.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

19 Aralık 2014 Cuma

GLADIO-C

Markar Esayan, cemaatin ardından C tipi GLADYO adlı yeni bir yapılanma geleceğini ileri sürerek, bu yapılanmanın özellikle ekonomi üzerinden ülkeyi vurmaya güdülendiğini iddia etti.

GLADIO-C

14 Aralık operasyonu Cemaat medya-yayın grubu için verilen gözaltı kararları gündemde hala sıcaklığını koruyor. Yeni Şafak yazarı Markar Esayan, bugünkü yazısında 14 Aralık operasyon sonrasında çözülen Cemaat ardından  geleceğini ileri sürdüğü yeni bir yapılanma olan Gladyo C'nin yeniden ülkeyi karıştıracağını iddia etti.

'2. Dünya Savaşı’ndan sonra NATO ile kurulmuş olan A tipi GLADYO'nun, Türkiye ekonomik zayıflığı nedeniyle Menderes’in ilk bağımsızlık hamlesinden sonra teslim alındığını' ifade eden Esayan, B tipi Gladyo'nun ise 'A Tipi Gladyo'nun işlevsiz kalması üzerine dini görünümlü bir paralel yapı üzerinden kurulduğunu, hükümet dahil neredeyse çoğumuzun bu senaryoyu yuttuğunu' dile getirdi. 

A TİPİ GLADYO VE B TİPİ GLADYO NASIL ŞEKİLLENDİ?

Esayan'a göre 28 Şubat B tipi Gladyo üzerinde çok ciddi bir yıkıma neden olmuş olsa da 'değil bin yıl, on yıl bile sürecek bir formatlama yapmakta cuntacılar başarılı olamadı, testten geçemediler ve vesayet mültezimliği ellerinden alındı, paralel yapıya verildi' (Mültezim: Osmanlı’da toprak sisteminde açık arttırma usulüyle, belirli eyaletleri kiraya vermeye iltizam, iltizam sahibi olan kişiye de mültezim denirdi.)

Star yazarı Ardan Zentürk de yazmıştı :C tipi Gladyo

Zentürk, 14 Aralık operasyonu'ndan 48 saat önce kaleme aldığı, operaysondan 1 gün sonra yayınladığı yazısında, GLADYO C'yi şöyle kaleme almıştı:

O zaman, bizim, bütün dikkatimizi GLADIO-B ile mücadeleye odakladığımız bir dönemde GLADIO-C bir yerlerde devreye giriyor demektir.

Dışişleri ve ekonomi bürokrasisine dikkat...

Erdoğan’ı, Putin gibi bir “otokrat” ilan eden dış-iç medya kampanyasının kaynağının İsrail ve onun Washington-Londra hattındaki güçlü lobisi olduğunu biliyoruz. Eğer, dışişleri bürokrasisi, bu kampanyanın sonlanması için “İsrail ile Mavi Marmara anlaşmasını” dile getiriyorsa, bu, Erdoğan için “kaybet-kaybet formülünün” başlangıcı anlamına gelir. 1- Erdoğanbu tür bir anlaşmayla “Arap sokağındaki” tüm etkinliğini yitirecek, 2- Türk ekonomisi açısından hayati önemdeki Arap sermayesi kaynaklı para akışının kesilmesi için yeni bir algı kampanyası ile karşı karşıya kalacaktır.

Cumhurbaşkanı’nın her fırsatta, ekonomi bürokrasisinin direndiği “yüksek faiz” politikasına karşı çıkması ise, ülke açısından yükselen yeni riskin kaynağını yakaladığını göstermektedir.

GLADIO-C’nin hedefi ne olabilir?

Yanıtı nettir: “Sözde” değil, “gerçek” yalnızlık ve ekonomi...

ÖCALAN'IN TÜRKİYE'YE, GÜLEN'İN ABD'YE, ERDOĞAN'IN HAPSE GİRMESİNİN B TİPİ GLADYO İLE İLGİSİ

Hatta Esayan'a göre, '1999 yılında Öcalan’ın Türkiye’ye, Gülen’in ABD’ye, Sayın Erdoğan’ın da hapse gönderilmesi bu bağlamda çok anlaşılır.'

TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN YENİ TEHLİKE: C TİPİ GLADYO

Esayan, yazısında son olarak, şuanda Türkiye için bir tehdit teşkil ettiğini iddia ettiği C tipi Gladyo'yla ilgili olarak 'bir şekilde paralel yapı üzerinden inşa edilmeye çalışılan B tipi GLADYO oyununun bozulması; deşifre olmasıyla artık kullanılamaz hale geldiğini, dolayısıyla bu yapıyla mücadelenin belki yıllar süreceğini; ama Türkiye’yi kaybetmek istemeyenlerin yeni mültezimler yaratmaya şimdiden girişmiş olduklarını, yani Türkiye'yi bekleyen yeni bir C tipi GLADYO'nun yolda olduğunu' ifade etti.

GLADYO'NUN RUSYA'YLA İLGİSİ OLABİLİR Mİ?

Esayan daha önce  “Yabancı bir cisim geliyor” diye yazdığı C tipi Gladyo'yla ilgili olarak, 'ekonomi üzerinden, ya da içeride başka bir partner yaratılarak Türkiye'yi karıştıracaklarını' ileri sürerek,  yazısının sonunda çok çarpıcı bir iddiaya daha yer vererek "Rusya’ya yapılan operasyona da azami dikkat etmekte fayda var." ifadesiyle dikkat çekti.

GLADYO NEDİR?

II. Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa'da gelecekte olması beklenen bir Varşova Paktı işgaline cephe gerisinde bir direniş başlatmak amacıyla İtalya'da NATO tarafından gizli olarak örgütlenen kontrgerilla (stay-behind) operasyonunun kod adı. Gladyo, özel olarak NATO cephe gerisi direniş organizasyonun İtalyan kolunu belirtse de bazen "Gladyo operasyonu" NATO'nun bütün cephe gerisi (stay-behind) operasyonlarının gayriresmî adı olarak kullanılır ve bazen "Süper NATO" adıyla da anılır.

LATİNCE'DE GLADYO: KILIÇ

Latince'de kılıç anlamına gelen Gladio sözcüğünü ad olarak kullanan örgüt, Amerikan ve İngiliz kontrgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind tarafından 1952 yılında kuruldu. CIA tarafından yönetilen ve finanse edilen örgüt, 1956 yılında ABD ile işbirliği içinde, casusluk ve gerilla savaşı yapmak üzere örgütlendi. Sardunya'da örgütün ilk eğitim kampı kuruldu ve Kuzey İtalya'da 139 yerde silah ve mühimmat depoları oluşturuldu. Resmi adı Müttefik Koordinasyon Komitesi (Allied Coordination Committee) idi.

3 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. GLADIO-C devreye mi giriyor?
    Ardan Zentürk / Star Gazetesi
    http://haber.stargazete.com/yazar/gladioc-devreye-mi-giriyor/haber-980733

    Amerika Birleşik Devletleri-İngiltere-İsrail mihveri açısından, Soğuk Savaş yılları “Türkiye’yi kontrol” açısından kolaylıktı. NATO bünyesinde “Sovyet yayılmasına” karşı oluşturulan GLADIO (biz buna derin devlet diyoruz) askerler üzerinden ülkenin sağa-sola savrulmasını önleyici bir yapı olarak kullanıldı. “Vesayet sistemi” olarak adlandırılanseçkinci/oligarşik yapı, Türk siyasetinin üzerindeki şemsiyeydi ve son harekatını 28 Şubat’ta gerçekleştirdi.
    Emperyalist, uyanıktır, tüm parasını tek numaraya yatırmaz, 28 Şubat’ın başarısızlığı, GLADIO-A olarak adlandırabileceğimiz “vesayet sisteminin” de sonunu getirdi. Son direniş, Cumhuriyet Mitingleri’nde açılan “ordu göreve” pankartıdır. Oysa, aynı süreçte ordu, arkasındaki geleneksel gücün hızla boşaldığını izlemekle yetiniyordu, Ergenekon ve Balyoz Davaları, bu gelişmelerin devamcısı oldu.
    Ergenekon ve Balyoz Davaları’nda “özel yetkili mahkemeler ve bağlantılı savcıların” kamu vicdanında açtıkları derin yaralar, Rahip Santoro-Hrant Dink-Zirve Katliamı çizgisinde gelişen olayların yeni aydınlanmaya başlayan perde arkası bilgileri, Amerikan yönetiminin devlet içinde GLADIO-B’yi örgütlediğini gösteriyor.
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık Darbe Girişimleri’nden sonra GLADIO-B’yi “paralel yapı” olarak tanımlamayı tercih etti.
    Konu, bu topraklara, “Türkiye Türkler’e emanet edilemeyecek kadar önemli bir ülkedir” mantığıyla sızmayı gelenek haline getiren emperyalizmle mücadele konusudur, bütün göstergeler, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin, durumun farkında olduğunu işaret etmektedir.
    Aslında, GLADIO-B’nin manevraları doğrultusunda “çözüm süreci” ve “Alevi açılımı”nı engellemeye çalışan çevrelerin bir türlü, ordudan bekledikleri desteği alamamaları emperyalizm açısından bir kırılma noktasıdır. “Erdoğan nefreti” nedeniyle GLADIO-B ile “taktik uzlaşma” sağlayan “eski vesayet sistemi yazarları ve siyasetçilerinin” anlayamadıkları gelişme budur.
    Mavi Marmara: Kırılma noktası...
    2003-2011 arasında “Arap ülkelerine örnek demokrat” olarak adlandırılan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir yıldan kısa bir zaman içinde “diktatöre” dönüştürülmesi düşündürücüdür. Yaşanılanlar, Mavi Marmara Katliamı sonrasında emperyalizmin, Türkiye’nin meşru siyasal otoritesini hedef tahtasına oturttuğunu gösteriyor. Eğer, Erdoğan, 2011 seçimi öncesinde kulağına fısıldanan “Davutoğlu’dan vaz geç” fikrine uysaydı, belki durum farklı olabilirdi, ama, o vazgeçmenin ilerleyen dönemlerde ne kadar büyük bir risk oluşturacağını fark etti ve AK Parti’yi Ahmet Davutoğlu’na teslim etti.
    Bu, yalnız GLADIO-B’ye değil, bu ülke üzerinde hesapları olan emperyalizme açık meydan okumadır. “Güneydeki sevilen ülke”nin Washington lobisinin önde gelen üç ismi, Morton Abramotiwz, Eric Edelman ve Blais Misztal’in, hükümetin 17-25 Aralık Darbe Girişimi sonrasında aldığı kararları eleştiren, Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayan ve GLADIO-B’yi açıkça kollayan Washington Post’taki 23 Ocak 2014 tarihli mektupları, emperyalistin de bu meydan okumayı gördüğünü göstermektedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devamı:

      GLADIO-C devreye giriyor...
      Hükümetin, tıpkı “vesayet sistemi” ile olduğu gibi, GLADIO-B ile de mücadele etmesi demokrasimiz açısından önemlidir. Fakat, emperyalistin oyunu bitmez. Görünen, tıpkı GLADIO-A gibi GLADIO-B’nin de arkasındaki güç tarafından kendi kaderine terk edildiğidir.
      O zaman, bizim, bütün dikkatimizi GLADIO-B ile mücadeleye odakladığımız bir dönemde GLADIO-C bir yerlerde devreye giriyor demektir.
      Dışişleri ve ekonomi bürokrasisine dikkat...
      Erdoğan’ı, Putin gibi bir “otokrat” ilan eden dış-iç medya kampanyasının kaynağının İsrail ve onun Washington-Londra hattındaki güçlü lobisi olduğunu biliyoruz. Eğer, dışişleri bürokrasisi, bu kampanyanın sonlanması için “İsrail ile Mavi Marmara anlaşmasını” dile getiriyorsa, bu, Erdoğan için “kaybet-kaybet formülünün” başlangıcı anlamına gelir. 1- Erdoğanbu tür bir anlaşmayla “Arap sokağındaki” tüm etkinliğini yitirecek, 2- Türk ekonomisi açısından hayati önemdeki Arap sermayesi kaynaklı para akışının kesilmesi için yeni bir algı kampanyası ile karşı karşıya kalacaktır.
      Cumhurbaşkanı’nın her fırsatta, ekonomi bürokrasisinin direndiği “yüksek faiz” politikasına karşı çıkması ise, ülke açısından yükselen yeni riskin kaynağını yakaladığını göstermektedir.
      GLADIO-C’nin hedefi ne olabilir?
      Yanıtı nettir: “Sözde” değil, “gerçek” yalnızlık ve ekonomi...
      Konu önemli, devam edeceğim...
      NOT: Bu yazı, dün başlayan operasyondan 48 saat önce kaleme alınmıştır. (A.Z.)

      Sil