.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

18 Mayıs 2015 Pazartesi

YENİDEN ARANIZDAYIM...

Değerli dostlarım…

Üç hafta aradan sonra yeniden aranızdayım. En son size hastalığımdan bahsetmiştim. Önce bir hafta kadar şiddetli karın ve bel ağrılarının sebebini arama çalışmalarından bir sonuç çıkmayınca bir üniversite hastanesine yattım. Yapılan tetkiklerde birinci ihtimal apandisit patlaması olmakla birlikte altından başka bir şey çıkabileceği endişesiyle ameliyata alındım. Apandisitin birkaç gündür patladığı anlaşıldı. Buna da şükür dedik. 

Birkaç günde taburcu olmam gerekirken diyabet nedeniyle ilaç ayarlaması için normalden uzun süre hastanede kaldım. 18 Mayıs 2015 Pazartesi günü taburcu oldum. Şimdi dinlenme ve diyabet tedavisi sürecindeyim.

İki hafta dünyadan neredeyse tamamen tecrid olmuş durumdaydım.  Zaten seçim sürecinde olduğumuz için haberleri hiç izlemedim. Bu arada hastalık sürecinde sadece Rohingyalı Müslümanların denizdeki perişan hallerinden ve Muhammed Mursi'ye verilen idam cezasından başka hiçbir şey ilgimi çekmedi. Eskiden apandisit patlaması kesin ölüm nedeni olduğu ve zaten birkaç gün geç kalınmış olmasına rağmen ameliyat başarılı geçti. Tekrar aranıza döndüm.  

Bir gece rüyamda “bu adam ne durumda” diye iki zat gelip bana dikkatle bakıp gittiler. Biz de durumu Allah’a dua ile arz ettik. Mi’raç gecemizi hastanede idrak ettik. Hastanedeki bütün namazlarımızı teyemmüm ve ima ile kılabildik.  Görecek günlerimiz varmış.  

Bu arada ister istemez hizmet cemaatinden bir kimsenin ağzından kendi içlerindeki suiistimalleri samimi olarak dinledim. Medeni ve islami mesafeyi koruyarak hasbihaller ettik. Mesela cemaatin alt yapısı ağır bir bağış, kurban, burs ve birkaç gazete birden alma zorunluğu altında ezilirken üst kademedeki toplayıcı abilerin % 15’lerle bir seneyi bile doldurmadan milyon toplamaları bana kadere nasıl fetva verdirildiği ve başa gelenlerin boşuna olmadığı hususunda kanaat verdi. Maalesef para toplama hastalığı sadece onlarda değil neredeyse bütün cemaatlerin temel hastalığı olmuştur.

Şimdi iyileşme sürecindeyim. Bir süredir bloğu tadında bırakmayı düşünüyordum. Ancak bazı manevi sebepler nedeniyle bırakıp gitmek uygun olmayacaktır. Dayanabildiğim kadar bu bloğu kardeşlerimin söz alanı olarak tutacağım.

Şimdiki seçim süreci kampanyaları beni hiç ilgilendirmiyor. Seçimin bir an önce yapılıp partilerin yalan vaatlerinin sona ermesini umuyorum.  Başka partilerin vaatlerine karşı yine de iktidar partisinin onlar konuşur, biz yaparız sözü hepsini bastırıyor.

Seçim konusunda kendi vicdani kanaatlerimi değerlendirip kendi seçimimi yapmış bulunuyorum.  İktidar bünyesinde her ne kadar rahatsız edici ve selef-i salihînin yoluna tam uygun olmayan durumlar olsa da islamî açıdan daha iyiye gidebilmek umuduyla mevcudun korunması lazım diye düşünüyorum. Elbette her Müslüman kardeşimiz kendi değerlendirmelerini yapar ve kendi kararlarını verirler.


Dualarınızı bekliyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Allah bu günlerimizi aratmasın. Amin…

*****
Not: 
Rüyamdaki kişilerin her ikisi de şeyh idi ve üzerinde cüppe sarık bulunmaktaydı. Küçük olanı dedi ki: Ben Şeyhimin hizmetini tamamlamadan kendi işlerime başlamam. Kendimi onların ayaklarına attım ancak “Allahım beni kurtar” diye dua etim. Bana dikkatle baktılar ve gittiler.

Bu zatların kim oldukları konusunda bir fikrim yok. Güncel yada tarihsel şahsiyetler mi bilemem.  Geçmiş derslerimizde gaybi zatlar “O şimdi bize gelmesin. Biz zamanı gelince ona geleceğiz” diye haber göndermişlerdi. Bununla dahi bağlantısı var mı bilemiyorum. Bunu zaman gösterecek.


Bu rüyayı sadece tahdis-i nimet babında açıkladım. Hiçbir kıymet ve liyakatim yoktur.

45 yorum:

  1. HASTALIĞIM NEDENİYLE MESAJLARINI YAYINLAMAKTA GEÇ KALDIĞIM KARDEŞLERİMDEN ÖZÜR DİLİYORUM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. geçmiş olsun kendinize iyi bakın

      Sil
    2. Muhterem Abi öncelikle geçmiş olsun inşallah günahlarına kefaret olmuştur öyle temennî ediyorum,kendi günahlarımızda çoktur o ayrı mesele..

      Abi Sizden istirhamım böyle durumlar olabileceği düşüncesiyle tanıdık ya da bu siteden bildiğiniz bir kardeşe şifrenizi vermenizdir. Olur ya başınıza tekrardan bir iş gelir ya da birşey olur hem bizi merakta koymamış olursunuz hemde blog yoluna devam eder.

      Haddimi aştıysam özür dilerim.

      Hürmet ve muhabbetlerimle..Allah bundan büyük dert vermesin...

      Sil
  2. Blogum hasbelkader 1 milyon barajını ben hastanede iken geçmiş oldu. Tahdis-i nimet olarak beyan ediyorum.

    YanıtlaSil
  3. İtalya’da Katanya Savcılığı, Nisan ayında Libya açıklarında batan ve içinde boğularak ölen 800’e yakın mültecinin cesedinin bulunduğu teknenin, pahalıya patladığı gerekçesiyle deniz altından çıkarılmamasına karar verdi.

    Rohingyalı mslümanlar haberine iliştiriyorum. Müslümansan cesedinin bile denizden çıkarılması gereksiz masraf...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Boğulsalar da kurtarmayın"
      Endonezyalı balıkçılar, denizde sürüklenen Arakan Müslümanı ve Bangladeşli göçmenlerin kurtarılmasına yetkililerin izin vermediğini iddia etti. Balıkçılar, yetkililerin tekneleriyle denizde sürüklenen göçmenler için "boğulsalar da kurtarmayın" dediğini öne sürdü.

      Sil
    2. Ben de Rohingyalı müslümanlara Endozeya ve Malezyanın neden yardım etmediğini merak ediyordum... Bu kasıt bu iki ülkeye vebal getiririr. Türkiyenin kıymeti anlaşılıyor. Müslümanların sığınağı Türkiye....

      Sil
  4. 17 Aralık sonrası yapıdan ayrılan yazar Hüseyin Gülerce, “8 Haziran sabahı paralel yapıyı hüzün ve sert rüzgarlar bekliyor.” dedi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://www.kanala.com.tr/video.php?Git=index&id=1223
      daha youtube ye yüklenmemiş seyretmenizi tavsiye ederim

      Sil
    2. Okyanus Şebekesi’nden beraber ve solo tehditler

      http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/tamerkorkmaz/okyanus-sebekesinden-beraber-ve-solo-tehditler-2010885

      Mısır'da El Sisi'nin Muhammed Mursi'yi darbeyle devirdiği tarihte (3 Temmuz 2013) Türkiye'de neler olduğunu hatırlayalım:
      Amerikancı, İsrailci Baronlar'ın beyin takımında yer aldığı “Gezi Kalkışması” bir ayını doldurmuştu! Birkaç ay sonra da 17-25 Aralık Paralel Darbe Girişimi geldi!
      Mısır'daki darbe ile Türkiye'deki darbe girişiminin arkasındaki derin adres aynıdır:
      Yani? Küresel Gladio'dur.
      Mısır'da işbu “derin görevi” El Sisi'ye; Türkiye'de ise İçerideki Baronlar'la damardan bağlantılı Paralel Suç Örgütü'ne verdiler!
      *
      Darbenin hemen ardından, El Sisi'yi ta Okyanus Ötesi'nden arayıp tebrik edenler sadece Washington'ın derin adamlarıyla sınırlı değildi!
      Mısır'daki darbeye darbe diyemeyen Avrupa Birliği, Türkiye'de 17 ve 25 Aralık'ta darbe girişiminde bulunan Paralel Yapı'ya “Eğer başarırsanız” diye başlayıp acaba “ne gibi sözler” verdi?
      *

      Sil
  5. Genelkurmay Başkanlığından, Hakkari Yüksekova'da bölücü terör örgütü mensubu bir grup terörist tarafından, Kara Kuvvetleri 7. Hudut Alay Komutanlığı Dağlıca Üs Bölgesine iki atım havan atışı yapılmak suretiyle silahlı saldırıda bulunulduğu bildirildi.

    Seçim sürecinde provokasyonlar devam ediyor.

    YanıtlaSil
  6. Mursi'nin darbeden önceki son konuşması
    VİDEO SPONSOR
    Mısır'da darbeyle görevinden uzaklaştırılan ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin darbeden önceki son konuşması, hakkında idam kararı verilen bugünlerde yeniden gündemde. Cunta mahkemesinin idam kararı verdiği Mursi, kendisine darbe yapılmadan önce Mısır halkına hitaben, 25 Ocak devriminin korunması gerektiğini söyleyerek, "Şehitlerimizin kanıyla kazandığımız devrimi yok etmeye çalışanlar olacaktır. Ancak biz sizin haklarınızı, evlatlarınızın haklarını koruyarak devrimi muhafaza edeceğiz. Ben, bunu hayatım pahasına da olsa yapacağım" şeklinde konuşmuştu.

    Türkiyede işler tersine dönmesin diye dua ediyoruz... Allah bugünleri aratmasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mısır'ın Yassıadası vazifesini yapıyor. Mursi'nin şahsında herkesi te'dip ediyor.
      Kim adına mı?
      Bizdeki paraleller, Geziciler, medyasıyla, yargısıyla, kimin hesabına çalışıyorsa, onun adına.
      İkide bir 'Menderes' misalleri vermeleri bu yüzden.

      Yusuf Ziya Cömert / Yeni Şafak

      Sil
    2. (paralel bir profesör), 'AK Parti yüzde 60 alsa ne yazar!... Üç beş tane yiğit adam çıkar bu süreci bitirir...› dedi...
      Kimmiş bu üç beş adam?...
      Üç beş suikastçı mı?!...
      Hapishaneden adam kaçıracak üç beş gaspçı yargı mensubu mu?!...
      Yoksa yüzde 60'ı bitirecek üç beş cuntacı mı?!...
      Açıklama yok...
      Başbakana kelepçe takmaya niyetlenip beceremeyen Pensilvanya'nın savcı müsveddeleri de tehdit ediyor;
      'Bunların sonu Menderes gibi olacak!...'

      Hikmet Genç / Yeni Şafak

      Sil
    3. 2013'te Abdülfettah el Sisi liderliğinde yapılan darbe sonrası, darbe rejimi tarafından şiddet derecesi zerre kadar düşürülmeyen baskı ve yıldırma politikaları sonucu Mısır'da geleceğe dair hiçbir umut, umuda dair hiçbir ipucu yok. Yalnızca Müslüman Kardeşler'e karşı sürdürülen cadı avı değil, başından beri darbe karşıtı olanların ve dahi sonradan aklı başına gelip pişman olanların da darbe rejiminin ellerini gırtlaklarında hissettiği Mısır'da nefes almak neredeyse imkansız.

      Merve Şebnem Oruç / Yeni Şafak

      Sil
  7. Toplu kıyımdan ilhaka Kırım Tatarları

    18 Mayıs 2015 Pazartesi 17:09

    Rusya'nın geçen yıl ilhak ettiği Kırım'da ve başka ülkelerde yaşayan Tatarlar, 71 yıl önce sürgün edilen ve hayatını kaybeden yüz binlerce Kırım Tatarını anıyor.
    Kırım Tatarları, 18 Mayıs 1944 gecesi tarihi yurtları Kırım’dan hayvan vagonlarına bindirilerek Sibirya ve Orta Asya çöllerine sürgüne gönderildi. Yüz binlerce Tatar yolculuk esnasında ve götürüldükleri yerlerde can verdi. Tatarlar için ikinci büyük travma Kırım'ın geçen yıl Rusya tarafından işgal edilmesi ve baskı döneminin yeniden başlaması oldu.

    Makalenin devamı: Müslümanların acısı acımız.... Unutmayacağız, unutturmayacağız...

    http://www.milligazete.com.tr/haber/Toplu_kiyimdan_ilhaka_Kirim_Tatarlari/363054#.VVoMk_ntmko

    YanıtlaSil
  8. ‘Çerkes Sürgünü’ değil soykırım?
    Aziz Üstel / Star Gazetesi..... Benzer şekilde Çerkeslerin dramı ve sürgünü...

    http://haber.star.com.tr/yazar/cerkes-surgunu-degil-soykirim/yazi-1029587

    YanıtlaSil
  9. Ak parti, askerde hedef değişikliği yapamazsa, yakın bir gelecekte laiklik ilkesine muhalefetten hükümetlerin başı yeniden askerlerle derde girebilir.

    Bu cümle Mehmet Ali Bulut'un yazısından alıntı....

    http://www.haber7.com/yazarlar/mehmet-ali-bulut/1358776-dikkat-edin-mazlum-olacakken-zalim-olmayalim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıdan seçmeler...

      Bu millet, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’a verdiği desteği Ahmet Davutoğlu’na da verecek gibi görünüyor.
      ......
      Talut dönemi bitti ve Davut dönemi başlamalı. Talut bir kavga adamıydı. Calut’a (bizim hikâyemizde laikliği din edinmiş keyfi, küfri, cebri rejime) haddini bildirecekti ve bildirdi. Deccaliyetin, Türklüğü ve Türk askerini bir süreliğine kendine hizmet ettireceği, sonradan o askerin, hatasını anlayıp, yapılan tahribatı tamir edeceğine dair rivayetleri tahakkuk ettirip mecrasına oturdu. Şimdi ise askerin, ipini deccaliyetin elinden kurtarıp, imkân ve kabiliyetlerini Türk milletinin ve manevi değerlerinin hizmetine vermesi zamanıdır.
      Evet ordunun hedef ve gayeleri yeniden belirlenmeli. Müfredat behemehal gözden geçirilmeli ve taa Mete’den beri devam eden mefkure yeniden askerlerimize kazandırılmalı. Dost düşman tanımlamaları yeniden yapılmalı. Kırmızı kitap yeniden ele alınmalı ki önümüzdeki dönemde işler rayına otursun.
      Eski dönemin kalıntıları ve kırıntıları kalırsa Davut dönemi de mücadelelerle heba olup gider. Çünkü Davut, devleti yeniden kurmak/kurgulamak ve “beniisrail”e (yani inananlara/ve Tabii Türkiye’ye) konulan yasakları kaldırmak; yani iki yüz yıldır bizim, “biz olmamızı” önleyen talihsizliklere bir son verip, sosyal ve siyasal manileri ortadan kaldırmak durumundadır.
      .........
      Zamanı geldi ve artık bu milletin talihi açılmaya başladı.
      ..........
      Bunlara En Güzel Cevap Ayasofya’yı Açmak Olur
      Türkiye’nin bunlara karşı vereceği en güçlü cevap acilen ve hemen Ayasofya’yı ibadete açmasıdır! En mukni cevap budur. Bu, İslam dünyasında One Minute’den 100 kat daha etkili bir sarsıntı ve uyanış var eder! Batının korkusunu da tepesine indirir.
      ........
      Türkiye iyiye gidiyor. Bütün menfi söylemlere rağmen... 200 yıllık ihmalin neticeleri 13 yılda giderilemez. Önce siyasi vesayet kalkmalıydı, kalktı. Şimdi batının hegemonyasını kırma zamanıdır. Bu hegemonyanın varlığını gösteren belge saklıdır ama mührü Ayasofya’dır. Biz o mührü kırarsak hegemonya da son buldu demektir. Ayasofya meselesi, bir konjonktür meselesi değil, bir irade ve cesaret meselesidir. Merak etmeyin, dünyanın bir yanı, siz bir müzeyi cami yaptınız diye size karşı ayağa kalkarsa diğer bir yanı da onlara karşı durur… Mümin kınayıcıların kınamasın aldırmayandır. Sizi temin ediyorum artık vaktidir.
      Cesur olun ve açın Ayasofya’ıy! Ermeni meselesini bahane ederek haçlı ittifakı yapanlara vereceğiniz en iyi cevap odur.

      Sil
    2. Ayasofyanın açılmasının zamanı geldi mi Allah bilir. Temennimiz vaktin gelmiş olmasıdır....

      Sil
    3. Mustafa Kardeş. Tekrar geçmiş olsun. Bazı veliler hastalanınca sevinirmiş. Günahlara keffaret olur diye? Hz. Peygambere biri 3 kez 3 ayrı zamanda sormuş Allah'tan ne isteyeyim diye. O da her defasında sıhhat ve afiyet buyurmuş.

      Sondan başlayalım. Bu Ayasofya sondur. Yani en karanlık zaman olan fecir zamanının ışığıdır. Ondan sonra Mehdiyet'in 3. devresinin hizmetleri başlar.

      Şimdi adını vermeyeceğim. 2001 yılında şimdi AK P'ye paralelcilerin kuyruğuna takılıp onlar gibi muhalefet eden bir gazeteye bir Ak Parti kurucsu ziyaretçi gelir. Onu hafife almak için sadece bir yazarı karşılar ve ağrılar. O yazar sonradan naklettiğine göre o ziyaretçi yapacakları hizmetlerde birisinin de Ayasofya'yı açmak olduğunu söylemiş.
      Bu konuda çalışma da yapıldı. Yani sadece iş ezan okunup, yere seccade serip namaza durmak kalmış. Kalmış ama paralelcilerin fitnesini buna engel olduğu anlaşılıyor. 30 Mayıs Yeni Kapı'da Fetih şenliği yapılacakmış. İnşaalllah müjdesi çıkar.

      One minute Ayasofya’nın değil 31 Mart tertipçilerine siyonist-masonik gizli komiteye cevaptır. 100 yıl öncesinin hesabını soracağız demektir. Yani 1909-1919. Sonra 1913-23. Babıali baskını-ilga kararına cevap.

      Fecir zamanı gecenin en karanlık anıdır. İslam Dünyası100 yıl sonra en karanlık anını yaşıyor. Kan ve barut her yeri sarmış durumda. Bu da fecrin vaktine delalet eder. Seçim sonrası bir dizi gelişmenin olması söz konusu. Bunun da motoru Türkiye. Suudi de destek verecek. Sıkıntılı zamanlar söz konusu ama ittihad alametlerinin ortaya çıkması mukadder.

      İttihad, bütün İslam dünyasının istiklalinin yegane çarasi ve garantisidir. O da olmadan hiçbir şey yapılamaz. Önce Türkiye’nin istiklalini kazanması ve Alem-i İslam’a dönmesi lazım. Bütün Arap rivayetçileri der ki, "Türkler dönmedikçe o fetih olmaz". Onun da yolu ya da hatt-ı müstakimi Asayofya’dan geçer yani başlar. Myanmar’dan başlayarak ta Fas’a kadar bölgenin kaderi bize bakıyor. Biz ise 7 Haziran’a bakıyoruz. O tarih bir besmele olabilir. Ya 313. ya 353. Bu rakamla işe konulacak. Suudi’deki değişim bir şeyleri izaha ediyor ip ucunu veriyor zaten. Geriye İran ve Mısır kaldı. Onların da hizaya gelmesi lazım. Bu şık zorlanacak.

      Ahir zamanın kahramanına 3 misali işaret var. 1. Hz. Yahya (as). Hz. Zekeriya’nın (as) ihtiyarlığı’nda gelen mucizevi Nebi. Zat-ı Muhammedi’yenin mümessili. Hz. Muhammed (as) ümmetinin ihtiyarlığında gelecek Mehdi’ye işaret eder. 2. Ondan 6 ay sonra dünyaya gelen Hz. İsa (as) Zat-ı Ahmediye’nin mümessili. Yarıda kalan dinini, habercisi olduğu Hz. Peygamber’e ümmet olarak tamamlayacak. 3. Talut kısası ise Davud (as) gibi cihan hakimiyeti kuracak Mehdi’ye işaret eder. Hz. Davud'un elindeki kılıç gibi küfr-u mutlakı mağlup edecek Kur’an ve iman hakikatlerini açıklayacak Mehdi’nin elindeki Kur’an’ın elmas kılıcı da işaret eder. Mehdi’nin Hz. Mesih ile birlikte (Mehdiylet-Mesihiyet) son deccali Lut Gölü civarında yok edecek savaşı yöneten kumandan celalli biri olacak. Cehcah.. Onunla birlikte tevhid hakimiyeti ile saadet-i amme gelir. Yani İslam Medeniyetinin doğuşu. Bunların şafağı 7.6. 2015 olmaya namzed.

      Kudüs’ün işgalinin 67. Yıldönümünde Türkiye’yi temsilen Diyanet Başkanı Asayofya-Mekke çizgisi üzerindeki Kudüs’te Mescid-i Aksa’da namaz kıldırdı. Miraç geçesi. 17 Sure İsra Suresi’ne işaret eder. Ki 7. Ayeti olan “İyilik ederseniz kendiniz için iyilik edersiniz. Kötülük ederseniz o da kendinize... İkinci fesadın vadesi dolduğunda da hor ve hakir etsinler diye düşmanlarınızı size musallat ettik.” Çok ilginç. 67. Yıldönümünde Miracı haber veren 17. Sure’nin 7. Ayeti böyle diyor. 1897 Basel. 1917 Yahudi Marks ihtilali. 1947 İsrail kuruldu. 3. Arap İsrail Harbi 1967. 2017-1437 Miladi-Hicri tarihi.?

      Sil
  10. Yorumlarımızı böyle yaptıktan sonra. Gelelim sıhhat ve afiyetine. Bazen böyle hayırlı hizmetlere vesile olmak, insanın ömrüne bereket getirir. Blogu bırakmış olsa idin o rüyayı da göremezdin.

    Nasıl olsa yorumlar denetimden geçiyor. Lüzumsuzlar ayıklanıyor. Münasebtsiz kızıp bolg mu kapatılırmış.

    Bir an evvel sağlığına iyi kavuşmana dua ederken, herkesi çok meraklandırdın. İnsan hastaneye yatarken söyler de dua alırdın. Sessiz sedasız meraka mucib oldu. Herkesi merakmla endişelendirdin.

    YanıtlaSil
  11. Mustafa abi çok şükür iyileşmişsiniz. Çok meraklandık. Ama neyse ki bir sıkıntı yok. Rabbim sizden güzelliklerini eksik etmesin.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili kardeşim,
    Allaha şükür sağlığına kavuşup aramıza döndün.
    Salih insanlarla bir arada olmak kadar güzel birşey olmaz.

    YanıtlaSil
  13. Yani ayrılık uzun sürünce hakikaten meraklandık; neyse Ehl-i sohbetlere devam inşallah...

    YanıtlaSil
  14. çok geçmiş olsun Cenab-ı Allah şafi ismi hürmetine şifa sağlık sıhhat afiyet versin.

    YanıtlaSil
  15. çok büyük geçmiş olsun . Rabbim hayırlı şifalarınızı versin. sessiz de olsa takipteyiz. bir süredir gökyüzünde duyulan şiddetli sesler ve ahirzaman alametleri arasındaki ilişki hakkında bazı şeyler okuyoruz. sizlerin bu konudaki görüşünü öğrenmek isteriz. Rabbim tekrar hayırla sağlığınıza kavuştursun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Malum hadislerde Mehdi ile ilgili olarak Ramazan ayında gökten duyulacak ses rivayeti var. Ancak bu olayın belirttiğiniz gökten gelen garip uğultularla hangi bağlantısı olabilir bilemiyorum. Halen o sesin mahiyeti çözüldü mü bilmiyorum. Garip bir deney olabilir ya da Allahın hikmetiyle dünyanın çıkardığı bir ses olabilir. Şu an için gerçeği sadece Allah bilir.

      Sil
  16. Geçmis olsun Mustafa Abi. Allah yeni hayatnizi bereketli eylesin.

    YanıtlaSil
  17. Kardeşlerimizin hepsinden Allah razı olsun. Allah için yaşarız, Allah için ölürüz. Temennimiz budur. Büyük temzlik oldu inşallah. Yoksa o kadar ağırlıkla Rabbimizin huzuruna gelmek ihtimali vardı. Şimdi Ona tam teslimiyete mecburum. Hayatı veren, hayatı alan O'dur. Hastalık pek çok hikmetleri olan bir rahmettir. İstenmez, ama ne zaman gelse müslümana rahmettir. Asla şikayet yok. Allahım müslümanlara şifa, rahmet ve selamet ihsan eylesin. Amin...

    YanıtlaSil
  18. Bana ızdırap veren Alem-i İslamın maruz kaldığı tehlikelerdir demiş Bediüzzaman... Arakan Rogingyalı müslümanlara Müslüman ülkeler bile kapıyı kapatmış. Bu ızdıraba nasıl dayanılır. Haberde gemilerdeki halatları yiyerek hayatta kalmaya çalıştıklarını işitiyoruz. Allahım ne büyük imtihan... Bizdeki lükse bakıyorum da, hasta olsan imkan bol, Adamı ölümün kıyısından çıkarıyorlar. Yani Allah bize her imkanı vermiş. Allah onlara acısın. Zira hepimiz onlardan mesulüz. Seyir bakıyoruz.
    Devletimizin kıymetini anlıyoruz. Elinden geldiğince etrafına göz kulak oluyor. Belki imkan olsa Türkiye yardım eder inşallah diye ümid içindeyiz.

    YanıtlaSil
  19. Kardeşler elimdeki telefon çift hatlı, iş telefonu ağırlıklı ve akıllı olmayan bir telefondur. Mobil internet imkanım olmadığı için hastane sürecince dünyadan kopmuş oldum.

    YanıtlaSil
  20. ERDOĞAN: BİZ BİN YILLIK TARİHİMİZİ OKUYAMIYORUZ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda gençlerle bir araya geldi.

    Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

    KARŞIMDA EVLAD-I FATİHAN'I GÖRÜYORUM
    Ülkemin tüm gençlerine selamlarımı ve saygılarımı yolluyorum. Arnavutluk'taydım. Orada cami açılışımızda 7 bin 500 yakın gençlerle buluştuk. Türkiye'den giden değil Balkanlar'da doğum büyüyen gençlerdi. Oradaki soydaşlarımız ve dindaşlarımızla bir araya geldik. Farklı bir heyecan yaşadık. Evlad-ı Fatihan'ı karşımda gördüm. Şimdi burada da aynı heyecanı yaşıyorum. Mısır'ın, Gazze'nin, Balkanlar'ın, Halep'in, Şam'ın çileli gençlerini selamlıyorum.

    REDDİ MİRAS EDENLER VAR
    Biz neydik? sorusunun cevabı aynı zamanda biz ne olacağız sorusuna ışık tutar. İnsan ne olduğunu değil aynı zamanda geleceğini de arar. Bir milletin gücünün farkına varması ancak tarihinin farkına varmasıyla mümkündür. Nereden geldiğini bilmeyenler nereye gideceğini de bilmezler. Bir milletin geleceğini ipotek altına almaya çalışanların gençliği tahrip etmeye çalıştıklarını görürüz. Hangi tarihi zemine bastığını fark etmeyenler. Reddi miras edenler kendi geleceklerini de ülkenin geleceklerini de tehlikeye atarlar.

    ŞAH DAMARIMIZI KESTİLER
    Dilimizden kopartıldık. Bin yıllık bir birikimi kenara attık. İşte bizim şah damarımızı kestiler. Bir canlının şah damarını kesersen yaşayabilir mi? Biz bin yıllık tarihimizi okuyamıyoruz. İlişki kuramıyoruz. Şimdi bir adım atıldı. Osmanlıca'nın öğrenilmesi. Bununla amaçlanan geçmişimizi öğrenelim ki geleceğimiz için önemli adımlar atalım. Dinimizden kopartılmak istendik. Türkçe ibadet dediler, bugün Kürtçe ibadet diyorlar.

    BİZ KABİLE DEVLETİ DEĞİLİZ
    Biz bir kabile devleti değiliz, biz bir çadır devleti değiliz. Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulmuş olabilir ama kökümüz çok daha derinlerdedir. Geçmişte devletler inşa etmiş güçlü bir medeniyetin mirasçısıyız.

    KİMSEYE KUL OLMAYIN
    Sakın kula kul olmayın. Makam mevki sahiplerinin önünde eğilmeyin. İster Cumhurbaşkanı olsun, ister para babaları olsun eğilmeyin. Eğilmek dalkavukluk getirir. Bu milletin gençlerine dalkavukluk yakışmaz.

    BİZ 2053'Ü GÖREMEYECEĞİZ AMA...
    19 Mayıs'a sahip çıkmak 2023 hedeflerimiz, 2053-2071 vizyonuna sahip çıkmaktır. Biz 2053'ü göremeyeceğiz ama gençler görecek.

    YanıtlaSil
  21. Bölgeye inelim...
    Ortalık karışık! ABD Ordusu'na bağlı özel birlikler, Başkan Obama'nın talimatıyla geçtiğimiz Cumartesi günü Suriye'de bir operasyon düzenledi.
    Operasyonda IŞİD'in ikinci ismi ve petrolden sorumlu lideri Ebu Seyyaf öldürüldü. Karısı da GÜVENLİ bir bölgeye götürüldü! Operasyonda 19 IŞİD militanının öldürüldüğü söyleniyor! IŞİD, yani Irak Şam İslam Devleti olabilmeniz için PARANIZIN olması da şarttı! Öldürülen Seyyaf bu işe bakıyordu! Bölgedeki petrolü çıkarıp pazarlıyordu! Ama Amerikalılar gelip öldürdü! Şimdi IŞİD üzerinden bölge daha da karışacak! İstihbarat örgütlerinin eli tetikte! Yakında daha da ilginç haberler alacağız!
    Bekleyin!

    Ergün Dler / Takvim
    http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2015/05/19/itiraf

    YanıtlaSil
  22. "Turgut Özal'a biz hancıyız sen yolcusun" demişti
    Hürriyet Gazetesi'nin bugün başyazı olarak yayınladığı "Sayın Cumhurbaşkanı'na sesleniyoruz" başlıklı yazısına tepkiler gelmeye devam ediyor. 24 TV'de Günün Manşeti programında yazıyı okuyan Ersoy Dede, "Zamanında Erol Simavi de Turgut Özal'a mektup yazarak 'Ben hancıyım sen yolcusun' demişti. Erol Simavi şimdi nerede Turgut Özal nerede? Turgut Özal milletin gönlünde Erol Simavi'de ülkesinden uzaklarda yaşıyor." dedi.

    http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/turgut-ozala-biz-hanciyiz-sen-yolcusun-demisti

    YanıtlaSil
  23. ABD'DEN TEHDİT ETTİ: "GELDİĞİMDE İŞİNİZ BİTMİŞ OLACAK"

    Soruşturma haberinin medyada yayınlanmasının ardından Fethullah Gülen'in yanına kaçan Mustafa Yeşil, Twitter'dan 7 Haziran seçimleri sonrasına yönelik tehditler savurdu. Bugün Twitter'dan yazdığı mesajlarla siyasi iktidarı ve medyayı tehdit etmeye devam eden kasetçi vakfın başkanı Mustafa Yeşil, ne zaman döneceğini açıklamazken "Geldiğimde işiniz bitmiş olacak" dedi.

    http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/05/19/fetullah-gulen-muridi-mustafa-yesilden-tehdit

    YanıtlaSil
  24. HAŞMET BABAOĞLU
    Sabah Gazetesi’ndeki yazısının başı ve sonu…
    ………
    İnsanlık mahsur dünya oralı değil!
    Öyle bir dünya ki, durmadan kalpten söz ediliyor fakat çok kalpsiz!
    O yüzden merhamet de hızla nostaljik bir duyguya dönüşüyor.
    Geçen gün Uluslararası Göç Örgütü Tayland, Endonezya, Malezya arasındaki denizde tam sekiz bin kaçak göçmenin mahsur kaldığını açıkladı.
    Çoğunluğu Myanmar'daki zulümden kaçıp başka topraklara sığınmak isteyen Müslümanlar.
    Geçen pazar...
    Yani biz mayıs güneşinin güzel ışığı altında güzel bir hafta sonu tatili geçirirken... Dün... Yani dünyanın gelişmiş ülkelerindeki işyerlerinde herkes birbirine "Pazartesi sendromu" hakkında hoş esprilerle takılırken...
    Bu teknelerdeki çoluk çocuk idrarlarını içerek susuzluklarını bastırmaya çalışıyordu.
    Dün BBC'nin geçtiği haberde mürettebatı tarafından terk edilmiş, iki aydır deniz ortasında sürüklenen bir teknedeki yiyecek kavgasında yüz kişinin öldüğü söyleniyordu.
    Malezya ve Tayland donanmasının ürkütücü gemileri bazıları fındık kabuğu kadar olan bu teknelerin kara sularına yaklaşmasını önlemek için çevrelerinde devriye geziyor.
    ***
    Ne yalan söyleyeyim...
    Haber kanallarını izledikten sonra gözlerimi kapatıp hayal kuruyorum...
    Türkiye o bölgeye kadar uzanan bir hava köprüsü kurmuş, denizdeki garibanları toplayıp getiriyormuş...
    Gün gelecek, bu hayaller gerçek olacak inşallah!

    http://www.sabah.com.tr/yazarlar/babaoglu/2015/05/19/insanlik-mahsur-dunya-orali-degil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açe Rohingya Müslümanlarına kapılarını açtı
      Myanmar'dan kaçtıkları tekneleri Endonezya kıyılarına vuran Rohingya Müslümanlarından bir kısmını kabul eden Endonezya hükümeti, göçmenleri Açe'de bulunan barınaklara yerleştirdi. ​​

      http://www.yenisafak.com.tr/dunya/ace-rohingya-muslumanlarina-kapilarini-acti-2143634

      Sil
    2. botlara bin kaç oldürül yokmudur bunların elinde silah tutan kimse ....insan bir karşılık verir

      Sil
    3. Arakanlı Müslümanlar'a, Filipinler kapılarını açtı!

      Güney Asya'da yaşanan krizde, Filipinler attığı adımla Arakanlı Müslümanları ve Bangladeşli mültecileri ölüme terk eden ülkelere insanlık dersi verdi.

      Sil
  25. Mehmet Barlas / Sabah

    Bir kez daha kararlılığımızı vurgulayacağız 7 Haziran'da oyumuzu kullanırken... Uluslararası çıkar odaklarının kukla gibi oynattığı ve "Halk"ın bu oyunda figüran konumunda bulunduğu bir ülke durumuna yeniden girilmesine "Hayır" diyeceğiz.
    Mısır'da olup bitenleri izlerken, bizim Türkiye'de geçmişte yaşadıklarımızı izliyormuşsunuz gibi hissetmiyor musunuz? "İttifak"ın patronunun onayı ile darbelerin yapıldığı, Washingtonluların darbecilere "Bizim çocuklar" diyerek baktıkları günler ve seçilmişler hakkında idam kararlarının verildiği, cumhurbaşkanlarının hapse atıldığı, siyasetçilerin yasaklı oldukları dönemler çok uzak tarihin anıları arasında mı?

    http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2015/05/19/guvertede-kosusanlar-da-gemiyle-birlikte-gidiyor

    YanıtlaSil
  26. 17-25 Aralık darbe girişiminin başarısız olmasını, "Bazı şeyler için geç kalmışız, elimizi çabuk tutmamışız" diyerek gerekçelendiren paralel yapının 1 numarası Fethullah Gülen, seçime 19 gün kala karanlık örgütünü harekete geçirdi. 7 Haziran'ı kendisi için son şans olarak gören Gülen, "Güzergah emniyetini tehlikeye atmadan, vitesi ikiye katlamak lazım" diyerek örgüte talimat verdi. Gülen'in bu şifreli mesajının HDP'ye bombalı saldırıyla aynı güne denk gelmesi dikkat çekti. Gülen, bu talimatıyla örgütün uyuyan tüm hücrelerini harekete çağırdı.

    http://haber.star.com.tr/guncel/gulenden-saldirin-talimati/haber-1029884

    YanıtlaSil
  27. TSK’daki Paralel cunta ne olacak

    Hasan Öztürk'ün Star gazetesindeki 10 Mayıs 2015 tarihli yazısı...
    Konu ordu olunca susarım. Sadece okuyalım...

    http://haber.star.com.tr/yazar/tskdaki-paralel-cunta-ne-olacak/yazi-1027647

    YanıtlaSil
  28. Abdullah Muradoğlu / Yeni Şafak
    Zulüm kalınlaştıkça kopar.. başlıklı yazıdan anekdot...

    1973'teki “Mısır-İsrail savaşı” bile sahteymiş. Mısır ordusunun kaç gün savaşacağını, nereye kadar ilerleyeceğini bile Amerikalılar tayin etmişler. Enver Sedat'ı İsrail ile masaya oturtmayı önceden planlamışlar. İsrail için Mısır'ın 'muharip' konumdan çıkarılması stratejik önemdeydi. ABD İsrail'in güvenliğini zaten garanti ediyordu. Mısır halkının gözünü boyamak için Sedat'a minik bir zafer bahşetmek yeterliydi. Böylece Sedat masaya daha rahat oturacaktı. 16 bin Mısır askeri sahte bir savaşın kurbanı olduklarını bilmeden can vermiş. General Sisi de tıpkı ağa babaları Sedat ve Mübarek gibi Mısır ordusunu başka devletlerin namı hesabına elinde tutuyor.

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/abdullahmuradoglu/zulum-kalinlastikca-kopar-2010873

    YanıtlaSil