.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

8 Şubat 2015 Pazar

İSLAM'DA TEKFİRCİLİK YOKTUR



İbrahim Halil ER / Milli Gazete

Tekfir hastalığı haricilerden bize bulaşan bir hastalıktır. Biz Müslümanlar için hüsnü zan beslemeli kimseyi tekfir etmemeliyiz. Kişi ben Müslüman değilim demediği müddetçe biz hep iyi niyet beslemeli, zahire göre hüküm vermeliyiz. 
                             
Çok sıkıntılı bir durum olmuşsa samimiyetimiz varsa tebliğ edeceğiz ama inatlaşmayacağız. İkna edemediğimiz zaman da ümidi kesmeyeceğiz dua edeceğiz.

Sonuçta insanların kalbini yarıp içine bakma gibi bir durum olmayacağına göre kişinin beyanını asıl kabul edeceğiz.

Tekfir hastalıktır. Bu dinin sahibi Allah’tır. Kimsenin elinde aforoz yetkisi bulunmamaktadır. Kimse kendisini papaz yerine koyup da önüne geleni dinden çıkarmasın. Allah’a çok şükür ki hesabı sadece ona veriyoruz. Kimsenin onun adına konuşma yetkisi bulunmamaktadır. 

Âlimlerimiz, bizim yol göstericilerimizdirler. Yoldan çıkarıcılarımız, yoldan kovucularımız değildirler. Hayra vesile olan o hayrı işlemiş gibi olur. Birleştirici olacağız. 

Tekfir yoktur!

Müslüman’ın canı, malı ve ırzı Müslümana haramdır. Müslüman İslam’ı gerçek manada yaşamıyor olsa bile (günahkâr olsa bile) bu böyledir. Bir kişinin imanını bir başkası sorgulayamaz. Kişi Müslüman olduğunu söylüyorsa kelime-i tevhidi söylüyorsa biz onun beyanını asıl kabul ederiz.  Kimsenin kimseyi dinden çıkarmaya veya kâfir yapmaya hakkı yoktur. İslam’da ruhban sınıfı ve afaroz yoktur.

Kalbini yarıp bakamayacağımıza göre (hadis) zahire göre hükmederiz. Batını Allah’a bırakırız. Bu nedenle tekfircilerin yaptığı gayri İslami’dir.

Kişiyi küfre götüren elfazı küfürler vardır. Bunlar; Kur’an ve tevatür sünneti inkâr, alaya alma, hafife almaktır. Kur’an’ın bir harfini bile inkâr eden küfre girer. Ama bu genel kaideye dayanarak hemen insanların hatalarını arayıp sen kâfir oldun demek doğru bir tebliğ metodu değildir. İnsanlara yumuşak dilli ve güler yüzlü yaklaşmak, mümkün oldukça dışlamadan tebliğ etmek gerekir.

Ehli Sünnet Âlimlerinin Fitneyi Uyandırmama Hassasiyeti

Ehli sünnet âlimleri, fitnenin uyanmaması yani insanların boşuna telef olmaması için dikkat etmişlerdir. Meşru olmayan yönetimleri değiştiremeyecekleri durumda fitneye yol açan fetvalar vermekten kaçınmış, insanları nebevi metoda ve tebliğe yönlendirmişlerdir. Çünkü onlar biliyorlar ki bir kavim kendilerini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez.

Resulullah, Taif halkına beddua yerine dua etmiştir. Bediuzzeman, kendisini yargılayanlara karşı bile insanları huruca çağırmamış, beddua etmemiş, onların neslinden temiz bir grup insanın çıkacağını söylemiştir. Önce birebir insanların ikna edilmesi, kazanılması gerekir. Bir Ebu Cehil’den İkrime gibi büyük sahabi çıkabiliyor.

Müslüman geniş olmalıdır. Kimseyi zorla cehenneme sokmaya gayret etmemelidir. İnsanlara şefkatle yanaşmalıdır. Firavun’a bile giderken yumuşak ve tatlı dilli olmayı tavsiye eden Yaradan, firavunun bu haline bile merhamet gösteren Allah, günümüz insanlarına daha merhametlidir. Biz Musa ve onlar Firavun değiller. Dilimizi ve gönlümüzü açmalıyız... Müslümanların ıslahı için çalışmalıyız.

Biz insanlar üzerinde şahit olan bir ümmetiz... Şehadetimizi güzel yapmalıyız...  Bizim görevimiz kırmadan, düzeltmek... Kimseyi dışlamamak… Tekfir etmemek... Bizim mesuliyetimiz sadece tebliğdir.

Fakat Allah dilemedikçe biz hidayete erdiremeyiz (Nahl 37) Biz üzerimize düşeni yaparsak kalpleri döndüren Allah onların da kalplerini elbette döndürür... 
Cihat, müslümana yapılmaz!

Müslüman, Müslüman’a karşı emri bil ma’ruf ve nehyi anil münker yapar, tebliğ yapar, uyarır. Müslümanın canı, malı ve ırzı Müslümana haramdır.

Müslüman ile Müslüman arasında cihat (silahlı cihat ) olmaz. Cihat kâfirlere karşı yapılır. Onun da şartları ve koşulları vardır. Öyle eline silah alan cihat yapıyorum diyemez. Devlet buna karar verir. Savaşmadan önce haber gönderir. Anlaşma zemini arar. Savaş en son çaredir. 

İnsan Hayatına Verilen Önem-Ebu Hanife Örneği

Ebu Hanife bireysel özgürlüğe büyük önem vermiş, düşünce özgürlüğünü savunmuştur. Ebu Hanife’nin muhalefet tekniğine şu olay güzel bir örnek olur:

“Abbasi halifesi Mansur, Musul halkının daha önceki ayaklanmalarında ikinci kez isyan ederlerse kanlarının ve mallarının kendisine helal olacağına dair söz almıştı.
İkinci defa ayaklanınca, Mansur, içlerinde Ebu Hanife’nin de bulunduğu büyük fukahayı çağırdı ve bu anlaşmaya göre kanlarının ve mallarının kendisine helal olup olmadığına dair fetva istedi.

Mevcut bütün fukaha anlaşmaya dayanarak Mansur’u onaylarken Ebu Hanife şu cevabı verdi: “Onlar sana hakları olmayan (kanlarıyla ilgili) bir şart koşmuşlar. 

Bilindiği gibi, can konusunda cömertlik ve mubahlık söz konusu değildir. Sen de onlara hakkın olmayan bir şart koşmuşsun. Çünkü Müslümanın kanı ancak üç sebeple helal olur. Şayet bir kadın kendini nikâhsız olarak bir adama helal kılsa, ona helal olur mu? Bir adam, başka birine beni öldür dese, onu öldürmesi helal olur mu?”

Mansur, “Hayır” cevabını verince,

Ebu Hanife ona “Musul halkından elini çek. Onların kanları sana helal değildir” dedi.

2 yorum:

  1. Ekser bu itikatta oLan lar müslümanlara dahi müşrik dicek kadar ileri giden fırka vahabi selefi lerde cokdur. kendilerinden olmuyanları Müşrik derler haşa günahkar bi müslümana dahi hatta Türkiyede cocugunu okula gönderiyosa müşrik dir diyen cok tuaf bi itikatları vardır. bir kaçının itikatına yakınen şahit oldum Allah korusun bir cok evliyayı dahi küfür le itham ederler. Allah bunlara fırsat vermesin cok tehlikelilerdir.dış görünüşleri islami kıyafet giyerler ama itikatları islami yorumları cok katıdır. öldürmeyi dahi müslümanı kendilerinden degilse mubah görürler. bu ortadogudaki bir cok sözde cihatcı örgütler bunlar gibi dir itikatları. kuranı kerimi kafalarına göre yorumlarlar mezhebleri red ederler. Ayet ve hadisi şerfileri kafalarına göreyorumlarlar. müçdehid mücedid filan tanımazlar takmazlar . Türbeye ziyaret edip fatiha ihlas okuyanı dahi tekfir etcek kadar kendilerini her biri din müçdehidi sanır. ravzayımutarayı ziyareti dahi şirk derler. vesile yi inkar ederler içlerinde bazıları ise kabe yi bile yıkmak dan bahseder. hazreti Mehdi alehiselam karşı gelcek kuranı kerim ayetlerini ona delil gibi gösterip hazreti Mehdinin hükümlerine karşı gelcek sözde Alimler medine mekke civarında ilk bunlardan cıkar. Allahu alem. şia nın vesileyi haşa putlaştırmasından dolayı bunlar zamanımızda cogalmışlardır.

    YanıtlaSil
  2. abdul vahab denen vahabiligin imamı olan şahıs 1600 yılarda ingilterede egitilmiş bi ri olup şia nın bazı vesileyi suistimalerini bahane ederek islami refom adı altında ümmeti parçalamak için sözde tevhid ehliyiz derler. hiç bir vesileyi kabul etmelzer her biri birer mücdehid gibi ayet ve hadisi şerifleri yorumlarlar kendi görüşlerine göre fetva cıkarırlar. eski den selefiler denince ehLi sünnnet itikadı idi biizim zamanımızda mısır ve afrika bazı ortadogudaki ler ise vahabi görüşüne yakındır. bir cokları şeyhuL ekber mevlana yunus emre. rahmettullah evliyayı kiramı red ederler. 4 hak mezhebin bazıları hanbeli nin işine geldiklerini alırlar cogunu red ederler . İşİD denen zalim örgüte bunlardan cokdur. bazı saf Allah için düzenden hoşnut olmuyan yeni nesiL gençleri progobandaları ile kandırırlar saflarına emeleri ne göre çalıştırılar, sözde halifeleri vardır. onu kabuL etmiyen kim olursa olsun müşrik derler. şia ile vahabiler biizm zamanımızda biribirine düşmandırlar. katledilmelerini iki fırkada imamları mubah görür. Allah korusun işte hazreti Mehdi alehiselam bu ayrılıgı gayrılıgı zuhur ettigi zaman kaldırır. ekser imam azam ebu hanefi içtihadına yakın olur. Allahu alem müslümanları tek çatı altında toplar, Ayet ve hadisi şerfilee amel eder. kendisi en büyük müçdehid olması münasebeti iLe işte burdan bile anlaşılmakdadır ki Hazreti mehdi alehiselam daha zuhur etmemişdir. davetine bir cok Müslümanlar içabet eder. hilafettullahdır. hadisi şerfilere göre 40 yaşında zuhur eder. müslümanların fırka fırka ayrı olması dahi mehdi alehiselamın zuhur etmedine bi deliL teşkiL eder. az akLı selim düşünen bunu görür. ve Mehdi alehiselam bi efsane degiL bir cok Müslümanın etli cesedi iLe görecegi zuhurundan önce ise kamİL iman sahiblerinden Allahın diledikleri bilecekdir.zuhurunun akabinde ise bir cok Müslüman onun hazreti Mehdi alehiselam oldugunu bilecek ve tabii olacaklarıdr. Allahu alem.

    YanıtlaSil