.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

2 Nisan 2017 Pazar

ÜLKER'İN REKLAM FİLMİ

Ortalığı karıştıran reklama soruşturma

 ve  girişimini andıran mesajlar içerdiği gerekçesiyle büyük tepki toplayan ’in reklam filmi için savcılık soruşturma açtı. Ülker de reklamı yayından kaldırdı

'in 1 Nisan için hazırladığı "Küçük kardeş olmak" etiketli reklam filmi büyük tepki çekti. İddiaya göre;  imasında bulunan reklam filmi halkı sokağa döktü. Reklam hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı. "1 Nisan yaklaşıyor, tuhaf şeyler oluyor" şeklinde başlayan reklam filmi, Ülker'in resmi Twitter hesabında yayımlandı. Videolarda "Abiler", "Ablalar", "Abilerimiz kahramanlarımız" ve "Bu kadar mutlu büyüdüysek ablalarımız sayesinde" gibi ifadeler yer aldı. 'yü çağrıştıran bu ifadeler, vatandaşlar tarafından FETÖ'nün yeni bir darbe girişimi için mesaj olarak algılandı. Subliminal mesaj verildiği öne sürülen reklam sosyal medyada yoğun tepki çekti. Bunun üzerine Ülker, "1 Nisan geliyor, hesaplaşma zamanı yaklaşıyor..." cümleleriyle biten reklam filmini kısa sürede kaldırdı.

24 yorum:

  1. 16 Nisan'dan önce bir olay tetiklemeye çok çalışıyorlar. Maksat milletin zaferini engellemek... Her zaman teyakkuz lazım. Hesaplaşma 16 Nisanda milletin zaferiyle kazanılmış olacak.

    YanıtlaSil
  2. Hala referandumda evet çıkmasından bir tuzak vehmedenler var. Hayır cephesinin tarafları belli... Hayır diyen o cephenin taraftarıdır. Evet de belli. Oy vermeyen de hayırcılara hizmet eder.

    YanıtlaSil
  3. 16 Nisan a odaklanmisiz millet olarak kazasiz belasiz atlatmak istiyoruz. Fakat 16 nisan dan sonra boyle bisey olacagini dusunmuyoruz rehavete kapilacagiz 16 nisan sonrasinda da yapabilirler. Biz millet ve devlet olarak bu kangren olmus yaranin kökunu kazimaliyiz bu yaz cetin gececek buyuk ihtimalle cunku vazgecmeyecekler belli batinin da tum destegi bunlarin ve teror orgutlerinin arkasinda. Bir zamanlar sahzadeyi kullanarak ikilik cikarmak isteyen ehli kufur bugun din adamini kullanarak yapti. Hic bir zaman bos durmadilar bu teror orgutu ve feto ayagi da basarili olmazsa ve Turkiye buyurse ki ( turkiyenin buyumesi onlarin osmanli korkularinin gercege donusmesi ki haklari var egerki buyursek yine aleme nizam verip mazlumlarin yaninda olacagiz bu nedenle gerekirse perdeler kalkacak yuzyuze kalacagiz ) Demek istedigim şu sadece 16 nisana kadar olan surede degil onumuzdeki 7 8 sene dikkatli olmamiz gereklidir diye dusunuyorum. Boyle bir sure vermemin sebebide bu surec icerisinde belirtilen hedeflere ulasirsak her alanda savunma teknoloji ki bu surecte avrupada eriyorki gucleri yetmicektir. Ama dedigim gibi buna izin verirlermi sanmiyorum.

    YanıtlaSil
  4. ülkerin sahiblerinden murat zamanında marangozda 100 tl ye yaptırabileceği boş bir tablo çerçevesini kemalist bedri baykam dan 500.000 tl satın almıştı
    bu adamlar ticaret erbabı 4 cıtaya neden bu parayı verdiler
    yine sahibi oldukları üniversiteye paralel atıf ı atamışlardı öğrenciler isyan etmişti
    arkadaşların milli iradeye falan saygıları yok
    reklam hakkındaki haberimiz yok falan iddiaları inandırıcı değil
    reklamda
    Bombalar patlıyor
    zehirleme (suikast hep silahla olmaz)
    suikast çağrışımı var
    16 Nisan refarandum dan önce bir şey yapmaya çalışıyorlar
    Maksat milletin zaferini ne pahasına olursa olsun engellemek
    Hesaplaşma 16 Nisanda milletin zaferiyle kazanılmış olacak.inşallah
    ülker hisseleride pazartesi den itibaren kayyum beklentisi ile bir süre taban yapacak
    bizde torku bifa eti v.b alacağız
    Reklamda geçen 1 nisan rumi takvimde
    Miladi 14 nisan cuma dır.
    Referandumundan önceki cuma, her ne yapilacaksa artik.
    sultan abdülhamit rumi 31 mart yani miladi 13 nisan günü devrilmişti
    Atlatamazsak allah yardımcımız olsun,
    wikipedia zamanıyla gülen in ölüm tarihi olarak 13 nisan yazmışdı yani rumi31 mart yani süre o kadar 14 nisan cumaya dikkat

    YanıtlaSil
  5. Rüyamda Tayyip Erdoğan'ın evimdeyim. Brandadan yapılmış kenarı delik bir kapıdan dışarıda silahlı askerleri gördüm. Yine bir fitne kıvılcımı çıkarabilirler diye korkuyorum . Özellikle Nisan ayı ve ramazandan sonrası tehlikeli. Son iki yılın Temmuz ayında hadiseler oldu. Birincisinde barış süreci bitti diğerinde darbe girişimi yapıldı.

    YanıtlaSil
  6. Mehdi'nin zuhurunu hiç hesaba katmamışsın.Acaba Mehdi zuhur ettiği zaman bakalım ne yapacaksınız?

    YanıtlaSil
  7. Referandumda evet çıkar ise büyük ihtimalle Avrupa birliği bizi tamamen atacak.Zaten bunu açıkça söylüyorlar. Osman Akfırat efendi bunun ardından Yunanistan ile bir savaş olacağını söylüyor. Yunanistan 2018 yılında borçlarını ödeyemeyip tekrar büyük bir krize girecek. Bu nedenle Türkiye ile bir savaşı kendisi için bir çıkış olarak görebilir. Zaten FETÖ olayından dolayı ordumuzun zayıfladığı vehmine kapıldılar. Ayrıca ellerindeki FETÖ militanlarından aldıkları bilgiler ile daha da cesaretlenebilirler. Umarım olmaz ama Avrupa için Türkiye ile dışarıdan savaşmaktan başka çare kalmadı. İçerden yapabilecekleri en büyük hamle darbe girişimiydi o da işe yaramadı.

    YanıtlaSil
  8. referandumdan evet cikarsa Avrupa birliği bizi tamamen atacak degil, biz Avrupa birligine adaylik basvurumuzu geri cekecegiz insaAllah

    YanıtlaSil
  9. Gezi olaylarında aktif olan, yürüyüşler tertiplenen bir caddenin sonunda inşaat halindeki bir caminin bahçe duvarına kocaman "hayır" yazıları ve "haziran" yazısı yazılmış. Sonra müdafai ( semt ismi) yazılmış. Aman dikkat, evet çıkması halinde bunlar gezi benzeri olaylar mı çıkarmayı düşünüyorlar acaba?..

    YanıtlaSil
  10. 1*Gelecek Pazar sandık başına gidiyoruz. Malum Anayasa değişikliğini oylayacağız. İcracı Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilip geçilmemesine karar vereceğiz. 6 sene Anayasa değişikliği için anlaşamayan partilerden ikisinin sürpriz bir kararla anlaştıp Meclis’ten geçirdiği metni oylayacağız. Bu anayasa değişikliği hem Türkiye’de hem dünyada telaş ve paniğe sebep oldu. İçerideki muhaliflerin zaafı ve yetersizliği bilindiğinden dost maskeli batılı muhalif devlet ve kuruluşlar insiyatif alarak anayasa değişikliğine açıkça cephe aldı. Sanki oylama Avrupa‘da ve ABD’de yapılacakmış gibi muhalefete başladılar. Niçin????

    Türkiye’de daha önce batının koyduğu sınırları aşan ve ülke menfaatlerini gözeten 4 iktidar alaşağı edildi. Belki birkaç düzine millet menfaatine teşebbüsün de önünü kesti. Biz ahir zaman uykusunda (gafletinde) olduğumuzdan gerçekleri anlayamadık. Geçmişteki bu entrikalarının şımarıklığı ile hareket eden batılı odaklar, bu kez de netice alacaklarını sanıyorlar. 178 yılın verdiği dayatma şımarıklığıyla “red” yönünde her türlü imkanı kullanarak saldırıyorlar. Ama başaramayacaklar. Bu onların güçsüzlüğünden değil, Türkiye’nin 250 yıldır ilk kez ulaştığı gücün sonucudur. Artık içerideki müttefikleri, baronsal sermaye, bürokrasi, intihalci kara cübbeliler, kara aydınların ne sözü geçiyor, ne de borusu ötüyor.

    Kur’an’ın ebcedi işareti H1222’de başlayan İslam’ın hakimiyet kaybı, 1241’de (1826) hız kazandı, H 1255’te (1839) Tanzimat’la yozlaşma resmileşti ve bir asır sonra İslam hakimiyeti meşum 31 Mart Vak’vası ile son buldu.

    Tarih cahili cumhuriyetin son iki kuşağının bilmediği bir hakikati ve kavram vardır: Kaht-ı rical. Yani adam kıtlığı veya yokluğu. Osmanlı 1222’den başlayarak ehliyet sahibi adam sıkıntısı çekmeye başladı, ve sonunda yıkıma götürdü. Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denmesi gibi adamın olmadığı bu zamanda, batı mukallidi ve müsveddesi adamlar bizim felaketimiz ve acımızı oldu. Ve sonunda kaybettik.

    Cumhuriyetimiz adam kıtlığının zirve yaptığı bir zamanda harici menajerlikle kuruldu. Zaten cumhuriyetimiz de tam bir cumhuriyet değildi. Bir nevi sivil-askeri bürokratik cumhuriyetti. Osmanlı’da özellikle Tanzimat sonrası sivil ve askeri bürokrasinin sultanın makamına göz dikip yönetme illetine tutulması felaketimiz oldu. Ve sonunda çöken imparatorluktan iktidar müptelası bürokrasi miras kaldı. Ve ortaya çıka çıka monarşik bir cumhuriyet çıktı. Bu cumhuriyetin meşrutiyetten tek farkı, sultanın yerinde cebri-keyfi “tek adam”ın bulunması idi. Bu askeri vesayetli cumhuriyetimiz 14 Mayıs 1950’de halk devrimiyle sarsıldı. Ama yıkılmadı. Sebebi ise sivil-askeri bürokrasinin müdahalesi idi. Kim ne derse desin 1960-2002 arasında seçimle başa gelen siyasi kadrolar iktidar oldu ama muktedir değildi. Çünkü asıl muharrik batılı sömürgeci devletler oldu. Onların yönlendirmesinde iktidara çöreklenen sivil-askeri bürokrasi, ortakları zedegan-burjuva-baron ile üniversitelerin kara cübbelilerle hükmettiler. İşin en ilginç yönü 1996’ya kadar sadece milliyetçi-muhafazakar çevrelerin arada sırada seslendirdiği, ancak o tarihten sonra nişadır yemiş ulusalcı seslerin yüksek sesle dile getirdiği vesayetin üst aklının batılıların yön verdiği Selanik aşiretinin olduğu nihayet anlaşılmaya başlandı. Balkanların Kudüs’ünün sakinlerinin varlığı gaflet uykusundaki Türki beyinlerde ancak iki nesil 80 yıl sonra intibah kıpırdanmalarına yol açtı. Artık şafak atacak gibiydi.

    Şimdi denecek ki ne anlatıyor bu adam. Evet millet biziz. Ama biz hakim değildik. Çünkü demokrasi yoktu, cebri-keyfi askeri bir cumhuriyet vardı. Biz hükmetmiyorduk. Kimse kale almıyordu. Biz “pis kasketliler” idik. Yüzde 80’imiz köyde oturur, ne eğitim, ne sağlık, ne de refahın nimetlerinden faydalanırdık. Ne yerdik ne içerdik, kimsenin umurunda değildik. Biz çoğunluk idik ama söz sahibi olamıyorduk. Üstün üstlük başımızda jandarmanın sopası hiç eksik olmazdı. O karanlık günler unutuldu.

    YanıtlaSil
  11. 2*Bu halkın cumhuriyet ve demokrasisi değil, bürokrasinin ve mutlu azınlığın cumhuriyeti idi. Halkın hali nicedir yönetim kadrolarında kimse aldırmıyordu. Batı mukallidi beyinlerin bütün marifeti önce çıkarını düşünmesi ve taklit ettiği batıdan aferin beklemekten ibaretti. Yol yok, fabrika yok, hastane yok, ticaret yok. Sadece “Batılı çiftlikte yetişmiş balıklar” gibi sözde beyaz (aslında kapkara) Türkler (!) hakimiyeti vardı. Batı söyler, onlar yapardı. Milletin değerleri ile uyuşup uyuşmadığına bakılmazdı.
    Ağızlarda cumhuriyet, laiklik, inkılaplar. Papağan gibi tekrarlanırdı, o kadar. Uygulama ise ya hatalı ya da işe yaramazdı. Onun için sözde cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçiş 4 kez postallarla durduruldu. Laiklik değil laikçilik uygulandı, inkılaplar ise ne işe yaradığı pek anlaşılmazdı. Ve lafla peynir gemisinin yürümez olduğunu ancak 1950’den sona anlayabildik. Halkın önüne bir gün batının zorlaması ile önüne sandık konulunca palavracılar iktidarı kaybetti. İnsanlığın geçirdiği uzun sürecin sonunda artık azınlıkların, oligarkların, monşerlerin değil halkın iradesinin esas olduğunu bir türlü anlayamamışlardı. Ve demokrasi dersi 1950’de başladı.

    Devletin sivil ve askeri bürokratları değil milletin seçtiğinin hükmetmesinin zamanının geldiğini havsalalarına kabul ettiremediler. Öyle olunca milletin iktidarları başa geçince direndiler. Oyun bozanlık ettiler. Bir hizmetin yapılıp yapılmaması seçilmiş iktidarların değil bürokrasi oligarklarının insafına kalıyordu.

    Zaten bütün batılı müdahaleler de bu bürokrasi üzerinden Türkiye’ye dayatılıyordu. Batı emrediyor, bürokrasi yapıyordu. Karar mercii seçilmiş iktidarlar değil bürokrasi ve baronlardı. Türkiye’de seçilmiş iktidarlar bu yüzden muktedir olamıyordu. Bürokrasiyi elde edip darbe yaptıranlar 2003 millet dayatması karşısında taktik değiştirdi. Aslında bu taktik 1986’da ilk emarelerini vermişti. Ulusalcı-kemalistler son kez 28 Şubat’ta kullanılıp terk edildi. Bu defa sözde dinci elemanların bürokrasiye hakim kılınıp milleti dinle aldatıp hükmetmesini sağlamak gibi inanılmaz bir suikasti en son 15 Temmuz’da düzenlediler. 7 Şubat, 17-25 Aralık bunun ilk somut örnekleri idi. Ama son tezgah 7 Haziran’da ortaya çıkan tabloyla rengini belli etti, 1 Kasım hezimeti üzerine 15 Temmuz darbesi düzenlendi. Bu tarih Ortadoğu’daki son emperyalist paylaşmanın start noktası idi. Türkiye hem bu operasyonda kullanılacak, hem de bölünecekti. ABD Merkez Komutanı General Joseph Votel, 15 Temmuz sonrası bunu ağızdan kaçırdı.

    İşte bu suikast, milli iradenin önünün açılmasının gereğini ortaya kondu. Bürokratik oligarkların 150 yıldır başımıza yağdırdığı belalara karşı milletin iradesinin hakim kılınması söz konusu oldu. Çünkü kimsenin anlayamadığı bir husus vardı. Rum Suresi işaret ettiği Rum mağlup oldu ama sonra kazanacak ihbarı gerçek olmuyordu. Bu 90 yıllık bir süre sonraydı. 1909 veya 1913’a olan işaret ile bu galibiyetin ise Rahim olan Allah’ın hükmü olacağı müjdeleniyordu: “Bu mağlubiyetlerden sonra birkaç yıl içinde (90 yıl) galip geleceklerdir. Evvelce de, sonra da hüküm Allah’ındır. O gün mü’minler Allah’ın yardımı ile sevineceklerdir. O dilediğine yardım eder. Onun kudreti her şeye galiptir. O çok bağışlayıcıdır.” İbrahim/2-5.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeltme: İbrahim 2-5 değil, Rum Suresi'nin 2-5 ayetleridir. Sehven hata yapmışım özür dilerim.

      Sil
  12. 3* Evet 1909-1913-1926’dan 90 yıl sonra art arda sevinecektik. Çünkü Rahim ismine mazhar Mehdi’nin döneminde Rahim isminin tecelli etmesi rahmet-i İlahi’nin bir şe’ni idi. Ve öyle olacaktı ve oldu. Hamdolsun. Cenab-ı Allah dünyevi işlerde mü’min halkın iradesine baş vurulmasını emrettiğinden demokrasi ve hürriyet milletin iradesine ve eline geçecekti.

    İşte 15 Temmuz felaketi üzerine gözü iyice açılan ve gerçeği görenler bu Anayasa değişikliğine yol açtı. Çünkü bu memur-bürokasi-baronsal sermaye hakimiyeti son veriyordu. Artık darbeler olmayacak. 367 melaneti yaşanmayacak. Dedikodular fısıldayan bürokrasinin sahte yolsuzluk iddiaları olmayacak. Batının düdüğü olanların milli iradeye trafik polisliği yapması engellenecekti. Bir ülkede bir tek baş olur. Bürokrasi bir tarafta, baronlar bir tarafta, ilim yuvasının baykuşları kara cübbeliler bir tarafta, algı ajanları bir tarafta, İsrail’in güvenliğinin bekçileri bir tafta oyan binbir başlı bir ülke olmazdı. Dükalıklar, baronluklar, çetecilerin sonu gelecekti. Anayasa değişikliği bunu ön görüyor. Batı karşı çıkacaktı, çünkü ülkemizin bütün çıban başlarını onlar üretiyordu. Tabi ki kölelerinin dükalıklarına sahip çıkacaklardı.

    Evet sayın bay Mehdi muntazırları, Mehdi zuhurla gelir. Yani zuhur eder. Zuhuru tam tamına 90-100 yıl sürer. Bir asır sonra hükmeder. Kiminle? Milletle. Yani şahs-ı manevi ile. Bu Mehdi‘nin Rahim ve Hakim ismine mazhariyetinin bir gereğidir. Yani sebepler muvacehesinde rahmetle vazife görür.Güneş her gün doğuyor yükseliyor sonra batıyor. Kim farkına varıyor? Kimse. Gelip gidiyor da kimse onun Hakim isminin bir gereği, Müdebbir ve Kayyum isminin bir gereği olduğunu bilmiyor. Ehl-i hakikat ve ehl-i tarikatın dışında. Beş kez Kıbleye yönelenlerin dışında. Mehdiyetin zuhuru Hilafetin batışı ile başlar. Artık Halifetullah, Halife-tül Resulullah’ın hükümsüz kılınması üzerine onun varisinin devri başlar. Bu İslam’ın bayraktarının Mehdiyete hakimiyeti devrettiğinin nişanesidir. Artık hakimiyet sadece Mehdiyete aittir. Yani 3 ayrı devrede şahs-ı manevi hükmedecek ve din tamamlanacaktı. Tabi dinin dünyevi hükümleri de.

    İslam’ın bayraktarı şimdi Mehdiyet’in bayraktarı olarak zaferden zafere koşacak. Engelleri çıkacak, sabotajlar olacak. Ama bu savaşın gereğidir. Ve sonunda Tevhid cihana hakim olacak. Bu zamanda o güne kadar Türklere verilmeyen dünyevi zenginlik oluk oluk akıtılarak verilecek. Çünkü eskiden asker doğup asker olarak ruhunu teslim edenin zenginliğe ihtiyacı yoktu. Ama rivayetler Mehdi’nin zamanında o bayraktarın mala gark edileceği bildirilir. Evet 1950 tarihinde başlayan 1965 ve 1975 ve 1983 ve 2003’de devam eden kalkınma hamleleri hedefine ulaşacak. Tabi bunun sebebleri var. O da bürokrasinin ve sermaye baronlarının ve algı ajanlarının hakimiyetine son verilerek. Şimdi olan bu.

    İşte MHP’nin çağrısı üzerine hazırlanan mini anayasa değişikliği ile hakimiyet 200 yıllık sivil-askeri bürokrasiden alınıyor ve milletin kendisine veriliyor. Patron artık millet oluyor. Bu Mehdiyet’in şahs-ı manevisinin hakimiyet çağıdır.

    YanıtlaSil
  13. 4*Neticenin ne olacağını Allah bilir. Ama anayasa değişikliğini hazırlayan iki partiden yüzde 5’erlik bir fire beklenebilir. Buna karşılık PKK vesayetinden kurtulan vatandaşlarımızdan gelecek yüzde 3-5’lik bir oy var. Bu yüzde 55-58 civarında bir “EVET”e işaret eder. Ancak az fire verilememesi halende ise yüzde 62-65 veya yüzde 65-68 bandında müsbet oyu gösterir.

    Şu unutulmasın geçen Cuma günü Ankara’da millet tarafından tasfiye edilen siyasi partilerin bazı ileri gelenleri toplanıp “Hayır” oyu için fikir beyan etmişler. Utanmadan. Milletin tasfiyesini yemişlerin yenişe doymadığı anlaşılıyor.

    Birde yıllarca Hariciye’nin üst kademelerinde hizmet etmiş malum hanedanın bir eski Büyükelçisi röportaj vermiş. Türkiye’deki batı çiftliğinin havuzundan yetiştirilen bu büyükelçi emeklisi sürekli ve durmadan Lozan ağzıyla konuşup, “batıdan ayrılamayız”, yani batının kıçında kalalım deyip “Ortadoğu bataklık, oraya bulaşmamalı” deyip durmuş. Onun babasının nesli İslam dünyasının batılı emperyalistlere peşkeş çekilmesinin baş sorumlusudur. Ayrıca Osmanlı’nın batmasındaki rolleri unutulmamalı. Osmanlı sonrası kurulan bütün devletlerin uğradığı acı akibetin sorumlusu 1909 sonrası İstanbul ve Senik’te çöreklenen Selanik aşiretidir.

    Bir başka yanılgı daha var. Haçlı saldırısı falan deniyor. Yahu bizde İslam’ın zaafa uğratılması gibi batıda da Hıristiyanlık hem komünzimin, hem neoliberalist, hem Neocon siyasetle neredeyse cemaatsizlikten kiliseleri kapanır hale geldi. Ne haçlısından bahsediliyor. Herkesin dikkatini şuna vermesi lazım. İslamfobia niçin Avrupa ve ABD’de tezgahlandı. Bundan kim ne fayda umabilir. El Kaide fitnesiyle başlayarak sürekli terör ve anarşi ile İslam’ı özdeş hale getiren kim? Batı medyası, sineması, sivil toplum kuruluşları. Onlar kimin elinde. Küresel sermayenin. Küresel sermayeye kim hükmediyor? Siyonistler yani Yahudi sermayesi. O sermayenin sinema ve medyatik saldırıları dışında daha başka neyi manipüle ediyor. Askeri kanadı. Önce NATO ile başladılar sonra ABD’nin Pentagon’u devreye sokuldu. Pentagonun Ortadoğu politikasını kim şekillendiriyor. Neoconlar. Öyle ki, ABD Dışişleri’nin bir ara başlayan Pentagona muhalefeti şıpşak sindirilerek Pentagon’un paraleline sokuldu. Öyle ki o Dışişleri’nin Bakanı ABD seçimlerinde aday oldu. Çünkü İslam ülkelerinden toprak çalarak büyütülecek İsrail operasyonu sırasında Hırıstiyan dünyası İslam’a muhalif ve düşman olması taktik gereğidir. Olan bu. Irak-Suriye-Libya'da olan bu. Ya Türkiye'de hendek saldırılarını PKK mezarlığına çeviren kahraman Mehmteçik bu meş'um plana ilk yenilgisini tattırdı. Devamı da gelecek evel Allah.

    Onun için düşmanı iyi teşhis etmek lazım. Cihana hakim olan küresel sermaye, ona da hükmeden kim? Altı yıldızlı deccal. İşte Türkiye’nin ve batıda Hz. Mesih cemaatinin nüzulü ettiği ülkedeki cemaatinin baş düşmanı İslam’ın bağrına cihan hakimiyetinin neticesi yerleşen İsrail’i oradan söküp atmaktır. Artık hedef odur. Ve 1991’de başlayan 3. Melheme’nin finalini bu yazacak. Moskova kaşla göz arasında çaktırmadan ve sessizce geçen hafta Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etti. Oynanan oyunu ve ipleri kimin oynattığı anlaşılıyor mu? Altı köşeli altı.

    Anayasa değişikliği milletin hakimiyetine, o da hem ülkemizin hem de bölgemizin hem de Ortaasya’daki Türk devletlerinden ta Atlantik Okyanusuna kadar olan geniş bölgenin istiklalini ve hürriyetini kazandırmanın bir kilometre taşıdır. Batıda ise Mesih cemaatinin tevhide ulaşması.

    Batı ikidir. Hırıstiyanlığın manevi özünden beslenen iyi batı ve deccaliyetin dinsizliğinin esiri olan kötü batı. Şimdi bu düğümü çözeceğiz. Tabi 16 Nisan’dan sonra. 2017 ülkelerin seçim tarihi. 2018 ve 2019’da, 2016’da kaderin yazdığı planı uygulayacaklar. İnşaallah.

    YanıtlaSil
  14. Bu konularla ilgili yeni bir blog açılmış
    https://mehdi-kehf.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  15. Eyüp Fatih Nurullah Efendi Hz.nin uyarılarda bulunduğu ve sona doğru bir zuhurattan bahsettiği vidyo var.
    2-3 hafta olmuş paylaşılalı.7 dakikalık bir vidyo sonuna kadar izleyin derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Linki vermeyi unutmuşum..

      https://youtu.be/RIdlpa6p4-8

      Sil
  16. Kuranı Kerimin nüzül sırasına göre 16 nisan (16.04)-(04.16) tarihini incelemenizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  17. Nüzül sırasına göre 16.sure 4.ayeti veya 4.ayet 16.süreyi incelemenizi tavsiye ederim.

    Allahu Alem
    HasbunAllahuvenimelvekil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lütfen bulamayanlar için kısaca meali yazarmisiniz

      Sil
    2. Hüccet Kur'andır. Muntazar Kaim değil.

      Seçim Hicri Takvimin 7. ayı olan Recep Ayı’nın 19. Günü referandum yapılıyor. Kur’an’ın 7. Suresi Araf’tır. Onun 19 ayeti Besmele hesap edilirse 18 ayet şöyle: “Allah buyurdu ki: “(Şeytan) Oradan kınanmış ve kovulmuş olarak çık. Onlardan kim sana uyarsa, hepinizi birden Cehenneme tıkacağım.” Yani Şeytan Ademe secde etmediği için cennetten kovuluyor.

      Şayet Besmele hesaba katılmazsa 19 ayet ise şöyle: “Sen, ey Âdem, eşinle beraber Cennette yerleşin. İkiniz de istediğiniz yerden yiyip için. Ama şu ağaca yaklaşmayın; sonra kendinize yazık edersiniz.

      Bundan çıkarılacak mana yani her iki ayet hayra işaret ediyor. İşari olarak böyle. Şeytanımız kovuluyor ve biz ailelerimizle (Bediüzzaman’ın tebşiri ile) cennetasa baharda evimiz olan vatanımızda huzur içinde muzaffer yaşayacağız.

      Bir başka işaret ise şöyle: Miladi takvime göre oylama 106 günde yapılacak. Fatiha 7 ayet + Besmele ile beraber 99. Ayet 106 edince o da şöyle: “Her kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cibril'e ve Mikail'e düşman ise, artık şüphesiz Allah da kâfirlerin düşmandır.”
      Bu ayette Hz. Cebrail’e düşmanlık eden Yahudilere ikaz var.

      Eğer Bakara Suresi’nin Besmelesi sayılmazsa 99 ayet ise: “Biz sana apaçık âyetler indirdik; yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkâr etmez”

      Bu iki ayetin işari manası ise: Ey ortalığı fesada veren Yahudiler ve onun güdümündeki Neoconlar, Fetoşkeştayn çetesi ve Avrupalı Neolibaral-neofaşistler ile Ye’cüc ve Me’cüc (anarşist ve teröristler) Allah da size düşmandır. Mü’min bayraktarıma ilişmeyin. Şüphesiz Allah sizin düşmanınızdır.

      Yine oylama Hicri Takvimin 197. Günü yapılıyor. Kur’an’ın 197 ayeti besmeleler hesaba katılırsa (7 Fatiha) + Besmele ile beraber 190. Ayet) “Sana hilâlleri soruyorlar. De ki: O, insanlar ve hac için zaman ölçüleridir. Hayra ermek, evlere arkadan girmekle olmaz. Asıl hayır, takvâ sahibi olanın hayra erişidir. Evlere kapılarından girin ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz”

      Şayet Bakara Suresi’nin besmelesi sayılmazsa ise Bakara’nın 190 ayeti: “Sizinle savaşanlara karşı siz de Allah yolunda savaşın, fakat haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez”

      Yani Hacc’ın zamanı hilalli hesapla ölçülür. İttihad-ı İslam’ın kongresi Hacc'ın yaklaştığı bu zamanda ümmetimin hilalli bayraktarı, sizinle savaşanlara karşı Allah’ın yolunda olduğu gibi şavaşın, ama (onların yalan dolanlar hakikatleri saptırarak tahrif ettikleri gibi) haddi aşmayın. Çünkü Allah haddini aşanları sevmez. Zaten Allah onların düşmanıdır. Mağlup olacaklar. İnşaAllah. Şimdi ahir zamanın müjdecisinin 91. Yılındayız. Artık kötü günler bitti.

      İşari ihbarlar gizli olur. Birkaç tanesi bir araya gelirse bir mana ifade edebilir. Benim de yorumum böyle. Doğrusunu daima Allah bilir. Fecirde aklıma gelince yazayım dedim.


      Sil
  18. Referandum çalışması için Balıkesir'e giden Kemal Kılıçdaroğlu Bandırma 6.Anajet Üssünde askeri törenle karşılanmış

    YanıtlaSil
  19. hükümet 3ü alman 7 yabancı vakfı kapattı
    gavur tüm yandaş ve silahlarla hükümetin üzerine geliyor

    YanıtlaSil