.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

21 Ağustos 2013 Çarşamba

ERDOĞAN YALNIZ MI KALDI?

Ergün Diler'in Takvim gazetesindeki 21 Ağustos 2013 günlü yazısından notlar:


BARONLAR ve AMERİKA, Mısır'da "İslami dil kullanılmaması ve Müslümanların sandık dışına itilmesi" konusunda anlaşmış görünüyor! Arap aleminin kalesi olan Mısır'da bu anlaşma tutar ve Müslüman Kardeşler ZORLA tasfiye olursa, ardında bir de TERÖRİST damgası yerse sırada Türkiye var demektir!
Enerji yollarının kontrolü ve paylaşımında İngiltere-Musevi aileler ve Avrupa, Amerika ile mücadele ederken biri sanki alçak bir sesle "Siz savaşırken aradan Müslümanlar ve özellikle Türkiye sıyrılacak!" demiş gibi bir hal var! Ve sanki tarihi mücadeleye ANKARA nedeniyle ara verilmiş gibi!
…………..
Gezi'de başlayan ve söylenildiği gibi MASUM olmayan gösterilerin tek amacı ERDOĞAN'dan kurtulmaktı!
Bakın AK PARTİ'den değil!
Bu ne demek!
Bu, şu demek; Mücadele eden İKİ GÜCÜN Erdoğan'ı tasfiye etmek için anlaşması demek! Aralarındaki kavgaya bir süre ara vermesi demek! Önce Ankara'yı halledelim, sonra kaldığımız yerden devam ederiz demek! 
………….
Türkiye hep bu iki gücün güdümünde kaldı! Hangisinin gücü ötekine yettiyse onun adamlarının yolu açıldı! 
…………
Büyüyen Türkiye ve Erdoğan durdurulamaz! Bunu biliyorlar! Enerji ile buluşan, terörü bitiren, cari açığı sonlandıran Ankara büyük tehlike! Ne yapıp edip bu rüzgarı kesmek için çırpınıyorlar! Kürt'üyle Türk'üyle büyüyen Türkiye, enerji ile buluşan milletin önünde kimse duramaz! Bu nedenle İNGİLTERE rahatsız! Musevi aileler rahatsız!
Ankara'nın durmadan ilerlemesinden Obama bile rahatsız!
Çünkü Ankara Ortadoğu'da bir oyun kurup başarıyla sonlandırdı mı karşı tarafın psikolojik üstünlüğü tamamen biter! Sıkıntı bu!
………….
Son viraja girildiğinin onlar da farkında!
Mart'taki seçimlere kadar Erdoğan'a fatura kesmek isteyecekler! Bu nedenle AK Parti seçmeni tanımlaması dışında kalan HERKES birleşmiş durumda! Arkalarında BARONLAR var! İngiltere, Avrupa ve Obama'ya rağmen hareket eden Amerika!
Karşıdaki CEPHE bu!
Büyük Türkiye'yi önlemek için büyük düşünen ve büyük ülke hayali kuran Erdoğan hedefte! Partisi değil! Çünkü amaçları Erdoğan'ı götürüp MUTEDİL birini getirmek! İddiasız ve önce BATI'ya kulak veren birini!
……………
Türkler çok uzun zaman sonra bir OYUN kurup finale gidiyorlar!
Dillendirilmeyen ve içeride oluşturulan koalisyonun derdi bu! Daha doğrusu onlara verilen görev bu! SANDIKTAN çıkamayan CHP de ayak oyunlarıyla gelme derdinde!
Bu nedenle Van'a, Hakkari'ye gitmeden Şam'a ve Bağdat'a gitti! Roller dağıtıldı çünkü! Öyle bir maç oynayacağız kiHAKEM yok! Bir yanda millet, bir yanda ipi dışarıda olanlar!
Çok zor olacak!


26 yorum:

  1. Mutedil görünen bu adam kim olabilir?
    Ekmeleddin İhsaoğlu'mu?

    YanıtlaSil
  2. Erdoğan'ın Dış Politika Başdanışmanı İbrahim Kalın'ın attığı bir tweet:

    "Türkiye Ortadoğu'da yalnız kaldı" iddiası doğru değil ama eğer bu bir eleştiri ise, o zaman söylemek gerekir. Bu, değerli bir yalnızlıktır."

    -Suriye'de zalim bir rejimin bütün şehirleri uçaklarla bombalayarak hedef gözetmeksizin yaptığı kitlesel katliamlar karşısında,
    -İnsanların, yaşlı, kadın dinlemeyen merhametsiz bombalardan kaçışları karşısında,
    - Mısır'da 17 yaşındaki bir kız çocuğunun sarı torbalı bir adamın hedef belirlemesiyle herkesin önünde adice öldürülmesi, 6 aylık bebelerin babalarının, dedelerinin kucağında küçük mezarlarına götürülmesi karşısında,
    -İran'ın, Hizbullah'ın, Müslüman ülkelerdeki bütün kredilerini tüketerek bu acımasız savaşlarda rol kapma çabasına girişenlerin utanmazlığı karşısında,
    -Halkın seçtiği meşru iktidarların zorbaca alaşağı edilmesi karşısında,
    -Evrensel değerleri işine geldiği zaman yüceltirken, Mısır'da iki yüzlülüğünü artık saklayamayacak hale gelen Avrupası, ABD'si karşısında,
    Yalnız kalmakla eleştiriliyorsak, "evet bu değerli bir yalnızlıktır" diyor İbrahim Kalın.

    YanıtlaSil
  3. Alıntı: Mehmet ACET
    Haber7 / 21 Ağustos 2013

    YanıtlaSil
  4. Evliyaullahın keşiflerinde Türkiye'nin Avrupa'dan dışlanacağına dair haberler var. Türkiye'nin zalimlerin yanında yer almaması şimdi içte ve dışta yoğun bir biçimde eleştirilmeye ve alaya alınmaya başlandı. Bunu bir politika yanlışlığı olarak sunmaya çalışmaktalar. Görelim mevla neyler neylerse güzel eyler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şu eski hürriyet yazarı agzı bozuk adam vardı.soguk soguk espiriler yapardı . o bu konu hakkında yazdı.birde murat yetkin bunu bugün yazdı.Türkiyenin yalnız kaldıgını dramatize ederek liste liste yazmış.Bizden menfaatimiz için zalimlerin tarafına gecmemiz isteniyor.

      Sil
  5. Avrupa avrupa birligini kurar romayı ihya eder.İran büyük sasani imparatorlugu kurma peşinde.Ama hain kılıçdaroglu yanına gittigi rafizi malikinin yanında ingiliz ve israil agzıyla konuşuyor.Akp yi osmanlıcılıkla sucluyor.

    YanıtlaSil
  6. ben mısırda mit pasiftir dedigimde bazıları bana inanmamştı..buyrun mitin mursi ile görüştüğünün kanıtı..http://www.timeturk.com/tr/2013/08/21/mursi-ile-gorusmek-icin-gizli-diplomasi-yurutuyoruz.html

    YanıtlaSil
  7. Muhtemelen, 17 Eylül'de açılacak TBMM'de muhalefet partileri, anayasa ve demokrasi paketi üzerinde tadı kaçıracak çıkışlar yapacak.
    Açılır açılmaz, üniversitelere polis giremez planı işlemeye başlayacak.
    Mitingler, gezide ölen vatandaşları anma toplantılarına ağırlık verilecek.
    29 Ekim Cumhuriyet Bayramına yönelik 'alternatif' programlar hazırlanacak.
    Kandil'deki PKK beyinlerinin tuzak kokan, sinsi konuşmalarına paralel, olası güneydoğu olayları mercek altında tutulacak.
    Ocak-2014'ten itibaren, belediye seçimleri propaganda dönemi tezgâhlarına geçilecek.
    Hedef: Mart seçimlerinden, Ak Parti'nin hem oy hem il bazında gerilemesi sağlamak.
    En büyük destekçilerinin, yabancı basın olacağını düşünüyorlar.

    ALINTI

    YanıtlaSil
  8. Ne yaparlarsa yapsınlar erdoğanı engelleyemezler..Şuan bölgede inanılmaz güçlü bir ülke var..Gezicilerin nerede ne yapacaklarından hepsinden devlet haberdardır..

    YanıtlaSil
  9. Şu dünyanın vicdanı Türkiye ve onun Başbakanı erdogan.Türkiye adlı gemimiz okyanusta karanlıkta ilerliyor.İnşallah ecdatımızın islama yaptıgı hizmetler ve bu topraklarda yatan binlerce evliya ve erenlerin hürmetine , yaptıgımız azgınlıklar sonucu gelecek musibetlere set çekerde sag salim kıyıya varırız.Ne diyeyim Başka .....

    YanıtlaSil
  10. utopik tahminler..

    Suleyman Cakir : Recep Tayyip Erdogan

    Polat Alemdar : Mehdi a.s.

    ***********

    Şeyh Bedreddin (kazasker) = Hifzi Çubuklu

    Şeyh Bedreddin`in adamlari : Börklüce Mustafa (Türkmen Bektaşi), Torlak Kemal ( Yahudilik'ten İslam'a gecmis). Bugune uyarlarsak Cubuklu ve Alevi ve Sabetaylarin isyani..

    ***********

    Enver Sedat . 6 Ekim 1981. Bagimsizlik Toreni. Suikast.

    A.G. 30 Agustos ???..

    Sonrasinda RTE C.Baskani,Zaman sahibi Basbakan. Yunan savasi. OHAL.
    ***************

    YanıtlaSil
  11. Geziciler 30 Ağustos’ta provokasyona hazırlanıyor
    Gezi Parkı eylemleriyle ülkeyi savaş alanına çeviren malum çevreler, şimdi de 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı fırsata dönüştürme peşindeler. İP, ADD, ÇYDD, Engelliler Federasyonu, Türkiye Emekli Subaylar Derneği, TGB, Ulusal Eğitimciler Derneği ve Vardiya Bizde Platformu gibi gruplar 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda ülkeyi karıştırmak için çeşitli gösteriler yapmaya hazırlanıyorlar.

    Türkiye’nin de Mısır ve Suriye gibi karışmasının peşinde koşan çevreler, ‘Sıcak Sonbahar’a hazırlanmaya devam ediyorlar. Gezi Parkı eylemleriyle ülkeyi savaş alanına çeviren marjinal sol gruplar şimdi de 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı fırsata dönüştürmek istiyorlar.
    İşçi Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Engelliler Federasyonu, Türkiye Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Gençlik Birliği, Ulusal Eğitimciler Derneği ve Vardiya Bizde Platformu gibi gruplar 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda ülkeyi karıştırmak için çeşitli gösteriler yapmaya hazırlanıyorlar. Adı geçen grupların üyeleri bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması yaptılar. Açıklamada ordunun yeniden millileştirilmesi vurgusu yapılırken, 30 Ağustos’taki kirli oyunu da açık ettiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ‘SICAK SONBAHAR’IN
      BAŞLANGICI
      Ergenekon Davası’nın karar duruşmasında müebbet hapis yiyen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek kararlara sinirlenmiş “Sıcak Sonbahar’a hazırlanın” diyerek hükümeti ve milleti tehdit etmişti. Perinçek’in militanlarının ise bu emri yerine getirmek için 30 Ağustos günü bayram bahanesiyle sokaklara inerek Gezi eylemlerinin ikinci ayağını başlatmaya çalışacakları belirtildi. Bu yönde yapılan açıklamada, Türk Ordusu’na sahip çıkılacağı vurgulanarak, “Türk Milleti ve O’nun içinden doğan Türk Ordusu, 30 Ağustos’ta, dünyada benzersiz bir mücadele ile işgal kuvvetlerini kesin bir yenilgiye uğrattı. Bu nedenle 30 Ağustos; “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla, tam bağımsız yaşama bilincine erişmiş bir ulusun, çağdaş, demokratik, laik bir devletin temellerini attığı gündür” denildi. Perinçek’in de kendisine bağlı olan ordu ve polis içerisindeki ‘Aydınlıkçı grubu’nu harekete geçirdiği ileri sürüldü.
      FİTİL 30 AĞUSTOS’TA ATEŞLENECEK
      Öte yandan 30 Ağustos günü akşamında Ankara Kızılay’da toplanacak grup meşalelerle Anıtkabir’e yürüyeceklerini açıkladı. Ancak kanunlara göre akşam saatlerinde gösteri ve yürüyüş yapmak yasak. Ulusalcıların burada polisle çatışmaya girerek ‘Sıcak Sonbahar’ın fitilini ateşlemek istedikleri belirtiliyor. Açıklamada, “30 Ağustos sabah saat 10.00’da Atatürk Kültür Merkezi’nde geçit törenine katılacağız ve aynı akşam saat 19.30’da Kızılay’da buluşarak Anıtkabir’e meşaleli yürüyüş gerçekleştireceğiz. Millet olarak çağdaş topluma, demokrasiye, bağımsız yargıya, özerk-bilimsel üniversiteye nasıl sahip çıkıyorsak, milli ordumuza da öyle sahip çıkacağız” denildi.
      “YENİDEN BÜYÜK TAARRUZ”
      HAZIRLIKLARI
      Geçtiğimiz günlerde İP yetkililerinin Otpor bağlantılı Sırp yetkililerle görüşerek sonbahar için planlar yaptıkları ortaya çıkmıştı. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı Gezi eylemlerine dönüştürmek isteyen grupların parolasının da “Yeniden Büyük Taarruz” olması dikkat çekti. Bu grupların Zafer Bayramı’na kadar çeşitli illerde “Yeniden Büyük Taarruz” adı altında çeşitli konferanslar düzenleyerek taraftar toplamaya çalıştıkları belirtiliyor.

      http://www.yeniakit.com.tr/aktuel/geziciler-30-agustosta-provokasyona-hazirlaniyor-h5058.html#.UhhendK8AQM

      Sil
  12. Cemaatte kasetleri servis etmeye başladı,önce küçük şehirlerden vuruyorlar. Tunceli,Niğde AKP ses kayıtları..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. The Cemaat ne kadar Nurcu?

      Söz konusu cemaatin kamuoyunda bir Nur cemaati olarak bilinen, hattâ kalabalığı ve malî gücü sebebiyle Nurcular denince ilk akla gelen bir topluluk olduğunu hepimiz biliyoruz.

      Siyasî ihtirasın sadece kişileri değil, toplulukları da nasıl ifsad edebildiğini gösteren en canlı örnekleri, siyasete fazlasıyla dalmış bir cemaatin içine düştüğü durumda şimdi hep beraber seyrediyoruz. Herşey açıkça cereyan ettiği ve yapılıp söylenenler göz önünde olduğu için, bu konuda çok fazla söz söylemeye zaten ihtiyaç kalmadı. Bizim dikkat çekmek istediğimiz husus, hükûmet düşürmeye çalışırken suçüstü yakalanan siyasî cemaatin yapıp ettiklerinden ziyade, bu yapılanların fatura adresini ilgilendiriyor.
      Söz konusu cemaatin kamuoyunda bir Nur cemaati olarak bilinen, hattâ kalabalığı ve malî gücü sebebiyle Nurcular denince ilk akla gelen bir topluluk olduğunu hepimiz biliyoruz. Oysa gerek gaye, gerekse metod açısından, Risale-i Nur ile “the Cemaat”i bir arada düşünmenin imkânsızlığı, bugüne kadar pek çok tecrübe ile ortaya çıkmıştır.
      The Cemaat’in Risale-i Nur ile ters düştüğü alanların başında siyaset gelir. The Cemaat’in siyasete yakınlığı ne kadar gerçek ise, Risale-i Nur’un ve Bediüzzaman Said Nursî’nin siyasetten uzaklığı da o kadar yaygın şekilde bilinen bir hakikattir. Burada, the Cemaat’i Risale-i Nur’dan ayıran bâriz farklar ortaya çıkıyor.



      Sil
    2. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Bediüzzaman’ın siyasetten uzaklığı, İslâmın siyaset üzerindeki hakimiyetini reddeden bir davranış değildir. Bilâkis, o, İslâmın sosyal hayata ve siyasete temas eden kanunlarını, hattâ âdâbını dahi hayatı pahasına açıkça ve kahramanca savunmuştur. “Şeriatın bir meselesine bin ruhum feda olsun” sözü, onun bu konudaki duruşunu en iyi anlatan bir paroladır.
      Bediüzzaman, Risale-i Nur’un İslâm dairesi içindeki özel hizmeti iman konularına dair olduğu için siyasetten uzak durmuştur. İman hakikatlerini maddî veya manevî, dünyevî veya uhrevî hiçbir şeye hiçbir surette âlet etmemek, tâbi kılmamak, basamak yapmamak ilkesi, Risale-i Nur hizmetinin en esaslı anayasa maddesidir. Bu ilkeyi titizlikle koruyan Nur talebeleri siyasete girmezler, mevki ve makamlara talip olmazlar, kadrolaşma gibi hareketlerin içinde bulunmazlar. Ancak, herkese olduğu gibi, tam bir eşitlik içinde ve hangi taraftan olduklarına bakmaksızın, talip olan siyasetçilere de iman hizmeti verirler. Bediüzzaman’ın “İman dersi için gelene tarafgirlik nazarıyla bakılmaz; dost-düşman derste fark etmez. Halbuki siyaset tarafgirliği bu mânâyı zedeler, ihlâs kırılır” sözü bu hakikati dile getirir.
      The Cemaat’in ise politikasız nefes dahi alamayacağı o kadar bilinen bir gerçek haline gelmiştir ki, kendilerini bu konuda aklamaya yönelik açıklamaları bile siyaset diliyle yapılmış olduğu için, bu açıklamaların içinde gerçeği olduğu gibi yansıtan bir cümle bulabilmek çok uzun çabalara ve aşırı derecede iyiniyetli bir yaklaşıma ihtiyaç göstermektedir. Bu açıklamaların şifresini çözmek için, söz konusu metinlere Bediüzzaman’ın “Lisan-ı siyasette lâfız mânânın zıddıdır” sözünün ışığında yaklaşmanız daha isabetli olacaktır.

      Sil
    3. Siyaset konusunda Risale-i Nur ile the Cemaat arasındaki ikinci önemli fark ise, hizmet iddiasıyla girdikleri siyasete bizim değerlerimizi taşımak yerine, oradan iktibas ettikleri değerleri Müslümanların hayat alanlarına taşımak şeklinde ortaya çıkıyor. Hergün nice örneklerine şahit olduğumuz bu vakıanın kendi başımdan geçen bir nümunesini bir ibret levhası olarak sunuyorum:
      Bundan iki ay kadar önce, tamamen İslâmî değerler çerçevesinde eğitim veren bir anaokulunun mezuniyet törenine katılmamız icap etti. Talihsizlik ise, bu okul yöneticilerinin tören için the Cemaat’e ait bir eğitim kurumu ile anlaşmış olmalarında ve başlarına geleceklerden habersiz bulunmalarındaydı.
      Salon ve sunucu the Cemaat’e ait olup program da yine onlar tarafından düzenlenince, daha gecenin ilk dakikasında, Besmele niyetine nâhoş bir sürprizle karşılaştık:
      Salonun iki tarafına yerleştirilmiş ekranlarda, Kur’ân için “Araboğlunun yavesi” diyen zâtın görüntüsü belirdi ve sunucu, bir salon dolusu mütedeyyin topluluğu bu resimlerin huzurunda saygı duruşuna kaldırdı!
      Bundan sonrası ise, biteviye Can Yücel şiirleriyle sürüp giden bir gece idi. Ama hakkını yemeyelim, the Cemaat’in sunucusu, o şiirlerin arasında bir yere Hz. Ali “aleyhissalâtü vesselâmdan” (!) bir vecize yerleştirmeyi de ihmal etmedi.
      Dikkat buyurunuz: Bu dayatma, ülkede Ergenekoncular ile kediseven Mehdimizden (ve tabii bir de kendilerinden) başka Atatürkçünün kalmadığı bir ortamda, tamamı dindar ailelerden meydana gelen bir topluluğa reva görülüyor! Hiçbir tehlikenin ve icbarın olmadığı bir ortamda, hiçbir meşru sebep yokken, Müslümanları emrivâki ile bir putperestlik ritüeline zorlamanın hangi hizmetle, hangi imanla, hangi siyasetle alâkası vardır? Bu durumda, the Cemaat’in şimdiye kadar “takiyye”yi kime karşı yaptığı konusunda şüpheye düşmez misiniz? (Meraklısına not: Bu satırların yazarı söz konusu ritüele iştirak etmediği gibi, elinin ve sözünün ulaşabildiği kişileri de bundan alıkoymaya çalışmış, bu arada geçen süreyi de Müslümanların başına bu çorabı örmeye çalışanlar için tahmin edebileceğiniz türden dualar okumakla değerlendirmiştir.)

      Sil
    4. Bu hadiseyi münferit olarak değil, Cemaat gazetesinin Afrikalı öğrencilerden iftiharla naklettiği “Bize Atatürk sevgisini öğretmenlerimiz aşıladı” sözleriyle, Moğolistan’a diktikleri büstü “Ulan Bator’a Atatürk mührü” olarak müjdeleyen başlıklarıyla, heykel dikme konusunda bazı Türk cumhuriyetlerinde karşılaştıkları güçlükleri nasıl aştıklarını övünerek anlatan the Cemaat önderinin beyanlarıyla beraber değerlendirdiğinizde, the Cemaat’in Kemalist değerleri sadece bu ülkenin çocuklarına aşılamakla yetinmeyip bütün dünyaya taşıma konusunda nasıl bir hamiyet sahibi olduğunu da açıkça göreceksiniz.
      Buna, başörtüsü konusundaki talihsiz tavırdan başlayıp İsrail mandacılığına kadar uzanan ve bugünlerde de Peygamberimizin lehviyat meclislerinde görüldüğü yolundaki iftiralara ve “Dâvâmız İslâm değil, insanlık dâvâsıdır” söylemine kadar gelip dayanmış bulunan bir çizgi içinde, istikrarlı bir şekilde yürüyen “değer aşındırma” ameliyesini de kattığınız takdirde, the Cemaat’i siyasete sevk eden asıl sebebin Müslümanlara birşey kazandırmak mı, yoksa onları ait olmadıkları bir yere taşımak mı olduğunu tesbit etmekte çok fazla zorlanmazsınız.

      Sil
    5. Şimdi işin asıl can alıcı yönüne geliyoruz:
      Bütün bu faaliyetler ve aşındırmalar kamuoyunda Risale-i Nur ile irtibatlandırılan bir cemaat eliyle gerçekleştirildiğinde, herkesten önce bundan zarar gören, Risale-i Nur ve cemaatleri oluyor. Daha önceki bir yazımızda da üzerinde durduğumuz gibi (bkz. “Risale-i Nur üzerinden neler pazarlanıyor?”), Risale-i Nur ile hiçbir ilgisi olmadığı halde onun nüfuzundan faydalanmak suretiyle kamuoyuna pazarlanan nice kavramlar var ki, bedelleri Risale-i Nur ve cemaatleri tarafından ödenmiştir ve ödenmeye devam etmektedir. Bunda, Nur talebelerinin payı da elbette ihmal edilemez. Vaktiyle birilerini muayyen bir çizgide tutabilmek ümidiyle yapılan iltifatlar ve sırt sıvazlamalar, umulan düzelmeyi netice verecek yerde, bilâkis o kimseleri daha da zaptedilmez hale getirmiş ve bugünkü tenkit edilemez, tenkit edilmesi tasavvur dahi olunamaz konumunu onlara kazandırarak evvelce hayallerden bile geçmeyen bâtıl düşünce ve uygulamaların yaygınlaşmasına meydan açmıştır.
      The Cemaat Risale-i Nur üzerinden pazarlama yapmak suretiyle ne kadar kazanç sağlar gözüküyorsa, gerçek Risale-i Nur cemaatleri de bu durumdan o kadar zarar görmektedir. Ödenen faturaların, Risale-i Nur cemaatleri ile ümmetin geri kalan kısmı arasında bir soğukluğa yol açtığını görmezden gelemeyiz. Ehl-i dalâlet ile işbirliği yaparak Müslümanları iktidardan indirmeyi 28 Şubat’tan bu yana bir gelenek haline getiren ve bir yandan meş’um 28 Şubat kararlarına içtihad sevabı bağışlarken diğer yandan da Müslümanlar hakkında “tenakür”den söz edenler sahte Nurcu kimlikleriyle ortada dolaştıkça, hakikî Nur talebeleri de bu hareketlerin yol açtığı infialden nasiplerini toplamaya devam edeceklerdir.
      Onun için, Risale-i Nur cemaatleri, eğer ümmetin geri kalan kısmıyla uhuvvet ve muhabbetlerini sağlamlaştırmak ve suizanlara son vermek istiyorlarsa, the Cemaat’ten teberrî etmek ve onlarla aralarındaki farkı vurgulamak zorundadırlar.
      (Konunun bir de maddî menfaatlerle ilgili kısmı var ki, bu da ayrıca üzerinde durulmayı gerektiriyor.)

      Ümit ŞİMŞEK / SonDevir
      umsimsek@gmail.com
      www.facebook.com/yazarumitsimsek
      twitter.com/umit_simsek

      Sil
  13. İktidar partisi cemaatin yoğunlaştığını ve gizli bilgilerin ele geçirildiğini bildiği için bazı değişmlere gitti ve gidecekte..Şuan iktidarda bakanlık koltugunda olan bazı muhteremler,rezivyondan sonra koltuklarından olup,ileri derecede eleştirilere başlayacaklar..Zaten ilk alarm zilleri eski kültür bakanı günay'ın deyimleriyle başladı..Muhalefet bir parti kurulacak..Çalışmalar çok hızlı bir şekilde devam ediyor..Cemaatin içerisinde elbette cia veya mossad veya diğer kuruluşlara calışanlar vardır ki bunlar bulundukları konum hasebiyle ciddi bir güce sahipler....Kanaatimce hoca efendi .muhtelemen bu olan bu olaylardan haberi vardır.derin cemaat içerisinde ona ciddi derecede baglı olanlar bilgileri sızdırıyorlar ve o da bu vesileyle bunu iktidarla paylaşıyor...Bir diğer hususta ayaklanmaların olacağıdır..Başbakan bunu bir kaç defa dedi..Belki bizde mısır gibi oluruz...Hatta bazı meydanların ismini vererek tahrir degil bizim meydanlarımız rabia meydanı gibi olur...Bunlar sinyallerdir...Antenleri açan bu sinyalleri kapar..Bir ülkenin başbakanın ne diye böylesine ciddi konuları ve milleti gerçekten korkutacak olayları birer örnek olarak verir ki ?? demek ki bundan bit yemi vardır deyip hazırlanmak lazımdır....Arkadaşlarında izah ettiği üzere sıcak sonbahara hazırlanıyoruz ümmet olarak...Onların yapacakları varsa ,bizlerinde Allah cc izniyle yaptıklarından haberdar oldugumuzu da bilsinler !!!

    YanıtlaSil
  14. Hz ali ( r.a ) dan nakil hadisi şerif " türkler çuş ettigi zaman " yani kaynadıgı zaman.Yani sanki o döneme hızla giriyoruz.İslam dünyasındaki ve özellikle ortadogudaki katliamlar devam ettikçe bu kaynama artacaktır.

    YanıtlaSil
  15. Hasim kardesim aynen bende oyle dusunuyorum. Buradaki Turklerden maksat dinden ok gibi cikan Turklerdir yani alevi kizilbaslardir. Onlarin hurucuna da az kaldi gibime geliyor. 6 eylul Sevval ayinin son gunu. O gune kadar bekleyip gorecegiz. 30 agustos torenlerinde de bir saldiri/suikast bekliyorum. Ayrica Suudlarda da bir kargasa cikacak gibi gozukuyor. Bir prens ayrildi gecenlerde,gerisi de gelebilir. Kral olunce bunlar kendi aralarinda savasabilirler. Allahu alem Allah c.c. Mehdi a.s. gelmeden dusmanlarini yok edecek,bolecek ya da kucultecektir.

    Ayrica Ordu`da da bir ayrisma bekliyorum. Neticede karisiklik olacak ama Allahin izni ile o bahsedilen emekli albay o itleri bir araya toplayip haklarindan gelecektir. O emekli albay %99.9 Hz.Mehdi`yi taniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmam Ali (R.A.) meşhur divanında Hz. Mehdî ve bazı ahirzaman hadîsatından bahsetmiştir. Bu divanın Müştakzade şerhinden aldığımız bir kısmı şöyledir:
      Tercümesi: Âyâ oğlum! Türkler cûş ettiklerinde (kaynadığında, karıştığında, yani haddini aştığında) Mehdî-i Âdil’e muntazır ol...

      KYE kardeşim nereden uyduruyorsun sen bu fitne çıkaracak olanların sadece alevi kızılbaşlar olduğunu. Sadece onlar değil solcuların çoğu ve sağcıların bir kısmı da fitne çıkarma peşindedir (ki fitne çıkarmak isteyen sağcılar hakiki sağcı değildirler, münafıktırlar). Hadiste bahsedilen Türkler karıştığındadan kasıt; Türkiye'nin Melhamelerin başlama zamanı gelince Şeyh Nazım Kıbrısi Hz.'lerinin beyan ettiği gibi yalnız ordunun değil, ahalinin (milis güçlerin) de sağ ve sol olmak üzere 2'ye ayrılmasıdır, şimdi değil! Sen 5 Ağustos'ta da Silivri Ceza evinde bir çatışma bekliyordun gerçekleşmedi, 30 Ağustos suikastı da gerçekleşmeyecektir emin ol! Burası Ortadoğu değil, Türkiye! Burada elini kolunu sallayan kolay kolay suikast yapamaz öyle!

      Hem Allah Teala Hz. Mehdi (a.s.)'yi evliyaullah'tan bile gizliyorken o bahsettiğin emekli albay kim oluyor da Hz. Mehdi'yi tanıyacakmış Yapma Allah'ını seversen, bu konuları bu kadar hafife alma lütfen!

      Ama Suudlarda kargaşa çıkmasını ve Türkiye'nin de 2'ye bölünmesini beklemen doğru kardeşim. Zira bunlar hadis-i şerif'lerde geçen hususlardır.

      Sil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Cemaatin parti kuracağını söylemiştim. Bakın şu yazıya :

    ANKARA'DA İLGİNÇ GELİŞMELER OLUYOR?

    Milletvekilleri ve bürokratlar arasında, pek kimse farkında olmasa da ilginç bir paralellik vardır;
    O da şu:
    Milletvekilleri de bürokratlar da “yarınını” düşünür.
    Ne demek istedim? Şunu:
    * Şayet bir milletvekili, partisinin gelecek seçimlerde bir varlık göstereceğine inanmıyorsa ya da kendi yerinin sağlam olmadığına kanaat getiriyorsa içten içe “gıdıklanır”. Çünkü bir milletvekili, içinde bulunduğu günü değil, bir sonraki adımı düşünür. Genelleyerek tüm siyasileri töhmet altında bırakmak da istemem; elbette istisnaları da vardır
    * Şayet bir bürokrat, siyasi iktidarın zayıfladığını varsayıyorsa, bir sonraki seçimlerde iktidar olamayacağı kokusunu aldıysa, büyük projelere, yüklü ihalelere, yatırımlara kolay kolay imza atmaz. Hatta, bağlı çalıştığı Bakan’la birlikte fazlaca gözükmemeyi tercih eder. Hele hele o partinin milletvekillerinin telefonlarına hiç çıkmaz.
    Bunları durduk yere neden anlattım.
    Başkent’ten ilginç istifa haberleri alıyorum.
    AKP’nin kuruluşundan bu yana görevde olan bazı üst düzey bürokratlar istifa etmeye başladı.
    İstifa eden bir yüksek bürokratı tanıyorum.
    Bir gerekçe göstermeden bastı istifayı ve gitti.
    Bu istifaların sebebi ne?
    Bana çok ilginç geldi.
    Peki, ya size?

    Adnan Öksüz.

    YanıtlaSil