.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

21 Ekim 2016 Cuma

2016 BİTİYOR, MEHDİ'DEN MESİH'TEN HABER YOK!

Abdurrahman DilipakAbdurrahman Dilipak
Ne olacak şimdi.. 2016’nın sonuna geldik, Mehdi’den, Mesih’ten haber yok.. Hangi büyük alamet bekleniyor daha. Mehdi ve Mesih’in gelmesi için hazırlık yapanlar, Evengelistler ve Şiiler.. Şiiler Hasan el Askeri’nin oğlu gaib Mehdi’nin dönüşünü bekliyorlar. Sünnilerin Mehdi’si farklı bir kişi.
Kur’an-ı Kerim Dabbetül arzYecüc Mecüc’den ve sekineden söz ediyor, o kadar. Ama kimsenin bundan söz ettiği yok. Yahudiler mabedin yeniden inşası ve ahid sandığından, Meşiah’dan söz ediyorlar.. Hristiyanlar Mesih’i bekliyorlar.. Bir de bizdeki, Yecüc Mecüc’ün karşılığı olan Gog Magog’u..
Bizim gelenekte bir “Deccal”den söz ediliyor ama Hristiyanlar buna “Anti Chirist” diyorlar.. Tam zıt karakterler.. Biz Melheme-i Kübra’dan söz ediyoruz kıyamet savaşı olarak, onlar Armageddon’dan.. Bakın Hristiyanların bir kısmı Gog-Magog yani Yecüc Mecüc olarak bizi, yani Türkîleri görür.. Luther bizim şeytanın soyundan geldiğimizi söyler.. Böyle bir şuuraltına sahip bunlar..
Kıyamet savaşının platosu Nil ile Fırat’ın arası. Yani “Arz-ı Mev’ud coğrafyası”. Yecüc Mecüc ise Kaf dağının ardından, yeraltından, yani Transkafkaslardan çıkıp gelecek..
Ha! Bu arada Fırat’ın suyu çekilecek, Fırat yatağında büyük bir altın dağ bulunacak, orada savaş çıkacak.. Yer, altındaki hazineleri kusacak ve sonunda altın teneke hükmünde olacak, kimse yüzüne bakmayacak. Mescid-i Aksa, Müslümanların mabedi yıkılacak!
Bütün rivayetlerde kanlı bir kıyamet savaşından, öncesinden büyük felaketlerden, fitnelerden söz ediliyor. Herkes sadece “altın çağ” hayalini taşıyor.. Şiiler, Sufiler, Evangelistler, Yahudi hahamları, alametler belirdi ama gelen yok diyecekler herhalde..
Hani biri çıkıp gelse daha büyük bir fitne olacak.. Bir yandan kendilerine “Mesih’in ordusu” diyenlerle “Mehdi’nin ordusu” karşı karşıya gelecek. Yahudiler, Kudüs’ü Müslüman ve Yahudilerden kurtarmaya çalışacak.. Müslümanlar Şii Mehdi-Sünni Mehdi diye birbirinin boğazına sarılacak.. Cinler yaygın bir şekilde insan bedenine hulul edecek..
Dabık sonrası bu iş bitti” diyenler şimdi tarihi yeniden ötelemeye çalışıyorlar..
Halk arasında “Mehdi gelecek kurtulacağız” gibi bir algı var.. O gelecek, 70 fırka dağılacak, tek bir liderin etrafından toplanılacak.. O Deccal’ı yenilgiye uğratacak.. Kurtla kuzu birlikte yaşayacak..
O zaman ben size söyleyeyim. Bu rivayetler arasında şunlar da var: Kıyamet savaşı çıkacak ve bu savaşa katılanların üçte ikisi ölecek. Yer çökecek, doğudan yükselen duman insanların hayatını karartacak, tabii afetler, fitne ve fesat yeryüzünü kaplayacak, ölenin niye öldüğünü, öldürenin niye öldürdüğünü bilmeyeceği bir kör döğüşüne sürüklenecek insanlar. Yecüc-Mecüc kıtlığa sebeb olacak, çekirge, yağmur ve sel, depremler, salgın hastalıklar, fırtına, kasırga, yer çökmeleri, duman, şimşek.. Peki bu tür olaylara hazır mısınız..
Zaten olağanüstü hadiseler meydana geldikten sonra imana girmenin de bir anlamı olmayacak. Sonra Müslümanlar da hayata veda edecek ve sonra dünyanın sonu.
Kim böyle bir dünyayı niye özler ki!
Kıyamet gerçekleşecek. Gelecek gelecek. Kaderimizde ne varsa göreceğiz.. Bu konuları bu kadar çok konuşmanın kimseye faydası yok.. Yapmamız gereken başka şeyler, başka işler var, bizi Allah’a yaklaştıracak, bu fitnelerden bizi koruyacak.. Kafayı takmışız, biri gelecek bizi kurtaracak. Kurtarıcı yok! Babanız peygamber olsa, gelse sizi kurtaramaz. “Herkes için ancak yaptığının karşılığı vardır”.
Peygamberlerin kurtarıcı gücü yok. Onlar insanları Allah’a, Resulüne, Kitaba çağırırlar. Kurtuluşa çağırırlar.. Buyurun biz de bu çağrıyı yapalım ve bu sese kulak verelim. Mehdi’yi beklemeden, bizi Hakk’a ve hayra çağıranlara ittiba edelim. Bizi masiyete çağıranlara “Hayır” diyelim. Bizim için “Hidayet” ancak böyle mümkündür..
Haber veriyorum: Allah cahil ve zalim, fasık bir topluluğa hidayet nasib etmez. Biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe O, bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.
Herkes Mehdi ve Mesih’i bekliyor da, peki biz kıyamete ne kadar hazırız! 
Benim için, olacağı söylenen şeylerden ve verilen tarihlerden çok bu konuda değişik İslam ve İslam dışı toplulukların ürettikleri bilgilerin toplumda oluşturduğu ruh hali ve şuuraltının sebeb olduğu anomaliler çok daha acil bir vaka özelliği taşıyor.. Bu menakıblardan yola çıkılarak anlatılanlar ve kehanetler toplumun din algısı üzerinde çok ciddi tahribatlara sebeb oluyor. Bu akım sadece dini toplulukları değil, seküler toplulukları da astroloji ve antik inançlar şeklinde etkiliyor.. Daha önce bir Niburi efsanesi vardı. Yok, Aztek takvimi, bilmem ne yazıtları.. Kur’an-ı Kerim ve Tevrat’ın şifresi üzerinden tarih verenler, herkesin kendine göre bir hesab yöntemi var, ona dayalı istihraçlarda bulunuyor..
Size haber verseler, yarın kıyamet kopacak diye. Elinizde fidan varsa, siz önce o fidanı dikin, sulayın.. Ölüm insanın kendi kıyametidir. O en büyük ibret dersidir. Herkes önce kendi kıyametine hazırlansın..
Sahi, tam da bu curcunanın üzerine “Amerikano bir Mehdi” piyasaya sürülürse sonuç ne olur dersiniz.. Bu alan mayınlı bir alan. Bizim Hüseyin Öztürk bir kitap eleştirisi yapmak istedi, demediklerini bırakmadılar..
Fitne zamanıdır. Sabırlı olalım, sabrı tavsiye edenlerden olalım, Tevhid’den ayrılmayalım. Hüsrandan kurtulmak isteyenler güzel işler yapsınlar. Hallerine şükretsinler ki, Allah nimetlerini artırsın. Bunun için ihsan ve infakta bulunsunlar. İbadetlerini aksatmasınlar. Zalimlere karşı dirensinler. Yaşadıkları zamana ve mekana şahidlik etsinler. Sırat-ı müstakimden ayrılmasınlar. İstişare ve şûradan ayrılmasınlar, Müslümanlarla müttehid, erdemli insanlar ve mazlumlarla müttefik, değer üreten ve bize düşmanlık etmeyenlerle, nimet ve külfet dengesine dayalı, müellefetül kulub anlayışı ile birlikte hareket etsinler. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalimlere karşı olsunlar, işi ehliyet ve liyakat sahiplerine versinler.. Allah’a dayansınlar, sa’ye sarılsınlar, hikmete ram olsunlar. Bana sorarsanız, Akif’çe bir ifade ile “Yol varsa budur, bilmiyorum başka bir yol”. Selam ve dua ile.

84 yorum:

  1. Hz. Peygamber hadis-i şeriflerde ne söylemişse haktır ve vaki olacaktır. Hali hazırda cereyan eden herşey fiten ve melahim bahislerinde ifade edildiği şekilde gerçekleşmektedir. Elbette sırr-ı imtihan şartları dahilinde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet eğer peygamber s. A.s demişse elbetteki.Ama kaçı onun hadisi

      Sil
  2. Blokta dikkatimi çeken bir konu var kendini alim zanneden bir şahıs sürekli yazıları ve yorumları ile süfyan ve mehdiyi perdeliyor geçmiş zamanda geldiklerini ve görevlerini yaptıklarını iddia ediyor ve kendince tutarsız deliller getiriyor,getirdiği tüm delillere ragmen burda hemen hemen herkes yanıldıgını biliyor ve delillerini kabul etmiyor.Bu şahıs kendine muhalif yorumlar yazanlarıda terbiye sınırlarına riayet etmeden hakaretler ediyor.Ben bu şahısın süfyan ve mehdi konularını neden perdelemeye çalıştıgını gayet iyi anlıyorum ama yapmış oldugu yorumlar kaderi degiştirmez yani süfyan çıktı ve mehdinin de zuhuru da çok yakın.Nafile bir çaba içerisinde kendi kaderinide etkileyecek olan mehdinin adaleti uygulamasından ve ilahi adaletden kesinlikle kaçamaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osman Yılıdız’a
      Unutma yıldız da bir güneştir, ama bizim sistemimizde yer almaz ve güneşimiz kadar bir etkisi ve tesiri olamaz. Bir nevi karanlığın içindeki ışıklı kör bir noktadır. Ne aydınlatır ne hayat verir. Güneş ise cümle alemimizi ihata eden nur ve aydınlıktır. Deccal çağında Müslümanlara yıldız ışığı değil, tevhid güneşi ve nur-u Muhammedi ve nur-u Kur’an gerekir ki hem aydınlatsın, hem ısıtsın hem de hayat versin. Gerçi Süfyan gecesinde Kutup yıldızı da var, ama sadece yön tayini için elzemdir. O karanlıkta gidilecek yolu aydınlatacak ise kamerdir. Kamer, ışığını güneşten alır. Yani güneşin mümessilidir. O kamer, Süfyan gecesinde Mehdiye işaret eder. Mehdi Süfyan karanlığında vazife alan ve ümmeti fecre götüren Kur’an nurudur.

      Nasıl ki kamerin nuru güneşin nuru cinsindendir Mehdi’nin nuru ve tarzı Kur'an nurudur. Mehdi ve cemaati Kur'an metoduna sadık kalarak delil ve ispatla, kelimeleri kullanarak, siyaseti ve silahı kullanmadan sadece nurunu yansıttığı Kur’an esaslarını gösterir yani öyle hizmet eder. Yani Tevhidi, nübüvveti, haşri ve adaleti esas alarak hizmet eder. Böyle olunca işkembe-i kübradan da atsanız görüşünüzü delillendirmek ve ispatlamak durumundasızın. zat-ı aliniz gibi.

      Fecrin şöyle bir önemi var çok mübarek bir vakittir. O mübarek vakitte Mesih gelir ve bütün gece çalışan Mehdi’ye tabi olur. Niçin tabi olur?. Kur’an güneşinin önündeki son bulutları kaldırmak içindir. Ve güneş doğunca her yer aydınlanınca, geceyi yaşamayan ama izbe ve karanlık bir noktada veya mağarada veya bodrumda oturanlar adını duyduğu kameri özler. Ve o sırada dışarda olanların güneşe kavuştuğunu bilmeden karanlık mağaradan dışardakilere korkmayın kamer gelecek bizi aydınlatacak mesajı verir. Evet cehalet ile aydınlık arasındaki fark budur. Şimdi sadede geleyim,

      Hz. Mehdi 12. İmamın 1194’te doğumundan tam tamına yüz yıl sonra doğar. 40 yıl sonra gelen karanlığa karşı için önü açılır. Önce hilal olur sonra dolunay. Mehdi, cihanın dinsizlik yönünde en azgın olduğu bir dönemde vazife alır. Bu dönem Nemrut ve Firavun döneminden katbekat dinsizliğin azgın olduğu bir dönemdir ki, bu dönem de 1917’de baş gösterir. Öyle ki ondan 30 yıl sonra bütün dünya dinsizlik tehlikesi ile karşı karşıyla gelir. Bu dönemde Hz. Peygamber’in haberini verdiği İslam-Hırıstiyan emniyet ittifakı kurulur. Dinsizlik cereyanı ilk Hıristiyanlar içinden doğar 19. yüzyıl ve bu da deccali doğurur 20. Yüzyıl. Onun hesabını görmek Hz. Mesih’in vazifesidir. Mesih Hıristiyan aleminde Mehdi argümanına zemin hazırlamak için Katolik dini cemaatinden başlayarak Tevhide yaklaştırır. Bu uzun bir süreçtir. Bunun 5 önemli aşaması: 1945-1962-1984-1990 ve son olarak önümüzdeki bir tarihte Siyonist deccalin tenkili ile tevhidin ilim ve ispat ile hakimiyet dönemine girilir. Medeni çağdayız vahşetin ve bedeviliğin hüküm sürdüğü bir zamanda değiliz. Adetullah ve sünnetullah medeni hayatta maddi değil manevi cihadı öngörür. Çünkü dinde ikrah yoktur. Mehdi cebbar bir kral, bir diktatör, eli kanlı bir asker değil. Müceddit, imam, halifetullah ve de son büyük evliyadır. Ashaptan sonra en büyük zattır.

      İslam deccalinin hurucu ise: Hilafetin harici dinsizlik cereyanı ile çökmesi sonrası hakim milletin başına Süfyan belası musallat olur. O siyasi ve askeri ve devlet erkini kullanan biri. Mehdi ise Talut kadar taraftarı ile 23 yıl vazifesini ifa eder. Onun ordusu askeri, parası, pulu yoktur. Dinsizleşen bir kavmi sıfırdan başlayarak dini ihya eder, dini esasları hayata iade eder ve hasıl olan istiklalle siyasi hakimiyeti kurar. Bu da ittihad-ı İslam’ı gerektirir.İşte o zaman sayıları milyonları bulunan seyiddler cemaati devreye girerken, Hz. Mesih’in siyasi yardımı söz konusu olur. Çünkü Mehdi’nin siyasi gücü yoktur.

      Sil
    2. 2* Mehdi, Kur’an hakikatlerini yani Allah’a imanı esas alan bir hizmet icra eder. Ve bununla dünyevi bütün imkanlarla komitesiyle hüküm süren Süfyani rejim ıslah edilir. Bunun için ehl-i keşif onun bu özelliğine, vasfına bakarak Cabir ünvanını vermiş. Yani dünyevi ve maddi iktidar gücü olan Süfyani cereyanı, manevi bir güçle mağlup etmesi sebebiyle Cabir ünvanını alır. İtihad-ı İslam’ın tesisi ise yine Mehdi’nin plan ve programının eseri olacağından ona Mensur (Muzaffer) ünvanı verilmiş. Tabi Mehdi’nin 23 yıllık hizmeti sonrası devreye Mehdi’nin fikirlerinin hakimiyetini temsilen Mehdiyet dönemi başlar. Ve Mehdi’nin zuhurundan ancak 90 yıldan sonra 3. devrenin meyvaları toplanır. Şimdi olduğu gibi.

      Ehl-i tarik, muhafazakarlar, milliyetçiler ve de Yahudi gibi dünyevileşen siyasal İslamcılar bu konuda 3. fasılda mehdiyete tabi değil müttehid olacaklar. Yani mesleklerini ve meşreplerini muhafaza ederek ittihad edecekler. Ehl-i tarikin 700 yıl süren manevi hakimiyeti maddeten 1826’da geriler, 1925’te yasaklanır. O tarihten sonra Mehdi al-i beyt mümessili ve de varis-i Nebi olarak ama Allah’ın halifesi olarak vazife alır. Çünkü Allah’ı inkar dinsizlik dönemi başlamış. Mehdi’nin manevi cihadı sonrası din ihya olunca dini cemaat ve ehl-i tarik de ihya olur. Yer altından çıkarlar.. Ehl-i tarikin yeniden neşvü nema bulması 1950 sonrasıdır.. Ve Mehdiye destek olarak 1506’ya kadar vazife-hizmet görürler. Bunun manevi mahsulatı 700 yıllık Osmanlı hakimiyetine denktir.

      Bunlar ilmi meselelerdir. Bana alim sıfatını haiz olduğumu sanman su-i zana girer. Sui zan eden birinin hükmü nedir?. Hiç. Hele ki kendini bir din yıldızı sanıp aydınlıkta güneş yerine kameri ararsa. Tekrar ediyorum, ahir zaman eşhası ancak ve ancak nur-u iman ile bilinecek. Bu da deccallerin hüküm sürdüğü bir zamanda yani küfrün, hem de küfr-ü mutlakın hüküm sürdüğü dinin silindiği bir zamanın insanları için çok ağır bir imtihandır.

      Ümmeti Muhammedin son 3 yüzyılı ahir zamanın en hararetli dönemidir. Bu zamanın tarihini ve Kur’an-sünnetin işaretini bilmeden nasıl hüküm vereceksiniz? Çünkü bütün ihbarat muhkem değil müteşabihtir. Müteşabih nedir? Anlaşılması için tevili ve tabire ihtiyaç vardır. O da Kur’an’ın belirttiği üzere Rasih ilim gerektirir. Yani İlahi ilhama açık zatların işidir. Bu da ehl-i tarikin işi değil. Onlar sadece alem-i misalde görür dünyevi kelimelerle ifade ederler ki, onların söyledikleri de müteşabih hükmünd. Çünkü gaybı ancak ve ancak Allah bilir. Allah’ın bazı kullarına gösterdiğini mazi olayları tam doğru, ama geleceğe bakıyorsa edep sebebiyle işareten haber verirler. Yani örnekleme metodunu kullanırlar. Eşek gibi adam dendiği zaman, eşek değil, ancak hal ve tavırları eşekçe olan kast edilir. Oturup eşek bir adam beklenemez. Vasfı, niteliğine, özelliği ile bilinir. Her neyse.

      Mehdi 13. Yüzyılın adamıdır. Öyle ki onun cemaati Allah’ın özel timidir. Hususi olarak külli bir hizmet görürler. Deccal zamanında Müslümanların büyük çoğunluğu dünyevileşir. Mehdi dini ihya ederek yeniden maneviyat kazandırır. Şu unutulmasın cebbar bir hükümdar varken Mehdi, “Ben Mehdiyim” diye çıkarsa ne olur? Kıtır kıtır kesilir. O zaman Mehdi perdelenir.


      Mehdi cihana, yani kesretin Allah’ın eserini olduğunu anlatarak Tevhidi hakim kılar. Dinde ikrah yani zorlama olmadığı için delil ve ispat yani Kur'an metodu ile hidayet olacak. Avamın gözü dünyevi-siyasi hakimiyettedir. Bundan dolayı avam sırr-ı imtihana tabi olan bir hususu dünyevi gözle yorumluyor. Ancak gerçek Tevhidle Allah nurunu onunla tamamlıyor. Mehdi ve Mesih vesilesi ederek. Mehdi sırrı-ı imtihana tabi olduğunda imtihanı geçenler ona tanıyacak. Aksi halde veley ki şeyh veya evliya olsa tanıyamayacaklar. İmtihan küçük büyük tanımaz.

      Tamam mı Yıldız? Mehdi ve deccali imtihanla perdeleyen ben değil Cenab-ı Allah.

      Sil
    3. Cabir şu anda devletimizi yöneten kişidir ve cabir rte nin ta kendisidir
      Sizin mansur dediğiniz mehdinin başkomutanı olan batındaki ismi ahmed olan hilafeti tesis edecek kişidir ve şu an otuz yaşındadır
      Mehdi ise 1978 de dogmuştur çıkmak için emir beklemektedir
      Süfyani ise münafık olup pensilvadakinden başkası degildir.

      Sil
    4. 12. İmam şu an hayattadır ve 12. İmam mansurdur
      12. İmam mehdiden 10 yaş küçüktür ki mehdi 1978 yılında dogmuştur ve 12. İmam 1988 dogumlu olsa gerektir.

      Sil
    5. 3-AL-İ İMRAN:

      1 - Elif, Lâm Mîm,

      2 - Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur

      3 - 4 - O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.

      5 - Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

      6 - Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.

      7 - Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.

      8 - Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.

      Sil
    6. 57-HADİD:
      23 - Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

      31-LOKMAN:
      18 - "Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.

      Sil
    7. Cabir verdiği karardan dönmemesinde dolayı ona cabir denilir
      Cabirin yönetim anlayışı zorla hükmetmek kararlı olmaktır
      Cabir erdogandan başkası degildir ve cabir mümindir
      Süfyani tıpkı lavrence gibidir fetullahtir
      Mansur şanlı demektir

      Sil
  3. Mehdinin çıkışına işaret eden ayetler ve ebcedleri:
    Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; (Al-i İmran Suresi, 33)(ebcedi 2017)

    Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir...(tevbe suresi, 40) (ebcedi 2017)

    ...biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik...(yusuf suresi,56) (ebcedi 2017)

    Gerçekten biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik...(kehf suresi,84) (ebcedi 2017)

    Yukarıdaki ayetlerin ebced değerinin 2017yi vermesi mucizedir. Allahu alem 2017nin ortalarına doğru Işid'in Mehdiye biat etmesini bekliyorum.(En doğrusunu Allah bilir)

    YanıtlaSil
  4. Dilipak ne Mehdi'nin geleceğine inanır ne de Deccalin geleceğine.. Ne şefaati kabul eder ne de tarikatı.. Evliyaullah'ı sevmez. Tabi olanlara da "akıllarını kiraya verenler, din büyüklerini ilah edinenler.." gibi sözler sarf eder.. Bu yazısında da adeta dalga geçer gibi bir başlık atmış. Keşke hiç yayınlamasaydınız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı bir daha iki lütfen.Adam gelmicek demiyor.gelene kadar ölebilirsin bekleme dinini yani kendini kurtar diyor.gelirse biat edersin.Acelen ne.Amerikano mehdi hakkında çalışma var.Herkes dikkat etsin.Hemen atlamayın.

      Sil
    2. Adam mantıklı konuşuyor.Sadece yargısız infaz sizdeki.YAZIYI BIR DAHA OKUYUN

      Sil
    3. Moda akım bu aralar herkezin dilinde mehdi yok gelmeyecek gibi sözler erdem baba beyin dedigi gibi o inkar edildiğinde gelecek hadislerde oldu yok oldu kemikleri bile yok oldu diyecek talebeleri bile inkar edecek diyor mustafa Karaalioğlu da bu akıma uyanlardan http://www.haksozhaber.net/mobi/beklenen-kurtarici-gelmeyecek-arkadaslar-84847h.htm kıyamete bir gün kalsa ALLAH cc. O günü uzatır mehdiyi gönderir hadisini unutmamak gerek

      Sil
    4. tuğrul çalışkan doğruyu söyledi. bu şahıs tarikat düşmanı ve hazreti mehdiye inanmayanlardan.vahdet, vahdet diye çığlık atıyor ama kendisi gibi olmayanları ötekileştiriyor. tarikat düşmanı biri. önceden böyle değildi ama şu an sapıtanlardan biri.

      işe yaramaz, mü

      Sil
    5. bugün kü cuma namazı hutbesinde bu konuyu işlediler. mehdi ve mesih inançlarının batıl olduğu anlatıldı. devlet ve köşe başını tutan yazarlar hep bir ağızdan gelmeyecek diye çok büyük bir algı yapıyorlar. diyanette işin içinde.

      Sil
    6. Algi yaptigini soyledigin insanlar hazirlik yapiyor... Hz mehdi diyip bos muhabbetle yetinmiyor... Çalışıyorlar

      Sil
  5. İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Hz. Mehdi (a.s.)'yi gönderir. (Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahdekarlara dikkat edin ameli çoğaltın. Zaten gelirse Ellah c.c. size yolu gösterecektir ınş.

      Sil
  6. Mehdi çıkmadan önce Halifemiz çıkacaktır
    Ve islam devletini yeniden kuracaktır
    Dini emirleri uygulama da yavuz selim han gibi sert karakterli olacaktır
    Mehdiye henüz biat olmamıştır
    Allah teala onu bir gecede ıslah ettikten sonra aşura gecesi mekkede biat olunacaktır
    Ve halifemiz ile mehdi medinede buluşacaktır.

    YanıtlaSil
  7. Halifemiz ve ismi selim olmayan kendisi selim olan kişi ile mehdi medinede buluşacaklardır
    Mehdi de mekkeden medineye geçecek halifemiz medineye hareket edince
    Ve bu olaydan sonra türkiye karışacaktır tr de ordu ikiye ayrılacaktır
    Dengedeki demir olan erdogan düşerse ortalık hepten karışacak

    YanıtlaSil
  8. Musul ve Halep’in kuzeyi Türkiye’ye devredilmeli..

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/musul-ve-halepin-kuzeyi-turkiyeye-devredilmeli-2033702

    YanıtlaSil
  9. selamualyküm. allah sonumzu hayr etsin. mehdi geldinde bizi vazife başında bulsun.

    YanıtlaSil
  10. 1*Yazı, rivayetlerin hiç biri gerçekleşmedi, bizim işimize bakalım havasında. Yani, ne kadar gaybi ihbar varsa doğru çıkmadı. Bu iddianın haklı ve haksız yönleri var. Doğru olan rivayetlerin dış manalarına bakıp tembellikle ya da çaresizlik içinde kurtarılmayı beklemenin saçmalığı. Çünkü kader de cüz-i ihtiyarı var. Gayret gösterilecek ki, Tevfik Allah’tan olsun. Bediüzzaman dahi Mehdi’ye zemin hazırlanması gereğini ifade ederken cüz’-i ihtiyarının harekete geçirilmesini nazara veriyor. Yani Mehdi’nin hakimiyeti ancak gayret milletten ya da ümmetten, zafer ise Allah’tan olacağı hakikati.
    Ehl-i kitap dinlerin hepsinde ahir zaman ahvali ile ilgili rivayetleri var. Hele ki Beni İsrail kohenlerinin yaptığı keşifler. Ve hepsinin de maksadı doğru ama rivayetlerinde ihtilaf var. Her din kendi mantığı açısından ihbar ediyor. Mesela Anti Chirist. Bu yüzde yüz doğru ve Müslümanlarca da doğru olarak kabul edilir. Çünkü ahir zamanda aynı zamanda gelecek deccal iki tanedir. Biri hükmedeceği geniş coğrafya sebebiyle “büyük” diğeri ise dar bir coğrafyada etkili olacağı için “küçük” ama en bütün zamanların en büyük deccali. Yani Hıristiyan milletlerin bulunduğu coğrafyada huruç edip tahribat yapacak bir deccal var. Üstelik bunun doğru tevili halinde, ahir zamanda hükmedecek büyük dinsizlik cereyanının Avrupa’da ortaya çıkacağı ve oradan dünyaya yayılacağı ve neticede her iki deccali doğuracağı anlaşılır. Bu rivayet 5. Şua’da ispatlandığı üzere büyük deccal Komünizm. Komünizm İngiltere’de doğdu, Almanya’da pişip başta Slav ırkı olmak üzere önce Hıristiyanların sonra da dünyanın başına bela oldu.

    İslam deccali ise Hadislerde bildirildiği üzere hilafet sonrası huruç edecek, şeriat-ı Muhammediye ve Şeair-i İslamiyeyi tahrip ederek büyük deccale yani dinsizliğe (inkar-ı uluhiyete) zemin hazırlayacağı anlaşılıyor. Öyle ki ahir zamanda ortaya çıkacağı bildirilen Ye’cüc ve Me’cüc taifesinin öncelikle İslam coğrafyasında görülmesinin sebebi, iman ve din esaslarında yapılacak tahribatın neticesidir. Ve öyle olmuştur. (Anlayana) Daha ilerde bunun geniş anlatacağım, Kur’an’ın işareti ile. Kalplerdeki manevi sedler, yani iman ve İslam inancı tahribata uğradığı için zıvanadan çıkan nesiller dinsizleşir ve anarşist etiketi ile tahribata başlar. Yahudi rivayetlerinde Ye’cüc ve Me’cücün çıkacağı yeri aşağı yukarı doğru bilir, ancak intikam hissiyle ufak bir değişiklikle iki kez sürgün edildikleri Fırat-Dicle arası bölgenin güneyindeki Irak’tan intikam almak için orası gösterilir. Ve şimdi bu adeta komplovari tezgahlanarak Büyük İsrail projesinde kullanılıyor. Hıristiyan kaynakları da aynı yere işaret eder. İslam inancında Süfyan’ın Dicle-Fırat’ın doğduğu bölgeden huruç edeceğine inanılır. Unutulmasın büyük deccal bir adadan, Süfyan ise bir yarım adadan çıkar. Ye’cüc ve Me’cüc de ilk Süfyan’ın huruç ettiği yerde görülür. Yılı 1961.
    Şimdi bütün mesele bu kadar kıyamet habercisi rivayette adı geçen Deccaller-Ye’cüc Me’cüc- 3 melheme-Armageddon falan niçin çıkmadığı bozuk çalınmasına gelince. Bu mesele bilememek değil görememek meselesidir. Yani müteşabih rivayetlere muhkem nazarıyla bakıp anlaşılamamaktan oluyor. Yani manevi ihbaratın dünyevi-maddeci gözle okunmaya çalışılmasından doğuyor. Yazar dahil bir çok yorumcu bu hataya düşüyor. Özellikle yazarın gafleti yüzünden diyelim dinde reform isteyen deccaliytin 3. devresinin adamının çığlık çığlığa reform istediği ve dini bütün müesseselerin lağvedilmesi gerektiğini unutmasına şaşırıyorum. Ahir zaman fitnesinin en önemli işareti ve belirtisi mutlak cehalettir. Yani cehaletin yol açtığı sağlıksız ümmet Süfyan belasına uğrar. Ve Süfyan’ın hurucu Müslümanların ekseriyetinin uykuda (gaflette) olduğu bir zamandır. O zaman bunlar nasıl bilinecek? Cehalet körlüğü manevi işaretleri göremez. Bu ne demek? Bir bakalım.

    YanıtlaSil
  11. 2* Bilindiği gibi kader kendi yapıp sonra mahkum etmez. Kader olacağı önceden bilip öyle olmasını takdir etmekten ibaret. Yani kader olacağını bilip ona göre yaratılışı ve hayatı planlıyor. Bir kulun cüz’i iradesi var, bir de külli İlahi irade. Yaratılıştan kıyamete olacak her şeyin ve yaratılış kanunlarının kaydının bulunduğu Levh-i Mahfuz var. Bunun da iki levhi, İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin var. Biri yaratılışın genel kuralları ile ilgili iken, diğer Kitab-ı Mübin olacak hadisatın yazılı olduğu levhtir. Yani kaderin karalama defteri. Levh-i mahfuzda kayıtlı olan istikbali hadisat konusunda vukuuna yakın levh-i mavh ispat üzerinden meleklere bilgi verilir. Her yıl Berat gecesi olduğu gibi. Ancak bu mutlak değildir. Şartlara bağlıdır. Öyle ki, bir iyi amel kaderin tayin ettiği bir hükmü değiştirir. Veya kaderin takdir ettiği ancak şartları oluşmayan müjdeler ya tehir ya iptal olur. Şimdi rivayetler, ne zaman, nasıl hayata geçeceğini üstü kapalı haber veriyor? Kimi takdir-i İlahi’ye kimi olacağı önceden bilinen hadiselerle ilgili bilgiler. Biraz açalım.

    Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in bildirdiği istikbali ihbarat imtihan sırr-ı gereği müteşabihtir. Yani manası açık olmadan, zahiri manası kast edilmeden, benzetme ve temsil ile hakikatler ifade ediliyor. Ve hakikatlerinin anlaşılması için ilimde rasih sahibi olmak gerekir. Büyük zatlar bunları Allah’ın yardımıyla bir dereceye kadar ilhamla tevil ederler. Ama Kur’an ve hadislerin muhatabı bütün beşerdir. Kur’an ve hadisler beşerin genel bir öğretmeni olması hasebiyle çoğu avam olan beşere onların anlayışı ile hitap ediyor. Ama beşerin azınlıkta kalan idrak ve ilmi yüksek zümresi de var. Böyle olunca Kur’an ve hadisler, avam olan çoğunluğa uyar ak onların anlayacağı dille hitap eder, ama alim ve bilgili azınlık bundan hissesini ve nasibini müteşabihi doğru okuyarak alır. Müteşabihe anlatım avamın anlayacağı üslup ve ifade çeşitleri ve hayallerinde bulunan kelimeler, laflar, sözler, manalardan kendilerini kurtaramadıkları için çıplak hakikatleri ve akli konuları anlayamayacakları için bu yola başvurulur. Onların tarzıyla hitap edilir. Yani hitapta çoğunluğun irşadı esas alınır. Bir nevi Allah’ın kullarının anlayışına göre konuşmasıdır. Böylece hakikatlerin insanların anlayışına uygun hale getirilmesidir. Bunun içindir ki müteşabihat dendiği zaman açık söz edildiğini anlamamak lazım. Hakikat; mecaz, kinaye, temsil, hafi, sarih beyanın bütün yönleri kullanılarak açıklanıyor.

    Bir çok eserde bu konuda büyüklerin çocuklar ile konuşma şekli, tarzı örnek verilerek izah edilir. Çocuğa onun anlayacağı dille bir nevi çocuklaşarak meram anlatılır. Hal ve keyfiyet böyle olunca, sırr-ı imtihan gereği ahir zaman ait bütün ihbarların tamamına yakını müteşabih olur. Avamın anlayacağı şekilde hakikatlerin ifade edilir. Bu sebeple kelimelerin dış manaları gerçek sanılmamalıdır. Mesela çocuğa “Akıllı durmazsan kafanı kıraraım” veya daha yetişkin çağında olanlara karşı kullanılan “ezerim, silerim, dümdüz ederim” gibi ifadelerle cezalandırırım manasında olduğu anlaşılır.
    Bir husus daha. Kur’an geçmişteki deccalvari Nemrut ve Firavunlardan bahseder. Onlardan daha eşed ve kötü olan Deccalerden bahsetmez. Niçin? Tahkir etmek için. Peki Mehdi ve Mesih’ten nasıl bahseder. İşari mana ile.
    Mesele böyle olunca, hem yazarın bakış açısı, hem muhatapları avamın idrakine göre gelen rivayetleri gerçek sanıp rasih seviyede anlayamıyorlar. Gaybın Allah’ın hükmü ve tasarrufu altında olması, din açısından dünyanın bir imtihan mekanı olması sebebiyle hakikatler veya istikbali hadisat çıplak olarak değil örtülü haber verildiğini es geçiyorlar.

    YanıtlaSil
  12. 3*Aslında her üç dinin ahir zaman ihbarları aynıdır. Sadece anlayış farkından doğan ifade farklılıkları var. Hıristiyan anlayışında Mehdi emin kişi olarak tarif edilirken Deccal için Anti Chirist denmesi, büyük deccalin Hırıstiyan dininde yapacağı tahribat yani iki bin yıllık manevi mahsulatının tahribi telaş ve korkusundandır. Deccal denmiyor da Chris yani Hz. İsa’nın karşıtı kafir ifadesi ile haber veriliyor. Nitekim Romanya’nın komünist diktatörünün ölüm haberini Bükreş Radyosu “Anti Chirist öldü” haberiyle verdi.
    Mehdi İslam’ın zayıflaması zamanında kaderin takdir ettiği ve vazifelendirdiği kimsedir. Yani kader-i İlahi ehl-i imana rahmet-i İlahi’nin bir eseri olarak yardım ediyor. Ve din materyalist cereyanların ve hükümetlerin tahribatı bitti derken 50 yıl sonra yeniden dünyaya hakim oluyor. 1950’ler. Hem İslam, hem Hırıstiyan dini. Evet Hıristiyanlık muharref bir dindir ama içinde vahiyden miras kalan hakikatler var. Toptan inkarı mümkün değil. Kur’an onları ehl-i kitap diye nitelemiş. Ayetin işaretiyle Müslümanlara en yakın zümrenin “Biz Hırsitiyanız diyenler” olduğunu bildiriyor. Ayrıca onlar Müslümanlarla bir kelimede birleşmeye davet edilerek dinsizliğe karşı ittifak yapılması tavsiye ediliyor. Onları ibra etmiyor, ama mutlak şerre karşı ehven-i şer ile ittifaka işaret ediyor. Sonra onların arasına Mesih’in nüzul ederek hem Hak dinin tamamlanması hem de Tevhid’in cihan hakimiyeti ile dini fütuhatı tamamlanıyor.

    Bütün bunlar sırrı- imtihana tabi. Hikmet-i ibham gereği. Böyle olunca bir dini hakikatin anlatımı avam çoğunluğun idrak ve anlama seviyesine uyan kelime ve manalar kullanılıyor. Şimdi sayın yazar siyasal İslamcı yanı ağır basan biri. Dine taraftar ve hürmetkar, yer yer de savunuyor. Onun işi gücü siyasi olaylar üzerine yorum yazmak. Gözlüğü siyasi, hatta dünyevi. Öyle ki senelerce yazı komşusu bir iki yazar 10 sene sabah akşam “geldi, geliyor, gelecek” diye Mehdi yazıları yazıp durdular. Mehdi bir iken üçe çıkardılar. Tarih verdiler. Belki o da bundan müteessir olarak ümit bağladı. Ama gün geldi ve çattı muktesabatına veya anlayışına göre meydanda bir şey yok. Çünkü bakış açısı dünyevi ve siyasi. Kaba olmasın avami. Hatta Bediüzzaman’ın manevi illiyeteni zikrederek Kur’an’dan istihraç ettiği bazı tarihleri bilmem ne aliminden yürüttüğünü söyleyecek kadar ölçüyü kaçırıyor. Neticede manevi değişim ve terakkiyi okuyamadığı için siyasetin mübareze mesleğine muvafık göremiyor. Uymayınca da benden değilsen kötüsün diye inkar ediliyor. Ama onun desteklediği siyasi parti, hem de dindar görünen parti, dinde reform isteyen ve de Che Guvera gibi devrimcileri örnek alan 3 numaranın koalisyon ortağı olan ve de siyasi görüşüne muhabbetinden dolayı gerçeği göremiyor.

    Hz. Peygamber ve büyük evliye aslında aşağı yukarı Mehdi’ni zuhur tarihini, Deccallerin huruç zamanını oldukça anlaşılır şekilde işareten veriyor. Ama avam veya dünyevi gözle olaylara bakılınca beklentiler ve kafalarındaki müteşabihat esasına dayalı senaryoyu uymadığı için tatmin olmuyor. Kumar masasında kaybeden gibi bir daha, bir daha Mehdi’yi getirip götürüyorlar. Rivayetleri birbirine telbis edilip yeni yeni rivayetler uyduruluyor. Üstüne üstlük rivayetin ilk ravisinden zamanımıza kadar her asırda birkaç kez ravilerin yorumu da katılınca gerçekten iş zorlaşıyor. Böylece habbe kubbe olup kafaları sığmayınca olup biten anlaşılamıyor. Dikkatinizi çekerim ahir zaman hadisatı ile ilgili meseleler tasavvufun velayti suğra sahilplerinin görüş alanında da değildir. Onlar sadece nakle dayalı keşif veya istihraçları oluyor. Çünkü onlar da sırr-ı imtihana tabi. Asr-ı saadetten sonraki dönemin en büyük zatı koyu bir perdeyle zuhur edeceği için anlayamıyorlar.

    YanıtlaSil

  13. 4*Zuhur bilindiği gibi ağır ağır olur ve zamana yayılır. Çünkü İslam zaafa düşmüş, ilim erbabı azalmış ve cehalet uykusu baş göstermiştir. Din bir nevi yeniden Kur’an ve sünnet üzere ihya olacak. Bu da hilafetin battığı kilit ülkenin ihyası sonrası yani Mehdiyetin hükmetmeye başlamasından sonra alem-i İslam’a yayılacak.
    Mehdi hakimiyetinin en son uğrayacağı yer ise mukaddes topraklardır. Mehdi’nin zuhur ettiği son merkezin Mekke’ye giden yolun tam ortasında Kudüs var. Ve deccali doğuran kavmin elindedir. Ve orası intibah-ı Mesihiyet’in de ilham ve hareket merkezidir. Yani Hıristiyanlığın hurafelerden sıyrılıp Tevhide yaklaşmasının başlama ve ittiba merkezi: Kudüs. Düğüm önce İstanbul sonra Kudüs’te çözülecek. Yani önce fethi Konstantiniyye sonra ise fethi Kudüs olacak. Rivayetlerin işareti böyle. Bediüzzaman bunu için önce Kıbrıs, sonra Kudüs’ün fethi olarak işaret etmiş. Burada çok sırlar var. Hiç girmeyelim.

    Şimdi şu husus bir anlaşılsın. Mehdi’yi mana-yı işari ile haber veren Kur’an kıssası Talut-Calud-Davut üçlüsünü kapsıyor. Talut az bir kuvvtele 313 kişiyle 10 bin kişilik orduyu mağlup ediyor. Emrinde ise sonradan Peygamber olacak Hz. Davud (as) var. Kısasın ahir zaman için de işareti şöyle. Kumandan Talut’un yerine Mehdi. Peygamber Davut (as) yerine Mesih ve bir avuç mücahid. Takdir-i ve hikmet-i İlahi azgın Deccallere karşı bir avuç insanı çıkarıyor. Ve minare boylu Deccal ile kısa insan boylu Mehdi kıyaslarcasına iki ayrı gücün savaşından söz ediliyor. Ve küçük olan, büyüğü yani güçlü ve cihana hakim deccaliyeti mağlup ediyor. Büyük Deccalin tenkili Hz. Mesih’in hizmeti oluyor. Ama büyük deccalden daha eşed kafir Süfyan ise Mehdiye kalıyor. Yani Mehdi’nin bir avuç insanla başlattığı mücadele sonunda Süfyan’ın bida rejimini ıslah ile şeriat-ı Muhammedi’ye ve şeair-İslam’ı ihya ediyor. Hz. Ali (ra) bütün ihbaratı Büyük Deccali değil küçük ama daha eşed deccal olan Süfyan’ın üzerinedir. Torunu Mehdi’ye müdahil olarak yardım eder. Ona akıl verir. Bir de zaferi için 9 şifresi ile haber verir. Bir gün Mehdi’nin ahvalini anlatırken birden ayağa kalkar ve havada 9 rakamını çizip ellerini çırpıp sevinçle Mevleviler gibi sema yapar. 9 rakamı ile neyi işaret etti acaba?. Onun çoğulu 90’dır. Yani 90 yıl sonra 9 reisin gelip gitmesinden sonra. Yani anlayın işte.

    Peki bu Mehdi-Mesih ikilisinin zuhur ve nüzül sebebi nedir? Dinsizlik, siyaseti elde ederek Müslüman ve Hırıstiyan milletlerin inancını tahrip etmesidir. Ve iki mağdur kavim-millet ortaya çıkıyor. Çünkü küfr-ü mutlak zulümle hakimiyeti altına alıyor. Türk ve Slav. Decaller ne zaman icra-yı küfrü göstermeye başlar. Besmele’nin harflerinin sayısının tamamlanmasından sonra. 19. Yüzyıldan sonra. Büyüğü 1917 sonrası. Ya küçük? O da 7 yıl sonra. Bu Mehdi o zaman niçin gelmedi de, şimdi işler rayına girerken bekleniyor. Rum Suresi Elif, Lam mim. Ve Rum (Türk) mağlup oldu. Ebcedi işareti 1909. Mim? 4 şerli M….isme işaret eder. Süfyan devri 4 M… temsil edilir. Birincisi ve ikincisi çok ama çok çok şerli. Üçüncüsü vaziyeti idare eder. Dördüncüsünde artık kıbıldayacak hale gelmez. Bu 4 M…’ya bir tek Mehdi karşı durur. Mehdi’nin hakimiyet-i siyasiyesi ise Mesih’in yardımı ile olur.

    YanıtlaSil
  14. 5* Yoksa gelmedi denen geldi mi? Biri değil hepsi geldi. Biri hariç. O da (….. ) Bakın yazarın aklı erer. Biraz nakil yapayım. O anlasın tabi bizde anlayalım.
    “Halifelik kaldırılmakla, şer’iye vekaleti, şer’iye mahkemeleri, medreseler kapatılmakla, medeni kanun alınmakla “Devletin dini İslamdır” sözü Anayasadan çıkarılmakla Türk toplumu din meselesini çözmüş ve gerçekten laik bir toplum düzenine kavuşmuş olmadı”
    Yetmedi mi daha ne lazım: “İslam dini devlet işleriyle arasında sınır tanımayan bir din olduğu için kendi içinde bir değişime, bir reform getirmedikçe devletin çizdiği dini devlet işlerinden ayınrnan sınırı büstün ortadan kaldırıncaya kadar zorlayabilir”
    Mesele Sovyet Rusya’da olduğu gibi. Değil mi?
    “Dinde reform olmadıkça toplumsal gelişme ile din tutuculuğu arasındaki çatışmayı gidermek için verilen bütün emekler, tek yönlü ve etkisiz kalmaya toplumun iç yapısına işlememeye mahkumdur. “
    Bunları söyleyen 3 numaranın yeniden getirmek istediği değişiklikler ise şöyle:
    *Din görevlilerini tamamen lağvetmek. *Ezanı yasaklamak* Devlet radyolarından dini yayınları kaldırmak. * Hacca gideceklere döviz vermemek ve hacıları sağlık hizmetlerinden mahrum etmek suretiyle haccı yasaklamak *Okullarda din derse kaldırmak * İmam hatipleri kaldırmak *Ramazanda iftar ve sahur vaktinde top atılmasını yasaklamak

    Bunların hepsi yazarın gençliğinde yaşandı. Ha onun babası zamanında ise bunlar istenmedi uygulandı. Sonra milletin temsilcileri geldi haklarını yeniden elde etti. Ayrıca bunların benzerini kanlı ve vahşiyane uygulayan Sovyetler de çöküp gitti de Slav ve Türk milletleri dinlerine ve hürriyetlerine kavuştu. Peki nasıl oldu? Bunu gören avam değil rasih gözü olan yok mu? O dönem nasıl bir dönemdi. Sonra kim bunları zalimane yasağını kaldırdı. Şimdi ben açarsam meseleyi ayıp olur? Mehdi ve Mesih geldi mi, gelmedi mi? Gelmediyse reform isteyen adam kimdi? Sizin koalisyon ortağınızdı. Selamünakgün çığlıkları arasında bir nevi deccaliyet geri getirilecekti? Ama birileri mani oldu. Önce kader sonra o mübarek zatın gelecek gelmedi diyen zatın cihad-ı manevisi.

    “Mehdi herkes uykuda iken gelir ve hizmetini yapar. Kimseyi de uyandırmaz.” Rivayet böyle. Herkes uyandığında ortalık güllük gülistanlık olunca yaygara başlar: Mehdi geliyor. Mehdi gelecek. Asacak kesecek. Yıkacak. İyi de dinde ikrah yok. Kim kimi asıyor. Onun mermileri harfler. İnsanın aklı var, vahşet devrinde değiliz. İnsana hitap edecek. Delil gösterecek ikna edecek. Nasıl mı? Zuhurla. Latif isminin tecellisinde, ama kimse göremeyecek. Çünkü ihbarı müteşabihat nevinden. Avamın aklına hitap edilen kelimeler kullanılacak. Ve dili pak, lakin kalemi mat Abdurrahman anlayamayacak. Ne yapalım. Kör gözüne sokar gibi olmaz bu işler. İkrah yok. Yani zorbalık yok. Siyaset-askeri topuz yok. Kavl-i leyyin var. Nur var nur. Üstelik nurun ala nur. Nur olmasa kimse göremezdi. Ortalık zifiri karanlık olurdu. Hem maddi, hem manevi. İzacae nusrullahi velfethu veraayetteasi yedhulüne…..

    Şimdi dinde reform olsun batıya benzeyelim diyenlerin sebep olacağı en büyük fitne nedir? Gog Magog. Yani anarşi ve terör, yani yani Ye’cüc ve Me’cüc’e gelelim. Onunla ilgili ayetlerden biri Enbiya idi. Ayet numarası 96. “Nihayet Ye'cüc ile Me'cüc'ün önü (sedler) açılır ve herbir tepeden akın ederler” Ebced ile bu ayetin hesabı 1381 (1961).

    YanıtlaSil
  15. 6* Siz dinsizliği dayatırsanız, çocuklarınız torunlarınız anarşist ve terörist olur. Önce Türkler’de bu görülür. O tarihten başlayarak tehlike azgınlaşır. Öyleki ayetin numarası 96 yani 1996’ya gelindiğinde bütün ülke Marksist-leninst Türklerden 20 yıl sonra Kürt çocukları da anarşist ve terörist pardon Ye’cüc ve Me’cüc olur ve ortalığı zirü zeber ederler. Bak daha bu ortada yok iken Bediüzzaman yazmış. Kime CHP’li yetkiliye mektup yazıp, “şimdiki günah tohumları ayıklanmazsa 50 yıl sonra tokatları dehşetli olur” Nasıl bilmişti Beidüzazman. Nur-u Kur’an ile. Sonra hafi olan işaretleriyle. Ama o 50 yıl önceden görüyor da biz Ye’cüc ve Me’cüc evimize kadar gelmiş, deccaliyet onu kullanarak İslam Alemini hercü merc etmiş. Batıyı patlayan bombalarla ayağa kaldırmış. Ama hala “Haber yok” deniyorsa haksız değil. Bunlar rasih alemin konuları, avamın değil.
    Ye’cüc ve Me’cüc yani Gog ve Magog. Martin Luther’e göre onlar Türklermiş. Söyleyenin vasfı ne? 1500 yıl sonra Mesih’i Haç’a gerdiren (inançları gereği) ve Hırıstiyanlığın baş düşmanı kabul edilen Yahudileri, Hıristiyanlığa dost ve müttefik yapan Alman dini adamı ve Protestanlığın kurucu Martin Luther. Tabi onun ağzı artık Mesih değil, Yahudi ağzı olacaktı. Yahudiler Gog ve Magog’un çıkış yeri olarak Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu gösterilir. Madem o bölgeye Türkler hakim demek ki Gog ve Magog Türkler. Peki bundan alınacak ders nedir? Ye’cüc ve Me’cüc bahsini biraz daha açmadan Yahudilere Hıristiyanlığın dost ve müttefik kapılarını kim açtı? Ve bunun neticesinde içinde Marksizmden kapatalizme kadar bir düzine doktrinin içine alan Yahudi-Hırıstiyan Medeniyetini önünü açtı. Martin Luther. O Hıristiyan din adamı iken nasıl oldu da düşman Yahudi’ye teslim oldu. Yani desteğini aldı. İlham kaynağı ne idi? Yahudiler ve Tevrat? Nasıl mı? Şöyle:
    “Hıristiyanlıktaki reform hareketleri, Yahudi edebiyatı ve felsefesinden oldukça etkilendi. Bu tip hareketlerle ‘Yahudileşmeleri’ nedeniyle düşman edindiler. Birçoğu Tevrat’la bağlantılıydı. Bu nedenle bu hareketler Tevrat’ın yeni tercümelerine önayak oldu.” (The Universal Jewish Encyclopedia, Christianity)
    “Değişikliğe yol açan esas hareket Tevrat’a, İbranice’ye ve Tevrat’la ilgili çalışmalara gösterdiği ilgi ile reform hareketi olmuştur.” (The History of Anti-Semitism, Leon Poliakov)
    Reform hareketlerinin ve Protestanlığın ilk olarak Yahudiler tarafından desteklenerek benimsenmesi, bu yeniliğin Yahudilere ne derece olumlu hizmetlerde bulunacağının bir göstergesidir.
    “Luther’in Roma Katolikliğine getirdiği yıkıcı darbe ilk olarak Yahudiler tarafından benimsendi.” (Encyclopedia Judaica)
    “Özellikle Sefardi diasporasından olan Joseph ha-Kohen gibi bazı Yahudi bilim adamlarının Reform’a karşı oldukça büyük sempatileri vardı.” (Encyclopedia Judaica)
    Martin Luther, reform hareketleri başlamadan önce Yahudilikle, Tevrat ve İbranice’yle ilgileniyordu. Bu ilgisini ilk olarak “Jesus Christ Was Born A Jew” (İsa Mesih bir Yahudi Olarak Doğdu) adlı kitabında gösterdi.

    Bu kadar nakil yeter. Ve bilir misiniz Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak Türklerin Hıristiyanlığı kabulü için çok üst düzeyde çalışmalar yapıldı. O zamanın ileri gelenlerin bazılarının hatıratında bu yer alır. İyi de hangi mezhebe girmemiz teklif ediliyordu: Protestanlığa. Yani Yahudi menşeli ve destekli Protestanlığa. Ama Protestanlık olmadı. Peki kim geldi? Her iki deccal kimden yardım görür? Yahudilerden. Biraz saksıları tefekkürle çalıştıralım. Şu Hareket Ordusu’nda Şazeli Kutbunun gördüğü deccalin ne işi vardı? Yani manevi alemde deccali görüp ona karşı manen bir şey yapamadığını Sultan Abdülhamid’e mektupla itiraf eden Şazeli Kutbu.

    YanıtlaSil
  16. 7* Her neyse kısacası dinsizlik fikrinin ilk filizlendiği yer İngiltere. Yahudi menşelidir. İngiliz’i Osmanlı topraklarını paylaşmak için 20 yıl müzakereden sonra 1860’de anlaşılır ve Yahudi-İngiliz el sıkışır. Ve fitneler art arda gelir. İngiltere’de doğan Karl Marx’ın doktrinin gelişip yerleşmesinde kimin rolü var? Almanların. Oradan Rusya’ya sıçrayarak Bolşevik ihtilali ile dünyanın başına bela olur.

    Bediüzzaman iki büyük tehlikenin dinsizlik anarşi ve terörü harici kökenli olarak görür. Şimdi terör ve anarşi bahsine gelelim tekrar. Onlar deccallerin hurucundan sonra ortaya çıkar. Kur’an’ın ebcedi işareti ile: 1381 yani,1961.

    Bediüzzaman Şualarda izah ediyor: “Evet, ihtilâl-i Fransevîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden, aşıladığı fikir, bilâhare bolşevikliğe inkılâp etti. Ve bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette, ektikleri tohumlar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecek. Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise, Çin-i Maçin’de kırk günlük bir mesafede yapılan ve Acaib-i Seb’a-i âlemden birisi bulunan Sedd-i Çinînin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur’ân’ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) mucizâne ve muhakkikane haber vermiş. “ Şualar.

    Anlayana. Emirdağ Lahikası’nda Bediüzzaman Kur’an ve İslamiyet ve bu vatan zararına 3 cereyanın olduğunu belirtir. Bunlar Komünistlik, ifsad komitesi namında bir komite )ki bu Süfyan’ın destekler) ve batılılaşmayı gösterir. Ayrıca Türk unsuru arasında kabl-i iltiyam olmamak üzere yani tedavisi birleşmesi mümkün olmayan bir tehlikeden söz eder. Irkçılık.

    Peki bu tehlikeler nasıl savuşturuldu ve savuşturuluyor. Şu 15 Temmuz neyi ifade ediyor? 90 yıl önce geriye gidilirse Anadolu’da hikmet-i İlahi ile kime ve kimlere görev verildi. Sayarsam ayıp olur.

    Gene uzun oldu? Biraz da siz bulun? Kim kimdi? Kim kime nasıl hizmet ediyor. Ayasofya’ya ilk ne zaman yaklaştık. 1980. Sonra 1987. Sonra 2002 tarihinde bir adama bir gazeteyi ziyaret eder. O adamı istiskal etmek için yöneticileri değil bir yazar karşılar. O adama o yazara ne söyledi: Vazifemiz Ayasofya'yı vaslına irca etmek. Onunla dalga geçen gazete bunlara hiç yer vermedi. Bir gün o yazar ağzından pardon kaleminden o sözü kaçırdı. Sonra 2016 iki adım daha yaklaşıldı. Bu ne demek?

    Hakikatlere perde olunmamalı. Mat kalemler yazmamalı. Nur-u iman ve Kur'an aydınlatmalı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. fe subhanallahi hine tumsune ve hine tusbihun.MaşaAllah hakikatler dehe açık nasıl anlatılır o zaman sırrı imtihan ortadan kalkmaz mı gökyüzüne vazıh bir şekilde bir elle lailahe illallah mı yazılmasını bekliyorsunuz mecaz teşbih kinaye işare nasıl anlatılır kardeşler.. armut piş ağzıma düş biraz gayret...hele şu risale-i Nur'u gelin bir daha dikkatlice okuyalım iman ve kuran nurlarıyla imanımız inkişaf etsin hakikatlerin gerçek yüzünü görelim.Allah razı olsun Abdurrahim kardeşim(ağabey? :)h ) devamını bekliyoruz çok güngör inşallah.

      Sil
  17. Hz mehdiden emin olan haberdar olan insanlar bunun hic bir sekilde muhabbetine girmezler,soruldugunda ise kisa cevaplarla gecistirirler. Ben ulkemde tasindan kusuna cumhurbaskanindan iscisine yasadigi donemin farkinda oldugundan suphem yok... Bu konuda cok bildigini sananlarin insanlari yonlendirmeye calisanlarin hz mehdi doneminde yasasa da habersiz olacagini dusunuyorum. Musluman feraset sahibidir aldanmaz. Aldatan kendini aldatir..
    -Ben yolum dogru yol demek ruhsatlidir
    -Ben yolum tek dogru yol demek tehlikedir
    -Benim yolumdan baska dogru yol yok demek felakettir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen katılıyorum kardeşim sana. Ağzına sağlık. Doğruyu yazmışsın. Bilen konuşmaz konuşan bilmez.

      Sil
  18. Şevkî Yılmaz şöyle devam etti:

    "O esnada Erbakan hoca gizli toplantıda dedi ki '53 ülkenin Siyonist lîderleri Kanada'da toplandı. Toplantının bir maddesi vardı, bizdik.' Dediler ki 'Millî Görüş ihtilallerle önlenemiyor. Ne yaparsak yapalım oyları artıyor. Birinci parti, başındaki lîder mağdûr, başbakanlık verilmiyor. Sonunda bizi iktidara getirmeye karar verdiler' dedi Hocam. Şoke olduk. DYP'ye de bu görev verildi. Refêh-Yol hükûmetini Kanada Toronto'da kurdular. Hôcam çok mert, ´ahlâklı bir insan. Hükümete gerçekleri açıklayarak girdi. 'Onların bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı var' dedi. Biz kabul ettik deyince

    http://turknews.ca/refah-yol-hukumetini-torontoda-siyonistler-kurdu?unsubscribe=1



    Onun gelmekte olduğunu duyduklarında mü´minlerden bir adam ileri atılıp illâ Deccâl’i göreceğim, bakalım o, Peygamber’in bizlere anlattığı gibi midir diye..
    Deccâl’in adamları onu Deccâl’in yanına sokmak istemeyecekler.. Fakat adam ısrâr edince Deccâl’den müsê‘ade almak isteyecekler, Deccâl (bırakın gelsin!) dedikten sonra adama onun yanına gitmesi için müsê‘ade edecekler.. Adam onu görünce Allah resûlü’nün ta‘rîf ettiği şekilde bulduğu için tanıyacak ve şöyle haykıracak: “Ey insênlar işte Resûlü'llâh’ın anlattığı Deccâl!”
    Bunun üzerine Deccâl onu türlü işkencelere têbi‘ tutacak.. Fakat adam îmânında ısrâr edecek.. Deccâl ne yaparsa yapsın o îmânından en ufak bir fidê´kêrlıkta bulunmayacak, her def‘asında: “Şimdi Deccâl olduğunu daha iyi anladım!” diyecek.. Resûlü'llâh sallêllâhü ‘aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “İşte bu adam derece bakımından bana en yakın olan ve şehêdet bakımından Allah nezdinde en yüksek dereceyi ihrâz eden kişidir!..”

    (Berzencî, Kıyâmet ‘Alâmetleri, s. 227)

     ÇÖZÜM

    mü´min : siyêsî İmâm Seyyid I. Mehdî Resûl başbakan Necme’d-dîn Erbakan (‘As)

    Deccâl : ABD-İsrâîl-Yehûdî

    adamları : I. Süfyânü’d-deccâl cumhûrbaşkanı Demirel, …

    işkence : “28 Şubât” “trilyon de‘vâ´sı” “siyêsî yasak” “2ye 3e bölme”

    îmân : Millî Görüş siyêsî hidêyeti

    derece : “I. Mehdî resûl” “hâtem-i sağîr” “peyğâmberlerden bile üstün”

    şehêdet : “en büyük şehîd”

     Yorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya kardes ne iciyorsunuz bloga yazmadan once. senin yuzunden erbakandan,abdurrahim cokgungor yuzundende bediuzzamandan soguduk. ikiniz bir anlasin bakalim once hanginizin hocasi mehdi. siz anlasin bizde size uyalim :)

      Sil
    2. Düşüncelere saygılı olmak zorundayız. Ancak size söylemek istediğim şey Nasreddin Hocanın dediği gibidir: "Sen de haklısın"
      Zira gerek Erbakan gerek Bediuzzaman bundan zarar görüyor.

      Sil
    3. Metin çözümlerinde kelimesi kelimesine karşılıklarını göstererek hesabını veriyoruz. Keşke herkes de böyle hesabını vererek yazsa da biz de neyi nereden çıkarmış anlasak.

      Şimdi yukarıdaki çözümlemede yanlış olanı gösterin de yine hep beraber doğrusunu bulup değiştirelim.

      El-Mehdî Erbakan da XIII. Müceddid Bedîuzzamân da döngüsel olarak benim zaten. Yani fonksiyonu mirası güncellemesi bende demek.

      Sil
    4. YsnKrt

      Dini meseleler hakkında konuşmak için önce mü’min, sonra müslim, sonra da terbiye sahibi olmak lazım. Şu ifadelerin sahibinin bunlardan hiç ama hiçbirisine sahibi olmadığı kanaati veriyor. O ifadeler: “bediuzzaman mehdi de degildi doneminin muceddidi de degildi. seyh ucmaz murit ucurur denir ya. bu da aynen oyle. daha baska soyleyip kimseninde kalbini kirmayalim”

      Senin kalbin kırık olabilir. Hatta aklın da kırık olabilir. Yorumlarımı okuma mecburiyetin yok. İkincisi Beidüzzaman’ın eserleri 40 dile çevrildi. Dünya onları okuyor. 1915 yılında Ruslara karşı çarpışırken kaleme aldı “İşartü’l İcaz” adlı yarıda kalan tefsirini okuyan Arap alimlerinin söylediği şu: “Biz böyle bir tefsir görmedik”

      Üçüncüsü Türkiye’ye hakim olan gizli komite daha 1918 yılında onu ortadan kaldırmak için hazırlık yaptığını bir Osmanlı Paşası Bediüzzaman’a söyleyerek tedbir almasını istemiştir. Bediüzazman o zaman Rus esaretindne kurtulup İstanbul'a dönünce Şeyh-ül İslam ve Genelkurmay Başkanı Enver Paşa tarafından Dar-ül Hikmeti İslamiye azalığına tayini edilmşiti. Cumhuriyeti kuran bu gizli komitenin yönlendirdiği dinsiz imansız politikacılar Bediüzzaman’ı sürgünden sürgüne, zindandan zindana sürerek baskı altına almışlardır. O buna rağmen 6 bin sahifelik 133 eserini yazdı. Ki zaman zaman zindanda ona kağıt verilmediği için sigara kağıtlarının arkasına yazılan bu eserler elle çoğaltılarak 500 bin nüsha olarak yurda yayılmış ve okunması sağlanarak milletin imanın kurtarmasına vesile olmuştur. Cihan böyle bir mücadeleye şahit olmamıştır. Ki Türk’ün İslam bayraktarlığı sıfatını muhafazasında büyük emeği geçmiştir. O sırada senin deden ve baban gaflet uykusunda ülkemizi harici vesayetlere karşı korumasız bırakmıştı. Ve Türkiye onların istediği gibi şekillendiriliyordu. Bir dönem Türkiye diyar-ı İslam olmaktan da çıkmıştı. Tanıdığın fıkıhçı varsa sor anlatırlar.

      Risale-i Nur’un anlayabilmek ve kıymetini takdir edebilmek için ilim ve irfan sahibi olmak lazım. Üslubundan terbiyesiz biri olduğunu anlaşılıyor. Adımı bir daha anma. Erbakan ve fetoş o gizli komitenin kurduğu derin devletin adamlarıdır. Öyle ki 27 Mayıs darbesini desteklemiş hatta hükümetine bakan olarak girecekken son anda ismi değiştirilmiş. Darbeci generallere otomobil yaparak onların gözüne girmeye çalışan birisidir. Yani Menderes’in cellatlarına da hizmet etmiş birisidir. Daha başka marifetleri var yeri gelince yazarım Şimdi mezarında ameliyle başbaşa.

      Kur’an’ın 33 ayet ile işaret ettiği bir eser hakkında bilir bilmez konuşmamanı tavsiye ederim. Hiç olmazsa cehaletin ortaya çıkmaz. Risale-i Nur Kur’an’ın arşından gelir ve Kur'an’ın manevi bir mucizesidir. Hatta ve hatta Mehdi’nin hizmet programıdır. Hani bir asır sonra gelecek zatın çalışma programıdır. Sende bunu görecek akıl ve vicdan ve kalb gözü var mı? Yok. O zaman sus. terbiyeni takın.

      Sil
    5. Mustafa kardeş sen de cehalete çanak tutma. Mehdilik meselesini yalnız 20 yüzyılda değil belki bütün zamanlarda en vazıh şekilde açıklayan tek eser Risale-i Nur’dur. O esere paralel yazılan hangi yorumda Bediüzzaman’ı Mehdi ilan ettik. O kendine bir tek paye biçmiş, üzümü veren asmanın odunu veya Kur’an’ın dellalı olmak. Hangi gerzek ona zarar verebilmiş ki ben de vereyim. Risale-i Nur 33 ayetle desteklenmesinin sebebi nedir? Hz. Peygamber Hz. Ali’ye (ra) ne söyledi ki, Hz. Ali (ra) buna istinaden Risale-i Nur’a işaret etmiş. Hem Ercuze Kasidesinde hem de Celcelutiye Duası’nda. Ki O Celcelutiye Duası’nın zamanımıza 2016-2017-2018-2019-2020 ve 20121’e bakan işaretlerini bu bolgda yazdık.

      Gaybi bir mesele hakkında konuşabilmek avamın işi değildir. Hatta ve hatta her önüne gelen İlahiyatçı ve alimin işi de değildir. Sadece Rasih ilmi olanlar bunu yapabilir. Onlardan yapılacak her nakil de maksada uygundur.

      İşin en hazin tarafı Süfyan’ı bulamayanlar Mehdi üzerine ahkam kesiyor. Kim bu Süfyan? Sabatay Sevi ne demiş ti: “Osmanlı’ya tasma takıp köpek gibi peşimden gezdireceğim” demişti, değil mi? Adem Özbay bunun romanını yazdı. Peki onun torunu Selanikli bunu başardı mı başarmadı mı?

      Sil
  19. III.Mehdi II. Erbakan yani kotu bisey demek istemiyorum ama sen hangi gezegendensin sulandirma bu mesele ciddi bir konu.La ilahe illallah yazinca inanacaklarmis kim demis onu haniya Efendimiz gorup onun nuruna yakindan sahit olup fakat kalpleri muhurlenmis olanlara karsi ayi ikiye boldugunde iman ettilermi hayir.Diyelimki ustad mehdi resuldu onun zamaninda asri saadet yasandimi hayir tam tersine cihan imparatorlugu islam sancagi yikildi tamam diyelimki onun eserleri ve icraatleri birer tohumdu ondan sonra yeserecekti turkiye de nispeten ama dunyaya etkisi belki vardir ama asri saadeti mi yasiyoruz hayir musul kerkuk filistin myenmar dogu turkistan da msulumanlarin hali ne durumda ortada ee canim ne olmus turkiyede zamaninda neler neler vardida duzeldi eee hani peki dunyadaki muslumanlarin hali ona gozlerimizi kapatalim birtek kapimizin onune bakalim olurmu peki olmaz.Daha oncede dedigim gibi ustad basimin tacidir diyecek hic sozum yok ama Abdurrahim bey mehdi demek eldeki verilere bakinca tutmuyor kaldiki ebced ve cifir ilmine gore 2120 kusurlere gore kiyamet kopacakta deniyor yani sizin kaynaklar tamam peki ne zaman asri saadet yasayacagiz ne zaman tekrardan bozulma olacak ne zaman kiyamet kopacak.Burdaki tek algilayamadigimiz sey nasil bu kadar trknoloji varken mehdi nasil ustesinden gelecek veya iste yecuc mecuc dunya bu teknolojiyle tarandi uzaya cikildi yecuc mecuc mu kaldi deniyor peki neden deniyor cunku kafa maddiyata gitmis oyle dusunuyoruz bu sorularin cevaplari agir gelince de baska seylere yorumluyoruz tekrar ve tekrar diyorum dunyanin sahdamari kesilecek fakat mehdi gelmicek yada gelecek kalp gozu olanlar bilecek Efendimiz oyle yapmadi ondan onceki nebiler yapmadi ustelik boylesine bir fitne zamani yani ahir zaman degilken bile acik acik tebligde bulundular bu zamanda bu surecte mi gizlice gelip gidecek.E ama risalei nurlar var amenna Kuran in nuzulu Kurani Azumusandan akan nur katreleri amenna bisey demiyorum ama o zamanda derimki imam rabbani var eserleri var ee o eski asirda kaldi veya eski tarihlerde o mehdi degildi eee o zaman ustad da olamayabilir bunu katii bir sekilde o diye dikte etmek yanlistir.O gelecek Allahin vaadi haktir.Ve hak yerini bulacak Allahin izniyle..

    YanıtlaSil
  20. +Ömer kardeş ağzıniza saglik

    YanıtlaSil
  21. 1* İlim ve fende de artık ahir sınırını teşkil edecek proje için milyarlarca dolar sarfıyla start aldı. Bu beşer ilminin son harika buluşu eşya nakli olacaktır. Kur’an buna Sebe’ Melikesi’nin tahtının Hz. Süleyman (as) Sarayı’na nakliyle işaret ediyor. Dini fütuhatla birlikte beşer ilmi de son keşfini yaparak nokta koyarken “Ve Adem’e bütün isimleri (ilimleri) öğretti” 2/31 ayeti de son kez beşer için tecelli edecek.

    İki ay önce gözden kaçan bir haber çıktı. Haber ses, resim ve hareketli görüntü naklinden sonraki, Kur’an’a göre beşer ilminin son sınırı olan eşya nakli ile zımnen ilgili bir haberdi. Rus Lideri Vladimir Putin’in ışınlama projesi. Konu Doç.Nevra Çitfçioğlu tarafından bir yazıyla duyuruldu.

    Haberi okuyunca hayalimde bir anda Bakara Suresi’nde beni ademin yaratılması ile ilgili melaiki ile Cenab-ı Allah arasındaki (Ademe meşvereti de talim eden) konuşmaya gitti. Ademin (insanın) hilafet noktasında melaikeye üstünlük sağlayan talimi esma, yani ilim sahibi kılınması hatırıma geldi. Bu arada şahs-ı manevi kavramına cahilane sinirlenenlere bir hatırlatma yapayım. Burada adem denirken hem ilk insan sayılırken, hem de onun şahsında bütün beşer kast edilmesi insanlık şahs-ı manevisine işaret eder. Ve insan yaratılırken bu kavram lügatlerdeki yerini alıyordu.

    Bediüzzaman’ın esareti sebebiyle yarıda kalan tefsiri de tam bu konuyu izah ve tefsir ettiği yerde bitiyor. Orada “”Alleme” kelimesi için “Bu kelimenin ihtiyar edilmesi, ilmin ulüvv-ü kadrine ve kadrinin yüksek derecesine ve hilafete mihver olduğuna işarettir.
    Ve keza, esmanın tevkifine, yani Şari’ (Allah) tarafından bildirilmiş olduğuna remzidir. Zaten esma ile müsemmeyat (isim verilenler) arasında takip edilen münasebat-ı vaz’iye, bunu teyid ediyor.
    Ve keza, mucizenin vasıtasız Allah’ın fiili olduğuna imadır. Fakat felasifeye göre harikalar, ervah-ı harikanın fiilidir.”

    11 yıl sonra telife başladığı Sözler’in, peygamberlerin mucizeleriyle ilgili 20’nci Söz’de şöyle bir tesbiti daha var:
    “Sâir enbiyâ Aleyhimüsselâmın mu’cizâtları, birer havârik-ı san’ata (sanat harikalarına) işaret ediyor ve Hazret-i Âdem Aleyhisselâmın mu’cizesi ise, esâsât-ı san’at (sanatın esasları) ile beraber, ulûm ve fünûnun (fenlerin), havârik (harikalar) ve kemâlâtının fihristesini bir sûret-i icmâlîde (kısa ve özlü bir tarzda) işaret ediyor ve teşvik ediyor.
    Ammâ, mu’cize-i kübrâ-i Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân ise, tâlim-i Esmânın hakikatine mufassalan mazhariyetini, hak ve hakikat olan ulûm ve fünûnun doğru hedeflerini ve dünyevî, uhrevî kemâlâtı ve saâdâtı vâzıhan (açıkça) gösteriyor; hem pek çok azîm teşvîkàtla, beşeri onlara sevk ediyor.”

    Aslında bütün peygamberlerin vazifesi ve gösterdikleri mucizelerle insanoğluna hem manevi hem de maddi terakkide birer kılavuz ve imam olmuşlardır. Nitekim bilinen bütün ilmi keşiflerin ilk numuneleri, örnekleri mucizelerle insanoğluna gösterilerek nübüvvet için bir delil oluyor, aynı zamanda mucizelerle “insanoğluna hadi çalışın siz de yapın” anlamında teşvik ediyor.

    YanıtlaSil
  22. 2*Bakara Suresi’nin “Ve Adem’e bütün isimleri öğretti” 31.ayetiyle Cenab-ı Allah ademin meleklere karşı hilafet davasında üstünlüğüne delil olarak bütün esmayı talim ettiğini belirterek “siz de madem onun evladısınız ve varisisiniz, bütün esmayı öğrenerek büyük emanet konusunda bütün yaratıklara karşı üstünlük ehliyetini gösteriniz” demek istiyor. Burada esmadan kasıt Allah’ın isimleridir. Çünkü her bir ilim Allah’ın bir ismine dayanır. Bediüzzaman bunu şöyle belirtiyor: “Meselâ, hendese (geometri) bir fendir. Onun hakikati ve nokta-i müntehâsı (son noktası) Cenâb-ı Hakkın ism-i Adl ve Mukaddîr’ine yetişip, hendese aynasında o ismin hakîmâne cilvelerini haşmetiyle müşâhede etmektir.
    Meselâ, tıp bir fendir, hem bir san’attır. Onun da nihayeti ve hakikati Hakîm-i Mutlakın Şâfî ismine dayanıp, eczahâne-i kübrâsı olan rûy-i zeminde Rahîmâne cilvelerini, edviyelerde (tedavilerde) görmekle, tıp, kemâlâtını bulur, hakikat olur"

    Böylece esma ve ilim Allah’ı bilmek hakikatinin bir başka ifadesi olarak akıllarda yer alıyor. İlmin Allah’ı bilmek olduğu ise devamında şöyle deniyor: “hakikat-i mevcudâttan bahseden hikmetü’l-eşya, (fizik,kimya, botanik) Cenâb-ı Hakkın (Celle Celâlühü) ism-i Hakîm’inin tecelliyât-ı kübrâsını Müdebbirâne, Mürebbiyâne, eşyada, menfaatlerinde ve maslahatlarında görmekle ve o isme yetişmekle ve ona dayanmakla, şu hikmet, hikmet olabilir. Bunun böyle olmaması halinde ise “ya hurâfâta( hurafelere) inkılâb eder ve mâlâyâniyât (faydasız, boş şeyler) olur veya felsefe-i tabiiye misillü, dalâlete yol açar.”

    Bediüzzaman talim-i esma ve mucizelerle fenni keşiflerin tamamının Peygamberlere dayandığını örnekleriyle gösterir. İlk gemi Hz. Nuh (as), ilk saat Hz. Yusuf (as), ilk terzi Hz. İdris (as), ilk hava aracı Hz. Süleyman (as) , ilk santifrüj aleti (Hz. Musa (as) , tıbbi ilaçlar Hz İsa (as) , ateşe karşı korunaklı elbise Hz İbrahim (as) , görüntü ve eşya nakli Hz. Süleyman (as) vesaire.

    Hz. Peygamber’in en büyük mucizesi ise Hz. Kur’an’dır. Ayetler, mucizeleri birer hikaye değil, doğru yol olarak gösterir. Onları zikrederken fen ve beşeri sanatın başlangıcını, gelişmesini ve son sınırını da bildiriyor. Ayrıca Kur’an yapılmış ve yapılacak her şeyi bakın nasıl haber veriyor veya ifade ediyor:

    “Ey arkadaş! Herşeyin Kitab-ı Mübinde mevcut olduğunu tasrih eden “Kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, ap açık bir kitapta bulunmasın” ayet-i kerimesinin hükmüne göre; Kur’an-ı Kerim, zahiren ve batınen, nassen ve delaleten, remzen ve işareten, her zamanda vücuda gelmiş veya gelecek herşeyi ifade ediyor. Buna binaen, gerek enbiyanın kıssa ve hikayeleri, gerek mucizeleri hakkında Kur’an-ı Kerimin işaratından fehmettiğime göre, mu’cizât-ı enbiyadan iki gaye ve hikmet takip edilmiştir.”

    Dikkatinizi çekerim deccaliyetin temellerinin atıldığı veya zemin hazırlandığı 19. Asır da başlayan fen ve ilim harikaları olarak göze çarpan telsiz-radyo icadı ve kullanımının yaygınlaşması Mehdi’nin zuhuru zamanına denk geliyor. Ve adeta Mehdi zuhur edince gökten haberi gelir rivayetinin anlamı bu medeniyet harikalarına zımnen işaret ettiği gibi Mehdi’nin zuhur zamanına da bakar. Radyo-telsiz cihazlarıyla elektronik dalgalar haline gelen seslerin nakil mahalli göklerdir. Oradan gelen radyo dalgaları cihazlarda sese çevriler. İşte o zaman Mehdi’nin zuhur zamanıdır. Tabi bunu anlamak için ne lazım. Kur’an’ın işaret ettiği harikalar akla gelir. Kur’an-ı Mucizülbeyan insanı “öyle bir tarzda sevk eder, teşvik eder ki, o tarz ile şöyle anlattırıyor: "Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı âlâ, tezâhür-ü Rubûbiyete karşı, ubûdiyet-i külliye-i insaniyedir; ve insanın gàye-i aksâsı, o ubûdiyete ulûm ve kemâlât ile yetişmektir.
    Hem öyle bir sûrette ifade ediyor ki, o ifade ile şöyle işaret eder ki: "Elbette nev-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir."

    YanıtlaSil
  23. 3*Hem, o Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân, cezâlet ve belâgat-ı Kur’âniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden, remzen anlattırıyor ki: "Ulûm ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezâlet, bütün envâıyla âhir zamanda en mergub bir sûret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icrâ ettirmek için, en keskin silâhını; cezâlet-i beyândan ve en mukàvemetsûz kuvvetini, belâgat-ı edâdan alacaktır." (Sözler)

    Yalnız burada şöyle bir soru akla gelebilir. Kur’an (dolıyısiyle hadislerde haberi verilen ahir zaman olayları) niçin gizli bir işaret ile bunlara değiniyor? Çünkü Beğenmediğin Said Nursi’den cevap geliyor:

    “Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile müsâbaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir mâdene ateş veriliyor, tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifât-ı İlâhiye bir ibtilâdır ve bir müsâbakaya sevktir ki, istidad-ı beşer mâdeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin. Mâdem Kur’ân, bu dâr-ı imtihanda bir tecrübe sûretinde, bir müsâbaka meydanında beşerin tekemmülü için nâzil olmuştur; elbette şu dünyevî ve herkese görünecek umûr-u gaybiye-i istikbâliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini ispat edecek derecede akla kapı açacak. Eğer sarâhaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur. âdetâ gökyüzündeki yıldızlarla vâzıhan Lâ ilâhe illallah yazmak misillü bir bedâhete girecek; o zaman, herkes ister istemez tasdik edecek. Müsâbaka olmaz; imtihan fevt olur. Kömür gibi bir ruh ile elmas gibi bir ruh beraber (haşiye) kalacaklar.” Haşiye: Ebû Cehil-i Lâin ile Ebû Bekir-i Sıddîk, müsâvi görünecek; sırr-ı teklif zâyi olacak.)

    Şimdi Mehdi’nin zuhuru zamanında gökten gelecek sesin mahiyeti radyo-telsize işaret ettiği anlaşılıyor. Ama Mehdi daha doğrusu şahs-ı manevisi Mehdiyet’in Mesihiyet ile cihan hakimiyeti zamanında, ki bu tarihi 1456 civarı, Sebe’ Melikesi Belkıs’ın tahtının nakli gibi eşya nakledilecek. Aynı zamanda Tevhid’in 1400 yıllık fütuhatının sonuna gelinecek.

    Şimdi elimizdeki cihazlar elektronik cihazlar. Yani elektronun hareket hızından istifade ile yapılan cihazlardır. Ama kuantomik ya da nötronik cihazlara geçilmeye başlandığı göz önüne alınırsa 20 yıl içinde eşya naklinin ilk örneklerini göreceğiz. Ve velayetin gösterdiği tayy-ı mekan gibi eşyanın tayy-ı mekanı söz konusu olacak.

    Bu kadar harika fenni ve ilmi harikaları anlamak için aklını dünyevi makamlarla bozan ve de teveccüh-ü İlahi yerine teveccüh-ü nas peşinde koşarak bir nevi şirk-i hafi peşinde olan siyasetçiler ve makamlarında Mehdi’nin ne işi olabilir? O bize esmayı anlatacak. Avam başlangıçta böyle anlamasa bile zamanla o da eğitilecek. YsnKrt ve Ömerler gibiler de eğitilecek ve Kur’an’ın elmas hakikatlerini anlayacak. Evet göklere lailahe İllallah yazmayan cenab-ı Allah neden “Mehdi geldi ey insanlar” diye anons ettirsin. “Gökyüzündeki yıldızlarla vâzılan Lâ ilâhe illallah yazmak misillü bir bedâhete girecek; o zaman, herkes ister istemez tasdik edecek. Müsâbaka olmaz; imtihan fevt olur. Kömür gibi bir ruh ile elmas gibi bir ruh beraber kalacaklar.” (Sözler)

    Demek ki, Mehdi radyo-telsizin çokça kullanıldığı bir zamanda gelecek. Ve onun zamanında başlayan ses ve görüntü naklindeki esaslar dahilinde bir asır sonra eşya nakline başladığında Tevhid cihana hakim olacak. O zaman Mehdi değil Mehdiyet yani şahs-ı manevi, yani Al-i Beyt seyyidleri, ehl-i tarik, muhafazakar milliyetçiler, ehl-i iman ve İslam’ın hepsi his ve hevada değil esasta ittihad ederek Hilafet-i Muhammediye’yi inşa edecektir. Bir şey daha: Manevi hilafeti şimdi kim temsil ediyor? Tamam siyasi ve saltanat Deccal’in muhrip eline geçti, ama Al-i beyt’in mümessili gelir ve onları temsilen hilafeti icra eder: Onu bilmek ilimledir. Kocakarı dedikoduları veya şatahatlarla değil.

    YanıtlaSil
  24. 1* Ömer! Eski zamanın ahvali maziye karıştı. Artık eski hal muhal. Yeni hali ise Risale-i Nur’da anlatılır. 3 fasıl iman-hayat-şeriattır. Senin kafandaki telakki ve kurgulara göre ahir zamanı okuyamazsın. Hz. Peygamber’in risaleti, tarihin en büyük hakikat inkılabıdır. Ve bununla iki şey birbirinden kesin olarak ayrılmıştır. Hak ve batıl. (Bu batıl Erbakan’ın diline doladığı batılı değil. Çünkü siyaset yalan ve dolandır) Bir başka ifade ile sıdk ve kizb (yalan), küfür ve iman birbirinden ayrılmıştır. Böylece asr-ı saadet sıdk yani sadakat ve doğruluğu ifade eder. Ahdinde sebattır ve kalb temizliğidir. Sıdk, İslamiyet’in üss-ül esasıdır. Şualarda “O asır, hakikaten, o zât (a.s.m.) ile bir saadet-i beşeriye asrı olmuş. Çünkü, en bedevî ve en ümmî bir kavmi, getirdiği nur vasıtasıyla, kısa bir zamanda (bu süre en az 100 ila en çok 300 yıl) dünyaya üstad ve hakim eylemiş”
    Peki bu asr-ı saadet nasıl olmuş. Cebr yok, şiddet yok, zahiri hakimiyet yok. Zahiren ve batınen kalpler ve ruhlar ve fikirler ve vicdanlar üzerinden iman tesir icra ederek tevhid dini yayılmış. Bediüzzaman Şam Hutbesinde şöyle demiştir:
    “Asr-ı Saadette sıdk vasıtasıyla Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkması ve o sıdk anahtarıyla hakaik-i imaniye ve hakaik-i kâinat hazinesi açılması sırrıyla, içtimaiyat-ı beşeriye çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir metâ hükmüne geçmiş. Ve kizb vasıtasıyla Müseylime-i Kezzabın emsâli, esfel-i sâfiline sukut etmiş. Ve kizb o zamanda küfriyat ve hurafatın anahtarı olduğunu o inkılâb-ı azîm gösterdiğinden, kâinat çarşısında en fena, en pis bir mal olup, o malı satın almak değil, herkes nefret etmesi hükmüne geçen kizb ve yalana, elbette o inkılâb-ı azîmin saff-ı evveli olan ve fıtratlarında en revaçlı ve medâr-ı iftihar şeyleri almak ve en kıymetli ve revaçlı mallara müşteri olmak fıtratında bulunan Sahabeler, elbette, şüphesiz bilerek ellerini yalana uzatmazlar. Kizb ile kendilerini mülevves etmezler. Müseylime-i Kezzaba kendilerini benzetemezler. Belki, bütün kuvvetleriyle ve meyl-i fıtrîleriyle en revaçlı mal ve en kıymettar metâ ve hakikatlerin anahtarı, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkmasının basamağı olan sıdk ve doğruluğa müşteri olup, mümkün olduğu kadar sıdktan ayrılmamaya çalıştıklarından, ilm-i hadisçe ve ulema-i şeriat içinde bir kaide-i mukarrere olan, "Sahabeler daima doğru söylerler. Onlardaki rivayet, tezkiyeye muhtaç değil. Peygamberden (aleyhissalâtü vesselâm) rivayet ettikleri hadisler, bütün sahihtir" diye, ehl-i şeriat ve ehl-i hadisin ittifakına kat’î hüccet, bu mezkûr hakikattir.”

    Tabi bu sıdk bütün ashabta en düzeyde görülmesi sonucu sıddıkiyet asr-ı saadeti doğurmuştur. Hz. Ebu Bekir’de (ra) zirve yapınca onun namı ve sıfatı olmuştur.

    YanıtlaSil
  25. 2*Peki burada gözden kaçırılmayan bir şey var: Gaybi haberler, avamın, dünyevi özlemi ve beklentisi olanın, yani manevi muvaffakiyetin dünyevi makamları ele geçirmekle olduğuna inanan ve de asr-ı saadetin mahiyetini bilmeyenlerin eline düşerse olur? Senin gibi yorum yapar. Yorumun okuyunca basiretsizliğine acıdım. Çünkü gerçek “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür”, “Cenab-ı hakk’ın rızası ihlas ile kazanılır. Kesret-i etba ile fazla muvaffakiyetle değildir” hakikatindedir. Yani dinin manevi zaferinin dünyevi araçlarla olacağını sananların hali budur.

    Asr-ı saadetin ilk yarısında Müslüman sayısı 40’tır. İkinci yarısında yani Medine döneminde o şehirde kim vardı? Münafıklar, Yahudiler ve Mü’minler. Üstüne üstlük Medine az daha münafık ve Yahudiler yüzünden müşriklerin eline geçiyordu. Asr-ı saadette dünyanın yüzde 99’u küfür devrini yaşıyordu. Ama İslam sadece bir küçük yarım adada vardı. Ve o asra saadet asrı dendi. Niçin? Çünkü nur-u Kur’an kalpleri tesir edip hakiki iman sahibi yapıp sadakati perçinliyordu. Ve din iki ana kaynağından lafzen ve fiilen görülüp, işitilip uygulanıyordu. Yani burada 114 bin sahabenin sıdkı dinin hakikatlerini cihana dalga dalga yayıp 3-4 asırda cihana hakim kılınıyordu. Ki bu asr-ı saadette münafık ve kafir hatta ve hatta yalancı peygamberleri barındırıyordu. Ama sıddık mü’minin az ama mahiyet itibarıyla azim olan tesiri hepsini gölgeliyordu.

    Bu böyle olunca, her yerde küfür eserken senin bakış açına göre böyle saadet asrı olmaz. Yani beşerin yüzde 99’u küfür karanlığında iken bir avuç Müslüman dinin güzel taraflarını öğrenip yaşaması o asrı, asr-ı saadet yapmaz. Ama oldu. Demek ki bakış açında bir hata var. Hak ve batıla inanlar bir arada iken, sıddık vasfına sahip insanların nisbi azınlığına rağmen azim mahiyeti tesir icra edip dinin dalga dalga yayılmasına zemin hazırlıyordu.

    Mehdi’nin zamanı da öyle.Çünkü, asr-ı saadet yeryüzünde niteliksiz insanların çoğunlukta olduğu bir zamanda, sıddıklar azınlık da olsa, hakaik-i imaniye ve Kur’aniye'ye en üst seviyede inanıldığı ve uygulandığı bir dönem oldu. Yani? Maddi ve sayısal çoğunluğun değil, manevi zenginlik ve imana sahip olan sadık bir topluluğun varlığı o zamanı asr-ı saadet yaptı. Ahir zaman da öyledir. Mehdi bir avuç insanla Hz. Peygamber gibi hizmet edecek ve baharda İslam çiçekleri açacak. Ve açıyor.

    YanıtlaSil
  26. 3* Şimdi muvaffakiyet ölçüsünün, maddi ve de kesret-i etbada yani sayısal çoğunlukta olduğunu sananların anlayamadığı olay Allah nazarında Kur’an ve sünnetin hakikatlerinin öğrenen bir mü’minin 10 kafire bedel olması keyfiyeti. Onun uhrevi alemde açacak semereleri vereceği sayısız neticeler gibi bir avuç insanın hakiki iman ve İslam’ı yaşamasıyla koca bir dünyaya iman noktasında üstünlük sağlayacak ve fütuhata yol açacaktır.

    Asr-ı saadet Kur’an’ın en iyi anlaşılıp yaşanarak istikbal mü’minlerine örnek olmasıdır. O asrın bir örneği ise Kur’an’ın arşından gelen ve onun manevi bir mucizesi olan Risalelerin bu hakikatleri ifade etmesindedir. Bütün sır bu. Yani küfr-ü mutlakın hüküm sürdüğü ve de alemin İslam’ın işgal edilerek sömürge yapıldığı bir zamanda asr-ı saadet dini anlayışına giden yolu açmasıdır. Kur’an’ı anlama ve idrakte ve en parlak seviyeye gelinmesidir. Bu hal İslam’ın yeniden ihyasına zemin hazırlayacaktır. Ne ile asr-ı saadet sıddıkiyeti ile.

    Münazarat’ta dinin himayesinin mağlup bir reise, veya dalkavuk memurlara veya mantıksız subaylara mı bırakılsa iyi mi olacağı sorusu sorularak “Yoksa efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin mâdeni olan, herkesin kalbindeki şefkat-i imâniye olan envâr-ı İlâhînin lemeâtının (İlahi nurların parıltılarının) içtimalarından (toplamından) ve hamiyet-i İslâmiyenin şerârât-ı neyyirânesinin (ateş kıvılcımlarının) imtizacından hasıl olan amûd-u nuranînin (nurdan sütun) ve o seyf-i elmasın (elmas kılıcın) hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir, siz muhakeme ediniz.” Deniliyor. Yani artık dinin himayesi şahıslara değil milletin kendisine verilmelidir. İşte o zaman kılıçlı cihadın sona erdiği bir zamanda milletin eğitilip yetiştirilmesi gerekir. o da hür bir ortamda 50-60-70 yılda olur.

    Asr-ı saadet zamanında dünyada meydana gelen olayların yekunu bu zamanda 7 yılda bir oluyor. Yani 7 yılda bir asırlık hadisat yaşanıyor. Küfr-ü mutlakın hakimiyeti ile yetişen iki nesilden sonra gelen 3. neslin kalplerindeki iman duvarının yıkılması sonucu anarşist ve terörist olunur. Bu 50-60 yıl kadar bir zamanda az-çok etkili olur. Sonra Mehdi’nin siyasi hayatta iman hakikatleriyle yetişen nesilleri gelince Mehdi-Mesih cemaatleri birleşir ve terör ve anarşiye son verir. Nasıl olacağını önümüzdeki yıllarda göreceksiniz. Yazmanın bir anlama yok. Terör ve anarşinin bitiş odağı diplomasi ve siyaset değildir. Kur’an ve iman hakikatleri ile mümkün olacak.

    Dinde kesret-i etbanın önemi yoktur.Yani niteliksiz sayısal çoğunluğun bir değeri yoktur. Sadık özelliğine sahip 10 kişi 90 niteliksiz insana bedeldir. Allah nazarında böyle insanların önemi ve kazancı diğerlerine nazar çok daha değerlidir. Ahirettte onların açacağı ekinler ve meyvaları çok daha fazladır.

    Bir şey daha Mehdi’nin vazife aldığı tarihten ehl-i imanın tekrar gizlenmeye başlayacağı süre 161 yıldır. Bunun son 60-70 yılı şaşalı ve huzur dolu olacaktır. O da fecr-i sadıka bakar.

    YanıtlaSil
  27. Tüm arkadaşlara selam, bu ilk yorumum olacak.
    Öncelikle şunu söylemek gerekir, Hz Mehdi'nin zuhuru ve Hz İsa aleyhisselamın tekrar gelişi îtikat meselesidir. Peygamber efendimiz (s.a.v) bizlere haber vermiş ve bizler de buna inandık, iman ettik. Bu nedenle bu iki zuhurata inanmayanlar genellikle peygambere kalben inanmayan kişilerdir, iman zaafiyeti içindedirler. Yazının sahibi zât "Hani hiç Mehdi filan yokmuş denildiği bir zamanda Mehdi çıkar" hadisinin gerçekleşmesine "Diyanet işleri başkanlığının son Cuma hutbesi ile birlikte!" sebep olanlardan olmuştur. Siz ahirete ne hazırladınız önce ona bakın söylemleri İslâm-ı bireyselleştirmeye ve müslümanları cehd etme, birlikte gayret etme bilincinden uzaklaştırma amaçlı olduğu net olarak anlaşılmaktadır. Bu deccalin bir yöntemi ve içimizdeki münafıkların uygulamasıdır. Adı geçen şahıs Rahmetli Erbakan hoca efendinin iktidardan devrilmesine neden olan sebeplerden biri olan ve Ankara'da düzenlenen Kudüs gecesini tertipleyen kişidir, fakat o geceye katılmamıştır, Mavi Marmara yardım gemisini organize yine Dilipak olup o gemiye binmeyen yine kendisidir! Dilipak: "Öcalan 'bebek katili' diye yazılıp çiziliyor ama yabancı değil AİLEDEN BİRİ" demiştir.
    12 Eylül askeri darbesinin sebeplerinden gösterilen MSP'nin Konya mitinginin tertip heyetindeydi.
    Benzer marifetleri pek çoktur, bunun bir benzeri Nazlı Ilıcak'tır, vekil seçilen Merve Kavakçıyı türbanlı olarak kolundan tutup meclise sokan kişidir, fakat bağrışmalar ve tartışmalar çıkınca sus pus olan ve hiç bir şekilde durumu savunmayan yine aynı kişidir.
    Münafıklar zekidir ancak çok akılsızdırlar, dine karşı olan hırsları derin düşünmelerine mani olur, o nedenle hırsla yaptıkları bu planlar ve işler ancak müslümanların şevkini arttırır.
    Ahirzaman olaylarına ve şahıslarına inanmak elbette imanın şartlarından değildir fakat yaşanan olaylar göstermektedir ki içinde bulunduğumuz zaman artık dünyanın son devresidir. Hayatın akışının hadislerde bildirilen ahir zaman ile birebir örtüştüğü net bir şekilde görülmektedir. Dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunu bildiren hadiste Peygamberimiz (s.a.v) bize bir takvim vermektedir. Bunun 5600yılı geçmiş demektedir, öyleyse bu yüzyıl son yüzyıl olmadır kıyamet ise 15 yy da aranmalıdır.
    13. asrın müceddidi Bediüzzaman hazretleri dünyanın son zamanında 14 ve 15. yy da gelişecek olayları "Şimdi hatıra geldi ki, veya Allah'u Âlem böyle olacağını zannediyorum" diyerek detaylı olarak açıklamış ve net tarihler vermiştir.
    “Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, resullerden/elçilerden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Ali İmran 179”
    Gerçek Nur talebeleri bu tarihleri bilmektedirler, ancak Gülen örgütü bazı gizlemeler, yanıltmalar ve cinayetler ile insanların kafasındaki düşüncelerin bulanıklaşmasını, gerçeklerin örtülmesini amaçlamıştır. Üstadımızın yakın zamana kadar yaşayan has Nur talebeleri kısa bir zaman içinde ardı ardına vefat etmiştir. Örneğin üstadın “Hayatım hayatınla devam edecek!” dediği Mustafa Sungur ağabey, Seyit Salih Özcan ağabey, Mehmet Kırkıncı ağabey ve diğer yakın talebeleri, bu örgütün uydurmalarına karşı gerçeği Bediüzzaman Said Nursi'nin Mehdi olmadığını, ve F. Gülen ve cemaatinin onun şahsi manevisi olmadığını haykırmaya başladıklarında örgüte ait hastaneler aracılığı ile maalesef arka arkaya şehit edilmişlerdir.
    FAKAT O İLERİDE GELECEK ACİP ŞAHSIN BİR HİZMETKÂRI VE ONA YER HAZIR EDECEK BİR DÜMDÂRI (Zemin hazırlayacak bir öncüsü) VE O BÜYÜK KUMANDANIN PÎŞDÂR BİR NEFERİ (Öncü bir askeri) OLDUĞUMU ZANNEDİYORUM. (Barla Lahikası, sf. 162) (Üstad ileride gelecek o acip zat demektedir ve şahıs olarak bahsetmektedir.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 70 000 (Âdem’den Kıyâmet’e)

      62 960 (geçmiştir)

      7 040 (1700de bitecek)

      7000-5600=1400

      Ramazân 1439 (I. kıyametle TRnin helâki)

      Şubât 2028 (II. kıyametle İslâm’ın askerî olarak Batı’dan çekilmesi)

      1440+40=1480 (35, 36, 37 yıl sürecek İslâm düzeni)

      1440+70=1510 (İslâm’ın siyâsî dünyâ hâkimiyeti)

      1660-150=1510 (şerrli insanlar olan döngüsel Türkler, Batılı gavurların dünya hakimiyeti)

      1660-120=1540 (güneşin batıdan doğması yani dünya hakimiyetinin Batı’ya geçmesi)

      1660-100=1560 (yeryüzünden ibadetin kalkması)

      1660-40=1620 (kısırlık, hiç doğum olmayacak)

      1660 (III. Kıyamet’in kopması, tüm insanların ölmesi)

      1700 (2. surla tüm insanların dirilmesiyle Âhıret’in başlaması)


      Bedî’nin “acîb şahs” dediği el-Mehdî de Erbakan idi işte.

      Sil
    2. Bedî‘'nin ebcedleriyle de uyumludur:

      1414

      1417

      1439

      1500-1506-1507

      1542-1543-1545

      1560-1561-1562

      Sil
  28. "HAKİKİ (KESİN) VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT" ...(Kastamonu Lahikası, s. 61-62) (
    TÂ AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE, ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDÎ VE ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) CENAB-I HAKKIN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETTİRİR ...(Kastamonu Lahikası, Sayfa 72, Tarihçe-i Hayat, Sayfa 258, Hizmet Rehberi, Sayfa 267, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 153
    ÜSTAD, KASTAMONU LAHİKASI’NI 1936 YILINDA HAZIRLAMIŞTIR
    . BU ESERİNDE “TA AHİR ZAMANDA....” İFADESİYLE RİSALE-İ NUR’UN ASIL SAHİPLERİ OLARAK NİTELENDİRDİĞİ HZ. MEHDİ (A.S.) VE TALEBELERİNİN KENDİSİNDEN ÇOK DAHA SONRAKİ BİR VAKİTTE GELECEKLERİNİ İFADE ETMİŞTİR.
    O DAİREYİ GENİŞLETTİRİR VE O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH’A ŞÜKREDERİZ.
    Görüldüğü gibi üstad hazretleri Mehdi ve talebeleri hayatın geniş dairesinde daha sonra gelecek, dünyaya hakim olacaklar ve bizlerde kabrimizde seyredip Allah'a şükredeceğiz diye bildirmektedir..!
    “Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin ihzar ediyoruz.” Sikke-i Tasdik-i Gaybi, S. 189
    Görüldüğü gibi Bediüzzaman hazretleri kendisinin Mehdi olmadığını net bir şekilde açıklamıştır.
    Ayrıca Hz. Mehdi (as)”ın önemli özelliklerinden biri, onun devrinde mezheplerin kalkacak olmasıdır, gelmiş geçmiş en büyük müçtehid imam olarak mezhepleri kaldıracaktır, yalnızca Kuran'a uyacak, halbuki üstad Bediüzzaman hz Şafi mezhebine tabi idi.
    Ayrıca yine peygamberinizin (s.a.v) bildirdiğine göre Mehdi (a.s)’a İsa a.s da tabi olacaktır. Deccali İsa a.s öldürecek birlikte dünyada güzel bir dönemin, tekrardan bir asr-ı saate döneminin yaşanmasına vesile olacaklardır. “Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona (Hz İsa'ya) inanmayacak kimse yoktur. Nisa Suresi 159” Ebcedi 2019
    Hz Mehdi’nin Tabutu Sekineyi bulması, Hz Süleyman'ın mescidini yeniden inşaa etmesiyle yeryüzünde müthiş bir zenginliğin ve güzelliğin yaşanacağı ve Kuran ahlakının dünyaya hâkim olacağı bir Altınçağ yaşanacaktır. Allah’ın bolluk ve bereketi tüm dünyada görülecektir, böyle bir dönem de henüz gerçekleşmemiştir.
    Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter. (Fetih Suresi, 28) ayetindeki “Diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için” kısmının ebcedi 2022 yılını vermektedir.
    Görüldüğü gibi ebcetlerin işaretiyle hakimiyet için 2019 ve 2022 tarihlerini beklememiz gerekmektedir.
    De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz." (Taha Suresi, 135)
    “Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz” Ebcedi 2023”

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ Nisa 159
      ebcedi 1520

      لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ Fetih 28
      ebcedi 1405

      فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ أَصْحَابُ الصِّرَاطِ السَّوِيِّ وَمَنِ اهْتَدَى Taha 135
      ebcedi 1973

      ebced hesabı programına koyup hesaplattım. hiç alakası olmayan tarihler çıktı işte.

      kim nasıl hesaplamış sizin o tarihlerinizi acaba?

      Sil
    2. Verdiğim tarihler ayetlerin tamamı değil ilgili kısımları ele alınarak hesap edilmiştir.

      Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır. Nisa Suresi, 159 ayetinin şu kısmı 2019 tarihini vermektedir.
      Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur..
      Ve in min ehli elkitâbi illâ le yu’minenne bihî kable mevti(mevtihî)
      6+ 51+ 90 + 36 + 454 + 32 +30 + 151 + 7 + 132 + 451 = 1440 / 2019 (Şeddesiz)

      Taha Suresi, 135 yanlış olmuş düzeltiyorum,
      Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz."
      fe setealemune men ashabu essırati esseviyyi ve men ihteda
      80 + 656 + 90 + 102 + 421 + 177 + 6 + 90 + 420 = Şeddeli;2042


      Diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için (Fetih Suresi, 28) 2022
      Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun'un kabimini de denedik. Onlara Kerim bir elçi gelmişti.

      Duhan Suresi, 17
      Ve lekad fetenna kablehum kavme fir'avne ve caehum
      6 + 134 + 531 + 177 + 146 + 406 + 6 + 50 +
      resulun keriymun
      296 + 270 = 2022


      Enfal suresi'nin 18. Ayeti
      İşte size böyle... Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli düzenlerini boşa çıkarıcıdır.
      (Enfal Suresi, 18) Hicri 1440/Miladi 2019

      Zümer Suresi, 61
      Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır. Şeddesiz 2019

      Kehf Suresi, 84
      Gerçekten Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik…
      Hicri: 1440, MİLADİ: 2019 (Şeddeli)
      İşte size böyle… Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır. Hicri 1440, Miladi 2019

      Yusuf Suresi, 6
      Böylece Rabbin seni seçkin kılacak Hicri 1443, Miladi 2021 (Şeddesiz)

      Saff Suresi, 9
      Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır. Hicri 1440, Miladi 2021

      Zuhruf Suresi, 68
      Bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız. Miladi 2023

      Sil
    3. 6+ 51+ 90 + 36 + 454 + 32 +30 + 151 + 7 + 132 + 451 = 1440 / 2019 (Şeddesiz)
      6+ 51+ 90 + 36 + 454 + 62 +30 + 201 + 7 + 132 + 451 = 1520 (Şeddeli)

      Böylece ayetin manasının başlangıç ve bitiş aralığı olarak kapsamı anlamında tam olarak ne manaya geldiği de anlaşılmış olur.


      80 + 656 + 90 + 102 + 421 + 177 + 6 + 90 + 420 = Şeddeli;2042
      80 + 656 + 90 + 102 + 391 + 147 + 6 + 90 + 411 = Şeddeli;1973

      الصِّرَاطِ السَّوِيِّ kelîmelerindeki lâmları benim ebced hesap programım hesaplamamış tıpkı Bedî’nin et-tâğût kelîmesini hesaplarken lâmı hesaplamaması gibi. (Gerçi ebced hesap programım et-tâğût kelîmesini hesaplarken lâmı da hesaplayarak 1447 çıkarmış.)

      اهْتَدَى programım bu kelîmedeki sondaki harfi elif olarak hesaplamış.


      لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ Fetih 28
      ebcedi 1405 (2022 diye hala nasıl çıkarıyon?)

      Sil
  29. Bu tarihlere göre çok az bir zaman kalmıştır bu nedenle Mehdi (a.s) ve hatta İsa(a.s) hayatta olmalıdır. Hz Mehdi (a.s) Medine'den çıkacaktır. Medine kelime anlamı olarak büyük şehir demektir. Şu anda en büyük İslam şehri iki denizin birleştiği yer (İslambol) İstanbul’dur. Manen fethi 15 Temmuz da gerçekleşmiş ve münafıklarını dışarı atmıştır. Şimdi zuhurat zamanıdır, Hz Mehdi' ye tabi olunacak ardından Hz İsa'da gelerek kendisine tabi olacak ve arkasında namaza duracaktır. Onun Mehdi'nin imamlığını kabul etmesiyle tüm İseviler coşkuyla Mehdiye uyacaklardır.
    Mehdi ömrünün sonuna dek ben Mehdiyim demeyecektir! Ancak biz onun Mehdi olduğunu Hz İsa”nın tabi olmasıyla ve İslam'ı dünyaya hâkim etmesiyle anlayacağız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Risale-i Nur hizmetinin ve de reşid akla sahip ehl-i tarikin bir düstüru vardır. Hizmetini yap, vazife-i İlahiye’ye karşıma. Yani ihlas. Neticeye değil, vazifeye mesai harcamaktır. Böyle olunca Risale-i Nur’dan istifade eden kimsenin nazara alacağı en önemli husus üzerine düşeni yapmaktır. Yapmaması gereken ise vazife-yi İlahiye’ye karışmamaktır. Mehdicilik yapmamaktır. Onu buna Mehdi beklentisi verip ya da yakıştırması yapmamaktır. Çünkü Risale-i Nur bunu ders verir. Ve sizin cımbızlayıp mehaz gösterdiğiniz gibi değil mesele. Çünkü.

      Önce Deccal kim? Bu deccal nerede? O olmadan Mehdi olmaz. Yani küfr-ü mutlakın temsilcisi yani küfrün şahs-ı manevisinin temsilcisi ile, hidayet cereyanının temsilcisi, yani şahs-ı manevisinin mümessili Mehdi ondan sonra söz konusu olabilir. Deccaliniz kim Aziz Kardeşim? O deccal Mehdi’yi ne yaparmış? Zulmü ve baskısı altında tutarmış. Değil mi? Peki nerede zulüm?. O mazide kaldı.

      Şimdi Risale-i Nur’a göre: “Şark tarafından bir nûr zuhûr edecek, bid’alar zulümâtını dağıtacak. Ben böyle bir nûrun zuhûruna çok intizâr ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nûranî zâtlara (zata değil, tekrar vurguluyorum zat değil zatlar) zemin ihzâr ediyoruz.” (Mektubat) Zat değil zatlar. Yani o şahıslar bin de olabilir 1 milyon da ya da milyonlarca. O zaman hepsi birden şahs-ı manevi olur.

      Bediüzzaman diyor ki: “bütün vazîfelerimi şahs-ı mânevînize bırakmıştım.” (Şualar) Yani 2019’da veya 2022’de Mehdi gelmeyecek. Çünkü . Çünkü şahs-ı manevi hükmedecek. Kim bu şahs-ı manevi:

      1.Mehdî-i Al-i Resûl. 2. Mehdî-i Âl-i Resûlün temsîl ettiği kudsî cemaat. 3. Mehdî-i Âl-i Resûlün temsîl ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevîsi. 4. Mehdî-i Âl-i Resûlün temsîl ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevîsinin üç vazîfesi bulunuyor.
      “Kendimizi değil, Risâle-i Nûr’un şahs-ı mânevîsini ehl-i îmâna gösteriyoruz.” Emirdağ Lahikası.

      Bu durumda Risale-i Nur adına konuşmak için Risale-i Nur’un cüz olarak bir çok yerde bahsettiği bilgileri toplayıp bir kül haline getirip anlamak ve sonra da şunu söylemek lazım: Her şeyi şahs-ı manevi yapacak. Ve de fecr-i sadık doğacak. Gecenin karanlığında Mehdi, fecr-i sadıkta şahs-ı manevi olacak. Yani fütuhatı yapacak olan 90 yıl veya bir asır sonra gelecek zat değil zatlar, Mehdi’nin şakirtleri veya şahs-ı manevi olarak bizleriz. 15 Temmuz gibi.

      1911’de fecr-i sadık demşti değil mi? Ne zamanda o 1371. (1951) Olmadığı ne zaman anlaşıldı 1381 (1961). O zaman 30 veya 40 yıl sonra. Yani 1990 veya 2001’e işaret var. Bir başka hesaba göre 1371 +30 +4 0 = 1441. Bu fecr-i sadık. Yani küfrün karanlığı biter. Ve ondan sonrasını Risale-i Nur yazıyor. Lütfen tahkiki bilgiler verelim. Risale-i Nur’u indi zulumatla gölgelemeyelim. O Kur’an’ın arşından gelen bir manevi mucizedir. 5 paralık dünyevi neticelere bağlamayalım. Bir şey daha Mesih ne zaman Mehdi'le iltihak eder. YŞani iki şahs-ı manevi birleşir. Sabah namazında. Yani fecr-i sadıkta. Niçin. Tevhid hakimiyeti için. Yani? Akıllı olmaklazım. İlimi için. O zaman tahikiki bilgiler ortaya çıkar.

      Anladık Ramazan’da değiliz. Ramazan Sezgisi olmadan yorum yapmışsınız. Selametle. Risale-i Nur'un nuruna perde olmayalım.

      Sil
    2. Ramazan sezgin, ağzınıza sağlık.
      cümlemizin bu hakikatleri idrak etmesini temenni ediyorum...

      Sil
    3. Peygamber efendimiz (s.a.v)'in Mehdi benim torunlarımdan olacak demiştir. Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (cc) benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı (Hz. Mehdi (as)'ı) gönderecek.

      Üstad ise seyit değildir. Öyleyse Mehdi olmadığı net olarak ortaya çıkmaktadır, Mehdi-i Azam olmadığı açık olan zatın şahsı manevisinin dünyaya hakim olacağından bahsetmek akla ve mantığa uygun değildir.

      BEN, KENDİMİ SEYYİD BİLEMİYORUM. Bu zamanda nesiller bilinmiyor. Halbuki AHİR ZAMANIN O BÜYÜK ŞAHSI (yani Hz. Mehdi (as) AL-İ BEYT'TEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) OLACAKTIR. (Emirdağ Lahikası, s. 247-250)

      Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nûranî zâtlara (Mehdi ve cemaatine) zemin ihzâr ediyoruz.”
      Bu zatlar ileride gelecek ve üç büyük görevi birden yerine getirecektir.

      Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, HZ. MEHDİ AL-İ RESUL'ÜN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelen Hz. Mehdi'nin) TEMSİL ETTİĞİ KUDSİ (mukaddes, kutsal) CEMAATİNİN ŞAHS-I MANEVİSİNİN ÜÇ VAZİFESİ var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer (insanlar) bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelenlerin) yapacağını rahmet-i İlahiyeden (Allah'ın rahmetinden) bekliyoruz.

      Üçüncü vazifesi: O ZAT BÜTÜN EHL-İ İMANIN (iman edenlerin) MANEVİ YARDIMLARIYLA ve İTTİHAD-I İSLAM'IN MUAVENETİYLE (İslam birliğinin yardımlaşmasıyla) ve BÜTÜN ULEMA VE EVLİYANIN (alimlerin ve velilerin) ve bilhassa AL-İ BEYT'İN NESLİNDEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) HER ASIRDA KUVVETLİ VE KESRETLİ (çok sayıda) BULUNAN MİLYONLAR FEDAKAR SEYYİDLERİN İLTİHAKLARIYLA (Peygamber soyundan gelen fedakar kimselerin katılımlarıyla) O VAZİFE-İ UZMAYI (büyük görevi) YAPMAYA ÇALIŞIR. (Emirdağ Lahikası, s. 260)

      Her şeyi şahs-ı manevi yapacak demek gerçeğe uygun değildir, Mehdi (as) üç büyük görevini cemeati ile (birlikte) yapacaktır.

      Sil
    4. “3 Süfyân’a karşı 3 Mehdî” ve

      “Deccâl’den önce 3 deccâl” hadîslerine göre:


      I. Süfyânü’d-deccâl Atê’ya karşı I. Mehdî Bedî‘u'z-zemân

      II. Süfyânü’d-deccâl Demirel’e karşı II. Mehdî Erbakan

      III. Süfyânü’d-deccâl Esed’e karşı III. Mehdî II. Erbakan


      RN'den sonra MG ve AD kurtaracak!

      Sil

    5. Yine tam bilgi sahibi olmadan atıp tutmuşsun. Şimdi fena mahcup olacaksın. Dil uzattığın Bediüzzaman için. Şuna rağmen. O şahsının öne çıkarılarak tartışma yapılmasını istememesine rağmen. Bütün her şeyi Risale-i Nur ve nurani cemaate ve de ehl-i iman ve İslam’a devretmiş olmasına rağmen.

      İkincisi 5. Şua’nin telifine başlanalı bir asır oldu. İlmin izzetini kurtaran bir risaledir. Misali, emsali yoktur. O risale varken son 15-20 yılda artan hezeyani heyecanla bir yığın tufeylinin Mehdi için ahkam kesmesi ilmin izzetine dokunuyor. Çünkü bir yalancı Mesih ve de etrafına kedicikleri toplayan iki zatın cemaatlerinin Mehdilik iddiası için nalıncı keserini yalan ve sahte alanlarda oynatmaları ve ortalığı karıştırmaları yüzünden.
      Şu anda bir iki ülkede yaşanan karmaşa tam bir tiyatro olup bir asır önce aynı coğrafyada yaşanan facianın yanında sinek vızıltısı kalır. 3 Osmanlı İslam Ordusu vardı. Biri yok edildi. Biri esir oldu. Biri firar etti. Onların yaşadığı faciadan haberiniz var mı? Olsa yorum yapmak yerine gözyaşlarınızı silmek için mendil üzerine mendil ıslatmaktan başınızı alamazdınız. Balkanlarda, Kafkasya’da yaşanan facialardan daha beterdir.
      Bir husus daha Mehdi’nin son gireceği belde Mekke ve Medine’dir. Deccal fitnesinin girememesi sebebiyle. Ama Mehdi nerede zuhur edecek. Hilafetin battığı yerde.
      Şimdi şu siteye gir ve oradaki (Said Nursi’nin soyağacının belgeleri için tıklayın) bölümün tıkla ve binlerce isimden oluşan Bediüzzaman’ın şeceresini göreceksin. (http://www.haber7.com/tarih-ve-fikir/haber/969357-iste-said-i-nursinin-konusulan-o-soyagaci)
      Ayrıca http://www.risalehaber.com/d/file/neseb-bediuzzaman---babasi-a0-format.pdf ve
      http://www.risalehaber.com/d/file/annesinin-seceresi-a0-format.pdf) sitelerinde bir başka şecere örneğini görebilirsin.

      Deccal’den bahseden yok. Nerede bu deccal?. Bediüzzaman onu Sırrı- inna A’teyna ile açıklar. O varsa Mehdi de olur. Ve Mehdi’yi Bediüzzaman şöyle anlatmış: “Mehdî-i Âl-i Resulün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevîsinin üç vazifesi var.” (29. Mektup)“Hazret-i Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi (kendisi değil), Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek...”(29. Mektup)“Hem bu üç vezâifi birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi pek uzak, âdetâ kabil görülmüyor. Âhirzamanda, Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı mânevide ancak içtima edebilir.”(Kastamonu L)

      Görüyorsun şahs-ı maneviyi işaret eden ben değilim. Bediüzzaman. Gerçeğin ne olduğunu bilsen böyle abuk sabuk laflar etmezdin. Kes yapıştırla ilmi tartışma olmaz.

      Bir ünlü hadis var. “Horasan tarafından size siyah bayraklı tulu edecek, kar üzerinden emekleyerek de olsa Ona geliniz. Zira o Allah’ın halifesi Mehdi’dir” hadisinin ilk altı kelimesinin ebced hesapları 191-192 ve 1915. Bu tarihten sonra görülecek tağut-u dalalet ve karşı çıkacak Mehdi’yi haber verir. Mehdi’nin 3 önemli devri var. İman (1902-1952) hayat (1952-2002) şeriat (2002-2084) Mehdi 1915’te aday olur. 1918’de seçilir. 1926’da vazifeye başlayacağı Hadis Şerif ile kör göze sokarcasına açıklanır. Biz Hz. Adem’in veya Nuh’un döneminde yaşamıyoruz. Vahşetin ve köylülüğün zamanında değiliz. Medeni zamandayız. Medeni zamanda hizmet ilimle olur. İlim sahibi Mehdi, ilimle Kur’an’ın tarzında delil ve ispat ile davasını ispat eder ve gönülleri fetheder.

      Sen gene bunlara inanma yakında Mehdi gelecek, bir çadır kuracak davul ve zurna ile ilan edecek. Veya gökten sesler gelecek “Falan adam Mehdi ey ümmet pişenden gidin” diyecek, tabi sırr-ı teklifi ve sırr-ı imtihan yok sayılması dinen caiz ise. Yahut da bir dergah kurup sabah akşam millete hu çektirecek. Daha beğenmezsen eli kılıçlı bir Mehdi bir yığın askerle önüne çıkarak herkesi öldürüp Tevhid bayrağını dikecek diye zekavet-i betra ürünü hayaller kurabilirsin.

      Bir başka husus bir ebcedi hesabın öneminin olabilmesi ise manevi münasebetinin olması ve açıklanması lazım. Yoksa geçiniz.

      Sil
    6. Allah’a, dine mukaddesata başkaldıran deccallar bir komite halinde gelmişlerdir, Marx, Stalin, Lenin, Mao, Hitler, Polpot gibi komünist ve faşist liderler bu listenin en başında gelenleridir. Ve bu kişilerin tamamı Darwinisttir, İngiliz derin devleti yaptığı şeytani bir plan ile Allah’ın dosdoğru yoluna pusu kurmuş, bir yaratanın hiçbir zaman var olmadığı fikrini Darwinizm adıyla “sözde bilimsel açıklama olarak” dünya tarihindeki en büyük aldatmaca olarak ortaya atmıştır.
      Darwin İngiliz derin devleti adına tamamen saçma ve uydurma bir teori ile tüm ilahi dinlere karşı sözde bilimsel yanıt olarak ortaya çıkmıştır. Deccal'in manasının ‘‘aldatma, kandırma’’ anlamına gelen ‘‘dacala’’ kökünden türediğini ve mânâsının ‘‘aldatan, kandıran’’ olduğunu söyleyen âlimler vardır. Aldatmakla iş görecek ve ümmetin karanlık günler yaşamasına sebebiyet verecek, dehşetli dinsiz bir şahsiyettir. Allah’ı tenzih ederiz, her şeyi yaratan ilahları sahte kör tesadüflerdir. Her şey tesadüfen oluşmuştur.
      Saddam Hüseyin, Hüsnü Mübarek, Muammer Kaddafi, İslam Kerimov, Ramazan Ramazanov, Hafız Esed, Abdullah (Allah’ın kulu) Öcalan ve Pensinvalya’da ismi “Allah’ın Fethi” manasına gelen Fetullah adlı şahıs, şu isimlere bir bakın ve yaptıkları işleri bir düşünün. Bu adlar ilk duyulduğu anda ne kadar rahmani duygular uyandırıyor değil mi insan aklında. Ama işin aslı öyle değil bunların hepsi birer deccaldır, 80 ve 90 ‘lı yıllarda şahsen ben çocuktum ve Hüsnü Mübarek adını duyduğumda ne güzel ismi var, adı gibi Mübarek bir adam olsa gerek diye düşünürdüm! İblisin ne büyük planlar yaptığını iyi görmeli, o zamanlarda insanlar yeterli ve doğru bir şekilde bilgi edinemiyordu, özellikle bu bilinçlendirilme engelleniyordu. Olaylar ve şahıslar sadece kuru haber şeklinde veriliyordu, bir ziyaret gerçekleşmiş veya karşılıklı anlaşmalar olmuş gibi genelde boş ve gereksiz bilgiler vardı haberlerde. Adı geçen şahsın dünya görüşü nedir? Dine ve mukaddesata karşı düşüncesi nasıldır, özgürlüklere, vatandaşlık haklarına ve hukuka karşı tutumu nedir? Bunlar hiçbir şekilde halka aktarılmıyordu, ta ki mümin ile kâfiri damgalayacak olan Dabbet-ül Arz çıkana kadar, İnternet teknolojileri çıkana kadar.
      “O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize/delillerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Neml suresi 82
      Allah’a hamd olsun şimdi durum değişti, insanlar her türlü bilgiye kolayca erişebiliyorlar. Görülmüştür ki dünyanın hiçbir döneminde şu anda olmadığı kadar fazla sayıda cinayet, zulüm ve hak ihlali işlenmektedir. Açlık, sefalet, terör, homoseksüellik, darwinizm ve her türlü kahpelik dünyaya hâkim edilmiştir. Öldüren niçin öldürdüğünü, öldürülen de niçin öldürüldüğünü bilmemektedir! Deccal dünyaya egemen olmuştur, hakkı savunan şahıslar ve liderler hapislere atılmakta veyahut hunharca katledilmektedir.
      Mesih Deccal çıkmıştır ve şu anda bu şeytani görevini yapmaktadır, şeytani bir akıl ile kendini kat kat örtüler içinde gizlemiştir. Bu örtüler Hz Mehdi tarafından ardı ardına açılmaktadır, o melanet kişi tamamen deşifre edildiğinde mecburen ortaya çıkmak zorunda kalacak ve son bir hamle ile ilahlığını ilan edecektir.

      Sil
    7. Ayrıca şu anda Hz İsa (as), Hz Mehdi (as) ve Hz Hızır(as) görev başındadır. Üstad hazretleri Hz İsa’nın gelişini görevini şöyle açıklamıştır. Müslümanlığa yakın Hristiyan bir cemaat içinde uyur vaziyette bırakılır. Yeryüzüne döndüğü ilk yıllarda onu çok az kişi tanır, gözlerden uzak olarak yaklaşık 20 sene boyunca hizmet yapar. Bu süre zarfında dünyayı idare eden sistemleri, zındıka komitelerini yönlendirecek ve yönetecek bir yapı oluşturur. Dünyayı herc-ü merc içine sokan Ateist din düşmanı cemiyetleri kontrol eden, onların daha üstünde gizli bir yapılanma oluşturacaktır. Ancak Mehdi (as)’ın zemin ihzar etmesi ile uygun ortam oluştuktan sonra zuhur edecek ve Deccal’i öldürecektir.
      Sizden birisi ona (Hz. Mehdi (a.s.)'a) yetişirse, KAR ÜZERİNDE SÜRÜNEREK DAHİ OLSA gelsin ona katılsın, muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır! Hz Muhammed (sav)
      Mekke ve Medine’de kar yağmamaktadır, dolayısıyla bu olay kar yağan başka bir Müslüman beldede gerçekleşecektir.

      Sil
    8. 1* Bediüzzaman Hazretleri, “5. Şua ihl-i ilmin izzetini kurtarıyor” diyor. Ayrıca “5. Şua umumun ve bihassa ehl-i ilmin imanlarını tashih edip kurtarıyor” diye dikkat çekiyor.

      O risalede neler demişti:
      İhtar : Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüzî hâdisât-ı istikbaliye nazar-ı Nübüvvette ehemmiyetsizdir.

      *Ahir zamanda vukua gelecek hâdisâta dair hadislerin bir kısmı, müteşabihat-ı Kur’âniye gibi, derin mânâları var. Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez.
      *İman ve teklif, ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.
      *Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrât-ı saat, bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve tevilli oluyor. Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü, Ebu Bekir’ler Ebu Cehil’ler ile tasdikte beraber olurlar. Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan (İslam deccali) gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.
      *Teşbihler ve temsiller suretinde rivayet edilen bir kısım hadisler, mürûr-u zamanla avâmın nazarında hakikat telâkki edildiğinden, vâkıa mutabık çıkmıyor. Ayn-ı hakikat olduğu halde, vâkıa mutabakatı görünmüyor.

      *Bir kısım hadisler İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilâfetin nokta-i nazarında vürud ettiği halde, umum ehl-i dünyaya şamil zannedilmiş ve bir cihette hususî bulunduğu halde, küllî ve âmm telâkki edilmiş. Meselâ rivayette vardır ki, "Bir zaman gelecek, Allah Allah diyen kalmayacak." Yani, "Zikirhaneler kapanacak ve Türkçe ezan ve kamet okunacak" demektir.

      *Hem her iki deccalın, asırlarına ait olan harikaları, onların bahsiyle ve münasebetiyle rivayet edildiğinden, onların şahıslarından sudûr edeceği telâkki ve tevehhüm edilmesinden, o rivayet müteşabih olmuş, mânâsı gizlenmiş, meselâ tayyare ve şimendiferle gezmesi...

      *Hem meselâ, meşhur olmuş ki, İslâm Deccalı öldüğü vakit ona hizmet eden şeytan, İstanbul’da Dikilitaş’ta bütün dünyaya bağıracak ve herkes o sesi işitecek ki, "O öldü." Yani pek acip ve şeytanları dahi hayrette bırakan radyoyla bağırılacak, haber verilecek. (Dikilitaş'taki o anten 1927-1945 yılları arasında vardı. Yani o tarihlerin arasında Süfyan ölmüş olacak)

      *Hem iki deccalın sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde, mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor; biri, öteki zannedilir. Hem Büyük Mehdînin halleri sâbık mehdîlere işaret eden rivayetlere mutabık çıkmıyor, hadîs-i müteşabih hükmüne geçer. İmam-ı Ali (r.a.) yalnız İslâm Deccalından (Süfyan’dan) bahseder.

      Sil
    9. 3* Şimdi Bediüzzaman’a üstadım diyorsun, onun eserlerini okuyorsun amma ve lakin kafandaki hayali prototipe uyan şahısların isimlerini veriyor ve meseleyi karıştırıyorsun. Hilafetten sonra cebabire gelir. İlk cebbar ise Süfyan’dır. Senin adını verdiğin o isimlerin Türki devlet veya hükümet başkanı olanlarını ayır. Onlar başka sıfata layık. Öcalan kterörist başı. Yani Ye’cüc me’cüc taifesine girer. Geriye kalan cebabirenin yani diktatörlerin çoğu camiye gider namaz kılardı. Baba Esat dahil. Gösteriş için de olsa. Diktatörlük başka, Süfyan olmak başka. Bunlar Süfyan’ın örnek olduğu hükmetme tarzını uygulayanlardır. Amma esas Süfyan Şeriat-ı Muhammediye ve Şeair-i Ahmediyeyi’ye tahrip edip imana ilişecek kimse. Onun ve avanesinin tahribatı sonucu büyük deccale yani komünizme zemin hazırlanır. Öyle olunca önce Marksist-Leninist komünistler türer, (1945 sonrası) arkasından anarşi gelir. Öyle olmadı mı?

      Mesih deccal 1989’da öldürüldü. Yani 5 Şua’da belirtildiği gibi Hıristiyan ruhanileri o kafir cereyana son verdi.

      Hala inadım inat diyorsun ki: Mehdi hayatta. O hayata ise ben gerzeğim. Değilse sen nesin? Şimdi Mehdiyetin şahs-ı manevisi hükmediyor. Avam kafasını bırakın biraz ilmi düşünün.

      Büyük Deccalin hakimiyetinin başlama1917 (1336-7), Süfyan’ın hakimiyeti 1924 (1342) , Mehdi’nin zuhuru değil, vazifeye başlama tarihi 1926 (1344). Bediüzzaman Deccal’in ileri karakolları mesabesinde ilk uygulamaların başlama tarihi olarak 1243 (1826) tarihi verir ve bir asır sonra Süfyan’ın huruç edeceğini Kur’an’dan istihraç eder.

      Ayrıca söyleyeyim senin Mehdi gelince onu bana yolla. Bir yoklamadan geçirip şeceresini kontrol edeyim. Artık uyanma zamanı geldi. Yüz yıllık narkozun etkisi geçmedi mi? Narkozlu beynimizle ne yaptık bir zaman bilir misiniz?

      Bunlar halkı didik didik ettiler/ Katliâma kadar sürüp gittiler,/ Saçak öpmeyenler secde ettiler,/……….. pis külahına!
      Haddi yok alçakla derde girenin,/Sehpâ-yı kazaya boyun verenin!/ La’netle anılan cebâbirenin,/Rahmet okuttu bu en küstahına!
      Çok kişiye şimdi vatan mezardır!/Herkesin beladan nasibi vardır!/Selamete eren pek bahtiyardır,/Bu şeb-i yeldanın şen sıyâhına.
      Milliyet davası fıska büründü!/ Ridâ-yı diyanet yerde süründü!/Türk’ün ruhu zorla asi göründü,/Hem Peygamber’ine, hem Allah’ına!
      İmza: Rıza Tevfik

      Bu 4 kıtayı çözen yani anlayan ahir zamanın dehşetli, yani tağuti, yani Süfyani eşhasın bize düşen payını anlar. Böyle bir süreçten geçen nesillere ahir zaman şifre rivayetlerini çözme noktasında ancak ve ancak 5. Şua yol gösterir..

      Sil
    10. Ramazan Bey bilim insanları son 15-20 yıldır dünya iklimini detaylı bir şekilde araştırıyorlar.Bunu yaparlarken de en son teknolojiyi kullanıyorlar.Bugüne kadar yazılı ve görsel basından takip ettiğim kadarıyla bilim insanları şunu söylüyorlar:Dünya yakın bir gelecekte mini bir buzul çağına girecekmişBence bu olay gerçekleştiğinde Arabistan Yarımadasına da kar yağabilir,bu gayet mümkün.Bize düşen sadece beklemek.Allah'a emanet olun.

      Sil
    11. Bediuzzamanin bahsettiği Mehdinin 3 gorevinin olmasından Mehdiyi tanıyabiliriz.
      1- materyalizmi darwinizmi bitirecek
      2-gerçek sünneti uygulayacak ve imanın kurtarılması
      3-islam birliği

      Herkesin bir hüsnü zannı vardır Mehdi konusunda ki bu günah değildir ümittir.Bu da bana göre Adnan hocadır. Herkes bana yüklenecek ama şunu unutmayın. Hadiste Mehdinin garip olduğu bu yüzden kimsenin ona yaşamayacağı ve cemaatinin az olacağından bahseder. Sağlıcakla kalın 2017 en önemli sene

      Sil
    12. Ramazan Sezgin, Şu anda ahir zaman İslam deccali(süfyan) da faliyettedir. Bir rivayete göre 70 bin sarıklı alim süfyana tabi olur destek olur. Onun fitneleri gelmiş geçmiş bütün fitnelerden beterdin Ona tabi olanlar her iki dünyasınıda kaybetmiştir.

      Sil
  30. Bediüzzaman (hz)’nin sahte şeceresini hazırlayıp, yayınlayan Ahmet Akgündüz’dür. Sözde arşiv belgeleri ile yayınlamış olduğu kitabı, sahtecilik iddiası nedeniyle yapılan inceleme sonrasında içerdiği belgeler gerçek dışı olduğu için mahkeme kararı ile toplatılmıştır.
    Şecerede, Şeyh Abdülkadir Geylani’nin Şam’da vefat ettiği söylenmektedir. Oysa herkesin gayet iyi bildiği tarihi gerçek şudur: Geylani Hazretleri Şam’da değil Bağdat’ta vefat etmiştir ve türbesi de Bağdat’tadır. İslam âleminin gayet iyi bildiği bir bilginin dahi yanlış aktarıldığı bu şecerenin güvenilir bir belge olmadığı açıktır.
    Belgede; Şeyh Abdülkadir-i Geylani’nin Hicri 841’de vefat ettiği yazılıdır ve annesinin isminin Fatıma bint-i Haydar olduğu söylenmektedir. Hâlbuki Şeyh Abdülkadir-i Geylani Hicri 561 yılında vefat etmiştir. Annesinin adı Fatıma Bint-i Haydar değil, Fatıma bint-i Abdullah’ül Esmai’dir.
    Ahmet Akgündüz, “Bu Osmanlı belgesidir, 1935’e kadar geriye gittim ve şecereyi Musul’da buldum” demektedir. Oysa 1935 tarihinde olan bir belge Osmanlı belgesi olamaz. 1935’de Osmanlı devletinin mevcut olmadığı herkes tarafından gayet iyi bilinmektedir.

    Bir önceki yorumumda Mesih Deccal ’in Şeytani bir akılla kendini kat kat örtüler içinde gizlediğini belirtmiştim. Mehdi-i Azam ise bizzat Allah (cc) tarafından Settâr ismi ile gizlenmektedir, yüzlerce farklı örtü ile korunmuştur. Gerçekleri örtenler Mehdi’nin gizlenmesi hususunda bilmeden ona hizmet etmektedirler. Şahsı manevi hâkim olacaktır, Hz İsa gelmiş görevini yapmış, hatta evlenmiş ardından vefat etmiştir gibi söylemler veya o bir asır sonra değil, çok daha sonra gelecektir diyerek konuyu ileriye atma çabaları içinde olanlar yine onun gizlenme vazifesini görmektedir. Bu örtüler şimdi birer birer açılmaktadır!

    Üsdad hazretleri, Resûlullah (sav) cemaat-i nuraniyesini Hz Mehdi'nin ve cemaatinin temsil edeceğini bildirmektedir. Onun torunlarından olan Hz Mehdi arza hâkim olduğunda gerçekte peygamber efendimiz (sav) hâkim olmuş demektir. Gerçek hâkim ve yol gösterici efendimizdir, bu nedenle herkes sakin olmalıdır.

    YanıtlaSil
  31. Hz Mehdi ledün ilmi sahibi bir zat olduğu için ilhamla hareket eder, onun işleri halkın geneline acip görünür. Hızır aleyhisselam ve Hz Musa aleyhisselam kıssasında olduğu gibi filanca işi niçin öyle yaptığı ancak kendisi açıkladığında net bir şekilde anlaşılabilir.

    Kâfirlerin baskısı şakirtlerinin bağlılıklarını arttırmaktadır, münafıklar ise müslümanlara çok zarar verir ancak bu Mehdi ve cemaatinin şevkini ve dirayetini arttırır. Münafık seni şeytana götüren bir aracıdır, tıpkı bir av köpeği gibidir. Onları iyi tanırsan yaptığı işleri, görüştüğü kişileri takip eder, Îns şeytanlarına ulaşırsın. Sen kendi halinle iblisleri tespit etmekte zorlanırsın fakat münafık bu konuda çok hızlıdır, onları bulmakta sana müthiş yardımı dokunur. İrtibata geçtiği kişileri, paylaştığı bilgileri ve simgeleri detaylı olarak incelersen şeytanın kirli planlarını ve içimizdeki adamlarını detaylı olarak tespit eder ve gerekli önlemleri alabilirsin. Allah’ın dosdoğru yoluna pusu kuran Şeytan bu şekilde mağlup edilecektir.

    Şeytan dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı insanları saptırmak için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. (Araf suresi, 16) Şeytan’ın ifadesi aynen böyledir hâşa Allah(cc)’e “beni sen azdırdın” demektedir. Kalbinde hastalık olan, gurur yapıyor, kibir yapıyor. Küfrün en önemli özelliği enaniyettir, enaniyet içinde olanlar er geç kaybediyor. Allah(cc) horlanmayı ve aşağılanmayı onlara bir ceza olarak veriyor, alçak gönüllüleri ise yüceltiyor.

    Sonra da Musa’yı ve Harun’u, firavun ve topluluğuna mucizelerimizle gönderdik. fakat onlar, kibirlendiler ve suçlu bir kavim oldular” (Yûnus suresi, 75)

    Ki O, elçilerini "hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için" gönderdi. Şahid olarak Allah yeter. (Fetih Suresi, 28) Ebced: 1411, (Miladi) 1991) بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ

    Bir kişinin bir konuda manevi münasebetini tespit edemediği için, ben bulamadım demek ki yok demesi, Allah’ın indirdiği bir ayetin ebcedi değeri için “önemsizdir geçiniz” demesi insanı ağır bir mahcubiyete götürebilir, bu konularda enaniyete düşmemeye çok özen göstermek gerekir.

    YanıtlaSil
  32. 1*Önce kaynak gösterirken İslami ve mü’min kaynak olması esastır. Anladığım kadarıyla Türkçü cereyanlardan etkilenen dindar Kürtçü bazı sitelere girip onlardan aşırdığın fikirlerle Bediüzzaman’ın Hz. Peygamber’in torunu olmadığını öne sürmektesin. Yani şiracı-bozacı meselesi. Sonra bir de yalan sallamaktasın: O da şecerenin yer aldığı kitapçığın toplatıldığını. Bu bilgilerin de hem eksik, hem yanlış olması bir yana, tam bir sahtekarlık ve yalandır. Hiç mi utanmadın?

    Prof. Ahmed Akgündüz’ün bu ilmi çalışması ehl-i ilmin takdirini toplarken, İblis-i lainin taifesi ve sahte Mehdi yandaşlarının, zamanında nübüvvetin kendilerinden gittiğini anlayan Mekkeli Yahudilerin kızgınlığına eşit bir öfkesine sebep olmuştur. Bu gibi ilmi çalışmalarda kaynakların ihtilaflı olması tabiidir, sebebi ise kaynakların nisyan ile malül beşeri nakillerine dayanmasıdır. Hangi dini ve ilmi mesele yok ki hakkında ihtilaf olmasın. Mesela 20 yüzyılda yazılı en muteber Osmanlı tarihinin müellifi İsmail Hami Danişmend’in bir hadise hakkında 10 ayrı ihtilaflı kaynak olduğunu belirtmesi buna örnektir. Sarayda katiplerin veya ilim adamlarının bir hadise için yazdıklarının nasıl ihtilafa sebep olduğu orada görülmüştür. İlmin yaygın olmadığı ve herkesin kendine göre edindiği bilgileri aktardığı zamanlardan söz ediyoruz.

    Ahir zaman deccalinin en büyük 3 özelliği vardır. Biri kainatta işlenen ilk ve Allah’ın af etmediği günahtır, ki o da ırkçılıktır. Bilindiği gibi iblis-i lain bu günahı işleyerek cennetten kovulmuştur. Hangi ırktan olursa olsun bila kayd u şart kim ırkçılık yaparsa iblisin ortağı olarak münafık hatta kafirdir. Irkçı bir takım kaynaklardan aşırdığın fikirler de hem münafık hem de küfrü işmam eder. Şimdi en azından Risale-i Nur gibi harika bir eseri Kur’an’ın arşından ilhamen telif etmiş bir zatın velev ki seyid ve şerif olmasa dahi hüsnü zan etmek lazımken, kuyruğuna basılmış kıtmir gibi sağdan soldan aşırdığın palavraları atman salih iş değil. Bu Bediüzzaman’a iftiradır. Süfyan’ı çıkaran Türklere dindarlıkla üstünlük taslamak isteyen zekavet-i betra ırkçı Kürtçülerin, Bediüzzaman’ın Arab asıllı olmasının Kürtçülüklerine aykırı görüp Ahmked Akgündüz’ü indi görüşlerle yalancı çıkarmak istemektedirler. Halbuki hem Türk, hem kürt, hatta göçebe bile evlilik yoluyla al-i beyt mensubu olur. Ki Bediüzzaman sürgüne gittiği Denizli, Isparta ve havalisinde çok seyyid Türk talebesi olmuştur.

    Kerbela hadisesinden sonra al-i beyt mensupları hem Güneydoğu Anadolu’ya hem de batı İran’a hatta ve hatta Horasan’a ve Kafkaslara kadar yayılmaları neticesi milyonlarca al-i beytin 4-5 millette görünmesine yol açmıştır. Kürtçü dindarların görüşü sakattır. Doğru değildir.

    Bediüzzaman şahsını ve benliğini özellikle 1922’den sora aradan kaldırmış ve şahs-ı maneviyeye hizmet etmiştir. Şahsa dayalı hiçbir şeye izin vermemiştir. Ancak çok ender hallerde bazı hususi sohbetlerde söylediği bazı hakikatler vardır ki, hizmetin hikmetine binaen eserlerinden ona yer vermemiş ve doğrulamamıştır. O da “Ben hem Hasaniyim, hem de Hüseyniyim” dediğidir. Bu konu bir çok hatıratta yer almıştır.

    Daha önce yazdığım gibi Bediüzzaman adına Mehdicilik yapmak hizmet-i Kur’aniyye ve imaniyye noktasından hatalıdır. Ve izin yoktur. Mesele bu değildir. Sonra Mehdiye “Sen Mehdisin” deneceği ancak Mehdi’nin onu yalanlayacağı hususuna bütün rivayetlerde dikkat çekilir. Çünkü Mehdi, Süfyan’ın mutlak keyfi-küfri-cebri-askeri hakimiyeti zamanında hizmet yapacağı ve de o ünvan siyasi bir intiba vererek hizmeti aksatacağı için o mesele takdiri-i İlahi tarafından aleniyeti gizlenmiştir. Ancak nur-u iman sahipleri onu bilecek. Çünkü insanlık Süfyan’a kadar görmediği ve yaşamadığı bir küfri cereyan ile karşı karşıya kalacak. Cenab-ı Allah dünyevi ve şaşalı saltanat süren her iki deccalin cebbarlarına rağmen iki gizli kulunun hizmeti ile o dünyevi saltanatlarını 313 kişi ile yıkarak Tevhidin hakimiyetini sağlayacak. Böyle olunca Mehdi’nin kimliği aleni olmayacak.

    YanıtlaSil
  33. 2* Hz. Mesih 20 yüzyılın ortasında nüzul etti. Onun nüzulü hizmetin gereği bir kaç bölümde olacağı anlaşılıyor. Dünyevi kıstaslara ve zihniyete sahip hatta uçkur esiri insanlar nedense Hz. Mesih’i illa bir yatağa sokup kadının koynunda tahayyül edemezlerse rahat edemiyorlar. Çünkü kafa bu ölçülerle kayıtlı. O zaman? Geçiniz. Papalık, 1962’de topladığı 2. Vatikan Konsül'de karşılaşılan küfri ortak deccale karşı alınan karar, ahir zaman Mesih hizmetinin manevi olduğu kadar siyasi başarısıdır. O kararda Hıristiyanlara göre o tarihe kadar küfür sayılan İslam artık bir başka dini kurtuluş yolu olarak kabul edildi. O karardan 10-15 yıl önce 20-30 kadar İslam devletinin istiklalinin sağlanması, hikmetli gözle görülebilecek Mesih'in bir başka başarıdır. Hz. Mesih’in, en büyük hizmeti ise Büyük Deccal’in devletinin tuzun suda eridiği bir hızla yıkmasıdır ki, bu da 1989 tarihini gösterir. Geriye bir hizmeti kalır. O da ittihad-ı İslam’ın Müslüman ülkeler arsında ihtilafı gidererek sağlaması ve cihan çapında sulh-u umumiyeyi teminidir. O da önümüzdeki 20 yıl içinde olacaktır. Ki onu anlamak ve görmek apayrı bir imani nuru ve hasleti gerektirir.

    Şimdi bin belki ikibin siteden ve 10 kadar kitaptan Mehdi ve Mesih hakkında sağlıklı bilgi vereni 10’u geçmez. Çoğunluğu dünyevi ölçü ve ihtiraslarla bezenmiş beyinleri tatmine endeksli yani avam kafasına göre yapılmış rivayetleri kapsıyor. Ve de bu çoğunluk rağbet görmekte ve doldur-boşalt kafalarla Mehdi avına çıkılmaktadır. Senin gibi.

    Bu ahir zamanda her şeyin ilim ve fununa döküleceği ve yaratılışın esas maksadı olan ilm-i esmanın en üst düzeyde sergileneceği bir çağda, bizim gibi dünyadan, ilimden ve 5 boyutlu düşünemeyen Müslümanların anlayacağı bir husus değildir. Mehdi ve Mesih gelmiştir. Bunu anlamak için son 200 yılın dünya tarihini her bölgeye münhasır olmak üzere bütün detaylarıyla incelenmesi ile mümkün olabilir. Çünkü ayrıca yazacağım deccalin hükmettiği bir Türki devletin 5. nesil çocuğunun anlattıkları gerçeği gözler önüne serecek. Türk ırkından hiçbir devlet ve millet yoktur, ki Slav ırkı gibi Deccallerin hakimiyeti altında inim inim inlememiş ve dinsizleştirilmemiş olsun. Bila istisna ve bila kayd u şart.

    Şimdi ahir zaman cebbarlarının mülki ve siyasi ve de ilmi despotluğu sebebiyle açıkça izah edilemeyen bazı hususlar Kur’an’ın işareti, yüzde 80 avam için değil, belki yüzde belki milyonda bir olan rasih alimlere hafi olarak ancak zamanı tayin için ebced ile verilir. Örnek “İnkâr edenlerin dostu ise tâğutlardır “ ayetinin(1417) işaret ettiği tarihteki hadise gibi. Bunun manevi illiyeti nedi? Böyle bir hadiseyi Kur’an aleni haber vermiyor işaret ediyor. İşaretler de daima hafi olur. Ve hafi olarak ifade edilir. Ancak ehl-i ilim ve iman sahiplerine o tarihte meydana gelecek tağuti hadisenin 1342’de başlayan tağuti hareketin devam olduğu nazara verilir. Ve tedbiri de başka bir ayetle açıklanır. Üstüne üstlük o ayetin ebcedi hesabı ve manasının tevafuku ile artık işaret işaret olmaktan çıkar ve remiz olur.

    Yoksa her önüne gelen bir ebced hesabı bulup ahkam kesmeye kalkarsa bu iş ancak avamın kahve sohbetine malzeme olur. Hz. Abdülkadir Geylani Hazretleri (ks) buyuruyor: “Zamanın Abdülkadir’i ol” veya “müridim ol” diyor. Bu kime söylenmiş niçin söylenmiş? Abdülkadir Hazretleri'nin kast ettiği zatı manevi alemde kiminle görüştürmüş. Ve o iki zat o kast edilen hizmetkarın her işini daimi tarassutları altında tutup hata yapmasına engel olmuşlar. Bunu ebcedi rakam bulmakla anlaşılmaz. Manevi illiyeti gerekir. O da manevi alemde ona ders verilerek mümkün olur. Siz o aleme girdiniz mi ki, atıp tutuyorsunuz.

    Sonra 24. Söz’de Beidüzzaman ilmi bilgi için 9 ayrı tabaka sıralar. Ve de bir çok evliyanın aynı hakikate şahit olmalarına rağmen, onu ifadede ihtilaf ettiklerini belirtir. Niçin? Makam farkından her ikisi veya üçü doğruyu görmüş ama sadece biri doğru ifade edebilmiştir. Alem-i misal rüya aleminin kapı komşusudur. Orada görüleni tevil edemediklerinden.


    YanıtlaSil
  34. 3*Şimdi Risale-i Nur hizmetini ve kast ettiği manayı indi, nefsi, şahsi hassasiyete göre değerlendirenler Mehdi konusun istismarla berbat etmişlerdir. Bunlardan biri feto, biri kedici biri de bazı ehl-i tarikin meczup şahsiyetleri. Çünkü sırr-ı imtihanı aşmak bu zamanda ancak ve ancak Mehdi ve talebelerine aittir. Kaldı ki her talebe de her şeyi anlaması mümkün olmuyor. Ancak kapasitesine göre algılıyor.

    Ahir zamanın cihadı manevi, ilmi, Kur’ani. Siyasi ve ekonomik gibi hiçbir dünyevi değildir. Küfür, 100 yılda hazırlanan zemin ile gelir (1243-1343), sonra hükmeder. O zaman da manevi cihadın sahibi, al-i beyt mümessili Mehdi zuhur eder. Sıfırdan hareketle hizmete başlar. Mekke dönemi-Medine dönemi-Mekke fethi sonrası gibi. Rivayetlerde Süfyan’ın mutlak hakimiyeti 4 halkada 25 yıldır. Bu 25 yıl da 1343 ve 1350 arasındaki 4 önemli olayı mebde alarak hesaplanır. O devir 4 halka yani 4 adamla tamamlanır. 3 asker bir sivil. Geniş dairede ise Mehdiyet’in şahs-ı manevisinin hakimiyeti tesisi 1969’da başlayan dönemde 2019’de zirveye ulaşır. Sonra ise. Görürsünüz inşallah.

    Deccalin hükmettiği bir ülkede ne olur. Bunu bir örneğini vereyim. Türki devletin bir vatandaşı, 5 nesilden bir kız çocuğu anlatıyor. Tarih 2012 yılının Eylül ayı. 26 yaşındaki hanım kızcağız Kuveyte’e çalışmaya gider. Orada bir hanım Nur talebesi yazar ile tanışır. Başından geçenleri ona anlatır. Parça parça şöyle.
    *Nasıl bir ortamdan geldiğimin anlaşılması için biraz geriye gitmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, (…) yıllarca Komünist Rusya’nın tesiri altında kaldı. Bu yüzden, aslen Müslüman olan annem ve babam tam bir komünist gibi yetişmişler. Bir Rus gibi yaşayan babam, sadece her işine ‘Bismillah’ diye başlardı. İslâm hakkında bildiği tek şey işte bu kelimeydi. Annem ise, İslâm dini hakkında hiç, ama hiçbir şey bilmiyordu. Hatta, bundan 15 yıl önce (1997) teyzem namaz kılmaya başlayacağını bildirince, ‘Bu kız cinlendi!’ diyerek teyzeme çok kızmıştı.
    * Annemin din hakkında bildiği tek şey, edebiyat dersi içinde efsane kahramanı gibi öğrendiği İbrahim, Davut, İsa gibi peygamber isimleriydi.
    *Din anlayışı, ölünün ardından bir Fatiha ve üç İhlâs okumaktan ibaretti. O da, rahmet için değil, ölünün ruhunun kalanlara zarar vermemesi için okunurdu.
    *Bizim ailece yaptığımız ve dini anımsatan tek şey, yemeklerden sonra duâ okumadan ‘Amin’ deyip ellerimizi yüzümüze sürmekti. İşte böyle bir ortamda 12 yaşıma (1998) geldim. Teyzem dine karşı eğilim gösterince, ben de ona gidip gelirken kendisinden Fatiha ve İhlâs Sûrelerini okumayı öğrendim.
    *15 yaşımda iken lisede çok samimî bir arkadaşım vardı. Babası imamdı. Bir gün bana dedi ki: ‘Zülfiye sana bir şey öğreteceğim; bunu okuyunca hiç korkmayacaksın. Korktuğunda, Lâ ilâhe illallah Muhammed Rasûlullah, de’ dedi. İşte İslâm hakkında bildiğim şeyler şunlardan ibaretti: Fatiha, İhlâs ve Şehâdet kelimesi.

    *Cami içi nasıldır ilk defa Dubai’de görmüştüm ve 26 yaşımdaydım.
    (Sonra o kızcağız Irak’a çalışmaya gider.)
    *Irak’taki işim bitince, Kuveyt, Dubai ve Afganistan’dan iş teklifleri aldım. Ama ben Kuveyt …….. çalışmaya karar verdim. Otelde çalışmaya başladıktan yaklaşık 2 ay sonra, sonradan Müslüman olmuş Faize adında bir Japon Hanım işe girdi. Faize baştan aşağı çok güzel bir şekilde örtünmüştü. Doğrusu onu böyle görünce bir Müslüman kızı olarak kendimden utanmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdurrahim Ağabey Mustafa kardeşimizi size şikayet ediyorum :)
      siteye sahip çıkmıyor yazılar güncel olmuyor uzun zaman sizden yazı haber beklemek zorunda kalıyoruz.(Mustafa Kardeşimiz alınmasın şaka yapıyorum hasta olduğunuzu söylemiştiniz inşaallah şu sıralar iyisinizdir?)
      Abdurrahim Ağabey başka bir yerde yazıyor musunuz? veya Dershaneniz var mı? sizi daha sık takib etmek isterim, fi emanillah..

      Sil
    2. 1-Son birbuçuk yılda 8 ameliyat geçirdim. Bu hal aksamalara neden oluyor.
      2-Son aylarda hiçbir suçu olmadığını yakinen bildiğim ve bir kısmı masum Nur talebesi olan arkadaşlar OHAL den ihraç edildiler. Bu nedenle ciddi kırgınlığım var. İlgililere duayı kestim. Artık onları kendi amellerine havale ettim. Gördüğüm kadarıyla hatalarını kabul etmek istemiyorlar. Maalesef son vakitle ilgili olan gaybi haberler yakınlaşıyor. Olması yazılmış olan olacaktır. Elden ne gelir.
      3-Blogun fayda ve zararını düşünüp duruyorum. Fayda vereceğim derken zarar mı veriyorum diye... Demokrat ruhumuzu suistimal mi ediyorlar diye... Ancak sakın bırakıp gitme tavsiyesi üzerine sabırla devam etmeliyim.
      4- Mobil üzerinden mesajları yayınlamaya çalışıyorum.
      5- Bir ters rüzgar olacak.. 3 ayda bu ülkenin nur çiçekleri yanıp kül olacak. Sonra hakiki zuhur olacak... İşte o zamanla ilgili olarak "Merak etme size birşey olamayacak" teminatı ile sabır ve ümid içindeyim. Allah bizlere dayanma gücü versin.

      Sil
    3. Mustafa Kardeşim Cenab-ı Allah Şafii ismi hürmetine şifa versin inşaallah, ben sadece takılmak istemiştim, tahmidiye'deki ayet ve dualar yüzü suyu hürmetine şifalar ihsan etsin hizmette daim eylesin,bırakmak yok yola devam inşaalah

      Sil
    4. mustafa kardeşim gerçekten fetöylemi mücadele edildiğine ben inanmıyorum bulundugum ilde fetönün üst düzey elemanları hala devlet kurumlarında ve devletden her ay astronomik maaşlar almaya devam ediyorlar,bu durum hakkında halk arasında dolaşan rivayetlerde davutoglunun ve milletvekillerinin bu üst düzey fetöcüleri korudugu yönünde.Yani sonuçta gariban kimsesi olmayan fetöcülükten hiç bir rant makam mevki saglamamış insanlar kurban ediliyor ve emin olun ihraç edileceklerin listesini de üst düzey idareci olan fetöcüler yapıyor durum bu.Fetöcü cemaatlerin dışında cemaat mensuplarından da ihraç edilen ve tutuklananlar var.ALLAH cc adaleti eninde sonunda tecelli eder hain ve zalimleri vurur inşaallah.

      Sil
    5. mustafa kardeşim gerçekten fetöylemi mücadele edildiğine ben inanmıyorum bulundugum ilde fetönün üst düzey elemanları hala devlet kurumlarında ve devletden her ay astronomik maaşlar almaya devam ediyorlar,bu durum hakkında halk arasında dolaşan rivayetlerde davutoglunun ve milletvekillerinin bu üst düzey fetöcüleri korudugu yönünde.Yani sonuçta gariban kimsesi olmayan fetöcülükten hiç bir rant makam mevki saglamamış insanlar kurban ediliyor ve emin olun ihraç edileceklerin listesini de üst düzey idareci olan fetöcüler yapıyor durum bu.Fetöcü cemaatlerin dışında cemaat mensuplarından da ihraç edilen ve tutuklananlar var.ALLAH cc adaleti eninde sonunda tecelli eder hain ve zalimleri vurur inşaallah.

      Sil
    6. Allah senden tüm müslümanlardan razı olsun bu dünyada ahirette iyilik ve güzellikler nasip etsin Mustafa abi Allah şifa versin.

      Sil
  35. Biz beklerken muslumanlar ölüyor

    YanıtlaSil