.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

3 Haziran 2017 Cumartesi

AMERİKA BİZİMLE SAVAŞIYOR

KATO OPERASYONU ile ilgili görsel sonucu

HABERLERDEN...

ŞIRNAK'ın Beytüşşebap İlçesi yakınlarında Kato Dağı bölgesinde güvenlik güçlerinin PKK'lı teröristlere karşı 19 Nisan’da başlattığı operasyonlar, tüm hızıyla devam ediyor. Operasyonlar sırasında terör örgütüne ait çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi. (26 Mayıs 2017)
**
Şırnak’ta yüksek gerilim hattına çarparak düşen helikopterde Kato Dağı’ndaki operasyonu yöneten Tümgeneral Aydoğan Aydın’ın da aralarında bulunduğu 13 askeri personel şehit oldu.( 1 Haziran 2017)

***
Şehit Tümgeneral Aydın ve ekibinin Kato’da destan yazıp ortaya çıkardığı cephaneliğin aynı zamanda PKK’nın Türkiye geneline bomba dağıtım merkezi olduğu ortaya çıktı..
Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın komutasında İncebel Dağları-Kato bölgesinde 19 Nisan 2017'de büyük bir operasyon başlamıştı. Operasyonda PKK'nın 'ulaşılamaz' denilen mağaralarda sakladığı en büyük cephaneliği bulundu. 82 mağarada ele geçirilen silahların 2 bin 200 katırın taşıyabileceği kapasitede olduğu kaydedildi. PKK'nın mühimmat deposu mağaralarda aynı zamanda başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyük kentlerde planladığı sansasyonel bombalı saldırılarda kullanılmak üzere saklandığı belirlendi. Sınır dışından gelen patlayıcıların Türkiye geneline yıllardır bu depodan sevkiyatının yapıldığı ortaya çıktı.. (3 Haziran 2017)
***
O silahlar da KATO'ya gidecek

ABD, Rakka'yı DEAŞ'tan 'çatışmasız' teslim almaya hazırlanan Suriye PKK'sına tam 1000 adet tanksavar sistemi gönderdi. Terör örgütüne son 2 haftada 218 TIR mühimmat sevk eden Pentagon, Mehmetçiğin Kato'da boşalttığı PKK depolarını yeniden doldurma derdine düştü. ABD ordusu bir yandan da Türkiye'nin olası sınır ötesi harekâtına karşı teröristleri tahkim ediyor. (3 Haziran 2017)
***

Takvim Gazetesinde Erkan TAN’ın “Amerika bizimle savaşıyor.” Başlıklı yazısından…


ABD TÜRKİYE'Yİ İŞGAL PLANININ İÇİNDE
Birinci Dünya Savaşı'nda yapamadıkları, "Anadolu'nun bölünmesini", tamamlamak istiyorlar. Türkiye'ye savaş açmak istiyorlar. İçimiz karışsın, bölünelim, küçülelim, parçalanalım istiyorlar. Türkiye komşularıyla da savaşsın, dolayısıyla zayıflasın, yok olsun ve teslim alınsın istiyorlar. Bu yazdıklarımı daha evvel de yazmıştım. Hangi aklı başında kardeşimiz "Bunlar yalan" ya da "Abartıyorsun" diyebilir? ABD müttefik ve dost diye görünüp terör örgütü eli kanlı PKK ile yatıp kalkıyor. FETÖ elebaşları hala koynunda değil mi? Suriye'de Türk Silahlı Kuvvetleri ile işbirliği yapıyor gibi gözüküp PKK ile düşüp kalkması ne anlama geliyor? Terör örgütü PKK, neredeyse ABD'nin kara ordusu gibi olmadı mı?
Üstelik bunu göstere göstere yapmıyor mu? Türkiye'nin güneyinde PKK'ya devlet kurmak istediklerini artık herkes görmüyor mu? Zaten teröristlere devlet gibi davranmıyor mu? Şimdi Suriye'de birlikte operasyonlara girişmediler mi? Bütün bu ilişkiler ve yaşananlar, Anadolu'nun bir daha işgal edilmek istenmesi ve bu planın içinde ABD'nin bizzat yer alması demek değil mi?
(2 Haziran 2017)


***
Dipnot:

30 yıl önce Türkiye Gazetesinde okumuştum. Mustafa Necati Özfatura bir makalede şöyle yazıyordu:

"Amerika Toros dağları eteklerinde bir milyon askerini ölü olarak bırakıp geri çekilecektir."

198 yorum:

  1. Defalarca soyledik yine soylemeye devam edecegim yavas yavas dunya bir sonun baslangicina surukleniyor bir arastirma yapinca anlasilabilir bir durum amerikanin verdigi silahlar daese degil bizim ulkemize kullanilacak daes te ucakmi var ki agir silahlar veriliyor ve verilen miktar az buz degil ayrica daes birakiyor rakkayi ypg giriyor oh ne ala memleket maden oyle hala neden silah veriliyor ayrica natoda nukleer baslik tasiyabilen ucaklari avrupa uzerinden rus sinirrina sevkiyat ediyor ne yani simdi bunlar yani bir kivilcima bakiyor. Ve bizim yapacagimiz tek sey AHTAPOT gibi kollari dunyayi saran siyonizmin kalbine girmemiz lazim istersen cini veya rusyayi veya amerikayi yerle bir etmemiz belki bir noktada etki eder bunla sadece Ahtapotun kollarini kesmis oluruz bizim oncelikli hedefimiz ahtapotun kalbi olan Telaviv ve Morya Tepesine girmemizdir. Hani hadiste ne diyor du taslar bile dile gelip gel musluman arkamda yahudi var denilen hadisi serife nail olmaktir. Bunlar oyle kansiz gozyasisiz olmayacak ama sanmayin ki bu necip millet son bir sinav vermeyecek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen katılıyorum. Bizi savaşarak yenemezler. 15 temmuzda bir kez daha gördük. Teknoloji ve ağır makinalı silahlar iman karşısında aciz kalıyor. Bunu winston churcill bile görmüş. Turkleri savaşarak yenemezsiniz diyor. Peki amerika dibimizde yığınak yaparken biz neyi bekliyoruz? Bunlar bir dener iki dener 3. de Allah korusun bölünebilirizde. Çünkü çok ciddi uğraşıyorlar. Ceddimiz at sırtında savaş meydanlarında ruhunu teslim etmiş. Sarayda oturup zevk sefa içinde yaşamaktansa Allah yolunda savaşmayı seçmiş. Biz neyi bekliyoruz. Her yerde müslümanlara eziyet var. Savaşmak için neyi bekliyoruz. RTE bizim belkide son şansımız. Ben eminim bir savaş çıksa bu milletin evlatları koşarak şehadete gider. Yürü reis arkanda bu millet!!!

      Sil
    2. devlettimiz milletimizyeterince olmasa da şükür çalışıyor bu yıl dünyanın enbüyük 100 savunma şirketi listesine 3 türk firması girdi
      tai
      aselsan
      roketsan
      bize bir 10 yıl daha lazım
      http://people.defensenews.com/top-100/

      Sil
  2. Ülkemizde ve dünyada yaşanan terör artmakta. Şu mübarek ayda bile Daeş iki kere çok ses getiren teror saldırısı yaptı.Yurtdışındaki islamın itibarını sarsmak istiyorlar.Veya bu sadece hedeflerinden biri. Mesela ingilterenin de aktif olarak orta doğuya dahil olmak istemesi veya ticaret yolu kontrolü vs... Eğer yabancı yayınların vıdeoları altında yorumlara bakarsak aşırı bir islam düşmanlığının körüklenidğini görebiliriz. Bu ramazan sanki bişeyler farklı gibi. Ramazan bereketi var ama müslümanlarda da bir ağırlık var. Sanki her ramazan tutulan şeytanlar bu ramazan dışarıda gibi. Vesvese her tarafta ve aileler içinde de artmakta. Allah bizlerin yardımcısı olsun. Doğru yolundan ayırmasın.

    YanıtlaSil
  3. T rump'ın ziyaretinin ardından Katar ablukaya alındı. Katar Türkiyenin destekçisi idi. Nasil bir ara Turkiyeyi Suriyedeki terorist grupların destekçisi olduğunu ispatlamak icin uğraşıldiysa simdi de Katar'ın terörist grupları desteklediği iddiası ortaya atıldı. Terorist gruplar denilen Ihvan ve Hamas... Bu iki grupta Turkiye tarafindan destekleniyor.
    Arap dunyasi simdi ame rikanin zillet altinda esaretine gönüllü koşuyor.
    Islam birliği, islam ordusu ve ummet bilincinden hızla uzaklaşıyor. Bağımsızlık değil köleliğe razılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pentagon Kraliçeyi sıkıştırıyor. Pentagon "ya benimlesiniz yada bana düşman" deyince, Arap Dünyası canını ve iktidarını korumak derdinde.İngilterenin (ve Türkiyenin) yanında duran Katarı da, Pentagon tarafına geçmeye zorluyorlar.Ortadoğudan geçen Trump fırtınasının ardçılarını izliyoruz
      ABDnin karşısında olan bir ülkenin ayakta kalma şansı var mı ? Katar neyine güvenip ABDye direniyor ? İngiltereye mi?
      Arap dünyası için amerikanın zillet altında esareti yada İngiltere (+türk tugayı) bağımsızlığı :( Kırk katır mı kırk satır mı ?
      Bırak Katarı, bütün körfez hepsi birden ABDye karşı olacak kadar toplam nüfusu var mı ?

      Sil
  4. Amerika akıbetini geciktiremeyecek...

    YanıtlaSil
  5. Büyük Ortadoğu savaşı... Hedef Iran mı yoksa Turkiye mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katar krizi, İran-Suudi savaşının ayak sesleridir

      Sırada bütün ülkeler vardır. Türkiye var, İran var, S. Arabistan var, Pakistan var, Endonezya var, Kuzey Afrika var.

      “Suriye savaşı bittiği anda, o uğursuz dalgalar Basra Körfezi’ne yönelecek, Körfez ülkeleri çok ciddi bir İran tehdidiyle yüzleşmek zorunda kalacak. Savaşın Körfez’e yerleşmesi ise İran-S. Arabistan savaşı olacaktır” demişim. Suriye savaşı bitmeden başladı her şey. Tahran’ın nihai hesaplaşmasının Riyad yönetimiyle olacağına, belki İran tanklarının Kabe kapılarına dayanacağına inanıyorum. İşte size İslam iç savaşı dedikleri büyük felaket!

      http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/katar-krizi-tahran-saldirisi-mekke-savaslarina-hazirlik-2038360

      Sil
  6. necati beyden bu yazıyı arşivinde varsa istedim gönderirse buraya aktarırım
    ABD nin israilin hatırına hedef fırat ve dicle arasındaki tüm ülkeler
    türkiye ırak suriye mısır v.s
    yanlış yapılan şu israil 60 kusur senedir filistini bitiremedi bu kadar yeri nasıl yutacak
    israil kendi sonuna doğru koşar adım gidiyor
    herkes uçak tank ve nükleer kimyasal silah yapıyor veya ediniyor artık
    katar krizinde hedef birazda biziz
    katar ihvana destek veriyor
    mısır ve sair destekcileri bunu kendi yönetimleri için tehdit görüyorlar
    fakat bu neden bugun gündeme geldi zannım
    bir kaç ülkenin farklı beklentisi var
    arap ülkeleri ihvanın önünü kesmek için
    israil abd fetö hükümetin para kaynağını kurutmak istiyorlar
    suudlar zaten pkk ya sisi ye destek veriyorlardı
    katar a bir şey olmaz
    suud katara falan saldırmaz katar iranla dost olmaz çünkü iranla kıta sahanlığı sorunu var
    hatta bizim lehimize bile olur gıda dan savunmaya kadar her şeyi satarız katarda daha fazla askerimiz olur

    YanıtlaSil
  7. Almanya nin incirlikten cikma olayi aksine Turkiyenin Natodan cikma veya cikarilmasinin ilk adimidir ayrica katar a yapilan ablukayla islam cograyasinda ki devletlerinin kimlere bagli oldugu da ortaya cikti natodan cikarildiktan sonra hersey daha cabuk gelisecek. Iranda amerikasmda rusya da hepside neye hizmet ettigi belli yalniz basimizayiz Allah yardimcimiz olsun.

    YanıtlaSil
  8. Hedef once Iran, once sii sunni savasi vasitasiyla Irani yiyecekler daha sonra sira Turkiye ve araplara gelecek ve Israil iyice rahatlayacak, istedigi yöne bacaklarini uzatabilecek ammaaa yukarda plan yapan bir de Allah var.Sonunda hanyayi Konyayi gorecekler..Burada bize dusen birlik ve beraberligimizi bozmamaktir. Ben milletimize guveniyorum.Bizi yiyemiyeceler..

    YanıtlaSil
  9. Hedef İran şuan
    Daeş İran meclisine saldırmış

    YanıtlaSil
  10. Suriyede ki savaş aslında bir taraf belirlemeydi. Yani Hz. Peygamber efendimiz (sav) kıyamet zamanı şama gidin diyor bir hadisi şerifinde. Arap ülkelerinin Katara yaptirim uygulamasi aslinda buyuk bir kiyamet savasinin nasil da son sürat yaklastigini gosteriyor. Kalbimde imanın nuru olanlar zalime yiğit, mazluma umut oluyor. Olmayanlar ise Amerikan köpegi ve zincirli bir köpek olmaya devam ediyorlar. Saflar tutuluyor. İslam dağılıyor diyorsunuz ama bence daha güçlü geri gelmek için susuyorlar. Gecenin sessizligi gündüze alamettir kardeşlerim. Bizim görevimiz ise komutanımız, başkanımız ve devletimizin daima arkasında ve destekcisi olmaktır. Çünkü 6 yıl sonra lozan bitiyor asıl kucuk kiyamet o zaman patlayacak. Herkes simdiden safını belli ediyor ki o zaman geldiginde yanlız kalmayalım diye. He 7 düvele karsi biz yanliz degiliz. Hak yolunda savaşanın yardımcısı Rabbimdir.

    YanıtlaSil
  11. Tarihte pek çok kavim yağma ile gecinmistir. Başkalarının ürettiklerine el koymuştur. Sömürgecilik bunun bir çeşitidir. Halen Fransa eski sömürgelerinden yılda milyarlarca dolar haraç toplamaktadır.
    Amerika ikiz kule saldırılarında suudi vatandaşları yer aldığı gerekçesiyle Suudilerin 700 milyar dolarına el koymak istedi. Trump'ın Suudi ziyaretinde 350 milyar dolarlık anlasma sanki bu niyetin makul bir kılıfı gibi görünüyor. Yani A BD diş kirası tahsil ediyor.
    Katar meselesi de tek yonlu degil. Hem ingiltere yanlısı Katarı terbiye etmek, Katar'ın yatırımlarını yani parasını kendine cekmek istiyor. Ayrıca islam ulkelerini parçalayıp ıslamı siyasi açıdan bitirmek istiyorlar. Ihvan seçimle halkın oyu ile gelmiş meşru bir hukumet kurmuş iken darbe ile saf dışı edildi. Türkiye sahi Erdogan örneğinde teröre yardım eden bir ülke olduğu iddiası ile islam aleminin en önemli ulkesi yıllardır safdışı edilmeye uğraşılıyor.
    Üzüntü verici olgu şu ki islam ulkelerinde idarelerin çoğu birleşmek yerine batı köleliğine razı olmaları...
    İslam kendi içinde mezhep temelli bir iç savaşa sürükleniyor.
    Sonuçta ufukta kara bulutlar var. Ülkemiz birlik ve bütünlük içinde olmalı.. Ama maalesef gafil siyasilerin bir kısmı şerefli bir direnç göstermek yerine batıya köle olmamızı tavsiye ediyorlar. Zaten Turkiye her ayağa kalkma girişiminde ve işler düzelmeye başlamışken batı bir şekilde ayaklarımıza ya darbe, ya anarşi yada terörü dolastirmistir.
    Katar sorunu sanki Turkiyeyi de hedef almaktadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Riyad cephesi Katar’ı istila ettiği an bu savaş başlar. O devasa doğalgaz zenginliğini kimse kimseye bırakmaz. Ardından başka körfez ülkelerinin işgalleri gündeme gelir.

      http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/katar-krizi-tahran-saldirisi-mekke-savaslarina-hazirlik-2038360

      Derenin taşı (doğalgaza el koyup) ile derenin kuşunu (müslüman devletleri) vur(dur)uyorlar (bütün terör örgütlerine bedava silah)

      Sil
  12. http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/katar-krizi-tahran-saldirisi-mekke-savaslarina-hazirlik-2038360

    YanıtlaSil
  13. türkiyeyi avrupaya şikayet silinmeden seyredin
    erdoğan emirül müslimin olsa sana ne zararı var
    https://twitter.com/bilim_man/status/755329863956004868

    YanıtlaSil
  14. Türkiye Katara asker gönderme kararı aldı,
    Biz olayın içine şimdiden dahil olduk bile

    YanıtlaSil
  15. Terör örgütleri batılı devletler tarafından hedef ülkelere yönelik olarak icra edilen dolaylı savaşları sürdürmek üzere kurulmaktadır.
    AB D dünyadaki parayı kendine çekmek için terörü kullanmaktadır. Trump vaadlerimi Arap ülkelerinin parasıyla gerçekleştireceğim demiştir. Katar olayı budur. Bir taşla beş kuş vurmak kapitalizmin doğasında var. Ya da çayın kuşunu çayın taşı ile vurmakta. Arapları araplarla hizaya sokuyor.
    Arap rejimleri kendi halkının düşmanı rejimlerdir.
    Muhyiddin-i Arabi Mehdinin ilk iş olarak Arabistanda yanakları sakalsız bir taifeyi ortadan kaldırmakla işe başlayacak demiş. Tabi 1 ay sürecek sonunda Iranın ikiye önleneceği savaşı da unutmayalım.
    Bu savaşlar acaba hep Amer ikanın kazançlı çıkmasıyla mı sonuçlanacak. İnsaallah bu makus devran Allahin rahmetiyle islam ümmeti lehine sonuçlanır.
    Islam alemi hep hain ve kölelerle dolu değil ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kılıçdaroğlu şöyle demiş:
      AKP Hükümeti, terör örgütü olarak görülen Müslüman Kardeşler’e verdiği desteği keserek ve Rabia simgesini de bırakarak işe başlamalıdır.”
      Buradan anlaşılan CHP iktidara gelmek için katar operasyonun Türkiyeyi içine alacak şekilde uzanmasını, Türkiyeye de ambargo uygulanmasını arzuladığını gösteriyor. Önce Müslüman Kardeşleri, terörist ilan ediyor sonrada bu müslüman kardeşlerle Türkiyenin irtibatını öne sürerek türkiye yede bir ambargo ve buradan da türkiyenin mahvı pahasına iktidarı bu yolla ulaşmak istiyor
      http://www.hurriyet.com.tr/kilicdaroglu-musluman-dunyasi-katarda-yeni-bi-40481971

      Sil
  16. ABDnin temel içgüdüsü geçen yüzyıldaki hakimiyetini ve ayrıcalığını bu yüzyılda da sürdürmek.Terörle bütün dünyaya meydan okuma küstahlığını bu yüzyılda da devam ettirebilmek

    Ortadoğudaki İngiliz,Afrikadaki Fransız menfaatlerine (eski/gizli sömürgelerine) terörle saldırıyor. İşbirlikçi iktidarları yerleştirip dünyanın enerji ve yeraltı kaynaklarını kontrolü altına alacak.

    İngiliz ve Fransızlar karşı koymaya kalkarlarsa Rusya tarafından ezilecekler. Trump-un FBI soruşturmasındaki Rusya görüşmelerinde 2 kutuplu dünyayı yeniden kurmak istiyorlar.

    Çin bu yüzyılda eline geçen bu fırsatı teper mi ? Sık sık söyledikleri 100 milyon çinliyi sınırına dizer mi ?

    Çin de, dünyaya hakim olmak için, küresel sermayeye kul olmak zorunda
    Sermayenin kim elini öperse yeni hegamonumuz olacak.

    3 yüzyıllık dünya tarihi ve her 50 yılda bir dünya savaşları gene tekerrür ediyor.

    YanıtlaSil
  17. Ustad ne diyordu istikbalde bize parlak bir gelecek yani galibiyet avrupaya yani ehli kufre ise zillet dusecek diyordu bunu derken de alemi islamin sahlanisi arabin uyanisiyla olur diyor. Demekki ne oluyor bugun Katara yapilan operasyon her ne kadar şer gibi gorunse de bana kalirsa altinda binlerce hayr yatiyordur. Reisi cumhurun yapmis oldugu bu tutumu sadeceler ulkeler bazinda almayalim ummet olarak bireylerde de birakacagi tesir etkisi farklidir.

    YanıtlaSil
  18. “ABD Türkiye ile savaşıyor” derseniz bu yanıltıcı bir hüküm olur. ABD değil, bütün Batı dünyasının şer odakları önceden planlanmış, kararlaştırılmış bir planı çerçevesinde hibrit ve asimetrik savaşları icra ediyor. Hatta bu şer odakları kendileri değil bizzat savaşa sahne olan bilad-ı Şam’ın insanlarını kullanarak onları birbirine kırdırarak yani vekalet savaşlarıyla emellerine ulaşmaya çalışıyor. Bu savaşların başlangıcı 3. Melheme denilen ve1990 Körfez Savaşı ile başlar. Hedef Büyük İsrail’in kurulmasının sağlamaktır. Öncelik mevcut İsrail’in güvenliğihedeflenirken bu hibrit savaşlarına dahil bütün batılı ülkeler siyonizmin sağladığı finansal destekle, vekaletle hareket etmektedirler. Küresel sermayenin tesisinden sonra hazırlıkları yapılan 3. Melheme’nin düşük yoğunluklu savaşlarının hedefinin ne olduğu artık biliniyor. Batılı ülkelerinin savunma ve istihbarat örgütleri 30 yıldır bunu açık açık beyan edip haritalarını yayınlıyorlar. 1990 yılında zamanın İngiliz Başbakanı Thatcher çıktı dedi ki: “Komünizm öldü. Yeni hedefimiz İslam’dır”. O tarihte bölgemizde Türkiye dışında İsrail’in dostu ve müttefiki yok iken, 27 yıl sonra dünya tersine dönmüşçesine yıllarca İsrail’le savaşan Arap ülkeleri bugün yalnız İsrail’in dostu değil vesayetine girdiler.

    İşte bu komik durum sebebiyle sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunun sebebi ise ahir zaman alametleri arasında zikredilen “Duhan”dır. Bu konuda yazdığım 13 bölümlük yazıda geniş bilgi veriyorum. “Duhan” ile manevi gözleri körleşene İslam Alemi ne yapacağını, ne edeceğini, ne diyeceğini bilememekte, sarhoşlar gibi oradan oraya savurulmaktadır. Üstüne üstlük hariçten gelen dinsizlik cereyanı ile sekülerleşen münafıklar küresel deccaliyetin robotları gibi hareket ederek zararın büyümesine vesile oluyorlar.
    Ahir zamanın “Duhan” illetinin görüldüğü vakitte iki büyük tehlike baş göstermektedir:1-Dinsizlik. 2-Kur’an’da Ye’cüc ve Me’cü olarak tabir edilen anarşi ve terördür. Ve her iki tehlike hariçten, yanı İslam dünyasının dışından Deccale zemin hazırlayan mahfilerce özellikle Siyonist örgütler ve odaklarca 200 yıldır tezgahlanmaktadır. Bugün Müslüman denen bir takım insanlar ellerinde silah Müslümanı İslam adına öldürmektedir. Alem-i İslam’ın geleceğini küresel deccaliyet adına parçalamaktadır. İşte burada ahir zamanın hizmeti ve hizmetkarı devreye girmektedir. Rum Suresi’nin ilk 7 ayetinde vurgulandığı üzere hüküm Allah’ın olduğundan, zafer onun takdiriyle ve kudretiyle olacaktır. “Duhan” illeti yüzünden dünyevileşen, gafletin ve sefahatin içinde yüzen, dini hayatı ve manevi hisleri ölen Müslümanların doğru bir değerlendirme yapması veya karar vermesi mümkün değildir. İşte devreye İlahi kudret girecektir. Bu da melek-i ilham ile vazifelendirilecek zatın ve şahs-ı manevinin yani müttihed İslami cemaat ve gruplara nusret verilecektir.

    Burada şu husus var. Mehdi’nin başlattığı akımın 3. Safhasında ehl-i iman ve İslam, günlük hayata, sosyal hayata ve siyasete girdiği anda yukarda söz edilen 3. Melheme fitnesi girecekti, girdi. Ve NATO ve şürekasının alçakça hibrit savaşlarına maruz kalacaktır, kaldı. İşte bu noktada Ayasofya-M.Aksa-Kabe ile formüle edilen Nusret devreye girecektir. Sırr-ı imthan sebebiyle bunu “Duhan” malülü zihinler ve akıllar anlayamadığından akibet kestirilememektedir. Ancak izahı ve sırrı aşağıda. Meraklısı okur. 1909-1913-1918’te yani bu tarihlerde Rum mağlup olur. Yani Horasanlıların hükmü biter. Devreye ahir zaman Mehdisi ve son velayet-i kübra sahibi müceddit girer. Böyle olunca bir dizifütuhatları olur. Şimdi içinizden birileri “Bunlar ne fütuhatı” diyebilir. Rum Suresi’nin 7. Ayeti cevap vermektedir. “Duhan” ile görüş ve düşünce ve akıl etme özelliklerini, üstüne üstlük manevi hissiyatı körleşenler için bu anlaşılması zor bir durumdur. Sırr-ı imtihan sebebiyle. Geniş izahat aşağıdaki 13. Bölümde.

    YanıtlaSil
  19. Katar bize neyi anlatıyor?
    Faruk Beşer

    Evet, Katar olayı bize çok şeyler anlatıyor, bazılarını söyleyelim:

    Allah yer altı zenginliklerinin en büyüğü olan petrolü İslam Dünyası'na boşuna vermedi. Bizim hukukumuzda böyle varlıkların adı ‘rikâz’dır ve rikâz’ın beşte biri fukaranın hakkıdır. Oysa petrolü elinde bulunduran İslam ülkeleri onun beşte birini hak edenlere vermeyince, yarısından çoğunu işgalciler alıyor. Bu Allah’ın onlara doğrudan, bize de dolaylı bir cezasıdır.

    İsrail ve petrol Ortadoğu’da bulunduğu ve Müslümanlar da güçsüz ve başsız olmaya devam ettiği sürece müstemlekecilerin bu topraklardaki zulmü hiç bitmeyecektir.

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/katar-bize-neyi-anlatiyor-2038418

    YanıtlaSil
  20. İhvan ve Hamas terörist değildir
    Başını Suudi Arabistan’ın çektiği birçok İslam ülkesi Katar’a karşı zalim bir ambargo başlattılar; bahane de hazır: “Katar teröristlere destek veriyor”. Peki kim bu teröristler? Hamas ve İhvan.
    Bahane bu da asıl maksat nedir ve ipler kimin elindedir?

    Kısa, açık ve net cevap:

    Asıl maksat Katar’ı yola getirmek, diğerleri gibi talimatla hareket etmesini sağlamaktır.

    İpler de ABD’nin elindedir.

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/ihvan-ve-hamas-terorist-degildir-2038374

    YanıtlaSil
  21. Benim görüşüm şudur. Abd nin ısrarla pyd yi desteklemesi Türkiyenin haması desteklemesine verdigi cevaptır. Yani sen haması bırak bende pyd yi bırakayım diyor. Bu işin sonu çatışmadır. Önce taşeronlarla sonrası ise onların asıl sahipleriyle bir savaş kaçınılmaz görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD, ortadoğu petrolleri üzerindeki İngilterenin hakimiyetini kırıp yerine geçmek, petrolü sadece parasını verene değil, elini de öpene verecek bundan sonra...
      Musul petrol havzasını Doğu Akdenize bağlamak için boru hatlarını koruyacak devletciklere ihtiyaç var.İsrail ve TR üzerinden denize açılan kurulu boru hatlarına rağmen, PYD-Barzani bölgelerinden yeni boru hattı döşeyecekler.
      Hatta bu petrol hattına Hazar havzasını da bağlamayı düşünüyorlar. Yani bu yeni petrol hattının Musul-Doğu Akdeniz arasındaki Irak ve Suriye parçalandı, sıra Hazar-Doğu Akdeniz arasında kalan İran-a geliyor.
      Vee, bu proje gerçekleşirse PYDnin bugünkü hakimiyet alanına bakılırsa ElBab-ın güneyinden geçip Rus bölgesine giremeyeceğine göre, Doğu Akdenize son bağlantı noktası Hatay-da işler kızışacak.

      Sil
  22. 1*Ahir zaman ve hadisatını iyi analiz etmek lazım. Bunun için de öncelikle ahir zamanı ahvali ve şartlarını değerlendirecek sahih, sağlam ölçü ve bilgiye ve de müteşabih olan ihbar-ı nebeviyeyi tevil edecek evliya değil müceddit ve asfiya teviline ihtiyaç vardır. Bir hadise alınarak genel bir kanaat varmak kişiyi yanıltması bir yana gülünç duyuruma düşürebilir.

    Böyle olunca Amerika bizimle değil, gizli efendisi siyonizme mahkum olarak İslam’la savaşıyor. Çünkü onun mamasını da, parasını da veren Siyonist güdümlü küresel sermayedir. Aslında sadece ABD değil bir çok batılı ülke parayla tutulmuş tetikçi gibi şu zamanlarda İslam’ı hedef almış. Bunun belirttikten sonra meseleye bir başka açıdan bakacağız.

    İslam alemi, hamisi ve hakimi olan Osmanlı’nın, 1808 tarihinde İngiliz donanmasının İstanbul önlerine kadar gelerek güç gösterisi yaptığı tarihte çöküş sinyalleri verirken, bir asır sonra tamamen mağlup olup işgale uğradı:1909-1913-1918. O tarihte Osmanlı kime mağlup oldu? Tarih boyunca her darbeye ve ihtilale ve fesada parmak bulaştıran Beni İsrail’in öncü kuvvetleri masonlara, Siyonistlere ve İslam deccalinin öncü kuvvetlerine. Öyle ki 1909 ihtilalini icra eden çapulcu ordusu ilerde aldatarak başa geçip hükmedecek İslam Deccali’nin doğduğu yerden ideolojik, siyasi ve askeri hazırlık yapıp gelmişti.
    Ve o tarihten sonra İslam dünyası tamamiyle emperyalist güçlerin işgaline uğradı. Daha doğrusu bir asır önce başlayan işgal tamamlandı. Türkiye istiklalini ancak milli ve manevi değerlerinden taviz vermesinden başka Lozan’da Mısır Suriye, Ürdün, Filistin, Irak’ı batılılara terk ederek yarım yamalak bir istiklal elde etti. Bu istiklal şartlı idi. Bir nevi batının vesayeti altına girdi. Ve 1826 sonrası yoğunlaşmaya başlayan ahir zaman fitnesi 1918 sonrası ağırlıklı olarak Türkiye başta olmak üzere bütün alemi İslam’ı kapladı. Yani dinde zafiyet ve terk, nefsani hevasata tabiiyet, frenk meşrep hayat, Avrupa’yı taklit başlayınca ahir zamanın alametlerinden “Duhan” kalpleri, akılları ve gönülleri kaplayıp körletti. Bu “Duhan” Allah’a karşı manevi mesuliyet duygusu, haya, dini hayatın temeli olan hislerin sükutunu ifade eder. Manevi hayat sönerken hilafetin merkezi bir ara18-20 yıl kadar dar-ül İslam’dan bile çıkıp dar-ül harb ülkesi bile olmuştu. Ki bu dönemde “Duhan” yüzünden ehl-i tasavvufun birazcık kalan manevi kılavuzluğu da biter. Dalga dalga gelen dinsizlik cereyanı karşısında kendini bile korumakta aciz kalır.
    O sırada bütün İslam ülkeleri batının sömürgesi olurken, onların müttefiki olan ve Osmanlı’yı Filistin karşılığında yıkımında baş rol alan Siyonistler , 2 bin yıl sonra İsra Suresi’nin 104. Ayetinin tasvir ettiği gibi kafileler halinde (lefifen) arz-ı mev’uda (!) akın ederler. Bu durum Kur’an’ın onları “zillet ve meskenete tabi oldukları” hükmüne aykırılık teşkil etmez mi? Kaderin buna fetva vermesinin sebebi vardı: Alem-i İslam’da Deccalizmin bir ayağı olan kavmiyetçilik ideolojisi, “Duhan”ın etkisiyle fikir ve hayata hakim olmasına karşılık, Beni İsrail’in dini hislerle hareket etmesi fetvasına vesile olmuştu. Ama bu durum geçici idi. Çünkü onlar yine fesada başlayacaklarından bir asır sonra İslam yeniden ihya olurken onlar yeniden “zillet ve meskenete” tabi olacakları işarat-ı Kur’an ile haberi veriliyordu. Bu hakikat bugün yaşanan olaylarla ispatlanmak üzere.

    YanıtlaSil
  23. 2* Yahudilerin son hakimiyetlerinin deccal devrinde olacağını Tevrat haber verdiği gibi hadisler ve Kur’an’ın İsra Suresi iş’ari olarak ihbarda bulunur. 2 bin yıl sonra Filistin’e dönen Yahudilerin ne gibi bir fesadı olacaktı ki tekrar cezayı hak edeceklerdi. Fesad bilindiği gibi kanlı fitnedir. 16. Yüzyılın başında Protestanlık mezhebine zemin hazırlayarak fitneye başlayan Yahudiler, 19 yüzyılda bilime, tekniğe ve felsefeye hakimiyetleri ve özellikle sermaye birikimi sayesinde siyasete yön verecek hale gelirler. İslam ve Hıristiyanlık aleyhine besledikleri intikam hisleriyle hareket etmeye başlarlar. Ki bu da her iki deccalin ve cereyanının 20 yüzyılın başında huruç ve hakimiyetlerine sebep olurlar. Öyle ki 20. Yüzyılın sonlarına gelindiğinde 5 stratejik ana ülkede tam, diğer ülkelerde kısmi hakimiyet sağlayarak iddiaları olan Fırat-Nil arasını vatan yapmak için fesada başlarlar.
    Bugün, özellikle 1990 sonrası İslam dünyasında 3. Melheme dahilinde yaşanan kanlı işgal ve düşük yoğunluklu savaşların gerisinde bu fesad vardır. “Duhan”ın yoğunlaşması sebebiyle ahir zamanda Müslümanlar, Kur’an’ın ve İslam’ın basiret ve ferasetini kaybederler. Uyku hali olarak da tarif edilen derin gaflete düşerler. Bu zamanda sadece Mehdi ve şahs-ı manevisinin Hz. Ali’nin “sırran tenevverat” olarak nitelediği yani gösteriş ve şaşadan uzak manevi aydınlatma cihadı başlar. Zaten “Mehdi gece vakti, herkse uykuda iken gelir, kimseyi uyandırmadan hizmetini yapıp gider” rivayetinin tevili budur. Geceden kasıt ise Süfyani rejimin hakimiyet zamanıdır. Rumuz-ül Ehadiste, bazılarının eli kılıçlı-silahlı, askeri ve siyasi iktidarı olacağı hataen sandıkları Mehdi için “Mahz-ı mevhibe-i İhlahiye (tam bir İlahi ihsanı) olacak ve kendisine hikmet-i İlahiye ve hikmet-i Kur’aniye ihsan edilecek” diye haberi verilir. Bu da yabancı işgal ve istilasına uğrayan alem-i İslam’ın yeniden ihyasının Kur’an temelinden başlayarak 50 şer yıllık dönemler halinde olacağının işareti olur. Ve aşama aşama “Duhan”ın tesiri sona erer. Bunun ilk başlama tarihi 1902 ‘dir (bu tarih Mehdi’nin ilim tahsiline başladığı tarihtir). Bir asır sonra “sırran tenevverat” ile uyanan ehl-i iman ve İslam, ittihad ederek Mehdiyet’in 3. Faslını başlatır.

    İşte bugün yaşanan olayların gerçek sebebi uyanan İslami şuurdur. Bu şuur ve uyanış İsrail’in geleceği ve istikbali için büyük ama çok büyük bir tehlike oluşturduğundan İslam, 1990’da NATO tarafından büyük düşman ilan edilir. Bu ilanın arkasında küresel güç ve sermayenin belkemiğini teşkil eden Siyonizm vardır. Bu dönemde Mehdi’nin şahs-ı manevisinin başlayan 3. Faslının yani siyasete ve hayata hakimiyetinin önünü kesmek için siyonizmin vesayetindeki batılı güçler ve Amerika’nın İslam dünyasına dalgalar halinde saldıracağı rivayetlerden anlaşılır. Muhtemelen bu süreç 1990 ile 2021 arasını kapsayacağı anlaşılıyor. Ama ne yapsalar boşuna olacak. Ve Mesih cemaatinin de yardımıyla düşük yoğunluklu vekalet savaşları, Ye’cüc ve Me’cüc olan anarşi ve terör kullanılarak süren 3. Melheme İsrail’in ortadan kaldırılmasıyla son bulur. İşte Hadisle bildirilen ve cepheleri (Şeria Nehri’nin doğusu batısı olarak) bile tayin edilen bu dönemin son günlerini yaşıyoruz.
    Şimdi bütün TV’lerde, basında, ilmi mahfillerde, cereyan eden olayların aktüel yani günlük analizi yapılıyor. Ama gözden kaçırılan şu husus var. Yaşanan olaylar şunu gösteriyor: 1914-1918’deki gibi şiddetli olmasa da (belki de rövanşı olacak) 3. Melheme çerçevesinde dünya devletlerinin de provokatör ve fitne kurucsu olarak katıldığı ancak yerli unsurların (maşaların) kullanıldığı vekaletle yürütülen düşük yoğunluklu savaşlar cereyan ediyor. Bunda Siyonizm menşeli deccaliyetin iki asır önce yol açtığı dinsizlik ile bir asır önce Süfyan’ın zemin hazırladığı terör ve anarşi baş etken olarak rol alıyor. Mesela Türkiye 58 yıldır terör ve anarşi ile cebelleşiyor.

    YanıtlaSil
  24. 3* Ayrıca buna şimdilerde Siyonist ve küresel sermayenin güdümündeki yabancı medya ve siyasetçilerin körüklediği bir İslamfobia fitneyi alevlendiriyor. Çünkü medeni aleme aykırı alçakça tecavüzler yapay bir İslamfobia ile perdeleniyor.
    Son yıllarda İsalmafobia şişirilip abartılarak batılı seçmenlerin siyasi tercihleri küresel deccaliyetin ve sermayenin doğrultusunda yönlendiriliyor. Son örneği Fransa’da yaşandı. Böylece küresel deccaliyet bütün çeteleriyle saldırı halinde. Batılı güçler, bir nevi siyonizmin ihtiyari veya gayri ihtiyari vekili olarak Müslüman ülkelerinin öncelikli İsrail’e tehlike oluşturmaması sonra 25 yıldır bekleyen Siyonist Yinon Planı çerçevesinde küçük devletçiklere bölünerek parçalanmalarına zemin hazırlama çabasındalar. Ve bunun NATO ve batılı güçler ile yapılması bir yana, müttefikleri olan yerli seküler maşalarını da unutmamak lazım.

    Siyonistler 1897’de Basel’de kurdukları devletin genişlemesi ve kökleşmesi için her şeyi yaptılar. Çok para harcayıp çok kanlar döktüler. Ve bugünlere geldik. Ne olacağı konusuna gelince. Osmanlı’nın yıkılışının Kur’an’daki bir diğer ihbari işareti Rum Suresi’dir. İşari olarak Rum’un yani Osmanlı’nın 1909 tarihinde mağlup olacağı riyazi hesapla haber veriliyor. Peki bu Rumlar ne zaman tekrar galip gelecekler? Yani 1909-1918 sürecinde işgale uğrayan alem-i İslam ne zaman yeniden istiklaline kavuşacak? Şuunat-ı İlahi’de bu dünyada Hakim ismi cari olduğundan fütuhatın aşama aşama bir asırda gerçekleşeceği anlaşılıyor. İlk işaret 30 yıl sonra 1939 ve 1948’dir. Yani 30. Sure’nin ayet sayısının toplamından çıkacak sayının seneleri kadar olacağı anlaşılıyor. Arabi gibi zatların tefsiri böyle. 30 yıl ilk merhale olurken 70-90-100 yılda önemli gelişmelere ve en son merhale oluyor. Buna Bediüzzam’ın Kur’an’ın tevafukundan keşfettiği ilk tarih olan 1939’da alem-i İslam’ı istila eden ülkelerin birbirini yemeye başlayacağı 2. Cihan Harbi’nin başlangıcını haber verir. Ama esas galibiyet zamanı bir asır sonra. 1909 + 90 =1999 veya 1913 + 90 = 2002 veya 1918 + 90 = 2008, 1918 +100 =2018 vs. Bu takribi tarihler İslam deccalinin huruç ettiği ülkede Mehdiyet’in üçüncü faslının başlayacağı tarih ile bir asır sonra Siyonist-mason güçlere mağlubiyetin 100’ün yılında yaşanan “one minute” olayı galibiyet tarihinin başlangıcını teşkil ediyor. Yani kader-i İlahi son hükmünü icraya başlıyor.

    Burada şu hususa dikkat edilmeli. Rum’un yeniden galibiyetinin maddi değil de manevi ve ilimle olacağının en büyük işareti Rum Suresi’nin3-4-5-6-7 ayetleriyle işari olarak anlaşılıyor. Her ayetin her asırda efradı olduğundan 14. Hicri asırda böyle tecelli ediyor. Çünkü Hilafetin son ermesi sonrası başlayan deccaliyet ve cebabire döneminde görev alacak zat doğrudan doğruya melek-i ilham ile vazifelendirilecek olan ünvanı Mehdi olan ismi meçhul kimsedir. Hz. Peygamber son halifenin Dımeşk’te toprağa verildiği yıl hizmete başlayacağını bildirir. O zat Halifetullah olarak aynı zamanda Hilafet-i Muhammediye’nin (as) de manevi-dini temsilci olarak başlattığı cereyan Cenab-ı Allah’ın yardımıyla şahs-ı manevi Mehdi ünvanıyla galip gelecektir. O son savaş ve mücadele noktası ise Ayasofya’nın 2. ve ilk Kıblemiz Kudüs’ün 3. Kez fethidir. Rum Suresi’nin 4-5. Ayetinde “O gün mü’minler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O dilediğine yardım eder. Onun kudreti her şeye galiptir (Ve Huva Azizü Rahim)” buyrulması bunun işaretidir. Çünkü “Cenab-ı Allah zafer vaad ediyor, ancak insanların çoğu bunu bilemez.” (ayet 6) Bilememelerinin sebebi? Duhan’dır. Nitekim 7. Ayet açıkça “Onlar ancak dünya hayatının kendi menfaatlerine bakan dış yüzünü bilirler, ahirete bakan yüzünden ise büs bütün gafildirler” buyruluyor. Ki Halifetullah’ın ayan beyan herkes tarafından bilinmemesinin bir sebebi de budur. Sırr-ı imtihan bunu gerektirmektedir. Ve de fetih Allah’a aittir, O’nun nusreti oluyor. “Duhan”a esir olmayan nur-u Kur’an’a sahip mü’minler bunu anlayacaktır.

    YanıtlaSil
  25. 4* Dikkatinizi çekerim Cenab-ı Allah dinine küfreden işgalcilerle onları yol açtığı zeminin ürünü olan münafıklarla Süfyan’ın ve taifesinin Aziz olan Allah’a yenemeyeceklerini bildiriyor. Kudretli olan Allah’a karşı galibiyetin olamayacağını Aziz ismiyle birlikte Rahim ismini zikretmesi çok manidardır. Burada ehl-i küfrün Allah’a üstün gelinemeyeceğini belirtirken Rahim ismiyle dengeleniyor. Yani Allah’ın dinine karşı galip gelinemeyecek, bu durumda cenab-ı Allah cezalandırma yönüne gitmeyip Rahim ismine mazhar Mehdi ile mü’minlerin rahmetle galebe çalacağını akla getiriyor. Burada Mehdi’nin diğer ism-i azamı Hakim olduğu için alem-i İslam’ın içine düştüğü bu zelil durumun sebeplere bağlı olarak yeni bir cihadla kurtarılacağı ihsas ediliyor. Evet Mehdi gelecek, dini temelden başlayarak ihya edecek. Ayrıca ehl-i küfrün Mesih’in de devreye sokulmasıyla mağlup edilerek Hırıstiyan aleminde Tevhid dinine akın olacak. Hakim ismimin gereği herkese, her cemaate, her millete istidadı nisbetinde verilecek. Yani her meslek ve meşrep ve diğer semavi dinin salikleri istidlarına göre Hak dinde ilerleyecekler.

    Evet Rum yani Horasanlılar mağlup olur, alem-i İslam işgale uğrar, ama Aziz olan Allah, Rahim isminin de devreye girmesiyle rahmetiyle yeni bir devir başlatır. Bu hakikat bir çok ehl-i keşfi meşgul etmiş. Ama onların kabiliyetleri ve ilimleri meseleyi kendi şartlarının sembolleriyle ifade edebildiğinden, ihbarın onların tasviri çerçevesinde gerçekleşmesi onların dediği ve anlayışına göre olmuyor. Olmayınca da “Duhan”ın tesirindeki mü’minler gerçekleri göremiyorlar. Nur-u iman ve hakaik-i Kur’aniyeye muttali olanlar hariç. Böylece Aziz ismine dengeleyen Hakim ve Rahim ismine mazhar Mehdi’nin medeni zamandaki irşad, tahkik-i iman olup ilimle, delil ve ispatla Kur’an hakikatlerini talim-i Esma hakikatiyle ilm-i iman ve Marifetullahla hizmet, inkişaf ve inbisat ettirilmesi ahir zamanın hizmet tarzı olur. “Duhan”ın tesirindeki bir çok mü’min kılıçlı-silahlı cihadın sona erdiğini anlamadan siyasi ve askeri güç ve kuvvet sahibi hayali ve gerçeği aykırı bir Mehdi’yi bekliyor. Oysa insanlık belki medeniyetin ve fennin geliştiği bir zamanda ilm-i Esma ve talim-i Esma ile cihad-ı manevinin ihtiyar edileceği bu ayetle de anlaşılıyor.
    Ahir zamanın dinsizlik vaz eden deccaliyetin mağlubiyeti de Rum Suresi’nin işaretiyle doğrudan doğruya Mesih ve Mehdi vesile kılınarak Allah’a ait olacaktır. Yani ehl-i beytin mümessili ve veraset-i nübüvvet sahibi Mehdi, Horasanlılar, yani Osmanlıların mağlubiyetleri sonrası “Duhan” ve deccal zamanında hakimiyeti ve vazifeyi devralacak ve irşada “sırran tenevverat” ile başlayacak. Yani hakimiyet artık İslam’ın bayraktarı olan Horasanlılardan çıkıyor ve Al-i Beyt’in mümessili ve veraset-i nübüvvet sahibi Mehdi’ye ve şahs-ı manevisine geçiyor. Ama o da öncelikle İslam’a hizmetten bilinen sebepler yüzünden ayrı düşen Horasanlıların ihtida sürecini başlatır. Çünkü küfr-ü mutlakın pençesine yani insanlık tarihin en büyük fitnesine düçar olan bu millete vazifesini iade eder. Hamdolsun. Bunda da, Mehdi’nin çabalarından çok mevhibe-i İlahi ve “İzacae Nasrullahi” sırrıyla Horasanlılarda dinin ihyası olacak, ittihad-ı İslam sağlanarak geniş dairede hakimiyet ve sonra çevre ülkelere yayılarak irşad alanı genişleyecektir. Mehdiyet’in en son ulaşacağı yer ise kutsal topraklar yani Suudi Arabistan’dır.
    Bu arada yeri gelmişken belirteyim Aziz ismi Kur’anda 90 defa Allah hakkında zikredilir. 9 defa da başka yerde geçer. Yani 90 isim aslında Rum’un 90 yıl sonra yeniden galip geleceğine dair bir tevafuk gösterir. 1999-2002. Aziz ismi tek başına hiç geçmez, 10 değişik isimle terkip oluşturarak Kur’an’ın bir çok yerinde yer alır. 99 isimle göstereceği tevafuk ise Süyfan’ın şahs-ı manevisinin belinin kırıldığı 2008 veya 2012 tarihine işaret eder.

    YanıtlaSil
  26. 5* Bir diğer püf nokta Şam’dır. Şam’ın coğrafi konumu ikidir. Aslında içe içedir. İlk coğrafi konumu Filistin’in Kudüs şehri ile Dımeşk arasındaki dar bölgedir. Ahir zaman fitnesinin ve 3. melhemenin görüleceği Şam ise, binlerce sene İlahi vahye mazhar olan peygamberlerin hizmet alanı olan bilad-ı Şam (batılıların diliyle levantan olarak adlandırılan) yani Ürdün-Filistin-Batı Irak-Suriye-Güneydoğu Anadolu’dan müteşekkil coğrafyadır. Büyük bir fitne ve fesad yaşanacak. Yani savaşlar olacak. Ki bunlar 3. Melheme’nin düşük yoğunluklu savaşlarıdır. İşte dananın kuyruğu bu savaşlar sebebiyle kopacak. Bu da bir asırdır emperyalist batının işgali ve vesayeti altındaki bu bölgeye göz diken ve vatanı olarak hükmetmek isteyen Siyonistlerin kanlı fitneler, entrikalar ve komplolar sergileyeceği alandır. Ki 19 yıl içinde 3 savaşla (1948-1956-1967) topraklarını işgalle genişletirken, hakimiyet için çevre ve bölge ülkelerin iç işlerine ve yönetimine batılı ülke ve istihbaratların da yardımıyla nüfuz edip fitne tezgahlıyor. Öyle ki batılı ülkelerin birçok operasyonunu politikasına aykırı olması halinde müdahil olup iptal edebiliyor. Son örneği 2012’de Suriye’ye müdahaleye hazırlanan Obama’nın operasyonunu durdurması gibi. Ve bu sayede Esed bugün İsrail’in himayesinde iktidardadır. Zamanı gelince tıpkı Saddam gibi kullanıldıktan sonra harcanacaktır.
    Bir başka örnek ise yine vekaletle fetoşkeştayn çetesi, bazı terörist gruplar, bazı Körfez ülkeleri ve Mısır kullanılarak, batılı ülkelere tahrik edilerek Türkiye’ye karşı 1983’ten beri darbe teşebbüsleri, finans operasyonlar düzenliyor. Öyle ki 28 Şubat döneminde en üst düzeyde siyasi ve askeri şahsiyetler İsrail’e kadar gidip bir nevi biat gösterileri yapmasının sebebi iyi anlaşılmalıdır. İyi ki yaptılar. Böylece dini ve milli şuur galeyana gelince…… gerisi malum.
    Bugün Katar ile diğer Körfez ülkeleri arasında kopan kavganın temelinde Siyonistlerin etkisinde kalan, daha doğrusu küresel üst aklın yani Siyonist-neocon oyununa gelen ve Rum-7. ayette belirtildiği gibi dünyevi hayatı tercih eden BAE ve Bahreyn-Suudiler-Mısır gibi ülkeler, bir zamanlar Türkiye’nin ara ara yaptığı gibi İsrail’in politikalarına alet olmaktadırlar. İsrail yakın tarihe kadar kanlı bıçaklı olduğu Suudi ve körfez ülkeleri, Mısır ve Ürdün’le bugün içli dışlıdır. Öyle ki Türkiye’nin bölgede nüfuzunun genişlemesini onları kandırarak engellemek için Kürt devleti tuzağına bile alet edebilmektedir. Türkiye’de geçmişte Meclis’te tam çoğunluğu olan iki lider ile bugün Erdoğan’a karşı sürdürülen entrika, komplo, darbe teşebbüsü, finans operasyonları iftira kampanyaların provokatörü yine İsrail’dir.
    Hz. Resullulah ne buyurmuştu? Her taşın altında Yahudi çıkacak. Burada teşbih var. Taş yani zarar veren her olayın arkasından onlar çıkacak anlamında. Ve her olayın sonunda beni çıkaran Yahudi’dir anlamını ifade edecek. Öyle değil mi? Ya Garkad ağacı rivayeti. Dünyadaki bütün para senetleri ve paranın en iyi kağıdının Garkad ağacından yapıldığını bilir misiniz? Yani finans kağıtlarını kullananların ne yaptığı anlaşılamayacak, diye Peygamberi ihbar böyle tecelli ediyor.

    YanıtlaSil
  27. 6* Bu arada şunu hatırlatayım İhvan sadece Risale-i Nur talebeleri değil diğer cemaatlerin de kardeşi ve müttefikidir. İhvan’ın terörist olarak nitelenmesi dinsizlik entirkasının son örneğidir. İslam=Terör imajını pompalayan şer güçler bu vesileyle İhvan’ın hizmetlerine engel olarak sekülerizmin yayılmasına ve seküler gruplarla çalışmaya önem atfediyorlar. Nitekim ABD’nin Rakka operasyonu için PYD-DYP’yi niçin tercih ettikleri sorulduğunda onların “semilür Kürtler’dir” yani dini-imanı-manevi tercihi olmamaları gösteriliyor. Böylece Bediüzzaman’ın dinsizliğin hariçten geldiği teşhisinin son örneği bu Marksist Kürt terör örgütleri ispatlıyor. Oysa Kürtler dini noktada son derece imanlı ve Müslüm’dir. Öyle ki ehl-i beytin Kerbela’dan kurtulduktan sonra aralarınayani kuzey Irak ve Günedoğu Anadolu’ya hicret etmeleri, onlara büyük bir manevi güç kaynağı olmuştur. Zamanında Yavuz Sultan Selim’in hizmetlerini görünce gönüllü olarak Osmanlı’ya katılmışlardır. İstikbal’de bu husus ittihadın gerçekleşmesinde büyük rol oynayacaktır.
    Bir diğer husus Ortadoğu ülkelerinin iç yapısını dünyada en iyi bilen ülkelerin başında İsrail’in müsesses nizamıdır. Bunda Seferad Yahudileri’nin rolü çok önemlidir. Öyle ki Osmanlılar zamanında 1400’lü yıllarda Şeyh Bedreddin isyanı doğrudan doğruya zamanın Yahudi ileri gelenleri tarafından kışkırtıldığı bilinmektedir. Özellikle 1773 Rothschild ailesinin daveti üzerine toplanan Yahudi ileri gelenleri dünya hakimiyetine deccalle erişmek için, bölgemizde hemen nüfus yapısı araştırması ve istihbarat faaliyetine başlanması, 1790’larda saraya sızmayı başarmaları bu düşüncenin ürünüdür. Öyle ki İsrail Başbakanı Goldemeir 1969’da Nixon’la yaptığı görüşmede bölge ülkeleriyle ilgili görüşlerini açıklarken “Hepsi mütecanis ve homojen değildirler. Çok farlı etniseteleri var. Kolay bölünebilirler” demesi boşuna değildir. Bugünkü manzara o tesbite göre parçalama-bölme operasyonunun yürütülmesi bunun doğruluyor.

    Ayrıca bölgedeki bütün terörist ve anarşist örgütler ile gizli yapılanmalara, İsrail ve ABD istihbaratından başka Alman-Fransız ve İngiliz istihbaratı tarafından nüfus edilmiştir. Bizden bir örnek olarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ODTÜ’deki yapılanmalarını ve silahlanmalarını CIA sağlaması gösterilebilir. PKK’nın ise kimler tarafından desteklendiği biliyoruz. Ayrıca bölgede cirit atan terör ve anarşi, örgütlerinin çoğu ABD-İsrail maşalarıdır. Türkiye’de faaliyet gösteren bütün marksist terör örgütleri, PKK dahil ve El Kaide’den başlayarak DAEŞ, Buko Haram hepsi batılı ülkelerin istihbarat örgütleri tarafından kurulup ellerine silah verilmiştir. Şimdi bu örgütler bahane edilerek bilad-ı Şam’a müdahale ediliyor.

    Her İslam ülkesinin bütün mahremiyetleri o ülkelerin yöneticileri tarafından tam olarak bilinmezken, İsrail ve batılı istihbaratlar tarafından bilinir. Gaflet uykusundaki bir İslam dünyasında başka ne beklenebilir. Öyle olmasa Menderes ve Kral Faysal’ın itthad-ı İslam çabaları anında provokasyon ve darbelerle önlenemezdi. O ülkelerin istihbarat örgütleri ABD tarafından finansa edilmezdi.
    3. Melheme’nin savaşlarının sonunu Cenab-ı Allah tayin edecek. Çünkü hüküm onundur. Rivayetlerden Mehdi’nin zuhurunun 3. Faslında yani aşamasında bölgeye musallat olan ülkelerin ve güçlerin İlahi canipten bela olarak gelecek tabii olaylarla mücadele etmek zorunda kalacağı anlaşılıyor. Bu esnada netice için sabırsızlanacak İsrail son kozunu oynayacak ve Yinon Planı’nı kendi başına uygulamaya kalkışınca, Tevrat ehl-i Kohenin haber verdiği felaket başlarına gelecek. Ölümcül darbeyi kimin vuracağı tahminen onlar tarafından biliniyor. O ülke hangisi? Onu Yahudi Kohenlerinden sonra ilk telaffuz eden Bediüzzaman’dır. O ülkeden çevreye yayılacak ittihad-ı İslam, Hz. Mesih’in cemaatinin yardımıyla Adnan Menderes ve Suudi Kral Faysal’ın hayatlarıyla ödedikleri ittihad-ı İslam sağlanacak. Ve o gün dünya yeni bir şekil alacak. Onu da yaşayan görecek. Çok kariiiib bir zamanda. Öyle ki bütün dünyada İslam sayesinde genel barış tesis edilirken, silahlara veda edilerek silahlanmaya son verilecek.

    YanıtlaSil
  28. 7*Mehdi avcılarına tavsiyem. Şam’ın neresi olduğunu doğru öğrenin. Suriye’nin başkenti Dımeşk, rivayetlerde haberi verilen Şam değildir. Şam meselesini kurcalandığında Türk’ün içinden çıkacak deccalin utancıyla ırkçılar hedef saptırarak bunu telafi etmek için ikide bir Esedleri hedef gösterirler. Kimi ise İran’ın propagandasına kapılıp İran’ın Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşma planına alet olurlar. Milliyetçi-mukaddesatçı camialarda da bu tür teviller var.

    Alem-i misalde vaki olan meşhudat (gözlem) o alemin bu dünya ahvaliyle mütenasip ve mutabık olmamasını akılları ihata edemediği ve anlayamadıkları için gördüklerini ya hatalı ya da ihtilaflı olarak tevil ediyorlar. Ve yanılıp yanıltıyorlar. Kimse rüyasında rüyasını tevil edemez. Bunun gibi alem-i misal şahadetleri de böyledir. İşte bu hataya düşen bir çok zamane evliyası Kıbrısi, Dağıstani, Abudllah Hoca gibileri alem-i misalin ölçüleri ile (ki o alemde geçmiş ve gelecek bir aradadır), hataya düşüp bilmeden yanıltıyorlar. Ama mazurdurlar. Ama biz değiliz. Ayrıca ırkçılar İslam Deccali Süfyan’ın üç ayağından birinin kavmiyetçilik olduğunu bilmiyorlar. Rum Suresi’nin 7. Ayetinde belirtilen gafletin gafilleridir.
    1918’de işgale uğrayan ve sömürgeleşen İslam ülkeleri 40 yıl sonra istiklallerine kavuşmaya başlar. Bu istiklal sözdedir. Çünkü batılı sömürgeciler çekilirken yerlerine uşakları askeri diktatörleri bırakır. İhbar-ı gaybilerde cebabire olarak nitelenen bu askeri liderler ve tek partileri sayesinde İslam dünyasını sömürmeye ve yönetmeye devam ederler. Bu arada İslam dünyası “Duhan”ın etkisiyle geleneksel yaşam tarzını batılı gavurlara göre endeksler. Eğitim kurumları, askeriye, iş dünyası batılılar tarafından yönlendirilir ve idare edilir. Baş kaldıran başına ihtilal sopasını yerdi.
    Mehdiyet’in hayat faslının başladığı tarihten yani 1950’lerden itibaren İslam dünyasında bir çok ülke kısmi istiklaline kavuşurken, Türkiye’de İslam kahramanı Adnan Menderes Başbakan olur. O zat din ve vicdan hürriyeti alanındaki inanç ve insan haklarına uygun uygulamaları ile Yavuz Sultan Selim’in hizmetine eş bir hizmet yaparken, Bağdat Paktı’nın kuruluşuna vesile olur. İşte deccaliyetin anası Siyonist İsrail ve daha küreselleşmemiş olan siyonist sermayenin emrindeki batılı ülkeler sömürü menfaatlerinin elden kaçma ihtimaline karşı harekete geçer. 1956 Arap-İsrail Savaşı ile İsrail’in sınırlarının genişletilmesi teşebbüsü olur. Menderes’in öncülük ettiği Bağdat Paktı, İngiliz-ABD-İsrail istihbarat servislerinin komploları ve Suriye’nin muhalefetiyle kimlik değiştirir. Ayrıca baş aktörlerinin hayatlarına son verilir. Şöyle: Kral Faysal bir Kürt general tarafından devrilir. 2 yıl sonra Menderes NATO-İngiliz uşağı askereler tarafından devrilip asılır. 3 yıl sonra İran başbakanı bir suikaste kurban gider. Ve Bağdat Paktı İngiliz-ABD’nin katılımıyla CENTO adını alır. Çünkü ABD komünizme karşı İslam hilalini öngörürken, Abbasi veya Osmanlı misali İsrail’e karşı tehlikeli olabilecek bir ittifaka razı değildi. O İslam ülkelerini doğru bir şekilde komünizme karşı destekler ama, İslam için değil kendi emel ve planları için. Yani batılı vesayet İslam ittihadına İsrail’in hesabına set çeker. Ve buna teşebbüs edenlerin yalnız siyasi hayatları değil canlarını bile son verilir. Ve verildi

    YanıtlaSil
  29. 8*1960 iki açıdan çok önemli bir tarihtir. İslam’ın maruz kaldığı maddi tehlikeler azalırken, İngiliz-İsrail daha sonra ABD’nin katılmasiyle bilad-ı Şam olarak nitelenen İran-Suriye-Irak-Türkiye’nin parçalanmasına temel oluşturacak Kürt kışkırtmasının hazırlıkları başlatılır. Ve Marksizmin Türkler arasında yayıldığı gibi Kürtler arasında yayılarak Kürtler bu yolla seküleştirilerek İslam aleyhtarı ama batılı-siyonist emellerine alet edecekleri şekilde eğitirler. İngilizler 1959’da Londra’da ilk Kürt konferansını toplarken, İsrail aynı yıl Irak Kürtleri’ne el atar. Silah verip eğitir. Buna ABD Türkiye’nin nüfus yapısını araştırmak için 1961’de Barış Gönüllüsü İngilizce öğretmenleri adı altında CIA ajanlarını gönderir. Ve Güneydoğu-Doğu illerinin etnik yapısı araştırılır. 4 yıl sonra Türkiye’ye İsrail’in kışkırttığı Irak Kürtleri ile konfederasyon teklifi gelir. Türkiye buna direnince sokak çalıştırılır ve Kur’an’ın işaret ettiği tarihe rast gelen o zamanda anarşi ve terörün ilk numuneleri Türkiye’den ortaya çıkar. Ve Türkiye’de başlayan o ye’cüc me’cüc taifesi sonradan bizzat ABD’nin ve İsrail’in teşvikiyle genişletilerek dini-ırki ihtilafları için maşa olarak kullanılır.

    8*Burada bir not düşeyim. Beidüzzaman daha 1911’den başlayarak ve sonra manevi cihada başladığı dönemde eserlerinde belirttiği ve nihayet 1945 yılında CHP’ye yazdığı mektupla anarşi ve terör tehlikesine ısrarla dikkat çeker. Ve yazdığı eserlerinde Türkiye’nin başına musallat olacak iki tehlike olan dinsizilk ve anarşinin kökünün harici olduğunu vurgular. Bu tehlikenin siyaset ve diplomasi ile önlenemeyeceğini, bunun ancak dini ihya ve eğitimin durduracağını, önünü keseceğini belirtir. Çünkü şeriat-ı Ahmediye’yi (as) yasaklamakve şeriat-ı Muhammediye’yi (as) tahrip etmek Süfyan’ın başlıca politikası idi. Bu tutum daha sonra büyük deccal komünizme zemin hazırlar. Ve kalplerdeki iman sedleri yıkılınca 1961 yılından başlayarak terör ve anarşi baş belası olurken, Bediüzzaman 1990’larda bu tehlikenin zirve yapmaya başlayacağını Kur’an’ın işaretine istinaden açıklar. Ve öyle olur.
    Bu izahtan sonra devam edeyim. 1950’lerde Sovyet bloku bilad-ı Şam’da taraftar bulması İsrail’in genişlemesine engel teşkil eder. O zaman Sovyet blokunun çökertilmesi yolunu gidilir. Yani 2. Cihan Harbi sonrası varılan gizli anlaşma rafa kaldırılır. Azılı İslam düşmanı Nixon’ın güvenlik danışmanı Yahudi Henry Kissinger ortaya çıkar. O melun, siyaset ve diplomasi hüneri ile Çin’i dünya sahnesine çekerken, Siyonist ağırlıklı küresel sermaye tesis edilir. Bunun için 1973 Arap-İsrail savaşı tezgahlanır. O savaş sonrası başlayan enerji krizi sayesinde petrol kaynaklarını elinde tutan ABD’nin 2. Cihan Harbi’nde harcadığı parayı birkaç yılda çıkarır. Ve bu küresel sermayenin güçlenerek sahneye çıkmasına yol açar. Bu yetmemiş gibi Kıbrıs harekatı için yeşil ışık yakılır. Kıbrıs harekatı ile yeni dünya şartlarında rahat durmayan ve İslami uyanışa paralel çevresine sarkmaya başlayan Türkiye’nin savunmasına darbe vurmak ,silah ve savunma açısında zaafa düşürmek için 1975’ta silah ambargosu uygulanır. Ve Türkiye 10 yıl sonra İsrail’in savunma gereçlerine muhtaç hale getirilir.

    1975 küresel sermayenin doğuşu sonrası 1978 Washington Anlaşması ile dünyanın ekonomik kaynaklarına el konması hedeflenir. Yani servetlerin devlet sektöründen özel sektörün oradan da küresel sermayenin eline geçmesi hedeflenir. Bunun için gerekli siyasi zemin, neoliberal partiler başa geçirilerek sağlanır. Bu operasyona Türkiye’de dahil edilir ve 12 Eylül darbesi ile yeni bir dönem başlatılarak Özal’ın iktidara gelmesi sağlanır. Ancak Özal’ın, Menderes-Demirel gibi İslam dünyasına bakan yönü ortaya çıkınca, gladio kullanılarak önce suikast düzenlenir ölmeyince zehirlenir. Fetoşkeştayn fitnesini ilk teşhis eden siyasetçi de Özal olurken sonun da onların elinden olması çok ilginç.

    YanıtlaSil
  30. 9*Türkiye’ye karşı bu operasyon sürdürülürken istiklallerine kavuşan İslam ülkelerinin petrol kaynaklarının tamamen kontrol altına alınması ve bölgenin küçük küçük devletçiklere bölünmesi için 1979 Irak-İran Harbi tezgahlanır. Bütün bu gelişmeler karşısında zamanının geldiğini gören İsrail’in gizli planı Yinon ortaya çıkarılır. Çünkü Komünist blok 1975 Helsinki Senedi ile dağılmasına zemin hazırlayacak bir anlaşma idi. Nitekim 14 yıl sonra çöküp gitti. Batıda neoliberal iktidarlar sayesinde uygulanan ekonomik operasyonlar sonucu 1989’da Sovyet bloka çöker ve 1991’de tarihten silinir. Ortadoğu’daki Sovyet nüfusunun yok olması üzerine Türkiye dahil 9 ülkenin parçalanması ameliyesine hız verilir. Bu aynı zamanda 3. Melheme’nin başlangıcıdır. Şöyle:
    1990’da Iskoçya’da NATO toplantısında Komünizmin yerine İslam, baş düşman olarak ilan edilir. Bizim NATO’cu askerler bunu çanak tutar. 28 Şubat o zihniyetin ürünüdür. Balkanların da kan gölünü çevrildiği o tarihte sıra Irak’ın işgaline sıra gelir. 1990 Ağustos’unda Körfez Harekatı düzenlenir. Bu harekatla bölgede batılı ülkelerin gelecek operasyonları için sıçrama platformu yapılır. ABD askeri açıdan bölgeye yerleşirken Kuzey Irak ve Türkiye’yi karıştırmak için Kürt unsurlarını kullanır. Öyle ki, 1990’lar PKK terörü Türkiye’yi kasıp kavururken 4 ülkeden koparılacak topraklarla bir Kürt federasyonu için hazırlık yapılır. Bu arada Balkanlar da bölünmelere uğratılır. 1992 yılında ABD’de baba Bush’un seçimi kaybedip Bill Clinton’ın Başkan olması bilad-ı Şam’a yapılacak operasyonları tehir ettirir. Ama istikbal için bölge ülkeleri neocon-siyonist odaklarca karıştırılmaya devam edilir. 2000 yılında oğul Bush’un başa geçmesiyle 1992 yılında kalınan noktadan devam edilir. Ve 11 Eylül tezgahlanır. ABD istihbaratının hazırladığı bu komplo ile ilk önce Afganistan işgal edilir. Arkasında 3. Melheme’nin ikinci ayağı olan Irak işgali edilir. Öyle ki, bölgede yeni sınırları çizme noktasında emin gözüken necon-siyonist ağızlar resmen bölgenin yeniden şekillendirileceğini a çık açık söylerler. Yani 9 ülkenin 22 devletçiğe bölüneceğini ayan beyan ifade ederler. Türkiye için 28 Şubat’la elde edilen netice nedeniyle biraz daha ketum ve sinsice davranırken, birden bire Büyük Ortadoğu Projesi ortaya atılır. Görünüşte makul görünen proje Mısır ve Suudilerin tutumu ve buna ek olarak İsrail’in gönülsüzlüğü projenin yürümeyeceği anlaşılır. Öyle ki, Türkiye’nin bölgedeki varlığından ve önem kazanmasından rahatsız olan ve 2002 seçimleri sonrası yeni iktidar İsrail’i işkillendirir. İsrail bölgede kelimeye dikkat laik değil seküler güçlerle ve bir nevi sözde Müslüman olan ılımlı Müslümanlarla işbirliğini hedef alıyor. Çünkü dinin ihyası ülkeleri birleştirir. Bu da yalnız İsrail’in değil büyük planı Yinon’unu bile tehlikeye sokardı.

    İşte bu sebeple 2006’da Türkiye’nin bölgede arabuluculuğu arefesinde Gazze işgal edilerek bütün planları sona erdirir. Bu tarih çok önemlidir. Mehdiyet noktasından 2006 da bir dönemeçtir. Öyle ki bir yıl sonra sekiüler güçler harekete geçirilerek cumhurbaşkanlığı seçimi ile Ak Parti’yi tasfiyeye kalkışan neocon-siyonist odaklar, Fetoşun umacı gösterip sekülerleri kışkırtır. Ve kapatma davası ile Türkiye’yi içine kapatarak birbirini yeme Lozan politikasına döndürür. Ama Rum Suresi’nin 4 ve 5. Ayetleri hükmünü icra eder. Artık dönüş yoktur. Çünkü vakit gelmiştir. Ak Parti oylarında ve tavrında patlamalar olur. Öyle ki 1909’un 100. Yıldönümünde “One minute” ile bir devir kapanır. Bir yıl sonraki anayasa referandumu ile 1960 yılında başlayan o karanlık ve zifiri dönem tarihin çöplüğüne atılır. Öyle olmasaydı 2011’den başlayarak art arda gelen alçakça komplolar atlatılamazdı.

    YanıtlaSil
  31. 10*Irak operasyonu 2 milyon insanın canına mal olur. Bölge ülkeleri bu savaşın finansını ödemeye mahkum edilir değil zorlanır. Ve ayrıca Amerikalı bir sürü neocon-siyonist güdümündeki Amerikan güvenlik şirketleri Irak’ın 3’e bölünme sürecini hızlandırır ve Suriye için hazırlık başlar. Çünkü Suriye parçalanmadan bölgeye huzur gelmeyecekmiş. İşte Türkiye’deki gelişmeler ve Kürt açılımının berhava edilirken DAEŞ fitnesi tezgahlanır. CIA tarafından örgütlenen ve Libya’dan silah taşınan bu örgüt batı ve NATO müdahalesi için bahane olur. Bu devrede Türkiye’nin müdahale etmesi planlanırken İsrail’in ısrarı üzerine vaz geçilir. Bu arada 7 Şubat’la başlayan gezi ve 17-25 Aralık darbe süreci yüzünden Türkiye’de iktidar d İsrail’in ısrarı üzerine vaz geçilir İsrail’in ısrarı üzerine vaz geçilir eğişikliği tezgahlanır. Ve Türkiye’nin Kürt koridoru ile bölgeden izolasyonu gündeme gelir. Bu arada art arda komplolarla Türkiye’nin operasyonlarda kullanılması için 15 Temmuz darbe teşebbüslerine hız verilir.
    Bütün bunlar olurken Irak’ta bölünmesi konusu iyice belirgenleşir. İran’ın müdahalesi bölünmeleri artırırken Ürdün-Suudi-Körfez ülkeleriyle bir cephe oluşturularak İsrail’le iyi geçinen Türkiye’yi ikinci plana atan ittifaklar yapılır. Ve bilad-ı Şam’da üçüncü aşamaya geçilir. 2010-11’den beri bölge yeniden kana bulanır. Bu kez çok kararlı olarak işe girişen NATO ve müttefiki İsrail’den sonra Rusya’nın İran’la katılması meseleyi bayağı girift hale getirir.
    Bütün bunlar olurken Türkiye geçmişinden dersler alarak, savunmasına ağırlık vererek yeni bir pozisyona geçer. Burada 28 Şubat sürecinde İsrail’e askeri ihtiyacı açısından dilenci durumuna düşürülen Türkiye 2000’lerin başında bir kanadın uyanmasıyla 1990’larda planlanan savunmada yerli kaynaklara yönelme teşebbüsleri AK Parti’nin desteği ile hayata geçirilir. Bu arada Fetoşkeştayn çetesi silah üretiminde çalışan teknisyenleri öldürtür. Bu konuda çalışmalar yapan İTÜ heyetini yer aldığı Isparta uçağı esrarengiz bir şekilde düşer. Bu yetmemiş gibi deniz kuvvetlerinde yenilenme çalışması yapan bütün subaylar entrikayla hapse atılır. Buna rağmen 2002’de yüzde 9 olan yerli kaynaklardan savunma ihtiyacını karşılama oranı 10 yıl sonra yüzde 60’lara ulaşıp 2018 için yüzde 80’lik oranın tutturulacağı hesapları, dengeleri değiştirir. Öyle ki ABD’ni gizli CIA’sı istihbarat örgütü Starsfor geçenlerde bu konuda yazı yazarak endişelerini dile getirir.

    Şimdi Melheme’nin 3. aşamasındayız. Ve de geçen asrın başında ekilen dinsizlik tohumlarının imanlarda yaptığı tahribat ahir zamanın Ye’cüc ve Me’cüc taifesi batıdan ithalle Müslüman ülkelerde boy gösterdi. Her ne hikmetse önce Türkiye’de görülen ve Arap dünyasına ancak bu yeni asrın başında görülen bu güruh batılı emellere hizmet ederken, siyaset-diplomasi--emniyet güçleri şaşkın ne yapacağını bilememektedir. Marksist terörist modası Türkler’den Kürtler arasında 1970’lerin sonunda sıçradı. 1983’ten beri dış odakların provokasyonu ile başımıza bela olduğu gibi örnekleri İslam dünyasında da görülüyor. Düşünebiliyor musunuz, İslam’a bayraktarlık ve kılıcı olmak için 1000 yıl önce bilad-ı Şam’a ve Anadolu’ya akan Orta Asyalı kavimlerden bugün bol bol terörist gelmesi Komünizmle başlayan dinsizlik cereyanının neticeleri ibret-i aleme oluyor.

    NATO ve AB’deki sözde dost ve müttefiklerimiz bütün bu operasyonların içinde idi. Siyonist komplonun sonunu getiren ve bozan 2003 ve 2006 yılı oldu. Bütün bu oyunların arkasında bizzat ABD’de özellikle1929’dan başlayarak ekonomisine ve finansına, daha sonra dış politikasına, Pentagonu’na hakim olan Siyonist güçler enerji kaynaklarını sömürü bahanesiyle askeri-siyasi planlama ve uygulamaları hız kazandı. Neocon azgınlığı adeta tek başına Ortadoğu’yu doğramak için binbir komploların, entrikaların tezgahçısı oldu. Seçimle başa geçen ABD’li başkanlar onların planlarına mahkum oldu.

    YanıtlaSil
  32. 11*Siyonizmin ABD’ye hakimiyeti özellikle Başkan Kennedy suikasti sonrası ortaya çıkar. O tarihlerde Yahudi yandaşı Evangelistler ABD’nin siyaset ve dış politikasına hakim olmaya başlar. Ve Başkan Reagan zamanında zirve yaparak tam hakimiyet kurar. O tarihten beri Ortadoğu’da karışıklıklar başgösterir. Hepsinin temelenide İsrail’in güvenliği ve istikbali göz önüne alınır.
    Bu arada batıda Troçkizmin yeni bir türevi olarak ortaya Neoliberaller siyasete hakim olur. Sovyet sonrası batıda bu siyasi akım epeyce mesafe alır. İslamfobia hız kazanır. Küresel sermaye bu cereyan üzerinden oyunlara başlar. 2006’da Türkiye’nin bölgeye girerek politik sahnesinde yer alması siyonizmi ürkütür. Özellikle Ak Parti’nin yenilikçi milli politikaları batıyı endişeye sevk eder. 2006 Gazze operasyonu sonrası Türkiye’de süfyanizmin tükeniş darbesi yediği 2007’den sonra küresel sermaye ve Siyonizm bölge üzerinde çalışmaları yoğunlaşır. Türkiye’de Ak Parti’den kurtulma çabalarına önem verilirken, bölgeyi ateşe atacak sinsi planlar sahneye konulur. 2009 sonrası bölgede yeni fitne rüzgarları esmeye başlar. İsrail’in geleceği ve güvenliği için bölgeyi dizayn edilme çabaları artar. Bu arada batının iğrenç yüzü ortaya çıkar. İhvan-ı Müslimin’in Mısır’daki yükselişine darbe ile cevap verilir. Demokrasi diye yırtınan Batı’dan tek ses duyulmaz. Daha sona Libya ve Tunus karıştırılır. İşin garip tarafı neoconların tuzağına düşen Suudiler ve Körfez ülkeleri sun’i İran tehlikesi ve malum Yemen oyunlarıyla dize getirilir. Bu sırada Türkiye’de üst üste Ak Parti’yi devirme teşebbüsleri olur.
    Arap dünyasının geri kalmışlığı ve demokratik direncinin olmamasına karşılık Türkiye’nin askeri operasyonlara karşı milli-dini uyanış Ortadoğu’daki oyunları bozar. Ve bu tarihi bir dönüm noktası olur. Bu defa Türkiye’yi bölgeden izole edilmesi devreye sokulur. Ama yukarda belirttiğim gibi arka arkaya gelen bütün saldırılar akim bırakıldı. Bunda İlahi iradenin ve muavenetin rolü inkar edilemez. Son darbe teşebbüsü hem askeriye de hem milliyetçi camiaların da gözlerini açtı. Ve yepyeni bir milli ittifak doğdu. Bunun semeresinin 2019’da göreceğiz. Ve ondan sonra Ayasofya-Mescid-i Aksa-Kabe planı devreye girecek. Bu İlahi iradenin tecellisi ile olacak. Arada bazı nahoş hadiseler olabilir, ama batıda küresel deccaliyetin batıda ırkçıları kullanarak uyandırdığı İslamfobia’nın yanı sıra terör korkusuyla ülkeleri adeta birer polisiye devlet haline getirmek yeni dünya düzenin politikası olsa gerek. Ayrıca küresel sermayenin Avrupa’da neoliberallerin önünü ırkçılar kullanılarak açılmak isteniyor. Bu durum Avrupa-Amerika ayrışmasını yol açtı. Bu da ABD’yi panikletti. İpek Yolu ile ilgili iddialar tam doğru değil. Orta Asya’yı 30 yıldır kontrol eden zaten ABD idi. Fetoşkeştayn cemaati onların delaletiyle Orta asya’da onların egemenliği için çalıştı. O sırada “Duhan” kimi uyutuyordu? Ya son teröristler neden Orta Asya’da çıkıyor.
    Küresel sermayenin desteğini alan Almanya Türkiye’deki Rus uçağının düşürülmesinin ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün perde gerisinde rol oynadı. O da enerji kaynaklarına ulaşmak için Türkiye’nin şimdilik en azından iki bölünmesini istiyor. Kuzey Irak ve İran petrolünü Karadeniz’e akıtarak Avrupa’da Rus petrolüne alternatif hazırlamak derdinde. Ki bu planı 1986’dan beri var. Özal’a resmen AB’ye başvurmak isteğinde önce Dicle’nin batısının terk edilmesini talep ettikleri unutulmamalı.
    Bölgede Türk-Rus çatışması için Rus uçağını düşürme operasyonunu tezgahlamak en azından haberdar olarak Hollanda ile incirlikteki füzelerini çekti. Rus uçağını düşürme oyunu bozulunca da 15 Temmuz darbesine destek verdi. O da tutmayınca bunu bahane ederek, küresel sermayenin tavsiyelerine uyarak İncirlik’teki keşif uçaklarını Ürdün’e taşıyor. Niçin? Burada oynanan oyunun iyi anlaşılması lazım. 1-İsrail’in güvenliğine katkı. 2-Bölgede Türkiye’ye karşı cephe alarak Suudi-Mısır eksenine kayan Ürdün’e stratejik önem kazandırma.

    YanıtlaSil
  33. 12* Şimdi herkes oturmuş, Mehdi’yi bekliyor. “Armut piş ağzıma düş” havasında. O gelecekmiş ve ona biat edeceklermiş Canına yandığım o zaten Hilafeti Cenab-i Allah’tan almış ve hizmetini bize sormadan ve zorlamadan yapıp gider. Ortaya ise bitmiş tükenmiş bir alem-i İslam yerine uyanan ve şuurlanan bir alem-i İslam bırakır. Gerisi bizim ona zemin hazırlamamış kalır. Beklemek değil.
    Kiminin hayali şöyle: O gelecek elinde kılıcı gidip İsrail’i kıtır kıtır kesecek. Mübarek din alimi değil de, eli kanlı cellat sanki. Bütün bu işleri yapacak biz de kerevetine çıkıp muradımıza ereceğiz. Ağalar beyler, Mehdi’nin gelmesi için yani onun vazifesinin hayata ve en geniş daireye yaymak için zemin hazırlamamız lazım. Tam tamına 67 yıldır bekleyen Mehdi’nin fecr-i sadıkı bizim gibi “Duman” içindeki zavallıların uyanmasını bekliyor. Mehdi bir tasvvuf evliyası değil ki ufak tefek kerametler gösterip kendisi tanıtsın. Bırakın tanıtmayı kimliğini bile gizleyecek. O hizmet mi edecek, yoksa şahsi afra tafra atıp egosunu mu tatmin edecek? Ehl-i hizmet makama değil hizmete talip olur. Ödüllerini ise bizim kimi “Duman”zederelden değil Rabb-ül Alemi’nden alır. Çünkü avamın rızası değil rıza-yı İlahi esastır. Öyle olduğundan Mehdiye “Sen Mehdi’sin” dendiğinde bu hakikat çerçevesinde inkar edecek. Onun için saksıları iyi çalıştırmak lazım.
    İslam Deccali konusunda kafa yoran ve mesajlar bırakan Hz. Ali’nin, Besmele son harfine gelindiğinde ne olacağını söylemiş, Mehdiyet’in hayata geçişini soranlara ise ayağa kalkıp eliyle havada 9 işaretinden sonra sevinçle Mevleviler gibi dönmesi hangi tarihe bakar. Ve o tarihe denk düşen Bediüzzaman’ın 11. Şua’da Bakara Suresi’nin 257 ayetindeki “Allah iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır” ayetinin ihbarına gelince. Bu ayetin Risale-i Nur’un hizmetine bakan yönlerine işaret eden Bediüzzaman cifirle işaret edilen hususu “Bu nüktenin bâki kısmı şimdilik yazdırılmadığının sebebi, bir derece dünyaya, siyasete temasıdır. Biz de bakmaktan memnuuz.” diye açıklamaktan imtina eder. Aslında 1417 Tağuti harekatının işaret ettiği 72 ay yani 6 yıllık döneminden sonra başlayacak yeni döneme aittir. İsterseniz bir hesap ediniz ve bulacağınız o tarihte ne olduğunu görürsünüz. 20 yıllık yeni bir sonun başlangıcıdır. Ayrıca 9 reisten sonra 10. Reisin zamanından itibaren 1417 sonrası başlayacak azam-ı hayır iktidarının müjdesinin hem Hz. Ali hem de Hz. Bediüzzaman vermiş. Her ne ise.
    Yani bütün bu tezgahları bozacak ve yeni devri başlatacak ihbarının yer aldığı Rum Suresi’nin işaratı herşeyi açıklıyor. Vakti ve saati gelince yani Türkiye hazır olunca yani “Duhan”dan Nur-u imanla kurtulunca bir gece İslam’ın bağrında bir çıban olarak duran ve bütün fitne hastalıklarının kaynağı olan o Siyonist ülkeye masumlara dokunmadan büyük bir darbe indirilecek. Onun öncesi de bazı Arap ülkelerinin uyanması lazım. Peki kim uyandıracak. Mehdi değil onun kumandanı Cehcah’tır. O aynı zamanda Ayasofya’nın da fatihidir.
    Aslında İlahi iradenin muradı hazır, yani İslam’a hizmetten 800’üncü yılında sapan Horasanlılar bayraktarlık vazifesine dönmesi gerekir. Bu da Nur-u Kur’an ile gerçekleşebilir. Bence 1 kasım ve 15 temmuz bunun yeni işaretleri oldu. Şimdi sıra gelecek Allah’ın zafer ve fethine. Onun da müjdesi Risale-i Nur’da vardır. Bu arada hatırlatayım. Ahir zamanın fitneleri, Deccaller vesaire hakkında tek sahih ve güçlü tevil kaynağı 5. Şua ile ona bağlı birkaç bahistir. İslam dünyasında hiçbir alim, veli, siyasetçi, hoca, evliya ilmen onun tevillerine yanaşamamıştır.

    YanıtlaSil
  34. 13*Dünyada Deccal için ilk ihbari esere 1909’da Bediüzzaman yazarken, Nakşi’nin Halidi kutbu onu 31 Mart’ta sadece hissetmişti. Ve 5. Şua’a 17 yıl sonra yeniden yazıldı. Ve Deccalin kimliğini ayan beyan açıkladı. Ama “Duman çok insanda hatta hoca ve şeyhlerin çoğunda anlaşılmayı engelliyor. Nur-u iman sahipleri hariç. O günden bugüne kimse onun seviyesine gelemedi. Sofi neşelenin mahsulü değil, Kur’an hakikatlerine uygun tevil esastır. Zaten Süfyan ve deccali bilemeyen ve tanımayan Mehdi’yi bırakın tanımayı, ona zeminini bile hazırlayamaz.
    Son söz “şu istikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ İslam'ın sedâsı olacaktır”
    Hakikat böyle iken bir meczup demeyelim enesinin şişkinliği ile günden güne sapan ve Mehdi’nin gerçek kimliğinin bildiği için kendine Kainat İmamlığı’nı yakıştıran münafığın enesini okşayan neocon-siyonistlere nasıl uşak olduğu anlaşılırsa, siyasi ve askeri değil, Kur’an hakikatlerine dayanarak hizmet ve ayrıca ittihad-ı İslam’a çalışmak, asayiş ve emniyet için muhalif olmadan destek vermenin emr-i İlahi olduğunu anlardı. Bunu geçtik ya onun mübarekliğine inanan binlerce insanın ne sarhoşu olduğu ve şahsa bağlanmanın bu zamanda ne büyük hata olduğunun sebebini “Duman” olduğunu anladılar mı acaba? Hatadan dönenler hariç hala dönmeyen alt tabakada olduğu gibi parrrrra ve şöhret için onun çevresinde dolanan abdestiz namazsız gerzeklere ne demeli? Bu kadar melanete rağmen elde ettikleri sıfıra sıfır onların imanı, İslami ve insani değerinin notudur.

    Her Ramazan’da mahallerde, meydanlarda kurulan iftar sofraları bundan senelerce önce kurulsaydı ne olurdu hiç düşündünüz mü? Medya ne yaygarası koparır, mülke amirler onların üzerine ne salardı? Peki şimdi bunlar niçin olmuyor? Hiç düşündünüz mü? Kur’an’ın tabiriyle hiç akıl ettiniz mi? Ne dersiniz bu “gür sedâ İslam'ın sedâsı”nın kerameti olmasın.


    YanıtlaSil
  35. Kaddafinin oğlunun serbest bırakılması boşuna değil bir göreve getirecekler.

    YanıtlaSil
  36. Kehf Suresi 19. ayette "Böylece onları uyandırdık" mealindeki كَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ cümlesinin ebced değeri 1438'dir.

    Yani bu yıl

    YanıtlaSil
  37. Uyanalım artık inşaAllah zaten bu ümmet yeterince uyudu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 0 sofî gider, yerine o baldırı çıplak müflis gelir.

      (Dürrü Meknûn: İnci Dizileri, Muhyî’d-dîn İbnü’l-‘Arabî, s. 245)

      Sil
  38. Kılıçdaroğlu amerikadan kokuyu aldı. Harekete geçti. Depremler ülkemizi sarsarken asıl buyuk deprem büyük kumpasla geliyor.
    Ülkemiz kendini savunmaya çalışırken emri dışarıdan alanlar her fırsatta içerden vurmaya çalışıyor.
    Kimisi emri dışarıdan alıyor kimisi de emperyalizmin çıkarlarına paralel siyaset yapıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pentagonun şıkıştırmaları sebebiyle İngiltere (Katar) safına geçmiştik. Küresel sermayenin safına. KKda küreselcilerin Soros-TESEV vakfından transfer edilmişti CHPye. Elbetteki aynı zamanda küreselci FETÖnun kasetlerinin desteğiyle.
      AKP küreselci İngiliz, CHP küreselci Avrupa, FETÖ küreselci ABD yanlısı.Brexit-ten sonra taraflar karıştı

      Sil
    2. Mustafa kardeş Allah rızası için bu CHP’nin demokrasi dönemi öncesi uygulamalarını Mısır’ın sağır sultanı bile duydu da, demokrasiye geçildikten sonra bu ülke için külli veya cüz’i bir hizmetini gösterebilir misiniz?

      Milletin ona vermediği iktidarı nasıl alabildiği malum. Bunlardan biri darbecilik ise onun öncüsü sokağa çalıştırmak olduğu meydanda. Onu için kaset skandalından sonra kimin entrikası ve kurgusuyla CHP’nin başına geçtiği bilenen Kıcıkoğlu’nun başlattığı yürüyüşün adanı Adalet Yürüyüşü koymuş. Bu adalet değil atalet, yani çalışmama ve çalıştırmama yürüyüşü. Kaosa zemin hazırlama yürüyüşü. Bu şekilde iktidar mücadelesi yapılacağını sanıyorlar. Halbuki en sağlam muhbir ağız söylemiş. “Bu millet bir daha CHP’yi ihtiyarıyla iktidar yapmaz” Yani bile bile, isteye isteye iktidar yapmaz. Millet bunu 15 Temmuz ve 1 Kasım’da, yetmedi 16 Nisan’da sağlamasını yaptı. Onun için geriye ne kalıyor entrika. Onlar da ona başvuruyorlar. Netice alabilirler mi? Bana göre ne mümkün, ne kabil, ne de muhtemel. Onların ki züğürt tesellisi.

      Biliyoruz Kapatma davasından sonra 2011’den beri her yolu denediler, hava aldılar. Şimdi ataletle bir kez daha şanslarını deniyorlar. Ama hava alacaklar. Çünkü işari ihbar var. 90 sene sonra Rum galip gelir. 1922’nin, 1923’ün, 1924’ün 1925’in 1926’nin 1927’nin 90 yıl sonrası için kader zafer yazmış. Ya 2018 için ne var. Söylemeyelim onlara şok olsun. Tarihleri Rumi verdim çünkü Rumeli'nde Rumi takvim geçerli. Hicrilere gelince onlar şimdilik dursun.

      Her neyse Lozan devri kapanalı çooook oldu çoook. Bugün 15 Haziran, Türkiye’nin dar-ül harpten çıkışının 67. yılında. Yani Ezan’ın aslına rücu ettirildiği gün. Yani fecr-i sadıkın ilk müjdesi. Sonra ikincisi oldu. Üçüncüsü eli kulağında, atalet yapan kendine yapar. Bugün Allahü ekber sedasının yeniden Rumeli'nden arşa ulaştığı gündür. Fetih gününde ahı gitmiş vahı kalmış, gücü tükenenin ayağa kalkması na mümkün na.

      Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes
      Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es...

      Sil
    3. Yukarıdaki yazının havasının bozmamak için depremi ayrı bir yazı konusu yaptım. Şimdi bu Ramazan'da sıcakların zirve yaptığı bir ayda rahmet-i İlahi sonucu serin geçiyor. Genel temayüle rahmetle cevap veriliyor. Yani Cemal esma dizisinden Rahim ismi tecellisini gösteriyor. Böyle olunca Celal esma dizisinden hakim esmayı dengeleniyor. Ama birilerine de ikaz yapılıyor. Aslında Şubat’taki Çanakkale bir ikazdı. Anlaşılamadı ki, Manisa geldi. Yine anlaşılamadı 6.3 ile bir ikaz daha geldi. 6.3 büyüklüğü, yıkan bir deprem. Yani yıkıcı etkisi olan bir deprem. Rahim ismi tecelli edince yıkmadı. Şöyle: Ve genelde Türkiye’de depremlere 4 bin-12 bin metre derinlikte olurken bu sefer 20 km. derinlikte ve Karaburun açıklarında meydana geldi. 20 bin metre derinlikte bir deprem olması yıkıcı etkisini kırar. Rahim isminin cilvesiyle üstelik yanal değil yıkıcı etkisi daha fazla olan dikey olmasına rağmen yıkmadı. Cana mala zarar vermedi. Eğer bu deprem 10 bin metre derinlikte olsa idi üçte bir tahribat yapar ve yüzlerce ölü olurdu. Rahim ismi tecelli etti.

      Bu deprem kime ikaz olduğunu Ege’liler iyi düşünsün. Orada faylar neredeyse metre başıdır. Uyanmak lazım ve Hüda'nın emirlerine kulak vermek lazım. “Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu can”

      Depremin yani zelzelenin oluş sebeplerinden biri de (İ…..) azınlığa düşmesi halidir. Veya manevi atalettir Acaba bu Ramazan'da böyle bir durum mu vardı da ikaz geldi?

      Sil
  39. Büyük amerikan yağmasında islam dini ve ümmeti tamamen safdışı edilmeye, tum islam coğrafyası talan edilmeye çalışılıyor. Suudi, mısır, bae emperyalizmin planlarına uygun davranmakla ayakta kalacaklarını saniyor.
    Şer görünen hadiseler inşaallah hayra dönecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katar yeni bulunan kuzey doğalgaz sahasının bir kısmını İrana terketmiş, kendi bölgesini ise birkaç yıldır kullanıma kapatmıştı.Mart-Nisan aylarında ardarda Kuveyt ve İran bu bölgeleri yatırıma açtılar.Çok büyük bir rezerv olduğu için piyasaları karıştıracak.

      Suudi,Mısır ve BAE, ABDden bu kuzey sahasını yeniden kapatması için Katar ve İrana baskı yapmasını istemiş olabilir mi?

      Sil
  40. Büyük amerikan yağmasında islam dini ve ümmeti tamamen safdışı edilmeye, tum islam coğrafyası talan edilmeye çalışılıyor. Suudi, mısır, bae emperyalizmin planlarına uygun davranmakla ayakta kalacaklarını saniyor.
    Şer görünen hadiseler inşaallah hayra dönecektir.

    YanıtlaSil
  41. Zahiren şer görünen hadiselerde hayır vardır. Çanakkale ve manisa Ege depremleri uzun sürdü. Yavaş yavaş degil de bir seferde boşalsaydı ne olurdu Allah bilir. Büyük Izmir depremi.....

    YanıtlaSil
  42. Duman olayı çok carpici... Ahir zaman alemetinin en büyük ozelligi, İnsanların akıl tutulması yaşayacağı olaylar karşısında sendeleyip, yanlış örnek ve kıyaslama larla hakikatı öğrenmenin çok zor olacağıdır. Bunu Duman olayı ile iliskilendirmeniz muhteşem... ve Fetonun da en büyük yikimi bu zaten Teşekkürler Abdurrahim bey..

    YanıtlaSil
  43. şu ramazanda çok şeylere şahit olduk
    1-almanyada alman bnd koromalı protestan kilisesinin bir köşesinde kadın erkek karışık kadının imam olduğu İbn Rüşd-Goethe Camii açıldı
    almanya Diyalog ve Eğitim Vakfı’nın başkanı Ercan Karakoyun, Berlinli kadın hakları savunucusu avukat Seyran Ateşin desteği ile
    israil medyası bunu alkışladı http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/18/fetonun-sapkinligina-israilden-alkis
    türkiyede zamanı ile gonca kuriş olayı gibi bir olay türkiyenin başını ağrıtması ihtimali beni korkutuyor
    2- istanbulda ramazan bayramında yapılacak LGBT yürüyüş yapacaklarmış geçmiştede chp ve hdp desteği ile bu yürüyüş ramazanda yapılması tahrik amaçlıdır
    3- gavur yugoslavyada dünyada milyonla müslümanın katline susarken erdoğanı savaş suçlusu olarak yargilanmasını istiyor hiyanetin başını yine almanlar çekiyor http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/558238/Almanya_dan__savas_sucu__davasi.html
    CÜMLENİZİN RAMAZAN BAYRAMINI TEBRİK EDERİM

    YanıtlaSil
  44. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  45. Artık neye kimse bu siteye yazmıyor

    YanıtlaSil
  46. Cumhurbaşkanı Erdoğan:
    Maalesef müttefik dediğimiz, dost bildiğimiz ülkeler, Türkiye'nin bütünlüğüne göz dikmiş terör örgütleriyle iş birliği yapmakta sakınca görmüyorlar. Biz o silahlarla dökülen her damla kanın faturasını o silahların asıl sahiplerine çıkaracağız. Suriye'nin kuzeyinde, sınırlarımızda bir terör devletinin kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bunlara destek verenler de bu gerçeği görecek. Bir taraftan NATO'da beraber olacağız, öbür tarafta terör örgütlerine destek sağlayacaksınız, bu nasıl iştir? O zaman bu NATO'nun yeniden gözden geçirilmesi lazım. .

    YanıtlaSil
  47. Suriye sınırına fırtına obüsü sevkiyatı

    Terör örgütü PYD’nin kontrolündeki Afrin bölgesinin karşısındaki Kilis’te sınırına Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından fırtına obüs topları sevk edildi.

    YanıtlaSil
  48. Suudiler İran’la savaşa hazırlanıyor!

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/olaganustulukler-cagina-son-ornek-suudiler-iranla-savasa-hazirlaniyor-2038600

    YanıtlaSil
  49. http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/olaganustulukler-cagina-son-ornek-suudiler-iranla-savasa-hazirlaniyor-2038600
    Bundan sonraki ilk kriz ‘bölgesel’ olacak

    Artık Irak gibi, gibi, Suriye gibi, Kuzey Irak gibi ülke ve bölge hesabı yapılmıyor. Her ülke için parçalanmış haritalar var. Bundan sonraki ilk kriz bölgesel nitelikte olacaktır. Bütün coğrafyayı kavuracak, birden fazla ülkeyi içine alacaktır. İşte Türkiye bu olağanüstülüklere hazırlanmak zorundadır, öyle de yapmaktadır.

    Bölgesel savaşın çıkış noktası İran-Suudi Arabistan savaşı olarak planlanmıştır. Suriye meselesi bir noktaya geldiği anda Basra Körfezi karışacak, birçok ülke İran tehditlerine maruz kalacaktır. Böyle bir felakette kitleler mezhep kimlikleri üzerinden harekete geçirilecek, savaş öyle pazarlanacaktır.

    Mekke Savaşları olarak planlandı

    Zaten Yemen’de Husiler üzerinden S. Arabistan’ı vuran İran, İsrail’e tehditler yağdırırken Müslüman ülkeleri işgal planları yapmaktadır. İran’dan Suriye’ye atılan balistik füzelerle Yemen’den S. Arabistan’a atılan balistik füzeler aynıdır. S. Arabistan ve Körfez ülkeleri işgal tehdidi altındadır.

    Son bir senedir bu tehlikeye dikkat çekiyorum. Suriye savaşının dünya savaşına dönüşeceğine, örgütlerin değil devletlerin harekete geçeceğine değindim. Öyle de oldu. Ama daha büyük bir tehdit vardı, İran-Suud savaşının aslında Mekke Savaşları olarak planlanması gibi. “Tanklar Kabe’ye dayanmadan” başlıklarıyla yazdığım yazılar hep bu korkunun eseridir.

    Katar krizinin gerçek sebebi Riyad’daki darbe ile netleşti. Yeni Veliaht, ki artık S. Arabistan’ı o yönetecek, İran’la savaşın hazırlıklarını yapıyor, İran’la ilişkide olan hiçbir ülkeye tahammül etmiyordu. Zaten, Mayıs’ta bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada İran’ı İslam dünyasına egemen olmaya çalışmakla suçlayarak “Tahran’ın nihai amacının Mekke’ye sahip olmak” olduğunu söyledi.

    Selman’ın; “Topraklarımızda bir çatışma yaşanmasını beklemeyecek ve bu savaşın İran’ın topraklarında olması için çalışacağız” sözü çok önemliydi. Suudiler, “Nasılsa savaş bize gelecek, öyleyse biz savaşı onların topraklarına götürelim” diyordu.

    Riyad’daki bu değişiklikten sonra, İran-S. Arabistan arasında kısa süre içinde çok sert rüzgarlar esecek ve bu bütün coğrafyayı sarsacak. Herkesin çok dikkatli olması lazım..

    Sakın bunu mezhep savaşı zannetmeyin!

    Sakın bunu mezhep savaşı zannetmeyin. Sakın bunu Arap-Fars savaşı zannetmeyin. “Savaş İslam’ın kalbine yerleşecek, İslam kendi içinde savaşacak” tezlerini kim üretmişse onların planı da bu.

    İslam’a ait ne varsa; ülke, millet, kültür, değer, kutsal hepsini yok etmeye ayarlı bir üst proje bu. “Yanlışlıkla” fırlatılmış bir füzenin Kabe duvarlarına çarpması ya da İran tanklarının Kabe’ye dayanması, kesinlikle bu projenin içinde düşünülmüştür!

    Bizi, yeryüzünün Müslümanları olarak, başımızı kaldıramayacak ölçüde utanç içinde bırakmak istiyorlar!

    YanıtlaSil
  50. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Türkiye'nin basit bir ülke olmadığını anlamalısınız
    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Katar'daki Türk üssüyle ilgili 'Biz bu üslerin hedefinin amacının tüm Körfez'deki kardeşlerimizi dışarıdan tehditlerden korumak olduğunu söyledik. O ülkelere de zamanında 'Beraber koordine edelim' diye söyledik. Siz kendi aranızdaki çekişmeden dolayı Türkiye'yi de hedef alırsanız Türkiye'nin basit bir ülke olmadığını anlamalısınız.' dedi.

    http://www.star.com.tr/guncel/disisleri-bakani-cavusoglundan-katardaki-turk-ussuyle-ilgili-talebe-sert-tepki-haber-1231313/

    YanıtlaSil
  51. Ardan ZENTÜRK
    azenturk@stargazete.com
    “Derin NATO” darbe yapabilir mi?
    26 Haziran 2017 Pazartesi

    http://www.star.com.tr/yazar/derin-nato-darbe-yapabilir-mi-yazi-1231212/

    YanıtlaSil
  52. ABD Başkanı Trump, 20 yıllık Ramazan geleneğini yıktı

    ABD Başkanı Donald Trump, Ramazan ayında hiçbir iftar yemeğine ev sahipliği yapmayarak ABD başkanları tarafından 20 yıldır düzenlenen iftar yemeği geleneğini yıktı.

    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/484619.aspx

    YanıtlaSil
  53. Yaktıkları Kur'an-ı Kerim'i kelepçeyle camiye astılar!
    ABD’de camiye yönelik ırkçı bir saldırı daha düzenlendi. Saldırıyı yapan ya da yapanlar, Kuran-ı Kerim'i yakıp kelepçeyle caminin giriş kapısına astı.

    ABD'nin California eyaletinde İslam karşıtlığı baş gösterdi. California'nın Sacramento bölgesinde bir camiye ırkçı bir saldırı düzenlendi.

    SALDIRININ GERÇEKLEŞTİĞİ YER POLİS MERKEZİNİN HEMEN YANINDA

    Saldırının fail ya da failleri, yaktıkları Kuran-ı Kerim'i kelepçeyle Mescid-i Annur İslam Merkezi'nin giriş kapısına astılar. Sacramento'daki en büyük İslam merkezi olan, polis karakolunun hemen yanında...
    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/484586.aspx

    YanıtlaSil
  54. İngiltere'de bayramlaşanların arasına dalan kişi serbest bırakıldı
    İngiltere'nin Newcastle kentinde bayramlaşan müslümanların arasına dalan 42 yaşındaki kadının kefaletle serbest bırakıldığı açıklandı.

    http://www.haberturk.com/dunya/haber/1543320-ingiltere-de-bayramlasanlarin-arasina-dalan-kisi-serbest-birakildi

    YanıtlaSil
  55. ‘KÜRTLER AĞIR BEDEL ÖDEYECEK’

    Amerika’nın Suriye’deki son büyükelçisi (2011-2014) Robert Ford, Londra merkezli bağımsız Arap yayını Asharq Al Awsat’a verdiği demeçte “Kürtler Amerika’ya güvenmelerinin bedelini çok ağır ödeyecekler. Amerikan ordusu Kürtleri sadece DEAŞ’a karşı kullanıyor. Yönetim, ordunun kuzeyde bağımsız bir Kürt devletinin koruyucusu olmaya izin vermez” dedi.

    http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1542876-abdnin-kurt-karti

    YanıtlaSil
  56. Mekke’de terör saldırısı girişimi…
    Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde terör saldırısı son anda önlendi.
    26 Haziran 2017 Pazartesi 00:08

    Al Arabiya gazetesinin haberine göre dün Dünya’nın en büyük camisi olan Büyük Cami’de teravi namazı kılındığı sırada camiye saldırmaya çalışan canlı bomba güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralı ele geçirildi.

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/mekkede-teror-saldirisi-girisimi-348222.html

    YanıtlaSil
  57. Türkiye'de kurulacak tank fabrikasına Almanya'dan engel!
    Türkiye ve Almanya arasında bir süredir devam eden siyasi gerginlik iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de etkilemeye başladı. Alman silah üreticisi Rheinmetall'in Türkiye'de kurmayı planladığı tank fabrikasını Alman Meclisi'nin Sur'daki operasyonları gerekçe göstererek veto etmeye hazırlandığı ileri sürüldü.
    http://www.yeniakit.com.tr/haber/turkiyede-kurulacak-tank-fabrikasina-almanyadan-engel-348161.html

    YanıtlaSil
  58. FETÖ'nün papazlarını deşifre etti!
    Belçika’daki FETÖ imamlarından Mustafa Okutan, Türkiye’ye gelerek itirafçı oldu. Örgütün Belçika şemasını deşifre eden Okutan, darbeci generallere kucak açan NATO’nun ‘imamını’ ifşa etti. Okutan, FETÖ-Vatikan bağını ise şöyle anlattı: “Örgütte görevli Şerafettin Pektaş, Vatikan’da özel eğitimle rahiplik diploması aldı. Bana bir sohbette ‘Cemaatin rahipleri de var’ dediler...”
    25 Haziran 2017 Pazar 08:51

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/fetonun-papazlarini-desifre-etti-348067.html

    YanıtlaSil
  59. Devletimiz abd ninde batınında niyetinden haberdar ancak caresiz
    iyi kötü 300 kadar f-4-5-16 savaş uçağımız
    4000 kadar m48(1948 model demek)m-60 ve leopartankımız var bunlar imkanlar kadar modernize edildi abd ve batı menşeeli silahımız var natodan ayrılsak veya çıkarılsak en az 500 milyar dolar para ve 30 yıl lazım
    şükür motor hariç çok parçası yerli 155 lik obüs savaş helikopteri silahlı iha mühimmat üretmeye başladık
    ancak kıyamet 3 yıla kalmadan patlayacaka benziyorki
    inşallah japon körfezi veya ukrayna patlar
    savaş halinde lüks rezidansların 40ıncı katında oturan biri hidroforlar çalışmayacağı için bir damla su bulamayacak aşağıyada yayan inip çıkacak veya jenaratörlerine yakıt bulabildiği kadar dayanacaklarki en kral jenaratörün kapasiteyi maksimum 8 saat götürebilir
    lüks araçlar benzin bulamayacak otoyollar kilitlenecek
    böyle bir durumda metropollerden en emin kaçış trenler olur
    1923 den ta 2003 e kadar 1950-1960 arası zayi edildi mendres demirelin özalın ilk dönemi ve tayyip hükümeti zamanı hariç zaman zayi edildi
    inşallah akdeniz den petrol veya gaz buluruz
    salt şanghay beşlisine katılmakla işimiz yoluna girmez
    çinden 10 alıp iki satarsak yeni dolarımız yuan olur ruble olur
    malesef savunma sanayimizi yeni yeni bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ondada geç kalmışız özellikle yakıt teknolojisi metalurjide geriyiz yaptığımız bir füze 400 km menzilli ve 2 mach hızında ise aynı ürünün abd ve rus muadili 1000 km ve 7 mach hıza sahip
    motorda ise işin başındayız
    ukraynadan güney koreden italyadan bir şeyler kapmaya çalışıyoruz
    devletimiz yaklaşan tehdit ve tehlikeyi görüyor canını dişine takıp çalışıyor.ancak gavur uyandı
    malesef gavur çok miktarda satılık adam buluyor ve elimizi biliyor
    dilerim devletimiz bir savaşdan mümkün olduğunca kaçınır
    çevremiz çeşitli makam ve rütbede devleti bir pula satacak insanlarla dolu ve bunu ibadet ve bağlılık adına yapacaklar kaçı ordudan emniyetten memuriyetten atıldıki ypgli lere daha dokunuladı bile
    evet 3-5 yıl ömrü olanlar tarih yaşayacakları günlerimiz geliyor

    YanıtlaSil
  60. çin ordusu bugün hindistan topraklarına girmiş ancak mevzi ve kısa süreli bir savaş olabilir çin şangay 5 lisinde
    hindistanda burada gözlemci

    YanıtlaSil
  61. Katar krizinin asıl nedeni
    Serdar Turgut
    Habertürk

    http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1543647-katar-krizinin-asil-nedeni

    Katar ile Suudi Arabistan arasındaki krizin nedeni Suudi Aramco petrol şirketinin halka arzı ile ilgili ekonomik kaygılar. Katar ekonomisi doğalgaza, Suudi ekonomisi petrole dayanıyor. Doğalgazın geleceği parlak iken aynı şey petrol için geçerli değil...
    Bu yüzden yeni Suudi veliahtı Arabistanın petrole bağımlı olmaktan çıkarmayı hedefliyor.

    YanıtlaSil
  62. Pentagon: Suriye'de kimyasal silah tespit ettik
    Pentagon, geçtiğimiz Nisan ayında gerçekleşen kimyasal saldırıda kullanılan Suriye'deki Şayrat Hava Üssü'nde kimyasal silahla ilişkili faaliyetler görüldüğünü açıkladı

    http://www.haberturk.com/dunya/haber/1543638-pentagon-suriye-de-kimyasal-silah-tespit-ettik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. NYT: ABD Suriye'yi vurmaya hazırlanıyor

      The New York Times gazetesi ABD'nin Esed rejimi ve kimyasal silah ile ilgili açıklamasını değerlendirdi. Gazeteye göre bu 'ABD'nin Suriye'yi yeniden vurma ihtimaline hazırlanıyor olabileceğini' gösteriyor.
      http://www.timeturk.com/nyt-abd-suriye-yi-vurmaya-hazirlaniyor/haber-684799

      Sil
  63. Rus petrol devi Rosneft siber saldırı altında
    Rusya'nın en büyük petrol şirketi olan kamu idaresindeki Rosneft sunucularının çok büyük bir siber saldırı altında olduğu ve bu duruma "Petya" isminde bir virüsün neden olduğu açıklandı

    http://www.haberturk.com/ekonomi/teknoloji/haber/1544067-rus-petrol-devi-rosneft-siber-saldiri-altinda

    YanıtlaSil
  64. FETÖ'cü kadından sokak çağrısı

    Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet yürüyüşünün asıl hedefi bir kez daha belli oldu. Yürüyüşe katılan FETÖ'den tutuklu bir zanlının annesi örgütün de hazırlık içerisinde olduğunu itiraf ederek herkesin sokaklara dökülmesi gerektiğini söyledi.

    http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/27/fetocu-kadindan-sokak-cagrisi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaos çağrısı yapan kadın CHP'nin kadrolu elemanı çıktı!
      Oğlunun FETÖ'den tutuklu olduğunu iddia ederek Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşüne katılan bir kadın kaos çağrısı yapmıştı.. Skandal çağrısı ile halkı provoke eden kadının foyası ortaya çıktı. O kadın CHP’li Ataşehir Belediyesinin kadrolu elemanı. Ve FETÖ'den, tutuklu bir oğlu da yok.

      http://www.star.com.tr/politika/o-provokatorun-foyasi-ortaya-cikti-haber-1232153/

      Sil
  65. Sınır ötesi operasyon hazırlığı

    TSK ve ÖSO, Ramazan Bayramı’nın ardından terör örgütü YPG/PKK kontrolünde bulunan Tel Rıfat-Afrin ve Minig Hava Üssü’ne operasyon düzenlemeye hazırlanıyor

    http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/27/sinir-otesi-operasyon-hazirligi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rusya tel rıfat ve afrindeki askerlerini halepe çekmiş demek operasyon geliyor
      ypg de böyle bir durumda rakka operasyonunu durduracağını açıklamışdı
      çok kişi belki başımız derde girecek diye düşüşünebilir ancak bu cerahat patlatılmalıydı

      Sil
  66. Ayasofya için açıklama yapan Amerikan devleti sürekli camileri bombalıyor!
    http://www.yenisafak.com/yazarlar/tamerkorkmaz/ayasofya-icin-aciklama-yapan-amerikan-devleti-surekli-camileri-bombaliyor-2038674

    YanıtlaSil
  67. “Din Elden Gidiyor” mu?
    MAK Danışmanlık anket şirketi 12-18 Haziran tarihleri arasında “Türkiye’de toplumun dine ve dini değerlere bakışı” başlıklı bir anket yaptı. Sonuçlar doğrusu çok anlamlı. Bir kısmını görelim:

    http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdullah-yildiz/din-elden-gidiyor-mu-19987.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*MAK danışmanlık şirketi bir anket yaptı. Bu anketin akisleri oldu. Basında ve fikir ehlinde. Anlaşıldığı kadarıyla ankette toplam 22 soru yöneltilmiş. İlk 6 soru amentü üzerine. Sonra diğer hususlarla ilgili 16 soruya cevap aranmış. 23 il ve 154 ilçede, Türkiye’nin tamamında değil. 5400 kişiye soruları sorulmuş. Bir yazar iki gün bu ankete köşesine taşıyıp bir takım hükümlere varmış. Oldukça tarafsız davranmasına rağmen, anket şirketinin kullandığı bir cümlenin dolmuşuna binip, hatalı bir hükme varmış. “Yüzde 99 yalanının sonu” . Sayın yazarın İslami bilgisi olduğunu sanmıyorum. Ama köşesine taşıdığı anket sonuçları ile ilgili yazısının sonunda “Yüzde 99’unun Müslüman olduğuna inandırılmaya çalışıldığı toplumumuzda “inanç” durumu bu” diye bir hükme varmış. Tabi bu hükmü kendisinin de beğendiği sanılmasın. Birçok yazısında ve programda dini merakını gideren sorular yönelttiği bilinir. Yani o da dini anlama çabası içinde.

      Şimdi Hilafetin olduğu asırlarda dahi nüfusu sayımına bakılarak yüzde 99 Müslüman hükmü söylenemezdi. Çünkü oldukça yüksek sayıda Hıristiyan ve az sayıda Yahudi vardı. Bunların sayısı zamana göre yüzde 20 ila 30 arasında değişti. Bir ara yüzde 40’a kadar ulaştı. Hal böyle iken “Yüzde 99 Müslüman” sözü beyan edilmişti. Bu doğru mu? Evet “yüzde 99 Müslüman”. Hatta cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda da böyle bir hüküm geçerli. Sonra günümüzde de bu hüküm geçerli. Ankete göre yüzde 99 ile yüzde 22 arasında değişen rakamlara ulaşılmasına rağmen Türkiye Müslüman üstelik yüzde 99 Müslüman bir ülkedir. Anket şirketinin çarpıtmasına rağmen. Hatta bir ara sözde laik rejime rağmen. Niçin bu hüküm geçerli? Çünkü …

      Mesele gayet basit. Çünkü Kur’an ve sünnette, hatta ve hatta İslam hukukunda İslam şeairinin yani sembollerinin (ezan, namaz, tesettür, dini kıyafet vs) serbest olduğu bir ülke, özellikle ilk sırada ezan serbestçe okunabiliyorsa o ülke dar-ül İslam’dır. Yani yüzde 99 Müslüman bir ülkedir. Onun dışındaki Hıristiyan, Yahudi, komünist rejimlerin hükmettiği ülkeler ise dar-ül Harp yani dar-ül küfürdür. Dar-ül İslam demek İslam dinin hür yaşandığı ülke anlamına gelir. Bunun şahısların azlığı ve çokluğu ile ilgili değildir.

      Sil
    2. 2*Bilinmemesi ahir zaman cehaleti yüzünden. Ahir zamanın hükmü büyük çoğunluğun gaflet uykusunda yani dini bilgi bakımından yoksun olunduğu bir dönemdir. Yani cehalete gaflet, gaflete de de basiret fukaralığı eklenince dini açıdan kopkoyu bir karanlık dönem oluşur. Onun için o zamandan bütün enbiya ve mürselin, evliya ve asfiya Allah’ı sığınmışlardır. Yani ülke dini yaşama hususunda görünürde bir engel yok, ama ahalisi cehalet kurbanı. Yani o mahiler ki derya içre ama deryayı bilmezeler.

      “Yüzde 99 hükmü” dar-ül İslam içindir. Çünkü orada din serbestçe yaşanıp hükümleri icra edilebiliyor. Dar-ül İslam olmanın en temel şartı ezan-ı Muhammedi’nin okunması ilk ve temel şart kabul edilir. Çünkü imandan sonra en büyük hakikat namaz olduğu için ve namaza davet serbest olduğu için o ülke dar-ül İslam sayılır. Kaldı ki bir ülke dar-ül İslam’dan dar-ül harbe şartların inkar yönünde değişmesi sebebiyle düşebileceği gibi, şartların iyileşmesinden sonra tekrar dar-ül İslam olur. Fıkhı ilimler noktasından hüküm böyledir. Türkiye’de bazı cemaatler Türkiye’nin hala dar-ül İslam olmadığına kani. Bu konu tartışmalı. Türkiye 18 yıl dar-ül harp şartlarını taşıdığı doğrudur. Ama şimdi değil.

      Öyle ki, o dönemde güney ve doğu illerimizden çok sayıda insan kaçak yollarla Suriye ve Irak’a geçti. Şam’da o zaman büyük bir mahalle Türkiye’den göç eden Türklerle oluştu. Halen de öyledir. Halep’te de. İşin ilginç tarafı o sırada o ülkeler İngiliz ve Fransız hakimiyeti altında olmasına rağmen, dar-ül İslam kabul edilip oraya göç edildi. Niçin? Dini hayatı serbestçe yaşayabildiği için. Yani emperyalist işgali altında olan bir ülkede dini hayat serbestçe yaşanabilirken, sözde Müslüman bir ülke hukuka aykırı cebr-i keyfî-i küfrî-i askerî uygulamalar yüzünden yaşanamamış. Çok kabarık bir yüzde ile kimse bu gerçeği bilmez.

      Şöyle bir husus daha var. Diyelim falan Avrupa ülkesinde ezan okunması ve camilerde hiçbir baskı olmadan serbestçe ibadet halinde o ülke dar-ül İslam sayılabilir. Bugün Avrupa’da Hıristiyan ve Yahudilik’ten sonra İslam 3. resmi din olarak kabul edilir. Bir dönem bizdeki laikçi uygulamaların fevkinde bir İslami hürriyete izin veriliyor.

      Sil
    3. 3* Şimdi ankete yer veren o yazar bu hususu Müslüman bir ailenin çocuğu olmasına rağmen bilememesi ahir zaman şartlarının bir neticesidir. Çünkü Hilafetin son zamanında ve sonrası başlayan 20-30 yıllık bir süreç dünyada deccaliyetin en koyu olduğu bir zamandı. Bunu Türkiye’de bazı dini cemaatler çok iyi bilir. İslam aydınları da. Bir örnek vereceğim. Meslek ve meşreb bakımından hiçbir cemaatten olmayan ama her cemaate yakın duran ehl-i sünnet mensubu birini. Yıl 2014. 25 Temmuz günü Mehmet Şevket Eygi bir yazı yazdı. Yazının ilk cümleleri şöyle:

      (Osmanlı Hilafet-i İslamiyesinin yıkılmasından sonra Müslümanlık âleminde Kezzabiyyun (yalancılık), Deccaliyyun, Süfyaniyyun devirleri başlamıştır.
      Büyük tahribat olmuş, kütleler halinde irtidat (dinden dönme) görülmüştür.
      Uzun süren küfür ve dalalet gecesinden sonra nihayet ufukta Mehdiyyet fecr-i sadıkının nurları görülmeye başlanmıştır.)

      Peki Sayın Eygi’nin bu görüşü doğru mu? İslam literatüründe o zaman için “Allah Allah” diyenin olmadığı bir zamandır. Ayrıca batılı bir düşünür olan Samuel Huntington'ın “Medeniyetler çatışması” adlı makalesindeki ifadesiyle 1920 ve 1930'larda Türkiye'yi Osmanlı ve Müslüman geçmişinden uzaklaştırma adına faaliyet gösteren Kemalizm, medeniyet ithaliyle Türkiye'yi Avrupalı yapmaya kalkan bir projeydi. Huntington benzeri diğer projeler gibi sonuç itibariyle Kemalizmin de başarısız olduğunu belirtir. Bu başarısızlığın neden kaçınılmaz olduğunu Huntington şöyle açıklıyor: “Eğer Batılı olmayan toplumlar modernleşmek istiyorlarsa, bunu Batılılar gibi değil, tıpkı Japonya gibi, kendi yöntemleriyle, kendi gelenek, kurum ve değerlerini kullanarak ve geliştirerek başarmak zorundalar.”

      Sil
    4. 4* Aynı makalede Samuel Huntington, 20. yüzyılın ilk yarısında bütün dünyada hakim olan, 'dinin zamanla yok olup gideceği' (Aslında bu düşünce iki dinden intikam almak isteyen siyonistlerin 2 asırlık çalışmasının eseri)şeklindeki düşünceye temas ederek, o zamanlar bu düşünceyi sadece dinin yok olmasını isteyenlerin (deccalistlerin) değil, bu duruma üzülenlerin ve her dinden mü’minlerin dahi kabul ettiğini ifade ediyor. Bilimin, akılcılığın ve pragmatizmin dini ortadan kaldıracağını, hoşgörülü, rasyonel, pragmatik, ilerlemeci, hümanist ve laik olarak nitelendirilecek yeni bir toplumun ortaya çıkacağını öngören bu görüş, 20. yüzyılın ikinci yarısında bu tablonun geçerliliğini yitirdi. Zira bu dönemde ekonomik ve sosyal anlamda dünya çapında ciddi bir değişim yaşanmış olsa da, dini inançlar yok olmadı. Aksine, insanların dine dönmeleriyle birlikte, inançların da aynı ölçüde küreselleştiğine ve uyanışa geçtiğine şahit olundu.

      Bu tesbitler hatırlatayım Samuel Huntington’a ait idi. Kısacak ifade edersek 1900-1950 dönemi din açısından en zayıf olunduğu bir dönemdi. Ama sonra 1950 sonrası bu değişti.

      Bu tahlil Mehmet Şevket Eygi’yi doğrular. Ayrıca zamanın müceddidinin görüşü de bu yöndedir. Onu bu sitede çok yazdık. 1902-1952-2002. Bu Allah inancının ve dinin geçireceği 3 merhaleyi Hadisle işari olarak haberi verilmiş, ebcedi değerine istinaden Bediüzzaman’ın önemli bir talebesi tarafından istihraç edilmiş. Hem de 1940’lı yıllarda. Yani Huntington fikirini beyan etmeden 40 yıl önce.

      Bediüzzaman’ın şöyle bir tesbiti var. 1826 sonrası Deccaliyetin ön karakollarının ortaya çıktığı dönem. Ki ö dönem bütün ilimlerde Yahudi menşeli inkarcı bilim adamları ve pozivist akımın hakim idi. Bir asır sonra Deccaliyet dönemi başlar. Bu dönemde İslam deccali süfyanın uygulamalarıyla, ondan 7 yıl önce huruç eden büyük deccale zemin hazırlar. Yani laikçilik sekülerizme yol açar. Ve onun neticesi ise kalplerde iman duvarının yıkılması ve Ye'cüc Me'cüc taifesinin dünyanın başına bela olması. Böyle olunca onlara karşı kim durur veya çıkar? Mesihiyet ve Mehdiyet değil mi?Bunlar kim. Ki 20-25 yıl sonra tekrar din ihya olarak bütün dünyayı din ve iman heyecanı sarar. Bir manada din temelden başlayarak yeniden ortaya çıkar. Çıkmasına çıkar da deccaliyet rahat durur mu? Bunlar konumuzun dışında. Şimdi bir yığın adam çıkmış ahkam kesiyor. Bir yığın site yalan yanlış bilgilerle ahir zaman eşhası hakkında zamane çocuklarını ifsad ediyor. Ve ifsada uğrayanlar akı kara, karayı ak gösterme sapıklığı içinde enaniyetle ona buna posta koyuyor. Niçin? Ahir zaman ve duhanı yüzünden.

      Sil
    5. 5*İşte o 1900-50 döneminden sonra belki bir asır sonra dini hayatın kamilen uyanışı esnasında (Yüzde 99 Müslüman) gibi tesbite hatalı diyen çıkabilir. Çünkü aydınlanma birden bire olmuyor. Bir asırlık bir sürece ihtiyaç vardır. 50 yıllık tahribata 50 yıllık hazırlanma süreci. 1900-1909’dan bir asır sonra. 1897-1900 çok önemli İslam dünyasına suikastin hazırlığının başladığı bir dönemdir.

      Şimdi esas nokta şu: Türkiye, dar-ül küfür mü, dar-ül İslam mı? Bu sorunun cevabına göre Türkiye yüzde 1 Müslüman veya yüzde 99 Müslüman bir ülke midir? Genel kanaat ve mevcut durum, Türkiye’nin. dar-ül İslam olduğuna teyid ve tekid eder. Çünkü şeriatın yüzde 99’u ibadet, ahlak ve fazilettir. Yüzde biri ancak siyasettir. O halde “Türkiye yüzde 99 Müslüman bir ülkedir” derken bir fıkhı kaidenin geçerliliğine binaen varılan bir hükümdür. Öyle olunca ileri geri konuşmak beyhude.

      O yazarın yazısından cesaret alan bir başka büyük yazar ise hemen konunun üzerine atılıp “Hani nerede o cami cemaati” diye yazdı. Yani dinde meydana gelen gevşeklik sonucu ortaya çıkan duhan yüzünden basireti bağlanmış. Bilgisizce soruyor. Halbuki dinen “La İlahe İllallah” diyen İslam’a girer. Yani mü’min olur. Sonra inancı nisbetinden aksiyonu yani ameli olur. İman derecesi arttıkça dinin icaplarını yerine getirir. Getirmezse günahkar olur, ama dinden çıkmaz. Namaz kılmaz yine Müslüman’dır. Nitekim ankete katılanlar yüzde 86’sı Allah inandığını ifade etmiş, yüzde 4’ü ise hiç inanmadığını belirtmiş. Dinden çıkmanın esası inkardır. Buna göre münkirunun oranı yüzde 4. Allah’ın tam ve hakiki bir kulu olmak derece derecedir. Onun da en mükemmel şartı: İnanır, ibadetlerini yerine getirir, takva ve ahlak sahibi olur. Onun için bazı eksiklerin olması halinde o insan din dışına itilemez. Yani yüzde 99 Müslüman oranı yalan olmaz.

      Bütün dinler tarihinde ve İslam tarihinde dini cemaatler, tarikatlar irşad makamlarıdır. Dinin mükemmel yaşanmasının eğitim alanlarıdır. Ehl-i din dinin yaşanması için hizmeti meslek edinmiş kimselerdir. Çoğunluğu teşkil etmezler. Örnek öğretmenlik çok önemli bir meslektir. Eğitimli olmayı sağlar. Ama onlar çoğunluk değildir. Onun gibi.

      Sil
    6. 6* Mesele bundan ibaret. Ki ben o yazarın yatağının baş ucunda devasa bir Allah isminin olduğunu gösteren fotoğrafına şahit oldum. Yani inanıyor. Ve Kur’an’ın iki temel hitabı olan “Eyuhel mu’minun, eyuhel müslimün” hitabına mazhardır. Namaz kılıp oruç tutmaz ama Müsülamn sayılır.

      Türkiye’de dindarların çoğu, mutlu azınlığın, batı kültürüyle okuyup yetişmiş, bu azınlığın, batıya göbeğinden bağlı azınlığın, batı taklitçisi azınlığın siyasi ve dünya görüşlerine uymaz ve bağlanmaz. Bu yüzden bu seküler zümreler dindarlara ya düşman, ya muarız, ya hafife ve alaya alır veya tenkili yoluna gider. Bu cereyan bizde 1839’dea başlamış, 2. Meşrutiyet ile gelişmiş ve cumhuriyetin ilk döneminde, özellikle Selanik Hanedanı’nın yani Sabataycıların egemenliği döneminde iktidarı ele geçirince havaya girdiler. 14 Mayıs 1950 ihtilalinden sonra bitirdik, öldürdük, yok ettik diye sandıkları dindarlar yine ortaya çıkınca yani milli irade demokratik yollarla gücünü ortaya koyunca büyük bir kapışma başladı. İşte inkar fırtınası bu yüzden sonlarının geldiği ve hakimiyeti kaybedeceklerini anlayınca şaşkoloz oldu. Ama boşuna Şevket Eygi ne yazmıştı:
      (Uzun süren küfür ve dalalet gecesinden sonra nihayet ufukta Mehdiyyet fecr-i sadıkının nurları görülmeye başlanmıştır,)

      Tabi o yazar sade ve sıradan Müslümanlardan farklı bir seviyede ve görüşe ve ilme sahip ve cemaatlerin tamamına yakınlığı neticesinde görünün köy kılavuz istemez rahatlığı içinde olanları söylüyor. İyi de bütün bunları kim yaptı? Babaları ve dedeleri duhan yüzünden ayakta uyur ve gezerken, yani gafletin koyu perdesi varken yapılanı göremediler. Mesela İslam şeairinden üç tanesi, tesettür, Kur’an okuma, ve imandan sonra en büyük hakikat namaz konusunda hatta okullarda din derse için çağıra bağıra kim acizane hizmet etti. Mesela gazetesinden aylarca yıllarca birinci sahifeden açılan her Kur’an kursu haberini verip durdu. Şule Hanım’a köşe verip onun yazılarına paralel konferanslar vererek tesettürü yaygınlaştrılmasında kim rol oynadı. Okullarda din derse kampanyasını kim başlattı. Ya toplu namazlar kampanyası. Sabahın köründe binlerce insan nasıl camilere aktı. Ki bütün bunlar Mehdiyet’in 2. faslının hizmetleri sınıfına girer. Yani dini hayata geçmesi faslına.

      Sil
    7. 7*Tabi uyanan şuurla bütün cemaatler bu kampanyalara destek veriyor ve şahs-ı manevi etkili oluyordu. Yani büyük deccal-küçük deccal derken onların karşısına kim ne başlattı ki bir şahs-ı manevi olarak yani bütün Türkiye vahit fert gibi davranarak Huntington’un işaret ettiği gibi dine sarıldı. Elin gavuru görüyor da bizimkiler görmüyor. Tekrar soruyorum acizane kim ve kampanyalara zemin hazırladı? Ve zamanın Başbakanı için karşı akımın siyasi lideri cıyak cıyak ne diye bağrıyordu? Babalarınıza bir sorun. Söylemezlerse ben söyleyeyim. Ki o dönemin üçüncü yılında Hatice Babacan başörtüsü yüzünden yüksek tahsili engellenerek sembol isim oldu. 1926 yılında konan yasak yüzünden eğitimi kısıtlandı. Ona zulüm edildi. Başı açılmaya zorlandı. Sahi şimdi başörtülü veya türbanlı okul gidiliyor. Nasıl? Efendim Türkiye’nin yüzde 99’u Müslüman yalancısı imiş. Öyle olmasa, İslam’ın gücü olmasa Kur’an’ın işaretiyle 90 yıl sonra galip geleceksiniz denmezdi? Sisli ve puslu havada göz gözü görmez. Ve var olan görünmeyince inkar edilebilir. Lakin doğru mu? Ne denmiş “Herkes ayinesinin müşahedatına tabîdir. Demek, sizin siyah ve yalancı ayineniz size öyle göstermiştir.” (Tarihçe-i Hayat)

      Şimdi merak edenler için o ankete ne cevaplar verilmiş bir bakalım. Ve Bediüzzaman’ın niçin bu zamanda iman ve Kur’an hakikatlerine dönük hizmet verilmesi daha iyi anlaşılır. Yani tahkiki imana önem vermesi :

      *"Allah'ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz?" Yüzde 86'sı Evet, aynı soruya; Evet, Allah'ın sadece varlığına bizi yarattığına inanıyorum ama her şeye karıştığını, düşünmüyorum yüzde 6. 'Hayır,' Allah'a inanmıyorum yüzde 4.

      *"Meleklere inanıyor musunuz?" yüzde 75'i Evet, gözümle görmediğim varlıklara inanmam, diyenlerin yüzde 15. Kararsız oranı ise yüzde 10.

      *"Kur'an-ı Kerim ve diğer kitapların vahiyle geldiğine inanıyor musunuz?" yüzde 76'sı Evet. Hayır, inanmıyorum diyenlerin oranı yüzde 14, kararsız yüzde 10.

      Sil
    8. 8* "Peygamberlere inanıyor musunuz? Hz. Muhammed (SAV) sizin için her anlamda örnek alınacak rol örnek insan mıdır? " yüzde 63'ü Evet, Hayır, inanmıyorum, yüzde 9. Kararsız oranı ise yüzde 8.
      "Öldükten sonra dirileceğinize ve bu dünyada yaptıklarınızdan hesaba çekileceğinize inanıyor musunuz?" yüzde 73'ü Evet, inanıyorum ama hesaba çekilmeye inanmıyorum yüzde 10'u Evet, inanmıyorum yüzde 9. Kararsız yüzde 8...

      "Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini hiç okudunuz mu?" yüzde 17'si evet, yüzde 60'ı hayır, yüzde 23'ü ise görüşü yok.
      "Cennete gideceğiniz kesin olsa; şu an Cennete gitmek için ölmeyi düşünür müsünüz? " evet yüzde 15, hayır yüzde 65, kararsız yüzde 20.
      "Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (SAV) hayatını hiç okudunuz mu? " yüzde 23 evet, hayır yüzde 65, yüzde 12 görüş yok.
      "İslam dini ile ilgili bilgileri hangi kaynaklardan öğreniyorsunuz? " yüzde 30 dini kitaplar, yüzde 45'i internet, yüzde 20'si birine sorarak yüzde 5'i de görüş belirtmiyor.
      "Herhangi bir dini cemaate veya tarikata bağlı bulundunuz mu/bulunuyor musunuz?" sorusuna yüzde 15 evet, yüzde 60 hayır, yüzde 25 kararsız.
      "Siyasi bir seçimde adayın dinine düşkün biri olması sizin için ne kadar önemli?" yüzde 51'i ÇOK ÖNEMLİ, yüzde 24'ü KISMEN ÖNEMLİ, yüzde 20'si ÖNEMLİ DEĞİL, yüzde 5'i KARARSIZ/GÖRÜŞ YOK demektedir.
      "İslam ülkelerinin (Hristiyan ülkelerin dini lideri papalık gibi) HALİFELİK benzeri bir dini liderliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz? " yüzde 54'ü EVET derken, yüzde 40'ı HAYIR demektedir. Yüzde 6'sı ise kararsız

      Anket böyle. Tabi bu tablonun tatminkar olduğunu söylenemez. Onun için ilim ve ispatla Kur’an hakikatlerinin anlatılması, ebedi zamana göre bir göz kırpması kadar olan hayatın bir tarla hükmünde ebedi hayata hazırlanmak olduğu izah edilmelidir. Çünkü deccaliyet bütün dünyada inançsızlığa zemin hazırlamıştır. Bunu da hem Hıristiyanlıktan hem de İslam’dan intikam almak isteyen Yahudilerin olduğu gözden ve akıldan kaçırılmamalı.

      Sil
  68. Kara Kuvvetleri'nin 2226. yıl dönümü videosu herkesi duygulandırdı
    Savunma Bakanlığı resmi twitter hesabından "Millî imkânlarla geliştirilen modern silah sistemleri ile gücüne güç katan Kara Kuvvetlerimizin 2226. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun." notuyla paylaştığı video sosyal medyada yoğun ilgi gördü.
    27 Haziran 2017 Salı

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/kara-kuvvetlerinin-2226-yil-donumu-videosu-herkesi-duygulandirdi-348966.html

    YanıtlaSil
  69. Hollanda Srebrenitsa'daki askerlerini suçlu buldu!

    Hollanda Mahkemesi Srebrenitsa katliamına sessiz kalan 'barış gücü' kuvvetini suçlu buldu.

    Lahey Temyiz Mahkemesi, 2014'te bölge mahkemesi tarafından verilen Boşnak erkeklerin ölümünden Hollanda hükümetinin "kısmen sorumlu" olduğu kararını onadı.

    http://www.timeturk.com/hollanda-srebrenitsa-daki-askerlerini-suclu-buldu/haber-684747

    YanıtlaSil
  70. CHP yürüyüşünde kirli tezgah!

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet yürüyüşü adı altında planladıkları kirli tezgah gün geçtikçe ortaya çıkıyor. 'Adalet' süslemesiyle çıkılan yolun sonunda kaos planları yapılıyor. PKK ve FETÖ destekli yürüyüşün İstanbul'a varış tarihini 15 Temmuz'a hedefleyen kaos ittifakı büyük bir provokasyonun fitilini ateşlemek istiyor...
    http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/28/chp-yuruyusunde-kirli-tezgah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu olayda esas gözden kaçan en önemli husus KK’nın niçin telaşla ve aceleyle bu yürüyüşü düzenleyip bizzat liderlik ettiği? Telaşı ve mahcubiyeti neye ve kime karşı oldu? Veya suçunu örtbas etmesi için mi yola düzüldü? Bu husus gözden kaçıyor? Herkes “Enis” de “Enis” diyor da perde gerisine sarkmıyor. Çünkü gözden kaçan bir husus var.

      Necon-siyonist çetenin medya imamlarından Ekrem Dumanlı’dan söz konusu belgelerin alındığı biliniyor. Yani Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan belgeler Dumanlı-Enis-Jonh Dündar marifetiyle yayınlandığı biliniyor. Öyle mi, değil? Biri daha var. Kim mi? Belgeler yayınlanmadan 10 gün önce Dumanlı’yı biri ziyaret ediyor? Kim? Kemal Kılıçdaroğlu. 18 Mayıs 2015. Ve Dumanlı ile görüşüyor. Ve 10 gün sonra 29 Meayıs 2015 günü Cumhuriyet’te belgeler yayınlanıyor. Yani John Dündar’a belgelere mahkemeye göre Enis Berberoğlu veriyor: Tamam da Enis’e bu belgeleri kim veriyor? Biraz saksıları çalıştıralım. Yoksa Ke Ka mı? Şimdi bütün mesele bu aracıyı bulmaya kaldı iş? Ya Kaka ya da? Ya da yok. Suç başkasının ama başkası mahkum. Değil mi?

      Sil
    2. Ömer EKİNCİ
      oekinci@stargazete.com
      Tuzağa düşmeyin. Semih ve Nuriye’yi öldürüp Kılıçdaroğlu’nun yoluna atacaklar
      29 Haziran 2017 Perşembe
      http://www.star.com.tr/yazar/tuzaga-dusmeyin-semih-ve-nuriyeyi-oldurup-kilicdaroglunun-yoluna-atacaklar-yazi-1231954/

      Sil
  71. 1* O mahiler ki derya içre, deryayı bilmezler, misali, bir projenin içindeyiz ama projeyi biliyor muyuz? Şimdi siyasi krizin ve kanlı çatışmaların yaşandığı bölgemize 13 yıl önce yani Irak operasyonundan bir yıl sonra allı pullu bir umut projesi doğdu. Büyük Ortadoğu Projesi. Çin’den Atlantik’e kadar olan İslam bölgesini yeniden dizayn edecek, demokratik hayatı geliştirecek ve cepleri dolduracak bir proje olarak takdim edildi. Bu projenin merkez üssü sözde Türkiye idi. Proje üzerinde çok konuşuldu, çok yazıldı, çok çizildi, ama 2 yıl sonra sessizce sönüp gitti. Amma ve lakin derya içre olanlar onu yıllarca tartışıp durdu. Konuştu da konuştu, ama o projenin 2006 tarihinde, önce Mısır ve S.Arabistan’ın sert muhalefeti, arkasından projenin odak ülkesi Türkiye arabuluculuğuyla Suriye-İsrail barış anlaşmasını Gazze’nin bombalanmasıyla berhava olup gittiğini kimse fark edemedi. Üstüne üstlük “cambaza bak” vazifesi görerek bir başka projenin hayata geçirilişini gözlerden ırak tuttu.. O proje neydi? Belki haticesine komplo teorisi gibi bakılacak, ama neticesi dört dörtlük mini ittifak olarak ortaya çıktı.

    Kim ne derse desin İsrail çevresinde barış çemberi istemediği için BOP gümledi. O gümlerken Türkiye’nin bunu irdelememesi için Danıştay suikasti, kapatma davası ve Nisan muhtırası ile meşgul edilirken İsrail istihbaratı Büyük İsrail’e hizmet edecek “Mini Ortadoğu Projesi”nin temelini attığı ancak ve ancak 7-8 yıl sonra anlaşıldı. Yani işin özü BOP kalmadı MOP verelim senaryosu görünmez eller tarafından sahnelendi. Senaristler ve rejisörler ise Siyonist ve neocon şebeke ve onların iki istihbarat örgütü CIA ve MOSSAD’dır. Bu iki örgüt bir yandan taçlı Araplara balıklama dalarken, bizde ise fetoşkeştayn çetesi ile askeriyenin tozunu atıyordu? Savunma projeleri baltalıyordu.

    İşin Türkiye tarafını herkes biliyor kabul edelim. Ama Körfez ve çevresi ülkelerin nasıl dizayn edildiği pek anlaşılamadı. Özellikle 2009’daki “One minute” olayından sonra neocon-Siyonist çete yeni projeyi hızlandırdı. Burada gözden kaçan bir nokta 2008 krizi oldu. Küresel sermaye büyük bir darbe yedi. Finans sıkıntısı için petrol ihraç eden Arap ülkelerin birikimlerine göz dikti. Ve taçlı muhafazakar Araplara habbeyi kubbe veya meşruyu gayri meşru gösterip Mısır’da Mursi’yi alaşağı ettiler. Ardından Suriye’yi parçalama senaryosu masaya yatırıldı. Sonra bir süredir ABD’den uzaklaşan ve başka ittifakların peşine düşen Suud Kralı Abdullah’ı suikastle öldürmeye çalışırken, Libya iç savaş ateşi yakıldı. Yemen ateşi yükseldi. Suriye ise parçalanmanın eşiğine getirildi.

    YanıtlaSil
  72. 2* Ve bölgenin ana ekseni ve sabık BOP’un merkez üssü Türkiye’de Mısır’da olduğu gibi yönetimin devrilmesi için operasyonlar art arda kahbece tezgahlandı. Yıkamadıkça daha büyüğünü, deviremedikçe daha şiddetlisini kurguladılar. 2006 sonrası Körfez ülkelerini sızan Siyonist istihbarat şebekesi, Gezi-17-25 Aralık kumpasları ile Türk hükümetini devirmeye çalışırken, Suriye’nin payına DAEŞ uygun görüldü. Suriye parçalanmanın eşiğine getirildi, ama Türkiye‘de Gezi ve 17/25 Aralık başarılamayınca üstüne üstlük Erdoğan 1 numaralı makama da çıkınca bu kez darbeye kalkışıldı. Ve bütün bunların arkasında Siyonist-neocon çetenin bir de Türk kolu fetoşkeştayn gibi Arap kolu Birleşik Darbeci Emirlikleri çıkmaz mı? Deme gitsin.
    Bütün bu olaylar sürerken 2015 tarihinde ölen Kral Abdullah’ın yerine gelen Kral Salman önce geleneksel çizgiye sürdürür gibi olunca ABD’de CIA-Pentagon ittifakı hemen harekete geçti. Çünkü küresel sermayenin bürokrat ve askerleri 2008 krizine rağmen küresel sermayenin düdüğünü öttürmekten vazgeçmedi. Bir yıl sonra Suudileri 11 Eylül olaylarının sorumlusu olarak suçlayıp bir yasayı Kongre’den geçirtip 750 milyar dolara el konuldu. Onlara paralel Birleşik Darbeci Emirlikleri’n iplerini elinde tutan veliahd prensi bin Zeyd, mossad-CIA endeksli ittifakın geleceği için Suudi’ye yeni bir veliahd bile tezgahlar. Ve mini ittifakın ana eksenini güçlendirme operasyonlarına başladı. Yani İsrail’in sıçrama tahtası Birleşik Darbeci Emirlikleri, veliahtı bin Zeyd sayesinde bölgede kumpasların üssü haline getirilir. Mısır-Suudi-Kuveyt-Yemen-BAE-Ürdün-Bahreyn gayri resmi bir ittifak çerçevesinde mini bir pakt oluşturmuş da görememişiz. Yani İsrail’le yıllarca savaşan ve sabah akşam lanet yağdıranlar, Siyonistlerin okus-pokus diplomasi entrikasıyla parası çok aklı az olduklarını ispatlarcasına İsrail’in yanına veya vesayeti altına almış da haberimiz olmamış. Düşünebiliyor musunuz? 1969’da Mescid-i Aksa kundaklanır kundaklanmaz bütün İslam Dünyası’nı bir konferans çatısı altında toplayan Suudiler şimdi İsrail’le bölgenin geleceği için işbirliğine kalkışıyor. Bir nevi pakt kuruyorlar.

    YanıtlaSil
  73. 3* İşte böyle biz cambaza bakarken adamlar saman altından suyu yürütmüş. Yani Irak-Suriye karıştırılırken Mini Ortadoğu Projesi hayata geçmiş de haberimiz olmamış. BEA, Libya’nın parçalanmasında, Sisi’nin başa geçmesinde, Türkiye’de sokağın azdırılmasında ve kumpasların kurulmasında ve darbe düzenlenmesinde, Suriye’nin iç savaşa düşmesinde Mini Ortadoğu Projesi’nin minnacık ülkesi BAE baş rolü oynamış ama görememişiz. Bin Zeyd, İsrail’in Filistinli başbakan adayını Muhammed bin Dahlan’ı da yanına alarak çevirmedikleri entrika kalmamış. Hani sinek küçük ama bu kez bulandırmamış ama sivrisinek olup sokuyor da görememişiz.

    İsrail-siyonist çete Kur’an’ı bir kez daha doğruluyor: “Onlar yeryüzünden hep bozgunculuğa koşarlar” 5/64 “Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin “(260)

    İsrail bütün bu olaylardan sonra Suudi-Körfez ülkeleri-Mısır ile bir mini ittifak kurmuş da yani düğünsüz zifafa girmiş de haberimiz olmamış. Şimdi Netenyahu Riyad’ı ziyarete hazırlanacak kadar işi pişirmişler. Savunma işbirliği için kollar sıvanmış. Bunun için uyduruk bir Katar krizi çıkarıp alçaklıklarına gerekçe yapmışlar. Katar üzerinden bölge ülkelerine bu arada Türkiye’ye gözdağı vermeye kalkışmış baldırı çıplaklar. Ayrıca Başkan Trump ABD’nin son 60 yılda dünya için harcadığı 19 trilyon doları Körfez ülkelerine ödeteceğine bağıra bağıra söyleyerek geldi.

    İşte gözü yükseklerde olan bizim gibiler saman altında su yürüten Siyonist planı Mini Ortadoğu Projesi’ni görememiş. Yani öyle sessiz ve derin çalışmışlar ki. Suudiler ve Körfez ülkeleri Türkiye’yi Alem-i İslam’dan koparacak Kürt koridoruna bile onay vermesi yetmemiş bir de katıda bulunmuşlar. Üstüne üstlük fetoşkeştayn çetesinin bu konuda ABD’nin CENTOM’unun emir eri gibi davranarak bazı emir eri Türk subaylarını bile kullanmış? Bir yandan Körfezin Gülen’i bin Zeyd bir yandan bizim Fetoş, kur kumpası çal komployu oynamışlar.

    YanıtlaSil
  74. 4* Bakın 2008 sonrası Obama bize iyi-hoş diye yutturulurken ve de kendisi gitmiş adı kalmış BOP eş başkanlığı gezileri ve toplantıları yaparken neocon-Siyonist çete ne yapmış? Yani BOP’un ağababaları büyük gösterip küçüğü ile ile darbenin alt yapısını hazırlamış. Cambaza baktırırken demokrasi getirileceği söylenen taçlı ve diktatörlerin yönettiği Arap ülkelerini birleştirir ve buna uymayanları darbelerle hizaya getirirken, ABD’de hem askeriyede hem de hariciyede ne kadar Türkiye sempatizanı asker-diplomat varsa görevden uzaklaştırılmış. Obama’nın ikinci döneminde ise planın ikinci kısmı ile yani 2010 sonrası bölgeyi kaostan kaosa sürükleyen iktidar darbelerine şahit olduk. Bayan Clinton’ın seçileceği ümidiyle İsrail’in bölge hakimiyeti için finali başlatacaklardı. Bu arada bizde bazı şeyh taslakları bayan Clinton’a ümit bağlamışlardı. Ama Bayan Clinton babayı yiyince kazanan Trump oldu. Seçildi ama bütün planlar suya düşmedi dayatma vesilesi oldu. Nasıl mı?

    Başkan Trump ABD’ye hakim Siyonist-neocon vesayeti sebebiyle her başkanın yapması gereken 2000 tayinden ancak 500’ünü yapabilmiş. Yapacağı tayinler önleniyor. Bir nevi Obama yönetiminin hayaleti hükmediyor. PYD’yi destekleyip silah verilmesini pentagon sağlıyor. Başkan Trump bu konuda yeni bir projeksiyon hazırlamadığı için eski plan yürüyor. Suriye’de yeni üsler kuruluyor. Buna paralel Almanlar da fırsattan istifade Ürdün’e askeri yığınak yapıyor. Yani Türkiye’yi gözden çıkarmışlar. Ortadoğu’da gayri resmi Mini Ortadoğu İttifakı gözde. Para onlarda yol babam yol.

    Bir asır önce Osmanlı parçalanırken hükmeden fitne ne ise bugün aynen devam ediyor. Özellikle 1990 sonrası NATO’nun ve batılı ülkeler yeni bir tezgahın peşinde. Türkiye’yi yapılan bütün çabalara ve 28 Şubat’a ve AB’ye alma rüşvetine rağmen yanlarına çekemediler. O zaman komplolara ve tehditlere başvuruyorlar. Vurdukça da batıyorlar. Yalnız şöyle bir durum var. Osmanlı’yı meydana getiren unsurların gafleti gelen sömürgecileri için hazır bir ortamı oluşturdular. Kimliksiz, kişiliksiz, zayıf milletler kolayca sömürgeleştirildi. Ama sömürgeleşen bu unsurlar sömürgecilere karşı gelmek bir yana dursun, tepkiyi kendinden olanlara kolayca gösterdiler. Esaretin ürünü bu oldu. Şimdi olduğu gibi. Hemen ikiye üçe bölünüp birbirlerini yiyorlar. Sömürgeciler de kendilerine karşı oluşan öfkeyi ve tepkiyi kullanarak onları mankurtlaştırıyorlar ve saltanatlarını-vesayetlerini sürdürüyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yerli sanayinin milli iktidarları piyasadaki nakit akışını sağlar, faizlerin düşmesine çalışır, yabancı sermayenin iktidarları ise öncelikle merkez bankasını boşaltır,ekonomiyi kitler, karmaşa çıkarır ve böylece faizleri yükseltir,ekonomiyi borçla çevirmeye zorlar.Kriz yaratıp, krizleri faiz fırsatına çeviren bankacılara çalışıyorlar.
      Büyük ihtimalle Trump da FED yöneticirinden emekli olanların yerine kendi ekibinden birisini atayıncaya kadar diğer işlerin eski düzende devam etmesine pek karışmayacak.
      Dananın kuyruğu Trump-un FEDe kendi adamanı atayıp atayamamasına göre kopacak. Atayabilirse, FEDin kontrolünün Trump/Pentagonun eline geçmesini küreselciler hazmedebilir mi ? Trump-ı harcamak için halihazırdaki fitne ve karmaşayı patlatacaklar.
      Dünyanın her yerinde yaptıkları gibi...
      2008de finans kuruluşları batmaya başlayınca kurtarmak için karşılıksız/kalp dolarlara boğmuşlardı.Sistem öyle bir hale geldi ki doların batmaması için daha fazla karşılıksız dolar basılmasına mecburlar.Piyasadaki kalp dolarlar bir cığ gibi büyüyor.
      Biz daha önce yaşadık bu sonu, bir anayasa kitapçığının fırlatılması bütün bankalar bu çığın altında kaldılar.Bankaların içi boşaltılmış, batmasınlar diye görmezden gelinmiş.7 milyar dolarlık yük, sonunda 170 milyar dolara mal olmuş.Faturasını hep beraber ödedik.
      Dolar krizinin faturasını kimler ödeyecek ?
      Petrol şeyhleri petro-dolarlarını bu krizden kaçırmaya çalıştıkları sebebiyle mi suçlanıyor/öldürülüyorlar? Alacak hesapları kapatılıyor

      Sil
  75. 5* Bunu bozacak tek yol ittihad-ı İslam. Ama ittihad için İslami şuur lazım. Ama sömürgeci narkozu bunu önlüyor. Araya hemen ırkçılar, batıcılar, ateistler, sekülerler, modernistler, eski komünist yeni neoliberal sözde aydınlar giriyor ve her şey darmadağın oluyor. Üstüne üstlük imanı zayıf Müslümanlar terör ve anarşiye başvurunca işin içinden çıkılmıyor. Çünkü terör ve anarşi dinsizlik gibi dışardan körüklenerek emperyalistlere kolaylık sağlıyor. Onlar da bunu kullanıp muratlarına eriyorlar.
    Ne zamana kadar. Bu konu aklımıza başımıza toplayıp ittihada sarılmamıza bakar. Her şeyin siyasette aranması yüzünden meselenin çözümüne ulaşılamıyor. Halbuki muhkem bir imana bağlı İslami şuur bütün engelleri aşmaya yeter de artar bile. Şimdi tek ümit Türkiye. Yıllardır karıla karılan40 yıl önce bize sonra bölgeye sürülen Kürt kartları herkesin gözünü ve basiretini açacak. O zaman? Bakın yüzyıllık bir devir kapanacak. Türkiye çok adi ve alçakça dini görünümlü bir münafık çetesinin her türlü kafir ve münafık odaklarla işbirliği yaparak sırf bir şahsı Ayetullah gibi getirip ayağını yalamak uğruna istikbal planlarımız dondu kaldı. Ama gözlerdeki perdeler kalkıyor. Ve kalkınca dillere destan olan ve kıyamete kadar sürecek bir te’dip ve cezalandırma operasyonu ile 60 yıldır İslam’ın bağrında yetişen ur kesilip atılacak.

    Şimdi herkes Irak ve Suriye’yi unutmuş aklını Katarla daha doğrusu Katar sopasına odaklanmış halde. Bir damar hariç. O da Mehdiyet. İlahi senaryoyu tamamlamak üzere. Ve sonrası yoğun bir çalışma başlayacak fecr-i sadık sonrası. Yani Ayasofya’dan bütün alemlere yükselecek tekbir sesi İlahi senaryonun ilk perdesini sahnelecek. Ondan sonra çok perdeler var. Nurun ala nur. Sabır.

    Küresel sermaye de bu arada bu entrikalara katılarak 2008 krizinin getirdiği zarar ziyanı petrol geliri olan Arapları söğüşleyerek nemalanmak istiyor. Onun için hakim olduğu ülkelerin bürokrasi ve askeriyesini sürekli kışkırtıyor. Tabi bütün bu sahnelenen komploların arkasındaki esas üst akıl siyonizmdir. Bir manada deccallere yataklık eden Siyonizm akibetini merak edenler Lut Hadisini unutmasın. İsrail Büyük İsrail’e giderken Filistin’deki bulgurdan olacak. Kökü maziye dayalı bugünkü olaylara kendinizi fazla kaptırmayın. Bizim kale sağlam durdukça ne Siyonistler, ne fetöcü münafıklar, ne Avrupalılar ne de ABD bize diş geçiremez. Almanya’nın alçakça tutumunu görüyorsunuz. Efendilerinin 1975 sonrası başlattığı neoliberal politikalarla nemalanma dönemi sona erdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1971 de doların altınla bağı koparılmış. FED karşılıksız dolar basmaya başlamış. Kalp dolarları türev kağıtlara bağlayıp bugüne kadar işi idare ettiler.2008 krizi artık denizin bittiğinin göstergesiydi.FED, şimdi doları IMFnin SDR (özel çekme hakkı)sine yani bir başka sanal paraya bağlayarak finans sistemi üzerindeki kontrolünü devam ettirmek istiyormuş. Clinton başkan olsaydı belki.Trump başkan olunca FEDi ele geçirmek, doları yeniden altına bağlayarak,dünya finans sistemi üzerindeki türev kağıtlardan kurtulmak ve sermaye üzerindeki siyonist (küreselci) hakimiyeti kırmak,Amerikan hakimiyetini kurmak istiyormuş.
      Küreselciler şimdilik savaşı öteleyip finans sistemi üzerindeki hakimiyetlerini devam ettirmek, Trump,savaş çıkarıp bu sanal finans sitemini patlatmak,yeni bir sistem kurmak iddiasında.
      Kapitalist hegomanyanın soygun enstrumanı 200 yıllık ingiliz işi kağıt para sistemi çatırdıyor,amerikalıların dolar yerine amero-yu yerleştirmesi de çok zor.Yeni bir dünya savaşı ile bütün hesapları sıfırlamakla tehdit ederek savaşmadan sonuç almayı deniyorlar. PaxRomana gibi "teslim olun barış olsun"
      İngilizlerle amerikalılar yeni finans sistemi hakimiyeti için kavga ederken biz İngilizlerin tarafında kaldık.Yani küreselcilerin tarafında.Bu savaşı küreselcilerin kazanma ihtimali var mı?
      Davosta Suudi Arabistanın 4 de parçalanması konuşulurken Suudilerin amerikanın yanında olmaktan başka şansı var mı ? Yada bizim küreselcilerin yanında ne işimiz var ?
      Bu işte bir yanlışlık var.

      Sil
  76. Rus askerleri Afrin'den çekiliyor!
    Türkiye'nin kara harekatına başlaması beklenen terör örgütünün kontrolündeki Afrin'de Rus askerlerinin üsleri boşaltmaya başladığı iddia edildi.
    29 Haziran 2017 Perşembe 12:08
    http://www.yeniakit.com.tr/haber/rus-askerleri-o-bolgeden-cekiliyor-349748.html

    YanıtlaSil
  77. Desene mustafa siyah sancaklılar harekete geçmek üzere

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deaş, sahte siyah bayraklılardı. Gercek kara bayraklılar Amik savaşı nedeniyle bölgeye gelecek Horasanlilar arasindan çıkması muhtemeldir.

      Sil
  78. iran ve rus suriye halkını ezen zeleme devletler iken
    abd nin ypg desteği
    abd desteklilerinin suud mısır v.b katar ambargosu
    bizi nato yerine şangay beşlisi ve rus ile birlikteliğe itti
    yeni darbe senaryoları konuşulmaya başlandı
    perincekci aydınlık gökcek için bir iddiası var
    https://www.aydinlik.com.tr/turkiye/2017-haziran/gokcek-mermi-pesinde

    YanıtlaSil
  79. Afrin harekatı öncesi yabancı güçler hesabına çalışanlar ülkemizi karıştırmaya çalışıyorlar.
    Basın ve sosyal medyada Suriyeliler ile ilgili negatif haberler pompalanıyor.
    Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşü adalet değil isyan çıkarma amaçlıyor.
    Erdogan'ın metal yorgunluğu sözleri onemli bir gerçeği ifade ediyor.
    Devlet Ikinci bir kalkışmayı kırma için hazır olmalı.

    YanıtlaSil
  80. Avrupa Parlamentosu Türkiyenin üyelik müzakerelerinin askıya alınması önerisini kabul etti.
    Bu işin sonu Avrupanın Türkiyeyi aralarından atmasına kadar gidecektir.
    Bunun ardından Türkiye Nato'dan da çıkacaktır. 3.dünya savaşı bu iki olayın ardından vuku bulacaktır. Savaş 200 gün sürecektir.
    Türkiye önce bir sınır komşusu tarafından saldırıya ugrayacak, ardından yakın bir ülke tarafından isgal edilecektir.
    Amik savaşını ifade eden hadisin hakikatı gerçekleşecektir.
    Arap- Iran savaşı sonunda Iran parcalanacaktır.
    Irana mudahale esnasında Turkiyede bir inkılap olacaktır. Butun gayrı milli ve dini oluşumlar silinecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatay-Lübnan arasına Rusya yerleşti.ABDnin istediği Musul-Akdeniz petrol boru hattı mecburen nereden Akdenize bağlanacak ? Hatay-dan yada İskenderundan.Yani Torosların eteklerinden.

      ABD göz göre göre bir NATO ülkesi ile savaşamayacağı için, işin bir kılıfını uydurup,bizi NATOdan atacak,yada çıkmaya zorlayacak.

      Kıbrıs görüşmelerine ABD de müdahil olmuş. TSKyı Suriyeden çıkartmak için Kıbrıs-ı da sıkıştırıyor.Kıbrıs karışırsa ikmal Toros eteklerinden yapılacağına göre....

      Evangeliklere bilinçli olarak Armegeddon sahnesini mi kuruyorlar, yoksa kader o yönde mi gelişiyor ? Kader bu yönde gelişirken evanjeliklerin desteğini almak için mi Armegeddon propagandaları ?

      Aslında, Şahsi değil, sadece İŞ...

      Sil
  81. Bediüzzaman vefat etmeden önce kendisini Urfaya davet eden talebelerine "şimdi gelsem Türkiye ile Suriyeyi birleştirmek mecburiyetinde kalacağım" demiş.
    Demek ki Turkiye ile Suriye gunun birinde birleşmek zorunda kalacaktır.
    Bunun farkında olan batılılar Türkiyede halk arasında Suriyeli düşmanlığını körüklemektedirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ÖSO, Elbab ile İdlib-e arasına Tel-Abyad üzerinden bir koridor açmak istiyor.Suriyenin Kuzey yarısı TR ile birleşecek. Rusya göz yumuyor,ABD istemiyor. Hatta YPGyi Rakka-dan sonra Menriç-den üzerimize yönlendirecekmiş.ABDnin istediği Musul-Akdeniz petrol koridoru Fırat Kalkanı harekatıyla Afrin-Hatay bölgesinde kesildi,açmaya çalışacaklardır.

      "TR ile Suriyeyi şimdi birleştirmek zorunda kalacağım" sözüyle, "birleştirirsem, Hatay bölgesi şimdiden karışır" demek istemiş de olabilir.

      Şimdilerde Rakkadan sonra taraflar Deyrezzor da toplanıyormuş, yani Karkisa da.Rumlarla savaşacağız ve...

      Sil
    2. karkısada rumlarla değil...
      kürtler le (mervani) abbasoğulları savaşacak. yada pyd ve ışid. şia rivayetlerinde karkısa fırat kenarında bir şehir olarak belirtiliyor.dediğim gibi, barzani güçleri ile ırak hükümetinin bir savaşı olabilir. yada pyd ile ışid. başka bir rivayette süfyaninin karkısada türkler ve rumlarla savaşacağını ve süfyaninin galip geleceğide söylenmiştir.

      yani bizler batılılarla savaşmayacağız. batı ile birlikte süfyani ile savaşacağız ve süfyan galip gelecek. bu savaşı türkiye olarak değilde bölgede yaşayan türkmenlerin yapma ihtimalide var.

      ve bu savaşın ardından süfyaninin kufe de büyük bir katliam yapacağı bildirilmiştir.

      herhalde rakka operasyonunda ypg ve ışid arasında büyük bir savaş ve büyük ölümler olacak. yada deyr ez zorda toplanan ışid ile pyd arasında bir savaş. ondan sonra süfyaninin buradaki hakimiyeti ve türkiye ve amerikanın birlikte müdahalesi. yada referandum yapan barzani ile ırak hükümeti arasındaki büyük savaş.

      Sil
    3. Teşekkürler,Aşağıda Özen Özen de, senin gibi Karkısa-nın Barzani ile Irak Merkezi hükümeti arasındaki savaş olacağını yazmış yani Karkısa, Deyrezzor değil diyor.

      Mustafa da daha önceleri Karkisa-yı Kerkük olarak bahsetmişti.

      Bugün Musuldaki ABD Demokratlarının paralı askerlerin görevleri de bitirildi. ISID etiketi kullanarak "kolayca" işgal ediyorlar, sonra geri çekilerek "kurtarıcılara"(YPGye) teslim ediyorlardı.İşgal eden ABD Demokratları, paralı askerlerin görevine son vererek Bağdata kurtarttıran ABD Cumhuriyetcileri/Pentagon. Demokratların Sahte kara bayraklılar (ISID projesi) dönemi bitirildi.Ruslar bölgeye inmese, medya desteğiyle çok iyi sahnelenen bir tiyatroydu.

      Obama-nın İran + Sahte ISID ile tavşana kaç tazıya tut oyunu, Trump-ın İranla anlaşmayı bozması, ISIDı lağvetmesi artık sahada danışıklı döğüş değil gerçek savaşları göreceğimizi gösteriyor.

      Eğer Trump, Bağdatla petrol boru hatlarının Akdenize bağlanması konusunda anlaştıysa Kerkük-ü de bu hatta bağlamak için Bağdat-ın Barzani ile (referanduma itiraz eden) savaşını destekleyecektir.

      Bu savaşı kazanacak Süfyani hangi devlet? Bağdat-la anlaşan Rumların/ABDnin karşısında, Barzani ile anlaşan Ruslar mı ?

      Karkısa-nın vakti gelmediği için mi tarafları ve yerini tespit edemiyoruz ?


      Sil
  82. Büyükada'da casus toplantısı basıldı. Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşünden isyan çıkarmaya çalışan tertipciler yakalandı.

    YanıtlaSil
  83. Medya'nın günlerdir yoğun bir şekilde sürdürdüğü Suriyelilere yönelik dışlayıcı ve ırkçı yayıncılık, nefret suçuna döndü.
    Sakarya'da Suriyeli hamile bir kadının tecavüze uğradıktan sonra 10 aylık bebeğiyle birlikte öldürüldü.

    YanıtlaSil
  84. http://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/abd-bae-urdun-ve-digerleri-2038840
    Suud’un resmi uleması yıllardan beri İhvan (ve ona bağlı olarak Hamas) hakkında konuşmalar yaparak, fetvalar çıkararak, kitaplar yayınlayarak onların neredeyse kafir olduklarını ve kesinlikle de terörist olduklarını ilan ediyor. Ulemanın bu davranışı yöneticileri de memnun ediyor; çünkü İhvan krallığa ve saltanat sistemine karşı, İslâmî demokrasi istiyor, ümmetin kendi kaderini kendisi belirlesin diyor, her türlü sömürü ve sömürgeciliğe karşı çıkıyor, İslam’ın hayatın bütününde olması için çaba gösteriyor…
    .....
    Birleşik Arap Emirlikleri Arap Baharı'nı boğmak için milyarlarca doları Suudi Arabistan’la birlikte harcamıştır.
    .........
    1948 yılında işgal edilen Filistin topraklarındaki İslamî Hareket Başkan Yardımcısı Şeyh Kemal Hatib, işgal altındaki Kudüs’te evlerin Siyonist yerleşim birimleriyle ilgilenen Siyonist örgüt ve çetelere satılması olayına Birleşik Arap Emirlikleri’nin karıştığını söyledi.
    Filistin İslami Hareketi Lideri Raid Salah da yaptığı açıklamada, BAE’nin Filistin’de gayrimenkul satın alarak, bunları İsrailli yerleşimcilere sattığını söylemişti.
    ........
    Katar krizi sırasında Washington’daki BAE büyükelçisinin İsrail ile olan gizli yazışmalarının sızdırıldığını hatırlatan yetkili, “BAE’nin şu anki görevi, bölgede Batı'nın ve özellikle de İsrail’in güvenliğini tehdit eden her türlü İslami 'tehlikeyle' mücadele etmektir. Geçtiğimiz son 10 yıl içinde BAE, Mali, Somali, Nijerya, Çeçenistan ve Kosova başta olmak üzere birçok ülkede ABD ile birlikte Müslümanları hedef alan büyük çaplı 7 operasyona katıldı” dedi.

    YanıtlaSil
  85. Somali'deki Türk üssüne ilk birlikler ulaştı
    Somali'nin başkenti Mogadisu'daki askeri üssümüze ilk birlik sevkiyatı başladı.
    07 Temmuz 2017 Cuma

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/somalideki-turk-ussune-ilk-birlikler-ulasti-353238.html

    YanıtlaSil
  86. Mısır diktatörü sisi doğu Turkistanlı öğrencileri tutuklayıp Çin'e teslim etti.

    YanıtlaSil
  87. Bir arkadaşımın babası doğuda bir zatı ziyaret eder.
    O zat der ki: Izmirde deprem olacak. Bornovaya kadar su basacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir'de deprem olacak Cabir öldükten kısa süre sonra.

      Sil
    2. Yeni mi daha önceden söylenmiş bir söz mü?

      Sil
    3. Mustafa bey arkadaşınızın babası o zat'ı yakın bir zamanda mı ziyaret etmiş?,bir de o zat bu depremin olacağı tarihle ilgili bir bilgi vermiş mi?Allah'a emanet olun.

      Sil
    4. Sene 1976 da Elazığ da ziyaret etmiş. Şimdi hem o zat hem de arkadaşın babası rahmetlik olmuş. Oradan uzak dur demiş.

      Sil
    5. Uzun zaman olmuş, nedense bu deprem hakkında çok ifşaat var nedense.

      Sil
    6. Seyf kardeşim geçenlerde gördüğüm bir rüya belki ilgini çeker:mürşidimin beldesine gidiyorum orda Nur Muhammed isimli bir hoca vaaz ederken diyorki:Artık bizde Mehdi (a.s ) bekliyoruz ona rabıta ediyoruz.Hayra çıkar inşallah.

      Sil
    7. Aklıma geldi bir rüyada dendiki Türkiyeye 3 bela gelecek o anda harita açıldı gözüme izmir kıpkırmızı oldu güneydoğu kırmızı oldu iç anadolu belli bir yer sarardı.inşallah hayra çıkar

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    9. Mustafa Bey tarih yazmayınca olaya hemen atlayanlar olmuş sanki yeni habermiş gibi. Bunu da hemen cabir maskesi altında Reisi cumhurumuz "Erdoğan" ın ölümüne bağlayanlar çıkmış.

      Milleti zuhurat diyerek aldatmayın mertçe çıkın ortaya ne olduğunuzu bilelim. Hani Erdoğan 2017'de yoktu! Hani iç savaş çıkacaktı! Bakın 15 temmuzun sene-i devriyesindeyiz, zalime ve küffara kinimiz çok keskin!

      Sil
    10. seyyah'ül alem, 12'den vurdun. Çok güzel. Cabir Mehdi'nin bir ünvanıdır. Bu ünvan Mehdi'nindir. Cemaatinin daha doğrusu ehl-i iman ve İslam'ın Süfyan'ın bid'a rejimi ıslah ederek hakimiyetine işaret eder. 15 temmuz son örneği. Bilen bilir hem Mehdi hem de talebesi Kahtani gelip geçtiler. Geriye kala kala Cehcah kaldı. O rivayetlerde Mehdi'nin kumandanı gibi nitelenir. Konstantiniyye'yi feth edecek zattır. Yani Mehdiyet'in hükümranlığının başladığına işaret eder. Erdoğan Beldetün Tayyibetün ile yıldızı parladı. 1414. Ve Fatih’in suları yani denizi geçmesi gibi 5 kez geçti. Köprü ve tünellerle. Yani tekbir ve tehlillerle fetih devam ediyor. Bir husus kaldı. Erdoğan onu yaptığı gün Cehcah unvanının ona ait olduğu kesinleşecek.

      Bütün rivayetlerinde bir ikaz yapılır. Mansur, Cabir, Haris Mehdi’nin hizmetinin başlamasıyla ilgili devirlerin ünvanlarıdır. Mehdi Mansur’dur. Çünkü galip gelir. Cabir’dir askeri ve siyasi hakimiyeti elinde tutan Süfyan'ın bid’a rejmini sona erdirir. Süleyman Tunahan Hazretleri hem Mehdi’nin hem Mesih’in kimliklerinin gizli kalacağını hikmet-i İlahi gereği olduğunu söylemiştir. Ve onun yaşadığı zamanda Mehdi’nin zamanı olduğunu söyler.

      Çok yazdım tekrar hatırlatayım. 1909 ve 1913’ten itibaren mağlup olan Rum (Türk) Mehdi’nin yani Mhehdiyetin desteğinde yeniden galip gelir. Ne zaman? 90 yıl sonra. 1909’dan 90 yıl sonraya işaret şudur: İman ve hayat
      fasıllarındaki zaferlerden sonra hükümranlık zaferleri başlar. Nasıl? Manevi cihad ile. “La ikraha fi didin” ayeti buna ebcedle işaret eder. Ahir zamanın hakimiyeti siyasi ve askeri değil asıl olan manevidir. Mehdi’nin Tevhidi cihana hakim kılması manevidir. Yani gönül ve akılları fetheder Tevhid’i hakim kılar. Manevi cihadla yani iman ve Ku'an hakikatleri ile. Bunun da başlama tarihi 1441’dir. Ki 1456 zirve yılıdır. Yani üçüncü aşamanın başlamasından 20 yıl sonra...... Sembolü ise Ayasofya’dır.

      Bütün arkadaşlara tavsiyem. Rivayetlerin hepsi müteşabihtir. Aksi halde “Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez” hükmüne muhalefet olur. Olunca da ehl-i keşif gördüklerini sembollerle ifade eder. O sembolleri tevil ise mücedditlerin işidir. Şarlatanların ve meczupların değil. Herkes mutlaka 5. Şua’yı iyi okusun. Orada bütün gaybi perdelerinizi kaldıracak bilgiler vardır. 15 Temmuz ehl-i küfre ve dini kullanan şarlatanlara indirilen asrın zaferidir. Bediüzzaman’ın 1371 ihbarının 30 veya 40 yıl sonra veya 70 yıl sonra yani aşama aşama gerçekleşmeye başladığının işaretidir. Anlayana

      Sil
    11. Cabir eceli ile ölmeyecek. Çevresindeki 70 bin kişi ile idam edilecek. Ahir zaman rivayetlerini ve oluşan alametleri iyi inceleyin..Türkiye nin başına Melike geçecektir. Yani bayan başbakan veya başkan olacaktır.

      Sil
    12. Bu iddiaların gaybi kaynaklarını vermelisiniz. Yoksa bu haliyle bir temenni olduğu görünümü arzetmektedir.

      Sil
    13. Mehdi'nin askeri, bak yer yüzünde ne kadar ordunuz varsa toplayıp gelin! Elinizde ne kadar atom bombası varsa üzerimize atın! Ama bu imanlı başlar mabudunuz olan Fetoş Gülen'e ve siyonist yahudiye eğilmeyecek!

      Türkiye'nin başına geçirmeye çalıştığınız kadının kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Ne milletvekili, ne de parti başkanı olmayan melikeniz Akşener ufukta seçim yok iken "Başbakan olacağım" dedi. 15 Temmuzda ona da haddini bildirdik.

      Bu ara ipiniz gevşedi. Efendilerinize HERO mesajları ile selam çaktınız. Kendi ipliğinizi pazara çıkarmaya devam edin.

      Güvendiğiniz asker kılıklı hainlere söyleyin tüm sırlarımızı tağuta faş etsinler! Bizi çok zayıf görsünler ve bize saldırın!

      Kahhar-u Zülcelal Allah'ın kılıncı olan bu millet, size ve tağutunuza Allah namına haddinizi bildirecek!

      Ya Müntakim!

      Sil
    14. Hicretten bin dört yüz (1400) sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say (Haşiye18). O vakit Mehdî-i Emin çıkar ve bütün dünya ile harb eder. Dalalete düşenler (Haşiye19) ve Allah’ın gadabına uğramış olanlar(Haşiye20) ve münafıklar (Haşiye21), İsra ve Mi’raç beldesi olan Kudüs’teki “Meciddun Dağları”nda onun için toplanırlar (Haşiye22). Bütün dünyanın (Haşiye23) ve bütün hilelerin (Haşiye24) melikesi (Haşiye25) de Mehdî’ye karşı çıkar ki onun ismi zaniyedir

      Sil
    15. Abdurrahim Bey, bunların cabirden kastı "diktatör" yoksa sizin gibi ilmi bir tespit değil. Hepsi ortak ağızla reisi cumhura diktatör diyorlar, bunlar hiç tesadüf değil.

      İlk başta sizin yazı dilinizi keskin, kırıcı bulmuştum ama şimdi size hak veriyorum çünkü iç yüzleri açığa çıktı.

      Her kim Ayasofya'yı açarsa selam olsun ona, kaleşnikoflu mehdi bekleyenler o camide gidip 2 rekat namaz dahi kılmazlar. İnşallah aldananlar uyanırlar

      Sil
    16. Kaynağı da neocon uşağı fetoş un uyduruk ruyalaridir ne olacak.

      Sil
    17. Yakup yıldırım.. eğer aradığın yardımı bulamazsan diye yazmak istedim.tasavvufla ilgili kitapları olan bir zat var.Ahmed Hulusi.kendisi şöyle diyor ben şeyh değilim mürşid değilim bana bağlanmayın, verdiğim bilgileri araştırın sorgulayın.taklitçi olmayın tahkikçi olun diyen birisi.kitapları online bedava para istemiyor.biraz okuduğum için bazı kitapları sana yardımcı olabileceğini düşündüm.

      Sil
    18. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    19. Zaniye Clinton, Cabir hastalığı şiddetlenerek ölür şiddetlenmesine sebep düşmanları baba ile baba katili aynı safta;Son Nebi(sav)nin şehit olması gibi. süfyani fetulah ve süfyaninin tayfası, Beklenen ve Beklenenin tayfasını gorunce hükmü o zaman bilecekler. Mansur tayfası... Abdülaziz 15 yıl yönetmişti. bahceliyi iyi göstermek için kadın ve kötü biri karşısına çıkarıldı. Düşünülmesi gereken şu; Abdulaziz'den sonra kısa süre de olsa mason biri padişah olmuştu.bahçeli veya gül mason mu?

      Sil
    20. Mehdi'nin başı miğferli eli silahlı askerine nottur:
      1*Ahir zamanın meşhur olmuş rivayetlerde belirtilen ahvali dışında daha önemli bazı gerçekler var. Herkesin aklı siyasetin tepesinde olduğundan genişe tabana bakmaz, anlamaz. Bir hadis-i şerifte “Ahir zamanda kadınlar taifesinde hakaik-i imaniye ziyade inkişaf edecek. O zaman dalalet tehlikelerinden bir derece mahfuz kalacaktır” Bediüzzaman Hanımlar Rehberi’nde “Seciye-i fıtriye olan şefkat kahramanlığı bozulmamış. Bu seciye-i fıtri, ehl-i İslam’da ahir zamanda büyük bir hizmet ve hayat-ı içtimaiyede (sosyal hayatta) İslamiyet dairesinde bir esas olacağına o gibi hadis-i şerifler işarete edip remzen haber veriyorlar” der.

      Buna benzeyen Risalelerde çok önemli bahisler var. Bir tanesi de Risale-i Nur’un makbuliyetine ait bir rüya ile ilgili olan Kastamonu Lahikasın’daki bölümde kadınların büyük, siyasi değil, dini fütuhata sebep olacaklarını uzun uzun anlatır. Bunun semeresini dini hayatın ihyasını dışında örnek olarak 15 Temmuz kutlamalarında bütün meydanları dolduran başörtülü hanımların çokluğu gibi dikkatinizi çekti mi? Bu ne demek? Ya onların o başörtüsü davasında Şule Yüksel Şenler Hanımefendi’nin dediği gibi “Bu davamızda erkekler (başı miğferli eli silahlı bilmem kimin askeri) bizi yalnız bıraktı” hakikati. Ama o şefkat hanımları cihad-ı manevi ile mücadele ettiler ve 90 yıl sonra o yasağı kaldırdılar. Nasıl mı? Hz. Davud'un demiri eritmesi gibi silahları eriterek.

      Kastamonu Lahikasın’da tevili yapılan Sikke-i tasdik-i Gaybi’de yer alan Katip Osman’ın o rüyasının ne manaya geldiği ise işari de olsa zuhur etmiştir. İman faslı kadar çok ama çok önemli olmasa da hem sosyal hayatta hem de siyasi hayatta. Bir hatırlatma. Kur’an ebcedi hesapla 1417 tarihinde Tağuti 28 Şubat hareketine işaret eder. Katip Osman rüyasında ne görür? Minbere gökten inen bir kadından söz edilir. Mahrem (gizli) lahikaları okuduktan sonra “"Evet, Hazret-i Kur’ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer’iyesince amel ederseniz yakayı kurtarırsınız. Eğer Kur’ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer’iyesine riayet etmezseniz, hepiniz mahv ü perişan olacaksınız" der. Bediüzzaman Kastamonu Lahikası’nda bunun Risale-i Nur’un makbuliyetine ve bir manada 3. Faslına başlangıcına işaret eder. Şöyle diyor Bediüzzamam: “Kâtip Osman’ın hakikatli rüyası, elhak, büyük bir hakikate işaret veriyor; çok mübarek ve müjdelidir. Rüşdü’nün rüyasında, Peygamberimizin (a.s.m.) emriyle Hazret-i Sıddık (r.a.) minberde Yirmi Dokuzuncu Sözü hutbesinde göstermesi gibi, o gökten inen hûrîye de lâhikayı hutbe olarak okuması, Risale-i Nur’un makbuliyetine güzel bir işarettir.” Yani makbuliyet o zaman başlar.

      Sil
    21. 2 Aslında o huriyenin temsil ettiği mesajda ittihadın önemi gerekliliğine işaret var. Rahmetli Ömer Lütfü Mete 2002 sonrası yazdığı yazının başlığı “Ampulü türban yaktı” idi. Aslında Nur Suresi’nin 35. Ayetine zımni işaret var.
      Şimdi tekrar 15 Temmuz kutlamalarına dönelim. İstanbul ve Ankara’daki kutlamalara bir kadın, “cesur yürek” lakaplı bir kadın da katılır. Ve o kadın 3 gün sonra 28 Şubat davasına girer ve "İlk defa buraya gelmiyorum. Daha önce çağırdığınızda geldim ve 'bu bir darbedir' dedim." Şeklinde konuşarak şu mesajları verir: "Yine aynı şeyleri ifade etmek zorundayım, 28 Şubat bir darbedir. Belki alışılagelmiş bir darbe değildir, post-modern bir darbedir, bu bir süreçtir, kesit değil ve bir koalisyon eliyle icra edilmiştir. Bu koalisyonun içerisinde çeşitli toplum kitleleri vardır, kimi medya, kimi TSK mensupları, kimi yargı üyeleri, kimi sendikalar, kimi sivil toplum örgütleri ve kimi dış odaklar vardır. Hükümeti düşürmeye yönelik bir plan çerçevesinde korku, baskı ve şiddetle hükümeti yok etmeye yönelik bir harekettir. Türk tarihinin hafızasında, bilincinde çok eski bir fotoğraf mevcuttur. O fotoğraf bir hançer gibi herkesin hafızasında saklıdır, siyasetçilerin de hafızasında saklıdır. İpe giden bir Başbakanın hüzünlü bakışının fotoğrafıdır o. Bu fotoğraf tüm topluma dehşet saçmıştır, 28 Şubat bu dehşet refleksinin üzerine inşa edilmiştir. Milletin çoğunluğunun meclise yolladığı 293 milletvekilinin sayısı azınlığa, 243'e indirilmiştir. Bu plan ve amaç çerçevesinde bu yapılmıştır. Tankla, tüfekle meclise girip milletvekillerinin elinin kelepçelenmesiyle, bunun yapılmasının sonucu arasında fark yoktur. Milletvekillerinin kalplerine, iradelerine kelepçe vurulmuştur ve bir başka iradeye teslim olmaları sağlanmıştır.”

      Sil
    22. 3*Refahyol hükümeti kurulurken büyük baskı gördüklerini söyleyen Çiller, "Bu partiyi iktidara getirmeyin' dendi. RP'yi iktidara getiren DYP değil, milletti, ama DYP hedef seçilmişti. Bu hükümetin kuruluşunu, ülkenin bölünmüşlüğünü gidermede önemli bir fırsat gördüm, ama bu fırsat kaçırıldı" dedi.

      Bundan tam tamına 20 yıl öncesinin hesabı görülüyor şimdi. Ne olmuştu? Tağuti 28 Şubat’ı kaosu sonucu Risalelerdeki tasnifle demokrat(DYP)-Refah (milletçi) partilerin hükümeti çekildi. 20 yıl sonra ise bir yıl önce milletin destansı galibiyetiyle biten 15 Temmuz darbe teşebbüsünün zafer kutlamaları yapıldı. 20 yıl önce darbeyle devrilen hükümetin köken olarak siyasi partileri bu kez hem 28 Şubat’a hem de 15 temmuz’a galebenin zaferini kutladı. Yani o rüyada Katip Osman 4 top helva görür, ikisini (DYP-Refah) kendisi diğeri ikisini iki arkadaşına verir. Yani bu ülkede 4 siyasi görüşe atıf var. Demokratlar ve milletçiler o tarihte birleşti. Yani O gökten inen huriye misali kadının tavsiyesine yani ittihada uyuldu. Ve 72 ay sürecek Beyda Savaşı’nın müteşabih rivayeti gerçek olur. 2003 yeni bir devir başlar. 1997 yılında Siyonist-neocon menşeli darbe ile iktidardan indirilenler birleşir ve yalnız ülkenin değil ilerde alem-i İslam’ın Çin seddinden ta Atlantiğe kadar olan coğrafyada istiklaline vesile olacakları adımı atarlar. Bunun neticesi geniş dairede çok yakında bir zamanda görülecek.

      O huriye misüllü kadın Türk siyaset tarihinde hiç kimsenin söylemediği bir sözü vardı. "Deccal" tabirini kullanan ilk başbakan oldu. Tabi rüyanın kişileri değil işaret ettiği zamana ait mana çok önemlidir. Çünkü bu şahsı değil umumun meselesi, O zaman sonradan Gülen şebekesinin piyasa sürdüğü bir hanım siyasetçi daha vardı. Neydi onun adı. Şu günlerde FETÖ’nün yardımı ve yönetimiyle Milliyetçi partiyi kaosa sürükleyeceğini sanan ve aldanan kadın. O neyi temsil ediyor? Ya önceliği ne “Laiklik de laikli.” diyerek yeni partisinin önceliği bu olacağını ilan ediyor. Pansilvanya’dan Tel-Aviv’e Telaviv’den Berlin’e, oradan Paris ve Londra’ya kadar kimler rahat nefes aldı? (Aslında nefes değil hava alıyorlar da farkında değiller) 20 yıl sonra gelinen nokta bu. Çift olukların birinden bir hanımın diğerinden diğer bir hanımın defter-i amelinin neticeleri ortaya çıktı.

      Sil
    23. 4* Ahir zaman hizmetinin siyasi ve askeri olmadığı, manevi cihad esaslı Kur’an ve iman hakikatleriyle küfr-ü mutlaka yani ilim ve ispatla akıl ve kalplerden ve rejimlerden deccaliyeti yok etmektir. Şefkat kahramanı hanımlarla mesleği şefkat olan Mhediyet’in zaferi böyle gelir. Bunun sonucu Mehdiyet-İseviyet’in cemaatleri tevhidi dünyaya hakim de kılar, inşaAllah. Ki bu manevi cihadın hem batıda hem doğuda emareleri görülüyor. Esas manevi fütuhatın madde tesiri ise İsrail’in diş ve tırnaklarının sökülmesi sonrasıdır. Yani ……

      Onun için ahir zamanın kahramanları başörtüsü davasını 90 yıl sonra binbir kahır çekerek kadınlar kazandı. Bir hususu daha belirteyim. Hz. Peygamberin müjdeleri ile bitireyim. Şefkat kahramanlarının fütuhatına bakar. İnsan kanı dökeceklere karşı kimin zafer kazanacağını. Hanımlar Rehberi’Nde Bediüzzaman müjdeliyor:
      “Bazı ehadîs-i şerife ile işaret var ki: “Âhir zamanda kadınlar taifesinde hakaik-i imaniye ziyade inkişaf edecek. O zamanın dalalet tehlikelerinden bir derece mahfuz kalacaktır.” Bir hadîs-i şerif ferman eder ki: عَلَيْكُمْ بِدٖينِ الْعَجَائِزِ Yani “Âhir zamanda ihtiyar kadınların dinlerine iktida ediniz.” Demek, şefkat kahramanları olan kadınlar, o seciye-i şefkatten çıkan samimiyet ve ihlas ile o zamanın riyakârane dalalet tehlikelerinden kurtulmaya vesile olur. İslâmiyet’ini muhafaza ederler.Hem bir hadîs-i şerif ferman ediyor ki: اَبِى الْبَنَاتِ مَرْزُوقٌ Yani “Kızların babasının rızkına bereket düşer.” Demek, kız çocukları âhir zamanda çoğalır. Hem mübarek ve rızıkları bereketli olur.Ben çok zaman evvel bu nevi hadîslerin sırrını bilmiyordum. Cenab-ı Hakk’a şükür ki bu âhirde bir derece o sırrı anladım.”

      Siz de anladınız mı? Yani siyonist-neocon-FETÖ'nün maddi havadan sonra manevi havaları üfürmek istediği (yani zihinlere iblis gibi vesvese üfürmek istediği) yutturmacı laflarla fitneci hanımları bizim hanımlardan tefrik etmek lazım.

      Sil
    24. Yakub Yıldırım kardeşim e-mail adresi vb yazarsan yardımcı olmaya çalışayım inşallah.

      Sil
    25. Allah sizden de razı olsun.belki size yardım eden manevi anlamda görevli veliler vardır ama siz farkında değilsinizdir.ben sakarya seyfin yazdıklarını az çok hatırladığım için, Ahmed hulusinin bahsettikleri ile benzerlikler gördüm tasavvuf anlamında.sonuçta tasavvufun konusu aynı değişen bişey yok.
      Siz benden daha iyi biliyorsunuzdur tabi ama "kendini beden sanmak" tan kurtulmak yani soyut hissetmeniz iyi birşey değilmi.sonuçta tasavvufun amaçlarından birisi bu.

      Anladığım kadarıyla siz mülhime nefs te olabilirsiniz.bu mertebeye tehlikeli demiş tasavvuf büyükleri ve burada ayak kaymaları olabilir denmiş hep.

      Şurada bu konudan biraz bahsediyor anlatıyor neden tehlikeli olduğunu.
      Belki daha kapsamlı anlatmıştır kitaplarında ama ben bunu bulabildim.
      http://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/kendini-tani/nefs-mertebeleri-klasik-anlatimla

      Sil
    26. Birde herkes için bir dua önerisi.zikirden önce veya normal günlük yaşantımızda cinlerin tesirinden kurtulmak için bir dua.sonuçta hepimiz gördük cinler insanları saptırıyorlar doğru yoldan, kimisi kendini mehdi sanıyor kimisi mesih oluyor ya da başka şekilde kendini önemli biri sandırıyor.veya türlü türlü saptırıyor.Sad 41, Mu'minun 97-98 ve Saffat 7 ayetlerinden oluşan dua, göndereceğim linkte yazının sonunda.
      http://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/ruh-insan-cin/korunmak-icin-ne-yapmali

      Sil
    27. Mesala ben o yazdığım korunma duasını denedim ve bende aşırı bir uyku, halsizlik meydana ve vücudumda uyuşma meydana geldi geldi. Ayrıca eğer tasavvufa girmek hakikati öğrenmek ve yaşamak isteyenler varsa diye zikir ve duaların olduğu bir link paylaşmak istedim.yazı bitince sayfanın altından sonraki butonuna basıp diğer sayfaya geçebilirsiniz.bir tavsiye bir önceki yorumumda yazdığım korunma duasınıda yapınız zikirlerden önce.
      http://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/dua-ve-zikir/ozel-zikir-onerilerimiz/nur-02

      Sil
    28. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    29. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  88. Arkadaşlar 25 eylül tarihini bekleyin 25 temmuzda ırakta referandum için referandum var ırakta bağımsız kürt devleti kurmak için bu referandumun ardından ALlahu alem 3.dunya savasi başlayacaktır barzani ve ırak devleti arasında ve bu savaş hadislerde geçen karkısa savasıdır

    YanıtlaSil
  89. Sakarya sayf cabir kim acaba

    YanıtlaSil
  90. Sakarya Seyf27 Aralık 2014 03:45
    Nazım Efendi doğru söylüyor o bilgi vesilesiyle tekbir ile güneşten kaynaklanan sebeple teknoloji bitecek.Teknoloji üstü donemin gelmesiyle borun değeri fazlaca olacak.Bor ile insan yapısı arasında olumlu bağ var, petrol gibi değil.

    Olabilir mi acaba;
    http://www.haber7.com/uzay/haber/2376834-nasadan-aciklama-patlarsa-dunya

    YanıtlaSil
  91. Allahü alem gökten nida gelmesi bu muharrem ayında olabilir.

    YanıtlaSil
  92. 1*Maun Suresi’nin 4. ayetinde “Yazıklar olsun o namaz kılanlara” buyrulur. İki ayet sonra ise “Yaptıklarını gösteriş için yaparlar”. Burada riyakarlığa iki yüzlülüğü kınama var. Riyanın bir anlamı da insanlara kendisinde övgüye değer bazı özellikler bulunduğunu gösterip onların sevgisine kazanma eğilimi olarak da tarif edilir. Bu hal dini kullanarak dünyevi menfaat ve makam kazananlarda çok görülür. Böylelerini bu hallere düşmesinin bir çok sebebi var.

    Bediüzzaman Mu’cizat-ı Kur’aniyye Risalesinin sonunda mutlak hakikatin, sınırlı bir bakışla ihata edilemeyeceğini belirtir. Kur’an’dan ders alınmasına rağmen, hakikatin bütününe, cüz’i zihinle vakıf olunamayacağını belirtir. Dar bir bakışla hakikatin biri iki yönünü görüp onunla meşgul olunmasına yol açar. Ve ona bağlı kalınması neticesinde ifrat ve tefrit içinde kalarak hakikatin dengesinin ihlal edilip uyumun bozulduğunu anlatır. Bu gibi hallerde hakikatin rengi değişir. Hakikatin asıl rengini görmek için bu kez tevilleri ve zorlamalara mecbur kalınır. Hatta bazen hakikati veya Allah’ın sıfatlarını inkara kadar iş vardırılır. İmanın rükünleri hakkında ilm-i kelam alimlerinin de Kur’an öğrencisi olmalarına ve onlarca cilt kitap yazmalarına rağmen Mutezile gibi aklı nakle tercih ettiklerinden Kur’an’ın 10 ayeti kadar açık bir ifade ile kat’i ispat ve ikna edemiyorlar. Peki bunun neticesi ne olur? Bediüzzaman’ın Gülen ve benzerleri ile ehl-i tarike, Süleymancılara ve Nur talebelerini dillerini dolayan şöhret ve makam delisi bazı zoptiriklerin ve Mu’tezile çarpıklarının halini şöyye açıklıyor:

    “Hem şu sırdandır ki, bâtın-ı umûra gidip, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ etmeyerek, meşhudâtına (görünenlere) itimad ederek yarı yoldan dönen ve bir cemaatin riyâsetine geçip bir fırka teşkil eden fıràk-ı dâllenin (sapık fırkaların) bütün imamları hakàikın tenâsübünü (uygunluğunu), muvâzenesini (denkliliğini) muhâfaza edemediğindendir ki, böyle, bid’aya, dalâlete düşüp, bir cemaat-i beşeriyeyi yanlış yola sevk etmişler.”

    YanıtlaSil
  93. 2* Yani mesele biraz karmaşık. Hak yolunun yolcusu ve öğrencisinin dar görüşle hakikatin bütününü kavrayamayacağı açıktır. Böyle olunca sapıklığın ortaya çıkmasını netice veriyor. Biraz konu ağır oldu ama günümüzde bid’aların had safhaya ulaştığı bir zamanda FETÖ’nün hem Kur’an’a hem sünnete taban tabana zıt bir hale girerek adeta hem önce Süfyan’ın hem de sonra küresel deccaliyetin maşası olmasının bir izahı olması lazımdır. İşin ilginç yönü deccale severek tabi olup onunla mücadele edecek zatın kendisini olduğunu sanması kadar absurd bir hal ancak onda görünür.Çünkü işini içine enaniyet, şöhret perestlik, maddi-manevi makam hırsı girince Türkiye’yi büyük bir felaketin eşiğine getirdiler. Hıfz-ı İlahi olmasaydı ülke parçalanmanın kaosunu sürüklenecekti.

    Şimdi Risale-i Nur’un dile getirdiği prensiplerden biri de “Cenab-ı Allah’ın rızası ihlas ile kazanılır, kesret-i etba (çok taraftar) ile ve fazla muvaffakiyetle değildir” ve “Hubb-u cahtan (makam sevgisinden) gelen şöhretperestlik saikasıyla ve şan ve şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi (herkesin sevgisini) kazanmak, nazar-ı dikkati kendine celb etmekle enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye bir makam vermektir ki, en mühim bir maraz-ı ruhî ( ruhi maraz) olduğu gibi, "şirk-i hafî" tabir edilen riyâkârlığa, hodfuruşluğa kapı açar, ihlâsı zedeler.” (Lem’alar)

    İşte Kur’an ve sünnete bağlılığın ölçüsünü bilememek ayrıca şeytandan ve nefisten gelen aşağılık arzular insanı şaşırtıyor. Adam bir sinek kadar hükmü varken enaniyet ve manevi makam hırsıyla bir anda kendini dev aynasından görmesi sonucu tavus kuşu olduğunu sanıyor. Yani fasık ve münafık iken ahir zaman kurtarıcısı imam olduğunu sanıyor. Bu nefsin ve şeytanın aldatmasıdır. Basit bir vaiz iken kendini din literatüründe olmayan kainat imamlığına soyunuyor. Çevresi ise ona genel bir yakıştırma hastalığı olan Mehdi makamını uygun buluyor. Gerçi Gülen 1997 yılında Mehdiyet’in ikinci faslını açık açık gerçekleştireceklerini ve her yere gireceklerini üstüne üstlük bunun da aracının para-mektep-din olduğun söylüyordu. Bundan başka açıklar da veriyordu. Adam kendini binbir dini makamın adayı görüyordu. İttihad-ı İslam’ı savunacağı yerde kalkıp Türki devletleri batıya entegre edeceğini söylüyordu.

    YanıtlaSil
  94. 3*Bu sözü dahi onun Sovyet sonrası Ortaasya’ya göz diken CIA ve MOSSAD’ın etki alanına girdiğini gösteriyordu. Bunu da, para-din-mekteple yapacaktı. İyi de ona bu imkanı kim sağlıyor? Siyonist ve emperyalist istihbarat örgütleri. Peki onu buna yönlendiren kim? Bizdeki dinsizlik komitesinin kollarından gladio. Yani Süfyan komitesi hazırlayıp büyük deccale pazarlanmış biri olduğu seneler sonra anlaşılacaktı. Ama özellikle 1990 sonrası o kaoslu dönemde onu ancak ve ancak bir grup siyasi Milli Görüş ile Nur talebeleri maskesini indirecekti. İndirdi ama bugün 28 Şubat şakşakçıları ve halkçı yanlıları onu “ağalayan adam”, “Müslüman rahip” sıfatlarıyla niteleyip, Ecevitle aşna fişna olmasına alkış tutuyorlardı. Sayfa sayfa röportajlarını yayınlıyorlardı. Ya Türk istihbaratı? O gün Gülen’i teşhis edemeyen 15 Temmuz’u da önceden ön göremeyecekti. Çünkü istibaratımız ABD kurup yönlendiriyordu.

    1980 sonrası ABD, yerli gladyoydan çalışacağı sivil ve dini bir cemaat araştırır. CIA Türkiye Şefi Paul Henze ve Gladio hemen Gülen’i teklif ediyorlar. Mahiyeti henüz belli olmayan 1980-86’daki bir hazırlık sonrası ABD, Özal’a Gülen cemaati ile çalışmasını teklif ediliyor. Özal büyük bir milliyetperverlik ve vatanperverlik çerçevesinde o cemaati denetim altında tutabileceğini düşünerek işbirliği yapıyor. Ancak bu uzun sürmüyor. Özal’ın Köşke çıkması ve diğer sebepler özellikle cemaatin bukalemun özelliğiyle taraf değiştirmesi işbirliği yarıda kalıyor. Lakin örgüt o dönem devlete sızmaya hız kazanarak yayılma ve genişlemeye derinden devam ediyor. O dönemde Türki devletlerin istiklaline kavuşması sonrası cemaat oraya da yönlendiriliyor. Özellikle İsrail’in buna olan iştiyakı hayret edilecek derecede. Ve CIA-MOSSAD ajanları mektepler vasıtasiyle öğretmen kılığında Türki devletlere sızıyor. Bu arada emniyet-askeriye-yargıya dershaneler üzerinden geniş çaplı bir sızma oluyor. Aynı dönemde İsrail’in müesses nizamının Türkiye üzeniden planlarını adeta maşası oluyor. İsrail’in Yinon Planı gereğince yayılabilmesi için iki kilit ülke Ürdün ve Türkiye’nin büyük yardımlarına ihtiyaç var. Önce askeriye sonra Gülen cemaati ile bu ihtiyaç gideriliyor. Ve 28 Şubat darbesi geliyor. Burada önemli husus. 1993-1997 arasında cemaatin finansla iş dünyasına girmesi, banka kurması çok insanın gözünden kaçıyor. Gülen’in şirin görüp şirin görünme politikası şaşkın ördek durumundaki kamuoyunu rahatlıkla etkiliyor. Hele açılan medya kuruluşlarıyla başarı bir göz boyama operasyonu başarıya ulaşıyor.

    YanıtlaSil
  95. 4* Öyle ki 1990’larda merkez gazeteleri Gülen’i el üstünde tutuyor. Seküler ve din düşmanı çevrelerde dini kuruluş ve partiler çatışmacı olarak nitelenirken, Gülen uzlaşmacı olarak alkışlanıp baş tacı ediliyordu. Türban teferruat, diyordu. Hoşgörü, diyordu, Bu da ona uzlaşmacı hoşgörücü sıfatına layık gördürüyordu. Hele bir yazar onun için ABD’de görülen preacherlere benzetmiyor mu, yeme de yeme de yanında yat. Eh cennete girebilmek için kıtmir (Ashab-ı Kehf’in köpeği) olmayı göze alan biri için bu ne büyük şerefti (!). Kıtmirlikten Müslüman rahipliği terfi ediyordu

    Art arda iki ABD gezisi sonrası Gülen “Dünya gemisinin kaptanı ABD’dir ABD’siz hiçbir şey yapılamaz” derken bu sözleri herkes aval aval okudu ama ne demek istediği anlaşılamadı. Adam çıkmış İstanbul Fethi’ni küçümsüyor. Ses yok. Nurcu Süleymancının ruhuna azap veriyormuş ve bu sebeple o dini cemaatleri bölücü olarak niteliyor. Ses yok. Refahyol hükümetine cephe alıp istifaya çağırıyor. Yani fasık ve münafık cephesine gülücükler göndererek zemin hazırlıyordu. Aklı sıra nüfuz elde ediyordu. Sayısal çoğunlukla ve bol muvaffakiyetlerle Allah'ın rızasını kazanacağını sanıp kurtarıcı olacaktı. Ve bütün bunlardan önce 1990 yılının başında Risale-i Nur’u tahrif için sadeleştirerek basıma vermek istemesi üzerine Nur cemaati cephe alıyor. Tuzağına düşürdüğü avamdan Nurcu yandaşlarını ürkütmemek için bundan vaz geçmiyor erteliyor. Ve üstüne üstlük Nur cemaati lideri sıfatını medya aracılığıyla pompalıyordu. Nurcu yazarlar 28 Şubat’taki tutumu için Cibal-i Baba benzetmesi yaparken ehl-i iman ve İslam eşeddü zulüm olan 28 Şubat baskısının zirveye ulaştığı bir zamanda kınamaktan başka bir şey yapamıyordu.

    Derken bir operasyonla Gülen 1999’da iki emniyet mensubunun korumasında ABD’ye yerleşiyordu. Ve ip orada kopuyor. Artık Gülen tam bir ifsad komitesinin başı olmak için son evresine giriyordu. İşe önce Nur cemaati lideri yutturması, sonra hizmet, sonra sevil toplum kuruluşu derken iblis taifesinin son şövalyesi oluyordu.

    YanıtlaSil
  96. 5* Şimdi moda Ak Parti’ye Özal’ı, Tansu’yu, Ecevit’e destekleyip yandaş görümü altında aldatan Gülen’in niçin teşhis edilemediğini ve maskesinin indirilemediğini söyleyip duruyor. Ve Gülen’in Ak Parti’nin değil önce derin odakların sonra dış odakların adamı olduğu gerçeğini niçin genel olarak anlayamadık. Bunun sebebi, Müslüman’ı baş tehlike olarak gören resmi ideoloji ve onun istihbaratıdır. Birkaç gün önce emniyetin önemli isimlerinden Hanefi avcı Türk istihbaratının zaaflarına dikkat çekti. 1960’ların ikinci yarısında başlayan sol ve marksist öğrenci hareketlerinin iyi okunamadığı için 1970’lerde Türkiye’nin başına bela olduğunu. Aynı durumun 1980 başında PKK’nın ortaya çıkışının da. 1990’larda Gülen’in devlete sızmasının da aynı gerçeğin yani hadiseleri okuyamamanın neticesi olduğunu vurguladı. Ama özellikle vurguladı. Ve FETÖ hadisesinin bunun son teyidi olduğunu belirtti. Böyle isihbarat zaafı olan bir ülkenin 15 Temmuz’u önceden öngörmemesini normal buluyor. Halbuki istihbarat bir ülkenin gözü ve kulağıdır. Gelen tehlikeleri öngörüp ilgilileri uyarıp önleyen kurumlardır. Ama bizde istihbarat diye bir kavram yoktu. Türk güvenlik güçlerinin tek görevi 50 yıl mürteci avı olunca, adama böyle takarlar. Hem solcular, hem Marksistler, hem deccal maşası müfsid sözde dindarlar. Koskoca TSK’da Gülen örgütleniyor, ama bazı şüpheler varmış ama istihbarat yokmuş . Olmayınca da darbe teşebbüsü olunca herkes uyanıyor. Bunun sorumlu kimdir. Kendi halkını mürteci diye göre Lozan zihniyetinin ayıbıdır. Zamanın Başbakanı muhtırayı yiyince şunu söylemişti: “Kongo’dan haber getiriyorlardı ama Ankar’dan (yani başucundan) tek bir istihbarat vermiyorlardrı” Askeri vesayet ve Kemalist vesayetin sonu budur işte.

    Gülen, 1995’te ABD’ye giderek vardığı mutabakat üzerine 1999’da ABD’ye yerleştikten sonra, neocon-siyonist istihbaratın maşası haline geliyor. Kur’an eğitimi almış ama hakikatlere enfüsi ve enaniyetinin esiri olarak bakıp manevi kurtarıcı olacağı iddiasıyla siyasi ve sosyal hayata nizamat vereceğini sanırken bir maşa, bir nevi aldatan deccalin hükmüne tabi işlere girmesi gafletin eseridir. Şu anda girin You Tube. Orada din maskeli bir takım soytarılar Süleymancılara ve Nurculara çatarken, şeyh etiketli bazı hocalar da siyasi ahkam kesiyor. Onlar da bu hakikatin kurbanları. Halbuki mesele çok basit 10 kadar ayetin anlattığı ve ispat ettiği hakikatler kadar, ciltler dolusu yazıları ve saatler süren sohbetleri ile Kur’an’ın mutlak hakikatini ispat ve izah edemiyorlar. Niçin? Bütün enbiya ve mürselinin Allah’a sığındığı bir fitne zamanında olduğumuzun idrak edilememesinden.

    YanıtlaSil
  97. 6* Bunu önlemenin tek yolu ise Kur’an’ın hem lafzındaki hem de manasındaki mucizeleri bulup anlamaktır. Kur’an 40 sosyal tabakaya hitap ediyor. Her bir tabakaya ayrı hitabı mucizevi olmasından ve onların kavrama yeteneğine göre iken bizde bu hakikat bilinemiyor. Bunun da ahir zamanın bir cilvesi olduğu unutulmamalı. Süleyman Tuna Hazretleri yaşadığı zamanın Mehdi’nin zamanı, Mesih zamanı olduğunu söylüyor. Bediüzzaman yazdığı eserin bir asır sonraki fütühata vesile olacağını belirtiyor. Ve Mehdi’nin hizmetini ehl-i iman ve İslam’ın ittifakı ayrıca Al-i Beyt ve Al-i İbrahim’in sayıları milyonları bulan taraftarlarının devreye girmesiyle İslam Alemi çapında ittihadın olacağını belirtiyor. Ama bizim mübtediler kalkıp şu Mehdi bu Cabir, diyor da küfr-ü mutlakın (decaliyetin) tesirini kıracak hiçbir eylemi olmuyor. Armut piş ağzıma düş olacağını sanıyor. Siz çalışmaz ve zemin hazırlamazsanız Mehdi yani Mehdiyet yani şahs-ı manevi nasıl hükmedecek. Biri gelecek bizi kurtaracakmış. Küfr-ü mutlakın bütün alanlarda hükmettiği bir zamanda gelecek Mehdi tek başına ne yapar?. Hemen vahşi hislerle ayaklanıyor. Ordular kuruluyor, savaşlar yapılıyor. Şam’dan Mekke’den çıkış başlıyor, ama burnunun dibindeki Süfyan ve komitesinin kurduğu bid’a rejimini tıpkı tufeyli astronomların gökte yıldız ararken önündeki çukuru görmeyip içine düşmesi gibi haller ortaya çıkıyor. Çıkınca da bir hoca efendi müsveddesinin ortalığı kasıp kavurması bir nevi kaderin cezası oluyor.

    Hadiselerin merkezinden kendimizi görenlere bir hatırlatma yapayım. Türkler İslam’ın kılıcı iken alem-i İslam’ı temsilden istifa ediyor 1924, sona dinden istifa ediyor 1928. Peki hüküm sonra kime geçer. Halifetullah’a. O ise Bediüzazman’ın 2/256 ayetinin belirtiği gibi Kur’an’ın işaratına bakarak aynı yıl söylediği bir husus açığa çıkar. Manevi cihad. Artık siyasi ve askeri yani devlet gücüyle cihad tarihe karşıtı. Manevi cihad ise iman ve Kur’an hakikatlerini öğrenilmesi, ilimle ispat edilmesi kısaca kılıcın yerine kalemin alması. Yani Horasan'dan 5 bayrak (tarihteki 5 büyük Müslüman Türk devleti) gelir ve hakimiyeti Mehdiye devreder rivayeti tecelli eder.

    YanıtlaSil
  98. 7*Adam şeyh, medeti Bayan Clinton’ın başa geçeceğinin keşfiyle açıklıyor. Böyle şeyhe böyle cemaat olur. Ve Bayan Clinton ve ekibinden hissemize düşen ise bir başka hoca efendinin siyonist-neocon cemaat adına darbeye kalkışması olur.

    'İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım? '(A’râf 155) (Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?/Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!/ Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! /'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!” Bu mısralar 1913 Bab-ı Ali darbesiyle hükümetin mason-ittihatçılara geçtiği yıl yazılıyor.

    Ve diyor ki: (Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm /Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm?/Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık; /Bir uykuya daldık ki: cehennemde (deccaliyette) uyandık)

    Akif’in bu feryadına Millet bir asır sonra cevap verdi: Rüştünü ispat ederek. 7 düvele değil 70 düvele meydan okuyarak. Ve onu mağlup ve perişan ederek. Silahla değil göğsündeki imanla. Yani şahs-ı manevinin gücü ile. Yani beklenen gelmiş ve gitmiş. Öyle olmasa şahs-ı manevi zafer destanını nasıl yazardı. Kimi Cabir, Mensur, Mehdi diye lak lak eder, kimi ise takt tak diye icraat yapar. Ayet: “Bilenle bilmeyen bir olur mu?”.

    Olmaz tabi. Halifetullah yolu açmış. Ehl-i iman ve İslam'ın hakiki cemaatleri ittihad etmiş. İnanın bütün enbiya ve evliya ve asfiya alem-i berzahta alkışlarla ortalığı inletiyor. Acaba bu alkışları duyan veya hissetden var mi?

    Gülen soytarısı son zervasında Erdoğan'a çok kızmış. Yüzüne tükürürmüş. Bre münafık-ı ekber bu millet senin yüzüne tükürmekle kalmadı bütün pisliklerin kanalizasyona atmış. Sen orada cardonlarla boğuş otur. Nur kervanı hedefe gidiyor. Kainat imamlığından kanalizasyon imamlığına düşen hali budur. Bu oyun çok tekerrü etti tarih boyunca. Niçin. Hiç ibret alınsa tekerrür eder miydi?


    YanıtlaSil
  99. m.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/bu-gidis-nereye-19773.html

    Şimdi sıkı durun! Çok daha farklı bir iddiada bulunacağım. Bunu kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin, kıyamet teolojisi üzerinden birtakım komplolara hazır olun. Mehdi, Mesih, Deccal, Melheme-i Kübra, Armegedon’a yani yeni bir dünya savaşına hazır olun..

    Asıl demem şu ki, büyük fitneye hazır olun! “Amerikano bir Mehdi” her an zuhur edebilir.. Yani bir Şii-Sünni çatışmasına hazır olun.. Şii, Sünni ve Selefi savaşı!

    Gelecek “Amerikano Mehdi”, “Arap asıllı bir Türk” olacaktı! Bu senaryo değişmiş de olabilir elbette. Ama Mehdi’nin harekat güzergahı Mekke-i Mükerreme, Kudüs, Şam, Hatay ve İstanbul.

    Bu bugünden yarına olacak bir olay değil. Hac mevsimini beklemek gerekecek.. Yani 30 Ağustos.

    FETÖ’ye de gün doğdu.. 15 Temmuz ve ardından Askeri Şûra sonrası yeni askeri komuta kademeleri için kritik bir tarih.. Görelim Mevlam neyler.. Gün doğmadan neler doğar.. Mekerallahu! Birileri karanlık senaryolar peşinde..

    YanıtlaSil
  100. Mehdi'nin askeri ve Sakarya Seyf. Siz necisiniz amacınız ne. Cabir diye Reis tayyip Erdoğan'ımı kastediyorsunuz. Türkiyeyi Melike yönetecekmiş. Meral AKŞENER mi?. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. Rüyalarla yok efendim ebcedlerle istediğiniz kadar ALGI OLUŞTURU. ALGI OPERASYONU YAPIN. Yemezler. Kimseyi kandıramazsınız. Allahın nurunu söndüremezsiniz. Göreceksiniz el mi yaman bey mi yaman. Ne derseniz ne yaparsanız boş. Bakın Safa Asya'ya ne oldu. Totosunun üzerine oturdu. Sıra sizdee....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Twitter adresinden bi izleyici yorumu "adamlar, geleceğin icraatlerini sizlere hadis diye yedirip, vakti geldiğinde biat ettiriyorlar"

      Sil
    2. 1*Zaman en güzel müfessirdir. Anne-babası gibi milletini tanımayan, o milletin manevi değerlerini bilemeyenler ne yaparlarsa yapsınlar sonları hüsran ve zillettir. Onun için sabır ve sükunet lazım. Müsbet manada vazifesini yapanlar neticeyi Allah'a bıraktığından, Cenab-ı Allah da en güzel vekil olduğundan netice İlahi takdirle mutlak hakikatin esası üzerine olur.

      Safa Asya'ya anlatmak için çok uğraştık dünyevi ve siyasi ve FETÖ gözüyle olaylara bakılamayacağını. Üstüne üstlük o zat hem Atatürkçü, hem Gülenci amma ve lakin bir de Mehdici. Mehdi rivayetlerini ağızlarına sakız yapanların gazına geldiğinden gülünç duruma düştü. Üstüne üstlük MHP’yi ele geçirmek için FETÖ gazıyla hareket edenlerin tuzağına düştü. Mesela FETÖ çetesi MHP’yi ele geçirmek için bir sahte Asena’yı kullandı. Ama havasını aldı. Şimdi kuracağı partinin tek ilkesinin “laiklik” olacağını ilan eden uyduruk Asena yeni hamleler peşinde. Tabi sonu hüsran.

      Geçenlerde eski MİT Müsteşarı Emre Taner 15 Temmuz Darbe Komisyonu’na ifade vermişti. Orada Gülen hareketinin 1970 sonra Risale-i Nur'dan farklı bir yol izlediğini ve yabancı bazı odakların cazibesini kapıldığını anlattı. Bir şey daha söyledi: FETÖ yeni bir yol izlerken 1980 sonrası İslamcılık yanında Türkçülük fikirlerine ağırlık verdiğini söyledi. Yani istismar ettiğini. Söyleyen Türk istihbaratının başındaki adam. Onun için Safa Asya gibileri o tuzağa düştü. Sitesi şimdilik çöle dönüşmüş vaziyette. Ona FETÖ’nün verdiği destek ve bazı imkanlar palavrasal zuhuru kurtarmaya yetmedi. Bunu söylerken o zatı kötülemek değil, hatalı yolun yolcularının daima hüsran olacağını belirtmek içindir. Süleyman Tunahan Hazretleri bile yaşadığı zamanın Mehdi ve İsa (as) zamanı olduğunu ancak o zatların hikmet-i İlahi gereği kimliklerinin gizli kalacağını söylemişti.

      Sil
    3. 2*Safa Asya’ya yazdığım yazılarda şunu belirttim. Ak Parti milli ve yerel bir siyasi harekettir. Menşei 15 Mayıs 1950 hareketi olmakla birlikte şu var. 1960 sonrası siyasette bölünmeler meydana geldi. CIA ve Gladioyonun gayretiyle. O bölünmenin tedavi edildiği ve yeniden birleşmeye başlandığı tarih 28 Şubat mağduru Refahyol'dur. Yani Tağuti hareket milletin gözlerini açtı. Ve onun meyvası 2002 zaferi oldu.
      Bediüzzaman’ın bir talebesi 1940’larda gaybi haberler değil tevafukat-ı Kur’aniyye üzerine yaptığı çalışmada 1902-1952-2003 tarihlerini 3 faslın başlangıcı olarak verir. Bediüzzaman’ın önemnli talebelerinden Mustafa Sungur merhumu Ak Parti için “azam-ı hayır” nitelemesi yapması çok önemlidir.

      Mustafa Sungur’un şu önemli iki hususu var. Bediüzzaman hayatta iken ona “Kardeşim sen komünizm çökünce Orta Asya’daki kardeşlerimize Nur’u götüreceksin” demişti. Bir de Mustafa Sungur 1973 yılında Gülen’i ziyarete gider. Bir husus aydınlatmak için. 1971’de mahkemede niçin nurcu olmadığını söylediğini sorar. Onun aldığı cevap “Ben sizin gibi hizmet etmeyeceğim” oldu. Çünkü o sırada hem derin devlet hem gladio tarafından beslenmeye başlamıştı. Meşhur MİTÇ’ci Fuat Doğu, ünlü bir baron ve Diyanet’teki ajan olduğu öne sürülen Yaşar Tunagür'ün katıldığı ılımlı İslam zirvesinden sonra. O Mustafa Sungur gerçekten 1990 sonrası önce Azerbaycan sonra Türki devletlere Risale-i Nur’u götürmüştü. Büyük ile alaka toplamıştı. Öyle ki bir Rus subayı Risaleleri okuynca "Ben Allah'ın askeri oldum" demesi meşhurdur. Ama 6-7 yıl sonra oralarda CIA ve MOSSAD ile güçlenen FETÖ o odakların emri ve vardığı mutabakat gereği onun hizmetlerini aksatıp tasfiye etmişti.

      Demek istediğim, ahir zamanın hizmeti doğrudan doğruya veraset-i nübüvvet üzere İlahi sevk ile olacak bir hizmettir. O da hikmet-i ibhama tabidir. Millet dik durduğu sürece siyaset güçlü olur. Onun için milletin manen güçlü kılınması esastır. O da manevi cihad ile olur. Bediüzzaman bir risalesinde "bin yıldan beri İslam’a hizmet eden ve bayraktarı olan bu millet” tabirini kullanır. Türklerin İslam’a devlet bazında katıldığı tarih 999-1000'dir. Siyah bayraklı Karahanlılarla. Yani bin yıl sonra o vazife Mehdiyetin galebesi sonrası yeni bir istikamet üzere gideceği anlaşılıyor. Ki öyle oluyor. "Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhyâ-yı din ile olur şu milletin ihyâsı” hakikati böyle tecelli eder.O ihya da oluyor ki, Süfyani güç ve komiteler gibi FETÖ gibi küresel deccaliyetin maşaları hezimete uğruyor. Sahte Asena ise yeni hüsrancı olacakğı açıktır.

      Yani “Yemezler. Kimseyi kandıramazsınız” demenin arkasında bu hakikat var. Ve senin gibiler çoğunlukta.

      Sil
  101. Hamza sert kardeşim safa asyayı kötü bulmayın hangimiz yanılmadık feto hakkında tabi o da yanılmış olabilir şimdi 25 eylülde ırakta referandum var o referandumdan çok kısa bir süre önce veya çok kısa bir süre sonra hadislerde geçen katkıda savaşı başlayacaktır bu savaşta hadislere göre yüz bun kişi ölecek ve bu savaşta gökteki yırtıcı kuşlara ve yerdeki yırtıcı hayvanlara açlıklarını bu savaşta ölenlerin etleriyle gidermeleri için nida olunacak hadise göre onun için zor günler başlıyor ha bu arada gökten gelecek nida 2018de Allahu alem olacak

    YanıtlaSil
  102. Gaybi olaylarla ilgilenmek tamam ama bunun ucunu kaçırmamak gerek. Bu rüya işlerini en çok malum örgüt kullanarak kendi adamlarını uyuttu. Artık ahir zamanda rüya işlerini çok çıkarları uğruna kullananlar var malesef. Bakınız dikkat ediniz şu dunyada yaprak bile Allah ın izni olmadan kıpırdamazken Allah bu fetosculerin tümünü rezil etti. Taban tavan ortası mortası hikaye tümden rezil oldular. Neden, cunku Allah dinine yapılan direk istismari asla affetmez. Bu ornekler bıtmez. Bak mesela o kadar ülkesi için çalışan insan arasından bakara makara dedi, diye aldı herkese rezil etti. Bunun arkası da öbür dünyada. Allah ın özalliği iste, nerde olursan ol yakalar intikamını alır. Bu fetosculer rüyaları kullandı, ne dedi malum kişi seçilmiş cumhurbaskanına viran dedi tiran dedi. Viran tiran nedir, kafirliği kesin kimseler. Sen baskasına kafir dersen nolur. Eger karsındakinin azıcık imanı varsa gelir soylediklerin seni vurur. Tüm sana gözü kapalı inananları da vurur. Kolay mı zannettin. Allah ın adaleti iste daha dünyada buldu. Cabir mabir kimse açıkça soyleyin. Niyetinizi tam bilelim. Boyle şovlara gerek yok. Siz Allah katında degeriniz ne kesin mi biliyorsunuz da burda boyle aslansınız, ilminizi kaynagı ne, ne kadar Allah dostusunuz. Siz haklı çıksanızda haksızsınız. Herkes planını yapsın, istedikleri melikeyi getirsinler. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır... Bu devirde en iyi iş üretmek çalışmaktır. Çunku bunlarda bir nevi duadır. Sabır ve namazla isteyin der Allah. Allah peygamberine bile o oku sen atmadın biz attık diyor. Biz okumuzu atalım, zulme karşı duralım, devleti hainlere karşı koruyalımda, sabırla dua edelimde Allah bizimle olsun. Herseyi en iyisini Allah bilir.

    YanıtlaSil
  103. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  104. Sakarya Seyf, Abdülazizden önceki Abdülmecid ise 22 yıl iktidarda kalmıştı.Bunu kime benzeteceğiz,şimdi ?
    Bu tür abuk analizleri nasıl yaparsın,kafan iyi mi?

    YanıtlaSil
  105. Buldum, 1980 darbesinden sonra 2002 AKP iktidarına kadar 22 yıl geçmiş.Tam da Abdülmecid-in iktidar süresi. Rakamlar üzerinden analiz yapmaya kalkınca uydur uydurabildiğin kadar :-)

    Rumlar 2 ye bölündü, ABD ve Birleşik Krallık. Biz Büyük Britanya tarafında kaldık.Osman Akfırat efendiye göre ABden ve NATOdan atılacağız.ABD bizi her 2sinden de attıracak demektir.

    Bir de Ruslar var,batının ambargosu altındalar,biz ambargoyu deldik şimdi de onlardan füze alıyoruz,fiilen ABden,NATOdan atılmışız da haberimiz yok.

    Bugün olanların hangisi 1nci dünya savaşının öncesine benziyor ki, 100 yıl öncesine bakıp bugüne benzetiyoruz,bırakın rakamlar üzerinden uydurmayı,bugüne gelelim.

    BUGÜN, biz hangi taraftayız ? İngiltere+Rusya ?

    Bunun neresi 100 yıl öncesine benziyor ?

    YanıtlaSil
  106. Bizim NATOdan da,ABden de çıkmamız (kendimizi attırtmamız) İngiltere-nin Brexit hamlesinin devamıymış. Malum biz de İngiliz tarafındayız.

    Bloklar zaten belli olmuş,bize yeni yeni anlatıyorlar.

    http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2017/07/20/olaganustu-hal

    "Eğer İngiltere, Yeni İpek Yolu projesini hayata geçirirse NATO da tarih olacak.Çünkü NATO üyesi ülkelerin bu birlikten ayrılarak yeni bir askeri birliğe girmesi zorunlu olacak..
    Fransa, Kanada, Türkiye, İtalya, Hollanda ve İzlanda gibi 20 ülke NATO'dan ayrılmak için gün sayıyor.."


    Eğer bu bloklaşma gerçekleşirse İngiliz liderliğinde yeni askeri blok, ABD ile çarpışacak/çarpışıyor.

    Rusya nerede göremiyoruz hala ? Küresel sermayeden (+İngiltere) hoşlanmazler,ABD ile birlikte mi olacaklar (bugün ortadoğudaki gibi) yada 3. bir blok mu ? (bugün ortadoğuda olduğu gibi)

    Elbette Küresel Sermaye İngiliz bloğunun kaybettiğini anladığı anda ABD ile anlaşacaktır.ABD bunun için bugünden İngilterenin ortadoğudaki (bütün dünyadaki) menfaatlerine saldırıyor.

    Rumlar 2ye hatta 3e ayrılıyor,biz hangi Rumlarla çarpışacağız ?

    (Davutoğlunun aniden istifa ettirilmesi İngiliz bloğuna katılmamızın işareti miydi ?)

    YanıtlaSil
  107. Abbasogullari hukumeti ne zaman karisacak cabirden once mi sonra mi
    Ve cabir hastaligi sebebiyle mi yataga dusecek yoksa hile ile hapsedilip zehirlenecek mi

    YanıtlaSil
  108. Sakarya seyf baba ile baba katili ayni safta derken cabir tek basina mi demek istiyorsun
    Bir sozun daha vardi darbe girisimden hemen sonra
    Denizde bir tek balina kalinca ahtapot gibi yayilan haddam balinayi mi yutar bu balina cabir mi

    YanıtlaSil
  109. Büyük ege depremi oldu şimdi beklenen türk yunan savaşıdır Allahu alem ibadi ile başbakanımız geçen gün 25 eylüldeki referandumun engellenmesi için telefonda görüştü bu haberlere yansıdı bizim ibadiye yardımımızı engellemek amacıyla abd yunanistanı bize karşı kışkırtabilir dikkatli olmamız lazım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. büyük ege zelzelesi ALLAH (C.C)bilir bu değil
      izmir de bilinen 13 tane fay var ve 2000 yıl önce yedinin üstünde sallanmış
      1688 yılındada 7 ye yakın
      o günden bu yana şiddetli bir deprem olmamış
      ne diyelim insanlar dileriz ALLAH(C.C) ve Rasulü(s.a.v) ile harbi bırakır

      Sil
    2. Özen Özen arkadaşım beklenen Ege depremi Bodrum'da meydana gelen deprem değildir.Beklenen Ege depremi İzmir'de meydana gelecek ve en az 100bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak.Bunu Abdullah Gürbüz Baba'dan hariç başka mübarekleri tanıyanlardan da yıllardır duyuyoruz.Herşeyin en doğrusunu ALLAH bilir,umarız en az kayıpla atlatılır bu deprem.

      Sil
    3. Seyyah arkadaşım 100 bin kişi karkısa savaşında ölecek peki karkısa savaşı ne zaman olacak büyük izmir depreminin hemen arkasından barzani referanduma gidince yani kuzey ırakta referandum olunca karkısa savaşı çıkacak abdullah baba hazretleri ne diyor büyük izmir depremi büyük savaşın habercisi olacak diyor ve bu savaş barzani ile ırak arasında olacak peygamber efendimizin hadiste dediği gibi abbasoğulları ile mervanoğulları arasında olacak bu savaş ALlahu alem onun için 25 eylülü hep beraber bekleyelim bu arada türk yunan savaşı çıkabilir

      Sil
  110. Ehl-i şer, dışarıdan etkilerle rüyalara yön veriyor ruhları aldatıyor kimsenin haberi yok. Dikkat edin ortalıkta aynı meseleler ya rüya oluyor yada zuhurat!

    Geçen sene kimisi rüyasında darbe olduğunu, devlet reislerinin tutuklandığını söyledi. Kimisi de bunu bize zuhurat diye aktardı. Güya gaybdan haber aktararak milleti istedikleri sona hazırlamaya çalışıyorlar.

    15 temmuzda ehl-i iman eliyle iç savaş çıkarmak istediler ama biz onu sadece FETÖ bilecektik. Nasıl mı? Önce fetoşun itleri ülkeyi kargaşaya sürüklemek için Reis-i cumhuru şehid edeceklerdi. Daha sonra ehl-i tarikat görünümlü ajanlar milleti aldatıp beklenen kargaşa çıktı Mehdi gelecek deyip halkı ayaklandıracaktı. Fitne uyanmış olacak, artık söndür söndürebilirsen!

    Herkes dikkatli olsun, burada sizlere rüyalar, zuhuratlar adı altında operasyon çekenler var. Ta ki istedikleri iç savaş çıksın.

    Hatta Hz. Ali'ye ait olduğu yazılan "Türkler cuuş ettiğinde" ifadesini Türkiye'de iç savaş olarak tevil edenler 15 temmuzda cuuşun ne olduğunu anlamışlardır umarım! Biz o gün ezanlarla, bayraklarla ayaklandık meydana çıktık yoksa sizin beklediğiniz iç savaş için değil. Müntakim olan Allah sizlerin tuzaklarıyla sizleri bozguna uğrattı!

    Allah'ı aldatabileceğini zanneden bir grup israel Allah'ın vaadi olan o gün geldiğinde istiyorlar ki kendileri ölmesin. Bu iş sadece müslümanlar arasında görülsün. Yani ölen de müslüman olsun öldüren de. Ayette sabit olduğu üzere onlar sözlerinde sadık olsalardı, ölümü temenni ederlerdi

    Bekleyin! Hayat, saadet bize. Zillet, meskenet size!

    YanıtlaSil
  111. Burada birçok kişi İzmir'de büyük deprem beklediğini söyledi. Bulunduğumuz dönem içinde yaşanılan bu depremler mi kastediliyor, yoksa önümüzde çok daha büyük bir deprem mi var? Tabi en doğrusunu Allah bilir.

    YanıtlaSil

  112. “Şam (Emevi) camisinin sağ duvarı yıkılacak. Sapkın, bidatçı ve kandırılmış isyancılar Türk nahiyesinden saldıracaklar ve peşi sıra batı (Amerika ve Avrupa) topraklarında anarşi ve kargaşalar başlayacak…”

    “Batının her yerinde ihtilaflar çıkacak. Viran olacak ilk toprak, Şam topraklarıdır.”
    "Şam’daki bir depremde yüz bin kişi ölecek Allah bu depremi müminlere rahmet, kafirlere ise azap olarak gönderecektir."

    Cabiri Cüfi’den: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’a: “Sizleri korku, açlık…” ayetinin anlamını sordum.

    Buyurdu ki: Ey Cabir! Bunun genel ve özel manası vardır. Özel manası Kufe’deki açlıktır. Allah bunu sadece Al-i Muhammed’in düşmanlarına mahsus kılıp, onları helak edecek. Genel anlamı ise Şam hakkındadır. Şam halkını önceden başlarına gelmemiş korku ve açlık saracak. Açlık Kaim’in (İmam Mehdi’nin) kıyamından önce, korku ise Kaim’in kıyamından sonradır.”

    ****

    Ebu Davud-u Ducâci’den: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu:

    “Hizipler aralarında ihtilaf ettiler”[1] ayetini Emirülmüminin Hz. Ali aleyhisselam’a sorduklarında şöyle buyurdu:

    “Üç şeyden Hz. Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.” Dediler ki: “Ey Emirülmüninin! O üç şey nedir?” Buyurdu ki: “Şam ehlinin aralarında ihtilaf etmesi, Horasandan (İran’ın Meşhed, Nişabur, Bocnurd… şehirlerinin olduğu bölge) çıkacak olan siyah bayraklar gelecek, Şam köylerinden biri olan Cabiye[3] köyü yerin altına girecek. Sonra Şam mescidinin sağ duvarı yıkılacak. Sapkın, bidatçı ve kandırılmış isyancılar Türk nahiyesinden saldıracaklar ve peşi sıra batı (Amerika ve Avrupa) topraklarında anarşi ve kargaşalar nları toprağın içine çekecek ve onlardan sadece üç kişi kurtulacak, Allah onların yüzlerini arkalarına çevirecek, o üçü Kelb kabilesindendir. Ve şu ayet onların hakkında nazil olmuştur: “Ey kendilerine kitap verilenler! Yüzlerinizi mahvedip geriye döndürmeden, elinizdeki kitapları doğrulamak için

    YanıtlaSil
  113. ci alamet, Abbasoğulları’nın kendi aralarındaki ihtilaflarıdır. Sen bunu göremeyeceksin ama benden sonra gelecek olanlara bunu benden rivayet et. Gökten bir münadi nida edecek ve sizlere Şam taraflarından fetih müjdeleyen ses gelecek, Şam köylerinden biri olan Cabiye[3] köyü yerin altına girecek. Sonra Şam mescidinin sağ duvarı yıkılacak. Sapkın, bidatçı ve kandırılmış isyancılar Türk nahiyesinden saldıracaklar ve peşi sıra batı (Amerika ve Avrupa) topraklarında anarşi ve kargaşalar başlayacak. Türk kavmi dönerek adaya[4] inecek. Ve batıdaki isyancılar da Ramle’ye inecekler.

    Ey Cabir! O yıl dünyanın batısının her yerinde ihtilaflar çıkacak. Viran olacak ilk toprak, Şam topraklarıdır. Sonunda tüm ihtilaflar üç bayrağın altında toplanacak: Esheb’in bayrağı, Ebka’ın bayrağı ve Süfyani’nin bayrağı. Süfyani ile Ebka’ birbirleriyle savaşacaklar ve Süfyani, Ebka’ ile ona uyanları öldürecek. Sonra da Esheb’i öldürecek. Daha sonra onun tek arzusu Irak’a doğru hareket etmektir. Sonra ordusu Kırkısya[5]’dan geçecek ve orada savaşarak yüz bin zorbayı öldürecek. Sonra Süfyani Kufe şehrine sayıları yetmişbin olan bir orduyu gönderecek. Onlar Küfe’lileri öldürüp asacaklar veya esir olacaklar. Onlar o durumda iken Horasan taraflarından bayraklar gelecek, onlar süratle hareket edecekler. Onlardan birkaçı, Kaim aleyhisselam’ın ashabıdırlar.

    Sonra Küfe ehlinin işçilerinden biri isyan edecek ama Süfyani ordusunun komutanı onu öldürecek. Süfyani Medine’ye bir ordu gönderecek ve Mehdi oradan Mekke’ye geçecek. Ve Mehdi’nin Mekke’ye doğru gittiği haberi Süfyani ordusunun komutanına ulaşacak. O da onun izini bulmaları için bir ordu gönderecek. Sonunda o tıpkı Musa bin İmran’ın sünneti gibi çekinerek ve dikkatle Mekke’ye girecek.

    Sonra buyurdu ki: Süfyani ordusunun komutanı Beyda’ya inecek ve tam o sırada gökten şöyle nida gelecek: “Ey Beyda! Bu kavimi mahvet.” Çöl de onları toprağın içine çekecek ve onlardan sadece üç kişi kurtulacak, Allah onların yüzlerini arkalarına çevirecek, o üçü Kelb kabilesindendir. Ve şu ayet onların hakkında nazil olmuştur: “Ey kendilerine kitap verilenler! Yüzlerinizi mahvedip geriye döndürmeden, elinizdeki kitapları doğrulamak için nazil ettiğimiz kitaba inanın.”[6]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiiler ise Esheb, Ebka ve Süfyani gibi mervi şahsiyetlerle alakalı Süfyani ile ittifak kuracak Rumların Batılılar olduğuna ifade etmektedirler. Şii kaynakları, Türklerin ve Rumların bu karşı cephenin kahramanlarına yardım edeceklerini rivayet ediyor.

      http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/mustafa-ozcan/kuranda-milletlerin-yazgisi-4017.html

      Herkesin kafası karışık. Kim bu 3 ayrı bayraklı grup/koalisyonlar.
      Fransa Libyaya saldırdığında Fransanın 1 ayda cephanesinin, ingilterenin 1 ayda parasının bittiği söylenerek dalga geçilmişti. Ciddi iş hem mühimmat hem de ikmal olarak bunu sağlayabilecek kaç devlet var ? ABD ve Ruslar zaten sahnede 3ncü devlet kim ? Çin (+İngiltere) mi ? Yoksa biz miyiz ?

      Sil
    2. 1*Burada sözü edilen rivayetlerin tamamı rivayetin yapıldığı o zamanın insanların anlayışına hitap eder. Burada müteşabihat var. Yani sembollerle istikbale ait ihbarlar var. Üstün üstlük kadim zamanın anlayışı için yapılan bu rivayetlerin tamamı Kur’an’ın zikrettiği ilimde rasih olanların teviline muhtaç. Ve bunların çoğu ancak ve ancak gerçekleşmesinden sonra anlaşılır. Şimdi bir keramete binaen bir veli bir söz eder ve o sözün eder ama ne manaya geldiğini yani kapsadığı olayı bilemeyebilir. Bu şartlar altında böyle rivayetler antolojisinden bilgi aktararak şu anda cereyan eden ve onunu devam olan olayları bilebileceğini iddia etmek beyhude bir çalışma olur. Ve de kafa karıştırır. Üstüne üstlük müptedileri boş beklentilere sokarsınız.

      Ahir zamanın ehl-i iman ve İslam’ın yani Mehdi ve şahs-ı manevisinin yani cereyanının silahla, askerle, öldürmeyle bir ilgisi yoktur ve olmaz da.. Çünkü Nasr Suresi’nin ikinci ayeti olan “Ve insanların bölük bölük, dalga dalga Allah’ın dinine girdiğini gördüğün zaman” ayetinin ebced hesabı 1222 (1808) olup bu tarihe kadar Kur’an’ın fetihlerinin ve dini zaferlerin devam edeceğine işaret eder. Bu tarihten sonra İslam’ın askeri ve siyasi gücünün duraklama devresine gireceğine ve de gerilemeye başlayacağına işaret var. Kevser Suresi’nin ikinci ayete olan “Allah için namaz kıl” ayeti de 1222 tarihine işaret eder. Ve İstanbul’un fethi H857 tarihinden 1222 yılına kadar o zamanın geçerli şartları gereği kafirleri öldürme yoluyla Kuran cihadının devam edeceğine işari olarak haber verir. Bu 1222 tarihi çok önemlidir. Ahir zamanın son üç yüzyılının başlangıcıdır. Bu şunu ifade eder. İlk asır İslam maddi-manevi gerilerken, deccallerin ileri karakollarının ortaya çıktığı yani küfr-ü mutlaka-dinsizliğe zemin hazırlamaya başladığı asırdır. Sonraki asır deccallerin hakimiyeti asrı. Yani Hırisityan Deccali ile İslam deccalinin rejimlerinin hükmettiği asır. Bu ikmi deccal arasında tam tamına 7 yıl vardır. Ondan sonraki asır bir asır önce hazırlık yapan Mehdi-Mesih asrı, yani Tevhidin cihan çapında hükmedeceği asır.



      Sil
    3. 2*Yeniden 1222’ye dönersek. İslam’ı temsil eden Osmanlı’nın askeri gücünü kaybetmesi ve Osmanlı’nın gerileme devresine işaret ettiği gibi bu tarihten sonra mason komitelerinin önce askeriye daha sonra siyasete hakim olmaya başlayacağı tarihin başlangıcıdır. Yani Mason komitesi Yeniçeriye sızarak 1241-42’de İslam’a hizmet eden o ocağın fitneyle isyana teşvik eder ve ocağı söndürür. O hadiseden sonra Deccalin ileri karakollar ortaya çıkar. O tarihten bir asır sonra yine 41-42’li zamanda yani 1341 tarihinde Hilafet ortadan kaldırılır. Bunun başlangıç tarihi ise 1909 tarihinde bir Yahudi hahamın riyasetinde bir Rum ve bir Arnavut ve bir Gürcü’den oluşan bir heyet Sultan Abdülhamid’i tahttan indirilip gözaltına alındığı ve Selanik’te bir Yahudi’nin konağında esir tutulduğu tarihtir. O tarih Türk’ün kesin mağlubiyetinin başladığı tarihtir. Ve 4 sene sonra hükümet de Selanik cuntasının eline geçer. Bediüzzaman 1909 tarihi için “tebeddül-ü saltanat” olarak niteler. Ne demek bu? Saltanat el değiştirir. Türk gider, Siyonist-mason hakim olur. Yani Selanik Hanedanı milletin mukadderatına bir asırlık süre için el koyar. İslam Deccal’nin önünü açacak 3 paşanın (Süfyan değil Süfyani) devri başlar. 10 yıl sonra da İslam imparatorluğu yıkılır. 1909 + 10 = 1919 19913 +10 = 1923.

      Şimdi nasıl ki küçük işleri küçük adamlar, büyük işleri büyük zatlar yapar, onun gibi küçük sivrisine ısırması misüllü gaybi hadiseleri manevi kapasiteleri gereği küçük evliyada görülen keşiflerdir. Büyük hadiseleri ise büyük zatlar haber verir. Şimdi küçük velilerin hangi sözüne bakıp amel edeceksiniz?

      Mason localırının o tarihte şu önemi var. 1773'temki meşhur Yahudi-siyonist zirvesinin sonucu olarak Mason locaları yıllara sonradan bütün dünyada uyandırılarak Yahudi'nin dünya hakimiyetine zemin hazırlayacaktır. Yanudi'nin dünya hakimiyeti ise ancak ve ancak deccallerin huruç edip onlara zemin hazırlamasıyla olacaktır. Burada Mason Komitelerine Deccal hakimiyetine zemin hazırlama unsurları olarak bakılmalıdır.

      Sil
    4. 3* Beyda meselesi 1996-2002 arasında cereyan eden eski zamanın anlayışına göre bir savaş, zamanımızda ise sert geçen kıran kırana 3 siyasi mücadeleye işaret eder. Bu üç siyasi mücadelenin ikincisini Süfyan yandaşları diğer bir tabirle Tağut-Süfyan yandaşları kazanır. Diğer ikisini yani 1. ve 3. mücadeleyi ehl-i iman kazanır. Bu 3 olayın hiçbiri Arap ülkesinde olmaz ve Arap milletini doğrudan ilgilendirmez. Doğrudan doğruya Süfyan’ın huruç edip etkisi altına aldığı Müslüman T……i ilgilendirir.

      Beyda’nın şu anlamı var ki, Beyda Mekke ile Medine arısında bir yer. Dümdüz ovalık ve de beyazımsı bir rengi var. Asr-ı saadette olan bir hadiseden kinaye olarak Beyda’nın bir benzerinin ahir zamanda savaş olarak olacağı sanılmış. Ama coğrafi yer olarak değil mana olarak. Asr-ı Saadetteki manası ise Hz. Peygamber’in Mekke’den yani iman ayetlerinin nüzul ettiği yerden, Medineye’ye yani siyasi ve sosyal hükümlerle ilgili ayetlerin geldiği yere göç etmesini temsil eder. Ve İslam’ın devletve hükümet, idare sistemi oluşur. Yani İmandan hakimiyete, yani imandan aksiyona intikal ediştir. Bunun bir benzeri ahir zamanda olur. Beydalığı yani beyazlığı ise beyaz ekran ve beyaz kağıt üzerinden yapılan algı operasyonlarına kinaye olarak beyaz araçlarda başlayan o algı operasyonu etkisiz bırakılacak. Ve 1996 yılında başlayan 72 aylık o dönem 2002’de biter. Ve ondan sonra iman faslından sosyal ve siyasi alandaki hakimiyet dönemi başlar. Bu 20 yıllık bir süreçtir. Yok efendim neymiş kumandan gelecekmiş. Çöle çök diyecekmiş o da çökecekmiş ve o kavim yok alacakmış. Tatara titiri. Langırt rivayet sandığı.

      Beyda olayında rivayete nakillerin tevilleri karıştığından anlatımı çeşitlidir. Ama Bir çoban ile o Beyda’dan kurtulan iki kişi olurmuş. Çoban savaştan önce “Bunlara (ehl-i imana) yazık olacak” diyecek. Sonra batış veya savaş olacak. Savaştan sonra iki ordudan sadece iki kişi kurtulacak. Beşir (müjdeci), nezir (korkutucu) İlk rivayetlerde Beşir Mekke Şerfine sonraki rivayetlerde Mehdi’ye haber verecek. Yani Mekke Şerifi ile Mehdi aynı manada zikrediliyor. İman ayetlerinin anlaşılma dönemi. Diğeri ise Süfyani’ye gidecek ve olayı haber verecek. Savaş ve batma olayı şöyle tevil edilebilir. 1996 koalisyonu kurulur. Sonra 28 Şubat'taki post modern darbe. 72. Ayın sonunda 2002 seçimi. O seçimden iki parti çıkar. Çoban ise Çoban Sülü’dür. Batma olayına sık sık zikredilmesinin sebebi 17 Ağustos depremine işarettir. Manayı ona göre tevil ediniz. Mehdiyet’in hakimiyetinin başlama aşamaları yani fasılları 3’tür. İman-Hayat-Şeriat. Dönem başlangıcı ise hadisin şerifin işaretine göre 1903-1953-2003. Böylece Beyda ile şahs-ı manevinin yani Mehdiyet’in hakimiyeti dönemi başlar. Tabi yine zuhurla. Zuhurda ise tedricilik vardır. Bu tarihten sonra Batı’nın tavrı değişmeye başlar. Bu uzun bir konudur.

      Sil
    5. 4* Gökten ses gelmesi ne anlamına gelir? Tarih boyunca kader-i İlahi’nin sırr-ı teklif sebebiyle başvurmadığı gökten seslenme olayı niçin ve nasıl ahir zaman insanlarına üstelik sırr-ı imtihanı aşarak böyle bir şey meydana gelsin. Evet gökten bir ses gelir. Gök gürlemesi. Veya beşerin icadı olan telsiz, telefon ve görüntülü televizyon sesleri gelir. Yani bu olayların telsizin icad edildiği günden bu yana meydana gelen ve gelecek olaylara işaret eder. Gökten bir ses gelecek de kim seslenecek.

      Dikkatinizi çekerim İslam İmparatorluğu yıkılıyor. İslam alemi işgal ediliyor. Doğru dürüst bir rivayet yok. Alem-i misalde gördükleri ve manasını bilemedikleri ve anlayamadıkları gözlemlerini aktarıyorlar. Ne anlatıyorlar. Kufe’de açlık olacakmış, siyah bayraklılarmış, batı karışacakmış. İyi de din ve manevi hizmetkarları niçin dünyevi olaylardan bahsediyor. Ne önemi var ki? Türkiye ve bazı Arap ülkeleri yakın tarihe kadar bir Hıristiyan ülkesindeki kadar hak ve hürriyete sahip olamazken o gavur ülkelerde yani, Avrupa’da yaşayan Müslümanlar kadar hak ve hürriyete sahip olmadıklarının hiç mi önemi yok ki, tek rivayet onlar için edilmiyor. Niçin bundan haber verilmez. Ravinin yaşadığı zaman Emevi zamanı, veya Abbasi dönemi, Hilafet merkezi Bağdat veya Dımeşk. İlerde Hilafetin battığı yerin burası olacağı yanılgıyla ahir zamanda Şam’da veya Bağdat’ta veya Medine’de olacak gibi sanıymış ve bir güzel yanılmış.. Ve hata etmiş. Bu rivayetlerin doğru tevil edilmesi lazım. Sonra Şam bir şehrin adı değil. Şam diye bir şehir yok. Bir bölge adı. Bir dar anlamı Kudüs-Dımeşk arası diğeri ise Ön Asya’yı kapsar.

      Onun için rivayetlleri kes-yapıştır ve kopyalama yöntemiyle aktarmak ancak büyüklere masallar cinsinden olur. Herkes oturmuş, kurbanlık koyunun beklemesi gibi Mehdi’nin gelip kurtarmasını bekliyor. Aman Mehdi neredesin çabuk gel de tembelleri kurtar. Bir de şu var. Ya Mehdi gelip gitti ise?Ne olacak o zaman? Herneyse. 1991 Körfez harekatı ile başlayıp 2003 Irak ve Afganistan işgali, arkasından Arap Baharı'nın söndürülmesi olayının bir tek sebebi var.Alem-i İslam'ın 1946-1961 devresinde istiklale kavuşması ve milletlerin kendi istikametlerini tayin etmeleri siyonistleri ve batılıları paniğe sevk etti. Peki ne olacak. Bu millet bir asır sonra 15 Temmuz 2016 tarihinde ispatladı. Şimdi sırada.....sabredin göreceksiniz. Bu Batılılar hepsi kötü değil ki. 2.Cipah Harbi sonrası nüzula başlayan Mesih'in cemaatinin elindeki siyasi gücü Mehdi yandaşları yani alem-i İslam'ın ittihadı için kullanacak. Sıknıtı bizde. 70 yıldır bir şeyi doğru dürüst başaramadık. Ancak lak lak. Amma 15 Temmuz dönüm oldu. Şimdi ayni çizgi üzerinde bulunan 3 yer fütühat bekliyor. Ayasofya-Mescid-i Aksa-Mekke. Olacak bu

      Sil
  114. Müminlerin Emiri dedi ki: “İKİ ORDU ŞAM’DA İHTİLAFA DÜŞTÜĞÜNDE, Allah’tan bir işaret dışında bir sona ulaşmayacaktır.”

    Sonra ona soruldu: “Bu işaret nedir Müminlerin Emiri?”

    Dedi ki: “YÜZ BİN KİŞİDEN FAZLA KİŞİNİN YOK OLDUĞU Şam’da bir deprem. Allah bunu inananlara rahmet, inançsızlara azap olarak yaratır. Bu meydana geldiğinde ŞAM’DA DURANA KADAR İLERLEYECEK SARI SANCAKLI BOZ ATLI BİNİCİLERin geldiğini görürsünüz. Büyük bir dehşet ve kızıl ölüm olacaktır. Sonra HARESTA DENEN BİR ŞAM KÖYÜNÜN BATTIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ. Sonra CİĞER-YİYİCİNİN OĞLU ŞAM MİNBERİNDE OTURMAK İÇİN Yebis vadisinden gelir. Bundan sonra Mehdi’nin (as) çıkışını bekleyin

    YanıtlaSil
  115. Allah rasulünün bu hadiste bildirdiği karkısa savaşıdır ALlahu alem sarı bayraklılar ise boz atlardaki ypgye işarettir benim yazılarımı okursan barzani ile ibadi arasında olacağı bu savaşın yani sarı sancaklılarla ırak arasında olacağını anlayacaksın abd sarı sancaklılarla destek verirken iran ırak tarafına destek verecektir bu savaş 3.dünya savaşıdır bu arada abd koalisyon devletleri üründen gelip suriyeye işgal edecek ve abd süfyan-ı bilmeden başa geçirecektir ve aynı sene muharrem ayının 10.gecesi hz.mehdi a.s zuhur edecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Barzani ile İbadi arasındaki savaş Karkısa tamam.İran, İbadiye destek verecek tamam. Kuzey Irakta YPG(ABD) yok ki,İbadi ile savaşsın. PKK(Almanya) var. Barzani de PKKdan pek hoşlanmaz.

      ABD sarı sancaklılara destek verecek/veriyor tamam, ama sarı sancaklılar (YPG) Küzey suriyede.

      Sarı sancaklılarla ırak arasında bir savaş, İbadi ile YPG (ABD) arasında olacak demektir.İbadi, Kuzey Suriyeye niye girsin. Yada YPG, Iraka neden girsin? Herhangi biri girse bile bu savaş İbadi ile Barzani değil,ibadi ile YPG savaşı olur.İbadi arkasında iran olsa bile ABD (YPG) ye neden saldırsın ?

      Bir şekilde görünürde İbadi-YPG savaşacak, ama aslında İran-ABD savaşı olacak (mı?)

      Bir itirazım yok, anlamaya çalışıyorum.

      Sil
    2. Musul, İbadinin /Irak-ın eline geçti (verildi?). K.Irak-ın doğusunda Barzani, batısında İbadi var. Batı komşusu ise YPG (ABD).

      Eylüldeki referandum sebebi ile İbadi, Barzaniye saldırdığında, batısındaki YPG (ABD),Barzaniye destek mi verecek ?

      İbadi,Barzaniye saldıracak (Karkısa), YPG (ABD), Barzaniye destek için İbadi (İran)ye saldıracak, 2 farklı hamle yani (mi?)

      Sil
    3. Evet arkadaşım aynen dediğin gibi iran ve rusya ırak devletini amerika ise ypg'yi maşa olarak kullanacak ve peygamberimizin bildirdiği karkısa savaşı yaşanacak bu savaşın zamanı ise ya kuzey ırak referandumunun hemen öncesi yada hemen sonrası olacak Allahu alem

      Sil
    4. Amerikan silah şirketlerinin günde 1440 dakika çalıştığı bir dönem olmadı. Yani tam gün. Amerikan tarihinde bu hiç yaşanmadı. Şimdi tam gün çalışıyorlar! Sizce neyin hazırlığı bu! Kime karşı? Neden?.

      http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2017/08/01/akil-oyunu

      Sil
    5. Barzani-ye , referandum için destek veren ABD imiş. ABD, YPG için gönderdiği silahlarla bir dayatmaya yada bölgesel bir savaşa hazırlanıyor,sanki
      Sahne kuruluyor.

      Sil
  116. ABDnin Ortadoğuya saldırmasının bize yansıması 1 mart tezkeresi oldu. Kuzeyden girip Musul-Akdeniz petrol boru hattını kuracaklardı. Belki İrana da. Buradan Hazar petrollerini de bu bölgeye indireceklerdi.

    Tezkere geçmedi, bu sefer ABD güneyden girerek Irak-ı işgal ederek aynı planı uygulamaya devam ediyor.

    Bugüne kadar da 100lerce olay oldu.Eğer bu olaylar müslümanların 3üncü büyük savaşı ile ilgiliyse bu hadislerin bir şekilde bugünkü olaylara benzemesi lazım. Gözümüzün içine soka soka Siyah Sancaklılar dendi ama onların bile ABD-CIA kurgusu olduğu ortaya çıktı.Hadislerin simulasyonu yapılıyor, sahneleniyor sanki

    Mehdi döneminin başlaması için İran-ın yıkılmasını mı bekliyoruz ? Aynen Evangeliklerin Mesih-in gelmesi için İsrailin yıkılmasını beklemeleri gibi. İsrail ise okullarında müslümanlarla savaşında kendilerinin kazanacağını öğretiyor.

    Olmadı tevil edelim, Mesih gelmeyecek ama bir hristiyan cemaati müslümanlara yardım edecek diyelim. Kim bu hristiyanlar ? İsrailin yıkılmasını bekleyen evanjelikler mi ? Bush bir evanjelikti. N'oldu ? İsraili değil Irakı yıktı. Obama, İranı korumaya aldı.Trump ise o anlaşmaların hepsini yırttı.Nereye gidiyoruz, nerede bu hristiyan cemaat.

    Yoksa bugün fiilen bizi ve suriyeyi destekleyen Ruslar mı ?

    Hadis ve kerametlerden olaylara değil, olaylardan hadislere gitmek gibi bir metod uygulanmalı. Tümdengelim yerine,tümevarım gibi. Yoksa olaylar hadislere uymayınca,hadisleri olaylara uydurmak için, tevil eder dururuz.

    YanıtlaSil
  117. Muhammed b. Samid’den, dedi ki: Ben Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’a dedim: “ Bu işin önünde alametler var mıdır?” –ki Mehdi’nin zuhurunun kasdediyor- Dedi ki: “Evet” dedim. “Nedir onlar?” Dedi ki: “Beni Abbas’ın helakı, Sufyani’nin çıkması, Beyda’da batma” Ben yine “Sana canım kurban olsun, bu işin uzamasından korkuyorum” dedim. Dedi ki: “Bu iş tesbih taneleri gibi arka arkaya gelir.”

    • Hz. Mehdi’nin zuhuru için beş alamet

    4.37--- Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali (r.a.)’dan: Buyurdu ki: Mehdi’nin beş alameti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemani, semadan bir sayha, Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir. (Mina’da hacıların öldü

    YanıtlaSil
  118. 4.51--- Naim, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: (Mehdi’nin alameti) Türk size hücum ettiği zaman, malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde de azledilecek olan zayıf bir adam başa geçtiği zaman, Şam’ın batısında batma olduğu zaman, Şam’dan üç kişi çıktığı zaman, Batı insanları da Mısır’a çıktığı zaman, bunlar Süyfani’nin alametleri olacaktır.

    • Süfyani’nin çıkış şekli

    YanıtlaSil
  119. 4.69--- Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti, O dedi ki: Medine reisi, Mekke’deki Haşimilere bir ordu gönderir, ancak Haşimiler bu orduyu hezimete uğratır. Bunun üzerine Şam’ın o günkü sahibi olan Süfyani, içinde altı yüz yabancı olan yeni bir orduyu tekrar Haşimi’lerin üzerine gönderir. Aydınlık bir gecede bu ordu çöle giderken, bir çoban farkederek “Vay Mekke’nin başına gelene” şeklinde söylenirken, ordunun birden gözünün önünden kaybolduğunu görünce “SübhanAllah kısa zamanda nasıl da yok oldular” diyerek onların battığı yere gelip ve yarısı yerde, yarıs yerin dışında kalmış bir yorganı yakalıyarak, çıkarmaya çalışır. Lakin çıkaramaz ve o zaman ordunun toprağa battığını anlar. Mekke reisine bunu müjdelemek için gider ve bunu duyan Mekke reisi “Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alamet işte buydu” der.

    YanıtlaSil
  120. Zaniye zina yapan kadin anlamındadir. Abd d baskani olan kadin veya abd olabilir. Abd nin sembolü özgürlük heykelidir. Abdyi temsil eder serlerin kaynağı orasidir

    YanıtlaSil