.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

19 Mayıs 2015 Salı

DEVŞİRMELER

Kazım Kürşat YÜCEL / Türkiye Gazetesi

Devşirmelere minnettârız. Canları pahasına devletimize hizmet etdiler. Birçok büyük işde imzâları var. Bugün iftirâ sağanağına ma’rûz kalmaları netîceyi değişdirmiyor. Çaldıran'ı onlarla kazandık. Mohaç'ı onlarla kazandık. Haçova'yı onlarla kazandık… Hepsinden önemlisi İstanbul'u onlarla fethetdik. Ordumuzun mekanize birlikleri onlardan kuruluydu. En teknik silahlar onlara emânetdi. Dahası pâdişâhın canı onlara emânetdi. “Âdet-i kadîme-i hüsrevânî üzre” seferde otağ-ı hümâyûn yeniçeriler tarafından güvenlik çenberine alınırdı. Tarih boyunca o çenberi aşıp da hünkârımıza ulaşabilen hemen hiçbir düşman askeri olmadı. Eğri'de böyle bir tehlike atlatıldı ama onun müsebbibi merkez değil, sağ koldu. Ya’nî timarlı askeri. Peki ya Ankara Savaşı? Oradaki durum çok farklı ve ayrı bir makâle konusu…

Bu insanlar büyük vazîfe gördü. Bize Kırım'ı kazandıran, Otranto'yu fetheden Gedik Ahmed Paşa bunlardan biri. Haşmetli günlerin ihtişâmlı devlet adamı Makbûl İbrâhim Paşa bunlardan biri. “Bu devlet ol devletdir ki” diyen Sokollu Mehmed Paşa bunlardan biri. 90 yaşını aşmış bir hâldeyken vatanın birliği için Anadolu yollarına düşen Kuyucu Murad Paşa bunlardan biri. Osmanlıya yeni bir hayâtiyyet kazandıran Köprülüler de Türk değil… Hepsi ve daha nicesi pâdişâhın, dolayısıyla devletin kulu, kölesi. Bir kul, bir köle gibi çalışdılar.

Osmanlıda sistem saat gibi işlerdi. Bugün kafası çalışan devletler bu işleyişi taklîd ediyor. Batı ve bilhassa İngiltere devşirme sistemini tersden okuyor. Bizim silahımızla bizi vuruyor. Bugün dahi Londra hava sahasına girmek çok kişinin hayâlini süslüyor. Bu şaşkınlar farkında olmadan İngiliz menfaatlerine hizmet ediyor. Kendi memleketinin değil onların faydasını düşünüyor. Onlar gibi giyinmek, onlar gibi konuşmak, onlar gibi inanmak hâlleriyle hâllenmiş durumdalar. Anlaşılan bu kafalar derinden devşirilmiş. Öyle ki böyle olduğunu anlamakdan dahi uzaklar. Hemen hepsi bir bahâneyle kendi ülkesine düşmanlık ediyor. Köleliğe alışmışlar. Hür olmak lûgatlerinde yok. Bizi yeniden büyük yapacak adımlar onları çileden çıkarıyor. Hepsini akıl hastahânesine tıkmak mı istiyorsunuz? “Nükleer Türkiye” deyin yeter!

Tersine devşirme fa’âliyyetinde bulunanlar Osmanlı gibi insâflı değil. Bizim devşirdiklerimiz kendi milletine kötülük düşünmedi; çünki biz beyinlerine böyle bir kod yüklemedik. Ana-babasını, yerini-yurdunu unutmadılar. Elbetde onların da îmân nûruyla şereflenmesini istediler. En ufak bir icbârda bulunmadan. Başka bir ifâdeyle Osmanlı, insanları iyiliğe devşirdi. Batının bu yoldaki çarkı ise hep kötülüğe çalışıyor. Öğütdükleri birer ajana dönüşüyor. Hattâ imkân buldukları anda işgalciye…

İktisâdî hürriyyet her şeyin temeli! O olmadan hiçbir konuda mesâfe alamayız. Türlü oyunlarla eski düzeni korumaya çalışanlar bizi bu sahadan uzak tutmaya gayret ediyor. Bereket versin ki halkımız artık bunları da başka şeyleri de görüyor. Sekiz sütuna atılan manşetlerle onu kandırmak imkânsız hâle geldi. Milletimizin basîreti bir ay sonraki yol ayrımını doğru okumaya yetecekdir. Türk milleti kirli ittifâka teslîm olmayacakdır.
 
14.5.2015

1 yorum:

  1. Devşirmelerin kötülüğü hakkında o kadar çok yazı okuduk ki, bu yazı bir nebze ters yansıtılan bir gerçeği ifade ediyor. İnsaflı olmak lazım.

    Türklük çok önemli bir kavram... Bediüzzaman Türk Milletini tarif ederken Türk Milleti ve Türkleşmiş olanların din kardeşleri tabirini kullanır.
    Bu ibareden Türkiyedeki müslüman halkın üç bölümden oluştuğu anlaşılır. 1) Soy bakımından Türk olanlar, 2) Türkleşmiş olanlar, 3) Bunların din kardeşleri... Yani en başta Kürtler, Araplar vesaire...

    Ulus devlet oluşturma ve ümmet fikirini yıkma teşebbüsler, ulusu tanımlarken Türkçü düşünce ile motive olmuştu. Halbuki Anadoluya son 150 yılda Balkanlar, Kafkasya ve hatta Osmanlının çeşitli yörelerinden zorunlu göçler oldu. Biz de 1878-1912 sürecinde Balkanlardaki yurdumuzdan ayrılıp güvenli sığınak olan Anadoluya göç etmiş neslin çocuklarıyız. İlk gelenlerin büyük kısmı Türkçe bilmezken şimdi bir asır sonra yeni nesiller olarak tamamen Türk Dili ve Kültürü ile değişim geçirmiş ve adapte olduk.
    Yerinden yurdundan edilmiş olmaktan ağzı yanan bizler bu vatana ve millete sahip çıktık, sadakatle bağlı kalmaya devam ediyoruz.
    Bugün Balkanlarda gözünü Türkiyeye dikmiş olan 10 milyon müslüman içinde Türkçe konuşanlar yüzde on civarındadır. Mesele soy Türklüğü değil, Türklük denen Osmanlı dini millet şuuruna bağlılıktır.
    Mesela Bulgaristanda bizim köylüler biz Türküz dediklerinde şaşıyorlar mış, Nasıl olur siz tek kelime Türkçe bile bilmiyorsunuz... Bizde Türk demek soy değil, dindir, müslüman demektir Bize ırkı dayatan laik milliyetçiler bizim ümmet ve millet bağlılığımıza kastediyorlardı. Bizim içimizde de çok beyinsizler türedi. Kendilerini Bulgar müslümanı sanmaya başladılar. Ama büyük çoğunluk bu türedilere kulağını tıkamış ve millete bağlılığını sürdürmektedir.
    Son sözüm şu aslında biz kimiz: Bize verilen manevi bilgi şu: Siz Eba Eyyub el Ensari'nin içinde olduğu ilk defa Emevilerin İstanbulu fethetmeye gelenlerin ve bir kısmının orada kalıp Batı Trakya ve Rodop Dağlarına dağılanların neslindeniz. Bizim mahrem sırrımız bu. Ben başlarda çok tuhaf karşıladım. Nasıl olur. Arapların o dağlarda işi ne ? Sonra yapılan genetik araştırmalar bu izleri kesinlikle tespit etti. Neticede kıymet ve değer sadece ve sadece takva ve dine hizmettedir. Aksi takdirde Peygamberimizin benden olduğunu iddia edip de benden değildir dediği kimseler oluruz.

    YanıtlaSil