.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

14 Ekim 2016 Cuma

ABD DONANMASI NE DEMEK İSTİYOR?

ABD Donanması, kuruluşunun 241. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 1801-1805 yıllarında Trablus kıyılarında Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü gösteren temsili tabloyu kullandı.
Donanmanın resmi Twitter hesabında, "Amerika'nın denizcileri çetin, cesur ve hazırdır." ifadesine yer verilen iletide, elinde Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü gösteren temsili bir tablonun kullanılması tepki çekti.
ABD Donanması, kuruluşunun 241. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından yaptığı ve Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü gösteren temsili tabloyu içeren paylaşımı gelen tepkilerin ardından kaldırdı.
abd donanmasında skandal ile ilgili görsel sonucu

31 yorum:

  1. http://www.seslimakale.com/yazar/erkan-macit-1268

    Erkan Macit yazıları...

    YanıtlaSil
  2. Bi Simit : Biz Burada Savaşacağız

    Tarih 09 Ağustos 2016

    http://www.seslimakale.com/videodetay/bi-simit--biz-burada-savasacagiz-16024

    YanıtlaSil
  3. http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/ucuncu-dunya-savasi-coktan-basladi-bile-2033388

    YanıtlaSil
  4. www.aydinmercek.com/bes-kritik-yil-2013-2017-502yy.htm
    2013 de yazılmış güzel bir yazı 15 Temmuz dan 2 hafta sonra zımnen yenilenecek Montrö anlaşması ile ilgili analiz kısmı ilginç, darbe olsaydı Abd nin 'Müttefikimizin çanakkale ve istanbul boğazları Rus tehdidi altında' diyerek Nato şemsiyesinde yerleşeceğini düşünmek gerekir miydi?

    YanıtlaSil
  5. Nakşibendi Ordusu: Musul için TSK ile işbirliğine hazırız

    Musul’da TSK ile işbirliğine hazırız!
    Dünyanın ve Türkiye’nin Musul’u DAİŞ’ten kurtarma operasyonunu konuştuğu dönemde Irak’taki aşiretlerin desteklediği Nakşibendî /Vatanseverler Ordusu’ndan gazetemize yapılan açılamada “Türkiye’nin olası Musul operasyonunda TSK ile işbirliğine hazırız. Musul’u DAİŞ’ten kurtarmak için düzenlenecek operasyonda PKK ve Haşdi Şabi gibi terör örgütlerini değil kardeşimiz TSK’yı istiyoruz” denildi.

    ENES BABACAN/MİLAT ÖZEL

    Nakşibendî Ordusu yetkilisi “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TSK'nın Başika'da bulunan askeri kampı için Irak merkezi hükümetine yönelik tepkisini haklı buluyoruz. Irak merkezi ordusu Maliki ve İbadi döneminde DAİŞ karşısında silahlarını bile bırakıp kaçtı. Biz Nakşibendî ordusu ise DAİŞ ile Irak'ta gerçek manada mücadele eden tek yerel gücüz. TSK'nın Başika'da bulunan üssü ise bizim için bir güvencedir. Asla bir endişe verecek durum yoktur. Türkiye ile Musul operasyonunda ortak olmaya da hazırız. Musul'a yönelik kara harekâtında Irak'ın her karış toprağını bilenler olarak, TSK ile Musul'u DAİŞ'ten geri alabiliriz. Musul'un ve tüm Irak'ın asil halkından oluşan ordumuz bu ortaklık ile Irak'ın toprak bütünlüğünü sağlamayı ve terör örgütlerinden temizlemeyi amaçlıyoruz. ABD'nin işgalinden sonra parçalanan ve İran destekli Şii milisler tarafından katliamlara maruz bırakılarak yerinden/yurdundan edilen Irak halkının yeniden huzuruna kavuşmasını istiyoruz. Bir terör örgütü olan DAİŞ'ten Musul'u başka terör örgütleri ile temizlemek kalıcı bir çözüm değildir. Irak'taki aşiretler ve halk PKK'nın veya Şii terör örgütleri Haşdi Şabi gibi yapılanmaları Irak'ta istemiyor. TSK'nın Suriye'de yaptığı gibi Musul'da da Nakşibendi Ordusu ile hareket etmesi durumunda bölgede huzur ortamı yeniden tesis edilebilir” açıklamasında bulundu.

    TSK ile işbirliğine hazırız!

    Irak Nakşibendî /Vatanseverler Ordusu, Irak devrik lideri Saddam Hüseyin'in asılmasına tepki olarak ilk operasyonunu 2006 Aralık ayında gerçekleştirmişti. Sünni ağırlıklı Nakşibendî Ordusu, 2006 yılından yana, Irak merkezi hükümetinin göz yumduğu, İran destekli Şii milislerin, DAİŞ'in ve PKK'nın Sünni bölgelerinde giriştiği katliamlara karşı çok sayıda başarılı operasyon yapmıştı. Nakşibendî Ordusu, Irak'ta Bağdat, Musul, El-Anbar, Ninova, Diyala ve Selahaddin gibi kentlerin yanı sıra çok sayıda köy ve yerleşkede etkin rol oynuyor. Nakşibendî ordusundan gazetemize yapılan açıklamada “Irak merkezi hükümeti, İran destekli Haşdi Şabi ve ABD'nin doğrudan veya dolaylı olarak desteklediği PKK'nın Irak uzantıları ve DAİŞ gibi bölgedeki terör örgütlerinin en büyük korkularından birisi Nakşibendî ordusunun TSK ile işbirliği yapmasıdır. Çünkü o zaman Irak'ın yerel halkı ve Aşiret güçleri hem Musul'u DAİŞ'ten hem de tüm Irak'ı diğer işgalci güçlerin zulmünden kurtaracaktır” dedi.

    Milat Gazetesi

    YanıtlaSil
  6. ne söylemek istedikleri cok acik, size savas acar sizi öldururuz demek istiyorlar..

    gelecekleri varsa, görecekleri de var, topunuz gelin diyoruz bizde..

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  10. Rusyaya da fazla guvenmemek gerek hani hadislerde geciyordu ya önce arasi bozulacak Turkiyenin rusyaya yapmis oldugu bir harekettan dolayi sonra tekrar bir huzur ortami olacak artik rusya ile turkiye arasinda savas olmucak diye dusunuldugu bi zaman da rusya (beni asfar) saldiracak bugun baksaniza Allah askina rusyayla tekrar bir kriz yasanabilecegini kim dusunebiliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış politikada esas menfaattir. Menfaat neyi gerektirir onu yaparsınız. Rusya bizim komşumuz. Deccal fitnesine uğramış ve o ülkedeki Hıristiyan ve Müslümanlar birlikte zulümle ezilmiştir. O devir kapandı. Rusya şimdi menfaati sebebiyle İslam Alemi'ne yakın durmak durumunda. Şu husus Türkiye'de az bilinen bir husustur. Türk ağır sanayisi Rus yardımı ile hem de 1960'lardan başlayarak kuruldu. İskenderun Demir Çelik Tesisleri Rus Başbakanı'nın katılımıyla 1975 yılında açıldı? hangi parayla? Rusya'dan kredi alındı, teknoloji alındı. Demirel'in zamanındaki buhranların sebebi, buna mani olmak isteyen batının suikastleridir. 12 Eylül'e kadar sürdü. Ondan sonra ipler tamamen onların eline geçti. Ne zamana kadar. 2006'ya kadar. Şimdi iki ülke ticaret potansiyeli ile birbirine menfaat sağlıyor. Rusya'nın şu anda güttüğü politika şu: Troçkisktler yani neoliberal ve neocon siyasetin önünü ve fitnesini kesmektir. NATO Danimarkalı eski sözcüsü-Merkel ve benzerleri bu oyunun içinde. Ukrayna fitnesini böyle körüklediler. Biz de aynı dertten muzdarıbiz. Ortadoğu'da dökülen kanların sebebi neoliberal-neocon-siyonist fitnedir. Rusya bunun önlenmesinde yardımcı olacak. Dost olarak. Onlanrın yeri kıtmiri Fetoşun Rus uçağını düşürtmesi bu sebepten. Yani neocon-siyonist menafaat ve hesabına düşürdü. Ama akl-ı selim ve menfaat bunu izale etti.

      Beni Asfar meselesi Türklerin anladığı ve kültüründe olan bir mesel değil. Beni Asfar Hz. İbrahim’in sarışın cariyesinin çocuklarıdır. Özellikle İngiliz için vurgu yapılır. Ahir zamanda hilafeti yıkıp mal ve mülkümüzü koruyan halifeyi tahtında indirip ülkelerimizi işgali edecek emperyalistlerdir. Onlar da Hadise göre soğuk ülkelerde yaşayan İngiliz-Fransız-Alman-Rus kast edilir. Ve bunlar Osmanlı'nın sonunu hazırladı. ba şrolde İngilizler. Rus-Osmanlı savaşlarının tamamı İngiliz fitnesi sesebiyle oldu. Ve her iki imparatorluk ahir zamanda bir adadan çıkacak Deccalin zamanında yıkılacağı rivayeti yapılmıştır. Ve öyle olmuştur. Deccal bir adadan, Süfyan bir yarım adadan huruç eder diye rivayet edilmiştir.

      Şimdi dünyanın bir köye dönüştüğü bir zamanda şu veya bu ülke değil hangi cereyan ve görüş taraftarları var ona bakılmalı. ABD’de Türk gibi hatta Müslüman gibi düşünen insanlar var. Almanya’da, Fransa’da, Rusya’da, İsveç ve Finlandiya’da da. Mesele şu. Bu insanlar kötü değil düşman da. Dostturlar. Hakim olan güç nedir? Yahudi siyaset ve sermayesi. Cihan hakimiyeti sebebiyle istediği fikri ve komiteyi oluşturup ifsad ediyor.Ve iyi batılıların tesiri kırılıyor. Bu yakında bitecek. Dünya 70 yıl sürecek bir genel barış ve emniyet ortamına kavuşacak.

      Kur’an “Sizi kavim kavim yarattık ki tanışıp görüşesiniz” der. Yani birbirinizi yiyesiniz diye değil. Bunu yapan olursa ne olur. Kur’an hükmünü icra eder. Ve yaratılış gayesini hakim kılar. Nasıl kılar? O meşiet-i İlahiyeye bakar. İnsan ve insanlık başı boş değil. Mal ve mülkün sahibi mal ve mülkünü korumasını Hakim ismi ile icra eder. Şimdi o olacak. nasıl mı? Kilit ülke Türkiye. Türkiye ne olursa olsun korumak durumunda ve mecburiyetindedir.

      Sil
  11. Yine cok sikintilar cekecegiz cok acilar yasiyasacagiz belli suan cok iyi gibi gorunuyoruz ama ciddi anlamda hava savunma sistemlerimiz uzun menzilli gudumlu fuzelerimiz ve en onemlisi nukleer silahlarimiz yok olmasinda bize Allah yeter insallah Rabbim ayaklarimizi yere sabit kilanlardan ve sabir gosterenlerden edecektir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nükleer silahımızın olmadığını kim söyledi?

      Sil
    2. Sufi seyyah nükleer silahımız tabiki de yok. Yani zaten yoktu. Nasıl bir soru o sanki envantere sen koymuşsun gibi sormuşsun :) ilk hedef 1000 km menzilli füzeler olmalıdır aynı zamanda hatta daha da elzem olan hava savunmadır. Nükleer başlıklarımız olmadığı için 1000 + füzeler pek gerekli değil gibi duruyor. Sonuçta hüküm Allah'ındır. Onlar silahlarını birbirlerine karşı kullansınlar da halk olsunlar. Zaten teknolojiyi cokertecekler o silahların etkisinden

      Sil
    3. Stickand Code'e
      Görmediğin şeyi inkar etme Her şey senin malumatında münhasır değildir,vesselam

      Sil
    4. Malumatıma münhasır mi? :)) ne diyorsunuz arkadaşlar Türkiye nükleer santrali bile rusa Japona yaptırıyor. Hadi zaten üretmek gibi bir şey söz konusu olamaz da dışarıdan alım dahi yapılamaz. Yani binde bir ihtimal Pakistan'dan aldık yahu bütün ülkelerin gözü bizde nasıl olacak o iş? Fetö bizde yedirirler mi? Pakistan neden satsın? Akıllı adam kalmadı piyasada. Herkes uçmuş gidiyor.mehdi konusu da aynı böyle bu sitede

      Sil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. Abdurrahim cokgungor guzel soyluyorsun senin beslendigin ekole zit degilim üstad basimin taci ama siz bile kendi icinizde farkli anlamlar cikariyorsunuz ustadin eserlerdin mehmet ali bulutta farkli yorumlarda bulunuyor kaldi ki bir cok soylemin islamiyetin akisina ters 1. Efendimiz iki cihan serverimizin elinde kilic varmiydi vardi hz. Ebubekir varmiydi vardi Hz. Omer Hz Osman Hz Ali hepsinde vardi kaldiki daha onceki yazilarindada soyle bir ibare gecmisti Efendimiz islamiyeti getirdi sonrasinda dunyaya hakim oldu islamiyet hatalisin o zaman ehli kufur kalbi mekke idi ve efendimiz baba topraklarindan cikitigi mekkeden 10000 sahabeyle feth ederek kufrun merkezine islamin muhrunu vurdu ustad zamaninda ne oldu cennet mekan Abdulhamit gibi bir deger bilinemedi mehmet akif te digerleride bilmedi ne zamanki tahtan indirildi o zaman anladilar baska islamiyet ehli kufur altinda inim inim inledi bugunlere gelmede ustadin yaptiklari ve kendi zamaninin muceddi oldugunda zerre suphe yok ama mehdimi kimse kusura bakmasin degil neden mi simdi dunyanin sah damari kesilecek ama mehdi gelecek kalp gozu olanlar bilecek oylemi iki cihan serverimiz oylemi yapti halbuki bircok krallara elciler gonderdi ben Allabun kulu ve elcisi ve son peygamberim dedi kaldiki dedigim gibi efendimiz elinde kilici ile savaslara katildi mehdi geldi kilic olmuyacak savasmicak yok oyle bisey savacak ve Allah onu ustun ozelliklerle donatacak ben demiyorum mehdi bekleyelim calismayalim imanin esaslarini yaymayalim miskinlik yapalim demiyorum hakki yasatalim ama hakki da diyelim iki cihan harbiyle islam alemindeki huzuru mutlulugu ve guvenli ortami alip gittiler simdi o huzuru teknolojiyi o huzuru oyle hemencecik son bir savas olmadan vereceklerinimi saniyorsunuz ve dedigim gibi dunyanin sahdamari koptugunda o zatin gelmeyecegini ve gelip gittiginimi saniyorsunuz ayrica dogrudur sizi kavim kavim yarattik goruseniz der Kurani azumisan ama yahudiler ve hristiyanlardan dost edinmeyin onlar birbirinin dostudur da der

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bediuzzaman mehdi de degildi doneminin muceddidi de degildi. seyh ucmaz murit ucurur denir ya. bu da aynen oyle. daha baska soyleyip kimseninde kalbini kirmayalim...

      Sil
    2. 1* Bakın İslam’ın kılıçlı hakimiyeti H1222 yılına kadar olacağı Kur’an’da ebcedle işaret edilir. O tarihten sonra İslam’ın kılıçlı yani askeri hakimiyeti sona erer. Manevi cihad dönemi ufukta belirir. Bu Risale-i Nur’da da yazılmıştır. 1243 tarihinde Osmanlıya 1202 tarihinde itibaren sızan hatta saraya dühul eden masonların fitnesi sonucu Yeniçeri Ocağı söndürülür. O tarih Decalle zemin hazırlığının başlangıç tarihidir. 100 yıl sonra yani 1343 tarihinde Süfyan huruç eder. Bu rakamlar Kur’an’dan istihraç edilmiştir. Siyasete ve askeriyeye hakim olur. Arapça’da bir usul vardır. Bir şeyden bahsedilince onun zıddı da zikredilmiş olur. Süfyan huruç eder etmez Mehdi de zuhur eder demektir. Bunlar gaybi ihbaratta yer alır. Kimse bunlara itibar etmez, ama Yahudileşildiği yani dünyevileşildiği için Yahudi gözü ile olaylara bakılır. Öyle olunca da hakikate erişilemez.

      Risale-i Nur’da Bediüzzaman Mehdilik davası gütmez. Başka davalar da gütmez. O Kur’an hakikatlerini ifade eder. Yani Risale-i Nur, Kur’an’ın davasını güden burhan mesleğidir. Bunu anlamak bu kadar mı zor? O Kur’an hakikatlerini mi anlatacak, yoksa kibir ve gururla şahsının kabulünü mü? Tamam Türkçe fasih değil anlam ve idarak kıtlığına sahip bir dil, ama Bediüzzaman “Ben Mehdiyim” demiyor. “Falan zat da Mehdi” demiyor. Hizmete soyunun Kur’an’ın dellalı olduğunu belirten biri şahsının kabulü peşinde koyar mı? Siz Bediüzzaman’ın böyle anlamaya çalışıyorsunz. Taklidi iman ve İslami anlayış ile. Bundan istifade bir yığın bilmem ne hoce veya efendi mal bulmuş mağribi gibi Mehdilik üstüne atlarken herkes bu sahtekarları bırakıp Bediüzzaman’ın üzerine çullanıyor. Bak “Mehdiyim” diyen bir neocon-siyonist uşağı ülkede danbeye kalkıştı, ne kadar zındık bunu bahane edip Nurcu ve ehl-i tarike hayasızca ve kudurmuşçasına saldırıyor. Niçin?

      Bediüzzaman Kur’an’ın hak davası, iman davasını hıllet ve haliliye ve burhan mesleği ve meşrebi içinde çalışıyor. Hizmetkar. Makam delisi değil. Öyle olunca onun çok çok yapacağı Mehdi’ye zemin hazırlamak olur. O da Risale-i Nur’dur. Risale-i Nur da Kur’an’ın 4 esasının burhanı olup delil ve ispatla meseleleri izah eder. Bu meyanda Mehdi’den de bahseder. Ama Mehdilik davası gütmez. Bunu işmam eden, bunun ima eden tek satır değil tek kelime yoktur. Ama rivayet hikayeleri ile sulanan beyinler böyle bir hizmeti görünce akıllarına hemen Mehdi gelir. Bediüzzaman “Ben zemin hazırlıyorum” der. 3 vazifeye yapacak Mehdi’ye yani şahs-ı maneviye zemin hazırlıyor. “Mehdiyim” demiyor, “şu zat da Mehdidir” demiyor.Şahsiyetçilik yapmıyor. Şahs-ı maneviden bahsediyor. Bir çok hak meseleyi anlatırken yeri geldiği için ahir zaman eşhası hakkında bilgi veriyor. Deccal-Süfyan’dan. Çünkü onlar Kur’an ve imana ilişecekler İman esaslarına ilişecekler. Şeriat-ı Ahmediye ve Şeair-i Ahmediye’ye ilişilecek. Ne yapsın. İyi etmişler mi diyecekti? Onlara karşı çıkacak Mehdi ve Mesih’ten de söz ediyor. Hata mı ediyor. Üstelik hikaye anlatmıyor, hakikatlerin söylüyor.

      Dinsizliğin alabildiğine hem de onun tabiri ile cebri,küfri,keyfi,askeri deccale karşı aferin mi diyecekti.

      Hazreti Peygamber’in fütühatı tebliğ vazifesini ifa ederken oldu. Tecavüz olunca karşılık verdi. Veda hutbesinde ne dedi? “Dininizi tamamladım” Yani “benim işim tebliğ gerisi sizin vazifeniz.” demek istiyor. Nitekim Hz. Ali’ye (ra) “Ben Kur’an’ın nüzulü için çalıştım. Sen anlaşılması için cihad edeceksin” demesi çok manidar değil mi? Ümmeti de bu dinin esasları çerçevesinde dini yaşayacak ve yayacaktır. Ve öyle olmuş.

      Sil
    3. 2*Cenab-ı Allah Hz. Peygambere “Kevser verdik” buyuruyor. Bu Kevser ebedi alemdeki havza-i kevserin dışında 5 mukaddes şehrin-beldenin fütuhatını da müjdeliyor. Bunlardan sadece birin fethtemiş. Diğer üçü 4 halife zamanında sonuncusu ise Osmanlılar zamanında feth edilmiş. Kimin adına. Hz. Peygamberin getirdiği din adına. Yani Hz. Peygamber’in getirdiği esaslar ve program çerçevesinde. Öyle ki bunu haber veren Kevser Suresi hilafetin ikinci 500 yılının sonunda yani 1200’lü yıllarda dinin gücünün tüketeceğine ebcedi değer ile işaret etmiş. Mesele Hilafetin 484 yıl Türklerin elinde olacağını ve sonra deccalin muhrip elinde yok olacağını işaret etmiş. Sonra hilafet bitecek. Ve deccaller çıkacak. Nitekim İbrahim Suresi’nin ilk ayeti Sultan Abdülaziz zamanında başlayan çöküşün Abdülhamid ile sona ereceğine işaret eder. Azizün Hamidün diye biten o ayeti bir oku bakalım. Ne anlarsın.

      Bediüzzaman İstanbul’a medrese açılması için gelir. Padişahla görüşmek ister. Ama Sultanı çevreleyen mebayndeki masonik askeri erkan buna izin vermez. Vermediği gibi onu önce tımarhaneyle sonra hapishaneye sonunda ondan kurtulmak için maaş rüşveti ile geri göndermek isterler. Bediüzzaman Sultan Abdülhamid için "halife-yi nebi” tabirini kullanır. Ama çevresinde yani mabeyndeki paşaların istibdadına karşı çıkar. Zaten o masonik paşalar olmasa 31 Mart yaşanmazdı. Padişahın bağlı olduğu şeyhi isyan hareketi başlayınca kan dökülmemesi için karşı çıkılmamasını tavsiye eder. Ve Selanik’ten gelen çapulcu ordusu 31 mart'ta hakim olur. 4 yıl sonra da hükümete de el koyarlar. Bunun Akifle, Bediüzazman ile ne alakası var. İngiliz-Siyonist anlaşmış. Yıl 1860. Siyonist ve mason odaklar Selanik’te tezgah kurmuş. Askeriyeye, saraya, devlete hakim olmuş. Ve Osmanlı çökmüş. Niçin çökmüş?. 100 yıldır dünya hakimiyeti için deccallin hurucu için çalışan Yahudiler ellerindeki mali güçle bunu başarmışlar. İhtilallere dolap hilesi ile karışarak siyasi neticeler almışlar. Osmanlı 1222’de (1808) masonik entrikalar sonucu askeri-siyasi iflasın eşiğine gelir. O tarihte İngiliz donanması Çanakkale Boğazını ve Marmara’yı geçerek İstanbul’un önüne gelir ve güç gösterisi yapar. 1243 tarihinde askeri açıdan masonik güçler ilk darbeyi vurur. 1839’da ise hukuken batıya tabi olarak Şeriat-ı Muhammediye’ye ilk darbeyi vurur. Rus Harbi ile sıfırı tüketir. Sultan Abdülhamid komaya giren devleti son bir hamleyle ayakta tutmaya çalışır. Ama askeriye istibdatın kaynağı ve müsebbibi olmuş. Tarihinizi iyi okuyun,

      Hz. Peygamber o zaman gelecek Mehdi için “Onun okları kelimelerdir” der. Kılıcı ise Kur'an'ın elmas kılıcı .Hatta imam-ı Rabbani ilmi kelam sahibi diye haber verir. İbni Arabi ise Kur’an alimi olarak belirtir. Üstüne üstlük Hz. Peygamberin Mehdi’ye bir tavsiyesi olur. “Siyasete bulaşma. Kur’an’ın hakikatlerini beyan et” Çünkü medeni çağda vahşi dönemdeki gibi şiddet ve silahla insanlar ikna edilemez. Mucizevi Kur’an’ın hakikatlerini açıklayacak Mehdi’nin çalışması sonucu yani 3. Vazifenin yerine getirilmesi ile ittihad-ı İslam ile alem-i İslam ayağa kalkar ve cihana meydan okuyacak hale gelir. Bu okuma da Kur’an’ın burhan mesleğiyle medeniyi ikna ederek tevhide yanaştırıp sulh-u umumiyeyi temin edecek. Bu 100- 150 yıllık bir süreçtir. Ümmet-i Muhammedin ömrü ise 1500 yıldır. 40 sene sonra kıyamet kopar. Bunları söyleyince ırkçı-milliyetçi-Yahudici-dünyevici gözle olaylara bakan ehl-i tahkik olmayan Müslüman inanamıyor. Tutturmuş illa bir adama gelecek bütün dünyaya meydan okuyacak yakıp yıkacak, herkesi ezip geçecek ve tevhid bayrağını kan gölünde dikecek.

      Mehdi ile Decallerin yönetmleri karıştırılıyor

      Sil
    4. 3*Bediüzzaman’ın bir sözü var. “Eski hal muhal. Yani yeni hal ya izmihlal”. Eski hal hilafetti. Battı gitti. Yeni hal Mehdiyet. Bu ülkede 90 yıl namusun ve tesettürün sembolüne el ve dil uzatıldı. Bu ülkeni erkekleri nerede idi? Baban deden ne yaptı? Pustu oturdu. Peki nasıl bu dava ayağa kalktı. Yine bir kadınla. Bir kadın çıktı çatır çatır tesettürü savundu ve 50 yıl sonra erkelere rağmen tesettür davası muzaffer oldu. Bir şey daha belirteyim. Rahmetli Ömer Lütfü Mete vefatından birkaç yıl önce yazdığı bir yazıda Ak Parti’nin başa geçmesi ile ilgili bir yazı yazdı ve başlığını şöyle attı: Ampulü türban yaktı. Fetoş gibi erkeklerin takkesi değil. Bir şey oldu bu ülkede “Deccal olsanız ne yazarsın” sözünü eden tek bir politikacı vardı. O da bir kadındı. Neyse 2002 Mehdiyet’in 3. Faslının başlangıç tarihidir. Kadın parmağı ile oldu.

      Ama erkekler o sırada neocon-siyonist taktikleriyle devleti ele geçiriyor. Veya bir şeyhin müridi parti kurup demokratların yerine geçmek için Süfyani güçlerle 40 yıl iş birliği yapıyordu. Derme çatma başbakanlığı da bir yılda işbirliği yaptığı Süfyaniler tarafından bitiriliyordu.

      Ahir zaman bambaşka bir zaman. Onu anlamak için Risale-i Nur’u okuyacaksınız. Konstantiniyye Süfyan’ın elindne kılıçla değil, tekbir ve tehlillerle alınacak. Yani cihad-ı manevi ile. Tekbir olan Allahü Ekber ile Tehlil olan La ilahe illalah’ın en güzel anlatıldığı eser Risale-i Nur’dur. Bir Nur talebesi bul Risalelerin çeşitli yerlerinde yer alan bu kavramaları bir okuyun. Feleğiniz şaşar. İşte tekbir ve tehlilin manası anlaşılınca kalpler ve akıllarda iman artar. Artan iman amele dönüşür. Ve fecr-i sadık gelir. Tam tamına yüz yıl sonra. Arapçada bir kavram var. Büyük rakam küçük rakamla ifade edilir. 7-70-700 gibi. Sahi Mehdi’nin Kur’an’a göre hakimiyeti işari olarak kaç yıl. 70. Rivayetlrde bu 7 yıl diye geçer. Ama hakikatte, artan nüfus, ve ekonomik hayat ve fen ile ilim 70 yılda 700 yıllık işlem görür. Yani. Çok yazdım. Şimdi gene kızacaklar. Onu da sizin bulun.

      Medeni çağda inşaları öldürerek ne kazanakcaksınız. İslam barış demek. Barış içinde ikna edecek. Kur’an’ın metodu ispat ve delildir. Onu için de ilim lazımdır. Kılıç değil. Kudurmuş ve şeytanlaşmış nefislerin zebunu olarak insanları öldürmek vahşiliktir. Cihad değil. O vahşet döneminin gereği idi. Hz. Musa (as) Firavun'un yanına çıkarken ona gelen ilahi emir: Kavl-i leyyin ile söyle. Yani yumuşak söz ile. Demek ki manevi cihad Hz. Musa'nın (as) da sünneti. Mehdi'nin de öyle olacak.

      11 Eylül 2001 tarihinde malum hadise olunca 3 gün sonra ABD’nin Utah şehrinde Cuma günü caminin etrafını Amerikalılar çevirir. O sıra bir Türk yazar camiye gelince Amerikalı komşusunu görür. “Niçin buraya geldiniz” diye sorar. “Müslümanları saldırıdan korumak için” diye cevap verir. Batı ikidir. Biri deccaliyete hizmet eder biri ise ehl-i kitap olarak onlara karşı çıkar. Siz onları mı katledip Müslüman yapacaksınız. Önce kendinize bakın. Bu ülkede Müslüman “Yobaz, gerici, pislik, Arap oğlanın çocukları” oldu. Sen önce onlara bak. Onlara karşı silahın okları da kelimelerdir. Yani iman ve Kur’an hakikatleri.

      Eski hal bitti. Yeni hali anlamayan uyum sağlayamayan ne olur? Aklını Mehdi ile bozar. Mehdi tayinine kalkışır. Kur’an ve Hadise göre değil kafasındaki senaryoya Mehdi arayan ancak hayali ile avunur. Bekledim de gelmedin şarkısını söyler.

      Sil
    5. Abdurrahim Bey yazdıklarınızı genel anlamda kimi şahsiyetle kabul kimi şahsiyetler reddetmekte.Ancak bana göre yazılarınızı okumak bilgi birikim ve Allah'a kul olma yolunda önemli kaynak niteliği taşımakta.Uzun ve ayrıntılı yazılarınız gayet açık.Ben ve benim gibi daha çok internet üzerinden okuyanlar adına sizin burası gibi bir blog oluşturmanız ve orada burası gibi konu konu yazmanız güzel olacaktır.
      Ayrıca size ve blogtaki arkadaşlara AHMED HULİSİ hakkında ne düşündüklerini sormak istiyorum.Ben Ahmed Hulisi de okuyorum yalnız kişiliği ve anlatımı ile Kuran'a ve İslam'a ne kadar uyuyor sormak istiyorum.Hayırlı günler.

      Sil
    6. Yasin bey bir defa ustadin cemieyetinden degilim benim dunyamda islam dini kimsenin tekelinde degil yalniz bunlar tum ehli cemaat ve tarikatlar birer yoldur.Ben hepsinden de nasiplenmeye calisirim.Yari zimmi bir zatin hakim karsisinda tek seferde verdigi savunmayi bugun hic bir avukat veremez ve kurdugu cumleyi de kuramaz ayrica gunes hakkinda verdigi bilgiler veya eskisehir de iken okul bahcesinde oynayan genc kizlarin elli altmis sonraki hallerine nazar etmesi ve en onemlisi Kurani Azumusandan bir katre diye bahseder ve kendine zerrece pay bicmez benim amacim seyh ucurmak degil hakki olana nacizane hakkini teslim etmek ayrica benim icin ismailaga cemaatide menzilde okuyucularda yazicilarda farketmiyor kim islama hizmet ediyor basimin tacidir yani.

      Sil
    7. Genelgeçer
      Dünyada insanları değerlendirmede kıstas sünnet, sünnet içinde de Al-i Beyt ölçüleridir.Yani Kur’an ve Al-i Beyt görüşüdür. Bu Peygamberimizin emanetidir. Risale-i Nur da bu yolu takip ve talim eder.

      Bu ölçülerden biri de bir kişinin bir hatasından dolayı inkar veya tenkil veya red edilemez. Bir zatın hatasını eleştirmek onun tamamiyle inkar değil, o hatalı hususu redden ibarettir. Çok İslam alimi, evliyası, kumandı, politikacısı hata yapmıştır. Ama o hatasına karşı çıkılmış ama şahsı red veya tenkil edilmemiştir.

      Bediüzzaman’ın tabiriyle 9 masum bir cani bulanan veya 9 cani bir masum bulunan gemi her iki halde de batırılamaz. Bunun gibi bir veya 9 hatasından dolayı bir insan, eleştirilir ama batırılamaz. Birinin hatasını düzeltmek veya o konuda fikir beyan etmek o kişiyi red ve inkar anlamına gelmez. Tartışılan konu muhkemat olmayan yani müteşabih olan bir konudur. Müteşabih olması bir çok manaya geleceği gibi birden fazla hakikati ifade etmesi de söz konusu.

      Mesela Ye’cüc ve Me’cüc. Kur’an bu konuda müteşabih olarak değinir. Yani hem Zülkarneyn zamanına hem de ahir zamana işareten değinir veya ifade eder. O şerli taife Hz. Zülkarneyn zamanında maddi, ahir zamanda ise manevi sedleri aşarak ortalığı karıştırır. Bunun için de ayetin okunuşu hem sedden hem de seddün olmasının sebebi de budur. Ama mealciler tek bir kelimeyle ifade edince mana uçup gider ve ahir zaman yönü bilinmez. Bilinmeyince de Deccal ve Süfyan’ın taifesinin kim olduğu anlaşılmaz. Hele ki her şeyi maddede arayan bir zamanda konu karmaşık hale gelir.

      Şimdi mesele şu manevi sed ne ola ki, İslam dünyasını anarşi ve terör içinde kıvranıyor. Birinci müsebbibi Süfyan’ın yol açtığı büyük Deccal fitnesine zemin hazırlaması. Ve ilk terör ve anarşi yurdumuzda görülmüş. Ve 55 yıldır bizi tokatlayıp duruyor. Manevi seddi yıkan yine manevi hakikatle izale edilecek.

      Bloglara yazı yazmamın sebebi dini kılıklı bir fitne fücür cemaatinin gerçek yüzünü göstermek içindir. Yoksa meraklısı değilim. Açın geçmiş yazılarıma bakın hepsi bu fitne cemaatinin maskesini düşürmeye matuf. Çünkü Risale-i Nur’u hem istismar hem tahrif ederek neocon-siyonist siyasete ülkemizi teslim etme ihanet sebebiyledir. Cihadı deccale hizmet olanların içyüzünü göstermek. Çünkü Kur7an'da bir ayeti 1435 Hicri tarihinde bu süfyan sonrası en büyük fitnenin dağılma ve belaya uğrama tarihine işaret etmesidir. Hamd olsun öyle oldu.

      Sil
  14. Abdurrahim bey siz bak okumussunuz bilgilisiniz size herseyi soylememizin bi mantigini bulamiyorum yani ustadin kendi hayatini iki bolume ayirdigin eski said yeni said diye kendisinin yorumladigini biliyorsunuz ayrica mehmet akif buyuk bir sahsiyet ama Abdulhamite basta onun da karsi ciktigi yani tahtta olmasini istemedigini biliyorsunuz ben bunu kast ediyorum.Simdi bugun bu hukumetimizin yaptiklari ortadayken karsi gelmek nasilsa o zamanin o sartlarina gore Abdulhamite karsi olmak ki o zaman yikilmaya yuz tutmus bir cihan devletini ayakta tutuyor ve kendisi diyor ki yalan konustugunu hic sanmam bu zamana kadar diyor abdestsiz ayagimi yere basmadim diyor oyle kendini meth eden bir sahsiyet degildir ama Allah var Fatih neyse gozumde Abdulhamitte odur ama ne gariptir ki dunya kaderi ilahi ye alt olmak zorunda cunku o zaman Allah in muradi oyleydi ben sadece kendi doneminde yasamis oldugu onemli sahsiyetlerinin Abdulhamithan degerinin bilinmedigi kanisindayim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin anladığınız manada eski Said yeni Said ayırımı yok. Yani Bediüzzaman eski Said zamanındaki eserlerini Risale-i Nur'a dahil etmiş. Eski Said'in eserleri yeni Said'in eserleri arasında yer almış.

      Eski Said'din siyaset yapma, devlette vazife almayı hususlarını terk etmiş. Ve siyasetten şeytandan kaçınır gibi kaçınmış. Çünkü siyaset şeytan işi olmuş.

      O zaman ne yapacaktı? Kur'an ve iman hizmetine odaklanacaktı. Ne yapacaktı hilafetin manevi ayağına hizmet edecekti. Ve öyle yapmış. Bediüzzaman'ın Abdülahimd'le ilgili siyasi bir ihtilafı ve meselesi yok. O mederse yapma derdinde. Bu konuda yazılanların hepsi yalan dolan. Koca koca profesörler, yazarlar belge ve delil olmadan palavra atmış. Siz de onları tekrarlıyorsunuz. Bu konuda 5 yazı yazdım. Sansüre uğradı. Bir site aynı konuyu bir kaç gün sonra yer verdi. Benim yazdıklarımla aynı. Sana adresini veriyorum. O siteye gir ve oku. Biraz uzun ama çok önemli bigiler var. Ne kadar yanıldığını anlayacaksın. Eski ve yeni Said hatta 3. Said birbirinin devamıdır. Kendisi aynı fakat kıyafeti değişmiş. Yaz günü kış elbisesi giyilmez.

      http://www.ittihad.com.tr/bediuzzaman-hz-ve-sultan-ii-abdulhamid-han/

      Sil
  15. Mehdi şu an yaşamaktadır
    1978 yılında dogmuştur ki şuan 39 yaşına girmek üzeredir
    Mehdiden dun olmayan halife de hayattadır
    Süfyani ile ebka savaşı çıkmadan mehdi de halife de siyah sancaklar da çıkmaz.

    YanıtlaSil
  16. Mehdi aleyhirrahme ve mansur aleyhirrahme yakında göreve başlıyacaklar
    Mansur da şu an 30 yaşında olsa gerek

    YanıtlaSil
  17. Bazılarının sandıgı gibi mehdi yaşayıp ölmemiştir
    Mehdi hayattadır ve kendisine hilafet teslim edilecektir
    Süfyan ile süfyaniyi birbirine karıştırmayın ikisi farklı kişilerdir

    YanıtlaSil
  18. Keza deccal de şu an yaşamaktadır
    Yanlış yönlendirmelere aldanmayın.
    Süfyan ölmüştür zaten lakin süfyani lu an yaşamaktadır ki o süfyanın yavrusu olan fetullahtır

    YanıtlaSil