.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

26 Temmuz 2017 Çarşamba

KUDÜS'ÜN FETHİ

Bu yazı 29 Temmuz 2013 Pazartesi günü blogumuzda yayınlanmıştır.


* Kudüs’ün fethi sırasında Manisa ve Kütahya’dan 1200 kişi kılıçlarıyla Kudüs'e girecek. (Manisa Yuntdağı Nakşibendileri arasında yaygın olan rivayet)

 * Bundan 300 sene önce Manisa Yuntdağı ve Kütahya’nın Simav – Emet arasına yerleşen Tibyani Arap aşiretinin neslinden gelenler Kudüs’ün fethinde bulunacak. (Manisa Nakşibendi büyüklerinden merhum Ali Baydin  ifadesi)


* Türk donanması İsrail’in Hayfa limanına yerleşecek. Burada bir deniz üssü edinecek. Hayfa şehri Türkiye’nin kontrolünde olacak”  (Ali Baydin)

* Türkiye ile İsrail sınır komşusu olacak.

* 5 yıl içinde Türkiye İsrail’de taş üstüne taş bırakmayacak. (Bu söz 2012 Hac esnasında söylenmiştir)

* Bu tayyareler bir gün İslamiyete büyük bir hizmet edecekler. (Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatından)

* Elindeki kılıncı ayağına vurdurmaz. Düşmanına vurdurur. Kur’ana hizmetkar eder. Ağlayan Alem-i İslamı güldürür. (Bediüzzaman)

15 yorum:

  1. Uzmanından korkutan açıklama... İstanbul afeti güneyde bir depreme işaret olabilir!
    Gökova depremini doğru tahmin ettiğini öne süren Kadir Sütçü, İstanbul'daki şiddetli sağanak ve dolu yağışına ilişkin yaptığı açıklamada, yer altındaki hareketliliğin meteorolojik tepkimeler verdiğine değinerek “Eğer çevrede 4.0 şiddetinde depremler gerçekleşmezse ve Marmara Bölgesi'nde hava 2 gün boyunca kapalı olursa ülkenin Güney bölgelerinde şiddetli bir deprem görülebilir” dedi.

    İstanbul'daki şiddetli sağanak, fırtına ve dolu yağışının neden olduğu afet çok sayıda yaralanma ve maddi hasara neden olurken, Gökova Körfezi olan 6.6 büyüklüğündeki depremi 13 saat önceden bildiğini öne süren Kadir Sütçü, meteorolojik olayların depremlerin işaretçisi olduğuna iddia etti. İstanbul bölgesinde mevsim normallerinin dışında 2-3 günlük hava olaylarının büyük işaretler vermesiyle birlikte, bulutların yer değiştirdiğine değinen Sütçü, şöyle konuştu:

    “İstanbul'da 3 gün hava kapalı kalırsa 6.3'lük depremin işaretçisi oluyor. Dün saat 15.45'te Ege Denizi'nde 4.2 şiddetinde deprem oldu. Oraya bir çizgi çektik. O basınç yapıyordu, bulutları İstanbul'a bırakmıyordu. Basınç bittikten sonra otomatikman Marmara'ya girdi bulutlar. Çünkü depremin basıncı güneyden olmaya başladı.”
    Çalışmalarının yarın tamamlanacağına değinen Sütçü, “Şu anki aşamada normalinde Ege Denizi'ndeki basınç bitti, bulutlar Marmara'ya doğru, Ege'ye doğru hareket etmeye başladı. Doğuda Kars, Gürcistan gibi yerlerde 3.5-4 şiddetinde deprem oluşabilir. Mutlaka olacaktır. Bulutların hızlı bir şekilde doğuya gitmesi lazım ama bırakmıyor. Egede yarın bulutlarda kümeleşme görülecek. Bunlar depremin güneyden basıncı anlamına geliyor” diye konuştu.

    Marmara bölgesinde havanın 2-3 gün kapalı olması halindeki tahminlerini aktaran Sütçü şöyle devam etti:
    “Mutlaka deprem olasılıklarının 500 kilometre yarıçapında İstanbul merkezli haritasını çıkartıyoruz. Bu dairenin içinde olması ihtimalinde 5'in altında, dışında ise 5'in üzerinde bir deprem bekliyoruz. Bu depremi geçmiş ayda yaşadığımız gibi 5'in üzerinde olarak kabul ediyoruz. Kışın bulutlar karmaşıklık yarattığı için zor çözüldüğü gibi yazın bunları daha çabuk çözüyoruz. Eğer bölgede 4.0 şiddetinde depremler oluşmazsa ülkenin özellikle Güney bölgelerinde 6.0'nın üzerinde şiddetli depremler görülebilir.”

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Savaş uçakları kuzey ırak'ı vurdu karkısa savaşı başlıyor mu acaba

    YanıtlaSil
  4. Sakarya seyf bi ruya görmüştüm yorumlarsaniz memnun olurum. Ruyamda kabede meydanda tahtlarda oturan gulusup konusan çocuklar vardi ben de agliyordum. Sonra abdest almak icin gittigimde orda kum torbalari vardi siper yeri gibi. Bu arada 16 yaşındayım kabeyi ziyaret etmek daha nasip olmadi.

    YanıtlaSil
  5. 1* Ahir zaman uzun bir zamandır. Bazılarına göre 300, bazılarına göre ise 500 yıldır. Bu uzun zamanın en önemli devresi 1806-08 ile başlayan ve 3 bölümden oluşan son 300 yıllık süreçtir. Bu süreçte İslam’ın galibane fütuhatının durması, gerilemesi ve mağlubiyeti art arda gelir. Bunların açık ve gizli sebebleri gaflet sebebiyle tam bilinmez-bilinmeyebilir. Öyle olunca ve ahir zamanda zihinleri duhanın karartması neticesi rivayetlerle vaziyet tayini mümkün olmaz. Çünkü olaylar iç içe yani mütedahil ve komplekstir. Düşünebiliyor musunuz daha 1830’larda “Din ilerlemeye mani” diye masonların ve küfr-ü mutlakın öncüleri bu ülkede konuşmaya başladılar.

    Kudüs ne zaman elimizden çıktı. İsrail’in Basel’de 1897’de kuruluşundan 20 yıl sonra. Siyonizmin vekaletine sahip İngilizler Türk ordusunu mağlup ederek Filistin’i ve Kudüs’ü işgal etmiştir. Kudüs’ün işgal haberi Avrupa’ya ulaştığında bütün kiliseler çanlarını çalarak kutlamıştır. Bunlar arasında o sırada devam eden 1. Cihan Harbi’nde sözde müttefikimiz olan Almanya-Avusturya da vardı.

    Gafil Avrupalılar Kudüs’ü bizden alıp kendileri o topraklara hakim olamadılar, vekilliğini yaptıkları Siyonistlere teslim ettiler. Yani bölgenin yeraltı zenginlikleri onların, üstü kutsal topraklar Yahudilerin oldu. Bunda Yahudi yapımı protestan Hırsitiyanlığın büyük emeği vardır. Büyük Deccal’in hakimiyetinin başladığı tarih ile Kudüs’ün elden çıktığı tarih aynı. 1917. Ayrıca Belfour Deklarasyonunun yayınlandığı tarih de 1917. Yani o tarihte iki büyük imparatorluktan olan İngiltere o beyanname ile Yahudiler’in Filistin’de yerleşme hakkını olduğunu dünyaya ilan etti. Bu 3 olayda siyonizmin azim emeği vardır. 1897’de Basel’de devlet kuran Siyonistler, 20 yıl sonra Kudüs’e göçle ilk adımını attı. 1897’den 50 yıl sonra da Basel’de açtığı bayrağı o topraklarda dikip dalgalandırdı. Bu ancak ve ancak Türk’ün mağlup olması ile mümkün olabilmiştir.1826 sonrası meydana gelen İslam’ın bütün mağlubiyetlerinde siyonizmin perde arkasında rolü vardır.

    İsrail’in bayrağı Dicle-Nil arasındaki toprakların 6 yıldızlı Yahudiler’in olduğunu sembolize eder. İsrail’in kurulması ile Büyük İsrail için ilk dev adım atılmıştır. Züğürt tesellisi olarak Hıristiyanlar sevinmiş, ama malı Siyonistler götürmüştür. Bu zafer 1773 tarihinde Yahudiler’in “Dünya hakimiyeti için Deccali çıkaralım” kararının ilk ayağıdır. Nasıl yaptılar? İslam’ın bayraktarı Türk’ü önce içeriden maşalarıyla yıkarak emellerine ulaştılar. Bu tarihi gerçektir. Üstelik Türk’ü haşmet ve hakimiyetini yıkarak Anadolu’ya hapsederken kurulan devletin temelinde onların ideolojisi vardı. Öyle ki bir dönem geldi Siyonistlerin dünyada en çok etkiledikleri 5 ülkeden biri Türkiye oldu.

    YanıtlaSil
  6. 2*Ulusalcıların ağababalarından Yalçın Küçük 10 yıl kadar önce yaptığı bir konuşmada dede ki: “Yahudiler İsrail’de olduğundan daha fazla Türkiye’ye hakimler.” Ve bir diğer sözü “Derin devlet içimizdeki İsrail’dir” demişti.

    Evet, iki deccal Yahudi’den çıkar. Hıristiyan ve İslam alemindeki 3 imparatorluk çöker. Çökertme yöntemleri ise, ulusal devlet ideolojisidir. 3 imparatorluk parçalara ayrılır ve sonra Yahudiler gelir İsrail’e yerleşip dünyaya hakim olurlar. Küresel sermaye ahir zamanda İsrail’in zirve noktasıdır. Bu gerçeği hangi rivayette yazılı? Bilen az, ama hakiki kaynaklara ulaşanlar için var. Müteşabih olarak. Haberi veren kainatın efendisi ve ilmin kapısı olan zat.

    Şimdi araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş. Bade harap-ül İslam’dan sonra kurtarıcı bolluğundan geçilmez olur. Çünkü Müslümanların basiret ve ferasetini kaybetmesi bir yana, mü’min vasfı da zedelenmiş. Bütün bu hadisatın özü ahir zamanın 4 şahsının zamanına işaret eder: Mehdi-Mesih, Deccal-Süfyan. Gerisi palavra üstü palavradır.

    2006-07'de Belfour ve Kudüs’ün işgalinden 90 yıl sonra Rum Suresi’nden gelen işari haberle kaderin Beni İsrail için ahir zamandaki hükmü yürürlüğe girer. Kes yapıştır ile bu siteye rivayet aktaranlar bunu biliyor muydunuz? Haşa, sümme haşa. Süfyan’ın tahakkümü altında 90 yıldır yaşıyorsunuz hala Süfyan ve Mehdi beklersiniz. Kudüs gitmiş Konstantiniyye gitmiş, küfr-ü mutlak en aşağılık yüzünü göstermiş, ama gözlerine duhan mili çekilmiş ama gözler olup biteni algılayamıyor. Böyle bir halde “Bekledim de gelmedin ey Mehdi, bizlere uğramadın” türküsüne döndürür işi. Halbuki bir gökdelenin temel atma ve kaba inşaatını atlayıp imardan sonrasına göz dikenler, zaman akışındaki sırayı kaçırır. Ve bilmeden gökdelenin tepesinde oturup etrafı kolaçan ederken "yahu hani büyük bir gökdelen yapılacaktı niçin yapılmadı" demelerine benziyor iş. Halbuki gökdelenden sonra müştemilat ve çevre binalar da inşa edilir. Yani Mehdi’nin zuhur ettiği merkez eyalet imar edilir, sonra çevreye el atılır. Bu iki hamlenin sırrı ise iki mabedin (Ayasofya ve Mescid-i Aksa) esaretinin kaldırılmasıyla manasını bulur. İşte sır burada. Her iki mabedin esaretten kurtarılmasının tek sırrı ise ancak ve ancak ittihad-ı İslam şartıdır. Çünkü en büyük farz vazife budur. Yıl 1909 Beidüzzaman tehlikeye görüp demiş: “Bu ittihad, âdetten değil, ibadettir. İhfâ, havf-ı riyâdandır. Farzda riyâ yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.” Yani işin sırrı gözünü dünyevi menfaatler ve siyaset bürümüş duhanlı beyinlerin göremediği ubudiyettedir. Gözü manevi miraçta olmayan, dünyevi nimetlere hasr-ı nazar eder?

    YanıtlaSil
  7. 3* Şimdi meseleyi biraz daha açalım. 2006-2007’de ne oldu? Oraya gelebilmek 10 yıl önceye gitmeli. İsrail’in müesses nizamının girişimiyle ABD ve Washington’daki Yahudi kuruluşları ve neocon sivil toplum örgütleri 28 Şubat’ı tezgahladılar. O dönem her iki deccali doğuran ana deccal yani Siyonizm, Süfyanilerle birleşerek Deccali hareketin sona atağına kalkıştı. Öyle ki Kur’an bunu ebcedi olarak işaret etmiş ve Tağuti bir tecavüz olarak nitelemiştir. 1417. Ama gökdelenin bayrak asma aşamasına gelindiğini kimse anlayamadı. Ve 72 ay sonra o Tağuti harekete karşı darbe geldi. Bu darbeden bir yıl sonra neocon-siyonist şebeke yeni bir tecavüze kalkıştı. Irak’ı vurdu. Ama Türkiye’yi buna alet edemedi. Ana deccalin siyonizmin neocon ayağı bundan çok öfkelendi. Ve Siyonistler bu kez Süfyanileri kullanarak netice alamayınca yeni bir ortak çıkararak (FETÖ) yıkıma karar verdi. Bunun püf tarihi 2006’dır.

    Bu kez Türkiye’deki iç dengeleri bozacak plana kalkışıldı. Ulusalcı-kemalist güruhu iktidara saldırtıp arkasından FETÖ’ye yürü ya uşağım deyip AK Parti’yi kuşatma altına aldı. Burada en önemli nokta Ergenekon davaları ile askeriyeyi yeme operasyonları oldu. Ki bunun ilk resmi ağızdan ifadesi CIA danışmanı Henri Barkey’den geldi. Sonra kavgayı kızıştırıp iktidarın üzerine saldırma provokasyonu için düğmeye basıldı. Önce provoke edilen Kemalist-uluslacılar AK Parti hükümetini devirmeye kalkıştı. 27 Nisan muhtırası ve kapatma davası bunun ilk örneğidir. Bu arada epeydir yargı-emniyet-askeriye sızan FETÖ'yü Ak Parti'ye yardımcı pozisyonuna sokup devlete sızmayı yoğunlaştırdı.

    YanıtlaSil
  8. 4* İşte o 2006’da bir şey daha oldu. Doğumundan bir, birbuçuk yıl sonra ölen Ortadoğu Projesi gereği Türkiye’nin hayırlı bir iş diyerek, Suriye ve İsrail’i bölge barışı için barıştırmak istedi. Müzakereler yürüdü her şey hazırlandı imzaya bir hafta kala İsrail Gazze’yi alçakça vurdu. Yani İsrail, kendisini Suriye ile barıştırmak isteyen Türkiye’ye, Gazze işgali ile cevap vererek “Bu bölgede patron biziz. Bize ayar çekme, bizi yönlendirip hedef saptırma” mesajı verdi. Peki bu rivayet antolojisi sahipleri, Irak’taki iki aşiretin çatışmasına yer veriyor da bunlardan niçin bahsetmiyor?

    Bu hareket bardağı taşıran son damla olduğundan gazab-ı İlahiye vakti gelip çattı. Çünkü “Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozgunculardı sevmez”(5/64) ayeti şu fesada işaret eder: “İsrailoğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: “Siz yeryüzünde iki fesad çıkaracaksınız” 17/4 . Klasik tefsirler bunu Milat öncesi iki fesedla tevil etmişler. Aslında bunun bir de zımni ikinci ayağı var. Yani fesad Hz.Muhammed (as) öncesi bir, ondan sonra olmak üzere iki fesadları olduğunu adeta işari olarak Kur’an iki kez söz ederek haberini verir: “Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin”(2/60) ve (7/74). Verirse ne olur?. Zillet ve meskenete tabi cezasına hükmedilir ve tutulup sürülürler. İşte ahir zamandaki en püf nokta budur. Yani iki fesada iki kez zillet ve meskenet cezası. Biri tamam oldu. Sıra geldi ikincisine. Öyle olunca 15 yıldır devam eden 3. Melheme’nin finaline kapı açılır. Çünkü semaya uzanan gökdelenin bayrak asma dönemi başladığından ceza oradan gelmesi mukadder..

    Hz. Peygamber gayet açık ve net haber vermiş. “Şeria Nehrinin bir kıyısında Yahudiler, böbür kıyısında siz harp edeceksiniz.” Bir başka rivayette “Mehdi gelir Deccali öldürür Kudüs’ü kurtarır.” Bir başka rivayet ise “Hz. İsa gelir Deccali Lut Gölü yakınında yener.” Bir başka rivayet. “Hz. Mesih nüzul edince Yahudiler devlet kurar.” Bir başka rivayet “Müslümanlarla Yahudiler harb edecek, o zaman her taş, arkasında gizlenen Yahudi’yi haber verecek.” Bu müteşabih ve çoğu gerçekleşen rivayetlerdir. Tahakkuk etmeyeni Deccal’in yani her iki decali doğuranın Lut’ta öldürülmesi ve Kudus’un fethi. Bunun sath-ı mailine girilemediğini kimse iddia edemez. Ve bunun başlama tarih 2006’dır. 11 Eylül sonrası re’sen harekete geçen neoconlar Müslüman ülkele karşı saldırgan yüzünü gösterdi. Ana Deccalin (Siyonistlerin) Süfyanilerle ittifak ettiği 28 Şubat da bir başlangıçtı ama daha Mehdiyet’in gökdelenin çatışı yoktu. Onun için esas tarih 2006’dır. Çünkü Süfyan’ın bid’a rejiminin ıslahı olmadan ana deccal yok edilemez. Hüküm böyle. Önce, önce doğan büyük deccal, sonra küçük ve en son anaları yeryüzünden temizlenir. Ve genel barış yani küresel barış tesis edilir.

    YanıtlaSil
  9. 5* Bütün bu rivayetleri toplayınca ortaya ne çıkar. Kudüs’ün fethi için parçalanan ittihad-ı İslam'ın tesisi şarttır. Çünkü o mübarek belde Müslümanların elinden çıktığı yetmezmiş gibi bütün İslam dünyası işgale uğradı. Yani işin sırrı önce İslam Alemi’nin istiklaline kavuşması sonra ittihad etmesi lazım. Yani mani zail olmadan yıkılıp giden avdet etmez. Bu ilk aşamada Mehdi ve cemaatine ait. O Mehdi nerede zuhur eder? Deccali süfyan fitnesine uğrayan Rum ehli arasından. Ayrıca bir şey daha var: Yeryüzündeki Türkler yalnız küçük değil büyük deccalin de tahakkümü altına girer. Büyük deccal Mesih tarafından mağlup edilerek ortadan kaldırılınca ne olur? İslam dünyasında istiklaline kavuşmayan devlet kalmaz. Ama aralarına siyasi birlik olmadığından bir türlü birleşemezler.

    Mehdi’nin çabalarının yetersiz kalması değil iş bölümü gereği bu kez diğer vazifedar Hz. Mesih’in cemaati devreye girer. Müslüman ülkeler arasındaki ihtilaflar giderilir ve ittihad doğar. Yahudi’den intikamı almak hakkı yalnız Müslümanlara ait değil. Yahudi güdümlüsü Martin Luther ile münharif Hıristiyanlığı bir kez daha tahrife uğrayanların da hakkı. Ayrıca Filistin kimin elinde idi de onların elinden alındı. Onların da ilk sırada hakkı var. İşte O millet bunun ateşini yakar. Bunun nasıl olacağı sır olarak bırakılmış. Yahudiler biliyor. Biz ayakta, yatakta olduğu kadar uyuduğumuzdan ekseriyetimiz anlayamaz. Hiç üst düzey matematik ve fizik kurallarını bilmeden kim E=M2 olduğunun sırrına vakıf olabilir. Ancak anlayan anlar. Anlamayanlar ise olayın vukuundan sonra anlamaya başlar: “Vay be hiç aklımıza gelmedi” sözü dillerde pelesenk olur.

    Her keskin ağzında bir Armageddon veya Hermecüddin dolaşır durur. İyi de ahir zamanın Melhemeleri 3 tane. Ve şu anda üçüncüsünün bölgeyi 3. Kez ateşe boğuyor. Bölgemizde bir asırda iki kez dünya devletlerini katılmasıyla cereyan eden iki büyük savaş kimin için ve niçin yapılıyor. Siparişi veren kim? Bunların içinde Armageddon veya Hermecüddin nasıl yer alır?

    YanıtlaSil
  10. 6*Her neyse. İsrail’in ortadan kalkması iki büyük dinin Mesih ve Mehdi ile omuz omuza gelmesinin başlangıcıdır. Çünkü bölge kana bulanıyor, parsayı toplayan ve güvenlik içinde her melaneti işleyen İsrail. Bunun izahını yapacak var mı? İsrail’in sonunu getirecek kart şu anda masada. O kartı masaya süren de, Menderes’i kurban eden de İsrail-ABD yani necon-siyonist ittifakı. İşin garip tarafı Kudüs kimden alındığı ise o kart şimdi onun için de açıldı. O kart yüzünden meydana gelecek gerginliği Hz. Mesih’in cemaati fırsat bilecek. Kullanınca da ne olur? Kudüs’ün düştüğü yılın 90’ıncı yılın İsrail’in defterinin dürülme yılı olduğunu belirttim. Haçlı işgalindeki süre kadardı? Yani o kadar süre 1897’den itibaren 120 yıl olarak bu vade doldu. Ama Türkler art arda gelen fitneler sebebiyle toparlanamayınca 3 kez ayaklarına gelen fırsattan yararlanamadı. Yani daimi provokasyonla birbirlerini yediklerinden meseleye konsantre olamadı. Cebri-Keyfi-Küfri-Askeri illet baş sebep. O zaman İlahi tokatlar devreye girer ve o Türkler terbiyeden geçer yetiştirilir. Terbiye olan Türkler de gereğini yapar. Çünkü nush ile uslanmayanın hakkı kötektir. 1950 yılından bu yana her 10 senede bir cebri-keyfi-askeri dayağı yemeyi içine sindiren Türkler 1996’dan 20, 2006’dan 10 yıl sonra 15 Temmuz sopası kapıya dayanınca cana tak etti ve akıllar başa geldi. Gelince ne olur?

    Şimdi top Hz. Mesih’in cemaatinde. Türk narkozdan uyanıp etrafına sarkınca üzerine gelinir. Bu hayırlı bir alamettir. Korkmamak lazım. Öfkelenen Türk def-i mazarrata kalkışır. Kalkışınca da ona destek verecek olan Hz. Mesih’in cemaatidir. Böyle perdeli yazmak sırr-ı imtihan gereğidir. 2019’mu 2021 mi yoksa 2023 mü? Kader perdeliyor. Bunlar deccal narkozundan tam kurtulmaya bağlı bir husustur. Aslında vade bu yıl doldu. Vakit tamam. Sabah namazı için imsak ile güneş arasında 1 saat 43 dakika var. Bu süre zarfında namaz kılınır. O da Şafilerde biraz daha erken, Hanefilerde daha geç olur. Köyle-şehirli farkı. Acaba o kader saati kime göre? Sır orada. 2006-07 bu işte yalancı fecirdi. 2017’de vakit girer. Niçin vakit girer?. Türk’ün millet olarak rüştünü ispat ettiği için. Yani İsrail’in müesses nizamının bütünü dünyayı kullanarak üzerimize saldırdığı köpeklere hoşt demek yetmez. Asıl faili zehirlemek lazım. Bir şartla. Masumların kanına girmeden. Yahudi de olsa masum masumdur. Öyle olunca o zaman Kur’an’ın Yahudiler için takdir ettiği zillet (yoksulluk) ve meskenet (horlanma) devri geri döner. Buna dair Bakara 61 ve 62’nin hükümleri çok ilginç.

    YanıtlaSil
  11. 7* (Bir de, “Ey Musa,” demiştiniz. “Tek çeşit yemeğe katlanamıyoruz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiklerinden bize sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan türü şeyler çıkarsın. "Musa ise 'Değerli olan şeyi, âdi şeylerle mi değiştirmek istiyorsunuz?' dedi. “Öyleyse şehre inin; orada istedikleriniz olur.” Böylece onların üzerine bir zillet (alçaklık) ve meskenet (yoksulluk) damgası vuruldu ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun nedeni de, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleriydi. Çünkü isyan etmişlerdi ve hadlerini aşıp duruyorlardı.” 2/61
    “İman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden kim Allah'a ve âhiret gününe iman eder ve güzel işler yaparsa, onların Rableri katında ödülleri vardır. Ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar” 2/62

    İsrai Suresi’nde 2 ayrı yerde İsraille ilgili 8 ayet var. Ve her iki bahisten sonra Kur’an’a atıf yapılması çok ilginç. Bu ayetler onların karakterleri ile ilgili, ama bunlardan ikisi işari olarak zamanımıza da bakar:

    İlki Yahudilerin Filistin’e dönüşüne bakar. İsra/104 “Ondan sonra da İsrailoğullarına “yeryüzüne yerleşin,' buyurduk. 'Âhiretin vadesi geldiğinde, hepinizi derleyip huzurumuza getiririz” Bu ayet İsrail’in Filistine dönüşünün işari ihbarıdır. Tam 104 ülkeden kafileler halinde göç ederler. Ama bir şartla:
    “İyilik ederseniz, kendiniz için iyilik edersiniz. Kötülük ederseniz, o da kendinizedir. Daha sonraki bozgunculuğunuzun vadesi dolduğunda da yüzünüze kara çalsınlar, daha önce girdikleri gibi yine Mescide kadar girsinler ve istilâ ettikleri yerlerde taş üstünde taş bırakmasınlar diye kullarımızı yine size musallat ederiz” İsra/ 7.
    “Bakarsınız, Rabbiniz size merhamet eder. Fakat dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi ise kâfirler için bir zindan yapmışızdır” İsra/8

    YanıtlaSil
  12. 8*Birinci Cihan Harbi cephede 1918’de bitti. Masada ise Lozan’da 1922’de diplomasi ile son buldu. Bu birinci Melheme idi. Düşük yoğunluklu çarpışmalara sahne olacak 3. Melheme de aynı topraklarda olur. Önce Irak sonra Suriye’de cephe savaşları terör örgütleri vekaletiyle yürüyor. Bu cephede çatışmalar bir gün duracak. Durunca ne olur? Masada uzlaşılamayan tek madde Kürt devleti kartı bir türlü kalkmaz. Kalkmayınca? Sır orada….
    Unutulmasın. Mehdi’nin zuhuru aşama aşamadır. Onun hükmünün en son ulaşacağı yer ise Mekke-Medine’dir. Manevi hizmet esas olduğundan seyr-ü sefer hattının iki ucu Mescid-i Haram ve iki büyük dine ( ki bu iki din ahir zamanda yan yana, omuz omuza gelecek) mabedlik yapan Ayasofya. Bu hattın tam ortasında ise Mescid-i Aksa var. İngiliz Osmanlı’yı 2 asır önce Hicazdan vurdu. Vurulan Rum, Mescid-i Aksa ile ağır yara aldı. Ve Ayasofya ile komaya girdi. Yoğun bakım ne kadar sürer. Nekahat devri, dinlenme devri ve ayağa kalkma devri. Zuhur böyledir işte. Ve sonra film geriye mi sarılır yoksa ortadan mı başlar?. Ahir zamanın fütuhatı biraz acaiptir. Eskilere benzemez. Bu böyle. İnanmayabilirsiniz. Ama yine de dünya dönüyor. Hikmet-i İlahi’yi anlamak hep sonradır.

    Şu husus unutulmamalı. Ahir zamanın iki büyük tehlikesinin ikisi de dış kaynaklı. Dünyevi menfaatle ve işgalle başlayan bu tehlikeler, yani dinsizlik ve terör-anarşi buna hizmet eder. İstiklali bunlar geciktirir. Dikkat ederseniz şu sıralar hep Mescid-i Aksa gündemde. Hep orası suikaste uğruyor. İlk suikast ne zaman olmuştu? 1969. Ve aynı anda İslam Konfernası Örgütü doğdu. 50 yıl sonra yine aynı santoj ve suikast gündemde. İstiklal Harbi sarıklı mücadhilerin katkısı ile olmuştu. Müftüler, imamlar hepsi istiklal için koşturdu. Dini şehadetin temeli bile İstiklal Marşı’na girdi. Ve aynı hava şimdi Mescid-i Aksa üzerinden esiyor. Aksa'da kundak tecavüzünün 50 yılına yaklaşırken o mabedin bulunduğu şehrin istiklal havası dini havayla hayat buluyor? Yalnız bu dini hava da bir tek Türkiye'den eserken Arap alemi sus-pus? Niçin hiç düşündünüz mü?
    Kim estiriyor o havayı? Filistin'i vermeyen Abdülhamid tahttan indirilince bir Yahudi ileri geleni artık 150 yıl ona söverler demişti? Ama unuttuğu bir şey vardı. O yıl söylendi üstelik: "Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır." O hava mı esiyor dersiniz? Cenab-ı Allah'ın merhametinin zamanı gelince önce serin bir hava estirir. Sonra da nimetini verirmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dini terminolojiyle anlatılınca hiçbir şey anlaşılmıyor

      1nci dünya savaşından sonra İngilizler dünyanın hakimiydiler. din karşıtı ideolojilerle dünyayı yönettiler.

      2nci dünya savaşından sonra dünyanın hakimi ABD oldu.İngilizlerin azınlık aileleri destekleyen politikalarını kırmak için halkın çoğunluğunu destekleyen Demokrat politikaları uyguladı.

      İngilizlerce yasaklanan dini hayat,halkın oyunu alabilmek için serbest bırakıldı.

      Müslümanlara yardım eden Hristiyan bir cemaat ABD oldu.

      Şimdi yeniden İngilizlerle ABD bir savaşın eşiğindeler. Küreselciler karşılıksız dolarlarla dünyayı satın alıyor, ABD Cumhuriyetcileri, bu gidişi durdurmaya çalışıyor.Yani 3ncü büyük savaşı çıkaracaklar.

      Biz ingilizler tarafındayız.Savaşı kim kazanacak ?

      Bu savaşın sonunda yeni bir düzen kurulurken ortadoğu nasıl yapılanacak ? Yani petrol bölgesi (müslüman dünya), savaşı kazanan tarafından birleştirilecek mi ?

      Hadisler gelecekten ipuçları veriyorsa neden bu konularda analiz yok ?

      Sil
  13. Kudusun fethi ile ilgili ilk mavi marmamara olayi oldugunda mehmet ali bulut beyin 2010 tarihli bir yazisi mevcut Kurani Azumusan da nisa suresi ve tevretin bozulmayan bolumlerinden belirttigi noktalarda israile son darbenin kuzeyden vuralacagini belirtir ve bunu belirtirken Kavim bir Kavim olarak belirtir.Okumanizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  14. Fars Haber Ajansı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a suikast girişimi düzenlendiğini yazdı.
    07 Ağustos 2017 Pazartesi


    İran hükümetinin yarı-resmi haber ajansı olarak tanınan Fars Haber Ajansı, Suudi Arabistan tahtının varisi, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın suikast girişimiyle karşı karşıya kaldığını yazdı.

    SUİKAST YAPMAYA ÇALIŞAN KİŞİ KRALİYET AİLESİNDEN

    Arapça yayın yapan Merat El Cezire'ye dayandırılan habere göre, Prens Muhammed'i öldürmeye çalışan kişi yine Suudi Arabistan Kraliyet ailesinden bir prensti. Aynı haberde Prens Muhammed'in sağlık durumunun iyi olduğu, suikastçı prensin ise tutuklandığı belirtildi.

    KRAL SELMAN TAHTTAN FERAGAT EDEBİLİR

    Fars Haber Ajansı'na göre, bölgeyi yorumlayan uzmanlar Kral Selman bin Abdülaziz'in beklenenden daha kısa bir süre içinde tahttan feragat edeceğini söylüyor. İsmi açıklanmayan suikastçı prensin, Veliaht Prens Muhammed'in tahta oturmasını engellemek için böyle bir saldırı gerçekleştirdiği konuşuluyor.

    OĞLU İÇİN DOĞRU ZAMANI BEKLİYOR

    Suud sarayına dayandırılan raporlara göre Kral Selman bin Abdülaziz, tahttan feragat edip yetki, sorumluluk ve unvanını oğlu Prens Muhammed'e bıraktığını belirten bir kayıt yaptı bile. Ancak bu kaydın yayımlanması için doğru zaman bekleniyor.

    Yeğeni ve eski Veliaht Prens Muhammed bin Nayif'i ev hapsinde tuttuğu belirtilen Kral Selman'ın bu ay içinde yurt dışına çıkacağı ve oğlunu vekil atayacağı söyleniyor.

    El Rey el Yevm gazetesinin haberine göre Kral Selman, ekim ila aralık arasında da tahttan feragat edecek. Bu yıl bitmeden Suudi Arabistan tahtına çıkacağı belirtilen Veliaht Prens Muhammed bin Selman, üstlendiği Savunma Bakanlığı görevi, Yemen operasyonunda oynadığı aktif rol ve ABD ile kurduğu diplomatik ilişkilerle tanınıyor.

    YanıtlaSil