.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

11 Kasım 2015 Çarşamba

ULUKIŞLA SAVUNMASI 2017-2037 KURTOĞLU

www.beklenensavas.blogspot.com

http://hzmehdikonusunedir.blogspot.com.tr/

Deşifre edecekseniz ...

saygılar



Takdim:
Kurtoğlu kardeşimizin verdiği linki inceledim. Buradan meraklılara ilgili blogu incelemelerini tavsiye ediyorum. Gaybı Allah bilir.  Aşağıda bloğun ana sayfasındaki yazıları alıntı yaptım.  Resimleri ile orijinal hali için verilen linki tıklayınız.

**************

ULUKIŞLA SAVUNMASI 2017-2037

ALİ VELİ KONYA 

(KURTOĞLU)

Müslümanların manevi liderliği, Mehdi'ye evinde otururken gelecektir.
                      
Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. 
HİLAFET (Müslümanların manevi liderliği), ONA EVİNDE OTURURKEN GELECEK ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. 

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)
 

İŞTE BİZİM HİKAYEMİZ
NİSAN 2009 DA OBAMA'NIN TÜRKİYE ZİYARETİ SIRASINDA KURTOĞLU MÜSTEAR İSMİYLEN YAZMAYA BAŞLADIĞIMIZ MAKALEMİZ ASLINDA SİZİN DE HİKAYENİZ.

ARTIK SON AŞAMAYA GELİNDİ!
TÜRKİYE 3 SENE İÇERİSİNDE 2015/2016/,2016/2017,2017/2018 DE BÜYÜK BİR İÇ KARGAŞA 

                         SURİYE...LÜBNAN...ÜRDÜN

İRAN KIŞKIRTILMAYLAN İSRAİLE DALACAK,KOALİSYON GÜÇLERİ İSE PÜSKÜRTECEK.
İSRAİL 3 ER KG LIK KÜÇÜK ÇAPLI NÜKLEER BOMBALARI PEŞPEŞE
PATLATACAK.

SIRA BÜYÜKLERE GELECEK!
TÜM DÜNYA YAHUDİLERE LANET EDECEK
LANET EDECEK.
SİYONİST İSRAİL DEVLETİ YIKILMAKTAN KURTULAMAYACAK.

GARGAD AĞACI RİVAYETİ  TECELLİ EDECEK.
TÜM DÜNYA DA MÜSLÜMAN YAHUDİ SAVAŞI BAŞ GÖSTERECEK.
                  2015-2016  2016-2017  2017-2018                                            
 ÖYLE 3 ÜLKE ,ÖYLE 3 ÜLKEYE KAFA TUTACAK Kİ TÜRKİYE,İRAN,MISIR KAFASINI YERDEN KALDIRAMAYACAK.


TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN VE RUMLARLA GERGİNLİK TIRMANACAK,HAD SAFHAYA ULAŞACAK.

İÇERDE TERÖR ALABİLDİĞİNE ALEVLENDİRİLECEK.

TÜRKİYE KARIŞACAK,İRAN KARIŞACAK,MISIR KARIŞACAK.

ABD,SİYONİST İSRAİL,İNGİLTERE İŞİN ARKA PLANINDA BULUNACAK.

 AVRUPA İSLAMI TERÖRLE ANIP MÜSLÜMANLARI İĞRENÇ GÖSTERECEK.
ABD'NİN KÜBA DA BULUNAN GUANTANAMO GİBİ MÜSLÜMANLARI TOPLAMA KAMPLARINA SEVK EDECEK.

BU PLANLAR SİYONİZM CEPHESİNDE NİHA-İ TESİRİ GÖSTEREMEYECEK,PİMİ ÇEKİLMİŞ BOMBA İNŞAALLAH ELLERİNDE PATLAYACAK.

BÜYÜK ÜMİDİMİZ VAR !

İRAN BAŞLATACAK,TÜRKİYE KİLİDİ ÇÖZECEK,MISIR SON DAKKA GOLÜYLE İŞİ BİTİRECEK.

ARDINDAN BİZİM HİKAYEMİZ BAŞLAYACAK.

DİLLERE DESTAN ULUKIŞLA SAVUNMASI
         
PAROLAMIZ RESULULLAH IN SİYAH SANCAĞINDA YAZILI MÜBAREK SÖZDÜR.
""BİAT ALLAH İÇİNDİR.""

DECCAL ALARMI...

DİKKAT EDİNİZ O BİR YAHUDİ ÇOCUĞU...
YİNE DİKKAT EDİNİZ... 
HENÜZ BİR GÖZÜ KÖR DEĞİL!
Lanetlenmiş en kötülerden biri
İNSANLIĞIN EN KÖTÜ BELASI!


BİR SEVDAMIZ VAR ,O'NUN İÇİN BURDAYIZ.
MÜJDELER OLSUN,3. DÜNYA SAVAŞINI ALDIK!BURDAN TÜM DÜNYAYA İLAN İŞTE ULUKIŞLA SAVUNMASI 2017-2037

İŞTE DETAYLAR.....

İDDİA DEĞİL,İMA DEĞİL!

En geç 2017-2018 yıllarında küçük israil devleti yok olacak.

Yıl 2017-2018 de tüm dünya mahvolmuş olacak.

Bir ümmet küllerinden yeniden doğacak.
EN geç 1 ocak 2019 da Hz. Mehdi a.s çıkmış olacak…


İDDİA DEĞİL,İMA DEĞİL!

2017-2018 de tüm dünya yı 3.dünya savaşı; nükleer savaş kasıp kavuracak :((


1 ocak 2019 a kadar dünya mahvolmuş olacak :((


İDDİA DEĞİL,İMA DEĞİL!

En geç 2017-2018 de küçük israil devleti yok olacak.
                    
HZ.MEHDİ A.S' IN ÇIKIŞ 
TARİHİ
 MİLADİ 21 EYLÜL 2018 CUMA 
GÜNÜDÜR

AŞURELERDEN CUMA GÜNÜ;HİCRİ ÇIKIŞ TARİHİ 10 MUHARREM 1440 TARİHİDİR.

EN DOĞRUSUNU HİÇ ŞÜPHESİZ ALLAH BİLİR.
2017-2037 ULUKIŞLA SAVUNMASI NÜKLEER SAVAŞA DOĞRU ... 

RESULULLAH (A.S.) 'IN  HZ. MEHDİ ZAMANINDA AÇILMASI İÇİN VASİYET ETTİĞİ ŞU ANDA İSTANBUL 'DA TOPKAPI SARAYINDADIR.

KUTSAL EMANETLER BÖLÜMÜNDE 

MUHAFAZA EDİLEN SİYAH SANCAĞIN ÜZERİNDE  ŞU  MÜBAREK SÖZ YAZILIDIR. -BİAT  ALLAH İÇİNDİR.

Hz.Mehdi(A.S.) ve Ulukışla Savunması 
Nükleer Savaş Öncesi Ve Sonrası ...

İŞTE DETAYLAR.....
Nisan 2009 
ULUKIŞLA HARP AKADEMİSİ 2017- 2037

Hz.Mehdi(A.S.) ve Ulukışla Savunması 

Makale ilk olarak Nisan 2009 da ABD başkanı Obama'nın Türkiye ziyareti sırasında Bizkaçkişiyiz .net adlı sitede Kurtoğlu mahlasıyla yayımlandı .

***********

Ulukışla Savunması 2017-2037 

https://twitter.com/KonyaVeli

ULUKIŞLA SAVUNMASI 2017-2037 KASIRGA adlı makale ;

TÜRKİYE'NİN  ABD  TARAFINDAN   BOR MADENLERİ VE YER ALTI KAYNAKLARINDAN DOLAYI İŞGALİNİ  ANLATAN VE SATIŞ REKORLARI KIRAN  Metal
Fırtına adlı bilim-kurgu roman serisine rakip olarak gösterildi!

ULUKIŞLA SAVUNMASI 2017-2037 KASIRGA adlımakale Metal Fırtana adlı romana göre dahagerçekçi nedenlere dayandırılmış ve ürkütücü bulunmuştur!

Nükleer Savaş Öncesi Ve Sonrası

YIL 2015 AVRUPADA TÜRKİYE'YE VE MÜSLÜMANLARA UYGULANMASI TASARLANAN SİNSİ PLAN GİZLİ DEN GİZLİYE  UYGULAMAYA KONMUŞTUR !!

BAŞLANGIÇTA HİSSEDİLMEYEN ZEMİNİ PSİKOLOJİK BASKI VE ZULÜM OLAN BU SİYONİST PLAN MÜSLÜMANLARIN İMAJINI SIFIRA İNDİRMEK.

3. DÜNYA SAVAŞINA HAZIRLANAN BATININ ...


HAÇLI ORDUSUNU MEŞRU ZEMİN ÜSTÜNE OTURTMAK İÇİN DEVREYE KONMUŞTUR !



Sözde Ermeni Soykırımı  100. yılında TEK TARAFLI  olarak ABD , AB ÜLKELERİ ve diğer haçlı ittifakı ülkelerce aşama aşama tüm dünyada kabul edilir .

21/09/2014 ... 21/09/2018 TÜRKİYE AB ÜYELİĞİNDEN UZAKLAŞTIRILIR VE AB DEN ATILIR .

21/09/2014 ... 21/09/2018 TÜRKİYE NATO ÜYELİĞİNDEN UZAKLAŞTIRILIR  VE NATO DAN  ATILIR .

21/09/2014  ... 21/092018 AB VE TÜM DÜNYA KAOSA SÜRÜKLENİR.

BİRLİK İÇİNDE RESMEN KUTUPLAŞMA BAŞLAR!

AB İÇİNDEN KIRILMALAR VE ANLAŞMAZLIKLAR GÜN YÜZÜNE ÇIKAR VE ÜYELİK ÇÖKER.

21/09/2014 ... 21/09/2018  NATO HAÇLI İTTİFAKI NIN ANA MERKEZİ OLUR. 


ALMANYA TÜRKİYE YE VE RUSYA YA GÖZ KIRPTIĞI İTTİFAKLIK TEKLİFİ NETİCESİ AVRUPA KENDİ İÇİNDE İYİDEN İYİYE BÖLÜNÜR .

21/09/2014 ... 21/09/2016  SUUD KRALI ABDULLAH ÖLÜR YAHUT ÖLDÜRÜLÜR.

KRAL ABDULLAH 2015 YILININ OCAK AYINDA ZATUREE DEN ÖLDÜ...
YERİNE 79 YAŞINDAKİ ÜVEY KARDEŞİ SELMAN GETİRİLDİ!


KRAL SELMAN 2 YIL İÇİNDE ...
DOĞUM TARİHİ ..5 OCAK 2015-
ÖLÜM TARİHİ..5 OCAK 2017

GÖREVDEN SONRA GÖREVİNDEN AZLEDİLİP,TAHT TAN UZAKLAŞTIRILACAK !!!BU KESİNDİR !!


YENİ SUUD KRALI VE VELİAHT PRENSİ KRAL SELMAN SUUD KRALİYET YÜKSEK ÜYELERİ TARAFINDAN İDARESİ ZAYIF OLDUĞU GEREKÇESİ İLE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILIR,AZLEDİLİR!

KRAL SELMAN 2 YIL GÖREV YAPTIKTAN SONRA GÖREVDEN ALINACAK!!

AZİLDEN HEMEN SONRA... 

YENİ KRAL VE VELİAHT ÜZERİNDE BİR TÜRLÜ UZLAŞMA SAĞLANAMAZ!!


ÜLKE KAOSA SÜRÜKLENİR,ÇOK KANLI BİR İÇ SAVAŞ PATLAK VERİR.

MASUM İNSANLAR ÖLDÜRÜLÜR.
NİHAYETİNDE 2.DÜNYA SAVAŞI KADAR 20 MİLYON MÜSLÜMAN SUUDİ ARABİSTANDA İÇ SAVAŞTA HAYATINI KAYBEDER.

DIŞARDA 3. DÜNYA SAVAŞI ... 

İÇERİDE BÜYÜK BİR KATLİAM BAŞGÖSTERİR,MASUM İNSANLAR ÖLDÜRÜLÜR...


21/09/2014 ... 21/09/2018  Siyonist yahudi devleti artık yok.

Nükleer savaş erken başladı !

YIL 2015-2016 YILLARI ORTADOĞUDA KONUM ALMA
YIL 2017-2018 KAPIŞMA YILLARI OLACAK.

Siyonist yahudi zulmü ;70 000 000 (70 MİLYON) müslüman nasıl buhar oldu !

21/09/2014 ...21/09/2018  Dünya çapında müslüman yahudi çatışmasının başlaması,insanlığın yahudilere lanet etmesi.

Gargad ağacı (Abd) hadisesinin tecellisi )
21/09/2014 ... 21/09/2018 
Türkiye batılı haçlılarının saldırısına maruz kalır, savunma savaşı yapar. 

21/09/2014 ... 21/09/2018 İstanbul işgal görür.

Tekirdağ,Edirne,Kırklareli işgal görür.

21/09/2014 ... 21/09/2018 Mersin,Adana,Antalya ve KIBRIS işgal görür.

21/09/2016 ... 21/09/2018 Müslüman coğrafyasının % 80 i işgal görür. Neredeyse savaşta hükmen mağlup sayılacak konuma gelir.

21/09/2014 ... 21/09/2018 Allahu Alem müslümanların 3 te 1' i tabiri caizse buharolur,500 milyon müslüman hayatını kaybeder.

21/09/2014 ... 21/09/2018 Biyolojik, kimyasal, nükleer savaş tüm dünya yı kasıp kavurur.Ümitsizlik ve yeis hali oluşur,savaşın nihayeti bir türlü görülemez.

Tüm inançtaki kişiler insanlar kanı durduracak ilaç arar, ilaç bir türlü bulunamaz.Aranan ilaç Müslümanlar tarafından Mekke  de bulunur.

Allahu alem  miladi 21/09/2018 ...yahut hicri 10 muharrem 1440 ... Hz.Mehdi (a.s ) kendisinden ümit kesilmişken aniden ortaya çıkıverir.

Hz.Mehdi (a.s)zorla ölüm tehditi altında başa geçirilir.

Tüm dünya ya Cebrail a.s tarafından malum ilan edilir.Bu sesi semadan duyan herkes Hz.Mehdi (a.s) çıkmadı diyemeyecek hale gelir,kendini inkar edenler ise REZİL RÜSVAY olur.

21/09/2018 ... Perşembeyi Cuma ya bağlayan gece Cebrail a.s tarafından nida dan sonra ...
Cuma namazında Hz. Mehdi(a.s) Mekke de  ve tüm dünya da herkes tarafından görünür.

.... ARTIK KAN DÖKÜLMEYECEK !!

21/09/2018 ... Müslüman  devlet bşk. ları  ve askeri erkan,müslüman milletler,müslümanlar kendisinden başkasının işi başaramayacağını idrak ettiklerinde koşarak Hz.Mehdi(a.s.)'ye sığınırlar.

ARAP AZATLISI  HZ.MEHDİ A.S. 
RUM AZATLISI ABD ...

21/09/2018 ... 
DÜNYA RESMEN 2 KUTUBA AYRILIR...

İttifak devletleri de yeni güç merkezinde  Hz.Mehdi(a.s) tarafında yer alır . Japonya,Almanya gibi.

.... ARTIK KAN DÖKÜLMEYECEK !!

Tüm itikadi mezhep farklılıkları ,ameli mezhep farklılıkları kalkacak,ahlaki mezhep farklılıkları ortadan kalkacak.Bu bir süreçtir !!

İslam birliği Hz.Mehdi (a.s) bşk. kurulacak .Aynı zaman da islami devletler topluluğu.Aynı zamanda İslam ordusu birliği ... 

Hz.Mehdi (a.s) bşk. lığında her türlü birliktelik için düğmeye basılacak.Nihayetinde gerçekleşmesi sürece bağlı olacak.Ta ki bu iş 2024 e kadar tüm ayaklarıyla gerçekleşmiş olacak.bu kesindir!!

Tüm dünya da ise gerçekleşmesi 2030 a kadar sürecek  ki bu bir süreçtir.

21/09/2018 ...21/09/2020 Hz.Mehdi(a.s) bşk lığında kaybedilen toprakların % 20 si kurtarılır. Ankara işgal görmekten  kurtulur. 

Mersin ,Adana ,Antalya...

İşgal den kurtarılır,fakat taraflar yorgun düşer!

Kıbrıs ve İstanbul ;
Edirne,Kırklareli,Tekirdağ geçici olarak düşman işgalinde kalır.

(Allah 'ın izniyle ilerde Hz.Mehdi(a.s) tarafından bu işgal toprakları geri alınacak.bu kesindir!

21/09/2018 ... 21/09/2020 ATEŞKES ANTLAŞMASI İMZALANIR.

21/09/2020 ... 21/09/2024 

Boğazların Abd nin elinde kalması Rusya yı zorda bırakır .

TÜRKİYE -RUSYA HARBİ...
RUSLARI YENECEĞİZ....VAKTİ SAATİ GELDİĞİNDE !

TÜRK RUS SAVAŞI (2020 - 2024)
Rusya Türkiye'ye aniden saldırır ! 

21/09/2020 ... 21/09/2024 Rusya Türkiye'ye aniden saldırır !

Türkiye zor durumda kalır . 

Abd den yardım istemek durumunda kalır.  Başka bir ülke ile savaşta olan Abd bu durumu bahane eder. Abd yardımı 9 ay sonra gelir.
Hz.Mehdi(a.s) gizli kalması ve halk tarafından ve diğer devletler tarafından öldü kabul edilmesi Hz. Mehdi(a.s)' yi gizli silah yapar!

21/09/2018 ... 21/09/2024 Ateşkes antlaşması sonrası Hz.Mehdi(a.s) Mekke de gizli bir mağarada gaybete çekilir. 

İnsanların gözünden kaybolur. Ta ki Rusya savaşında zor duruma düşen Türkiye Abd den yardım istemek zorunda kalana kadar!

Hz.Mehdi(a.s) Bu zaman sürecinde ilim tahsili ve gelecek muhtemel savaşlara ve zorlu şartlara hazırlık yapar.

21/09/2020 ... 21/09/2024 Hz.Mehdi(a.s) saklandığı mağaradan artık çıkar. 

Medineyi Münevvere deki ordusunu  Suriye de ki Guta bölgesine gönderir.

Kendisi ise Kafkas cephesine, Türkiye ye gelir.

GALİP TÜRKİYE, MAĞLUP RUSYA !!  
RUSLARI YENECEĞİZ...VAKTİ SAATİ GELDİĞİNDE!

21/09/2022 ... 21/09/2024 Hz.Mehdi(a.s) emir komutayı devralır ve Rus saldırısını durdurur. Ardından karşı saldırı ile işgal deki doğu topraklarımız düşman işgalinden tamamen kurtulur!

Bir keşif sözü der ki; 
Bir kişi gelecek, O'nu bekliyoruz. tıpkı 4 halife gibi 3'ü burada. 
O'nu arıyoruz henüz bulamadık !

21/09/2022 ...21/09/2024 Hz.Mehdi(a.s) doğu cephesinde emir komutayı almasıyla karşı saldırı ile Ermenistan Gürcistan ,Azerbaycan Çeçenistan gibi yakın Kafkas topraklarını kontrolu;

KAFKASYA NIN KONTROLÜ TÜRKİYE GEÇER.

Rusya ağır kayıp verir,darmadağın olur.

21/09/2022 ...21/09/2024 Abd yardımı 9 ay sonra gelir ve Rusların mağlup olmasıyla sonuçlanan son durumu beğenmeyen bir Abd askeri Allahu Alem 3-5 metrelik haçlarını havaya kaldırarak haç galip geldi diye bağırır!!

Bu olaya kızan bir müslüman, bağıran Abd askerini öldürür.Bu durumu bahane eder.

ABD, TÜRKİYE’YE BARIŞIN 5. SENESİNDE  TEKRARDAN HARP İLAN EDER.

Türkiye  havadan ve denizden bombardımana maruz kalır.Abd başkenti düşürmek için Kıbrıs üzeri Hatay a  kara çıkartması yapar.

21/09/2022 ... 21/09/2024 Abd 80 tümen askeri ile 960 000 asker ; Kıbrıs üzeri bu sefer Hatay'a çıkartma yapar ve Ankara istikametine yol alır .

21/09/2022 ... 21/09/2024 Hz.Mehdi(a.s) nin ordusu şu an ki Suriye nin GUTA karargahından Türkiye geçer.

Hz.Mehdi ordusuyla taarruz eden Abd ordusunun önüne geçerek durdurur. 
Belen Geçidi önünde Amik Ovası nda büyük bir harp olur!! 

Savaşı ilk 2 gün yenilgiden 3. gün kontrolu ele geçiren Hz .Mehdi(a.s) düşmanı 3 . günden sonra Hatay'dan Akdeniz esürer.Denize dökülen Abd rezil rüsvay  olur !!

ABD düşmanı ağır yenilgi alarak REZİL RÜSVAY  olur.Abd bu savaştan sonra tüm çaba ve gayretlerine rağmen bir türlü toparlanamaz.

21/09/2022 ... 21/09/2024 Hz.Mehdi(a.s ) Eshabı kehf i uykusundan uyandırır.Savaşın hemen sonrasında Kutsal Ahit Sandığını beraber arayarak Antakya daki mağaradan çıkartır.

21/09/2022 ... 21/09/2024 Kudus e getirilen Kutsal Ahit Sandığı  Kuran da geçen ismi ile TABUT U SEKİNE yahudiler ile müzakere de ana kaynak olur . Müzakere sonrasında bir grup yahudi Hz. Mehdi (a.s) eliyle  müslüman olur .

Yahudiler bu süreçten sonra müslüman olmaya başlar ve süreç hızlanır. Büyük Dünya Savaşının bu safhasında yahudiler saf değiştirir.!!

21/09/2022 ... 21/09/2024 Tüm dünya devletleri Kudus te  bir araya gelir. Merkezin çatıştığı satranç tahtasında Hz.Mehdi(a.s) merkezi ele geçirir.

Oluşan islam devletler topluluğunun icrası Hz. Mehdi (a.s)yi daha önemli konuma  getirir.Hz.Mehdi (a.s) artık piyasa oyuncusudur, kimse önünde duramaz !!

21/09/2022 ... 21/09/2024 Abd ve Rusya  bu savaşlardan sonra artık gerilemesi kesinleşir ve 1. lig ten resmen düşer.

Kudüs merkezli toplantıda birçok ülke saf değiştirir .Anlaşma yolu ile topraklarının idaresi  Hz. Mehdi (a.s) 'ye geçer.

21/09/2022 ... 21/09/2024 İstanbul Hz. Mehdi(a.s) tarafından feth edilir. Hz.Mehdi(a.s) 400 000 kefereyi öldürür.
Cenab ı Hakk  İstanbul'dan hastalığı ve üzüntüyü kaldırır.

Hz. Mehdi(a.s) 1 sene istanbul da kalır.Tahrif gören camileri onarır, yaralı yüreklerin tedavisiyle meşgul olur.

21/09/2024 ... 21/09/2026 Yunanistan Hz.Mehdi(a.s) tarafından feth edilir ...

21/09/2024 ... 21/09/2026 Hz. Mehdi (a.s) tarafından Vatikan Fitnesi son bulur ve ROMA feth edilir. 600 000 kefere ROMA da öldürülür.

MÜTHİŞ KURAKLIK ...
Yaşlılar,çocuklar,hastalar...ölüm kol geziyor !!

21/09/2023 ... 21/09/2026  ... 3 sene artarak devam edecek olan büyük bir kıtlık baş gösterir.Tüm dünya bundan nasibini alır !!

Toplu ölümler yaşanır. Hayvanların  ve bitkilerin soyu bitme noktasına gelir!!
Müthiş bir kuraklık ortalığı kasıp kavurur.
3.senenin sonunda ROMA feth edilir.

DİKKAT 3 Sene artarak devam eden Kuraklık ve Ölümün ardından …
DECCAL çıkacak !!

Çok ama çok kısa bir müddet içinde  Hz. Mehdi (a.s) ın ordusu Roma dan ivedilikle ayrılıp  Şam a vardıklarında  DECCAL in İSFAHAN da çıktığı haberi Hz. Mehdi (a.s) ulaşır.

21/09/2024 ... 21/09/2026 ROMA fethi sonrası Hz.Mehdi(a.s) deniz yoluyla hızlıca geri çekilir. 

Ordu Akdeniz den kıyıya ayak bastığında Deccal fitnesi baş gösterir. 

Deccal ilk olarak  İRAN İSFAHAN da yahudiler arasından çıkar.70 000 yahudi deccale uyar,bunların 13 000 i kadındır.


DECCAL ALARMI...

DİKKAT EDİNİZ O BİR YAHUDİ ÇOCUĞU...
YİNE DİKKAT EDİNİZ... 
HENÜZ BİR GÖZÜ KÖR DEĞİL!


21/09/2024 ... 21/09/2026 Allahu alem 10 büyük devlet çıkarlarına büyük tehdit gördükleri Hz.Mehdi (a.s) ye topluca Kudus çevresinde saldıraya geçer.

Zor duruma düşen , her şeyin sahibinin Allahu Teala olduğunu bilen  Hz.Mehdi(a.s) Cenabı Allah a dua eder.

Düşmanın helakı için niyazda bulunur ve neticesindeAllahu alem  Cenabı Hak  ateş ve bol yağmur gönderir.Düşmanlarını REZİL RÜSVAY eder.

21/09/2024 ... 21/09/2026 Deccal fitnesi ile Hz. Mehdi(a.s) savaş yapar. Büyük çarpışmalar baş gösterir.

40.günde Deccal Hz. İsa (a.s) ın şam da beyaz minareye inmesi 

Hz. İsa (a.s) Kudus te sabah namazı esnasında namaz kılması akabinde güneşin doğmasından sonra fitne sona erer. Hz. İsa (a.s) deccal i öldürür. 

21/09/2024 ... 21/09/2026  Hz.Mehdi (a.s) gelişi ile ağır darbe alan pavlus itikadındaki batıl Hristiyan görüşler, Hz. İsa (a.s) geldikten sonra MUTLAK  manada hükmen mağlup olur.

21/09/2024 ... 21/09/2026 Hz. İsa nın gelişini red eden tüm inkarcılar REZİL RÜSVAY olur . 
Aynı olay Hz.Mehdi(a.s) çıkması için de geçerlidir ; deccal fitnesi içinde !

21/09/2026 ... 21/09/2030 Hz. Mehdi(a.s) tüm dünya da kasırga gibi ...

Tüm müslüman devletlerin yönetimi Hz.Mehdi(a.s) ye geçer.

Dünyadaki tüm  devletlerin yönetimi Hz.Mehdi(a.s) ye geçer.

YIL 2029
BEKLENİLEN ZAFER 
BEYAZ SARAY DÜŞTÜ !!

21/2028/21/09/2030 Abd Hz.Mehdi(a.s) ve askerleri tarafından önceden kestirilemeyen sayıda askerleri ile feth edilir .

Savaşta yok olan ve tekrarda yapılan Beyaz Saray (beyaz ev) kolaylıkla Hz.Mehdi(a.s) tarafından Feth edilir.

Beyaz Saray ın kontrolu Hz.Mehdi(a.s)'ye geçer.

Konu ile ilgili hadisi şerif Müslüm de geçer ve şartların gerçekleşmesiyle Allahu Alem 2029 da tecelli eder.

21/09/2026 ... 21/09/2030  Kendisine sürekli cephe alan devletler tamamen işgal görür.


Tüm ülkelerin, devletlerin başkentleri resmen düşer.Yönetimleri Hz.Mehdi(a.s) nin kontrolüne geçer.

21/09/2026 ... 21/09/2030 Hz.Mehdi(a.s) tüm dünyaya hakim  olur. 
Tüm Dünyanın Doğusunu da almıştır ... Batısını da .

HZ. İSA A.S PEYGAMBER OLARAK DEĞİL ! ÜMMET OLARAK GELECEK. HİLAFETİ HZ.MEHDİ DEN DEVR ALACAK.

Kudüs- ü Şerif...
Yıl 2026 Hz. İsa (A.S) gelmiştir. 
Deccal in kuşatmasını yararak Mescidi Aksa ya varır ...

Halifeliği Mehdi den devralır, devlet bşk lığını kendisine iade eder.

(Emir kendi içinizdendir. Allah ın bu ümmete bir lütfu üzerine sizler birbirleriniz üzerine emirlersiniz !)

Yıl 2026 Hz. İsa (A.S) gelmiştir. 
40 yıl sürecek olan İslam Halifeliği başlamıştır.

Yıl 2030 Hz.Mehdi(a.s) İmparator olur.
Kudüs te tahta geçer .7 sene boyunca Tüm dünya yı yönetir. 

Hz.Mehdi a.s Müslümanlara ve  tüm insanlığa hadim,hizmetkar olur.

Düzeni bozulan tüm sorunlar bu süre zarfında ivedilikle ele alınır ve düzeltilir. 

* 7 sene sürecek olan imar ile her senesi 20 yıl gibi olan müthiş bir atılım yapılır. Bozulan tüm bozukluklar tespit ve izalesi yapılır.

* 7 sene sürecek olan süreçte tüm batıl dinler ortadan kalkar ve hidayet tüm dünyayı sarar.

* 7 sene sürecek olan bu süreçte milletler  arasındaki kin ve nefret tohumları kökünden sökülüp atılır.

* 7 sene süreç olan bu süreçte adalet tüm dünyayı sarar ve tabiri caizse sanki asrı saadet dönemi gibi fakat savaş öncesi bozuk gösterilen islam itikadı değil, gerçek islam yaşanır.

* 7 sene sürecek olan bu imar iskan  döneminde her türlü ihtiyaç Hz.Mehdi(a.s) tarafından karşılanacak.

*Nihayetinde o vakte kadar görülmemiş refah, huzur ,bolluk ve bereket görünecek.Zekat verecek müslüman bulunamaz hale gelecek.

* Allahu Alem Hz.Mehdi(a.s) tahta çıkışının 7. senenin bitimine akşam üstü Kudus te vefat eder.(Allahu Alem 2037-2038) 

*Ümmet i Muhammed den Hz.Mehdi (a.s) dan, memnun olmayan bir kişi dahi kalmayacak.

Denizdeki balıklar ,semadaki kuşlar dahi ondan razı olacak.

Kaldırmadık bidat , ihya etmediği (vesilesi) sünnet i seniyye kalmayacak.

*Hz.İsa (a.s) cenaze namazını kıldırır. 
Müslümanlar üzerine cenaze namazı kılar.

Hz.Mehdi(a.s) Kudus te Mescid i Aksa ya defnedilir.

*Allah O'ndan (Hz.Mehdi (a.s) ) Razı Olsun.(Amin)

68 yorum:

  1. Es Selamun Aleykum. Bu yazilanlarin kaynagi nedir acaba? Yazilanlar belli tarih araliklari verilerek desteklenmis ve bir cok noktada cok ayrintili anlatimlar var. Nasil olabilir bu kadar yakin bir tarif merak ettim. Selametle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Aleykumselam. ARKADAŞLAR..

      ulukışla savunması adlı makalemi 2009 nisan ayında Obama Türkiye de iken yazmaya başlamıştım....
      2009 AĞUSTOSUNDA UFAK ÇAPTA DEĞİŞTİRMELERİM OLDU...

      2015 EYLÜL İTİBARİ İLE KABA İNŞAATI BİTİRMİŞ DURUMDAYIZ...
      www.tantansaadettin@gmail.com adrewsinden ertuğrul gül kardeşimizle iritabata geçerek eylül 2015 son sürümünü tek seferliğine sizlere ve değerli arkadaşlarınıza gönderebiliriz.

      Sil
    3. tarih kısımları için yanıltıcı olduğu doğrudur..
      çok tarih verip tutmadığı oldu...yoğurdu üfleyerek yiyorum artık...
      verdiğimiz tarihler yaklaşık tarihlerdir...illaki olacak demek doğru olmaz...

      belli bir açıdan rivayetlere tutan tarihleri işlemek..bizimkisi..
      tarih aralıklarını bu yüzden genişlettik..
      misal abd nin fethi 2029 öngörüyorsak.. 2028-2029-2030 dedik...hedef aralığını biraz genişlettik...

      bunun gibi..
      misal mehdinin çıkış tarihi hesaplamasında ..cuma günü çıkacak olması ..muharrem ayında çıkacak olması...kelda biz zeyd ebu hüreyre rivayeti.. mehdi 2000-2010 arası çıkar manasına denk düşüyor..yorum başka.. 30-40 yaş arası çıkar manasında biz yorumladık....misal 40 yaşında mekkede çıkacak hesaplamasıyla doğum tarihini hesaplamaya çalıştık 3 te 1 e kadar düştük..güneş alamet oalrak doğmadıkça rivayetinden ..güneş takvimi 1 ...güneşteki alametler 2 ..doğum ifadesinden de doğum tarifine atıf 3 olarak ayrı ayrı işleme tabii tuttuk
      idaresi zayıf adamın azledilmesi ..rivayeti allahu lame kral selman ile ilgili..
      5 ocak 2015 te suud kralı seçilen selman ..2. senesi dolmadan görevden alınabilir..ardından iç savaş ve mekkede mehdinin zuhuru..iç savaşta Allahu alem 20milyon müslüman hayatını kaybedebilir..gerçeğini hiç şüphe yoktur ki allah bilir..

      her türlü bilgiyi değerlendiriyoruz...
      şu an ki tarihler % 90 a yakın tutma ihtimali var...
      artık son düzlüğe girildiğinin düşünüyoruz...
      Mehdinin çıkması eli kulağında..

      Garanti olsun diye 1 ocak 2019 dedik...
      .21 eylül 2018 de çıkmazsa peki ne olur diye osracak olursanız..cevabımız bir kaç bağlantıyla hesaplanabilir...

      şayet olmazsa ..muharrem 10 perşembeyi cumaya bağlayan gece nin cuma ya bağlandığı ileriki tarihleri işaretlemekle işe tekrardan koyuluruz..bu olmazsa olmazıdır...
      2. si suud kralı azledilmeden ve iç savaşa girmeden mehdi kesinlikle mekke çıkmaz... bu önce gerçekleşmesi gerekiyor...

      3. dünya savaşı senaryolarını batılılar başlattı ,bunu kesinlikle unutmayın..batılıların hamlesiyle bu savaş patlak verebilir..onlarında hesapları bu son 3 seneyi gösteryor ki savaş çığırtkanlığı had safhaya ulaşacak izlenimlerimiz kuvvetlenmiş durumda..

      netice itibariyle işler artık kritik evreyi geçti...
      2015 bugun savaştayız dersek 2030 a kadar Allahu alem savaş var..
      yine Allahu alem diyoruz..tüm dünyayı alıyoruz...

      yanlış duymadınız tüm dünyayı ...

      2030-2037 tarihlerinde de dünya çapında muazzam imar iskan var...

      bloğumuz kendi görüşümüzdür.. herhangi bir cemaatle alakası yoktur..fikrimiz herkes beğenebileceği gibi ..herkesimden de itiraz eden muhakkak olacaktır..

      unutmayın her koyun kendi bacağından asılır..
      saygılar diliyorum

      Sil
    4. Kaynak: başta hadisler sonra islam alimlerinin gaybi keşifleri harmanlanmış...Tarihlemelerin çoğunlukla hatalı çıkması beni temkinli olmaya sevk ediyor. Olaylar bazında kurgular mantıklı ama aynen zuhur edip etmeyeceğini zaman içinde göreceğiz.

      Sil
  2. PKK’nın Silvan’ı yeniden hareketlendirmesi, Türkiye’nin ABD ile birlikte Kobani’nin yanı başındaki Cerablus’a yönelik yürüttüğü operasyon hazırlığıyla yakından bağlantılı. Türkiye, güney sınırındaki büyük kuşatmayı kıracak stratejik bir operasyona hazırlanırken, PKK da içeriden bunu engellemek için çalışıyor.

    Kurtuluş Tayiz / Akşam Gazetesi
    http://www.aksam.com.tr/yazarlar/kurtulus-tayiz/silvanda-siviller-olduruluyorun-arka-plani-c2/haber-460908

    YanıtlaSil
  3. türkmen dağı katliamına karşı türkiyenin çaresiz kalarak müdahelesi ile her an bir savaşa girebiliriz

    YanıtlaSil
  4. Fetih Suresi, Mehdi ve 3 faslın zamanı
    1*Evvela iki uyarı:
    “Tevafukla işaretler, eğer münasebât-ı mâneviyeye istinad etmezse, ehemmiyeti azdır. Eğer münasebet-i mâneviyesi kuvvetli ise, bu onun bir ferdi, bir mâsadakı (doğrulayanı) hükmünde olsa ve müstesna bir liyakati bulunsa, o vakit tevafuk ehemmiyetlidir. Ve o kelâmdan bunun iradesine bir emâre olur. Ve ondan o ferdin hususî bir surette dahil olduğuna ya remiz, ya işaret, ya delâlet hükmünde onu gösterir.” (1. Şua)

    “Hakaik-i imaniye girmeyen cüz’i hadisat-ı istikbaliye (gelecekteki küçük hadiseler) nazar-ı Nübüvvete ehemmeytsizdir.”(5.Şua)

    Sıradan basit günlük olaylara değil, asrın ihtiyacına ve Kur’an’ın genel açısından hadiselere bakıp önem vermek lazım, delip sadede geleyim.
    Fetih Suresi, Hz Peygambere fetih ve zaferlerin ilahi müjdesidir. Hudeybiye anlaşmasını bir zafer olarak haber verdiği gibi, hem Mekke hem de sonraki fetihlerin müjdesidir. Elmalı fetih için “Açmak yani kapalılığı gidermek” olarak nitelerken, Keşşaf’ın fetihlerin harpli, harpsiz, zorla veya barışla zafer anlamına geldiğini nakleder. Onun için Hudeybiye Anlaşması’nı Cenab-ı Allah apaçık ve parlak bir fetih olarak bildirir. Mekke’ye ibadet için giden Müslümanlardan barış anlaşmasını isteyen müşrikler olmuştu. Hz. Peygamber ve 1400 ashabı anlaşma sonrası Hudeybiye’den ayırılır ayrılmaz bu sure nüzul eder. Anlaşmayı fetih olarak niteleyen sureyi getiren Cebrail (as) de Hz. Peygambere, “Seni tebrik ederiz ey Allah’ın resulü” demiş.

    Fetih Suresi ile İslam’ın bütün dinlere galip geleceği vaad edilir. Şimdi bu surenin istikbaldeki fetihlerle ilgili müjdesi olduğuna göre ahir zamana ve fetihlerine nasıl bakıyor? Neyin haberini işari olarak veriyor. Ahir zamanın fetihleri ise Hz. Mehdi’ye yani hizmetine bakar.

    Evet Sure lafzı ve kelamı ve manası itibariyle direk Hudeybiye Anlaşması’na ve Mekke’nin fethini haber veriyor. Ama İlk ayetinin ebcedi 1331 hesabı ile de o tarihe de işaret eder. 1331 de ne oldu? İslam alemine göz koyan ve hala kem nazarlarıyle bize bakan garbın müstevli zalimleri topyekun Çanakkale’le saldırır. Garplı kuvvteler mağlup olur ama Osmanlı Fetih Suresi’nin işareti ile apaçık ve parlak bir zafer elde eder. Evet 1331 tarihine bakan bu ayetin, gayri melfuz harflerinin hesaba katılmasıyla 1381’e kadar bakışı vardır. Yani ahir zamanın ilk zaferine ve 1381’e kadar olan fütuhata da bakar. Bu İslam ülkelerine tecavüze kalkışan zorba kafirlere onların diliyle indirilen bir ağır bir darbedir. Aynı tarihlerde Bediüzzaman ise Şark cephesinde büyük deccale inkılap edecek Rus’a karşı savaşıyor. Cephede bir yandan da İşaret’ül icaz adlı tefsiri talebisine yazdırıyordu. Böylece tarihte İslam dini hem ilim, hem de fiili-ameli zaferini tebcil ediyordu.

    Ancak bu zafere rağmen 3 yıl sonra İslam dünyası işgale uğradı, devlet ve hilafet yıkılmış ve İslam coğrafyasında fen ve felsefeden gelen dinsizlik cereyanları maddi kalelerden sonra iman kalelerini de sarsıyordu. Hıristiyan dünyası da kızıl tehlike ile dini zaafiyete uğrarken bunan paralel İslam’ın bayraktarının ülkesinde huruç eden Süfyanizm iman ve İslam’ı batı taklitçiliği ilme kasıp kavuruyordu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaptiginiz her yorumda bediuzzamanla mehdilik arasinda baglanti kuruyorsunuz. bazan direk bazan dolayli olarak bediuzzaman mehdidir diyorsunuz. bence bediuzzamanin dine cok hizmet etmisdir,ama mehdilikle alakasi adnan oktarin mehdilikle alakasi kadardir.

      Sil
    2. Yasin kardeş... keşke en sondaki cümlenizi sarf etmeseydiniz... Zira kurduğunuz alaka, kel-alakadır.

      Sil
    3. bediüzzaman mehdi-i zamandır muntazır değildir çünkü
      mehdi hakim olacak bediüzzaman ALLAH(C.C)ondan razı olsun mahkumdu ömrü hapislerde geçti layık değilde adnan hoca denende mahkumdu
      bediüzzaman ilim sahibi idi aynısı mehdi dede olacak
      mehdi tehdidini ifa edebilecek maddi güç ve kuvveti olacak ama üstad bediüzzamanda bu yoktu
      üstad bediüzzaman mehdi dir ancak mehdi-i zamandır

      Sil
    4. kel alaka oldugunu bende biliyorum,fakat mehdi olmadigina kendimce emin oldugum icin boyle bir kiyasta bulunmak zorunda kaldim.
      bediuzzaman madem mehdi idi su an enazindan gunes batidan dogmaya baslamis olmaliydi. bediuzzamanin yaptigi hizmetlerinin buyuklugunu anlatmak icin mehdi oldugunu ispata calismak da kel alakadir. bu bediuzzamani yuceltmek yerine ona aksine zarar verir. cikar benim gibi biri onu a.oktarla kiyaslar. ikiside mehdi ya o acidan,yada mehdi iddasi var....

      Sil
    5. Abdurrahim bey çok isabetli bir noktaya açıklık getirmiş

      Sil
  5. 2* Fetih Suresi işte bu dönemdeki fütuhata ebcedi işaratı kadar sure ve ayet numaralarıyla da bu ebcedi ihbarkat ve işaratı teyid eder. Hz. Mehdi’ye ve Mehdiyete ve fütuhatına, nasıl mı? Bakın nasıl. Bilindiği gibi Muhyiddin Arabi ve bazı büyük evliya ve ulema diyar-ı Rum’da zuhur edecek ahir zaman Mehdi’sinin doğum tarihini 1250 olarak verir. Bazıları ise 1294 tarihini. Tarihler farklı ama zaman ve vakit itbariyle ayn. Here iki taraf aynı tarihe işaret eder. Biri şemsi hicri takvime, diğeri ise kameri hicri takvimine göre. Arabi Hazretleri Rumeli’ne atıf yapmak için 1250’yi verir. Yani 1294 yılına. Şeyh Bestami Hazretleri ise direk 1294 tarihini istihraç eder. Yani Miladi 1878 yılına.

    Sure-i Fetih geldiğinde Kureyş kafirleri İslam’a üstünlük sağlamıştı. Ama sure Hayber Kalesi ve Mekke’nin fethini haber veriyordu. Aynı zamanda hem yakın ve uzak istikbaldeki hatta ahir zamandaki Deccaller zamanındaki İslami fütuhata da işaret ediyordu. Hem de küresel çapta. Tabi ilahi yardım ve hidayet ile. Surenin başı asr-ı saadetten itibaren zaferleri haber verirken, Hz. Peygamber’in aynası, ahir zamandaki torunu Hz. Mehdi’ye nasıl işaret ediyordu? Sure 29 ayettir. Son 3 ayet yani 27-28-29 hem fütuhatın genel şifrelerini hem de işari olarak Mehdi’nin huruç tarih ve fütuhatına bakıyor.

    Şimdi 27 ayette Cenab-ı Allah Resulünün gördüğü fetih rüyasının hak olduğunu bildirir. Bu ayetin bir işaret ettiği tarih aşağıda belirttiğim gibi 1918. Yani Sevr’in imzalandığı tarihe. Yani Kevser müjdesi ile fethi haber verilen Konstantiniyye’nin işgal edildiği tarih. O yıl Bediüzzaman’ın gördüğü rüyada alem-i İslam ve istikbalinin hali sorulur. O da bu mağlubiyetin daha büyük zaferlerle neticeleneceğini söyler.

    28. Ayet ise çok yönlü ve esrarlıdır. Bakın (O Resulünü gönderdi) cümlesinin ebced hesaplamaları 1343(1926)-1373 (1952)-1379 (1958)-1380 (1980). Bu 37 yılda yani İslam’ın suç sayıldığı bir zamanda Mehdi ve Mehdiyet’in zuhuruna ve fetihlerine işaret eder. Mehdi ve daracık kadrosuna yani 1. Fasıla. Bunun da ne anlama geldiğini 29. ayette işaret edeceğim. Filizini çıkaracak çekirdeğe yani Mehdiye ve Mehdiyetin 1. Faslına işaret eder.

    (O resulünü hidayetle gönderdi) cümlesi ise 1385 (1965)-1395 (1975)-1396 (1976)-1379 (1979)-1427 (2006)-1434 (2013) 50 yıllık 2. Faslın yani filizlenmenin hakimane muzafferiyetine bakar.

    (Hidayetle ve hak din ile gönderdi) cümlesinin ebcedi hesabı ise, 1400-1410-1417-1517, Artık filizler gövde üzerine yükselen muhteşem bir ağaç hükmündedir. 100 yıllık artarak hayat ve şeriat fasıllarına bakar.

    “Bütün dinlere üstün kılmak üzere” cümlesi ise 1369-1379-1380-1410-1440-1456. Bu ise Mehdiyet’in İsevilerle olan münasebetlerine işaret eder. Hatta bu tarihlerin birisinin Hz. Mesih’inh nüzulundan sonraki Alem-i İslam’ın istiklaline kavuşma hizmetine bakar.

    Bu ebcedi işaretlerden sonra gelelim bu tarihleri teyid eden bir başka hesaba.

    YanıtlaSil
  6. 3* Fetih 27. ayet X Sure numarası 48 = 1296 (Bu tarih bir hesaba göre Mehdi’nin ebcedi doğum tarihine bir başka hesaba göre 40 yıl sonra melek-i İlham ile değişimine uğradığı geceye bakar. 1336)

    28. Aylet X sure numarası 48= 1344 (Bu hicri tarih ise Mehdi’nin hizmete başlama tarihine. 23 yıllık eserini telif ve hizmet programını hazırlama tarihine, miladi 1926. Bir hesaba göre ise İsevi cemaatinin Komünizm tehlikesine karşı İslamla inançta fiili ittifak tarihine tarihine 1966)

    29. ayet X sure numarası 48 = 1392 Bu rakam yine iki tarihe bakar. Biri Bediüzzamman’ın 1. Şua’da 28. ayetin ihbarıyla Mehdi şakirtlerinin kızıl tehlike ve anarşinin zulumat bulutlarını dağıtma tarihinin başlangıcına bakar. Yine Miladi 1975 tarihinde Helsinki’de komünist ve batı dünyası yani Varşova-NATO askeri ittifakları arsında saldırmazlık anlaşmasının imzalandığı yani silahların terkine dair anlaşmaya. Ki bu anlaşma Sovyetlerin sonunu getirecektir. Çünkü hükmü altındaki ülkelere kendi kaderini tayin hakkını tanıyordu. Ve en önemlisi yeni bir hesaba göre 2014’e bakar. Bu neocon-siyonist-cemaat ittifakının bir yıldaki iki seçim mağlubiyetine ve Risale-i Nur’un devlet himayesinde basımın kabulüne.
    Bu verdiğim rakamlar aynı zamanda hicri tarihleri de kapsar. Miladi karışılıkları ise 1296 = 1878-79, 1344 = 1926, 1392 = 1973.

    Bu tarihlerin bir başka hesabı ise şöyle:
    1296 + hicret tarihi 622 = 1918
    1344 + hicret tarihi 622 = 1966
    1392 + hicri tarihi 622 = 2014. Bu tarihlerin ne anlama geldiğini yukarda izah ettim.
    Fetih 29. ayetinde, dinin üstünlüğünün ve galibiyetinin ve her şeyin üstüne çıkmasını haber verildiği gibi bunun nasıl olacağını da işaret eder. İlki Rahim ve Hakim isimlerinin tecellisi noktasında ilim yönünden delil ve vesikada üstünlüktür, hidayetle sözü buna işaret eder. Diğeri ise ameli yönden Celal isimlerinin tecellisi ile yani fiiliyatta üstünlük ve hakimiyettir. Dini’l hak tabirinde de bunun gerçekleşmesine işaret vardır. Bu ise Bedir’den başlayarak Çanakkale ve bazı İslam ülkelerinin silahlı mücahade ile istiklallerini kazanmasına bakar ve işaret eder.

    Şimdi son ayetin hikmetlerine ve işaretlerine ve muradına bakalım. Özellikle ahir zaman için. Bu adeta ümmet-i Muhammedin bütün ömrü boyunca dahildeki hallerine ve hariçten gelen düşmana karşı takınılan tavrı, vasıflarını yani niteliklerini sıralar.

    Allah’ın Resulü ve onunla beraber olan ashabı ve ümmeti kafirlere karşı şiddetli ama kendi aralarında birbirlerine karşı merhametlidir. Yani ittihad -ı İslam sırrı ile birbirleriyle müttehid, müttefik ve de müşfiktir. İhlas esas olduğundan Allah’ın rızasını ve lütfunu ararlar. Yüzlerinde ise secde izi vardır (Mahşer’de görülecek hal) Bu Tevrat’ta böyle vasıflandırılmış.

    YanıtlaSil
  7. 4* İncil deki teşbih ve benzetme çok ilginç. Mü’minler ekine benzetilir. Çekirdeğini Allah’ın izniyle çıtlatan ve büyüyen filiz, sonra kuvvet bularak başak veya ağaç haline gelmiş ve git gide gelişip devşiren ağaca benzetilmiştir. Burada Mehdi’ye atıf var. Ayrıca Mesih-Mehdi birlikteliğinin getireceği tevhidin cihan hakimiyeti sebebiyle böyle bir benzetmeyle işaret edilmiş.

    Hz. Mehdi, Resulullah’ın aynası olması hasebiyle çekirdek Mehdi, filiz cemaati ve hakimiyeti dönemine koca ve kuvvetli bir ağaç olan Mehdiyet yani ümmetin cihan çapındaki büyüklüğüne işaret var. Tefsirler bu misalin Hz. Peygamber’e verildiğini belritir. Ama ahir zamandaki onun aynası olan Mehdiye de işaret eder. O da Hz. Peygamber gibi yalnız kıyam eder, ekini kendisi ve filizi 313 kişilik taraftarı ve bu filiz katlanıp kuvvetlenip Mehdiyete inkılap eder.

    İşte Risale-i Nur’da anlatılan şahs-ı manevinin oluşumu böyledir. 3 aşamadan geçer. İman, hayat ve şeriat. Mehdi’nin ve Mehdiyet’in zuhuru böyle olur. Bir avuç çekirdek iken koca bir tarlayı dolduran başak veya ağaç olurlar. Bu manzara ziraatçıyı sevindirir. İşte Allah böyle ahir zamanda Mehdi ve cemaatini ve hakimiyet alanını büyütür. Öyle ki bundan murat kafirleri de öfkeye boğmak içindir. Ülkemizde az mı şom ağızlardan gerici, lakilki düşmanı, cumhuriyet düşmanı, çağdışı, Arap vaveylası, yobaz gibi öfke dolu kelimeler işittik.

    Netice olarak Mehdiyet, Mehdi’nin ilmi hayata başladığı 1902 yılı ile başlar, hizmetinin sonunda Allah’ın izni ve yardımıyla kalp ve akıllardan silinen iman esasları yeşerir ve ekilen tarlanın yeşermesi gibi iman hakikatleri çekirdeğini yırtıp çıkar ve filizlenir. Ve çatallaşmayla büyümeye başlar 1952. Ve neticede kuvvet bulmuş olarak kalınlaşmış ve gövdesi üzerinde yükselmiş hale. Gelir öyle ki, Mesihiyet’in katılım ve yardımı ile İslam ağacı bütün cihanı kaplar. Ve din tamamlanmış olur. 1456 yılda.

    Bir koca ağaca dönmenin başlangıç yılı 2002. Bu tarihin yerine 2006’yı da veren olur. Çünkü Süfyanizmin 4. temsilcisi o yıl ölür. Mehdi’nin ülkesi açıkça Kudüs’e politik olarak sahip çıkar. Bu Gazze’nin düşmesinden tam tamına 90 yıl sonradır. Çünkü Rum Suresi hep 90 yıllık devire işaret eder. 1909+90 =1999. 1913 +90 = 2002. 1918 Sevr = 2008. Batı vesayetinin AK Parti’ye kapatma teşebbüsü akamete uğraması, Arap Baharı’nın başlangıcı. Ve daha nice haller.

    Şimdi oturup Mehdi bekleyenler? Nasıl durumlar? Bu kadar işaret ne anlama gelir. Cenab-ı Allah Kur’an’da sık sık akıl erdirenlere atıf ve vurgu yapar. Vicdanın iki dalı kalp ve akıl. İkisi imtizaç edince hakikatin tecellisi anlaşılabilir..

    Kainatta tesadüfe yer yoktur. Hem ayetlerin işaretleri vardır, tevafukları da. İbret alanlar için. Mehdi herkes uykuda yani gaflette iken gelir hizmetini yapar ve gider. Çekirdek çıtlar. Sonra 313 şakirdi filizlenir. Ve sonra malum haller. Herkes uyandıktan yani gafletten çıktıktan sonra, yasaklar kalkıp iman ve İslam aleni olduktan sonra Mehdi aranmaz ve beklenmez.

    Şimdi bir çok alamet tevafuk ederse ne olur. Tevafuk, remiz ve delalet ne anlama gelir. Tevafuk cifrin anahtarlarından mühim bir anahtardır. Eğer tevafuk bir olsa delalet denilmez, ama gizli bir ima olur. İki cihetle tevafuk olursa imadan remze çıkar. Bu iki üç cihette olursa artık işaret olur. Eğer manaların lafızları işaratı- harfiye münasip gelirse ve işaretle bahsedilen insanların ahvali o manaya uyarsa o işaret artık delalet derecesine çıkar.

    Bir başka husus. Tevafukat ittifaka işaret, ittifak ise ittihada emaredir, vahedete alamettir; vahdet ise tevhidi gösterir, tevhid ise Kur’an’ın 4 esasından en büyük esastır. Ne dersiniz?

    Yoksa Mehdi yolu gözlerim vay benim emeklerim mi geçerli. Boğazlama ve katil yolu cihad bitti. Mehdi, cihad-ı manevinin mebdeidir. Gözünü kan ve ateş bürüyenler Rahmet-i İİahiyenin tecellisi Mehdi'yi hiç bir zaman i bulup tanıyamayacak.Asla

    YanıtlaSil
  8. Mustafa bey ben yaklaşık 15 yıldır menzil tarikatındayım.Sizin yukarıda yazdıklarınızı hiç kimseden duymadım.Yazılanların Menzile ithaf edilmesi çok yanlıştır kardeşim.Menzilde Mehdi a.s sohbetleri yapmak ve hatta konuşulması dahi yasaktır.
    Yaptığınız açıklamayı düzeltin lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Menzil ithafını bir kardeşimizin üslubuna benzediği için yapmıştım. Demek ki hata olmuş. Bu münasebetle o mesajımdaki hatalı kısmı sildim. Hızır bey kardeşimiz beni affetsin.

      Sil
    2. Teşekkürler Mustafa Bey selametle...

      Sil
    3. Hizir Bey kardesimiz dogru söyluyor..

      Sil
    4. 21 senedir menzile gider gelirim...
      evet hızır kardeş doğru söylüyor..Gerçekte menzilde bu konunun konuşulması yasaklanmıştır..Bilen bilir.Belki yeni gelenler bilmeyebilir fakat haklı gerekçeleri var..
      yazımın menzille alakası yoktur...şahsıma aittir.
      yazdıklarım menzili de bağlamaz..ancak şahsımı bağlar.. tüm hatalı yorumlar bana aittir..bunu rahatlıkla söyleyebilirm..

      Sil
  9. Hz. Mehdi'nin kitap yazmaya vakti olmayacağını yine üstaddan öğreniyoruz:

    "Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdînin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onunla iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatıyla yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onunla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak."
    Üstadın külliyatı var demek ki beklenen büyük Mehdi değil? Yukarıdaki alıntı bizzat risalei nurdan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hazreti peygamberin sav yazmış oldugu bir kitap varmı ki onun yolunda gidecek olan evladı mehdi kitap yazsın,program olarak uygulanacak tek kitap var oda kuranı kerimdir bunun dışında bir kitap aramayın.

      Sil
  10. Herşeyi dusunmussunuz fakat asıl senaryo yazani hesaba katmamissiniz. Allahında bir seneryosu var elbet, o istediği gibi yazar yönetir.

    YanıtlaSil
  11. Muhteremler. Kurdoğlu'nun idaresi zayıf halife başlıklı hadisi şerifte Güçlü halife Abdulhamid han vefat ettikten sonra idaresi zayıf halife Vahidettin r.a. olduğu kesindir. Bu gün 4 ocak 2017 deyiz. Kurdoğlu'nun kehaneti gerçek ise yarın yani 5 ocak 2017 perşembe kral selman'ın tahttan indirilmesi gerekir. Muhteremler! Ahir zamanın büyük Mehdisi ile sonradan gelecek O'nun talebelerinden görevi devr alacak vekillerini her kes birbiri ile karıştırıyor. Slm.

    YanıtlaSil
  12. Gençler: Abdurrahim Çokgüngör kardeşimiz tam şuurlu bir büyük Asfiya olduğu kelamından anlaşılıyor. Hz.Mehdi'nin doğum tarihi 1877- 1878 hicri 1294 tarihi. Mehdiyyet makamının sahibi bir kişidir. O kişinin 3 vazifesi var. Birincisi. İmanı hakikatlara dayandıran eserler yazmak. İkincisi: Hayat,yani imanı hayata geçirmek,yaşamak. Üçüncüsü İttihad. Birinci vazifeyi Hz. Mehdi kendisi yapacak. Diğer iki vazife sonradan gelenler yapacak ve yapıyorlar. RTE Ankarada 1000 odalı sarayı niçin yaptırdı. Mehdi'de, hilafet de Türkiye'de olacak. Suudi Arabistandan çıkacak olan Zat ise, Hz. Mehdi'nin bir talebesidir. Büyük Mehdi Mehdiyet bilgilerinin sahibidir. Hakikat mesleğini açacak. Kitaplarındaki her mesele Hakikata dayanıyor. İslama bin yıldan beri sokulan, karıştırılan bid'adları, hurafeleri, sapıklıkları birbir temizmlemiştir. islam ashab-ı kiram zamanı gibi hakiki islam oldu. Hz.Mehdi'nin şakirtleri Zerreler âleminde iken seçilmişlerdir. Rah-/ı İctiba, Velâyeti Enbiya, Cadde-i Kübra yolunu tam açıklayacak zat'dır. Herkes uykuyusafsatayı, aklını birilerine kiraya vermeyi bıraksın. Hz. Mehdi: İman nurunun inkişafı ve dikkati ile bilinecek. Ben bu şekilde tanıdım. Mehdiyyet makamınınsahibi bir kişidir. Başka Mehdi aramayın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. abdurahman kardeşimizin nasıl bir asfiya oldugunu mehdi çıkınca görecegiz,fakat abdurahman kardeşimiz mehdinin çıktıgını görevini yapıp ahirete intikal ettiğini iddia ediyor ayrıca beklenen mehdi belkide 1000 odalı sarayı kimsesiz sokak çoçuklarına ve kimsesiz yaşlı insanlara tahsis eder ve kendisi daha mütevazi bir yerde kalır kim bilir.

      Sil
    2. Yakın bir zamanda 250 eyaletli islam Cumhuriyetleri Birliğinin idaresi için bakarsın bu 1000 odalı saray bile küçük gelebilir. Ama şimdilik ileri bir vizyonu temsil ediyor.
      Bediüzzaman Cemahir-i Müttefika-i İslamiyenin kurulacağını haber vermiştir.

      Sil
    3. Mustafa kardeşim ben şahsım adına yazıyorum saraylarda lüks içerisinde yaşayacak bir mehdiyi ben kabul etmiyorum benim inandığım ve beklediğim mehdi mütevazi hayatı olan alçakgönüllü, merhametli,ALLAH cc dan çok korkan birisidir.

      Sil

    4. 1*Benim gibi sıradan biri ahir zaman ahvali hakkında sahih-doğru-sağlam-delilli bilgisi varsa bu neye işaret eder? Demek ki, sır faş olmuş yani bilinmiş, yani açığa çıkmıştır. O zaman biliniyor demektir. Bilinen bir şeyi söylemek ise “Malumu ilamdır” ifadesiyle izah edilebilir. Yani bilinen bir şeyi ilan etmek. Burada ilginç olan bunun ilk söyleyenlerden biri olmam değil, sadece haberini vermekten ibaret. Yani bir olayı-hadiseyi vukuundan sonra haberleşme organlarının bildirmesi gibi bir şey. Olanı haber vermekten ibarettir. Diyeceksiniz ki haber doğru mu, evet. Mehdi zuhur eder ve etti. Yani zuhur, ortaya çıkmak söz konusu, ama zamana müteallik olduğundan huruç olmamış zuhur olmuş. Deccaller huruç eder. Yani darbe yapar, ihtilal yapar, rejim değişikliği yapar başa geçer ve keyfi-cebri-askeri hükmeder.

      Bir şeyin zuhuru için güneş örnektir. Güneş önce fecr-i kazip denen yani yalancı şafakla kendini hissettirir. Sonra fecr-i sadık gelir. Yani hakiki şafak. Sonra ilk pırıltılar yücelere, tepelere vurur. Yani aydınlanma olur. Sonra bu aydınlanma aşağılara doğru iner. Ve tepelerin eteklerine, sonra vadilere, sonra evlerin camlarına yansır. Ama güneş henüz doğmamıştır. Bu işlem “Ay ve güneş hesapladır” ayetinin gereği hesapla olduğundan tedricilik kendini gösteriyor. Güneş nihayet şafaktan1.5 saat kadar sonra ilk ışıkları ile kendini gösterir. Artık güneş zuhur etmektedir. Ama her yer aydınlık değil. Alaca aydınlık hakim. Sonra kuşluk vakti gelir. Bir de güneşin bütün haşmetini göstermesi için öğle vaktinde semanın zirvesine ulaşması. Bu da 6-8 saat kadar bir zamana ihtiyaç gösterir.
      Kur’an’da bir gün hesabı zamana ve yere göre farklılık gösterir. 100 yıl da bir gündür, bin yıl da bir gündür, 50 bin yıl da bir gündür. Gün izafilik arz ediyor. Mesele “Maliki yevmiddin” olan mahşer bizim zamanımızla 50 bin yıldır. Ve kozmik takvimde de bir gün 50 bin yıldır. Günü yüz yıl olarak alırsak, Mehdi’nin zuhuru için misal alacağımız güneşin zuhurundan 8 saat sonra kadar bir zamanı hesaplarsak yaklaşık 50 yıl eder. Mehdi’nin zuhuru ve hakimiyeti öğle vakti gibi bir zaman sonra kendini gösterir. İşte Mehdinin zuhur rivayeti bu ölçü dahilinde anlaşılmalıdır.
      Şimdi bazı evliya keşifte bulunmuş. Alem-i misalde bir hadiseye görmüş. Ancak mahiyetini kendi ilim ve takva derecesine göre değerlendirmede bulunmuş. Ve görüşüne göre demiş ki “Şu zaman Mehdi çıkar” O zaman ne zaman? Şafak vakti mi, kuşluk mu öğle mi? Dikkat edilirse bütün evliyalar hepsi aynı şeyi görüyor, ama ilim ve takva ve ilham dereceleri farklı olduğundan ihtilaflı söylüyor. Bu da avamın kafasını karıştırıyor ve yersiz ihtilafa sebep oluyor. Halbuki Mehdi’nin zuhur vakti seher vaktidir. Zuhur başlamış ama hakimiyeti henüz ortada yok. Sabah namazı vaktinde ona Mesih de yetişir. Ve ikisi işe koyulur. Bu ne zaman? Rivayetlerdeki bütün fecir yani fecr-i sadık Hz. Peygamber’in diliyle “Tulu-u fecirde, Beyt-i Makdis’de, Hz. İsa bir Meryem (as) Mehdi’nin üzerine nüzul eder” şeklinde ifadesini bulması bir manada böyle anlaşılmalıdır. Çünkü Mehdi için fecr-i sadık yani hakimiyet zamanı Ayasofya’nın ibadete açılması sonrasıdır. Yani o tarihten sonra bilad-ı Şam’da Mesih Mehdi’nin üzerine nüzulü eder. Bu da bir başka mana..
      Kur’an kainatı ve hadiselerin tercümanıdır. Ebedi ve ezeli bir gözle. Olmuş olacak her şeyden haber verir. Mücmel (kısa ve öz) olarak. Yani bir kamera (Kur’an) var size her yeri gösteriyor-çekiyor. O kameraya ulaşmak için bir yayın aracına mesela uyduya ve antene gerek var. İşte devreye anten ve uydu mesabesinde Resul ve evliyalar devreye girer. Onların antenlerine cihazınızı (ilminizi-aklınızı-zihninizi-kalbinizi) yönlendirince hadiseleri görmeye yani Kur’an’ın gözüyle olup biteni okumaya başlarsınız. Hz. Peygamber her asırda bir müceddidin gelerek dini yenileyeceğinin haberini vermektedir. Neye dayanarak, vahye dayanarak. Çünkü o muhbir-i sadıktır.

      Sil
    5. 2*Niçin her asırda bir müceddid geliyor? Çünkü Kur’an’ın o asra bakan hükümlerini olayların mahiyetini bilerek ehl-i iman ve İslam’a kazandırmak ve bilgilendirmek içindir. Tabi burada onların başvuracağı ikinci kaynak ise ihbar-ı Nebevi de olan Hadisler’dir. Hadisler Kur’an’ı okumada ve anlamada ve hüküm çıkarmada ilk mercidir.Yani ilk tefsir ve tevil aracıdır. İşte müceddiler bunu yapar.
      Bu zamanda kim ne derse desin kendi alanında mükemmel ve zamanımıza bakan tecdid vazifesini gören Risale-i Nur’dur. Risale-i Nur müellifinin deyimiyle Kur’an’ın arşından gelir ve Kur’an’ın manevi bir mucizesidir. O eser de müellifinin rolü hakikatlere aracılık etmektir. Yani onun malı değildir. O Kur’an’dan mülhem olarak hakikatleri ilmiyle alıyor ve bize aktarıyor. O da bunu Şualar’da açıklarken kendini “asmanın odunu” ve Risale-i Nur’u “asmanın üzümü” olarak ifade eder. Odun mu önemli yoksa üzüm mü? O asmanın yaratıcısı kimdir. Bize asmanın odunu üzerinden nimetini gönderiyor. Cenab-ı Allah değil mi?

      Şimdi iman ve Kur’an hakikatlerini Risale-i Nur anteni ile bağlanırsanız 15 yılda öğrenilebilecek ve edinilecek bir ilmi daimi okuyarak 1.5 senede elde edebilirsiniz. Nasıl ki güneş zuhur eder. Dini ilim de öyledir. Tahsile başlarsınız ve ilim size safha safha hakikatleri gösterir. İlkokul-ortaokul-üniversite-doktora-bilim adamlığı diye 3 aylık fasılalarla sizi eğitir ve bilgilendirir.

      Şimdi benim yaptığım haber vermekten ibaret. Bir manada ayinedarlık etmek.Yani açığa çıkarılmış bir hakikati haber vermekten ibarettir. Yani fotoğraf makinesi gibi resim çekip gösteriyorum. Burada haber vericilik söz konusu. Bir fevkaladelik yok. Bir nevi kopyacılık.

      Mehdi meselesine gelince Beidüzzman bir gün talebelerine Süleyman Tunahan Hazretleri’nin vefat haberi gelince şunu söyler. “Ben Kur’an’ın anlamını için çalıştım, O ise okunması (çünkü harf inkılabı ile ve bazı yasaklarla gün geldi Kur’an okuyan parmakla gösterilecek kadar azalmıştı) için hizmet etti” Yani her ikisi de hadim-ül Kur’an olmuşlar. Bu iki zat ve cemaati gibi başka cemaatler de var. Bazı ferdi gayretler var. Bunların hepsinin az veya çok hizmetleri bir şahs-ı manevi teşkil eder. Bu Mehdiyet’tir. Onların bir asırlık çalışmasının semeresi ise kimine göre Mehdi’nin zuhur (hakimiyet) zamanı ile başlayan günün öğle vaktine varılır. O zaman işte zamanımızda olduğu gibi ne kadar saldırı olursa kavi surlarla tecavüz def edilir.

      Hz.Mehdi 13. Müceddid. 12. Müceddidin doğumundan tam bir asır sonra dünyaya gelir. Onun günü yani asrı 1902’de başlar. 1902-1952-2002. İman-Hayat-Şeriat. Bu fasılların başlangıç tarihi bunlardır. Hz. Mesih Hadiste sabah vakti yani fecir sonrası nüzul edeceği haberi verilir. Bu da 1945 yılı sonrası. Çünkü Deccal’in küresel tehdidi o zaman başlar. 1945-1961 arasında bir tarihte nüzulü söz konusu. Bu tarihte de çok sayıda belki tamamına yakın işgal altındaki İslam ülkeleri istiklalini kazanır. Ve onlar Mehdi’nin zuhurundan 25/40 yıl sonra kişiliklerini bulmaya başlarlar.

      Ehl-i tarik, ve diğer meslek- meşrepler mazide belirtilen rivayetleri naklettiğinden meseleyi anlamaları zaman alır veya ilimlerinin derecelerine göre hakikat belirir. Bazı velilerin teşhiste bulunması tab iki söz konusudur. Ama o dar bir çerçevede kalır

      Sil
    6. 3* Şu unutulmasın. Dinde sayısal çokluk değil keyfiyet önemlidir. 10 bin kişilik Callud ordusuna karşı çıkan Talut’un ordusu 313 kişi idi. Mehdi de o kadar mensubuyla hizmet eder. Sebebi ise şu: Eğer Mehdi kerametle hareket etse ve fevkalade haller gösterse idi herkes ona inanır ve bağlanır, ama tahkik-i imanı cehd olamayacağından çok kuvvetli bir cereyan olan deccaliyete karşı galebe çalması mümkün olmayabilirdi. Yani keyfiyet bakımından mensupları sıradan olur ve fetih olmazdı. Ayrıca bu hal ilim ve fen çağında mümkün olmaz. Fütuhatı eksik olurdu. Onun için Mehdi 50 yıl kadar çok az 313 kişilik bir gurubuyla hizmet eder. Ve sonra deccaliyetin yani Süfyanizmin tesiririn kırılmaya başlaması ile diğer cemaatler de ihya olur ve onların katılmasıyla bir asır sonra hakimiyeti başlar. Şimdi olduğu gibi. Ki Bediüzzaman’ın belirttiği üzere her faslın ayrı ayrı mücedditleri yani Mehdilik programını ile yetişmiş iki zatın Kahtani ve Cehcah gözetiminde hayat ve şeriat fasılları gerçekleşir. Sonunda Cehcah, Mesih’in cemaatinin de yardımıyla ittihad-ı İslam düşüncesinin fiiliyata geçmesiyle cihan hakimiyeti söz konusu olur.

      Ahir zamanda ilim ve fen gelişeceği için, ilim ve fene dayalı irşad ve tebliğle hakikatlerin ispat edilmesi kader-i İlmahi tarafından takdir edilmiş. O aşama gerçekleşince Fetih Suresi’nde belirtilen “Allah’ın nasrı” yani zaferi gerçekleşir. Ve din kemale erer. Fütuhat da Mesih ile son raddeye küresel çapta olarak ulaşır. 20 yıl sonra.

      Biraz tarih okuyanlar 1909’dan hatta 1913’ten 1999 ve 2002’ye kadar neyin olup bittiğini eksi sıfırdan artı doksana geldiğini görür. Tabi vicdanın iki gözü olan kalp-akılla da deccali görür. Ve kedine onun cereyanından sakındırır. Bunları ben keşfetmedim. Bilineni aktardım. Yani haber verdim. Bilirsiniz haber vermek Nebi mesleğidir. Muhammedün Resullah haber vermiş 13 müceddid gelmiş ve dini takviye etmiş. Ben de haberini veriyorum. Haber benim değil. Resullah’ın ve onun Al-i beyt’nin mümessili Mehdi’nin haberidir. Elçiye zeval olmazmış. Kusuruma bakılmasın.

      Dinin kemale ereceği bir zamanda Kur’an ve iman hakikatlerine yoğun olarak ilgilenmek bunun için de okumak lazım. Dedikodu konusu yapılan rivayetlere lafzına takılmamalı. Çünkü ahir zaman rivayetlerinin çoğu değil tamamı Arapça eserlerde yatıyor. Onlar da Osmanlı döneminden beri Hilafetin merkezi olan bu topraklarda Türkçe olarak yayınlanması fitneye sebep olmamak düşüncesiyle yasak konmuş. Haklılar da. Yani Türk kütüphaneleri bu konuda çok fakir. Son 20 yıldır merak uyanınca Arapça bilenler ilmi yetersizlikleriyle okuyup bize aktarınca, mal bulmuş Mağribi gibi ham haberlerin üzerine atlanıyor. Kaldı ki o rivayetlerin hepsi Arapça ve teşbihle, cinasla ifade edilmiş. Hepsi müteşübih. Tevilleri ise ancak vukuundan sonra anlaşılır. Bunun içinde üst düzeyde Arapça diline vukufiyet ve Rasih ilme gerek var. O da bizim gibi çok az okur çok konuşur, yani ümmi, yani kulak ilmine sahip bir milletin aklının ereceği bir husus değildir.

      Sil
    7. 4* Üstüne üstlük ulama-i su vasfına haiz deccaliyet hizmetkarı çok sayıda ilahiyatçı Kur’an İslam’ı adı altında sünneti ve hadisleri inkarla hakikatleri tahrif ediyorlar ve bizi karanlık cehalete ve amelsizliğe sürüklüyorlar.Niçin? Laiklik dinine zarar vermemek için. Cumhurbaşkanı geçenlerde bir konuşma yaptı ve dedi ki “Eğitim ve kültür alanında çok geri kaldık.” Niçin acaba? Harf inkılabı ile bir gecede cahil kılınan milletin okur yazarlığının yüzde 100’e ulaşması içinde bir 80 sene gerekti. Üstelik bu 80 senenin 40’ından sonra eğitim meselesi fiiliyata geçmiş. Müteşabih ifadeler açık ve net değil. Ama akla kapı açar ve hakikati bul der. Mehdi bekleyen daha çok bekler. Kimi mezara, kimi de mahşere kadar beklemek zorunda kalabilir.

      Mehdi bir din alimi ve müceddid. Dünyevi halleri değil dini hayatın ihyası için çalışır. Ama Müslüman milletin dünyevi işlerle meşgul sarayın sahibine de desteği vardır. Çünkü küfr-ü mutlak harici bir tehlike olarak siyaset üzerinden millete musallat oldu. Mehdi dini hayatı ihya edince bu dünryevi hayata da yansır. Bu da rahmet-i İlahi’nin davetine vesile olur. Sonra Sultan Süleyman’dan Fatihe, Abdülhamid’e kadar sarayın olması hizmet gereğidir. Ankara’daki yeni saray ise dünyadaki emsallerine göre çok daha mütevazi. Saray değil külliye olarak adlandırılıyor. Külliye ne anlama gelir bilir misiniz? Cumhuriyet çocukları bilemez. Elifi mertek sanması gibi külliyeyi saray sanır.
      Mehdiyetin Erdoğan gibilerine tam desteği vardır.Geçmişte bunu gördük. Ve şimdi de görüyoruz. Bunu anlamak için feraset ve basiret sahibi olmak lazım. Din sırr-ı imtihanı aşanlar içindir. Dedikodu yapanlar için değil. Bu ülkenin kaynakları askeri vesayet ve bürokratik vesayet yüzünden bugüne kadar 600 milyar faiz ödedi. O faizi kim zıkkımlandı. O zıkkımlama önlenince ne oldu? Yol oldu, köprü, oldu, tünel oldu, baraj oldu, sanayi tesis oldu, en önemlisi fakir fukaraya milyarlarca lira sosyal yardım oldu. Daha önce olamazdı da niçin kimse sesini çıkaramazdı. Üstüne üstlük IMF’den borç alınır ve vesayet üzerinden zıkkımlanan İstanbul dükalığının ceplerine girerdi.

      Sil
    8. Mustafa kardeşim mehdinin saray adamı olacagına ben ihtimal vermiyorum,mehdi hakkında bize ulaşan bilğiler mehdinin adalet üzere olacagı ve ALLAH cc çok korkacagı yönündedir.ALLAH cc korkusu olan bir insan sokaklarda aç,perişan yatan sıgınacak damı olmayan insanlar var iken saraylarmı kalır yoksa o sarayı evsiz damı olmayan insanların hizmetine mi açar bunu düşünmek gerekir.Ayrıca mehdiye zemin hazırlamak deyince neden saraylar hazırlamak aklımıza geliyor mehdinin saraylaramı ihtiyacı var yoksa ahlaklı,adaletli vicdanlı merhametli imanlı ALLAH cc korkan bir neslemi ihtiyacı var.Bırakalım saray da yapacaksa mehdi kendisi yapsın onun adına şimdidedn fakir milletin parası ile israf içerisine girmeyelim unutmayalım ki her yaptıklarımızdan hesaba çekilecegiz.

      Sil
  13. Ömer Gül beyefendi hem yazıyor, hem yazdığını anlayamıyor. Gelecek olan Zat; " Eseri kendine hazır bir program yapacak " yani büyük Mehtdi'nin eserlerini bizzat hayatta uygulayacak, yani O'na tabi olacak. Kural koyan Hz. Mehdi. Uygulayan gelecek talebesi olacak. Üstad hazretleri kendini gizlemek maksadıyla ve hikmetten anlayan büyük akıl sahiplerinin anlayacağı bir ifade ileyazmış......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. „Sêbık Mehdî“ Bedîuzzaman'ın "zâtı nûrânî" "acîb şahs" "büyük Mehdî" vs diye geleceğini haber verdiği kişi, "ğâib Mehdî" "I. Mehdî" diye geçen siyâset Mehdîsi Erbakan idi. 32 yaşında ve 40 yaşında hurûc eden „seyyid“ „Muhammed“ „kâim“ Mehdî ise halefi "II. Mehdî" II. Erbakan'dır. İslam'ın tüm dünyaya siyasî-askerî hakim olması demektir. Bedî'nin "eserlerimi hazır program yapacak" dediği de „döngüsel Bedîuzzaman“ anlamında "Cehcêh" "Kahtânî" "III. Mehdî" diye haber verilen zattır.

      2. ve 3. Süfyanlar ve Mehdîler, 1.lerin döngüleri (aynı sîretli tarihsel benzerleri) oluyor bu arada. Ayrıca Bedî’nin haber verdiği gibi de Bedîuzzaman’ın tarihsel döngüsü, III. Mehdî olacak. Döngüsel demek, külliyatını ezberleyip oradan çıkacak anlamında demek değildir, döngülerin hiç biri böyle değildir. Bin döngüsü olan biri bin külliyatı nasıl hatmedecek. Ama öyle bir donanımla güncelleme yapar ki hepsinin görevini yerine getirmiş olur. Buna göre „döngüsel Bedîuzzaman“ ilk 2 Mehdî’nin devamı olarak, onlardan farklı yapacağı iş olarak da AD düzenini yerleştirecek. Kurtuluş kısaca MG ve ADdir.

      Sil
    2. Kitap sahibi mehdi ali rasul hzlerinin bir talebesi olan gelecek olan mehdi hzleri risaleleri basatırarak hazır program olarak uygulayarak Ayasofyayı açarak hayat ve siyasi geniş dairelerde vazifeleri yerine getirecek inşaallah...Mehdiyet seceresinin şeairi islamiye şeriat siyasi saltanatının bir dalı meyvesi olur Biiznillah...

      Sil
    3. „Mehdî ´âl-i Resûl“, „Resûl’ün soyundan Mehdî“ anlamında „seyyid Mehdî“ demektir ve „I. ve II. Mehdî“ olan „I. ve II. Erbakan“ demektir. 18, 32 ve 40 yaş da II. Mehdî II. Erbakan’ın 1432de 32 yaşında (1.1.1979-27.2.2011) 1.nin yerine geçmesi (40 yaşından genç görüntüsüyle ğaybetinden sonra tekrar geri dönmesi ric‘at işte!) ve 2018de (29.12.1978 doğumlu) 10.1.1440ta 40 yaşında (20.9.2018) da hurûc etmesi ve 20.12.2018de II. TC kurucu cumhûrbaşkanı seçilmesi demektir.
      Benzer şekilde „51 veya 52 yaşında“, „60 yaşında“ ve „5. halîfe“ olması da III. Mehdî’nin 1451 veya 1452de (2029da) 60 yaşında II. TC 5. cumhûrbaşkanı olması demektir. „İncîl ve Tevrât’ın aslını Antakya mağarasından çıkarması“ ve „yeni bir misâl“ „yeni bir kitâbla çıkması“ da „ashabı Kehf“ Akevler kooperatifinden MG ve AD projeleriyle çıkması demektir. (AD, yeni bin yıllık İslam medeniyeti devlet düzeni projesi anlamında Kuran’ın Peygamber’in uygulayıp gösterdiği örnekten sonraki yeni bir örnektir.)

      Sil
    4. Mukaddes kitabımız da bir eksiklik veya noksanlık mı var ki gelecek olan mehdi risaleleri kendine program yapsın,tek program kuranı kerimdir

      Sil
    5. 1*Risale-i Nur talebeleri Risale-i Nur’u mürşid ve rehber ittihaz ederek hizmet eder. Makine profesörü darbakana ta siyasete atıldığı ilk günden (1968’den) muhalefet edip Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine muhalefetini açıkça beyan etmişken, nasıl oluyor da Risale-i Nur’a ait bazı kavramları ona yakıştırdınız? Bu tam bir hokkabazlık. İnsan bu tür zekavet-i betralığa hayretler içinde kalıyor.

      Risale-i Nur bir bütün olarak Mehdi ve Mehdiyet meselesini açık ve seçik beyan ve izah etmişken, dini ilmi olmayan üstüne üstlük kendini beğendirmek için darbecilerle hizmetten geri kalmayan birinin Mehdi olduğunun iddia edilmesi hayrete düşürüyor. Üstün üstlük birçok siyasi bid’aya, fitneye, bulaşan birinin Risale-i Nur ile ilintilinmesi değil insanı iblisi bile şaşırtıyor. Siz Risale-i Nur’u ne sandınız. Siyaset hokkabazlığının manifestosu mu? Bir kere Mehdi’nin vazifesi siyasi değil dinidir. Dinin ihyası meselesidir. Siyaset işin neticesidir. Kaldı ki şeriat-ı Muhammediye’nin siyasi hükümleri sade bir Müslüman için yüzde bir, yönetici kadrosu için ise yüzde 10’dur. Dinin yüzde 99’u ibadet ahlak ve fazilettir. Yüzde bir ne zaman bütünü temsil etmiş.
      Ayrıca Hilafet-i Muhammediye’nin zındık komitesinin asırlık faaliyeti sonucu ilga olunca Melek-i İlham ile Al-i beytten bir zata Halifetullah olarak vazifelendirileceği bütün rivayetlerde yer almaktadır. Ve o zat son velayet-i kübra sahibi ve son müceddid ve de son Mehdi yani Büyük Mehdi’dir. Mehdi beşeri hiçbir gücün ve makamın seçtiği vazife verdiği hatta ve hatta kişinin istemesiyle olacağı bir makam-ünvan değildir. O kişinin seçimi ve takdiri Allah’a aittir. Onun zuhur tarihi ise 1344 civarı, yani1926’dır. (Bu tarih için Hadis var) O tarihten başlayarak ta kıyametin kopmasına kadar onun hükmü cari olacaktır. Ve de din onunla ikmal olacaktır. Demek ki, Beni İsrail nebileri gibi dini ilim hamulesi olan vazifedar biri TC’nin din karşıtı siyaset meydanlarında arz eden biri asla ve kat’a olmayacak.

      Siyaset ferdi ihtiraslar üzerine bina edilmişken ve bir nevi şirk-i hafi kokan teveccüh-ü nas bina edildiğini nasıl hesaplamazsınız. Hele söz konusu bu darbakan ise hayatı orta oyununa dönmüş ve de Mehdiyet’in siyasi müttefikine cephe almış birine nasıl Mehdiyet izafe edersiniz. Üstüne üstlük mü’min ve müslim olmanın kıstasının sandıkta kendisine atılan siyasi oyla değerlendiren bir siyaset hokkabazına nasıl izafe edersiniz. Halkın yüzde 90’ı ona oy vermedi. Demek ki Müslüanların yüzde 10 geri kalan kafir. Kügür isznad eden bilindiği gibi ne olur?

      Bediüzzaman Risale-i Nur’un değil bugünün meselelerini ta bin yıllık bir tahribatı tamir etme misyonu olduğunu belirtirken, kendine menkul fazileti olan ve Türk siyasetinin zındıka komitesinin emellerine uygun mikserine Risale-i Nur’un işareti olduğunu nasıl söylersiniz.

      Darbakan bildiğimiz kadarı ile Sinopludur. Yani asırlarca Rum ehlinin yaşadığı bir bölgedir. Su hususiyet dahi onun Al-i Beyt’ten olmadığını gösterir. İkincisi Süfyan’ın sanayileşme palavrasına (ki bu sanayileşme ise vergilerin çarçur edilerek göstermelik birkaç sanayi tesisinden ibarettir) övgüler düzen birisidir. Menderes’i deviren harici ve dahili deccaliyet cuntasına hizmet için çırpınan hatta darbe sonrası kurulacak hükümette bakanlığı son anda önlenen biri nasıl olur da Mehdi olabilir. Bitmedi.

      Sil
    6. 2*1956 ve Haziran 1967 savaşından sonra İngilizlerin doğu Süveyş’ten çekilmesinden sonra İsrail’in güvenliği için hazırlana plana dolaylı alet olan birisidir. Zira zamanın ABD Dışişleri Bakanı, Mısır-İran-Türkiye’nin oluşturacağı bir ittifakla İsrail’i güvenliğinin sağlanacağını açıklamış ve buna paralel olarak söz konusu ülkelerde iktidarları değiştirmek için düğmeye basılmıştır. Öyle ki, 12 Mart darbesinin yapılacağını Türk Dışişleri Bakanı’na İran Şahı 5 ay önceden haber vermişti. Yani deccaliyetin zamanın Başbakanı ve partisine cephe açtığında oy bölmek için onların teşvikiyle siyasete giren ve parti kurarak 12 Mart’a zemin hazırlayan bu darbakan değil miydi? Ve 12 Mart sonrası partisinin kapatılmasını takiben İsviçre’yle 2 yıllık tatile gönderilmesinden sonra ilk seçimler öncesi Süfyani paşanın marifetiyle İsviçre’den getirilen bu zat değil miydi? Niçin? Türkiye’de 400 İmam-Hatib’in 360’ını eğitime açan zatın başbakanlığını engelleme için idi değil mi?

      Şimdi böyle bir zat nasıl olur da Mehdi olabilir. Siz bu ülkenin insanlarının aklıyla alay mı ediyorsunuz. Üstüne üstlük Risale-i Nur’u bu cinayete alet ediliyor. Dünyevi ve siyasi menfaat için belki de bir fesad komitesinin hesabına darbakanın veledine yüklenecek yeni bir fitne komplosu için zemin mi hazırlanıyor. Bu makine mühendisi darbeci şakşakçısının ehl-i imana tam anlatılamayan bir marifeti daha var. Deccalin kılıcı olmak. Nasıl mı? Rivayetlerde denilir ki: “Deccal iki kere Mehdi’yi kılıç ile ikiye böler ve geçip gider.” İlki bu zat ile oldu değil mi. Oy avcılığı için ve tarafgirlik hissiyle Mehdiyet’in desteklediği ve müttefiki olan, din ve vicdan hürriyeti için mücadele eden demokratların iktidarının devrilmesine alet olmak. Böyle mi olur Mehdililik?.

      Şimdi Risale-i Nur’u okuyanlar çok iyi bilir. Süfyan yani İslam deccali bir askerdir.. İki ortağı da askerdir. Üçüne Risale-i Nur ıstılahındaki adları küçük deccallerdir (süfyan). Bunların adı küçük deccal ama 1 numara insanlık tarihini en büyük küfrünü icra edendir. Bediüzzaman onu 5. Şua’da teşhis ve tarif eder. Şeriat-ı Muhammediye ve Şeair-i Ahmediye’yi tahrip eden Süfyanlar Büyük Deccali zemin hazırladılar değil mi?

      İşte bu 3 deccalin yani küçük deccalin yani Süfanların huruç ettiği tarihte de Mehdi zuhur eder. Huruç ve zuhur. Bu kelimelerin anlamını biliyor musunuz?. Gazete okur gibi Risale-i Nur’u okuyanların aklını bir cümle karıştırır. Ve bu cümleye bakılarak adeta Risale-i Nur’un Kur’an’ın manevi mucizeliğine halel getirecek yorumda bulunulur. O cümle de şu: “Tâ ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde, asıl sahipleri, yani Mehdî ve şakirtleri Cenab-ı Hakkın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.”

      Risale-i Nur’un ıstılahiyle zekavet-i betralar önlerinde duran koca bir hakikati Nur-u Kur’an zaafı sebebiyle göremeyip Mehdi beklerler. Şimdi onlara ve senin gibilere Bediüzzaman’ın ne demek istediğini tekrar belirtelim. 1343-44 tarihinde zuhur eden zat Mehdidir. Onun şahs-ı manevisi olan cemaati Mehdiyet’i temsil eder. Bu temsiliyet de iman esaslıdır. Mekke döneminde nüzul eden Kur’an’ın iman esaslarını ve hakikatlerini ihya ederek ümmetin imanı ve İslam’ı tecdid edilir. Temelden başlayarak. Ve ne olur? Diğer cemaatler ve sonunda Al-i beyt seyyidlerinin katılmasıyla Hilafet-i Muhammediye yeniden tesis edilir. Diğer cemaatler tasbirine dikkat. Çünkü bu külli bir hizmettir. Mehdi bir şahıstır. Onun açacağı devirde vazife alan her müspet dini cemaat ve meslek Mehdiyet’e dahildir. Bu dönem ne kadar bir zaman? Bir asır.

      Sil
    7. 3*O bir asırlık devrede Mehdi ve talebesi Kahtani zuhur ederler. Biri iman faslına biri hayat faslının genişlemesine hizmet eder. Ve bu iki faslın çabasıyla oluşan şahs-ı manevinin gayretleri sonunda ittihad-ı İslam tesis edilir. İttihad-ı İslam’ın tesis edilmesinin bir sebebi vardır. O olmadan şeriat-ı Muhammediye ve Ahmediye tatbik edilemez. Çünkü şeriat bid’a kokan icraatlara izin vermez. İzin vermeyince de Hilafet-i Muhammediye yani siyaset dairesinde hizmet ve fütuhat olmaz. Bu devreye kadar cihad manevidir. Yani ilimle ve delille Kur’an ve iman hakikatlerini ispat ve açıklamaktır. Zaten insanın dünyaya gelişinin asıl ve tek sebebi ilm-i esmayı tahsil ve öğrenmektir. Bu da imanıbillah-marifetullah-muhabbetulah devreleriyle neticeye varılır. Tarihçe-i hayatta şöyle deniyor: “Risale-i Nur, hayat-ı içtimaiyenin kanunlarını da ihata eden dînin geniş dairesinden bahsetmez; belki asıl mevzuu ve hedefi, dînin en has ve en yüksek kısmı olan îmanın erkan-ı azîmesinden bahseder.”
      Bir şey daha tarafgirane siyasilere de bir ihtar:

      “ Bu gaflet zamanında, husûsan tarafgirâne mefkûreler sahibi, herşeyi kendi mesleğine âlet ederek, hattâ dînini ve uhrevî harekâtını da o dünyevî mesleğe bir nevî âlet hükmüne getiriyor. Halbuki, hakaik-ı îmâniye ve hizmet-i Nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbir şeye âlet olamaz; rızâ-i Ilâhîden başka bir gayesi olamaz. Halbuki, şimdiki cereyanların tarafgirâne çarpışmaları hengâmında bu sırr-ı ihlâsı muhâfaza etmek, dînini dünyaya âlet etmemek müşkülleşmiş. En iyi çare, cereyanların kuvveti yerine, inâyet ve tevfîk-ı Ilâhiyeye dayanmaktır. “ (Tarihçe-i Hayat)
      “Muhbir-i Sâdıkın haber verdiği "Mânevî fütuhat yapmak ve zulümatı dağıtmak zaman ve zemin hemen hemen gelmesi" diye fıkrasına, bütün ruh u canımızla rahmet-i İlahiyeden niyaz ediyoruz, temenni ediyoruz. Fakat biz Risale-i Nur şakirtleri ise, vazifemiz hizmettir; vazife-i İlahiyeye karışmamak ve hizmetimizi onun vazifesine bina etmekle bir nevi tecrübe yapmamak olmakla beraber, kemiyete değil, keyfiyete bakmak, hem çoktan beri sukut-u ahlâka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevk eden dehşetli esbap altında Risale-i Nur’un şimdiye kadar fütuhatı ve zındıkların ve dalâletlerin savletlerini kırması ve yüz binler biçarelerin imanlarını kurtarması ve herbiri yüze ve bine mukabil yüzer ve binler hakikî mümin talebeleri yetiştirmesi, Muhbir-i Sâdıkın ihbarını aynen tasdik etmiş ve vukuatla ispat etmiş ve ediyor, inşaallah daha edecek. Ve öyle kökleşmiş ki, inşaallah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu çıkaramaz. Tâ ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde, asıl sahipleri, yani Mehdî ve şakirtleri Cenab-ı Hakkın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir.(Yani Mehdi'nin programı uygulanır) Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. “ Kastamonu Lahikası


      Risale-i Nur hizmeti Mehdiyet’in en önemli bölümü olan iman hizmetini üstlenmiştir. Ahir zamanda imanın fetvası Risale-i Nur’a aittir. Bir diğer husus Hilafet-i İslamiye vazifesini de Risale-i Nur üstlenir. (Emirdağ Lahikası). Çünkü onun inşa edeceği yeni hizmet sonunda Hilafet-i Muhammediye’nin tesisine kadar o vazife de ona aittir. 33 ayetin işareti buna delildir (Şualar) Şöyle bir husus var.
      Halifetullah Mehdi, kıyamete kadar hükmedecektir. İttihad-ı İslam ile tesis edilecek cemahir-i müttefikanın oluşturacağı Hilafet-i Muhammediye ise bir şura veya Meclis’le temsil edilecektir. Ki bunu ilk defa 1918 tarihinde Sünuhat’ta Bediüzzaman teklif eder. Hilafetin bir ayağı olan saltanatın Meclis ile temsili gibi Meşihat’ın da Alem-i İslam’ın çoğalması ve artan meselelerinin bir kişinin mesaisiyle halledilemeyeceğini gerekçe göstererek Meclis’le temsilini teklif eder. Anlaşıldığı kadarıyla bir asır sonra tesis edilecek İttihad İslam neticesi oluşacak yeni sistem böyle olacak.

      Sil
    8. 4*Bediüzzaman hilafetin batmakta olduğu bir zamanda (1911) Şam Hutbesi’nde tehlikeyi görür ve “Bu zamanın en büyük farz vazifesi, ittihad-ı İslam’dır” diyerek birleşmenin önemini farz olarak beyan eder. Ayrıca o tarihte manevi ve dini bağların zayıflaması sonucu Alem-i İslam’da belirecek Ye’vcüc ve Me’cücü taifesine yani anarşi ve teröre dikkat çeker. Nitekim her ikisi de olur. Ve bunların harici birer tehlike olarak ortaya çıkınca Risale-i Nur’un hizmetinin bu iki harici düşmana karşı asayiş ve emniyete destek ve iman hizmeti ile karşı durur. Bu bir asırlık hizmettir.

      Manevi ve dini esasların cemiyette ihyasından sonra bu kez 1. Alem-i İslam yabancı vesayetinden kurtularak istiklalini kazanacak. Şimdiki hadiseler bunu gösteriyor 2. Küresel çapta sulh ve sükun tesis edilecek 3. Şimdiki medeniyetin terakkisinden İslam medeniyeti hükmedecek 4. En önemlisi Hz. Mesih’in cemaatinin yani Mesih şahs-ı manevisinin katkısıyla Tevhid cihana hakim olacak. İşte bu devrenin hemen başında ortaya Cehcah çıkar ve buna zemin hazırlar. Ki küçük evliya keşfiyatı buna müteveccihtir. Esası göremez ve haticeyi bir tarafa bırakıp neticeye üstelik yanılmayla ifade eder. Cehcah’ı Mehdi sanmış. Dikkat edilmesi gereken bir husus daha var. Keşfiyatlarını kendi zamanlarının kavram ve anlayışa bağlı olarak anlatılır. Ahir zamanda meydana gelecek manevi cihadı kendi anlayışlarını göre silahlı olarak görüp yanılıyorlar. Halbuki Mehdi hiç kana bulaşmayacaktır. İkincisi hiç Deccal’den söz etmezler. Varsa yoksa dini makam hassasiyeti. Mehdi gelecek. Amma Deccal ne yapacak, kimdir, nasıl fesad çıkaracak. Tısss.

      Bu arada şu Cehcah’tan bahsedeyim. Cehcah savaş meydanında nara atan demektir. Ayasofya’ya onun zamanında açılır. Buna da bu zamanda en büyük aday (aday kelimesine dikkat) Erdoğan’dır. Erdoğan Menderes ve Demirel’den sonra bu vatanda zorlu olaylar karşısında siyasi liderliğini bihakkın ispatlayan biridir. Ve ondan sonradır ki bir asırdır kimsenin mazhar olmadığı bir Türk liderin alem-i İslam’ın muhabbetini kazandığı bir yana Menderes-Demirel zamanında başlayan ekonomik hamleleri üst düzeye gelmesi onun zamanında olmuştur. Özal’ı burada sayamıyorum. Sebebi çünkü hizmeti yarım kaldı ve suikasta uğradı. Menderes geniş dairede Süfyan’a en ölümcül darbeyi vuran zattır. Bediüzzaman onun Yavuz Sultan Selim kadar hizmet ettiğini belirtir. Demirel ise partisinin Menderes'in yolunu takip eden biri olarak hayat faslının yerleşmesinde büyük emeği olmuştur. 1991 sonrası tartışmalıdır. O ayrı bir konu. Yani bunlar Mehdiyet’in desteğine sahip olarak dini değil siyasi hizmet görmüşlerdir.

      Bu arada Demirel ile Erdoğan’ın arasındaki fetret devrinde Sikke-i Tasdiki Gaybi’de yer alan bir Huriye’nin minberdeki ikazı çok önemlidir. Bu Tansu’ya işarettir. Meraklıları onu ve Kastamonu Lahikası’ndaki tevili okusunlar. O Huriye’nin ittihad ikazı 2002 sonrası hayata geçerek zaferden zafere fütuhattan fütuhata koşulmasının müjdecisi olmuştur. Dikkatinizi çekerim, milli ve manevi potansiyeli yanlış kullanan Erbakan’a Risale-i Nur’da hiç işaret yoktur. Üstüne üstlük parti yöneticileri onu ve partisini terk ettikten sonra Mehdiylet’in desteği ile fütuhata müyesser olmaları iddiamızı doğrular. Rivayetlerde sözü edilen Beyda mücadelesini onlar kazanmıştır. Çok uzun oldu ama kendi zamanını sadece merkeze koyup yorum yapanların mazin ve istikbalin tüm zamanı oluşturduğunu göz ölüne alarak yorum yapmak lazım.

      Sil
    9. 5* Bediüzzaman Mehdiyet’in iman-hayat-şeriat olmak üzere 3 devresinden söz eder. Talebelerine fazla önemli olmayan geniş dairelerden ve hizmetinden uzak tutarak esas olan iman hizmetine ağırlık vermiştir. Ve talebelerine de buna aynen uyumları tavsiyesinde bulunmuş. Geniş dairelere yani siyasete bakmamalarını tembihlemiş. Onlara iman hizmetinin yanı sıra ittihad-ı İslam’a önem verilmesini salık vermiş. “Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geldiğine” dikkat çekerek kendi mesleğinin hak yolda olduğunu söylenebileceğini ama tek hak olduğu iddiasının vartaları belirtmiş.

      “Risale-i Nur şakirtleri, vazifemiz hizmettir; vazife-i İlahiyeye karışmamak ve hizmetimizi onun vazifesine bina etmekle bir nevi tecrübe yapmamak olmakla beraber, kemiyete değil, keyfiyete bakmak, hem çoktan beri sukut-u ahlâka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevk eden dehşetli esbap altında Risale-i Nur’un şimdiye kadar fütuhatı ve zındıkların ve dalâletlerin savletlerini kırması ve yüz binler biçarelerin imanlarını kurtarması ve herbiri yüze ve bine mukabil yüzer ve binler hakikî mümin talebeleri yetiştirmesi, Muhbir-i Sâdıkın ihbarını aynen tasdik etmiş ve vukuatla ispat etmiş ve ediyor, inşaallah daha edecek. Ve öyle kökleşmiş ki, inşaallah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu çıkaramaz. Tâ ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde, asıl sahipleri, yani Mehdî ve şakirtleri Cenab-ı Hakkın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. “ Kastamonu Lâhikası, s. 72

      “ Hazret-i Mehdî’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akaranesini tamir edecek, sünnet-i seniyyeyi ihya edecek; yani alem-i İslâmiyette risalet-i Ahmedîyeyi (a.s.m.) inkar niyetiyle Şerîat-ı Ahmediyeyi (a.s.m.) tahribe çalışan süfyan komitesi, Hazret-i Mehdî cemiyetinin mu’cizekar manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak.
      Hem alem-i insaniyette inkar-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselamın dîn-i hakîkisini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar bir İsevî cemaati namı altında ve "Müslüman İsevîler" ünvanına layık bir cemiyet, o deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselamın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri inkar-ı Ulûhiyetten kurtaracak.
      Mektûbat, ss. 425-426.
      “Bu zaman hem îman ve din için, hem hayat-ı içtimaî ve Şeriat için, hem hukuk-u amme ve siyaset-i İslamiye için gayet ehemmiyetli birer müceddid ister. Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-ı îmaniyeyi muhafaza noktasında tecdid vazifesi, en mukaddes ve en büyüğüdür. Şeriat ve hayat-i içtimaîye ve siyasiye daireleri ona nisbeten ikinci, üçüncü, dördüncü derece kalıyor. Rivayat-ı hadîsiyede, tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise, îmanî hakikatindeki tecdid itibariyledir. Fakat, efkar-ı ammede, hayatperest insanların nazarında zahiren geniş ve hakimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaîye-i İslamiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile, o nokta-i nazardan bakıyorlar, mana veriyorlar.
      Hem bu üç vezaifi birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Âhirzamanda, Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdî’de ve cemaatindeki şahs-ı manevîde ancak içtima edebilir. Bu asırda, Cenab-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, Risale-i Nur’un hakikatına ve şakirtlerinin şahs-ı manevîsine, hakaik-ı imaniye muhafazasında tecdid vazifesini yaptırmış; yirmi seneden beri o vazife-i kudsiyede tesirli ve fatihane neşriyle gayet dehşetli ve kuvvetli zındıka ve dalalet hücumuna karşı tam mukabele edip, yüz binler ehl-i îmanın îmanlarını kurtardığını kırk binler adam şehadet eder.
      Kastamonu Lahikası, ss. 145-146.

      Ümit ederim bir daha Risale-i Nur’u saçma sapan iddialarınıza alet etmezsiniz.

      Sil
    10. güneş6 Ocak 2017 16:54
      Mukaddes kitabımız da bir eksiklik veya noksanlık mı var ki gelecek olan mehdi risaleleri kendine program yapsın,tek program kuranı kerimdir
      ......
      Kur'an tektir. Ancak 12.000 hadis Kur'an ayetlerinin açıklamasıdır. Ayrıca 200.000 meselesi ile şeriat Kuran ve hadislerin açılımıdır. Ehli sünnet mezheplerinin tüm ahkamı da Kuran programının detaylarıdır.

      Sil
    11. Mustafa bahse konu olan hazreti hazreti Mehdidir yani mezhepleri kaldırıp dini aslına dönderecek kişiden bahsediyoruz,hazreti Mehdi dedesi hazreti peygamberin sav yolundan gidecektir islama sokulmuş olan bidat ve hurafeleri temizleyip dini aslına dönderecektir ki bunu yapar iken tek programı mukaddes kitabımız olan kuranı kerim olacaktır inşaallah.İslama ALLAH cc rızası için hizmet eden ve ahirete intikal etmiş olan insanlardan ALLAH cc razı olsun ama Hazreti mehdinin zuhuru ile onların yazmış ve bırakmış oldugu eserlerin hükümleri kalmayacaktır,Hazreti Mehdinin tek programı Kuranı kerimdir.

      Sil
    12. Sayın Mustafa ağabey dedikleriniz doğru olmakla beraber, üstteki arkadaşın Kuranı tek kaynak olarak görüp söylemesi çok yanlıştır. Yalnız Mehdi as. İcin Kuran ve Sünnetten başka yol olacağını zannetmem. Tutup da ehli sünnet kaynaklara yada kıyası fukuhaya bakar mı bilemem. Çünkü kendisi Allah'ın halifesidir. Her verdiği dini hüküm ve karar doğrudur. Keramet ile yürür ve hatta yanında Peygamber olacaktır bir müddet. Bir alimin kitabını program yapacağı sözleri; olayın vehametini ve bakıştaki ciddiyetsizligi ortaya koyuyor aslında. Gerçi Mehdi algısı başka olunca vahim bir durumda kalmıyor başkaları için :)

      Sil
    13. Kur'an kaynak Peygamberimiz(sav) kaynak, ne dediğinizi bilmiyorsunuz anlayanlar bilir ki Peygamberimizin(sav) sözlerinin hepsi Kur'an'ın ayetlerinin tefsiri.Peygamberimizin(sav) sözleri Kur'an'ı yeterince düşünmediğimiz için Peygamberimiz(sav)e söylettirilmiştir.Ne demek istediğimi muhatabı ve muhatapları iyi anlar.
      Keza Said Nursi'yi fazla büyütüyorsunuz bunu mahşerde öğrenirsiniz.Said Nursi velidir ALLAH ondan razı olsun ancak büyüttüğünüz kadar değil.
      Said Nursi hakkında sizinle tartışmaya girmeyeceğim ahirette nasıl olsa bilmek istediğinizi öğreneceksiniz.
      Ve yine ALLAH'ın Halifesi ne demek bunu hala tam olarak düşünmüyorsunuz?ALLAH 124 bin Resul(Elçi) ve bu elçilerin 25'ini Nebi olarak gönderdiği halde neden bir tek halife yaratmıştır?

      vesselam

      Sil
    14. 1*İslam'da Seyf ile cihadın sonu 1928'de sona erdi. Yani Seyfin hükmü kalmamıştır. Artık manevi cihad olan Kur'an'ın metoduyla delil ve ispatla hükmünü icra edecek.

      Bediüzzaman, bu zamanın bozuk cemiyetinde “hubb-u nefisten gelen zihniyet-i inhisar” fikrine kapılıp o veya bu alimi veya şu veya bu cemaati eleştirilmemesini bunun yerine esasta ittihad edilmesini tavsiye eder.

      Ayrıca kişi bilmediği hakikatin cahilidir. Okuyup da hakkında bilgi edinemediği eserlerin de cahilidir. Cahil insan bir nevi kördür. Köre filin hortumunu soba borusu olduğunu anlatmak müşküldür.

      Risale-i Nur Kur’an’ın malıdır. Onun arşından gelir. 33 ayet ile ona işaret edildiği gibi, hem Hz. Ali (ra) hem de Geylani Hazretleri (KS) ona işaret ve desteği vardır.
      İnsan dünyaya halifetullah olarak gönderilir ve Allah adına hükmetmesi istenir. Tabi bu konuda peygamber ve alimleri rehber ittihaz edilmesi esastır. Ama ahir zamanda hem İslam birliğini hem dini temsil makamı Hilafetin ilgasından sonra üstüne üstlük düşman istilası ve işgali söz konusu olduğunda ve en önemlisi küfr-ü mutlak cemiyeti hakimiyeti altına alınca kader-i İlahi böyle bir zamanda Hilafet-i Muhammediye vazifesini Mehdi’ye tevdi eder. Yani 5. Büyük halife olarak görevlendirilir. Ve o Allah adına Kur’an’ı ve ehadisin zamana bakan hükümlerini açıklayarak irşada başlar. Halifetullah böyle anlaşılmalı. Ümmetin halifetullahı başka bir kavram, ferdin kendi hayatında halifetullah olarak hükmetmesi başkadır.

      Risale-i Nur mesleğinde “mana-yı harfi” ve “mana-yı ismi” kavramları vardır. Kişi zatı (mana-yı ismi) ile değil mana-yı harfi (yani vasfı ve aidiyeti) ile sevilir ve sayılır. Hz. Peygamber bir insandır, adı Muhammed (as) olduğu için değil, Allah’ın resulü olduğu için sever ve inanır ve tabi oluruz. O kainat kitabının bir harfidir. Bediüzzaman da bir İslam alimi. Kur’an hadimi ve imanı hakikatlerinin zamanımızdaki çok iyi müfessiridir. Bundan dolayı itibar ederiz. Mana-yı harfi ile. Bu özelliği sebebiyle Risale-i Nur Mehdiyet’in programı olmuştur.

      Bizimle tartışma. Mesela 25. Sözü bir aç oku. Kur’an mucizeliğini çok güzel izah eder. Mesela kader bahsini. Mesela 24. Sözü. Mucizat-ı Ahmediye Risalesini. Vs.
      Ayrıca Risalelerin tamamına yakını esmanın tefsir ve tecellilerinin kainattaki cilvelerini anlatır ve gösterir, izahını yapar. Ayat-ı tekviniyeyi göstererek sizi huzur-u İlahiye çıkarır. Velayet-i Kübra mesleğinin gereği budur. Yani veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açar. Bu aynı zamanda sahabe mesleğidir. Bediüzzaman’ın veli veya evliya olup olmamasının bir önemi yoktur. O kendine bir paye biçmemiş, hizmetkarlığa talip olmuştur. Ama eserleri ilim ve delille iman esaslarını ispat ve ikna eder. Bu da imanıbillah-marifetullah-muhabbetullahı mertebelerini kısa sürede kazandırır.

      Bediüzzaman 1918 yılında esaretten dönünce Enver Paşa’nın tensibiyle Genelkurmay’ın temsilcisi olarak Şeyhülislamlığa bağlı Dar-ül Hikmet-i İslamiye adlı akademinin azalığına tayin edilir. O kuruluşun başındaki zat Bediüzzaman’ın azalığa almasının sebebini şöyle izah eder: “Hadis ilminde fevkalade vukufiyeti vardır”

      Bediüzzaman cephede savaşırken bir yandan klasik tarzda tefsir yazar. Adı İşarat’ül İcaz. Fatiha Suresi ile Bakar Suresi’nin 33 ayetine kadar tefsir eder. Ve tam burada esir düşer.

      Sil
    15. 2* Kader-i İlahi ona klasik tarzda değil de iman esaslarını ispatlayan ayetlerin tefsirini murad etmiş ki tefsirdeki 33. ayetteki talim-i esmanın hakikatini çok güzel ifade ettiği için, Hz. Adem’e bildirilen isimlerin öğretilmesine sevk ve teşvik ettiği anlaşılıyor. Yani beşerin yaratılışının sebebi olan talim-i ilm-i esma. Ne iblisin ne de meleklerin bilemediği ilm-i esma. Onun bütün mesaisi ve maksadı şu olmuştur: "Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır."

      Hem tefsir hem hadis ilmine vukufiyeti ona 6500 sayfalık 133 eserin sahibi yapmıştır. Bu arada esrar-ı Kur’aniyyeyi de ifade ederek çok ilginç işari gaybi tarihleri de bulmuş. Ve yeryüzünde Süfyan’ı ve büyük deccali teşhis edip isimleri ile Kur’an’ın cifri işaretiyle açıklamıştır. O kısımlar mahremdir. O Ferdiyet ismine mazhariyetiyle zamanın kutbuna bağlı olmadan hizmet etmiştir. Talebeleri de. Ferd ismi hem Al-i Beyt’in hem Hz. Ali’nin Ferd-Hay-Kayyum-Hakem-Adl-Kuddüs ism-i azamının ilk ismidir. Ayrıca Hakim ismine mazhariyeti olduğundan da söz edilebilir. Tavsiye ederim.

      5. Şua ise ahir zaman fitnesinden korunmada bire bir ilaç gibidir. Çünkü teşhisi kavi müdellel. Çok kimse için önem kazanan gaybi rivayetlere takılmaz. Çünkü “Hakik-i imaniyeye girmeyen cüz’i hadisat-ı istikbaliye nazar-ı Nübüvvette ehemmiyetsizdir” demiştir. Şu gelecek, bu olacak bunların Peygamberlik öğretisi noktasından ne önemi var. Olunca olur. Onun olup olmaması konusunda bir hükmünüz yoktur. Oturup şu olacak bu olacak merak istismarı yapmaktansa Halifetullah olarak Allah’ı tefekkür edip kainattaki hadiselerin menşeini ve ona bakan esmayı bilmek daha önemlidir. Mesela “Allah göklerin ve yerin Rabbi’dir.” Ayeti. Dünya bütün göklerle dengelenmiş. Kainatta bir zerre kadar hükmü olan dünyayı kainatla muvazene etmiş. Niçin? Bunu bilmek Halifetullah mesleğidir. Risaleler buna cevap verir.

      Mesela “En yüce isimler Allah’ındır” (16/60) Halifetullah olan insanın bilmesi gereken en önemli hususların başında gelir. Bakın 15. Sözde Bediüzzaman ne diyor:

      “Ezel ve Ebed Sultanının pek çok Esmâ-i Hüsnâsı vardır. Tecelliyât-ı Celâliye (Allah’ın lütfü ile büyüklüğünün görüntüleri) ve tezâhürât-ı Cemâliye (Allah’ın Cemal sıfatının görünmesi) ile pek çok şuûnâtı (filleri) ve ünvanları vardır. Nur ve zulmet, yaz ve kış, Cennet ve Cehennemin vücudunu iktizâ eden isim ve ünvan ve şe’n (özelliği) ise, kanun-u tenâsü (üreme kanunu)l, kanun-u müsâbaka, kanun-u teâvün (yardımlaşma kanunu) gibi pek çok umumi kanunlar misillü, kanun-u mübârezenin dahi bir derece tâmimini (yaygınlaşmasını) isterler. Kalb etrafındaki ilhamât ve vesveselerin mübarezelerinden (çatışmalarından) tut, tâ semâ âfâkında melâike ve şeytanların mübarezesine çatışmasına) kadar, o kanunun şümûlünü iktizâ eder. “

      Risbale-i Nur bunu öğretir. Yani esmanın ilmi, tecellisi, tezahürlerini gösterir, ki bu da sizi Allah’ı ve fillerini düşünerek sürekli onunla beraber kılar. Bir nevi huzur-u İlahi’de olunur. Çünkü esma ilmine sahip iseniz oluşan olayları, yerde ve gökteki hadiselerin Allah’ın hangi isminin fiilinin gereği olduğunu anlar ve ona hamd ve sena edersiniz.

      Sil
    16. 3* Şimdi yarın şu olacak, bugün bu olacak totosu mu daha önemli yoksa Allah’ın fiil ve işlerinin sergisini müşahede edip gezmek mi? Onun için her şeye mana-yı harfi ile bakılmalı. Evet Mehdi ve Süfyan var. Olsun. Birinden sakınırken diğerini tabi olurum. Zaten Mehdi’nin maçını seyretmek vazifem değil, ona tabi olup mücadele etmek vazifem. O da esma ile olur. Mehdi yanımda olmasa da onu tanımasam da onun yapacağını yaparak onunla birlikte mücadele ederim. Hatta fiilimle onu zemin hazırlarım.

      Risale-i Nur bunu öğretir. Kohenlik ve falcılık değil. Veya atmasyon tutmasyona açık olan rivayet tevilleri değil. Deccal yamağı fetoşun Tayyibe şunu yapacağı ve ne yapacağı mı önemli yoksa hakka tabi olup hakkı kaldırmak mı? Ben Tayyibin simasında 20 yıl önce çok yaşayamayacağına dair çizgileri okuyup kanaat etmiştim. Görünen 40 yıl yaşayacağı idi. Ama 40 yaşında belediye reisi oldu, 50 yaşında başbakan. Ve son olarak 17-25 Aralık fitnesinde kaderinin daha da değiştiğini görünce ilm-i sima uzmanı da olan M.Ali Bulut’a yazdım, “Bak bu adamın kaderi değişiyor ne dersiniz” diye. Sonra Erdoğan 60 yaşına bastı. Onun ömrünü ve hizmetini kim niçin uzattı. Niçin? Yazmayayım dilinizi yutarsınız. “Rum mağlup oldu, ama yakında galip gelecek” ayetinin ihbaratına nasıl masaddak olanlardan biri oldu.
      İşte bu gaybın Allah’a ait olduğunu en bariz delidir. Ve gaybi ihbarat gerçekleşince anlaşılır ve tevil edilir. Kaldı ki bütün rivayetlerin tamamı Levh-i Mahv İspat’ta var. Ancak şartlarının oluşmaması halinde tehir veya iptali kader-i İlahi yani Meşiet-i İlahi’ye aittir. Çok Levh-i Mavh İspat’ta yer alan olayların ihbarları zamanı gelince hükmü iptal edilmiş. Verilen bir sadaka belaya def ederek ölümü ertelemesi gibi bir müjde veya acı olay olmamıştır. Yani kader-i muallaka tabidir.
      Şu biline ki, Kur’an ve iman hizmetine girildiğinde bütün tesirat ve neticeleri Allah’a aittir. Sizin hiçbir hükmünüz yok. Çünkü yap diyen ve fiili yaratan Cenab-ı Allah’tır. Tek payınız sizin niyet etmeniz. İşte bu hakikate binaen Cenab-ı Allah hizmetkar kulunu ilham ile yönlendirir. Hizmetini nasıl yapacağını, veya nasıl yazacağını veya kime neyi anlatacağını ilham veya kerametle gösterir. Sizi istihdam eden o. Tek payınız hayra niyetli olmanız. Yoksa sizin hükmünüz bir hiçtir. Tabi olduğunuz zatın esmasının tecellisini ve nasıl olduğuna müşahit olarak size hamd ve şükür kalıyor.

      Onun için Kur’an müfessiri ve Hadis alimi iman ilimlerinin mütehassısı Bediüzzaman Said Nursi benim için de alem-i İslam için de çok önemlidir. Onun tasarruf sahibi olduğu da birçok vukuatla anlaşılmıştır. Boş veremem. Sen ver. Rivayet dedikoduculuğunun şu muhatarası vardır ki, haddini aşar laf edersen “Gayb Allah’a aittir” ayetine muhalefet eder ve yeri gelince tokadı yersin.
      Bak Kur’anda bir ayet var. Fetoşun ve cemaatinin 1435 Hicri tarihinde büyük bir belaya ve çözülmeye maruz kalacağına dair ebcedi işaret var. Tevbe/90. Bunu 15-20 yıl kadar önce bir Nur talebesinin kitabında görmüştüm. Not edip sakladım. Zamanı gelince bizzat şahit oldum ve olduk. Değil mi? Yani ilim kimsenin tekelinde değildir. Ama üstadı bilmek ve tabi olmak esastır.

      Gaybi ihbarat rasih ilim sahipleri ve müceddidler ve vazifedarlar içindir. Onların yerine kalkar ahkam keser veya Bediüzzaman gibi bir zatın tevilini küçümserseniz küçük düşersiniz. Sikke-i Tasdiki Gaybi ve Şualar birçok ihbaratın tevili ile doludur. Mesela silahlı cihadın bitiş tarihini olarak Bakara Suresi’nin 256 ayetindeki “La ikraha fiddin” 1928’e bakar. Ve laikliğin hükümette bir esas olması sonrası ona mukabil manevi bir cihadın çıkacağı belirtilir. O da Mehdiyettir. Lafı cimi yok.

      Sil
    17. 1*Sakarya Seyf’e Bediüzzaman Kur’an’ın dellalıdır. Başka hiçbir özelliği yoktur. Asrımızın yaş ve kuru bilgilerinin sergidarıdır. Ne ararsan bulunur, yeter ki basiret ve ferasete açılan gözün olsun:

      Tabii Kur’an ve Hadis hem şeriatın, hem de ibadetin esasıdır. Zaten kuru ve yaş her şey Kur’anda vardır. Ancak ondan bilgi hüküm çıkarmak. İstihraçta bulunmak ve de mazi ve istikbale bakan gaybi haber almak için de ilme bazen de rasih ilme ihtiyaç vardır.

      Bediüzzaman, her ayetin mana mertebelerini zahiri, batıni haddi ve mutttalaı olarak belirttikten sonra Hadiste belirtildiği üzere her birisinin ayrıca füruatı, işaratı dal ve budaklarının da bulunduğunu vurgular. Böylece her bir ayetin 16 mana mertebesi olduğu anlaşılır.

      Kur’an’ın her bir ayeti bütün Kur’an’a baktığı gibi, her bir ayet de diğer bütün ayetlere bakar. Bu ne anlama gelir. 16 manası bulan her bir ayet 6665 ayete bakarak yeni mana mertebelerine erişir. Bu da milyonlarca yaklaşık bir ayetin 180 milyonluk mana mertebesi sahip olduğunu akla getirir. Bediüzzaman Kur’an’ın 40 ayrı sosyal sınıfın anlayışına göre hitabı olduğunu belirtmesi, Kur’an’ın mana kesretini ve mucizeliğini gösterir. Ayrıca herkese 25. Sözün başındaki Kur’an nedir tarifinin mutlaka okumasını tavsiye ederim. Emsali olmayan bir tarif. Müthiş irşad eder. Kur’an ile ilgili 7 kat göğün ufku kadar ufuklar açar.
      Yine müteşabih ayetlerin riyazi işaratı da olur. Mesela Deccal’den aşağılamak için söz etmez. Ama ona işari olarak göstermesi vardır. Arapçada bir kural vardır. Her şey zıttıyla beraber vardır. Mehdi için olan riyazi işaretler aynı zamanda Deccal’e yani hem İslam deccaline hem büyük deccale işaret ediyor demektir.

      Bediüzzaman Kevser Suresi’nin ebcedi işareti ile Süfyan ve iki suç ortağının isimlerini ebced hesabından hareketle onları teşhir eder. Aynı Sure’de Hilafetin Osmanlı’daki süresini de yine ebcedi hesapla bulmuştur. Yani bir nevi mazi gaybına ait tarihleri ve süreleri ve kimlikleri tesbit etmiştir. Ayrıca Hilafet-i İslamiye’ye düzenlenen komplo ve suikastlerin Yunan Harbi’nden, Rus Savaşı’na ve Yeniçeri’nin ilgasına kadar bütün tarihleri ayete dayalı olarak belirtmiştir. 1222 tarihinden itibaren silahlı hakimiyetin sonra areceğini zımnen bir asır sonra da manevi cihadın vaktini gireceğini yine riyazi hesaplarla bulmuştur. Ki 1222 tarihi ilk öğrneci hareketlerinin belirmesi ayrıca İngiliz Donanması’nın İstanbul’a kadar gelip gövde gösterisi yapacağına işari olarak Kur7an’ın haber verdiğini bulmuştur. Bunun gibi çok mucizevi hadisata dair istihraçları vardır.

      Harf İnkılabı üzerine 2 yıl süreyle Kur’an’ın harflerinin tevafuk ve mucizeliğini göstermek için çalışma yapan Bediüzzaman, Kur’an, Allah, Rahman, Rahim gibi bir çok ismin geçtiği sayfa ile diğer sayfalarda üst üstü gelmesinden hareketle o ayetlerin işaret ettiği manaları başarılı bir çalışmayla ortaya koymuş. Gayri münteşir eserinde bunlar yer alır. Yani Kur’an’ın harflerinin tevafukatını ve mucizeliğini ortaya koymuş.

      Senin gibi mesnetsiz ve manevi hiçbir illiyeti olmayan istihraçlarda bulunmamış. Son seçim kararının aldığı Temmuz sonunda ve 1 Kasım günü bu sitede sonuç hakkında Kur’an’a dayalı tevafuka müstenid istihraçları yazdım. Geçmişte büyüklerimizin gaybi ile ilgili teeddübüne uyarak çıkan rakamı 19 eksik belirttim. Ama ona düşündürerek. Yani 305 değil 324 sandalye sayısını.

      Bunların hepsi Risale-i Nur’un Kur’an mana dehlizlerinde dolaşma usulleri ile elde edebilecek rakamlardır. Yani ben oradan aşırdım. Ayrıca gezi dahil 17-25 Aralık, mahalli seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçim neticelerini aylar önceden yine aşırdığım bilgilere dayanarak yazdım. Ki bunlar o krizli günlerde ehl-i imana ümit versin diye. 1414 Hicri tarihteki tevafukun 2014’te Tayyip için geçerliği olacağını da. Sitelerde hepsi duruyor.

      Sil
    18. 2* Hz. Geylani kainatı avucunun içine alır tefekkür edermiş. Bir çok büyük evliya mazi ve istikbali bir arada tefekkür eder, ama maziden sarahatle bahsederken istiklbali rumuzla ifade ederlermiş. Neden acaba? Mesela Beidüzzaman’ın bir talebesi 2002’ye işaret eder ve zaferi müjdeler. Ama Bediüzzaman o tarihi siyasi diye onu belirmekten imtina etmiş. Yani Tağuti olarak nitelediği 1417’deki 28 Şubat Hadisesi’nin haber vermiş ama devamını siyasi diye mesleği gereği yazmamış? Niçin? Bir tek sebepten dolayı:

      “Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüz’i hadisatı istikbaliye nazar-ı Nübüvvette ehmemmiytsizdir”

      Eh sünnette ne varsa onu uygulamış.

      Mesela 11. Şua’da şöyle bir ihtara yer verir. Kur’an’ın Gaybi haberiyle ilgili olarak.

      “Herbir âyetin müteaddit mânâları vardır. Hem herbir mânâ küllîdir; her asırda efradı bulunur. Bahsimizde bu asrımıza bakan yalnız mânâ-yı işârî tabakasıdır. Hem o küllî mânada, asrımız bir ferttir. Fakat hususiyet kesb etmiş ki, ona tarihiyle bakar.
      Ben dört senedir, bu harbin )2. Cihan Harbi) ne safahatını ve ne de neticelerini ve ne de sulh olmuş, olmamış bilmediğimden ve sormadığımdan, bu kudsî sûrenin daha ne kadar bu asra ve bu harbe işareti var diye daha onun kapısını çalmadım. Yoksa bu hazinede daha çok esrar var olduğunu Risale-i Nur’un eczalarında, hususan Rumuzât-ı Semaniye risalelerinde beyan ve ispat edildiğinden onlara havale edip kısa kesiyorum.”

      Sizi daha fazla rencide etmek istemem. Bir daha lafınızı boğazınızın 40 boğumu kadar tartıp söyleyin. Şu unutulmasın. Mehdi ve Büyük Deccal ve İslam Deccali gelip gitti. Sonra Bediüzzaman’ın belirttiği 3. Safhanın içindeyiz. Birkaç yıl içinde fecr-i sadıkı yaşayacağız. Bu fecr-i sadıkın ihbarı ise Hz. Peygamber’e aittir. Mesih-Mehdi buluşmasını kast ederken. O buluşmanın tabi şahs-ı manevi buluşması olarak kabul edilmeli, yani bir iki dinin mü'minlerinin ittifakı olarak. Cihan çapında bir neticeye ve sulh-sükuna giden kapıyı açacak. Allahü alem bu Mesih'in beşeri vücuduyla 4. nüzülü olacak. Bediüzzaman ondan müjde istihraç etmiş. Ne olduğunu yazmayayım daha iyi, ki sevinci güzel olsun.

      Unutulmasın vazifedar zatlar, sayısal çoğunlukla değil az ve öz insanlarla büyük hizmetler yapar. Bu zamanda gaflette yani uykuda olanları gözü önünde her şey cereyan eder de anlaşılmazmış. Hakim isminin tecellisinin gereği olarak. Dünyanın dar-ül kudret değil dar-ül Hikmet olması hakikati sebebiyle.

      Ama dünya 70 yıllık bir iman güneşinin bütün cihanı aydınlattığının hem ehl-i kubur hem ehl-i dünya görecek.Mele-i Ala'daki Hz. Peygamber de sürurla seyredecek. İnşaAllah

      Sil
  14. Abdurrahim çokgüngör sana göre mehdi saidi nursi hazretleri öylemi senin sözüne baktığımızda ozaman bize ulaşan mehdi aslm ile ilgili hiç bir hadis doğru değil mehdi aslm sufyaniden sonra gelecek sufyani çıktıda bizimmmi habeirmiz yok be mubarek mehdiş aslm doğu romayı ve batı romayı aldıda biizmmi habeirmiz yok medineli alimi öldürdüde bziimmi habeirmiz yok dünyada bütün mezhepler kalktıda benimmi haberim yok lütfen sallarken azıcık mantıklı sallayınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1* Süfyani kim? Kim bu Süfyani. Ne anlama gelir. Arapça kurallarına göre terkibi olmuş bir kelime. Bir unvan. Süfyan, İslam Deccali’nin meslek ve meşrebinde olan kimse (kimselere) denir. Hz. Peygamber bunları Cebabire olarak nitelemiş. Mehdi her kim ise Süfyan’ın hurucu üzerine vazife alır. Vazife almak zuhurdur. Çalışması ve hakimiyeti bir vasır sonra. Mehdi her kim ise o değil cemaati onun çizdiği yoldan giderek hizmet eder, ittihad-ı İslam’ı sağlar ve Hilafet-i Muhammediye’yi tesis ederek alem-i İslam’ın istiklalini sağlar. Bir asır sonra. İslam Alemi şu anda istiklal mücadelesi veriyor. İslam Alemi’nin en ileri ülkesi sayılan Türkiye bile hür ve müstakil bir ülke değil. 1950’den başlayarak 1965-1975-1983-2002 ileri atılımlarıylaa istiklalini sağlamaya çalışıyoır. NATO askerinin son darbe teşebbüsünün üzerinden 6 ay geçmedi. Ondan önce 14 yıl içinde 4 darbe teşebbüsü, kapatma davası, gezi, MİT meselesi, 17-25 Aralık unutulmamalı. Kim darbe yapmak istilorb. Niçin demokratlarla temsil edilen ehl-i iman ve İslam’ı vesayet altına almak istiyor. Küresel güçler. Onlar kim? Deccaliyetin temsilcieleri. Onaları kim yönlendirir. Hadislere göre Yahudi (Siyonistler).
      Şimdi Süfyan kim ona bakmak lazım. Süfyan Selinakli sabataycı bir ailenin çocuğu olduğu anlaşılıyor. Annesi M……. Babası ise Yahudi asıllı. Adı bile var. Süfyan Şam’da iki defa Osmanlı döneminde vazife alır. Hilafetin ilgası sonra hükmederek Süfyaniyet devrini başlatır. Her kimse. Hakimiyeti’nin mahiyetini açıklamak kanuni sebepler yüzünden mümkün değil. Bilen biliyor.

      Rivayetlerde özellikle Şia rivayet ve keşiflerinde bir Süyfani’den bahsedilir. Ehl-i Byet’e olan muhabbetleri sebebiyle Ebu Süfyan ve ailesine olan siyasi ihtilafları yüzünden. Bu bilgi kirliliği yapıyor. Sebebi ve tevili muhtelif. Onun Süfyan’a zemin hazırlayacağı bahsedilir. Öyle bir husus var. O Süfyani hem bir siyasi hareket hem de onun 3 paşasının olduğu bir başka rivayetten anlaşılır. Hilafetin hakimiyetinin sone erdiği tarih bu 3 paşanın Ziya Gökalp denen Mason Localarının şakirdinini tertiplediği bir Bab-ı Ali baskınıyla başa geçtiği tarihtir. Ve İttihatçı (Süfyani) hakimiyeti başlar. Bu cereyan Süyfan ve partisine zemin hazırlar. Bunların izahı çok uzun ve yasalar izin vermiyor.

      Bediüzzaman “Mehdiyim” dememiş. Hatta ve hatta Mücedditliği bile kabul etmemiş. Kendisini “Kur’an Dellalı” denmesini istemiş. Yani Kur’an’ı ve hakikatlerine kılavuzluk eden kimse demektir. Sonra ilim sahibi bir zatın enanityetle ve kendini beğenmişlikle fetoş gibi kainat imamlığı gibi abuk sabuk makamlara talip olması saçmalıktır. Öyle düşünen de öyledir.

      Bediüzzaman Allhah demenin 3 ay hapisle cezalandırıldığı bir zamanda bakmış ve iman hizmetine talip olmuş. İman olmadan hiçbir şey olmaz. Nübüvvetin 23 yıllık süresinin 13-15 yıllık bölümü Kur’an’ın iman hakikatleriyle ilgili ayetler ve hakikatlerinin açıklanması ile geçmiş.

      Siz Kur’an değil dünya debdebe ve saltanatı ile ilgili olduğunuz ve ogözle baktığınız için müteşabih olan hakitlerinin lafzına bakıp meseleyi anlamayıp öfke içinde çıkışıyorsunuz. Doğu Roma’nın fatihi Mehmed Sultan Han.

      Sil
    2. 2* Batı Roman’nın yani Vatikan’ın fatihi ise Mehdi’dir. Daha doğrusu Mesih’in delaletiyle Tevhidin kabul ettirilmesidir. Bu Fetih nedir? Roma’nın içinde bulunan Vatikan Devleti’nin yani Hıristiyan merkezinin Hz. Mesih’in delaletiyle tevhidi kabul etmesidir. Bu konuda 1962 yılında yüzyıllarca yıl sonra toplanan Vatikan Konsülü’nün aldığı bir karar var. Ne zaman?. Bediüzzaman’ın onlara Zülfikar’ı göndermesinden 10 yıl sonra. O Vatikan 2. Konsülüne göre İslam hak dinidir. Yani bir başka kurtuluş yolu olduğu kabul edilerek, Müslümanların onlara göre kafir sıfatı düşürülmüştür. Ve ogün bugün dini günlerimiz kutlanır. Ayrıca 22 yıl sonra Avrupalı Kardinaller Avusturya’da aldığı, ancak Deccaliyet’in yani neocon-neoliberal iktidarlar tarafından açıklanmasına izin verilmeyen bir kararı var. O karar da teslis red edliyor ve Müsülmanlar gibi tevhid kabul edilirken Müslümanlar gibi Allah’a inanmayı kabul ettiler. Bu konuda birçok ilim adamının elde ettiği bilgiler var. O toplantıya katılan Kardinallere göre. Bu sitede bu çok yazdım.

      Bunun şunun için yazdım muhtemelen Türkiye’deki istiklal savaşı kazanılıp fecr-i sadık (bu tabir HZ. Peygamber’e ait olup Bediüzzaman tarafından ihya edilen bir kavram) sonrası Hz. Mesih’in cemaatinin çalışması sonucu 1456 tarihinde Tevhid cihanda zirve yapacak. Buna dair çok güçlü istihraçlar var.

      Türkiye Türkleri af buyurun dünyadan habersiz gaflet uykusunda .Öyle ki bir Hadis veya rivayetle bütün ahir zaman ahvaline muttali olduklarını sanıyorlar. Üstüne üstlük Müslümanlar arasında hiçbir bir ittifak yok iken. Ve en önemlisi gözlerinin önünde duran ve hükmeden İslam deccaliyetini görüp bilemiyorlar.

      Ahir zaman 500 yıllık bir süreçtir. 18. Yüzyılın sonundan başlayarak 19. Yüzyılda İslam hakimiyeti durdur. Ve harici zındıka komiteleri faaliyet gösterir. Ve Hilfafet-i Osmaniye’ye çökertilir. Ve merkez eyaleti İslam’dan anayas değişikliği ile istifa eder. Ve Deccaliyet asrı başlar. Siz dünyanın nüfusunun üçte ikisinin ne zaman dinsizlik rejimlerini altına girdiğini biliyor musunuz? Ana yurttaTürkler’in tamamına yakını komünist rejimi altına girerken kalanlar kimin hakimiyeti altında idi?

      Mehdi bir şahıs Onun ve Mesih’in kimliğini ancak ve ancak akarribi bilecek. Ve de ehl-i feraset. Mehdi 23 yıllık hizmet süresi sonrası Hz. Peygamber’e ayna olması sebebiyle o süre kadar bir zamanda hakimiyet tesis eder. 4 halife devri. Bu da 90 yıldır. Ve de muhtemele 2019-2022 arası bir fecr-i sadık başlar. Mehdi kendisi değil cemaati, sonra diğer İslam cemaatleri ve en sonrada Seyyidler cemaatinin katılmasiyle fütühata başlar. Size göre bu hoca gibi biri veya şu tarikatın şeyhi “ben Mehdiyim” dese ve gerçek Mehdi olsa ne değişecekti. Kimi güler kimi fetoş gibi abuk sabuk işler yapardı. Değil mi? Din Mehdi ile tamamlanacak. Yani Kur’an hakikati ile. Yani askeri ve siyasi yolla değil. Din yenilenecek. Yani ehli küfre göre Müslümanlar Kur’an hakikatleri ile yeniden donatılacak.

      Sil
    3. 3*Türkiye’de Mehdi avcılığı veya hastalığının sebebi, bir doğulu hocanın bazı tarihleri havi istihraçları ona buna verip Mehdi’nin zuhuru değil hakimiyete başlama tarihlerinin nazar-ı itibare alınması hatta ve hatta 3 Mehdi uydurması ile patlak vermiş. Türk kütüphanelerinde Osmanlı’dan gelen yasaklama kararı sebebiyle bilgi kitapları yok. Arapça’dan aşırılıyor. Bir kişi kendini Mehdi ilan edebilmek için bir altın çağ kitabı yazıp piyasaya sürünce, bütün dini gruplar dini hizmeti bırakıp kıskançlıkla efendilerini, şeyhlerini veya gruplarını Mehdi ilan edince bir zerre büyüklüğü olan gerçek Mehdi dünya palavra çöllerinde kayboldu. Zaten öyle olması lazım. O herkes uykuda yani gaflette iken hizmetini yapıp gideceği rivayetlerde var.

      Benim yazdığım sadece delillere dayanır. Şualar’da Ayet-ül Kübra’da zamanın seyyahı mana aleminde Hz. İmam Rabbani’nin dönemine gider. Ve onun Mehdi ile ilgili istihracına cevap verir. Ve Mehdi‘nin bir şahs-ı manevi yani ehl-i iman ve İslam’ın cemaatlerin içine alan hidayet cereyanı olduğunu belirtir.

      Bak senin kim olduğunu bilmiyorum. Bediüzzaman’a iftira atma. İstersen kime bağlıysan onu Mehdi yapalım. Ama müteşabih olan ve açık ve seçik olmayan rivayetlerin lafzına yani dış manalarına bakıp abuk sabuk laf etme. Çünkü sırrı- teklifi var. Din bir imtihandır. Her meselesi imtihan ile anlaşılır. Mehdi’nin bir nevi gizli olmasını sebebi küfr-ü mutlakın hüküm sürdüğü bir zamanda keramet veya başka bir gösterişle doğru dürüst imanı bile olmayan kitleleri peşinden sürükleyip hakkı olmayan neticeler veya neticesi olmayan fiilleri kalkışmaması için. Çünkü Talut’un askeri 313 kişi idi. 10 bin kişiye karşı niçin durdu. Arkadaşları sudan içip saf dışı kalırken onlar kavi imanla söylenene uyup zafer kazandı. Mehdi (Talut) az ama öz adamla kazandı. Ve Davud’a (Mesih’e) zemin hazırladı. Mehdi-Mesih böyle.

      Bak kendini Mehdi sanan Harun Yahya, yani Adnan Hoca bile Risale-i Nur’un Mehdi ile ilgili işaretlerinin çok önemli olduğunu söylüyor. Beni beğenme ve inanma. Ama gerçeği bulmaya çalış. Ahir zamanda insan sabah evinden mü’min çıkar akşam kafir dönermiş. Bunu önlemenin tek yolu kavi ve sahih bir iman. Risale-i Nur’un vazifesi bu. Gerisi laga luga.
      Bizim dünyaya bisetimizin sebebi Allah’ı bilmek ve iman etmek. Dünyevi maceralarla uğraşmak değil. Risale-i Nur Allah’ı anlatır. Sen Allah’ın kim olduğunu, efalini, sıfatlarını, ilmini biliyor musun? Bunu bilmek, Mehdi’yi bilmekten katrilyon çarpı katrilyon kere daha önemli. Zaten Mehdi bunu yapacak. Allah’ı tanıtacak. İşte Rabbimiz bu diyecek.

      Bir aydır şu ortadoğudaki deccaali fitnenin sebebin yazacağım tali meseleler çıktıkça yazamadım. Yazayım da Süfyani-Süfyan değil, Mesih-Mehdi karşıtı deccaliyetin yani deccaliyetin son merhalesinin işinin nasıl olduğunu anlatacağım. Hz. Ali’den gelen bir gelenek var. Sadece Süfyan’a odaklanır. Torun Mehdi’ye akıl verir. Bu gelenek yaşayınca büyük deccalin büyük deccalin marifetleri üzerinde kimse durmaz. Halbuki 3. Cihan harbi yani Armagedon yani şimdiki çatışmalar onun savaşı. Süfyanin değil. Mehdi’nin bulunduğu Alem-i İslam’a tecavüzün Mehdi’nin merkez üssü Türkiye tarafından önlenmesi ve Mesih’in (cemaatinin) yardımı ile bu tecavüzü savuşturup İsrailin ortadan kaldırılması söz konusu. Süfyani ile ilgi rivayetler ise bu işin bir satırı. Çünkü savaş bilad-ı Şam’da denen Batı Irak-Suriye-Lübnan-Güneydoğu Anadolu-Ürdün-Filistin-K.Arabistan ve Sina’daki çatışmalar süfyaniden dolayı değil, Ortadoğu’dan çekilecek ABD’yi önlemeye çalışan deccaliyetin 3. Güruhu neocon-neoliberal zındıka komitesinin eseri olduğudur.

      Kaddafinin çeyrek asırlık silahlarını kim getirip DAEŞ’e verdi. Siz bilir misiniz?. Erdoğan bu savaşı önlemek için nasıl 6 yıl çalıştı bilir misin? Hayır. Ama yorum müthiş saldırı dolu. Peh. Bir yerleei yatır da faiz getirsin.

      Sil
    4. 4* Şimdi Mehdi konusunda Bediüzzaman’ın bir tesbiti var. Yani fitne cereyanına karşı hidayet cereyanlarının şahs-ı manevilerinin Deccal ve Mehdi olarak rivayetlerde yer aldığını belirtir. Ve onların zamanında yapılan her şeyi onlara mal edilmesine dikkat çeker. Şimdi Sözler’den şu tesbiti bir okuyalım:
      “Mehdî, Süfyan gibi, âhir zamanda gelecek eşhasları çok zaman evvel, hattâ Tâbiîn zamanında onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar….
      Mehdî gibi eşhâsın (şahısların) hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki: Ehâdisi (Hadisleri) tefsir edenler, metn-i ehâdisi (hadislerin metnine) tefsirlerine ve istinbâtlarına (sözden mana çıkarmalarına) tatbik etmişler. Meselâ, merkez-i saltanat o vakit Şam’da veya Medîne’de olduğundan, vukuât-ı Mehdiye ve Süfyâniyeyi (Mehdi ve Süfyan olaylarını) merkez-i saltanat (saltanatın başşehri) civârında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler. Hem de, o eşhâsın (şahısların) şahs-ı mânevîsine veya temsil ettikleri cemaate âit âsâr-ı azîmeyi (büyük eserleri) o eşhâsın zâtlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhâs-ı hârika çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki, demiştik, bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyârı elinden alınmaz. Öyle ise, o eşhas, hattâ o müthiş Deccâl dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidâyeten (başlangıçta) deccâl olduğunu bilmez. Belki nur-u imânın dikkatiyle o eşhâs-ı âhir zaman tanınabilir.”

      Burada senin gibi rivayetlerin dış manalarına bakıp hüküm verenlerin ne kadar hata ettiğini anlamışsındır sanırım. Bize ulaşan rivayetler halis değil karışık. Yani ravi rivayetı tefisirini katarken yorum yapıp mana vermiş.

      Bir Hadis var. O Hadis Sultan Abdülhamid’in vefatından sonra (1917) yerine geçecek halife (1918) için zayıf halife nitelemesi yapar ve onun iki yıl sonra ya istifa edeceğini ya da ıskat edileceğini belirterek onun Şam’da toprağa verildiği yıl Mehdi’nin zuhur edeceğini belirtir. Bu hadis çok gözden kaçırılmıştır. Çünkü O hadisin başında batılı emperyalistlere yani Beni Kantura yani Beni Esfser yani sarışının oğulları onları terk edin anlamında (Etrak-Türkler) adı ile anılarak ahir zamanda alem-i İslam’a saldıracakları zamanı kast eder ve “”Şam’da Mescid-i dumaşk’ın batısında hasıf (çukur) gibi yere batmış mezara benzer bir yerde defnedilirse: (1926) işte o zaman Mehdi’nin zuhurunun alametidir.” İlginç olan İttihard yanlısı Abdülmecid’i es geçen Resulullah Sultan Abdülhamid’i tahttan indirilmesine rağmen vefatına kadar ki zamanı vazifede kabul edip över.

      Bazıları benim Risaleler’den iktibas yapmamı anlamıyor. Çünkü rivayet tevili konusunda zamanımızın anlayışına uygun metodu gösteriyor. Bir örnek vereyim. Biraz kaba olur ama bazen biz konuşurken “hıyar gibi adam” sözü ederiz. 500 yıl sonra gelecek nesil bu sözün dış manasına bakıp hıyardan adam aramaları ne kadar gülünç olur değil mi? Rivayetimizde hıyar gibi adam denince millet tarlaya gidip hıyar adam aramamalı değil mi? Değil mi?


      Sil
    5. 5* Bak Risale-i Nur Kur’an’ın malı olduğunan şöyle bir vazifesi var. Okuyalım: “Risale-i Nur, yalnız bir cüz’î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor; belki küllî bir tahribatı ve İslamiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususi bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumî ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bâhusus avâm-ı müminînin istinadgâhları olan İslamî esaslar ve cereyanlar ve şeâirler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi Kur’an’ın i’câzıyla o geniş yaralarını, Kur’an’ın ve imanın ilaçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor. “ Kastamonu Lahikası.

      Aynı mealde Şualar’da da böyle bir ifade var. Siz inanmayabilirsiniz. Ama Kur’an ve Hadis uzmanı olmadığınıza göre Hadislere mana verip kamuoyunu etkileme hakkınız. Yok. Birileri görmüş bir Hadis. Dış manasına bakıp mana vermiş siz de ona kendinizi kaptırmışsınız.

      Bakın Mehdi 13. İmamdır. 13. Müceddid. Siyasi ve dünyevi hiçbir makamı yoktur. Niçin mi? Hz. Peygamber’in bir hadisi var. Bu Hadis çok önemli ve şifrelidir. Yani tam 12 adet ebcedi işareti var. Hepsi de 1317 ile 1377 yıllarına bakar. Ayrıca Mehdi’nin hakimiyet ve hizmetinin sonuna bakar. Hadis şöyle: “Cenab-ı Hak bir kulunu dünya nimetleri ile kendi nezdindeki nimetlerden birini tercih hususunda muhayyer kıldı. O da ind-i İlahideki nimetleri tercih etti.”

      Hz. Resulullah (as) vahiy kaynaklı bu hadisle önce kendilerini kasd etmiş. Sonra ise sırr-ı verasetle Hazreti Mehdi’nin şahsiyetinin kast edildiğini de anlamış.
      Demek ki Mehdi’nin dünyevi bir nimeti makamı olmayacak. Yani beş kuruşsuz biri. Üstelik sürekli Süfyan’ın tarassudu ve baskısı üzeriden kalkmayacak. Senin gibi dünyevi saltanat ve şatafat meraklısı insanların anlayamadığı hakikat bu. Siz eli kılıçlı veya silahlı yüzbinlerce askeri olan birini bekleyip herkesi asıp kesip hükmedeceğini sanıyorsunuz. Mehdi müceddit mi, yoksa cellat mı anlayalım. Fetih açmak anlamındadır. Yani bir yörenin İslam’a açılması demektir. Yeniçeri’nin giremediği Avrupa’ya 500 yıl sonra Anadolu köylüsü işçi olarak girip İslam’ın Hırıstiyan ve Yahudilik’ten sonra 3. Resmi din olarak kabulünü sağlamış. Fetih yapmış fetih. Yani yeniçeri değil Türk köylüsü ve Arap köylüsü Avrupa’yı İslam’ı açmış. Bu fetih değil de nedir? Yazacağım deccaliyetin 3. Ve son fitnesinin hakimiyeti sırasında neocon-neoliberal odaklar bunu önlemek için İslamfobia’yı tahrik ediyor. Büyük İsrail için Protestan ağırlıklı söylemlerle emellerine Batı’yı alet etmek istiyor. İslam’ın NATO 1990 toplantısında düşman ilan edilmesine paralel fitne kazanları kaynatıyor. Çünkü 2. Vatikan konsülünün kararı ve Avrupalı Kardinallerin 1984 kararları Siyonist köpekleri kudurtmuş vaziyette. Ama atı yani Burak’ı alan değil Avrupa’yı Atlantiği bile geçti de deve kuşularımız bunları anlayamıyor. Şimdi İzacea Nusrullahi vakti.

      Bediüzzaman’ın bir sözü var “Her söylediğin hak olmalı, ama her hakkı söyleme hakkımız yok.” Olaya genel manada bakıp yazdım. Bir ara yazarım fitne ne demek. Belki 40 kadar manası var. Bunlardan ahir zaman fitnesi olarak manası ise: Bozgunculuk, kan dökme, istibdat, içtimai ve dahili kargaşa, ihtilaf, fikri-şer’i-itikadi-siyasi-içtima her türlü kargaşa, anarşi. Nefisleri azdıran günahlar ve cemiyeti azdıran sefahat. Şimdi bunların hepsi var, peki ne zaman başladı. Kim başlattı.? Türk milletinde komünizme kim zemin hazırladı. Şeriat-ı Muhammediye ve Şeair-i Ahmediye’ye tahrip ederek kim yaptı. Anarşist ve terörist niçin ilk olarak Türk milletinde görüldü sonra Kürtlere geçti. Bunlar için tek ses değil harf bile söylemeyen Mehdi avında. Tabi avlanmak da oluyor ve o ayrı karikatürize hal ki, Allah düşürmesin.

      Sil
    6. 6*Bediüzzaman gizli fesad komitelerinin hilafete suikastinden bahseder. 3-4 olayı sayar 1826 ile 1913 arasında. O komitelerin cumhuriyet adı altında istibdat ile gelecek nesillerin dinsizleştirilmesi için yaptığı uygulamaları sayar. O zaman ne zamandı? Tarihi bilmeyen konuşmasın. “Rum mağlup oldu yakında galip gelecek.” Bu ayetin ebced hesabı 1909 ve 1913. Yani Hicri değil Rumi yani Miladi takvimle olması çok manidar. Rum iline Rum takvimiyle haber veriliyor. Hz. Muhyidd-i Arabi istihraç etmiş. Bediüzzaman da 25. Sözde bu istihracın sahibini zımnen onaylamış. Ve Süfyani dönemi başlar.
      15 yıl sonra ne olur. 1924 ve 1928. Hz. Ali Kaside-i Ercuze’de “Arap harflerinin Acem harflerine çevrilmesi zamanından sonra Deccali bekleyiniz” der. Yani Süfyan’ı. Bir şey daha söyler. Rum mağlubiyetini anlayışında. Besmelenin harfleri biter Mehdi çıkar. Yani 19. Yüzyılın sonu 20. Yüzyılın başında ne olur. Yazacağım Deccaliyetin 1917-1945 büyüme dönemi. 1945-1990 küresel tehlike haline dönüşmesi. 1990 ve sonrası Yeni Dünya Düzeni. Yani Siyonist uşağı neocon-neoliberal Alem-i İslam’a saldırı zamanı. Türkiye’de-Irak’ta-Pakistan’da deccale hizmet eden 3 dini cemaat. O zaman nerelerdeydik biz? Gaflet uykusunda. Mehdi herkes gaflette, yani uykuda, yani küfrün gecesinde gelir ve bize fecr-i sadık zemin ve yolunu bırakıp gider. Bu fecr-i sadık vaadini ilk teleffuz eden mübarek ağız Hz. Peygamberdir. Onu 1300 yıl kimse keşfedememiş. Bediüzzaman Şam Hutbesi’nde Cami-i Emevi’de bütün ulemanın huzurunda fecr-i sadık ı müjdelemiş ve tarih vermiş. 1371. Yalansa, ki yalan çıktı. 1381’den 30 ve 40 yıl sonra yani 1991 ve 2002. Tabi burada 70’i 30 ve 40’a bölmesinin hikmeti nedir. 1371+70 = 1441.
      Bir talebesi hakimiyet-i İslamiye’nin başlama tarihi olarak 1969’u verir. Ve 2019’da zirve yapacağını istihraç etmiş. Bir ayetten. Şimdi sen bunları biliyor muydun?. Bak bunlar binde değil, milyonda bile değil. Son bir asırın fetihlerindeki işari tarihleri. Türk toplumunun zilletten yeniden bayraktarlığına giden tarihleri. Yıl 1926. Kamuda başörtüsü yasağı. 2016. İlk başörtülü kaymakam vazife başında.

      Mehdi 13.imam. 13 rakamının sırrına mazhar. Hz. Peygamberle başlayan bu 13 sırrı Mehdi’de tevafukları çoktur. Öyle ki, fetoş fitnelerinin tamamına yakını ve de 3 seçim art arda zaferle bitmesinin sırrında bu 13 sırrı vardır. Bunları yazdım. Sitelerde duruyor. 1435. 1+4+3+5 = 13. Konstanniyeye’nin fethi: 1453: 1+4+5+3= 13. O zaman denizden gemiler, 1435’te boğazdan denizin içinden arabalar geçti. Fatih Roma’yı fethe gider. Ama mümkün olmaz. Çünkü:
      Hacı Bayram Veli, Beyazıd zamanında fetih söz konusu olunca, müridleri itiraz eder. “İstanbul’u Mehdi feth edecek boşana uğraşmasınlar. “ Hacı Byram Veli ise o zaman genç bir mürid olan Akşemseddin’i işaret eder ve “Önce bunlar alacak, ahir zamanda Mehdi. “ Mehdi’nin Konstantiniyye’yi fethi tekbir ve tehlillerle olacağı rivayeti var. Roma da öyle. Yani Vatikan’ın tevhidi kabul etmesi demek olan fethi. Kılıçlı değil manevi cihadla. 2. Vatikan Konsülü’nde İslam’la desteklenmiş Hıristiyanlık için sekretarya kurulur. Neyse buraya fazla girmeyeyim. Tarih 1962. Beidüzzaman’ın bir talabesi Hz. Mesih’in nüzulü için 93/11 ayeti için iki tarih gurubu istihraç etmiş: 1360-1361-1362 ve de 1376-1380-1382-1378. Yani????. Saksılar çalıştırla, gerçekler buluna. 2. Konsülün yüzyıllar sonra toplanmasının sebebi ne ola? O zaman hangi büyük ülkenin Dışişleri Bakanı “Hizmetimiz dinidir” dedi. Ve o devlet Vatikan’ı niçin Müslümanlarla işbirliğine zorlamış. Ve İngiliz-İsrail niçin o tarihte Kürt kartını açtı. Ohooo çok sırlar var çok.

      Sil
    7. 7*Bir şey daha belirteyim (aleyhissalatü vesselam) ancak ve ancak nebi ve resuller için söylenir. Mehdi bir imam. Öyle olduğu için ona ancak ve ancak “radıyallahü anh” (ra) veya Kuddise Sırruhu (ks) denilir. Senin gibi Mehdi’yi nebi makamına çıkarıp (as) denmez. Öğren. Mehdi dini öğretecek. Ahir zaman ilim ve fen çağı. Medeni çağı. Medeniye galebe çalmak silahlı ve cebirle değil ikna ile olur. Ayetin işareti gibi ikrah ile değil. Mehdi’nin elinde sadece ve sadece Kuran’ın elmas hakikatleri olacak. Kimse bunu unutmasın.

      Allah’la konuşmak isteyen Kur’an okumaya başlayınca onun sözlerini görür ve duyar. O ezeli ve ebedi bir kelam olmasının yanı sıra gayb ve şahadet aleminin müfessiri, kainat kitabının ezeli tercümesi, gaybın ve zamanın dili. Siz de bunlar var mı?

      Yok. Mehdi avcılığı bir yana bırakılmadıkça Kur’an gözüyle hadisata bakmadıkça feraset ve basiret gözleri olan kalb ve akıl gözü açılmaz. Aslında gören göz değil beyindir. Yani akıldır. Yani akıl mü’min ise Kur’an gözüyle görür. Buna nur-u iman denir. Bediüzzaman bunu kazandırır. Bediüzzaman’ın bir talebesi bir Sure’nin tefsirini yaparken Süfyan sonrası Tarikatın ihyasının başlama tarihi ile Risale-i Nur’un bir hizmetinin denk düşmesi çok manidar. Her iki hizmet birlikte 1506 veya 1516’ya kadar devam ederler sonra da……

      Bediüzzaman umuma hizmet eder. İsteyen herkes kendi meslek ve meşrebinde ve cemaatinde kalarak ondan ders alır. Onun bu hizmet tarzı iman-hayat-şeriat fasıllarının içinde en önemlisi olarak görüp, kıyamete kadar talebelerine iman hizmetinde baki kalınmasın hususuna sıkı tembihi var. Diğer fasıllar için adam ve kuvvet sağlayacaklar. Geniş daire işlerine karışmayacaklar ama murakebe edecekler. Bir şey daha var:”Bu zamanda en büyük farz vazife ittihad-ı İslamdır” Onun için “Hubbu nefisten gelen zihniyet-i inhisar” anlayışına girmemeli.Yani egoyla hareket edip herşeyi tekelirnize almamak. Çünkü Kur’an’ın tarifinde 25. Söz’de şöyle der:
      “Hem, bütün evliyâ ve sıddîkîn ve ürefâ (arifler) ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin mezâkına (zevklerine) lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına ( sevk ettiği hedefe) muvâfık ve onu tasvir edecek birer risâle ibraz eden mukaddes bir kütüphâne hükmünde bir kitâb-ı semâvîdir. “

      Daha başka önemli hususlar var. 25. Sözün başına müracaat. Cenab-ı Allah’ın bilinen 5 bin ismi var. Her bir insanda bir veya bir kaç isim faiktır yani onun ismi azamı olur. O zaman 4999 isim o ismin kılavuzluğunda tecelli eder. Yani herkesin karakteri ve kabiliyeti farklı. Onun için esma-i İlahi’nin hürmetine başkasına saygı.

      Sil
  15. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. üstad bediüzzaman mehdi-yi zamandır mehdi muntazır değildir
      beklediğimiz mehdinin 3 özelliği olacak
      1-alim olacak bediüzzamanda bu vardı
      2-hakim olacak bediüzzaman mahkumdu
      3- zengin olacak
      kaldıki salih özcan a mehdi yi sen göreceksin dediği salih özcan ın ifadesi ile varken bu konuda aksini iddia etmek yanşıştır

      Sil
    2. وَفِي وِلايَةِ السُّفْيَانِيِّ الثَّانِي وَخُرُوجِهِ عَلامَةٌ تُرَى فِي السَّمَاءِ
      فِي زَمَانِ السُّفْيَانِيِّ الثَّانِي الْمُشَوَّهِ الْخَلْقِ هَدَّةٌ بِالشَّامِ حَتَّى يَظُنَّ كُلُّ قَوْمٍ أَنَّهُ خَرَابُ مَا يَلِيهِمْ
      فِي زَمَانِ السُّفْيَانِيِّ الثَّانِي تَكُونُ الْهَدَّةُ حَتَّى يَظُنَّ كُلُّ قَوْمٍ أَنَّهُ قَدْ خَرَّبَ مَا يَلِيهِمْ
      فِي وِلايَةِ السُّفْيَانِيِّ الثَّانِي تُرَى عَلامَةٌ فِي السَّمَاءِ
      ثُمَّ يَمْلُكُ مَنْ بَعْدَهُ هِيمٌ الْمَهْدِيُّ الثَّانِي

      http://islamicbook.ws/ageda/alftn-naim-bn-hmad.pdf



      8. İslâm’ın ´usûlleri teker teker bozulacak ve
      halkı dalâlete düşürücü hükûmet adamları çıkacak ve
      ondan sonra da onların izi üzerine 3 deccâl gelecek.

      http://hikem.net/download/Ramuz%20el-Ehadis/re3/re346.htm



      قال ابن المنادى: وفي كتاب دانيال:
      أن السفيانيين ثلاثة, وان المهديين ثلاثة, فيخرج السفياني الأول, فإذا خرج وفشا ذكره خرج عليه المهدي الأول, ثم يخرج السفياني الثاني, فيخرج عليه المهدي الثاني, ثم يخرج السفياني الثالث, فيخرج عليه المهدي الثالث

      Ibn Munadi said that, “In the book of Prophet Daniel (p.b.u.h.) (in the Bible), it is reported that, “The Sufyanis are three and the Mahdis are three. When the first Sufyani appears and his name and fame become widespread, the first Mahdi will confront him, the second Mahdi will confront the second Sufyani and the third Mahdi will confront the third Sufyani

      İbni Münâvî kitêbında şöyle anlatıyor: “Süfyânlar 3 tanedir, Mehdîler de 3tür.
      I. Süfyân için I. Mehdî,
      II. Süfyân için II. Mehdî,
      III. Süfyân için de III. Mehdî gelecektir.”

      http://suatarusan.com/indir_beklenen_mehdinin_alametleri.html
      s. 29

      Sil
    3. قال ابن المنادى : وفي كتاب دانيال أن السفيانيين ثلاثة وأن المهديين ثلاثة ، فيخرج السفياني الأول ، فإذا خرج وفشا ذكره خرج عليه المهدي الأول ، ثم يخرج السفياني الثاني فيخرج عليه المهدي الثاني ، ثم يخرج السفياني الثالث فيخرج عليه المهدي الثالث

      Ibn Munadi said that, “In the book of Prophet Daniel (p.b.u.h.) (in the Bible), it is reported that, “The Sufyanis are three and the Mahdis are three. When the first Sufyani appears and his name and fame become widespread, the first Mahdi will confront him, the second Mahdi will confront the second Sufyani and the third Mahdi will confront the third Sufyani

      İbni Münâvî diyor ki: “Dênyâl (‘as)’ın kitêbında şöyle yazılıdır” Süfyânlar 3 tanedir, Mehdîler de 3tür.

      I. Süfyân çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı I. Mehdî,
      II. Süfyân’a karşı II. Mehdî,
      III. Süfyân’a karşı da hz Muhammed Mehdî çıkacak ve

      ´Allahü Te‘âlê daha önce fesêda uğrayanları ve îmân ehlini onunla kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihyâ edilecek bid‘at ateşleri de onunla sönecektir. Onun zemânında insênlar ‘azîz olacak ve kendi muhâliflerine ğâlib geleceklerdir. Güzel bir hayêt sürülecek, yer ve gök bereketini artıracak, bu durum 7 yıl sürdükten sonra Mehdî vefêt edecektir. (*)

      (*) Bu hadîs Kitêbü’l-Burhên Fî ‘Alâmeti'l-Mehdiyyi'l-´Âhır Zemân ismli kitêbın Süleymâniye kütübhanesinde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcûddur.

      http://m.harunyahya.org/tr/works/3750/Peygamberimiz-(sav)in-Dilinden-Hz-Mehdi---kitapcik/chapter/6667/Hz-Mehdinin-ozellikleri



      قَالَ : سَمِعْتُ رَجُلا ، يُحَدِّثُ قَوْمًا ، فَقَالَ : " الْمَهْدِيُّونَ ثَلاثَةٌ : مَهْدِيُّ الْخَيْرِ وَهُوَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ ، وَمَهْدِيُّ الدَّمِ وَهُوَ الَّذِي تَسْكُنُ عَلَيْهِ الدِّمَاءُ ، وَمَهْدِيُّ الدِّينِ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ عَلَيْهِ السَّلامُ ، تُسْلِمُ أُمَّتُهُ فِي زَمَانِهِ "

      http://islamicbook.ws/ageda/alftn-naim-bn-hmad.pdf

      Al-Walid said that he heard a man speaking to people saying:

      "The Mahdis are three: The Mahdi of Khair (Prosperity & Wealth) is Omar bin Abd Al-Aziz, Mahdi of Blood with whom blood will be soothed (cool down), and the Mahdi of Religion who is Jesus son of Mary, his nation will become Muslim during his time."

      Hz Mehdî ve Sıfatları

      Velîd bin Müslim’den, o da bir başkasından nakletmiştir ki

      Mehdî’ler 3 tanedir:

      1) Mehdiyyü’l-hayr : Bu, ‘Ömer bin ‘Abdi'l‘azîz'dir.
      2) Mehdiyyü’d-dem : O, kanları dindiren hakîkî Mehdî’dir.
      3) Mehdiyyü’d-dîn : Hz ‘Îsê'dır. (‘as)

      İbn Hacer el-Heytemî rivâyet etmiştir.

      https://ehadulehad.files.wordpress.com/2013/01/el-fiten-vel-melahim-vel-ec59frat-c4b1-fil-ahir-zaman.pdf

       ÇÖZÜM

      Mehdiyyü’l-hayr : I. Mehdî resûl Erbakan

      Mehdiyyü’d-dem : II. Mehdî resûl II. Erbakan

      Mehdiyyü’d-dîn : III. Mehdî resûl

       Yorum

      Sil
    4. "Mehdî muntazır" değil "Mehdî muntazar" olacak. Hadîslerde 40 yaşında Seyyid Muhammed, Mehdiyyü’d-dem ve II. Mehdî diye geçer. ‘askerî İmâm seyyid II. Mehdî resûl (‘as) Muhammed‘Alî Fâtih Erbakan.

      Sêbık mehdî Bedî‘uzzaman kelâm âlimi idi. I. Mehdî Erbakan siyâset MG âlimi, II. Mehdî II. Erbakan da yerine devamı varisi mirascısıdır. Bedî’uzzaman’ın „RNyi hazır program yapacak" dediği Mehdî ise fıkh şerî‘at ‘ÂD âlimi „Kureyş’in âlimi“ diye geçen III. Mehdî’dir ve 1451de yani 2029da kıyâm edecektir III. Süfyânü’d-deccâl üzerine ve 2050de ekibiyle birlikte iç savaşta öldürülecektir.

      Bedî‘uzzaman hâkim de değildi mahkûm (hükmlü) da. Hakîm ve mevkûf (tutuklu) idi.

      Mehdî, devletin başı olarak herkese aşırı refah payı dağıtacaktır. Bunu ı. müceddid 2. Ömer yaptığı için hayrlı Mehdî zannedilmiş ama asl kasdedilen II. Mehdî II. Erbakan’dır. I. Mehdî Erbakan da soy ismiyle müsemma refah payları dağıtmış ama bir hadîste de haber verildiği gibi halk tarafından yeterli bulunmayarak azımsanmıştı. Erbakan bundan sonraki tüm hayrın da sahibi olacağı için Mehdiyyü’l-hayr diye haber verilmiş hadîste.

      Bedî‘uzzaman Sâlih Özcan’a „Mehdî’yi göreceksin“ demesiyle de devrine yetişme anlamında „zâtı nûrânî“ „acîb şahs“ diye haber verdiği I. Mehdî Erbakan’ı kasdetmişti.

      Sil