.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

29 Mayıs 2014 Perşembe

İSLAMİYET VE UZAY EGEMENLİĞİ

“Allah, Resulünü, hidayet etmek ve bütün dinler üzerine üstün kılmak için Hak din ile gönderdi. Buna şahid olarak Allah kafidir.” Fetih suresi: 28
 
“Ümmetim mübarek bir ümmettir. İlki mi sonu mu daha hayırlı olacağı bilinmez.” Camius-sağir, Hadis no: 1620

Peygamberimiz diğer bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
Bir yıldıza işaret ederek: “Nefsim kudret elinde olanın hakkı için derim ki:  Gece ve gündüz oluşu bitmeden BU DİN mutlaka şu yıldızın varacağı yere kadar ulaşacaktır.” Ramûz’ul Ehadis şerhi Levami, C.1, shf 562
Bu hadis-i şerif insanın yerden sema ülkelerine çıkacağını bildirirken dinimiz İslamiyetin o ülkelere varacağını mü’minlere müjdeler.
“Aziz ve Yüce olan Allah ‘ım, yarattığı her şeye mutlaka bir sonuç tanımıştır. O, gününde sona erer. İslamiyete kökleşme ve sebat bulma zamanı yaklaştı. Yakında da bu yüksekliği sona varacak, sonra bir daha yücelecek, sonra bir daha eksilecektir. Bu eksilme ve artma hali kıyamete dek devam edecektir.” Mecmau’z Zevaid, C. 7, shf 328
Ebu Heyseme, Cerir’den, Suheyl’den, babasından Ebu Hureyre (RA)’nın şöyle buyurdukları nakil olunmuştur. 

Hazret-i Ebu Hureyre, Hac mevsiminde Mekke-i Mükerreme’nin Harem-i Şerif’inde oturup müjde mahiyetinde şöyle buyururlardı:

- Ey Ferrûh oğulları ! Yaklaşın: Şayet ilim Süreyya yıldızında kalmış olsa, içinizden ona ulaşıp ilmi alacak bulunacaktır.” İlim ve İman Kitabı, shf 128. Tahkik Nasır Arnaut Hoca.
Araplar İslamiyetten evvel Arap olmayana, bilhassa Acemlere ve Orta Asyalılara Ferruh oğulları derlermiş.
Kaynak: Kur’an Işığında Kainat ve Göklerin Fethi, 1974 / Mehmet Emin Eminoğlu

11 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Eski kitaplarımın arasında bu kitabı buldum. Adı geçen zat 1974 yılındaki bakış açısına göre geleceği böyle görmüş. Kendim herhangi bir yorum katmadım.

    YanıtlaSil
  3. Yazar, alıntıladığı şu hadisi şerifi
    "Bir yıldıza işaret ederek: “Nefsim kudret elinde olanın hakkı için derim ki: Gece ve gündüz oluşu bitmeden BU DİN mutlaka şu yıldızın varacağı yere kadar ulaşacaktır.” Ramûz’ul Ehadis şerhi Levami, C.1, shf 562"
    çok net bir ifadeyle insanın yerden semalara yükseleceği yönünde yorumlamış.

    Hadisi şerifleri şerh etme ilmimiz yok ancak yazarın bahsettiği mana direkt olarak çıkmıyor bu hadisi şeriften. Pek tabii bu hadisi şerif, Allah'ın nurunu tamamlayacağı ayetine işaret ediyor olabilir. Hadisi şerifte DİN ulaşacaktır diyor ancak yazar tevile girip nasıl ulaşacağı (insanların semalara yükselerek) yorumuna giriyor. Oysaki hadisi şerifte nasıl ulaşacağına dair bir ibare yok. Bu yüzden yazarın vardığı sonuç kesinlik arz etmiyor.

    Hz. Peygamber a.sm 14bin âleme gönderilmişti ve pek doğal olarak bu âlemler içinde kâinatın başka yerlerinde dünya dışı medeniyetler başka âdem türleri, cinler vs. de olabilir.
    ANCAK bu durum gezegenler arası etkileşimi (gidiş-gelişi) direkt olarak gerektirmez.

    Kaldı ki yazar tek taraflı olarak bu dünya insanının diğer yıldızlara gideceği varsayımında bulunmuş. Buna göre neden bunun zıddı yani başka gezegenlerden dünyaya gelinmesi mümkün olmasın?

    Ben şahsi kanaat olarak gezegenler arası etkileşimin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bunun aksi yönünde direkt bir ayet ve hadis de bilmiyorum.
    Böyle düşünmeme sebep ise başka bir gezegen koşullarına alışık bir âdemin/canlının dünyaya geldiğinde veya dünyadan birinin o gezegene gittiğinde tabi olacağı şeriatın (namaz, abdest, hac vs.) belirsiz olmasıdır. Elimizdeki din ve dolayısı ile şeri kuralları, bu dünya koşulları göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

    Bu konular ilginç geliyor insanlara. Böyle bir gezegenler arası etkileşim fikri de heyecan veriyor.

    Oysa mesela benim kesin olarak inandığım bir husus var o da Ay'a gidilemediğidir.
    Çok kesin olmasa da ikinci derece inandığım husus ise maddi aletlerle dünyadan başka gezegenlere (buna ay da dâhil) veya başka gezegenlerden de dünyaya gelinemeyeceğidir.(Ancak evliyaullaha özel tayyi mekan tayyi zaman gibi işler hariç)
    Kitabın tamamını okumadım ancak Mustafa kardeşin alıntıladığı bölüme bakılırsa yazar biraz aya gidiş hilesinden etkilenmiş gibi görünüyor.

    En doğrusunu Allah bilir.

    YanıtlaSil
  4. Gerçekte sanıldığı gibi gidilecek, üzerine ayak basılacak katı bir ay yoksa?
    Gerçekte ay dediğimiz bir "nur" ise.Sadece bir ışık ise?

    YanıtlaSil
  5. Kameran münîran... Nurlu bir ay... ışık verici ay... Ayın safi nurdan ibaret olduğu fikri bu ayete dayanıyor olsa gerek. Bana göre buradan ışığı yansıtan bir ay olduğu düşüncesine sahibim. Dolayısıyla sadece ışık olduğu tezi bana makul gelmiyor.

    YanıtlaSil
  6. Kehf suresindeki ashab-ı kehfin mağara dışında 300 güneş yılı ve 309 ay yılı zaman geçmiş olmasına rağmen mağara içinde bir gün yada bir günün bir kısmı kadar zaman geçmiş yada öyle algılanmıştır.
    Buna dair ayetler:
    25. Onlar,mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir.

    19. Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler; (kimi de) şöyle dediler: "Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir.

    Ayetin zahir manasının derinliklerinde ise kuantum fiziği kanunları yatmaktadır. Zaman atlayışı kanunlarına işaret edilmektedir.
    Bu hadiste belirtilen Süreyya takım yıldızı yani Ülker takım yıldız ise 400 ışık yıldızı mesafededir. Şimdi gördüğümüz yıldızın 400 yıl önceki halidir.
    Hadiste Peygamberimiz dinin bu yıldıza ulaşacağını söylemiştir. Bazı alimler bu hadisin İmamı Azam Ebu Hanife'ye işaret ettiğini söyler. İran'ın ehli sünnet yurdu olduğu zamanda yetiştirdiği islam alimlerine ve islama olan hizmetlerine delalet ediyor.
    Peygamberimiz bir şey söylemişse bu söz hem zahirde hem batında muhakkak gerçekleşecektir diye kanaatimiz vardır. İslam zahir ve batın bütün ufuklara erişecektir. Bu manada düşüncemiz bu ayet ve hadislerin hakikatına dayanıyor. Amma işin hakikatını sadece Allah bilir.
    İslam dünyaya hakim olacaktır. İslam dünyanın semasına da hakim olacaktır. İnşaallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işık hızına yakın bir hızla seyahat edilebilinirse o hızlarda seyahat edenlere zaman çok yavaşlar. Bize göre 400 sene onlara göre bir ay olabilir.

      Sil
  7. Her gezegenin maddi alemde maddi çekirdeği vardır. Ayrıca misal aleminde de bu çekirdeğin manevi mahsulatıyla genişleyen misali tabakaları vardır. Muhyiddin-i Arabiye göre dünyanın misal alemindeki genişliği binlerce sene tutmaktadır. Halbuki maddi çekirdeği eski yolculuk ölçülerine göre bir-iki yılda devredilmektedir. Şimdi ise bir güne inmiştir.
    Şimdi bu Kameran münîran ayetine göre bazı mühim zatların Ayın nurdan ibaret olduğu ifadesini: Ayın bizim maddi gözümüzle göremediğimiz, evliyanın keşfiyle gördükleri nurani kısmı kastedilmektedir. Bunu bilimsel olarak bize nurani olarak algılanan farklı titreşim ve dalga boylarını içeren kısmı olarak anlıyoruz.
    Gözümüz 4000-7000 angström dalga boylarını görülen ışık olarak algılıyor. Evliyalardaki algı boyutu genişlemekte bizim göremediğimiz alanı görmektedirler.
    Yine Cinler alemi bizim dünyamızda olduğu halde biz onları göremiyoruz. Yani farklı dalga boylarının oluşturduğu farklı bir boyutta yaşamaktadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Admin kardeşim verdiğin bilgiler için teşekkür ederim.Allah razı olsun.
      Benim dikkate vermek istediğim nokta elimizdeki bilginin kaynağıdır.

      Ayın yapısı ile ilgili elimizdeki tüm güncel bilgiler oraya gidilip ay yüzeyinden numune getirildiği aldatmacasını da içeren bilgilerdir.

      Ben bu aldatmacayı baz alan "ay katıdır" fikrine inanmaktansa sizin de dediğiniz gibi geçmiş ve hatta kimi güncel büyük zatların dediğini literal manada alarak ayın sadece bir "nur" olduğuna inanmayı seçiyorum.

      Sil
    2. Benim görüşüm "ay katıdır" ile birlikte "ayın nurani tabakaları" olduğunu da içermektedir. İnsan 5 maddi duyusu ile maddi çekirdeği algıladığı gibi ruh ve kalbinin sahip olduğu algı birimleriyle de maddi çekirdeğin ötesindeki tabakaları algılayabilir.

      Sil
    3. Tasavvufa göre alem-i maddi ile alem-i misali ayrımı vardır. Misal alemi dediğimiz alem bahsedilen nurani alemdir. Bu alem gerek rüya ile, gerek hayal ile herkes tarafından algılanır. Ancak ehl-i velayet hissiyatları genişlediği için bizim görmediğimizi görmeye başlar. Zikir ile maddi alemden uzaklaşılır, manevi aleme yaklaşılır. Belli disiplinler uygulanmak suretiyle bu alemlere yakınlaşma kazanılır. Yani belli zikirler, hayvani gıdalardan uzak beslenme, haramlardan uzak kalma suretiyle bahsedilen algılar açılır. Bu işlerde mutlaka bir mürşide ihtiyaç vardır. Herkes misal alemine dalmaya kalkarsa kendisi zarar eder. Çünki manevi seyrusüluk sırasında şerli varlıkların aleminden geçiş sırasında tasallut adı verilen tehlikelere düşme ihtimali güçlüdür. O nedenle mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır denilmiş. Görülen şey kadar görüntünün gerçeği de önemlidir. Önceden bu yollardan geçmiş bir mürşid müridine yol gösterir. Selametle maksada ulaştırır. Aksi takdirde kendi başına melekuta dalan kişi çok büyük ihtimalle şaşırır kalır. Bu da büyük bir tehlikedir.
      Bu bilgiler bize hep maddi alem ile manevi alemlerin arasındaki farkları göstermektedir. İnsanın bedeni ile ruhu arasındaki fark gibi her bir kürenin de maddi bedeni ile misali katmanları vardır. Her bir kürenin ruhu hükmünde bir melek-i müekkeli vardır. O da Allahı zikreder.

      Sil