.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

12 Kasım 2013 Salı

OBAMA BİZDEN BİRİ Mİ?

Bir süredir İran’da Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı seçilmesiyle İran ile ABD arasında bir yakınlaşma süreci başladı. İran nükleer çalışmalarını denetime açarak batıyla ilişkilerini restore etmeye çalışıyor. ABD’ nin İran’la bu tür bir yumuşama içine girmesi de ABD ve İsrail başta olmak üzere Yahudi çevrelerince hoş karşılanmıyor.

Bu durum beni Obama’nın ilk döneminde seçildiği zamanlara götürdü. İran basınında Obama’nın babası Müslüman, kendisinin göbek adı Hüseyin olmasından dolayı Obama’nın Hz. Ali’nin sözlerinde yer alan Mehdi’nin habercisi büyük savaşçı olduğu iddiası yayılmıştı.

Bahru’l-enver isimli bir kitapta yer alan ve Hz. Ali’den nakledilen “Kıyametten hemen önce, uzun boylu siyah bir adam batıda iktidarı ele geçirecek. Dünyanın en büyük ordusuna komuta edecek. Üçüncü İmam’dan  (Hz. Hüseyin) işaretler taşıyacak. Şiiler onun bizden olduğuna şüphe etmesin” sözü ortaya atılmıştı.

Ayrıca Obama kelimesi, hecelenmiş haliyle O-BA-MA farsça “o bizimle beraber” anlamına geliyor.

Buraya kadar iyi de bundan sonra Enver Baytan’ın geleceğin Tarihi isimli kitabında yer alan “İran’ın yedi gece, sekiz gün yıldırımlarla vurulacağı”,   “Rey şehrinin yıkılacağı”na dair hadisler ile evliyaullahın İran’ın körfeze müdahalesi üzerine batılı orduların İran’a saldıracağı şeklindeki gaybi haberlerini nasıl değerlendirebiliriz?

Belki ABD’nin İran’la yakınlaşmasını uygun görmeyen güç odakları bu gidişatı değiştirmek için bir oldu bitti tezgahlayabilir. Bazı keşif ehli zatlar İran’a batılı müdahalesinin ardından Türkiye’de iç savaş çıkacağını haber vermişler. Demek ki İran’a batılı müdahalesi Türkiye içinde tavır alma konusunda büyük bir kargaşa yaratacaktır.  Hz. Ali’nin sözlerinde Mehdi’nin Türklerin içindeki o büyük kaynamanın ardından zuhur edeceği ifade edilmektedir. 

20 yorum:

  1. Hz. Ali'den nakledilen kısımda kronolojik bir problem var. O zamanlar şii'ler varmıydı? O'nun sözüdür değildir bilemem ama "Şiiler onun bizden olduğuna şüphe etmesin" cümlesinin ona ait olmadığı kanaatindeyim. Sonradan eklenmiş bir cümlede olabilir veya sözün tamamı yabancıların bizim inancımıza eklediği kendi çıkarlarına hizmet eden geçmiş büyüklerimizin dili ile sanki onlar söylemiş gibi uydurulmuş birçok cümleden biri olabilir.

    Türkiye'nin durumu inş. bir mezheb savaşına gitmez. Kafir ile savaş zaruri ise cepheye çıkılır ama Irak ve Suriye'nin hali belli. Allah c.c. bize mezheb kavgasını nasip etmesin.

    Zaman gösterecek... Görelim mevla neyler, neylerse güzel eyler..

    YanıtlaSil
  2. Yazdığım bu yazının içindeki rivayetlerin problemli olduğunun farkındayım. Bir taraftan Hz. Al'ye atfedilen bu sözün düpedüz imalat olabileceğini düşünüyorum. Yönlendirme amaçlı olabilir. Ali'nin Şiası tabiri eski bir tabir. Bizden bir tabiri O-Ba-Ma "O bizden bir" yada "o Bizimle" demek. oradan geliyor.
    Buradaki asıl çelişki İranı vuracak güç eğer Amerika ise bu söz tamamen yanlış olur. Eğer başta İsrail olmak üzere batı koalisyonu İranı vuracak da Amerika İran lehinde davranacak desek, halihazırdaki siyaset buna uygun değil... Amerika önce Suriyeyi hallettikten sonra İranı işgal edecek. Hatta ondan sonra Orta Asyada isyanlar çıkartıp oraları da -yani tüm petrol ve doğal gaz bölgelerini de- kendi kontrolü altına almak istediği ortada...

    YanıtlaSil
  3. Bazı ehl-i keşif İranın vurulmasının ardından Türkiyede karışıklık çıkıp bölüneceğini ifade ederken, Abdullah Gürbüz Baba, İsrail'in Suriyeyi işgal edip Hataydan Türkiyeyi vuracağını, bu sırada Yunanın batıdan yurdumuza saldıracağını, iki ateş arasında kalan Türkiyenin hangisine öncelik vereceği konusunda kargaşa çıkacağını ifade etmişti.

    YanıtlaSil
  4. Nakşibendi sofilerinden bir zatın ifadeleri: "İran yerle bir edilecek, ardından Türkiye'de iç savaş çıkacak. Ondan sonrasını bekleyin! "
    Gavs'ın sohbeti: Türkiye bölünmeden Mehdi çıkmaz"

    YanıtlaSil
  5. İran savaş meydanı olarak düşünüldüğünde kısa sürede çıkılabilecek bir yer değil. Bu nedenle bugün öngörülen bir devletin saldıracağını ben de düşünmüyorum. Bunu ne amerika nede israil göze alamaz. Hali hazırda avrupa ve amerika ekonomileride belli. Savaşı finans edebilmeleri zor. Ancak biraz onların tarafından düşünürsek, eğer Suriye'de esad karşıtı olan birisi yönetim başına geçerse ilk hedef alacağı yer Esad'ı destekleyen İran olur diye düşünüyorum. Eğer kumanda edilebilecek bir yönetime girerse Suriye sonrasında belki irana savaş açılabilir ve bu Suriye yönetimi batılılar tarafından desteklenebilir.

    Suriye'nin bu yeni sunni yönetiminin İran'a karşı tavır alması ülkeler arasında bir sunni-şia savaşı başlatabilir ve bu şekilde mezhebsel bir ayrım Türkler arasında olabilir... (İran'ı destekleyenler, Suriye'yi destekleyenler)

    Yunanistan'da aşırı grupların bir Türk düşmanlığı faaliyetinde olduğu zaman zaman çıkan haberlerden görülebiliyor, bir yandan da Karabağ'da Ermeni askerlerin Türk ve Azerbaycan bayraklarına karşı saygısızlıkları dünün haberiydi. Maşaların kışkırtma politikası devam ediyor ve gün geçtikçe artacak diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  6. Hadislerde Şam'ın merkezinden çıkacak Süfyaninin ordularını ilk önce Irak-Kufe üzerine gönderip oradan doğunun insanlarıyla defalarca savaşır denmektedir.
    Bu açıdan bu hadisi şimdiki Suriye iç savaşı ve ondan sonraki sürece uygularsak muhtemelen Vehhabi tarzı bir grup idareyi ele geçirebilir. Suudi Arabistan zaten perde altında Amerika tarafından desteklendiği ve amacın sünnii-şii çatışması oluşturmak olduğu hesaba katılırsa bu Süfyanini Irak'a oradan İran'a saldırması anlamsız sayılmaz. Zaten İran-Irak savaşının başka bir versiyonu olur. En az 10 yıl sürecek ve tarafları bitirecek bir savaş batılı tüm güçlerin işine gelir.
    Ben bu muhtemel savaşı da petrol ve doğal gaz bölgelerinin denetim alınması için çıkarılacak savaşlardan biri olarak görüyorum.
    Busavaşlarda Türkiyenin müdahil olmaması için başına gaileler çıkarılacağı hatta tamamen devre dışı bırakılmaya çalışılacağı anlaşılmakta. Malum sünni-şii eksenli bir savaşın etkileyeceği ülkeler arasında Türkiye başı çeker.
    Muhyiddin-i Arabi'nin ifadesine göre Mehdi'nin Mekkede zuhur edip öncelikle buraya hakim olan yanakları sakalsız (muhtemelen Vehhabiler) bir taifeyi ortadan kaldırmakla işe başlayacağı belirtilmiş.
    Mehdi Mekkeden başlayacağı seferine başlayıp 7 konakta İstanbula erişecek denmiş. Demekki Türkiye bu bölünmüş durumda iken Mehdinin hedefi İstanbula erişip İslam alemini birleştirmek siyaseti ve savaşı sürdürecektir.

    YanıtlaSil
  7. Doğan Cüceloğlu'nun Savaşçı adındaki kitabında yazdığı bir cümle aklıma geldi.

    "Gerçek bir barışın olabilmesi için, önce büyük bir savaş verilmelidir. Bu nedenle iyi bir barışçı önce iyi bir savaşçı olmalıdır..."

    Rabbim'in merhametine sığınırım. Allah bizi her fitneye galip yapsın. Ümmeti Muhammed'e bir an evvel altınçağı nasip etsin inşaAllah.. Amin.

    YanıtlaSil
  8. İran denildiğinde halk ve devleti birbirinden ayrı mütalaa ediyoruz. Halk Caferi mezhebinde müslümanlardır. Ehl-i tevhiddirler. Mezhebi ihtilafları din alimlerine havale ediyoruz. Kavgadan yana değiliz. Ancak devlet içinde yuvalanmış olan Pakradunileri, Meşhedileri, İsfahan yahudilerini göz ardı etmemek şartıyla... İran etki alanını Afganistan, Tacikistan, Pakistan içlerinden başlayıp Azerbaycan, Türkiye dahil olmak üzere Irak, Suriye, Lübnan hatta Mısıra kadar şii bir nüfuz alanı peşindedir. Bu nedenle devletimizin dünya reel politiği içinde çevre güç odaklarını ve hedeflerini değerlendirerek tedbirini almakta olması normal karşılanmalıdır. Türkiyenin bölünmemesi ve güçlü bir ülke olarak kalması şarttır. Aksi takdirde bugün Türkiyenin elini uzattığı birçok müslüman ülke ve toplum sahipsiz kalacaktır.

    YanıtlaSil
  9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  10. Türkiye'nin gerek Türkler arasında sağ-sol şeklinde, gerek Türk-Kürt (mezhep) şeklinde 2 gruba ayrılarak iç savaş çıkması kaçınılmazdır.

    Dikkat Vakit Daralıyor. Bundan 25 yıl önce Ledün ilmi olan Mürşidi Kamil Değerli zat Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Hazretleri' nın 1900' lü yıllarda, Mehdi Aleyh Resulun inşallah çok yakında (inşallah-u Teala Aşure gecesinin Cumartesi gecesine denk geldiği Yatsı vakti olan Hicri 1442, Miladi 2020) yılında zuhur edeceğini anlatıyor. Ve günümüzde ki Suriye'yi o zaman bilmesi ve insanların oradan hep Türkiye'ye akın edeceğini anlatması, bizi bir hayri derinden etkiliyor...
    2012 yılından itibaren Türkiye'de gerçekleşecek olaylardan bazılarını açıklayalım !!!
    1.Suriye Savaşı
    2.Büyük Marmara Depremi
    3.Doğu'da ve Batı'da İSYANLAR başlar
    4.İran'ın Türkiye'de Amerikan Üslerini bahane edip Türkiye'yi füzeler ile vurması
    5.Rusya'nın Füze kalkanlarını bahane ederek Türkiye'yi vurması.
    Ben bunları sebepleri ve delilleri ile herkese açıklarım. 1. 4. ve 5. maddeler birbiriyle bağlantılı gerçekleşecek.
    Bunların akabinde ise Doğalgaz krizi ile alakalı büyük bir gelişme olur ve krizdeki Yunanistan savaşa zorlanır ve Trakya'da savaş başlar.
    Ermenistan bu durumu kullanarak BM'ye soykırım başvurusu yapar ve BM Soykırımı tanır, Türkiye tazminata mahkum edilir. Ancak 4 cephede savaşan ve Büyük bir depremin yaralarını sarmaya çalışan yetmiyormuş gibi bir de İç isyanla uğraşan Türkiye'nin ekonomisi bitmiş durumdadır.
    Nihai olarak Türkiye Ermenistan’a TOPRAK Verir!
    Ardından AB ve BM, AİHM Türkiye'nin İç isyan çıkaran Kürtlere kötü muamele yaptığını açıklayarak, Kürtleri haklı görür ve Türkiye'yi şimdi ki Suriye, Mısır konumuna düşürerek Muhaliflere, demokrasi isteyenlere kötü davranmakla suçlar.
    Suriye'ye savaş için sokulmak istenmemizin sebepleri bunlar. Suriye'ye girdiğimiz ya da bir şekilde savaşın başladığı an bunların olacağını hepiniz göreceksiniz. 3. DÜNYA SAVAŞI YAKINDIR. SURİYE'YE TÜRKİYE, ABD VE NATO TARAFINDAN YAPILACAK OPERASYON TÜRKİYE'Yİ ÇOK YAKINDAN İLGİLENDİRMEKTEDİR... ÇÜNKÜ PEYGAMBERİMİZİN ZAMANINDA SÖYLEDİĞİ HADİSLERDEN BİRİSİ GERÇEKLEŞECEK...!!! Şam bıçağını ve parasını koruyamayınca... Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Şam bölgesi ile ilgili uyarısı da Irak'la ilgili uyarısı kadar manidardır. Bugünkü Suriye, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde Şam şehriyle ifade edilirdi. Burayla ilgili şöyle buyuruyor: "Şam ehlinin parasını (dinarını) ve bıçağını (muda) elinde tutamayacağı günler yakınlaştı." (Müslim hd: 2896). Bu hadiste geçen "muda" kelimesi hem bıçak ve hem de ölçü birimi anlamına geliyor. (İbnü'l-esir, en-nihaye, IV, 310)
    Bu hadisin ne anlattığı da çok açıktır. Zaman gelecek Suriye hem yeraltı zenginliklerine, hem silahına ve hem de parasına hâkim olamayacaktır demek istiyor Hz. Resul (s.a.v.). Belki bu uyarılarıyla dünya Müslümanlarını dünyanın yeni dizaynına dair uyarmış oluyor. "Bu zor günleri yaşayabilirsiniz. Oyunlara gelmeyin, inancınıza ve ülkelerinize sahip çıkın" demek istiyor. Tabii ki anlayacak ve tedbirini alacak bir kul bulabilsek. Bu iki hadiste Hz. Peygamber'in (s.a.v.) işaret ettiği önemli bir uyarı daha var. Irak ve Suriye halkları bunları yaşayacak dediğinde, sahabe sorarlar. Derler ki "Ey Allah'ın Resulü! Bu ülkelerin zenginliklerine, özgürlüklerine, tahılına, gıdasına, güç ve silahına el koyacak olanlar kimlerdir?" Hz. Peygamber'in (s.a.v.) cevabı çok açıktır: Acemler (Arap olmayan bölge insanları) ve Rumlardır (Batılı ülkeler). Müslüman olmayan ülkeler bu sonu hazırlayacaklar buyuruyor Yüce Allah'ın doğru sözlü elçisi. Aslında Hz. Peygamber (s.a.v.) Irak ve Suriye örneğiyle birbiri ardınca çözülen coğrafyamızın basiretsiz, Kuran'dan uzak, Hz. Peygamber'den uzak bazı yöneticilerine ve halklarına açık uyarıda bulunuyor. Bugün yaşadıklarınız işte bu uyarıları dikkate almamanızın bedelidir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman ne diyelim; 2015 yılında 3. cihan harbine hazırlıklı olmak lazım. Sadece ona değil; doğal afetlere, dünyayı batıracak olan ekonomik krize, türlü türlü hastalıklara... Filipinler'de olan tayfun bunun bir mesajı niteliğindedir.

      Geniş bir perspektiften bakıldığı zaman; bunlar Müslüman için azaptan çok temizlik hükmündedir. O kadar dünya'ya batmışız ki; bunlar bize temizlikten çok azap gibi gelecektir. Peygamber efendimizin ahir zaman ile ilgili bahsettiği bütün kötülükleri (savaşlar dışında) isteyerek biz neden olmuyor muyuz? Hepimizin beyni yıkanmış. Bize revadır!

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  11. Araştırmalar neticesinde Hz.Ali (ra)'nin Obama hakkındaki rivayeti sahtedir. Dikkat ederseniz Mübarek hakkındaki rivayete çok benzerlik var.

    Allah'a emanet olunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı rivayetler nedense güncel bazı olayların vukuundan sonra öne sürülmekte... Okuyucuların çoğu orada belirtilen kaynağı araştıramayacağından şu kaynakta şu yazıyor türü sözler öne sürülüyor.
      Mesela bit hadiste masina boğazı denen yerden bahsediliyordu. Yani şu İtalyanın Sicilya arasındaki boğaz. Hadiste Peygamberimizin Masina boğazından bahsetmesi biraz tuhaf kaçıyor. Bunun gibi pek çok yerden bahseden hadislerin uydurulmuş olması hadis konusunda temkinli olmayı ve kaynaklı konuşmayı mecbur tutuyor.

      Sil
    2. Şu köprü hadisi hakkında ne görüş belirtiyorsunuz? Katar-Bahreyn köprüsünden bahsediyorum. Kral Abdullah hakkındaki hadis sanırım ehli sünnet kitaplarında da geçiyor değil mi?

      Sil
  12. Kral Abdullah'ın ölümü, ehli sünnet kaynaklarda geçiyor. Lakin köprü konusundaki rivayet hakkında pek araştırma yapmadım. Köprü rivayetine mesafeli yaklaşıyorum.

    Çünkü köprü yapılınca Bahreyn'deki Şii nüfusu artacak ve Suudileri çok rahatsız ediyor. Haberlerde Şiilerin Bahreyn'e giriş için vizelerin masada söz konusu olduğunu okumuştum. Bu sebepten dolayı, Hz.Ali (ra) hakkındaki rivayetlere hemen inanan Şiilere uydurulan rivayet ışığında psikolojik olarak baskı yapılıyor olabilir.

    Allah'a emanet olunuz

    YanıtlaSil
  13. Hayır kardeşlerim, köprünün tamamlanması 3. Dünya Savaşı'nın iyice yaklaştığının göstergesidir, burada sadece Şii'lere yönelik bir tehdit yok. Aynı şekilde Suudi Arabistan kralı Abdullah'ın vefatının kesinleşmesi. Ehli ,sünnet hadislerinde böyle bir rivayet yok, hepsi Şii kaynaklarında geçiyor, acaba bu rivayeti uyduranlar da kral Abdullah'ın taraftarları olmasın. Zira onun ölümünün kesinleşmesi Arabistan'da kargaşa oluşturacağından ötürü kimse bizim tahtımıza göz dikmesin, sonu hüsranla sonuçlanır, bu şiddet ta Mehdi zuhur edinceye kadar dinmez diye taraftarları böyle bir şey uydurmuş olabilirler diyebilir miyiz hiç? Diyemeyiz!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesela, Ahmet bin Hanbel kaynakları Şii kaynakları mı?

      Sil
  14. Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu.
    Hicaz’ı (Suudi Arabistan) isminde hayvan ismi olan bir adam yönetecektir. Uzak bir mesafeden baktığınız zaman gözlerini şaşı olduğunu göreceksiniz. Eğer yakında bakılırsa normal gözükecektir. Abdullah isminde olan kardeşi tarafından desteklenecektir. Eyvahlar olsun ki onların peşinden gidenlere. Rasulullah (s.a.s) üç kez tekrarladı. Bana onun (Abdullah) ölümünün haberini verin ki bende size Mehdinin zuhurunu haber vereyim.

    Ahmet bin Hanbel tarafından müsned hadisler,250 signs kitabı,sayfa:122

    Bu hadis müsned de varmış. Keşke hadislerin sıhhatlerini araştıracak kadar ilmimiz olan biri olsaydı aramızda. Acaba var mı ilmi olan, muhaddis olan? Bu sayede bazı aklımıza takılan hadisi şeriflerin sıhhat derecesini bize söyleyebilirdi. Ben mesela, şii kaynaklı hadisi şeriflere hep bir şüphe içerisinde yaklaşıyorum. Sahih olup olmamasını sünni kaynaklar ile çelişip çelişmemesinden pay biçiyorum. Birde Cübbeli Ahmet hoca; onların kaynakları hep acem palavraları dediğinden içim iyice almıyor. Gerçi biz itikadi konulara değil bazı ahir zaman ile ilgili durumlara bakıyoruz ama Allah muhafaza bir ayağımız kayar sonra toparlanamayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin garip kısmı, Ahmet bin Hanbel tarafından Kral Abdullah ile ilgili olan hadis son yıllardaki yeni baskılarda olmaması. Burda Suudilerin müdahale ettiklerini anlıyoruz. Eski kaynaklara ulaşmak, Osmanlı arşivlerine ihtiyaç var.

      Sil