.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Eylül 2013 Çarşamba

AHİRZAMANDAKİ BÜYÜK MÜCAHEDENİN CİFRÎ TARİHLERİ


Fatiha suresinde sırat-ı müstakimi gösteren ayet-i kerime,  Asr suresindeki iman ve salih amel sahipleri, ayrıca kıyamete kadar hak üzerinde mücahede edecek taifeden haber veren hadis-i şerife dayanarak Bediüzzaman'ın yaptığı istihracat:

Ahirzamandan haber veren mühim bir hadis: “La tezâlü tâifetün min ümmetî zahirîne alel hakk, hattâ ye’tiyallahu bi emrihi”

“La tezâlü tâifetün min ümmetî” –şedde sayılır tenvin sayılmaz- cifri makamı 1542 (2117) ederek hak taifesinin sonuna ima eder.

“Zahirîne alel hakk” –şedde sayılır- cifrî makamı 1506 (2082) edip, bu tarihe kadar hak taifesi açıkça ve galip şekilde, sonra 1542 (2117) ’e kadar gizli mağlubiyet içinde aydınlatma görevine devam edeceğine remze yakın ima eder.

“hattâ ye’tiyallahu bi emrihi” –şedde sayılır- cifri makamı 1545 (2120) olup kafirin başında kıyamet kopmasına ima eder.

Bu üç fıkra 1506 (2082), 1542 (2117), 1545 (2120) tarihlerinde üç büyük değişimin zamanlarını göstermektedir.

Bediüzzaman: “Bu imalar gerçi yalnız bir tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil; fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat’î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmalarla bir nevî kanaat, bir galip ihtimal gelebilir.” demiştir.

Diğer taraftan:  Fatiha suresindeki “sırat-ı müstakim” doğru yolun büyük taifesini tarif eden “ellezine en’amte aleyhim” fıkrası da 1506 (2082) veya 7 (2083) etmekle  tam tamına “Zahirîne alel hakk” fıkrasının tarihine uymaktadır.

Bediüzzaman Risale-i Nur şakirtlerinin taifesinin ahirzamanda sırat-ı müstakim’in büyük taifesinin sonlarında makbul bir hizb olacağına işaret etmektedir.

Asr suresinin ahirzamana bakan cifrî işaretleri:

Bediüzzaman 30 kasım 1942 tarihinde “İnsanların özellikle müslümanların zincirleme sürüp giden helaket ve hasaretleri ne zaman başladı ve ne zamana kadar devam edecek ?” diye sorar. Bu soruya karşılık Asr suresinden çıkardığı cifrî işaretleri “Karadağ’ın bir meyvesi ve haşiyesi” başlıklı yazısında yazmıştır.

Asr suresindeki “ inne’l insâne le fî husrin” ayetinin (şedde ve tenvin sayılır) cifri makamı 1324 etmektedir.  1324 (rumi tarih olarak 1908 miladi) Hürriyet inkılabıyla başlayan saltanatın değişmesi, Balkan ve İtalyan harpleri, Birinci Dünya Savaşı yenilgileri ve dehşetli anlaşmaları, islam alametlerinin sarsılmaları, bu memleketin depremleri ve yangınları, İkinci Dünya savaşının yeryüzündeki fırtınaları gibi semavi ve arzi musibetlerle insanın hasaret içinde oluşu gerçeğine “ inne’l insâne le fî husrin” ayetinin 20.yüzyıla bakan yönünü tarihiyle göstermiştir.

“illellezîne âmenû ve amilussalihât” –sondaki te; he sayılır, şedde sayılırsa- cifrî makamı 1358 ve 9 (hicriye göre miladi 1939-1940) senesini göstermektedir.  O hasaretlerden (zararlardan), özellikle manevi hasaretlerden kurtulmanın tek çaresinin iman ve salih ameller olduğu gibi, karşı manasıyla da o hasaretin tek sebebinin küfür ve şükürsüzlük, yani imansızlık, fısk ve günahlar olduğunu göstermektedir.

“Essalihatu” daki iki tarih:

a) sondaki tâ çoğunlukla durağa rast geldiğinden cifirce he sayılabilir. Bu noktada “illa” beraberdir. 1358 (hicriyeye göre miladi 1939) tarihini gösterir.  İkinci dünya savaşının başlangıcıdır.

b) “he” okunmadığından “te” kalabilir. Bu noktadan şeddeler sayılmazsa ve “illa” beraber olmadığından 200 küsur zamana kadar iman ve salih amel sahibi bir büyük taife büyük hasaretlere karşı mücahedeye devam edecektir.

Bu tarih hem  Fatiha’nın sonundaki “sıratallezine en’amte aleyhim” 1547  (2122) veya 1577 (2151) tarihine uygun düşmektedir.

Hem de “La tezâlü tâifetün min ümmetî zahirîne alel hakk, hattâ ye’tiyallahu bi emrihi” hadisindeki;

1. cümle: 1500 (2076) makamıyla ahirzamanda bir mücahid taifenin son zamanlarına,
2. cümle: 1506 (2082) makamıyla galibane mücahedenin tarihine,
3. cümle: 1545 (2120) makamıyla pek az farkla hem Fatiha’nın, hem de Asr suresinin iki cümlesinin gaybi işaretlerine uygun düşmektedir.

Demek ki bu hadis-i şerifin üç cümlesinden her birisi 1500 (2076)  tarihine ve mücahedenin ne kadar devam edeceğine işaret etmektedir.

Aynı şekilde “Ellezine amenu ve amilussalihat” –şedde sayılmazsa- 1561 (2136) ,
“ve tevasav bil hakki ve tevasav bissabr” –şedde sayılır, fakat “bissabr” da lâm sayılır- 1560 (2135) makamıyla iştirak eder. O büyük taifenin mücahedeleri ne zamana kadar devam edeceğini gösterir.

Böylece hem Fatiha, hem Asr suresi hem de bu hadis ebced makamlarıyla yaklaşık aynı zamanı göstermektedirler.  Manasıyla da uyum içindedirler.

“Ve in küntüm merdâ” ayet cümlesi 1500 (2076) küsur olan cifrî makamıyla sapkınlar tarafından aşılanan manevi hastalıkların büyük kısmı Risale-i Nur’un Kur’anî ilaçlarıyla iyileştirilebilir diye işaret etmekle beraber, maatteessüf dünyanın 200 sene kadar ömrü geriye kalmışsa, bir sapkın fırkanın dahi devam edeceğine ima ediyor. 

11 yorum:

  1. Bu tarihler kesinlikle yanlış. Zira hadisleri baz aldığımızda; en yakın süreç olarak aşre gecesi cumartesi gecesi rivayetini baz alınca en erken 2020 (1442) yılna denk geliyor.
    Hz. Mehdi (a.s.)'nin 40 yıllık hükmü, Heraklius ehlinden bir adam vasıtasıyla Rumlarla (Batılılarla) 9 senelik sulhu, Hz. İsa (a.s.) ile 7 yıl bir arada bulunmaları ve Hz. İsa (a.s.)'nın 40-45 yıllık hükmü (40 yıllık hükmü daha sahihtir) de eklenirse;
    1442+33+40=1515
    Hz. İsa (a.s.)'ın ölümünden sonra Şeytan'ın insan kılığında, Mümin'leri kendine icabet ettirmeye ve taptırmaya çalıştırıp onları dinlerinden döndürmeye çalışacağı ve en az 10 yıl sürecek olan Bozulma çağı da eklenirse;
    1515+10=1525
    Sonra Güneş'in Meşrik'ten doğması ve dünyanın ortalama olarak bir rivayete göre 120, diğer rivayete göre 150 yıl daha devam etmesi de baz alınırsa, biz minimum olarak 120 yıllık ortalama süreyi baz alırsak;
    1525+120=1645
    Yani kıyamet, ortalama olarak en az bu tarihte kopar ki, bakın ortalama diyoruz, bunun birkaç yıl ilerisine de doğal olarak gider ki kıyametin kesin kopuş tarihini yine bilememiş oluruz, bunu sadece Allah Teala bilir.

    Ayrıca; Güneş Batı'dan doğduktan sonra Müminler dünyadan en az 40 yıl faydalanacağına göre; 1525+40=1565 (en az) yılında Şam'dan gelen soğuk rüzgarla dünyada kalan Müminler'in canı kabzedilir.

    Bütün bunlar minimum ve ortalama süreçleri gösteriyor ki, hakiki tarihlerini Allah Teala'dan başka kimse bilemez.

    Demek istediğimiz Bediüzzaman Said Nursi Hz.'lerinin vermiş olduğu tarihler hakiki tarihlere göre hem yanlış, hem de verdiği kıyamet tarihi, kıyametin hakiki kopuş tarihine göre en az 1 asır geride kalmaktadır.

    Hadisler var olduğu halde kendisi bu tarihleri kesin olarak vermemiş olsa da, ima eder demiş olsa neden böyle bir yanlış cifir yoluna gitmiş anlamış değiliz; lakin sonuçta herkes aynı sureden farklı cifirler çıkarabiliyor ve bu da insanları yanlış sonuçlara götürüyor maalesef. Bu konularda kesin tarihler vermek insanı küfre düşürür zaten.

    YanıtlaSil
  2. Kesin hükümler vermeniz ne derece doğru bir şey demeyeceğim. Bediüzzaman bu cifri tarihleri yazalı neredeyse 1 asır oldu. Bu zaman içinde hesap yaparak Bediüzzamanın yanlış olduğunu kimse söylemedi. Ya da ben henüz görmedim.
    Bediüzzaman zaten parantez içinde hesabını yaparken harfleri nasıl ele aldığını da yazmıştır. Kendim cifirden biraz anlarım ama bu konuda uzman olmadığım için iddiada bulunacak değilim.
    Bediüzzaman zaten kesinlikle böyle olur dememiş. Bu konudaki gaybi yasağa riayeten ima ve remz kelimelerini kullanmış.
    Ben bu konularda her zaman temkinli konuşmuşum. Şu tarihte şöyle olacak demekten sakındım. Ancak burada Bediüzzaman bazı istihracatta bulunmuş, ben de zamanın insanları daha iyi anlasın diye sadeleştirdim ve özetledim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa abi, siz benim yazımı dikkatlice okumamışsınız anlaşılan, ben kesin hüküm vermekten kaçındım, hadislere göre ortalama olabilecek en yakın süreci m size! Siz tutmuşsunuz, hadislere bakmadan Bediüzzaman Efendi'nin tarihlerine kuşkusuz itimat ediyorsunuz! Cübbeli Ahmet Hoca da benimle ortalama tarih konusunda hem fikir, ama biz dikkat edin kesin tarih vermiyoruz, olabilecek en yakın süreci söylüyoruz! Size ve tavsiyem Cübbeli Ahmet Hoca'nın şu video sohbetini dinleyin.
      http://www.youtube.com/watch?v=MQ7zAuvBetM

      Sil
    2. Bediüzzaman'a ben itimad ediyorum ama Bediüzzaman kendi yaptığı istihracatların bazısının hata olduğunu kendisi de ifade etmiştir. Bahsettiğiniz gibi Güneşin batıdan doğmasından sonra 130 sene yaşanır. Dünya üzerinde Allaha hiç ibadet edilmeyen 100 sene yaşanır. Bir de buna önceden yaşanacak 40 yada 70 yıllık islam hakimiyetini eklersek 170-200 yıllık bir zaman olması lazım.
      Ebced hesabında şu harf şöyle olursa, durak olursa vs bir sürü şarta göre bir tarih çıkarılabilir de hangisi isabet eder Allah bir. Yanlış anlaşılmasın Bediüzzaman hata ederse hakkın hatırı yücedir. Deriz ki Bediüzzaman burada hata etmiştir. O zata karşı duyduğumuz hürmet ve itimat ayrı bir şeydir. Kim hak söylerse onun elini öperim.

      Sil
    3. Musafa abi, Said Nursi Hz. burada hata etmiş olsa bile 1 sevap almıştır inşallah! Bir hadis-i şerif'te deniyor ki:
      (Âlim, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [Buhari]
      Allah (c.c.)'a emanet olunuz.

      Sil
  3. İslam aleminin inşaallah 2082 yılı civarına kadar galibane mücahede edeceğini, o tarihler civarında kafirlerin müslümanlara galebe edeceğini, İslamın siyasi egemenliğinin belki de islam devletinin sona ereceğini, ondan sonra mağlup düşen ve gizlenen müslümanların kıyamete yakın bir zamana kadar mücahedesine devam edeceğini, Allahın takdir ettiği bir zamanda dünya üzerinde islamiyetin silineceğini Kur'an ve hadislerin manasıyla ve cifriyle anlamaktayız. Gelecekle ilgili konular hep perde altında ve üzeri örtülüdür. İmtihan sırrı bunu gerektirmektedir. Bu nedenle cifri hesaplar üzerinde tartışmalar olur. Sonuçta bu hesap kesinlikle öyle olacak iddiasıyla ortaya atılmaz. Bunlar gizli ilimler nevinden olduğundan elbette herkesi mecburen kabul ettirecek kesinlikte olmaz. Onun için ima, remiz, işaret eder denilir. Gayb Allahın takdirindedir.

    YanıtlaSil
  4. Buradan çıkardığımız sonuç: İslam alemi 1324 (1908) inkılabıyla bir çöküş içine yuvarlanmış. Ard arda savaşlardaki yenilgilerle İslamın kıvamı olan devleti Aliye Osmanlı imparatorluğu yıkılıp ortaya bir sürü devletçikler çıkmıştır. Ahirzaman fitneleri böylece zuhur etmiştir. Bu asır geçince ardından gelen asır İslamın yükseliş çağı olacaktır. 40 yıl yada 70 küsur yıl islam alemi parlak bir devir yaşayacaktır. Ondan sonra imtihan sırrı nedeniyle islam hızlı bir şekilde gerileyip geldiği yerden kaybolacaktır.

    YanıtlaSil
  5. Şimdi burada ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Said Nursi hz.leri @mehdialametleri kardeşimizin verdiği hadisleri çok daha iyi bellemiş ve biliyordur! Ama sanki burada bizim bilmediğimiz bir şeyler var gibi hissediyorum. Zaman anlayışında bir değişiklik olabilir mi? Yada daha farklı ve bizim kafamızın şu an alamayacağı olaylar... Mesela batıdan doğuş sonrası 120 sene hadisi şerifi. Tabi en doğrusunu Allah bilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. StickandCode kardeşim, anlaşılan sizin kafanız karışmış, hadi bana inanmıyorsunuz, en azından benimle hem fikir olan Cübbeli Ahmet Hoca'nın şu videosunu izlerseniz kafanızda az buçuk net bir bilgi oluşur kardeşim selametle:
      http://www.youtube.com/watch?v=MQ7zAuvBetM
      Peki sana soruyorum? Said Nursi Hz. büyük bir alim olabilir ama madem bu hadisleri yi bellmiş de o zaman neden doğru olmayan bir cifir hesabı yapmış anlamış değiliz hiç! Hadisler mi doğruyu söylüyor, Said Nursi Hz.'lerinin cifir hesabı mı? Karar sizin!

      Sil
    2. Demek istediğim o değil. Bazı fiziksel değişiklikler, yani zamannın kısalması gibi veyahut daha farklı bir bilimsel ve fiziksel değişim bu süreleri kısaltıp uzatabilir mi? En doğrusunu Allah bilir!

      Sil
  6. Bedizüüzaman hadis metninden çıkan kıyamete remz eden tarih "hattâ ye'tiyallahu bi emrihi" 1545 (2120) hesaplamış. Ama Fatiha'daki sıratallezine en'amte aleyhim cifri ise 1547 (2122) veya 1577 (2151) çıkıyor. Kimbilir daha başka ayetlerin cifri kaç çıkacaktır? Çünkü hesaplamada harflerin durumu, tenvin, durak vs. dikkate alındığında farklı tarihler çıkıyor. Bu durumda bilmediğim konularda Bediüzzaman tam isabet etmiş de diyemem, Bediüzzaman yanlış da diyemem. Hadis metni "hatta Allahın emri gelir" demektedir. Bu işaret kıyamete mi, yoksa kıyamet gibi büyük bir olay mı bilemiyorum. Bediüzzamana itimadım var. Ama hatasını isbat edecek kadar ilmim yok.

    YanıtlaSil