.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

27 Şubat 2014 Perşembe

BAŞBAKANA DARBEYİ BİLDİRMİŞTİM / TEVFİK DİKER

Tevfik DİKER



 Başbakana darbeyi bildirmiştim

29 Kasım 2013 günü Başbakan Erdoğan'a iletilmek üzere Özel kalemine  aşağıdaki e-mektubu gönderdim.
Mektupta darbe yapılacağını açık seçik yazdım.
Tarihe ışık tutması ve bugün yaşananları daha iyi anlayabilmek için mektubu kamuoyuyla paylaşıyorum.
 İşte o mektup:

Sayın Başbakanım,
26 Kasım 2013 Salı günü İstanbul’dan gelen yüz yüze görüştüğüm bir işadamı çok ilginç şeyler anlattı.
Bu zat Ankara’ya gelmeden önce Silivri’ de Özden Örnek ile Ankara’ da Mustafa Balbay ile görüşmüş.
*İki gün içinde MGK Tutanağı açıklanacak” dedi.
*Taraf’ta yayınladığı sabahı telefonla aradı dediğim çıktı gördün mü? Dedi.
“*Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına aday olmasın, aktif siyasete son versin, ona dokunulmayacak ama ısrar ederse çok acı çekeceği günler gelecek.4 ayda neler olacak neler göreceksin. Dedi.(Bunları kardeşim gibi sevdiğim ve güvendiğim Yeni Şafak Yazarı Tamer Korkmaz, ile anında paylaştım.)
“Sıkı durun;”Devrim” hazır cümlesini de kurdu.
Detay olarak, TSK tavanından değil tabandan gelecek Sıkıyönetim olmayacak, tüm siyasi partiler fesih edilecek, çok kısa sürede seçim yapılacak v.s anlattı.
Buna devrim değil darbe denir dediğimde adına ne dersen de dedi.
 27 Mayıs ile12 Mart usulünün karması gibi bir şey.

Sayın Başbakanım,
Silivri, Balyoz, Sincan, Cemaat, Baronlar, ABD Yahudi Lobisi, diğer içki, tütün lobileri, çeteler mafyalar, CHP-MHP- İP hepsi el ele verdiler.
Tek hedefleri zatı âliniz.
BU konularda aldığım duyumları ve bilgileri araştırmacı yazar kimliğimle www.eurovizyon.co.uk ve www.akgorus.com’ da Kurtlar Medyası sembol isimle 11 aydır yazmaktayım.
Çünkü ekranları ve gazetelerin köşelerini şahsıma kaptılar.
Sözde bazı muhafazakar maskeliler de bu oyuna alet oldular.
Yazılarımda kimin eli kimin cebinde açık seçik ortaya koydum.
Yoğun çalışma temponuz nedeniyle bunlardan haberdar olmamış olabilirsiniz.
Yılmadım yazılarımı ve bilgilerimi sosyal paylaşım ağlarında paylaştım.
Katıldığım TV programlarında ifade ettim.
Güvendiğim Sayın Mehmet Barlas ve Canan Barlas’a anlattım.

Sayın Başbakanım,
Anlatılanların ve bildiklerimin hepsini yazamadığımı takdir edersiniz.
Tesadüfe Bakın!..
Fethullah Gülen Hocaefendi,, "Elimden gelse Silivri'de yatanları dışarı çıkarırım" dedi.
Taraf Gazetesi "Güleni Bitirme kararı 2004 te alındı" başlıklı haberi yaptı 
Taraf'ın gündeme getirdiği MGK belgesinde imzası olan Abdüllatif Şener "MGK belgelerini incelemeden Ergenekon, Balyoz kararı vermek yanlış. Yargılamaların gözden geçirilmesi zorunlu hale geldi' dedi.
 Bana göre Taraf Gazetesinin,  Cemaat destekli son yayınları Ergenekoncuları ve Balyozcuları kurtarma operasyonudur.

Tarafıma ulaşan bilgilere göre hapisteki "Darbe Günlüklerini" yazan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek de olayın tam göbeğindedir.

Sayın Başbakanım,
Yeni Türkiye sevdalısı biri olarak baronlarla, darbecilerle, cuntalarla, lobilerle, statükoyla yaptığınız ve yapacağınız mücadeleyi destekliyorum.
Her türlü riske rağmen mevcut mütevazı imkânlarla destek verdim ve vereceğim.
Sağlık dileğimle selam ve saygılarımı sunarım.

Tevfik DİKER
19-20.Dönem Milletvekili
Araştırmacı-Yazar
29 Kasım 2013

Kaynak: Manisa Manşet gazetesi

4 yorum:

  1. Mehmet Ali Bulut'un 26 Şubat 2014 tarihli yazısından.... / Haber7

    Herkes birilerini gözetliyor ben de gözlemliyorum

    HERKES BEKLİYOR SİZ DE BEKLEYİN
    Herkes, diğerinin felaketini gözetliyor. Güya hadiseler öyle gelişecek ki, “hasım helak olacak” kendisi abad olacak. Bilmiyor öyle musibetler gelince yaş kuru herkes yanar. (Enfal,25) Yahut umurunda değil. Tek hasmına bir şey olsun da isterse memleket yansın, taş taş üstünde kalmasın! Bizans'ı, halkı, öyle bir öfke seli içinde iken aldık. Her halde böyle bir öfke seliyle de kaybedeceğiz!

    Bu hal rahmani değil, İslami değil, insani bile değil. Ama pekâlâ bir kişi için bir ülkenin, bir şahıs için bir kitlenin ateşe atılmasına imanları ve İslamiyetleri elveriyor. Üstelik bu insanlar, yıllarca “bir gemide 10 cani, 90 masum bulunsa o gemiyi batırmak vicdanî ve meşru değildir” kıssalarını dinleye dinleye büyümüşler…

    Kur'an bu haller için hakiki müminlere şu talimatı veriyor:
    “Herkes (felaketin gelip hasmına isabet edeceğini umarak) bekliyor. Siz de bekleyin. Yakında bileceksiniz; doğru yol sahibi kimdir ve doğru giden kim?” (Taha, 135)
    Geçen gün bu ayet dikkatimi çekti. Düz bir mantıkla bakınca gördüm ki, herkesin birbirini izlediği, gözetlediği, birbiri hakkında kayıt tuttuğu, belge topladığı, kuyusunu kazdığı bu zamana parmak basıyor. 1400 yıllık bir zaman dilimi içinde bu ayetin işaret ettiği hallerin yaşandığını biliyorum. Merak ettim, hangisine matematik değer olarak da bakıyor bilmek istedim. Çünkü Cemel Vakaası (Hz. Ali ve Aişe) öncesinde, Emevi devletinin kurulması safhasında (Hz. Ali ve Muaviye), Endülüs'ün düşüşü hengâmında ( o gün de Abdullahı Sağir aleyhine İzabel ile işbirliği yapan Müslümanlar vardı) , Cengiz istilasının başlaması öncesinde Harizmşahlar ülkesinde (Alaaddin Tekiş ile annesi Terken Hatun arasında) aynı haller yaşanmıştı.

    “Mu-ta-rab-bi-sun, FE-te-rab-ba-sû” harflerinin matematik değerlerini aldım. Aradaki FE bağlaç olduğu için hesaba katmadım. Baktım ki 1435 ediyor. Yani bu yıla tekabül ediyor. O zaman kendi kendime: “Demek ki, bu gün Türkiye'de yaşanan fitne, Cemel Vakaası'ndan daha büyük. Bu bir nihai kapışma… Kuran, Müslümanlar arasında bugüne kadar yaşanmış benzer hadiseler içinde en kritik bunu buluyor ki ona matematik hesap ile de işaret etmiş!” dedim…

    Allah'tan çok beklemeyeceğiz. Çünkü ayet, “Fe -sete'lamûnu” diyerek, “kimin doğru yol sahibi olduğunu ve kimin hidayet üzere olduğunu çok yakında öğreneceksiniz” buyuruyor. “Gözetleyiniz!” fiili çokluk ifade ediyor ama gözetlenen tekil olarak karşımıza çıkıyor. Yani her iki taraf için de muhatap bir şahıstır (Ayetteki men bunu ifade ediyor). Fakat “eshab” kelimesi çokluk ifade ediyor. Yani “gözetlenen, gözlemlenen bir şahıstır amma etrafında geniş bir yârânı ve ashabı vardır”, diyerek kavganın iki insan etrafında cereyan ediyor olmasına rağmen kitleleri etkilediğine işaret ediyor. (Şu Kur'an ne muhteşem ya Rabbi!)
    İki İslam taifesinin birbiriyle didiştiği o hadiselerin her birinin sonucu her şeye rağmen hayırla akibetlendi. İçlerinde en elim olanı Endülüs'tü, gitti ve bir daha gelmedi.

    Mesela Cengiz istilası başımıza saran fitne olmasıydı ve fitne sonucu Moğol istilaları İslam dünyasını hallaç pamuğu gibi atmasaydı, belki bugün hala İslam dünyası Hasan Sabbahların sultası altında inleyecekti. O istiladır ki, İslam medeniyetini tarumar etti amma ehli sünnet itikadının yeniden güçlenip hayatlanmasını da sağladı. Bakarsınız bu yaşananlar da hem siyaseten hem sosyal açıdan İslam'ı daha iyi temsil edecek, İslam'ın adaletini âleme gösterecek bir ekibin bir cemiyetin gelmesine, çıkmasına hizmet eder…

    Demek ki ehli insaf müminlere düşen, beklemektir; bekliyoruz. Rabbim çok yakında emanet sahibini bize gönderir ve biz de onu tanırız. Öyle sanıyorum misyonu üstlenen Tasavvufa aşina Nurlara vakıf bir delikanlıdır ki, öfkesi aklını örtmez. Zalime karşı şedit, mümine karşı mazlumdur… İslam'ı, hasım yaratmadan yaşatır. Çünkü bundan sonraki safha, Bediuzzamanın tarzı hayat ve siyaset yaptığı Müsbet Hareket ekseninde oluşacak…

    YanıtlaSil
  2. MGK toplantısında devlet içine sızmış paralel yapılanma ile mücadele kararı alındı. Bu mücadelede; mütedeyyin, sosyal sorumluluk ve dayanışma bilinciyle hareket eden tabandaki samimi kitle rencide edilmeyecek

    YanıtlaSil
  3. http://www.ensonhaber.com/sundays-zaman-secimlerde-uluslararasi-gozlemci-olmali-2014-03-02.html

    Seçimler üzerinden iç savaşı çıkarabilecek senaryolara hazırlık başladı. Umarım, bu planlar herkes tarafından bugünlerde yaygınlaştırılarak akim bırakılır. Ne kadar afişe edilirse, gerçekleşmesi imkansızlaşır bu kurgu.

    YanıtlaSil
  4. CNNTURK'te Ankara Günlüğü programında gündeme ilişkin tartışmaları değerlendiren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, rüşvet ve yolsuzluk soruşturması ile hükümetin yıkılmak istendiğini ve Türkiye'nin bir kaosa sürüklenmek istendiğini söyledi.

    Arınç, bu soruşturmaların Fethullah Gülen'i de aşan bir "üst akıl" tarafından planlandığını iddia ederek, "Bir üst akıl bunları planlamış. Ama bu üst akılın kim olduğunu söylemem. Günü gelince yazar, söyleriz" dedi.

    Arınç konuyla ilgili şöyle konuştu:

    Ben zannediyorum, bir üst akıl - bunda Hocaefendi'yi de kastetmiyorum- belki daha yukarıda bir üst akıl Türkiye'de böyle bir operasyonu planlamış.
    ...........
    Benim de şahsi yorumum böyle... Uluslararası bir güç F. Gülen'i çevreledi. Hoca muhtemelen ikrah-ı mülci kaideleri dahilinde tehdit altında tutuluyor.

    YanıtlaSil