.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

7 Ekim 2014 Salı

CHP MHP İLE MHP SEÇİM İTTİFAKI YAPACAK MI ?


CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, partisinin MHP ile seçim ittifakı yapacağı yönündeki iddiaya yanıt verdi.

CHP Grup Başkanvekili ve Trabzon milletvekili Akif Hamzaçebi, cumhurbaşkanı seçiminde MHP ile yaptıkları işbirliğinin o seçimde kaldığını, genel seçimde herhangi bir ittifaka gitmeyeceklerini belirtti.

Kurban Bayramı dolayısıyla partisinin Bodrum ilçe örgütünü ziyaret eden Hamzaçebi, burada gazetecilere açıklamalarda bulundu.

"GENEL SEÇİMLERDE MHP İLE İTTİFAK YOK"

Hamzaçebi, cumhurbaşkanı seçimlerinde MHP ile kurulan ittifakın milletvekili seçimlerinde de uygulanıp uygulanmayacağı sorusunu, "MHP ile geliştirdiğimiz, ortaya koyduğumuz tutum o seçimde kalmıştır. Genel seçimde CHP herhangi bir ittifak, iş birliği yapmaksızın kendi mücadelesini yürütecektir. Milletimize güveniyoruz, partimize güveniyoruz, örgütümüze güveniyoruz. Hiçbir ittifaka ihtiyaç duymayacağız" şeklinde yanıtladı.

27 yorum:

  1. Böyle demiş ama hafızamız öyle demiyor. En yakından geriye gidersek gizli CHP-MHP ittifakı bu yerel seçimlerde bir çok yerde en çok MHP'ye daha sonra CHP'ye yarar sağladı. Elbette ittifak açıkça dile getirilmedi. Ama bilfiil sonuçlarını verdi.

    Bir yıl kadar önce bir arkadaşım gitmiş olduğu bir derste en sonda bir MHP iktidarı olacağını ve bu iktidar zamanında ülkenin parçalanacağını işitmiş ve bana aktarmıştı. Zihnimi yokladığımda buna dair izleri Risale-i Nur'da bir kaç yerde hatırladım.
    Bunları blogumda zaman zaman paylaştım. Emirdağ Lahikasında eğer Türkçü eğilimli partinin iktidar olması durumunda ülkenin paramparça olacağına dair Bediüzzaman'ın lahikalarını hatırladım.
    Böyle bir iktidar nasıl gerçekleşir. Bediüzzaman CHP'nin hiç bir zaman milletin oyu ile seçilerek iktidara gelemeyeceğini yazmıştır. Zaman halen Bediüzzamanı doğrulayıp durmaktadır. Ancak Türkçü partinin "eğer ekseriyet kazanarak başa geçerse" kaydı olduğundan bir şekilde iktidara ulaşma ihtimali vardır. Bu nasıl olur, onu da külliyattan bakalım.
    Bediüzzamanın lahikalardaHalkçıların ırkçılığı elde edip bu vatan ve millete büyük zarar vereceğini 27 Mayıs 1960 ihtilalinden bir kaç ay evvel haber vermiş ve aynen zuhur etmiştir.
    27 mayıs ihtilali perde arkasında bir ingiliz darbesi olmakla birlikte halkçılar ve türkçüler alet olarak kullanılmıştır. Halkçılar darbeden sonra Türkeş grubunu tasfiye etmişlerdir.
    Şimdi CHP kıyamete kadar iktidara gelemeyecek bir acz içindedir. Ancak MHP halen gerekli koşulların oluşması halinde AKP karşıtı cephenin oyları ile birlikte iktidar olma ihtimali mevcuttur.
    Türkiye içinde bulunduğumuz şartlarda muhtemel bir savaş ortamında milli irade karşıtları AKP nin yıpranması halinde en azından yüzde 49- yüzde 51 oy oranı ile de olsa AKP seçim kaybedebilir beklentisi içindeler.
    Bediüzzamanın haricinde başka mühim zatlar da en sonda ülkede bir kaos oluşturup ülkenin zeminin tekrar Newyork, Londra, Berlin ve Telaviv eksenine oturmak için çalışılmakta ve tetikleyici bir olay beklenmektedir.
    Halen rehavete kapılmadan milli iradeyi temsil eden dindar iktidarın dikkatli olması için dua ediyoruz. Bütün islam dünyasının gözü kulağı Ankara'da olduğundan milli irade iktidarının sağlam kalmasını istiyoruz. Zira bazı zatların "ülkenin bazı yerlerinde müslümanların sakallarından sürükleneceğinin " haber verildiği karanlık ortamların pusuda olduğunu düşünmekteyiz.
    Önümüzdeki süreç ve seçim bu durumun test edileceği bir süreç olacaktır. Beklentimiz Davud Taluttan daha başarılı olacaktır. Savaşı Davud'un atacağı taş kazandıracaktır. İnşaallah.
    Üç aylık bir karanlığa dikkat....

    YanıtlaSil
  2. AK Parti'nin tasfiyesi,askeri darbe olacak mı,bazı büyüklerin 3 aylık dönemin nasıl başlayacağına dair sözlerini derleyip paylaşsanız yerinde olur gibi? Küçük bir devletten gelecek olan saldırı anlaşıldı ki IŞİD küçük bir devlet ve AK Parti'nin yıkılıp yerine kimlerin geçeceği,çocuğu olmayan birinin başbakan olacağı,yeni cumhurbaşkanının hileyle geleceği vs...

    YanıtlaSil
  3. Ak partinin tasfiyesi ancak içindeki Truva atı sayesinde mümkün olabilir. O Truva atı da şimdi Akpartinin güçlü olduğu koşullarda burnunu fazla göstermez. Eğer bir sarsıntı olursa o zaman bozguncular meydana çıkacaktır.
    Askeri darbe olacak mı? Nazım Kıbrısi'ye göre bir kaos ortamında millet, devlet ve ordu ikiye ayrılacak. Başka bir Veli milletin yarısının silah atmadan düşmana teslim olacağını söylemiş. En sonunda Rusya yanlılarının galip geleceği ve ülkenin rotasının Rusya tandansına çevrileceğini yine Nazım Kıbrısi söylemiş. (Biz sadece bu söylenenleri değerlendirmeye çalışıyoruz. Vatanımıza karşı şom ağızlık etme niyetimiz yok. Belki böyle bir şey söylenmişse ilgililer bu konuda tedbir alsınlar deriz.)
    Abdullah dağistani önce Türkiye'ye sınırdaş bir ülkenin Türkiye'ye tecavüzde bulunacağını, ardından sınırdaş olmayan yakın bir ülkenin işgaline uğrayacağını söylemiş. Bazıları erken yorumlarla Ermenistan, Suriye vs. falan demişler. İşin doğrusunu bilmiyoruz. Küçük devlet ve işgalci büyük devlet kimler? Muhyiddin-i Arabiye göre Rusya İstanbul'u 6 ay işgal edecek der. 3.Dünya savaşının bir ayağı mı, bir kuyruğu mu İstanbul'dan geçecek denmiş. Ne manaya geliyor bilmem. Herşeyi bilmiyoruz. Haddimizi aşmaktan sakınmaktayız.
    Akparti bildiğimiz kadarıyla (Mahir Kaynak bir sohbette söylemiş. Akparti üç kez ard arda seçim kazanacak. Sonra ne olacak? 12. yıldan sonra ne olacak. Gezi olayları ve 17 Aralık darbe girişimi 12. yıl içinde oldu. Henüz başarılı olamadılar. Menhus Ekim yazımızda bir şeyler hazırlanıyor diye uyarmak istemişiz. Paralelcileri beklerken başka yerden vurmaya çalışıyorlar. 3 aylık bir tertip dönemi Nazım Kıbrısi'nin tabiridir. Üç aylık kaos ne zaman oldu yada olacak. Bir ara bunu Aralık 2013- Mart 2014 arası diye düşünmüştük. Belki bu hesap yanlış... Henüz pusuda bekleyen sinsi bir dönem olabilir. Her şeye rağmen Davut taşını atacak ve onların devi olan Golyatı devirecektir. Ondan sonra uzun süren dindarane bir iktidar gelecektir.
    İsrail bir vakit aniden Şam üzerine yürüyecek. Hatay'a dayanıp oradan Türkiye'yi vuracaktır. Bu sırada Yunan da batıdan saldıracaktır. Ancak savaşın Yunan için hüsranla sonuçlanacaktır. Batı Trakya'yı, Ege adalarını ve Kıbrısı Türkiye ele geçirecektir. Zamanını bilmeyiz. Gayb Allah'ın takdirindedir. Daha çok olay var. Blogda yeri geldikçe bahsettik. Biz dua askeriyiz. Elimizden sadece dua gelir. Allah devlete ve millete zeval vermesin amin.

    YanıtlaSil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanılıyorsunuz, bunlar ancak Türkiye'yi öven alimlerin hüsn-ü zan amaçlı öyledikleri ve hadislere uymayan keşiflerdir. Hadislere göre ve bu doğrultudaki keşiflere göre; Yunanistan asla kaybetmeyecektir, şöyle ki Türkiye Suriye ve Irak'ta güç kaybedince İran, Yunanistan, Bulgaristan ve Ermenistan ülkeleri Rusya, Çin ve diğer taraftarları harekete geçip saldırmadan asla saldırmayacaklar. Bunların saldırıları da Türkiye'de görülecek çok büyük afetlerin ardından vuku bulacaktır. Türkiye yerle bir olacaktır. Ruslar ve taraftarları Türkiye'yi ele geçirecekler. Sadece doğu anadolu bölgesine çok büyük zayiat verdirseler bile Nato yüzünden tam bir hakimiyet sağlayamayacaklar. Bu kısmı da Süfyani tamamen susturacak. Bunların yanı sıra büyük kıtlıklar ve ölümcül hastalıklar da zuhur edecek. Türkiye laik bir ülke olmanın sonucunu çok feci ödeyecek. Bu işi de ancak Hz. Mehdi a.s. düzeltecek.

      Sil
    2. 12. yıl meselesi için araştırma yaptım. Akparti 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidara geldi. 12. yılı 3 Kasım 2014 tarihinde dolmakta. 12. yıl ile ilgili tahminler 12. yılın içinde mi olacak, yoksa 12. yıl dolduktan sonra mı bilmem. Bu bir tahmindir. Dikkatli olmakta fayda var. Su uyur, düşman uyumaz.

      Sil
    3. Mustafa abi,
      Gaybi Hadisler grubundan alınan bir bilgiye göre 2015 yılının Mart ayında iç savaş ile ilgili manevi bir keşif var. Biliyoruz ki bazen bilinen keşifler şer ise dua yolu ile bertaraf edilir. Allah yar ve yardımcımız olsun

      Sil
    4. Bu tarihte iç savaşın muhtemelen kıvılcımları atılacak ya da arka kapılardaki planlar gerçekleşme noktasına gelecek. Gaybı sadece Allah bilir, müslümanlara düşen görev şer keşifler için bol bol dua etmektir.

      Sil
    5. Hz.Ali'nin Türklerin cuş-u huruşu yani kaynayıp taşması bu olay olabilir.

      Sil
    6. bazen şer durumlar, musibetler birinci kat semaya kadar gelir ancak dua, zikir, ehlullah, kundaktaki bebek, dişi kalmamış yaşlı vs. ile geri çevrilebilir .
      "Allah'ın bir kaderinden bir başka kaderine gidilir"...

      Bizim bir nebze bilebildiğimiz;
      bu danıştay saldırısı ve kapatma davaları zamanında çok büyük musibetler yine çok büyük kişilerin duaları ve tasarrufları ile atlatılmış fakat bizim avam olarak ruhumuz bile duymamıştır.

      Bize düşen namaza, zikire ve duaya sarılıp bir ehli sünnet grup içersinde toplu içtimaya katılmak ve fitneye bulaşmamaktır.

      Sil
    7. Buna ek olarak sadaka da belayi onler. Geçen yil Somali ve benzeri ulkelere milletçe yaptigimiz yardım ve Suriye ve Irakli Mültecilere kucak acisimiz Inşallah memeleketimizin sadakasi hukmune gecer ve muhafazamiza vesile olur.

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    9. Türker Aslan hoş geldin Allah kabul etsin. Evet duanın rahmet-i İlahiye’nin celbindeki rolünü bilemeyen bela ve musibetlerin defindeki rolünü de bilemez.

      CHP’nin 25 yıllık despotik iktidarına bir hüküm getirmeyenler, Ak Parti için çocuğa don biçer gibi ömür biçiyorlar. Halkın teveccühünü geçici heves olarak görüyor. Eğer darbelerle yıkılan iktidarların hangisi olursa olsun o darbe ile yıkılmasaydı hâlâ iktidardı. Bu bur gerçek.

      Kimse darbe beklemesin. Darbeciler bile darbelerin bir çözüm olmadığını anladıktan sonra.. Bu sebepledir ki, darbecilerin gerçek dış muharrik ve senaristleri ümitlerini kestiği için, şimdi içerden vurma tezgahını çalıştırıyor. Mesela IŞİD, mesela Paralel Yapı. Son Güneydoğu olayları kimin tertibi?

      Şu unutulmasın batının en büyük ittifakı ve bizim de üyesi olduğumuz NATO’nun 1990’dan beri düşmanı İslam’dır. NATO’yu kimin manipüle ettiği ise biliniyor. Bu konsept gereği Körfez Harekatıyla birlikte Güneydoğu’da entrika, fitne, fesadın bütün versiyonlarını sergilediler. Sonra İsrail ile bütün Türkiye’den gizlercesine Stratejik İşbirliği Anlaşması yapılıp tansiyon düşünce kıtalarına dönerken 28 Şubat tezgahı yaşandı Tezkerenin reddinden sonra ise Paralel Yapı ile Ergenekon arasında başlayan yeni hakimiyet için kavga 7 Şubat’a kadar sürdü. O sırada uyuyorduk.

      Böyle bir atmosferde insanlarımızın sağlıklı düşünemeyişi sonucu mazide yediği dayağın etkisiyle yeni dayaklar bekler oldu. Manevi bazı erler de bu hezeyana kapılıyor. Nasıl mı?

      29. Mektup’tan (Sülûk-ü tarikatin en mühim şartı, en ehemmiyetli neticesi olan ihlâs vasıtasıyla, şirk-i hafîden ve riya ve tasannu gibi rezâilden hâlâs olmak ve tarikatin mahiyet-i ameliyesi olan tezkiye-i nefis vasıtasıyla nefs-i emmârenin ve enâniyetin tehlikelerinden kurtulmaktır.)

      Enaniyetten kurtulamayan nefislerin hezeyanlarının geçerliliği yoktur. Bela ve musibetlerin def’inde en önemli husus ihlas ile dua ve ibadettir. Buna riayet etmeyen geleceğimiz için konuşmasın. Fiili dualar, muhtemel bir belayı Meşiet-i İlahı'nin devreye girmesiyle iptal olur. Bu kaderi bir hakikattir.

      CHP-MHP ittifakı olur mu?. Peyami Safa Türk İnkilaplarına Bakış adlı kitabında Osmanlı’nın son günlerinde 3 cereyan ortaya çıktığını belirtir. 1. Garplılaşmak -2 Irkçılık anlamında milleyetçilik 3. İslamcılık. Ve açıkça belirtir: 1 ve 2 birleşir 3’üncüyü tasfiye eder. Ve felaket çağı (Süfyanizm) başlar. Demokrasi’ye geçilince CHP hep ırkçıları elde ederek demokratları vurdu durdu. Bu oyuna gelen milliyetçilerin aklı sonradan başına geldiği zaman iş işten geçmiş oluyor. Bütün mesele dindar milliyetçilerin bu tehlikeyi görmesi ve maziden ders alarak tavır takınmasıdır.


      Sil
    10. Abdurrahim kardeşim Allah razı olsun. Fikirlerinden istifade ediyoruz.

      Ehli tarik olmak ne yazık ki nefsi tedavi olmuş demek değildir.Tedavi etmeye çalışıyor diyebiliriz belki. Bununla birlikte Türkiyede nefsi tedavi olmuş çok büyük evliyaullah mevcuttur ancak sayıları azdır. İnşallah çoğalırlar.

      Nefisten son çıkan dünyalık arzu ise "baş olma" sevdası imiş. İnsan bazen gelir gelir de en sonunda burayı geçemezmiş Allah korusun.

      Ahir zamanla ilgili bazı manevi ifşaatlerde zorluklar ve can sıkıcı durumlardan bahsediliyor olabilir ancak biz ümmet olarak her daim Allah'ın rahmetini kolaylıkta istemeliyiz.

      Yoksa savaş çıksın ülke bölünsün insanlar ölsün de islam hakim olsun gibi bir yaklaşım olabilir mi?

      Bunun doğrusu nedir? Allah tüm ümmeti muhammede iman selameti versin ve her türlü bela ve musibetten muhafaza etsin diye dua etmektir.

      Bela gelmeden önce Allahın rahmetinin devamı için hayır dua edilir.
      Bela gelince sabredilir
      Bela kalkınca da şükredilir. Biz bazen sıralamayı karıştırıyoruz

      Milliyetçiliğe gelince, malesef bu bir zehirdir panzehiri de imanı kamildir.

      Hicaz topraklarında bu zehirle nasıl senelerdir zehirlendiğimizin biraz daha farkına vardık.

      Bir arap kardeşimiz yemeği parmaklarıyla yiyip sonra da onları sıra ile yalayınca onları hakir görüp buğz mu ediyoruz yoksa içimizden "ne güzel sünneti ihya ediyor" mu diyoruz.

      Mesele biraz da dindar kişinin, din ile milliyetçiliğin aynı kapta "kalpte" bulunamayacağını anlamasıdır. Bunlardan hangisi ne kadar çok ise diğeri de o derece azdır. Bknz veda hutbesi...

      Sil
  4. Türkiye aleyhtarı düşüncelere katılmıyorum. Burada bilgilerimizi paylaşmaya ve hatalarımızı düzeltmeye çalışıyoruz. Daha önce de yazdım. Süfyani karanlık dönemlerle İslamın sadık fecri dönemlerini aynı görmek doğru değil. Hele hele Türkiye'de yetişmiş bir çok büyük alim ve evliya zatın keşiflerini hadislere uymayan keşifler diye nitelemek savunulur bir tutum değildir.
    Evliyaullah keşiflerinde Yunanistan perişan olacak, Ermenilerin sayısı bir kaç binlere kadar inecek derken Yunanistan ve diğerleri lehine hadislerden dayanak iddia etmek bizce makul bir tutum değildir. Sonuna kadar bu milletin din ve diyanetine salah ve hayrına dua edeceğiz. Biliyoruz ki Rical-i gayb böyle yapıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmayın ama hadislere uymayan o kadar keşif var ki, hele hele bir de laik Türkiye için böyle düşünmeniz için hiçbir şey demiyoruz; belki o zamanlara bile erişemeyeceğiz, o zaman Ruslardan taraf olan solcu Türkler hariç sağcı Türkler Türkiye'de değil Arap Yarımadası'nda olacaklar ve Mehdi ilk onları hezimete uğratacak! Ayrıca Abdullah Efendi Hz.'lerinin keşfine bile göre Yunanistan gibi komşu ülkeler Türkiye'yi vuracak, Ermeniler katliam yapacaklar ama bu durum Rusların ve Çinlilerin saldırısıyla ve depremlerin ardından başlayacak, Süfyani zamanında ise İsrail tam hakimiyetin sağlanamadığı doğu anadolu bölgesini vuracak. Hadislere göre; Şam-ı Kübra yerle bir edilecek ve Türkiye ehl-i salib'in eline geçecek, siz de şeri hukuklara uymayan ve hüsnü zanna dayanan bu ülkeyi istediğiniz kadar övün ve dua edip durun sizin görüşünüz. Unutmayın ki bu düşüncelerin de bir vebali var. Gönül isterdi ki doğru yolda olsun ve kazansın ama böylesine olmayan ve yanlış bir tutum izleyen ülke için yanlış olan düşüncelerinize katılmamakla beraber saygı duyuyoruz. Şunu unutmayın hüsnü zanna dayanan ve yanıltıcı olan keşifler yanlış çıkar ama hadisler asla yanlış çıkamaz. Ayrıca hadislere dayanarak olayları anlatırken bunu hadislerden dayanak iddia ettiğimizi düşünürseniz hatalı düşünmüş olursunuz. Ama yine de Admin olarak seçim sizin ve paylaştıklarınızdan ötürü teşekkür ederiz. Selametle kalınız...

      Sil
    2. Şam'da toplanma Mehdi'nin İstanbul'u tekbirlerle fethinden sonra Deccal'in zuhuruyla müslümanların Kudüs'te muhasara altına alındığı zaman olacak diye düşünüyorum.

      Sil
    3. Elli milyon şehidin ve evliyatullahın suyu yüzü hürmetine ülkemize ve Türk devletine bir şey olmuyacak inşaallah,ebed mühdet payidar olacak.Devletsizliğin ve ordusuzluğun ne olduğunu,esir milletlere sormak gerek !

      Sil
  5. "Cemaat MHP'yi ele geçirmeye çalıştı"
    MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gülen cemaatinin MHP'yi ele geçirmeyi denediğini ancak bunda başarılı olamadığını söyledi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu söylemler, hüseyin gülercenin seçim sonrası yaptığı u dönüşünün, manevranın biraz uzatılmış halinden başka birşey değil malesef. Seçim sonrası tevbe kabul edilmez diyordu latif erdoğan...

      Bu açıklamanın altındaki asıl mesaj şöyle birşey olmasın sakın..!

      gülene hitaben diyor ki sana bunca destek verdik, ittifak ettik fakat cürmün kadar bile iş yapamadın... başarılı olamadık, bizden bu kadar..!

      Aslına bakarsanız bu açıklama geçmişe dönük bir açıklama değildir. Tam aksine geleceğe dönük parti kontrolünü kaybetmemeye yöneliktir. Çünkü mhp idaresini gerçekten de partiyi kaybetme korkusu almıştır. Son dönemdeki ittifaktan maksad koalisyon hükümetiyle iktidara gelmekti. Bu olmayınca partiyi kaptırma riski belirdi.

      İttifakın diğer kolu olan chp'nin, gülen ekibi tarafından ele geçirilemeyeceği çok açık. Dolayısı ile tehlikenin kendi üzerlerinde olduğunu biliyorlar.

      Daha doğrusu asıl tehlike bbp ve mhpnin ikisinin de üzerinde.

      Sil
  6. Bu son seçimle Gülen cematinin siyasi olarak hiç bir gücünün olmadığı ispatlandı.Bu daha öncedende biliniyordu.Cemaat gücünü devletin önemli kademelerine yerleştirdiği adamlarından alıyordu.Cemaat hiç bir partiye nufus edemez.Devletin önemli kademelerinden yok edilmesi elzemdir.

    YanıtlaSil
  7. Chp kürtlerin oyunu alacağını zannediyor,ve açılıma tam destek veriyor.Böyle devam ederse,batıda büyük oranda oy kaybedecek.Akp merkez sağ partisi değildir.Eğer merkez sağda bir oluşum olursa,mhp o zaman ittifak yapabilir.veyahutta akp nin güçlü olduğu yerlerde taban birleşebilir.

    YanıtlaSil
  8. Türkiye’nin siyasi yapısının iyi bilinmesi lazım. Batı’nın baskısıyla 1945’te demokratik hayata geçilirken 3 siyasi görüş ortaya çıktı. CHP, Demokratlar ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın başına çektiği ve milliyetçi muhafazakar yazarların da o zaman desteklediği MP. CHP bildiğiniz CHP.

    Demokratlar ise DP, AP, ANAP, DYP ve AK Parti ile devam eden harekettir. DP’nin bu kadar çok versiyonunun olmasının sebebi Süfyanizmin tek rakibi olması ve onun vesayetini sona erdirme tehlikesi yüzünden darbelere muhatap olmasıdır.AK Parti 1960’larda AP’den koparılan dindar kesimin 20 yıl sonra DYP ile ittifak ederek koalisyon kurmasından doğmuştur. Yani Refahyol partisidir. Merkez sağ partidir.

    MHP 1950’lerde ortaya çıkan MP ve CKMP’nin devamıdır. Bu siyasi hareket milliyetçilerle muhafazakarların partisi olma iddiasını taşımıştır. Bu parti iki siyasi harekete yataklık yapmıştır. 1.Dindar Türklere 2. Laik Türklere. Nitekim 1960’ların ortasında askeri vesayetin devamı ve bir partinin tek başına gelmesini önlemeki için bu iki görüş partileştirilmiştir. Dindarlar Erbakan’ın, milliyetçiler ise Türkeş’in liderliğinde siyasi hayata atılmaları sağlanmıştır. Her iki siyasi hareketin arasındaki tek fark dindar olup olmamaktır. Siyasi görüşleri yöntemleri aynıdır. 28 Şubat siyaseti de dizayn edilirken o tarihe kadar siyasi bir güç gösteremeyen MHP, Refahyolun tasfiyesi sonrası rağbet ettirilmiş ve DYP’den oy kopararak aktör kılınmıştır. Zaten Türkeş o tarihlerde derin mahfillerin yardımıyla ANAP ve DYP’yi birleştirerek başına geçmek istiyordu. Ama kader ona izin vermedi. Vefat etti. MHP şöyle veya böyle yaşatılmak istenmesinin bir sebebi de gerektiğinde CHP’ye payanda olması veya siyasi dengelerle oynandığında kullanılması içindir.

    Paralel yapıya yani kıtmırin cemaatine gelirsek. Fevzi Çakmak’ın geleneğinden gelen MP’nin dindar alanda at oynatan koludur.. Kıtmir, MHP gönüllüsüdür. Aynı kaynaktan gelir. Dini hareketlerin İslami değil ama milliyetçi-kemalist idieoloji mecrasında akıtılması için kullanıldı ve kullanılıyor. Milliyetçi camianın içinden gelen isimler o hareketin siyasi kolunu teşkil etmişlerdir. İstihbaratçılarla ilişkiyi uzun süre bunlar yöneltti. Kıtmir’in ünlü bir sözü vardır. “Ben biraz da Türkçüyüm” mealinde. Sözde Nur Cemaati olarak anılmak istenmesini bir sebebi de Nur talabelerinin hileyle elde edilerek hem taban için güç devşirilmesi, hem de o hareketin kontrol altında tutulması içindir. Nitekim neoliberal ve kemalist yazarlar Kıtmir’in cemaati için Nur hareketinin milli kanadı yorumları yapılmıştı. Ne demekse.

    Değişen dünya şartları ve Büyük İsrail için Yinon Planı sahneleniyor.Askeri vesayetin tasfiyesi sırasında paralel yapının kullanılmasının sebebi, bir taşla iki kuş vurmak içindir. Hem AK Parti hem de askeri vesayet çarpıştırılarak tasfiye edilecek. Moon tarikatı gibi amelsiz renksiz bir dini-sosyal hareket (Yahudi dostu) ileTürkiye kontrol edilecekti. Tabi unuttukları bir şey var. Mehdiyet’in ana ekseni olan Risale-i Nur hesabı katılmadı. Ve en ağır darbeyi oradan yediler. Hem siyasi, hem sosyal, hem de sözde dini noktadan iflasını hazırlardı.

    Lafın kısası Türkiye Mehdiyet’in 3. safhasına sahne olmaktadır. Süfyanizmin tamamen tasfiyesi ve son deccalin ortadan kaldırılmasının (Armageddon’un) baş aktörüdür. Bunun en büyük delili ise Türkiye’nin bütün vesayetlerinden kurtuluşunu ve istiklalinin işareti olan Ayasofya’da ezan okunup secdeye varılmasıyla ilk alameti olacaktır. Nasıl mı? Sabredin daha neler olacak neler. Bazıları rivayetlerle uyumaya devam etsin.

    YanıtlaSil
  9. CHP İNGİLİZ DOSTLUĞU

    http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/erandac/2014/10/29/chpingiliz-dostlugu

    Yazıdan bir bölüm:

    Her şeyi YEREL sanıyoruz! Bağları, bağlantıları içeride arıyoruz! Böyle bir şey yok. İngilizler maalesef CHP'nin içinde çok güçlü. Bunu CHP'lilerin bilmediğini düşünüyorum. 'İyi niyetli yanılgı' diye değerlendiriyorum. Ama Kemal Bey'in de SOROS'la yakınlığını düşününce 'Acaba?' diye sormadan edemiyorum.
    Çünkü bu adamlar dünyayı marketin reyonları gibi görüp yönetme derdinde! Her hedef ülkede partnerleri var. Türkiye'de ise LAİKLİK ve CUMHURİYET elden gidiyor yaygarasıyla CHP bu işin içinde ve arkasında'' Ergün Diler'in bu analizi üzerine evdeki kütüphane raflarından bir kitaba elim gitti. İsmail Soysal'ın Diplomat kitabında tarihi bir not var.
    Hatırlayalım... Atatürk'ün Dışişleri Bakanı Dr.
    Tevfik Rüştü Aras: "Dışişleri Bakanı kaldığım müddetçe, yani büyük liderimizi kaybettiğimiz güne kadar... (1938 yılı) Atatürk yalnız İngiltere değil, hiçbir büyük devletle ittifakın taraftarı olmamıştır. Böyle ittifakların sakıncalarının faydalarından daha çok olduğu kanaati her ikimizde de vardı."Atatürk vefat ettikten sonra İsmet Paşa, İNGİLİZ ANAHTARINA büyük ihtiyaç duymuştu. Başbakanlıktan düştükten sonra (1937-1938 yılları) evinde İngilizce kurslar almış, Cumhurbaşkanı seçilmesinde o dönemin en en önemli Küresel Güç'ü İngiltere'nin büyük rolü olmuştu. İnönü, daha cumhurbaşkanlığının birinci yılına girmeden İngiltere ile anlaşma imzalamaktan çekinmemişti. (Türk-İngiliz-Fransız, Türkiye İttifak anlaşması. 19 Ekim 1939)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de en güçlü vesayet İngiliz vesayetidir. İngiltere 1945 yılına kadar Türkiye'ye yön veren tek ve mutlak devletti. Bunun mimarı da M.Kemal-Sağır İsmet’tir. Lozan bu ikisinin eseridir. Ve o tarihten sonra İngiliz vesayeti başlamaştır. Derin devletimize yöne veren ve Bediüazzaman'ın haber verdiği o ünlü komite de İngiliz eseridir.Tevfik Rüştü Aras kendisini harcayan İnönü’ye karşı muhalefetini daha güçlü olan isim üzerinden yapmayı tercih etmiştir. Tam bir diplomasi manevradır. M.Kema, İnönü’nün öldüğünü biliyordu. Ölmemişti, kim onu koruyup gizledi. Ve nasıl oldu da 1938 10 Kasım’dan sonra ortaya çıkıp C.Başkanı oldu. Yalan söyleyen düzmece tarih utansın.

      İngilizler 1945 sonrası bütün Ortadoğu’da olduğu gibi Türkiye’de vesayeti ABD ile paylaşmak zorunda kaldı. Paylaşım şöyle oldu: C.Başkanlığı, üniversite ve yargı İngiliz’e kalırken hükümet-askeriye ABD’ye. Bu rekabetin sonucu İngilizler CHP ve sol-marksist çevrelere egemen oldu. “Kahrolsun Amerika” söyleminin arkasında İngiltere vardır. Öylemik 1960'larda Devlet Planlama'da çalışan solcu-marksist soytarılar, alınan kararları bir dernek üzerinden Londra'ya aktarıyordu. Bu rekabet yakın zamana kadar bütün şiddetiyle sürdü. Şimdilik hız kesti o kadar.

      M.Kemal-İsmet rekabetinde tarafların sözlerine fazla güvenmeyin. Türkiye’nin sorunu, derdi tasası belli. Genç zihinleri yalan yanlış haber ve yorumlarla ifsad etmeyin. Sonra şu vardır. Politikada ve diplomaside dün dündü, bugün bugün, yarın yarındır. Menfaatler ilişkileri devamlı kılar veya kılmaz. 27 Mayıs ve 12 Mart mağduru bir büyük siyasetçi o zaman gazetecilik yapan İsmail Cem’e röportajında şunu söylemiştir: “Kimse güçlü Türkiye istemez.” 4 darbe de Türkiyeyi bücür bırakma dış operasyonlarının eseridir. Büyük Türkiye, veya Yeni Türkiye, Lozan vesayetini çöpe atma operasyonudur. Onun için Türkiye çok büyük doğum sancıları içinde. Ya bebek ile anne ölecek ya da Kaderin hükmü yürürlüğe girecek..Mehdi'nin vazifesi neydi. Süfyan'ın bid'a rejimini tamir ve ıslah etmektir. Olan da budur.

      Kimsenin gücü bunu bozmaya yetmeyecektir. Hem Londra, hem Washington hem de Tel Aviv'e taşaronluk yapan cemaat dahil.

      Sil
  10. Tevfik DİKER paralel yapının partilerinden gelen teklifleri reddetti.

    Paralel yapıya yakınlığıyla bilinen Demokratik Gelişim Partisi (DGP) Genel Başkanı İdris Bal ile yeni bir parti kurma hazırlığında olan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in, DYP eski Genel Sekreteri ve Manisa Milletvekili Tevfik Diker'e aktif siyaset yapma teklifinde bulunduğu öğrenildi. Konuyla ilgili Diker, her iki isimden gelen tekliflerle ilgili olarak, "Evet teklif geldi, reddettim. Teklif biri kurulan, biri de kurulması planlanan iki partiden geldi" dedi.

    Bütün planları 2015'te CHP ve MHP koalisyonunu iktidar yapıp, Recep Tayyip Erdoğan'ı Çankaya'dan indirmek ve hesap sormaktır. Ben böyle şeylere alet olmam. Darbelerle, cuntacılarla, statükocularla, derin lobilerle, paralel yapıyla mücadele eden bir kişi olarak tavrım nettir" ifadelerini kullandı.

    http://www.sabah.com.tr/gundem/2014/11/13/idrisler-uye-bulamiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence idris bal ve naim Şahin partilrrine paralel medta ve yapıları kasten sahip çıkmıyor. Zira paralel yapi içinden bazi ehl-i hizmet kimseler 'bizim ne işimiz var siyasetle, bizim işimiz hizmet' diye sorgulamaya başlamışlar. Bu kimseler samimi hizmet erleri. Gulen de kendi tabanını muhafaza etmek icin acilan partilere arka çıkmadı. Evet bizim işimiz hizmet, biz an hakikatlerini insanimiza ulastirmak icin ugrasiyoruz demek istedi...

      Sil
    2. Biz iman hakikatlerini insanimiza ulastirak icin ugrasiyoruz demek istedi...

      Sil