.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

19 Aralık 2014 Cuma

GÜLEN DARBESİNİN YOL HARİTASI (2)


Bülent ERANDAÇ / Takvim

Emre Taner, MİT müsteşarlığından 6 Mayıs 2010'da emekli oldu. Yerine Hakan Fidan geldi. Fidan bir anda,İsrail ve cemaat kıskacına alındı. Gülen bu atamadan çok rahatsız oldu. Çünkü Emre Taner MİT'ten ayrılırken, yerine bir MİT Müsteşarı hazırlamıştı.

Bunun da, Emniyet İstihbarat Başkanı Ramazan Akyürek olduğu yazıldı. Hakan Fidan'ın göreve başladığı sırada dünyada örneğine pek rastlanmayan bir başka çıkışıİSRAİL yaptı.

Hakan Fidan ile ilgili tartışmalar daha göreve gelmeden İsrail basınında çıkan haberlerle başlamıştı. Fidan MİT Müsteşarı koltuğuna oturduktan 3 ay sonra Ağustos 2010'da dönemin İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak,utanmadan, Fidan'ı İran yanlısı olmakla suçlamış ve Tahran'ın İsrail sırlarına ulaşmasından endişe duyduğunu iddia etmişti. 1 OCAK 2011: Ankara Gölbaşı'nda her dinleme teknolojisinin bulunduğu dev tesis (GES)Başbakan Erdoğan tarafından MİT'e verildi. Her iletişim aracının dinlenebileceği bir teknolojiye sahip bir tesisin MİT'e verilmesini kafasına takan Gülen'in bazı kumpaslara geçmesi gecikmedi. 

13 Eylül 2011: Fidan'ın, hem Abdullah Öcalan'la hem de PKK temsilcileriyle, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla ve "özel temsilci" sıfatıyla görüştüğü TOP SECRET OSLO GÖRÜŞMELERİ sızdırıldı. Sızdıranların İngiliz-İsrail servisleri-Derin PKK olduğu ağırlıklı görüştü. 7 Şubat 2012:Gülen Cuntası, MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı yemeye kalktı. Şubat 2012 günü Türkiye tarihinde ilk kez görevi başında bir MİT Müsteşarı ifadeye çağırıldı. Paralel yargının siyasete ilk müdahalesi olarak tarihe geçen bu önemli gün, 17-25 Aralık polis-yargı darbesinin de habercisiydi. Genelkurmay Başkanı'nı tutukladıktan sonra MİT Müsteşarı kim oluyor diye düşündüler. Planı da Başbakan ameliyat olacağı güne göre ayarladılar. Başta, Zaman gazetesi olmak üzere Fethullah Gülen medyasının, Hakan Fidan'ı yemeye yönelik savcılık harekatını yürekten desteklemesi düşündürücüydü. 

2013 YILININ SİHRİ Perde arkasında, petrol/gaz paylaşımı, Amerika/Rusya'nın Doğu Avrupa paylaşımı ve Yeni Ortadoğu düzen çalışmaları vardı. 

KÜRESEL BEYİN (ÜST AKIL) dünyanın en stratejik coğrafyasında, Avrasya'nın kalpgahındaki 3 ülkede Türkiye-Mısır-Ukrayna'da darbe planlandı.
Kendi adamlarını yönetime taşımayı düşünüyordu. Mısır'da Mursi ve Ukrayna'da Yanukoviç devrildi. Tayyip Erdoğan'ı deviremediler.
Erdoğan'ı tasfiye planı, 2013-2015 olmak iki yıla göre hazırlanmıştı ve başlıkları şöyleydi: Gezi, 17-25 Aralık, 30 Mart yerel seçimleri, Köşk seçimleri ve 2015 genel seçimleri.

GEZİ 
üzerinden, Ukrayna ve Mısır'da olduğu gibi bir politik kaos yaratarak Erdoğan'ı devirme planını uygulamaya soktular. Seçimlerden fayda ummayan güçler, olaylara müdahil oldu. Fethullah Gülen-CHP-MHP-Sol fraksiyonlar-yabancı istihbarat servisleri kol kola hareket ettiler. 27 Mayıs 2013, Gezi olaylarının başladığı tarih oldu. İlginçtir, o gün başlayan birkaç haftalık süreçte 27 Mayıs 1960 darbesi öncesini hatırlatan gelişmeler yaşandı. Halkın oylarıyla işbaşına gelmiş olan bir hükümet tıpkı 27 Mayıs darbesi öncesinde olduğu gibi sokak hareketleriyle baskı altına alınmak ve devrilmek istendi.

Olayların başlama nedeni bir çevre duyarlılığı gibi görünse de asıl etkenin hükümetin devrilmesi olduğu çarpıcı delillerle ortaya çıktı. Olaylara aktif destek veren katılımcılar bu niyetlerini açıkça dile getirmekten çekinmediler. AK Parti'nin dış politikasından rahatsızlık duyan Suriye ve İran gibi ülkelerin yanında ABD ve Avrupa ülkeleri de Gezi olaylarında açık tutum aldı. Claudia Roth gibi Avrupalı parlamenterler Gezi olaylarına Taksim'de bizzat katılacak kadar ileri gittiler. ABD televizyon kanalı CNN, Gezi olaylarına tepki gösteren AK Parti mitinglerini hükümet karşıtı gösterecek kadar çılgınlaştı. 

13 yorum:

  1. Mehmet Barlas / Sabah
    "Pensilvanya Örgütü"nün eğer varsa "Beyin Takımı"nın bir noktada durum muhakemesi yapmasının zamanı gelmiştir, geçmektedir.
    Birincisi bu örgüt kamuoyunun gözünde "Kökü dışarıda" bir oluşum görüntüsündedir. Örgütün lideri konumundaki kişi, bir nevi "Rehine" konumundadır. Her türlü açık ve kapalı global operasyonların tezgâhlandığı ABD yönetiminin "Göçmen" statüsündeki bir kişinin müttefik ülke Türkiye'ye dönük komplolarda üs olarak Amerikan topraklarını kullanmasına göz yumması, pek mümkün değildir. Ve Türk kamuoyunda Pensilvanya Örgütü'nün eylemleri, giderek ABD-İsrail güdümlü operasyonlar biçiminde algılanmaya başlamıştır.

    YanıtlaSil
  2. Daha öncede söylemiştik. Gülen ABD'de rehine durumdadır. Amerika ve İsrail onun adını kullanarak Türkiye'ye karşı operasyonlar yapmaktadır.
    Burada bilemediğim husus şu: Gülen, kendi emellerini müstevlilerin emelleriyle tevhid etti mi, etmedi mi?
    Bu eskiden sorduğumuz ama cevabını bulamadığımız şu soruya benziyor. Gülen'in dünya üzerine yayılmış binlerce okulu sadece kendi gayretleri ile mi bu başarıyı kazandı, yoksa CIA ve Yahudi yardımı ile mi oldu?
    Biz Türklerin adı dünyaya yayılıyor diye onlara sempati ile bakarken, bu perde arkasında yahudi kendi amaçlarına mı yürüyordu?
    Bugün gelinen nokta bu soruların cevabını vermiştir. Hizmet ehli kardeşlerimizin dikkatine...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk defa kullanmak zorunda kaldığım "Daha önce söylemiştik" iddialı sözden dolayı özür dilerim.

      Sil
  3. İbrahim Karagül / Yeni Şafak
    Fethullah Gülen diye biri yok başlıklı yazıdan...

    Fethullah Gülen’in, Humeyni devriminde olduğu gibi, Türkiye’ye gelmesi için, işe el koyması için ortamı hazırla. Engel olabilecek herkes için, her çevre için, her kamu otoritesi için ön hazırlıkları yap, onları hareket edemez hale getir. Ardından gelsin cinnet ülkesi Türkiye!

    Darbe başarılı olacaktı, ardından devrim gelecekti, Türkiye bir halife görecekti. Batı dünyası yüz yıl sonra yeni bir hilafet tesis edecekti. Bu devrim Türkiye’de belki binlerce insanın canına, yüzbinlerce insanın tasfiyesine neden olacaktı.

    Hesap büyüktü! Tarih değişecekti. Bir cemaat Türkiye’yi yönetecek, İslam kuşağına Türkiye üzerinden bir tür Batılı İslam dalgası oluşturulacaktı. Hilafeti kaldıranlar yeni bir proje uyguluyordu. Cemaat üzerinden bir Türkiye projesi sergileniyordu. O istihbarat çalışmaları, o devlet içinde örgütlenmeler bir cemaat için değildi, yeni Türkiye içindi. Boyunduruklarından kurtulmaya çalışan Türkiye’nin yeniden vesayet altına alınması, Türk Baasçılığı’nın yerine “Batılı İslam” ikame edilerek vesayet yeniden tesis edilecekti.

    Kaynak: http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ibrahimkaragul/fethullah-gulen-diye-biri-yok-2006659

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 40 yıldır (Özal dönemiyle birlikte 25 yıldır en kuvvetli bir şekilde) devlet içinde bu amaç için örgütlenen bir yapı var(sa), bunların bu kadar kolay, 1 senelik operasyonlarla pes edeceğini sanmıyorum. Hatta "bitti bu iş" dedirttikleri esnada, hiç umulmadık hamlelerle gelebilirler. Öyle ki, C.başkanı ve başbakanın en yakınında en güvenilir adamlar bile şu an kendilerini gizliyor olabilirler bu amaç için. (F.avni'nin bilgi kaynaklarından birileri de bunlardır belki) 17-25 Aralık darbesinin amacının bir tür "güç testi/sınama/yoklama" olduğunu düşünmekte faydar var, rehavete kapılmamak için. Güç sarhoşluğu çok tehlikeli, hükümetin ve akparti'nin buna düşmemesi gerekiyor. Temkinli ve teyakkuzda olmak lazım.

      Sil
  4. 14 Aralık operasyonundan 6 gün sonra mahkeme kararını açıkladı. Ekrem Dumanlı yurt dışı yasağı konularak serbest bırakıldı.Dumanlı ile birlikte 7 kişi daha serbest bırakıldı. Hidayet Karaca dahil 4 kişi tutuklandı.
    Ekrem Dumanlı Çağlayan Adliyedeki ilk konuşmasında Türkiye bir tiyatro izliyor dedi.
    Bana göre de bir tiyatro var. Eğer Erdoğan bu operasyonun ilk sinyalini vermeseydi 14 Aralıktan beri ben de senaryosunu dış güçlerin yazdığı, cemaatin oynadığı bir tiyatro olduğunu düşünecektim. Zira Fuat Avni'nin operasyonu basına sızdırması, operasyonun bir kaç geciktirilmesi, bu konuda yeterince infial uyandırılması, Arınç'ın sözleri, daha bir çok unsur olayın tuhaflığını ortaya koymakta... Acaba operasyon yada kriz iyi yönetildi mi?

    YanıtlaSil
  5. Şu an Ayaklanma işini f güLen ne verdiler Üst AkıL ve TüM SoLCULARIN Aarkalarında durması boşuna degildir. Nur cematini gercek olanlarının küLtüründe Sokaklar yokdur..... dikkat buyruLSUN sokaklara döküp halkı Kırdırmak istiyolar kimleri kırdırmak niyetleri Yine alt tabaka daki ALLAH İÇİN HİZİMET EDİYOZ SAANAN KESİMİ kendileri ve godoman lar ise AmerikAda seyreder ler belKi içlerinden ne abtaL bunlar dahi diyebilirler.... Burdan diyim Bu Hükümet Yıkamazlar ..Allahın izniyLe SEÇİMLERDEN önce ufak capLı devasaL degil .olaylar her zaman geçmişde de oldugu gibi olsada Bu Kzanımları yok edemezler Allahın ziniyLe.... ÇüNki buna Artık Müslümanların tahamülüde yok.... Artık sokaklarda başörtülerine bagırıp cagırana tahamül yok. Bu ülkenin ecdadının tüm anaları bacıalrı tesettürLü sanKi bazıları ikinci sınıf sanırdı.. o ergenekon kadro su bitii. F gülen maskesi düştügünde Allahın izniyLE GERCEK MANADA DELİLERİYlE GÖZLERİNE SOKA SOKA kİM OLDU BİLİNDİMİ Peşinden AZ GİDEN KALDI onlarda terk ederler....Allahu alem şu an Yabancı menşeyLi üst aKıL DAN SoL KESİME EMİR GELİYOR DÜN DÜŞMAN GÖZÜKENLER BU GÜN BERABER HÜKÜMETE KARŞI İŞBİRLİGİNE GİTME KARARI ALDILAR. HADİ BAKALIM HAYIRLISI olsun İSRAiL i COOCUK GİBİ FIRCALIYAN Lideri BİTÜRLÜ ALT EDEMİYOZ DİYE CILGINA DÖNÜYOLAR ALLAHIMIZA HAMD OLSUN ALLAH İZİN VERMİYOR FİTNELERİNE CıLDIRDIKCA bU TüRKİYE DÜŞMANLARI ALLAH BUNLARI AÇIK EDİYOR.

    YanıtlaSil
  6. Merve Şebnem Oruç / Yeni Şafak

    Fethullah Gülen Türkiye’ye gelecek mi yoksa gidici mi? başlıklı yazısından...

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/mervesebnemoruc/fethullah-gulen-turkiyeye-gelecek-mi-yoksa-gidici-mi-2006704

    “Gülencilere önerim beddua seansları bırakılıp tez dua seanslarına başlansın ve liderlerinin faydadan çok zarar getirmeye başladığı düşünülüp ‘Zaten çok yaşlı ve hastaydı’ diyerek üstünü örtecekleri bir Amerikan istihbaratı fecaati yaşanmasın” demiştim. Son günlerde sık sık sosyal medyaya düşen “Fethullah Gülen öldü” haberleri bana o günkü tahminimi hatırlatıyor ve bir senaryonun test edildiğini düşündürüyor.

    Genelde bozuk bir Türkçe’yle kaleme alınan internet haberlerinden bir örneği, dilbilgisi düzeltmesi yapmadan paylaşıyorum: “Hastalanan ve kalp krizi geçiren Gülen Pocono Mountains den Pennsylvania Hospital hastanesine kaldırıldı.Gülenin son göz altılardan dolayı çok sarsıldıgı bugün kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldıgı idda ediliyor.Hastaneye kaldırıldıgı sır gibi saklanıyor.Gülenin kalp krizi geçirdigi ve hastanaye kaldırıldıgı Türkiyedeki çevresinden saklanıyor.”

    Aylar süren “Bunları Gülen yapmadı, onu dinlemeyen derin bir yapı yaptı,” veya “Dinlemelerin sorumlusu paralel yapı değil, Alman istihbaratı,” türü yönlendirmelere ne Erdoğan ne de kamuoyu geldi. Peki, hedefi Gülen’den başka yere saptıramayanlar, bir hasar tespit analizi yapıp onu ve örgütün bir kısmını feda ederek devasa yatırımı kurtarma yoluna gider mi? Bence gider, onlar için en rasyoneli de budur. ABD, Gülen gibi hem örgütün lideri hem de en zayıf halkası olan, yani kısa sürede çözülebilecek birini, eğer örgütün CIA vb istihbari örgütlerle bağlantısı dolaylı değil direktse ve artık ülkesinde tutmak kendisine zarar veriyorsa, Türkiye’ye teslim etmektense farklı bir çözüm bulabilir. 2014’ten çok umutlulardı, olmadı; tahminim, 2015 Gülen ve örgütü için pek de iyi geçmeyecek.

    YanıtlaSil
  7. Ersoy DEDE / Yeni Akit
    Gülen'in iadesi tuzak mı ? başlıklı yazıdan...

    Fethullah Gülen’e dönük yakalama kararı çıkarılması ve bunun hızla ‘kırmızı bülten’e dönüşeceği yönündeki irade, açık açık söylüyorum, paralel yapının bir an evvel tasfiye edilmesini bekleyenler için, paralel yapı mensuplarına oranla daha büyük sürpriz oldu.. Zira savcının böyle bir talepte bulunacağını ve bunun hızla mahkeme kararına dönüşeceğini paraleller çok çok iyi biliyorlardı.. Hatta bir adım daha ileri götüreyim sizleri.. İşlerin bu aşamaya gelmesi için emniyetteki ifadelerinde yoğun gayret sarfetmiş dahi olabilirler... Bakın bu kadar da net söylüyorum size.. Dışarıdan bakınca ‘Amman da Hocamız’a yakalama kararı çıkmış’ diye ağlaşmalarına bakmayın, bu kararın çıkmasını pek çok açıdan avantaja dönüştürebileceklerini bilmeseler, çok rahatlıkla (aidiyet-mensubiyet saikiyle) savcıya çıkıp, “Bütün o metinleri Yenibosna’daki toplantı odamızda bir kararlaştırdık, Fethullah Gülen ‘Yapmayın günaha girersiniz’ demiş olmasına rağmen, onu dinlemedik ve bugün iyot gibi açığa çıkmış olan kumpası biz kurduk” derlerdi.. Demediler.. Göz göre göre işin Fethullah Gülen’e kadar uzamasını sağladılar... İşleri güçleri hukukla-yargıyla olan, kökü ABD’de, kolları İsrail’de bir yapının, hem uluslararası hukuk boyutunu hem de ülkelerin Türkiye’ye karşı tutumunu ta en başından analiz etmediğini düşünmek, saflık olacaktır...
    14 Aralık’tan beri öncelikli gündemimiz ne bizim? Ekrem Dumanlı, Hidayet Karaca, diziler, filmler vesaire... Oysa Tahşiye’ye kumpas operasyonunun baş kahramanı bu kişiler yahut en önemli delili televizyon dizileri mi?.. Polis şefleri var, bombalar var, baskın görüntüleri var.. İyi de neden bir haftadır Ekrem Dumanlı ile yatıp Basına müdahale ile kalkıyoruz?.. Cevap; çünkü paralel yapı öyle istiyor...

    YanıtlaSil
  8. Birand'ın AK Parti-cemaat kehaneti şaşkına çevirdi!
    Cemaat ile AK Parti arasındaki kavgayı 5 yıl önceden öngören efsane gazeteci Birand'ın yazısı cemaat medyasında manşete çıktı...
    Efsane gazeteci Mehmet Ali Birand’ın 5 sene önce Gülen Cemaati'ni konu alan yazısı cemaat medyasında büyük ilgi görüyor. Birand 6 Ekim 2010 yılında yayınlanan yazıda cemaatin gücünün bazı çevrelerce bilinçlice abartıldığını ve ilerde hükümetin kendi hatalarının tümünü cemaatin üstüne atarak kendini masum göstereceğini söylüyor. Birand'ın "gün gelir rüzgar döner, bu defa Gülenci avı başlar…" dediği yazı Zaman'ın internet sitesine de manşet oldu.

    Cemaatin gücünün abartılarak efsaneleştirildiğini aktaran Birand, “Bilmem durumun farkındalar mı, ancak Gülen Cemaatini son derece ciddiye alınması gereken bir tehlike bekliyor. Komplo teorilerine hemen inanan ve gerçek olarak kabul eden Türk toplumunun gözünde bu Cemaat, gerçek boyutlarının ötesinde efsaneleşiyor. Gücü öylesine abartılarak dilden dile dolaşmaya başladı ki, önlem alınmazsa, bir gün o güç kendini yok edebilecek." diye yazmıştı.

    2013'te hayatını kaybeden Birand, cemaate dönük çarpıcı uyarılara yer verdiği yazısında şöyle yazmıştı:

    devamı:
    http://www.internethaber.com/birandin-ak-parti-cemaat-kehaneti-saskina-cevirdi-753346h.htm

    YanıtlaSil
  9. AKP YÜCE DİVAN OYLAMASI

    TBMM Soruşturma Komisyonu’nda, rüşvet almak, nüfuz ticareti yapmak ve görevi kötüye kullanmakla suçlanan 4 eski bakanla ilgili Yüce Divan oylaması yarın yapılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bugüne kadar oylamaya dönük net bir açıklama yapmazken hükümete yakın gazeteler bugünkü manşetleri ile Yüce Divan ihtimali için "darbe" iddiasında bulundu. Yeni Şafak, Star, Akşam, Güneş ve Sabah gazeteleri yarın yapılacak oylamadaki Yüce Divan talebi için "hükümete darbe" ve "kaos planı" iddialarını manşete taşıdı. 4 gazetenin benzer manşetler atması kritik oylama için AK Parti'de son kararın verildiği ve komisyondaki oylamadan red kararı çıkacağı yorumlarına konu oldu.

    YanıtlaSil
  10. Gezi olaylarına dair İmran Hüseyin ile yapılan röportajda söylenenler ile sakarya seyf kardeşin söylediklerinin birbiriyle örtüştüğü görülüyor.Tümünü birleştirdiğimiz zaman deccalin krallığını kurması için armegeddon çıkmalı>bunun için dünya devlerinin 2 blok olarak birbirleriyle savaşmalı> kilit olan Şam'da savaş çıkmalı> bunun için Türkiye'nin Suriye'yi işgali gerçekleştirilmeli> bunun için artık kendi çıkarlarına uymayan RTE yıkılmalı-yani Suriye'nin işgali önündeki engelin RTE olduğu düşünülüyor-

    Sakarya seyfin söyledikleri:
    1)Cabir’i yıktıktan sonra tabanına kahtani olarak sunacağı komutanına ışid veya K.Irak operasyon emri verecektir.

    2)Zeytin ağaçlarındaki atların dinlenmesi son buldu.İmdi süfyani fetulah yıkıcı adımlar atacaktır!Şam,Anadolu'dur!
    3)Kuzu perdeyi yırttı deccale hizmet edenler!Önce iç savaş,savaş,deccalin yıldızının sonu,düzen,deccalin britanyadan abdye kaçışı ve...
    4) Cabir'in yıkılmasından sonra 1-1.5 aylık açlık dönemi, sonra iç savaş, ardından savaş dönemi

    https://www.youtube.com/watch?v=BCkRns1V5W0

    Morris:"Şeyh İmran Hüseyin, Son zamanlarda Türkiye'de iç savaşa gidebilecek bir şeyler oluyor.
    Şimdi orada neler olup bittiğini size sormak istiyorum"
    İmran Hüseyin: Morris bu soruyla başladığın için çok mutlu oldum. Çünkü Türkiye'de 2 haftadır olan şeylerin şu anda 1 numaralı gündem olduğunu düşünüyorum.
    Bu aslında bir isyan değil, sadece mevcut hükümete karşı başka siyasi oluşumlarca bir başkaldırıdır. Bunu böyle kabul ediyorum. Bu siyasi muhalefetin neden olduğuna bakınca pek anlamayabilirsiniz.
    Ben bugünkü devleti yöneten iktidarın çok güçlü olduğunu düşünüyorum.
    ANALİZİM DOĞRU İSE, ŞİMDİ İÇ SAVAŞA YOL AÇACAK BİR YAPI ORTAYA ÇIKACAK.
    Çünkü birbirine tahammülsüz iki yapı ortaya çıkarılmaktadır. Ben bunun Türkiye'yi BİR İÇ SAVAŞA SÜRÜKLEME SENARYOSU olduğunu düşünüyorum.
    BUNUN AMACI TÜRKİYE'NİN SURİYE'Yİ İŞGAL ETMESİ İÇİNDİR. Bu bir zaman meselesi.
    Bu Türkiye'nin neden bir içsavaşa sürüklendiğinin ve ne amaçlandığının bir yanıtıdır.
    Şimdi çok karışık ilginç şaşırtıcı bir karşı devrimci cephe ve bununla işbirliği halinde bir dünya ve arap baharı var (bir arada değerlendirilecek)
    Yeni bir teknoloji sosyal medya "twitter ve güçlü bir internet teknolojisi" kullanılıyor
    Bazıları SMS ile çağrıda bulundular, bir çok kısa mesaj da var. Bu teknolojiyi gayet iyi kullanan ve çok bilgi aktaranlar var.
    bu arada bu protestolarda bu çok istismar edilmekte bir takım güçlerce. Ve sosyal medya aracılığı ile bir ülke dış müdahale ve meselelerin evrensel hale getirilmesi mümkün.


    YanıtlaSil
  11. Bu Tunus'ta geçmişte oldu ve bugün Türkiye'de olmakta.İnternet ve bilgi teknolojisi şimdi Çi'de Rusya'da ve Hindistan'da var ve yerel değil.
    Bunu dünya medeniyetine veren Yahudi-Hristyan (Siyonist) İttifakıdır.Bu duruma göre bu olaylarda kullanılan bir araç ve bunun arkasında siyonistler var.Bence Kendi Hedefleri için TÜRKİYE'Yİ KULLANIYORLAR. Ben böyle düşünüyorum.
    Burada ortaya çıkan sorun bu harici yöntemle hedeflerine ulaşıp ulaşamayacaklarıdır.Bence şöyle düşünelim iki tarafı ortaya çıkarıp TÜRKİYE'DE İÇ SAVAŞ ÇIKARACAKLAR.
    B benim tahminimdir. Amaçları yakın gelecekte Türkiye'de bir iç savaş çıkarmak. Bunu anlamak için olaylara modern teknolojiyle kimlerin dışarıdan müdahale ettiğine bakın.
    Onların gündemi bir rejim değişikliği ve Erdoğan yerine onların gündem ve arzularını takip edecek birileri. Ben böyle hissediyorum.
    Türkiye ,için çok uzun zaman ve enerji harcadılar. Ve bir riskle karşı karşıyalar bu yüzden hükümeti sallamaktadırlar.Onlar Erdoğan yerine başkasını geçirirse çabalarını daha çabuk gerçekleştirecek.
    Morris, onlar Erdoğan üzerinde baskı oluşturmak istiyor, karşı karşıya kaldıkları krizden çıkış yolu bulak için NATO'yla uzun zamandır planladıkları şeyleri yapmak için.
    TÜRKİYE TARAFINDAN SURİYE'NİN İŞGAL EDİLMESİ. Türkiye'de sakin bir durum yok bu yüzden Morris bir SÜPRİZ bekliyorum.Hükümet tutuklamalarla bu sorunu çözemezse sonunda şuna mecbur bırakılacak ki Suriye'ye bir savaş açıp orayı işgal etmek
    Morris: ve Rusya bu durumda buna istekli değil. Bu bir analiz ve bu durumda olaya Rusya da müdahil olacak

    İmran Hüseyin: Rusya'nın izni yok ve Barack Obama gerçekte Suriye'de Türk Fethi İstiyor.Artık zaman daraldı. Erdoğan ve Obama arasında anlaşma var.En büyük sorun Türkiye'nin HENÜZ SURİYEYE GİREMEMİŞ OLMASIDIR.
    Ama Siyonistler tarafından istenen gerçekte bu DEĞİL. Onların amacı, TÜRKİYE SURİYE'YLE SAVAŞA GİRİNCE, RUSYA VE İRAN'I DA BU SAVAŞA SOKMAK.Ben Türkiye'nin rahatlıkla suriye'yi işgal edebileceğini ve sonra Rusya ve İran'ın KIŞKIRTILACAĞINI düşünüyorum.
    BU ASLINDA BÜYÜK BİR SAVAŞI TETİKLEMEK İSTEYEN SİYONİSTLERİN BİR PLANIDIR.Büyük bir savaş ki dünyanın EN BÜYÜK GÜÇLERİ İKİ BLOK HALİNDE HEPSİ YOK OLACAK ve tüm dünya param parça enkaza dönüşmüşken İSRAİL YENİ DÜNYA'NIN HAKİMİ SÜPER GÜÇ OLARAK ortaya çıkacak.

    YanıtlaSil