.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

16 Aralık 2013 Pazartesi

HAYRÜL MÂKİRÎN

Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda  Demokrat iktidarının son zamanlarında Demokrat hükümetini uyarmış ve  “Halkçılar ırkçılığı elde edip tam sizi mağlûp etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim. Ve İslâmiyet namına telâş ediyorum” demişti. Gerçekten bu uyarının ardından kısa bir süre sonra Bediüzzaman’ın öngörüsü aynen gerçekleşmiştir. Bu iki akımın ordu içindeki temsilcileri darbe yaparak Demokrat hükümetini devirmiştir.

Gaybi Haberler bloğumuzda zaman zaman Bediüzzaman’ın bu öngörüsünün sadece o zamana mahsus olmayıp buna benzer bir durumun tekrarlanabileceğini yazmıştık. Bu ihtimalin emarelerini yine görmekteyiz. Bu manayı teyid eden bir yazıyı Osman Özsoy Haber7’de “CHP-MHP seçim ittifakı başladı” başlığıyla yazmış.

Osman Özsoy önce 2 Mayıs'ta kaleme aldığı “Yerel seçimde CHP-MHP işbirliği ve olası ittifaklar” başlıklı yazısından alıntı yaparak başlamış: "Yaklaşan yerel seçimlerde oldukça bariz bir şekilde CHP - MHP işbirliğine şahit olacağız. Bu işbirliğinin temel amacı ve motivasyonu sadece belediye başkanlıklarını almakla sınırlı kalmayacak. 2014 yerel seçimlerinin hemen ardından başlayacak ve ilk defa halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanı seçim sürecinde AK Parti'ye karşı bir blok oluşturmayı da hedefleyecek..." demiş.

“O günler geldi... “ diyor ve devam ediyor.

“Açıkça ilan edilip "seçim ittifakı" olarak adı konmamış olsa da, CHP ve MHP pek çok yerde ortak hareket etmeye başladılar.”

“MHP'nin güçlü olduğu yerlerde CHP'nin, CHP'nin güçlü olduğu yerlerde MHP'nin düşük profilli aday göstererek diğerini örtülü bir şekilde destekleyeceğinin altını çizdik.” diyor. 

Yazının sonunda “Açıkça ilan edilip "seçim ittifakı" olarak adı konmamış olsa da, CHP ve MHP pek çok yerde ortak hareket etmeye başladılar. Bu durum 2009 seçimlerinde pek çok yerde denenmiş ve oldukça başarılı sonuçlar vermişti. “ diyor.

Bediüzzaman vefatını haber verdiği Eddai isimli şiirinde “Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş, Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm’a” diyerek Halkçılarla ırkçıların el birliği ile gerçekleşen 27 Mayıs 1960 darbesinin islam için bir hüsran olduğunu ifade etmiştir.

Şimdi aynı durum yani hüsran-ı islam bir kere daha gerçekleşebilir. Hem de bu sefer sadece Halkçılarla ırkçılar değil, ayrıca o kökten çıkan bir cemaatin desteği de bu cepheye eklenmiş görünmektedir. Ancak bizim bildiğimiz Bediüzzaman’ın meşrebine sahip şakirtler CHP’ye asla oy vermeyeceklerdir.

Dünyada islamofobik bir süreç hızla sürmekte… Gezi bu sürecin bir parçasıydı. Şimdilik akim kalmış olsa da her fırsatta Gezi isyanı yeniden ateşlenmeye çalışılmaktadır.  Mısır’da Mursi'ye bu süreç kapsamında darbe yapılmış ve demokratik islami hükümet devrilmiştir. Orta Afrika’da Müslüman kıyımı sürmektedir. Bangladeş’te islam karşıtı bir ulusalcı akım Cemaat-i İslami lider ve yöneticilerini idam etmiştir. Bunun örnekleri çoğaltılabilir.

Türkiye’de ısrarla milletin oylarıyla seçilmiş dindar hükümet dış güçlerin direktifleriyle yıkılmaya çalışılmaktadır. Bunun için gizli ve açık ittifaklar kurulmaktadır. Buna karşı siyasete mesafeli, kendi hizmet ve ibadetleriyle meşgul sessiz çoğunluğun zararına işler çevrilmektedir. Sessiz çoğunluk sadece fiili ve kavli duasına devam etmekte ve Allah’tan devlet ve milletimiz için hayırlısını istemektedir. Dayanağımız sadece Allah’tır. Dış güçlerin devletimiz aleyhinde çevirdikleri hileleri “Hayrül mâkirîn” olan Allah görmektedir.

Mesele sadece Türkiye meselesi değildir. Mesele İslam dünyasının tek umudu olan Türkiye’nin selamet ve bekasıdır.


23 yorum:

  1. güzel tespit yazınızı alıntı yapmak istiyorum mümkünmü

    YanıtlaSil
  2. Ne yazık ki AKP hükümeti 12 yıllık iktidarı verimli kullanamadı. Ergenekonun üzerine tam olarak gidilmedi. Aksine F-tipi fişlemeler ile devlet kadrolarındaki müslümanlar pasifize edildi. Bu günler demokrat partinin son günlerine çok benziyor. Adnan Menderes de Bediüzzaman'a diklendikten sonra Allah'ın tokatı bir askeri darbe ile indirilmiş ve asılmıştı. Muhtemelen hemen hemen aynısı AKP iktidarı için sözkonusu olacak. Aşağıya Faruk Arslan'ın twitlerinden alıntı yapıyorum. Twitterda, ‏@ofarukarslan takip edebilirsiniz.

    Ülkemiz public intellectual garbage oldu. herkes köşe yazarı, o kadar çok site var ki kim takip ediyor bunları bilmiyorum. hybrid reality...

    TSK bünyesindeki Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi (TUSHAD) Genelkurmay’da bağlı derin strateji, camia operasyonu onların işi mi

    Muharebe Arama Kurtarma (MAK) birimi Özel Kuvvetlerin en seçkin birimidir. 4 bin elemanı ile 24 bölgede fişleme yapanlar özel harpciler mi?

    MİT’in çok güçlü hale getirilmesi kamuoyu adına bir yem, bir aldatmacadır, esasen MAK ve TUSHAD güçlenmiştir. Yeni Türkiye'yi onlar kuruyor.

    ÖKK ve MAK’ta yasadışı bir yapılanma olduğu MİTce hep inkar edilmiş, Göktürk yapısı saklanmıştır. Ergenekon bitmedi beyler uyanalım artık...

    1. ve 2. Özel Kuvvet Tugay Komutanlıklarının isimleri 1. ve 2. Özel Kuvvet Komutanlıkları şeklinde değiştirildi. Her yanda MAKcı kaynıyor.

    Merhum Turgut Özal, Kartal Demirağ suikastın arkasındaki karanlık elin Özel Harp olduğunu, başındaki Sabri Yirmibeşoğlu Paşayı buldu, sustu.

    Özel Büro adlı MAK birimleri içinde CIA, MI5, BND ve MOSSAD nüfuz ajanları ve uşakları var. Muhsin başkan bunları bildiği için şehit edildi.

    Ergenekon ve Balyoz davalarında pek çok gizli bilgi ve belge savcılara Yazıcıoğlu tarafından verildi. Peki bugün ülkücüler nereye savruldu?

    Muhsin suikastında MAK, ÖKK ve NATO Özel Timi onayı vardı. Kimse ÖKK’nın vatan evlatlarını feda ederken milli çıkarlar güttüğünü söylemesin!

    Meclis darbe komisyonu, ÖKK içinde bir yasadışı yapılanma olduğunu iddia etmesine karşın, MİT, “ÖKK'da kontrgerilla yapılanması yoktur” dedi

    Bordo bereliler olarak anılan Türk ordusunun yüzakı komando eğitimi almış MAKcı ekipleri eleştirmek ve savunmak iki ucu keskin bir kılıç.

    Kontragerilla yapısı operasyonel ÖKK ve MAK’ın içindeki cuntavari yapı. Yoksa bu güzide birimi yıpratmak istemem. Eskiden solcular yazardı.

    Göktürk adlı derin devlet yapılanmasının ayakta kalmasını sağlayan askeri cunta birimi olmasa İstanbul baronları ve siyasi figüranlar hiçtir

    Darbeciler, camia operasyoncuları ilk önce MAK biriminin desteğini almak zorundadır, aksi halde başarılı bir darbe operasyon mümkün değildir

    Özel Kuvvetler içerisinde ‘asıl işi’ MAK grubu yapar. Bu yapının bünyesi, AK Parti döneminde 13 bölgeden, 24 ayrı bölgeye çıkartıldı büyüdü

    Beyaz Kuvvetler, bölge yapılanmaları halindedir. Bu bölgelerdeki hücreler birbirini tanımaz. Bölge başkanları var. Paralel devlet budur.

    Sadece bölge başkanları hücreleri bilir. Takma isimleri kullanıyorlar. Her bölge emrinde hücre şeklinde yapılanmış ayrı ayrı 20-30 tim var

    Toplam 4 bin kişilik bir güçtür. Her timin başında bir yüzbaşı ve bir üsteğmen ile 12 başçavuş bulunur. 680de sivil unsur maaşlı elemandır

    Şu an JİTEM tehlikeli olmaktan çıktı, asıl operatif birim MAK’tır. Devlete hizmet adı altında yüzbine yakın insan muhbirlik yapıyor maalesef

    MAKcılar AK Partiyle güvenlik şirketlerini ele geçirdiler. MAK’ta şöyle bir yapı var: Her generalin başına bir tane özel astsubay verildi.

    Şu an ne kadar tugay komutanı varsa, hepsinin yanında emir subayı olarak bir tane eski MAK’çı vardır. Habersiz tuvalete bile gidemez paşalar

    YanıtlaSil
  3. DEVAMI:

    Hepsinin ağzı sıkıdır, konuşmazlar. Bakın Sabri Yirmibeşoğlu üst düzeyde yetkilidir ama kimse ona dokunamaz. MİLLİ BİRLİK KOMİTESi bunlar.

    Saldıray Berk paşamıza savcılar dava açtı, mahkeme kabul etti ama kimse dokunamıyor. Yapı, kendi milletini iç düşman olarak algılamasa keşke

    Ülkemizde gerçek paralel devlet yapılanması MAKcılarca icraatı yapılan 80 yaş üstü 12 emekli generalce yönetilen MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ'dir.

    Milli Birlik Komitesi, camianın güçlenmesinden rahatsız yıllardır, AK Parti'ye emir verildi, direnemiyorlar. Açıkları dosyalandı bunlarca.

    Bu 12 Milli Birlilk Komitesi generalini toplu gizlice girdiğim bir NATO toplantısında gördüm, sohbet ettim, yemek yedim Azeri diplomat gibi.

    Kuvvet komutanları eşlerinin yemek masasına oturmuştum, Azeri diplomat olmadığımı istakoz ve karidye yemeyi bilmediğimden anladılar 30 dkda.

    Genelkurmay başkanı Karadayının eşi sordu: Sen pek irticacıya benzemeyen parlak bir çocuksun. Gülen İslami devlet kurarsa başımızı örter mi?

    Bir saat Gülen'i ve hizmetini anlattım, vizyonuna hayran kaldılar. İlk defa direkt biriyle konuşuyorlardı. Önyargıları kalktı, öptüler beni

    Akredite olmadığım NATO toplantısından Zaman gazetesi özel haberimi fotomla girince güvenlik beni buldu, komutan eşleri ihbar etmediler beni

    Bu NATO hatıramı şu yüzden anlattım. Kenan Evren ve Mİlli Birlik Komitesi başkanı Sabri Yirmibeşoğlu onur konuklarıydı. Paralel devlet bu.

    Milli Birlik Komitesi, Encümeni Daniş grubu ülkenin paralel devletidir. düne kadar yargılama aşamasına gelmiştik, AKP'nin nefesi yetmedi.

    Yeni Türkiye havasında Milli Birlik Komitesi, 28 Şubat sürecinde kabul ettirdiği eylem planını AKP eliyle uygularken, susup idam beklenemez.

    AKP partizanlarının devlet olduk sevincini kursaklarında bırakacam ama Milli Görüş gömleğine dönen AKP'nin ayağından ülkeyi bunlar çekiyor.

    Milli Birlik Komitesi'nin generallerinden en az yarısı ile yüzyüz konuşmuşluğum var, AKP bunların dolmuşuna binerse ülke kaybeder, kibre son

    Derin devleti askeri vesayeti bitirdik rehavetine kapılan AKP ve lideri Menderes ve DPnin akibetine uğrarsa demedi demeyin. Benden uyarması.

    Derin, kirli odaklar Ergenekon, Acem, PKK ve KCK eskiye göre çok daha sinsi, acımasız, insafsız ve vicdansız bir oyun oynuyor. Alet olmayın

    devlet-i aliyyede bile 36 Padişah`tan 12`sinin fitne, isyan ve darbe ile tahtan alaşağı edildiğini unutmayalım. direnmeyen kelle gider.

    Oynanan büyük oyunu farkeden acem dilberleri marifetiyle Acem`lerle ve örgütlerle beraber mesai yaptıkları için sesleri çıkmıyor uçkur bağlı

    Bu ateşte ‘muta odunuyla’ yanan ailelerin haddi hesabı yok. Türkiye`de bu ateş yanıyor hatta dumanlar yükseliyor. Muta siga haramdır beyler!

    MİT bu ateşleri yakanları bilmiyormu? Görmüyormu bu ateşe odun taşıyan örgütleri? Dış düşman içi kaynatırken kendi milletini fişleme marifet

    Muta olayını haber yapan muhabirleri MİT`in mahkemeye verdiğini duyduk. Buna benzer daha dünya kadar olay var… 5000 Acem kadını faaliyette.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faruk Aslan eğer yanlış kişi değilse Kanada Ontario’dan yayın yapan bir kişi olarak görünmekte… Henüz yazılarını okumadım. Okuyup ondan sonra bir fikir edineceğim… İlk anda anladığım MİT konusuna kafayı takmış olduğu anlaşılıyor. Hani şu Cemaatin ele geçirmek istediği ama başaramayınca kara propaganda yaptığı kurum… Zaten adıgeçen zatın ülke içinden değil de ülke dışından üfürmesi yeterince bir fikir veriyor. Ama acele etmeyeyim. Yazılarını okuyayım. Belki alıntı yapacağım konular bile olabilir.
      Tam da kafamda bu konuda bir yazı toparlamaya çalışıyordum. Aslında daha fazla bu konulara takılmak istemiyorum. Giderek kendi konseptimin dışına taşmak istemiyorum. Blogumun amacı Türkiye’nin ve islam dünyasının gaybi geleceğini hadis ve evliyaullah keşiflerinden anlmaya çalışmaktır. Blogumun sürekli güncel olay kovalayan bir haber ve yorum sitesine dönüştürmek istemiyorum.

      Sil
    2. Bu arada konu ile ilgisi yok, ama bloğumda şimdiye kadar hiç kimsenin yazısını silmedim. Kimsenin bir virgülüne dokunmadım. Ancak kendileri bazen yazılarını siliyorlar. Yazı yazana da yazısını silene de saygım var. Burada paylaşılan her mesaj sahibine aittir. Elbette farklı fikirlere ihtiyacımız var. Ben kavga adamı da değilim. On kapıdan dokuzu kapalı birisi açıksa oraya bakarım. Yeter ki herkesle bir ortak nokta bulayım, o bana yeter...

      Sil
    3. Faruk Aslan'ın yazılarında Göktürk diye bir örgütten bahsetmiş. Olabilir ama ben sadece Ortadoğu'ya yönelik Göktürk harekatını duydum. Bahsedilen konu ile bağlantısı var mı bilemiyorum. Mesela Bulgaristanda bir paranoya var. Bulgarlar Türkiyenin kendilerine yönelik Bayezit harekatı yürüttüklerini düşünürler... Gerçek mi bilmem.

      Sil
    4. Yazı silme konusu benimle ilgili olabilir. Yazılarınızdan birinin altına yaptığım tüm yorumları silmiştim. Sebebi rüyamda 2 büyük şahıs tarafından uyarılmamdır. Kendimi hiçbir zaman Nur talebesi olarak görmedim ama rüyamda çok net olarak Gülen Hocaefendi ve Bediüzzamanı bir yerde oturmuş istişare yaparlerken gördüm. Ben sizi korumak istiyorum ne yapabilirim dedim. Bizim korunmaya ihtiyacımız yok, bizi sert üslup ile savunup insanları uzaklaştırma dediler. Bunun üzerine yorumlarımı silmek zorunda kaldım.

      Bu sitede fazla yorum yapmayacağım, bugünkü yorumum sadece Faruk Beyi tanımanız içindi.

      Gerçekler er geç açığa çıkar, Allah (C.C) ahirzaman fitnesinin belalarından tüm müslümanları korusun.

      Sil
    5. Faruk Aslan'ın yazılarını kısmen okudum. Yukarıda belirttiğim fikirlerin üzerine yeni bir şey eklemeyeceğim. Kraliçenin hükmettiği ülkelerin birinden, birilerinin sağladığı bilgileri fısıldıyor. Daha önce yazdığım gibi: Bir: Cemaat içindeki şakirtlere hüsn-ü zannımı muhafaza ediyorum. İki: Cemaatin içinde yuvalanmış ve en çok zararı cemaate veren çok muzır bir ekip, küresel sermaye çetesinden aldığı emir ve ihaleler gereği Erdoğanı devirmeye uğraşıyor. Meselemiz seçimle gelmiş bir idarecinin yine seçimle gitmesini savunuyoruz. Erdoğan hakkında lehte ve aleyhte evliya keşifleri var. Dolayısıyla gizli bir mahiyeti var mı bilmem. Bildiğim bir şey varsa İslami cemaatlerin çoğunluğu halen Erdoğana destek vermektedir. Dini bir cemaatin dindar bir başbakan aleyhinde bulunması kabul edilemez. Daha pek çok bilgi var ki burada paylaşmak ancak fitnenin kaynamasına yardım eder. Müslümanlar daha hakim pozisyonunda bile değilken devlet paylaşım kavgasına girişmesi öyle bir belaya yol açar ki, bir daha ya 100 sene sonra böyle bir fırsat gelir, ya da hiç gelmez. Dünyada anti-islam kampanya yükseliyor. Bu gidişle Deccal dönemi dediğimiz dönemler kapımızı çalabilir.

      Sil
    6. Faruk Aslan belki Hizmet Cemaat adına konuşabilir ama Nur cemaati ve Bediüzzaman adına konuşamaz. Biz de burada kendi adımıza konuşuyoruz. Nur cemaatinin bazı istisnalar dışında çoğunluk halen Erdoğanı desteklemektedir. Faruk Aslan'ın tavrı hükümet sanki dindar cemaatlere baskı uyguluyormuş gibi bir düşünce Faruk Aslan'ın hayalleridir.

      Sil
    7. " F-tipi fişlemeler ile devlet kadrolarındaki müslümanlar pasifize edildi. Bu günler demokrat partinin son günlerine çok benziyor. Adnan Menderes de Bediüzzaman'a diklendikten sonra Allah'ın tokatı bir askeri darbe ile indirilmiş ve asılmıştı. Muhtemelen hemen hemen aynısı AKP iktidarı için sözkonusu olacak." denmiştir.

      Bu yazılara baktığımızda bu ülkenin dindar bir hükümete sahip Türkiye değil de Cemaat-i İslami liderini asan ulusalcı Bangladeş veya İhvan liderlerini hapse atan Mısır'daki darbeci Sisi iktidarı sanır. İnsaf ediniz.
      Ayrıca külliyatın hiç bir yerinde Menderes hükümeti için bu tarzda ifadeler yoktur. Menderes hükümetinin CHP ile müslümanlara baskı da yarıştığı ima edilmemiştir. Menderes Bediüzzamana diklendiği ima edilmemiştir. Dolayısıyla Erdoğanın Menderese benzetilerek sonunun benzer olacağını düşünmek insaflı bir hüküm değildir. Bu tarz bir üslup da Nur cemaatinin kullandığı bir üslup değildir.
      Bu ancak -benim duyduğuma göre- Erdoğandan 50 milletvekili (ekşi sözlükte 100 milletvekili) isteyip de reddedilen cemaatin üslubu olabilir. Diyalog ehli olarak kafirleri dahi müslüman adayı görüp yumuşak yaklaşan kardeşlerimizin iş dindar Başbakana gelince son derece sivri bir üslup kullanması bu cesareti nereden alıyorlar diye düşündürmektedir.

      Sil
  4. hakan şükür secim arifesinde istifa etmiş çok garip hizmet bakdınmı kalpleri sözleri islam diyor ancak kılıçlar mhp-chp-ve ulusalcılarla hep beraber belamızı çekeceğiz hakan şükür değil cemaat akp den ayrıldı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Hakan Şükür'ün AKP'den ayrılması bir göstergedir. Yani emri kimden aldığını ve orada kimin adına durduğunu gösteriyor. Ama kendisini severiz o başka... Diğer yönden Bediüzzaman zındıka cereyanının iki grubu çarpıştırıp daha sonra alet dediği grubu da kırıp atacağını yazmış. Ne kastetmiştir Allah bilir. İsabet edip etmediği acı bir şekilde göreceğiz. Ben kendi payıma kendi rüyalarımda bazı şeyleri gördüm. Allah bes, gayrı heves... "bes: yeter"

      Sil
    2. gördüğünüz hayırmı şermi

      Sil
    3. Gördüğüm uzun süre ayakta tutularak yapılan bir soruşturma idi... Ancak arkadaşlar gayet nazik davranıyorlardı. Yeni bir rüya değil... Rüyanın da ötesinde canlı yaşanan bir durumdu. Hayrihi ve şerrihi minallahi teala...

      Sil
  5. Komplo teorilerinden pek anlamam, sadece okumasını severim beyin jimnastiği adına.. Şu an yazacaklarım sadece kişisel çıkarım veya sezgilerim: Bana öyle geliyor ki, bazı güç odaklarının ortadoğu ile ilgili planlarını, Erdoğan, her türlü tahrike rağmen, Suriye'ye girmeyerek hatta 'Barış Süreci' ile tam tersi bir hamleyle bertaraf etti ve bu güç odakları Erdoğan'ın üstünü çizerek, ellerinden gelen tüm taktik ve yöntemlerle, her türlü kurum/cemaat/oluşum içerisindeki yapılanmalarıyla Erdoğan'ı/hükümeti devirmek için harekete geçtiler. Belki de Erdoğan, bu güç odaklarınca iktidara, bu planlara uyması koşuluyla getirilmişti fakat Erdoğan son "bir yıl içerisinde" ters köşe yapmış olabilir. Reyhanlı saldırısından sonra, Türkiye'nin Suriye'ye askeri operasyonla girip bir kaos/savaş ortamından sonra farklı bir dizyanla bölgeyi şekillendirmek isteyen güç odakları, bu olmayınca karşı planlarını devreye sokmuş gibi görünüyorlar (Erdoğan'ın devrilmesi). Fakat Erdoğan, elinde hiç koz olmayan biri değil. Güç odaklarının Türkiye'deki sermaye ayağına sıra gelmiş olabilir (bugün yapılan rüşvet operasyonu). Böylece, belki de ergenkon'un sermaye ayağına sıra gelmiş olabilir. Bazı yerlerde bunun 'cemaat' operasyonu olduğu yorumları okuyorum. Bence tam tersi. Eğer öyle olsaydı, Ağaoğlu'na (bkz. son Türkçe olimpiyatlarının sponsoru) hiç dokunulmazdı. Ve eğer, son 5-6 yıldır yapılan temizlenme operasyonları gibiyse, bu sadece bir başlangıç ve bir sonrakilerin çapı bunu unutturacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce Koç holdinge bağlı şirketlere müfettiş gönderildi. Tofaş'a çok ağır vergi cezası kesildi. Aynı anda içinde bakan oğulları, Belediye başkanı, Spor kulübü başkanı, genel müdürler, memurlar ve müteahhitlerin de bulunduğu bir grup rüşvet soruşturmasına alındı. İnsan bunların normal birer yasal rutin işlem olduğunu düşünemiyor.. Aralarında bağ var mı bilemeyiz.
      Hatta benim aklıma 7 Şubat 2012 MİT soruşturması üzerinden Başbakana ulaşma çabası gibi bir benzerlik geldi.

      Sil
    2. Geçenlerde yazmıştım. Bir arkadaş rüyasında seçimlerle ilgili bulanıklık görmüştü. Hatta acaba seçim olmayacak mı demişti. Tabi bu sadece bir varsayım... Bu arada Nazım Kıbrısi 2011 seçimleri için son seçim demişti ya... Biz temkinli hareket edelim. Peşin hüküm vermeyelim. Bakalım ne olacak?

      Sil
    3. Seçimlerin yapılmamasından ziyade, seçim sonuçlarından sonra çıkacak entrikalar bir kaosa neden olabilir. Bunu bir çok yerden duyduğuma göre, önlemler alınıyordur sanırım ve umarım. Daha önce İstanbul seçimlerinin kritik olacağını düşünüyordum fakat sonradan bu kaosun İzmir'den (izmir seçim sonuçları üzerinden) başlatılabileceği ilgili -elbette kanıtlayamayacağım- bir öngörüm var. (Düşünsenize, chp'nin kalesi bir kentin, kıl payı akp tarafından kazanıldığına dair seçim sonucu ve sonrasında ordan buradan çıkarılan akp lehine sahte oylar kullanıldığına dair haberler silsilesi ve ysk tarafından sahte oyların gerçekten varolduna dair yapılan açıklamalar vs. bütün seçim şaibe altına girmez mi? hatta bunun daha önceki seçimlerde de yapıldığına dair verilecek bir imajla, kaos derinleştirilebilir..)

      Sil
  6. faruk aslan ın birde blogu var
    http://www.farukarslan.com/genel/kod-adim-kabakmis/

    YanıtlaSil
  7. Ben bu yazısını görmemiştim, teşekkür ederim. Twiiterdan son olaylar ile ilgili twitlerini takip ediyordum. 'Menzil Ben Sende Seydayi Sevdim' başlıklı bir yazısı var aylar önce okuduğum, o vesile ile tanımıştım. Son olaylara bakışı ilginç olduğu için sizlere tanıtayım dedim. Seyda'nın elinden defalarca tövbe alıp, Seyda'nın vefatından sonra gelişen hadiseler ile Menzil'e soğumuş biriyim ben. Şu sıralar Nurları okumaya çalışıyorum elimden geldiği kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurları okumaya çalışıyorum elimden geldiği kadar.

      Sil
    2. haklısınız ülfet oluşturduğu için az okuyoruz aslında her gün muhakkak en az 1 sayfa okumalı

      Sil