.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

10 Ocak 2014 Cuma

TÜRKİYE AVRUPA’DAN DIŞLANACAK, NATO’DAN AYRILACAK…

Osman Akfırat hazretlerinin bildirdiğine göre Türkiye 3. dünya savaşından önce Avrupa’dan dışlanacak, daha sonra Türkiye Nato’dan da ayrılacak. Bu durum ülkenin kendi içine kapanacağını gösteriyor. Şu anda Erdoğan’ın devrilmeye çalışılması tamamen Türkiye’nin batı kontrolünden bağımsızlaşmasını önlemeye yönelik olduğundan durum gösteriyor ki, batı Türkiye’nin kontrolünü kaybedecek ve bu yüzden Türkiye’yi izole edecek demektir.

Bu durum Türkiye’nin artık batı kontrolünde olmadığını gösteriyor. Bu ne zaman olabilir?

Nazım Kıbrısi’ye göre üç aylık tertip hükümeti gelecektir. Bu hükümetin Cumhurbaşkanı bir gasıp, başbakanı ise çocuksuz biri olacak denmiştir. Türkiye’nin Avrupa’dan dışlanması ve ardından Nato’dan çıkması bu tertip hükümeti döneminde olabilir mi? Yoksa üç aylık bir tertip hükümetinin ardından başa milli iradeye dayalı bir hükümet gelince bu hükümete reaksiyon olarak mı batı tavır alacaktır bilemiyorum.

Bediüzzaman’a göre Osmanlı devletine ve onun varisi Türkiye’ye karşı üç suikast teşebbüsü olmuş ve olacaktır. Üçüncü suikastın zamanının içinde bulunduğumuz dönem olduğu aşikardır. Üçüncü suikast ise Mehdi ve şakirtleri tarafından defedilecektir.

Türkiye, çoklarının da ifadesi ile batı tarafından “ya tamam, ya devam” konumundadır. Lozan’da Türkiye’ye 100 yıllık bir hayat hakkı tanıyan batılılar, bu sürenin sonuna gelindikçe ülkemizi sıkıştırmaktadırlar. Erdoğan ile birlikte Türkiye’nin batı kontrolünden hızla bağımsızlaşmaya başlamıştır. Şimdi batılıların önünde iki seçenek bulunmaktadır. Ya Erdoğan’ı devirip batıya itaatkar bir hükümetle batının çıkarlarına uyumlu bir şekilde devamına izin verecekler, ya da Türkiye’nin ölüm fermanını imzalayıp Türkiye’yi tarihten sileceklerdir. Yerine etnik ve mezhepsel temellere dayalı devletçikler gelecektir.

Nasıl Lozan’ın akabinde Türkiye’nin mazisi ile bağları kesilmiş ve dindarlar üzerinde şiddetli baskı dönemi gelmişse, 28 Şubatın da ispatladığı gibi yeniden çok şiddetli bir baskı dönemi başlayabilir. Ancak anlaşılan bu sefer islamın içi boşaltılıp yerine Bediüzzaman’ın “prutluk mezhebi “dediği, şeriattan soyutlanmış bir islami Protestanlık anlayışıyla islam batıya tehdit olmaktan çıkartılacaktır. 

Yani onlara göre islam Protestanlıkla ya batıya boyun eğecek, ya da din olarak yeryüzünden silinecek. Buna göre ya batıya boyun eğip yaşamayı tercih edeceğiz;  veyahut direnip “ya istiklal ya ölüm” diyeceğiz.  

Cenab-ı Allah Mehdi ile islam aleminin karanlıklarını dağıtacak diye müjde verilmiştir. Savaş sonunda batı yerle bir olup çökecek,  islam alemi ise yükselecektir.

TÜRKİYE GÖZ BEBEĞİMİZ !

74 yorum:

  1. Yazınızda katılmadığım yerler olmakla beraber, batının bizimle bağı kesme anına denk gelecek olan hükümet bu hükümet olacaktır.Osman akfırat efendi devamında; o zaman başımızdakiler çok üzülecekler buna ama ne rahmet olduğunu daha sonra anlayacaklardır diye beyanda bulunmuştur. Bu hükümet gerçekten öyle bir durumda çok üzülecektir. Ne de olsa ılımlı İslam ve batıya kayma bu devirde olduğu gibi hiç olmamıştır. Ancak son dönemde ve son yıllarda, sille yiyen hükümetimiz batının aslında kim olduğunu geç de olsa öğrenmiş. Ellerinden geldiğince karşı atak yapmışlardır. Mesela birisi çin füzesi olayıdır. Milli Görüş camiasının başta yapmış olduğu uyarılar pek mana ifade etmemiş olsa da, başbakanımız en sonunda o batının Türkiye'de ki asıl oyuncağının kim olduğunu anlamış ve cemaate karşı bir tavır takınıp savaş açmıştır ki Allah üstün etsin.

    Başbakan bazı konularda hala uyanamamıştır veya geç uyanmıştır. Yine de elinden geleni yaptığını düşünüyorum. En son hali önemlidir bizim için. Gerisi Allah ile kendi arasındadır.

    Şimdi büyük ihtimalle, Türkiye parçalanacaktır kısa periyot içinde. Önce ekonomik olarak sonra bütünsellik bağlamında ve daha sonra depremler savaşlar işgaller kuraklık.... Ettiğimizi bulacağımız günler gelmektedir. Sonu ise hayırdır inşAllah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Batının bizimle bağı kesme anına denk gelecek olan hükümet bu hükümet olacak" ise üç aylık tertip hükümetinin zamanında -eğer bu hükümet dış güçlerin istediği hükümet ise batı ile ilişkilerin restorasyonu lazım gelir.
      Halbuki bunun ardından Türkiye'nin Nato'dan da çıkacağı belirtilmiş. Nato'dan çıkacak olanlar da mı Tayyip hükümeti... Üç aylık tertip hükümeti yıkılıp yerine Rical-i gaybin tensibiyle milli irade hükümeti kurulduğunda, Nazım Kıbrısi ifadesince bütün izm'lerin Amik ovasında yok olmasıyla, o büyük temizliğin ardından hürriyet-i şeriye zuhur edecek...
      Mehdi denilen zatı cemaatler sahipleniyor. Cemaat mehdisi ne ölçüde umum ümmete hitap eder bilemem. Ancak Mehdi olarak ilan edilecek zat kim olursa olsun başımız gözümüz üstünedir. Bediüzzaman Mehdi’nin nurani cemiyetinden bahseder.
      Batıdan dışlanma ve Nato'dan ayrılmanın ardından Rusya Avrupa’yı yerle bir edecek. Bu yüzden bunun ne büyük bir rahmet olduğu anlaşılacak deniyor. Ruslar İstanbul’u işgal edecek. 6 ay sonra savaşsız geri verecek.
      Ancak hala anlamadığım şey bazı veliler 3.dünya savaşına Türkiye katılmayacak derken kimileri de İsrail’in Suriye ve Hatay üzerinden saldırması, Yunanistan’ın eş zamanlı batı Anadolu’ya saldırması, Rusya’nın kuzey-doğu'dan Türkiye’yi işgali, hatta İran’ın doğudan saldırmasından bahsediyorlar.
      İran Hürmüz boğazına müdahale edince Batılılar ve Arapların saldırısıyla yerle bir olacak.
      Bunun ardından Türkiye’de büyük kaynaşma olacak. Bu kaynaşma nedir? İç savaş mı yoksa Türkiye’nin islam dünyasını kurtarmak için müdahalesi mi? Zira Bediüzzaman “Kahraman ordu elindeki kılıncı ayağına vurdurmaz, düşmanına vurdurur. Kur’ana hizmetkar eder. Ağlayan alem-i islamı güldürür demiştir. “ 2017 yılında İsrail’e vuracak denmiştir.
      Mustafa Özfatura Amerika’nın Toros dağları eteklerinde bir milyon ölü bırakarak yenilecek ve geri çekilecek demiştir. Ayrıca Ermenistan’ın sayısı binlere kadar azalacak der. Yunanistan yenildiği zaman Batı Trakya ve Ege adalarını Türkiye alacak derler.
      Puzzle’ın parçalarını bir araya getirmeye çalışıyoruz. Ama görüyoruz ki gaybın anahtarları Allah’ındır.

      Sil
    2. Şüphe yok ki Allah, doğrusunu bilir...

      Ancak Türkiye'nin yön değiştirmesinin tabiatı itibarıyla ben mümkün olduğunu düşünmüyorum ayrıca Avrupa'nın bu memlekete verdiğinden çok aldığı olmuştur, bu yüzden Türkiye'nin asıl müttefiki (kimi zaman sağlıklı ilişkiler kurma konusunda ne kadar sıkıntı yaşasak da) Amerika'dır ve Türkiye Amerika'nın bir müttefiki olarak Nato'daki yerini korumak durumundadır.

      Yazdıklarınıza gelince olası bir yön değişikliği ise, şu şekilde olabilir, belki: Türkiye yerel ya da genel seçimlerden sonra bir şekilde karışır iç savaş başlar ordu darbe yapar, darbe yapan orduda böyle bir eğilim doğar ve Türkiye yönünü Rusya olarak tayin eder. Fakat böyle bir karar için kanımca geçtir, bu yüz sene önce dünya çift kutupluyken yapılmalıydı. Kanımca milletin menfaatine uygun düşen Türkiye iç savaşa girerse ordu darbe yaptıktan sonra büyük ortadoğu savaşı ya da dünya savaşı koşulları başladığında kendi iç meselelerini göstererek "tarafsızlığını ilan etmesidir". Eğer muhakkak savaşa girmeyi düşünüyorsa da müslüman ülkelerin olduğu blogu (muhtemelen Rusya ve Çin'in öncüsü olacağı tarafı) seçmelidir. Ancak bana sorarsanız içsel temizlik yani 'kendi pisliklerimizi temizlemek' -ne kadar ahlakını değerlerini yitirmiş olsa da- milyonlarca kendi insanımızı kaybetmekten yeğdir. Tabii Hakk, hakkımızda doğrusunu bilir, eğer bu kadar adaletsizliğin ve yalanın cezasının bir kısmı bu dünyada boynumuza geçirilecekse, ip kalındır, ve boynumuz da incedir. Selametle.

      Sil
    3. İşte başımız da Müslümanlar olur diye belirtiyor ya mübarek, ona isnaden Tayyip hükümeti olabileceğini söyledim. Sanırım kimse itiraz etmez; bu hükümet AB ye girebilmek için çok şeyler yaptı, hatta kimsenin yapmadığı şeyler, yani doğal bir üzüntü olacağı kanaatindeyim. Yüzünü Ruslara dönmesi ise sanırım işbirliği babında olacaktır.

      Bu arada Süfyani karkısia da Türkleri ve rumları öldürür diye bir hadisi şerif var. Süfyani batıdan tarafsa (nato), öldürülecek Rumlar; Ruslardır, bizimle beraber.

      Sil
    4. Şahsen ülkemiz için en çok korktuğum bir iç savaş ihtimalidir. O yüzden Hz.Ali'nin "Türkler cuş ettiğinde, Mehdi'ye muntazır ol" sözünün mahiyeti ve kastı nedir bilmek lazım. Coşup taşmak, kaynamak: hem iç savaşa da delalet edebilir, hem de batının islam ülkelerini ağlattığı bir sırada elindeki kılıncı düşmanına vurması ve islam alemini güldürmesi olabilir.
      Abdullah Dağistani'ye göre Türkiyede bir inkılap olur demesi ne manadadır? İnkılap değişim de olabilir, herşeyi alt üst eden bir ihtilal de olabilir. Gayb yasağı gereği mübarek zatlar gaybi haberleri böyle perdeli anlatmışlar. Bu kadar bilgiye rağmen henüz net bir şekilde bir tahminde bulunamıyorum.
      Bu arada başımzda Müslüman yöneticilerden kasıt Erdoğan ise bu durumda Erdoğanın bütün bu badireleri atlatacağı manası çıkıyor. Ama bu sefer bir kaç yerde belirtilen Erdoğanın 12. senede bırakacağı konusu çelişkili oluyor. Araştırmalarımda her iki ihtimale ait kayıtlar var. İsabet kim eder göreceğiz...

      Sil
    5. Blogumda devleti savunacağım derken gereğinden fazla siyasi pozisyon almaktan rahatsızım. Savunduğum bir parti değil, şimdiye kadar islam lehine hizmetleri olan bir hükümeti düşmanlarına karşı savunmaktı. Ancak şimdi iki Müslüman tarafın çatışması çok sıkıntı veriyor. Daha bir yıl öncesine kadar cemaatin uluslararası hizmetlerini takdir ederken bu kadar kısa sürede iki gücün birbirine karşı durum alması sanırım bir çok kimsede rahatsızlık oluşturuyor. Bu çatışma her iki tarafı yıpratacak. Bundan sonra değerlendirmeleri daha serinkanlı yapmakta fayda var. Doğru olan ne? Eğer cemaat hükümeti entrika ile devirmeye çalışıyorsa bu kabul edilemez. Diğer taraftan beytülmal yağmalanıyorsa bu da hoş görülemez. Ehl-i dünya para alırken rüşvet diye alıyor. Dindar para alırken hizmet diye alıyor. Sonuçta fark ne anlamıyorum.

      Bediüzzaman zulmeden hapishane müdürüne beddua etmek ister. Sonra bahçede oyun oynayan çocuğunu görür. O masum zarar görmesin diye vazgeçer.

      Osmanlıda bir gayrimüslim devlete isyan ettiğinde iki şıkkı vardı. Müslüman olursa idamdan kurtulurdu. Halbuki devlete isyan eden Müslümanın cezası doğrudan idamdı. Bu yüzden celali isyanlarında onbinlerce kişi idam edildi. Ama Sabatay Sevi Müslüman oldu. Kelleyi kurtardı.

      Daha önce de yazdım. nedense Müslüman, bir kafire alicenaplık gösterir, onu affeder. Ama aynı alicenaplığı kendisine rakip bir Müslümana göstermez.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. -Türkiye 3. Dünya Savaşı'ndan çok büyük zararlar görecek (komşu ülkelerden).
      -Doğal afetlerden çok büyük zararlar görecek.
      -Sağ ve sol gruplar arasında iç savaş çıkacak.
      -Batılılar'la birliktelik bozulacak ve Türkiye'de onların fitnesi başlayacak.
      -Süfyani'den önce dünyanın birçok yerinde önceki cabbarlardan çok daha şerli kişiler zuhur edecek ve bunlardan bazıları Türkiye'ye de zarar verecekler.
      -Dünyanın her yerinde kıtlıklar görülecek ve milyarlarca insan ölecek.
      -Dünyanın her yerinde hastalıklar görülecek ve milyonlarca insan ölecek.
      -Süfyani fitnesi Türkiye'de de görülecek.
      -Fırat dağı kuruduktan sonra yine çok büyük bir depremle yarılacak ve altından altın ve gümüş hazinelerini açığa çıkaracaktır ve bütün milletler oraya üşüşecekler ve her 100 kişiden 99'u ölecek.
      ÖZETLE; en az her 10 kişiden 9'u veya %90-%99'u ölecek.

      Sil
    8. Bediüzzaman Hazretlerinin Defterinde Yazılı olan 33 Hadisi Şerif
      (9 nolu hadise dikkat)

      Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, 3. defa girdiği Afyon Medrese-i Yusufiyyesinde, şu gelen 33 hadis-i şerifeyi kendi evrak defterinde yazmış, bilâhare bazı nur talebeleri de, kendi defterlerinde kaydetmişler. Bunların bazılarını Bediüzzaman kendi kalemiyle tashih edip, bazı Arapça ve Türkçe hâşiyeler ilâve etmiştir.
      ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
      1. “İlmi öğreniniz. Çünkü onun öğrenilmesi, Allah’a karşı haşyettir. Talebi, ibadettir. Müzakeresi, tesbihtir. Ondan bahis ise, cihaddır.”
      2. “Bir âlimin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması, yetmiş saat ibadetten hayırlıdır.
      3. “İlmin talibi (talebesi), RAHMAN’ın talibidir. İlmin talipçisi, İslâm’ın rüknüdür. Onun ser-ü mükâfatı, Peygamberlerle beraber verilir.”
      4. “İlim talep etmek, Allah’ın katında nâfile namaz, oruç, hacdan ve fiy-sebiylillah olan cihaddan efdaldir.”
      5. “İlminden menfaat görülen bir âlim, bin abidden hayırlıdır.”
      6. “Din ile dünyayı talep edenlere veyl olsun.”
      7. “Bir âdemin bir hikmet kelimesini işitmesi ve duyması, bâzen olur ki, ona bir sene ibâdetten hayırlı olur ve bir saat ilim müzakeresi yanında oturmak, bir köle azad etmekten daha hayırlıdır.”
      8. “Cenâb-ı Hak, bir âdemi senin elinle (vasıtanla) hidayete getirmesi, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha çok sana hayırlıdır.”
      9. “Cenâb-ı Hak şu ümmetin üstünde hem deccalın kılıcını, hem de büyük harbin kılıcını beraber cem etmeyecektir.” ( Mülâheme-i Kübrâ olan ikinci Harb-i Umumi, âlem-i İslâm’ı hırpalamadığı işaretiyle, İslâmlar içinde bir deccal, âlem-i İslâm’ı başka bir surette hırpalayacak.)
      10. “Hilafet-i İslâmiyye, babamın kardeşi amcam Abbas’ın oğullarından zâil olmayacak. Tâ onu deccala teslim edinceye kadar.”
      11. “Ulemanın mürekkebiyle şühedâ kanı muvâzene edilse, muhakkak ki Allah yanında, ulemanın mürekkebi, şühedânın kanından râcih gelecektir.”
      12. “Şedid, kuvvetli, kahraman o değildir ki, insanları mağlup etsin. Belki kahraman odur ki, gadap ve hiddet anında, nefsini mağlup eder.”
      13. “Bir müslümanın, bir müslüman kardeşinin hidayetini arttırıp, kötülüklerden onu alıkoyan bir hikmet kelimesi söylemesi ; ona bir hediye ihda etmesinden daha hayırlıdır.”
      14. “Halk-ı Ademden (A.S.) tâ kıyamete kadar, âlem-i insaniyyet arasında, deccal hâdisesinden daha büyük bir umur, mes’ele yoktur.”
      15. “Bir ilim talebesi, ilim tahsil ederken eceli gelse, vefât etse, onun derecesiyle Enbiyâ derecesi arasında, bir peygamberlik mertebesi kalır.”
      16. “Kim ki ilimden (yâni ilm-i imânî ve tahkikîden) bir bâb, bir mes’ele taâllüm ederse, onunla amel etsin etmesin, bir rek’ât nafile namazdan efdaldir. Eğer öğrenmekle beraber amel de ederse, yahut onu başkasına da öğretirse, o zaman tâ kıyamete kadar, onun o büyük sevabı ve onunla amel edenin sevabı onun olacaktır.
      17. “Kim ki İslâmı ihya etmek niyetiyle ilimden bir bâb tahsil ederse, onun derecesiyle peygamberlik derecesi arasında, yalnız bir kalmış olur.”
      .”

      Sil
    9. 18. “Bir mü’minde dört şey, dört ahlâk ictima ettiği zaman Cenâb-ı Hak, o dört ahlâkıyla ona cenneti vacip etmiş olur:
      Lisanında SIDK ( Doğruluk.Yâni yalan söylememek).
      Malda SEH (Yani cömertlik).
      Kalpte meveddet, SEVGİ.
      Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etmek.
      19. “Mütekellimînden birisi gelecek, Kur’an’ı (Kur’an’ın hakikatlarını) öyle bir tarzda ders verecektir ki, ondan sonra, onun gibi o ders ve talimi veren olmayacaktır.”
      20. “Bir ilim talebesi ilim tahsil etmekteyken ölüm ve ecel gelse, vefat etse şehiddir.”
      21. “Kur’an’ın hamelelerine ikrâm, hürmet ediniz.” (Kur’an’ın hameleleriyse, ya Kur’an’ı hıfzedenlerdir, veyahut Kur’an’ın hakikatlarını yaşayanlardır.)
      22. “Ulemaya hürmet ediniz, ikrâm ediniz. Çünkü ulemâ, peygamberlerin vârisidir.”
      23. “İlmin efdali iman ilmidir. Bu ilimle az olan amel, ilim ile olduğu için menfaat verir. Fakat çok amel cehil ile olsa, menfaatsizdir.”
      24. “Cenâb-ı Allah (C.C), mü’min kulunu tecrübe ve imtihan için, musibet ve belaya giriftar eder. Fakat, O’nun bu iptilâi ve denemesini, o mü’min kulunun üstünde kerâmât ve ikrâmını izhar içindir.”
      25. “Said, fitnelerden uzak kalmış kimse, musibet ve fitneye giriftâr olduğu hâlde, sabreden kimsedir. Böyle adam ise, çok garip ve pek nadirdir.”
      26. “Muhakkak fitne gelmektedir. İbâdı (insanları) parça parça edecektir. Ancak âlimler ondan kurtulurlar.”
      27. “Âhirzamanda, şiddetli ve dehşetli bir belâ gelecek. Herkese isabet edecek. Ondan kurtulan olmaz. Ancak Allah’ın dinini bilen ve ona göre lisanıyla ve kalbiyle mücahede eden bir adam kurtulacak. O ise, ona geçmişlerin mesleği sebkat etmiştir. Bir de, Allah’ın dinini bilip, tasdik eden birisi kurtulacak.”
      28. “Benî âdemin en cömerti, en kerimi ve en sâhisi benim. Benden sonra, onların en kerimi, en cevâdı ise, bir recul, bir âdemdir ki; o âdem (hususi) bir ilim bilecek ve o ilmini neşredecektir. Kıyamet gününde müstakilen bir cemaat halinde baas olunacaktır.”
      29. “Kur’an’ı öğrenen ve öğreten, içindeki hakaikini ders verenler bilmiş olsunlar ki; kıyamet gününde onların cennete girmelerine, sâik ve delil ben olacağım.”
      30. “Sakın bid’atlara yanaşmayınız. Çünkü, bütün bid’atlar dalâlettir. Bu dalâletler de, ceheneme dayanacaklardır.”
      31. “Bizden gayrisine kendisini benzeten, bizden değildir. Sakın Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz.”
      32. “Cihâdın en efdali odur ki, eğri yolda olup, hakka karşı mümânaat gösteren en cebbâr hükümdarlara, kumandanlara karşı hak söz söyleyendir.”
      33. “Cihâdın en faziletlisi, kişinin kendi nefsi ve hevâsına karşı mücâhade etmesidir

      Sil
    10. Mustafa abi olayların dışından bakdığın için bilmiyorsun. Cemaatin ne mal olduğunu ben lise de anladım. Babası felçli çocuk, dershaneden ayrılmak isteyince, müdür bey gelsin devam etsin biz masrafları karşılarız demişti. Ama arkadaşımın evine 2 ay sonra haciz getirttiler. Daha bunun gibi yüzlercesi. Bizzat bana dediler gel seni polisliğe sokalım falan. Bunlar ahlakın ne olduğunu bilmiyorlar. Çocuklar eğer avukat hakim vs. oluyorlarsa onlara burs verip ömürlük köle yapıyorlar. Zekeriya Öz gibiler. Kadir Mısıroğlu üstadın çıkarttığı kitabı okuyun orada derli toplu bilgiler bulacaksınız. Adamın kendi videosu var youtubeda; Avukat ve hakim kiralayacaksınız falan diyor... Bu adam tam bir haindir.

      Bu zamana kadar bunları söyledik, cemaatin ne mal olduğu ortaya çıktı. AKP'nin de ne olduğu ortaya çıktı. Başbakan dahil yiyorlar!!! İşte belgelendi.

      Ne kadar senaryo uydurmaya kalksalar da bunun altından kalkamazlar. BDPS/KRS bilmeyen ekonomiden zırnık anlamıyor demektir. Bu hükümet sadece oyunu kurallarına göre oynadı, oyunu hiç sorgulamadı.

      Neyse daha fazla siyasi polemik istemediğimden susuyorum. Tekrar edeyim; Mehdialametleri kardeşimin paylaştığı bütün azaplar bize müstehaktır ve olacaktır. Bu iş, Türkiye'nin yada hükümetin üzerindedir. Kimi arkadaşlar 1 milyon kişinin ölmesinde yeğdir.... vs. gibi yazdıkları şeylere gram katılmıyorum. 1 milyon değil 1 milyar az gelir kanaatindeyim. Sistemi sorgulayın, olayları değil.

      Sil
    11. F.Gülen cemaati ile hiç işim olmadı. Uzun yıllar Bediüzzamanın varis talebelerinin bulunduğu cemaatlere devam ettim. Sonra 10 yıldır bazı sebepler kenarda durmama sebep oldu. Bediüzzamanın hayatta olan pek çok talebesini yakından tanıdım. Halen onlara kalbi bağımı devam ettiriyorum.

      Sil
    12. 30 yıl evvel Üstadı rüyamda gördüm. Bana: Benden sonra size iki şey bırakıyorum. Birisi Risale-i Nur, diğer talebelerim. Benden sonra eğer bir şey olursa Talebelerimle istişare edersiniz. dedi.
      Daha sonra aynı mealde bir hadis-i şerif olduğunu öğrendim.

      Sil
    13. 9. “Cenâb-ı Hak şu ümmetin üstünde hem deccalın kılıcını, hem de büyük harbin kılıcını beraber cem etmeyecektir.” ( Mülâheme-i Kübrâ olan ikinci Harb-i Umumi, âlem-i İslâm’ı hırpalamadığı işaretiyle, İslâmlar içinde bir deccal, âlem-i İslâm’ı başka bir surette hırpalayacak.)

      Bu hadisi üstad ikinci dünya savaşına uygulamış görünüyor. Melhame-i kübra ve islam deccalı itibariyle....
      Bunu biraz anlamak için yine üstadın tevbe suresindeki ayetin işari tefsirinde Osmanlı ve Türkiyenin başına gelen-gelecek üç suikaste bakalım. ilk ikisi geçti. Üçüncü suikast içindeyiz. Yeni bir melhame, yeni süfyani, bir asır sonra gelecek dediği Mehdi'nin zamanındayız.


      10. “Hilafet-i İslâmiyye, babamın kardeşi amcam Abbas’ın oğullarından zâil olmayacak. Tâ onu deccala teslim edinceye kadar.”

      Bu hadisin zahiri Abbasi hilafetinin Moğol istilasıyla yıkılmasına işarettir. Bediüzzaman bu hadisten hilafeti yıkan şahsın Deccal olduğunu görüp, Osmanlı hilafetini yıkanın da öyle olduğu sonucuna varmış olmalıdır.

      Sil
    14. Bizim gibi onların kolejlerinde, dershanelerinde okusaydınız ve öğrenci evlerinde kalsaydınız ve içtima-i hayatta ve kurumlarda kadrolaşırken kendilerinden olmayan diğer nur talebelerine bile hakkı hayat tanımadıklarına şahit olsaydınız ve İslami düsturları nasıl füruat haline getirdiklerini ve o yaşam tarzı haline getirdiklerini görseydiniz bu hüsnü zannınızın devam edeceğini sanmıyorum...

      Sil
    15. bazı odunlar elbette vardı ben çok eskiden bir yıl dersanede kaldım ayrıldım okul da bitti memur alımlarını bekliyorum o zamanlar kpps yok benimle beraber dersanelerde kalan ama ayrılmayan bir hemşerim le karşılaştık memur alım olursa haber vermesini istedim. tamam dedi branşlarımız farklıydı ben elektrik o metal öğretmenliği idi bir müddet sonra onun atandığını öğrendim neden bana haber vermedin dedim ya az hoca alıyorlardı dedi cemaaten ayrıldın diye böyle bir namertlik yaptı hak hukuk gözetmedi ha işsiz mi kaldım değil bir üniversiteye öğretim görevlisi olarak girdim fakat hizmetten soğudum yıllar sonra oğlumun birini cemeaatin değil vakfın dersanesine koydum bir ay dayanabildi sebeb akşam dersanede aşofmanla durmasıymış abisi olacak demek böyle disiplin sağlayacakmış oradan aldık devlet yurduna bende mustafa bey gibi üstad ın talebeleri terzi mehmed babacan saatci hasan abilere gittim geldim şimdi yanlız okuyup yazıyorum galiba en iyisi bu

      Sil
    16. Galiba en iyisi bu :-)
      Allah hayırlısını versin...











      Sil
  2. ”Ümmetim yağmur gibidir, sonu mu, yoksa başlangıcı mı hayırlıdır, bilinmez. Evveli ben, ortası Mehdi ve sonu Mesih olan bir ümmet, asla helâk olmaz.” Enes radıyallahu anh. Tirmizî

    YanıtlaSil
  3. Bürokraside Menzil bir adım önde, Milli Görüş beklemede, F tipi tasfiye, Ülkücüleri sormayın!
    Ömür Çelikdönmez

    10 Ocak 2014 Cuma Türkiye’de herhangi bir cemaate mensubiyet, müntesibin manevi terakkisine katkıda bulunacağı gibi siyasi ve ekonomik açıdan da makam ve mevkii sahibi olmasına zemin hazırlar. Selçuklu’da Mevlevilik, Osmanlı’da Yeniçeri Ocağı kaldırılıncaya kadar Bektaşilik, devlet kapılarının ikbale açılmasında anahtar rolü üstlendiğinden, müntesipleri devlete kapılanmanın yolunun tekke ve dergâhlardan geçtiğini bildiklerinden, devlet ricalinden önce şeyh efendinin veya dede babanın eteğine yapışmayı marifet sayarlardı. Yeniçeri Ocağı’nın lağvedilmesiyle birlikte kısmen Mevlevilik ve umumi olarak Nakşîlik, devletin itibarlı tarikatları arasında yer almıştı. Halvetilik içinde aynı durum söz konusu olduğundan ‘Oldum Halveti buldum devleti’ diyen mürid sayısının hayli kalabalık olduğu söylenirdi.

    Milli Görüş siyasi çizgisi ilk başlangıcında Türkiye’deki tüm cemaatlerin çatı örgütü görüntüsü vermiş olsa da, bu görüntüyü ilk bozan Risalei Nur talebeleri olmuştur. Milli Görüşün öncü kadroları İskenderpaşa Cemaati şeklinde sonraları isimlendirilen tasavvuf ekolünden Şeyh Muhammed Zahid Kotku’nun talebe ve müritlerinde müteşekkildi. Şeyh Muhammed Zahid Kotku, 1952 Aralık ayında, Gümüşhaneli Dergâhı Postnişini eski tekke arkadaşı Kazanlı Abdülaziz Bekkine’nin vefatı üzerine postnişin olmuş ve özellikle üniversite talebelerine yönelik irşad hizmetinde bulunmuştu.

    Prof Dr. Necmeddin Erbakan ve arkadaşları, siyasi aksiyonlarında Şeyh Efendi’yle (Muhammed Zahid Koktu) sürekli istişare etmişlerdir. İstanbul merkezli tekke ve dergâhların Milli Görüş hareketi üzerindeki etkisinin 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra kısmen azaldığı görülmüştür. Doğu ve güneydoğu vilayetlerindeki medreselerden icazetli mollaların Anadolu’ya dağılmasıyla İskerpaşa dergâhı gibi Halidi koldan gelen Nakşibendi Kürt Seyyidlerin isimleri ön plana çıkmıştır.

    YanıtlaSil
  4. aşında Mehmet Raşit Erol'un bulunduğu cemaat, dergâhın kurulduğu yer olan Menzil adıyla ünlendi. Nakşi büyüklerinden biri olarak anılan babası Gavsi Bilvanisi Seyyit Abdulhakim Hüseyni'den "el alarak" dergahını kuran Mehmet Raşit Erol, yurtiçi ve yurtdışından kendisine aşırı ziyaretçi gelmesi üzerine 12 Eylül askeri yönetimi tarafından Gökçeada'ya sürüldü. Gökçeada'nın sağlığını bozması üzerine yine Konsey kararı ile Ankara'ya yerleşti. Sonra da tekrar Menzil'e döndü.

    Menzil cemaatini öne çıkaran ve onu diğerlerinden ayıran başlıca özelliklerden birisi de Mehmet Raşit Erol'un "devlet yanlısı tutumu" oldu. Hatta bu tutum Menzil cemaatinin etkisinin Güneydoğu'dan çıkıp tüm Türkiye'ye yayılmasını sağladı. Özellikle 12 Eylül'de idamla yargılandıktan sonra afla serbest kalan bazı eski ülkücülerin de cemaate girmeleriyle, Menzilciler Orta Anadolu, Ege, Akdeniz, Marmara ve hatta Trakya bölgesinde de güçlendiler.

    Tarikatlar sosyal yapıları gereği iktidara oynayan siyasi partilerin insan kaynakları olunca, doğal olarak devlet dairelerinde yani bürokraside spontane bir yığılmadan neşet eden kadrolaşma kaçınılmaz oluyordu. Milli Görüş hareketi bu kadrolaşmayı daha çok devletin üst kurumlarında gerekli gördüğünden alt birimlerine dikkat etmedi. 1970’de İzmir Kestanepazarı camisinde başlayan ve ilk zamanlarda Akyazı cemaati daha sonra Fethullah Gülen cemaati olarak tanınan yapılanma, devletin tüm birimlerinde kadrolaşmayı adeta var oluş amacı gördüğünden öncelikle okullaşmaya önem verdiler ve ilk kadrolaşmayı özellikle Milli Eğitim’de gerçekleştirdiler. MİT Müsteşarı Fuat Doğu Paşa’nın yakın çalışma arkadaşlarından Diyanet personeli, müftü Yaşar Tunagür Hoca’nın desteği ile kısa zamanda örgütlendiler. Emniyet ve silahlı kuvvetlerde kozalarını ördüler, hücrelerini kurdular.

    Bugünlere kolay gelinmedi. Eğer günümüzde hükümete meydan okuyan paralel bir yapıdan söz ediliyorsa neredeyse yarım asra yakın bir süredir sabırla odaklanan bir zihniyeti yakinen tanımak gerekiyor. Ak Parti’nin en büyük hatası bugün paralel yapı nitelendirmesine tabi tuttuğu bu topluluğu sıradan bir dini cemaat kapsamında ele almasıdır. Erbakan Hoca’nın 1980 öncesinde MTBB, Akıncılar ve 1980 sonrasında da Milli Gençlik Vakfı’ndan yetişen gençlerden oluşan insan kaynağı mevcuttu. Ak Parti ise merkez sağ partisi olmayı hedeflediğinden böylesi bir teşkilatlanmayı lüzumlu bulmadı.

    Bürokraside insan kaynağı sıkıntısı çekmedi çünkü yarım asra yakın bir süredir faaliyette bulunan Fethullah Gülen Hocaefendinin camiası, bu talepleri seve seve karşılayabileceği garantisi verdi. Hâkim ve savcılar, kaymakamlar, emniyet müdürleri, valiler ve diğer personel, paralel yapı suçlamasına muhatap olan camianın evlerinden, yurtlarından, sohbetlerinden yetişen insanlardan seçildi ve atandı. Ne zaman yargı ve emniyet çetesi diye nitelendirilen yapının hükümeti alaşağı edebileceği tiyosu başbakana gitti, işte o zaman bam teli koptu.

    YanıtlaSil
  5. İster derin devlet diyelim ister derin millet diyelim isterseniz hükümet diyelim, sırtını tek bir cemaate dayamanın yol açabileceği mahsurları göz önünde bulundurduğundan F Tipi yapıyı bürokraside dengeleyebilecek bir başka dini yapıyı ortaya sürdü, destekledi, el altında tuttu. Birkaç yıl öncesi özellikle Milli Gençlik Vakfı kökenli bürokratları bünyesinde toplayan Cihannüma yapılanmasına, Ak Parti’nin yeni insan kaynağı gözüyle bakanlar olduysa da birkaç müsteşar düzeyinde atanmanın ötesinde bir gelişmenin olmaması, şimdilik bu örgütlenmenin kültürel etkinliklerle sınırlı kalmasına yol açtı.

    Ancak 12 Eylül askeri darbesinde kapatılan Akıncılar teşkilatının Ankara’da yeniden kurulması, Türkiye genelinde örgütlenmeye gitmesi dikkat çekici bir gelişme olarak nitelendiriliyor. Yine 28 Şubat sürecinde kapatılan ve mal varlığına el konulan Milli Gençlik Vakfı’nın yeniden kurulması ve mal varlığının mahkeme kararıyla iade edilmesi, İslamcı hareketin gençlik kesiminde farklı bir örgütlenme modeline gidebileceğini gösteriyor. Zaten doğuda Hüdapar örgütlenmesi Hizbullahi bir geleneğin çizgisinde ortaya çıktığından Ak Parti’nin nüfuz etmesi mümkün değil.

    Ankara’da F Tipi yapılanmanın tasfiyesinden sonra, Ak Parti’nin önünü açtığı dini bir cemaat var mı sorusuna, bazı gözlemciler cevabı Menzil’i adres göstererek veriyor. Özellikle emniyet birimlerinde hükümeti zor durumda bırakacak hatta başbakanı ve ailesini hedef alan operasyonlara Menzil müntesibi ‘SOFİ’ polislerin engel olduğu adeta bir şehir efsanesi. Tüm bu gözlem ve rivayetlerden yola çıkarak, genel bir adlandırmayla Menzilci yani Sofilere, bürokraside ve devletin üst makamlarında sıcak bakıldığı, bazı atama, tayin ve görevlendirmelerde bu camiaya mensup olanların tercih edildiği yaygın bir söylenti. Zaten Sağlık Bakanlığında Sofilerin dominant olduğu hep gündemdeydi.

    YanıtlaSil
  6. TIMETÜRK TEN ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ BEYİN YAZISIDIR

    YanıtlaSil
  7. bu ara istanbulda ve tüm ülkede kuraklık haberleri var ALLAH(C.C)allamul guyub dur
    -demek hükümet yaza çıkamayacak diye düşünüyorum
    -İstanbul'daki barajlarda su kalmadı
    İstanbul'a su sağlayan 10 barajın toplam doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 azaldı. Barajların doluluk oranı, yüzde 34,72 ile son 20 yılın en az seviyesine indi.
    Son güncelleme: 10 Ocak 2014 14:00 Mynet haber bugün 7.575.559 defa, bu haber 42.511 defa okundu.
    İstanbul'a, 868 milyon 674 bin metreküp su biriktirme hacmine sahip Ömerli, Darlık, Elmalı, Terkos, Alibey, Büyükçekmece, Sazlıdere, Istrancalar, Kazandere ve Pabuçdere barajlarından su sağlanıyor.
    Barajların su rezervi, bugün itibarıyla 303 milyon 73 bin metreküp olarak kaydedildi. İstanbul'daki barajların doluluk oranı, 2013'ün nisan ayından itibaren düşüşe geçerek, bugün itibarıyla yüzde 34,72 olarak ölçüldü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna birkaç gün önce burada değinmiştim, hatta "acaba haarp iklim silahı devrede mi?" sorusunu ortaya atmıştım, bir itiraz dışında ilgi görmedi. Biraz önce meterolojinin sitesine baktım, 5 günlük tahmin içerisinde marmarada yağış beklenmiyor. İçme suyu havzaları bu mevsimdeki yağışlarla beslenir (özellikle kar suyunun erimesiyle). Çok ciddi bir durum var, sanırım kuraklık ortaya çıktığında ah vah edeceğiz. (Milli seciyemizdir bu; sorunlar ortaya çıktığında tartışmak, çözüm üretmeye çalışmak; önlem ve daha önceden tahmin etmek gibi bir huyumuz yok.)

      Sil
    2. Bu konuda kısa bir araştırma yaptım. Burada söylenenleri ne doğrulayacak, ne de yanlışlayacak bilgim yoktur.

      Güncel Meydan sitesi... Haarp ve Deprem silahları uydurması başlıklı yazı...
      "Haarp ile deprem ve iklim arasında kurulan hayali bağ

      Gerek Haarp ve gerekse EISCAT tesislerinden iyonosfere doğru gönderilen radyo sinyallerinin çalıştıkları frekanslarda taşıdıkları maksimum enerji 3 MW civarındadır. Bu enerji ile iyonosferin yerden yüzlerce kilometre yukarısındaki kısıtlı miktardaki bir seyreltik ve iyonlaşmış, plazma halindeki gazları ısıttığı gözlenmiştir (çıplak gözle görülemez, ölçülmüştür). İyonosferin diğer özelliği, kısa dalga radyo yayınlarını yansıtmasıdır.

      Bu iki özellikten yola çıkılarak üretilen komplo teorilerinin ana teması kısaca şöyledir:

      1- İklim Değişikliği : “Haarp antenleriyle iyonosfere yollanan dalgalar, belli bir hedef bölgesine yansıtılarak, o bölge ısıtılıp iklime müdahale edilebilir.” Bu yaklaşım tamamen uydurmadır. Haarp tarafından yayılan radyo dalgaları, iyonosferdeki serbest elektronların yarattığı elektromanyetik alan tarafından soğutulur, buradaki seyreltik gazın ısınmasına yol açar. Ancak bu etki yukarıda değinildiği gibi, doğal güneş radyasyonunun yaptığı etkinin yanında konu dahi edilemeyecek kadar küçüktür ve geriye, dünyadaki bir hedefe yönlendirilmesi mümkün değildir.

      2- Deprem yaratmak : “Haarp vasıtasıyla gönderilen ve iyonosferden yansıtılarak belli bir bölgeye odaklanan radyo sinyalleriyle o bölgede deprem yaratılmaktadır.” Bu yaklaşım da tamamen uydurma ve bilim dışıdır. Çünkü bir depremde açığa çıkan enerjiyi saniyeler içinde üretmek ve iletmek mümkün olmadığı gibi, deprem dediğimiz büyük toprak kütlelerini elektromanyetik dalgalarla hareket ettirmek mümkün değildir, çünkü toprak demir, nikel ve benzeri bazı metaller gibi manyetik alanlardan etkilenmez."

      Sil
    3. Bu bilgi gerçek mi, yoksa gerçeği örtmek amaçlı bir dezinformasyon mu bilemiyorum.

      Sil
  8. Deccaliyet sistemi insanlığın hayrına olmayan Şeytanilerin kontrolünde ve nihai amacı Şeytanın krallığı için pekçok operasyonu aynı anda yapan ve bu arada gizliden Deccal'i yetiştiren şer odakları. O açıdan iklim savaşları (Haarp, Ağaçkakan vb), suni deprem üretebilme teknolojisi, biyolojik savaş (Kimyasal püskürtme [chemtrails] yoluyla laboratuvarlarda üretilen H3N2 gibi sürekli değiştirilen virüslerin insanlar üzerinde denenmesi), insan zihinlerini kontrol,singularity projesi (zihinlerin sıfırlanması,geçmişin silinmesi, Deccaliyet projesi sozde ölümsüzlük),Genetiği değiştirilmiş organizmalarla yiyeceklere müdahale vb yollarla insan nesline ciddi kalıcı zararlar vermek amacındadırlar.

    Bu iklime müdahale gayesi ve bu yoldaki teknolojik ilerlemeler bence şaşırtıcı değildir. Haberlerde Moskova şehri belediye başkanı kent içine yağan karın karla mücadele çalışma maliyetleri açısından bir takım yollarla kırsal bölgeye yönlendirilip şehir merkezinin dışında kalması için proje yürüttüklerini basın haber vermişti. Haber budur: http://www.haber7.com/dunya/haber/434470-moskova-kari-sehir-disina-yagdiracak

    Diğer taraftan Peygamber Efendimiz SAV'in Deccal ile alakadar hadislerinde Deccal'in dünyayı çok dolaşacağı ve gittiği beldelerde kendisine uyulursa o beldede imtihan kabilinden ekinleri bitireceğini, yağmurların çok yağacağını ve bolluk olacağını ifade etmişlerdir. http://www.halilibrahimkul.com/Yayin.aspx?YayinID=6&&Tip=K

    Deccal her ne kadar şu anda net olarak bilinemiyor, zuhur etmemiş ve Şeytaniler tarafından yetiştirilmekte ise de bu haber verilen sıkıntılı günlere yakın olduğumuz kanaati bizlerde hasıl olmaktadır. Şüphesiz Allah en doğrusunu bilir. Ancak ABD ordusunun 2025 yılına kadar iklimi barış ve savaş zamanlarında kontrol edebilecek teknolojiye ulaşma hedefinde olduğu bilinmektedir. Şer maksadlı bu çabalar insanlık için felaket demek olabilecektir. Tabi ki bu Haarp, kimyasal püskürtme vb hususun teorik olduğunu ve %100 kanıtlanmış bilgi olmadığını da son soz olarak vurgulayalım.

    YanıtlaSil
  9. Türkiye NATO'dan ayrılmayacak. Çünkü:
    Rusya Amik Ovası'na indiğinde Rusya'ya karşı ABD bize yardım edecek ve Rus Ordusu ABD'nin yardımı ile def edilecek. Bu Türkiye'nin o ana kadar NATO'dan ayrılmayacağı anlamına gelir. Ayrıca şu anlama da gelir:
    Eğer AK Parti Nato'dan Şanghay'a doğru kayma eğiliminde ise ve bunu başarabilecek icraatlar da yaparsa, Türkiye NATO'dan çıkmadan AK Parti indirilecek ve NATO'dan ayrılma işi önlenecek demektir.

    Bekleyip göreceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. safa asya bey... Medineli Osman Akfırat Efendi böyle demiş.. Gerçeği elbette Allah bilir...

      Sil
    2. Bir alternatif daha var o da şu:
      Önce Marksist bir darbe olur.Cemaat de tıpkı 28 Şubat'a kendilerini kurtarmak için destek verdikleri gibi destek verirler.Ve bu Marksist darbeciler NATO'dan çıkar, Şanghay'a girerler. Ama üç ay sonra yine Cemaatin de içinde olduğu ve ABD tarafından desteklenen bir karşı darbe olur.Türkiye NATO'dan çıkmış bulunur ama ABD ile müttefikliği Katar, Suud,BAE gibi devam eder.Rus işgalinde de ABD Türkiye'ye destek verir.
      En doğrusunu Allah CC bilir.

      Sil
    3. Bu sanki daha makul bir senaryo oldu... Türkiye 3. dünya savaşı sürecine dünyadan izole edilmiş şekilde girebilir. Çünkü Marksist darbe islami kesim tarafından süpürülür. İslami bir iktidar başta olur. Amerika - Rusya Türkiye'nin kontrolü için çatışır.

      Sil
  10. Olayların gidişatına baktığımda ve eldeki verileri değerlendirdiğimde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır :

    1-İslâmın hakimiyeti demokrasi yahut benzer metodlarla kurulamaz. Sebebi ise çok basit bir örnektir : Temeli sağlam olmayan yapının üzerine sağlam yük bindirilmez,bindirilse de çekmez.

    2-Şu anki iktidar-cemaat kavgasında taraf tutmak abesle iştigaldir zira ikisininde İslâmı hakim kılmak gibi bir derdi yoktur. Bununla beraber itikaden sapıtmış olarak görünen Cemaati savunmakta büyük vebal getirir. Mücadeleyi insan hakları yahut demokrasi yahut mevcut hukuk kuralları çerçevesinden görüp değerlendirmek hakikî manâda Cenabı Allah'ın hükmünün tek geçerli hüküm olduğunu idrak eden Müslümanın fikriyatı olamaz.

    3-İtikaden sapıtan Cemaate karşı ekser Ehli Sünnet cemaat ve tarikatların savunup arkasında durduğu yerde iktidar partisidir.

    4-Genel plana göre Cemaat ve arkasındaki Küresel Sermaye yeni bir oluşumun peşindedir ve ihtimal partileşmelerini genel seçimlere az kala tamamlayacaklardır. Böylelikle derin yapıların bugüne kadar yaptıkları gibi merkez sağı tekrar bölme stratejisini hayata geçireceklerdir.

    5-Fakat kader bize rejim sisteminin inşaallah değişeceğini ve yerine İslâm kurallarının hakim olacağı bir yönetim sistemini müjdeliyor.

    6-Bu sistem çalkantıların ardından memleketimizde inşaallah tekrar yürürlüğe girecektir.

    Cenabı Hak 90 senelik rezilliğimizden sonra inşaallah aramızdaki bazı gariplerin teminatlı dualarını kabul edecek şanını şerefini dinini yaymayı ve emirlerini tatbik etmeyi tekrardan Müslüman Türk Milletine nasip edecektir.

    Darbe öncesi dönemlerde olduğu gibi hesaplarıma göre çok kanlı geçecek bir süreçten sonra çivi çiviyi söker mantığıyla daha kanlı bir yönetici gelip azılı darbecileri ortalıktan temizleyecek,yönetimi ele alıp tüm kanun koyucu müesseseleri avucunun içine alacak ve sonrasında İslâm kanunlarını yürürlüğe sokacaktır. Özellikle ekonomik alanda İslâm sistemi yürürlüğe girecektir.

    Seçimlere kadarki ve sonraki dönem terörün tırmandığı,suikastların arttığı,toplumsal olayların yaşandığı bir dönem olacaktır.

    Bu dönem çok sancılı geçecek fakat Allah'ın izni ile İslâm sistemi muhakkak gelecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrıca ne kadar inanırsınız bilemem fakat bu ocak-şubat civarında ani vefatlarla birlikte cumhurbaşkanlığı seçimine gidebiliriz,incelediğim astrolojik veriler bahsettiğim aylar içerisinde Türkiyede bir devlet adamının ölümünün hemen ardından yerine yenisinin geleceğini ve akabinde terör olaylarının muazzam artacağını öngörüyordu..

      Sil
  11. Açıkcası Gül gidici görünüyor,Erdoğan Cumhurbaşkanı olabilir. Bunu istemeyenler ortalığı yangın yerine çevirecekler. Bu sırada birileri Erdoğan'a bize yıllardır dizide tanıtılmaya çalışılan ve Polat Alemdar olarak gösterilen şahsa görev vermesini tavsiye edecek. Muhtemelen bu şahıs Başbakan olarak hükümeti kuracak ve daha öncesinden olayları bitirip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığını herkese kabul ettirecek. Oradaki 'Süleyman Çakır İstanbul'un sefiridir,Biat ediniz' sözü boşuna değil. Bununla beraber Cerrahpaşalı Halit Cemaati temsil ediyor onu da söyleyeyim. Cemaat özellikle polis içindeki uzantılarıyla olayları tetikleyip ortalığın yangın yerine çevrilmesinde büyük paya sahip olacak. Polat Alemdar ya Hakan Fidan'dır ki Başbakan kendisini kendisinden sonra Başbakanlığa düşünüyor ya da gerçekten Polat Alemdar misali bir şahıs var ve o şahıs Başbakan tarafından Abdullah Gül'ün muhtemelen kalp krizi geçirip vefatından sonra Başbakan olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atanacak..Burada malum dizinin izleyicisi olduğum zannedilmesin. Yalnızca 1-2 bölüm seyrettim o kadar. Aslında o diziyi yazanlar ve oynayanlarda Cerrahi tarikatına meyilli. Buradan hareketle Cenabı Allahın bir lütfu olarak bazı gaybi olayları önceden gösterebiliyorlar..Oradaki kitapçı olan Aslan Akbey'e dikkat edin. Cerrahilerin son şeyhlerinden Muzaffer (Özak) Efendi'de bir Cerrahi Şeyhi idi ve keza Başrol oyuncusu Necati Şaşmaz'da Kadiri bir aileden geliyor..

    Aslında mesele şundan ibaret : Kurtlar Vadisi dizisi Eyliyanın gaybî işaretlerini de rehber alarak Süleyman Çakır isimli karakteri Recep Tayyip Erdoğan olarak yansıtmış. Aynı şekilde Polat Alemdar'da belki Mehdi değil ama Hz.Mehdi'ye çok benzeyen bir şahsı anlatmaya çalışıyor..Tekrar ediyorum dizinin fanatiği değilim.

    Olaylar silsilesini dalga geçersiniz veya geçmezsiniz ben : Gül'ün ölümü,Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması,Polat ve Mehdi'ye benzeyen bir şahsın yönetime geçmesi ya da söz sahibi olması olarak görüyorum.

    Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muzaffer Özak = Arslan Akbey. M.Ö.'ta kütüphaneci yani bir nevi Sahaftır..yazmayı unutmuşum.

      Sil
  12. Bu gizli odakar birzamanlar terör özgütünü kurup başınada kendi adamlarından birini koymuşladı. Muhtemelen Bu cemaat oluşumunuda bunlar kurmuş başınada kendi adamlarını koymuş olabilirler.Yani cemaatin başı ünlü davanın 1 numarası olabilir savcı z de onun emrinde çalışarak kendi ekiplerini bilerek deşifre etmiş olabilirler Oyüzden koca koca paşalar gıkını çıkarmadan teslim olmuş olabilir çünkin emir 1numaradan o yüzden kaygıları yok çünki savcı yaptıgı işlemlerde hep birtane açık kapı bırakmış dır.oyüzden davaların tekrar görülmesi gündemdedir Buyapı hep aynı taktigi kulanmaktadır tehtit gördügü zihniyeti kendisi kurup o zihniyetteki herkezi tek çatı altında tutup yönlendirmek dizayn etmek kullanmak ve etkisiz hale getirmektir 1taşta 2 kuş vumaktır bu.Bu kişiler düşman gördükleri kesimi elsürmeden bir birine yedirirler.çünki Haşa yaptıkları bu eylem Allahlık taslamaktır artların da şeytan vardır bunu onlar bile bilemez. Tekrar ediyorum Cemaat yapısı pkk yapısıyla aynı tuzaktır.Birileri kendilerini masum kılıgına sokmak için mazlum konumuna bilerek düşmüştür .halkı kandırmak için. Nasıl zamanında apo pkk nın içindeki admıydı şimdide fet hoca aynı konumdadır.

    YanıtlaSil
  13. Slm.Dostlar... Aradığınızı bazen tevafuken bazen ise araya araya bulabilirsiniz....
    1976 yılından bu yana Adına bilgisayar ve elektronik bilimi denene tenekelerle 38 yıldır rızkımı tedarik etmeye...Yada rızkımı bu vesileye dayandırarak elde ettiğimi sanıyorum...
    Eski bir Ataist olarak Her dine inanca ve evrensel bilgiye asgari dengeli bakmaya gayret ettim...Konu uzun uzatmayacagım...Ama islami temellere baktığımda çogu inananların bazı konuları es gectiğini gördüm...
    özellikle Nicin İslam Peygamberi ;Muhammed Mustafa S.A.V e; Cebrail A.S vesile edilerek, verilen ilk emir neden oku (İkra ' Bismi Rabbikellezii ....) olduğunu dikkate şayandır ki hiç kimse dikkate almamış...İster İslam Konusunu ister Teknoloji konusunu hiç kimse bir başkasını engelleyemez....Fakat insanlar işin kolayına kaçarlar....Ömürlerinden 3 ay ayırıp diledikleri dini veya inancı kaynagından öğrenebilirler...Diğer Tüm Yaradılanlar ve Yaradılanların verdiği yazılı ve yazısız hikmetler ise Tefekkür dağarcığınımızı Genişletmek için bir vesiledir...Birileri Çıkar 3 ayda Kuran Arapcası grameri için sarf kitabını okur geri kalanı nıda Ne hikmetse Hz.Hızır Okutur..Adam alim olur...Alın İşte Size 798 Bin Adet Adı Şeyh Şüheda olan Zat Birbirini öldüren cemaatler ve niceleri....Peygamberimiz boşuna dememiş Benim Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak birisi kurtulacak diğerleri helak olacak diye boşuna dememiştir.Çünkü İsrailoğulları 71, Hıristiyanlar 72, Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak diyer o Büyük Zat...Bizede 3 Ayda Alim olup kalanını Hz.Hızır ın yetiştirdi dediği 798 bin Sahtekara bel Bağlamak kalıyor...Dostlar Okuyan dostlar Bilir Hoca bir ders verir...Talebe Ya kopye Çeker ,Yada İşinin Hakkını verir ,Kütüphane Kütüphane gezer Bir Çok Kaynak Kitabı Analiz eder ve isteğine ulaşır...
    Bizi Ebedi Aleme Ulaştıracak olan asıl konuları ise Kimsenin Okumaya Araştırmaya Vakti Yoktur...Hazır a Konar...Eğer içinde birazda dünyalık varsa değme keyfine...
    Din sadece bir Aletdir ...Onlar için.... Bunu İyi Değerlendiren İngilizler ise O 798 Bin zatları kullanarak yandaş sömürgeci devletleride kullanarak zaten 1890-1930 yılları arasında dünyayı yönetmişlerdi...O dönemde Osmanlı Can Çekişirken ,O dönemde Peştunların elinde Bir Afganistan,Şiilerin Elinde Bir İran vardı Adı Mulüman olan....
    Hz.Muhammed Bir tek Olarak Başladı...ve 40 yılda İslam Biryerlere Geldi...
    Gelecek Olan Zat Muhtemelen Eğer Ümmet i Muhammed olacaksa ...O büyük zattan çok daha büyük bir Mucize köstermiyecek Mümkün Olduğunca Onun Yoluna Benzer bir yol takip edecektir. Yani Tek Başlayacak ve Belki Sırrını 40 Yıl sonra İnsanlar Anlamaya Başlayacaktır.Gaye Gaybi Bilmek Değildir Dostlar....(Rahman ifadesinin sırrı gereği...Yaradan Yaradılanın her isteğini yerine getirir...Hayr ve Şer ne isterse...)
    Fakat insanların ne dilediğini bilmek belki gelecek hakkında ufacık bilgi verebilir.
    Hani deriz yaa bizim evlat gelecekte doktor, kaymakam olacak...falan filan ...
    Biz dileriz..Yaradan izin verirse ve nasibinde de varsa dildiğimiz olur...Bu Gaybi bir ifade değil dilektir...
    Aksi Takdirde Kişiler Helak a gider...


    Slm.Ve Dua ile...

    YanıtlaSil
  14. Bu analizleri yapabilmek için evvela düşmanımız nasıl düşünüyor ona bakmak lazım. Bence şu anda ülkemizde yaşananlar Türk Devleti'nin 2023 Cihan Hakimiyetine mani olmak isteyen odakların karşı operasyonu gibi duruyor. Şeytaniler dediğimiz 9'lar aldıkları karar sonrası 11.09.2001 sonrasına yön vererek dünyanın büyük kısmında sanal olarak oluşturdukları Müslüman=Terörist imajı konusundaki gayretlerini devam ettirmekteler. Ülkemizde de gelişen olaylara onların felsefi görüşleri açısından değerlendirirsek diyalektik mantığa bakmamız lazım. Tez-Antitez=Sentez ve yeni bir tezdir. Bu durumda Hükümet-Cemaat zıtlaşması gibi kamuoyuna yansıtılan olaylardan yeni bir sonuç almak istedikleri düşünülmeli. Ancak Türk Deruni Devleti de gerek dünyadaki konjonktürü gerek düşmanın operasyonlarını dikkatle gözetip hedefe ulaşmak için gerekli hamleleri yapmaktadır. Düşmanın politikası her ne olursa olsun en hayırlı işlere dahi sızmak olduğuna göre bizim de bunu göz ardı etmememiz lazımdır. Hz.Mehdi (AS) 'ın zuhurunun yaklaştığını düşündüğümüz bugünlerde düşmanın da bu bilgiyi vakıf olduğunu zannetmekteyim. O açıdan süreci hızlandırmak istemekteler. Deccaliyet asli düşmanımızdır. Ama açıktan gözükmez, kendini hissettirir, sinsidir. Hak ve batılın birbirine karıştığı bugünlerde bizler çok uyanık, feraset sahibi ve düşmanımızı tanıyıp çözmeye, hain sinsi planlarını deşifre etmeye yönelik davranmalıyız. Hükümetler değişir, isimler değişir ama Deccaliyet ile zahiri-batıni, metafizik her sahada devam eden bu mücadele, savaş devam edecektir. Türk Devleti'nden korkuyorlar, onları perişan edecek güç burada saklı. Sadece bu makus talihlerini uzatmak istiyorlar. Altın Çağ asla görmek ve düşünmek istemedikleri bir konu.

    YanıtlaSil
  15. Yazılanlara bakıyorum da fanatik duygular düşüncelerinizi çarpıtıyor gibi geliyor bana, bakın; Türkiye şöyle milli ekonomi böyle gelişkin falan deniyor ama son on senede Türkiye'nin dünyaya kazandırdığı bir "marka" yoktur. Bunun yanında ekonomi şurada güzel anlatılmış mesela: "Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaktık. Dünyanın en kırılgan 5 ekonomisinin arasına girdik. Neden? Sakın suçu “dış ve iç düşmanlar”da aramayalım. Büyümek için “üretmek” lazım. Biz (1) Üretim için gerekli şartları geliştiremedik. (2) Üretmek için çaba gösterecek yerde, rant ekonomisini, tüketimi sevdik." http://ekonomi.milliyet.com.tr/en-buyuk-10-a-girecektik-en/ekonomi/ydetay/1821057/default.htm

    Ayrıca sosyal adaletsizlik de cabası, açlıktan ölen çocuklar mı istersin, soğuktan donarak ölenler mi? Yoksa üç, beş milyon işsiz mi?? Yani bu iş(ler) partinin adına Adalet koymakla olmuyor. Şurada 17 Aralık'ta Halk Bankası ile başlayan bir operasyon var, arkasında dış güçler var falan deniyor, doğru olabilir de, çünkü zaten halk bankasının hisselerinin yarıya yakını yabancılarındır, adamlar hisse senetlerinin olduğu bankada kata kulli işler dönmesini ardından bankanın hortumlanmasını/en az birkaç yüz milyon dolar zarara uğratılmasını da kabul etmediler, Türkiye'nin hükümeti AKPye dirsek çevirdiler. Ki asıl dirsek çevirdikleri nokta, Türkiye'nin hareketli ekonomiye sahip ve çok daha büyümesi muhtemel bir ülke olduğu halde, Ortadoğu'da sorumluluk almaması Suriye ve Irak politikalarında başarısız olmasıdır (savaş koşullarından korkmasıdır). Adama Suriye'yi kurtar dediler, gitti Suriyelileri buraya getirdi. Bu kafayla olmaz, tabii. Bakın her şey çok açık: AKP dolayısıyla Tayyip kendisine içeriden ve dışarıdan verilen gücü iyi kullanamayıp kendi sonunu hazırlamıştır. Ancak hala seçim anketlerinde yüzde kırklarda bir oy oranına sahiptir, bu da dünyada "sadece Türkiye'de olabilecek bir cehalet ve onun verdiği fanatiklik" ile açıklanabilir. Ümidim büyük ortadoğu savaşı veya dünya savaşının en geç iki sene içinde başlamasıdır, (batmışken herkes batsın), yoksa Türkiye bu cehalet ile kendi sonunu hazırlayacak iç savaş ile parçalanıp gidecektir. Dünyada devlet düzenleri devam ederken Türkiye ise bu düzenler içinde laik batıcı devlet, kürt, anadolu islam devleti..vs gibi parça pinçik ufak devletler halinde dağılacak, bu coğrafyada tarihteki son Türk devleti olacaktır.

    Saygılar.
    Ozzy

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha Yukarıda (altta) yazdığım ile bunun kafa karıştırmaması için.. Yukarıda (altta) darbe koşuluna dair yorum yapmıştım, eğer darbe olmadan iş Nato müdahalesine varırsa bu topraklarda, sonuç hemen üstte yazdığım gibi olacaktır. Artık hakkımızda hayırlısı...

      "Kanımca milletin menfaatine uygun düşen Türkiye iç savaşa girerse ordu darbe yaptıktan sonra büyük ortadoğu savaşı ya da dünya savaşı koşulları başladığında kendi iç meselelerini göstererek "tarafsızlığını ilan etmesidir". Eğer muhakkak savaşa girmeyi düşünüyorsa da müslüman ülkelerin olduğu blogu (muhtemelen Rusya ve Çin'in öncüsü olacağı tarafı) seçmelidir. "

      Sil
    2. evet türkiyenin bir dünya markası yok ama biz buraya nerden geldik
      -başbakanına kasa atılan
      -gecelik faizi%7200
      -bankaları hortumlanmış
      -devletin başlarının birbirine kitap fırlattığı bir ülke devir alındı
      -10 büyük üşke arasına girmek istemek bir hedeftir bakın bugün silopi de tpao kaliteli petrol bulmuş ayrıca hükümet müteşbbislere yerli oto için destek vaad etti ama giren yok kabahatli devlet değil
      -kırılganlığa gelince doğrudur faiz 6 ayda %4.61 den %11 e çıktı siyasi olaylar nedeniyle
      -akp nin oyunun%45-50 bandında olmasına gelince halkın muhalefete güvenmemesi muhalefetin beceriksizliği eğer bunlara iktidar olma fırsatı verilirse vatanı nereye götüreceklerini bildikleri içindir

      Sil
    3. Bendeniz acizane hükümetler düzeyinde değil Hakiki Türk Devleti yapılanması açısından bir analiz yapma lüzumu hissettiğimi bilhassa vurgulamak isterim. Türk Devletinin düsturu Devlet-i Ebed Müddet'tir. Bunu ise sadece icra makamı olan hükümetler bakımından analiz etmek hatalı olur diye düşünüyorum. Türk Devletinin derin bir aklı vardır. Biz buna Deruni Devlet diyoruz. Yeni nesil yazarlardan Selman KAYABAŞI'nın kitaplarını eğer okuduysanız bu yapılanma ve derin aklı "Teşkilat" olarak nitelendirmiş ve Teşkilat ile Tapınak olarak tasvir ettiği mücadeleyi örnekleriyle fevkalade izah etmiştir . Hakeza Araştırmacı Yazar Oktan KELEŞ de benzeri şekilde "Erenler Müessesi", "16'lar" ve "Oğuz Kağan" teşkilatları olarak hakiki devlet yapımızı, işleyişini ve cihanşümul anlayışını anlatmaktadır.

      2023 Büyük Türkiye Projesi Büyük Ozan Rahmetli Barış MANÇO'ya yazdırılan "Kayaların Oğlu 2023" şiiri ile ilk defa açığa çıkan Türk Devletinin bir projesidir. Kırmızı Sancak Türklerin ve Siyah sancak İslamın dünya hakimiyetini temsil etmekte, bunlar birleştiği gün Şeytaniler kesin olarak mağlup edileceklerdir inşallah. Türkiye'nin NATO'dan çıkması ve AB'ne tam üyelik konusunu gündeminden çıkarması bence artık zaruret halini almıştır. Büyük Türk Devleti 2023'e giden yolda düşmanın saldırıları (Şeytaniler, Vatikan, Haçlı Konseyi) artıyor görünse de tarihten gelen kadim büyük devlet anlayışı ile ülkemiz bu zorlukları da aşacaktır bundan şüphemiz yoktur inşallah.

      Sil
    4. Dostlar devlet minyatür bir hanenin büyütülmüş halidir....Bütcesi de birazcık kabarık kabul edilebilir....Önemli Olan Kasaya paranın kendi halkından değil uluslaraarası gelirlerden olması gerekir...Aksi takdirde dış ticaret hep şişer....
      Görünen o ki montaj dan öte gitmeyen bir,otomobil,yan sanayi,endüstriyel uygulamalar,ucak sanayi,tarım,hayvancılık ve hepsinden öte hiçbir markamız yok iken bu paralar nereden giriyor...Gelen Bu paralar emanet ise yarın geri isterlerse ne olur halkın hali....Bakmak ve görmek gerekir....Ve Daha önemlisi devlet olmak gerekli....Hem 12 eylül öncesini hemde günümüzü iyi okumak gerekir....Bugün Güneydoğu çıkmazında 30-40 bin evladımız gitti...Fakat 12 eylül öncesi Asgari Yarım Milyon insan yitirdik....Birileri 30 bini yarım milyona feda etti...Yunanistan Battı dedi ama
      Dünyanın en büyük Deniz Ticaret filosundan birine sahip olduğunu söylemedi...Bu Filonun Ticari Hacmi 4 Ayrı ülkede 4,5 Trilyon Dolar....Bizim Bütcemiz isi 800 Miyar dolara cıkması için cebelleşip duruyoruz...
      Dostlar lütfen Doğru Mesnetlerle Doğru yerlere Bakalım...
      Biz Mehdi beklerken Dünyanın kıyameti koparsa Şaşırmayalım...

      Slm.ve Dua ile...


      Sil
    5. halkımızın geçim kaynağı devlettir ben dahil devlete dayanmışız ha özel iş de yapmaya çalıştım ama hemen dolandırıldım 3 milyon memur 600 bin işci 15 milyon emekli anarşi terör harcaması 2 milyon burs kredi devlet parayı bunlara harcıyor doğru düzgün vergi toplayamıyor onun için akaryakıt a yükleniyor

      Sil
    6. Türkiye'nin ekonomik anlamda büyümesi tamamen batının bir planıdır. Şişmiş borçlarını satmak için bazı ülkeler ile anlaşırlar ve sırtlarından o yükün bir kısmını atarlar. Bizim gibi garibanlarda 11 sene evvel şöyleydi böyleydi diye "fanboy" luk yaparız. Türkiye'nin büyümesi bir yalandan ve düzenden ibarettir. Türkiye'nin ekonomisi değil, bankaların kredi hacmi genişlemiştir. Türkiye finans bankası CEO'su bunu açıkça söylemiştir. Bütün problem paranın borç olarak üretilmesidir. Mesela merkez bankasında dolar çoksa ve siz ülke olarak bunu üretim ile değilde, sıcak para gelişiyle sağlıyorsanız, onların hepsi birer borçtur. O parayı kullanıma karşılık faiz ödersiniz. İşin komik yanı merkez bankasında dolar yoktur, bu paranın büyük bir kısmı yabancı bankalarda durur.

      Bu sistem çökme noktasına gelmiştir. Ya AK parti döner bu sistemden yada onlarla beraber çöker gider. Ülkemizde yakında ciddi bir ekonomik çöküş olacaktır. Belki de bu iktidarı şutlamak için, iktidarı başa getirdikleri en büyük silah ile vuracaklardır. Kredi Sistemi ve bankalar.

      Sil
    7. hocam faraza bank asya batsa mudilerin belli bir miktara kadar parasını devlet ödüyormu
      yoksa faizsiz sistem diye ödeme yapmazmı

      Sil
    8. Gerçek kişilere ait katılım ve cari hesaplar 100 bin tlye kadar tmsf sigortası kapsamındadır.

      Sil
    9. Sayın Alper Zeybek,

      Derin devlet konusundaki yaklaşımınıza biraz katılıyorum ama sonuçta özellikle son iki-üç yüzyılda ortaya çıkan devletler "derin küresel bir yapı" tarafından kontrol edilir. Hatta bu yapı Kennedy gibi başkanların öldürülmesine kadar bir güce de sahiptir (bu arada adı geçmişken de söyleyeyim: Kennedy'i şoförü öldürmüştür, buna dair youtube'ta bir yığın video var, isteyen araştırsın), dolayısıyla 'dünyada hiçbir hükümetin derin yapı oluşturma gücü' yoktur (yani Roosevelt 'in ifadesiyle, "presidents are selected not elected"). Sadece belki bir kısım derinlerle işbirliğine gidebilir ve eğer, AKP kendisini devlet yerine koyarak bugün bazı aksiyonlara girişiyorsa bilin ki bunun açık tanımı 'cahil cesareti'dir. Küresel ekonomi denen bir gerçek vardır ve küresel sermaye Türkiye'yi defterden sildiği anda, bugünkü Yunanistan'ın hali bizden çok daha iyi kalır, buna emin olun. Türkiye'nin kanımca yapması gereken, eğer küresel krizden dolayı dünya savaşı koşulları ortaya çıkmazsa (ki zor ihtimal ama biz gene iyimser bakalım), (Rusya ile derin ve iyi bir geçmişimiz olmadığından) AKP'nin yerine milliyetçi bir hükümet ile, (BBP ile MHP birleşecek söylentisi var fakat başlangıç için chp-mhp koalisyonu da olabilir), "Amerika ile (bugün yükselen) Çin arasında kalan bir politika" izlemesidir ve bu da, AB/Avrupa Birliği'den vazgeçerek (ancak Nato'dan da çıkmayarak) Nazarbayev'in zamanında önermiş olduğu (fakat Azerbaycan'ın da içinde olduğu) "Orta Asya Birliği"/Central Asian Union (veya Türk kökenli Milletler Birliği) ile mümkün olabilir. İşte burada Türk derin devletinin sorumluluk alması gerekmektedir, tabii onlarda bu potansiyel var mıdır, açıkçası, emin değilim. Öteki türlüsü, Tayyip Erdoğan tekrar işbaşına geldiğinde uluslararası ortamda "teröre finansman sağladığı ve destek olduğu" için (bunu kabullenmeyebilirsiniz fakat biraz Tayyip Erdogan ve Suriye meselesine dair dış kaynaklarda araştırma yaparsanız ne demek istediğimi daha kolay anlayabilirsiniz) "Kaddafi" gibi kara listeye alınacak ve Nato ile ilişkileri bozulacak ve ülkemiz Libya türünde bir operasyonla karşı karşıya kalacaktır. Milliyetçi hükümetinse şöyle bir dezavantajı olabilir; PKK (özellikle büyük şehirlerde) "silahlı isyan" yoluna gidebilir ama bu tür bilgilere devletin sahip olduğunu umuyorum, Kürt Sorunu'nu çözmek için de 'o derin aklın' bu problemi gerçekçi şekilde katakulli yapmadan siyasete taşıması gerektiğini düşünüyorum. Özetle; 'ne yaparsak (ya da ne yapmışsak) kafamızdan çekeceğiz (ya da çektik)'. Bu noktayı unutmadan hareket etmek en doğrusudur.

      Sil
    10. Ozzy sana katılıyorum. Şunu da unutmamak gerekir ki, başımızda ılımlı Müslümanlar olduğundan ötürü milletimizinde geneli ılımlıdır. Nasılsanız öyle idare olunursunuz buyuruluyor. İstedikleri anda, Türkiye'yi bitirirler ekonomik anlamda. Bunun önemi şu noktadan büyük önem taşır ki; Şu an toplumun en büyük değeri paradır. Irzın namusun dürüstlüğü ve dinin önüne geçmiştir. Yani ekonomimizi bitirme kararı almışlarsa ve yaparlarsa, o %50 oy bir an da % 20 lere düşecektir bunu da göreceğiz.

      Sil
  16. Cari Hesap: Belli bir vadeye bağlı olmadan açılabilen, kar payı getirisi olmayan hesap türüdür.

    Katılım Hesabı: Katılım bankalarına yatırılan fonların bu kurumlarca kullandırılmasından doğacak kar ve zarara katılma sonucunu veren hesap türüdür.

    YanıtlaSil
  17. Altın hesapları, vadesiz döviz hesapları da özel cari hesap kapsamında olup, 100 bin TLye kadar TMSF sigortası kapsamındadır.

    YanıtlaSil
  18. arkadaşlar bence şahsi görüşüm. OHAL ilan edicek bence!! o 3-4 aylık durgunluk devride bu dönem olucak bence! ortalık toz duman olucak ama türkiye bundan temizlenerek çıkacak bence... En doğrusunu Allah bilir...

    YanıtlaSil
  19. Beklenen haber: 14 Ocak 2014 Salı
    KİLİS'te, İHH İnsani Yardım Vakfı deposuna sabah saatlerinde polisler tarafından arama başlatıldı.

    İHH'dan açıklama:
    14 Ocak Salı günü sabaha karşı 06:20 sularında Kilis emniyetinden olmayan, nereden olduğu belli olmayan Terörle Mücadele Ekibi olduğunu söyleyen emniyet mensupları tarafından arama kararı göstermeksizin Vakfımızın Suriye halkına yardımlarının koordine edildiği Kilis Ofisimize hukuksuz bir operasyon düzenlenmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İHH: Bu bir algı operasyonu
      İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Sekreteri Yaşar Kutluay Kilis'te İHH ofisine yapılan baskın ile ilgili yaptığı basın toplantısında, İHH'yı terörle ilişkili bir yapı haline getirmeye ve o algıyı ortaya çıkarmaya çalıştıklarını, operasyonun bu nedenle yapıldığını açıkladı.

      Sil
  20. Sabah gazetesi yazarı Emre AKÖZ'den erken genel seçim tahmini:
    Bence genel seçimler 2014 içinde yapılacak. AK Parti belki bir miktar oy kaybetse dahi yine birinci çıkacak. Böylece güven tazeleyecek. Kazandığı güvenle de ekonomiyi sağlamlaştıracak.
    Sadece bir tahmin...

    YanıtlaSil
  21. Başbakan Erdoğan Cemaat yapılanmasını, Selçuklu'yu yıkıma götüren Haşhaşiler'e benzetti.

    YanıtlaSil
  22. Petrolde by-pass hamlesi
    Kuzey Irak'la petrol anlaşması yapan Türkiye'yi 17 Aralık operasyonunda Halkbank üzerinden köşeye sıkıştırmaya çalışan lobiler, enerji hatlarını yeniden şekillendirmek için düğmeye bastı. Bağdat, Türkiye'yi merkeze alarak planladığı yeni petrol boru hatları için rotayı Suriye ve İsrail'e çevirdi.

    YanıtlaSil
  23. Köşk'te HSYK trafiği
    Cumhurbaşkanı Gül, HSYK'nın yapısında değişiklik öngören kanun teklifiyle ilgili Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Demirtaş'ı Çankaya Köşkü'nde kabul etti. Gül akşam saatlerinde de Başbakan ile görüştü.

    YanıtlaSil
  24. Tamer Korkmaz:
    17 Aralık operasyonuyla paralel bir biçimde Halkbank'ın hisseleriyle oynayıp tatlı kazanç elde eden üç bankadan söz edildi.

    Bunlar, Amerikan Citibank, İngiliz HSBC ile Alman Deutsche Bank'tı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İbrahim Karagül:
      2003'te Irak petrollerini İsrail limanlarına taşıma projesi vardı. Şimdi benzer projeler yeniden gündeme geldi ve bu sefer Suriye üzerinden Akdeniz'e, İsrail'e ulaştırılmak isteniyor.

      Sil
    2. Dr Cemil Ertem, ''Yalnızca Kuzey Irak kaynakları değil İsrail'in Doğu Akdeniz'de çıkaracağı kaynaklar dahi Güney Gaz Koridoru'na mecbur. Çünkü bu koridora alternatif projeler hiçbir şekilde nakliye ve enerji güvenliği ile başlangıç yatırım maliyeti açısından Güney Gaz Koridoru ile rekabet edemez. Böyle olunca enerjide rekabet edemeyecek fiyat uygunluğu sağlayamayacak hiçbir projenin gerçekleşmesi mümkün değildir. O yüzden Türkiye'ye alternatif olarak oluşturulan yeni 5 hat teorik olarak kalmaya mahkûmdur.'' diye konuştu.

      Sil
  25. 17 Aralık operasyonunun ardından 25 Aralık'ta yapılmak istenen ikinci dalga girişiminin savcısı Muammer Akkaş'ın soruşturmayla çoğunluğu tape olan belgelerin bulunduğu 25 çuvalı hiç açmadan aralarında önemli işadamı ve bürokratların bulunduğu 41 kişi hakkında yakalama ve gözaltı emri çıkarttığı tespit edildi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paralel yapı savcılarının operasyondan önce 3 aşamalı plan yaptıkları ortaya çıktı. 17 Aralık'ta başlayan ve 8 Ocak'ta devam eden operasyonların sonuncusu seçim sabahı uygulamaya konulacaktı.

      Sil
  26. SÖZCÜ: Fethullah Gülen’in telefon görüşmeleri sızdırıldı
    Türkiye yeni bir kaset şokunu yaşıyor. Bu kez telefon görüşmeleri internete sızdırılan kişi Fethullah Gülen... Gülen'in işadamları, başbakan ve medya patronları ile ilgili konuşmaları Türkiye gündemini değiştirecek.

    YanıtlaSil
  27. Hanefi AVCI:
    Eğer 7 Şubat operasyonu durdurulmasaydı bugün birkaç yüz kişi tutuklu olurdu. MİT mensuplarının tutuklu olduğu bir davamız olurdu. 7 Şubat operasyonu başarılı olsaydı MİT'te muhalifler bertaraf edilecekti. Kendi taraftarları yönetime gelince devletin icrai bir gücü ve bilgi toplama, bilgiyi kullanma gücü tamamen cemaatin etkisi, denetimi altına girecek, böylece cemaat iç güvenlikte istediği politikaları uygulama imkanına kavuşacaktı...'

    YanıtlaSil
  28. Gerçi burası yeri değil ama biraz önce bana 02167098080 alo asist diye bir şirket iddia olunan bir yerden ulaştılar ve 10,000 tl sigorta kazandınız vs bilgi sunup sizin kredı kartı numaralarına ulaşmaya çalışıyor.DİKKATLİ OLUNUZ burayı bir aile gibi gördüğüm için sizinle paylaştım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Umarım faydası olur.

      Sil
  29. Kısa mesaj olarak yazılan haberler gündemi takip için konulmuştur.

    YanıtlaSil
  30. şey nasreddn tusi moğolları bağdata saldırmaya ikna etmişti...
    acaba iktidar meşru yollardan elde edilemeyince 750yıl sonra burada da aynısı yapılırmı

    YanıtlaSil
  31. Hüseyin Yayman 14.1.2013 tarihli Vatan Gazetesindeki yazısı
    Cemaat-hükümet mücadelesini anlamak (3)

    Cemaatle-hükümet arasındaki sorunun bir iktidar savaşı olduğu artık net olarak anlaşılıyor. En azından olayın asıl nedeninin dershaneler olmadığı görüldü. Tanım netleşti. Aynı sosyolojiden gelen iki yapı tarihte görülmemiş biçimde ölümüne mücadele veriyor.

    Tarafların yanında duran ana ve ara güçler var. Büyük bir güç mücadelesi ve politik satranç yaşanıyor. Yerel seçim sonuçlarına göre taraflar yeni bir strateji tayin edecekler. Peki bu mücadelede kim hangi tarafta yer alıyor...

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Devleti temsil ediyor ve dolayısıyla bu meselede taraf. Politik karakteri ve meselenin hassasiyeti gereği diplomatik üslupla konuşuyor. Ancak açıklamalarının satır aralarına bakıldığında mesele aydınlanıyor. Cumhurbaşkanı ‘devlet içinde devlet’ olmaz diyor. Erdoğan’la aynı gelenekten gelen Gül’ün hükümetle ortaklaşma içinde olduğu anlaşılıyor.

    CHP: Kemal Kılıçdaroğlu ve ‘yeni CHP’ cemaatle ‘konjonktürel/faydacı/araçsal’ bir ittifak yaptı. Normalde bu iki yapının bir araya gelmesi ontolojik olarak imkânsız. Ancak ‘Erdoğan karşıtlığı’ geçici bir işbirliği sağlıyor. Kılıçdaroğlu’nun kısa erimli hedefi 30 Mart. Yerel seçimlerden başarıyla çıkılırsa cemaatle kurulan taktik ittifak, stratejik bir koalisyona dönecek.

    MHP: Devlet Bahçeli şimdilik ‘bekle gör’ yaklaşımıyla hareket ediyor. Devlet Bey meydanlarda yolsuzluk meselesini öne çıkarıp resmi görüşlerini söylese de kapalı devre toplantılarda ‘hükümeti düşürmek için cemaatle işbirliği yapmayız’ dediği ileri sürülüyor.

    ‘Yeni devlet’e dair kafası karışık olsa da son tahlilde MHP, ‘devletle’ hareket edecektir.

    BDP: BDP süreci dışarıdan izleyip olaya ihtiyatla yaklaşıyor. Yolsuzluk ve hükümete karşı operasyon konularını ayrı ayrı değerlendiriyor. Kürtlerin ve Öcalan’ın tavrı BDP’ye nazaran daha rafine. BDP’nin ‘cemaat karşıtlığı’ ‘yeni Türkiye’nin inşasında ilginç bir koalisyon yaratıyor.

    TSK: TSK, Cumhurbaşkanı gibi bu meselede devletten yana taraf. Gelinen noktayı ‘yıllardır biz söylüyorduk ama anlatamadık’ şeklinde haklı çıkmanın özgüveniyle hareket ediyor. TSK bu meseleyi varoluşsal bir sorun olarak görüyor.

    MİT (Mücadelenin ana hedefi mi?): Bu mücadelede tavrı en net kurumlardan biri de MİT. Bütün olay teşkilatın müsteşarına operasyonla başladı. Cemaat-hükümet kavgası yanında güvenlik bürokrasisinin ‘yıkıcı rekabeti’ var. MİT’in Türkiye okumasıyla, ‘eski Emniyet’in okuması arasında stratejik farklar var. Sorun tam da buradan kaynaklanıyor.

    Emniyet (Kimi destekleyecek): Aslında bu soruya başka bir soruyla cevap vermek lazım. Hangi emniyet? ‘Eski Emniyet’in son operasyonlarla hükümetin yanında olmadığı görüldü. Emniyet’in içindeki geniş bir blok cemaatin yanında duruyor.
    -devam edecek-

    YanıtlaSil
  32. Yazının devamı:
    Diğer cemaatler (Ne yapacaklar?): İçselleştirilmiş ve aşkın bir devlet algısına sahip dindarlar ve diğer cemaatler ‘emre itaat’ prensibi gereği ‘yolsuzluk’ konusunu ayırıp, hükümetin yanında yer alıyorlar. Kriz derinleşirse bu gruplar doğrudan sahaya inebilirler. Cemaatlerin bu mücadelede sembolik önemi var.

    Ulusalcılar (asli kuvvet mi?): Ulusalcılar bu mücadelenin ikincil merkezini oluşturuyor. Mücadelenin sonucunu tayin edemeseler de seyrini etkileyecekler. ‘Anti Erdoğan’ cephesiyle hareket edelim diyenler yanında; cemaatin yedek kuvveti olmayalım diyenlerin örtük mücadelesi devam ediyor.

    Sermaye: TÜSİAD sermayesinin önemli bir kısmı ‘anti Erdoğan’ cephesiyle stratejik bir işbirliği yapmış durumda. Şimdilik Erdoğan’ın karşısında yer alıyorlar. Ancak mücadelenin seyrine göre pozisyon değiştirebilirler. Asıl tartışma Anadolu sermayesi üzerinde yapılıyor.

    Medya: Eski Türkiye’nin medyası refleksleri gereği ‘Erdoğan karşıtı’ cephede yer alıyor. Operasyonel üstünlük eski medya ve yeni paydaşlarında olsa da psikolojik üstünlük hükümet medyasında.

    ABD/Avrupa/İsrail: Dış dünyanın tavrı bir kesimden yana olmaktan ziyade mücadelenin seyrine göre tutum alacaktır. Dış güçler çıkarları gereği faydacı bir yaklaşımla pozisyon alıyor. Bununla birlikte ‘Erdoğan memnuniyetsizliği ve pazarlık arayışı’ gözlerden kaçmıyor.

    Mücadelenin ilk sonucunu Cumhurbaşkanı Gül ve Bahçeli; kalıcı sonucunu ise 30 Mart’ta HALK tayin edecek.

    YanıtlaSil
  33. Yavuz Bahadıroğlu'nın Mürşid, mürid ve siyaset başlıklı yazısından...

    Sultan II. Mehmed (Fatih), devlet işlerinden gına getirdiği günlerden birinde, mürşidi Ak Şemseddin'i ziyarete gider...
    Eski tarihlerimizin kaydına göre, o esnada Hoca, sedirlere uzanmış kitap okumaktadır...
    Hiç istifini bozmadan Padişah-ı Cihan'ı kabul edip, girer girmez "Hacetün (ihtiyacın) nedür Mehmed?" diye sorar...
    Fatih'in talebi, şudur:
    "Sana bir hacet içün geldüm ki, birkaç gün beni halvete koyup (dersine alıp) irşâd eyleyesün. Bir dem senun dersunde bulunma lezzeti cihan padişahlığından aglebdur" (üstündür)...
    Ak Şemseddin Hoca, müridinden duyduğu sözlerden hiç memnun olmamış, müridini tersleyip kovmaktan beter etmiştir. Verdiği karşılık şudur:
    "Meşâyih-i izâmın halvetinde (şeyhlerin sohbetinde) bir lezzet vardır ki, ana dahil olan emr-i saltanat gözünde olmayub, dünya gözünden silinub saltanattan geçub gitmek mukarrerdir (bir şeyhe talebelik padişahlıktan daha lezzetlidir. Bunu tadan padişahlıktan kopar). Bu sebeple ahval (durumlar) bozulub, her birimiz bu hale sebeb olmakla Allah'ın gazabına uğrayarak günahkâr olmak lâzım gelür... Sen makamının icabı üzre adl ü insaf içinde ol."
    Yirmibir yaşında dünyevi kudretlerin zirvesine ulaşmış bir Padişah'ın gurura kapılmadan mürşidinin dergâhında mutluluk araması, kolay rastlanabilir bir şey olmasa gerektir...
    O sırada Ak Hoca, devletini istese bile tereddütsüz verirdi. Ama istemedi...
    Zaten bir süre sonra diğer hocası Molla Gürânî'ye sadrazamlık teklif edecek, ama o da istemeyecektir.

    YanıtlaSil
  34. Eğer Medineli Osman Akfırat Hocamızın dediğine göre: Türkiye Avrupa'dan dışlanacak ve NATO'dan da çıkacak ise; Avrupalılar ve Batılılar Türkiyeyi kontrol edemeyecekler ve izole edecekler demektir. Demekki Türkiye onların dediğini yapmayınca Avrupadan atacaklar. Türkiye Nato'dan çıkarak reaksiyon gösterecek. İçimizdeki batı yanlıları bundan çok üzülecekler. Bunun akabinde savaş başlayınca bunun bir rahmet olduğu anlaşılacak..

    YanıtlaSil