.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

2 Mart 2014 Pazar

OYUN ÇOK BÜYÜK, İHANET ÇOK DERİN

Yiğit Bulut

Bu yazı bir önceki yazımın tekrarı olsa da yazacağım... Şu an Stuttgart havalimanına yakın Piri Reis Türk lokantasındayım... Buradaki dostlarım Gezi olayları sırasında olanları özellikle Alman basınında çıkan haberleri anlatıyorlar, insan bir kez daha bildiğini anlıyor; NE OLDUĞUNU! NEDEN OLDUĞUNU!  

Bu bilgiler ışığında yaptığım çağrıyı detaylandırarak açmak istiyorum. Ülkem nasıl bir saldırı altında, nasıl bir düşmanlık, nasıl bir ihanet...  

Sevgili dostlar, atılan adımlar tek tek ortaya dökülüp çizgiler kalınlaşınca yapılan plan daha net görünüyor. Hedef “Büyük KAOS ve ardından BÜYÜK TÜRKİYE yerine BİTİK BÖLÜNMÜŞ TÜRKİYE”!

Nasıl mı? Nasıl olduğunu lütfen bundan sonrasını çok dikkatli okuyarak sizler de sorgulayın.

Hatırlarsanız uzun bir süredir yurtdışında davet edildiğim bir toplantı ve buradan kavga ederek ayrılışımı detayları ile yazıyorum. Saati geriye sararken aklıma çok net bir kare düştü ve arkasından maalesef bugüne kadar söyledikleri “YERLEŞİK UNSURLAR” tarafından tek tek yerine getirilen, stratejist yabancı arkadaşın sözleri geldi... 

Duvarda iki resim asılı biri “Dört tarafı denizlerle çevrili Türkiye” diğeri ise BOŞ ! İlkinde daha doğrusu “tehlike olarak görülen” ama seslendirilmeyen ilk senaryoda Türkiye’nin etki alanını nasıl genleştireceği ve Hazar kıyılarından Balkanlara kadar, Asya’dan Afrika’ya kadar nasıl etkili olabileceği tartışılıyor ve bunu yapacak bir liderliğe karşı neler yapılacağı çok uzaklarda kapalı kapılar ardında konuşuluyor... Diğer BOŞ olan ise engellenmesi halinde ilkinin yerine konacak “Bölünmüş Milliyetçi Türkiye”!  

Soracaksınız; “Milliyetçi Türkiye” nasıl bölünmüş olur. Detay da burada gizli, lütfen sabırla okumaya devam edin. Bu duvarların olduğu ortamda “case study” yöneticisi olan stratejist şöyle diyor; “Türkiye’de ibre daha da sağa kayacak bundan sonraki iktidar aşırı milliyetçi hatta kafatasçı bir yapı üstünde şekillenecek”! Bunu söylediği tarih 2007...  

Sevgili dostlar, bütün bunları geriye sarınca tablo çok net oturuyor. Bugün yapılanların ve hatta 2008 sonrası “alt yapısı kurulan” oyunun iki hedefi var; 1- Hayata geçen BÜYÜK TÜRKİYE projesini durdurmak, 2- BİTİK Bölünmüş Türkiye projesini hayata geçirmek... 

Peki nasıl? Çok zor değil; Türkiye’nin büyümesi için özellikle çevresindeki tarihten gelen etnik ve mezhep farklılıkları olan coğrafya üzerinde etki genleşmesi için gereken ne? Cevap çok kolay; son birkaç yılda yapılanlar yani BÜYÜK KARDEŞLİK adımları... İlk etapta bunun durması ve Türkiye’nin özellikle 1938 sonrası bugün operasyonu yapanların ilk versiyonları tarafından kurgulanan “etnik DNA’lı bir devlet-millet” çıkmazına dönmesi gerekli. Burada bir not düşeyim; Başbakan Erdoğan’ın yıllardır “her türlü ayrımcılığı ve milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum” vurgusu çok önemli.

Sevgili dostlar, OYUN ÇOK AÇIK! Etnik, Ekonomik, Mezhepsel, Sosyal, Siyasi prangalarından kurtularak ve en önemlisi etki alanını Balkanlar-Asya-Orta Doğu-Afrika hattında çizen BÜYÜK TÜRKİYE projesi, özü ve liderliği ile BÜYÜK BİR SALDIRI altında... Amaç bu adımı durdurup yerine KAOS’u hakim kılmak ve KAOS süreci sonucu daha açıkçası yaşanacak bir iç savaş sonrası “KAFATASÇI ETNİK KÜÇÜK TÜRKİYE’yi” elde kalan topraklarda kurdurarak yeniden kontrol etmek... Bu arada Türkiye’de aynen 1975’te Irak’ta yaptırdıkları-YAPTIRDIKLARI gibi “Kürt kökenli kardeşlerimizin de” bu pis oyunda “yok edilmek” isteneceğini de belirtmeme sanırım gerek yok!

Burada çok önemli detaylar da var... Bir örnek vereyim; siyasi partilere veya Cemaat’e gönül veren insanlarımız sanmasınlar ki İKTİDAR onlara teslim edilecek! Onlar sadece kullanılacaklar hatta inandıkları yolda belki hayatlarını kaybedecekler ve sonunda her parça gibi tasfiye edilecekler! Bu süreç sonunda İKTİDAR, BÜYÜK KAOS PLANLAYICILARI tarafından bu “iç savaş sürecinde” kahramanlaştırılan yeni figürlere teslim edilecek...

Peki TSK nasıl sahaya çekilecek? Şimdi sıkı durun ve bu yazdığımı defalarca okuyun. TSK’nın sahaya çekilmesi için bazı hukuk süreçlerinin içine sızıldı ve HAKSIZ YERE BAZI SUBAYLAR tutuklanarak TSK’nın PSİKOLOJİK HAZIRLANMASI ile ilgili süreç 2008 sonrası başlatıldı. Bu sembollerden sadece birini yazıyorum; İlker Başbuğ... Bir soru daha “milliyetçi taban” MHP kontrolünden nasıl daha radikal bir kontrole geçecek. Çok açık; MHP’nin içine sızarak (çoktan sızıldı ve buna DUR diyebilecekler kasetler ile tasfiye edildi) ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü-ÖLDÜRÜLMESİ provoke edilerek!  

Sonuç: Son 10 yılı geriye dönüp tek tek düşündüğümde, analiz ettiğimde, notlarıma baktığımda; KORKUNÇ TABLOYU çok ama çok net görüyorum. Oyun planı “Büyük olanı bitir, küçük olana geç” üstüne kurulmuş ve sahneler tek tek hayata geçiyor... Bu noktada hangi inançtan, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi siyasi parti veya Cemaat-Cemiyet-Camia’ya mensup olarak kendini tanımlarsa tanımlasın, BÜTÜN BU COĞRAFYA’NIN İNSANLARINA SESLENİYORUM; “2023 Büyük Türkiye hedefine yürümek yerine, “İç savaş çıkartılmış, etnik kökenleri farklı insanları karşılıklı katledilmiş, ekonomisi bitmiş, çocukları ölmüş, sokakları yanmış ve BÖLÜNMÜŞ” bir Türkiye istiyorsanız OYNANAN OYUN ve senaryoya SEYİRCİ KALIN ! Bütün bunlara HAYIR diyor ve BU KİRLİ OYUN durmalı diyorsanız, birey olarak lütfen bilinçli olun-BİLİNCİNİZİ HAKİM KILIN ve tarihin size verdiği görevi getirerek BU KİRLİ SENARYOYU tarihe gömün! YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR, GÜN BUGÜNDÜR!  

Sonuç: Hedef BÜYÜK TÜRKİYE ve hayata geçirmeye çalışan lider... Saldırı içeriden dışarıdan, İHANET MALESEF İÇERİDEN! AMA ŞUNU HİÇ UNUTMAYIN; hedef, 1071’den beri yani BU TOPRAKLARDA EGEMEN OLUP AVRUPA’YA DOĞRU yayıldığımızdan bugüne COĞRAFYAMIZ ve BU COĞRAFYA’NIN halkları... Bu oyunu bozacağız ve YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ! 
 
Star 2.3.2014 

 

 

38 yorum:

  1. Erdoğan düşerse iktidara kim gelecek: Bu soruya Bediüzzamanın lahika mektuplarından cevap arıyoruz:

    Bediüzzaman bir lahika mektubunda kendi zamanındaki Demokrat parti iktidardan düşse ya Halk partisi yada Millet partisi başa geçecek demiştir. Şimdi de Eğer Akparti iktidardan düşerse başa ya Halk Partisi yada Hareket Partisi geçecektir.
    Milletimiz Halk partiyi dine aykırı baskı döneminin sorumlusu gördüğünden seçim yoluyla bu partiyi kesinlikle başa getirmeyecektir. Çünkü komünist kuvveti bu parti altında hakim olacaktır. Aynı lahikanın sonunda ise Halkçıların ırkçılığı elde edip Demokratları devirmeye çalıştığını da haber vermiş ve 27 Mayısta aynen öyle olmuştur.
    Şimdiki durum aşağı yukarı aynı görünmektedir.
    Milliyetçi parti ise başa geçerse Türkçülük nedeniyle bu vatanda başka unsurdan olanların Türk milleti aleyhine geçmesine sebebiyet verecektir. Bu unsurlar herbiri bir yabancı güce dayanarak masum Türk Milletini tahakküm altına alacaklardır.
    Bediüzzaman bu durum nedeniyle milletin çoğunluğuna dayana partinin islamiyete dayanmasını tavsiye etmiştir.
    Bediüzzaman CHP eski genel sekreteri Hilmi Uran’a yazdığı mektupta ise idarecilerin islamiyete dayanmaması durumunda Türk Milletinin hariçteki Rus ve İngiliz cereyanlarına karşı dayanamayıp paramparça olacağını ve kuzeydoğudan çıkan dehşetli ejderha dediği Rusya’nın istila etmesine sebep olacağını belirtmiştir. Şahsen bu uyarıların o zamanki idarecilere yapılmış zamanı geçmiş sözler olduğu kanaatinde değilim.
    Son olarak Türk Milletine islamiyetten başka ırka dayalı bir milliyetçiliğin aşılanmasının başta zevkli bir duygu verse de bunun geçici ve akıbetinin hatarlı olacağını haber vermiştir. Halihazırda Türk Milleti ebedi uyuşmaz biçimde dindarlar ve dine soğuk laik ulusalcılar olarak ayrılmıştır. Bu iki zıt yönelim nedeniyle maalesef Türk Milletinin gücü birbirini kıracaktır. Eğer bir izmihlal gelecekse bunun temel sebebi bu ayrışım olacaktır.

    YanıtlaSil
  2. Emre Aköz: Sabah
    Kim bu Türkiye'yi karıştıran 'üst akıl'?
    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın söyledikleri bence çok önemli. Bakın 17 Aralık sürecini gazetecilere nasıl anlatıyor:
    "Ben zannediyorum, bir üst akıl, -bunda Hocaefendi'yi de kastetmiyorum- belki daha yukarıda bir üst akıl, Türkiye'de böyle bir operasyonu planlamış..."
    Bunun üzerine gazeteciler soruyor: "Bir ülkeden mi bahsediyorsunuz?"
    Arınç bu soruya, "Üst akıl işte, üst akıl..." diye cevap veriyor.
    Bir gazeteci üsteliyor: "Üst akıl nedir efendim?"
    "Söylemem. Bilsem de söylemem..."

    YanıtlaSil
  3. Radikal gazetesi yazarı Koray Çalışkan, CHP'nin C'sinin cemaat olduğu görüşünü ortaya atan Başbakan Erdoğan sayesinde muhafazakar seçmenin gözünde CHP'nin daha sevimli hale geldiğini iddia etti.

    Yorum: Risale-i Nur okuyan ve Bediüzzamanın ders ve düsturlarına bağlı Nur cemaati asla Halk partisine oy vermez. Veren de artık Nurlarla alakası kalmamış demektir. Dindar bir hükümeti devirmek için içte CHP, dışta gayrımüslimlerle ittifak kurmak akıl, mantık ve iman ile bağdaşmaz.

    YanıtlaSil
  4. Mustafa kardeşim gaybi hadisler siteside sanamı ait ? Orada hiç paylaşım olmuyorda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gaybi hadisler müstakil bir web sitesidir. Benim blogum kişisel bir blogdur. Ortak paylaşımlarımız olmaktadır.

      Sil
  5. Türkiye ve dünya tarihinin en önemli zamanlarındayız. Henüz adı konulmamış bir savaş bütün şiddetiyle sürüyor. Bu savaşın sıcak çatışmalara dönüşmesi an meselesi... Türkiye'de yerel seçimler ya Akpartinin zaferiyle sonuçlanacak yada Akpartinin % 40 barajının altında kalmasıyla... Her iki durumda da ortalık yine de karışacak. Yerel seçimlerden sonra cemaat üzerine bir operasyon yapılacağı söyleniyor. Ergün DİLER'e göre cemaati iktidarın üzerine süren güçler cemaatin başarısız olması üzerine cemaati cezalandıracak deniyor. Cemaatin taban gücü değilse de devlet kurumlarında, ekonomi ve diğer alanlarda örgütleşmiş kısımlarının bundan zarar görmesi muhtemel...Yapılacak olan örgütsel bağların dağıtılması anlamında olacaktır.
    Diğer yandan Cemaati iktidar üzerine salan güç yine Türkiyenin yükselen gücünü kırmak için başka yollar deneyecektir. Açıkça Türkiyei sıkıştıracaklar ve belki gaybi haberlerde izini gördüğümüz Türkiye üzerine kapsamlı ambargolar kapıdadır. Türkiye AB ilişkileri donacak... Avrupadan dışlanacak, sonunda Türkiye Nato'dan ayrılması söz konusu olabilecektir. Bütün bunlardan uluslararası gücün Türkiyeye istediklerini yaptıramayacağı, o yüzden cezalandırmak isteyeceği anlaşılıyor.

    YanıtlaSil
  6. Rusya'nın Avrupa üzerine yürüyeceğine dair gaybi haberlerin zamanı geldi mi? Ben sanki daha var diye zannediyorum. Ama belli olmaz...

    YanıtlaSil
  7. Ergün Diler'in yazısından.....

    Peki Gülen ve hareketi başarılı olacak mı?

    Fethullah Gülen'in yaptığı hatalar, büyük rahatsızlık yarattı. Kırılma başladığında Gülen'in açıklamalarının çok önemli olduğu düşünülüyordu. Buna bel bağlayan çok ama çok önemli isimleri biliyorum! Ama Gülen konuştu ve beklenen ETKİ meydana gelmedi!
    Beklenen gerçekleşmedi!

    Eeeee!

    Bunu not et! Çok yakın zamanda GÜLEN tasfiye olacak! Bu karar alındı!

    Nasıl yani! Ne kararı!

    Buralarda size SONUÇ alınıncaya kadar destek verirler! Eğer hedefe gidilemezse bitersin! Bu gücün şakası yok! Ömür boyu tanışamayacağın ve karşılaşamayacağın isimler Gülen'e bu günler için destek verdi! Ama beklentiyi karşılamadı! GİDECEK!
    Kesin bu! Bekle gör!

    Aklım almıyor! Bu kadar okul bu kadar geniş bir ağ! Nasıl gidecek?

    Yerel düşünme! Gülen, Erdoğan'a karşı geldiği için değil, Erdoğan'ı götüremediği için gidecek! Operasyonun sonunu getiremediği için tasfiye olacak! Bu şaka değil! BARONLARIN planını bozarsan gidecek yer bulamazsın! Öyle olacak!

    Çok ilginç hem de çok ilginç! Şoke oldum!

    Unutma! Gülen'i, Erdoğan götürmeyecek! Bağlı olduğu güçler tarafından kenara alınacak! Bu Erdoğan'ı hedefe koyan güçlerin ilk operasyonu olacak!

    İkincisi olacak mı peki?

    Elbette olacak! Gülen tasfiye olduktan sonra bu adamlar ikinci oyunu sahneye koyacak! Gülen'siz bir operasyon devreye girecek! Ve çok ama çok sert olacak! Hoşgörü yerini sertliğe bırakacak!
    Yıllar içinde oluşturulan ve büyütülen hareket DİL DEĞİŞTİRECEK!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu son cümleyi anlayamadım. Gülen tasfiye olduktan sonra "hoigörü yerini sertliğe bırakacak" "hareket dil değiştirecek" derken bu kısım anlaşılmıyor. Cemaat mi dil değiştirecek. O mu kastediliyor. ???

      Sil
  8. Mustafa bey çok sert kitlesel eylemler,silahlı çatışmalar,bölünmeler,ayrılmalar,el kaide bombalı saldırıları,batı da marjinal sol grupların devletle çatışmaları..kısacası terörün feriştahını göreceğiz seçimlerden hemen sonra tiyatro başlıyor,kalabalık yerlerden uzak duralım,evden pek çıkmayalım inşallah..o son cümle bu demek kısaca..

    YanıtlaSil
  9. İlginç.. Boş konuştuğuna şahit olmadığım, 17 aralık sürecini yaşamamış merhum Altındal da "büyük sarsıntı/şeytani olaylar" olarak nitelediği esas kaosun Nisan ayı başında çıkarılacağına değinmemiş miydi?

    YanıtlaSil
  10. Bu kaos dönemine rüya kabilinden manevi derslerde işaretler edilmişti. Bu manevi derslerde bir yerde bomba patlarsa oraya gitmeyin. İkinci bir bomba olabilir deniyordu.

    YanıtlaSil
  11. Demek ki Türkiyeyi durdurmak isteyen güçler yerel seçimlerde bekledikleri sonucu alamayınca doğrudan sert prese başlayacaklar anlaşılan...

    YanıtlaSil
  12. Ortalıkta dolaşan söylentilerden biri de, seçim öncesi servis edilecek son kasetin bir görüntü kaydı olduğu ve bunun Baykal'ı yerinden eden kaset tarzı bir video olduğu söyleniyor. Yurt dışında (İran'da) çekildiği ve muta ile ilgisinin olduğu hatta cemaat gazetesinde, geçen günlerde mutaya bunun için dikkatlerin çekildiği ile ilgili bir haberin (Yeni Ümit dergisi sempozyum düzenlemiş muta ile ilgili) yapıldığını duydum. Seçime 3-5 gün kala servis edilecekmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece geçenlerde ve gazete de değil. STV de sürekli olarak epeydir haftada bir iki kez haberler kısmında muta konusu işleniyor. İnan dedim bunda bi bit yeniği var neden böyle sürekli muta işliyolar diyordum kendi kendime dediğin çok mantıklı. Çünkü iran a giden müslüman siyasetcilere muta ile kadın ayarlandığı söylentileri vardır bilirsiniz.

      Sil
  13. Küresel Sermaye seçimlere kadar yumuşak pres yapıyordu. En büyük ve en güçlü zannettiği cemaat kozunu Erdoğan'a karşı sahaya sürdü ve tutmadı,tutmayacakta. Seçimlerden yine Erdoğan birinci ve tahminim önceki yerel seçimlerde aldığı oydan daha yüksek bir oy ile galip çıkacaktır. Türk ekonomisi maalesef sermaye çıkışı olursa çok kırılgan olabilir.Bu yüzden seçimlerde deviremedikleri Erdoğan'a ekonomik şok uygulayacaklar ve Türkiye'den yüklü miktarda para çekimi yapacaklardır.Aynı anda malum meselelerle dolduruşa getirilen halk içlerine katılan provokatörlerle beraber güvenlik güçleriyle yoğun çatışmalara gireceklerdir.Aynı zaman diliminde doğu ve özellikle sınır illerimizde el kaide,işid gibi örgütlerin bombalı saldırıları başlayacak,batıda ise marjinal sol grupların silahlı çatışmaları boy gösterecektir. İstenilen şey Erdoğan'ın bitirilmesidir. Kasetler görüntülü bile olsa bir işe yaramayacaktır. Ergün Diler ve İbrahim Karagül'ün son yazdıklarını lütfen bu doğrultuda okuyun..Ben çok önceleri burada ve başka yerlerde de yazmıştım : Yumuşak presten gayet şiddetli/silahlı/bombalı prese geçiliyor.Durum kritik ve ben şahsen hükümetin eğer bir mucize olmassa bu tam saha şiddet presinden galip çıkacağını zannetmiyorum zira hazırlıkları görünmüyor.

    Ergün Diler : Elbette olacak! Gülen tasfiye olduktan sonra bu adamlar ikinci oyunu sahneye koyacak! Gülen'siz bir operasyon devreye girecek! Ve çok ama çok sert olacak! Hoşgörü yerini sertliğe bırakacak!
    Yıllar içinde oluşturulan ve büyütülen hareket DİL DEĞİŞTİRECEK!

    İbrahim Karagül : Yüzlerce yabancının Ukrayna'daki eylemlerin bir benzerini Türkiye'de de uygulamak için hazırlık yaptıklarını biliyor musunuz?

    Bugünlerde, Cemaat üzerinden uygulanan senaryonun, yolsuzluk dosyaları ve kaset kayıtları başarılı olamazsa, hükümete verilen kitlesel destek kırılamazsa, son seçenek olarak Ukrayna senaryosuna dönüşeceğini biliyor musunuz?

    Bu yönde çok ciddi hazırlık yapıldığını, bu hazırlıkların takip edildiğini, Türkiye üzerinde bir kaos projesi hesabı yapıldığını, güvenlik birimlerinin bu yönde tedbirler almaya çalıştıklarını biliyor musunuz?

    Türkiye içindeki kavgayla Ukrayna'daki kavga nitelik olarak aynı ve aynı merkezlerden besleniyor. 'Ne alaka' demeyin. Biraz düşünün, detayları sorgulayın, resme iyi bakın, göreceksiniz.

    not : cemaatin bir toplantısında(basında çıktı) cemaatçilerden birisi 'bu uğurda şehit olmayı göze almış binlerce polis,savcı,hakim var' diyor. tehlikenin boyutunu siz düşünün.

    Ayrıca Abdülhamid memlekette kan akmasın diye tahtı bırakmıştı. Ama Erdoğan'ın karakteri farklı. Sonu nereye varırsa varsın iktidarı bırakmayacaktır(bence haklıdır).

    YanıtlaSil
  14. S.A
    Yorumları okudum ve dehşete düştüm.ALLAH sonumuzu hayır etsin.Seçimlerde bu ülke için hayırlı ne ise o olsun.Dua müminin silahıdır.

    Zümer Suresi 46. Ayeti mealli
    İbni Kesir :
    De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım; ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kulların arasında Sen hükmedersin.


    Âl-i İmrân Suresi 147. Ayeti mealli

    Ahmet Tekin :

    Allah dostları:
    'Ey Rabbimiz, bizim günahlarımızı, işlerimizdeki taşkınlıklarımızı, idaremizdeki aşırılıkları, ilâhî kurallardaki tecavüzlerimizi, hatalı ve cahilce davranışlarımızı bağışla. Allah yolunda milletimize, devletimize, ordumuza, ihtiyatlı, akıllı ve cesur kararlar almayı, icraatlar yapmayı nasip eyle, özgüvenimizi ve cesaretimizi artır, şerefimizi ve itibarımızı yücelt. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir kavimlere, nankör toplumlara karşı da bize yardım et' niyazından başka söz söylemezler.

    Âl-i İmrân Suresi 128. Ayeti mealli
    İbni Kesir :
    Senin elinde emirden bir şey yok. Allah, ya onların tevbesini kabul eder, yahut da zalim oldukları için azablandırır.

    YanıtlaSil
  15. Erdoğan'ın kasetle şunla bunla gitmeyeceğini, seçimlerde alacağı oyla fark edenler, tek çare olarak Ekonomik darbeyi gerçekleştirmeye çalışacaklar, artık çoğumuz farkında. Ekonomik darbenin temeli ise büyük kaosla atılır. Seçim sonuçları üzerine sosyal kaos, cemaate yapılacak operasyonlarla eş zamanlı hükümetin ve cemaatin önde gelenlerine yapılacak muhtemel suikastlarla cemaat tabanını akparti tabanıyla çarpıştırmak, Ukrayna benzeri veya daha beteri olaylar, (seçimde ezici çoğunlukla tek parti gibi g.doğuyu alan BDP'nin ) Kırım gibi Ukrayna'dan ayrılıp özerklik ilan eden bir Güney Doğu, böylece yurdun diğer kısmında milliyetçi kesimi sokağa dökmek ve kaos üzerine kaos, Gezi ve 17 Aralık sürecinde kaçan ne kadar para varsa onun kat be katını düşünün (Küresel sermayenin çekeceği) ne olur? 2001 devalüasyonu benzeri ve belki de daha fenası (felaket tellallılığı değil, sadece düşünüyorum) . Nisan-Mayıs bu ülke tarihinin en kritik iki ayı. Dua gücüne inandığınız kim varsa, onlara bu işin ehemmiyetini anlatarak, duaya davet edin.

    YanıtlaSil
  16. Engin ARDIÇ / Sabah
    Yeni ayaklanmalar çıkaracaklar
    Önce derin bir şaşkınlığa kapılacaklar, 30 Mart akşamı...
    Şaşıracak olan bunların saf kesimi tabii. Çakallar kazanamayacaklarını daha şimdiden biliyorlar (belki de bu nedenle bazıları sinirlenip adam dövmeye başladılar.)
    Şimdi utanmadan "kafa kafaya geldiler" ya da "ciddi oy kaybı bekleyin" yazan sosyete çocukları şöyle bir yutkunacaklar...
    Saf kesimde de "halk cahil, eğitim şart" gibi enayi sloganları tekrarlanacak elbette... Emekli memurlar bir yandan Hocaefendi'nin çevirdiği dolaplara alkış tutarken bir yandan da "İran'a döneceğiz" diye ağlayacaklar. Evet, eğitim şart ama IQ hepten gerekli.
    Fakat şaşkınlık fazla sürmeyecek. Hemen iki gün içinde toparlanıp yeniden saldırıya geçecekler.
    Çünkü daha önce de öyle yaptılar, zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalıştılar.
    Yüzsüzlük onların karakteridir.
    Bir süre "sahte oy kullanıldı" ya da "mükerrer oy var" diye edepsizlenecekler, sonra hemen bundan vazgeçecekler. Bununla bir yere varamayacaklarını da biliyorlar çünkü. Biliyorlar ama yapmaktan da kendilerini alamıyorlar.
    "Suikast bile beklenebilir" dedik, karşı atağa geçiverdiler: Hükümet başbakana "çakma suikast" yaptıracakmış, başbakan yara almadan kurtulacakmış, böylece oylarını arttıracakmış...
    Öyle bir numaraya ihtiyacı yok. Açık ara önde gidiyor.
    Fakat kin ve nefret kusan düşmanlarının "yeni Gezi'lere" fena halde ihtiyaçları var!...
    Ki, Marksist eskileri, "no pasaran" falan diye romantik sloganlar atabilsinler... Kendilerini İspanya İç Savaşı'nda sansınlar. Halkın seçtiği Erdoğan da demek ki General Franco'yla bir tutuluyor. Evet, IQ herkese lazım.
    İstihbarat raporları "yeni kalkışmalar" öngörüyor.
    Hani şu, "demokrasilerde istihbarat teşkilatı başbakandan emir almaz" diye saçmaladıkları devlet örgütü.
    Yeni yeni eylemler bekleyiniz nisan ayında ve daha sonra da...
    Nisan-ağustos arası beş ay... Susmayacaklar. Oturmayacaklar.
    Belediye seçiminden cumhurbaşkanı seçimine kadar ortamı iyice gerecekler.
    Çünkü bugünkü ortamı da daha 2011 seçiminden başlayarak hep gerdiler. Ondan önceki gerginliğe daha 2007 seçiminin ardından gaz verdiler. Memleketi on iki yıldır gergin tutuyorlar. Gerginlikle besleniyorlar. İnsanların da huzurunu kaçırıyorlar.
    Yeni eylemler için artık Gezi bahanesi kalmadığından, başka yerlerde yeni "ağaç meseleleri" yaratacaklar. Elbette Ankara'da yeni başbakanlık binası, İstanbul'da Üçüncü Köprü, Üçüncü Havaalanı gibi şantiyeler hır çıkarmak için biçilmiş kaftan...
    Lakin bu açık arazilerde isyancılara kumanya dağıtmak için "gezici sahra mutfağı" kurmak gerekecek, sığınak sağlamak için babadan kalma otel de yok oralarda. İstanbul sermayesi bu sefer zorlanacak.
    Devlet de tedbirini aldı, bekliyor.
    "Köprüyü de yaptırmayacağız havaalanını da" demişlerdi, görelim bakalım.

    YanıtlaSil
  17. Bizim ve arkadaşların dediklerini teyid eder nitelikle gelişmeler oldu,buyrun :

    http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25948201.asp

    http://www.radikal.com.tr/turkiye/ankarada_secim_sonrasi_icin_senaryolar_sokak_eylemleri_ozerklik_ohal-1179788

    YanıtlaSil
  18. Cemil ERTEM'den iki önemli yazı:
    Yeni paylaşım savaşında Türkiye merkez
    http://haber.stargazete.com/yazar/yeni-paylasim-savasinda-turkiye-merkez/yazi-851746#

    Kırım meselesi Türkiye’nin yeni darbecilerini deşifre etti
    http://haber.stargazete.com/yazar/kirim-meselesi-turkiyenin-yeni-darbecilerini-desifre-etti/yazi-852728#

    YanıtlaSil
  19. Eski Milletvekili Tevfik Diker, Gülen ile ilgili bir iddia daha ortaya attı. Diker, "Fethullah Gülen'in bazı ABD'lilerin yakın ilgisi ve desteği ile Sisi'yi telefonla arayarak hayırlı olsun deyip tebrik ettiği bilgisi gelmiştir" dedi.

    YanıtlaSil
  20. Yeni 'Endülüs felâketi'ni, Türkiye püskürtebilir sadece!

    Yazının sonunda söyleyeceğim anafikri, yazının başında söylemekte yarar görüyorum:

    Küresel sistem, Soğuk Savaş'tan sonraki süreçte, İslâm'ın izlerini silebilecek postmodern bir savaş başlattı İslâm'a karşı: Yeni, postmodern bir Endülüs felâketiyle karşı karşıyayız.

    İşte küresel sistem, Erdoğan Türkiyesi'nin, bu yeni Endülüs felâketini püskürtecek yegâne aktör olduğunu iyi biliyor.

    Ve o yüzden 2009 yılından itibaren Erdoğan'ın şahsında 'şebek/e'leri aracılığıyla Türkiye'ye karşı operasyon üzerine operasyon yapıyor.

    ...........................

    YENİ ENDÜLÜS FELÂKETİ: İSLÂM'LA POSTMODERN SAVAŞ SÜRECİ

    Küresel sistem, 1970'li yıllardan itibaren Fas'tan Malezya'ya kadar İslâm'ın -henüz 'primitif' şekillerde de olsa- gelişinden fenâ hâlde ürktü ve 1989 yılında Soğuk Savaş'ı sona erdirerek İslâm'a karşı adı konulmamış bir savaş başlattı.

    Burada, çağımıza özgü sinsi, örtük ve esas itibariyle medya üzerinden yürütülen postmodern bir Endülüs felâketi var karşımızda.

    Göremediğimiz yakıcı nokta şu: Küresel kapitalist sistem, son üç yüzyıl içinde, bütün dinlerin, medeniyetlerin, düşünce sistemlerinin ya kökünü kazdı ya da fosilleştirerek antropolojik, ölü kültürlere dönüştürdü.

    Ama aynı şeyi İslâm'a karşı yapmayı başaramadı.

    Yazı için link:
    http://yenisafak.com.tr/yazarlar/YusufKaplan/yeni-endulus-fel%C3%A2ketini-turkiye-puskurtebilir-sadece/50672

    YanıtlaSil
  21. İKRAH-I MÜLCİ (FETHULLAH GÜLEN)

    Getirmeye gittim gözaltına aldılar

    8 yıl önce Gülen'i Türkiye'ye getirmek niyetiyle ABD'ye gittiği bilgisini veren Latif Erdoğan, daha uçaktayken ABD vizesinin iptal edildiğini, bu yüzden havaalanında gözaltına alındığını ve Gülen'le görüşemeden Türkiye'ye geri döndüğünü anlattı. Erdoğan, 'Kendisiyle görüşmeye gitmem için beni defalarca arayan Gülen, o günden beri 'geçmiş olsun' demek için bile aramadı' dedi. Gülen'in ülkeye dönmesinin kendisini kullananlar tarafından da engellendiğini dile getiren Erdoğan, 'Onu getirmek için ABD'ye gittiğimi telefonda birilerine söylemiştim. Tabii telefonlarım dinleniyordu. Yani bu niyetimi birileri biliyordu. Beni bu yüzden engellemiş olabilirler' ifadelerini kullandı.


    Yukarıdaki ifadeler latif erdoğan a ait ikrah-ı mülci de tehditle zorlanan demektir latif beye güveniyorsak hocanın hangi sözü hangi şart altında söylediği veya söylettirildiğini bilmediğimiz için sözlerini kabul edemeyiz
    fakat kendisine kafir münafık v.b ifadelerde söyleyemeyiz

    YanıtlaSil
  22. İkrah-ı mülci dinin bir meselesidir. Kişi ölüm ve yaralama tehdidi altında iken ona yaptırılan amellerden sorumlu tutulmaz. Buna dair Peygamberimizin hayatında iken bir sahabinin tehdit altında kendisine istemediği halde küfür söyletilmiş, ancak Peygamberimiz sahabiyi bundan mesul olmayacağı yönünde teselli etmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. FG meselesinde ikrah-ı mülci olabilir diyenleri, fazlasıyla iyi niyetli görüyorum. Bu kadar zorlamayalım isterseniz. Akıl var, izan var, dünyanın en iyi, en nitelikli aktörü bile olsa, yaşadığı yerde etrafında onlarca kişi olup, dışardan görüştüğü yüzlerce kişiye tehdit altında olduğunu hem de çok uzun bir süre belli etmemesi mümkün olmazdı, illa ki bu kişilerden biri bu durumu öğrenir ve dışarıya sızdırırdı. Bu durum dışarıya sızdıktan sonra, sağır sultanın bile duyacağı bir gerçek olurdu, burada varsayıldığı gibi iyi niyetli bir "ihtimal" olmazdı. Yalnız yaşayan veya hücreye kapatılıp izole edilen birinin ikrah-ı mülci durumunu anlarım ama dışarısıyla bilgi akışının mümkün olan bir kişinin tehdit altında tutulup bunu belli etmemesini neredeyse imkansız bulurum. Zihin kontrolü var diyin, bir ihtimal evet olabilir derim, ama ikrah-ı mülci mi? Lütfen, bu iyiniyet, su-i istimal'e açık olur.

      Sil
    2. Hoca ile ilgili durum ancak Gezi olaylarının ardından şüpheler ortaya çıkmış ve nihayet Dershaneler meselesinde gerçek belirtiler anlaşılmaya başlanmıştır. Halbuki bundan önce birileri durum bu merkezde deseydi başka iktidar olmak üzere hiç kimse inanmazdı.

      Ben Gezi olayları sırasında cemaate bağlı polislerin o zaman polis istihbarat şeflerinin görevden alınması üzerine Gezideki göstericilere şiddet uygulaması üzerine kasten hükümeti zor duruma düşürmek hedeflendiğine dair bir yazıyı okuduğumda şüphelenmiştim. Zaten ondan sonra herşey çorap söküğü gibi geldi. Olayın 2 Şubat 2012 MİT müsteşarını içeri alıp oradan Bakanlar ve Başbakana uzanma hedefi açığa çıkarıldı.
      Gelelim ikrah-ı mülci meselesine... 44 yıllık hizmet hareketinin çok kısa bir süre içinde bir ihanet hareketine dönüşmesi çok manidar... Yakın zamana kadar hizmetlerini takdir ederken birden bu işlerin ardından küresel bir çapanoğlu çıkması, bir gerçeğin zıddına dönüşmesi elbette bir müslüman olarak benim hazmedebileceğim bir şey değil... En azından samimi olarak canlarını ve mallarını ortaya koyan şakirtler adına üzülüyorum. Zaten bu yüzden Başbakanın belirttiği gibi yapılacak karşı operasyonda samimi insanların temizlik harekatında dikkate alınması gerekir.
      Bazı belirtiler hem ikrah-ı mülcinin varlığını, hem de zihin kontrolü anlamında belirtilerin olduğunu düşündürüyor. Bu arada nasılki örnekleri var, ses ve görüntülü kayıtların hiç birine güvenilmeyeceğini gösteriyor. Zira bunlar için fazlasıyla teknik imkanlar vardır. Hocanın ısrarla orada tutulması, oradan almaya giden Latif Erdoğanın uçakta iken vizesinin iptal edilip havaalanında tutuklanmakla tehdit edilmesi de bunun göstergeleridir.
      Hoca orada tehdit altındadır. Çok önemli bir ihanet operasyonunun aktörü konumuna getirilmiştir. Kırk Yıllık Kani nasıl birden Yani'ye dönüşmüştür, bunu incelemeliyiz. Ortada düşman diye gösterilenle, gerçek düşmanı ayırdetmek için basiret lazımdır.
      Bu arada en çok endişe duyduğum husus şudur. Denebilir ki: Kırk yıllık Kani olur mu Yani... Peki ya o Kani aslında Yani idiyse. Yani bize kendisini hep Kani olarak tanıtmışsa iş o zaman daha vahimdir. İşte o zaman o dehşetli kardinal meselesini düşünmeye başlarız.
      İslamiyet bize kişinin beyanı esas olduğu üzere, eğer o kişinin ikrar etmediği gizli bir içyüzü varsa bile, beyanına göre hüküm veririz. Taki onun hakkında dinen gerçek kanıtlar bulununcaya kadar. Zira tarihte ehl-i küfürden olduğu halde kendini müslüman gösterip müslümanaları aldatan ve islam aleyhine çalışan kişilerin varlığını da gösteriyor.
      Allah hepimizin akıl sağlığını ve imanımızı korusun.
      Sonsöz: Hüsn-i zan, ama adem-i itimad... (Hüsnü zan etmek, ancak fazla güvenmemek)

      Sil
    3. Kani: müslüman ismi.... Yani: Hristiyan ismidir.

      Sil
    4. söylediğinde doğru ancak insanın olanlara inanası gelmiyor ALLAH(C.C) peygamber kitap deyip ağlayan bir kişinin bunu yapması hayret bu ara FG nin acaba medreseden alınmış icazeti varmı küçük dünyam da yanında okuduklarından bahsediyor (2 yıllık bir süre) ancak icazet konusunda bir şey yok

      Sil
    5. http://www.youtube.com/watch?v=m0eZovRg0uk

      Sil
  23. Türkiye tarihinin en önemli bir yol ayrımındadır. Milletimiz kendi tercihi ile ya hür olarak var olacak, ya da kalın bir boyunduruk altında Müslümanlar ezilecektir. Tercih bizimdir.

    YanıtlaSil
  24. Suudi Arabistan İhvan-ı müslimin ve Haması terörist örgütler listesine aldı. Bundan sonra İhvanı övmek yada savunmak terör suçu işlemiş sayılacaktır.

    YanıtlaSil
  25. Bediüzzaman'ın talebesi Fikri Meriç Hoca'dan Erdoğan istiharesi:

    Üstad Bediüzzaman'ın talebelerinden Fikri Meriç Hoca, 17 Aralık operasyonu sonrası hükümetin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın durumu ile ilgili istihareye yattığını açıkladı.

    Talebelerinin "Tayyip Erdoğan hakkında bir rüya gördüğünüzü söylemiştiniz onu anlatabilirsiniz?" sorusu üzerine 17 Aralık sonrası gelişmelerle ilgili istihareye yattığını istihare sonucu ümmetin, Tayyip Erdoğan'ın arkasında olarak gördüğünü ifade etti.

    Meriç gördüğü rüyayı ve düşündüklerini şöyle açıkladı:

    "Bu işler böyle olduktan sonra "bu Tayyip'in hali şanı nedir, nasıldır?" diye istihareye yattım. Akşamdan istihareye yattım. Hemen gözüme uyku girdi. Baktım ki bütün alemi İslam toplanmış Tayyip'in kapısında, Tayyip'e dua ediyor. Böyle Arabistan halkının kıyafetleri gibi uzun uzun elbiseli insanlar, Müslümanlar toplanmışlar Tayyip'e dua ediyor.

    Duada şöyle idi:

    "Allahümmensuruhu biyedike leke Allahümmeyyidhu biyedike leke vezma beyne ve beynek"

    Manası:

    Ey Allahım sen kuvvet ve kudretinle ona yardım et. Allahım sen kuvvet ve kudretinle onu teyid et, destekle... Allahım kudretinle Senin ile onunla senin aranı birleştir.("Yani himayen altına al" diye...)

    Akşamdan sabaha kadar bu dua uykumda devam etti. Uyandığımda yine bu dua dilimde devam ediyordu. O zaman dedim ki "inşaallah memleketimiz için akibeti iyi olacaktır. Bu durumda hükümetimizi desteklemek en doğrusu olacaktır."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "vezma beyne ve beynek" kelimesindeki "vezma"'yı anlayamadım.

      Sil
    2. Mustafa bey, ilginçtir, cemaat cenahında da tam tersi istihare sonuçları manevi keşif açıklamaları yer alıyor. Bunları sanalda ve etrafımda duyuyorum.

      Sil
    3. Blogumda medyada yayınlandığı için bu istihareyi yayınladım. Bundaki amaç Risale-i Nur okuyan cemaatler halihazırdaki Cemaat-İktidar çatışmasında iktidarı desteklemektedirler. Cemaatin hasbelkader bir Risale-i Nur mazisi olduğundan cemaatin iktidar aleyhine geçmesi sebebiyle Nur talebeleri yanlış anlamayı önlemek amacıyla deklarasyon yayınladılar.
      Diğer yandan cemaatinde kendi açılarından rüyalar yayınlamalarının hakikati nedir? Acaba herkes kendi psikolojisine göre mi rüyalar görüyor. Yoksa bu konuda da suistimaller mi var? Hakikatı Allaha havale ediyoruz. Rüyalar bir kanaat verir, ama delil olmaz. Belki yalan söylemediğine inandığımız kimselerin gördüğü rüyalar da bizim için senet olabilir.

      Sil
  26. Mürşid-i kâmil arayan Abdülhakim Arvasi Hazretlerine tabi olsun. Şimdiki yalancılara değil, Üstad Necip Fazıl'ı da yetiştiren o mübarek zâtdır. Vefat etmiştir ama kutb olduğu için irşad etmeye devam etmektedir Hazreti Mehdi aleyhirrahme gelene kadar. İnsanın imanını çalmak isteyen, Allah yolunu tıkayan iman hırsızlarına aldanmayın. Efendi Baba kuddise sirruh gerçek mürşid-i kâmildir. Vefat etmesi feyzlerinin kesildiği anlamına gelmiyor. Silsile-i Aliyye büyüklerindendir. Tavsiye niteliğinde yazdım bu yazıyı "bu zamanda mürşid kim" diye soranlara. Araştıran bulur kitaplarını, muhabbet duyan bağlanır. Bağlanıp sebat eden de erer. Vesselam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun kardeşim... Bu tavsiyeye kulak verenler olacaktır...

      Sil