.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

10 Ekim 2013 Perşembe

ÜLKELER DIŞ POLİTİKALARI VE STRATEJİK HEDEFLERİ / Mehmet Haşmet Kolağası

Ülkeler daima var olmak ve önde olmak için bazı ekoller benimserler. Bu; nesiller boyu, tarih sahnesinden silininceye kadar devam eder. Çoğu zaman bu hedeflerden ve ekollerden halkın haberi olmaz, istihbarat birimlerinin ve devletin üst kademelerine ulaşabilen kişilerin bilgisi dahilinde kalır. Ancak yıllarca devam eden fiiller bunu açığa çıkarır. Mesela Türklerin tarih boyunca savaş taktikleri geri çekilerek düşmanı çembere almak ve imha etmektir. Rusların ise direk ortadan yararak düşmanı iki çembere almaktır.
Batının güvenliğinin doğunun istikrarsızlığına bağlı olduğu fikri batıda temel stratejidir. Doğuyu daima Cengiz ve Atilla tehdidi olarak algılarlar. Dünyadaki istikrarsızlığın temelinde bu ana fikrin tatbikatı vardır. Ortadoğu’nun ve Doğu’nun barışa kavuşması, ancak bu tehdit algılamasının değişmesiyle son bulacaktır. Gerekli politikaların geliştirilmesi, hakim istihbarat birimleri ve ülkelerinin politikalarını iyi tahlil etmekle mümkündür.
Rusların tarihi 860’lı yıllarda başlar. Bu bölgeye kuzeybatıdan geldikleri söylenmektedir. Ancak Türklerin tarihi insanlıkla başlar. Bu nedenle Ruslaşmış Türk sayısı tahmin edilenden çok fazladır. Çar 1. Petro’nun meşhur vasiyeti 17. yüzyıldan beri harfiyen uygulanmaktadır. Sovyetlerin kurulması ya da yıkılması bu hedefi değiştirmemiştir. En önemli maddeleri; düşmanların arasını açmak, birine destek vererek ihtilaftan yararlanmaktır. Bizi ilgilendiren kısmı ise sıcak denizlere inmek, İran’la Türkiye’nin, Alevilerle Sünnilerin arasını açmak, İstanbul’la Suriye’ye hakim olmaktır. İran’ın işini bitirmenin Türkiye’yi bitirdikten sonra daha kolay olacağını da belirtmektedir. Avrupa ile Türkiye arasını daima açık tutmak ve Avrupa’da Türk düşmanlığı yaymak olarak özetleyebiliriz.
Ancak Rus halkının bu ideallerin köleleri olduklarını ve başka milletlere karşı düşmanlık beslemediklerini görürüz. Böyle düşmanlıklarla dolu bir politikayı insanlara kabul ettirmek pek kolay değildir, gizlidir, sır doludur ve dolayısıyla da kötüdür. İstikrarlı yükselişin temelini oluşturan evrensel bir millet olmak ancak eğitimli kadınlarla mümkündür. Bu nedenle evrensel güçlerin kadınlarını da incelemekte yarar vardır. Rus kadınları son derece kültürlü ve eğitimlidirler. Eşlerine karşı son derece itaatlidirler. Ayda en az dört kitap okurlar. Genellikle üniversite mezunudurlar. Üç enstrüman çalarlar. Duvar kağıdı yapmayı, lavabo tamiri, elektrik tesisatı tamiri dahil evin her işinden anlarlar. Mevcutla yetinip erzak talebinde bulunmazlar. Salon kadını tiplemesinden uzaktırlar. Rusya’dan ne kadar uzak olurlarsa o kadar mutlu olurlar. Annelerin en büyük arzusu çocuklarını bir Türk ile evlendirmektir. Bizim eğitime verdiğimiz ama gözden ırak çabamız çok büyük olmakla birlikte global sermayenin bizim adımıza bize yaptırdığı dizilerin 10 yaşından büyük bayanlarımızın üzerindeki etkileri bizim eğitimimizi etkisiz bırakmaktadır. O halde aynı metotla bir an önce netice alınmaya çalışılmalıdır. Zira bu bizi takip eden milletlere de zarar vermektedir. Bu dizilerin etkisi yanlış adetlerimizin oluşturduğu eş bulma zorluğu ve aile bütçesi açığı nedeniyle hayallere dalma ihtiyacından kaynaklanmaktadır. O halde eğitim, geçim, ev bulma, ev eşyası bulma dahil hiçbir şey eş bulma önünde engel oluşturmamalıdır. Kapının önünde dolaştırmak yerine eve girmeyi kolaylaştırmalıyız. Ne evlenme, ne de boşanma zor olmamalıdır. Böylece mutluluğa hayallerinde ulaşma şansı sunan dizilerin bir cazibesi kalmaz. Eş seçmenin bilinç altında kaliteli geni seçme hürriyetiyle ilgili olduğu unutulmamalıdır. Karmaşık görülen bu hayat tarzının bilinç altında, görünenler arasından seçme hürriyeti talebi yatmaktadır. Geleneklerin aksine İslam dininin eş seçme hürriyetini getirdiğini bilmekte yarar vardır.
Deli Petro’nun bir vasiyeti de Rus milletini rahata alıştırmamak, sürekli savaştırıp uyanık tutmaktır. Bu nedenle Ruslarda insanlık ailesine tabi olmak için Deli Petro’nun prangalarından kendilerini kurtaracak şefkatli bir el bekledikleri ana fikrini yakalayabilirsiniz. Dostoyevski’nin eserlerinde ve Victor Kravchenko’nun ‘Hürriyeti Seçtim’ kitabında bunu hissedebilirsiniz. Ruslar asla mutlu olamamış ve bu şartlarda asla mutlu olamayacak bir millettir. Halkın içinde bulunduğu bu yüksek ahlaklı davranış kültürünü belki de onlar, üvey baba devlet ve öksüz evlat algısına borçludurlar. Deli Petro’nun laneti sadece Rusları değil çevresindeki milletleri de helak etmiştir. Bu metafizik büyünün ilk dönemini Petersburg dönemi oluşturur. İkinci günü Moskova merkezli Sovyet Rejimidir. Üçüncü gününü de yeni Rusya Devleti oluşturmaktadır.
2000’li yılların başında Türkiye’nin almış olduğu bir karara karşılık Rus elçisi, “Türkiye bunu yapamaz.” demişti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı hemen elçiyi çağırarak açıklama istedi. Bunun üzerine Rus Elçi’si, “Sözlerim yanlış anlaşıldı.” dedi. ‘Yutarsa’(!) hamlesi Rus Devleti’nin her zaman uyguladığı bir taktiktir. Karşı hamle gelmeseydi elçi Türkiye valisi gibi hareket etmeye başlayacaktı. Dünyanın ittifak ettiği ortamlarda hemen geri adım atarlar ve riske girmezler. Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesinde, Irak harekatında bu tavır aynen izlenmiştir. Dışişleri Bakanı şimdi de, “Suriye için kimseyle savaşmayız!” diyor. Hedeflerinden asla vazgeçmezler. Bu sadece hedeflerini ileri bir zamana ertelemeleri anlamına gelir.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra çöküş ve dağılma trendine giren Rusya’yı ABD, Petrol fiyatlarını yükselterek Çin’e karşı desteklemiştir. Böylece petrol ihracatçısı olan Rusya iflastan, global sermayenin borç ve faiz baskısından kurtulmuştu. Petrol dışında hiç bir güvencesi olmayan Rusya’nın piyasa ekonomisine adapte olması, bu vasiyetle sonsuza kadar mümkün değildir. Rus halkı hürriyeti seçmiştir ama, çevresindeki hiç bir devlet ve güç bunun farkında değildir. 4 bin yıllık mazisi olan global sermayenin en çok çekindiği istihbarat örgütü Rus istihbaratıdır. Kendisine uygulanan birçok cinayet ve operasyona rağmen global sermaye sesini dahi çıkaramamıştır. Bu da global sermayenin desteklediği Çin’e karşı emin olamayacağı anlamına gelir. Peki, global sermaye bunun farkında değil midir? Farkındadır ama, kini basiretini bağlamıştır.
İngilizler; ülkelere direk müdahale etmezler, halkın ve geleneklerin yanında görünürler. Misyonerler vasıtasıyla sızarlar. Yöresel inanç guruplarının arasında yer alarak toplumu hissettirmeden yönlendirirler. Global sermayeyle tarih boyunca uyumlu çalışmışlar, global sermayenin dünya hakimiyetinin askeri kanadını oluşturmuşlardır. Sömürgecilikle çok büyük zenginlikler kazanmışlardır. “Bir toplumu yükseltmek istiyorsanız kadınlarını eğitiniz.” sözü nedeniyle süper güçlerin kadınlarının durumunu da incelemekte yarar olduğundan kadınlarının özelliğine de temas etmekte yarar vardır. Eğitimde İngiliz mürebbiyelerinin çok büyük önemi vardır. Mürebbiye terbiyesinden geçmeyen bir çocuk büyüklerle yemeye oturamaz. Akşam yemeyi hiyerarşik kutsal bir törendir. Aşırı gelenekçidirler. Batı’nın güvenliğinin Doğu’nun istikrarsızlığına bağlı olduğu fikri İngiliz istihbaratınca bir politika olarak ortaya konmuştur.
 İngiliz devlet gücünü sağlayan temel unsurlardan biri hakimlerinin kendi maaş çeklerini kendilerinin yazdığı iddiasıdır. Diğeri de manevi mirastır. Vatana fayda sağlayanlar kraliçe tarafından sör “sir” ve benzeri unvanlarla mükafatlandırılır ve bu unvan miras olarak gelecek nesillere geçer. Vatana ihanet eden ya da yolsuzluk yapan birinin yaptığı fiil öldükten bir süre sonra ifşa edilir. Bu da çocukları için büyük bir utanç kaynağıdır. Bunu bildiklerinden bu tıp fiillere bu ülkede baş vurulmaz. Bu da devletin bekası için önemli bir unsurdur. Bence bu belli bir yıl baz alınarak, mesela 2013 sonu baz alınarak bizde de uygulanmalıdır.
İngiliz istihbaratını daha iyi anlamak için örneklerine bakmak lazımdır. Birinci Dünya Harbi’nde Osmanlının güney kanadını tek başına etkisiz hale getiren Lawrence bir İngiliz ajanıdır. Kadyanilik gibi mezhepler İngiliz İstihbaratının ürünleridirler. Mezhep ve inanç zenginliğimizi İngiliz ve Global Sermaye istihbaratlarına borçluyuz! Almanlar Dünya Kiliseler Birliği’ni istihbarat çalışmalarında kullanır. Çok etkili olmakla birlikte askeri operasyonlara direk destek vermezler. Etnik ve dinsel guruplar üzerinde aktiftirler. Kadınları İngiliz kadınları gibi her biri birer eğitim uzmanıdırlar. Avrupa istihbarat örgütlerinin çalışma prensipleri benzerdir. Global Sermaye ve İngiliz İstihbaratı etkisindedirler. Hıristiyan kulübü tarzı vardır. Bu yönüyle ABD’den ayrılırlar.
Çin tarih boyunca iki yüzlü siyasetin en ciddi uygulayıcısı olmuştur. Üç yüz yıldır. İngiliz, Hollanda ve Global Sermaye’nin uyuşturucu operasyonlarıyla Çin uykuya dalmış ve kaynakları çok ucuza sömürülmüştü. Ancak Mao’yla uyanmış ve başta Türk ülkeleri ve Kore olmak üzere çevresini işgale yeniden başlamıştır.
ABD, İngiliz kolonisi iken bağımsızlığını kazanmış 125 etnik grubun oluşturduğu bir millet ve devlettir. Bu nedenle dünya siyasi hedefleri çoğu zaman Avrupa ile örtüşmez. 3000 inançtan insanların oluşturduğu bir devlettir. Hıristiyan kulübü değildir. İlkel sömürgecilik ve toprak kazanımları ABD’nin dünya siyasetinde etkili olmasıyla son bulmuştur. ABD’de Global Sermaye ve ulus devlet arasındaki mücadele ulus devletçilerin mevzi kazanmasıyla son buldu. Bunda teknoloji destekli istihbaratın çok büyük etkisi olmuştu. Global Sermaye’nin teknoloji’nin gelişmesiyle gizli operasyonları ve etkinlikleri azalmıştır. Dünyanın en büyük mücadelesi bu iki güç arasında cereyan etmektedir. Ama çoğu zaman güçler arası dengelere riayet ederler.
Global Sermaye yatırım yapmaz, ama yatırım yapan ülkelere borç verir. Bu nedenle sanayileşen ülkeler ve Avrupa ülkelerinde etkisi çok fazladır. Petrol zengini ülkeler de doğal rakipleridir. Çeşitli ekonomik operasyonlarla petrol fiyatlarının yükselmesi sanayileşmiş ülkeleri zora sokar, dolayısıyla da onlara borç veren global sermaye fakirleşir.
Bu dengelere dikkat edildiğinde blok bir düşmana karşı olmadığımız görülür. İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Tanırsak ve kendimizi tanıtırsak yeni dostluklar oluşturabiliriz. Batı, bugün bir Müslüman’da olması gereken doğru söz ve dürüstlüğü yaşamaktadır. Bize ise tam tersi, istihbarat örgütleriyle aşılanmıştır. İçinde bulundukları medeniyeti bize borçlu olduklarını anlatmak önemli bir adımdır. İçlerinde bunu takdir eden epeyi alim vardır. Ayrıca batının güvenliğinin doğunun kaosuna endeksli olmadığını ispat etmeliyiz. Bize de ait olan batı medeniyet ve eserlerinin garantörü olduğumuzu ispat etmeliyiz. Kore Harbi’nde olduğu gibi birlikte hareket edildiği ortaya konulmalıdır. Kore Harbi motifi artan bir ivmeyle uluslararası platformda işlenmelidir. Buna taş koymak isteyen global sermaye ve İsrail bunun kendi istikbali için de hayırlı olacağını anlaması dünya barışı için hayati öneme haiz olacaktır. Ülkelerin mübadele sorunlarını çözmesiyle ve Ortadoğu’ya barışın gelmesiyle 4000 yılda biriktirilen global sermaye çıktığı sihirbaz şapkasına geri dönerek yok olacaktır. Rusya ise Ortadoğu barışıyla Deli Petro vasiyetinden kurtulacak ve kendi insanının huzuruna sevinecektir. Bunda insani değerleri ilkeli bir şekilde savunan Türk Devleti’nin güç kazanması ve enerjide yeni gelişmeler etkili olacaktır.
Sağlık ve Esenlikler
www.iskenderunses.net 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder