.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

4 Kasım 2016 Cuma

IRAK'LI TÜRKMENLERİN ÇİLESİ


M.Necati Özfatura
Lozan öncesi ve sonrasında Iraklı Türkmenlerin çilesini hiçbir Türk topluluğu çekmemiştir. Gerek 1923-1950 CHP iktidarı gerekse AK Parti iktidarına kadar bütün iktidarlar Iraklı Türkmenlere yapılan zulümlere seyirci kalmıştır. Hadiselere tribünden dahi bakmamışlardır. Yahudi ağırlıklı küresel sermayenin Türkiye içinde ve dışındaki medyası sadece seyretmiş, toz zerresi kadar ilgi göstermemiştir.
Ciltlere sığmayan bir çileyi elbette ki bir makalede ifade son derece zordur. Özet olarak arz etmek gerekirse: Birinci Dünya Savaşından sonra Osmanlı Devletinin yıkılışı ile değişen coğrafi ve siyasi dengeler sebebiyle Türkiye sınırları dışında kalan Türk unsurlar mağdur olmuşlar ve Türkiye bunlara ilgisiz kalmıştır.
Ama hiçbir Türk grubu Iraklı Türkmenler kadar çile çekmemiştir. Ve de sahipsiz kalmamıştır. Unutulan ve dışlanan Iraklı Türkmenler çileleriyle baş başa bırakılmıştır. 1995 yılında en az 3 milyona yakın Iraklı Türkmen’e yapılan siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal baskı Doğu Türkistan’da Çin’in Türklere yaptığı baskıyı omuz farkı ile geçer.
1500 yıllık vatanlarında yalnızlığa itilen Türkmenlerin maruz kaldığı ve 5 ya da 10 yılda periyodik uğradığı toplu katliamlar çifte standartlı (münafık) Batı’nın baskısı ile dünya kamuoyundan gizlenmiştir. Sözde insan hakları (aslında Türk düşmanı) uluslararası kuruluşlar ilgi göstermek şöyle dursun asla gündeme getirmediler.
Iraklı Türkmenlerin soykırımları hem Batı’nın hem de Batı’nın uşağı Arap idarecilerin başlıca hedefi olmuş ve iş birliği yapmışlardır. Batı, ABD, AB ve İran dün olduğu gibi bugünde Türkmenlerin soykırımına seyirci ve teşvikçidir. Çünkü soykırım görenler Türk'tür. Asırlardır Hıristiyan Batı ve İran Vatikan liderliğinde Türk ve Sünni katliamı yapmaktadır.
AK Parti iktidarına kadar dünyada Iraklı Türkmenler kadar (Doğu Türkistan hariç) zulüm gören bulmak mümkün değildir. Irak’ın eski Genelkurmay ve Savunma Bakanı General Handan Et Tikriti’nin hatıraları kitabının (Arapça basılı) 40. sayfasında Saddam’ın iktidarı için ABD CIA ajanları ve ABD Büyükelçisi Saddam’la gizli bir anlaşma yaptı. Saddam’ı iktidar yapmanın karşılığı bazı tavizler için yazılı belge imzaladılar. İşte Iraklı Türkmenlerin  soykırımı bu madde içinde idi...
Saddam nüfus sayımında Türkmenlere ya Arap ya da Kürt yazılmalarını aksi hâlde kurşuna dizileceklerini veya çöllere sürüleceklerini bildirdi. Böylece çok sayıda Türkmen’i Arap ya da Kürt kimliği içinde eritmek istemiştir.
"Yurtta sulh cihanda sulh" sloganı ile uyutulan Türkiye bu faciayı sadece seyretmiştir. Başta ABD, İngiltere olmak üzere Batı ve Doğu böyle istemiştir. İnsan hakları konusunda sahtekâr olan Batı, Kürt sempatizanı rolüne bürünürken, Kürtler kadar nüfusa sahip Türkmenlerin ismini dahi anmamıştır. Oysa Türkmenlerin Irak’a yerleşmesi M.S. 694 yılına dayanır...
Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Şubat 1920’de neşrettiği “Misak-ı Millî”nin birinci maddesinde Musul ve Kerkük’ün Türk sınırları içinde yer aldığı görülmektedir.
04.11.2016
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/593985.aspx

3 yorum:

  1. EBU HUREYRE'NİN AHİRZAMAN HADİSİ RİVAYETİ VE HZ.MEHDİ

    “Bir rivayette Ebu Hureyre vefat edeceğini hissettiği vakitte ilmi ketmetmiş olmaktan korkarak etrafındakilere şöyle dedi:

    Resul-i Ekrem’den (A.S.M.) öğrendiğim Ahirzamanda vukua gelecek harblerle alakalı haberleri size bildireyim mi? Onlar: ‘Evet bize haber ver. Bunda bir beis yoktur Allah seni hayırla mükafatlandırsın’ dediler. Bundan sonra Ebu Hureyre sözüne devâm ederek dedi ki:

    ‘Hicretten bin üç yüz (1300) sene sonraki akidlerden birkaç akid say (Haşiye-1). O vakit Rumların meliki (Haşiye-2) bütün dünya ile harb etmek ister. Allahu Teala da o adam için harbi irade eder. Bunun üzerinden fazla bir zaman geçmez, iki akid sonra (CERMEN) ismindeki bir beldeden (Haşiye-3), ismi kedi ismi olan bir adam musallat olur (Haşiye-4) ve bütün dünyaya malik olmak ister. Ve hem soğuk memleketlerde ve hem de sıcak memleketlerde (Haşiye-5) bütün dünya ile harb eder. Şiddetli harb ateşlerinin dolu olduğu senelerden sonra Allah’ın gadabına uğrar. Neticede Rûş’un veya Rus’un (ravi şübhe etmiştir) sırrı (Haşiye-6) onu öldürürler.

    Hicretten bin üç yüz (1300) sene sonraki akidlerden beş veya altı veya yedi veya sekiz akid say. O vakit Mısır’a “Nasır” künyesinde bir adam hükmeder (Haşiye-7). Arablar onu “Şüccâ’-ul Arab” (Arabın cesuru) diye çağırırlar. Allah onu bir harbde ve sonra bir harbde daha, yani iki harbde zelil eder (Haşiye-8). O Nasır mansur olmaz, ona yardım edilmez. Ve Allahu Teala ayların en sevgilisinde Mısır’a hakiki nusreti irade eder ki bu nusret tahakkuk edecektir (Haşiye-9). Bunun üzerine Beyt’in Rabbi olan Allah, Mısır halkını ve Arab milletini, babası kendisinden daha Enver olan “Esmer Sâdâ” ile razı ederek onu, onlara reis eder (Haşiye10). Fakat bu adam Mescid-i Aksa’nın hırsızlarıyla (Yahudilerle) belde-i hazînde musalaha yapar (Haşiye11).

    Sonra Şam bölgesinden olan Irak’da cebbar bir adam zuhur eder ki; o adam Süfyanîlerden biridir ve onun bir gözünde hafif bir aksama vardır. Onun ismi “Saddam” dır (Haşiye12). O, kendisine muarız olanlara karşı saddamdır (Haşiye13) . Bütün dünya “Küçük Kût” ta (Haşiye14), onun için toplanırlar ki Saddam da bu Kuveyt’e daha evvel aldatılarak girmiştir (Haşiye15). Bu Süfyanîde hiç bir hayır yoktur. İlla ki İslamiyet’e dönerse o zaman onda hayır olur. O hem hayır, hem de şerdir (Haşiye16). Mehdî-yi Emin’e hain olana veyl olsun (Haşiye17).

    Hicretten bin dört yüz (1400) sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say (Haşiye18). O vakit Mehdî-i Emin çıkar ve bütün dünya ile harb eder. Dalalete düşenler (Haşiye19) ve Allah’ın gadabına uğramış olanlar(Haşiye20) ve münafıklar (Haşiye21), İsra ve Mi’raç beldesi olan Kudüs’teki “Meciddun Dağları”nda onun için toplanırlar (Haşiye22). Bütün dünyanın (Haşiye23) ve bütün hilelerin (Haşiye24) melikesi (Haşiye25) de Mehdî’ye karşı çıkar ki onun ismi zaniyedir (Haşiye26). Bu melike o gün bütün dünyayı dalalet ve küfre sevkeder (Haşiye27). Yahudiler de o gün dünyaca en yüksek makamdadırlar. Bütün Kudüs’e, mukaddes beldeye hakimdirler. Bütün dünya denizden ve havadan (Haşiye28) Mehdî’nin üzerine hücum eder. Ancak çok soğuk ve çok sıcak beldeler müstesna (Haşiye29). Mehdî bakar ki bütün dünya çirkin hile ve planlarla aleyhinde ittifak ettiklerini görür. Fakat bilir ki Allah daha şiddetli mekr sahibidir ki, onların bütün hilelerini akim bırakır. Ve bütün kainat onun mülküdür ve ona dönecektir ve merci yalnız odur. Ve bütün dünya aslı ve fer’iyle onun bir hilkat şeceresidir. İşte bu kudrete malik olan Cenab-ı Hak, Mehdî’ye nusret için en şiddetli bir darbe ile onları vurur ve karayı, denizi ve semayı onlar üzerine yandırır. Ve Sema da onların üstüne şiddetli yağmurunu yağdırır. O gün bütün ehl-i arz küffara lanet eder. Allah da bütün küfrün zevalini irade eder (Haşiye30) ”
    .

    YanıtlaSil
  2. Kelde bin Zeyd hicri 2. yüzyılda yaşamış bir alimdir, kitabı da sultanahmet kütüphanesinde bulunabilir ama arapçadır.

    --- Bu hadis sahih mi değil mi ? Çeviri yapılırken yorumlar eklenmiş mi ? İstanbulda bulunan arapça bilen arkadaşlar bu kitaptan bu hadisi orjinal şekilde inceleyebilir mi ? (Admin kardeş önceki gönderdiğim hadisle bitişik veya yorum bölümünde) yayınlayabilirseniz ...)
    1.400 yıllarından sonraki 2 veya 3 akit zamanımıza denk geliyor.Melikesi de abd ye başkan olmak üzere ilginç bir gelişme olabilir.İmkanı olan arkadaşlar yerinde inceler ve bilgilendirirse sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye o zaman 4 akd olduğunu bilememiş?!

      Bilinmedik bir şey söylememesi şüphelendiriyor.

      Asıl aydınlatıcı hadîsler, Nuaym bin Hammâd'ın Fiten ismli kitabında var ama internette sadece arapça olarak var. Belki ingilizcesi de vardır. Ama türkçesi herhalde hala yok. Çevirip de koyacak kimse yok mu? Cübbe Maho ne iş yaparlar, kendilerini savunmaktan başka.

      Sil