.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

7 Ekim 2014 Salı

KOBANİ PROTESTOLARI


Kobani'de IŞİD saldırılarını protesto etmek için dün başlayan şiddet eylemleri bir çok kentte bugün de devam ediyor. Öğle saatlerinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çeşitli illerde olaylar çıktı. Muş'un Varto İlçesi'nde çıkan olaylarda bir kişi yaşamını yitirdi. 

Yurt genelinde çıkan olaylarda onlarca kişi yaralandı. Bankalar ve ATM'ler tahrip edildi, Kızılay'a ait araçlar ateşe verildi, onlarca araç yakıldı. Bu arada Mardin'in Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Nusaybin, Mazıdağı, Ömerli, Savur, Van'ın Erciş ve Siirt'in Kurtulan ilçelerinde ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) Kobani'de saldıralarını arttırmasının ardından İstanbul'da dün başlayan şiddet gösterileri nedeniyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü alarm durumuna geçti, bütün izinler kaldırıldı. Kurban Bayramı tatili için il dışına çıkanlara acil dönüş talimatı verildi.

116 yorum:

  1. Menhus yani uğursuz Ekim tetik bir hadise bekliyor. Kürtlerin sessiz çoğunluğunun sağduyu sahibi olduğunu ve IŞİD benzeri düşmanları karşısında tek sığınacakları yerin Türkiye olduğunun farkında olduklarını umuyorum. Ama anlaşılan Avrupa, İngiliz Amerikası ve İsrail PKK içindeki unsurlarını kullanarak ortalığı karıştırmaya çalışıyor.
    Türkiye Kürtler de dahil herkese kapısını açarken, Kürtlerin sığınacak başka hiç bir yeri yokken PKK nın akılsızlığını anlamak kabil değil.

    YanıtlaSil
  2. Galiba Amerika Türkiye'yi IŞİD'e karşı kendi istediği gibi kullanamayınca kontrol ettiği PKK unsurlarını kullanarak Türkiye'yi hizaya getirmeye çalışıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amerika Türkiye'yi istediği gibi kullanamadı derken neyi kastediyorsunuz Mustafa bey? Türkiye Amerika'dan habersiz hareket edemiyor ki zaten! Türkiye Beşşar Esed'i de kapsayan büyük bir operasyon yapmak istiyor ama Amerika izin vermediği için hiçbir şey yapamıyor!

      Tamam, alametlerden biri olan Siyah Sancaklılar'ın da kendi aralarında ihtilaf etmeleri olayı vardı ve 2006 yılından beri bütün Siyah Sancaklılar birbirleriyle çatışıyorlar zaten bu ayrı. Acaba şimdi düşünüyoruz da Şam'da karşılaşıp çarpışan iki mızraktan veya ihtilafa düşen iki ordudan kasıt IŞİD ile PYD olabilir; o zaman Şam surları üzerinde semadan bir münadinin ansızın fetih müjdeleyen dehşetli sesini bekleyeceğiz ve bu ses ile birlikte Suriye'de 100 binden fazla insan ölecek. Batılılar da bu sese sinirlenip azgınlaşarak harekete geçecekler ve Türkiye ile beraber yani Nato güçleri Suriye'yi nükleer silahlarla işgal ederek korkunç ve ürkütücü bir savaş çıkaracaklar, ardından Cabiye/Haresta köyü batacak, ardından 2. bir depremle dimeşk/emevi camiinin sağ tarafı çökecek, ardından dinden çıkan isyancı PKK ve sempatizanları Türk nahiyesinden saldıracaklar, ardından Batılılar'ın fitnesi başlayacak ve Batılılar Ramle'ye/Filistin'e, Türkler de Hira'ya/Güney Irak beldesine saldıracaklar ve batıda ve doğuda isyanlar başlayacak, ardından korkunç bir dünya savaşına dönüşecek ve en az 4 yıl Hz. Mehdi a.s. çıkana kadar birçok fitneler, doğa olayları ve olağanüstü olaylar vuku bulacak, dünya büyük bir değişime uğrayacak.

      Sil
    2. @ mehdi alametleri
      değerli kardeşim
      "Türkiye Amerika'dan habersiz hareket edemiyor" düşüncenizi paylaşmıyorum. Türkiye'nin başının sürekli ağrıtılmaya çalışılması zaten onlardan bağımsızlaşma yolundaki hareketleri sebebiyledir. 1906 - 2006 arasındaki 100 yıllık boyunduruk artık kırılmaya yüz tutmuştur. Ne zaman Ayasofya camiye çevrilirse artık o zaman mason zincirinin kırıldığını ve artık bağımsız hareket etmeye başladığını göreceğiz inşaallah. selam ve dua ile.
      Düşüncelerimin yüzde yüz isabetli olduğunu iddia etmiyorum. Hatalarım da olabilir. Hep beraber doğruyu bulmaya çalışacağız. Süfyani karanlık dönemler ile yarı yarıya şafağın söktüğü bugünleri birbirine karıştırırsak hata ederiz. Hata-savab dengesine riayet etmeliyiz.

      Sil
    3. Değerli Admin, ama siz Süfyani devri gelmeden bitirip aydınlığa geçmişsiniz, ne diyelim ki, bu ülkedeli her şey kilisye çevrilecek, sonra Mehdi gelince tekrar camilere çevrilecek. Biz bundan gözümüz kapalı eminiz ve hata-sevap dengesine de riayet ediyoruz. Şunu unutmayın ki Amerika izin vermeden Türkiye kılını bile kımıldatamaz ve ona ters asla hareket edemez, bazı şartları olur bu da Amerika'nın canını sıkar. Ayrıca Türkiye'de her olup biten için suçu Amerika'ya atmanız pek ağırdır, olayları Kürdistan devletinin kurulması açısından destekleyebilir ama doğrudan kürtlere Türkiye'de eylem yapma yetkisini gizliden Amerika verdi demek çok yanlış. Bir çok Kürt Amerika'yı sevmiyorlar ama eylemleri destekliyorlar.

      Sil
    4. İslamın fecr- sadıkı Bediüzzaman'a ait bir tabirdir. Verdiği tarihlere göre söylemişiz. Doğrusunu Allah bilir.
      Hadislerde Yahudi Hayberin ardına kadar gelir ibaresinden ben kendimce Türkiye dahil birçok ülkenin işgal altına düşebileceğini sezmiştim. Böyle mi zuhur eder zamanla göreceğiz. Herşey kiliseye çevrilecek mi inşaallah böyle bir şey olmaz. Amerikayı bu kadar gözünüzde büyütmeniz düşündürücü... Amerika Rusya karşısında acze düşecek. Amerika'nın parçalanmasından sonra bir kısmı islam ile ittifak kuracak diye anlaşılıyor. Türkler, Kürtler ve Araplar tekrar islam kardeşliği dairesinde birlik olacaklar. Bizim bildiğimiz budur.

      Sil
    5. Fecr-i sadık. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ne ait bir ıstılahtır. Bir müjdedir. Mehdiyet’le ilgilidir de. Yani onun inkişafına, fasıllarına, merhalelerine işaret eder.

      Bediüzzaman Hutbe-i Şamiye’de, yani 1911 yılında Şam’da Emevi Camii’nde o devrin ünlü alimlerini iştirak ettiği bir Cuma namazı hutbesinde şöyle der:
      “Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat (engel olan) eden perdeler açılmaya başlamışlar. O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emâreleri göründü. Yetmiş birde fecr-isâdıkı başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak.”

      Bediüzzaman böyle derken bir de haşiye düşerek şöyle der:
      “Eski Said, hiss-i kablelvuku ile 1371'de (1950), başta Arap devletleri, âlem-i İslâm'ın ecnebî esaretinden ve istibdadından kurtulup İslâmî devletler teşkil edeceklerini, kırk beş sene evvel haber vermiş. İki Harb-i Umumî (iki dünya savaşını) ve 30-40 sene istibdad-ı mutlakı düşünmemiş. 1370'de olan vaziyeti 1327'de1(909) olacak gibi müjde vermiş, tehirinin sebebini nazara almamış.”

      Yani 1909 yılında İslam Alemi’nde beklediği gelişme ancak 43 sene sonra oluyor. Ancak o tarihte bunun geçici bir fecir, yani yalancı sabah olduğu belli olunca, bu kez 30-40 yıl sonrasına tarih verir. Bu da 1980 ve 1990 yıllarıdır. Fecr, gecenin çıkması anlamındadır. Yani şafağın attığı vakittir. Hemen güneş doğmayacaktır. Şam dönüşü doğuda aşiretlerle yaptığı Münazarta’ta hürriyetin Türkiye’ye hakiki anlamda gelişini ise 100 yıl sonra olarak verir. Bu da 2011 tarihine rastlar. Yalnız güneşin doğumu ne zaman. O da 30-40 senenin toplamı olan 70 yıl sonra ki o tarih de 1371+70=2021.

      Demek oluyor ki, İslam güneşinin yeniden doğmasının, insanlığı aydınlatmasının vakti 2021 tarihinde başlar ki. Fecri kazipten fecr-i sadıka giden süreç 70 yıldır. Fecr-i kazibe kadar ki dönem, gecenin karanlığında, deccalizmin ve istibdad-ı mutlakasının zulmü altında hidayet cereyanının hizmet hazırlığıdır. O dönemde dini bütün müesselseer ve cemaatler deccalizmin baskısı altındadır. 1951’de Mehdiyet’in ikinci faslı başlar ki, 2002 tarihine kadar olan süreçtir. Üçüncü fasıl ise o tarihte başlar. 2007 ve 2011’de sürür yılları olarak kabul edilebilir. Milli iradenin önündeki engellerin tek tek kaldırıldığı tarihlerdir. Bu ikinci ve üçüncü dönmede Kur’an ve imanın hakikatlerinin aydınlattığı milletlerin 2021 tarihinden sonra hayatın bütün aşamalarında hakimiyet kuracağı anlamına geliyor

      Mehdiyet hidayete ve ıslaha vesile olan bir cereyandır. Vahiy dinini bir anlamda ihya hareketidir. Ve Mehdiyet bir şahs-ı manevi ile ifade edilir. Yani bir nurani cemaatin aynı hedefe yönelmesi ve hizmet etmesidir ki, bu hem Mehdi’nin vazifesini ifa, hem de Mehdiyet’in müessiriyetini temin eder. Mehdiyet hürriyetle paraleldir. İnsan hür olduğu nisbette Allah’a yaklaştığı gibi, hürriyet ve demokrasinin gelişmesi nisbetinde cemiyet olarak millet olarak Allah’ın emirlerine uyma imkanı bulur. Çünkü beşeri istibdat ve baskı ve zülum zail oluyor. O zaman dini istediğiniz gibi yaşıyorsunuz. Bütün ideolojiler beşeri ve tashihe muhtaç batıl veya bid'a, bir kısmı ise tamamen küfridir. Hele ki, şahıs üzerine bina edilmiş ideolojiler eşittir deccal ve süfyan yani deccalizm ve süfyanizmdir. Deccalin ana gövdesi, Yahudidir. İsrail ortadan kalınca siyonistin dünya hakimiyeti de dağılıp sona erecek. İnşallah. Demeyen taş olsun.

      Sil
    6. Mehdi alametleri kardeşimiz sen ne alametisin, Mehdi değil masal alametleri gibi bir şey misin yoksa?
      Önce Deccaller huruç eder sonra Mehdi zuhur eder. Sizin şu decaller nerede acaba? Çünkü Mehdi bizim süfyanın surekli baskısı ve zulmü altında yaşayacağı rivayet ediliyor. Nerede şu deccaller? Sen deccalini söyle ben de sana Mehdi’yi vereyim?

      Sonra ahir zamanın fitnesinden bütün peygamberler, evliyalar ve asfiyalar Allah’a sığınmış. Bu öyle bir fitneki, sabah evinden mü’min çıkan akşam kafir olarak dönecek kadar zihinleri, kalpleri, beyinleri imandan mahrum ediyor. Ve bu fitnelere karşı ıslah ve mücahede ise dinidir, manevidir. Dünyevi siyaset ve metodlarla değildir. İman ve Kur’an hakikatlerinin ortaya konması ile mümkündür. Bu dönemle ilgili rivayetler ise son derece örtülü ve müteşabihtir. Onları anlayıp tevil etmek ise, o makam sahiplerini anlayacak kadar ilm-i dine vakıf olmak gerekiyor.

      O dehşetengiz decaller iki büyük dini İslam ve Hıristiyanlığa karşı silme politikası güdecektir. Böyle olunca camilerin kilise yapılması söz konusu değil. Yıkılması veya ahır yapılması, hatta depo haline getirilerek mabet olma vasfını yitirmesidir. İşte deccal o, yani dinsizlik yayacaktır. Tağutlar gibi askeri ve siyasi gücü olacaktır.

      Nasıl ki Türkiye homojen ve bir kısım politikacısı, devlet adamı, istihbarat elemanı, iş adamları, üniversitke hocaları imansız takımından ise ABD’de de öyle. Oradakiler özellikle 1982’den beri çok etkililer. Ve Yahudi lobilerinin, finans çevrelerinin, medyanın etkisiyle İsrail hesabına İslam’ı yeni düşman ilan ettiler. Avrupa zaten buna hazırdı. Nitekim Margerth Thatcher, komünizmi yıkılınca yeni tehlike olarak İslam’ı seçtiklerini açıkça beyan etmiştir. Tıpkı ehl-i iman ve İslam’ı mürteci diyerek saldıranlarımız gibi. Bu deccaliyetin son faslıdır. Bediüzzaman son kertede Süfyan artıkları ile o ana Yahudi deccalin birleşeceğini söylemiştir. Ki 28 Şubat sürecinde bu gerçekleşti. Türkiye’de bütün darbeler dinin güçlenmesi, yani gericilik güçlendi gerekçesiyle gerçeklemedi mi? O halde. Amerika’yı hangi kıstasla neye göre karıştırıyorsun. Önce sen ülkene bak. Süfyanizm nedir onu araştır. Lozan’da İslam’la bağımız çözmek teklifi kimden niçin geldi. İstanbul doğumlu Mısır Hahamı Naum, İsmet Paşa ile ne pazarlığı yapıp ABD’ye giderek Yahudi lobisinden teminat aldı. Ondan sona ne oldu? Hiç mi tarih okumazsın?

      Irak, Suriye. Mısır, Libya, Tunus ve Cezayir’in bizden ne farkı var. Oradaki yöntem ve rejimler bizimkinin kopyası. Hepsi süfyani. Yakın tarihte özellikle 1909’dan beri olan biten konusunda iyi bir tarih bilgisi lazım olması lazım ki, Deccalizm ve İslam alemindeki versiyonru Süfyan’nın yıkıcı faaliyeti anlaşılsın. Deccal Hıristiyan dini mağlup edecek. Süfyan ise İslam’ın merkezinden çıkıp tahribatını yapacak. Her ikisi de Allah fikrine karşı. 19. Yüzyıl Yahudi filozof ve bili adamlarının fikriyatının ve teorilerinin etkisiyle hareket ettiler. Bugün yok Şam mış. Yok doğudan ateşmiş gibi rivayetlerin hepsi gerçekleşti. Biz zevraya kaç defa girip çıktık PKK bahanesiyle.Şimdiki hadisat ise, 1990’da Körfez ile başlayan 3. Dünya Savaşlarırdır. İslam dnüyasında son 30 yılda 11 milyon Müslüman can verdi. Irak, Irak, Libya’ya saldıran bir ülke değil. Dünya ittifakı gibi bir şey.

      Hakiki iman ve İslam’ı yaşayamayan veya ilim sahibi olmayan decalleri ve süfyanı tanıyamaz. Bir bakış açısı ki, sırr-ı teklif ve hikmet-i ibhamı gerektirir. Rivayetlere dikkat etmek lazımdır. Hz. Peygamber (a.s) dünya öküzün ve balığın üzerinde olduğunu söylerken neyi murad etti? Onu anlamak lazım ki deccaller rivayeti anlaşılsın. O bakış açısı lazım. Müteşabihatın manası bir değil birçok olur.. Her asra, her zaman, hatta her güne bakan yönleri vardır. Kur'an'ın ayet manaları 40 ayrı beşer tabakasına hitap ettiği gibi, her bir ayetin asgari 16 manası vardır. Kur'an ezeli kelam olması hasebiyle ebediyete kadar uzanan tedris ve öğrretisi vardır.

      Bir de şu siyah bayraklılar var bak neymiş (Devam edecek)

      Sil
    7. Siyah bayraklılar hadisesi basite indirgeniyor. Siyah bayrak 3 şeye işaret eder 1-Abbasilere 2- Mehdi’nin yardımcısı 5 siyah bayrak 3- Ehl-i bid’a ve dalelet nevinden olan IŞİD gibi sahte siyah bayraklılar. Bakın. Mustafa Özcan kardeşimiz 19.08.2014 günü ne yazmış bu sahte siyah bayraklılar hakkında. Özet olarak:

      Arap Baharıyla birlikte kıyamet alametleri veya fiten hadis külliyatı yeniden gündeme gelmişti. Bu konunun en önemli kaynağı da Nuaym Bin Hammed’ın Fiten adlı kitabıydı. IŞİD ortaya çıkmadan birisi bu hadisi okusa; belki de hayret eder ve ihtimal vermezdik. Lakin IŞİD’in çıkışından sonra hadisi okuduğunuzda gerçekten de onlarla bire bir örtüştüğünü mütalaa ediyorsunuz. Bu mutabakat İnsanı çarpıyor. Birinci hadis, Hazreti Ali’ye dayandırılıyor.

      Hazreti Ali’ye (R.A) dayandırılan hadiste şöyle denilmektedir: “Siyah bayrakları gördüğünüzde yerinizden kıpırdamayın. Ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirmeyin (harekete geçmeyin). Sonra kendilerine ehemmiyet verilmeyen zayıf bir topluluk zuhur eder. Kalpleri demir parçaları gibidir. Onlar devlet sahipleridir (hum ashabu’d devle). Ne söz ne de ahit tanırlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ehli değildir. İsimleri künyedir. Nisbetleri ise köy ve şehirlerdir. Saçları kadın saçı gibi uzatılmış ve salınmıştır. Aralarında ihtilaf çıkıncaya kadar bakidirler. Sonra Allah hakkı dilediğine verir…(El Fiten, Hafız Nuaym Bin Hammad, Daru’l Beyan el Arabi, Ezher civarı Kahire, hadis numarası 558, s: 136)” bu hadisin sağlamasını Ebubekir Bağdadi üzerinde yaptığınız da; adı karşımıza İbrahim Avad İbrahim Ali Bedri olarak çıktığı halde; onu tayyetmiş ve Ebubekir’i seçmiştir. Siyah bayrakları ve halife ünvanı gibi, ismi de sahtedir. Bu sahtecinin ikinci sahteliği, nisbetindedir. Samarra’lı olduğu halde kendisini Bağdad’a nisbet etmiştir? Niye? Psikopatlıktan olsa gerek!
      Hadis bir uyarı mahiyetindedir. Müslümanlardan onlara uymamaları ve onlardan uzak durmaları isteniyor. Onların lehinde harekete geçmeyin ve kandırılmayın denilmek isteniyor. Bu durumda ilan ettikleri hilafet gibi siyah bayrakları da sahte. Zira, başka hadislerde siyah bayraklılardan en azından üç kısmından bir kısmının Mehdi’ye müzahir olacakları ifade edilmektedir. Burada farklı bir siyah bayraklılar grubundan bahsedilmektedir. Bunlar müteşabih topluluktur. Mesih’in yerini almaya namzet Deccal ve avenesi gibi benzeşik ve müteşabih bir topluluktur. Hazreti İsa’nın ifadesindeki gibi onları meyve ve eserlerinden tanırsınız. Bunlar psikopatlar topluluğudur. Tarzları, bir zamanlar Cezayir’de faal olan GIA tarzına benzemektedir.

      IŞİD ile alakalı ikinci bir hadis de Ebu Hureyre (R. A) tarikiyle rivayet edilmiştir. Geçmiş dönemde okuduğum halde bende bir izi bırakmamış! Bu hadisin senedi Peygamberimize kadar ulaşıyor. Mevkuf değil, merfudur. Bu hadise göre Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Benden sonra size dört fitne gelecektir. Birincisinde, kanlar (dökülmesi) helal kılınacaktır. İkincisinde hem kanlar hem de mallar helal kılınacaktır. Üçüncüsünde ise hem canlar hem mallar hem de uçkurlar helal kılınacaktır. Dördüncüsü ise örten, kapatan, bürüyen kör ve sağır bir fitnedir; denizdeki dalgalar gibi kabarır, hareket eder. Hiç kimse ona karşı bir sığınak bulamaz. Şam’da tayf ve karaltı gibi dolaşır; Irak’a çöreklenir. Eliyle ve ayaklarıyla el Cezire’yi (Kürt bölgesi) vurur . Ümmet, derinin tabakhanede çekiştirilmesi gibi çekiştirilir, belaya maruz kalır. Kimse ‘yeter, yeter’ diyemez ve bir yerden kalksa diğer yerde patlak verir ve çöreklenir (hadis no: 87, s: 31)….”

      Hadislerin senedi hakkında ne denilirse denilsin; metni tamamen günümüze ve IŞİD’e intibak ettiği bir vakıadır. Bunda hiç şüphe yoktur. …
      Genellikle IŞİD’in yöntem ve icraatlarına karşı çıkan alimler bu nevzuhur hareketi Harici hareket kapsamında değerlendirmişler ve onlara Haricilerle ilgili hadisleri yansıtmışlardır.

      IŞİD gerçekten de kaba saba anlayışlarıyla birlikte İslam alemine zarar vermiş ve Suriye’de mücadeleyi uzatmış, kilitlemiş ve kayıpları artırmış ve masumların helakına sebep olmuştur.

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    9. Abdurrahim kardeş biz senin gibi çok gün görüp şaşırmışların alametiyiz diye seninle dalga geçsek hoşuna gider mi hiç? Sen daha hadisleri yanliş tevil ediyorsun, olduğu gibi kabul etmeyip ütopyatik şeyler uyduruyorsun, bir de gelmiş bize laf yetiştiriyorsun. En basitinden daha Cezire'nin arap yarımadası olduğunu, Süfyan Mehdi'den önce çıkacak ama Süfyan'ın henüz çıkmadığını, Deccal'in ise Hz. Mehdi as'dan sonra Hz. İsa as'dan önce çıkacağını, 2. Siyah Bayraklılar'ın 4 grup halinde çıkacağını bile bilmiyorsun. 5 grup halinde çıkacak deyip işin içine Türkiye'yi de kendince katıyorsun. Ne diyelim ki daha sana...

      Sil
    10. Siyah Tepe Kardeşimize
      Cezire’yi ben yazmadım. Mustafa Özcan Kardeşimiz 19 Ağustos günü bir gazetede yazdığı yazıdaki yorumu. Yazıyı kısaltarak aldım. O iki Hadisin nakledeni ise Cübbeli Hoca doğru. Mustafa Özcan o yazıda Cübbeli Hoca’yı zikreder. Ama kısaltmak için o bölümü çıkardım. Cezire o kardeşimizin yorumu. Yukardaki yazının başını okursanız, ilk dört satırdan sonraki bütün o uzun yazı Mustafa Özcan’a aittir. Benim değil. Sonra Bir rivayete göre Deccal, Fırat ile Dicle arasından huruç eder. Ki bu bir anlamda Süfyan’ın Anadolu’dan çıkacağını gösterir. Çünkü İslam’ın merkezi o tarihte Anadolu’daki hükümran devlettir. Süfyan'ın ilk kendini gösterdiği hadise 31 Mart’tır. O çapulcu ordunun içinde o da vardı. Hatta Yıldız Sarayı’nın yağmasına katılıp mücevherat aldığı belirtilir..Fırat-Dicle rivayeti Hıristiyan ve Yahudi rivayetlerinde de vardır.

      Sil
    11. Mehdi Alametleri Kardeşimize selam ve sevgilerle

      Latife olsun diye öyle söyledim. Alamet belirtidir. Belirtir başka gerçek başka. Hakikatinin ne olduğu ancak zuhurundan sonra anlaşılır. Gerçek tevil o zaman yapılır. Hemen alınma. Seninle niçin dalga geçeyim? Tatlı talı yazmaya devam et. Gayb ile ilgili bir mesele için fikir beyanı bu. Aslında Mehdi ile ilgili her alamet deccali de kapsar. O anlamda söyledim. Bak iyi araştır. Bütün ahir zaman eşhasının asrı 14. Hicri Yüzyıldır. Bir anlamda 20. Yüzyıl. Her 2 deccal ve Mehdi 1909-1923 arasında icraata başlar. Önce Büyük Deccal 1917, Küçük Deccal yani Süfyan 1923 Mehdi ise 1926. İyi araştı. İçinde bulunduğumuz asır ise Mehdiyet ve Mesihiyet’in çağıdır. Tevhid dini adına fütuhat asrıdır. Ondan sonraki asır ise kıyamet asrıdır. Dünya 1545 tarihinden sonra ki o zaman kadar güneşin batıdan çıkışı da gerçekleşmiş olacak. Bölüm bölüm dünyanın harabiyeti, diğer gezegenlerin de toplanmasıyla dünyanın güneş çevresindeki yörüngesinin kapsadığı alanın Mahşer olarak doldurulmasıdır. Mahşer alanının platform halinde inşasıdır. Doğrusunu Allah bilir. Seni üzdüm için seni bir günlük Cevşen dasına alacağım. O ödeşmeyi böyle yapalım. Takma kafana. Muhabbet biraz kinayali olur ki, düşünerek daha çok yazasın diye. Bir nevi teşvik.

      Sil
    12. Abdurrahim kardeşim. Sizin dedikleriniz daha çok küçük deccaller ve Mehdi öncesi öncülerdir. Büyük deccal ve Mehdi gelmemiştir. Süfyan bile çıkmamıştır. 20. yüzyıl bunlara zemin hazırlayan en önemli asırdır ama asıl vuku bulacak olaylar 21. yy. da vuku bulacaktır. 22. yüzyıla sarkacak diyen alimler de varsa da bizim görüşümüz 21. asırda olacağı yönünde ağır basmaktadır. İnşAllah bu fitneler biter ve o kutlu şahısları görürüz.

      Sil
    13. Naptin kardes bitti mi askerlik?

      Sil
    14. Stickand Code'a! Görüşünüzün dini ve ilmi bir temeli yoktur.Aşağıda uzun bir cevabı bulacaksınız.

      Sil
    15. Yeşil karaltı kardeşim 5 ayı devirdik kaldı 5 ay daha. Dualarınızda bize de yer verin de bir an önce bitsin bende kurtulayım... Sorduğun için teşekkür ederim.

      Sil
    16. Allah yardimcin olsun kardeşim. Isini gucunu kolaylastirsin.

      Sil
    17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    18. Allah yardımcın olsun kardeşim..

      Sil
    19. Abdurrahim Çokgüngör, yazdıklarınızı okudum, klasik risaleler etkisi diyorum ve geçiyorum.

      "Görüşünüzün dini ve ilmi hiç bir temeli yoktur." Cevabınızdan alıntıladığım bu bölüme de içerledim. Ne yani şimdi siz beni din adına bir şey uydurmakla mı itham ediyorsunuz? Eğer ki yorumunuz; sen yanlış anlamışsın, okuduğunu anlayamamışsın şeklinde dahi olsaydı, bir nevi anlaşılabilirdi ama bu yazdığınızın tek bir manası var ve bundan dolayı sizi kınıyorum.

      Sil
    20. Hayır siz uydurmuyorsunuz. Onu kast etemedim. Sadece rivayet nakli ile uyuşturacağınız zamanın doğru olmadığını söylüyorum. Özür dilerim. Gaybi haberler açık ve sarih değildir. Müteşabihtir. Yani benzeyiş var. O zaman o rivayet bir çok anlama gelir. Mehdiyet, hilafetin ilgası ile başlar. Kıyamete kadar hükmü vardır.Öyle olunca fasıllarını devrirerini iyi sıralamak lazım. Sizinkinin sırası hatalı.

      Risale-i Nur Kur'an tefsiridir. Risale-i nur Kur'an'ın arşından gelir. Onun manevi mucizesidir. Öyle olunca Kur'ani her şeyin hükmü hep bakidir.

      Mehdilik çok istismsar edilen ve ihtişamı sebebiyle talibi çok fazla olunan bir makamdır. 5. Şua'yı okumanızı tavsiye ederim. Hayvanlar dahil olmak üzere her yaratık ilahi ilhama açıktır. Dini hizmet söz konusu olduğunda dini meslek ve meşrepler arasında kötüleme değil, hizmete yönelik ittihad ve dayanışma olur. Esmai- ilahinin bilinen 5 bin ismi var. Onul tecellileri, cilveleri namütehnahi olacağından hakikatler çeşitlilik gösterir veya taaddüt eder. Bütün İslami grup ve cemaatler hak yol üzerinedir. Aynı caddenin kulvarları gibi. Ama şu var; biri 40, biri 80 ,biri 120 km. ile gidiyor. Hadise bu.

      Hepsi Rabbül Alemine koşuyor. Değil mi? Maksadımız odur. Keşke Risale-i Nur'u anlamış olabilsen. Klasik lafı hoş değil. Tabi olma, ama senin gibi binlerce insanı aydınlatıyor. Şirket-i maneviye hesabına senin benim adıma sevap ve fütühat yazıyor.Mü'minler kardeştir. Unutma.Ayrılık teferruattadır.

      Yerli ve yabancı istihbarat şebekeleri ajan-dini adam kılıklı kişilerle Mehdi meselesini hep kaşımıştır. Buna dikkat etmek lazım. 27 küçük Mehdi gelip geçti. Hiçbirini vahiy ışığında dini aydınlatma dışında, siyasi ve dünyevi maksadı olmamasına dikkat edilmeli. Mehdi'nin en büyük hizmeti iman ve Kur'an hakikatleri ile insanı Allah ile karşı karşıya bırakmasıdır. O zaman o kişi kainatın sultanı gibi olur. Dilerim sen de kainat sultanlığı imtihanını kazananlardan olursun der, yanlış anlam için tekrar özür dilerim.

      Sil
    21. Bir sürü Kuran tefsirleri vardır. Size iyi gelen Risaleler ise ona devam ediniz. Ehli sünnet ve cemaat yolundan ayrılmadıkça gerisi laf-u güzaftır. Risale-i nuru anlama şeklide çok önemli! İsmini hatırlayamadığım bir internet sitesini kuran kişi ile de zamanında irtibata geçtim ve onunda bu konular hakkında görüşlerini aldım. Sizin söyledikleriniz ile paralel şeyler söylemiyordu.

      Sizin anlayışınız farklı şekilde olmuş onun ki farklı. Çantacı Necmi abi denen şahıs da Mehdi için Said nursi hz. leridir diyor ki bu gene yanlış.

      Beklenen ahir zamanın büyük Mehdisi ve büyük deccali ve süfyan daha gelmemiştir. Gelmediğine dair kesin deliller vardır. Bu deliller gerek bu sitede gerek kapanmış olan gaybi hadisler sitesinde teferruatlı bir şekilde ispat edilmiştir. Sizin gibi düşünen çok kişi gelip geçmiştir. Hatta neleri gelip geçmiştir. Bu andan sonra biz önümüze bakarız. Merak eden açıp okur.

      Klasik risale etkisinden mana da; bu kitapları okuyan bazı insanlar sizin gibi at gözlüğü ile olaylara bakıp kendi tevilleri ile olayları biçimlendirip o istikamette inanıp diğer görüşleri yanlış olarak değerlendirip kestirip atmalarıdır.

      Tekrar yinelemek gerekirse, mühim olan ehli sünnet ve cemaat itikadıdır. Bunda ortak isek gerisi teferruattır. Allah ayağımızı yoldan kaydırmasın.
      Selametle.

      Sil
    22. Bediüzzaman vazifesinin sadece Kur’an ve iman hizmeti olduğunu belirtir. Eseri de Kur’an’ın imana bakan ayetlerin tefsiridir. Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda vazifesinin hiçbir makam ve mevkiye talip ve sahip olmak olmadığını, vazifesinin sadece hizmet olduğunu öyle ki, uhrevi hayatı için çalışma hakkı dahi olmadığını söyler. Böyle diyen birine bir makam izafe edilemez. Bediüzzaman şahıs devrinin bittiğini, cemaatlerin, fikirlerin, ekollerin zamanı olduğunu belirterek şahs-ı manevi tabirini kullanır. Ve Mehdiyet’in o şahs-ı manevi olduğunu defaatle söylemiştir. Onun için bir daha ona bir makam ve mevki biçme. Başkasının sözünü boş ver.

      Mehdi’den sona gelecek 4 zat var. Kahtani, Cehcah, Heysem ve Mak'ad. Hatta Dehhak da. Bunlardan Kahtani Mehdi’ye yapışık olarak gelip hizmeti ondan sona sürdüreceği için önemli. Diğer bir önemli isim ise Cehcah. O zat Ayasofya’yı açacak olan zattır. Bu zatların da hepsi gelip geçti. Cehcah da hayaktta ve son dardbe için bekliyor. Tarihin de önceki yazılarda verdim.

      Ahir zaman ile ilgili bütün rivayetler doğru. Ama hadisatının zamanı gizlidir. İmtihan gereği. Hepsi Müteşabihattandır. Dünyanın öküz ve balık üzerinde durduğu Hadisi gibi, Allah’ın eli olduğu ayeti gibi. Bunların tevile ve tefsire ihtiyaç vardır. Ehl-i sünnet vel cemaat varken Deccal, Süfyan ve Cebabire geldi. Demek ki, onların fazileti o zamana kadar. Ondan sonra onlara takviye olarak gelecek olan nedir? Mesele bu. Mehdi bir insandır. Tek başına ne yapabilir bu medeni çağda. Kafanızın basmadığı husus bu. Söyle bana 19. yüzyıl dinsiz felsefenin filozofları alimleri ki çoğu Yahudi’dir, dünyayı kasıp kavurdu.. Bu ehl-i iman ve ehl-i tarik ne yaptı. Ve hilafet yıkılıp gitti. Değil mi?

      İşte devreye ilahi irade girer ve bir zatı ilham meleği ile vazifelendirir. Ona ilim ve manevi güç verilir. O zatın vazifesi dinsiz felsefe ve siyasetle mücadeleyle ilgili Kur’an ve sünnet hükümlerini içeren bir hidayet ve ıslah cereyanı başlatır. O bir fakih değildir, o bir mutasavvuf değildir, bir tarikat kurucusu da değildir. Siyasi lider de. İşte bunun ışığında 3 veya 4 devreli bir hidayet inkilabatı olur.

      Ehl-i din kurtuluşu siyasette ve dünyevi araçlarda aramamayı öğrenmelidir. İnternette tanınmış bir hoca çıkmış, işte iktidar bizi dinleyecek, ne istediğimiz bakacak, yoksa seçim var falan filan diyerek şantajvari konuşuyor. Zavallı hocaefendi olmuş halkı aydınlatacağına siyasetçinin desteğiyle hizmet peşinde.

      Geçmiş simalardan kopyalanan sözlerle, ahir zamana ait ihbaratla ahir zamanda dini hizmet olmaz. Tekebbür ve hubbucahla da hiç olmaz. Herkes vazifesini yapacak. Ve haddini bilecek Benim mesleğim hak diyecek ama tek hak demiyecek. Sen de öyle yap. Mehdi’nin kim olduğu Hz. İsa’nın kim olduğu alnında yazmayacağına göre onu bilmek ilim ve irfan işidir. O da çalışana verilir. 27 adet küçük Mehdi geldi. Kim bunlar adını veremezsiniz. Tahmini olur. 12-13 müceddidi sayabilirsin. Demek ki. Bu sır işi.Mehdiye talebe olacağınıza veya ona zemin hazırlayacağınıza ihbarlar üzerinde ahkam kesemezsiniz. Sonra despot iktidarların, batılımerkezli İslam’a irtica ve hurafe diye bakan derin odakların ve komitalarını deşifre eden ve etkilerini kıran bir zata karşı hürmetkar olmak da sünnet-i seniye adabındandır.

      Neyse ben çıkıp şöyle bir türkü tutturayım. Ey Mehdi bekledim de gelmedin, zamanını bilmedin

      Sil
  3. Bakan Cevdet Yılmaz, HDP'nin tezkereye "hayır" dediğini, ancak şimdi "Türkiye Kobani'ye müdahale etmiyor" diyerek halkı sokağa dökmeye çalıştıklarını belirtti.

    YanıtlaSil
  4. Teröristler Kobanililere koşan Kızılay'ı yaktı
    Türkiye'yi Kobani bahanesiyle ateşe veren terör yandaşları Van merkezde Kızılay'ın kan toplama araçlarını yaktı. Kızılay, 19 Eylül'de sınırlarının açılması ile Kobani'den kaçarak Türkiye'ye sığınanları karşılamıştı.

    YanıtlaSil
  5. 3 ilde sokağa çıkma yasağı!
    Mardin, Van ve Siirt'te bazı ilçelerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    YanıtlaSil
  6. "Şiddet misliyle karşılık bulur"
    İçişleri Bakanı Efkan Ala, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin olarak, "Şiddet bir çözüm yöntemi değildir. Şiddet misliyle karşılık bulur. Derhal bu akıl dışı tutuma son verilmelidir" dedi.

    YanıtlaSil
  7. Davutoğlu hükümetinin kaos karşısında nasıl tepki göstereceği ve krizi nasıl yöneteceğinin test edildiğini tahmin ediyorum.

    YanıtlaSil
  8. kürtler bu çözüm süreciyle birlikte çok büyük beklentiler içine girmişler.
    Bu beklentilerin gerçekleşmemesinden doğan da bir kızgınlıkları var.
    birara bu çözüm sürecinin kürtlerin ülkeye bağlılıklarını artıracağını düşünüyorduk beklentilerin tam tersi oluşmuş durumda.
    Kürtler duygusal olarak türkiyeyle bir bağı kalmamış gözüküyor.
    Bilerek isteyerek yakıyorlar O yüzden bu görüntülere alışmak lazım daha kötülerini bile göreceğiz
    hükümeti polise vur yetkisi vermeye zorlanacaklar.başka türlüsüde zor pkk ile halk arasında mukatele başladı sonuçta darbe gelebilir
    acaba cemaat bu olaylarda varmı gerçi birkaç yerde fem dersaneleri yakıldı

    YanıtlaSil
  9. Yanıtlar
    1. Doğru darbe olacak. Senin gibi menfi ve bozguncu düşünenlerin başına bir darbe inecek. 3 gün desem, 3 hafta mı, yoksa 3 ay mı? Göreceğiz. Ama darbenin ineceği kesin. Ha bir şey daha var, mikrop amipe göre daha büyüktür. Senin büyüklerin de böyle bir çeşit büyükler olmasın. Biliyorsun mikrop var, virüs, var. Kamçılı öğlena var. Onun gibi çok küçük büyükler de çok var, dangul dungul konuşurlar. Zır zır böceği gibi gürültüden başka bir işe yaramazlar.

      Eskiden darbe için cunta kullanılırdı. Ancak cuntasal vesayetler bitince bu kez paralel yapı ile Ye'cüc ve Me'cüc'ün paraleli PKK gibi örgütleri kullanıyorlar. Onar harici düşmanın hesabına çalışırlar. Onların muradı değil, onların kullananların muradı söz konusu. Ha bir de Allah’ın muradı var ki, esas olan odur. O muradın vakti geldiğinde ehl-i dalalet, ehl-i bid’a, ehl-i anarş, ehl-i Ye’cüc ve Me’cüc öldürücü darbeyi yerler. Tabi bunu da hikmet-i ilahi gereği yapacak olan yed-i beyza yani ak ellerdir. Unutma seyf, yani kılıç değil el keser. Kendine mukayyet ol. Kara düşünceleri kesecek çok yed-i beyzalar var.

      Sil
    2. Evet Ekim zor geçecek ama ne darbe olacak nede 3. dünya savaşı çıkacak. Yeni başbakan Davutoğlunun soyu da Horosandan geliyor. yakında Türk Devletleri ve diğer İslam ülkeleri siyah bayrak altında Türkiye önderliğinde birleşmeye başlayacaklardır. Calut (Süfyan ve Deccalin atadığı başbakan veya devlet başkanları)- Talut (Namı diğer Uzun adam tarihte de böyledir Tayyip) - Davut (Kısa boylu Hz. Davut aleyhisselamı ise Davutoğlu temsil ediyor - Hz Davut hükmdar olmadan önce Talut'un en büyük kamutanı ve DANIŞMANIYDI Calutu öldürüp hükümdar oldu sonradan peygamberlik verildi) kıssası tekrar ediyor. Yine güçlü bir Amelika (Amerika-İsrail) kavmi var onların karşısında yine güçsüz iman sahipleri var. Talut ile nehir imtihaını geçenler 313 kişiydi, bedir ashabı 313 kişiydi, Ak parti de paralel cemaat imtihanını geçen 313 vekil vardı. Zafer iman sahiplerinin olacaktır İnşallah.

      Sil
    3. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR, kendinize gelin, Koskocaman evliyalar sultanı Şeyh Nazım Kıbrısi Hz. bile darbe olacak demiştir; ama bu darbe sol kesimin yardımıyla olacak demiştir. Hem sizin nedir bu Türkiye aşkınız, Amerika'nın maşası olmuş laik bir ülkeyi savunup bir de hakaret ediyorsanız siz de onlardansınız! Kendinize göre istediğiniz yorumları yapın, istediğiniz fikirleri yazın, biz saygı duyarız ama bunu diğer insanları kırmadan yapın lütfen. Çünkü hadis-i şerif'ler nezdince; bir kalp kırmak yetmiş Kabe yıkmaktan daha kötüdür.

      Sil
    4. Hak yol mu yoksa şaşkın yol mu?
      Necip Fazıl, “Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir” demiş. Onun gibi yollar da çift birinden keriz akar birinden su. Yani biri batıl, biri hak yolu. Bakalım hangisi hak yolu hangisi değil anlayalım.

      Önce düşünelim. Nazım Kıbrısi, evliya olabilir. Velilik kul ile Yaratan arasındaki mesafeyi sa’y ile, masivayı terk ile keşifle ona varmaktır. Uzun ve meşakketli bir yoldur. Terk-i dünya, terk-i nefis, terk-i enaniyettir. Ama neticesi bizi değil o yolun yolcusunu bağlar. İlahi iradeyi ilgilendiren bir konu hakkında konuşmak ise gayba gireceğinden yasaktır. Şeyh Nazım kader ve kazayı tayin etmiyor. Meşiet-i ilahiyenin vekili de değil. Velayet-i suğranın bir neferi. O kendine göre bir keşif yapmış. Bu yolda enaniyeti atamayan veliler hata yapar. Seyr-i sülukta bir yere gelir ve kalır. Daha ileri gidemez. O zaman gördüklerini yanlış ifade eder. Taksi derken taka çıkar. Yani ona gösterilen takayı, taksi sanır. Ama gerçekte değildir. Böyle hadisat seyr-i sülukta çok olmuştur.

      Sonra teselli için bir kula gösterilen bir hadise, şartları oluşmadığında ya iptal olur ya tehir olur. Çünkü hadisat üzerinde gerçek ve külli irade ve kudretin sahibi Allah’tır. O zaman bir kulun söylediği o olayda, gerçek mesullerin sa’yi o olayın neticesini tayin konusunda ilahi iradenin tercihi olur. Yani hatadan dönülürse veya vazifesini yaparsa velinin dediği çıkmaz. Töbe kapısı açık değil mi? Levh-i Mahfuz'dan, Levh-i mahv ispata aktarılan bir kişinin ölüm kaderi, verilen bir sadaka sebebiyle hadiste belirtildiği üzere iptal olur. Şeyh Nazım’a gösterilen taslak zamana aktarılırken, ümmet-i Muhammed’in dua ve sa’yi sonucu değişebilir.. Çünkü ind-i ilahide kavli dualar, sözlü dualarından çok daha makbuldür.

      Sizin o ağzınızdan ne çıkıyor. Nur mu kir mi?

      Darbe daime kötü olmuştur. Ehl-i iman ve İslam’ın aleyhine olmuştur. Din-i mübinin hükümlerini ıskat etmiştir. Rıda-yı diyanet yerde sürünmüştür. Şeyh Nazım bunun için dua edip engellemesi yerine olacak, devrilecek demiş ise, o meczubiyetine delil olabilir. Cibali Baba da evliya idi, ama Fatih’in güllelerini Haliç’e attırıp, gavurcukları koruyordu.

      Ahir zaman velayt-i kübrayı ihtiyar edinmiş Mehdiyet’e aittir. Onun hizmeti caridir. Velayet-i suğrayı hiç kimse velayet-i kübranın yerine ikame edemez. Hatta kabil-i kıyas bile değildir. Şeyh Nazım’ın sözleri hakkında konuşmak için onun makamına gelmek lazım. Onun ne gördüğünü, alem-i misalde ona ne gösterildiğini, onun ne anladığını o zaman anlarsınız. Seyr-i sülukta mesafeler kat edilirken sık sık berzahlar çıkar. Bazen varılan yerin son durak olduğu sanılır ama değildir. Tasavvufi meseleler hakkında konuşmak için önce ehl-i kamil olmak lazım. Sonra gevezelik etmemek lazım.

      Kaldı ki zamanımız tasavvuf değil hakikat zamanıdır. Şahsın tesiri değil, cemaatlerin şahs-ı manevisinin hükmü caridir. Şimdi gelelim senin şu maşa hakaretine…..

      Sil
    5. Hak yol mu şaşkın yol mu? (2)
      Türkler, kavmi beceri ve hususiyetleri sebebiyle ilahi irade tarafından İslam’ın bayraktarı olmaları takdir edilmiş. 1000 yıldır bu vazifeye bihakkın ehl-i iman ve İslam’ı sürura gark edecek kadar hizmet ediyorlar. Hatta takdir-i ilahinin geçmiş hizmetleri yüzü suyu hürmetine 2. yükselişi de takdir etmiş. Belki Türk’ün o vazifesi decaller sebebiyle ınkıtaya uğramış. Ama onu kısa zamanda 25 yılda telafi etmek maksadıyla müthiş bir mücadele sergileyerek, hiçbir tabii zenginlikleri yokken ve harici odakların din düşmanlığı körüklemesi ve fitneyle anarşi ve terörü belasını musallat etmelerine rağmen 50 yılda bütün dengeleri sağlayarak tevhid dinini bütün dünyaya hakim kılma noktasında büyük bir beceri göstermiştir. Bugün 4 darbe ile 4 kez yolu kesilmek istenen bu millet, bugün alem-i İslam’ın dikkatlerini yine üzerine çevirmiştir. Son hadiseler dahil onun önünü kesmek için 10 yıldır 5. kez önümüze çıkıyorlar ama, buldozer altında kalır gibi oluyorlar.

      Hz. Peygamberin(a.s), daha o zaman, Anadolu’yu yurt edinmemiş olan Türkler’e işareten Horasan’dan gelecek 5 siyah bayrak (ki siyah demesinin sebebi o dönmedeki Türk devletinin bayrağı siyah olduğu için) ve içinden çıkacak Mehdi’yi müjdelerken sizin terbiyesizce Amerikan maşası olmuş diyerek hakaret ettiğiniz bu milleti dolayısıyla Hz. Peygamberi (a.s) manen dilhun ettiniz. Eğer biz maşa iken siz ne yapıyordunuz? Misket mi oynuyordunuz. Töbe ediniz.

      Laik olan devlettir. Millet sapına kadar Kur’an hakikatlerinin ışığında iman ve İslam’a can-ı gönülden bağlı ve yaşatmaktadır. Kaldı ki, demokrasilerde son söz millete aittir. Öyle olunca milletin manevi değerlerini aleyhine izin vermeyeceği açıktır. Kur’an ne buyuruyor: “Yönettiklerinize danışınız.”Ve ekseriyet batıl üzerine ittifak etmez. Ama gevezeler eder.

      Eskiden vesayet vardı. Şimdi mazi oldu. Bunun içindir ki, hem ABD hem de diğer batılı ülkelerin hatta bazı komşularımızın istihbarat şebekeleri, bazı meczup din adamları ve cemaatleri dünyevi bazı menfaatlerle kendi anlayışlarına uyan bir batıl din anlayışıyla yeni bir vesayet tesis etmek ve iktidarı o yolla etkilemek ve denetlemek istiyorlar. Lozan’da Türkiye’nin bütün ana makamları İngiliz vesayeti altına girmiştii. NATO’dan sonra İngiliz-ABD paylaşımı oldu. Sık sık da birbirleriyle çatışırlar ya. Millet demokratik haklarını kullanarak o vesayetin içine etti. Çaresiz kaldılar. Onları çok perişan ettik. Onun için şimdi dini meczup derecesinde anlayanlarla müşterek operasyonlar yapıyorlar. Mesela son fitne paralel yapı gibi. IŞİD gibi. Bizi bununla sıkıştırmak istiyorlar, ama nah diyoruz. Dikkat et size de bir ucu değmesin.

      Ahir zamanın hükme şahıs üzerine bina edilmiyor. Ahir zamanda, artık şahısların bir hükmü yok. Hatta globalleşme ve küresel sebeblerle devletlerin bile hükmü yok. Ahir zamanda iki millet. İnananlar ve inanmayanlar. Öyle olunca bütün hizmeti, icraatı millet yürütecektir. Bak Bediüzzaman tam 103 yıl önce bunu şöyle ifade etmiş, derken, bir daha anlamadığın konularda konuşurken millet hakkında ve seçtikleri hakkında terbiyeni bozma. Yok boo yolu olursun:


      “İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de, mağlûp biçare bir reise yahut müdahin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimat edilirse ve dinin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir; yoksa efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin mâdeni olan, herkesin kalbindeki şefkat-i imâniye olan envâr-ı İlâhînin lemeâtının içtimalarından ve hamiyet-i İslâmiyenin şerârât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nuranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir, siz muhakeme ediniz.
      Evet, şu amûd-u nuranî, dinin himayetini, şehametinin başına, murakabenin gözüne, hamiyetinin omzuna alacaktır. Görüyorsunuz ki, lemeât-ı müteferrika, tele'lüe başlamış. Yavaş yavaş incizab ile imtizaç edecektir. Fenn-i hikmette takarrur etmiştir ki: Hiss-i dinî, bâhusus din-i hakk-ı fıtrînin sözü daha nâfiz, hükmü daha âlî, tesiri daha şedittir. “

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. Çok şükür en azından senin gibi şairane konuşup yanlış ve pembe hayallerde yüzmüyorum, sen düşüncelerinizi düşünmeye devam bakalım, at izinin it izine karıştığı şu dönemde kim hak kim batıl göreceğiz, akla kara ortaya çıkacağı o gün her şey için çok geç kalınmış olunacaktır.

      Sil
    8. Kur’an’ın yolu hakikat yoludur. Tasvvufi gevezelikler değildir. Kur’an 6666 ayeti, esmanın hakikatini ve tecellilerini anlatır. Kaç tanesi siyasi ve dünyevidir. Seni Bing Bang'ten alır, kehkeşanların kurulmasına götürür, güneş sistemlerinin tekevvününü gösterir ve ahretin tarlasının olduğu mekana getirir ve hepsinde sana esma-i ilahiyenin tecellilerini gösterir. Ve senden hamd bekler.

      Çünkü hamdin bir manası, sıfat-ı kemaliyeyi izhar etmektir. Çünkü insan bütün alemlerin misal-i musağarıdır. Ve her bir esmanın her birisinin tecelligahı olan bir alemden bir örnek insanın cevherine emanet bırakılmıştır. Ve insan bunlardan birinin gereğini yerine getirdiği zaman, yani her uzvunu Allah’ın emrettiği yere sarf ederse, şeriata imtisal ederse, her birisi kendi alemine bir pencere olur. İnsan o pencereden o aleme bakar ve aleme tecelli eden sıfatla o alemden tezahür eden isme bir ayna olur. O zaman da insan alem-i gabya bir hülasa olur. Yani insan her iki alem, şahadet ve gaybın özeti olur. Ve sıfat-ı kemaliye-i İlahiyeye de mazhar ve müzhir olur. Nitekim Hadistir: “Mahlukatı ylarattım ki bana bir ayine (esma ve sıfatlarına) bir ayine olsun ve o ayinede cemalimi göreyim”

      Bütün evliya ve asfiya ve aktabın meslek ve meşrebi bu olmuştur. Şeyh Abdülkadir Geylani (k.s) kainatı avucunda alır ve tefekkür edermiş. Esmanın binbir tecellilerini zikredrmiş. Hiç siyasi makamlarla dünyevi işlerle uğraşmamış. Kuran’ın hakikatlerini nazara vermiş. Siz kahinlik mi yapacaksınız yoksa hakaiki-i Kur’aniyye ve imaniyeyi mi izhar edeceksiniz.

      Darbecilik, entrikacılık,. hükümetçilik ehl-i takvanın işi değildir. Şeytanın işidir. Onların hepsi iman hakikatlerini yanında bir nokta bile değildir. Hani masiva terk edilecekti? Din ancak nasihattir. Dinde zorlama yoktur. Siyasette zorlama vardır. Dinde yoktur. Onun için dini hakikatler ya ikna ya zikir ve tefekkürle kişiyi aydınlatır. Ve sonra kişi döner bugün ben Allah için ne yaptına cevap vermekle mükellef olur.

      Bu da tasavvufun pembe hayalleri değil, hakikatleridir. Biz deccal kim, süfyan kim, ona karşı çıkan Mehdiyet nedir biliriz. Türkiye ilhadın bataklığından. feth-i Kostantiniyye'nin fecr-i sadıkına yürüyor. Cibali Babalar hoşlanmasa da.

      Sil
  10. Bediüzzaman Hazretleri, eskiden düşmanın dışarıdan geldiği için ona karşı mukavemet etmenin kolay olduğunu belirterek şöyle der: “Şimdi tehlike içeriden geliyor; kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz, çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.” Bediüzzaman bu vatana için gördüğü iki tehlikeyi de Emirdağ Lakihası’nda şöyle açıklar: Birinci tehlike: Bu memlekette, hariçten kuvvetli bir sûrette girmeye çalışan anarşiliğe karşı sed çekmek. İkincisi: Üç yüz elli milyon Müslümanların nefretlerini kardeşliğe çevirmekle, bu memleketin en büyük nokta-i istinadını temin etmektir”

    Mahir Kaynak terör ve anarşinin kime hizmet ettiğine bakmayı tavsiye eder. Ve bir şey daha söyler, anarşinin dış boyutu ve neyin amaçlandığının teşhisini ister. Ayrıca anarşinin kime, niçin saldırdığına bakılmasını ister. PKK’lı sokağa dökülüyor. Gayesi nedir? Huzur ve anarşiyi bozarak güvenliği tehlikeye sokmak. O bozguncular, Kobani’ye vurarak kırarak saldıran teröristler gibi hareket ediyorlar. Kobanı’de IŞİD Türkiye’de PKK aynı nitelikteki yöntemi kullanıyor.Yani mayaları aynı.

    Kobani hadisesiyle birlikte hem Türkiye’de hem de Avrupa’da provoke edilmiş gösteriler baş gösterdi. Sanki bir el düğmeye basarcasına olaylar eş zamanlı başladı. Niçin? Hangi irade neyi planlıyor. Yabancı güçler Türkiye’yi nereye sürükleyip ne yapmak istiyor siz ona bakın. ABD Esad’ın bırakın, kuklamız IŞİD’e bakın diyor. Havadan vururum, karadan siz girin diyor. Sanki Türkiye taşaron gibi gösterilmek isteniyor. Bazı akli muhakemeden mahrum, komünist bozuntusu Kürtler de, sabık ve sakıt modası geçmiş Türk solcularla el ele vermişler kıyamete gidelim diyorlar. Hem yara açıyorlar, hem de yarayı merhem konmasına mani oluyorlar. Ve sonra da zembereği bozulmuş oyuncaklar gibi ciyak ciyak bağırıyorlar. Kudurmuşçasına saldırıyorlar. Çünkü öyle kurgulanmışlar. Ha bu saldırganların hem ruhsuz hem maneviyatsız oldukları da 2 cami hayrat derneği mensubunu şehit ederek ispatladılar..

    Bütün bunların üstesinden gelinir. Bunun usul ve tarzı bellidir. Alemlere rahmet gelmiş bir dinin önüne 80-90 yıl önce sed çekersen, bu defa Sedd-i Zülkarneyn yıkılır. Ve arkasındaki Ye’cüc ve Me’cüc taifesi her yeri istila eder. Bediüzzman bunun işaretini ta 1945 yılında CHP yetkililerine yazdığı mektupta ihbarını yapmıştı. "50 yıl sonra bunların tokatları ağır olur" diye de ikaz etmişti. Akılsız başların zahmetini şimdi biz çekiyoruz. Bunun da ilacı bu zamanda birinci farz vazife olan ittihad-ı İslam ve müsbet harekettir. Meşru zeminlere destek vermeli ve moral bozmamalı.

    Birileri 2015 seçimleri için CHP'ye yakışan bir zemin ve ortak hazırlıyorlar. Tencere-kapak misali, yoktur bunun gerçek olacak hayali, çünkü takdr-i İlahi'nin Nur üstüne Nurdur emeli.

    YanıtlaSil
  11. Bilindiği gibi Türk Hükümeti, PYD Lideri Salih Müslim’e aylar önce yapılan müzakerelerde Esad yönetimi ile birlikte hareket edilmemesi yolunda ikaz etmişti. Buna rağmen PKK’nın Suriye kolu PYD bu ikazı dinlemeyip Esad yönetimi ile işbirliğine girişti. Türkiye’yi dışladı. Ve şimdi katliamla karşı karşıya. Peki Essad yönetimi ne yapıyor. PYD'ye yardım edemiyor uluslararası güçleri yardım çağrısı yapıyor. Buyurun AA’nın haberini okuyun:

    Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Kobani'nin IŞİD'in eline geçmesi durumunda katliam işlenebileceği uyarısı yaparak uluslararası toplumun biran önce harekete geçmesini istedi. Mistura, yazılı açıklamasında, IŞİD'in Irak ve Suriye'de ele geçirdiği kentlerde işlediği katliam, tecavüz ve vahşi suçlara tüm dünyanın gözleriyle şahit olduğunu söyledi.

    Türkiye-Suriye sınırındaki Kobani kentinin de üç haftadır IŞİD kuşatması altında olduğunu ve 400 bin Kürdün kendilerini "büyük bir cesaretle savunduklarını" kaydeden Mistura, "Kobani artık kendini savunamayacak duruma gelmek üzere. Onlar normal silahlarla kendilerini savunurken IŞİD tanklar ve toplarla saldırıyor. Uluslararası toplumun Kobani'yi savunması gerekiyor. Uluslararası toplum, bir kentin daha IŞİD'in eline düşmesine seyirci kalamaz" ifadelerini kullandı.

    Türkiye'nin çok cömert bir şekilde 200 binden fazla Kobaniliyi topraklarına kabul ettiğini ancak artık somut bir eyleme geçilmesi gerektiğini kaydeden Mistura, açıklamasında "Eğer IŞİD Kobani'yi ele geçirirse tüm dünya ve biz derin bir pişmanlık duyarız. Hemen harekete geçmeliyiz" ifadelerine yer verdi.

    NOT: Türkiye'yi dinlemeyenler bugün acınacak haldeler. Hem kendileri hem hamileri.
    Ayrıca 4 yıldır Türkiye ne söyledi ise aynen çıkıyor. Hem harici ağızlar, hem da dahili uğursuz ağızlar günlerce hükümeti eleştirip durdular. Şimdi oturup aynaya bakıp suçlu yüzlere tükürsünler. Dış haberler konusunda yorum yapmak, yazı yazmak batı medyasından kopya çekerek değil, Ankara'sına bakarak yapmayanlar kalemlerini kırıp çöpe atsınlar da, ehil ellere yer açsınlar.

    YanıtlaSil
  12. Ağır bilanço: 18 ölü
    Kobani’ye yönelik IŞİD saldırılarının protesto edildiği eylemlerde kan aktı, Türkiye savaş alanına döndü. Diyarbakır’da 10, Mardin’de 3, Siirt’te 2, Van'da 1 ve Batman’da 1 kişi, gruplar arasında çıkan çatışmada öldü. Muş’ta da 1 kişi, başına isabet eden gaz fişeğiyle hayatını kaybetti. Diyarbakır'da yaşamını yitirenlerin sayısı 10'a yükseldi, açıklamayı Tarım Bakanı Mehdi Eker yaptı.

    YanıtlaSil
  13. MHP'den ülkücülere çağrı: Provokasyonlara gelmeyin
    MHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş, parti tabanına, Kobani provokatörlerinin kışkırtmalarına gelmemeleri yönünde çağrıda bulundu.

    YanıtlaSil
  14. Gezi’nin aktörleri bu kez de Kobani'de yaşananları bahane edip halka sosyal medya üzerinden ‘sokağa çıkın’çağrısı yaptı. Ünlü gazeteciler Gezi’de yanlarına çekemedikleri Kürtleri Kobani olaylarına bahane edip yanlarına çekmeye çalıştı. Bu kapsamda Türkiye'nin bir çok yerinde vandalizme varan olaylar yaşandı.

    YanıtlaSil
  15. Türkiye tehdit ediliyor. Tehdit edenler Türkiye'nin IŞİD'e karşı tutumunu netleştirmesini bekliyoruz diyenlerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek başına Türkiye batağa girsin, Rusya ile papaz olsun.. Ne kadar akıllılar ama bu tehdit edenler!? Nato destek veririz diyor, Abd havadan saldırırız diyor.. Sözde.. Hepsinin Türkiye'yi yalnız bırakacağından eminiz. Türkiye, "Rusya ikna edilsin, Nato ABD öncülüğünde kara harekatına askeri ve lojistik destek versin" şartını masaya koydu, hepsi şimdi çeşirtli tahrik enstrümanları kullanarak Türkiye'yi kara harekatına zorlamaya çalışıyor. Türkiye tek başına kara herakatı hatasına düşerse çökecek olan sosyo ekonomik yapısıyla enerji yolu denkleminden dışarda kalır kendi kabuğuna çekilir. Meydan İsrail'e kalır. Tüm amaçları bu. Şu an enerji bölgesinin söz sahibi Türkiye mi olacak, israil mi olacak savaşı yaşanıyor perde ardında.

      Sil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Uyanma vakti gelmedi mi henüz... bu üzerimize doğan kaçıncı güneş ve şuursuzca yaşadığımız kaçıncı sabah. Bu kargaşanın altında ne petrol ne de liberal ekonomiyi ayakta tutma senaryasu var. Bu tiyatro sahnesi öncekilerden çok farklı ve kuvvetle muhtemel dünya tarihinin son çok uluslu savaşına doğru gidiyor. Rusya Almanya'ya girmek için sebep arıyor ve Ermenistan'a sürekli asker ve cephane stoğu yapıyor bu da savaşı ne kadar geniş coğrafyada planladığını gösteriyor... Orta Doğu bir satranç tahtası gibi ama iki oyuncudan fazlası var. ABD İngiltere İsrail Almanya Rusya İran ve Türkiye. Herkes hamlesini işid pkk ve Esed üzerinden dünyada her kesim tarafından kutsal kabul edilen topraklar üzerinden yapıyor.Dünya İslami terörü İslamda meshep çatışmalarını konuşuyor ancak Papanın eşcinselliğini konuşmuyor İsrailin Mescidi Aksada ne aradığını konuşamıyor. Peki ya küreselleşen dünya halkları ne yapıyor bir avuç yöneticinin insan soyunu yok etme planına karşı...Film izliyor tüm duyu organlarımıza hitap eden muhteşem sinemalarda, adrenalinimizi artıran devasa stadlarda spor müsabakalarını izliyor, cinselliği öne çıkarıyor aşk ve macera kitapları okuyor katliamları çayını kahvesini yudumlarken gazetelerden dergilerden huzurlu sokağında sıcak evinde takip ediyor ev alıyor araba satıyor , tüketiyor tüketiyor tüketiyor ve beynini ruhunu insanlığı insanlık yapan değerlerini tüketiyor aslında yani algı yönetimi ve toplumsal mühendislik tıkır tıkır işliyor...Facebook twitter youtube instegram bilgisayar oyunları internetin sonsuz alemi diziler magazin programı tatil köyleri canlı müzik discolar barlar vs vs vs bunların üstüne birde iş yada okul hayatının sorumluluğunu yani daha çok harcamak için daha çok para kazanma gerçeğide eklenince insanın düşünmeye bile vakti kalmıyor.Düşünmeyen son nesil insan soyu temiz akıl ve düşünce sahibi Peygamberlerin öğretilerini terkedip maddeci zihniyetin hortlattığı cahil profesörlere ''Bilim Adamlarına'' düşünmeyen halkın seçtiği ''düşünen siyasi liderlere'' inanmaya ve yönlendirilmeye kendini mahkum ediyor.
    Eski dünya düzeninde kölelerin bedenleri alınıp satılıyordu.Yeni düzende ''efendiler'' beyinlere hükmederek dilediğini yaptırabiliyor ne yiyeceğimize ne giyeceğimize nasıl davranacağımıza ve hatta ne okuyacağımıza karar veriyor beynimizin içinde diledikleri gibi at koşturuyorlar. Tabi buna dine nasıl inanmamız gerektiğide giriyor şu an ki islamla bağdaşmayacak mezhep savaşlarında olduğu gibi.
    Orta Doğudaki son hamle Süleyman Şah Türbesi üzerinden Türkiyeyi bataklığa çekmeye çalışmaktır batı tarafından ise GKRK ile Akdenizde doğalgaz arama anlaşmazlığı ile askıya alınan müzakereler yıllar önce yapılan ifşaatlarda Türk-Yunan savaşını haber veren üstadları haklı çıkaracağa benziyor.
    Bu dönem Resül'ün haber verdiği fitne dönemidir. Orta Doğudaki fitne topraklarımıza sıçradı artık dönüşü olmayan kaos dönemine girdiğimizi düşünüyorum Allah yar ve yardımcımız olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her cumlesine katildigim bir yorum. Iste bu sebeplerden ötürü basimiza CİDDİ birseyler gelmesi kaçınılmazdır. Bu arada Abdurrahim cokgungor ardasin " Millet sapına kadar Kur’an hakikatlerinin ışığında iman ve İslam’a can-ı gönülden bağlı ve yaşatmaktadır. " sözlerine cok güldüm. Sizin yaziniz isiginda zaman-mekan koordinatlarini update etmesi lazim.

      Sil
    2. Millet sapına kadar olmasa da herhalde bu aziz milletin önemli bir kısmı İman ve Kur'an dersleriyle, Allah Allah zikirleriyle, namaz, dua ve salavatlarıyla ruhuna ve kalbine kadar müslümandır. İslama bağlılığın neresi gülünecek bir şey.. Hafazanallah.

      Sil
    3. Nur, ziya, ışık, parıltı görmeyen yeşil karaltı!
      Sen 1950 azim ve beyaz ihtilalin ne olduğunu bilir misin? Sen 1965 halk ihtilalinin ne olduğunu. Ya 1975’te ne olduğunu. Ya 1983’te askeri saltanatın nasıl bittiğini, ya 1996’da hele 2002’de. Bu tarihlerde Türkiye’de vesayet kuran emperyalist mahfillerin başkentlerinin hop oturup hop kalktığı tarihlerdir. Türkiye’deki küfri hareketlerin nasıl yüz üstü kapaklandığı tarihler olduğunu bilir misin? Peki nasıl oldu bu? Din ve vicdan hürriyeti Lozan ile getirilen küfri batılı vesayete karşı milletin nur-u iman ve Kur’an ile dur dediği tarihler dir ki, bunların içinde 1950’de Ezan-ı Muhammedi’nin Türki semalardan arş-ı alaya yeniden yükseldiği tarihtir var ki, Bediüzzaman’ın fecr-i sadık müjdesinin ilkidir.

      Bir yaşlı ağabeyim anlatmıştı. 1950 yılında Adapazarı’da askermiş. Kendisi Kadiri tarikatına mensup ve sonradan Nur talebesi olmuş. Bir gün haber gelmiş. "Cuma günü ezan öğle vakti aslı gibi okunacak" diye. O vakit geldiği zaman adını bilmediğim çarşıdaki bir meydanda toplanıp minareye bakan ehl-i iman Allahü Ekber sadasını duyunca hüngür hüngür ağlamış. Hüngür hüngür. Bu ruhtan, kalpten, gönülden gelen bir izhardır. Ki bunu yaşamayan bilmez. İşte bu sapına kadar İslam’a bağlılığın alamet-i farikası ve işaratı ve delilidir.

      Yukarıdaki yoruma gelince. Hepsi hüsnü-ü kuruntu. Müşevveş ve korkak beynin hezeyanları gibi bir şey. Terör bir politika kabul ettirme aracıdır. ABD ve İsrail hele ki İngilizler Türkiye’nin Ortadoğu’ya müdahil olmasın istemiyor. Ancak ABD’de bir damar var, o anti neocon ve Siyonist. Onlar Türkiye’den yana. Mesela Clintonlar’ın Türk tezini desteklediğini bilir misiniz? Hayır.

      Batılı haçlı veya ateist veya Avangelist bizim din adamlarımıza dinimize hakarette bulunabilir. Ama biz Papa’ya ve kardinallere ve papazlara etmeyiz. Çünkü onlar ehl-i kitap. Kur’an bize onların en yakın dostlar olduğunu belirttiği gibi, kiliselerin Allah’ın adının anıldığı yer olarak tavsif eder. Osmanlı toprakları ehl-i kitap için bir sığınak, din ve vicdan hürriyetinin tek yeri idi. İkincisi Avrupa’da Türk işçilerinin bayram ve Cuma namazlarını ve diğer hizmetlerini görmesinde 1965’ten bu yana Papazların çok yardımı olmuştur. Kiliseler bugün Müslümanlara satılıyor ve cami oluyor. Bunu görmez misiniz? Vatikan 1962 yılına kadar bize kafir derdi. Vatikan Konsülü İslam’ın hak bir yol olduğu kabul etti. O tarihten sora bu küfür isnadı kaldırıldı. Bayramlarımızı kutlar oldular. 1984 yılında Kardinaller Viyana’da tevhidi kabul edip tanrıya Allah deme kararı aldı. Ancak, neocon-siyonist-neolibelar politikacılar ve devlet adamları bunu önledi. Her şey görüldüğü gibi değildir. 20121 tarihinden başlayarak 2035’te zirveye ulaşacak bir Müslüman Hıristiyanlar ortaya çıkacak. Hz. Mesih’in (a.s) çalışması ile. Ki şimdi emaralerii görülüyor.

      Size bir müjde. “Bir gün gelecek” demiş Bediüzzaman “bu Kıbrıs’ı görüyor musunuz, tamamı bizim olacak, inşaAllah” demiş.. Yarısı değil tamamı demiş. Ne zaman 1955’te. Bir şey daha demiş. Ama yazmayacağım. Küçük dilinizi yutarsınız. Tevrat’ta kuzeyden yaşayan bir aslandan bahsedilir. O aslan uyanınca ne olacak.? Bilir misiniz. Korkularınızın esiri olmayın. Biz misyonu olan bir milletiz. İslam’ın Bayraktarı. Biz Hz. Resullah’ın (a.s) bayraktarını topraklarımızda misafir ediyoruz, ki bu Hak Dinin bayraktarlığımıza işarettir. Sonra Türkiye Hz. Mehdi’nin merkez üssü ve yurdudur. Dünyaya hakim olacak 5 kişiden biri ve sonuncusu odur. 21 yıl daha yaşayan bunun zirvesini görecek, inşallah. Bu hakimiyet Mehdi’nin ihya ettiği dinin tevhidin hakimiyeti, siyasi ve ekonomik değil.

      NOT: 1950-1954 arasında İngiliz ve Fransız Büyükelçiliklerinden merkeze raporlar gitmiş. Bir gazetede yayınlanan bir eski sefirin hatıratından okumuştum: İktidar dini müsamaha gösteriyor, dini hissiyatın gelişmesine göz yumuyor. İktidar şöyle yapıyor böyle yapıyor, diye. Ha bunu niçin mi yazdım. Lozan’ın iç yüzünü bilenler bilir. 1950 Eylül ayında Necip Fazıl Kısakürek bunu Büyük Doğu’da yazdı. Emirdağ Lahikası’nda var. Açın okuyun.

      Sil
    4. Oncelikle mustafa abi milletimizin sapina kadar imani yaşadığı iddiası gerçekten gülünç. Buna gulmekte bir terslik görmüyorum. Çünkü hakikat apaçık ortada. Siz nerde yaşıyorsunuz, hangi duzlemde bunu müşahede ediyorsunuz hayret ediyorum. Hatta merak ediyorum, boyle yaşadığını iddia ettiginiz bir belde falan mi var. Varsa deyiniz, tasinalim oraya. Ama milletimiz kesinlikle ve kesinlikle sapına kadar Kur’an hakikatlerinin ışığında iman ve islama TARAFTARdir. (Tabi buyuk cogunlugu) Buna bir diyecegim yok. Karamsar bulabilirsiniz ama gozlemlerim neticesinde düşüncem bu. Abdurrahim abim, sayin nur, ziya, ışık goren güzel abim size de musadenizle sunu soyliyim; çağın gerisinden geliyorsunuz. Ben ne desem siz tersinden anlayacaksınız. O yüzden fazla muhattap olmadan küçük bir ricam var. Lütfen az ama oz yazınız. Uslubunuz sıkıcı. Kose yazarlığı hevesinizi blog yorumlarinda alamazsınız size diyim. Engin ufkunuzla bizi aydinlatiyorsunuz ama kısa kisa aydinlatin lutfen...

      Sil
    5. Kardeş lütfen biraz dikkat... Ben milletin (tamamının) sapına kadar imanı yaşadığına dair bir iddia öne sürmedim. Milletin en azından bir kısmının dedim. Ne olursa olsun sözlerinizi maksadını aşan bir sürç-ü lisan olarak değerlendiriyorum. Milletin çoğu fısk ve fesad içinde yüzse de en azından bir kısmı din ve diyanetindedir. Bunları görmezden gelirsek o zaman bu Türkiye gemisini yüzdürmeye çalışmanın anlamı olmazdı. Bir çok alimin en şiddetli karakışın yaşandığı dönemde bir bahar ümidiyle tohumlar atmış olması, o zatların bu milletten ümidini kesmediğini göstermektedir.

      Sil
  18. bu blogun gaybi hadisler grubu sitesiyle bir bağlantısı var mı sitenin bloğu mu yoksa farklı kişiler mi? site neden kapatıldı şaşırdım ve hayal kırıklığına ugradım daha geniş bir açıklama verseniz siteyi takip edenlere gerçekten merak ediyoruz neden kapatıldı......hiç değilse biraz aydınlanmıştık... :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Organik bir bağ yok. Müslüman kardeşlerimizin çalışmalarını destekleriz. Kaliteli bir site idi. İnşaallah yine açılır.

      Sil
  19. Abdurrahim çokgüngör;

    Öncelikle yorumuma katılmayışınız sizin insiyatifinizdir saygı duyarım tıpkı sizin yorumlarınızın bahsettiğiniz tarihlere ait olduğunu yeni dünya düzenin çok ama çok gerisinde kaldığını düşündüğüm gibi.
    Bahsettiğiniz tarihlerde Kur'anın hakikatlerine saldırılar olduğu çok doğrudur ancak bu saldırılar direkt olarak yapılan ve her kesim tarafından rahatlıkla ve yoruma gerek kalmadan görülebilen saldırılardı. Örnek olarak Ezan-ı Muhammed'e Ehli sünnet alimlerinin ders verdiği medreselere yapılan saldırıları söyleyebiliriz.Bu tarz saldırıların iman sahibi insanların dini yaşama biçimini değiştirmekten öteye gitmediğini yani dini içselleştirmeye başladığını (yani namazını evde kılmak gibi din ve Allah'tan toplum içinde bahsetmemek gibi) söylemek herhalde algı yönetimine beynini teslim etmemiş hür düşünce sahibi insanlar için çok zor olmasa gerek ki islam bu günlere bu şekilde taşınmıştır. Yeni düzen savaşının bu kadar göz önünde olacağını beklemek bu savaşa yardımdan öteye geçmeyecektir. Amaç beyinlerin fethidir çünkü kalp Allah'a aittir ve şu anki tüm teknolojik sistemler beyni kontrol etmeye hizmet etmektedir ve hatta yediğimiz ürünlerdeki bilmediğimiz maddelerde buna dahildir. Yeni dünya düzeninin asıl amacı hangi dine inandığımız değil inancımızı uygulama biçimimizin düzene uyup uymadığıdır. Bu yüzden savaş Kur'an a değil Ehli sünnete karşı yanı Kur'an'ın tatbikini yapan Resul'ün öğretilerine karşıdır. Bu düzenin tek tehdidi Kur'an'a inanmak değil Peygamber'e göre uygulamaktır. Hıristiyan ve Yahudilerin dini tatbikine baktığınız zaman göreceğiniz önce Peygamber'den uzaklaşmaları daha sonra işlerine gelmeyen ayetleri sisteme göre uydurmalarıdır.

    Hüs-ü kuruntu ve korkaklıkla itham ettiğiniz zatıma gelince buna iftirada diyebiliriz hakarette diyebiliriz Kur'an ışığından sapmamış Ehli sünnet bir müslümana iftira ve hakaret etmek yakışırmı Abdurrahim çokgüngör. Ehl-i Kitap demişsiniz hangi Ehl-i kitap Hz İsa'yı Allah ile güreştiren Allah'ı baba peygamberi oğul yapan Ehl-i kitap mı yoksa hem cinsle evliliği batıl saymayan Ehl-i kitap mı ya da barbarca müslümanların katline ses çıkarmayan Ehl-i kitap mı ve hatta hac=put tapıcılığı mı? Bahsettiğiniz kutsal kitaplar Kur'an dışında yüzyıllar önce batıla hizmet eden şeytana oyuncak yapılmış kitaplar haline dönüştürüldü bozulmuş şirke düşmüş alelade bir kitaba saygı duymak tamda toplum mühendistliğinin ürünüdür bu insanlara dost demek ve Kur'an'ı örnek göstermek de ne demek sen neyin peşindesin ne büyük kayıp çok yazık Allah yardım etsin hepimize.
    Orta Doğudaki kaosu petrol ve para olarak yorumlamak son 200 yıllık dünya tarihinde hiçbir şeyin değişmediğini ileri sürmekle eşdeğerdir ki bu Osmanlı ümmet anlayışının hala dünyada hüküm sürdüğünü iddaa etmek gibi birşeydir.
    Algı yönetimini anlamak öncelikle sosyo-kültürel araştırmaları takip etmeyle yeni teknoloji uygulamalarının geldiği boyutu görmekle mümkündür aksi durumda akvaryumda doğmuş balığa okyanusu anlatamazsınız.
    Allah(c.c) yar ve yardımcımız olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hak din mensuplarının bütün ef’al ve efkarını Kur’an tayin, tesbit ve tahdit eder. Kur’an’a ve hakikatlerine uymak bir mükellefiyettir. Bu Hz. Peygamberi (a.s) de bağlar, ki onun görevi vahyi ve mesajını insanlara tebliğden ibarettir.

      Kur’an’ın iki hitabı vardır. Ey Mü’minler diyerek bütün inananlara –ki din ayrımı söz konusu değil- ve Ey Müslümanlar diyerek din-i İslam’ın yaşayanlara olan hitabı. Kur’an “Ey ehl-i kitap” diyerek onlara tevhide davet eder. Demek ki, Kur’an teslise inancına rağmen Hıristiyanları muhatap alıyor. İmam Gazali gibi din alimleri Kur’an’ın Hıristiyanları da kapsadığını belirtir. Kur’an’a inanıyorsan onun imametini de kabul edeceksiniz. Bu konudaki ayet nasss yani muhkemat hükmündedir, hiç itiraz kabul etmez.

      Kur’an'ın uygulamalarını Hz. Peygamber' (a.s) sünnetiyle izhar etmiştir. İslam cadde-i Kübra’dır. Bütün sınıfları, meslekleri, meşrepleri kapsar. Öyle ki Yahudi ve Hıristiyan İslam’a girerken eski adetlerini de getirmişlerdir. Tabi Kur’an’a uyması nisbetinde izin almışlardır. Hıristiyanlarla aynı Allah’a inanıyoruz. Onlarla ayrılığımız sıfatlardadır. Onun içindir ki, Kur’an gelin bir kelimede yani tevhide birleşelim der. Zaten Hz. Mesih’in 2. kez teşrifleri bu inancı külli anlamda tashih içindir. Ve şu anda bu konuda büyük bir çalışma ve rağbet var. Kur’an’ın 4 esası vardır. Tevhid, nübüvet, adalet ve haşirdir. Kur’an’ın o ehl-i kitaba daveti tevhid yani tek Allah inancı esası sebebiyle.

      Sünnetten bahsediyorsun. Sünnete uymayan da müslümandır. Ama ekmel ve elhak olanı sünnete ittibadır. Ahir zamanın iman ve Kur’an hakikatleri eksenli mücahedenin temeli sünnetin ihyasıdır. Kur’ani haklar tek değildir. Taaddüt eder. Onun içindir ki, mezhepler, tarikatlar ve meşrepler ortaya çıkmıştır. Ve hepsi haktır. Kur’an’ın 40 ayrı beşer tabakalarına hitabı olduğunu göre herkes kabiliyeti ve anlayışı nisbetinde onu yaşar ve ahiretteki makamını elde eder.

      Bugün ehl-i şia İranlılar, bizdeki müsbet Aleviler de Müslüman ve ehl-i necattır. Sünnete uymayan bir iki yönlerinin olması onları dinin haricine çıkarmaz, ama o amellerinde hata varsa Allah’ın hükmü geçerlidir.

      Senin bir önceki yorumun çok siyasi ve dünyevi idi. Bu millet 1950 14 Mayıs’ından beri uyanmış ve kaderini hayra tebdil edecek her türlü gayreti gösteriyor. Uyanma oranı 50-70 bandında seyrediyor. Ama macera da istemiyor.

      Ahir zamanda demokratik haklar, hürriyet, insan hakları (ki İslam onları da kapsar) revaçta olacağından siyasetin halklar tarafından yönlendiriliyor olması Kur’anidir. Ancak deccalizmden kalan inkar-ı uluhiyet fikrinin bütün dünyada insanları etkilemesi sebebiyle Allah inancını ve iman hakikatlerine hizmet öne çıkmakta ve büyük önem kazanmaktadır. İman –İslam birbirinin başlangıcı ve tamamlayıcısıdır.

      Ortadoğu’ya emperyalislterin tasalludu baştan beri din (Kudüs) ve ekonomidir. Siyaseti bu şekillendiriyor. Geçen yüzyılın başında buna enerji kaynakları ve İsrail’in Kudüs tutkusu eklendi. İngilizler1900’lerde Ortadoğu’ya sarkmaları cihan hakimiyeti içindir. ABD de aynı sebeple bölgeye sarkmaktadır. Bu siyasete Siyonistler buna çeşnidir. Çünkü vekaletle topraklarına yeniden elde etme peşindeler. İslam dünyasının bütün mezhepleri, meşrepleri tehlike altındadır. Bunu izale etmenin yolu ve ilacı bu zamanda birinci farz vazife olan ittihad-ı İslam’dır. Sadece Sünni inanış tehlike altında olsa, Pansilvanyalı ve cemaati işbirlikçi olmazdı. ABD şii İran ile mücadele etmezdi. Demek ki mesele başka.

      Sil
    2. çokgüngör...altanelcuman.tr.gg adresine gir...orda 2007 de ahlak üzerine yazdıklarımı oku...sonra ben sana lisede üniversitede bakın benim elim namahreme değmedi dediğimde 7 den yetmişe kayseri gibi mütevazi bir kentte nasıl dalga geçildiğimi anlatayım...bu milletin çoğunluğu fitne anında fitneye düşer...sen neyin kafasını yaşıyorsun...mağarada felanmı yaşıyorsun...
      isfahan yahudilerini biraz oku da iranla amerika dostmu düşmanmı öğren...varsayımlarla konuşuyorsun...realite sıfır...

      23 sayısını kafasına takıp herşeyde 23 sayısını gören şizofrenik tipler gibisin...çözüm sürecide paralelci işi ...işid de paralelci...pkk da paralel...esedde paralelci sisi de paralelci kobanide türk okulu var...pyd gülenden emir alıyor...iran şahını paralciler devirdi.. saddamıda onlar devirdi...kral abdullahda paralelci sokakları paralelciler yakıyor...kaçın ılımlı islam geliyor...he kardeş he....

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. İkinci Cihan Harbi’nden sonra dünya sahnesine çıkan ABD, Komünizme karşı NATO’ya öncülük etti. Bu ittifakın doğu kanadını, yeşil kuşak denen Türkiye-İran-Pakistan oluşturdu. Bağdat Paktı’na zorla müdahil olan ABD-İngiliz çifti Irak’taki Kasım darbesinden sonra (1958) ittifak CENTO’ya dönüştü. O dönemde strateji böyle idi. Öyle ki İran ABD için Türkiye’den daha önemli idi. Şimdi de öyle. Onun için karşılıklı göz kırpmalar hiç bitmedi.

      Türkiye’nin ekonomik yardım için Rusya ile 1966 sonrası ilişki geliştirmesi üzerine batı bundan rahatsız oldu. Ve AP’nin ipi çekildi. Öyle ki, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, 1970 yılının bu aylarında Pakistan gezisinden dönerken, uçağı havada iken o zaman ABD’nin gözdesi Şah’ın daveti üzerine Tahran’a iner. Yemekte Şah’la buluşur. O Şah Çağlayangil’e şunu söyler: "Yakında askerleriniz bir yaramazlık yapacak. Üzülmeyin. Politika bu." 5 ay sonra 12 Mart Muhtırası ile Demirel hükümeti devrilir. (Kaynak: İsmail Cem İpekçi 12 Mart Muhtırası kitabı.) Yani darbe olacağını Türk Bakan’a Şah söylüyor. Siyasetin metres hayatı bambaşka, bugün ona yarın sana.

      Peki ne oldu 8 yıl sonra? Rusya-Fransa-Alman ittifakı yeni enerji hattı için Paris’te barındırdıkları Molla Humeyni’yi Tahran’a gönderir ve darbe yaparlar. 1979 ve ABD’yi kovarlar. Ve 3 yıl sonra Irak-İran Savaşı'nda ABD İsrail üzerinden Iran'a silah sevkiyatı yaptı. Tabi Saddam vuran da onlardı, değil mi? Daha yazayım mı?

      Başkasına komplo düzmek meczup Pansilvanyalı ve cemaatini en büyük özelliğidir. Risale-i Nur üzerinden Mehdiyete sulanma, Mesihçilik oynama, Dini hizmetleri kullanarak hükümetçilik yapmak. Nasıl mı?. Gayet kolay Çıkar “Dünya gemisinin kaptanı ABD’dir ve Dünya ABD’den yönetilir” der ve onlara teslim olur işbirliğine soyunursun.. Ve “Kur’an Yahudileri lanetlememiştir” dersin. (Atlantic Ağustos 2013 sayısı) Siyonizme göz kırparsın. Hadi koçum bekliyorum. Fitne, şizofrenik falan filan de de sana yeni numaralar çıkarayım.

      Sil
    5. Felsefem İran’ın yüzde 40’ı özbeöz Türktür. Ama şia diye kötülersiniz ve sonra yine şia olan Azerbaycan’la (ki şimdi oradan tekmeyi yediler) muhabbetine ne dersin. Çifte standart. Bize uy seni ihya edelim anans, tesbih verelim, yoksa darbecilik yaparız ha…Hadi bekliyorum. Risale-i Nur tahrifatçıları sizi. Ha nükleer santral görüşmelerini kim dnileyip batıya servis etti? Ha İngilizce tedrisat yapan, sözde Türk okullar da Mossad ve CIA ajanı var mı, yok mu?Azeri gazeteciler bu konuda ne yazdı bilir misin?

      Sil
  20. the final battle....söylediklerine katılsamda bir şerh düşeceğim...

    çokgüngör arkadaş gibi varsayımlarla paranoyaklaşmış zihniyetlerde yorumunun cabasını temsil ediyor...ne yazıkki az da olsa sendede var bu...

    örnekle açıklayayım...bir zata rastgeldim...adam masonlar ve ilimunati ve büyük israil projsi hakkında kafayı sıyırmış..adamı bir gör döktürüyor resmen..adamın açıklayamayacağı bir olay yada yormayacağı bir mevzu yok...ne yazıkki yazdıklarına ek olarak diş güçlerin planarı hakkındaki paranoyaklıkta topluma empoze edilip bilinç altı olmayan şeylerle doldurulmakta...

    başta çokgüngörün yunnan mıdır ne o plan bop büyük israil mason ilimunati...vs...alayı safsafata...inandırılmak istenen hayaller...

    insanlar sanıyorki dış güçler yahudiler vs.....hakkında herşey bilinen planları uyguluyorlar...resmen saflık...

    ya kardeşim misal siyonizm denen bir şey varsa ve sen siyonizm hakkında herşeyi biliyorsan demekki öyle birşey yoktur...siyonizm varsa zaten sen bilemezsin...bildirirlermi ?mesela işid ...kim haber verebildi?kim tahmin edebildi...evliyalar biliyordu ama onlar bile söylemedi...söylenmez....

    defaatle yazdım...tekrar yazıyorum..herkez aklını başına alsın...

    ortada plan milan YOOOOK...

    OLAN ŞU DECCAL PERDE ARKASINDAN (MAĞARADAN) KAÇ KİŞİ OLDUKLARI BELLİ OLMAYAN UŞAKLARINA EMİR VERİR...ONLARDA YAPAR...UYGULAR....

    kendileri bile bilmez...yalnızca uygularlar...emir komuta prosedür...o kadar...bir espiriyle noktalayım...

    züccaciyeci zulküf ile bakkal remzi aralarında konuşuyorlar.....

    züccaciyeci zülküf: abi ben olayı çözdüm...

    bakkal remzi: nası yaa...

    züccaciyeci zülküf: abi illumunati varmış pramit var tek gözlü bir biriyle işaretleşiyor bunlar bak göstereyim şurda burda orda ...gördünmü abi...

    bakkal remzi: hhıııııı anladım....abi bende çözdüm olayı artık tüm sırlarına vakıfım...bak hadise tek göz yapıyor...işaretleşiyor birbirleriyle...abi bak ben internetten gizli harita buldum ortadoğunun yeni haritası...pentagonun 33 kat altından sızdırmışlar...

    züccaciyeci zülküf: aman oğlum sakla kimse görmesin...şimdi peşimize düşerler...

    bakkal remzi: abi gör bak bu ömer çel akıl hocayı götürler bak demedi deme...allah böyle hocaları başımızdan eksik etmesin abi...birde abdurrahim çokgüngör hoca varmış...adam yunnon planını çözmüş...yaa...ılımlı islam gelecekmiş...aman gelmesin abi...evdeki hanım tepemize çıkar mazallah....yeşil kuşak planından vazgeçmişler mavi kuşak planı placakmış...dur truncuydu galiba...karıştırdım abi neydi?


    vsvs...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kimin kiminle savaşacağı hangi fi,tnede nerde durulur kim haklı kim haksız kim kötü kim iyi alametler ne...ancak bunları bilebilirsiniz...

      olaylara vakıf olamazsınız...planları bilemezsiniz...

      tek bir sorum var...buna cavap verenin alnından öperim...

      hadisler ve ifşaatlar hangi plana işaret ediyor...

      tek bir hadis yada tek bir evliya ifşaatı piyasadaki planların birine isabet ediyorsa bende istediğiniz tarikat yada cemaate evimi bağışlarım....söz....hodri meydan...

      Sil
  21. felsefem, fellik fellik arama, ilahi plan yürürlükte.
    Türkiye’de çok kaliteli dini ekoller var. Risale-i Nur talebeleri, Süleyman Tunahan Hazretleri’nin talebeleri, bazı ehl-i tarik mensupları. Bazı akademik ferdi araştırmacılar. Bir dönem 1950-60’lı yıllarda Milliyetçi Derneği’nin mensupları. (bunlar kavmiyetçi ve ırkçı değiller). Bunların hiçbirinin menfi bir hareketini göremezsin. Hepsi esaslı çalışmıştır. İşin cılkını çıkaranlara gelince. Sükut lazım. Ama 1960 sonrası tek parti iktidarının milletin manevi hissiyatına yaptığı himaye ve desteği Lozan vesayetine aykırı gören militarist soytarılar, epey dindarı ve milliyetperveri kullanarak sivil otoritenin güçlenmesini, demokratik hakların gelişmesini 50 yıl geciktirdiler.

    Türkiye lütf-u İlahi sonucu müsbet çalışmalarla İslam Alemi’nin yıldızı hükmündedir. Anadolu özellikle 28 Şubat sonrası takkesini önüne koyup düşündü ve müdahil oldu. Her konuda çok değerli insanlar var. CIA ve Mossad güdümünde, derin mihrakların oyuncağı olan istihbarat bile paçayı onlardan sıyırdı.

    Kainatta hiçbir şey ilahi iradenin izni olmadan hareket edemez. Bir zerre bile.İlahi irade nurunu ve dinin tamamlama noktasında vaadi vardır. Ne oluyorsa Allah’ın dilediği şekilde oluyor.Yürüyen tek plan bu. Bazı müjdeler şartların oluşmaması sebebiyle tehir ediliyor. Ama 1950-60 yılında milletin yüzde 90’ı her alanda fakir iken şimdi değil. Rivayetlerde Türkler’in tarihte 2 yükselişi vardır. İlki 1917’lerde sona erdi. Yenisi bir asır sonra. Bugünler onun müjdecisi.Alem-i İslam’a suikast koyanlarla hesaplaşma da bu zamanda olacak. Ahir zamanın bütün hizmetleri ilimle olacak. Dinin ihyası milletin ihyası demektir. Neticesi ise alem-i İslam’a uzanan ellerin kırılmasıdır. Mehmetçik bunun talimi içinde.

    Ben mason, illimunete falan anlamam. Türkiye yıllarca İngiliz sonra İngiliz-ABD sonra ise ABD-Küresel sermaye vesayeti altında yaşadı. Bu değişkenliğe paralel olarak, siyasi makamlarin vesayet merkezleri değişti. Başbakanlık ve askeriye ayrı, c.başkanı, üniversite ve yargı başka vesayetin etkisinde kaldı.Türkiye’de servet yıllarca Selaniklilerin elinde oldu. Her baronun arkasında yabancı bir ülkenin istihbarat şebekesi var. Buna son olarak paralel yapı, askeri vesayet yerine diğerlerine destek olmak üzere ikame edildi. Ama bütün mevzileri kaybediyorlar. Biz Kur’an’ın ve Resulünün ihbaratına bağlıyız. Onlar hedefi ortaya koyduğu için. Vurulacak hedef 1. Harici düşmanın tahrik ettiği din düşmanlığı 2. Terör ve anarşi. Bunlarla da siyasi ve iktisadi ve diplomatik yollarla mücadele ederek kazanılamaz. Ancak Kur’an ve iman hakikatleri ile mümkün. O da şahs-ı manevi ile mümkündür. Olan bu.
    Yanlış anlamalara meydan vereceğini bilmesem size birkaç düzine sayarım. Ama size bir ayet vereyim.

    Fetih Suresi 28. Ayet. (O resulünü gönderdi) kısmı Mehdi’nin vazifeye başladığı 1343 tarihine işaret eder. (O resulünü hidayetle gönderdi) kısmı H.1384-1427-1434 tarihlerine işaret eder.(Hidayetle ve hak dinle gönderdi )1400-1417-1517. ( O dini başka dinlerin üzerine galip ve hakim olsun) 1369-1379-1380-1410-1440-1446 ve 1456. Hepsi Mehdiyet’in hizmetinin müessiri olduğu hadiselerin tarihlerine işaret eder.

    Tabi Saf Suresi 8 (Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler, fakat Allah nurunu tamamlayacaktır)ve Tevbe Suresi 32. (Allah’ın nurunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz-kafirler isterse hoşlanmasınlar) ayetleri baş rolde olacak.

    Demek İğrenç beyin, akıl, kalp ve gönüllerin mahsulatı olan fikirler ağızlardan çıkarak fitne fesada yol açarak bizi yeneceklerdi. Havalarını aldılar. Sen evini al içinde güle güle otur. Allah halletmiş tabi hikmetle ve sebeple hareket edeceğinden Mehdi ve nurani cemaati o işi halletmiş, ediyor ve edecek. İnşaAllah. Tabi bütün ehl-i iman ve İslam bu Hablullah'ın sicimleri mesabesindedir. Mahşerde hisselerini görüp alacaklar.

    YanıtlaSil
  22. Kürtlerin bu kalkışması,iç savaşa ve askeri darbeye kadar gider.Akp iktidardan indirilir,Tayyip bey tutuklanır.Evliyaların ifşatları bu yöndedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli kardeşim... Buna dair keşifler ve rüyalar var..Nasıl zuhur edeceğini zamanla göreceğiz. Blogda Akparti'nin ömrünün 12 yıl olduğuna dair bir çok paylaşımlar vardır. Biz sadece nakletmişiz. Nasıl gerçekleşecek bilmiyoruz. Erdoğan'ın aleyhinde görünen yazılar burada sansüre tabi tutulmadan yazılmıştır. Keşifler nurani ve zulmani olabilir. Olaylar meydana gelmeden önce ancak tahminler yapabiliyoruz. O da tutar yada tutmaz. Gaybı Allah bilir.
      Fatih Nurullah Efendi'nin keşiflerini, Aytunç ALTUNDAL'ın yazılarını, Nazım Kıbrısi'nin sohbetlerini, Manisalı Ali BAYDİN dedemizin ifadelerini ve daha bir çok zatın yazılarını paylaştık. Her zat ve şahıs olayları kendi zaviyesinden değerlendirmiştir.
      Bu sene içinde ciddi bir kaosun zuhur beklenmektedir. Gezi ve Kobani isyanına rahmet okutacak olaylar olabilir. bazı şeyleri ya zamanı gelmediği için yazmadık, yada yazdık ama kimse fark etmedi. Biz millet ve devletimizden yanayız. İktidarlar bu devlete hizmet ettiği kadar değeri vardır. Erdoğan vesair şahıslar sahnenin ön tarafında görünen kimselerdir. Asıl devlet başkadır. Bu devlet de gereken neyse onu kesinlikle yapar. Onu hafife alanlar yanılıyorlar. Ancak hiç bir güç sonsuz kudret sahibi değildir. Elbette bu dünya güç savaşları içinde uluslararası konjonktüre bağlı olarak bir taraf yükselir, diğer taraf düşer. İnşaallah 100 yıldır bize hakim olan karşı güç kaybedecektir. Şu anda ortalığı kasıp kavurmaya çalışanlar da bunlardır. Savaşın görümen yüzünde petrol ve doğal gaz yani enerji kaynaklarını kontrol etmek olsa da arka planında din ve maneviyat savaşı vardır.

      Sil
    2. Bunun gereği olarak bazı şahıslar öne sürülür, sonra geri çekilebilir.

      Sil
    3. Farkında iseniz Gezi ve 17 Aralık'tan sonra parti içinde bazı operasyonlar yapılıyor. Akparti içindeki güç odaklarına bakmak lazım. Dünya güçlerinin parti içindeki adamları vardır. Savaş orada da cereyan eder. Şimdi Davutoğlu'nun parlatılması sözkonusu... Bu belki bazılarının hoşuna gitmeyebilir. Onun etkisini kırmak isteyebilirler. Ama anlaşılan Davut attığı taşla büyük devi -Golyatı- devirecek ve savaşı O kazanacak. Arif olan anlar.

      Sil
    4. Fatih Nurullah Efendi vesair zatların keşiflerinin bir manası budur. Yükseliş sürecinde dönemler ve onu temsil eden kişiler vardır.

      Sil
    5. Hatta TC nin TR ye dönüşmesi de böyle bir zorunluluktan kaynaklanır. Eskinin mirasını yüklenen bir dönem sona erer. Yeni bir dönem başlar. Eski dönem son nefesini verir. Yeni bir ruh soluk alır. Taze ve temiz bir başlangıç olarak kanatlarını açar.

      Sil
    6. Bir zaman ehl-i kalb iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi "Uykum geldi" deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki; sinek gibi birşey, yatanın burnundan çıkıp, süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: "Ey arkadaş! Acib bir rü'ya gördüm." O da der: "Allah hayır etsin, nedir?" Der ki: "Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acib bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki, başları hep sivri. Onun altında bir mağara gördüm, içine girdim, altun dolu bir hazine gördüm. Acaba tabiri nedir?"
      Uyanık arkadaşı dedi: "Gördüğün süt denizi, şu ağaç çanaktır. O köprü de, şu kavalımızdır. O başı sivri meşelik de şu gevendir. O mağara da, şu küçük deliktir. İşte kazmayı getir, sana hazineyi de göstereceğim." Kazmayı getirir. O gevenin altını kazdılar, ikisini de dünyada mes'ud edecek altunları buldular.
      İşte yatan adamın gördüğü doğrudur, doğru görmüş, fakat rü'yada iken ihatasız olduğu için tabirde hakkı olmadığından, âlem-i maddî ile âlem-i manevîyi birbirinden farketmediğinden, hükmü kısmen yanlıştır ki, "Ben hakikî maddî bir deniz gördüm." der. Fakat uyanık adam, âlem-i misal ile âlem-i maddîyi farkettiği için tabirde hakkı vardır ki, dedi: "Gördüğün doğrudur, fakat hakikî deniz değil; belki şu süt kâsemiz senin hayaline deniz gibi olmuş, kaval da köprü gibi olmuş ve hâkeza..."
      Mektubat - 81

      Sil
    7. Hepsinin gördükleri doğrudur...ama hususî olan bazı şeyleri umuma teşmil etmelerinden kaynaklanan problemler var....doğrudur hükümet defeaten zor durumlara düşmüştür.halen de düşüyor.ve daha düşecektir de... Son olaylarda insanlar sakalindan dolayi öldürülmüştür sakalindan tutularak sürüklenmiştir...
      Bunların hepsi yaşandı....
      Yani hepsi doğru söylüyor ama bunu Türkiye nin her bölgesinde ilinde mahallesinde sokağında bunları beklemek doğru değil...

      Sil
    8. Frenkmeşrep eğitim sistemi ve holywood vari hayal dünyaları. ...gözümüzün önünde zahiren olan meselelere bile batınî bakış açısı ile bakıyoruz...akvaryum da yetişen balığı denize bırakmaya çalışan hükümet in işi gercekten çok zor...

      Sil
    9. Gaybi ihbaratın manevi bir illiyeti olması halinde bir hükmü ve önemi vardır. Mürşid ve alimlerin vazifesi rıza-yı ilahi namına hizmettir. Teveccühü ise İlahiy olacağından, vazifeleri öğretmek ve tebliğden ibarettir. Teveccüh-ü talebe, siyasetçi ve nas değildir. Ki Ebul Vefa Hazretleri ayağına kadar gelen Sultan’ı huzura almaması bu sırdandır. İmam-ı A’zam, iktidarın yani Halife’nin tatbikatına ortak olmamak için fetva vermekten hayatı pahasına imtina etmiş.

      Şimdi bir arkadaşımız gitmiş. Hoca efendiye soru yöneltmiş. Videodan anlaşıldığı kadar Hocaefendi bundan rahatsız olduğunu başta izhar etmiş. Ama nezaketen cevap vermiş. Bu bir görüştür. Keşf-i evliya değildir. Ve kendine yakışanı duayı nazara vererek göstermiş. Bela ve musibete karşı dua silahını hatırlamış. Dua da ederiz, diyor. Yani dua fili ve kavli olarak yaparız demeye getiriyor.

      Ben olsam iki siyasi makam değişikliğinisoru yapmazdım., “Hocam böyle bir zamanda ne gibi hayırlı işler yapılsa iyi olur?” diye sorardım.

      Günümüzün her hadisesinin milleti ilgilendiren yüzüne bakılmalı. Deccal-Süfyan ve Mehdiyet noktasından murakabe ederdim. Çünkü zamanın gereği bu. Gezi olayları Arap Baharı’nı hazana çeviren ve Yinon Planı’nı devreye sokan Siyonist deccallerle batılı finans çevrelerinin işidir. Bu meyanda Türkiye’nin bunu engelleme ihtimaline karşı, bir iç karışıklık tezgahlayarak, biz oynarken sen derdinle otur gayesini güdüp Cumhurbaşkanlığını mahalli seçim hezimetiyle engelleme girişimidir. Mehdiyet’in feraseti bu tehikeyi 13 tevafuku ile bertaraf etti.

      Son olaylar ise 1) 2015 seçimlerine yönelik. 2) IŞİD ile bölgeye karıştırıp Yinon Planı’na hizmet etmektir. Dikkatinizi çekerim Arap Bağdat ile Arap Şam'dan ses yok.Kürt bölgeleri öcüyle korkutuluyor. Bu Büyük İsrail planının gereğidir. Mossad’ı kuran zat 1932 yıllarında daha 24 yaşında iken katır sırtında Kuzey Suriye ve Irak’ı köy köy dolaşıp daha İsrail yokken tarihi ana yurtlarını dolaşıp sinsi planı hazırladı. O zaman biz ne yapıyorduk acaba?

      Gezinin kaynatılan fitne tenceresi ile şimdiki fitne tenceresinin yemeği başka, ama aynı ziyafet masasına servis edilecek Yinon Planı’na. Ama bu yemekler onlara zehir zakkum olacağına Rahmet-i İlahi’den ümit ederiz.

      Sil
  23. Fatih Nurullah Efendi'den AK Parti hakkında yeni bir keşif: http://www.youtube.com/watch?v=1cMU14ElW1k&list=UUZwiG8Onyk6VIrdffj5Wdcg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Nurullah Efendi Akparti hakkında önümüzdeki dönemde ufukta bir adım sekme ve sürçme göründüğünü ve gelinen noktadan geriye dönüş olacağını ifade ediyorlar. Partinin içine sızmalara karşı dikkat çekiyorlar.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Fatih Nurullah Efendi'nin AK Parti hakkındaki yeni videosunu you tube kanalımdan kaldırdım... ama şuradan izleyebilirsiniz: https://www.facebook.com/video.php?v=863190723693464&set=vb.119831858029358&type=2&theater BU ARADA: Mustafa Zaman kardeşim... Bir veliyyullah maneviyattan keşfî bir haber veriyor.. Siz bunu neden makale olarak paylaşmıyorsunuz?.. Bu sitenin kuruluş amacı bu değil miydi?.. saygılar..

      Sil
    4. Değerli kardeşim... Videoyu izledim. Mümkün olan herkesin izlemesini tavsiye ederim. Sohbetin ruhunu ifade eden özünü de yazdım. O mübarek zatın sohbetlerinin dökümünü zamanı olan kardeşlerimiz yapıp buraya atarsa biz de onu makale halinde yayınlarız.

      Sil
  24. Stickand Code'a (1)
    İslam tarihinde Mehdi ve Deccal sayısı rivayeti muhteliftir. 27 Mehdi ve 27 Deccal geldiği genel bir kabuldür. Bunlar küçük Mehdi ve Decallerdir. Ama esas büyük deccaller 3 tanedir. İlk ikisi hilafeti yıkanlardır. Üçüncüsü ise din-i mübini, Kabeyi yıkarak yeryüzünden silecek olandır. Bu 3. son Deccal hakkında rivayet hiç yok gibi bir şey. Meçhulü çoktur. Ama 2. deccali doğuran siyasi hareket onun anası olacağı ihtimali kuvvetlidir.

    İlk büyük deccal Hz. Peygamberin müjdelediği siyah bayraklı Abbasi Halifeliğini yıkan Cengiz Handır. Bu barbar hükümdar Abbasi Devleti’ini yıkarak ilk büyük deccal ünvanını almıştır. Felak Suresi ona işareti vardır. Ondan sonra İslam dünyasında büyük bir keşmekeş yaşanır. Şimdiki gibi.100 yıl sonra yeni büyük Hilafetin sahibi olacak devleti zuhuru ve tesisini Abbasi Hilfatenin askeri gücü ve İslam’ın bayraktarı Türklerdir. Anadolu'ya intikalleri kaderin sevkiyle tamamlanır. 100 yıl sonra da 3. büyük Hilafet devri start alır. Yıl 1517 yıl. Kevser Suresi’ndeki işaratı ile bu 484 yıl sonra sona erer. Ve. 2. deccal yani Süfyan’ın eliyle yıkılır.

    Süfyan’ın ileri karakolları mesabesindeki küçük deccalciklerin çıkışı ise Hicri 1222 yılı. 3. Selim’in dönemine rastlar. Yeniçeri Ocağı’nın masonuk fitnelerle yıkılış ile İslam’ın galibe hakimiyeti de sona erer. Ondan 100 yıl sonra da hilafet biter. Hilafetin bitiş tarihi Kevser Suresi’ni göre 1924 olmakla birlikte manevi bitişi 1909 31 Mart Vak’ası ile ittihatçı subayların 1913’teki kanlı Bab-ı Ali baskınıdır. Bu tarih, “keyfi, küfri, cebri ve askeri” cebabire (cebbarlar, diktatörler) devri başlar. Hz. Peygamber’in bu meyanda ihbaratı vardır. Çünkü saltanat deccalin şahs-ı manevisinin eline geçer.

    Lozan Antlaşması ile birlikte İslam ülkeleri diktatörlerin, cebbarların, sömürgecilerin devribaşlar. O tarihlerde de Halifetullah olan büyük Mehdi tavzif edilir. Rivayetlerde bir gecede gördüğü bir rüya ile bütün efkarı değiştirilir ve manevi güçlerle techiz edilir.Onun adının ebced hesabı, Hz. Peygamber’in adı, ve babasının adı da Hz. Peygamber’in (a.s) babasının adının ebced hesabı ile aynıdır, O zatın başlatacağı hidayet cereyanı, ki bunun tarihi de 1926’dır, Süfyanın bütün baskı ve küfrü rejimine rağmen hizmetini 23 yılda tamamlar. Onun öğretisi öğrencileri tarafından devam ettirilerek 3. aşamada İstanbul’un 2. Fethi ile zirveye gelir ki, o da bu yıllara rastlar. 3 alameti vardır. İkisi tamam 3. Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasıdır. Bu bütün vesayetlerin sona erdiği anlamına gelir. Bu İslam aleminin istiklalinin yeni başlangıç tarihidir. Türkiye’nin de. 1918 yılında işgalle birlikte İngiliz ve Fransız politikacıların ağızlarından ilk çıkan söz, Ayasofya’nın kilise yapılması olmuştur. İstiklal Harbi’nin semeresi de yüz yıl sonra görülecektir ki, bu da Mehdi’nin manevi cihadı ve gayretinin sonucudur. Tabi Kur’an adına. Tevbe Suresi’nin 32. ayetinin kerameti ve tebşiri ve bereketiyle.

    1400’lü yılların Mehdi hikayesi nereden çıkıyor? Gerçek Mehdi’ye İstanbul’da bir Nakşi Şeyh karşı çıkar. Delil gösterilmesine rağmen itiraz sürer. Onlar Mehdi olarak Sultan Abdülhamid’i kabul ederler. Harun Yahya ve çevresi kendilerinin Mehdiyeti zannıyla 1400 yılını verirler ve genç Harun Yahya’yı yani Adnan Hoca’nın Mehdi olduğunu öne sürerler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk e 2. Deccal, Bediüzzaman a da Büyük Mehdi diyorsun kisacasi. Sahsi manevicisiniz yani. Sanırım yasiniz itibariyle (dogum 1946) geçen asırda kaldınız. Yineliyorum lutfen zaman-mekan koordinatlarinizi update ediniz. Nasil garip tevillerde bulunuyorsunuz: Beyda'yi beyaz kağıt ve ekrana yormussunuz önceki bir konunun yorumunda. Pes doğrusu...

      Sil
    2. Yeşil Karaltı kardeşimiz
      Ahirzamanın hükmü şahıs değil, şahs-ı manevi üzerine bina edilmiştir. İslam tarihinden kimi isterseniz getirin onu devletin veya hükümetin başına geçiren ne yapabilir? Hiç. Mehdiyet siyasi hareket değildir. Devleti eline geçirmeye kalkışmaz, ama fikriyatı yansır. Çünkü hüküm şahıstan milletin eline geçmiştir. Millet ihya olduğu, demokratik haklar, hürriyetler ve insan hakları ile oyunu izhar eder devleti onların temsilcisi yönetir. Böyle olunca ilmi yöntemlerle iman ve Kur'an hakikatlerinin önemi öne çıkıyor.

      Deccal hazır bir zemini iktidar yapandır. Her iki deccal yani İslam ve Hıristilan deccalinin nesebi Yahudi'dir. Bu söz Hz. Peygamber'e (a.s) aittir.

      Bediüzzaman "Mehdi kimse yani onun şahs-ı manevisi Risale-i Nur'u kendine program yapacak" görüşünde. Risale-i Nur'un Kur'an'ın arşından gelmesi ve onun manevi mucizesi olması bunun delilidir. Kabulü veya reddi serbesttir. Hz. Ali (r.a) sadece İslam deccali üzerinde durur. Komünizme hiç ilişmez. Ben onun söylediğine tabiyim. Hz. Ali (r.a) Süfyan'ı neredeyse sarahaten işaret eder. Mehdi ise onun torunudur. Yani ilim beldesinin kapısı veya kapıcısı ilimle iş görmüşken torunu da aynı yolu izler. Darbe, ihtilal, hükümetçilik yapmaz. Dünyevi doktrinler üretmez.

      Hz. Mehdi'ye iki tercih sunulmuş. O ahireti tercih etmiş. Dolayısiyle Mehdi'nin siyasi, iktisadi, diplomatik gücü olmayacak. Sadece Kur'an hakikatleri. Hükümranlığı manevi yani dini alanı üste çıkarmaktır. Allah'ı bilmeyen tanımayan ve onun sıfat ve isimlerini kainattaki ve hadiselerdeki tecellilerini bilmeyenin siyasi ve dünyevi saltanatı ne ola. Hatta sade bir erdin bunu bilmemesi durumunda onu cahil etiketini vurulur. Bundan Adnan Hoca'yı veya o Nakşi Şeyhi küçümsediğim anlamı çıkmasın. Adnan Hoca ve ekibi 4-5 yıl öncesine kadar 10/13 yıllık süreyle çok ciddi ve derin çalışmaları vardı. Ama yoruldular ki, Risaleleri bırakıp başka yollara saptılar. Şova merak sardılar. İsrail'den gelen Yahudi heyetlerinden sonra bu değişiklik beni çok hayrete düşürdü. Ama düşünce bazında müstakimler.

      O diğer şahıs hakkında bir fikir beyan edemem. Yakın tarihimiz sis perdesi altında. Harekat ordusunun Selanik’ten niçin geldiği meselesi iyi tedkik ve tahrire tabi tutulamamıştır. Ki Selanik o devirde Balkanların Kudüs’ü hükmünde ve batının bütün istihbarat ve derin odaklarının faaliyet alanı idi. Nüfusun yüzde 60-80’i Yahudi ve Yahudi kökenlidir. Sabatay Sevi’nin müritleri fink atıyordu. O döneme ait bütün nüfus kayıtları şimdi Mossad’ın yani İsrail’in elinde. Az bir kısmı Yunanlılarda. Ziya Gökalp’in Kürt olmasına rağmen Mason localarında Türkçülük eğitimi alması, edebiyat ve fikir hayatının önemli isimlerinin orada neşvü nema olması. Çok ilginç.

      Düşünebiliyor musun Yeşil Gece romanının yazarı da oralı. Sen de Yeşil Gece’den misin yoksa? Malum yeşil geceden kasıt İslam’ın karanlığı kast edilir. Yani biz 1320 yıl Yeşil karanlığında idik, Selanik Yahudi aydınlığı ile kurtulduk demek mi isteniyor bilemem. Ama Yahudi aydılığı bize papazı buldurduğu kesin ki, yıkılıp işgale uğradık. Değil mi?. Bir itirazın var mı?

      Sil
    3. Az daha unutuyordum;

      "Ama düşünce bazında müstakimler"

      Adnan sapığı ve yoldaşları düşünce bazında müstakim ise size göre... sanırım olay kapanmıştır.

      Sil
  25. Stickand Code'a (2)
    Bir başka mugalata ile gerçek Mehdiyi perde gerisine atarak üstüne örtmek istiyen, Ahlatlı olup bir namus davasından Erzurum’a kaçıp gelen bir ailenin vaiz çocuğudur. Paralel yapının imamı. Pansilvanya’da mukim bu meczup, hem Mesihliğe hem Mehdiyet’e oynuyor. Bu şaşırtmalar sebebiyle ki derin iç ve dış mahfillerden, şebekelerden ve istihbarat örgütlerinden hem yardım alıyor hem kullanılıyor. İşte bu kafa karışıklığı Mehdi hakkındaki rivayetleri hedefinden saptırıyor.

    Din bir imtihandır. Sırr-ı imtihan hizmetleri gizler. O zaman devreye ifham için ilim devreye girer. Sırr-ı imtihan ve hikmet-i ibham ile gerçekler anlaşılır. Mehdi Hz. Resullulah ile müjdelenmiştir. Ama kim olduğu meçhul. O Anne ve baba tarafından hem Hasani hem de Hüseyni’dir. Hz. Hasan’ın yarıda kalan 5. büyük hilafetini icra edecek ve tevhid dinin bütün Avrupa ve Amerika’ya yayacaktır. Bu zata sen Mehdi dendiğinde bile inkar edecek. Çünkü siyasi otoriteleri telaşa düşüreceği endişesiyle. O her kes gaflette iken anlamına gelen, herkes uykuda iken hizmetini görecek. Yani 14. Hicri asırda 20. yüzyılın ilk yarısında. Hizmeti ne tarikat ne tasavvufidir. O ehl-i hakikat olacak ve velayet-i kübrayı ihtiyar edecektir. Ki açtığı yol sahabeler gibi velayet-i kübraya ulaşacaktır. O Saadet Asrı’nın adeta ihyacısı gibi olacaktır. Tabi bu onun başlattığı ihya ve ıslah cereyanı iledir. Mehdiyet’in 3. aşamasının sonunda yani 2021 terihinden itibaren Mesihiyet’in Hıristiyan aleminde tesiri zuhur edecek ve 1456 yılında tevhid zirve noktaya gelecektir.

    Bütün peygamberler Hz. Ademden başlayarak, bütün ehl-i kitabın evliya ve asfiyası ve kohenlerinin korkudan titrediği ve Allah’a sığındığı bir zulüm ve karanlık devrinden söz edeceğim. 20. yüzyılın ilk yarısında olan küfri hareketler insanlık tarihinde görülmemiştir. O devri yaşamayan veya tarihini okuyup bilmeyen Mehdi-Deccal meselesini anlayamaz. 2 ırk Türk ve Slav tamamen ile sarı ırkın tamamına yakını Deccal-Süfyan hakimiyetini altına girecek. Bu zulümlerde 60 milyon, iki cihan harbinde ölen sayısı ise 100 milyon olmak üzere toplam 200 milyona yakın insan ölecek. Bunu yanında ehl-i kitaptan Hıristiyanlar ve hak dinin milyonlarca insan inançlarından döndürülme politikaları güdülecek. Kur’anların meydanda güvenlik güçlerinin denetiminde yakıldığı, ezanların susturulduğu, mabedlerin yıkıldığı veya ahıra çevrildiğini bilmeyen, mevlid okunduğu için mahkeme mahkeme gezdirilenler, Risale-i Nur okuyor diye 4 bin defa evleri basılanlar 2 bin defa yargı önüne çıkarıldığını bilmeyenler ne yapıyor? Mehdi ve deccal ve Mesih avına çıkıyor. Siyasi ve dünyevi nazarlarla Mehdi bilip anlaşılamaz, bilinemez. Dinsiz felsefeden ve dinsiz siyasetten gelen dinsizlik baskıları siyasi ve dünyevi enstrümanlarla değil, vahye dayalı mesaj ve eğitimle mümkündür, ki Mehdi bunu yapmıştır. Şimdi dini hayat kemale erişirken daha Mehdi bekleyenlerin ölçüsü, canavar yılan ısırığı yerine sinek ısırığı. Evi, arabası, işi olanların uçak sahibi olmadığı için kendini fakir görenler gibiler. .

    Ahir zamanın hizmeti siyasi, dünyevi, maddi, iktisadi ve diplomasi değildir. Küfrün hüküm sürdüğü bir zamanda temelden başlayarak dini ihya edilecektir, ki hamd olsun oldu ve oluyor, siyasi madrabazlıkların ve aktüel hadisatın gözlüğüyle bu mesele anlaşılamaz. Hikmet-i ibham lazım.

    Son yaşanan hadiseler ise İslam Dünyası’na yoğunlaşan deccalist artıkların eceli gelen köpek misali 3 veya 8 yıl içinde bütün dünyada sulh-ü umumiyeyi sağlayacak, refahın fakir semtlere kadar yayılmasına yol açacak, Ye’cüc ve Me’cüc yani terör ve anarşinin kaynağı siyonist ülkenin yıkılışına şahit olacaksınız. Allah'ın izniyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Şimdi dini hayat kemale erişirken daha Mehdi bekleyenlerin ölçüsü, canavar yılan ısırığı yerine sinek ısırığı. Evi, arabası, işi olanların uçak sahibi olmadığı için kendini fakir görenler gibiler. .." Abicim sen hâlâ dini hayati kemalde say. Yalniz su meseleleri sana zahmet bir arastir. *sunnete uygun yasamadigi icin hastaliktan kirilan ummet(utanmadan Allah'in karsisinda daha elli yasinda oturarak namaz kiliyorlar)
      * GMO * insan embriyo hibridinin üretimi * indigo ve kristal cocuklar *psikotronik ve psikotropik teknoloji * nanoteknoloji ile zihin kontrolü * 25. Kare *chemtrails vs.... vs..... ezan arapça okunuyor diye dini hayatimiz kemale mi eristi? Bu mudur muslumanlik. Artik dinimizi rahatça yasayabilecegimiz bir ortam var ama maalesef gonlumuzde yasayacak bir dinimiz kaldi mi? Genclerimiz 17-18 yil sinav peslerinde at gibi kostururken bir ulku mu edindiler. 23- 25yaslarinda saçları agarmaya baslamis, dunya yükünün altinda ezilen hanim kizlarimiz yaratilislarinin gayesini mi kesfettiler? Ve moda tesettür e dokundu, ve genc anneler ellerinde akilli mobilleriyle hangi pantolona hangi tunigi kombinleyeceklerini aeastirirken islam yetimi evlatlar 25. Karelerin rahle-i tedrisinden gecerken, babalar paraya secde pesindeyken handi dini hayat kemale erdi? Bu kadar rahat bir atmosferde icinde bulunduğu su yavaş yavaş isitilarak en sonunda rehavetten patlayan kurbagadan ne farkimiz kaldi? Ya siz memleketten bihabersiniz ya da ben şaşı... Cok gezen, cok sosyal ve hep gozlemci biri olarak bahsettiklerim devede kulak sadece.... (Imla icin uzgünüm mobilden imlaya dikkat edemiyorum. )

      Sil
    2. Din cüz’i ihtiyari çerçevesinde ilahi bir tekliftir. Despotik idareler, deccalist ve süfyanist hükümetler insanların bu cüz-i ihtiyarını elinhden alıyor. Ona tercih hakkı vermiyor. Baskı ve zulüm altında fitneye tabi tutuyor. Bu Allah’ın muradına aykırı. Mehdiyet bunu izale ediyor. Sana Hakaik-i imaniye ve Kur’aniyye açısında bir teklif ve aydınlanma getiriyor. Bundan sonra tekar murad-ı ilahi söz konusu oluyor. Bu fütuhattır. Tabi beşer tamamen aklını yitirmediğinden imanının parıltısı nisbetinde dünya hayatına müdahale ediyor. İlmi, siyasi, iktisadi, kültürel ve medeni hayatını düzeltiyor ve yeniliyor.

      Bu dünya nimet dünyası değil. Hamd ve imtihan dünyasıdır. Bize sıfat-ı kiemaliyeyi izhar etmemiz istnemiştir. İnsan olarak yaratılarak zaten biz ücretimizi almışız. Şimdi bize yaraşan bütün beşerin ve dünyanın bir gün dahi olsa Lailahe illallah demesi. Ve bununla vade bitiyor dünya vazifesini tamamlıyor. Ve ebedi hayatın kapısı açılıyor. Çünkü Allah’ın nezdinde dünyanın ve nimetlerinin hiçbir hükmü ve değeri yoktur.O kullarına insan hayalinin dahi alamayacağı nimetleri vaad etmiş.

      O saydığın ilmi tehlikeler imani bir hayatın olmamasının sonucu. Ahreti ve Allah’ı bilen öyle alçakça keşiflere izin vermez. Değil mi?. Sorarım sana bugün dünyada savunma, tarım, finans, biyoloji yani dna’lar üzerinde oynayıp yeni modeller üreten kim? Kim Arap ırkının biyolojik özelliklerine uygun zehirli gaz bombası üretmeye kalkıştığında, aynı ırktan geldikleri için vaz geçti. Yahudiler değil mi? Peki kim bu Yahudi? Deccallarin anası ve babası değil mi? Ahir vadede başlarına gelecek felaketin sebebi bu dini ve ilmi ifsattır. Ve yakında yine Kur’an’ın deyimiyle meskenete ve zillete tabi olacaklar.

      Unutma ayetle sabit ahir zamanda insan neslinin bozulması için şeytanın devrede olacağı ihbarı var. İşte senin söylediği o. Ve onu kimin yaptığı meydanda. İman doktrini bunu durduracaktır. Hemen kendi kendini gaza getrime. Allah var. Korkma. Hz. Peygamberk (a.s) Hira mağarasında düşman kapıyla gelince ne dedi Hz. Ebubekir’e (r.a.) Korkma Allah var. Ya yılan ısırdığında ne yaptı? Hatırladın mı? Tamam. Unutma tasavvufun mebdei de o mağara. Hepsi iman ve şeriatın Resulünün bize hediyesi değil mi?

      Mehdiyet'in bir nimeti de ilahi hediye oyarak, zekat verecek fakir bırakmaması. Yıl 1923. Fert başına gelir. 200 dolar. Yıl 2014 fert başına geliri resmi 10.800, kayıt dışı ile 16.00 dolar. Bu imanla ihya olan Türk milletinin demokratik yollarla iktidara müdahalesinin sonucu. Bu dünya sa'y dünyasıdır. İnsan oğlunun maddi-manevi meleke ve istidatlarını geliştirme dünyasıdır. Rahmet-i ilahi bize bunu veriyor. Şahin olmasa serçe bu kadar hızlı uçmazdı. İhtiyaç olmazsa inkişaf olmaz. Neyse çok gevezelik oldu. Biz ümit varız.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Hizmet diye bir maksadım olduğunu iddia edemem. Ama göz göre göre kudsi mefhumların yanlış anlaşılmasına gönlüm el vermedi. Sizin dediğiniz doğru olsa idi direkt Risale-i Nur’dan nakil yapardım. Yapmadım, çünkü o bir ilmi seviyeyi gerektirir. Sonra Kur’an’ın hemen başında 3. ayette mü’min tarif edilirken, “gayba inanırlar, namazlarını dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunurlar” buyrulur. Bediüzzaman ilmin de infakı olduğunu belirterek bunun önemine dikkat çeker. Ben öğrendiğimi sen de öğrendiğini yazarsın. Gerçek ortaya çıkar. Bu da infaktır. İtirazın var mı?

      Bediüzzman’ın bir tabiri var, “Zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençleşiyor” der. Kur’an’ın feyzinden sürekli alabilen hep genç ve aktüel kalır. Zaman yaratıktır. Ebedi hayatta geçmiş ve gelecek bir arada olacak. Öyle olunca Kur’an’ın hükmü cari oluyor, hep genç kalıyorsunuz. Fosil hayvanlar içindir. İnsan için değil. Ölüm dahi hayvani bedenden kurtulmaktır. Ve ehl-i iman için bir nevi zamanın dışına çıkmaktır. Alem-i misale terfidir. Öyle ki, mezardan kalkıldığında sanki bir gün bile geçmemiş olacak. Bunu anlatmak bazen hayvani hislerin zebunu olan yaratıklara güç olabilir.

      Bu siteye gelince kapatılan siteden miras kaldı. Burada efkar-ı ammeyi yani kamu oyunu daha iyi anlıyorsunuz. Bazı arkadaşlarımız var çok kibarlar. İfadeleri de Rahmani. Beğenmeseler bile gıcık kapmıyorlar. Bazıları bu benim fikrim diyor. Müsademe-i efkar yok. Teavün-ü efkar var. Bazıları da senin gibi bilgi haşarısı oluyor ki, er veya geç hakikate toslayacaktır. Şunu unutma işi püf noktası Bediüzzaman’'ın “Cenab-ı Hakk’ın rızası ihlâs ile kazanılır. Kesret-i etba ile ve fazla muvaffakiyetle değildir” sözündedir. İlim de öyledir. İlmin aydınlığı ile cehaletin karaltısı, vahid-i kıyasi ile tefrik edilebilir. Dalga boyları da farklıdır. Süfli ve ulvidir. Kainat bile bir donmuş dalganın halindedir..

      Bu yorumu okuyanı herkesi günde 3 kez bu siteyi okumaya davet ediyorum. Site editörleri de Mustafa'nın kısa haberleri gibi güzel yazılara yer açmaları ilginç olur. Özellikle Ortadoğu'da olyaların yoğunlaştığı bu dönemde Türk insanının gerçekleri öğrenmesi faydalıdır. Çünkü Türk medyası dış dünyaya kapalı. Lozan'dan beri. Bizi deve kuşu yaptılar.

      Sil
  26. İnsan kusurdan hali değil... Bazı yorumlar nefsi damarımıza dokunsa da çabuk toparlanıp kavl-i leyyinden ayrılmamaya çalışıyoruz. Bizim için müslüman her zaman değerlidir. Herkesin bir fikri ve kavrayışı var. Bize ters gelen anlayışları da makul karşılayıp, hakikatı başka yönlerden aydınlatmaları açısından istifade ediyoruz. Burası tek bir anlayışın meydanı değil... Muhataplarına saygılı olmak şartıyla herkes fikrini beyan eder. Binlerce mesaj içinde sadece iki sövme içeren mesaj silindi. Onun dışında benim şahsen uygun görmediğim mesajlara bile ilişilmedi. Müslümanların kazanımlarının berhava olmaması açısından dine hürmetkar milli iradeyi temsil eden hükümetleri hayırlı işlerde destekleriz. Kimsenin fıskına ve küfrüne rıza göstermeyiz. Ehvenüşşerri ihtiyar ediyoruz. (İki şerden daha az şerli olanı tercih etmek şeriatın düsturudur)
    Önmüzdeki yakın bir dönemde ufukta tekrar bir sarsıntı yaklaşıyor. Hatta Eylül ayında yazdığımız Menhus Ekim yazısı bile açık istihbarat nevinden medyanın taranmasından oluşan kanaatimizi yazımızın ardından bu mehnus tahripkar hadiseler meydana geldi. Gaybı bilemiyoruz. Hadiseler bizim umduğumuz gibi değil, kendi dinamiği çerçevesinde cereyan ediyor. Herzaman ümitsizlik değil, ümit aşılamaktayız. Dindarların huzur ve selametini diliyoruz. Tarzımız bazı görüş sahiğleri gibi bu devlet yıkılsın da ardından Mehdi gelsin demiyoruz. Bu millete ve onun devletine düşman değiliz. Bu çatının altındayız. Çatı yıkılırsa hepimizin altında kalacağımız basiretine sahibiz. Bu gidişle maalesef çatının yıkılmasını isteyenler galip gelecek ve o zaman hep birlikte bu günleri arayacağız.
    Risalelerde bir yerde "en sonda gelecek nefret ve tahkirden sakınmak " ibaresini ben bir manası ile bu devletin bir gün sona ereceğini de anlıyorum. Daha ehiller bu anlayışımı değerlendirip böyle bir manası var mı açıklayabilir. Yani eninde sonunda TC, TR ye dönüşecek. Bazı arkadaşların bu devlet aleyhindeki reaksiyonlarını böyle tevil ediyorum. Büsbütün haksız değiller. Ama Cumhuriyetin kuruluşundaki süfyani uygulamalarla ile sonundaki tamir dönemini aynı tutmak doğru değil.. Şimdi devlet elinden geldiği kadar zararları tamire çalışmaktadır. Bediüzzaman ""Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e, Venizelos ile beraber Said Halim'e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir." demiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ehli Sünnet vel Cemaatin (Kur'an ve sünneti dikkate alan itikat ve amel sistemi) önemi hakkında bir kıssa, Ehli Sünnet Vel Cemaat ve Özellikle yakın zaman Ehli Sünnet vel Cemaat Alimlerinin (Bediüzaman hzleri gibi - 100 yılda bir gelenler ve dinin üzerindeki tozu alanlar özellikle) önemi hakkında, Kur'an ve Sünneti en iyi bilenler, en kolay ve kesin bu gibi alimlerden - tarikat şeylerinden öğrenilir, üveysi olmak çok zor ve nadirdir, heleki bu devirde.. Alimlerin - Tarikat Şeyhlerinin Hakikisini ve en efdalini bulmanız dilekleriyle..


      Bâyezîd-i Bistâmî (r.a.) bir defasında şöyle anlattı:

      Bizim ruhumuzu, semâlara götürdüler. Cenneti, Cehennemi gösterdiler. Hiçbir şeye bakmadım. Hep Allahü teâlâyı düşünüyordum. Nice makamlardan geçirdiler. Nihayet ezeliyyet ağacını gördüm. Sonra "Yâ Rabbî! Sana gelebilmem için beni benliğimden kurtar" diye yalvardım. Bana bildirildi ki: "Ey Bâyezîd! Benliğinden kurtulup bana yaklaşman, Sevgili Peygamberime tâbi olmana bağlıdır. Onun ayağının tozunu, gözüne sürme yap. Onun bildirdiği hükümlere uymaya devam et. (Tasavvuf ehli arasında bu menkıbeye Bâyezîd'in mi'râcı" denir.)

      Sil
  27. İÇ SAVAŞ MI İSTERSİN, DIŞ SAVAŞ MI?
    Fuat UĞUR / Türkiye Gazetesi

    Türkiye Cumhuriyeti son 12 yılda epey biriktirdi. Millî gelirini üçe, ihracatını sekize katladı. Enflasyonunu tek haneye indirdi. Küresel sermayenin ilgi odağı hâline geldi. Doymuş pazarların gözünde 76 milyonluk inanılmaz bir tüketici kitleye sahip. Bölgedeki istikrarsızlıktan sonra sermayenin istikrar adası oldu.
    Eh, sen bir de tut “Dünyanın ilk on ülkesi arasına gireceğim” de.
    Adam soruyor “E peki o zaman biz nereye gireceğiz?” diye.
    Üstelik bir de bir kritik eşiği atlamak için Çözüm Sürecini tamamlamaya çalışırsan sana “Dur yolcu” derler.
    Yeni bir güç merkezi olarak klasik güç dengesini bozamazsın.
    Üstelik söz de dinlemiyorsun.
    7 Şubat 2012 darbe girişimi, Gezi derken 17-25 Aralık da yapıldı ama tutmadı. Son kozu bekletiyorlardı, vakti geldi ve işaret fişeği atıldı.
    Cemaat abisi olduğu söylenen Süleyman Hamit Müftügil adlı kişinin ses kaydından söz etmiştik önceki yazımızda. O ses kaydında bahsi geçen Kürt konferansına katılan Selahattin Demirtaş’ın, tam da orada ifade edildiği gibi, bugünü bekleyenlerce uyandırıldığına ve “sokağa inin” çağrısına şahit olduk milletçe.
    Türkiye’yi etnik temelli iç çatışmalar çıkarmakla tehdit ediyorlar.
    Herkes biliyor, bu iç savaş provasının asıl sorumlusu basın toplantısında boncuk boncuk terleyen o zavallı piyon değil.
    İç savaşı tetikleyenler ikinci bir seçenek sunuyorlar:
    “Dış savaş… Kobani’den gir, Musul’dan çık. Biz istediğimizde de oradan ayrıl.”
    Çünkü hem Türkiye’yi yeniden yağmalayıp sıfırlayacaklar hem de kızgın patatesi tutuşturdukları Türkiye sayesinde Ortadoğu’yu yeniden dizayn edip petrolü paylaştıracaklar.
    Geçmişte İran ve Irak’ta biriken petrodolarları iki ülkeyi savaştırıp yağmaladıkları gibi.
    Ha IŞİD mi? Bizim sorunumuz değil. Tampon bölgene karşıyız. Rusya ve İran’ın tepkilerine karışmayız. Ekonomik riskin hiiç umurumuzda değil. Sana uluslararası meşruiyet de vaat edemeyiz.
    Anlayacağınız kırk katır mı kırk satır mı?
    Kabul etmiyoruz. Sınır ötemiz için Türkiye’yi ateşe atmak isteyenleri çıldırtan bir strateji izleniyor. İşte bu nedenle Kobane birdenbire bizim iç sorunumuz hâline getirildi.
    Ve işte günlerdir yaşanan acı olayların nedeni bu.

    Yazının devamı: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/582665.aspx

    YanıtlaSil
  28. PKK Kobani’de devlet mi kuracak?
    Mustafa Yürekli
    http://www.haber7.com/yazarlar/mustafa-yurekli/1209145-pkk-kobanide-devlet-mi-kuracak,,

    Ortadoğu'nun sahip olduğu kaynaklar, Batının olduğu kadar, Rusya, Çin, İran ve İsrail için de çok önemli.. Suriye’deki katliama seyirci kalan dünyanın, IŞİD Kobani’ye dayanınca ayağa kalkmasını doğru kavramak lazım. Hangi ülkenin bölgeye dönük hesabı nedir, bilmek lazım. Resmi uluslararası toplantılarda birbirlerinin kollarına girip, basın önünde barış mesajları verenlerin coğrafyada kimlere hangi silahları verdikleri, hangi terör gruplarını kime karşı nasıl destekledikleri iyi tahlil edilmelidir.
    Sonuçlarının en çok Türkiye'yi ilgilendirdiği gelişmelerde dostluk ve düşmanlık kavramlarının her an için değişebildiği unutulmamalıdır. Coğrafya büyük bir kaosa düşürülmüş ve Türkiye o kaosa çekilmek istenmektedir. Demokrasi ve insan hakları teraneleriyle bölgeye saldıran güçlerin ölen insanlarla ilgili olarak yaptıkları açıklamalar istatistiki bilgi niteliğinden öteye gitmemektedir. Suriye konusunda ortaya konulan tavır, Türkiye'ye ders olmalıdır. Suriye'nin dostları adıyla ortaya çıkan 44 ülkeden şu an sadece Katar ve Türkiye dışında ülke bulunmamaktadır. 2 milyona yaklaşan mülteci ile ilgili olarak insan hakları ve demokrasi havarisi kesilen ülkeler bir kuruş bile bir katkı yapmamışlardır.
    Sınırlarındaki yangının sonuçları itibariyle en çok Türkiye’ye zarar verdiği bilinmekle beraber, Türkiye, IŞİD ve PKK arasında bir tercihe zorlanmakta, PKK'nın uzantısı olan terör gruplarını desteklemesi gibi bir emri vakiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. IŞİD'in kuruluş ve büyütülüş amacı da buydu; Irak ve Suriye'yi iradesizleştirip Kürt devletinin kuruluşuna hazır hale getirmek. Maalesef Batı konuya 'Benim teröristim iyi, senin teröristin kötü.' anlayışı içinde bakmaktadır. Türkiye’nin bu denklemde daha sonraki hamleleri önceden görmesi gerektiği tecrübeyle sabit değil mi? Ortadoğu'da, Çin, Rusya, ABD ile Avrupa ülkelerinin çıkarlarının çatıştığı, taşeron terör örgütlerini kimlerin desteklediğine bakılarak anlaşılır.
    IŞİD güçleri tarafından üç yandan kuşatılan Kobani’nin dördüncü tarafı olan Türk sınırı ise Türk ordusu tarafından ağır silahlarla korunuyor. IŞİD’den kaçan tahmini 180 bin kişinin Türkiye’ye girişine izin verildi. Fakat PKK ve uzantısı olan terör gruplarının bölgeye geçip savaşa katılmalarına engel olundu. Bu politika da PKK / PYD örgütlerinde öfke ve hüsrana yol açtı.
    Öncelikle hatırlamalıyız ki Abdullah Öcalan, Suriye’de kaldığı yıllarda Kobani’de saklanıyordu. Bu bölge, günümüze kadar PKK’nın lojistik destek merkezi oldu. Kobani’den mahrum bir PKK, beli kırılmış olacağından, kımıldayamaz hale gelir. Dolayısıyla Kobani’nin düşmesi, PKK için ölüm kalım meselesidir. Türkiye’den bölgeye koridor açma ve gidiş gelişi kolaylaştırma isteğinin anlamı, PKK'nın uzantısı olan terör gruplarının desteklenmesidir.
    PKK ve uzantısı olan terör grupları, Kobani’de, Batı’nın desteğiyle, uluslararası meşruiyeti olan bir ordu haline gelmek istemektedir. Batının bağışlayacağı tank, top ve tüfeklerle Kobani’de on binlerce askeri olan ve bir ordu haline gelen PKK öncelikle Türkiye’yi tehdit edecektir. Batı’nın Kobani eylemlerine sabırlı davranmasının arka planında bu vardır.
    Suriye'de PKK tarafından ordusu olan bir Kürt devleti kurulursa, Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimle birleşip Türkiye'den toprak koparması, uluslararası destekle zor olmayacaktır.. Böylece PKK ve uzantısı olan terör grupları NATO üyesi haline gelirse şaşmamak gerek..
    Mustafa Yürekli - Haber 7
    .......

    YanıtlaSil
  29. kardeşlerim...bu benim son yazım...internet pakedimin taahüdü doldu tam zamanında...artık cepten yalnızca takib ederim...

    1--...mehdiyet 3 safhadır...1. safha ve 2 safha zatı maneviyedir...3. safha şahıstır...aynı şekilde deccaliyet ve süfyaniyette böyledir...1 mehdi bediüzzamandır...1.süfyan atatürktür..2 mehdi f gülendir...2. süfyan tayyipdir(ruveybida)3. mehdi mechuldür 3. süfyanda mechuldür....gelecektir...2015 te...

    ilk 2 ler zatı maneviyeye hizmet ederler..3. ler zattır...

    bu sitenin tartıştığı alametler beklendiği gibi tevilsiz olarak gerçekleşecektir...tevilli olarakta geçmişte zatı maneviye döneminde gerçekleşmiştir...o dönemin sonundayız...

    hadislerde kikafa karışıklığının bir kısmı bundandır...

    diğer bir kısmıda büyük mehdinin 7 komutanla çıkacak olması ve bu komutanların mehdi lakabıyla hadislerde bildirilmiş olmasındandır..mesela şuaybbin salih mehdidir...ona tabi olan mehdiye tabi olur...haşimi genç mehdidir...ona tabi olan mehdiye tabiolur...yemani mehdidir ona tabi olan mehdiye tabi olur...

    gelelim türkiyeden çıkacak asker kökenliye...

    büyük mehdi talut davut benzetmesi tamamen 2 süfyan tayyibi aklama girişiminden başka birşey değildir..zira tüm evliyalar onu musa a.s. ma benzetirler...

    mehdi bir musa dır...ve musanında bir harunu vardır...

    işte türkiyenin asker kökenliside büyük mehdinin yani musanın harunudur...musa harundan büyüktür...ama harunda musayla aynı sıfatı taşır....

    hadis rivayet ve ifşaatlarda bulunan mehdinin türkiyeden yada türklerden çıkacağı na yönelik emareler ve alametlerin temel kaynağı budur...

    evet musanın harunu türktür...ve türkiyeden çıkacaktır...bu bir müjdedir...mehdi dir...bazı hadisler ve rivayetler onu kasteder...

    amaaa büyük mehdi kesinlikle türk değildir....o medinelidir(yesrib) mekkede zuhur edecektir....

    ve bu kafa karışıklığını gideripde gerçeği net olarak görmek yalnız ledun ilmi yada nakli ilim sahibi evliyalara hastır...bizim gibi avamlara değil..

    2. ci olarak...menhus ekim başlığı altındaki yorumumun bir kısmını aynen kopyalıyorum...ve ekleme yapıyorum...

    hüsrev abi üstadın gördüğü kader levhasında beyaz sarıklı gençtir...ne kadar övse yeridir...fakat nur talebelerinin üstadı görmüş olmanın verd,iği kibir yüzünden aksiyonsuzlukları yüzünden miskinlikleri tenbellikleri yüzünden beyaz sarıklı genç ünvanı allah tarafından f.gülene verilmiştir...

    tenbelsiniz...aksiyonsuz sunuz...allah şükretmeyenden rızkı alıp şükredene verdiği gibi
    sizin vazifenizi f.gülene verdi...istersen sağlamasını yapalım....

    mehdiyetin risalelerde geçen yüzlerce vasfı vardır...üç temel vasıftan başlayalım...

    ağrı dağının infilak edip tüm dünyaya yayılması ve peygamberimizins.a.v. nin isminin ve risalelerin güneşin doğup battığı her yere gitmesi...

    siz mi götürdünüz kardeşim üstadın ölümünden tam 54 sene geçmesine rağmen ...götürdünüzmü? götürdünüzde biimmi haberimiz yok...

    biz götürdük kardeş...

    2 goncalar açıp üstadın bu açan goncalaıseyredip mezarından şükretmesi...nur cemaati gittikleri ülkelerde hizmetlerini tamamlayıp ö yerin insanlarına devrettilermi ...goncalar açtı mı? açtıda bizmi görmedik...

    90 ülkede goncalar açtı..devredildi...şimdi onlar biz olmadan bizden iyi hizmet ediyorlar...

    daha yüzlerce sayayımmı...kısacası beceremediniz...bu yükü kaldıramadınız..bu da bizim sırtımıza yüklendi...

    ha tüm bunları biz sizden iyi yapacağız dersen o ayrı...1 adım sonra zulümat başlayacak...zulümatta mı bunları yapacaksınız...ha yok üstad bir asır dedide bu 2 asırmı oldu...mehdiyet basit bir cemaat yapılanmasımı zannettin sen....

    çatlasanda patlasanda çantacı necmi abi gibi göbeği üstünde zigon sehbaya gerek duymadan ikram yiyen insanlardan mehdiyetin 2. safhası olmaz....

    YanıtlaSil
  30. birçok cemaat ve tarikat hebside mümin ehli iman salih ve velidir...herbiri tabi olan yandaşlarına hidayet vesilesidir....

    fakat mehdiyet dediğimiz olay bunlarla beraber olsada aslında bunlardan gayrı dır...

    mehdiyette iyi kötü haklı haksız doğru yanlış kesinlikle ama kesinlikle zahiri değerlendirilmez....eğer öyle olsaydı mesela süfyani olakabı üstüne almadan önceki haliyle mehdi olurdu...tersi mehdi içinde geçerlidir...

    mk yi örnek verelim...ben size mk nin tam bir müslüman olduğuna dair bir sürü makale getirebilirim...hatta elmalılı hamdi yazıra tefsir yazdırmasını size alamet diye yutturabilirim..memleketin yüzde 90 ına yutturulmuştur...ve memleketin yüzde doksanı mk ye biat halindedir...(halk iradesinin süfyaniyete karşı durabileceğini sanan paranoyaklara duyrulur)

    değerli kardeşlerim...mehdiyette süfyaniyette ve deccaliyette TEK AMA TEK KISTAS VE AYIRAÇ ALAMETLERDİR....

    MEHDİYİ GERÇEKTEN BULMAK İSTEYEN ARKADAŞLAR LÜTFEN BUSÖZÜMÜ BEYİNLERİNE KAZISINLAR...TEKRAR YAZIYORUM

    MEHDİYETTE DECCALİYETTE VE SÜFYANİYETTE TEK AYIRAÇ VE KISTAS ALAMETLERDİR....

    ben alamete değil zahiride görünene bakarım diyenler süfyaniyi bulacak...ben zahiride görünene bakmam alamete bakarım diyenler mehdiyi bulacak...

    hatta zahiriye bakanlar ellerinde kuran la mehdiye salıracak..bu benim değil merhum abdullah babanın ifşaatıdır...o çıktığında birçok kişi (çoğunluk ümmetin ekserisi) onu inkar edecek...buda osman akfıratın ks nin ifşaatıdır...ya bu hadisi şerife ters ama diyeceksiniz...ama hadisi yanlış anlarsanız işte böyle ümmetin ekserisi babında tayyibe tabi olursunuz..tıpkı atatürk gibi...atatürke tabii olanlar ümmetin ekserisi değilmiydi...yaaa...büyük bir nakşi zat bu hadisi yorumlarken fitne hariç der...zira tarihteki tüm fitnelerde ümmetin ekserisi fitneye düşmüştür....

    kısaca fitneye düşmek istemeyenler görünene bakmasın....zira görülen şey gösterilen olabilir...göz yanılır yanıltılır...ALAMETLER ASLA....

    gelelim cemaate...valla kardeşler star gazetesi takvim gazetesi ergündiler vs ne derse desin cevap isteyen zaten buluyor...yani herşeyin cevabı veriliyor....tek tek cevap vermeye çalıştım dinleyende yok zaten...

    zaten önemli değil...bunlar alamet bilmeyen insanlar için...

    beni risalei nurda tarif edilen cemaat alametleri bağlar..risalei nur gerçek şakirtlerin tarifini yapar...alametlerini bir bir düzer...beni o alametler bağlar...beni güneşin doğup battığı her yere giden hizmetini devredip goncalarını açtıranlar bağlar...beni ağrı dağının infilak edip tüm dünyaya dağılan parçaları bağlar...tayyibin one minutu beni bağlamaz...türk okulundaki cia ajanı(güya) beni bağlamaz...

    gelecektede iki pamuktan cübbe ile dişleri aralıklı anlı açık yüzünde ben olan bizim asker kökenliyle samimi olan o acaip zat israil başkanıyla anlaşma yaparsa o da beni bağlamaz ..ben o anlaşmaya değil yüzündeki bene bakarım...gene şamda SİYASİ bir zat işid i bitirip medineye ordu gönderirse....ben onun işidi bitirip bitirmediğine bakmam medine yolunda ordusunun batıp batmadığına bakarım....

    bir ek...BEŞAR ESADI DEVİRECEK OLAN KUALİSYON GÜÇLERİNE TÜRKİYEDEN ""YAŞA KUALİSYON KATİL ESEDİ DEVİRDİR SEN KALK BEN YATAM""DİYEN İNSANLARDAN OLMUCAM...HA TAYYİPÇİLER OLUR O ONLARIN SORUNU KARDEŞ....BENİM SORUNUM DEĞİL..BEN ALAMETE BAKARIM....EGUN DİLERE DEĞİL....

    SELAMETLE....

    YanıtlaSil
  31. “Kur’an Yahudileri lanetlememiştir” diyen bir adam nasıl olur da Mehdiyet ile bir ilişkisi olabilir. Daha askerde iken derin istihbaratla ilişkiye giren ve hayatı boyunca onlar tarafından korunan biri de olabilir mi? 1972 yılında Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi Mustafa Sungur’a “Ben sizin gibi çalışmayacağım” delip Nur’un yolundan gitmediğini itiraf eden biri öyle değil mi? Dünyanın çeşitli yerlerinde ırkçı derin idiolojilerin telkinle açtığı okullarda İngilizce tedrisat yapıp, CIA ve Siyonist istihbaratı elemanlarını öğretmen olarak çalıştıran biri de. Sözde Türk okullarında kurulan çocuk gazinosuna “Hz. Peygamber de oradaydı” diyen biri de. Ya Risale-i Nur’u bütün ikazlara ve talebelerinin görüşme taleplerini red ederek tahrif ettiren biri.

    Diğerlerine de cevap verin, bunları söyleyenin Mehdilikle ne ligisi olabilir, şöyle:
    *Başörtüsü, tesettür füruattır. Temel mes’eleler varken füruatın kavgasını vermek, yanlış,
    *Atatürk idari ve askeri bir dehaydı. Z.. Gazetesi’nde Atatürk’ün fotoğrafının silindiğini görünce hemen telefon ettim ve “Bu bir rezalettir” dedim. Bu işi yapanı çıkardılar.
    *Allah da bana benim gibi ızdırap kaynağı ola …cı’yla …cu’yla cevza veriyor. Bu cı’yı, cu’yu bir ölçüde atabiliresm…
    Aslında ..cı den.. cu’dan rahatsız oluyorum. Çünkü bunlar toplumu bölücü şerledir.
    (Not: cu Nurcu, cı Süleymancı. Bunlardan rahatsız olan bir adam ya meczuptur ya divanedir)…
    *Dünya gemisin kaptanı ABD’dir,. Dünya ABD’den yönetilir.
    *İzmir olan ve yayıncı Mesut Zeybek geçenlerde Yeni Şafak Gazetesi’ne verdiği röportajda o zatın kendini Mesih olduğuna inandığını 1973’ten beri bildiğini söyledi. Şimdi bu zat Mehdi mi Mesih mi, Cibalı Baba mı?
    *Sabah akşam Humeyni ve taifesinin aleyhine konuşur. Ama kendisi de bu ülkede bürokratik hegamonya kurup darbe teşebbüsüne kalkıştı ve ondan ne farkı var. Bırakın farkı, onun kadar dini haysiyeti var mı?

    Felsefem sen ne nane molla adamsın. Bediüzzaman açıkça Mehdilikte 3 safhasının olduğun, ama ilkinin yani Kur’an ve iman hizmetinin daima birinci derecede diğer iki safhada da olduğunu açıkça beyan eder. İmanla ihya olan millet 2 ve 3. safhayı gerçekleşktirir. Ve öyle olmadı mı? Bediüzzaman kendi şahsı dahil bütün şahısları ıskat eder. Zaman cemaat zamanıdır der. Yani maceraperst zamanı değil demeye getirir.Ayrıca onhun hakkında bir tek manevi işaret görmedim. Bırak işanreti. O Ahlatlıdır. Niçin oradan ailesi ayrıldı. Bilir misin? Sorun ona.

    ABD ve İsrail ve İngiliz hesabına oturduğu Pansilvanya’dan milletin seçtiği iktidara atıp tutan biri ne olur. Terbiyem müsait değil söz söyleyin. İslami faizsiz finans ürünleri varken faiz bankası kuran faizci değil midir?. Peki bu bırakın Mehdi'yi din adamı olabilir mi?

    Türki devletlerde batı adınaı faaliyet göstermek için Mustafa Sungur'u nasıl akarte edip hizmetlerine dalaverayla el koydular. Mehdilik entirakacılık mıdır?

    Sana bir müjde. Yargıda paralel soytarılık bitti. Bugün milletin sahte Mehdi ve Mesih'in vesayetinden kurtulduğu gündür. Mübarek ola. Evet İslam'ın Bahadır evladı Türk milleti, siyonist, emperyalist uşakların zincirlerinden birini daha kırdı geçti. Alemlerin Rabbine Hamd olsun. Nebisine milyonlarca kez selam olsun. Ehl-i sünnet velcemaatin bütün şerefli guruplarına selam olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdurrahim kardeşim merhaba,

      Sizin dediklerinize ilaveten,

      Feto,

      1 - Hocasını jandarmaya ispiyonlayan

      2 - Hüsrev Altınbaşak tarafından 1977 yılında ajan olduğu ilan edilen ( Bediüzaman hzleri Hüsrev Altınbaşak'a Risaleyi Nur üzerinde gerek gördüğünde istediği değişikliği yapma yetkisi vermiştir)

      3 - İsrail Devletine bir kere bile bed dua edemeyen tevekkülsüz

      4 - Latif Doğan ( Zamanında Fetonun yanında Feto'ya karşı boykotu kırmak isteyen kişi) boykotçulara el kaldırmam deyince Feto tarafından kızılan ve emrimi neden dinlemiyorsunuz boykotçulara el kaldırın diyen, kızıp Latif Doğan'ı terk eden, Latif Doğan yanına gidince neden protestocular bana öyle deyince ağzını burnunu kırmadın diyen

      4 - Bed duaları hep onun aleyhine gelişen,

      5 - Hiç bir Tarikat ve Bediüzaman hzlerinin talebeleri tarafından desteklenmeyen ve hatta hepsi tarafından eleştirilen

      6 - Yalan ve ihanet adeti olmuş

      kişi mi Haşa Mehdiyyun ?

      Çok komik.. Daha çok şey var, yıllar önce Türkiye getirelicekken kimlerin devreye girdiği ve orada neler yaptığı - yaşadığına girmiyorum bile..

      Dediğiniz gibi Allah çok tokat atıyor ama kalbi katılaşmış bir insan.. Ders almaz..

      Sil
  32. O Türk okulu demek, Türkçe eğitim yapan, Türk kültürü öğreten okullar değildir. Eğitim dili İngilizce ve eğitim programı ise o bulunulan ülkenin eğitim programı uygulanır. O okulların tek Türkçe işi gazinoculuktur. Yani dansöz gibi şarkı söyleyip oynayan, Türkçe şarkılar söyleyen istikbalin anne ve babalarına gazino kültüre veren okullardır. Bu okullarda dini eğitim de verilmiyor.

    Bu okulların tek Türk etiketi çocuk gazinoculuğu ve Türk müteşebbislerinin ait olmasıdır. Geçenlerde İngilizler İngiliz dili ve kültürü için o mollaya ödül verdiler. Bu da iddiamın kanıtıdır.

    Bir diğer husus çeşitli istihbarat elemanlarını öğretmen olarak istihdamıdır. Bu sayede Türki devletler İran’ın etkisinde uzak tutulmaya çalışılacak. İstihbarat toplanacak. Geleceğin kuşakları Anglo-Sakson kültürü ve İsrail muhibbi olarak yetişecek. Ne güzel değil mi? Bu ne Mehdilik mişki, çobanı haçlı ve altı yıldızlı. Breh berh breh.

    YanıtlaSil
  33. “Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde benden korkun.

    Amma ne var ki, insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük, her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir.

    Şimdi sen onları bir süreye kadar kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak!

    Kendilerine verdiğimiz servet ve oğullar ile, onların iyiliklerine koştuğumuzu mu zannediyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller.” (Müminun: 52-56)

    YanıtlaSil
  34. “Fırka fırka olup dinlerini parça parça edenlerle senin hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra O yaptıklarını kendilerine haber verecektir.” (En’am: 159)

    YanıtlaSil
  35. kardeş zırvalamayı brak.....risalelerdeki alametlere gel ...kongo cumhuriyetine nezaman gidiyonuz...ordan haber ver...o yazdıklarınında cevabı iftiralar .org da var salya saçacağına git oku...sen ağrı dağının parçalarına gel....tayyibin hatta bülent arınçın 3 hafta evvel...onlara canım feda olsun o hizmet erlerine dediği insanlara gel...onların dahi inkar edemediği olaylara gel....emine erdoğanın ağladığı olimpiyatları boş ver sen....ÜSTADIN BİLDİRDİĞİ ALAMETLERE GEL...NEYDİ ONLAR SÖYLE...NE ZAMAN YAPACANIZ SÖYLE....NE ZAMAN YAPACANIZ KARRRRRDEEEEŞŞİİİİİMMMM....ANLAMA ÖZÜRLÜMÜSÜNÜZ YAA...

    YanıtlaSil
  36. Fetullahçı, süleymancı, şucu, bucu vs. vs. Diye dinlerini parça parça edenler,
    Hz. Mehdi size karşı savaşacak haberiniz olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dinimiz cemaatleşmeyi emredir. Dinimiz daha önce sadece bir bölgeye veya kavme değil bütün beşeriyete gelen bütün geçmiş dinlerin şeriatları ve hukuklarını kapsar. Her çeşit beşeri karakter ve mizaç için hükümler içerir. Mezhepler bunun ifadesidir.

      Müslüman emr-i bilma’ruf nahy-i alel münkerle vazifedar olduğu için dini cemaatlerin teşekkülü bunu gerektirir. Süleyman Tunahan Hazretleri çok mübarek bir İslam büyüğüdür. O Kur’an’ın şehir ve köy meydanlarda cayır cayır yakıldığı despotik dönemde, insanları kurduğu medreselerde Kur’an ve ilmini öğretti. Senin baban deden o zaman ne yapıyordu?
      O Kur’an öğretirken Bediüzzaman da harı harıl iman ve Kur’an hakikatlerini yazıp 600 bin elle yazılmış nüsha ile çoğaltıp bütün yurda yayıyordu. Lokal şeyhler ise sünneti ihya için insanları ıslah ile didiniyordu. Ki bu gayretler sonucu bugün İslam’ın ezanı da bayrağı da Türk’ün ulvi semalarında dalgalanır oldu.

      Peki bu kadar dağınık dini hizmetten rahatsız olan derin odaklar, Lozan vesayetçileri ve harici düşmanlar. Bir meczup hocaya fırsat verip bütün bu hizmetleri kontrol için o dini hizmetlileri kötüleyip bunun önüne açtılar. Ki yüce gizli devletimiz onları kontrol edip yönetsin. İşte Tarikatçı, Nurcu ve Süleymancı’ya gericiler deyip kötülediler. Ama o meczup hocanın önüne açtılar. Amelsiz İslam için ılımlı İslam için yeri odaklar da gavur odaklar da işbirliğine giriştiler. O adamı ve grubunu bu cı ve cu ile bir tutarsan ilerde utanırsın.

      Senin dediğini yapacak Mehdi olmaz, sadece Cibali Baba olur. Mehdi bu cemaatlerin bir ifadesi ve şahs-ı manevisidir ki, onların ne yaptığını inşallah 2021 sonrası göreceksin. Deden bugünleri görseydi sevincinden hüngür hüngür ağlardı. Sen ise o yaşa gelince ettiği bu sözleri hatırlayıp ayıbından hüngür hüngür ağlayacaksın.

      Ama inşallah adın gibi gülersin. Tabi hatadan dönersen.

      Sil
  37. Ben 15 yaşımdan beri risale okurum. Bana laga luga sökmez. O meczubun, Bediüzzaman Hazretlerine Kürt olduğu için itibar etmediğini ve ona Pir-i Mügan diyerek terbiyesizlik ettiğini bilmeyen senin gibiler kaldı.

    Zırvalama demek ilmi ve dini bir tartışmada affedilecek bir husus değildir. Bana hakiki bir Nur talebesi göstermezsin ki, o adamın onaylasın. O adam oldum olası meczubane makam peşinde. Sağlıklı bir tip değildir.. Sümük salya ağlaması da bunun ispatıdır. Mehdi’nin kim ve ne olduğunu bildiği için çaktırmadan Mesihlik taslıyor. Şimdi değil 1970’ten beri. Yayıncı Mesut Zeybek gibileri bunu açık açık anlattılar. Dini makamlar ihtiyarla değil, intihab-ı ilahi ile gelir.

    O adam 1995 yılında verdiği beyanatlarda Mehdiyet’in ikinci faslını gerçekleştireceğini söylüyor. Bundan güç alarak Mesih olacağını sanıyordu. Bunu da o zamanın kadın Başbakanı ile yaptığı görüşmeden sonra karar aldığını anlatıyor. Siyasiler gaz veriyor büyük veli de oyuna geliyordu. Ama ilk ihanet ettiği o kadın Başbakan oluyor. Cemaatine sızan Susurlukçu haydutların sıkıştırması doğrultusunda o Başbakan’a garip bir istek listesi ile gidiyor. O hanım verdiği cevap onun bütün hasenatını üstünde oldu: Sayın hocam adaletli olmak lazım değil mi? Deyince masadaki evrakları toplayın selam bile vermeden küstahça çıkıp gidiyor ve Ecevitçiğime oynuyordu. Alaaddin Kaya adamı. 28 Şubat Komisyonu’nda verdiği ifadelerde bunu doğruladı.

    Neyse esas konuya gelelim. Mehdiyet işi nasıl yapacakmış açıklıyor: Din+finans+medya ile. Ve marifetleri başlıyor. Derin yandaşlarına ve baronlara şirinlik dağıtıyor. Çevresine ırkçı+mücadeleci+safdil insanları+istihbarat elemanlarını+derin odağın adamları ile faaliyet sürdürüyor. Bunlar dini değil dünyevi araçlardır. Sabataycı bir gazetecinin soruları üzerine milletin seçtiği iktidara “beceremediniz istifa edin” diyerek naehil olduğunu ispatladı. Sonra da CAI’cı Graham Füller gibilerinin marifetiyle yapılan bir operasyonla götürülüp Pansilvanya’ya oturtuldu. Siyonist-neocon-küresel sermaye ile 14 yıldır her melaneti sergiliyor. Bu mudur Mehdilik? Hah hah ha güleyim bari. .

    Dini amelsiz ve ihmalkar hizmetlileri ile din-i mübin-i İslam’a hizmetin olabileceğini ancak fasık ve münafıklar iddia eder. Yine o tarihlerde verdiği röportajlarda Türki devlerle birlikte AB’ye entegre olacaklarını söylüyor. Halbuki bu zaman ittihad-ı İslam zamanı Türkleri batıya uşak yapmak değildir. Bunu söylerken de İslam’ın iki temel direği olan Arapları aşağılıyordu. Zavallı gafiller.

    28 Şubat döneminde Y.Asya gazetesinin bütün yazarlarının onu eleştirirken kullandığı tabir şu: Cibali Baba. O babayı tanıyorsun değil mi? Fethe mani olan mecnun bir veli idi. Ve Akşemseddin Hazretleri duruma vakıf olduktan ve onu o makamdan ıskat ettikten sonra Fetih gerçekleşiyor. Tıpkı zamanımız gibi. Nedir bu Cibali Babalardan çektiklerimiz ya Rabbi.

    UYARI: Eleştitirirken terbiyeni takın. Meczup efendin bedduacı diye sen de tayyareci olma. Hak söz füzeleri indirir seni 280.

    YanıtlaSil
  38. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  39. Üstadım Bediüzzaman Hazretlerine ve Süleyman Tunahan Hazretlerine en ufak birşey söylemem mümkün değil.
    Ayetleri yukarda yazdım. Bana bu ayetleri açıklayın o zaman, ama Fethullah gibi ayetlerin bu zamana bakmadığını söylemeyin.
    Mehdi efendimiz İslam birliğini sağlayacak inşaallah. Hep derlerdi "Mehdiye ahirzaman alimleri ve tabiileri karşı çıkacak" diye. Şimdi daha iyi anlıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ordu bir tane ama, kimi piyade kimi süvari. Bazısı topçu, bazısı otomatik tüfekli. Sınıf sınıf. Ama hepsi asker değil mi?

      Kur’an, 40 beşer tabakasına ayrı hitabı olduğu gibi, hak bir, mezhep 4 tanedir. Kur’an’ın muamelatı konusunda tek genel öğretmen Hz. Peygamber (a.s) değil mi? Namazı böyle de kılmış, öyle de. Yani dört çeşit tekbir getirme göstermiş hepsine olur vermiş.Yani 4 ayrı uygulamaya izin vermiy. Bu fırka mı olur? Hayır onun göstermediği bir şeyi yapan ki bid’a olur ve bu ayetin kapsamına girer. Biz Kur’an ve Peygambere tabi olmakla mükellefiz.

      Kimimiz kalp ayağı ile kimimiz akıl yoluyla Alla’a varırız. Tasavvuf ve hakikat meslekleri gib. iAyrıca güneşin yeryüzündeki aksi ve parıltıları bir tane olmadığı gibi esma-i ilahiye’nin tecelli ve cilveleri de öyle binlerce. Gül de çiçek, lale de. Nurcu da Süleymancı da.ehl-i hak. Onun için siyah tenli, sarı tenli, beyaz tenli, esmer tenli hepsi insan. Üstünlük takvada. Bu ef’al-i ilahiyenin zenginliğini ve çeşitliğine bir delilidir. Unutma cennet bir tane, ama 8 kapısı ve 8 katı var.

      Bütün bunlar Allahü ekber’in gereğidir.

      İttihad-ı İslam ise en basitinden İslam ülkelerinin siyasi maksatta birliğidir. Herkes kendi siyasi sınırları içinde kalarak genel menfaat ve istiklal için ittihadıdır. Mezhep, meslek ve meşreplerin ittihadı ise his ve hevada değil, maksattadır. Süleymancı, Nurcu, tarikatçı İslam’ın hükümlerinin uygulanması, istiklalin sağlanması konularda ittifak eder, ama meşrepleri bakikalır. Bu dini yaşamanın ve hizmetin yoludur.

      Galibe sen mezhepsiz ilahiyatçıların dolduruşuna gelmişsin. Onlar, mezhebi de, meşrebi de tarikatı da ne varsa rejimin batıl ideolojik borusunun ötmesi namına inkar ederler. Senin gibileri de tuzağa düşürürler.

      Sil
  40. Işid meselesine farklı bir açıdan bakan Hayati Sır adlı yazarın yazılarını okumakta fayda var. Son yazısını paylaşıyorum sizlerle

    Dracula, Türk-Kürt kardeşliğine karşı!

    Bitmiştir artık beşer stratejileri!





    Gelinen son durum şudur! Şeytanın askerleri bölgemizi daha da kana bulayacaklardır! Ve görünen odur ki kan akıttıkça da insanın 'karanlık yanı' harekete geçecektir! Bir ayindir! Şiddet artacaktır! Sadece o bölgede değil! Tüm dünyada! 'Ters enerji' harekete geçmiştir!

    Her insanda! Allah'ın ipine sıkıca sarılma zamanıdır! Yoksa akıtılan kan herkesi Cehennem'e doğru sürükleyecektir! Ve 'Kanlı Ay'! Tapınakçılar da harekete geçmişlerdir! IŞİD bir Tapınakçı ordusudur! Onlara ne yaptıracaklardır bu işin sonunda biliyor musunuz?

    Mescid-i Aksa'yı yıktıracaklardır! Kraliçe ve dijital dostları! Müslüman görünümündeki sahte bir Halife eliyle Mescid-i Aksa yıkılacaktır! 'Dünya Kralı'nın yeryüzüne çıkma zamanı onlara göre gelmiştir! Ve Müslümanların infiali böylece durdurulacaktır! Ve dahası da var elbette! İsrail devleti göstermelik olarak yıkılacaktır! Müslüman halkları yatıştırabilmek için!

    Tapınak inşa edildikten sonra tekrardan kurulacaktır! Büyük İsrail! 'Mesiyanik Proje' budur! Dünya Kralına hazırlık olarak! IŞİD aslında Tapınakçıların Müslüman görünümündeki 3.türle iç içe geçmiş 'çip'li askerleridir! Oyun büyüktür! Tehlikelidir! Kan içicidir!

    Tam bir Hollywood senaryosudur! Hollywood'un bugüne kadar çektiği filmler bu asıl filmin fragmanıdırlar! İşte şimdi asıl film vizyona girmiştir! Hipnoz olmuş gibi gözlerinizi kırpmadan korkuyla ama aynı zamanda karanlık yanınızı da doyurarak, oturduğunuz koltuklardan sadece seyretmeyin bu vahşeti! Ey insanlar! Müslümanlar! Müminler! İnanın ki bu korku filminin asıl oyuncuları bizleriz!

    IŞİD'le aynı anda vizyona giren 'Dracula Untold' filminde açıkça tehdit vardır hepimize! Türkler üzerinden tüm İslam Ümmetine! Dracula Fatih'e karşı savaşmaktadır!

    Bilin ki bu daha başlangıçtır! Bu sürecin en az 3 yıldan 30 yıla kadar geniş bir zaman dilimine yayılacağını söylüyorlar! Hazırlıyorlar şimdiden dünyayı! Tam bir dünya savaşı! Ama bu diğerlerinden biraz daha farklı! Metafizik! Şimdiye kadar gözükmeyenler görünmeye hazırlanıyorlar!

    3.tür üzerinden! Kabala ve nanoteknoloji burada devreye giriyor işte! Kuantum teoloji! Bu 'oku'maları yapamazsanız bilemezsiniz bugün dünyada neler olup bittiğini!

    Bitmiştir artık beşer stratejileri! Yırtıp atın hepsini! 3.türün ne olduğunu da işin içine katarak 'tefekkür' edin bundan sonrasını! Ve astroloji! Kanlı Ay! Ah! Çok kan dökecek bunlar! 'Sahte' müslümanlar!

    Hazırlık yapın! Dua kelimelerinizi temizleyin güzelce! Parlatıp nurlandırın! Uzun gece secdeleri! Bu topraklardaki Türk-Kürt kardeşliği için dua edin! Ve anlatın çevrenize! Şeytan tüm üç harfli istihbaratı ile çok faal bu sıralar! Fitne, Fesat ve Kaos! Sakın! Oyuna gelmeyin! Sokağa çıkmayın!

    Ey dünyadaki tüm mazlumların kardeşliği!

    YanıtlaSil
  41. Yaşadığımız günler illüzyonların son derece arttığı ve Hak ile batılın birbirine karıştığı dönemler maalesef. Ülkemizin cihan hakimiyeti hedefleri için düşmanın (Şeytaniler-Vatikan-Haçlı Konseyi) topyekün saldırıya geçtiği ve küfrün tek millet olduğunun alenen gözüktüğü üzücü günler yaşamaktayız. Bunların imtihan olduğu kanaatindeyim. Esas olan bizlerin birbiri ile kenetlenmesinin gerekliliği uhuvvet ve kardeşliğin lüzumu. Ümmet olma bilincinin terk edildiği, şeytanın dünya hakimiyetini gerçekleştirmek isteyen, 11 eylül 2001 ile onun ara krallığı döneminde olduklarını iddia eden deccaliyetin yanında saf tutan ama zahiren İslamı temsil ettiğini düşündüren illüzyonlar uluslararası sihirbazlar tarafından birilerini tarafgirlik yapma adına kullanılmaktadır.

    Yapılan saldırılar Kıymetli Mustafa hocamın ifade ettikleri gibi bizleri endişeye sevk etmemeli. Türk devleti bugün ayaktaysa bunun ciddi bir manevi arka planı ve Hoca Ahmet Yesevi Hz.leri, hatta daha öncesine dayanan bir hafızası ve çok üst düzeyde bir teşkilatlanması vardır. Korkmayınız tıpkı İstiklal Marşımızın ilk kıtası gibi. Yalnız düşman sistemini olduğundan büyük gösteriyor, korku ve hayranlık uyandırmak istiyor, aramıza fitne-fesad-fücur sokuyor. Buradaki yorumlarda dahi bu durumu maalesef müşahade etmekteyiz. Bizim için reçete bellidir: Biz durumumuzu değiştirmedikçe Allah durumumuzu değiştirmez. Müslümanlar arasında dini-milli-ahlaki tekamül, uhuvvet, kardeşlik ve başta kendi milletimiz arasında kardeşlik ortamını bihakkın tesis edebilirsek, düşmanın propagandası Allah'ın izniyle muvaffak olamayacaktır. Gerisi laf-ı güzaftır. İslam alemi şii-sünni vs ayrımları aşabildiği gün düşmana tamamen üstünlük kuracağımız gün olacaktır inşallah. Hz.Mehdi As'ın zuhuru yakındır diye ümit ediyoruz ve Türk Milleti Hz.Mehdi As'ın askeridir inşallah, düşman, bölge halkları tarafından Ortadoğu, Orta Asya ve hiçbir yerde istenmemektedir. Buralar bizim yüzyıllarca adaletle yönettiğimiz ülkeler ve bugün hasretle beklenen hakimiyetimize mani olamayacaklardır. Allah'ın da planı vardır ve şeytaniler kesinkes mağlup edileceklerdir, hüsran onları bekleyen tek sondur!

    YanıtlaSil
  42. Van merkezde inşa edilen Bediüzzaman Said Nursi Külliyesi, Kobani olayları sırasında yüz kişilik bir grup tarafından yakıldı.

    YanıtlaSil
  43. Diyarbakır'daki Kobani eylemlerinde protestocuların sakallı kişileri hedef gösterip saldırması üzerine kentte sakalı bulunan bir çok kişi sakalını kestirmek üzere berberlere akın etti.

    Bu haber bize evliyanın keşiflerinden birisi olan "Türkiye'nin bazı yerlerinde müslümanlar sokaklarda sakallarından sürüklenecek" keşfini hatırlattı. Buna benzer olaylar Gezi isyanı sırasında da yaşanmıştı. Korkarız bu durum yakın bir gelecekte üç aylık tertip sırasında da gerçekleşecek.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IŞİD ve diğer islami görünümlü terörsit örgütler batı tarafından gerçek islamı bastırmak amacıyla negatif propaganda maksatlı olarak kullanılmaktadır. Arap baharı kendi mecrası içinde bırakılsaydı, İslam dünyasının her tarafında demokratik islami rejimler kurulacaktı. Bu durum batı hegemonyasının bekası için tehdit olarak algılandığından bahar içinde bir kış fırtınası oluşturuldu. Ancak madem ki bahardır inşaallah fırtınalar sönecek ve cennet gibi bir bahar yüzünü gösterecek. Bizi hayal kurmakla nitelendirenler de bu cenneti görecekler. Her ne olursa olsun hakim yalnız Allahtır. İşleyen de Allahın planıdır. Batının planları bir gün ters gelecektir.

      Sil
  44.       
    http://hakanyilmazcebi.com/detay.asp?haberID=317
    Bu linkten devamini okuyabileceginiz bir röportajin ana hatlari şunlar
    Milli Gazete (2006.)
    Konuk: HAKAN YILMAZ ÇEBİ
    Halk Bilimci/ Araştırmacı-Yazar


    K ARA DİVAN ‘’İSRAİL’İN ŞİFRESİ’’ (YERALTININ GİZLİ TARİHİ)

    Hakan Yılmaz Çebi Aslen Trabzon, Sürmene nüfusuna kayıtlı olup 31.03.1968 tarihinde Zonguldak’ta doğdu. Hakan Yılmaz Çebi Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Halk Bilimi bölümünü bitirmiş olup çeşitli gazetelerdeki yazıları, konuşmacı olarak katıldığı...
    Spot 1

    Türkiye’ye yıllarca sokulmuş “ABRAKADABRA” dediğimiz bir söz var. Onun aslı ‘’SHABRİR ‘’KÖR’’ manasında İbranice bir sözdür. Bunun aslı huni şeklinde bir büyüye dayanır! Gizlenen Talmud Yasları- ‘’Şeytan’ın Muskası’’yla bunları ortaya çıkardık;

     

    SHABRİRİ

      HABRİRİ

                     ABRİRİ

                        RİRİ

                         RİR

                            Rİ

               

    Sonu ‘’Rİ’’ ile biter ve İsrailoğulları için dünya hakimiyetine çalışan şeytanın adıdır bu. Ve bu şeytanın ismi ve teleffuz edildiğinde ortaya çıkacak güçleri bizlere yıllarca ‘’RE’’ yüzüğünün faydaları kampanyalarıyla daha doğrusu kumpaslarıyla sokuldu.

     

    Spot 2:

     

    -         Emekli Kurmay Albay Abdülvahit Erdoğan Bey 1968 yılında , ‘’BÜYÜK TÜRKİYE STRATEJİSİ’’ kitabında İSRAEL devletinde kriptolanan harfleri 28 numaralı sayfada şöyle deşifre etmiş:  İ-  kelimesi Irak,  S- – Royaum de Jordan (Ürdün Krallığı),  E – Egpt (Mısır) , L- Liban (Lübnan) dır. İşte bu savaş İSRAEL isminde kriptolandığı gibi Irakla başladı, sonra ‘’Yakın Doğu Devletleri’’ adı altında birleştirecek aşamaya kadar sürecek!.. Bunun son durağı ve nihai vuruş Güneydoğu üzerinden TÜRKİYE’ mize olacak.

     

    Spot 3:

     

    İsrail oğulları da dünyaya egemen olmak için kökü ilahi kaynaklı olan “P 3” modeli adında 3 lü bir sistem geliştirdiler. Bu da ekonomi, teknoloji vesiyasi güç demektir. Tüm bu gizli ve örtülü harp modelleriyle gerçekleştirdikleri eylemler önümüzdeki günlerde bize 3 cephe gösterecek. Biri ‘’Hatay Amik ovası’’, diğeri ‘’ Şam’’ ve ‘’Kudüs’tekiHermecuddun/Armegedeon Dağları’’

     

    Spot 4:

     

    Bir Kızılderili sözü vardır, ‘’Ormanda ne olup bittiğini anlamak istiyorsan ‘’BÜYÜK AYI’’ nın izlerini takip et’’ İsrail ve stratejilerini yakın plan takip ettiğinizde dünyayı ve gidişatını önceden anlarsınız. Tevrat’ta Samuel bölümünde ‘’Birikmiş Milletler’ yanına alacaksın denir, ve diğer pasajlarda , ‘’Keldaniler diyarını  (Irak’ı)gökten yağan ateşlerle tarumar edeceksin, bozacaksın’’ şeklinde ifadeler kullanılır. Bunları bir“ Komplo Teorisi” olarak söyleyip kapatmaya çalışıyorlar ama kendi hayatları bir tüm dünya halklarını felakete sürükleyen nasyonalist bir komplo teorisi.

     

    Spot 5:

     

    Yeryüzünün gerçek tarihi baştan yazılacaktır ve beklenen “ Altın Çağı” ı Allah bu millete nasip edecektir.  Özellikle Hanefi ve Bahaizm çatışmasına dikkat edilmesi lazım. Bunlar, İslam topraklarına Siyonist hizmetlerin İsrail adına sokulmasıdır. Bunlarla insanları tahrik edecekler. Suudi Arabistan rejimindeki Bahaizm le(İngilizlerin yerleştirdiği bir inanç) Suni İslam arasında çatışma başlatıyorlar. Hatta bunun içinde Cennetten gelen ‘’Hacer el- Esvet’’ taşının çalınması bile var

     

    Spot 6:

    İnsanlığın sonuna doğru fiziki ve metafiziki kuvvetler olarak cinler yeryüzüne inecek ve insanlarla yaşayacaklar . Mesela Zülkarneyn’in seddinin göklerde olduğu şeklinde rivayetler vardır. O aşamaya gelince de kıyamet saatini bekleyin artık. Şu an 6. 6. 2006 tarihiyle birlikte İsrail oğullarının sözde ‘’altın nesli’’ start aldı. Dünya, Kudüs dağlarındaki 3 Rabbi dedikleri haham tarafından sürekli trans halinde aldıkları istihbaratı küresel sermayeye aktaran güçlerle yönlendiriliyor.

     

     

     

     

    -        GİRİŞ---------------

     

     

    - Bütün yazdığınız kitaplarda özet olarak Türkiye’nin dünya üzerindeki önemini vurguluyorsunuz. Sizin açınızdan Türkiye’yi bu kadar önemli kılan özellikleri nelerdir.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Naim bin Hammad’ın Ka’b -radiyallahu anh-den rivayet ettiği bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

      “Mehdi’nin çıkış alâmetlerinden bir tanesi de batıdan, başlarında Kinde kabilesi’nden ayağı sakat bir adamın bulunduğu Bayraklılar’ın çıkmasıdır.” (Suyûtî, Kitabu’l-Arfi’l-Verdi fî Ahbâri’l-Mehdi; Cârullah, no: 1494, s. 99. Bl. 7, Hadis no: 13)

      Sil
  45. Suriye'de kurulan ve kendilerine "Beyaz Kefenliler" diyen grup, IŞİD militanlarının kabusu oldu.

    Daily Mail'in haberine göre Kendilerine "Beyaz Kefenliler" adını veren küçük bir Suriyeli gerilla grubu, tek tek IŞİD militanlarını bulup öldürüyor.

    Örgüt, Deyr Ez-Zor'da 100 IŞİD militanını boğazlarını keserek öldürdü.

    Örgütün ana amacı, IŞİD militanları ve sempatizanları arasında korku yaratarak örgütün daha fazla milis elde etmesinin önüne geçmek.

    Kendisine Ebu Aboud adını veren örgüt lideri IŞİD'in Suriye'deki şiddet ortamının ve ölen insanların sorumlusu olduğunu söylüyor

    Haber7.com


    YanıtlaSil
  46. Kobene protostoları bir isyan ve iç savaş denemesiydi.Bu şekilde hükümeti hizaya getirmek ve ermeni soylu, bebek katiline mahkum etmektir.Açılım sürecinde eksiklerini tamamlayıp kendilerini hazır hissettikleri an bir dahaki sefere bunu silahla yapacaklar

    YanıtlaSil