-ı İslam teşebbüsü idi. Bunu bozan ise İsrail-İngiliz ittifakı olup buna ABD’yi de alet ettiler.

    Menderes’in devrilmesinden 6 ay önce İngiltere’de ilk Kürt Kongresi toplandı. Bir yıl sonra İsrail Kürt kartını açıp, Kürt lideri Mustafa Barzani’nin adamlarını İran’da eğitip silah verdi. Ve Kürt meselesini bölgede alevlendirdi. Ve çok uzun bir hikayesi var. ABD’yi buna alet ettiler. BM’den karar çıkarttılar Türkiye engelledi. 1967. Derken 1969’da Mescid-i Aksa Kundaklandı. Fitneler devam etti. Peki netice ne oldu. Şu anda 4 devletin (Türkiye-İran-Irak-Suriye) topraklarından Kürt bölgelerini terör örgütlerin vekaletiyle ayırıp Kürt Devleti kurulmak isteniyor. Temeli 1960’da atılan fitneyle. Türkiye’nin derin devleti buna senelerce çanak tuttu. Bir türlü gerçeği göremedi. Netice meydanda. Ve İsrail çok rahat, artık yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik havasında.

    Şimdi İsrail’den gelen son haberi vereceğim iyi okuyun. Yani Erdoğan’ın çağrı yaptığı gün bir İsrail gazetesinde çıkan haber.

    YanıtlaSil
  9. Sağ görüşlü Likud Partisi'nin önde gelen isimlerinden olan Ariel Polstein, Netanyahu'ya yakın bir gazete olan İsrael Hayom'daki yazısında şöyle diyor: “Kürtler, Siyonist devletin kendilerine verdiği desteği asla unutmayacak, Bağımsız bir Kürt devleti İsrail bayrağını dalgalandırdığında iki ülke kelimenin tam anlamıyla müttefik olacak.” "İsrail'in Yüzü'' hareketinin kurucusu olan Polstein ilginç bir vurguda da bulunuyor: “Kürt ulusal hareketi, Yahudi kültürünün ana değerlerinden biridir. Karşılıklı sevgi ve saygının bu açıdan normaldir”

    Tabi bu Siyonist İsrail’de ortak görüştür. İsrail’in temel politikalarından biri Kürt devletini kurmaktır. Öyle ki bunun temelini 1932'de ortada İsrail yok iken, ilerde Mossad’ı kuracak bir genç Kuzey Irak’a gönderiliyor. O genç iki yıl katır sırtında Kuzey Irak’ı karış karış dolaşıyor. Ve sonra Filistin’e dönüyor.

    Hatırlanacağı üzere İsrail'in eski Eğitim Bakanı Gideon Saarda, bir Kürt devleti kurulmasının desteklenmesine yönelik çağrıda bulunmuştu. Kürtlerin 30-50 milyon arası nüfusa sahip olduğuna dikkat çeken Saar, bir devlet kurmaları durumunda uzun vadede stratejik müttefik olacaklarını söylemişti.

    Bediüzzaman 1911'de yaşanan acı olaylar üzerine Şam Hutbesi’nin verirken “Bu zamanda en büyük farz vazife ittihad-ı İslam’dır” demesinin sırrı 1960’ta Menderes devrilince daha anlaşılacaktı. Çünkü batı vesayetine teslim olanlar ittihadın önemini görememişti. Ve Menderes’i batıdan gelen talimatla sırf ittihad peşinde koştuğu için astılar. O hadiseden 57 yıl sonra Erdoğan aynı noktada İslam dünyasına çağrı yapıyor. Çağrı bölge barışı için.

    Şimdi biraz hayallerinizi çalıştırın. İttihad-ı İslam’a karşı Kürt kartı açılıyor. Mescid-i Aksa Yahudileştirilmek isteniyor. Peki iş nereye varır. Bediüzzaman’ın bir talebesinin üzerinde çalıştığı bir ayet vardı: “Elinizdekiler tükenir; Allah katındaki ise kalıcıdır. Sabredenlere, ödüllerini, yaptıklarının daha güzeliyle vereceğiz”.16/96

    Bu ayet üç tarihe bakar: 1939-1969-2019. 1939 Rum Suresi’nin işaret ettiği mağlubiyetten sonraki ilk tesellisi olan tarih. Yukarıdaki ayetin “sabredenlere” kelimesi 1920 ile 1948 arasında azami sabır tavsiye edilir. 1969 İslam Konferansı Teşkilatı’nın Mescid-i Aksa’nın kundaklanması üzerine ilk toplantısını yapar. Ayetin sonu 2019’a bakar. Bediüzzaman geçmiş hadise ve olayların ebced ve cifir hesaplarının tevafuklarını uzun uzun şahıslarıyla açıklar, anlatır, hiç açık bırakmaz. Ama gaybi haber olunca “Gaybı ancak Allah bilir” ayetine duyduğu edep ve hürmetinden susar. Biz de susarız. Ama gözümü bak ne demek istediğimi anlarsın.

    YanıtlaSil