.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

1 Nisan 2015 Çarşamba

31 MART 2015: DÜĞMEYE BASILDI

Uzun süredir beklenen gün geldi ve karanlık odaklar düğmeye bastı. Önce bütün Türkiye’ye enerji sağlayan sistem çöktü. Hemen ardından Çağlayan Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın odasını teröristler bastı.

Görünüşte bu iki olay birbiriyle alakasız görünmekte ise de bir gariplik var. Teröristler avukat kılığında içeri girdiler ve elektrik kesintisi nedeniyle silahları x-ray cihazında fark edilemedi. Daha önce İstanbul Barosunun girişimiyle avukatların üstünün aranmaması yönünde karar çıkmıştı. Surda açılan bilinçli gedikten teröristler yararlandılar.

Olay Berkin Elvan adına yapılmıştı, ancak Berkin Elvan'ın babası sorumluluk örneği vererek kanın kanla yıkanamayacağını belirtmesine rağmen teröristler halk mahkemesi kurup yargılamaktan söz ediyorlardı. İlginç olan bu davanın 5. savcısı olan Mehmet Selim Kiraz dava seyrinde oldukça ilerleme kaydetmişti.

Berkin Elvan soruşturmasının savcısı Mehmet Selim Kiraz, Çağlayan Adliyesi'nde yasadışı DHKP-C'ye üye oldukları belirtilen Bahtiyar Doğruyol ve Şafak Yayla adlı iki terörist tarafından rehin alındı. Yaklaşık 6 saat süren müzakere sürecinin ardından saat 20.30 sularında, adliyeden silah sesi gelmesi üzerine operasyon yapıldı. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın ağır yaralandığı ve 2 eylemcinin de operasyonda öldürüldüğünü açıklandı. Olaydan yaklaşık bir saat sonra Savcı Kiraz'ın yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği açıklandı.

Terör örgütü kendi propagandasını sanal medya üzerinden geniş bir biçimde yaptı. Birçok basın mensubu ve politikacı bu olayın üzerine balıklama atladılar. Bu olay üzerinden hükümeti suçlamaya çalıştılar. Sonuçta savcının ölümüyle sonuçlanan olayda terör örgütüne gizli ve açık destek verdiler.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi, seçim öncesi büyük eylemler için düğmeye basıldığını iddia etti. "Ne zaman ki çözüm sürecini başlattık, PKK sahneden çekilirken, uzun bir süredir uykuda olan DHKP-C’yi canlandırdılar." diye yazan Selvi, "DHKP-C, Avrupa Gladio’sunun üretimi bir örgüt" iddiasında bulundu.

İnternet Haber yazarı Süleyman Özışık “31 Mart tarihi, yaklaşan seçimler öncesi oyun kurucuların düğmeye bastığı tarih olacak...” dedi.

Sonuçta ülkemiz bir kez daha seçime gidiyor. Halk üzerinde kanlı manipülasyonlara gidilerek halkın iradesi etkilenmeye çalışılıyor. Dün elektriklerin kesilmesi ile halkta büyük bir ön dalga oluşturulmaya çalışıldı. Hemen aynı gün belli kesimlerin hassasiyetlerine basılarak bir isyanın fitili ateşlenmeye çalışılıyor. Halbuki bizzat bu acıyı yaşayan Berkin Elvan’ın babasının sağduyusu ortada iken bu acıyı kaşımaya çalışanlara dikkat edilmelidir.

Bir başka not: Kürtler üzerinden oynanan oyun tutmayınca bu sefer Türkler üzerinden başka bir oyun oynanıyor. PKK olmazsa, DHKP-C öne sürülüyor. Allah bilir yarın ülkücüler üzerinden bir provokasyon yapılabilir.

Milletin sağduyusu bu oyunların sonuç vermesine engel olacaktır. Milletin derin vicdanına güveniyoruz. Millet kendi iradesini yer ve zamanı geldiğinde ortaya koyacaktır.

11 yorum:

  1. Hz. Ali (Ra) Efendimiz “Türkler cuş ettiğinde” demiş.

    Hadis hakkındaki çıkarımlar: (En doğrusunu Allah bilir)

    Selam ve dua ile...
    1) Bu rivayetin Hz. Ali Efendimizin bir kerameti olup, “hadis olmaması ihtimali yüksektir.”

    2) Bu rivayet Suriye’nin karıştığı dönemle ilgili olup, “ Cuş etmek” ayağa kalkmak, kaynamak anlamına geliyor. Yani Türkler ya ayağa kalkacak, “Osmanlı gibi Çaldıran Seferine çıkacak” ki bu mümkün değil. Ya da Türkiye içinde kaynama, ayaklanma olacak sonuçları çıkıyor.

    3) Türklerin (içki, kumar, rüşvet, zina-hırsızlık-yolsuzluk, dolandırıcılık, yalancılık, iftira vb açıkça haram olan fiillerin Kötü Âlimlerden (Ulema-i sû) alınan fetvalarla helal kılınması, insanlar arasında Türk – Kürt, Alevi – Sünni, Laik – Dindar ayrımı yapılarak iktidarda bulunanların kanunlarla veya göz yumularak, insani ve İslami haklarına el konulması, tarikat ve cemaatler kapatılması vb şekillerde) haddi aşmalarına karşı çıkan diğer Türkler/Kürtler ile çatışması ve Türkiye’de iç karışıklıkların çıkması olası olup günümüz olayları ile örtüşmektedir.

    4) Darbe ise bir hadis yorumu değil Şeyh Abdullah Dağıstani Hz.lerinin bir ifşaatıdır. Ama bakınız Hz.Ali Efendimizin ifşaatı ile de uygundur.

    YanıtlaSil
  2. 1 Nisan 2015 günü saat 18.00 sıralarında Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü kapısına gelen kadın terörist, 2 el bombası attı. Emniyetin kapısının yakınına düşen el bombalarından biri patladı, diğeri patlamadı.
    ÖNCE EL BOMBASI ATTI
    Terörist kadın el bombalarını attıktan sonra uzun namlulu silahla emniyetin kapısındaki polislere silahla ateş açtı. Polislerin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada, kadın terörist öldürüldü.
    Kadın teröristin Sultanahmet bombacısı DHKP-C üyesi Elif Sultan Kalsen olması ihtimali üzerinde duruluyor.

    YanıtlaSil
  3. CNN Türk Ana Haber sunucusu Nevşin Mengü İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan yerleşkesine düzenlenen terör saldırısı canlı aktarırken 'Terör saldırısı demeyelim' dedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların alayı pkk lıdır. Ve terörist muhamelesi görmelidir.

      Sil
  4. Fatih’in Topları İstanbul’a Yönelmiş

    Dostlarımdan keşfi açık biri, Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerini âlem-i mânada görmüş. Toplarıyla İstanbul surlarını çepeçevre kuşatmış vaziyetteymiş. Aman Hünkârım ne yapıyorsunuz diyen kişiye, şu şehrin haline bakınız demiş.

    Mânadaki İstanbul dünün Bizans’ı değil, bugünün günahkâr şehridir.

    1453’ten bu yana, İstanbul bugünkü kadar günahkâr olmamıştı.

    Şu mübarek şehir fısk, fücur, isyan, tuğyan, fuhşiyyat=azgınlıklar, hayâsızlıklar, arsızlıklar, iffetsizlikler, çirkinlikler, çirkefler şehri haline getirilmiştir.

    Belde-i Tayyibeyi bu hale getirenlere yazıklar olsun.

    Edebiyata gelince mangalda kül bırakmıyoruz, biz Fatih’in torunlarıyız diye ucuz nutuklar atıyoruz. Biz gerçekten Fatih’in torunları olsaydık İstanbul böyle mi olurdu?

    Biz gerçek torunlar olsaydık, Ayasofya müze yapılabilir miydi?

    Soruyorum: Cennetmekân Fatih Sultan hazretlerinin ruhaniyeti bizlerden razı mıdır? Durumdan memnun mudur?

    Şehir öyle bir hale geldi ki, çocuk parklarında açıkta açıkça karı satılıyor.

    Fatih’in, ilim nurları saçan medreseleri şimdi ne halde?

    O medreselerde şu anda örümcekler perdedarlık yapıyor, baykuşlar kapısında nöbet tutuyor.

    Yaz yaklaşıyor, Sultanahmet Camii yine çıplak turistlerle, çıplak yerlilerle dolacak.

    Kendilerini Fatih’in torunları diye tanıtan sözde dindarlar içkili fuhuşlu beş yıldızlı otellerde papaz yahnili iftar ziyafetleri çekecek.

    Fatih’in torunları, 1928’den önceki ecdat mezarlarının kitabelerini okuyamayacak kadar cahil.

    Bana şu memlekette, Fatih Divanını, orijinal Osmanlıca metninden okuyup şerh edebilecek bir tek, evet bir tek lise talebesi bulabilir misiniz?

    Fatih’in torunları, Ayasofya müzesinin gölgesinde hamasî nutuklar atıyor.

    Fatih âlem-i mânada toplarının namlularını günahkâr İstanbul’a yöneltmiş bekliyor.

    MEHMET ŞEVKET EYGİ / 02.04.2015

    YanıtlaSil
  5. 1960’larda Demire bir söz etti. Dedi ki: “Dış politikamız çok çizgili olacak”. Ertesi gün sokaklar çalıştı. (Haşiye) 20 yıl aralıksız durmadan. Yani o zamanın başbakanı Türkiye’nin Lozan’a mirası Avrupa’nın ağzının içine alışkanlığımız Menderes gibi bozmaya kalkıştı. Özal da aynı şeyi yaptı aynı netice ile karşılaştı. Hele 1990’lar o dönem ortalıkta yine DHKP-C türü örgütler vardı. Ve bu örgütleri iki mihrak kullanıyordu 1. ABD ve NATO bağlantılı Gladio 2- Yunanistan üzerinden batı. Şimdi iç odakların tarifi değişti, onun açıklığa kavuşturulması lazım. Ama Yunanistan hattı açık. Batı ne zaman Türkiye ile bir derdi ve meselesi veya sıkıntısı olsa hemen Yunanistan üzerinden bu sersem salak Marksist, Leninistleri kullanır. Bunlar uzun yıllar uykuda idi. Şimdi neden ortalığa saçıldılar. Malum seçim var. Bizim Ortadoğu pazarımızı ele geçirmeye kalkışan ve enerji hatlarımızla oynayan bu iktidara bir ders vermek lazım diyorlar. Hele şu Yunanistan’ı köşeye sıkıştırıp emir erleri yaptıkları düşünülürse. Bundan yararlanıp eski iki komşunun geriliminden nemalanmak istiyorlar üstelik darbe de tasarladılar. Yani “AK Parti’yi devireceğiz.” Düşüncesindeler. Becerebilirler mi? Zor görünüyor.

    Bir diğer terörür örgütümüz PKK ise. Çok ilginç bu PKK’nın efendisi çok. Ama biri var ki oda İsrail, o örgütü rahat kullanmak için baba Esad rejmini uygun gördü ki, hep orada barındılar. Silah verdiler ve Lübnan’da kamplar verdiyer. Niçin? Çok kolay. İsrail’in Türkiye ile bir problemi mi var, “Oğlum PKK neredesin çık ortaya”. Ve şov başlar. Marksist-Leninst örgütlerin batı tarafından kullanıldığı 1990’larda İsrail’in bizimle bir derdi vardı. Avucunun içine alma derdi. PKK’yı öyle kullandı. Muradına erince 28 Şubat’ta Apo’yu verip örgütü uykuya sevk ettiler.

    2006’da şartlar değişince uykudakini uyandırılar. Bir şey daha yaptılar. İsrail Yunanistan, Romanya, Azerbaycan’a yatırımlar yaptı. Türkiye’yi adeta dıştan ablukaya almaya kalkıştılar. Erdoğan Romanya’da iken bu olyalar oldu neden acaba? Üstelik DHKP-C’liler oldum olası Yunanistan merkezli çalışıyor. Ve Savunma Banaları ki sağcı parti lideridir ama sol koalisyona alınmıştı. DRudu durdu ve ded ki: Ege Yunan Denizi’dir. Bir hafta geçmeden

    Köpekler sahibinin sesidir. Havla derlerse havlarla. Ortadoğu ve Afrika pazarlarına göz diken oradan 60 miyar dolarlık ticaret yapan, enerji hatlarının en büyük adayı olan Türkiye’nin AK Parti iktidarını indirmek istiyorlar. Bu 2010’dan beri artarak ve hızlanarak gelen bir politika. İddialı değilim. Ama 25 yıllık olayların gelişmesine bakılırsa Batı Avrupa bizden fena halde rahatsız özellikle İngiliz-Almanya, Ortadoğu’da İsrail baş rolde. ABD ise neoconları diş biliyor cemaati yeni vesayetin sahibi yapmak istiyor, Obama ise seçim ertesi gıkını çıkaramıyor. Yani şüpheler İsrail-Almanya-İngiltere üzerinde yoğunlaşıyor.

    Unutulan bir husus var. Türkiye eski Türkiye değil. Ne kadar değil. 8 Haziran saat 01.00’de anlayacağız. Bu entrikaların da etkisini. Havagazı çıkarsa ne olur? Yani 10 yıldır olduğu gibi başaramazlarsa. Seyreyleyin gümbürtüyü. Ve çıkarcıların hüngürünü.

    HAŞİYE: Lozan ile biçilen elbisemiz şöyle. Churchill'in ağzından: "Türkler hep 250 kilo kalmalı, 200'e düşerlerse bize muhtaç olurlar, 300'e çıkarlarsa çevrelerine sarkarlar." Yani hadlerini aşarlar ve menfaatimiz bozulur. Bozuluyor mu bozulmuyor mu? Artan olaylar onu gösteriyor. Bozuyoruz.Hamd olsun.

    YanıtlaSil
  6. http://www.seslimakale.com/videodetay/bisimit--son-savas--6609

    YanıtlaSil
  7. Hukukçular Derneği Genel Başkanı Cavit Tatlı, saldırının zamanlamasına dikkat çekerek, “Berkin Elvan’ın katilini bulmadığı için değil, sonuca yaklaştığı için öldürüldü” dedi.

    YanıtlaSil
  8. Mısır'da bulunan Müslüman Kardeşler'in üst düzey yöneticileri, Türkiye'de yaşanan elim hadise için taziyede bulundular. Yayınladıkları taziye mesajında şunlara yer verdiler.
    "İstanbul adliyesinde yaşanan üzücü hadiseyi teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’a Allah'tan rahmet, kederli ailesine sabır dileriz."

    İhvan, Türkiye hükümetine ve halkına da taziyelerini iletti. Taziye'nin sonunda ise Türkiye için huzur ve barış içinde yaşaması için dua ettiklerini dile getirdiler.

    YanıtlaSil
  9. Timeturk Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, DHKP-C militanları tarafından katledilen Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin alınmadan önceki son anlarını şöyle anlattı:
    "Merhum savcının son anlarını mesai arkadaşının ağzından dinleyelim: "Olayın öncesi odasına gidip savcım hadi gel beraber bir çay içelim" dedim. Merhum savcı ise, "Siz buyurun ben bir abdest alıp namaz kılayım öyle içelim" demiş. Odasında abdestini almış, namazını kılmış ve hemen sonrasında DHKP-C'liler odasını basmışlar... Bir Mü'min her zaman ölüme hazırlıklı olmalı değil mi?

    YanıtlaSil
  10. Allah rahmet eylesin, mekani cennet olsun..

    YanıtlaSil